Yeni Batı Mah. Palandöken Cad. No: 92 Yenimahalle/ANKARA
ÖZET:
Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirlilik, varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Bu konuda Avrupa Birliği (AB), bu sorunların üstesinden gelebilmek ve sürdürülebilir bir kalkınma için 11 Aralık 2019 tarihinde, Avrupa Yeşil Mutabakatını açıklamıştır.
Açıklanan Mutabakat sonrası AB, Türkiye’nin de içlerinde olduğu, ithalat yaptığı ülkelerden Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) kapsamında, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için bir geçiş süreci öngörmüş ve bu geçiş sürecinin tamamlanmasının ardından mali yükümlülüklerin devreye gireceği 1 Ocak 2026 itibariyle asıl uygulama başlayacaktır.
Bu tarihten itibaren, SKDM Tüzüğü ekinde yer alan ithal ürünlerle ilişkili karbon emisyonları için oluşan mali yükümlülük, SKDM sertifikalarının AB’ye verilmesiyle karşılanacaktır. Bu kapsamda, ürüne gömülü her 1 ton CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonu için 1 SKDM sertifikasının AB’ye teslim edilmesi gerekmektedir, uluslararası ticareti etkileyecek en önemli hususlardan birisi olarak İhracatının yaklaşık yarısını AB’ye gerçekleştiren Türkiye’nin ihracatta rekabetçi olabilmesi için bu mutabakata uyumu büyük önem arz etmektedir.
Türkiye, SKDM ve benzeri uygulamalar ışığında kendi sınırda karbon düzenlenmesi mekanizmasını oluşturmak için önemli adımlar atmış ve İklim Kanunu hazırlıklarına başlamıştır.
Türkiye’nin SKDM ile uyumlu bir emisyon ticareti sistemi kurması yurt içinde uygulanan karbon fiyatlandırma tedbirlerinin ekonomik etkilerden korumaya yardımcı olabileceğini yansıtırken düşük karbonlu bir ekonomik modeli hayata geçirilmesinin ticari rekabet gücünü̈ artırabilir ve dönüşümü bir fırsata çevirebileceğini de ortaya koymaktadır.
Çalışmamız genel hatları ile Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasını tanımlamaya çalışırken, Sınırda Karbon Düzenlemesi Tüzüğüne değinilmeye ve Türkiye ekonomisi üzerinde SKDM’nin etkileri değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması, SKDM, Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM)
ABSTRACT:
Climate change and environmental pollution are perceived as existential threats to the world. To address these challenges and promote sustainable development, the European Union (EU) announced the European Green Deal on 11 December 2019.
Following the announcement of the Green Deal, the EU established a transitional period under the Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) for companies operating in the iron and steel, aluminium, cement, fertiliser, electricity and hydrogen sectors in countries from which it imports, including Türkiye. Following the completion of this transitional period, the definitive phase, in which financial obligations will take effect, will begin on 1 January 2026.
From that date onward, financial obligations arising from the carbon emissions associated with imported products listed in the annexes to the CBAM Regulation will be fulfilled by surrendering CBAM certificates to the EU. In this context, one CBAM certificate must be surrendered for each tonne of carbon dioxide equivalent (CO₂e) emissions embedded in a product. As one of the most significant developments affecting international trade, compliance with the European Green Deal is critically important for Türkiye to maintain its export competitiveness, given that approximately half of its exports are destined for the EU.
In light of CBAM and similar initiatives, Türkiye has taken significant steps towards establishing its own carbon border adjustment mechanism and has begun preparations for a Climate Law.
The establishment of an emissions trading system compatible with CBAM could help protect Türkiye from the economic effects of carbon-pricing measures implemented domestically. At the same time, adopting a low-carbon economic model could strengthen the country’s trade competitiveness and turn the transition into an opportunity.
This study provides a general overview of the Carbon Border Adjustment Mechanism, examines the CBAM Regulation and evaluates the potential effects of CBAM on the Turkish economy.
