avatar

ÇALIŞAN BULUŞLARININ TİCARİ SIR OLARAK KORUNMASI: SMK M.116 ÇERÇEVESİNDE BİR İNCELEME

ÖZET

Çalışan buluşları, iş ilişkisi çerçevesinde çalışanların teknik bilgi ve yaratıcılıklarını kullanarak geliştirdiği yeniliklerin hukuki statüsünü düzenleyen ve taraflar açısından önemli sonuçlar doğuran bir alandır. Türkiye’de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile hizmet ve serbest buluş ayrımı yapılarak mülkiyet hakları, bedel talepleri ve uyuşmazlık çözümleri sistematik bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu çalışma, söz konusu genel çerçeveyi kısaca özetledikten sonra ağırlıklı olarak işverenin buluşu patent yerine ticari sır olarak koruma tercihinin hukuki ve ekonomik sonuçlarına odaklanmaktadır. Ticari sırrın Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümleri, TRIPS Anlaşması ve karşılaştırmalı hukuktaki unsurları esas alınarak, SMK m.116 kapsamındaki tercih hakkının sınırları, çalışanın sadakat borcu, makul bedel hesaplaması ve sırrın ifşası hâlinde doğacak hukuki sonuçlar incelenmiştir. Yöntem olarak ilgili mevzuat, doktrin tartışmaları, yargı içtihatları ve kanunun lafzi yorumu kullanılmıştır. Bulgular, ticari sır korumasının işveren için yasal bir hak olduğunu, ancak bu tercihin bedel hesaplamasında ve koruma süresinin sınırlandırılmasında önemli belirsizlikler yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak, patent koruma süresinin (20 yıl) azami sınır olarak kıyasen uygulanması ve sözleşmesel mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Çalışan Buluşu, Ticari Sır, Haksız Rekabet, Sadakat Borcu, Makul Bedel.

THE PROTECTION OF EMPLOYEE INVENTIONS AS TRADE SECRETS: AN ANALYSIS WITHIN THE FRAMEWORK OF ARTICLE 116 OF THE IPL

ABSTRACT

Employee inventions represent a field that regulates the legal status of innovations developed by employees within an employment relationship, producing significant consequences for both parties. In Turkey, the Industrial Property Law No. 6769 (IPL) establishes a systematic framework by distinguishing between service and free inventions and by regulating ownership rights, remuneration claims, and dispute resolution. After briefly summarising this general framework, this study focuses mainly on the legal and economic consequences of an employer’s choice to protect an invention as a trade secret rather than through a patent. Building on the elements of trade secrets derived from the unfair competition provisions of the Turkish Commercial Code, the TRIPS Agreement, and comparative law, the study examines the limits of the employer’s option under Article 116 of the IPL, the employee’s duty of loyalty, the calculation of reasonable remuneration, and the legal consequences of disclosure of the secret. The methodology relies on relevant legislation, doctrinal discussions, case law, and a literal interpretation of the statute. The findings indicate that while trade secret protection is a legal right of the employer, this choice creates significant uncertainty regarding the calculation of remuneration and the limitation of the protection period. It is concluded that the 20-year patent protection period should be applied by analogy as a maximum limit, and that clearer contractual mechanisms are needed.

Keywords: Employee Invention, Trade Secret, Unfair Competition, Duty of Loyalty, Reasonable Remuneration.

GİRİŞ

Dünya genelinde ve Türkiye’de işletmeler, rekabet avantajı elde etmek amacıyla Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerine büyük önem vermektedir. Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan buluşlar genellikle patent veya faydalı model gibi sınai mülkiyet haklarıyla korunmaktadır. Ancak bu buluşların gerçek kişiler, yani çalışanlar tarafından geliştirilmesi, mülkiyetin kime ait olacağı ve mali hakların nasıl paylaşılacağı sorularını beraberinde getirmektedir. Türkiye’de bu konu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik (ÇBY) ile düzenlenmiştir.

