Yeni Batı Mah. Palandöken Cad. No: 92 Yenimahalle/ANKARA
ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYENİN AZALTILMASI
Özet
Bu çalışma, anonim şirketlerde sermayenin azaltılmasını Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde bütüncül biçimde incelemektedir. Çalışmanın amacı, sermaye azaltımının nedenlerini, türlerini, yöntemlerini ve sınırlarını açıklamak; azaltım sürecinde pay sahipleri ile alacaklıların korunmasına yönelik kuralları ortaya koymaktır. Öğreti görüşleri ve karşılaştırmalı hukuk yöntemi kullanılarak olağan ve basitleştirilmiş sermaye azaltımı, eş zamanlı azaltım ve artırım ile kayıtlı sermaye sistemindeki azaltım usulleri değerlendirilmiştir. Ayrıca genel kurul kararlarının geçersizliği ile pay sahipleri ve alacaklıların başvurabileceği davalar ele alınmıştır. İnceleme, sermayenin korunması ilkesinin azaltım sürecinin temelini oluşturduğunu; buna karşılık bilanço zararlarının giderilmesi amacıyla yapılan azaltımlarda alacaklıların durumunun kötüleşmemesi nedeniyle kolaylaştırılmış bir usulün uygulanabildiğini göstermektedir. İsviçre, Alman, İngiliz ve Amerikan hukuklarına ilişkin karşılaştırma ise farklı sistemlerde alacaklıların korunması ile şirketlerin finansal yeniden yapılandırma ihtiyacı arasında benzer bir denge arandığını ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Sermaye Azaltımı, Anonim Şirket, Sermayenin Korunması, Alacaklıların Korunması, Genel Kurul
CAPITAL REDUCTION IN STOCK CORPORATIONS
Abstract
This study provides a comprehensive examination of capital reduction in stock corporations under the Turkish Commercial Code. It aims to explain the grounds, types, methods and limits of capital reduction and to identify the rules protecting shareholders and creditors throughout the process. Drawing on doctrinal views and employing a comparative-law method, the article assesses ordinary and simplified capital reduction, simultaneous reduction and increase, and reduction under the registered capital system. It also addresses the invalidity of general assembly resolutions and the legal actions available to shareholders and creditors. The analysis shows that the principle of capital maintenance forms the basis of the statutory procedure. Nevertheless, a simplified procedure may apply where the reduction is limited to covering balance-sheet losses and does not worsen the position of creditors. The comparison with Swiss, German, English and American law further demonstrates that these systems seek a similar balance between creditor protection and companies’ need for financial restructuring.
Keywords: Capital Reduction, Stock Corporation, Capital Maintenance, Creditor Protection, General Assembly
GİRİŞ
Anonim şirketlerde sermayenin azaltılması zaman zaman gündeme gelebilen bir olgudur. Konuya yabancı olan birisi, usulde ve esasta paralellik ilkesi gereğince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK)[1] md. 421/I hükmü uyarınca sermaye artırımlarında uygulanan toplantı ve karar nisabı yerine neden TTK md. 473/III hükmünün atfıyla TTK md. 421/III hükmündeki ağırlaştırılmış nisabın uygulandığını sorgulayabilir. Bu nisabın kanun yapım sürecinde ortaya çıkışı öğretide eleştirilmekle birlikte, yürürlükteki sistem içerisindeki işlevi sermayenin korunması ilkesiyle birlikte değerlendirilebilir.
Öncelikle sermaye şirketleri, paylara bölünmüş sermaye yapısına ek olarak, şahıs şirketlerinde benimsenmeyen veya kısıtlı olarak benimsenen sınırlı sorumluluk esasını tam olarak benimserler. Bu nedenle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun[2] yalnızca limited şirketlerin kamu alacakları yönünden öngördüğü 35 inci maddedeki istisna dışında, kural olarak sermaye şirketlerinin hiçbir borcu sebebiyle, ortaklara başvurulamaz. Ancak şartları mevcutsa 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35 inci ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun[3] 10 uncu maddesi uyarınca kanuni temsilcilere başvurulabilir.
Şahıs şirketlerinden farklı olarak sermaye şirketlerinde, şirket alacaklıları şirket dışında bir muhatap bulamadığından ve ortaklara başvuramadığından, sermaye şirketlerinde sermayenin ve malvarlığının korunumu özel bir önem arz eder. Zira, başkaca bir ayni veya şahsi teminatla korunmayan şirket alacaklılarının şirketin malvarlığından başka başvurabileceği bir seçenek yoktur.
Sermaye şirketlerindeki sınırlı sorumluluk esası, şirket malvarlığının ve sermayenin korunmasına özel bir önem kazandırır. Şirket alacaklılarının başlıca güvencesi şirket malvarlığı olduğundan, sermayenin pay sahiplerine aktarılmasını veya bağlı malvarlığının azalmasını önleyen kurallar alacaklıların korunmasına hizmet eder. Sermaye artırımı kural olarak bu güvenceyi güçlendirirken sermaye azaltımı alacaklıların güvencesini etkileyebilecek bir işlemdir. Bu nedenle, TTK md. 473/III hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisap, yasama sürecindeki oluşumuna ilişkin tartışmadan bağımsız olarak, yürürlükteki sermaye azaltımı sistemi içerisinde sermayenin ve alacaklıların korunmasına hizmet eden bir güvence işlevi görmektedir.
Bu çalışmanın temel tezi, Türk Ticaret Kanununun şirket alacaklılarını üç katmanlı bir sistemle koruduğudur. Birinci katmanı TTK md. 473/II hükmündeki azaltım sonrasında aktif yeterliliğinin belirlenmesi; ikinci katmanı TTK md. 474 hükmündeki çağrı, ödeme ve teminat usulü; üçüncü katmanı ise TTK md. 475 hükmündeki tescil engeli ile işlem sonrası dava imkânı oluşturur.
Çalışmanın birinci bölümünde sermayenin azaltılması kavramı tanıtılacak, bu kapsamda sermayenin azaltılması ihtiyacını doğuran nedenler ortaya konularak, sermaye azaltımının türleri ve yöntemleri açıklanacak, daha sonra ise sermaye azaltımında öngörülmüş olan sınırlar ortaya konulacaktır.
Çalışmanın ikinci bölümünde, sermayenin azaltılması usulleri ayrı ayrı ortaya konulacaktır. Bu kapsamda, başta esas usul olan olağan sermaye azaltımı açıklanarak, daha sonra basitleştirilmiş sermaye azaltımı ve sermayenin eş zamanlı azaltım ve artırımında usul ele alınacaktır. Nihayet, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş şirketlerdeki sermaye azaltımı usulü hakkında da bilgi verilecektir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde sermayenin azaltımı işlemiyle bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek davalar ele alınacaktır. Her şeyden önce sermayenin azaltılması, bir esas sözleşme değişikliği işlemi olması nedeniyle ancak bir genel kurul kararına istinaden yapılacak tescille gerçekleştirilebilir. Bu sebeple şartları varsa, TTK md. 445 ve devamı hükümleri dairesinde genel kuruldaki sermayenin azaltılması kararının butlanının tespiti veya iptali için dava açılması söz konusu olabilir. Ayrıca pozitif hukukta düzenlenmemekle birlikte yokluğun tespiti davası da açılabilir. Bunun haricinde sermayenin azaltımı işlemine karşı hem pay sahiplerinin hem de alacaklıların açabildiği başka özel davalar vardır. Üçüncü bölümde bunlar ele alınacaktır.
Nihayet çalışmanın son bölümünde sermayenin azaltımı karşılaştırmalı hukuk boyutuyla ele alınacak, bu kapsamda İsviçre, Almanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sermaye azaltımına ilişkin kurallar genel hatlarıyla tanıtılacaktır.
1. SERMAYENİN AZALTILMASI KAVRAMI
1.1. SERMAYENİN AZALTILMASI İHTİYACI VE NEDENLERİ
1.1.1. Genel Olarak
Sermaye azaltımı ihtiyacı çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Bu sebepler ihtiyaca göre değişebilmekte olup, tespit edilen temel sebepler şunlardır:
Sermayenin pay sahiplerine iadesi ihtiyacı,
Taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermayeye ihtiyaç kalmaması,
Bilanço zararlarının kapatılması ihtiyacı,
Hukuki sebepler.
Hukuki sebepler de kendi içinde ayrılmaktadır. Bu kapsamda TTK md. 376 hükmü gereğince sermayenin kaybı sebebiyle sermaye azaltımı ihtiyacı doğması, TTK md. 386 hükmü uyarınca şirketin iktisap ettiği ancak elden çıkaramadığı payların itfası ihtiyacı doğması, TTK md. 445 ve devamı hükümleri doğrultusunda yokluğu veya batıl olduğu tespit edilmiş veyahut iptal edilmiş bir sermaye artırımı kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması ihtiyacının doğması ve nihayet TTK md. 162 hükmü uyarınca bölünme sebebiyle sermaye azaltımı ihtiyacının doğması zikredilebilir[4].
1.1.2. Sermayenin Pay Sahiplerine İadesi
Sermayenin pay sahiplerine iadesi ihtiyacı, kendi içerisinde farklı sebeplere dayanıyor olabilir. Örneğin, yapılması planlanan bir projenin iptal edilmiş olması sebebiyle kullanımına ihtiyaç kalmamış olan sermayenin pay sahiplerine iadesi gündeme gelebilir. Yahut yüksek kârlılık sonucunda sermayeden yüksek miktarda serbest yedek akçe birikmiş bir şirkette sermayenin amortizasyonu denilen yöntemle[5], şirketin sahip olduğu sermaye tamamen pay sahiplerine dağıtılarak, eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı yoluyla sermayenin iç kaynaklardan artırılmak suretiyle yerine konması söz konusu olabilir. Sebep ne olursa olsun, sermayenin yeniden pay sahiplerine iadesi amacı temel bir amaç olarak ortaya çıkabilmektedir.
1.1.3. Ödenmemiş Sermayeye İhtiyaç Kalmaması
Anonim şirketlerde ayni sermayenin aksine nakdi sermayenin yalnızca yüzde yirmibeşinin tescilden önce ödenmesi yeterlidir (TTK md. 344/I). Anonim şirket kuruluşuna ilişkin bu hüküm, nakdi sermaye artırımlarına da kıyasen uygulanır (TTK md. 459/III). Böyle bir durumda geri kalan kısmın tescilden sonra yirmi dört ay içerisinde ödenmesi gerekir. İşte şirkette bu şekilde taahhüt edilmiş ancak henüz bedeli ödenmemiş olan nakdi sermaye bulunabilir. Herhangi bir sebeple, kuruluşta veya sermaye artırımında henüz ödenmemiş nakdi sermayeye ihtiyaç kalmadıysa, bu taahhüt edilen kısmın da sermaye azaltımı ile ortadan kaldırılması mümkündür[6].
Bir örnek üzerinden somutlaştırmak gerekirse, X anonim şirketi sermayesini 1.000.000 TL’den 5.000.000 TL’ye çıkarmış, ancak artırılan 4.000.000 TL’lik kısmın sadece yüzde yirmibeşi yani 1.000.000 TL tescilden önce ödenmiştir. Bu durumda X şirketinin sermaye artırımı sonrasındaki sermayesi 5.000.000 TL, ödenmiş sermayesi ise 2.000.000 TL’dir. Her ne sebeple olursa olsun, X şirketinin ödenmemiş olan 3.000.000 TL’lik kısma ihtiyacı kalmamıştır. Bu durumda şirketin sermaye azaltımı yapması gerekir. Zira şirketin tescilli sermayesi 2.000.000 TL değil 5.000.000 TL’dir. Eğer sermaye azaltımı gerçekleştirilmezse, esas sözleşmede daha erken ödenmesi öngörülmediği sürece en geç tescilden itibaren yirmi dört ay içinde geri kalan 3.000.000 TL’nin ödenmesi TTK md. 344/I amir hükmü nedeniyle kanuni bir zorunluluktur. O sebeple pay sahipleri bu ödeme borcundan kurtulmak istiyorlarsa mutlaka sermaye azaltımı gerçekleştirmek zorundadırlar.
1.1.4. Bilanço Zararlarının Kapatılması
Bazen anonim şirketler zarar edebilirler. Şirketin zarar ettiği durumda, aslolan zararların ileride edilecek kârla kapatılmasıdır. Ancak bazı durumlarda pay sahipleri zararı bünyeden atmak için sermaye azaltımı yoluna gitmek isteyebilirler. Zira zarar etmiş bir şirket, her şeyden önce geçmiş yıllardaki zararını kapatmadan kâr payı dağıtamaz (TTK md. 509/II). Şirket yeniden kâr dağıtabilir hâle gelmek gibi bir amacı olmasa bile, yalnızca finansal durumunun sağlıklı hâle gelmesi için de sermaye azaltımı gerçekleştirebilir[7].
TTK md. 376 hükmünde öngörülen sermaye kaybı hâlleri, şirketi belirli tedbirleri değerlendirmeye zorlar. Bilanço zararlarının kapatılması amacıyla ve yalnızca açık oranında yapılan azaltımda TTK md. 474/II hükmü uyarınca alacaklılara çağrı yapılmasından ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir. Ancak bu istisna TTK md. 473 hükmündeki, azaltım sonrasında şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak miktarda aktifin şirkette bulunduğunun belirlenmesi şartını ortadan kaldırmaz.
