Günümüz küresel ticaretinde, ürünlerin uluslararası pazarlara hızlı ve etkin bir şekilde ulaştırılması gerekliliği, hava kargo taşımacılığını her geçen gün daha da önemli hale getirmiş; bu alana yönelik artan ihtiyaç, hava kargo taşımacılığını lojistik zincirinin vazgeçilmez bir unsuru konumuna taşımıştır. Ancak, bu taşımacılık türünün hız odaklı yapısı, beraberinde çeşitli güvenlik risklerini de getirmekte ve süreci daha karmaşık hale dönüştürmektedir.
Bu çerçevede, hava yoluyla taşınan gönderilerin güvenliğinin sağlanması yalnızca sivil havacılık otoritelerinin sorumluluğunda kalmamakta; aynı zamanda gümrük idarelerinin de etkin ve sürekli iş birliğini gerektiren çok paydaşlı bir süreç niteliği taşımaktadır. Terör tehditleri, kaçakçılık faaliyetleri ve diğer yasa dışı girişimler, hava kargo güvenliğinin sürekli gözden geçirilmesini ve geliştirilen önlemlerle güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla, uluslararası standartlarla uyumlu, bütüncül ve entegre güvenlik mekanizmalarının oluşturulması hem ülkelerin güvenliğinin sağlanması hem de artan ticaret hacminin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır.
Bu çalışmada, hava kargo taşımacılığı kapsamında uygulanan güvenli tedarik zinciri modelleri ile gümrük idaresi tarafından yürütülen Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) karşılaştırmalı olarak ele alınmış, Türkiye’de uygulanan sistemler analiz edilerek, sahada karşılaşılan örnek olaylar üzerinden kurumlar arası veri paylaşımı, risk analizi ve operasyonel koordinasyonun önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, gümrük ve sivil havacılık otoriteleri arasında bütüncül ve senkronize bir güvenlik yaklaşımının oluşturulmasına yönelik değerlendirme ve politika önerilerine yer verilmiştir. Nihai olarak, bu çalışma, hava kargo taşımacılığında hem güvenliği hem de verimliliği artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.