Kanun, kural olarak işverenin hizmet buluşu için patent başvurusu yapmasını öngörse de işletmeler stratejik nedenlerle buluşu kamuya açıklamak yerine “ticari sır” olarak saklamayı tercih edebilmektedir. İşverenin bu tercihi, bir yandan buluşun rakiplerden gizli tutulmasını sağlarken diğer yandan çalışanın buluş üzerindeki isim hakkını ve bedel alacağını doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada, çalışan buluşlarının genel hukuki rejimi kısaca özetlendikten sonra, çalışmanın asıl ağırlık noktasını oluşturan ticari sır olarak koruma meselesi; ticari sırrın hukuki niteliği, çalışanın sadakat borcu, bedel hesaplaması, koruma süresi ve sırrın ifşası ihtimalinde doğacak sonuçlar bakımından derinlemesine incelenecektir.

BİRİNCİ BÖLÜM

ÇALIŞAN BULUŞLARI KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVE

I. Buluş ve Çalışan Kavramları

Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), buluşu doğrudan tanımlamak yerine patent verilebilirlik şartları olan yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik (SMK m.82) kriterlerini belirlemiştir. Çalışan ise SMK m.2/d uyarınca, özel hukuk sözleşmesi ya da benzeri bir hukuki ilişki çerçevesinde işverenin belirlediği belirli bir işi ona karşı kişisel bir bağımlılık içinde yerine getirmekle yükümlü olan kişiler ile kamu görevlileri olarak tanımlanmıştır. Bu geniş tanım, stajyerleri, öğrencileri ve kamu görevlilerini de kapsamaktadır.

II. Hizmet Buluşları ve Serbest Buluşlar

SMK m.113/1 uyarınca hizmet buluşu, çalışanın işletmede yükümlü olduğu faaliyet gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı buluşlardır. Bu buluşlar, çalışanın iş görme borcu ile buluş arasında maddi bir bağ bulunduğunu gösterir. Serbest buluşlar ise, hizmet buluşu tanımının dışında kalan, çalışanın işverenin kaynaklarına veya görev tanımına bağlı kalmaksızın geliştirdiği bağımsız buluşlardır (SMK m.113/2).

Hizmet buluşlarında işverenin buluş üzerinde tam veya kısmi hak talep etme yetkisi bulunurken, çalışanın da bu buluş karşılığında makul bir bedel talep etme hakkı güvence altına alınmıştır. Buluşun niteliği ne olursa olsun, çalışanın yazılı bildirim yükümlülüğü (SMK m.114) sistemin işlemesi için temel şarttır.

İKİNCİ BÖLÜM

ÇALIŞAN BULUŞLARININ TİCARİ SIR OLARAK KORUNMASI

I. Ticari Sır Kavramının Hukuki Çerçevesi ve Unsurları

SMK, hizmet buluşunun ticari sır olarak korunmasına imkân tanısa da “ticari sır” kavramını bizzat tanımlamamaktadır. Bu boşluk, Türk hukukunda ticari sır korumasının temel dayanağı olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) haksız rekabete ilişkin hükümleri ve Türkiye’nin taraf olduğu Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) çerçevesinde doldurulmaktadır. TTK m.54, dürüstlük kuralına aykırı ve aldatıcı davranışları haksız rekabet olarak nitelendirirken, TTK m.55/1-d özel olarak üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesini ve ifşasını haksız rekabet hâllerinden biri saymaktadır (BOZKURT YÜKSEL, 2018: s.148).

Doktrinde ve yargı kararlarında, TRIPS ölçütleri esas alınarak bir bilginin ticari sır sayılabilmesi için üç unsurun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır: (i) bilginin ilgili sektördeki uzmanlarca kolayca bilinir veya erişilir nitelikte olmaması, (ii) gizli kalması sebebiyle sahibine ekonomik bir üstünlük sağlaması ve (iii) sahibinin bu gizliliği korumak için somut ve makul önlemler almış olması (BOZKURT YÜKSEL, 2018: s.150). Bu üçlü test, hem yerleşik yargı içtihadında hem de yakın tarihte kamuoyu görüşüne açılan Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı’nda da esas alınmıştır.

