Çevresel sorunlara ilişkin tüketici bilincinin artması, şirketlerin üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinde çevresel unsurları ön plana çıkarmasına yol açmıştır. Bu süreçte, çevreye uyumlu uygulamalar geliştirerek reklamlarında bu yönlerini mevzuata uygun bir şekilde ön plana çıkaran şirketlerin yanı sıra, çevresel iddiaları gerçeğe aykırı veya abartılı biçimde kullanan reklamverenler de bulunmaktadır. Bu uygulama, literatürde “yeşil aklama” olarak adlandırılmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından 2020 yılında yapılan bir araştırmada, Avrupa Birliği genelinde çevresel beyanların %53,3’ünün belirsiz, yanıltıcı veya asılsız nitelik taşıdığı tespit edilmiştir (European Union, 2024).
Bu çalışmada, elektrikli araç reklamlarında sıklıkla kullanılan “sıfır emisyon” iddiası tüketici hukuku ve reklam hukuku perspektifinden incelenmektedir. Çalışmada, söz konusu beyanın tüketicilerde ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca çevreye zarar vermediği yönünde bir algı yaratma potansiyeline sahip olduğu ve bu nedenle yanıltıcı olabileceği hususu ileri sürülmektedir. Türkiye’deki düzenlemeler ve kararlar ile Birleşik Krallık’taki yaklaşımı ortaya koyan bir karara yer verilerek yapılan analiz sonucunda “sıfır emisyon” iddiasının ancak belirli bir kullanım veya yaşam döngüsü aşamasıyla açıkça sınırlandırılması halinde yeşil aklama uygulaması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.