Sözgelimi, 1.000.000 TL sermayesi olan bir şirket, sermayesinin 300.000 TL’lik kısmını zararlar nedeniyle kaybetmişse, özvarlığı 700.000 TL tutarında demektir. Bu şirket sermayesini 300.000 TL azaltarak 700.000 TL’ye indirirse, tam olarak zarar tutarında sermaye azaltımı yapacağı için kolaylaştırılmış usulde azaltım gerçekleştirebilir. Burada şirketin alacaklılara çağrı yapmasına ve teminat göstermesine gerek yoktur. Zira azaltım sonrasında serbest yedek akçeye dönüşen ve pay sahiplerine dağıtılabilir bir tutar yoktur. Ancak bu şirket sözgelimi sermayesini 500.000 TL azaltarak 500.000 TL’ye indirirse, bilanço zararının üzerinde bir oranda azaltım yaptığı için böyle bir ihtimalde kolaylaştırılmış sermaye azaltımı usulünden yararlanamaz. Bu durumda şirket sermaye azaltımı sonrasında 500.000 TL’lik yeni sermayenin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yettiğini ispatlamak zorundadır.
1.1.5. Hukuki Nedenler
1.1.5.1. Sermayenin Kaybı Sebebiyle Azaltım
Sermaye kaybı, sermaye azaltımının gündeme geldiği başlıca hukuki nedenlerden biridir. TTK md. 376/II hükmü uyarınca, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması hâlinde yönetim kurulu genel kurulu derhâl toplantıya çağırır. Genel kurulun gerekli tedbirlerden birine karar vermemesi hâlinde şirket kendiliğinden sona erer.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin[8] 7 nci maddesine göre genel kurul, TTK md. 473–475 hükümleri uyarınca sermayenin azaltılmasına, sermayenin tamamlanmasına veya sermayenin artırılmasına karar verebilir. Genel kurul kalan sermayeyle yetinmeye karar verirse sermaye azaltımı TTK md. 473–475 hükümlerine göre gerçekleştirilir. Sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunması şartıyla sermaye, kanuni asgari tutara kadar indirilebilir.
Tebliğin 10 uncu maddesi uyarınca genel kurul; sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılmasıyla birlikte eş zamanlı olarak artırılmasına, azaltım yapılmaksızın sermayenin artırılmasına veya sermayenin tamamen ödenerek artırılmasının ardından azaltılmasına karar verebilir. Her bir seçeneğin uygulanmasında anılan maddede öngörülen ödeme ve özvarlığın korunması şartlarına uyulması gerekir.
TTK md. 376/II hükmü, belirli ağırlıktaki sermaye kaybında şirketin mali durumuna müdahale edilmesini zorunlu kılan özel bir hükümdür. Bu hüküm, sermaye azaltımının genel dayanağını veya ön şartlarını düzenlemez. Üçte ikilik kayıp bulunmayan bir şirket de TTK md. 473–475 hükümlerindeki şartlara uymak ve azaltım sonrasında TTK md. 332 hükmündeki asgari sermaye tutarını korumak kaydıyla sermayesini azaltabilir[9].
Sermayesi ve kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalan şirket, sermayenin tamamlanmasına veya sermaye artırımına karar vermiyorsa mutlaka sermaye azaltımına karar vermek zorundadır; aksi takdirde TTK md. 376/II hükmü uyarınca kendiliğinden sona erecektir[10].
1.1.5.2. Şirketin Pay İktisabı Sebebiyle Azaltım
Anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap ve rehin olarak kabul etmesi, TTK md. 379 ila 389 hükümleri arasında sıkı kurallara tabi tutulmuştur. TTK md. 384 ve 385 hükümlerinde, iktisap durumunda elden çıkarmanın zorunlu olduğu haller düzenlenmiştir[11]. Eğer şirket bu hükümlere göre elden çıkarmayı gerçekleştiremezse, TTK md. 386 hükmü uyarınca elden çıkarılamayan payları sermaye azaltımı yoluyla hemen yok etmesi gerekmektedir.
1.1.5.3. Genel Kurul Kararlarının Geçersizliği Sebebiyle Azaltım
Öğretide bazı durumlarda sermaye artırımı kararının geçersizliğine karar verildiği için sermaye azaltımına gidilmesi gerekebileceği belirtilmekte ise de, kanımızca bu mümkün değildir. Zira burada sermaye azaltımı değil, kanuna aykırı tescilin yokluk, butlan veya iptal sebebiyle sicildeki kaydın değiştirilerek eski hâle getirilmesi söz konusudur[12].
Sözgelimi X Anonim Şirketinin sermayesini 500.000 TL’den 1.000.000 TL’ye artırması tescil edilmiş, ancak tescilden sonra açılan butlanın tespiti davası sonucunda sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının batıl olduğu tespit edilmişse, bu durumda sicildeki kaydın değiştirilerek eski hâline getirilmesi gerekmektedir[13].
Böyle bir durumda şirketin sermaye azaltımı yaparak sermayesini düzeltmesi söz konusu olmaz. Eğer pay sahipleri geçersiz hâle gelen sermaye artırımına ilişkin şirkete ödeme yapmışlarsa, geçersizliğe ilişkin mahkeme kararı sonrasında pay sahiplerinin ödeme sebebi ortadan kalktığı için bu ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre pay sahiplerine iade edilmesi gerekir.
1.1.5.4. Bölünme Sebebiyle Azaltım
TTK md. 162 hükmü: “Bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması hâlinde 473, 474 ve 592 nci maddeler ile kooperatiflerde Kooperatifler Kanununun 98 inci maddesine dayanılarak bu Kanunun 473 ve 474 üncü maddeleri uygulanmaz.” şeklindedir.
Bir anonim şirketin bölünmesi durumunda zorunlu olarak sermaye azaltımı gerçekleştirmesi gerekebilir. Böyle bir durumda sermaye azaltımına ilişkin TTK md. 473 ve 474 hükümleri uygulanmaksızın bu azaltım gerçekleştirilebilir. Yine TTK md. 179/II hükmünde de, kısmi bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması gerekiyorsa buna ilişkin esas sözleşme değişikliğinin tescil edileceğini hüküm altına almaktadır.
Burada bölünme gibi önemli bir işlemde neden sermaye azaltımında alacaklıların haklarının korunmasına ilişkin TTK md. 474 hükmünün devre dışı bırakıldığı sorusu akıllara gelebilir. Bunun nedeni bölünmede alacaklıların TTK md. 174 ve devamı hükümleri kapsamında zaten özel olarak korunuyor olmasıdır. Bu hükümler alacaklılara yeterince güvence sağladığı için, ayrıca TTK md. 474 hükmünün uygulanmasına gerek bulunmamaktadır[14].
1.2. SERMAYENİN AZALTILMASI TÜRLERİ
1.2.1. Genel Olarak
Türk hukukunda sermaye azaltımı dört türde ortaya çıkabilmektedir:
Olağan sermaye azaltımı,
Basitleştirilmiş sermaye azaltımı,
Eş zamanlı azaltım ve artırım.
Eş zamanlı artırım ve azaltım.
Çalışmanın bu bölümünde, sermaye azaltımı türleri hakkında kısa bilgi verilecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise her türe göre sermaye azaltım usulü ve yapılması gereken işlemler detaylı olarak açıklanacaktır.
1.2.2. Olağan Sermaye Azaltımı
Olağan sermaye azaltımı öğretide kurucu veya etkili sermaye azaltımı olarak da adlandırılmaktadır. Bu adlandırma, azaltım kararının tescilinin hukuki etkisine değil, azaltım sonucunda şirket malvarlığından pay sahiplerine gerçek bir aktarım yapılabilmesine dayanmaktadır. Buna karşılık bilanço zararlarının kapatılmasına yönelik basitleştirilmiş azaltım, şirketin malvarlığında yeni bir azalma meydana getirmeyip esas sözleşmedeki sermaye tutarını bilançoda zaten gerçekleşmiş kayba uyarladığı için açıklayıcı veya itibari sermaye azaltımı olarak nitelendirilmektedir. Bununla birlikte her iki azaltım türünde de sermaye değişikliği tescille hüküm doğurduğundan, açıklayıcı azaltım kavramı bu usulde tescilin açıklayıcı nitelikte olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.
Öğretide basitleştirilmiş sermaye azaltımı için kullanılan “açıklayıcı sermaye azaltımı” ifadesi, azaltım kararının tescilinin açıklayıcı nitelikte olduğu şeklinde anlaşılmaya elverişlidir. Oysa gerek olağan gerekse basitleştirilmiş sermaye azaltımında esas sözleşmedeki sermaye tutarı tescille değiştiğinden, tescil kurucu niteliktedir. Bu nedenle, tescilin kurucu veya açıklayıcı etkisine ilişkin kavramlarla karışıklığa yol açabileceği gerekçesiyle, çalışmada “kurucu–açıklayıcı sermaye azaltımı” ayrımı yerine “olağan–basitleştirilmiş sermaye azaltımı” ayrımı tercih edilmiştir[15].
Olağan sermaye azaltımı ile basitleştirilmiş sermaye azaltımının en büyük farkı, olağan sermaye azaltımında alacaklılara çağrı yapılarak talepte bulunan alacaklılardan alacakları muaccel olanlara ödeme yapılması, müeccel olanlara da teminat verilmesinin söz konusu olmasıdır. Olağan sermaye azaltımı, adından da anlaşılacağı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun temel aldığı sermaye azaltım türüdür.
1.2.3. Basitleştirilmiş Sermaye Azaltımı
Basitleştirilmiş sermaye azaltımı, bilanço açığının kapatılması amacıyla yalnızca bu açık oranında yapılan azaltımdır. Pay sahiplerine dağıtılabilir bir tutar doğmadığından TTK md. 474/II hükmü, yönetim kuruluna alacaklıları çağırmaktan ve bildirilen alacakları ödemek veya teminat altına almaktan vazgeçme imkânı tanır. Bununla birlikte alacaklıların korunması tamamen ortadan kalkmaz; TTK md. 473/II hükmündeki aktif yeterliliğinin belirlenmesi şartı basitleştirilmiş azaltımda da uygulanır.
1.2.4. Eş Zamanlı Sermaye Azaltımı ve Artırımı
Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı, aynı genel kurul kararıyla tek bir işlemle önce sermayenin azaltılıp sonra artırılmasıdır. Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı bir yönüyle özel bir sermaye azaltımı türü, diğer bir yönüyle ise özel bir sermaye artırımı türüdür[16].
Sözgelimi sermayesi 1.000.000 TL olan bir anonim şirketin sermayesinin 400.000 TL’lik kısmı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa ve hem bu zararın ortadan kaldırılması, hem de şirketin sermayesinin 2.000.000 TL’ye çıkarılması amaçlanıyorsa, 400.000 TL’lik sermaye azaltımı ve bunu takiben 1.400.000 TL’lik sermaye artırımı yapılarak arzulanan sonuca ulaşılabilir.
Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı, teknik olarak tek bir genel kurul kararı olduğu için ve sermayenin azaltılmasına ilişkin karar nisabı, sermayenin artırımına ilişkin karar nisabından daha yüksek olduğu için, bu işlemde de kural olarak sermayenin azaltılmasına ilişkin karar nisabı (TTK md. 473/III atfı ile TTK md. 421/III) uygulanır.
1.2.5. Eş Zamanlı Sermaye Artırımı ve Azaltımı
Eş zamanlı sermaye artırımı ve azaltımı, aynı genel kurul toplantısında sermayenin önce artırılmasına ve ardından azaltılmasına karar verilmesidir. Bu yöntemde, eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımından farklı olarak işlemlerin sırası tersine çevrilmekte; önce şirkete yeni kaynak sağlanmakta, daha sonra sermaye azaltılmaktadır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin[17] md. 10/1,c hükmüne göre, artırılan sermaye bedellerinin tamamen ödenmesi şartıyla sermayenin istenilen düzeyde artırılmasına ve daha sonra azaltılmasına aynı genel kurul toplantısında karar verilebilir. Bu durumda, sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılmadan artırılmasına ilişkin aynı fıkranın (b) bendindeki ödeme koşulu aranmaz.
Sözgelimi sermayesi 1.000.000 TL olan bir anonim şirketin sermayesinin 400.000 TL’lik kısmı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa ve şirketin zararları kapatıldıktan sonra sermayesinin 1.600.000 TL olması amaçlanıyorsa, öncelikle sermaye 1.000.000 TL artırılarak 2.000.000 TL’ye çıkarılabilir. Artırılan 1.000.000 TL’lik sermaye bedelinin tamamen ödenmesinin ardından sermaye, 400.000 TL tutarındaki zararın kapatılması amacıyla aynı tutarda azaltılarak 1.600.000 TL’ye indirilebilir. Böylece şirketin bilanço zararı ortadan kaldırılırken nihai sermayesi başlangıçtaki sermayesinin üzerinde belirlenmiş olur.
İşlemler sonucunda tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunması zorunludur. Eş zamanlı artırım ve azaltıma ilişkin karar da, yukarıda eş zamanlı azaltım ve artırım kararına ilişkin açıklandığı şekilde teknik olarak tek bir genel kurul kararı teşkil eder.
1.3. SERMAYENİN AZALTILMASI YÖNTEMLERİ
1.3.1. Genel Olarak
Anonim şirketlerde sermaye azaltımı üç farklı yöntemde olabilir:
Payların itfası,
Payların birleştirilmesi,
Payların itibari değerinin azaltılması.
Aşağıda bu yöntemler açıklanacaktır.
1.3.2. Payların İtfası
Payların itfası, payların doğrudan yok edilmesi suretiyle sermayenin azaltılmasıdır. Her payı 1 TL değerinde olan 1.000.000 TL sermayeli bir şirketin sermayesi, payların itfası suretiyle 600.000 TL’ye indirilmek isteniyorsa, bu durumda 400.000 adet payın yok edilmesi (itfası) gerekir[18].
Payların itfasında TTK md. 357 hükmünde düzenlenen eşit işlem ilkesi gözetilmelidir. Buna göre aynı hukuki ve fiilî durumda bulunan pay sahipleri, kural olarak azaltım yüküne sahip oldukları paylarla orantılı biçimde katılmalıdır.