Çalışan buluşları bakımından bu tanımın önemi büyüktür. Zira bir hizmet buluşunun ticari sır sayılabilmesi için yalnızca işverenin onu gizli tutma iradesi yeterli olmayıp, buluşun objektif olarak gizli nitelikte olması ve işverenin bu gizliliği korumak için erişim kısıtlaması, gizlilik sözleşmeleri gibi somut tedbirler alması da gerekmektedir. Aksi hâlde buluş üzerinde hukuken korunabilir bir ticari sırdan söz edilemeyecek, dolayısıyla işverenin SMK m.116/2 kapsamında başvurudan kaçınma imkânından yararlanması da tartışmalı hâle gelecektir.

II. SMK M.116 Çerçevesi

SMK m.116/1, kural olarak tam hak talep eden işverene, hizmet buluşu için ulusal patent veya faydalı model başvurusu yapma yükümlülüğü yüklemektedir. Patent sistemi, buluşun tescili karşılığında sahibine 20 yıl süreyle inhisari bir kullanım hakkı tanımakta, ancak bunun karşılığında buluşun teknik içeriğinin tarifname yoluyla kamuya açıklanmasını şart koşmaktadır. Özellikle tersine mühendislikle çözülmesi güç üretim yöntemlerine ilişkin buluşlarda işverenler, açıklama yükümlülüğünden kaçınmak ve patentin sağladığı 20 yıllık sürenin ötesinde fiilî bir koruma elde etmek amacıyla başvurudan imtina ederek buluşu ticari sır olarak saklamayı tercih edebilmektedir.

Kanun koyucu, SMK m.116/2 hükmüyle bu yönelimi “işletme menfaatleri gerektiriyorsa başvurudan kaçınılabileceği” şeklinde açık bir istisna olarak düzenlemiştir. Öğretide isabetle vurgulandığı üzere, buradaki “işletme menfaati” kavramı, yukarıda I no’lu başlıkta açıklanan ticari sır unsurlarıyla örtüşmektedir. Zira işletmenin rakiplerinden gizlemek istediği ve ekonomik değer taşıyan bilgiler, tam olarak ticari sır tanımına giren bilgilerdir. Bu bakımdan SMK m.116/2, işverene tanınan bağımsız bir tercih hakkından ziyade, ticari sır niteliğindeki buluşlar bakımından zaten var olan fiilî durumun kanunla tanınmasından ibarettir.

III. Çalışanın Sadakat Borcu ve Sır Saklama Yükümlülüğü

İşverenin buluşu ticari sır olarak koruyabilmesi, yalnızca kendi tedbirleriyle değil, çalışanın da bu gizliliğe saygı göstermesiyle mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.396 uyarınca işçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli özeni göstermek ve sadakatle davranmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, işverene ait üretim ve iş sırlarının üçüncü kişilere açıklanmamasını da kapsamaktadır. Sadakat borcunun kapsamı, hizmet buluşunu bizzat gerçekleştiren çalışan bakımından özel bir önem taşır; zira buluşun teknik detaylarına en yakın ve en fazla bilgiye sahip kişi genellikle buluşu yapan çalışanın kendisidir.

Sır saklama yükümlülüğünün iş ilişkisi sona erdikten sonra da devam edip etmeyeceği tartışmalıdır. Kural olarak, TBK’da düzenlenen sadakat borcu iş sözleşmesiyle birlikte sona erer ancak ticari sır niteliğindeki bilgiler bakımından işverenin menfaati, ilişki sona erdikten sonra da sürebilir. Bu ihtiyaç, uygulamada tarafların TBK m.444 vd. hükümlerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmeleriyle birlikte, ayrıca ve açıkça gizlilik yükümlülüğü öngören sözleşme hükümleri kararlaştırmasını gerekli kılmaktadır. Çalışan buluşları özelinde, işverenin ticari sır tercihini işlevsel kılabilmesi için, buluşu gerçekleştiren çalışanla bu yönde yazılı ve kapsamı net bir gizlilik taahhüdü imzalanması önerilmektedir; aksi takdirde sırrın korunması, çalışanın iyi niyetine bağlı, hukuken zayıf bir zemine dayanmış olur.