Keywords: Carbon Border Adjustment Mechanism, CBAM, European Green Deal (EGD)
Avrupa Birliği (AB) Aralık 2019’da Avrupa Yeşil Düzeni (European Green Deal, AYD) isimli programını duyurdu. AB AYD ile birlikte, 2050’de iklim açısından nötr olmayı, başka bir açıdan net sera gazı salımlarını sıfırlamayı ve küresel sera gazlarının azaltılmasında etkili bir oyuncu haline gelmeyi hedeflerken doğal yaşamda iklimle uyumlu teknolojilerin geliştirilmesi için inovasyona ve rekabetçik açısından “tarladan çatala” stratejisiyle sağlıklı bir gıda sistemine ulaşmayı hedeflemektedir.
11 Aralık 2019’da yayımlanan bildirimin içeriği analiz edildiğinde AYD’nin sadece AB’yi ilgilendiren bir konu olmadığı, AB ile ticari, finansal ve siyasi ilişki içinde olan tüm ülkelerin ekonomik-siyasi ilişkilerin derinliği ile orantılı olarak bağlantılı olduğunu söylemek yerinde olacaktır.
Avrupa Yeşil Düzeni programında kullanılacak iki araç bulunmaktadır. Bunlar, Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) ve Döngüsel Ekonomi Düzenlemeleridir.
SKDM, AB sınırından içeri giren ithal ürünlerin içerdiği karbon yoğunluğuna bağlı olarak vergilendirilmesini tanımlarken, Döngüsel Ekonomi düzenlemeleri de yine ithal edilen ürünlerin dayanıklılık, satış-sonrası yükümlükler gibi kıstaslar üzerinden yeniden tasarlanmasını ifade etmektedir.
Bu çalışmada sadece SKDM’nin işleyişi ve Türkiye ekonomisi üzerine olası etkileri konu edilip değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Yakın tarihte sınırda karbon düzenlemesi ilk defa, 2003 yılında Londra’da faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşu olan Yeni Ekonomi Vakfı (New Economics Foundation, NEF) tarafından dile getirildi. Rapor, Dünya Ticaret Örgütü̈ (DTÖ) kuralları çerçevesinde Kyoto Protokolü’ne taraf olmayan ülkelerin kaçındığı üretim maliyetlerini, ticareti baltalamaya teşvik eden uygulamalarla eşdeğer görürken, ülkelerin Kyoto Protokolü’nü̈ onaylamasını sağlamak üzere çoğunlukla ‘bir tehdit unsuru’ olarak değerlendiriliyordu.
Avrupa Birliği (AB), 11 Aralık 2019 tarihinde Paris Anlaşması’nın bir uzantısı olarak iklim değişikliği ve çevre konularının tüm politika alanlarında merkezileştirildiği Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) çerçevesinde dönüşüm hedeflerini belirlemiştir. AYM, AB’yi 2050 yılına kadar verimli, rekabetçi bir ekonomi ve net sıfır sera gazı emisyonu ile adil bir refah toplumuna dönüştürmeyi amaçlayan yeni bir büyüme stratejisi ile birlikte bir iklim politikasından daha fazlası olan aynı zamanda, yeni bir uluslararası ticaret sistemi ve iş bölümü inşa eden ekonomik dönüşüm programını ortaya koymuştur.
AYM’nin 2050 yılına kadar AB’nin ilk iklim nötr kıta olma hedefi, 29 Temmuz 2021’de yürürlüğe giren Avrupa İklim Yasası ile yasal olarak bağlayıcı bir yükümlülük haline gelmesi ile birlikte, 2050 yılına kadar iklim nötr olma hedefine uyumu sağlamak için AB Komisyonu, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990 yılına kıyasla en az %55 azaltmayı hedeflemesi ile birlikte İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını azaltmak için piyasaya dayalı yaklaşımların araçlarından en etkili olan karbon fiyatlandırma mekanizmalarının uygulanmasıyla birlikte Küresel iklim değişikliği hedefleri doğrultusunda, giderek daha fazla sayıda ülke, ulusal karbon fiyatlandırma mekanizmalarının bir parçası olarak karbon vergileri ve emisyon ticareti uygulanırken ortaya çıkan tanımlama Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kavramını ortaya çıkarmıştır.
SKDM, en basit tanımlamayla, AB içi bir sistem olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’in AB dışına genişletilmesi olarak anlaşılabilir.
SKDM karbon fiyatlama sistemini ticaret ortaklarına yaygınlaştırırken böylelikle karbon düzenlemesi kaynaklı maliyet dezavantajını AB-içi üreticiler lehine dengelemeyi ve küresel sera gazı emisyonlarında gereken azaltımı sağlamayı hedeflemektedir.