1.3.3. Payların Birleştirilmesi
Payların birleştirilmesi suretiyle azaltım birden fazla payın itibari değerleri indirilerek tek pay altında toplanmasıdır. Söz gelimi, itibari değeri 1 TL olan iki payın bir araya getirilerek itibari değeri 1 TL olan tek bir payda birleştirilmesi durumunda, nihai olarak sermaye ½ oranında azaltılmış olur[19].
1.3.4. Payların İtibari Değerinin Azaltılması
Payların itibari değerinin azaltılması yoluyla sermaye azaltımında sermaye itibari değerin düşürülmesi suretiyle azaltılmaktadır[20]. Örneğin her payı 10 TL değerinde olan toplam 1.000.000 TL sermayeli bir şirketin sermayesi payların itibari değerinin azaltılması suretiyle 600.000 TL’ye düşürülmek isteniyorsa, burada yapılması gereken her payın itibari değerinin 10 TL’den 6 TL’ye düşürülmesidir. Böylece toplamda 400.000 TL’lik sermaye azaltılacak ve şirketin yeni sermayesi 600.000 TL olacaktır.
Payların itibari değerinin azaltılması suretiyle sermaye azaltımı, eşit işlem ilkesini kendiliğinden gözetiyor olması açısından avantajlıdır. Diğer taraftan, her şirkette bu şekilde sermaye azaltımı yapılamaz. Nitekim TTK md. 476/I hükmü uyarınca payın itibari değeri en az 1 kuruş olabilir. Şayet bir şirketin paylarının itibari değeri zaten 1 kuruş ise, bu şirketin payın itibari değerini azaltmak suretiyle sermaye azaltımı yapması mümkün değildir. Zira payları hâlihazırda asgari değerdedir.
1.4. SERMAYENİN AZALTILMASININ SINIRLARI
1.4.1. Asgari Sermaye Tutarı
Sermaye azaltımında asgari sermaye tutarının altına inilemez (TTK md. 473/V).
Anonim şirketlerin asgari sermayesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilk yürürlüğe girdiğinde esas sermaye sistemini benimseyen şirketler için 50.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen şirketler için ise 100.000 TL olarak belirlenmişti. Ancak bu asgari sermaye tutarının Cumhurbaşkanınca artırılabileceği hüküm altına alınmıştır (TTK md. 332/I).
24/11/2023 tarihli ve 7887 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, 01.01.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, esas sermaye sistemini benimseyen anonim şirketler için asgari sermaye 250.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen anonim şirketler için ise 500.000 TL olarak belirlenmiştir.
Söz konusu Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen Geçici 15 inci madde ile, mevcut sermayesi 250.000 TL’nin altında kalan anonim şirketlerin, 31.12.2026 tarihine kadar sermayelerini bu meblağa yükseltmeleri gerektiği, aksi takdirde infisah etmiş sayılacakları hüküm altına alınmıştır. Keza kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan anonim şirketler de başlangıç sermayelerini ve çıkarılmış sermayelerini 500.000 TL’ye yükseltmedikleri takdirde, anılan tarih sonunda kendiliğinden kayıtlı sermaye sisteminden çıkmış sayılacaktır.
1.4.2. Asgari İtibari Değer
Daha önce de bahsi geçtiği üzere, TTK md. 476/I hükmü uyarınca payın itibari değeri en az bir kuruştur ve bu değer ancak birer kuruş ve katları olarak yükseltilebilir. Bu nedenle bir payın değeri sözgelimi yarım kuruş olarak belirlenemeyeceği gibi, bir kuruşun katları olmayan bir değer olarak, mesela iki buçuk kuruş olarak da belirlenemez[21]. Bununla birlikte azami itibari değer açısından bir kısıtlama söz konusu değildir. Tek pay sahipli anonim şirketlerde, başka bir pay sahibi olmadığından, bir payın anonim şirketin tüm sermayesi olarak belirlenmesi dahi mümkündür. Yani bir pay, sermayenin tamamını temsil eder.
Yukarıda da açıklandığı üzere, asgari itibari değer sınırı özellikle payın itibari değerinin düşürülmesi suretiyle yapılan sermaye azaltımında önem arz eder. Payın itibari değerinin bir kuruşun katları olarak belirlenmesi kuralı da bazı durumlarda sermaye azaltımının bu yöntemle yapılmasına engel teşkil edebilir. Söz gelimi her payın 10 kuruş değerinde olduğu bir anonim şirkette sermaye 1.000.000 TL ise ve 250.000 TL’lik sermaye azaltımı sonucunda sermayenin 750.000 TL’ye düşürülmesi amaçlanıyorsa bu sermaye azaltımı salt itibari değer azaltma suretiyle yapılamaz. Çünkü bu durumda nihai olarak payların değeri 7,5 kuruşa düşmektedir, ancak TTK md. 476/I hükmü buçuklu kuruş şeklinde paya izin vermemektedir. Bu şekilde bir sermaye azaltımı ancak payların itfası yöntemiyle yahut önce payların itibari değerinin azaltma yapmaya uygun bir şekilde değiştirilmesiyle gerçekleştirilebilir.
1.4.3. Eşit İşlem İlkesi
Eşit işlem ilkesi daha önce de bahsi geçtiği üzere sermaye azaltımı açısından başka bir temel sınırı oluşturur. Paylar üzerinde işlemin eşit işlem ilkesine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir[22]. Eşit işlem ilkesi özellikle payların itfası şeklinde yapılan sermaye azaltımlarında daha çok önem kazanır.
Söz gelimi her payın 1 TL itibari değere sahip olduğu, 1.000.000 TL sermayeli bir anonim şirkette sermayenin 400.000 TL azaltılarak 600.000 TL’ye düşürülmesi amaçlanıyorsa ve bu şirketin üç pay sahibi olan A’nın 200.000 payı, B’nin 300.000 payı, C’nin ise 500.000 payı varsa, bu durumda eşit işlem ilkesine uygun bir şekilde payların itfası suretiyle sermaye azaltımı yapılabilmesi için nasıl bir yol izlenmelidir?
Somut örnekte bütün paylar aynı gruba ve aynı itibari değere sahip olup pay sahiplerinin farklı işleme tabi tutulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle eşit işlem ilkesine uygun yöntem, azaltım yükünün pay sahipleri arasında mevcut pay oranlarına göre dağıtılmasıdır. Her payın itibari değeri 1 TL olduğundan, 400.000 TL tutarındaki sermaye azaltımı için 400.000 payın itfa edilmesi gerekir. İtfa edilecek paylar, her pay sahibinin sahip olduğu pay sayısı yüzde kırk oranında azalacak şekilde belirlenmelidir.
Buna göre A’nın paylarından 80.000, B’nin paylarından 120.000 ve C’nin paylarından 200.000 adedi itfa edilir. Azaltım sonucunda A’nın 120.000, B’nin 180.000 ve C’nin 300.000 payı kalır; böylece pay sahiplerinin sırasıyla yüzde 20, yüzde 30 ve yüzde 50 olan ortaklık oranları korunur. Pay sahiplerinin aynı hukuki konumda bulunduğu bu örnekte oransal itfa, TTK md. 357 hükmündeki eşit işlem ilkesine uygun sonucu sağlar.
2. SERMAYENİN AZALTILMASI USULÜ
2.1. OLAĞAN SERMAYE AZALTIMINDA USUL
2.1.1. Yönetim Kurulunun Karar Alması
Olağan sermaye azaltımında sermaye azaltımı yapılabilmesi için öncelikle sermaye azaltımına yönelik bir yönetim kurulu kararı alınmalıdır. Sermaye maddesinin tadil edilmiş metni bu aşamada hazırlanmak zorunda değildir.
Özellikle Ticaret Bakanlığından izin alınan anonim şirketler yönünden Bakanlık sermaye azaltımına ilişkin tadil metninin bu aşamada hazırlanmış olmasını aramamakta, yönetim kurulu kararında gündemde esas sözleşme değişikliği yapılacağı anlaşılan bir genel kurul yapılacağı şeklindeki içeriği yeterli bulmakta, tadil metni ile yönetim kurulu kararının ayrı ekler olarak sunulmasına imkân sağlamaktadır.
Yönetim kurulunun çağrı ilanında yer alması gereken bazı şeyler vardır. TTK md. 473/I hükmünün ikinci cümlesi uyarınca, “Genel kurul toplantısına ilişkin çağrı ilanlarında, mektuplarda ve internet sitesi bildiriminde, sermaye azaltılmasına gidilmesinin sebepleri ile azaltmanın amacı ve azaltmanın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı bir şekilde ve hesap verme ilkelerine uygun olarak açıklanır.”
Bu sebeple, sözgelimi söz konusu çağrı ilanında neden sermaye azaltımı ihtiyacı doğduğu, azaltmanın pay sahiplerine sermaye iade amacıyla mı yapılacağı, bilanço zararlarının kapatılması amacıyla mı yapılacağı yahut başka bir amaçla mı yapılacağı, azaltmanın payların itfası, birleştirilmesi yahut itibari değerlerinin azaltılması suretiyle mi yapılacağı gibi hususların açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
2.1.2. Yönetim Kurulu Raporu
Yönetim kurulunun, çağrı ilanındaki hususların yer aldığı bir raporu ayrıca hazırlaması gerekir. Bu rapor da sermaye azaltımı kararıyla birlikte genel kurula sunulur. Genel kurulca onaylanmış rapor da ayrıca tescil ve ilan edilir.
2.1.3. Mali Müşavir Raporu
TTK md. 473/II uyarınca, “sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak miktarda aktifin şirkette varlığı belirlenmiş olmadıkça sermayenin azaltılmasına karar verilmez.” Bu hükmün 6335 sayılı Kanunla değişmeden önceki halinde söz konusu raporun işlem denetçisi tarafından hazırlanacağı hüküm altına alınmaktaydı. Ancak 6335 sayılı Kanunla işlem denetçisi kavramı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmeden ve uygulama fırsatı bulunmadan hukukumuzdan çıkarılmıştır. Bu durumda bu raporu kimin hazırlayacağı konusunda bir kanun boşluğu ortaya çıkmıştır.
Öğretide bu kanun boşluğu karşısında raporu yönetim kurulunun hazırlaması veya boşluğun 6762 sayılı mülga Kanun hükümlerine göre doldurulması teklif edilmiştir[23]. Mülga Kanun döneminde sermaye azaltımı yapılabilmesi için mahkemece üç bilirkişi tayin edilmesi ve bilirkişilerin müşterek rapora göre sermaye azaltımı gerçekleştirilmesi söz konusuydu.
Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY)[24] ise söz konusu kanun boşluğunu, esas sermaye azaltımının tescili için sicil müdürlüğüne sunulması gereken belgeleri düzenleyen 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, bu belgenin bir serbest muhasebeci mali müşavir raporu[25] veya yeminli mali müşavir raporu olarak düzenlenmesini aramak suretiyle doldurmuştur. Keza aynı maddenin ikinci fıkrasında, denetime tabi şirketlerde bu raporun şirket denetçisi tarafından düzenlenebileceği de hüküm altına alınmıştır[26].
Biz de Ticaret Sicili Yönetmeliğiyle öngörülen çözümün, oluşan kanun boşluğu sonrasında amaca uygun olduğu düşüncesindeyiz.
2.1.4. İzin ve Uygun Görüş Alınması
Bazı anonim şirketlerin Ticaret Bakanlığından veya başkaca kurumlardan sermaye azaltımı işlemlerinde izin ve uygun görüş alması gerekebilmektedir. Nitekim Ticaret Bakanlığının bu yetkisi TTK md. 333 hükmü ile kanunda düzenlenmiş olup, konu ile ilgili olarak Anonim ve Limited Şirketlerinin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin[27] 5 inci maddesinde söz konusu şirketler şunlar olarak belirlenmiştir:
Bankalar,
Finansal kiralama şirketleri,
Faktoring şirketleri,
Tüketici finansmanı ve kart hizmetleri şirketleri,
Varlık yönetim şirketleri,
Sigorta şirketleri,
Anonim şirket şeklinde kurulan holdingler,
Döviz büfesi işleten şirketler,
Umumi mağazacılıkla uğraşan şirketler,
Tarım ürünleri lisanslı depoculuk şirketleri,
Ürün ihtisas borsası şirketleri,
Bağımsız denetim şirketleri,
Gözetim şirketleri,
Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri,
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketler (bu kapsamda halka açık anonim ortaklıklar, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vb. gibi pek çok şirket bulunmaktadır),
Serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketler
Bu şirketlerden bazılarının esas sözleşme değişiklikleri başka kuruluşların uygun görüşüne de tabi olabilmektedir. Örneğin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun[28] 16 ncı maddesi uyarınca bankaların tüm esas sözleşme değişiklikleri aynı zamanda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun da uygun görüşüne tabidir. Keza 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun[29] 33 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca halka açık anonim ortaklıkların esas sözleşme değişiklikleri için ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınması gerekmektedir. Buna mukabil, halka açık bir banka hem 5411 sayılı Kanun, hem de 6362 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, Ticaret Bakanlığına yapılacak izin başvurusu öncesinde ayrı ayrı Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan izin alınması gerekmektedir.
Söz konusu izin ve uygun görüşlerin genel kurul yapılmadan önce alınmış olması gerekmektedir.
Son olarak, Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinden ayrılmaktadır. Anılan hüküm, sermaye azaltımına ilişkin esas sözleşme değişikliği için Bakanlığa yapılacak izin başvurusuna, sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak miktarda aktifin şirkette mevcut olduğunu belirleyen yeminli mali müşavir raporunun; denetime tabi şirketlerde ise denetçi raporunun eklenmesini aramaktadır. Dolayısıyla Bakanlık iznine tabi olmayan anonim şirketlerden farklı olarak, Bakanlık iznine tabi anonim şirketlerin izin başvurularında serbest muhasebeci mali müşavir tarafından düzenlenen rapor yeterli değildir.