IV. Ticari Sır Uygulamasının Çalışanın Haklarına Etkisi ve Bedel Sorunu

İşverenin buluşu ticari sır olarak tutması, çalışanın iki temel hakkını doğrudan etkiler: buluşçu olarak adının belirtilmesi (manevi hak) ve makul bedel alacağı (mali hak). Buluş patent siciline kaydedilmediğinden, çalışan mesleki itibar ve tanınırlık bakımından bir nevi gizli kalmaya mahkûm edilmektedir.

SMK m.116/1, ticari sır tercihinden doğabilecek mağduriyeti telafi etmek amacıyla, başvurudan kaçınılması hâlinde buluş için ödenecek bedelin hesaplanmasında, patent alınmamasından kaynaklanan çalışan aleyhine muhtemel ekonomik kayıpların göz önünde tutulacağını öngörmüştür. Bu düzenleme, çalışanın patentin tescil edilmemesi nedeniyle yaşayacağı itibar kaybını ve muhtemel lisans ya da devir gelirlerinden mahrumiyetini telafi etmeyi amaçlamaktadır. İşveren, buluşu ticari sır olarak kullanarak rekabet avantajı ve ekonomik fayda sağladığı sürece, çalışanına ÇBY m.7/1 uyarınca makul bedel ödemekle yükümlüdür.

Bununla birlikte, patent koruması 20 yılla sınırlıyken ticari sırrın süresi teorik olarak belirsizdir. ÇBY m.23/1, bedel hesaplamasında esas alınacak sürenin “patent hakkının koruma süresi” olduğunu belirtmekte ancak buluşun ticari sır olarak değerlendirildiği hâllere ilişkin açık bir hüküm içermemektedir. Bu mevzuat boşluğu, uygulamada iki farklı yorumu mümkün kılmaktadır: bedel yükümlülüğünün sırrın fiilen kullanıldığı süre boyunca, potansiyel olarak süresiz devam etmesi ya da patent koruma süresinin (20 yıl) kıyasen azami sınır olarak uygulanması. Hakkaniyet ilkesi ve işverenin sonsuz bir borç ilişkisi altında kalmaması gerekliliği dikkate alındığında, ikinci görüşün, yani 20 yıllık sürenin azami sınır olarak kıyasen uygulanmasının, SMK’nın sistematiğine daha uygun düştüğü değerlendirilmektedir ancak bu çözümün açık bir yasal düzenleme veya yerleşik içtihatla desteklenmesi gerekmektedir.

V. Karşılaştırmalı Hukuka Kısa Bir Bakış

Türk hukukundaki bu belirsizlik, karşılaştırmalı hukuktaki gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılmaktadır. Avrupa Birliği’nde 2016/943 sayılı Direktif, ticari sırrın gizlilik, ticari değer ve makul koruma tedbirleri unsurlarını içeren üçlü bir tanımını benimsemiş, ticari sırra ilişkin ihtiyati tedbir mekanizmaları ve zararın giderilmesine ilişkin standartları üye devletler için ortak bir çerçeveye bağlamıştır (SULU, 2026: s.120). Direktif, işçi-işveren ilişkisinde ticari sır korumasının, işçinin bilgi ve deneyimini serbestçe kullanma hakkını sınırlamaması gerektiğine de vurgu yapmaktadır. Bu husus, Türk hukukunda çalışanın sadakat borcu ile mesleki hareket serbestisi arasındaki dengenin kurulmasında yol gösterici olabilir.

Amerikan hukukunda ise federal düzeyde kabul edilen ticari sır mevzuatı, ticari sırrın izinsiz kullanımına karşı hem hukuki hem de cezai yaptırımlar öngörmekte ve işgücü hareketliliğinin yüksek olduğu teknoloji sektöründe çalışan buluşlarının ticari sır olarak korunmasına ilişkin zengin bir içtihat birikimi bulunmaktadır. Bu karşılaştırma, Türk hukukunda çalışan buluşlarının ticari sır olarak korunmasına ilişkin somut ve öngörülebilir standartların henüz yeterince gelişmediğini, buna karşılık bedel hesaplaması, süre sınırlaması ve sır saklama yükümlülüğünün kapsamı gibi konularda karşılaştırmalı hukuktan yararlanılabilecek zengin bir birikim bulunduğunu göstermektedir.

