<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeşil Mutabakat &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/tag/yesil-mutabakat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jan 2026 14:13:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Yeşil Mutabakat &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Düşman Kardeşler: Yeşil ve Dijital Dönüşüm İkilemi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/01/26/dusman-kardesler-yesil-ve-dijital-donusum-ikilemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Can Duman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 19:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 68]]></category>
		<category><![CDATA[Digitalization]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Energy Paradox]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[European Green Deal]]></category>
		<category><![CDATA[İkiz Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Triple Transition]]></category>
		<category><![CDATA[Twin Transition]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüz Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Mutabakat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8452</guid>

					<description><![CDATA[Son dönemde küresel ekonomi, hem iklim krizine karşı alınan yeşil önlemler hem de yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin hızla yayılması ile eşzamanlı olarak iki dönüşüm ekseninde evrilmektedir. Buna karşın, bu çalışmada kâğıt üzerinde birbirini tamamlayan bu iki sürecin, pratikte enerji talebi ve kaynak kısıtları nedeniyle çatışan hedeflere, yani birer "düşman kardeşe" dönüşebileceği ortaya konmaktadır.

Dijital teknolojilerin özellikle veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama yükleri aracılığıyla ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi fosil yakıtlardan çıkış stratejilerini zayıflatmakta ve dijitalleşme, karbon ölçümleme, akıllı şebekeler ve dijital ikiz sistemleri gibi yeşil dönüşüm bileşenleri için vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır. Bu ikilem, sadece teknik değil politik-ekonomik bir meseleye dönüşmekte; kritik madenlere olan bağımlılık, gelişmekte olan ülkelerde artan dönüşüm maliyetleri ve kurumsal kapasitelerdeki sınırlılıklar da eklendiğinde, ikiz dönüşüm sürecinin karmaşıklığı derinleşmektedir. Bu kapsamda çalışmayla birlikte dönüşüm süreçlerinin birbirlerini uğrattığı sekte sadece teknik bir sorun olarak değil; kritik madenlere erişim, enerji jeopolitiği ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki "ikiz baskı" gibi politik ekonomi boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Çalışmada ayrıca Türkiye için içine yerli dönüşümün de dahil edildiği ‘üçüz dönüşüm’ süreci için politika önerileri geliştirilmekte; dijitalleşme hızının yenilenebilir enerji kapasitesiyle senkronize edildiği ve yerli teknolojik yetkinliklerle desteklendiği bu üçlü yapının, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlayacağı ve küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünü sürdürülebilir kılacağı ortaya konmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Son dönemde küresel ekonomi, hem iklim krizine karşı alınan yeşil önlemler hem de yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin hızla yayılması ile eşzamanlı olarak iki dönüşüm ekseninde evrilmektedir. Buna karşın, bu çalışmada kâğıt üzerinde birbirini tamamlayan bu iki sürecin, pratikte enerji talebi ve kaynak kısıtları nedeniyle çatışan hedeflere, yani birer &#8220;düşman kardeşe&#8221; dönüşebileceği ortaya konmaktadır.</p>



<p>Dijital teknolojilerin özellikle veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama yükleri aracılığıyla ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi fosil yakıtlardan çıkış stratejilerini zayıflatmakta ve dijitalleşme, karbon ölçümleme, akıllı şebekeler ve dijital ikiz sistemleri gibi yeşil dönüşüm bileşenleri için vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır. Bu ikilem, sadece teknik değil politik-ekonomik bir meseleye dönüşmekte; kritik madenlere olan bağımlılık, gelişmekte olan ülkelerde artan dönüşüm maliyetleri ve kurumsal kapasitelerdeki sınırlılıklar da eklendiğinde, ikiz dönüşüm sürecinin karmaşıklığı derinleşmektedir. Bu kapsamda çalışmayla birlikte dönüşüm süreçlerinin birbirlerini uğrattığı sekte sadece teknik bir sorun olarak değil; kritik madenlere erişim, enerji jeopolitiği ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki &#8220;ikiz baskı&#8221; gibi politik ekonomi boyutlarıyla ele alınmaktadır.</p>



<p>Çalışmada ayrıca Türkiye için içine yerli dönüşümün de dahil edildiği ‘üçüz dönüşüm’ süreci için politika önerileri geliştirilmekte; dijitalleşme hızının yenilenebilir enerji kapasitesiyle senkronize edildiği ve yerli teknolojik yetkinliklerle desteklendiği bu üçlü yapının, Türkiye&#8217;nin enerji arz güvenliğini sağlayacağı ve küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünü sürdürülebilir kılacağı ortaya konmaktadır.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> İkiz Dönüşüm, Yeşil Mutabakat, Dijitalleşme, Enerji Paradoksu, Üçüz Dönüşüm.<strong><br></strong></p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>Recently, the global economy has evolved along two simultaneous transformation axes: green initiatives addressing the climate crisis and the rapid proliferation of digital technologies such as artificial intelligence, cloud computing, the Internet of Things, and big data. This study demonstrates that, despite their complementary nature on paper, these two processes can, in practice, become “enemy siblings,” confronting each other due to energy demand and resource constraints.</p>



<p>The high energy demand generated by digital technologies—particularly through data centers and AI computation—can undermine fossil fuel phase-out strategies, while digitalization provides an indispensable infrastructure for green transition components such as carbon monitoring, smart grids, and digital twin systems. This dilemma extends beyond technical concerns, encompassing political-economic dimensions: dependency on critical minerals, rising transition costs in developing countries, and institutional capacity constraints collectively deepen the complexity of the twin transition. Accordingly, this study frames the disruptions caused by these transformations not only as technical challenges but also through political economy perspectives, including access to critical minerals, energy geopolitics, and the “twin pressure” on developing economies.</p>



<p>Furthermore, the study develops policy recommendations for Türkiye within a “triple transition” framework that incorporates domestic technological capabilities. By synchronizing the pace of digitalization with renewable energy capacity and supporting it through local technological competencies, this triple framework can enhance Türkiye’s energy security and sustain its competitiveness within global value chains.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Twin Transition, European Green Deal, Digitalization, Energy Paradox, Triple Transition<strong><br></strong></p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Küresel ekonominin son 10-15 yılda geçirdiği dönüşüm, üretim süreçlerinden ticaret sistemlerine, enerji politikalarından rekabet stratejilerine kadar çok geniş bir alanda kendini göstererek hemen her alanın yapısal değişiminin kaynağı olmuştur. İklim değişikliğinin artık temel insan haklarını tehdit eden yıkıcı etkilerini en aza indirmek ve yakın gelecekte karbon-nötr bir ekonomik düzene geçmek amacıyla enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve döngüsel ekonomi politikalarını önceleyen bir paradigma değişimine yapay zekânın önlenemez yükselişi bulut bilişim, büyük veri, nesnelerin interneti ve yüksek kapasiteli dijital altyapıların ekonomik faaliyetlerin ekonomik konjonktürün merkezine yerleşimi eşlik etmiş; bu köklü evrilme süreçleri kendilerine ‘ikiz dönüşüm’ olarak isim bulmuştur.</p>



<p>Sürdürülebilirlik kavramının küresel ajandaya girişi de aslında oldukça yenidir; 1987’de Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunun yayınladığı raporda bugünün ihtiyaçlarının geleceğin imkânlarını tüketmeden karşılanması gerektiği vurgulanmış, bu yaklaşım daha o dönemden itibaren ekonomik büyüme ile çevresel korunumu aynı denklemde ele almanın zorunluluğuna işaret etmiştir (Duman, 2024). Hiç şüphe yoktur ki, her dönüşüm sürecinin rasyonel olan uzun vadeli amaçları büyürken bunu sürdürülebilir kılabilmek, üretim ve ticaret süreçlerini daha rekabetçi hale getirebilmek, piyasa aksaklıklarını giderebilmek ve bütün bunları kaynakların gelecek nesiller tarafından da etkin şekilde kullanımını sağlayarak gerçekleştirebilmektir. Ancak kâğıt üzerinde söz konusu rasyonel hedeflere giden yolda medeniyetin elini güçlendiren unsurlar olarak görülen dönüşüm süreçleri, zaman içinde birbirini tamamlayıcı ilişkilerinden sıyrılabilmekte, dönemler itibarıyla karşılıklı riskler oluşturan unsurlara dönüşebilmektedir. Öyle ki, bu çalışma kapsamında yeşil ve dijital dönüşüm süreçleri için kullanılan “düşman kardeşler” metaforu, tam da bu duruma işaret etmektedir: aynı stratejik hedefe yönelen iki köklü değişim ve dönüşüm sürecinin, özellikle enerji talebi üzerinden birbirinin ilerleyişini geciktirebilen dinamikler üretmesi.</p>