Belirli sektörlerden karbon kaçağını önlemeye yönelik mevcut tedbirlerin yerini alması ana amaçları arasında yer alırken Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)’inın “Karbon kaçağı riski olan” ürünlerin AB’ye ihraç edilmesi sırasında sahip olduğu karbon yoğunluğuna göre vergilendirilmesini sayesinde Avrupa Birliği’nde mevcut durumda Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile karbon fiyatlandırması uygulaması ile birlikte Avrupa Birliği iklim değişikliği ile mücadele kapsamında ETS kapsamında sağlanan ücretsiz tahsisatları azaltarak sıfırlaması ön görülmektedir.
Bu haliyle mekanizma, AB’de yetkilendirilmiş ithalatçıların AB’ye ithal edilen çeşitli karbon yoğun ürünlerdeki (çimento, demir ve çelik, alüminyum, gübre ve elektrik) gömülü emisyonların karbon fiyatını yansıtan “SKDM sertifikalarını” ile birlikte 2026’dan itibaren, AB Emisyon Ticaret Sistemindeki ücretsiz tahsisatların sonlandırılması takvimi ile uyumlu şekilde, aşamalı olarak uygulanacaktır.
SKDM Tüzük Metni, Avrupa Parlamentosu (AP) ve Konsey tarafından 10 Mayıs 2023 tarihinde imzalanmış ve 16 Mayıs 2023 tarihli ve L 130/52 AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmış olup 17 Mayıs 2023 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
SKDM Tüzüğü, AB’nin emisyon azaltma politikalarını olumsuz etkileyecek şekilde AB üretiminin iklim değişikliği politikaları daha az sıkı olan ülkelere kayması sonucunda oluşabilecek karbon kaçağı riskini önlemeyi amaçlamaktadır.
AB, SKDM ile üretim esnasında salınan karbon emisyonları için AB Emisyon Ticareti Sistemi’ni (ETS) yansıtacak şekilde ithal ürünler için ilave ücret getirmekte, böylelikle diğer ülkelerde daha temiz üretim yapılmasını sağlamayı ve AB üreticilerinin rekabetçiliğini korumayı hedeflemektedir.
SKDM’nin kapsamında ilk aşamada, yüksek karbon kaçağı riski taşıyan 6 sektör bulunmaktadır: çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik.
SKDM Tüzüğünün geçiş dönemi 1 Ekim 2023 tarihi itibariyle başlayacaktır. 2025 yılının sonuna kadar sürecek olan geçiş döneminde AB ithalatçıları herhangi bir mali yükümlülük altına girmeyecek, SKDM mekanizmasına tabi ithal ürünlerde gömülü emisyonları raporlayacaktır. Emisyonların raporlanmasına ilişkin kurallar ve gereklilikler uygulama tasarrufları aracılığıyla AB Komisyonu tarafından detaylandırılacaktır.
SKDM, 2026 yılında tam olarak uygulamaya geçtiğinde, AB ithalatçıları, SKDM dâhilindeki ithal malları için SKDM sertifikası satın alacaktır. Sertifika fiyatları AB ETS sistemindeki fiyatları yansıtacak şekilde hesaplanacaktır. AB ithalatçıları bir yıl önce ithal ettikleri mal miktarını ve toplam gömülü emisyon miktarlarını her yıl 31 Mayıs tarihinde beyan edecek ve bu miktarlara tekabül eden SKDM sertifikalarını teslim edeceklerdir.
İthalatçılar, üçüncü ülke üreticilerinden alınan doğrulanmış bilgilere dayanarak, ithal edilen ürünlerin üretimi esnasında hâlihazırda bir karbon fiyatı ödendiğini ispat etmeleri durumunda bu bedeli nihai ödemelerinden düşürebileceklerdir.