VI. Sırrın İfşası Durumunda Hukuki Durum

İşverenin ticari sır olarak koruduğu hizmet buluşu, üçüncü kişiler tarafından bağımsız olarak keşfedilip patentlenirse veya sır herhangi bir şekilde ifşa olursa, işverenin buluş üzerindeki fiilî tekel konumu sarsılır. Bu ihtimalde çalışanın bedel hakkının akıbeti tartışmalıdır. Sırrın ifşasında çalışanın kusuru bulunmuyorsa ve işveren sırrın korunduğu dönemde ekonomik bir menfaat elde etmişse, çalışanın ifşa tarihine kadar olan bedel alacağının korunması hakkaniyete uygun düşer. Buna karşılık, sırrın ifşasında çalışanın TBK m.396 kapsamındaki sadakat borcuna aykırı bir kusuru varsa, işverenin hem bedel ödeme yükümlülüğünün kapsamı hem de çalışana karşı tazminat talep etme hakkı ayrıca değerlendirilmelidir. Mahkeme veya Türk Patent ve Marka Kurumu, buluşun tescil edilebilirlik vasfının bulunmadığına karar vermedikçe, ticari sır statüsündeki buluşun fiilî kullanımı devam ettiği sürece işverenin bedel ödeme borcunun devam etmesi gerektiği kabul edilmelidir.

VII. Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı

Çalışmanın önceki başlıklarında ortaya konan mevzuat boşluğu, Türk hukuk sisteminde son dönemde gündeme gelen bir gelişmeyle kısmen giderilme yolundadır. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk yarısında, ticari sırların korunmasına ilişkin dağınık mevzuat yapısını TRIPS Anlaşması ve 2016/943 sayılı AB Direktifi ile uyumlu, müstakil bir çerçeveye kavuşturmayı amaçlayan bir kanun taslağını kamuoyu görüşüne açmıştır. Taslak, ticari sırrın gizlilik, ticari değer ve makul koruma tedbiri unsurlarından oluşan üçlü bir tanımını benimsemekte ve ihlal hâllerinde hem hukuki hem de cezai yaptırımlar öngörmektedir. Bu düzenlemenin yürürlüğe girmesi hâlinde, çalışan buluşlarının ticari sır olarak korunmasına ilişkin SMK m.116’daki genel ifadelerin, ticari sırra özgü müstakil bir kanunla desteklenerek daha somut bir zemine oturması beklenmektedir.

SONUÇ

Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çalışan buluşlarının hukuki statüsü hem işletmelerin yenilik kapasitesini hem de çalışanların emeklerinin karşılığını almasını doğrudan etkiler. SMK ve ÇBY, bu dengeyi sağlamak üzere hizmet buluşu ve serbest buluş ayrımını, bildirim yükümlülüklerini ve makul bedel mekanizmasını kurmuştur. Ancak işverenin buluşu patentlemek yerine ticari sır olarak korumayı tercih ettiği durumlarda sistemde önemli belirsizlikler ortaya çıkmaktadır.

Çalışmada ortaya konduğu üzere, ticari sır kavramının Türk hukukunda özerk bir tanımının bulunmaması, bu tercihin SMK m.116/2 kapsamındaki sınırlarının TTK’nın haksız rekabet hükümlerinden ve TRIPS ölçütlerinden hareketle belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanun koyucu işverene işletme menfaatleri doğrultusunda ticari sır koruması seçme hakkı tanımış, ancak bu tercihin çalışanın bedel alacağına yansımasını “muhtemel ekonomik kayıpların dikkate alınması” gibi genel ifadelerle geçiştirmiştir. Ticari sır durumunda, patent korumasındaki net 20 yıllık süre bulunmadığından, bedel ödeme yükümlülüğünün süresi ve sınırları uygulamada ihtilafa açıktır. Çalışanın sadakat borcunun iş ilişkisi sona erdikten sonraki kapsamı da benzer bir belirsizlik taşımaktadır.

