Çok Kutuplu Küresel Ticarette Yeni Açılım Arayışları

avatar

Bu çalışma, küresel ticaretin son çeyrek yüzyılda geçirdiği çok katmanlı dönüşümü analiz etmekte; özellikle 2008 Küresel Krizi, Kovid-19 salgını, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD-Çin rekabeti gibi kırılma anlarının, küresel ticaretin doğasını nasıl köklü biçimde yeniden şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Küresel ticaret artık yalnızca ekonomik değil; jeopolitik, teknolojik ve çevresel parametreler üzerinden tanımlanan bir alan haline gelmiştir. “friend-shoring”, “nearshoring”, “stratejik kopuş” (strategic decoupling) gibi kavramların yükselişi, verimlilikten ziyade güvenlik ve siyasi uyumun ticaret kararlarını belirlemeye başladığını göstermektedir.

Günümüzde ticaret savaşları etiketi altında gelişen ABD-Çin hattındaki hegemonya mücadelesi, kendini nadir elementler, dijital altyapılar ve kritik ham maddeler gibi alanlarda gösterirken Dünya Ticaret Örgütünün işlevselliğini yitirmesi, Kapsamlı ve İleri Düzey Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP), Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA) gibi bölgesel ve tematik ticaret bloklarının yükselişini beraberinde getirmektedir.

Bu bağlamda, yeni dünyada tesis edilen küresel ticaret dönüşümü korumacılıkla açıklanamayacak kadar derin bir yapısal yeniden yapılanma sürecine işaret ederek ülkeler arasındaki mesafenin sadece fiziki olarak değil kültürel, dijital ve yönetişimsel olarak ifade edilmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin başta AB olmak üzere geleneksel pazarlarda doygunluk seviyesine ulaşmasından hareketle yeni ihracat, rekabet ve büyüme alanları için farklı stratejiler ışığında ürün ve pazar çeşitlendirmesi patikalarını izlemesi faydalı olacaktır.

Türkiye’nin küresel ticarette konumlanmasının, statik değil dijital altyapı, kültürel uyum ve yönetişim kapasitesi gibi yapısal faktörlerle zenginleşen dinamik, çok katmanlı ve çok taraflı bir dış ticaret vizyonuyla yeniden şekillenebileceğini tartışan bu çalışma sonuç olarak Türkiye’nin bu yeni düzen içinde nasıl yeniden konumlanabileceğine ilişkin stratejik öneriler sunmaktadır.

Determinants of E-commerce Adoption among Consumers in Türkiye: 2023

The rapid expansion of e-commerce in Türkiye presents an opportunity to explore the key factors driving consumer adoption. This study examines the determinants influencing e-commerce participation by utilizing microdata from the 2023 Household Information Technologies (IT) Usage Survey conducted by the Turkish Statistical Institute (TÜİK). Employing a probit regression model, the analysis investigates the impact of demographic, socio-economic, and technological factors, including age, gender, education, household income, mobile device ownership, and social media engagement. The findings indicate that younger individuals, those with higher education levels, and individuals with greater social media engagement are more likely to adopt e-commerce. Regional disparities and household size significantly influence adoption patterns. The study highlights the significance of digital literacy, accessibility, and policy measures in enhancing e-commerce adoption, while also providing valuable insights for policymakers in supporting inclusive digital transformation and offering businesses and entrepreneurs guidance to navigate Türkiye’s evolving e-commerce landscape.

Gümrük Kanunda Yer Alan Tasfiye Hükümleri Çerçevesinde E-İhale Süreçleri

avatar

Gümrük Kanunu’nun belirlediği olağan gümrük süreçlerinde kimi zaman kural dışı senaryolar ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu aksamalar ortaya çıktığında, gümrük işlemine konu olan eşyanın da sahibiyle ilişkisi sona erebilmektedir. İşte bu gibi durumlara karşılık Gümrük Kanunu’nda tasfiye hükümleri belirlenmiştir. Tasfiye hükümlerine göre, belirli gümrük sürecine konu eşya, belirlenen yöntemlerle, bulunduğu yerde tasfiye edilmektedir. Böylece gümrüklü sahalarda eşya birikmesinin yaratabileceği riskler bertaraf edilmektedir. Bunun yanında, eşyanın yurda girişine ilişkin kurallar gözetilerek, ekonomiye belirli bir değer kazandırılmak istenmektedir. Bu amaçla kullanılan tasfiye yöntemlerinden en yaygın olanı da E-ihale usulüyle satış yöntemidir. Bu makalede ana çerçevesiyle tasfiye süreci anlatılarak en çok kullanılan tasfiye yöntemi olan e-ihaleyle ilgili detaylı bilgi verilmesi amaçlanmaktadır.