<p>Teknolojinin nimetlerini en fazla şekilde değerlendirmeyi amaçlayan dijital dönüşüm ile birlikte hayatımıza giren birçok yeni uygulama ve kavram, dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte zaten artış eğilimindeki elektrik talebinde daha çarpıcı artışları beraberinde getirmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (2023a) yalnızca veri merkezlerinin küresel elektrik talebinde %4’lük artışa sebep olabileceğine ve yapay zekâ ve dijital hizmetlerdeki büyümeyle bu oranın daha da artabileceğine işaret etmektedir. Benzer şekilde, bulut depolama, video akışı, kripto madenciliği gibi yoğun veri tüketen dijital hizmetleri de bu hesaba dahil ettiğimizde oranın çok daha yüksek düzeylere çıkacağını tahmin etmek çok zor olmayacaktır. Bu durum, yenilenebilir enerji yatırımları henüz talebi karşılayacak ölçekte gelişmediği için fosil yakıtlardan çıkışın kâğıt üzerinde planlandığı kadar kolay olamayacağı bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.</p>



<p>Öte yandan yeşil dönüşümün kendisi de giderek dijital teknolojilere bağımlı hale gelmektedir. Yenilenebilir enerji üretimi için gereken aksam üretimi, karbon ölçümleme, izlenebilirlik, tedarik zinciri şeffaflığı, akıllı şebekeler ve şehirleşme vb. gibi unsurlar dijital teknolojileri yeşil politikanın olmazsa olmaz bir bileşenine dönüştürmektedir (UNCTAD, ). Bu durum akıllarımıza ‘Meksika açmazı tanımını da getirebilir. Artık bir kriz haline dönüşen iklim değişikliğiyle mücadele için hayatımızın tam merkezine konumlanan sürdürülebilir kalkınma ve yeşil dönüşüm sürecinin teknolojinin imkânlarından çok daha fazla yararlanarak dijital dönüşüme bağımlı hale gelmesi, dijital dönüşümün hızla yükselişinin enerji talebini de hızla artırması, artan enerji talebinin karşılanmasının arzulandığı gibi yenilenebilir kaynaklardan karşılanamaması sonucunda fosil kaynakların hala önemini muhafaza etmesi ve hikâyenin sonunda yeşil dönüşümün sekteye uğraması… Domino taşlarının devrilişini takip edemeyen okuyucularımız için şöyle özetleyebiliriz: yeşil ve dijital dönüşüm büyüdükçe kendilerine zarar veriyor. Nitekim, Turton’un (2022) ifade ettiği üzere, ikiz dönüşüm hem tamamlayıcı hem rekabetçi etkilere sahiptir ve bu karmaşık etkileşim ancak politik-ekonomik bir perspektifle açıklanabilir.</p>



<p>Bu çalışmanın çıkış noktası da tam olarak bu gerilimdir. Söz konusu ikilemi kavramsal ve analitik düzeyde inceleyerek enerji talebi, karbon emisyonları, kritik madenler, dijital altyapı gereksinimleri ve sanayi politikaları üzerinden yeşil-dijital dönüşüm arasındaki çok boyutlu ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma,&nbsp; yeşil ve dijital dönüşümün “düşman kardeşliği” çerçevesinde ortaya çıkan çatışmalı alanların sebeplerini analiz etmekte ve ikiz dönüşümün ülkemiz için üçüz dönüşüm haline evrilerek uyumlu bir şekilde ilerlemesine yönelik politika önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir.</p>



<p><strong>1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE: YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN KESİŞİM NOKTALARI</strong></p>



<p>Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm, çağdaş ekonomik yapıların yeniden kurgulanmasında birbirini eşzamanlı etkileyen iki temel süreç olarak öne çıkmaktadır. Yeşil dönüşüm, karbon nötrlüğe geçiş, döngüsel üretim, kaynak verimliliği ve enerji tasarrufu gibi hedefler üzerine inşa edilirken (European Commission, 2019), dijital dönüşüm; yapay zekâ (YZ), bulut bilişim, nesnelerin interneti (IoT), büyük veri analitiği ve robotik teknolojiler gibi yenilikçi bileşenlerle üretim ve hizmet süreçlerini yeniden tanımlamaktadır (OECD, 2021). Bu iki dönüşüm alanı, akıllı enerji yönetimi, sanayi 4.0 uygulamaları, akıllı şehir planlaması ve sürdürülebilir tedarik zincirleri gibi çeşitli kesişimlerde birbirini güçlendirme potansiyeli taşımaktadır.</p>



<p>Ancak Sorrell’in (2020) de tanımladığı üzere ortaya çıkan enerji paradoksu, artan dijitalleşme seviyelerinin yüksek enerji talebi ortaya çıkarmasına, bu iki süreci çoğu zaman tamamlayıcı değil, ikilemli bir ilişkinin tarafları hâline getirdiğine işaret etmektedir. Uluslararası Enerji Ajansının (2023a ve 2024) raporlarına göre küresel elektrik tüketiminin %2’sinden sorumlu olan veri merkezlerinin, büyüme projeksiyonlarıyla birlikte yakın gelecekte küresel elektrik talebindeki payının %6’ya kadar çıkacağı öngörülmektedir. Strubell vd. (2019) ise yüksek performanslı işlemciler gerektiren büyük dil modellerinin tek bir tanesinin bile yüzlerce tona varan CO₂ emisyonu ürettiğini ve sürekli güncellenen uygulamalarla bu üretimin çok daha yüksek seviyelere çıktığını ortaya koymaktadır. Benzer şekilde dijital hizmetlerin karbon etkisini inceleyen diğer çalışmalar, çevrim içi video akışının (streaming) küresel veri trafiğinin yaklaşık %60’ını oluşturduğunu ve bu sektörün 2030’a kadar yıllık 300 milyon ton CO₂’ye kadar emisyona neden olabileceğini göstermektedir (Uluslararası Enerji Ajansı, 2023b; Cisco, 2020). Kripto madenciliği de dijitalleşmenin enerji talebini kuvvetlendiren bir başka örnektir. Bitcoin ağının tek başına yıllık enerji tüketimi Arjantin veya Hollanda’nın ulusal elektrik tüketimine yaklaşan bir seviyeye ulaşmış olup (Neumueller, 2023), bu durum algoritmik iş yüklerinin küresel enerji arz güvenliği üzerinde yeni bir baskı yarattığını göstermektedir.</p>



<p>Dijital dönüşüm, kendi unsurlarını güçlü bir şekilde desteklemesinin yanında, , enerji tüketimini artırma potansiyellerine rağmen, yeşil dönüşümün birçok temel bileşeninin işleyebilmesi için de olmazsa olmaz bir hale bürünmüştür. Karbon ölçümleme, yaşam döngüsü analizleri, üretim süreçlerinde kaynak verimliliğinin izlenmesi ve kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması gibi alanlar büyük ölçüde dijital veri akışına, sensör teknolojilerine ve bulut tabanlı hesaplama gücüne dayanmaktadır (Kumar, 2023). Akıllı şebekeler, enerji arz-talep dengesinin gerçek zamanlı yönetilmesini sağlarken, IoT sensörleri ve dijital ikiz (digital twin) teknolojileri; rüzgâr türbinlerinden üretim tesislerine, şehir içi ulaşım ağlarından binaların enerji verimliliğine kadar geniş bir alanda analitik kapasite ortaya çıkarmaktadır. Yine Endüstri 5.0 vizyonu, insan-merkezli ve sürdürülebilir üretim prensiplerini temel alarak dijitalleşmenin yalnızca verimlilik değil aynı zamanda çevresel performans hedeflerine hizmet edecek şekilde yapılandırılması gerektiğini vurgulamaktadır (European Commission, 2021).</p>