2.1.5. Genel Kurulun Yapılması
Gerekli hazırlıklar tamamlandıktan ve uygun çağrı prosedürleri işletildikten sonra, gündeminde sermaye azaltımının bulunduğu genel kurul yapılır. Genel kurul kararında aranacak nisap için TTK md. 473/III hükmü, TTK md. 421/III hükmündeki ağırlaştırılmış karar nisabını aramaktadır. Buna göre esas sermaye azaltımı, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır[30]. Bu yüksek nisap öğretide eleştirilere konu olmuştur[31]. Kanımızca esas sermaye azaltımının, anonim şirketlerin temel ilkelerinden biri olan sermayenin korunması ilkesini doğrudan etkileyen yapısı göz önünde bulundurulduğunda, yüksek nisap aranmış olması amaca uygundur.
Sermaye azaltımı kararıyla birlikte, yönetim kurulunun çağrı ilanında belirtilen hususlara ilişkin hazırladığı rapor da genel kurulca onaylanır.
2.1.6. Alacaklıların Korunması
Olağan sermaye azaltımı ile basitleştirilmiş sermaye azaltımı arasındaki en büyük fark alacaklıların korunması yönünden ortaya çıkmaktadır. Alacaklıların korunmasının ne şekilde gerçekleştirileceği, TTK md. 474/I hükmünde ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre;
“Genel kurul esas sermayenin azaltılmasına karar verdiği takdirde, yönetim kurulu, bu kararı şirketin internet sitesine koyduktan başka, 35 inci maddede anılan gazetede ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, yedişer gün arayla, üç defa ilan eder. İlanda alacaklılara, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki üçüncü ilandan itibaren iki ay içinde, alacaklarını bildirerek bunların ödenmesini veya teminat altına alınmasını isteyebileceklerini belirtir. Şirketçe bilinen alacaklılara ayrıca çağrı mektupları gönderilir.”
Görüldüğü üzere, alacaklıların korunması için üç defa ilan usulü öngörülmüştür. Üç ilan arasında yedişer gün ara öngörüldüğünden, ilanların yapılabilmesi en az 14 günlük bir süre gerekmektedir. Üçüncü ilandan sonra ise alacaklıların alacaklarını bildirmek için iki aylık süresi bulunmaktadır. Bu süre içerisinde şirkete ulaşan alacaklılar, alacaklarının niteliğine göre ödenmesini veya teminat altına alınmasını isteyebilir. Kural olarak başvuru tarihi itibariyle muaccel alacakların ödenmesi, müeccel alacakların ise teminat altına alınması gerekir[32].
Ancak şirket muaccel bir alacağı ödemek yerine teminat altına almak istiyorsa ve alacaklı bu duruma açıkça muvafakat ediyorsa kanımızca bunun da mümkün olması gerekir. Benzer şekilde, şirketin müeccel bir alacağı vadesi gelmeden ödemesi de teminat vermek yerine seçebileceği bir alternatiftir.
Alacaklıların korunması sürecinden sonra ise TTK md. 475/I hükmü gündeme gelebilir. Anılan hüküm, “Sermaye, ancak alacaklılara verilen sürenin sona ermesinden ve beyan edilen alacakların ödenmesinden veyateminat altına alınmasından sonra azaltılabilir; aksi hâlde alacaklılar şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde sermayenin azaltılması işleminin tescilinin ilan edilmesinden itibaren iki yıl içinde sermayenin azaltılmasının iptali davası açabilirler. Teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açıktır.” şeklindedir.
2.1.7. Esas Sözleşme Değişikliklerinin Tescil ve İlanı
Genel kurul kararı alındıktan ve alacaklıların korunması süreci gerçekleştirildikten sonra yönetim kurulu tarafından sermaye azaltımına ilişkin kararın tescil ve ilan ettirilmesi gerekir. Nitekim TTK md. 475/IV hükmünde de, TTK md. 473, 474 ve 475 hükümlerinde öngörülen süreçler tamamlanarak yazılı şartlara uyulmuş olduğunu gösteren belgeler ibraz edilmeden sermaye azaltımına ilişkin karar ve sermayenin azaltılması olgusunun tescil edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Nitekim TSY md. 79 hükmünün birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde de, şirket alacaklılarına yedişer gün arayla yapılan ilanların sicil gazetesi örnekleri ile alacakların ödendiği veya teminat altına alındığını gösteren belge örneklerini sermaye azaltımı kararının tescilinde aranacağı hüküm altına alınmıştır. Sermaye azaltımı kararıyla birlikte yönetim kurulunun genel kurulca onaylanan raporu da tescil ve ilan ettirilir (TTK md. 473/I, son cümle).
2.1.8. Kararın İcrası
Kararın tescil ve ilanından sonra, olağan sermaye azaltımı kapsamında pay sahiplerine bir iade yapılması öngörülmüşse bu iade gerçekleştirilir. Azaltım kararının uygulanabilmesi için pay senetlerinin değiştirilmesi, damgalanması veya başka bir şekilde miktarının azaltılması gerekiyorsa, senetlerin şirkete geri verilmesi hususunda pay sahiplerine ihtarda bulunulur. İhtarda, geri verilmeyen pay senetlerinin şirket tarafından iptal edilebileceği açıkça belirtilir. İhtara rağmen geri verilmeyen pay senetleri şirket tarafından iptal edilebilir (TTK md. 475/II)[33].
2.2. BASİTLEŞTİRİLMİŞ SERMAYE AZALTIMINDA USUL
Basitleştirilmiş sermaye azaltımında bilanço açığı yalnızca açık oranında kapatılır. TTK md. 474/II hükmü, bu durumda yönetim kuruluna alacaklıları çağırmaktan ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçme yetkisi verir.
Dolayısıyla TTK md. 474/I hükmündeki ilan ve buna bağlı bekleme süreci ile TTK md. 475/I hükmünün çağrıya cevap veren alacakların ödenmesi veya teminatlandırılmasına ilişkin kısmı uygulanmaz. Buna karşılık TTK md. 473/II hükmündeki aktif yeterliliğinin belirlenmesi şartı devam eder; nitekim bu usulde de Ticaret Sicili Yönetmeliği uyarınca mali müşavir raporu veya denetçi raporu aranmaktadır. Basitleştirilmiş usul, alacaklı korumasının tümüyle kaldırılması değil, pay sahiplerine dağıtılabilir bir kaynak doğmayan azaltımda çağrı ve teminat katmanının uygulanmamasıdır.
2.3. EŞ ZAMANLI AZALTIM VE ARTIRIMDA USUL
Sermayenin eş zamanlı azaltım ve artırımında, birbirine bağlı bir sermaye azaltımı ile sermaye artırımı işlemi söz konusudur. Bununla birlikte işlemlerin aynı genel kurul kararında birbirine bağlı olarak karara bağlanması, azaltım aşamasında TTK md. 332 hükmünde öngörülen asgari sermaye tutarının altına inilmesine imkân vermez. Bu nedenle sermaye, eş zamanlı olarak artırılacak olsa dahi, azaltım sonucunda 250.000 TL’nin altına düşürülemez.
Bir örnek üzerinden somutlaştırmak gerekirse, sermayesi 500.000 TL olan ve bu sermayenin 250.000 TL’lik kısmı zarar sonucu karşılıksız kalan bir anonim şirkette, sermayenin önce 250.000 TL azaltılarak kanuni asgari tutara indirilmesi ve ardından 750.000 TL artırılarak 1.000.000 TL’ye çıkarılması mümkündür. Buna karşılık sermayenin azaltım aşamasında 250.000 TL’nin altına indirilmesi, aynı genel kurul kararıyla gerçekleştirilecek artırım sonucunda yeniden kanuni asgari tutarın üzerine çıkılacak olsa dahi mümkün değildir.
Eş zamanlı azaltım ve artırımda tek bir genel kurul kararı mevcut olduğundan azaltım ve artırım kararının farklı genel kurul kararları olarak farklı nisaplara göre alınması söz konusu olmaz. Burada hangi nisap daha ağırsa o nisap hem azaltım hem de artırım kararına uygulanmalıdır. Böylelikle azaltım ve artırım kararlarından birinin genel kurulda kabul edilip öbürünün reddedilmesi gibi bir tehlike ortaya çıkmaz.
Normalde esas sermaye azaltımına TTK md. 421/III hükmünde düzenlenen yüzde yetmişbeşlik nisap uygulandığından genellikle eş zamanlı azaltım ve artırım kararına da bu nisap uygulanır. Ancak bazı durumlarda sermaye artırımı için gereken nisap, azaltım için gereken yüzde yetmişbeşlik nisaptan daha yüksek olabilir. Örneğin TTK md. 421/II hükmü uyarınca, bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar tüm pay sahiplerinin oybirliğiyle alınabilir[34]. Eğer sermaye azaltımı sonucunda şirketin bünyesinden silinmemiş bazı zararlar mevcutsa ve artırım kararının tamamı veya bir kısmı bu zararları kapatmak için alınıyorsa burada bilanço zararlarının kapatılması sebebiyle pay sahiplerine yeni pay verilmediği için böyle bir kararın oybirliğiyle alınması gerekir[35]. Artırım kararının oybirliğiyle alınması gerektiği için eş zamanlı azaltım ve artırım işleminin tamamına oybirliği uygulanır.
Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, 500.000 TL sermayeye sahip bir anonim şirketin sermayesinin 300.000 TL’lik kısmı zararlar nedeniyle karşılıksız kalmış ise, öncelikle sermayenin asgari sermaye miktarı olan 250.000 TL’ye kadar azaltılıp, daha sonra açıkta kalan 50.000 TL’lik zararın kapatılması için pay sahiplerinin ödeme yapmasına karar alınması halinde durum böyledir. Böyle bir kararda 50.000 TL’lik kısım bilanço zararlarının kapatılması amacıyla ödendiği için bu karar ancak oybirliği ile alınabilir.
Eş zamanlı azaltım ve artırım usulünde, artırımın iç kaynaklardan yapılması da mümkündür[36].
2.4. EŞ ZAMANLI ARTIRIM VE AZALTIMDA USUL
Eş zamanlı sermaye artırımı ve azaltımında, aynı genel kurul toplantısında sermayenin önce artırılmasına ve ardından azaltılmasına ilişkin birbiriyle bağlantılı kararlar alınır. Bu usul, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin[37] md. 10/1,c hükmünde düzenlenmiştir.
Genel kurul öncelikle sermayenin istenilen düzeyde artırılmasına karar verir. Artırılan sermayeye ilişkin bedellerin tamamen ödenmesi zorunludur. Bu şartın yerine getirilmesi hâlinde, sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılmadan artırılmasına ilişkin Tebliğin md. 10/1,b hükmündeki ödeme koşulu aranmaz. Artırımın ardından genel kurul sermayenin azaltılmasına karar verir.
Sermaye artırımı ve azaltımı aynı toplantıda karara bağlanmakla birlikte, her işlem kendi bünyesine uygun hükümlere tabidir. Bu nedenle artırım bakımından Kanunun sermaye artırımına, azaltım bakımından ise sermaye azaltımına ilişkin hükümlerine uyulması gerekir. Azaltım bilanço açığının kapatılması amacıyla ve yalnızca açık oranında yapılıyorsa TTK md. 474/II hükmü uyarınca alacaklılara çağrı yapılmasından ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir. Bu koşulların bulunmaması hâlinde olağan sermaye azaltımına ilişkin alacaklıları koruyucu usul uygulanır.
Artırım ve azaltıma ilişkin kararların birbirine bağlı olduğu genel kurul kararında açıkça gösterilmelidir. Kararların alınmasında, bağlantılı işlemlerden hangisi daha ağır bir toplantı veya karar nisabına tabi ise bu nisabın işlemin bütünü bakımından esas alınması gerekir.
İşlem sonucunda tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunması zorunludur. Artırılan sermaye bedellerinin tamamen ödendiğini ve işlem sonucunda bu özvarlık koşulunun sağlandığını gösteren belgeler de tescil başvurusunda ticaret sicili müdürlüğüne sunulmalıdır.
2.5. KAYITLI SERMAYE SİSTEMİNDE AZALTIM USULÜ
Kayıtlı sermaye sisteminde genel kurul, yönetim kuruluna belli bir süre için ve belli bir sermaye tavanı çerçevesinde, genel kurul kararı aranmaksızın sermaye artırımı yapma yetkisi vermektedir.
Öğretide, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bir şirketin aynı usulde, yani genel kurul kararına ihtiyaç duyulmaksızın yalnızca yönetim kurulu kararı ile sermaye azaltımı yapıp yapamayacağı hususu tartışılmıştır. Bazı yazarlar bunun mümkün olduğunu iddia etse de öğretideki hâkim görüş kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş şirketlerde de sermaye azaltımının esas sermaye sistemindeki anonim şirketlerde olduğu gibi genel kurul kararı ile yapılacağıdır[38].
Konuyla ilgili olarak TTK md. 473/VI hükmü, “Bu madde ile 474 ve 475 inci maddeler, kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış sermayenin azaltılmasına kıyas yoluyla uygulanır.” şeklindedir. Dolayısıyla kayıtlı sermaye sisteminde esas sermaye sisteminde olduğu gibi genel kurul kararı usulüyle mi sermaye azaltımı yapılacağı, yoksa sermaye azaltımına ilişkin hükümlerin, yönetim kurulu kararı alınmak suretiyle mi kıyas yoluyla uygulanacağı konusunda kanunda bir açıklık yoktur.
