<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Reklam &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/tag/reklam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jan 2026 14:14:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Reklam &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çevresel Beyan İçeren Reklamların İncelenmesi: Elektrikli Araç Reklamlarında Yer Alan “Sıfır Emisyon” İddiası</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/01/26/cevresel-beyan-iceren-reklamlarin-incelenmesi-elektrikli-arac-reklamlarinda-yer-alan-sifir-emisyon-iddiasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyma Gülay Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 19:07:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 68]]></category>
		<category><![CDATA[Advertisement]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Beyan/Yeşil İddia]]></category>
		<category><![CDATA[Electric Car]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrikli Araç]]></category>
		<category><![CDATA[Environmental Claims/Green Claims]]></category>
		<category><![CDATA[Greenwashing]]></category>
		<category><![CDATA[İddiaların İspatı]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[The Substantiation of Claims]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Aklama]]></category>
		<category><![CDATA[Zero Emission]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8450</guid>

					<description><![CDATA[Çevresel sorunlara ilişkin tüketici bilincinin artması, şirketlerin üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinde çevresel unsurları ön plana çıkarmasına yol açmıştır. Bu süreçte, çevreye uyumlu uygulamalar geliştirerek reklamlarında bu yönlerini mevzuata uygun bir şekilde ön plana çıkaran şirketlerin yanı sıra, çevresel iddiaları gerçeğe aykırı veya abartılı biçimde kullanan reklamverenler de bulunmaktadır. Bu uygulama, literatürde “yeşil aklama” olarak adlandırılmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından 2020 yılında yapılan bir araştırmada, Avrupa Birliği genelinde çevresel beyanların %53,3’ünün belirsiz, yanıltıcı veya asılsız nitelik taşıdığı tespit edilmiştir (European Union, 2024).

Bu çalışmada, elektrikli araç reklamlarında sıklıkla kullanılan “sıfır emisyon” iddiası tüketici hukuku ve reklam hukuku perspektifinden incelenmektedir. Çalışmada, söz konusu beyanın tüketicilerde ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca çevreye zarar vermediği yönünde bir algı yaratma potansiyeline sahip olduğu ve bu nedenle yanıltıcı olabileceği hususu ileri sürülmektedir. Türkiye’deki düzenlemeler ve kararlar ile Birleşik Krallık’taki yaklaşımı ortaya koyan bir karara yer verilerek yapılan analiz sonucunda “sıfır emisyon” iddiasının ancak belirli bir kullanım veya yaşam döngüsü aşamasıyla açıkça sınırlandırılması halinde yeşil aklama uygulaması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevresel sorunlara ilişkin tüketici bilincinin artması, şirketlerin üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinde çevresel unsurları ön plana çıkarmasına yol açmıştır. Bu süreçte, çevreye uyumlu uygulamalar geliştirerek reklamlarında bu yönlerini mevzuata uygun bir şekilde ön plana çıkaran şirketlerin yanı sıra, çevresel iddiaları gerçeğe aykırı veya abartılı biçimde kullanan reklamverenler de bulunmaktadır. Bu uygulama, literatürde “yeşil aklama” olarak adlandırılmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından 2020 yılında yapılan bir araştırmada, Avrupa Birliği genelinde çevresel beyanların %53,3’ünün belirsiz, yanıltıcı veya asılsız nitelik taşıdığı tespit edilmiştir (European Union, 2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, elektrikli araç reklamlarında sıklıkla kullanılan “sıfır emisyon” iddiası tüketici hukuku ve reklam hukuku perspektifinden incelenmektedir. Çalışmada, söz konusu beyanın tüketicilerde ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca çevreye zarar vermediği yönünde bir algı yaratma potansiyeline sahip olduğu ve bu nedenle yanıltıcı olabileceği hususu ileri sürülmektedir. Türkiye’deki düzenlemeler ve kararlar ile Birleşik Krallık’taki yaklaşımı ortaya koyan bir karara yer verilerek yapılan analiz sonucunda “sıfır emisyon” iddiasının