<p>Buna göre üretim süreçlerinde YZ, robotik ve büyük veri kullanımı sadece otomasyon ve maliyet azaltımı sağlamamalı; aynı zamanda atık minimizasyonu, enerji optimizasyonu ve döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulanmasını kolaylaştırmalıdır.</p>



<p>Ancak literatür, dijitalleşmenin yeşil dönüşüm için “zorunlu fakat maliyetli” bir araç hâline geldiğine işaret etmektedir (Berkhout ve Hertin, 2004). Dijital altyapıların sürdürülebilirlik çözümleri için vazgeçilmezliği, sistemsel dönüşümün bu teknolojilere bağımlılığını artırırken; enerji talebi ve karbon etkisi açısından yeni maliyetler ortaya çıkarmaktadır. İşte tam da bu paradoks, yeşil ve dijital dönüşümün neden “düşman kardeşler” şeklinde tanımlandığını kavramsal düzeyde daha görünür kılmaktadır.</p>



<p><strong>2. YEŞİL–DİJİTAL İKİLEMİN POLİTİK EKONOMİSİ</strong></p>



<p>Yeşil dönüşüm ile dijital dönüşüm arasındaki paradoks, yalnızca teknik bir sorun olmaktan ziyade, küresel ve ulusal düzeyde politik ekonomi dinamikleri tarafından şekillendirilmektedir. Fosil yakıtlardan çıkış sürecinde yaşanan direnç, kritik madenlerde ortaya çıkan yeni bağımlılık ilişkileri, gelişmekte olan ülkelerin ikili dönüşümü aynı anda yönetme zorunluluğu ve Türkiye gibi orta gelirli ekonomilerin yapısal koşulları bu ikilemin daha karmaşık bir hâl almasına neden olmaktadır.</p>



<p>Yeşil dönüşümün temel ön şartı fosil yakıt tüketiminin azaltılması ve kahverengi ekonomilerden çıkıştır. Ancak dijitalleşmenin ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi, özellikle elektrik üretiminde hâlâ fosil kaynaklara bağımlı ülkelerde “yeşil enerji kazanımlarını törpüleyen” bir etkiye sebep olmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansının 2023 Dünya Enerji Görünüm Raporu, veri merkezleri ve yapay zekâ uygulamalarının hızla büyümesinin doğal gaz çevrim santrallerine olan talebi bazı bölgelerde artırdığını ve “elektrik talebi şoku” olarak nitelenen bir etkiye sebep olduğunu ortaya koymakta ve önümüzdeki dönemde elektrik talebindeki artışın yenilenebilir enerji kapasite artışlarının hızına paralel gitmediği durumlarda kömür ve gaz kullanımını artırabileceğini belirtmektedir (Uluslararası Enerji Ajansı, 2023c).</p>



<p>Bu durum tam da literatürdeki ‘teknolojik enerji paradoksu’ kavramına işaret etmektedir. Bu kavrama göre dijital yeniliklerin kısa vadede çevresel iyileşmeden ziyade karbon emisyonlarında artışa sebep olabileceği, hızla artan enerji talebinin kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesini ancak fosil kaynaklarında da kullanımıyla mümkün olabileceği; fosilden çıkış sürecinin yalnızca politik irade ile değil, dijitalleşme kaynaklı enerji talebinin yönetilmesiyle de doğrudan ilişkili olduğu ifade edilmektedir (Sovacool vd., 2021).</p>



<p><strong>2.1. Küresel enerji jeopolitiğinin yeni bağımlılığı: kritik madenler</strong></p>



<p>Çalışmanın bu bölümünde, yeşil ve dijital dönüşümün kesişim noktalarından biri olan ve güncel ajandada yerini ve önemini giderek artıran kritik madenlere ayrı bir yer vermek gerekir. Günümüzde hem batarya teknolojilerinin hem de yüksek performanslı elektronik bileşenlerin ana girdileri haline dönüşen lityum, kobalt, grafit, nikel ve diğer nadir toprak elementlerinin üretim ve işlenme süreçlerinin belirli ülkeler itibarıyla yüksek yoğunlaşma içermesi, enerji geçişinin tedarik zincirlerini stratejik bir rekabet alanına dönüştürmüştür. Bununla birlikte, söz konusu minerallerin ve elementlerin hem dijital altyapı üretimi (sunucu, çip, sensör) hem de yenilenebilir enerji teknolojileri (rüzgâr türbinleri, EV bataryaları, fotovoltaik sistemler) için stratejik önemi, ‘ikiz dönüşümün’ ayrı bir jeopolitik bağımlılığını da araştırmaya ve incelemeye değer hale getirmektedir.</p>



<p><strong>2.2. İkiz dönüşümün gelişmekte olan ülkeler için ikiz baskıya dönüşümü</strong></p>



<p>Gelişmekte olan ülkeler, yeşil ve dijital dönüşümü aynı anda hayata geçirmek zorunda olan ekonomilerdir. Bu ülkeler, bir yandan küresel değer zincirlerinde rekabet edebilmek için dijital altyapılarını genişletmek zorundayken, diğer yandan karbon azaltım taahhütlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Dönüşüm süreçlerini etkin bir şekilde yürütmek için gerekli finansal kaynağa erişimlerinin yüksek gelirli ülkelere kıyasla daha zayıf olduğu düşük ve orta gelirli ülkeler için ikiz dönüşüm risklerini de beraberinde getirmektedir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dijitalleşme yatırımlarının artmasıyla elektrik talebinin yükselmesi, karbon emisyonlarını artırarak iklim hedeflerinin gerisinde kalma riski ortaya çıkarmaktadır.</li>



<li>Yeşil dönüşüm için gerekli olan teknolojilerin büyük ölçüde ithal ürün ve kritik madenlere bağlı olması, cari açık ve dış finansman baskısı doğurmaktadır.</li>



<li>Dijital ve yeşil dönüşümün gerektirdiği yüksek sermaye maliyetleri, KOBİ ağırlıklı ekonomilerde uyum sorunları doğurmaktadır.</li>
</ul>



<p>Dolayısıyla, sanayileşmeyle birlikte gelişmiş ülkelerin gerisinde kalan ancak yakınsama teorisi kapsamında aradaki farkı kapatmayı amaçlayan gelişmekte olan ülkelerin yeni dünya düzeninde karşılaştığı tehditlerin başında, dönüşümlerin maliyet ve hızının gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksek olduğu bir yapısal eşitsizlikle karşı karşıya kalmaları gelmektedir.</p>



<p>Yukarıda tartıştığımız hususlar, güçlü büyüme patikasıyla gelişmekte olan ekonomiler arasında dikkat çekici bir performans gösteren ülkemiz için de benzerdir. Türkiye’de dijital ve yeşil dönüşümün politika düzeyindeki karşılığı sırasıyla On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) ve Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021) ile şekillenmektedir. On İkinci Kalkınma Planı çerçevesinde şekillenen Dijital Türkiye Stratejisi; kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bulut altyapılarının geliştirilmesi ve veri merkezlerinin büyütülmesini içerirken, Yeşil Mutabakat Eylem Planı karbon düzenlemeleri, döngüsel ekonomi ve enerji verimliliği alanlarını kapsamaktadır (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2021).</p>



<p>Ancak dijital ve yeşil dönüşümü şekillendiren bu iki strateji arasındaki kapsayıcı ve etkin bir entegrasyonun sağlanamaması riski, ikiz dönüşümün ülkemiz için de ‘düşman kardeşler’e dönüşmesine sebep olmaktadır. Ülkemizde hızla artan veri merkezi kapasitesi ve bununla birlikte artış eğilimindeki enerji tüketiminin yenilenebilir enerji dönüşümüyle entegrasyonunun güçlendirilmesi için bütüncül bir politika çerçevesi hayati öneme sahiptir.</p>