Kanımızca, kayıtlı sermaye sisteminde de sermaye azaltımının genel kurul kararı aracılığıyla gerçekleştirilmesi daha uygun bir çözümdür. Nitekim sermaye azaltımı istisnai nitelikte bir işlem olduğu için bunun sadece yönetim kurulu iradesine bırakılması uygun olmamalıdır.
Bununla birlikte, İsviçre Borçlar Kanununda benimsenmiş olan ve Türk hukukundaki kayıtlı sermaye sistemine benzeyen Kapitalband sisteminde yönetim kurulu, alt ve üst sınırları belirlenmiş olan sermaye miktarları arasında hem artırım hem azaltım yapma yetkisine sahiptir[39].
3. SERMAYENİN AZALTILMASINDA DAVALAR
3.1. GENEL KURUL KARARLARININ GEÇERSİZLİĞİ
Çalışmanın ikinci bölümünde işlendiği üzere ister esas sermaye sisteminde olsun, ister kayıtlı sermaye sisteminde olsun, sermayenin azaltılması kararı hep bir genel kurul kararıdır. Her genel kurul kararında olduğu gibi, bu kararlar da yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabilirler.
3.1.1. Yokluk
Yokluk yaptırımında, kararın kurucu unsurlarının mevcut olmaması sebebiyle karar hukuken yoktur. Yokluğa verilen en bilindik örnek, genel kurul kararının nisaplara uygun olarak alınmamış olmasıdır[40]. Şayet sermaye azaltım kararı yüzde yetmişbeşlik nisaba uygun olarak alınmamışsa ve her nasılsa tescil edilmişse, hukuki yararı olan herkes bu kararın yokluğunu iddia ederek yokluğun tespiti davası açabilir[41]. Yokluğun tespitinden sonra, karar hiç var olmamış gibi tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkar.
3.1.2. Butlan
Butlan, bir hukuki işlemin ağır bir geçersizlik sebebi nedeniyle ölü doğması, baştan itibaren sonuçlarını doğurmaması demektir. Genel kurul kararının butlan sebeplerinin neler olabileceği TTK md. 447 hükmünde özel olarak düzenlenmiştir. Bu hükümde:
Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,
Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,
Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,
Genel kurul kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmaktadır.
Sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırılık, sermayenin azaltılmasında özellikle gündeme gelebilir. Örneğin eş zamanlı sermaye artırımıyla tamamlanması söz konusu olmaksızın sermayenin TTK md. 332 hükmünde öngörülen asgari tutarın altına indirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı, TTK md. 473/V hükmü ile sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırı olduğundan TTK md. 447/I,c hükmü uyarınca batıldır.
Eşit işlem ilkesine aykırı yapılmış bir sermaye azaltımı kararının batıl mı iptal edilebilir mi olduğu hususu tartışmalıdır. Nitekim genel kurul kararları açısından açıkça zikredilmese de eşit işlem ilkesine aykırı yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu TTK md. 391 hükmünde ifade edilmişken, genel kurul kararları açısından eşit işlem ilkesi butlan sebepleri arasında sayılmamıştır.
Öğretide, eşit işlem ilkesine aykırı genel kurul kararlarında aykırılığın niteliğinin önem taşıdığı kabul edilmektedir. Örneğin eşit işlem ilkesine münferit, arızi nitelikteki aykırılıkların (o yılki kâr payı dağıtımında eşit işlem ilkesine uyulmaması gibi) yaptırımının iptal edilebilirlik, devamlı sonuç yaratan aykırılıkların yaptırımının ise butlan olduğu kabul edilmektedir[42].
Bu çerçevede, payların itfası yoluyla yapılan sermaye azaltımında nesnel ve haklı bir sebep bulunmaksızın yalnızca belirli pay sahiplerinin paylarının itfa edilmesi ve bunun sonucunda ortaklık oranlarının kalıcı biçimde değiştirilmesi hâlinde, kanımızca sermaye azaltımı kararı batıl sayılmalıdır.
İptal edilebilir genel kurul kararlarının aksine, batıl kararlara karşı hukuki yararı bulunan alacaklılar da butlanın tespiti davası açabilir[43].
3.1.3. İptal Edilebilirlik
TTK md. 445 hükmü uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı kararlar aleyhine iptal davası açılabilir.
Dürüstlük kuralına aykırılık, özellikle sermaye artırımında çok sıklıkla gündeme gelebilmektedir. Bilhassa sermaye artırımına katılmak istemeyen azınlık pay sahiplerinin şirket üzerindeki söz hakkını azaltmak için şirketin ihtiyacı olmadığı halde yapılan sermaye artırımı, dürüstlük kuralına aykırı sermaye artırım kararının klasik örneğidir.
Sermaye azaltımında benzer bir durum eş zamanlı azaltım ve artırımda gündeme gelebilir. Özellikle eş zamanlı azaltım ile azınlık pay sahiplerinin payları azaltıldıktan sonra, artırımda bu kişilerin rüçhan hakları gerçekte haklı olmayan sebeplere dayalı olarak sınırlandırılıyorsa, dürüstlük kuralına aykırı bir genel kurul kararından söz edilebilir.
3.2. PAY SAHİPLERİNİN ALACAK DAVASI
Pay sahiplerinin alacak davası, olağan sermaye azaltımında pay sahiplerine iade amaçlı yapılan sermaye azaltımında gündeme gelebilir. Böyle bir durumda, eğer yönetim kurulu sermaye azaltımı kanuna uygun bir şekilde gerçekleştirilmesine rağmen azaltım sonucu çözülen sermaye kısımlarını pay sahiplerine iade etmediyse bu karşılıklar ayrı bir alacak davasına konu olabilir.
3.3. ALACAKLILARIN DAVA HAKKI
3.3.1. İptal Davası
Yukarıda belirtildiği üzere alacaklılar TTK md. 445 ve devamı hükümlerinde düzenlenen iptal davasını açamazlar. Bu davayı ancak pay sahipleri ve TTK md. 446 hükmünde sayılmış olan diğer kişiler açabilirler. Bununla birlikte kanun koyucu, sermaye azaltımında alacaklılar için özel bir iptal davası hakkı tanımıştır. TTK md. 475/I hükmü uyarınca, “Sermaye, ancak alacaklılara verilen sürenin sona ermesinden ve beyan edilen alacakların ödenmesinden veyateminat altına alınmasından sonra azaltılabilir; aksi hâlde alacaklılar şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde sermayenin azaltılması işleminin tescilinin ilan edilmesinden itibaren iki yıl içinde sermayenin azaltılmasının iptali davası açabilirler. Teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açıktır.”
Kanımızca, şirketin genel kurulunda aldığı sermayenin azaltılması kararı, sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil eder seviyede hukuka aykırı ise alacaklıların TTK md. 447/I,c hükmüne göre butlanın tespiti davası açma hakkı bakidir. Keza nisaplara aykırı olarak veya başka bir şekilde yok hükmünde bir karar alınmış olması hâlinde alacaklıların yokluğun tespiti davası açması da mümkündür. Ancak hem butlan hem de yokluğa ilişkin davaların açılabilmesi için, alacaklıların hukuki yararlarını ispatlamaları gerekmektedir.
Yokluk ve butlan seviyesinde bir hukuka aykırılık olmasa bile alacaklılar TTK md. 475/I hükmünde tanınan özel iptal davası hakkından da yararlanabilirler.
3.3.2. Teminat ve İfa Davası
TTK md. 475/I hükmünün son cümlesinde, teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açık olduğu hüküm altına alınmıştır. O halde, alacaklılar sermaye azaltımının geçersizliği sebeplerinden biri var olmasa bile, yeterli teminat verilmediği takdirde teminat verilmesi için dava açabilirler. Keza ödeme için ifa davası açılabileceğinin kabulü de evleviyet gereğidir.
Şayet sermaye azaltımı sonrasında şirketin aktifleri borçlarını karşılamaya yetiyorsa, dolayısıyla sermaye azaltımını engelleyen bir durum yoksa; ancak buna rağmen şirket, alacağı muaccel alacaklılara ödeme yapmayı, alacağı müeccel alacaklılara teminat vermeyi kabul etmiyorsa, alacaklıların sermaye azaltımının geçersizliğini talep etmeden yalnızca alacağın ödenmesi veya alacağın teminatlandırılması için ifa davası açması mümkündür.
4. KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA SERMAYENİN AZALTILMASI
Sermaye azaltımına ilişkin düzenlemeler, şirket sermayesinin alacaklıların korunmasında üstlendiği işleve göre farklılaşmaktadır. Türk, İsviçre ve Alman hukuklarında sermaye, şirket malvarlığının pay sahiplerine aktarılmasını sınırlayan hukuki bir büyüklük olarak önemini korumaktadır. Buna karşılık Amerika Birleşik Devletleri’nde, özellikle Model Business Corporation Act sisteminde, sabit sermayenin korunmasından ziyade şirketin işlem sonrasındaki ödeme gücü ve bilanço durumu esas alınmaktadır. İngiliz hukuku ise mahkeme onaylı usul ile ödeme yeterliliği beyanına dayanan usulü birlikte kabul ederek bu iki yaklaşım arasında bir konumda bulunmaktadır.
4.1. İSVİÇRE HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI
İsviçre hukukunda sermaye azaltımı, İsviçre Borçlar Kanununun (Zivilgesetzbuch, Fünfter Teil – Obligationenrecht – OR) 653 üncü madde ile 654 üncü madde arasına eklenen 653j ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. 19.06.2020 tarihli Federal Kanunla öngörülen ve 01.01.2023 tarihinde yürürlüğe giren şirketler hukuku reformu sonrasında olağan sermaye azaltımı, bilanço açığının giderilmesine yönelik azaltım, eş zamanlı azaltım ve artırım ile Kapitalband sistemi kapsamında azaltım birbirinden ayrılmıştır[44].
Olağan sermaye azaltımı OR md. 653j ila 653o hükümlerine göre gerçekleştirilir. Genel kurul kararında azaltımın miktarı ve gerçekleştirilme şekli gösterilmelidir[45]. Ayrıca yetkili bir denetçinin, şirket alacaklılarının alacaklarının sermaye azaltımına rağmen tamamen karşılandığını yazılı olarak doğrulaması gerekir[46]. Genel kurul kararının alındığı tarih itibariyle şirketin son yıllık bilançosu altı aydan eski ise ayrıca ara bilanço hazırlanması gerekmektedir[47].
Alacaklıların korunması amacıyla yönetim kurulu, sermayenin azaltılacağını İsviçre Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan eder. Alacaklılar, ilandan itibaren otuz gün içinde alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler[48]. Şirketin alacağı ifa etmesi veya sermaye azaltımının alacağın ifasını tehlikeye düşürmediğini ortaya koyması hâlinde teminat yükümlülüğü ortadan kalkar[49]. Önceki düzenlemede iki ay olarak belirlenen alacaklı başvuru süresinin otuz güne indirilmesi ve birden fazla ilan yerine tek ilanın yeterli görülmesi, 2023 reformunun azaltım sürecini hızlandıran başlıca yeniliklerindendir[50].
Türk hukukundaki basitleştirilmiş sermaye azaltımına karşılık gelen bilanço açığının giderilmesine yönelik azaltım OR md. 653p’de düzenlenmiştir. Yetkili denetim uzmanının azaltım tutarının bilanço açığını aşmadığını doğrulaması hâlinde olağan azaltımdaki alacakların teminat altına alınması, ara bilanço, denetçi doğrulaması ve yönetim kurulunun beyanına ilişkin hükümler uygulanmaz[51]. Bu farklılaştırmanın nedeni, azaltım sonucunda şirket malvarlığından pay sahiplerine bir aktarım yapılmaması ve işlemin bilançodaki sermaye rakamını mevcut mali duruma uyarlamasıdır.
OR md. 653q ve 653r hükümleri eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımını açıkça düzenlemektedir. Türk hukukunda Türk Ticaret Kanununda bu işleme ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 81 ve 82 nci maddeleri eş zamanlı azaltım ve artırımı kabul etmektedir.
İsviçre hukukunun Türk hukukundan ayrıldığı bir başka nokta Kapitalband sistemidir. Esas sözleşmeyle yönetim kuruluna en fazla beş yıllık bir süre için önceden belirlenen alt ve üst sınırlar içinde sermayeyi artırma veya azaltma yetkisi verilebilir. Böylece genel kurul, yönetim kuruluna yalnızca sermaye artırımı değil, belirlenen sınırlar içerisinde sermaye azaltımı yapma yetkisi de tanıyabilmektedir[52].
4.2. ALMAN HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI
Alman hukukunda anonim şirketler (Aktiengesellschaft), ayrı bir paylı ortaklıklar kanununda (Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu – Aktiengesetz – AktG) düzenlenmektedir. AktG §§ 222-240 hükümleri, anonim şirketlerde olağan sermaye azaltımı, basitleştirilmiş sermaye azaltımı ve payların itfası yoluyla sermaye azaltımı arasında ayrım yapmaktadır[53].
Olağan sermaye azaltımı AktG §§ 222-228 hükümlerine göre gerçekleştirilir. İtibari değerli paylarda azaltım, kural olarak payların itibari değerinin düşürülmesi yoluyla yapılır. Azaltım sonucunda pay başına düşen tutarın AktG § 8 hükmündeki asgari itibari değerin (1 Euro) altına inecek olması hâlinde ise payların birleştirilmesi gerekir[54]. Genel kurul kararında azaltımın amacı ve özellikle azaltılan tutarın pay sahiplerine iade edilip edilmeyeceği gösterilir[55]. Karar, kural olarak toplantıda temsil edilen sermayenin en az dörtte üçünün olumlu oyunu gerektirir[56].