Ticaret Bakanlığımızca yapılan çalışmalar ve bilgi paylaşımlarında SKDM Tüzüğü 1 Ekim 2023 tarihinde raporlama yükümlülüğü ile sınırlı olarak uygulamaya girmiş olduğu kapsamda, 1 Ekim 2023-31 Aralık 2025 tarihleri arasında, mali yükümlülük doğmayacak bir geçiş dönemi söz konusu olduğu ve geçiş dönemi, uygulama esaslarının oturtulması, veri toplanması ve uygulamanın iyileştirilmesine yönelik aksayan noktaların tespit edilmesi gibi amaçlara hizmet edecek, bu dönemdeki deneyim çerçevesinde gerekli iyileştirmeler ve ikincil mevzuat düzenlemeleri gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
2025 sonuna kadar olan geçiş döneminde, ithal edilen ürünlere gömülü emisyonlar (embedded emissions) için herhangi bir ücretlendirme yapılmayacak olup mali yükümlülüklerin devreye girdiği asıl uygulama dönemi 1 Ocak 2026 itibariyle başlayacak olduğu belirtilmiştir.
SKDM, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsamaktadır. SKDM’ye tabi ürünler ve ilgili ürünlerle ilişkili sera gazları mevzuat metninin “Ek I (Annex I)” başlıklı ekinde listelenmektedir. Ürünlerin tanımlanmasında gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP/CN) kodları esas alınmıştır.
Öte yandan ilgili tüzükte Sınırda karbon düzenleme mekanizması girişimi artan iklim hedefinden kaynaklanan karbon kaçağı riskini ele alarak, Paris Anlaşması doğrultusunda en geç 2050’ye kadar iklim nötr bir Birlik hedefine ulaşmak için Birlik ’in araç setinin temel bir unsuru olarak işlev görecektir. SKDM’nin üçüncü ülkelerde karbonsuzlaştırmanın teşvik edilmesine de katkıda bulunması beklenmekte olduğu ve SKDM tüzüğünün amacının karbon kaçağı riskini önlemek olmasına rağmen, bu Tüzük aynı zamanda üçüncü ülkelerdeki üreticileri daha az emisyon oluşması için sera gazlarını azaltmada daha verimli teknolojileri kullanmaya teşvik edecektir. Bu nedenle SKDM’nin, üçüncü ülkelerde sera gazı emisyonlarının azaltımını etkin bir şekilde desteklemesi beklenmekte olduğu belirtilmektedir.
Tüzüğün üçüncü ülkelerden Birlik’in gümrük bölgesine ithal edilen mallara, üretimlerinin, AB ETS’nin üçüncü ülkelere veya bölgelere uygulanması yoluyla zaten AB ETS’ye veya AB ETS ile tamamen bağlantılı bir karbon fiyatlandırma sistemine tabi olduğu durumlar haricinde ilk kriterin kullanılması, kümülatif emisyonlar açısından aşağıdaki endüstriyel sektörlerin listelenmesini mümkün kılacaktır: demir ve çelik, rafineriler, çimento, alüminyum, organik temel kimyasallar, hidrojen ve gübre olmasının yanında özellikle organik kimyasallar, bu Tüzük’ün kabul edildiği tarihte bu tür ithal malların gömülü emisyonlarının net bir şekilde tanımlanmasına izin vermeyen teknik sınırlamalar nedeniyle, bu Tüzük kapsamına alınmaması yanında söz konusu mallar için, AB ETS kapsamındaki uygulanabilir ölçüt değer, münferit ithal mallara gömülü emisyonların net bir şekilde tahsis edilmesine izin vermeyen temel bir parametre olduğu organik kimyasallara yönelik tahsisatın hedefe daha fazla yönelik olması için daha fazla veri ve analiz gerekmekte olduğu belirtilmiştir.
SKDM, daha temiz üretimi teşvik etmeyi amaçladığından, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın dış boyutunun bir parçası olarak ve Paris Anlaşması doğrultusunda, üretim endüstrilerinin karbonsuzlaştırılması için düşük ve orta gelirli üçüncü ülkelerle birlikte çalışmaya ve onları desteklemeye kararlı ve karbon kaçağı riskinin önlenmesi ve böylece küresel karbon emisyonlarının azaltılarak Paris Anlaşması’nın hedeflerinin desteklenmesi amacıyla üçüncü ülkelerdeki operatörler tarafından emisyonların azaltılması için teşvikler de oluşturulması suretiyle, Birlik gümrük bölgesine ithalatlarında Tüzük kapsamında listelenen mallardaki gömülü sera gazı emisyonlarını ele almak üzere bir sınırda karbon düzenleme mekanizması tesis etmektedir.