<p><strong>3. SİNERJİ ARAYIŞI: UYUMLU BİR DÖNÜŞÜM MÜMKÜN MÜ?</strong></p>



<p>Yeşil ve dijital dönüşümün kısa vadeli çelişkilerine rağmen, doğru teknoloji tercihleri, yönetişim mekanizmaları ve politik koordinasyon ile iki sürecin karşılıklı olarak güçlendirilmesi mümkündür. Son yıllarda gerek AB literatüründe gerek OECD ve IEA çalışmalarında “ikiz dönüşümün (twin transition) bir maliyet değil, stratejik bir fırsat olduğu” vurgusu öne çıkmaktadır (Muench vd., 2022).</p>



<p>Dijital teknolojilerin enerji tüketimini artırdığına ilişkin bulgular güçlü olmakla birlikte, aynı teknolojilerin enerji verimliliğini kayda değer ölçüde yükseltme potansiyeli de bulunmaktadır. Yapay zekâ tabanlı enerji yönetim sistemleri, üretim tesislerinde %10–20 arasında enerji tasarrufu sağlayabilmekte; bina yönetimi, ısıtma-soğutma sistemleri ve şebeke optimizasyonunda ise çifte verimlilik etkisi yaratmaktadır (Uluslararası Enerji Ajansı, 2022). Öyle ki, McKinsey &amp; Company (2024), dijitalleşmenin özellikle sanayide süreç optimizasyonu yoluyla küresel karbon emisyonlarını yılda 2,6 gigaton azaltma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda yapay zekâ, IoT sensörleri, dijital ikiz (digital twin) modelleri ve gelişmiş veri analitiği, enerji yoğun sektörlerde hem enerji talebini azaltan hem de yenilenebilir kaynak kullanımını optimize eden araçlara dönüşmektedir.</p>



<p>Dijital altyapının çevresel etkilerini azaltmanın en önemli yollarından biri döngüsel dijitalleşme yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, dijital sistemlerin ürettiği yan çıktıları (örneğin veri merkezleri atık ısısı) yeniden kullanarak karbon yoğunluğunu azaltmaya odaklanmaktadır. Veri merkezlerinin açığa çıkardığı ısının bölgesel ısıtma sistemlerinde kullanılması, özellikle Kuzey Avrupa’da başarılı örneklerle uygulanmaktadır. Danimarka ve Finlandiya’da yer alan büyük ölçekli veri merkezlerinde bu yöntemle yıllık enerji geri kazanımı %30’un üzerine çıkmaktadır (European Data Centre Association, 2025).</p>



<p>Hiç şüphesiz, yeşil ve dijital dönüşüm arasındaki ikilemi sinerjiye çevirmenin önemli bir yolu da politika senkronizasyonudur. Bu noktada, Avrupa Birliği’nin geliştirdiği İkiz Dönüşüm stratejisi, Avrupa Dijital Stratejisi (2020) ve Avrupa Yeşil Mutabakatı (2019) arasında kurumsal bir eşgüdüm mekanizması konumundadır. Avrupa Komisyonu’nun 2022 raporu, dijital ve yeşil dönüşümün birbiriyle uyumlu ilerleyebilmesi için uyumlu regülasyon, teknoloji yatırımlarında önceliklendirme ve finansal araçların senkronizasyonundan oluşan üç temel politika alanına vurgu yapar.</p>



<p>Bu çerçeve, ikiz dönüşümün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kurumsal koordinasyon gerektiren bir yönetişim yaklaşımı olduğunu göstermektedir. Tam bu noktada, ülkemize özgü dinamikleri de düşündüğümüzde söz konusu politika senkronizasyonunun yerli dönüşüm ile birlikte ele alınarak ‘üçüz dönüşüm’ formatına dönüşmesi önemlidir.</p>



<p>Bu bağlamda,</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dijital altyapı büyürken elektrik talebinin de hızla artacağı göz önüne alındığında, yenilenebilir enerji yatırımlarının bu talep artışını karşılayacak şekilde planlanması kritik önemdedir.</li>



<li>Ulusal veri merkezlerinde enerji verimliliği hedeflerinin konması, veri merkezlerinin yenilenebilir enerji kullanımı için alım garantisi veya zorunlu sertifika şartı, kamu bulut sistemlerinde karbon ayak izi raporlama standardı oluşturulması gibi öneriler de yükselen elektrik talebinin önemli bir besleyicisi konumundaki veri merkezlerinin yeşil dönüşümü sekteye uğratmayacak şekilde büyümesini mümkün kılabilir.</li>



<li>Türkiye’nin üçüz dönüşümü finanse edebilmesi için sürdürülebilir dijital fonlar, karbon piyasaları ve KOBİ’lere yönelik yeşil-dijital krediler hayati önem taşımaktadır. Livingstone vd. (2023), hibrit finansman araçlarının gelişmekte olan ülkelerde ikiz dönüşüm yatırımlarını %30’a kadar hızlandırabileceğini vurgulamaktadır.</li>



<li>Türkiye’nin teknolojik bağımlılığını en aza indirmek için gerekli ‘üçüz dönüşüm’ perspektifinin yerli çip üretimi girişimleri, yerli batarya ve enerji depolama teknolojileri, yerli bulut ve veri merkezi ekosistemi, yeşil tedarik zincirlerinde yerli sertifikasyon mekanizmaları vb. hususlarıyla birlikte güçlenerek devam etmesi Türkiye’nin hem karbon nötr hedeflerine hem dijital rekabet gücüne hem de yerli üretim süreçlerinin güçlenmesine sürdürülebilir bir şekilde katkı sağlayacaktır.</li>
</ul>



<p><strong>4. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p>Kâğıt üzerinde tamamlayıcılığı vurgulanan yeşil ve dijital dönüşümün pratikte birbirini sekteye uğratma potansiyeli taşıması, söz konusu dönüşüm süreçlerinin ekonomi politik çerçevesinden incelenmesini de zaruri hale getirmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte hayatlarımızda çok daha güçlü bir yere sahip olmaya başlayan ve teoride yeşil dönüşümü hızlandırması beklenen büyük veri analitiği, yapay zekâ, bulut bilişim ve nesnelerin interneti gibi yüksek işlem gücü gerektiren teknolojilerin karbon ayak izini azaltmak yerine göreli olarak büyüten bir etki doğurması yeşil ve dijital dönüşümün kısa vadede ‘düşman kardeşlere’ dönüştüğünün bir göstergesidir.</p>



<p>Bununla birlikte, dijital teknolojilerin uzun vadede yeşil dönüşümün başarısı için vazgeçilmez olduğu açıktır. Akıllı şebekeler, sensör tabanlı izleme sistemleri, dijital ikiz uygulamaları, yapay zekâ destekli enerji yönetimi ve karbon muhasebesi araçları olmaksızın ne karbon nötrlüğü hedeflerine ulaşmak ne de döngüsel ekonomiyi kurmak mümkündür. Dolayısıyla sorun dijitalleşmenin kendisinden ziyade, dijital büyümenin enerji altyapısı ve yenilenebilir kapasite artışı ile senkronize olmadan ilerlemesidir. Bir diğer ifadeyle, çatışma teknolojiler arasında değil, politikaların zamanlaması arasındadır.</p>



<p>Küresel ölçekte değerlendirildiğinde, dijitalleşmenin hızının yenilenebilir enerji yatırımlarının artış hızını gölgede bırakması, enerji arz güvenliğini ve karbon emisyonlarını yeniden tartışmaya açmaktadır. Bununla birlikte, dijitalleşmenin önemini giderek artırdığı kritik madenler de hem arz riskleri hem de tedarik zinciri bağımlılıkları bakımından yeni jeopolitik kırılganlıklar üretmektedir. Bu nedenle yeşil-dijital dönüşümün başarısı, yalnızca teknolojik gelişmelere değil, aynı zamanda siyasi istikrara, çok taraflı tedarik zincirlerine ve uluslararası iş birliğine de bağlı hale gelmiştir.</p>



