Ticarette Uzman Görüş 68 Kapak Görseli

Yönetim Kurulundan

Ticaret Uzmanları Derneği olarak, kuruluşumuzun 25. yılında daha önce olduğu gibi meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Yayın Kurulundan

Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nin 68. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda yapay zekâdan sürdürülebilir tüketime, e-ticaretten gümrük ve ticaret mevzuatına kadar geniş bir yelpazede güncel araştırma ve değerlendirmeleri, küresel ticaretin yeni dinamikleri ışığında sizlere sunuyoruz.

Çevresel Beyan İçeren Reklamların İncelenmesi: Elektrikli Araç Reklamlarında Yer Alan “Sıfır Emisyon” İddiası

Çevresel sorunlara ilişkin tüketici bilincinin artması, şirketlerin üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinde çevresel unsurları ön plana çıkarmasına yol açmıştır. Bu süreçte, çevreye uyumlu uygulamalar geliştirerek reklamlarında bu yönlerini mevzuata uygun bir şekilde ön plana çıkaran şirketlerin yanı sıra, çevresel iddiaları gerçeğe aykırı veya abartılı biçimde kullanan reklamverenler de bulunmaktadır. Bu uygulama, literatürde “yeşil aklama” olarak adlandırılmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından 2020 yılında yapılan bir araştırmada, Avrupa Birliği genelinde çevresel beyanların %53,3’ünün belirsiz, yanıltıcı veya asılsız nitelik taşıdığı tespit edilmiştir (European Union, 2024).

Bu çalışmada, elektrikli araç reklamlarında sıklıkla kullanılan “sıfır emisyon” iddiası tüketici hukuku ve reklam hukuku perspektifinden incelenmektedir. Çalışmada, söz konusu beyanın tüketicilerde ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca çevreye zarar vermediği yönünde bir algı yaratma potansiyeline sahip olduğu ve bu nedenle yanıltıcı olabileceği hususu ileri sürülmektedir. Türkiye’deki düzenlemeler ve kararlar ile Birleşik Krallık’taki yaklaşımı ortaya koyan bir karara yer verilerek yapılan analiz sonucunda “sıfır emisyon” iddiasının ancak belirli bir kullanım veya yaşam döngüsü aşamasıyla açıkça sınırlandırılması halinde yeşil aklama uygulaması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Düşman Kardeşler: Yeşil ve Dijital Dönüşüm İkilemi

avatar

Son dönemde küresel ekonomi, hem iklim krizine karşı alınan yeşil önlemler hem de yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin hızla yayılması ile eşzamanlı olarak iki dönüşüm ekseninde evrilmektedir. Buna karşın, bu çalışmada kâğıt üzerinde birbirini tamamlayan bu iki sürecin, pratikte enerji talebi ve kaynak kısıtları nedeniyle çatışan hedeflere, yani birer “düşman kardeşe” dönüşebileceği ortaya konmaktadır.

Dijital teknolojilerin özellikle veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama yükleri aracılığıyla ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi fosil yakıtlardan çıkış stratejilerini zayıflatmakta ve dijitalleşme, karbon ölçümleme, akıllı şebekeler ve dijital ikiz sistemleri gibi yeşil dönüşüm bileşenleri için vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır. Bu ikilem, sadece teknik değil politik-ekonomik bir meseleye dönüşmekte; kritik madenlere olan bağımlılık, gelişmekte olan ülkelerde artan dönüşüm maliyetleri ve kurumsal kapasitelerdeki sınırlılıklar da eklendiğinde, ikiz dönüşüm sürecinin karmaşıklığı derinleşmektedir. Bu kapsamda çalışmayla birlikte dönüşüm süreçlerinin birbirlerini uğrattığı sekte sadece teknik bir sorun olarak değil; kritik madenlere erişim, enerji jeopolitiği ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki “ikiz baskı” gibi politik ekonomi boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Çalışmada ayrıca Türkiye için içine yerli dönüşümün de dahil edildiği ‘üçüz dönüşüm’ süreci için politika önerileri geliştirilmekte; dijitalleşme hızının yenilenebilir enerji kapasitesiyle senkronize edildiği ve yerli teknolojik yetkinliklerle desteklendiği bu üçlü yapının, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlayacağı ve küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünü sürdürülebilir kılacağı ortaya konmaktadır.