ancak belirli bir kullanım veya yaşam döngüsü aşamasıyla açıkça sınırlandırılması halinde yeşil aklama uygulaması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Reklam, Çevresel Beyan/Yeşil İddia, Yeşil Aklama, Elektrikli Araç, Sıfır Emisyon, İddiaların İspatı</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">The growing consumer awareness of environmental problems has led companies to place greater emphasis on environmental aspects in their production, distribution, and marketing activities. In this process, alongside firms that legitimately highlight their environmentally responsible practices in compliance with legal requirements, there has also been an increase in advertisers who use environmental claims in a misleading or exaggerated manner. Such practices are commonly referred to in the literature as <em>greenwashing</em> and have become increasingly widespread. Indeed, a study conducted by the European Commission in 2020 found that 53.3% of environmental claims across the European Union were vague, misleading, or unsubstantiated (European Union, 2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">This article examines the “zero emission” claim frequently used in electric vehicle advertising from the perspective of consumer and advertising law. It argues that this claim has the potential to create the impression among consumers that a product causes no environmental harm throughout its entire life cycle and may therefore be misleading. By analysing the regulatory framework and enforcement decisions in Türkiye together with the approach adopted in the United Kingdom, the article concludes that the “zero emission” claim can only be regarded as lawful if it is clearly limited to a specific stage of use or a particular phase of the product’s life cycle; otherwise, it may constitute greenwashing.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Key concepts: </strong>Advertisement, Environmental Claims/Green Claims, Greenwashing, Electric Car, Zero Emission, The Substantiation of Claims</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliğinin giderek daha belirgin hale gelmesiyle birlikte bireyler, devletler ve şirketler mevcut krizle mücadele etmek üzere çeşitli önlemler almışlardır. Tüketimin azaltılması, çevre dostu mal veya hizmetlere olan talebin artması, kamu politikalarının yeniden şekillendirilmesi, şirketlerin üretim metotlarında çevreye olumsuz etkisi olan tekniklerden uzaklaşması ve tedarik zincirinden pazarlama stratejilerine kadar çevreci yöntemleri benimsemesi bu önlemlere örnek gösterilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketicilerin çevreye daha az zarar veren mal veya hizmetlere yönelik artan talebi şirketlerin de bu alandaki yatırımlarını artırmalarına yol açmış, bunun sonucunda tüketiciler gündelik yaşamlarında yoğun biçimde çevresel beyanlar içeren reklamlarla karşılaşır hale gelmiştir. Elektrikli araçlar bu bağlamda, mevcut ulaşım ihtiyacını çevre dostu bir alternatifle karşılama vaadi sunan ürünler olarak öne çıkmaktadır. Politika yapıcılar tarafından da teşvik edilen elektrikli araçlar, geleneksel içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla daha sürdürülebilir ve çevreci olarak pazarlanmakta; bu çerçevede reklamlarda sıklıkla “sıfır emisyon” iddiasına yer verilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu makale, elektrikli araç tanıtımlarında sıklıkla kullanılan “sıfır emisyon” iddiasının, tüketici hukuku ve reklam hukuku bakımından hangi koşullar altında kabul edilebilir olduğu sorusuna odaklanmaktadır. Çalışmanın temel iddiası, söz konusu beyanın mutlak ve bağlamından kopuk biçimde kullanıldığında, ortalama tüketici nezdinde ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca emisyona sebep olmadığı yönünde yanıltıcı bir algı yarattığıdır. Bu iddianın hukuki niteliği, Türkiye’de yürürlükte bulunan mevzuat ve ikincil düzenleme ile Birleşik Krallık’ta tüketici ve reklam otoriteleri tarafından verilen kararlar ışığında incelenmekte; “sıfır emisyon” iddiasının ancak kapsamı açıkça belirtilmiş ve belirli bir yaşam döngüsü aşamasıyla sınırlandırılmış olması halinde hukuka uygun kabul edilebileceği savunulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1.1. Çevresel