Alacaklılar, azaltım kararının tescilinin ilanından itibaren altı ay içinde başvurarak, alacaklarını talep etme imkânına sahip değillerse teminat verilmesini isteyebilirler[57]. Azaltım nedeniyle pay sahiplerine yapılacak ödemeler de altı aylık sürenin geçmesinden ve süresinde başvuran alacaklıların tatmin veya temin edilmesinden önce gerçekleştirilemez[58]. Bu yönüyle Alman olağan azaltım usulü, Türk hukukundaki iki aylık başvuru süresine kıyasla daha uzun bir koruma dönemi öngörmektedir.
Değer kayıplarının giderilmesi, diğer zararların kapatılması veya sermaye yedeğine aktarım yapılması amaçlarıyla olağan sermaye azaltımı yerine AktG §§ 229-236 hükümlerinde düzenlenen basitleştirilmiş sermaye azaltımı usulünün uygulanması da mümkündür[59]. Bu usule başvurulabilmesi için, kanuni yedek ile sermaye yedeği toplamının azaltım sonrasında kalan sermayenin yüzde onunu aşan kısmının ve kâr yedeklerinin önceden çözülmüş olması gerekir. Ayrıca geçmiş yıldan devreden kâr bulunduğu sürece basitleştirilmiş sermaye azaltımı yapılamaz[60]. Azaltımdan doğan tutarın kullanımına ve azaltım sonrasındaki kâr dağıtımına ilişkin özel sınırlamalar uygulanır[61].
AktG §§ 237-239 hükümleri arasında payların itfası yoluyla sermaye azaltımı bağımsız bir azaltım türü olarak düzenlenmiştir. Paylar zorunlu olarak veya şirket tarafından iktisap edilmelerinin ardından itfa edilebilir. Zorunlu itfa, ancak ilk esas sözleşmede veya payların devralınmasından ya da taahhüt edilmesinden önce yapılan bir esas sözleşme değişikliğinde öngörülmüş veya buna izin verilmiş olması hâlinde mümkündür[62].
AktG § 240 hükmü ise her üç sermaye azaltımı türü yönünden azaltımın bilanço ve muhasebe sonuçlarına ilişkin ortak hükümler içermektedir. Madde bilhassa sermaye azaltımından elde edilen tutarın finansal tablolarda ne şekilde gösterileceğini ve özellikle basitleştirilmiş sermaye azaltımında bu tutarın hangi amaçlarla kullanıldığının açıklanmasını düzenlemektedir.
İhtiyari itfada ise şirket, pay sahibinin rızasıyla payı iktisap ettikten sonra itfa eder. Pay sahibinin rızası doğrudan itfa kararına değil, payın şirkete devredilmesine ilişkindir; şirketin iktisap ettiği pay daha sonra sermaye azaltımı kapsamında ortadan kaldırılır. Pay sahibine iktisap veya itfa karşılığında bir bedel ödenecekse, bu ödemenin yapılmasında AktG § 225/II hükmündeki alacaklıları koruyucu süre ve teminata ilişkin şartlar kıyasen uygulanır[63].
Alman sistemi, azaltımın amacına göre alacaklı korumasının yoğunluğunu değiştirmektedir. Pay sahiplerine malvarlığı aktarılabilen olağan azaltımda uzun bir bekleme ve güvence mekanizması uygulanırken, yalnızca zararların bilançodan çıkarılmasına yönelik basitleştirilmiş azaltımda malvarlığı çıkışı farklı yollarla engellenmektedir.
4.3. İNGİLİZ HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI
İngiliz hukukunda anonim şirketlere karşılık gelen company’ler 2006 tarihli İngiliz Şirketler Kanununda (Companies Act 2006 – CA 2006) düzenlenmektedir. Sermaye azaltımına ilişkin kurallar CA 2006 md. 641 ila 653 arasında yer almaktadır. Kanun Birleşik Krallık’ta en yaygın şirket türü olan[64] private company limited by shares türü şirketler bakımından ödeme yeterliliği beyanına dayanan mahkemesiz bir usul ile mahkeme onayına dayanan usulü alternatif olarak kabul etmektedir[65].
Private company limited by shares türü şirketlerde sermaye azaltımı, yöneticilerin hazırladığı bir ödeme yeterliliği beyanıyla desteklenen özel bir genel kurul kararı (special resolution) aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Beyanın bütün yöneticiler tarafından imzalanması ve genel kurul kararından en fazla on beş gün önce düzenlenmesi gerekir[66]. Yöneticiler, beyanda şirketin mevcut durumda borçlarını ödeyemediğini gösteren bir sebep bulunmadığı ve şirketin takip eden on iki aylık dönemde vadesi gelen borçlarını ödeyebileceği yönündeki kanaatlerini açıklarlar. Bu değerlendirmede şarta bağlı ve gelecekte doğması muhtemel yükümlülükler de dikkate alınır[67].
Ödeme yeterliliği beyanı, sermaye azaltımı kararı ve azaltım sonrasındaki sermaye durumunu gösteren belgeler sicile sunulur[68]. Azaltım gerekli belgelerin tesciliyle hüküm doğurur[69]. Bu usulde mahkeme onayı ve alacaklılara çağrı aranmaz; alacaklıların korunması esas olarak yöneticilerin ödeme yeterliliği değerlendirmesine ve gerçeğe aykırı beyandan doğan sorumluluklarına dayanır[70].
İkinci yol CA 2006 md. 645 ila 649 hükümleri arasında düzenlenen mahkemeden onay alma suretiyle gerçekleştirilen sermaye azaltımıdır. Genel kurul kararından sonra mahkemeye başvurulur; alacaklılar kanunda belirtilen şartlarla azaltıma itiraz edebilir[71]. Mahkeme, alacaklıların tatmin edilmesini veya alacaklarının teminat altına alınmasını azaltımın onaylanması için şart koşabilir[72]. Mahkeme kararı ile sermaye durumunu gösteren belgenin sicile tescil edilmesi üzerine azaltım hüküm ve sonuçlarını doğurur[73].
Halka açık şirketin (public company) sermayesinin kanuni asgari tutarın altına düşmesi hâlinde şirketin halka açık olmayan şirkete (private company) dönüşmesini de içeren ayrı bir prosedür uygulanır[74].
İngiliz sisteminde mahkeme denetimi tamamen kaldırılmamış, private company limited by shares türü şirketler bakımından yöneticilerin ödeme yeterliliği beyanına dayanan alternatif bir yol kabul edilmiştir. Bu nedenle İngiliz hukuku, mahkeme denetimi ve alacaklıların itiraz hakkına dayanan şekli koruma sistemi ile yöneticilerin ödeme yeterliliği beyanı üzerinden şirketin ödeme gücünü esas alan koruma sistemini bir arada barındırmaktadır[75].
4.4. AMERİKAN HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI
Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketler hukuku esas olarak eyalet hukukuna tabi olduğundan, ülke çapında uygulanan tek bir sermaye azaltımı rejiminden söz edilemez. Bununla birlikte Delaware General Corporation Law (DGCL) ile Model Business Corporation Act (MBCA), sermaye ve dağıtım rejimlerine ilişkin iki önemli yaklaşımı temsil etmektedir[76]. ABD hukukunda anonim şirketlere denk gelen şirket modeli, corporation’dır.
Delaware hukukunda şirket sermayesi yönetim kurulu kararıyla azaltılabilir. Azaltım; itfa edilen payların temsil ettiği sermayenin ortadan kaldırılması, payların satın alınması veya itfasında sermayenin kullanılması ya da belirli sermaye tutarlarının sermaye fazlasına aktarılması gibi yollarla gerçekleştirilebilir[77]. Azaltım sonrasında şirkette kalan varlıkların, karşılığı başka şekilde sağlanmamış şirket borçlarını ödemeye yeterli olması gerekir. Ayrıca sermaye azaltımı, bedeli tamamen ödenmemiş paylar dolayısıyla pay sahiplerinin mevcut sorumluluğunu ortadan kaldırmaz[78].
Delaware sisteminde sermaye azaltımı için mahkeme onayı, alacaklılara ilan veya belirli bir bekleme süresi öngörülmemiştir. Koruma, yönetim kurulunun şirketin azaltım sonrasındaki malvarlığı yeterliliğini gözetmesine ve yönetim kurulu üyelerinin görev ve sorumluluklarına dayanmaktadır.
Model Business Corporation Act ise itibari değer, belirlenmiş sermaye ve sermaye fazlası arasındaki klasik ayrımlara dayanan sermaye sisteminden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Bu nedenle MBCA’da bağımsız bir sermaye azaltımı prosedürü yerine pay sahiplerine yapılan dağıtımlara uygulanan genel sınırlamalar önem taşımaktadır[79].
Bir dağıtımın yapılabilmesi için şirketin işlem sonrasında olağan faaliyetleri sırasında vadesi gelen borçlarını ödeyebilecek durumda kalması gerekir. Ayrıca şirketin toplam varlıkları, toplam borçları ile varsa dağıtım alan pay sahiplerinden önce gelen tasfiye haklarını karşılayacak tutarın altında olmamalıdır[80]. Böylece alacaklıların korunması, sabit bir sermaye rakamından ziyade likidite ve bilanço testleriyle sağlanmaktadır.
Amerikan hukukunda DGCL ile MBCA’nın farklı tekniklerden hareket ettiği görülmektedir. DGCL, sermaye ve sermaye fazlası ayrımını korumakla birlikte sermaye azaltımını yönetim kurulu kararına bağlayan ve azaltım sonrasında şirket varlıklarının borçları karşılamaya yeterli olmasını arayan esnek bir sistem benimsemektedir. MBCA ise sermaye azaltımını bağımsız bir işlem olarak düzenlemek yerine pay sahiplerine yapılan değer aktarımlarını dağıtım kavramı altında toplamakta ve bunları likidite ile bilanço testlerine tabi tutmaktadır. Her iki yaklaşımda da alacaklılara çağrı veya mahkeme onayı gibi işlem öncesi usuli güvenceler yerine şirketin mali yeterliliğinin korunması ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu öne çıkmaktadır.
4.5. KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRME
İncelenen hukuk sistemleri, alacaklıların korunmasında esas aldıkları araçlar bakımından üç grupta değerlendirilebilir.
Alman ve İsviçre hukukları, sermaye azaltımını sermayenin ve bağlı malvarlığının korunması ilkeleri çerçevesinde düzenlemektedir. Her iki sistem de olağan azaltım ile zararların giderilmesine yönelik azaltım arasında ayrım yapmakta; pay sahiplerine bir malvarlığı aktarımının mümkün olduğu olağan azaltımda daha ağır alacaklı koruma tedbirleri uygulamaktadır. Buna karşılık bilanço açığının giderilmesiyle sınırlı azaltımlarda şirketten malvarlığı çıkışı doğmadığından daha hafif bir usul kabul edilmektedir. Alman hukuku altı aylık alacaklı süresi ve azaltım sonrası dağıtım sınırlamalarıyla daha katı bir yapı gösterirken İsviçre hukuku, 2023 reformuyla ilan ve başvuru sürelerini kısaltmış ve sermaye bandını kabul ederek sisteme daha fazla esneklik kazandırmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, özellikle MBCA yaklaşımında, alacaklıların korunması sabit sermaye tutarının muhafazasından ziyade işlem sonrasındaki ödeme gücü ve bilanço yeterliliği testlerine dayanmaktadır. Delaware hukuku belirlenmiş sermaye ve sermaye fazlası ayrımını korumakla birlikte, azaltım kararını yönetim kuruluna bırakması ve alacaklı ilanı veya mahkeme denetimi öngörmemesi bakımından Kıta Avrupası sistemlerinden ayrılmaktadır.
İngiliz hukuku bu iki yaklaşım arasında bulunmaktadır. Mahkeme onaylı azaltım, alacaklıların sürece katılmasına ve mahkemenin teminat şartı koymasına imkân verirken, private company limited by shares türü şirketler için kabul edilen ödeme yeterliliği beyanı yöneticilerin şirketin gelecekteki ödeme gücüne ilişkin sorumluluğunu esas almaktadır.
Türk hukuku, TTK md. 473–475’te aktif yeterliliği, alacaklılara çağrı, ödeme veya teminat ve tescil denetimini birlikte kabul etmesi bakımından Alman–İsviçre sermaye koruma geleneğine yakındır. Bilanço açığının yalnızca açık oranında kapatılmasına yönelik azaltımda çağrı ve teminat usulünden vazgeçilebilmesi de Alman ve İsviçre hukuklarındaki basitleştirilmiş azaltımla benzer bir işleve sahiptir.
Bununla birlikte Türk hukukunun karşılaştırılan sistemler içindeki konumu yalnızca ‘mahkemesiz uzman denetimi modeli’ olarak açıklanamaz. TTK md. 473/II aktif yeterliliğinin belirlenmesini aramakta, ancak işlem denetçisinin kaldırılmasından sonra bu belirlemeyi yapacak kişiyi açıkça göstermemektedir. Serbest muhasebeci mali müşavir, yeminli mali müşavir veya denetçi raporu aranması ise Ticaret Sicili Yönetmeliğine dayanmaktadır. Bu nedenle Türk hukukundaki temel özellik, bilinçli biçimde kurulmuş eksiksiz bir uzman denetimi modelinden ziyade, Kanundaki maddi yeterlilik şartı ile sicil mevzuatındaki raporlama düzenlemesinin birlikte uygulanmasıdır.
Karşılaştırmanın ortaya koyduğu temel ayrım, alacaklıların sabit sermayeye bağlı önleyici kurallarla mı, yoksa işlem anındaki ödeme gücü ve bilanço testleriyle mi korunacağıdır. Türk hukukunda her iki yaklaşıma ait unsurlar bulunmakla birlikte sistemin ağırlık noktası sermayenin korunması ve işlem öncesi güvence mekanizmalarıdır. İşlem denetçisinin kaldırılması sonrasında aktif yeterliliğini belirleyecek kişi hususunda kanun boşluğu oluşmuş olmakla birlikte, Ticaret Sicili Yönetmeliği ile söz konusu boşluk doldurularak belirsizlik ortadan kaldırılmıştır.