Bu sorunların aşılması için, işletmelerin çalışan buluşu prosedürlerini belirlerken ticari sır ihtimalini de kapsayacak net iş sözleşmeleri ve gizlilik taahhütnameleri hazırlamaları, bedel hesaplama kıstaslarını somutlaştırmaları gerekmektedir. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı, bu yöndeki eksiklikleri giderme potansiyeli taşımakla birlikte, çalışan buluşlarına özgü bedel ve süre sorunlarının SMK ve ÇBY’de ayrıca netleştirilmesi, Türkiye’nin Ar-Ge ekosisteminin hukuki güvenliğini ve küresel rekabet gücünü artıracaktır.

KAYNAKÇA

(BOZBEL, 2015) BOZBEL, Savaş. (2015). Fikri Mülkiyet Hukuku, (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayınları.

(BOZKURT YÜKSEL, 2018) BOZKURT YÜKSEL, Armağan Ebru. (2018), “Ticari Sırların Dijital Ortamda Korunması”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi. Sayı 33, 143-192.

(CANBOLAT, 2007) CANBOLAT, Talat. (2007). İşçi Buluşları, (1. Baskı). İstanbul: Beta Yayınları.

(DEMİRCİOĞLU ve BALSEVER, Yıl Belirtilmemiş) DEMİRCİOĞLU, Murat ve BALSEVER, Sergül. (Yıl Belirtilmemiş), “Sınai Mülkiyet Kanunu Uyarınca Özel Hukuk İlişkisi İçinde Olan Çalışanların Buluşları”, Sicil İş Hukuku Dergisi. Sayı 40, 22-31.

(GÜLEŞÇİ, 2012) GÜLEŞÇİ, Yusuf. (2012), “551 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Açısından İşçi Buluşları ve İşçi Buluşları Açısından Dikkate Alınacak İlkeler”, MÜHFD. Sayı 2, 153-176.

(KARASU vd., 2019) KARASU, Rauf, SULUK, Cahit ve NAL, Temel. (2019). Fikri Mülkiyet Hukuku, (3. Baskı). Ankara: Seçkin Yayınları.

(KOÇAK, Yıl Belirtilmemiş) KOÇAK, Hakan. (Yıl Belirtilmemiş), “Türk Patent Hukuku Açısından Çalışan Buluşlarında Hak Sahipliği ve Çalışanın Bedel Hakkı”, HHFD. Sayı 2, 489-532.

(KÜÇÜKALİ vd., 2019) KÜÇÜKALİ, Canan, HAVUTCU, Ayşe ve ÖZTÜRK, Bahri. (2019), “Çalışan Buluşları”, Terazi Hukuk Dergisi. Cilt 14, 759-774.

(ORTAN, 1987) ORTAN, Ali Necip. (1987). İşçi Buluşları Hukuku, (1. Baskı). İzmir: DEÜ Yayınları.

(ÖZDEMİR UZUN, 2023) ÖZDEMİR UZUN, Güleda. (2023). İşçi Buluşları, (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.

(ÖZSOY, 2020) ÖZSOY, Mehmet Akif. (2020). Özel Hukuk İlişkisine Dayalı Olarak Çalışanların Buluşları, (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayınları.

(SULU, 2026) SULU, Muhammed. (2026), “Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Avrupa Birliği Direktifi Çevirisi”, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. Sayı 1, 117-141.

(SULUK, 2020) SULUK, Cahit. (2020). Çalışan Buluşları Hukuku, (2. Baskı). Ankara: Seçkin Yayınları.

(SÜZEK, 2019) SÜZEK, Sarper. (2019). İş Hukuku, (18. Baskı). İstanbul: Beta Yayınları.

(SÜZEK, 2014) SÜZEK, Sarper. (2014), “Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş Akdinin Geçersizliği”, MÜHAD. Sayı 1, 123-141.

(TEKİNALP vd., 2019) TEKİNALP, Ünal, POROY, Reha ve ÇAMOĞLU, Ersin. (2019). Ortaklıklar Hukuku I, (14. Baskı). İstanbul: Seçkin Yayınları.

(TEKİNALP, 2012) TEKİNALP, Ünal. (2012). Fikri Mülkiyet Hukuku, (4. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık.

(E-kaynak: https://icticaret.ticaret.gov.tr/duyurular/ticari-sirlarin-korunmasi-hakkinda-kanun-taslaginin-goruse-acilmasi Erişim Tarihi: 03/07/2026)