Tüzük kapsamında üçüncü ülke menşeli mallara, söz konusu mallar veya (AB) 952/2013 sayılı Tüzük’ün 256. maddesinde atıfta bulunulan dâhilde işleme usulü ile söz konusu mallardan elde edilen işlenmiş ürünler Birlik’in gümrük bölgesine ithal edildiğinde uygulanacağı da ayrıca belirtilmiştir.
Türkiye, 2013-2020 yılları arasında Dünya Bankası’nın Piyasaya Hazırlık Ortaklığı kapsamındaki programı çerçevesinde karbon fiyatlandırmasını uygulamak için bir dizi güçlü temel inşa etmiştir. Bunlar arasında kilit sanayi sektörlerinde operasyonel hale getirilmiş İzleme, Raporlama ve Doğrulama sistemleri ve taslak bir AB Emisyon Ticareti Sistemi’ni (ETS) Yönetmeliği yer almaktadır.
İklim değişikliği ile ilgili son dönemde hızlanan gelişmelerin ülkemizin AB ile ticari ilişkilerinim etkilemesi beklentisi ile, Ticaret Bakanlığı önderliğinde, çeşitli bakanlıklar ve kamu kuruluşları toplanarak, bir çalışma grubu oluşturmuştur. Bu çalışma grubu “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”nı 15 Temmuz 2021’de kamuoyuna duyurmuştur.
Bu eylem planı, iklim değişikliği ve küresel ısınmayla ilgili farkındalık yaratma, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM’nin genel hatlarıyla ne olduğunun anlaşılması ve konu ile ilgili Türkiye’nin yol haritası oluşturulması açısından önemli bir başlangıç adımıdır.
Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021) Türkiye’nin sürdürülebilir ve kaynak etkin bir ekonomiye geçişine katkı sağlanmasını ve Türkiye’nin başta Avrupa Yeşil Mutabakatı ile öngörülen kapsamlı değişikliklere, Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında sağlanan bütünleşmeyi koruyacak ve daha da ileriye taşıyacak şekilde uyum sağlamasını teminen, Eylem Planında, (1) sınırda karbon düzenlemeleri, (2) yeşil ve döngüsel bir ekonomi, (3) yeşil finansman, (4) temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı, (5) sürdürülebilir tarım, (6) sürdürülebilir akıllı ulaşım, (7) iklim değişikliği ile mücadele, (8) diplomasi ve (9) Avrupa Yeşil Mutabakatı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri başlıkları altında belirlenen hedeflere ulaşılması amacıyla hayata geçirilecek eylemlere yer verilmiştir. Bu çerçevede, Eylem Planı 9 ana başlık altında toplam 32 hedef ve 81 eylemi içermektedir.
AB’nin sınırda karbon düzenlemesine ilişkin gelişmelerin yakından takip edilmesi; SKDM’nin ihracatımıza olası olumsuz etkilerinin azaltılmasını sağlayacak tedbirlerin tespiti ve düzenlemenin Gümrük Birliği ile AB’ye sağlanan bütünleşmeye halel getirmemesini teminen AB politikalarıyla uyumlu bir şekilde atılabilecek ilave adımların değerlendirilmesi amacıyla kurulmuş olan AB SKDM İhtisas Çalışma Grubu, 16 Ocak ve 21 Haziran 2023 tarihlerinde toplanmıştır. Buna ilaveten, AB SKDM İhtisas Çalışma Grubu faaliyetleri kapsamında, geçiş dönemi raporlama yükümlülüklerine yönelik olarak 31 Temmuz 2023 tarihinde demir-çelik, 2 Ağustos 2023 tarihinde alüminyum ve 3 Ağustos 2023 tarihinde çimento sektörlerine yönelik toplantılar gerçekleştirilmiştir.
Mekanizmanın uygulanmasının AB’nin altıncı büyük ticaret ortağı olan Türkiye’yi yükselen maliyetlerle karşı karşıya bırakması ve potansiyel olarak Türkiye’nin rekabet gücünü etkilemesi ve GSYH’nin büyümesi ve istihdam üzerinde kısa vadeli etkilere yol açması beklenmektedir. Bu nedenle, SKDM Türkiye ekonomisine önemli riskler getirmektedir ve hem hükûmetin hem de sektörün bu riski uygun şekilde yönetmek için yeterli önlemleri alması gerekmektedir.