<p>Türkiye açısından bakıldığında bu süreç hem fırsatları hem de riskleri bünyesinde barındırmaktadır. Ülkemizde dönüşüm süreçlerini şekillendiren politika metinlerinin senkronizasyonunun güçlenmesi, veri merkezleri için enerji verimliliği standartları, dönüşüm süreçlerinde KOBİ’lerin finansmana erişimlerinin etkinleştirilmesi, yenilenebilir enerji dönüşümünün dijitalleşmenin hızına eşlik etmesi gibi önerilerin hayata geçirilmesi, fırsatları risklere karşı çok daha güçlü kılacaktır. Bununla birlikte, oyunun sadece kurallarının değil kendisinin de baştan yazıldığı günümüzde yerli dönüşüm ile desteklenen ve ‘üçüz dönüşüm’ haline gelen bu süreç, ülkemizin yerli kaynaklarla üretim kapasitesini daha da güçlendireceği gibi küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü artıracak ve karbon nötr yolculuğumuzu daha da güçlendirecektir.</p>



<p><strong>5. KAYNAKÇA</strong></p>



<p>Berkhout, F., &amp; Hertin, J. (2004). De-materialising and re-materialising: digital technologies and the environment. <em>Futures</em>, 36(8), 903-920.</p>



<p>Cisco (2020). Cisco annual internet report (2018–2023) white paper. Cisco: San Jose, CA, USA, 10(1), 1-35.</p>



<p>Duman, M. C. (2024). Maskeli Balo, <em>Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Serbest Kürsü Köşesi</em>.</p>



<p>European Commission (2021). 2030 Digital Compass.</p>



<p>European Commission. (2019). The European Green Deal.</p>



<p>European Data Centre Association (2025). March 2025 Report, <em>State of European Data Centres</em>.</p>



<p>Kumar, A. (2023). United Nations Environment Programme (UNEP). Yearboo<em>k of International Environmental Law</em>, 34(1), yvae022.</p>



<p>Livingstone, L., Börkey, P., Dellink, R., &amp; Laubinger, F. (2022). Synergies and trade-offs in the transition to a resource-efficient and circular economy. <em>OECD Environment Policy Papers</em>.</p>



<p>McKinsey &amp; Company (2024). Global Energy Perspective 2023: CO2 emissions Outlook.</p>



<p>Muench, S., Stoermer, E., Jensen, K., Asikaınen, T., Salvi, M. and Scapolo, F. (2022). Towards a green and digital future, <em>Publications Office of the European</em> <em>Union</em>, Luxembourg, 2022, <a href="https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC129319">https://data.europa.eu/doi/10.2760/977331, JRC129319</a></p>



<p>Neumueller, A. (2023). Bitcoin electricity consumption: An improved assessment. University of Cambridge, Judge Business School Insights.</p>



<p>OECD. (2021). Digital Economy Outlook 2021. Paris: OECD Publishing.</p>



<p>Sovacool, B. K., Turnheim, B., Hook, A., Brock, A., &amp; Martiskainen, M. (2021). Dispossessed by decarbonisation: Reducing vulnerability, injustice, and inequality in the lived experience of low-carbon pathways. <em>World Development</em>, 137, 105116.</p>



<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (2023). On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028)</p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı (2021). Yeşil Mutabakat Eylem Planı.</p>



<p>Turton, S. M. (2022). Surviving the climate crisis: Australian perspectives and solutions. CRC Press.</p>



<p>Uluslararası Enerji Ajansı (2022). Digital Demand-Driven Electricity Networks Initiative: Digitalisation for flexible and resilient energy systems.</p>



<p>Uluslararası Enerji Ajansı (2023a). Electricity 2023. Paris: IEA.</p>



<p>Uluslararası Enerji Ajansı (2023b). Net Zero Roadmap: A Global Pathway to 2050 (Updated). Paris: IEA.</p>



<p>Uluslararası Enerji Ajansı (2023c). World Energy Outlook 2023, IEA, Paris, Licence: CC BY 4.0 (report); CC BY NC SA 4.0 (Annex A)</p>



<p>Uluslararası Enerji Ajansı (2024). Electricity 2024. Paris: IEA.</p>



<p>UNCTAD (2021). Technology and Innovation Report 2021: Catching Technological Waves. Geneva: UNCTAD.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticaret Politikası ve Sürdürülebilirlik: Kamusal Yaklaşımlar</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/ticaret-politikasi-ve-surdurulebilirlik-kamusal-yaklasimlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aykanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:10:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Carbon Border Adjustment Mechanism]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[E-Commerce]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Environment]]></category>
		<category><![CDATA[Green Deal]]></category>
		<category><![CDATA[Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[Supply Chains]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sustainability]]></category>
		<category><![CDATA[Tedarik Zincirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Trade Policy]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Mutabakat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7995</guid>

					<description><![CDATA[Küresel ticaret politikaları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle giderek daha fazla iç içe geçmektedir. Çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik sertifikaları, ticaretin yönünü belirleyen temel unsurlar haline gelmiş olup, ülkeler bu alanda düzenleyici kapasitelerini güçlendirme ihtiyacı duymaktadır. Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalar, ticaret ortaklarını sürdürülebilirlik gerekliliklerine uyum sağlamaya zorlamaktadır.

Ancak, sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikalarının, gelişmekte olan ülkeler için maliyetler yaratabileceği ve küresel rekabeti etkileyebileceği belirtilmektedir. İzole politika önlemleri, karbon kaçağı gibi sorunları beraberinde getirebilir ve küçük ölçekli işletmelerin piyasadan dışlanmasına yol açabilir. Bu nedenle, uluslararası işbirliği, düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılması ve kamu-özel sektör ortaklıkları, sürdürülebilir ticaretin desteklenmesinde kritik rol oynamaktadır.

Çalışma, bölgesel ticaret anlaşmalarının sürdürülebilirlik hükümlerini nasıl içerebileceğini ve çok taraflı platformlardaki tartışmaların ticaret ve çevre politikaları arasındaki uyumu nasıl artırabileceğini incelemektedir. Türkiye gibi AB ile yakın ticari ilişkileri olan ülkeler için, bu süreç hem zorluklar hem de fırsatlar sunmaktadır. Ülkemizin Yeşil Mutabakat Eylem Planı doğrultusunda atacağı adımlar, sürdürülebilir ticarette bölgesel bir lider konumuna ulaşmasını sağlayabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading">ÖZET</h4>



<p>Küresel ticaret politikaları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle giderek daha fazla iç içe geçmektedir. Çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik sertifikaları, ticaretin yönünü belirleyen temel unsurlar haline gelmiş olup, ülkeler bu alanda düzenleyici kapasitelerini güçlendirme ihtiyacı duymaktadır. Avrupa Birliği&#8217;nin Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalar, ticaret ortaklarını sürdürülebilirlik gerekliliklerine uyum sağlamaya zorlamaktadır.</p>



<p>Ancak, sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikalarının, gelişmekte olan ülkeler için maliyetler yaratabileceği ve küresel rekabeti etkileyebileceği belirtilmektedir. İzole politika önlemleri, karbon kaçağı gibi sorunları beraberinde getirebilir ve küçük ölçekli işletmelerin piyasadan dışlanmasına yol açabilir. Bu nedenle, uluslararası işbirliği, düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılması ve kamu-özel sektör ortaklıkları, sürdürülebilir ticaretin desteklenmesinde kritik rol oynamaktadır.</p>