SONUÇ
Sermaye azaltımı, sermayenin korunması ilkesini doğrudan etkileyen özel bir esas sözleşme değişikliğidir. Bu nedenle sermaye azaltımı bakımından ağırlaştırılmış bir karar nisabı öngörülmüş ve alacaklıların özel olarak korunması kabul edilmiştir. Bununla birlikte bilanço açığının kapatılması amacıyla ve yalnızca açık oranında yapılan sermaye azaltımında pay sahiplerine aktarılabilecek bir kaynak doğmadığından, TTK md. 474/II uyarınca alacaklılara çağrı yapılmasından ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir. Bu istisna, TTK md. 473/II’deki aktif yeterliliğinin belirlenmesi şartını ortadan kaldırmaz. Sermayenin azaltılmasıyla eş zamanlı olarak artırılması da mümkündür.
Sermaye azaltımının sebepleri arasında sermayenin pay sahiplerine iadesi, bilanço zararlarının kapatılması, taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermayeye duyulan ihtiyacın ortadan kalkması ve çeşitli hukuki zorunluluklar sayılabilir. Azaltım, payların itfası veya birleştirilmesi ya da payların itibari değerinin düşürülmesi suretiyle gerçekleştirilebilir.
Türk hukukundaki temel usul olağan sermaye azaltımıdır. Bunun yanında bilanço açıklarının kapatılmasına özgü basitleştirilmiş sermaye azaltımı, eş zamanlı azaltım ve artırım ile kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış sermayenin azaltılması da uygulama alanı bulmaktadır. Bu usullerin tabi olduğu şartlar, azaltımın amacı ve pay sahipleriyle alacaklılar üzerindeki etkisi dikkate alınarak belirlenmelidir.
Sermaye azaltımına ilişkin genel kurul kararları yokluk, butlan veya iptal edilebilirlik yaptırımlarına tabi olabilir. Ayrıca pay sahipleri ile alacaklıların sermaye azaltımı dolayısıyla başvurabilecekleri özel dava yolları bulunmaktadır. Özellikle alacaklılara TTK md. 475/I ile tanınan dava hakkı, genel kurul kararlarının TTK md. 445 ve devamı hükümleri uyarınca iptalinden ayrı bir hukuki yoldur.
Karşılaştırmalı inceleme, sermaye azaltımında alacaklıların korunması ile şirketlerin finansal yeniden yapılanma ihtiyacı arasında farklı araçlarla denge kurulduğunu göstermektedir. İsviçre ve Alman hukukları sermayenin korunmasına dayanan şekli güvenceleri benimserken, Amerika Birleşik Devletleri hukukunda ödeme gücü ve bilanço testleri öne çıkmakta; İngiliz hukuku ise mahkeme onaylı usul ile ödeme yeterliliği beyanına dayanan usulü birlikte kabul ederek bu iki yaklaşım arasında yer almaktadır. Türk hukuku esas olarak İsviçre–Alman sermaye koruma modeline yakın olmakla birlikte, işlem denetçisinin kaldırılması sonrasında aktif yeterliliğini belirleyecek kişiye ilişkin kanun boşluğunun ikincil düzenleme yoluyla giderildiği anlaşılmaktadır.
KAYNAKÇA
BASILI ESERLER
AYHAN, Rıza / ÇAĞLAR, Hayrettin / ÖZDAMAR, Mehmet. (2023). Şirketler Hukuku Genel Esaslar, (5. Baskı), Ankara: Yetkin Yayınları (Şirketler).
BAHTİYAR, Mehmet. (2021). Ortaklıklar Hukuku, (15. Baskı), İstanbul: Beta Yayınevi.
BOZKURT, Tamer. (2018). Şirketler Hukuku, (9. Baskı), Ankara: Legem Yayıncılık.
ÇAĞLAR, Hayrettin. (2013). “Sınırlı Esnek Sermaye Sistemi (Kapitalband) – İsviçre Anonim Şirketler Hukukunda Yeni Bir Müessese”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. Cilt 17, Sayı 1-2, s. 353 – 370 (Kapitalband).
DEMİR, Koray. (2020). Özel Esas Sözleşme Değişiklikleri: Şarta Bağlı Sermaye Artırımı ve Esas Sermayenin Azaltılması (TTK m. 463 – 475), (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.
GÖKSOY, Yaşar Can. (2023). Şirketler Hukuku Şerhi Cilt 3 (Ed. ŞENOCAK, Kemal), (1. Baskı). Ankara: Seçkin Yayıncılık.
KENDİGELEN, Abuzer. (2016). Türk Ticaret Kanunu – Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, (3. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.
KIRCA, İsmail. (2022). Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, (3. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık (Hükümsüzlük).
KIRCA, İsmail / ŞEHİRALİ ÇELİK, Feyzan Hayal / MANAVGAT, Çağlar. (2013), Anonim Şirketler Hukuku Cilt 1, (1. Baskı). Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları (Anonim Şirketler).
MOROĞLU, Erdoğan. (2020). Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, (9. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.
POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin. (2021). Ortaklıklar Hukuku I, (15. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık (Ortaklıklar I).
POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin. (2023). Ortaklıklar Hukuku II, (15. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık (Ortaklıklar II).
PULAŞLI, Hasan. (2024). Şirketler Hukuku Şerhi Cilt IV, (5. Baskı). Ankara: Adalet Yayınevi.
ŞENER, Oruç Hami. (2019). Teorik ve Uygulamaları Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı, (4. Baskı). Ankara: Seçkin Yayıncılık.
TEKİNALP, Ünal. (2020). Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, (5. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık (Sermaye Ortaklıkları).
ÜÇIŞIK, Güzin / ÇELİK, Aydın. (2022). Anonim Ortaklıklar Hukuku II. Cilt, (1. Baskı). Ankara: Adalet Yayınevi.
ÜNAL, Mücahit. (2006). “Anonim Şirketlerde Esas Sermaye Azaltımı”, Tuğrul Ansay’a Armağan (Ed. ARKAN, Sabih / YONGALIK, Aynur). Ankara: Turhan Kitabevi, s. 601 – 643.
İNTERNET KAYNAKLARI
Almanya Adalet ve Tüketicinin Korunması Bakanlığı : https://www.gesetze-im-internet.de/
Amerikan Baro Derneği Resmî Sitesi : https://www.americanbar.org/
Delaware Eyaleti Resmî Mevzuat Sitesi : https://delcode.delaware.gov/
İngiltere Devlet İstatistikleri : https://www.gov.uk/government/statistics/
İngiltere Parlamentosu Resmî Mevzuat Sitesi : https://www.legislation.gov.uk/
İsviçre Federal Devleti Resmî Mevzuat Sitesi : https://www.fedlex.admin.ch/
T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi : https://www.mevzuat.gov.tr/
Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi : https://mersis.ticaret.gov.tr/
[1] 14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6102&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
[2] 28.07.1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6183&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=3
[3] 10.01.1961 tarihli ve 10705 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=213&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=4
[4] Öğretide ileri sürülen sermaye azaltım sebepleri için ayrıca bkz. TEKİNALP, 2020: s. 149 (Sermaye Ortaklıkları). ÜÇIŞIK/ÇELİK, 2022: s. 513-514. BAHTİYAR, 2021. s. 358-359. DEMİR, 2020: s. 98 vd. ÜNAL, 2006: s. 605 vd.
[5] Sermayenin amortizasyonu kavramı için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU), 2023: s. 281-282 (Ortaklıklar II).
[6] Ticaret Bakanlığının 11.05.2020 tarih ve 50035491-431.99-E-00054303907 sayılı görüş yazısında belediyeye ait taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermayesi bulunan bir şirketin devrinde ödenmemiş miktarın devir bedeline mahsup edilmesi yoluyla pay sahibinin taahhüt borcunun ortadan kaldırılamayacağı, bu durumda mutlaka sermaye azaltımı yapılması gerektiği bildirilmiştir. Yine Ticaret Bakanlığının 13.06.2019 tarih ve 50035491-431.04-E-00045083333 sayılı görüş yazısında pay sahiplerinin taahhüt borcunun kaldırılması amacıyla yapılan sermaye azaltımının pay sahiplerine iade amacıyla yapılan sermaye azaltımı ile aynı hükümlere göre gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilerek, alacaklıların korunmasına ilişkin TTK md. 474/I hükmündeki sürelere riayet edilmesi gerektiği, ancak şirketin tüm alacaklıların sermaye azaltımına muvafakat ettiği, borçlarının ödendiği yahut teminat altına alındığının tevsik edilmesi yahut şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığının yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu veya denetime tabi şirketlerde denetçi raporuyla doğrulanması durumunda da bu sürelere riayet edilmeksizin sermaye azaltımı gerçekleştirilebileceği bildirilmiştir. Söz konusu görüş yazılarına https://mersis.ticaret.gov.tr/ internet sitesinden oluşturulacak ücretsiz hesapla ana sayfadan Ticaret Sicili Mevzuatı > Görüşler > Özel Sözleşme Değişiklikleri > Sermaye Azaltımı sekmeleri aracılığıyla ulaşılması mümkündür.
[7] Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU), 2023: s. 276-277 (Ortaklıklar II).
[8] 15.09.2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=24813&MevzuatTur=9&MevzuatTertip=5
[9] Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6203 Esas, 2022/3451 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli karar.
[10] Bkz. ÇAMOĞLU (POROY / TEKİNALP),2021: s. 366 (Ortaklıklar I). AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 234 (Şirketler).
[11] Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 652 vd. (Ortaklıklar I). ŞENER, 2019: s. 395 vd.
[12] Bu durumda sermaye azaltımının gündeme gelebileceği yönünde bkz. DEMİR, 2020: s. 102-103.
[13] Yokluk ve butlan hâllerinde ilgili mahkeme kararı doğrultusunda resen işlem yapılması mümkün olmakla birlikte, sicil işlemleri kural olarak TTK md. 27/I hükmü dairesinde istem üzerine yapılmaktadır. Bilhassa iptale ilişkin kararlarda, kararın hüküm bölümünde ilgili ticaret sicili müdürlüğüne yönelik bir tescil emrinin bulunmadığı hâllerde, değişiklik yapılabilmesi için ilgililerin istemde bulunması gerekmektedir.
[14] Bölünmede alacaklıların korunması için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 186-187 (Ortaklıklar I).
[15] Öğretide kurucu ve/veya açıklayıcı azaltım terimlerini kullanan kimi yazarlar için bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 271 (Ortaklıklar II). PULAŞLI, 2024: s. 2925-2926. BAHTİYAR, 2021: s. 358-359. ŞENER, 2019: s. 593 ve 600. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 515. DEMİR, 2020: s. 105-107. GÖKSOY, 2023: s. 2904-2906.
[16] Bkz. ÜNAL, 2006: s. 637. Buna karşılık bu tarz sermaye azaltımının esasen bir sermaye artırımı olduğu yönünde bkz. DEMİR, 2020: s. 107-108. GÖKSOY, 2023: s. 2906-2907.
[17] Bkz. Yukarıda dipnot 8.
[18] Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 281 (Ortaklıklar II). ÜNAL, 2006: s. 618-620.
[19] Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 280 (Ortaklıklar II). ÜNAL, 2006: s. 617-618.
[20] Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 280 (Ortaklıklar II).
[21] Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 630-631 (Ortaklıklar I). AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 316 (Şirketler). DEMİR, 2020: s. 110.
[22] Eşit işlem ilkesi için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 690-692 (Ortaklıklar I). ŞEHİRALİ-ÇELİK (KIRCA / MANAVGAT), 2013: s. 131 vd. (Anonim Şirketler). AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 196-197 (Şirketler). BOZKURT, 2018: s. 201-203.
[23] Bkz. KENDİGELEN, 2016: s. 377 – 378.
[24] 27.01.2013 tarihli ve 28541 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=20124093&MevzuatTur=21&MevzuatTertip=5
[25] Kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği Ticaret Bakanlığı iznine tabi şirketlerin sermayenin azaltılmasına dair esas sözleşme değişikliği içeren izin başvurularında rapor serbest muhasebeci mali müşavirler eliyle hazırlanamamaktadır. Bu hususa bir sonraki başlıkta değinilecektir.
[26] Bkz. BOZKURT, 2018: s. 463.
[27] 15.11.2012 tarihli ve 28468 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16770&MevzuatTur=9&MevzuatTertip=5
[28] 01.11.2005 tarihli ve 25983 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5411&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
[29] 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6362&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
[30] Öğretide hâkim görüş her türlü sermaye azaltımında TTK md. 421/III hükmündeki nisabın cari olduğudur. Bkz. PULAŞLI, 2024: s. 2930. AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 306-307 (Şirketler). ŞENER, 2019: s. 595. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 521. GÖKSOY,2023: s. 2912. BOZKURT, 2018: s. 463. Tekinalp ise azınlık görüşünde olup, olağan ve basitleştirilmiş sermaye azaltımında TTK md. 421/I hükmündeki nisabın, eş zamanlı azaltım ve artırımda ise TTK md. 421/III hükmündeki nisabın uygulanacağı fikrindedir. Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 271-272 (Ortaklıklar II). TEKİNALP, 2020: s. 150 (Sermaye Ortaklıkları). Biz de, öğretide kimi yazarlarca haklı şekilde ifade edildiği üzere, kanunun lafzından TTK md. 473/III hükmü ile yapılan atfın yalnızca eş zamanlı azaltım ve artırımlarda uygulanacağı gibi bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığını düşündüğümüzden hâkim görüşe katılmaktayız.
[31] Bkz. Kendigelen, TTK md. 473/III’teki ağırlaştırılmış nisabın, kanun yapım sürecinde TTK md. 421’de yapılan değişikliğin ilgili atıfta gözden kaçırıldığını ifade etmektedir. KENDİGELEN, 2016: s. 378-379. BAHTİYAR, 2021: s. 360.
