Yayın Kurulundan

Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nin 69. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda iç ticaret, gümrük, kaçakçılıkla mücadele, Avrupa Birliği ve yapay zekayı içerir güncel araştırma ve değerlendirmeleri sizlere sunuyoruz.

Yönetim Kurulundan

Ticaret Uzmanları Derneği olarak, kuruluşumuzun 25. yılında daha önce olduğu gibi meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Çalışan Buluşlarının Ticari Sır Olarak Korunması: SMK M.116 Çerçevesinde Bir İnceleme

avatar

Çalışan buluşları, iş ilişkisi çerçevesinde çalışanların teknik bilgi ve yaratıcılıklarını kullanarak geliştirdiği yeniliklerin hukuki statüsünü düzenleyen ve taraflar açısından önemli sonuçlar doğuran bir alandır. Türkiye’de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile hizmet ve serbest buluş ayrımı yapılarak mülkiyet hakları, bedel talepleri ve uyuşmazlık çözümleri sistematik bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu çalışma, söz konusu genel çerçeveyi kısaca özetledikten sonra ağırlıklı olarak işverenin buluşu patent yerine ticari sır olarak koruma tercihinin hukuki ve ekonomik sonuçlarına odaklanmaktadır. Ticari sırrın Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümleri, TRIPS Anlaşması ve karşılaştırmalı hukuktaki unsurları esas alınarak, SMK m.116 kapsamındaki tercih hakkının sınırları, çalışanın sadakat borcu, makul bedel hesaplaması ve sırrın ifşası hâlinde doğacak hukuki sonuçlar incelenmiştir. Yöntem olarak ilgili mevzuat, doktrin tartışmaları, yargı içtihatları ve kanunun lafzi yorumu kullanılmıştır. Bulgular, ticari sır korumasının işveren için yasal bir hak olduğunu, ancak bu tercihin bedel hesaplamasında ve koruma süresinin sınırlandırılmasında önemli belirsizlikler yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak, patent koruma süresinin (20 yıl) azami sınır olarak kıyasen uygulanması ve sözleşmesel mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Türkiye’de Yolcu Beraberi Eşyanın Gümrük İşlemleri

ÖZET Yolcu beraberi eşya, uluslararası yolcu hareketliliğinin artmasıyla birlikte gümrük idarelerinin rutin operasyonlarında giderek artan bir öneme sahip hâle gelmiştir. […]

Türkiye’de Bakanlıkların Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Birimleri: Yapısal ve Fonksiyonel Bir İnceleme

avatar

TÜRKİYE’DE BAKANLIKLARIN AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMLERİ: YAPISAL VE FONKSİYONEL BİR İNCELEME Özet Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı dışındaki 16 bakanlığın […]

Biyometrik Tespit Sistemlerinin Gümrük Kontrolleri Açısından Değerlendirilmesi

avatar

ÖZET Biyometrik teknolojiler, kimlik doğrulama alanında yaşanan dijital dönüşümün en belirgin unsurlarından biri haline gelmiş; güvenlik politikalarından sınır yönetimine, kamu […]

Avrupa Gümrük Laboratuvarları Ağı (CLEN), Gıdalarda Mineral Yağ Hidrokarbonları (MOH) Kontrolleri ve Gümrük Laboratuvarı Raporlarının Tokenizasyonu

ÖZET: AB gümrük ve ticaret yasaları sürekli ve önemli hukuki, mali sonuçlar doğuracak şekilde değişmektedir. Bazı değişiklikler hemen yürürlüğe girmekte, […]

Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasının Türkiye’ye Olası Etkileri

avatar

ÖZET: Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirlilik, varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Bu konuda Avrupa Birliği (AB), bu sorunların […]

Gümrük Muhafaza Alanında Yapay Zekâ Destekli Çözümler: Proje Yönetimi ve Kurumsal Hazırlık Perspektifi

avatar

GÜMRÜK MUHAFAZA ALANINDA YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ ÇÖZÜMLER: PROJE YÖNETİMİ VE KURUMSAL HAZIRLIK PERSPEKTİFİ Özet Yapay zekânın (YZ) gümrük alanında kullanımı […]

Gümrük Muhafazada Dijital Göz: Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip Sistemi

GÜMRÜK MUHAFAZADA DİJİTAL GÖZ: GÜMRÜKLÜ EŞYA VE NESNE TAKİP SİSTEMİ ÖZET Küresel ticaret hacminin genişlemesi, sınır geçişlerinin hızlanması, artan teknolojik […]