SKDM’nin genel olarak Türkiye ekonomisi ve belirli sektörler üzerindeki etkilerini öngören üç tamamlayıcı modelleme stratejisinin kullanılması ve mekanizmanın getirdiği maliyetleri yönetmek için Türkiye’nin kullanabileceği potansiyel politika tepkilerinin belirlenmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir.
SKDM kapsamına giren ürünlerde AB ülkelerine 2023 yılı ihracatımız yaklaşık 9,7 milyar ABD Doları olurken, söz konusu ürünlerde Dünya’ya ihracatımız 23,3 milyar ABD Doları tutarında gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, 2023 yılında anılan ürünlerde AB’ye ihracatımız Dünya’ya ihracatımız içerisinde %42 paya sahip olmasının AB’nin ihracatımızdaki payının yüksekliği ve özellikle demir-çelik, çimento ve alüminyum için AB’nin önemli tedarikçileri arasında yer almamız nedeniyle düzenlemeden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer almamız öngörülmektedir.
Sera gazlarında ağırlık karbondioksittedir. Sera gazlarında Türkiye’de karbondioksitin payı 2020 yılında yüzde 79 olmuş, bunu yüzde 12 ile metan, yüzde 8 ile nitroz oksit ve yüzde 1 ile F-gazları izlemiştir. 2020 yılında Türkiye’nin karbondioksit eşdeğeri olarak toplam sera gazı salınımı 524 milyon tondur. 2020 yılında toplam sera gazı salınımında yüzde 70’in üzerindeki katkısıyla enerji sektörü öne çıkmakta; ikinci sırada yüzde 12 civarında katkı ile gelen tarımın gelmektedir. 1990 yılından 2020 yılına gelindiğinde ise toplam sera gazı salınımda yüzde 138 oranında artış olduğu görülmektedir.
Türkiye çimento sektöründe güçlü, demir-çelik sektöründe orta, alüminyum sektöründe zayıf rekabet gücüne sahip görünmekte olup elektrik ve gübre sektörlerinde ise rekabette dezavantajlı olduğu ortaya konmaktadır. Trade Map 2022 yılı verilerine göre ihracatının %41’40’nı AB-27’ye yapan Türkiye’nin, seçili sektörlerde dünyaya yaptığı ihracatta AB-27’in payı elektrik sektöründe %76,94, gübre sektöründe %48,76, demir-çelik sektöründe %38.26, çimento sektöründe %17,50 ve alüminyum sektöründe %9,23’tür. Türkiye’nin söz konusu sektörlerde SKDM’na hızlı uyumu, AB-27 pazarında rekabet gücü kaybını önleyici olacaktır. Ayrıca 2021 yılı itibariyle 191 üyesinin Paris anlaşmasına taraf olması Türkiye’nin SKDM’na uyumu, küresel ticarete entegrasyonu ve uluslararası yatırımların yönelmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye, ETS kurulmasına yönelik devam etmekte olan hazırlık sürecini hızlandırmalı ve ekonomik dönüşümü başlatmalıdır.
SONUÇ
Avrupa ve Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirlilik, varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Avrupa Birliği (AB), bu sorunların üstesinden gelebilmek ve sürdürülebilir bir kalkınma için 11 Aralık 2019 tarihinde, Avrupa Yeşil Mutabakatını açıklamıştır. Bu düzenlemeler ile AB, Türkiye’nin de içlerinde olduğu, ithalat yaptığı ülkelerden sürdürülebilirlik koşullarına uyumu aramaktadır. Mutabakat kapsamında sınırda karbon düzenlemesi, uluslararası ticareti etkileyecek en önemli hususlardan birisidir. İhracatının yaklaşık yarısını AB’ye gerçekleştiren Türkiye’nin ihracatta rekabetçi olabilmesi için bu mutabakata uyumu büyük önem arz etmektedir
Yeşil teknolojilere yatırım yapan ve sürdürülebilirliğe önem veren firmalar, tüketici tercihlerini karşılayarak ve yüksek kaliteli ürünler sunarak bir avantaj elde edebilirler ve daha yüksek fiyat dışı rekabet gücüne sahip olabilirler.