[32] Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 275 (Ortaklıklar II). PULAŞLI, 2024: s. 2931. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 521-523. GÖKSOY, 2023: s. 2918-2920.
[33] Bkz. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 522. GÖKSOY, 2023: s. 2926-2927.
[34] Bkz. ÇAMOĞLU (POROY / TEKİNALP), 2021: s. 575 (Ortaklıklar I).
[35] Bkz. PULAŞLI, 2024: s. 2934.
[36] Ticaret Bakanlığının 06.02.2020 tarih ve 50035491-431.04-E-00052046951 sayılı görüş yazısında, 2.000.000 TL sermayeye sahip bir şirketin öncelikle sermayesini 1.950.000 TL azaltıp tekrar iç kaynaklardan 1.950.000 TL artırması suretiyle yeniden 2.000.000 TL yapması şeklindeki işlemin yapılmasının mümkün olduğu, ancak bu durumda da TTK md. 474/I hükmünden kaynaklanan alacaklıların korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiği, ayrıca artırımın iç kaynaklardan yapılabilmesi için iç kaynaklardan karşılanan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğunu gösteren yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporuyla, denetime tabi şirketlerde ise denetçinin bu tespitlere ilişkin raporuyla işlem yapılabileceği bildirilmiştir. Söz konusu görüş yazısına https://mersis.ticaret.gov.tr/ internet sitesinden oluşturulacak ücretsiz hesapla ana sayfadan Ticaret Sicili Mevzuatı > Görüşler > Özel Sözleşme Değişiklikleri > Sermaye Azaltımı sekmeleri aracılığıyla ulaşılması mümkündür.
[37] Bkz. Yukarıda dipnot 8.
[38] Bkz. TEKİNALP, 2020: s. 150 (Sermaye Ortaklıkları). GÖKSOY, 2023: s. 2914. Azınlık görüşü için bkz. DEMİR, 2020: s. 130-132.
[39] Kapitalband sistemi hakkında ayrıntılı bilgi için ayrıca bkz. ÇAĞLAR,2013: s. 353 – 370 (Kapitalband). PULAŞLI, 2024: s. 2934 – 2938.
[40] Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 123. KIRCA, 2022: s. 8-9 (Hükümsüzlük). ÇAMOĞLU (POROY / TEKİNALP), 2021: s. 594-595 (Ortaklıklar I).
[41] Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 148. KIRCA, 2022: s. 216-217 (Hükümsüzlük).
[42] Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 234-235. KIRCA, 2022: s. 64-68 (Hükümsüzlük). ŞEHİRALİ-ÇELİK (KIRCA / MANAVGAT), 2013: s. 149-152 (Anonim Şirketler).
[43] Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 180-182. KIRCA, 2022: s. 216-217 (Hükümsüzlük).
[44] İsviçre Borçlar Kanununun İsviçre Federal Devletince paylaşılan hukuken bağlayıcı olmayan İngilizce metni için bkz. https://fedlex.data.admin.ch/eli/cc/27/317_321_377/en
[45] Bkz. OR md. 653n.
[46] Bkz. OR md. 653m.
[47] Bkz. OR md. 653l.
[48] Bkz. OR md. 653k/I ve II.
[49] Bkz. OR md. 653k/III.
[50] 2023 reformu öncesinde sermaye azaltımı konusu İsviçre Borçlar Kanununun 732 ila 734 üncü maddelerinde düzenlenmekte olup, mülga 733 üncü madde uyarınca ticaret sicili gazetesinde üç defa ilan yapılması ve üçüncü ilandan itibaren iki ay boyunca beklenmesi gerekmekteydi. Anılan hüküm büyük ölçüde Türk Ticaret Kanununun 474 üncü maddesine de kaynak teşkil etmiştir. Sermaye azaltımına dair mülga hükümlerin, 44 üncü dipnotta paylaşılan link açıldıktan sonra, sayfanın sol altındaki sekmeden 01.01.2023 tarihinden önceki bir versiyon seçilerek incelenmesi mümkündür.
[51] Bkz. OR md. 653p/I.
[52] Kapitalband sistemi İsviçre Borçlar Kanununun 653s ile 653y hükümleri arasında düzenlenmektedir.
[53] Alman Paylı Ortaklıklar Kanununun Almanya Adalet ve Tüketicinin Korunması Bakanlığı sitesinde paylaşılan hukuken bağlayıcı olmayan İngilizce metni için bkz. https://www.gesetze-im-internet.de/englisch_aktg/index.html
[54] Bkz. AktG § 222/IV.
[55] Bkz. AktG § 222/III.
[56] Bkz. AktG § 222/I.
[57] Bkz. AktG § 225/I.
[58] Bkz. AktG § 225/II.
[59] Bkz. AktG § 229/I.
[60] Bkz. AktG § 229/II.
[61] AktG § 230 hükmü uyarınca, yedeklerin çözülmesinden ve sermaye azaltımından elde edilen tutarlar pay sahiplerine ödenemez veya pay sahiplerinin sermaye koyma borcundan kurtarılmasında kullanılamaz; yalnızca azaltım kararında gösterilen amaç doğrultusunda değer kayıplarının giderilmesi, zararların kapatılması veya sermaye ya da kanuni yedeğe aktarım için kullanılabilir. AktG § 233 hükmüne göre kanuni yedek ile sermaye yedeği toplamı sermayenin yüzde onuna ulaşmadan kâr dağıtılamaz; sermaye azaltımı kararından itibaren iki yıl geçmeden yüzde dördü aşan kâr dağıtımı ise kural olarak yasaktır. Süresinde başvuran önceki alacaklıların tatmin veya temin edilmesi hâlinde bu ikinci sınırlama uygulanmaz. Yedeklerin çözülmesinden ve sermaye azaltımından elde edilen tutarlar hiçbir hâlde kâr olarak dağıtılamaz.
[62] Bkz. AktG § 237/I.
[63] Bkz. AktG § 237/II.
[64] Birleşik Krallık’ın Nisan 2025 – Mart 2026 dönemine ilişkin yayınladığı şirketler sicili aktivitelerine dair istatistik uyarınca sicile tescilli 5.720.308 şirketten 5.275.466 tanesi yani %92,22’si private limited company (by shares) modelini benimsemektedir. Bkz. https://www.gov.uk/government/statistics/companies-register-activities-statistical-release-april-2025-to-march-2026/companies-register-activities-statistical-release-april-2025-to-march-2026
[65] Companies Act 2006 metni için bkz. https://www.legislation.gov.uk/ukpga/2006/46/contents
[66] Bkz. CA 2006 md. 642/I.
[67] Bkz. CA 2006 md. 643/I.
[68] Bkz. CA 2006 md. 644/I.
[69] Bkz. CA 2006 md. 644/IV.
[70] CA 2006 md. 643/IV ve V hükümleri uyarınca yöneticilerin ödeme yeterliliği beyanında açıkladıkları kanaatleri destekleyen makul gerekçeler bulunmamasına rağmen beyanın sicile sunulması suç teşkil eder. İhlalden sorumlu yönetici, yargılama usulüne göre hapis veya adli para cezasıyla ya da her iki yaptırımla karşılaşabilir; hapis cezasının üst sınırı iki yıldır.
[71] CA 2006 md. 646 hükmü uyarınca azaltımın, alacağın vadesinde ödenememesi yönünde gerçek bir ihtimal doğuracağını gösterebilen alacaklı azaltıma itiraz edebilir. Mahkeme, itiraz hakkına sahip alacaklıları belirler; alacağı ödenmeyen veya sona ermeyen ve azaltıma rıza göstermeyen alacaklının alacağı güvence altına alınmak şartıyla bu alacaklının rızasını aramayabilir. Güvence, kabul edilen alacağın tamamını; çekişmeli, şarta bağlı veya miktarı belirlenmemiş alacaklarda ise mahkemece belirlenecek tutarı kapsar.
[72] Bkz. CA 2006 md. 646/IV, V ve md. 648/II.
[73] Bkz. CA 2006 md. 649/III.
[74] CA 2006 uyarınca halka açık şirketler bakımından kanuni asgari sermaye 50.000 sterlin veya bunun belirlenen avro karşılığıdır (CA 2006, md. 763/I). Halka açık olmayan şirketler bakımından ise kanuni bir asgari sermaye tutarı bulunmadığından bu şirketlerin örneğin 1 sterlin sermayeyle kurulması mümkündür. Mahkeme onaylı sermaye azaltımı sonucunda halka açık şirketin sermayesinin kanuni asgari tutarın altına düşecek olması hâlinde mahkeme, şirketin private company türü şirket olarak yeniden tescil edilmesine karar verebilir; yeniden tescile ilişkin usul CA 2006, md. 650–651’de düzenlenmiştir.
[75] Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliği Brexit sonrasında sona ermiş olmakla birlikte CA 2006, Avrupa Birliği şirketler hukukuna uyum sürecinin izlerini taşımaktadır. İngiliz hukukunda geleneksel olarak, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki sermaye azaltımı yöntemine benzerlik taşıyan mahkeme onayına bağlı olan sermaye azaltımının yanında CA 2006 ile yalnızca private company limited by shares türü şirketler bakımından, azaltım sonrasında şirketin borçlarını ödeme yeterliliğinin yöneticilerce beyan edilmesine dayanan mahkemesiz bir usul de kabul edilmiştir. Böylece mahkeme onaylı usul muhafaza edilirken private company limited by shares türü şirketlere daha esnek bir alternatif sunulmuştur.
[76] Amerikan şirketler hukukunun eyalet hukukuna tabi olması nedeniyle elli eyaletin corporation düzenlemelerinin ayrı ayrı incelenmesi bu çalışmanın kapsamını aşmaktadır. İncelemenin DGCL ve MBCA ile sınırlandırılması, bu iki metnin Amerikan corporation hukukunun gelişimindeki özel konumuna dayanmaktadır. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında New Jersey, o dönemde şirketlerin New York’ta yoğunlaşması karşısında şirket kuruluşlarını kendi eyaletine çekmek amacıyla vergi avantajları, kuruluş kolaylıkları ve bürokrasinin azaltılması gibi yöntemlerle corporation mevzuatını cazip hâle getirmiş; Delaware de bu yaklaşımı izleyerek 1899 yılında kendi corporation kanununu kabul etmiştir. Zaman içerisinde Delaware General Corporation Law uygulamada büyük ağırlık kazanmış ve diğer eyaletlerin corporation düzenlemelerini etkilemiştir. Diğer taraftan Amerikan Baro Derneği (American Bar Association), eyaletler arasındaki farklılıkların azaltılması amacıyla 1950 yılında Model Business Corporation Act’i hazırlamış; daha sonra çeşitli defalar gözden geçirilen bu metin birçok eyaletin corporation mevzuatına model olmuştur. Bu nedenle DGCL, uygulamadaki ağırlığı ve diğer eyalet hukukları üzerindeki etkisini; MBCA ise eyalet mevzuatının yeknesaklaştırılmasına yönelik model yaklaşımı temsil etmektedir. Bununla birlikte MBCA’nın doğrudan uygulanan bir federal kanun değil, eyaletlerin kendi mevzuatlarını oluştururken bütünüyle veya kısmen benimseyebilecekleri bir model kanun olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. DGCL metni için bkz. https://delcode.delaware.gov/title8/c001/. MBCA metni için bkz. https://www.americanbar.org/content/dam/aba/administrative/business_law/corplaws/2026-06-current-definitive-mbca.pdf
[77] Bkz. DGCL § 244/a.
[78] Bkz. DGCL § 244/b.
[79] MBCA § 6.40 hükümleri uyarınca pay sahiplerine dağıtım yapılmasına yönetim kurulu karar verir. Dağıtımın gerçekleştirilmesi sonucunda şirketin olağan iş akışı içinde vadesi gelen borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi veya şirketin toplam varlıklarının, toplam borçları ile tasfiye hâlinde dağıtımdan yararlanan pay sahiplerine göre üstün imtiyaza sahip pay sahiplerine ödenmesi gereken tutarın toplamından daha az olması hâlinde dağıtım yapılamaz. Yönetim kurulu bu değerlendirmeyi, somut koşullara uygun muhasebe ilke ve uygulamalarına göre hazırlanmış finansal tablolara, gerçeğe uygun değerlemeye veya koşullara uygun başka bir yönteme dayandırabilir. Hüküm, şirketin kendi paylarını satın alması, itfa etmesi veya başka bir yolla iktisap etmesi suretiyle gerçekleştirilen dağıtımlara da uygulanmaktadır.
[80] Bkz. MBCA § 6.40/c. Bununla birlikte yönetim kurulu MBCA § 6.40/d hükmü uyarınca, dağıtımın (c) bendindeki sınırlamalara aykırı olmadığına ilişkin değerlendirmesini, somut koşullar bakımından makul muhasebe ilke ve uygulamalarına göre hazırlanmış finansal tablolara, gerçeğe uygun değerlemeye veya koşullara göre makul olan başka bir yönteme dayandırabilir.

2008 yılında Öğrenci Seçme Sınavında Türkiye 14 üncüsü olarak Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı. 2013’te mezun olduktan sonra 2018’de Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Halen Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Özel Hukuk Doktora programına devam etmektedir. 2013-2017 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Ticaret Hukuk Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak çalışan Ernalbant, 2018’den bu yana Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü bünyesinde Şirketler Dairesinde Ticaret Uzmanı olarak çalışmaktadır.










Ticaret Uzmanları Derneği (TİUD), Ticaret Uzmanları ile Uzman Yardımcılarının dayanışma ve birlikteliğini geliştirmeyi, ortak hak ve menfaatlerini korumayı, mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur.

Yorum Yap