Anonim Şirketlerde Sermayenin Azaltılması

ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYENİN AZALTILMASI Özet Bu çalışma, anonim şirketlerde sermayenin azaltılmasını Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde bütüncül biçimde incelemektedir. Çalışmanın amacı, […]

Yönetim Kurulundan

Ticaret Uzmanları Derneği olarak, kuruluşumuzun 25. yılında daha önce olduğu gibi meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Yayın Kurulundan

Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nin 68. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda yapay zekâdan sürdürülebilir tüketime, e-ticaretten gümrük ve ticaret mevzuatına kadar geniş bir yelpazede güncel araştırma ve değerlendirmeleri, küresel ticaretin yeni dinamikleri ışığında sizlere sunuyoruz.

Çevresel Beyan İçeren Reklamların İncelenmesi: Elektrikli Araç Reklamlarında Yer Alan “Sıfır Emisyon” İddiası

Çevresel sorunlara ilişkin tüketici bilincinin artması, şirketlerin üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinde çevresel unsurları ön plana çıkarmasına yol açmıştır. Bu süreçte, çevreye uyumlu uygulamalar geliştirerek reklamlarında bu yönlerini mevzuata uygun bir şekilde ön plana çıkaran şirketlerin yanı sıra, çevresel iddiaları gerçeğe aykırı veya abartılı biçimde kullanan reklamverenler de bulunmaktadır. Bu uygulama, literatürde “yeşil aklama” olarak adlandırılmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından 2020 yılında yapılan bir araştırmada, Avrupa Birliği genelinde çevresel beyanların %53,3’ünün belirsiz, yanıltıcı veya asılsız nitelik taşıdığı tespit edilmiştir (European Union, 2024).

Bu çalışmada, elektrikli araç reklamlarında sıklıkla kullanılan “sıfır emisyon” iddiası tüketici hukuku ve reklam hukuku perspektifinden incelenmektedir. Çalışmada, söz konusu beyanın tüketicilerde ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca çevreye zarar vermediği yönünde bir algı yaratma potansiyeline sahip olduğu ve bu nedenle yanıltıcı olabileceği hususu ileri sürülmektedir. Türkiye’deki düzenlemeler ve kararlar ile Birleşik Krallık’taki yaklaşımı ortaya koyan bir karara yer verilerek yapılan analiz sonucunda “sıfır emisyon” iddiasının ancak belirli bir kullanım veya yaşam döngüsü aşamasıyla açıkça sınırlandırılması halinde yeşil aklama uygulaması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Düşman Kardeşler: Yeşil ve Dijital Dönüşüm İkilemi

avatar

Son dönemde küresel ekonomi, hem iklim krizine karşı alınan yeşil önlemler hem de yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin hızla yayılması ile eşzamanlı olarak iki dönüşüm ekseninde evrilmektedir. Buna karşın, bu çalışmada kâğıt üzerinde birbirini tamamlayan bu iki sürecin, pratikte enerji talebi ve kaynak kısıtları nedeniyle çatışan hedeflere, yani birer “düşman kardeşe” dönüşebileceği ortaya konmaktadır.

Dijital teknolojilerin özellikle veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama yükleri aracılığıyla ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi fosil yakıtlardan çıkış stratejilerini zayıflatmakta ve dijitalleşme, karbon ölçümleme, akıllı şebekeler ve dijital ikiz sistemleri gibi yeşil dönüşüm bileşenleri için vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır. Bu ikilem, sadece teknik değil politik-ekonomik bir meseleye dönüşmekte; kritik madenlere olan bağımlılık, gelişmekte olan ülkelerde artan dönüşüm maliyetleri ve kurumsal kapasitelerdeki sınırlılıklar da eklendiğinde, ikiz dönüşüm sürecinin karmaşıklığı derinleşmektedir. Bu kapsamda çalışmayla birlikte dönüşüm süreçlerinin birbirlerini uğrattığı sekte sadece teknik bir sorun olarak değil; kritik madenlere erişim, enerji jeopolitiği ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki “ikiz baskı” gibi politik ekonomi boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Çalışmada ayrıca Türkiye için içine yerli dönüşümün de dahil edildiği ‘üçüz dönüşüm’ süreci için politika önerileri geliştirilmekte; dijitalleşme hızının yenilenebilir enerji kapasitesiyle senkronize edildiği ve yerli teknolojik yetkinliklerle desteklendiği bu üçlü yapının, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlayacağı ve küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünü sürdürülebilir kılacağı ortaya konmaktadır.