Gümrük ve Maliye Mevzuatı Açısından Transit Ticaret İşlemleri

Bu çalışma ile transit ticaretin gümrük ve maliye mevzuatı çerçevesindeki yeri analiz edilmektedir. Bilindiği üzere transit, eşyanın satıldığı ülkede herhangi bir vergi, resim ve harç tabiiyeti olmadan başka bir ülkeye transfer edilmesi olarak nitelendirilmektedir. Bu ticaret türünde eşya, transit geçtiği ülkede gümrük vergisi, resim ve harç gibi mali yükümlülüklere tabi tutulmamakta ve serbest dolaşıma girmemektedir. Bu nedenle, söz konusu çalışmada, transit ticaretin, eşyanın serbest dolaşıma girdikten sonra ihraç edildiği reeksport ve bölgesel ihtiyaçlara yönelik ortaya çıkan sınır ticaretinden farklı bir yapıda olduğu vurgulanmaktadır.

Türkiye’de transit ticareti tek bir çatı altında toplayan bir mevzuat bulunmamakla birlikte, işlemler Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi farklı kurumların düzenlemeleriyle yürütülmektedir. İhracat Yönetmeliği’nde tanımlanan bu faaliyet, gümrüklerde transit beyannamesi, özet beyan ve aktarma genelgelerinin ilgili hükümleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Diğer taraftan, kambiyo mevzuatı açısından, transit ticaret kapsamında elde edilen satış bedellerinin yurda getirilme zorunluluğu bulunmamakla birlikte bu bedellerin tasarruf edilme şekli serbest bırakılmıştır. Ayrıca, transit ticaret işlemleri Katma Değer Vergisi (KDV), Damga Vergisi ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) gibi vergisel yükümlülüklerden istisnadır. Önceden lehe fark esası bulunurken, güncel mevzuatta zararına satışa (aleyhte fark) imkân tanınması, tacirlerin zararını minimize etmesine olanak sağlamaktadır.

Sonuç olarak, coğrafi konumu nedeniyle Türkiye için önemli bir potansiyel taşıyan transit ticaretin, çatı bir mevzuat metninin olmaması nedeniyle ortaya çıkan karmaşık yapısının dikkatli planlama ve profesyonel lojistik faaliyetleri ile aşılabileceği belirtilmektedir.

Gümrüklerde Yapay Zekâ Çağı: Dijitalleşme ve Ticaretin Geleceği

avatar

Küreselleşmenin hız kazandığı ve dijital dönüşümün yaşamın her alanında derinlemesine hissedildiği günümüzde, uluslararası ticaretin yoğunluğu ve karmaşıklığı artmaktadır. Gümrükler; mal ve hizmetlerin sınırlar arası hareketini düzenleyip denetleyerek, ekonomik büyümeye katkıda bulunmak ve dünya ticaretinin akıcılığı ile güvenliğini sağlamak açısından kritik bir rol oynamaktadır. Ancak günümüzde değişen küresel ticaret ortamı, artan ticaret hacmi, karmaşık mevzuatlar, kaçakçılık ve dolandırıcılık girişimlerinin çeşitlenmesi, insan kaynakları yetersizlikleri ve manuel süreçlerin getirdiği verimsizlikler ve artan güvenlik tehditleri karşısında gümrük idareleri büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların aşılması ve daha etkin, şeffaf ve güvenli bir gümrük yapısının inşa edilebilmesi için dijital teknolojilere, özellikle de yapay zekâ temelli çözümlere duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda, gümrüklerin dijitalleşmesi yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda küresel ticaretin geleceğini şekillendiren stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu makalede, yapay zekâ teknolojilerinin gümrük süreçlerindeki kullanım alanları, sunduğu avantajlar, karşılaşılan riskler ve Türkiye ile dünya genelinden örnek uygulamalar ele alınmaktadır. Amaç, yapay zekâ destekli gümrük uygulamalarının mevcut durumu ve gelecekteki potansiyelini değerlendirmektir.

Ticaret Bakanlığı Personelinin Emekliliğinde Silah Taşıma ve Bulundurma Hakkına Yönelik Bir Değerlendirme

avatar

Ticaret Bakanlığında görevli Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı, Bölge Amiri, gümrük muhafaza hizmetlerini yürüten Gümrük ve Ticaret Denetmeni ile Denetmen Yardımcısı, Kısım Amiri ve Muhafaza Memuru genel kolluk kuvveti personeline tanınan silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisine sahiptir. Bahse konu personelden sadece bir kısmı emekli olması halinde silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler için her türlü vergi, resim ve harçtan muaf durumundadır. İlaveten, Gümrük Muhafaza Teşkilatı personeli dışında, ülkemizde adli kolluk olarak görev yapan personelden 10 yıl görev yaptıktan sonra ayrılanların emeklilikte silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmaktadır. Bu çalışmada, yaşanan bu eşitsizliklerin giderilmesini teminen 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda değişiklik yapılması teklif edilmektedir.

Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması

avatar

Ticari defterlerin fiziki ortamda tutulması kural olmakla birlikte, belli şartları haiz olan mükelleflerin bu defterleri elektronik ortamda tutması mecburidir. Elektronik defter uygulamasına geçenler söz konusu defterleri kağıt ortamında tutamazlar. Mevzuatta öngörülen esaslara aykırı olarak elektronik defter oluşturan veya oluşturdukları elektronik defterleri yetkili makamların isteği üzerine ibraz etmeyenler ya da şartları sağladığı halde elektronik defter uygulamasına süresi içinde geçmeyenler adli ve/veya idari yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Elektronik ortamda tutulacak defterlere ilişkin usul ve kurallar ise Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 1 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği ile belirlenmiştir. Anılan Tebliğde, 2024 yılı içinde 21 Mayıs 2024, 8 Kasım 2024 ve 31 Aralık 2024 tarihlerinde olmak üzere üç önemli değişiklik yapılmıştır. İşte bu çalışmada, son düzenlemeler ışığında ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hususu detaylı olarak incelenmiştir.

Ticaret Politikası ve Sürdürülebilirlik: Kamusal Yaklaşımlar

avatar

Küresel ticaret politikaları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle giderek daha fazla iç içe geçmektedir. Çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik sertifikaları, ticaretin yönünü belirleyen temel unsurlar haline gelmiş olup, ülkeler bu alanda düzenleyici kapasitelerini güçlendirme ihtiyacı duymaktadır. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalar, ticaret ortaklarını sürdürülebilirlik gerekliliklerine uyum sağlamaya zorlamaktadır.

Ancak, sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikalarının, gelişmekte olan ülkeler için maliyetler yaratabileceği ve küresel rekabeti etkileyebileceği belirtilmektedir. İzole politika önlemleri, karbon kaçağı gibi sorunları beraberinde getirebilir ve küçük ölçekli işletmelerin piyasadan dışlanmasına yol açabilir. Bu nedenle, uluslararası işbirliği, düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılması ve kamu-özel sektör ortaklıkları, sürdürülebilir ticaretin desteklenmesinde kritik rol oynamaktadır.

Çalışma, bölgesel ticaret anlaşmalarının sürdürülebilirlik hükümlerini nasıl içerebileceğini ve çok taraflı platformlardaki tartışmaların ticaret ve çevre politikaları arasındaki uyumu nasıl artırabileceğini incelemektedir. Türkiye gibi AB ile yakın ticari ilişkileri olan ülkeler için, bu süreç hem zorluklar hem de fırsatlar sunmaktadır. Ülkemizin Yeşil Mutabakat Eylem Planı doğrultusunda atacağı adımlar, sürdürülebilir ticarette bölgesel bir lider konumuna ulaşmasını sağlayabilir.

Yönetim Kurulundan

Ticaret Uzmanları Derneği olarak, 20 yılı aşkın bir süredir, meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Yayın Kurulundan

Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nin 66. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda teknolojik gelişmelerin, küresel ticaretin ve sürdürülebilir kalkınmanın çeşitli boyutlarını ele alan zengin içerikler sunuyoruz.

What Is Happening In The Arctic Region?

avatar

Every time we check our social media accounts, we come across something about global warming. We know that one of the most destructive reasons of global warming is melting ice bulks in the North Pole. On the other hand, nowadays media outlets instead of showing suffering polar bears on the pieces of glaciers, they are talking about new trade routes that is gradually forming in this region. It is time to talk what we have under the icebergs. In this article, we will point out what is happening around Arctic region in terms of new trade route what China calls The Polar Silk Road.

On 23 March 2021, we jumped out of our beds by hearing news about Ever Given that is the name of cargo ship which stuck in Suez Canal. This ship embarked on Netherlands to destinate China, but it couldn’t achieve. This incident led to six days off for Suez Canal and gave rise to around 60 billion dollars loss for global trade. Of course, this was not the first incident along Suez Canal, we saw many and we might see some in the future as well. What if we had alternative route from China to Netherlands instead of that route. Yes, we have more affordable and shorter route but in Arctic.  Could this route present opportunities for Türkiye, China and Russia? Let’s dive into Arctic to find the answer.