<p>Çalışma, bölgesel ticaret anlaşmalarının sürdürülebilirlik hükümlerini nasıl içerebileceğini ve çok taraflı platformlardaki tartışmaların ticaret ve çevre politikaları arasındaki uyumu nasıl artırabileceğini incelemektedir. Türkiye gibi AB ile yakın ticari ilişkileri olan ülkeler için, bu süreç hem zorluklar hem de fırsatlar sunmaktadır. Ülkemizin Yeşil Mutabakat Eylem Planı doğrultusunda atacağı adımlar, sürdürülebilir ticarette bölgesel bir lider konumuna ulaşmasını sağlayabilir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Ticaret Politikası, E-Ticaret, Sürdürülebilirlik, Tedarik Zincirleri, Yeşil Mutabakat, Çevre, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması</p>



<h4 class="wp-block-heading">ABSTRACT</h4>



<p>Global trade policies are increasingly intertwined with climate change and sustainable development goals. Environmental standards and sustainability certifications have become key determinants of trade dynamics, pushing countries to enhance their regulatory capacities. Policies such as the European Union’s Green Deal and the Carbon Border Adjustment Mechanism compel trade partners to align with sustainability requirements.</p>



<p>However, sustainability-oriented trade policies may impose costs on developing countries and impact global competitiveness. According to the WTO research, isolated policy measures can lead to issues such as carbon leakage and the exclusion of small-scale enterprises from the markets. Therefore, international cooperation, harmonization of regulatory frameworks, and public-private sector partnerships play a critical role in promoting sustainable trade.</p>



<p>This study examines how regional trade agreements can incorporate sustainability provisions and how discussions in multilateral platforms can enhance the coherence between trade and environmental policies. For countries like Türkiye, which have close trade relations with the EU, this process presents both challenges and opportunities. By implementing measures under the Green Deal Action Plan, Türkiye can position itself as a regional leader in sustainable trade.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Trade Policy, E-Commerce, Sustainability, Supply Chains, Green Deal, Environment, Carbon Border Adjustment Mechanism</p>



<h4 class="wp-block-heading">GİRİŞ</h4>



<p>Küresel ekonominin iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma gibi zorluklarla karşı karşıya olduğu bir çağda, ticaret politikası çevresel sorumluluğu teşvik etmek için önemli bir itici güç haline gelmiştir. Ticaret politikasına yönelik kamusal yaklaşımlar, ekonomik büyümeyi sürdürülebilirlik zorunluluklarıyla dengeleme ihtiyacını giderek daha fazla yansıtmakla birlikte, bu hedefleri uyumlu hale getirmenin yolu karmaşık ve çok yönlü olmaya devam etmektedir.</p>



<p>Ticaretin sunduğu fırsatlardan yararlanmak için ekonomilerin, sürdürülebilir ihracata yönelik sertifika gerekliliklerini karşılayacak düzenleyici kapasiteyi oluşturmaları gereklidir. Ülkeler sürdürülebilirlik düzenlemelerini hayata geçirirken, çevre standartları ve sertifikasyonlara uygunluğun sağlanması için ihtiyaç duyulan kurumlar ile yasal ve düzenleyici çerçeveleri içeren sağlam altyapı sistemlerinin geliştirilmesini ve tedarik zincirleri boyunca sürdürülebilir uygulamaların izlenmesini kolaylaştırmalıdır.</p>



<p>Gelişmiş ekonomiler, karmaşık ve çelişkili düzenlemelerle dolu bir spagetti kasesi yaratılmasını önlemek için çevre standartlarının ve uyumluluk mekanizmalarının birbirine paralel hale getirilmesini sağlamalıdır. Karşılıklı olarak kabul edilen standartların oluşturulması ve düzenleyici kapasitenin geliştirilmesi, yalnızca çevre dostu ürünlere pazar erişiminin arttırılması için değil, aynı zamanda yeşil aklamaya (green washing) karşı korunma ve küresel pazarlarda güvenilirliğin sürdürülmesi açısından da hayati öneme sahiptir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Koordine Olmayan Politikaların Zorlukları</h4>



<p>Çevresel kaygıları tek başına ele almaya çalışan izole ticaret politikaları, istemeden de olsa gelişmekte olan ekonomilere maliyet getirebilmektedir. Karbon kaçağını önlemeyi amaçlayan sınırda karbon düzenleme mekanizmalarının gelişmekte olan ülkelerden yapılan ihracatı ve gelir akışlarını azaltma riski buna örnek olarak gösterilebilir. Benzer şekilde, ithalata yönelik sürdürülebilirlik standartları bir yandan sorumlu üretimi teşvik ederken, diğer yandan tedarik zincirleri boyunca kapsamlı durum tespiti yapabilecek kaynaklara sahip olmayan küçük işletmeleri pazarın dışına itebilmektedir. UNCTAD&#8217;a göre bu tür mekanizmalar, yüksek karbon yoğunluğuna sahip sektörlerde gelişmekte olan ülkelerin ihracatını %10&#8217;a kadar azaltabilmektedir. Bu durum, yalnızca geniş kaynaklara sahip büyük firmaların sürdürülebilirlik politikalarına uyum sağlama kapasitesi nedeniyle, kalkınmadaki açığın genişlemesi riskini doğurmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Sürdürülebilir Ticaret İçin Düzenleyici Kapasite Oluşturmak</h4>



<p>En kritik kamusal yaklaşımlardan biri yerel düzenleyici çerçevelerin güçlendirilmesidir. Ülkeler, çevre standartlarına uyumu garanti altına alırken, sertifikasyon süreçlerini kolaylaştıran ve tedarik zincirleri boyunca sürdürülebilir uygulamaları izleyen sağlam ve kaliteli altyapı sistemleri geliştirebilmelidir. Benzer şekilde gelişmiş ekonomilerin de ticareti engelleyebilecek ve küçük ekonomilere orantısız bir şekilde yük oluşturabilecek parçalı ve çelişkili düzenlemeleri önleyerek çevre standartlarını uluslararası düzeyde uyumlu hale getirme yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Avrupa Birliği&#8217;nin Sürdürülebilir Ticaret Yaklaşımı</h4>



<p>Avrupa Birliği (AB), sürdürülebilirliği ticaret politikasına entegre etmede küresel bir öncü olmuştur. 2019 yılında yayımlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal), AB&#8217;yi 2050 yılına kadar iklim-nötr hale getirmek için bir yol haritası çizmiş ve ticaret politikasını bu vizyona ulaşmakta önemli bir araç olarak benimsemiştir. AB&#8217;nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), belirli ithal mallara karbon fiyatı uygulayarak adil bir üretim ve ticaret ortamı oluşturmayı ve yabancı üreticilerin Avrupalı muadilleriyle benzer çevre standartlarına uyum sağlamasını amaçlamaktadır. Dahası, AB sürdürülebilirlik hükümlerini ticaret anlaşmalarına dahil ederek çevresel normlara, biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve işçi haklarına uyulmasını ticari partnerlerine zorunlu kılmaktadır.</p>



<p>AB ile yakın ticari ilişkiler içinde olan Türkiye gibi ülkeler için, düzenlenmekte olan bu politikalar hem zorluklar hem de fırsatlar barındırmaktadır. AB gerekliliklerine uyum sağlamak ve AB pazarına erişimi güvence altına almak için Türkiye’nin sürdürülebilirlik altyapısını proaktif olarak geliştirmesi gerekir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Uluslararası İşbirliği ve Çok Taraflı Girişimler</h4>



<p>Kamu politikalarının giderek daha fazla uluslararası işbirliğine dayandığı bir gerçektir. DTÖ, IMF ve UNCTAD gibi kuruluşlar, karbon fiyatlandırması ve iklim azaltma politikalarını küresel olarak uyumlu hale getirmek için birlikte çalışmaktadırlar. DTÖ&#8217;nün yeniden canlandırılan “Ticaret ve Çevre Komitesi” ile birlikte “Ticaret ve Çevresel Sürdürülebilirlik İçin Yapılandırılmış Tartışmalar (TESSD)” gibi girişimler, çok taraflı diyalogların politika tutarlılığını nasıl destekleyebileceğine ve en iyi uygulamaları nasıl yaygınlaştırabileceğine örnek olarak gösterilebilmektedir. Ayrıca, DTÖ-Dünya Bankası ortaklığında oluşturulan çalışma grubu gelişmekte olan ülkeler için, cezalandırıcı karbon tarifeleri riskini azaltan adil bir karbon muhasebesi oluşturabilmek amacıyla objektif standartlara dayalı metodolojiler yaratmaya çalışmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Sürdürülebilirliğin Sağlayıcıları Olarak Bölgesel Ticaret Anlaşmaları</h4>