Beyan Kavramı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirketlerin reklamlarında kendilerinin veya mal ve hizmetlerinin çevreye faydalı özellikleri hakkında yer verdikleri ifade ve görsel kullanımı gibi her türlü mesaja yeşil iddialar, çevresel iddialar veya çevresel beyanlar denilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de çevresel beyan kavramı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a dayanılarak çıkartılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği kapsamında hazırlanan, Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz’un 4’üncü maddesinde yer almaktadır. Mezkur düzenlemeye göre; çevresel beyan <em>“ticari reklam veya ticari uygulama kapsamında bir mal veya hizmetin bileşen, üretimi, piyasaya arz süreci, kullanımı veya bertaraf edilme süreci ile ilgili olarak çevresel fayda sağladığına veya çevreye olumsuz bir etkisinin bulunmadığına ilişkin ibare veya görsel” </em>olarak tanımlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği hukukunda ise, Avrupa Komisyonu’nun Haksız Ticari Uygulamalar Direktifi’ne ilişkin Kılavuz’da çevresel iddialar ve yeşil iddialar “<em>ticari iletişim, pazarlama veya reklamda; bir mal veya hizmetin çevre üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, çevreye zarar vermediği veya rakip mal veya </em><em>hizmetlerden daha az zarar verdiği izlenimini yaratma uygulaması” </em>olarak tanımlanmaktadır (European Commission, 2016).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her iki tanım birlikte değerlendirildiğinde, çevresel beyanların ürünün tüm yaşam döngüsüne ilişkin iddiaları kapsayabildiği ve tüketicinin çevresel etkiler konusunda algısını şekillendirmeye yönelik bir iletişim aracı niteliği taşıdığı görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1.2. Yeşil Aklama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil aklama kavramı, Türkçeye İngilizce bir kelime olan <em>“greenwashing” </em>teriminden geçmiş olup bir mal, hizmet veya şirketin çevre ile ilgili beyanlarının gerçekte olanı yansıtmadığı durumlar olarak ifade edilebilir. Cambridge Sözlüğü’nde “greenwashing” <em>“İnsanları bir şirketin çevreyi korumak için gerçekte olduğundan daha fazlasını yaptığına inandıran davranış veya faaliyetler” </em>olarak tanımlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lyon ve Montgomery yeşil aklamanın çok yönlü doğasından dolayı katı bir tanımının bulunmadığını belirtmektedir (akt. de FREITAS Netto ve başk, 2020). Bununla birlikte, literatürde yer alan tanımlar tüketicilerin çevresel etkiler konusunda yanıltılması konusunda ortaklaşmaktadır. Nitekim Mitchell ve Ramey (2011) yeşil aklamayı <em>“bir kuruluşun potansiyel olarak zararlı bilgileri gizlemek veya kuruluşun yeşil veya çevre dostu olduğuna dair yanlış bir imaj çizecek şekilde bilgi vermek için yaptığı kasıtlı bir eylem”</em> olarak tanımlamaktadır. Benzer şekilde, TerraChoice (2010) <em>“bir şirketin çevresel uygulamaları veya çevresel performansı ile ilgili olarak tüketicileri yanlış yönlendirme eylemi ve çevresel performans hakkında olumlu iletişim” </em>şeklinde bir tanım yapmaktadır. Diğer taraftan, Tateshi (2017) tarafından yapılan tanımda ise bir şirket, mal veya hizmetin çevresel performansı/faydaları hakkında olumsuz yanlarının gizlenmesi de yeşil aklama kavramına eklenmiştir (akt. de FREITAS Netto ve başk, 2020).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tanımları birlikte değerlendirmek gerekirse, yeşil aklamanın yanlış veya abartılı çevresel iddiaların ileri sürülmesinden ibaret olmadığı; aynı zamanda eksik, bağlamından koparılmış veya seçici bilgi sunumu yoluyla tüketicinin algısının yönlendirilmesini de kapsayan bir uygulama olduğu görülmektedir. Bu yönüyle yeşil aklama, çevresel beyanların hukuka uygunluk sınırlarının belirlenmesi bakımından tüketici hukuku ve reklam hukuku açısından önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. ÇEVRESEL BEYANLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.1. Çevresel Beyanların Yasal Çerçevesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amacı 1’inci maddede tüketicinin sağlığının, güvenliğinin, ekonomik çıkarlarının korunması, zararlarının tazmin edilmesi, çevresel tehlikelerden