Dolayısıyla, iklim değişikliği politikaları bir ülkenin fiyat rekabetçiliğine zarar verebilirken, firmaları gelecekteki piyasalarda talep edilecek değerlere uyum sağlamaya teşvik ederek ekonominin ekolojik dönüşümüne katkı sağlayabileceği gibi ekonomiyi uzun vadede daha rekabetçi hale getirebilir.
Türkiye’nin aktif bir iklim politikasına geçişi, AB-27’ın iklim finansmanı fırsatlarına erişmesine yardımcı olacak ve seçilmiş sektörlerde Türkiye’nin iklim dostu dönüşümünü kolaylaştıracaktır
Firmaların seçilmiş sektörlerde inovasyon ve teknolojiye yatırımlarının desteklenmesi önemlidir. Bu gelişmelerde başarılı olunursa ekonomik kayıplar azalacaktır.
SKDM’nin tümüyle uygulanmaya başlaması üretim, üretimde yenilikler ve çalışma koşullarında belirgin biçimde değişiklik olacağını işaret etmektedir.
SKDM uygulamasına geçilmeden, öncelikli ürün gruplarının belirlenmesi ve bunların izlenmesi, bu ürün gruplarının mevcut dönüşüm ile uyumlu bir şekilde sürdürülebilir ve kaynak etkin geçişinin desteklenmesi, politika yapıcıların gündeminde üst sıralarda yer almalıdır.
Bu bağlamda, kısa ve orta vadede dış ticarette ek idari yükler gibi ulusal düzenlemelerin gündeme geleceğini söylemek mümkündür. Bu süreçte, hedeflenen üretim ve ticaret süreçlerinin ve değişimin yakından takip edilmesi, üretici ve ihracatçı firmaların bu konuda bilgi sahibi olması büyük önem taşımaktadır.
Türkiye, AB ile olan ticaret ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilecek ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilecektir.
Ticaret Bakanlığımızca SKDM’ye yönelik çalışmaların devamlılığının Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik politikasına ivme kazandıracağı açıktır. Bu nedenle şirketlerin bu kavramları benimsemesi ve entegre raporlama olarak bilinen daha bütünsel bir raporlama sistemine doğru ilerlemesi gerekmektedir.
KAYNAKÇA
Aktaş Çimen, Z. (2024). Sınırda Karbon Düzenlemesi ve Seçilmiş Sektörlerde Türkiye’nin Küresel Rekabet Gücü. Politik Ekonomik Kuram, 8(1), 1-17. https://doi.org/10.30586/pek.1378742
İmer-ertunga, E., & Seyhun, Ö. K. (2022). Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Ve Türkıye’nin İhracatına Olası Etkileri. Ege Stratejik AraştırmalarDergisi,13(1), 1-13. https://doi.org/10.18354/esam.1119230
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Uyarlaması Mekanizması ve Türkiye Ekonomisi 16 s.; 3 (İstanbul Politikalar Merkezi–Sabancı Üniversitesi–Stiftung Mercator Girişimi)
T.C. Ticaret Bakanlığı (2021), Yeşil Mutabakat Eylem Planı, https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/MUTABAKAT%20YE%C5%9E%C4%B0L., Erişim Tarihi: 05.01.2026.
SAYI 69 • Ekim 2026 • E-Dergi
Yayın Kurulu
Avni DİLBER
Burak Serkan YAŞAR
Erdal KARAHİSAR
Oğuz ŞAHİN
Ahmet Can BALAK
Editör
Mehmet Deniz ERNALBANT
Sinan DEMİRÖZ
Şeyma Gülay KOÇ ÇELİK
Necip DOĞAN
Dizgi ve Tasarım
Evren YENİ ve Mahmut Furkan YAMAN
Copyright © 2026 Ticaret Uzmanları Derneği Her hakkı saklıdır.
Dergide yayımlanan yazılardaki görüşler yazarlarına aittir.
dergi@tiud.org.tr










Ticaret Uzmanları Derneği (TİUD), Ticaret Uzmanları ile Uzman Yardımcılarının dayanışma ve birlikteliğini geliştirmeyi, ortak hak ve menfaatlerini korumayı, mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur.

Yorum Yap