<p>Bölgesel ticaret anlaşmaları da ekonomik entegrasyonun ötesine geçerek kapsamlı çevresel hükümleri içerecek şekilde evrimleşmiştir. Örneğin, AB-Mercosur Anlaşması ormansızlaşma ve biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda bağlayıcı taahhütler ve söz konusu taahhütlerin yerine getirilmemesi halinde olası yaptırımlar içermektedir. Bu tür anlaşmalar, üreticilere pazar erişimini kazandırmak amacıyla sürdürülebilir uygulamaları benimsemeleri için teşvikler sağlarken, aynı zamanda işbirlikçi politikaların yakınlaşması için de bir çerçeve oluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik maddelerini içine alan kapsamlı bölgesel ticaret anlaşmaları bu yönüyle çevresel hedefleri ticaret zorunluluklarıyla dengeleyen yenilikçi politika araçlarını test etmek için de bir laboratuvar görevi görmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Kamu-Özel Sektör Ortaklıklarının Rolü</h4>



<p>Sürdürülebilir ticarete yönelik kamusal yaklaşımlar hem kamu hem de özel sektörün güçlü yanlarından faydalandıklarında optimum düzeyde etkili olmaktadır. Kamu-özel sektör ortaklıkları, yeşil altyapı projelerine ortak finansman sunarak, bilgi transferini kolaylaştırarak ve küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ&#8217;ler) çevre standartlarını karşılamak için ihtiyaç duydukları kaynakları sağlayarak sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesini hızlandırabilmektedir. Örneğin, Hollanda’nın Sürdürülebilir Ticaret Girişimi, kakao ve palmiye yağı gibi sektörlerde sürdürülebilir tedarik zincirleri oluşturmak için işletmeler ve yerel üreticilerle birlikte çalışarak hedef odaklı işbirliğinin somut sonuçlar üretebileceğini göstermektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">E-Ticaret ve Sürdürülebilirlik</h4>



<p>Küresel ticareti ve tüketim kalıplarını devrim niteliğinde değiştirerek, ürünlere erişimde benzersiz bir kolaylık sağlayan e-ticaret de ne yazık ki sürdürülebilirlik konusundaki hedeflere ulaşmada bazı zorlukları beraberinde getirmiştir. E-ticaretin hızla büyümesi karbon emisyonları, ambalaj atıkları ve enerji tüketimi gibi önemli çevresel endişeleri artırmıştır. E-ticaret için sürdürülebilir bir gelecek yaratmak amacıyla hükümetler hedef odaklı politikaları uygularken işletmeler daha yeşil çözümler için fırsatları değerlendirmeli ve bu zorluklarla yüzleşmelidir.</p>



<p>Lojistikten kaynaklanan karbon emisyonları, aşırı paketleme atığı, yüksek iade oranları ve enerji yoğun depolar gibi zorlukların ele alınması bakımından sürdürülebilir e-ticaret, e-ticaretin çevresel etkisinin azaltılması için olmazsa olmazdır. Yeşil lojistiği içselleştirme (elektrikli araçlar, yapay zekanın yardımıyla rota optimizasyonu), çevre dostu paketleme, döngüsel ekonomi uygulamaları (geri dönüşüm, onarım, yeniden satış) ve depolama alanları ile veri merkezleri için yenilenebilir enerjiye geçiş yapma gibi tedbirler sürdürülebilir e-ticarete geçişin önemli adımlarındandır. Yüksek maliyetler, parçalanmış tedarik zincirleri ve tüketicilerin ucuz nakliye tercihleri ​​darboğaz oluştururken, işletmeler inovasyon, düzenleyici destek ve tüketici eğitimi yoluyla bunların üstesinden gelebilir. Sürdürülebilirlik ile kolaylığı dengeleyerek, e-ticaret daha çevre dostu bir sektöre dönüşebilir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Değişimin Gerçekleştirilmesinde Kamu Politikalarının Önemi</h4>



<p>Birleşmiş Milletler çatısı altında Türkiye’nin de dahil olduğu 193 üye ülkenin oybirliğiyle yürürlüğe giren “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi” iklim değişikliği ile mücadeleyi ekonomik ve sosyal açıdan kapsayıcı bir kalkınma modelinin ayrılmaz parçası haline getirmeyi öngörmektedir. Bu doğrultuda, dünyada iklim değişikliği ile mücadele politikaları hız kazanırken sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması hedefi, iklim değişikliğini uluslararası ekonomi ve ticaret politikalarının merkezine taşımıştır.</p>



<p>Bu kapsamda, 2019&#8217;dan 2023&#8217;e kadar 62 Üye Devlet ve Avrupa Birliği, sürdürülebilir tüketim ve üretim modellerine geçişi hızlandırmak için 516 politika aracı yayımlamıştır (UN, 2024). Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, bu politikaların yarısı ulusal yol haritaları veya stratejiler iken; %30&#8217;u yasal araçlar ve %14&#8217;ü gönüllü araçlar olarak gerçekleşmiştir. 2023&#8217;teki yeni politikalar, sürdürülebilir tüketim ve üretim modellerini yüksek etkili sektörlere entegre etmiştir. Örneğin, Filipinler sorumlu madenciliği teşvik etmeyi ve çevre yasalarına uyumu artırmayı amaçlarken, Avustralya ise Su Verimliliği Etiketleme ve Standart Programı ile su talebini azaltmak ve verimli teknolojileri teşvik etmek için çalışma başlatmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="378" height="295" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1.png" alt="" class="wp-image-7997" style="width:506px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1.png 378w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1-300x234.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1-370x290.png 370w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" /></figure>



<p>Kaynak: BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2024 Yılı Raporu (<a href="https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf">https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf</a>)</p>



<p>Ülkemizde de 2021/15 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile çatısı oluşturulan “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” Ticaret Bakanlığı tarafından kamu sektörü ve özel sektör kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılmıştır. Eylem Planı, AB Yeşil Mutabakatı kapsamında ülkemizi etkileyecek 8+1 ana başlıkta tüm Bakanlıklar tarafından uygun görülen 81 eylemi içermektedir. Bu başlıklar;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="227" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-1024x227.png" alt="" class="wp-image-7998" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-1024x227.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-300x66.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-768x170.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-1536x340.png 1536w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-2048x454.png 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kaynak: “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”ndan esinlenilmiştir. (<a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu</a>)</p>



<p>Eylem Planının uygulanmasını takip etmek ve küresel politika gelişmeleri doğrultusunda çalışmaları yönlendirmek üzere “Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu” ile bu gruba bağlı 20 alt ihtisas çalışma grupları (İÇG) oluşturulmuştur. Karbon kaçağı riski yüksek olan çelik, alüminyum, çimento, inşaat, tekstil ve konfeksiyon sektörlerine özel çalışma gruplarının yanı sıra aşağıdaki ihtisas çalışma grupları faaliyet göstermektedir.</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong><em>&nbsp;</em></strong></td><td><strong>İhtisas Çalışma Grupları</strong></td><td><strong>Koordinatör Kurum</strong></td></tr><tr><td><strong><em>1</em></strong></td><td>AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması İÇG</td><td>Ticaret Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>2</em></strong></td><td>Ulusal Karbon Fiyatlandırma İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>3</em></strong></td><td>Ulusal Döngüsel Ekonomi Eylem Planı İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>4</em></strong></td><td>Teknolojik Dönüşüm/Gelişim İÇG</td><td>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>5</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Nihai Tüketim İÇG</td><td>Ticaret Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>6</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Eylem Planı İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>7</em></strong></td><td>Sıfır Kirlilik Eylemi İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>8</em></strong></td><td>Yeşil Finansman İÇG</td><td>Hazine ve Maliye Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>9</em></strong></td><td>AB Projelerinin Finansmanı İÇG</td><td>Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>10</em></strong></td><td>Temiz Enerji İÇG</td><td>Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>11</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Tarım İÇG</td><td>Tarım ve Orman Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>12</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Akıllı Hareketlilik İÇG</td><td>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>13</em></strong></td><td>Adil Geçiş Politikaları İÇG</td><td>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>14</em></strong></td><td>Eğitim-Öğretimde Yeşil Dönüşüm İÇG</td><td>Millî Eğitim Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>15</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuat Uyumu İÇG</td><td>Ticaret Bakanlığı</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Kaynak: Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Çalışma Grubu (<a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu</a>)</p>