İklim Krizinin Gölgesinde Liderlik Yarışı

avatar

Günümüzde iklim değişikliği, yalnızca çevresel bir sorun değil; sosyal, ekonomik ve toplumsal dengeleri de derinden etkileyen, karmaşık ve acil bir kriz olarak kendini göstermektedir. İklim Krizi’nin sosyal, ekonomik ve toplumsal zararlarının yanında canlı sağlığını doğrudan etkileyen bir düzeye ulaşması, bu konuda atılması gereken adımların aciliyetini tekraren hatırlatmaktadır. Bu noktada, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğiyle mücadelede geliştirdiği politika metni olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa’nın bir süredir kaybettiği kural koyucu rolünü yeniden kazanma ve iklim değişikliğiyle mücadelede lider konumda olma amacının da bir göstergesidir. Ancak başta Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile beraber maliyet artışı ve rekabet dezavantajı odağıyla gelişen tepkiler aynı zamanda Yeşil Mutabakat’ın küresel standart olarak kabul görmesini ve Avrupa’nın bu alanda liderlik üstlenme gayesini engellemek amacı taşımaktadır. Ülkeler arasındaki etkin iş birliğini gerektiren iklim değişikliği bu boyutlarıyla sadece bir çevre meselesi değil; sosyal, ekonomik ve siyasi eksenleri olan küresel bir krizdir. Küresel kamuoyunun küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği odaklı bir yaklaşım benimsemesi ve giderek daha ısınan dünyamız için daha fazla geç kalmaması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine giden yolda daha etkili adımlar atılmasını sağlayacaktır.

Varış Öncesi Gümrük İşlemleri Uygulamasının Değerlendirilmesi

avatar

Küresel ticaret süreci, ülkelerin mal akımlarının önündeki dış ticaret engellerini kaldırmalarını ve dünyanın tek bir pazar durumuna getirilmesini ifade etmektedir. Bu durum, ülkeler arasında rekabet şartlarını ağırlaştırmakta olup bu şartlara uyum sağlayamayan ülkelerin ticaret ve yatırım açısından dezavantajlı duruma düşmesine neden olabilmektedir. Ülke bazında rekabet şartlarına uyum sağlanması, başta kamu olmak üzere tüm paydaşların katkı sağlaması ile mümkündür. İthalat-ihracat gibi dış ticaret işlemlerinin kolaylaştırılması/basitleştirilmesi de bir ülkenin rekabet gücünü arttırmasına katkı sağlayan önemli bir faktördür. Varış öncesi gümrük işlemleri, ülkemizin dış ticaret işlemlerinin basitleştirilmesinde fayda sağlayan uygulamalardan biridir. Bu çalışmada varış öncesi gümrük işlemlerine ilişkin mevzuat ile uygulamanın kapsamı ve faydaları ele alınacaktır.

Rekabet Hukukunda Birleşme ve Devralmalar

avatar

Etkin rekabetin sağlanmasında rekabet hukuku çok önemli bir araçtır. Anayasa’nın “Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi” başlığını taşıyan 167. maddesinin 1. fıkrasındaki “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” şeklinde yer alan düzenlemeye göre tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemek devletin görevi olarak belirtilmiş ve böylece serbest rekabet düzeninin korunması amaçlanmıştır. Aynı şekilde, ekonomik düzenin devamlılığı için teşebbüs birleşme ve devralmalarının denetlenmesi gereği de kaçınılmazdır. Çalışmamızda öncelikle birleşme ve devralma kavramlarından bahsedilmiş, ilerleyen aşamalarda ise birleşme ve devralmaların rekabet hukuku üzerindeki etkileri incelenmiştir.

21. Yüzyılda Türk Dış (Ticaret) Politikası: Gümrükler ve Dijitalleşme

Türk dış ticaret politikası, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana sabit kalmamıştır. Dünyada değişen koşullara uyumlu olarak, gerektiğinde radikal ve köklü değişimler geçirmiş, bugüne kadar hem Türk bürokrasisi hem de kamu ve özel sektörü bu değişimleri önemli ölçüde başarıyla destekleyebilmiş ve tamamlayabilmişlerdir. Küresel güvenlik ve ticaret mimarisinde yeni bir dönemin yaklaşmakta olduğu bilinmektedir. Bu yazıda söz konusu dönüşüm çerçevesinde, Coase’in işlem maliyetleri kavramı ve organik jeopolitik teoriler temel alınarak, bağlantısallık ve dijitalleşme kapsamında grand strateji değişimi ile DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili öneriler ortaya konulmuş, ayrıca, tüm bu kavram ve süreçlerin aslında birbirini tamamladıkları ve besledikleri öne sürülmüştür.