Gümrükte Dijitalleşmenin Geleceğini Kim Belirleyecek?

avatar

ÖZET Uluslararası ticaretin önemli bir parçası olan gümrük işlemlerinde, dijitalleşme faaliyetleri kapsamını genişleterek hızlı bir şekilde devam etmektedir. Özellikle uluslararası […]

Hava Kargo Taşımacılığında Güvenli Tedarik Zinciri ile Kaçakçılıkla Mücadelede Gümrük ve Havacılık İş Birliği (Türkiye Uygulaması ve Örnek Vaka Analizi)

avatar

Günümüz küresel ticaretinde, ürünlerin uluslararası pazarlara hızlı ve etkin bir şekilde ulaştırılması gerekliliği, hava kargo taşımacılığını her geçen gün daha da önemli hale getirmiş; bu alana yönelik artan ihtiyaç, hava kargo taşımacılığını lojistik zincirinin vazgeçilmez bir unsuru konumuna taşımıştır. Ancak, bu taşımacılık türünün hız odaklı yapısı, beraberinde çeşitli güvenlik risklerini de getirmekte ve süreci daha karmaşık hale dönüştürmektedir.

Bu çerçevede, hava yoluyla taşınan gönderilerin güvenliğinin sağlanması yalnızca sivil havacılık otoritelerinin sorumluluğunda kalmamakta; aynı zamanda gümrük idarelerinin de etkin ve sürekli iş birliğini gerektiren çok paydaşlı bir süreç niteliği taşımaktadır. Terör tehditleri, kaçakçılık faaliyetleri ve diğer yasa dışı girişimler, hava kargo güvenliğinin sürekli gözden geçirilmesini ve geliştirilen önlemlerle güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla, uluslararası standartlarla uyumlu, bütüncül ve entegre güvenlik mekanizmalarının oluşturulması hem ülkelerin güvenliğinin sağlanması hem de artan ticaret hacminin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır.

Bu çalışmada, hava kargo taşımacılığı kapsamında uygulanan güvenli tedarik zinciri modelleri ile gümrük idaresi tarafından yürütülen Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) karşılaştırmalı olarak ele alınmış, Türkiye’de uygulanan sistemler analiz edilerek, sahada karşılaşılan örnek olaylar üzerinden kurumlar arası veri paylaşımı, risk analizi ve operasyonel koordinasyonun önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, gümrük ve sivil havacılık otoriteleri arasında bütüncül ve senkronize bir güvenlik yaklaşımının oluşturulmasına yönelik değerlendirme ve politika önerilerine yer verilmiştir. Nihai olarak, bu çalışma, hava kargo taşımacılığında hem güvenliği hem de verimliliği artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Karanlık Ticari Tasarımlar Bağlamında Abonelik Tuzakları Kavramı ve Reklam Kurulu Kararları

Dijitalleşme ile birlikte abonelik temelli iş modelleri, mal ve hizmet sunumunda yaygınlaşmış; bu durum tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasındaki zaten mevcut olan bilgi ve güç asimetrisini daha belirgin hale getirmiştir. Dijital arayüzlerin sunduğu tasarım imkânları, tüketicilerin karar alma süreçlerini yönlendirmeye elverişli bir zemin oluşturmuş ve bu bağlamda “karanlık ticari tasarımlar” olarak adlandırılan uygulamalar önem kazanmıştır. Özellikle abonelik sözleşmelerinin kurulması, devamı ve sona erdirilmesi aşamalarında kullanılan bu tasarımlar, tüketicilerin normal şartlar altında taraf olmayacakları işlemlere yönlendirilmelerine veya istemedikleri sözleşme ilişkilerinin içinde kalmalarına yol açabilmektedir.