<p>Eylem planı, eylemlerin gerçekleştirilmesinden sorumlu ana koordinatör olan Ticaret Bakanlığı ile işbirliği içinde çalışacak ilgili kurumları <em>(Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik B., Çevre ve Şehircilik B., Dışişleri B., Enerji ve Tabi Kaynaklar B., Hazine ve Maliye B., Milli Eğitim B., Sanayi ve Teknoloji B., Tarım ve Orman B., Ulaştırma ve Altyapı B.)</em> ve paydaşları <em>(üniversiteler, STK’lar, meslek birlikleri, özel sektör temsilcileri)</em> belirlemekte ve eylemlerle ilgili çalışmaların yürütüleceği takvime yer vermektedir. Eylemlerle ilgili gerçekleşmeler ve kaydedilen gelişmeler çeyrek dönemler itibarıyla ana koordinatör tarafından takip edilerek Çalışma Grubuna raporlanmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">SONUÇ</h4>



<p>Koordineli iklim politikaları olmadan ülkeler, karbon kaçağı ve rekabet edebilirlik kaygılarını gidermek için sınır düzenleme tedbirlerine başvurabilmektedir (DTÖ, 2022). Birçok çalışma, karbon sınırı düzenleme mekanizmalarının gelişmekte olan ekonomilerden yapılan ihracatı ve gelirlerini azaltabileceğini ortaya koymaktadır (UNCTAD, 2021). Buna ek olarak, birçok hükümet, ithalatın belirli sürdürülebilirlik standartlarını karşılamasını zorunlu kılan ve küresel değer zincirleri boyunca kapsamlı bir titizlik gerektirebilecek düzenlemeler de dahil olmak üzere, ticaretin sürdürülebilirliğini geliştirmeye yönelik politikalar uygulamaktadır. Ancak, bazı DTÖ üyeleri bu tür durum tespiti standartlarına uymanın maliyetli olduğunu ve küçük işletmelerin ticarete katılımına engel olduğunu savunmaktadır.</p>



<p>Ayrıca, uluslararası standart belirleyicilerin hem kamu hem de özel sektör için sürdürülebilirlik raporlama standartları geliştirmeleri olumlu bir ilerleme olsa da ulusal raporlama gerekliliklerindeki birlikte çalışabilirlik (interoperability) eksikliği ve tutarsızlık nedeniyle zorluklar devam etmektedir.</p>



<p>Tüm bunlar gösteriyor ki, birbiriyle çelişmeyen aksine birbirini tamamlayan ticaret ve sürdürülebilirlik politikalarını bir arada ve küresel ölçekte gerçekleştirebilmek için kamusal yaklaşımların dinamik ve uyarlanabilir olması şarttır. Karar alıcıların sürdürülebilir çözümler için yenilikçi teknolojileri teşvik eden kamu-özel sektör ortaklıklarını ve uluslararası işbirliğini destekleyerek gerek ülkeler arası gerekse sektörler arası paydaşlarla etkileşim kurması çok önemlidir.</p>



<p>Özetle, iyi ayarlanmış bir ticaret politikası katalizör görevi görerek çevresel zorlukları ekonomik fırsatlara dönüştürebilmekte ve daha sürdürülebilir bir küresel geleceğe ulaşma yönünde etkili olabilmektedir. Sürdürülebilirliği ticaret stratejilerinin merkezine yerleştirip uluslararası işbirliğini güçlendirerek, ülkeler küresel ticaretin yalnızca büyüme için değil, aynı zamanda kalıcı çevresel dayanıklılık için de etkili bir araç olmasını sağlayabilecektir. Ülkemizde de Yeşil Mutabakat Eylem Planında yer alan eylemler çerçevesinde tüm gerekli tedbirler hayata geçirilebilirse hem AB&#8217;nin sürdürülebilirlik beklentilerinin ülkemiz tarafından karşılanacağı hem de sürdürülebilir ticarette ülkemizin bölgede lider konuma gelebileceği değerlendirilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">KAYNAKÇA</h4>



<p>Birleşmiş Milletler; (Tarih Belirtilmemiş); 12 No.lu Hedef: Sürdürülebilir Kalkınma – Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Kalıplarının Oluşturulması <a href="https://sdgs.un.org/goals/goal12">https://sdgs.un.org/goals/goal12</a></p>



<p>Birleşmiş Milletler; (2025); Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2024 Yılı Raporu <a href="https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf">https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf</a></p>



<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (UN FAO); (2022); Tarım Ürünleri Piyasalarının Durumu – Ticaret ve Çevre: Kamu Politikaları <a href="https://openknowledge.fao.org/server/api/core/bitstreams/0c7cb6df-c416-4397-b999-bf7bca819b17/content/state-of-agricultural-commodity-markets/2022/trade-environment-policies.html">https://openknowledge.fao.org/server/api/core/bitstreams/0c7cb6df-c416-4397-b999-bf7bca819b17/content/state-of-agricultural-commodity-markets/2022/trade-environment-policies.html</a></p>



<p>Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD); (2021); Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması – Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Etkileri <a href="https://unctad.org/publication/european-union-carbon-border-adjustment-mechanism-implications-developing-countries">https://unctad.org/publication/european-union-carbon-border-adjustment-mechanism-implications-developing-countries</a></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ); (Tarih Belirtilmemiş); DTÖ’de Ticaret ve Çevre Tartışmasına Giriş <a href="https://www.wto.org/english/tratop_e/envir_e/envt_intro_e.htm">https://www.wto.org/english/tratop_e/envir_e/envt_intro_e.htm</a></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ); (2022); Küresel Ticaret Raporu 2022 – İklim Değişikliği ve Uluslararası Ticaret <a href="https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtr22_e.htm">https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtr22_e.htm</a></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ); (2024); Küresel Ticaret Raporu 2024 – Ticaret ve Kapsayıcılık: Ticareti Herkes İçin İşe Yarar Hale Getirme <a href="https://www.wto.org/english/res_e/booksp_e/wtr24_e/wtr24_e.pdf">https://www.wto.org/english/res_e/booksp_e/wtr24_e/wtr24_e.pdf</a></p>



<p>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; (2024); Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı; Türkiye’nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Potansiyelinin Değerlendirilmesi İçin Teknik Destek Projesi <a href="https://webdosya.csb.gov.tr/db/dongusel/icerikler/avrupa-yes-l-mutabakati-ve-turk-ye-n-n-yes-l-mutabakat-eylem-plani-20241013175758.pdf">https://webdosya.csb.gov.tr/db/dongusel/icerikler/avrupa-yes-l-mutabakati-ve-turk-ye-n-n-yes-l-mutabakat-eylem-plani-20241013175758.pdf</a></p>



<p>T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı; (2024); Avrupa Yeşil Mutabakatı <a href="https://www.ab.gov.tr/avrupa-yesil-mutabakati_53729.html">https://www.ab.gov.tr/avrupa-yesil-mutabakati_53729.html</a></p>



<p>T.C. Resmî Gazete; (2021); 16.07.2021 Tarihli ve 2021/15 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi; Yeşil Mutabakat Eylem Planı <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/07/20210716-8.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/07/20210716-8.pdf</a></p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı; (Tarih Belirtilmemiş); Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Çalışma Grubu <a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