korunması, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemlerin alınması, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerinin özendirilmesi ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerin teşvik edilmesi olarak sayılmıştır. Kapsamda tüketici ile ilgili her tür iş ve işlemi barındıran ve 61’inci maddesinde reklama ilişkin genel esaslar, kısıtlamalar ve reklamverenlerin iddiaları ispatlamaları üzerine kurulu ispat yükü gibi hususları düzenleyen Kanun’un, yeşil dönüşüm sürecinde tüketicilerin maruz kalabilecekleri reklam ve haksız ticari uygulama yoluyla aldatılma riskinin de Türkiye’deki en temel engelleyici mekanizması olduğu görülmektedir. <a></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticari reklamlara ilişkin çizilen bu genel çerçeve, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile somutlaştırılmaktadır. Yönetmelik’in <em>“Çevreye ilişkin beyanlar içeren reklamlar” </em>başlıklı 17’nci maddesi çevresel beyan içeren reklamlara özgü bir hüküm getirerek, reklamların tüketicilerin çevre konusundaki duyarlılığını veya bilgi eksikliğini istismar edecek biçimde yapılamayacağını açıkça düzenlemiştir. Bu hüküm, çevresel iddiaların tüketicinin çevresel hassasiyetlerini hedef alması nedeniyle daha sıkı bir denetime tabi tutulduğunu göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, reklamların ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanması gerektiğine ilişkin 7’nci maddede yer alan düzenleme, çevre konusunda hassas olan tüketiciler kapsamında da göz önünde bulundurulmalıdır. Değişen ürün geliştirme süreçleri veya yaşam döngüsü hesaplamaları ortalama tüketicinin bilgi düzeyini aşabilme potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla reklamlarda yer alan ifade ve görseller ile tüketicilerin olası bilgi eksikliklerinin istismar edilmemesi ve çevre konusundaki duyarlılıklarının kırılganlaştırdığı tüketici kitlesinin bu hassasiyetlerinin gözetilmesi gerekmektedir (Koç, 2025: 77).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reklama ilişkin genel düzenlemelerden olan ispat külfeti çevresel beyan içeren reklamlar kapsamında değerlendirildiğinde reklamverenin her koşulda ispatla yükümlü olduğu hususu dışında, reklamlarda yer alan iddiaların bilimsel geçerliliği olan bilgi ve belgelerle kanıtlanması, ayrıca gerek görülmesi halinde üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgelere de sahip olunması gerekmektedir. Karşılaştırmalı çevresel iddialar bakımından iseiddiaların her koşulda üniversite, akredite veya bağımsız kuruluşlardan alınan bilgi ve belgeler aracılığıyla ispatlanması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikli doğası gereği detaylandırılmaya ihtiyaç duyan bu tür reklamlar konusunda piyasaya yön göstermek ve reklamverenlerin yeşil aklama yapmasını engellemek amacıyla 13.12.2022 tarihinde <em>“Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz” </em>yürürlüğe girmiştir (Ticaret Bakanlığı, 2023). Kılavuz <em>“Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar”, “Genel Esaslar” </em>ve <em>“Son Hükümler” </em>olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır. Genel Esaslar Bölümü, <em>“Temel İlkeler, Sertifika ve Onaylar, Bozunabilirliğe İlişkin Beyanlar, Geri Dönüştürülebilirliğe İlişkin Beyanlar, Geri Dönüştürülmüş İçeriğe İlişkin Beyanlar, Yenilenebilir Enerjiye İlişkin Beyanlar, Geri Kazanılmış Suya İlişkin Beyanlar” </em>bölümlerinden oluşmaktadır. Bu bağlamda, Kılavuz’da detaylı bir sınıflandırma yapılarak ürünün yaşam döngüsü boyunca geçtiği adımlara ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu yönüyle Kılavuz, Türkiye’de bu alandaki düzenlemeleri uluslararası iyi uygulamalara yaklaştırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2. Çevresel Beyanların Sınıflandırılması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışma bakımından yapılacak hukuki değerlendirme, öncelikle “sıfır emisyon” iddiasının çevresel beyan tipolojisi içerisindeki yerinin belirlenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle kısaca çevresel beyanlara ilişkin sınıflandırmadan bahsedilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Literatüre bakıldığında çevresel beyanlara ilişkin pek çok farklı sınıflandırma yapıldığı