Bu çalışmada, karanlık ticari tasarımlar kavramsal ve türsel açıdan ele alınmış ve karanlık ticari tasarımların başlıca türleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir. Ardından Türk hukuku çerçevesinde karanlık ticari tasarımların hukuki niteliği değerlendirilmiş; özellikle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile Reklam Kurulu kararları üzerinden uygulamadaki görünümü ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında ise abonelik tuzakları kavramı ele alınarak abonelik tuzaklarının başlıca türleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir.

Küresel Jeo-ekonomik Dönüşüm Üzerinden Euro ve Modernize Edilmiş Avrupa Birliği (AB) Taslak Gümrük Kanunu Hakkında Değerlendirme

Bu yazıda, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde tarafından yapılan bir konuşmadan yola çıkılarak, revizyonist devletlerin sayısının ve kararlılığının arttığı günümüzde, Euro’nun geleceği konusundaki olası inisiyatiflerin hangi şartlarda olumlu sonuçlar doğuracağı konusunda ve mevcut jeopolitik kaymalar temelinde, öncü bir tartışma açılmaya çalışılacaktır. Küresel para sisteminin, küresel üretim ve ticaret sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğu dikkate alındığında, daha güvenli, hızlı, etkin ve sağlam jeopolitik uzlaşılara dayanan yeni veya güçlendirilmiş uzun mesafe taşıma hatlarının ortaya çıkması durumunda, küresel para sisteminin de bu yeni duruma göre yeniden şekilleneceğini beklemek mümkündür. İşte Avrupa Birliği (AB)’nin yavaş yavaş şekillendirmekte ve hayata geçirmekte olduğu Gümrük Reformu’nun arka planını bu tablo inşa etmektedir. Daha net ifade etmek gerekirse, AB Gümrük Reformu, arada sırada yapılan idari bir gözden geçirme değil, bilakis 21. yüzyıl devasa jeopolitik kaymasına uyumda buzdağının su üstünde görünen kısmıdır. Bu yazı, yazarları tarafından ‘Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde’ yayımlanan bir seri yazının bir sonraki halkası olarak tasarlanmıştır. Bu çerçevede, söz konusu jeopolitik kayma, özellikle uzun mesafe taşımacılık hatlarındaki tarihsel ve güncel jeopolitik değişimler açısından daha önceki yazılarımızda incelendiği için, bu sefer küresel para mimarisindeki derin dönüşüm hem AB ile ilişkilerimizdeki olası etkileri hem de AB Gümrük Reformu açısından değerlendirilecektir.

Türk Deniz Yetki Alanlarında Kaçakçılıkla Mücadele Kapsamında Gümrük İdaresinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları

avatar

Devletin tanımındaki unsurlardan ülke unsuru; belirli insan topluğunun devamlı olarak yaşayabileceği ve egemenlik kurabileceği, belirli sınırları olan bir toprak parçasını ifade etmekte ve bir bütün olarak deniz ve kara ülkesini işaret etmektedir.

Egemenlik kavramı ise; devletin yönettiği ülke ve millet üzerinde kural koyma yetkisini ifade eden devletin kurucu unsurlarından birisidir. Devletlerin, uluslararası hukuk kuralları ve ulusal mevzuatları ile sınırları belirlenmiş olan deniz yetki alanlarında egemenlik hakları bulunmaktadır.

Bu çalışmada; devletin temel unsurlarından biri olan ülke kavramı kara ve deniz ülkesi bütünlüğü içinde ele alınarak deniz yetki alanları tanımlanmakta ve devletin egemenlik hakları dahilinde Türk Deniz Yetki Alanlarında Türk Gümrük İdaresinin kaçakçılığı önleme, izleme ve kaçakçılıkla mücadele kapsamında görev, yetki ve sorumlulukları incelenmektedir.

Türkiye’de Ekonomik Etkili Gümrük Rejimlerinin Karşılaştırmalı Analizi

ÖZET Gümrük rejimleri, modern ekonomilerin dış ticaret altyapısını oluşturan ve ekonomik faaliyetlerin yönlendirilmesinde stratejik işlev üstlenen temel mekanizmalardır. Özellikle ekonomik […]