görülmektedir. Iyer ve Banerjee (1993) tarafından yeşil reklamlara ilişkin belirlenen kategorizasyondan ve çevresel beyanlara ilişkin yapılan ayrımlardan faydalanmak suretiyle çevresel beyan içeren reklamları; iddia veya beyan kullanımına göre, iddiaların spesifikliğine göre ve son olarak iddiaların ilişkili olduğu hususa göre sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırma, “sıfır emisyon” iddiasının tüketici nezdinde nasıl bir algı yarattığını ve hukuken hangi kategoriye dahil edilmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından analitik bir çerçeve sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2.1. İddia Kullanımına Göre Çevresel Beyanlar</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="502" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-2-1024x502.png" alt="" class="wp-image-8518" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-2-1024x502.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-2-300x147.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-2-768x377.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-2.png 1458w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 1:</strong> İddia Kullanımına Göre Çevresel Beyanlar (Koç, 2025: 56).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Doğrudan iddia kullanımı”</em> ürünün çevresel etkisine ilişkin sözlü ifadelerin kullanımı anlamına gelirken <em>“izlenim oluşturma”</em> olarak sınıflandırılan kategoride reklamlarda tercih edilen görsel materyaller ve renk seçimi aracılığıyla şirketin, ürünün veya hizmetin çevreye duyarlı olduğu yönünde bir algı yaratılması hususu üzerinde durulmaktadır. Dolayısıyla her ne kadar sözlü olarak ifade edilmese de reklamlarda çevre ile özdeşleşmiş yeşil rengin kullanımı veya doğa ile ilgili görsel kullanımı çevresel beyanların izlenim oluşturma olarak adlandırılan kategori altında sınıflandırılmasına olanak tanımaktadır (Koç, 2025: 55). <a></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2.2. İddiaların Spesifikliğine Göre Çevresel Beyanlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Reklamverenler çevresel beyan içeren reklamlarında, <em>“çevre dostu”</em>, <em>“doğa dostu”</em> ve <em>“sürdürülebilir”</em> gibi ürünün hangi bölüm, parça veya yaşam döngüsünün hangi aşamasına işaret ettiği belli olmayan muğlak iddialarda bulunabilecekleri gibi, <em>“%25 geri kazanılmış suyla üretilmiştir”</em> gibi spesifik iddialarda da bulunabilirler. Bu nedenle iddianın işaret ettiği özelliğin açık ve belirgin olup olmamasına göre de iddiaların sınıflandırılması gerekir (Koç, 2025: 57).</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="428" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-2-1024x428.png" alt="" class="wp-image-8519" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-2-1024x428.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-2-300x125.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-2-768x321.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-2.png 1286w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 2: </strong>İddiaların Spesifikliğine Göre Çevresel Beyanlar (Koç, 2025: 57).</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2.2.3. İddiaların İlişkili Olduğu Hususa Göre Çevresel Beyanlar </strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ayrıma göre çevresel beyanlar bir mal veya hizmete yönelik olabileceği gibi şirketlerin imajlarını güçlendirmeye yönelik aktivitelerine ilişkin de olabilmektedir. Ürünlere yönelik iddialar; hammaddelerine, üretim sürecine, kullanım sürecine ve kullanım sonrası sürece yönelen iddialar olmak üzere dörde ayrılmıştır (Koç, 2025: 57).</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="559" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-2-1024x559.png" alt="" class="wp-image-8520" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-2-1024x559.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-2-300x164.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-2-768x419.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-2-1536x838.png 1536w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-2.png 1684w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 3:</strong> Mal ve Hizmetlere Yönelik İddialar (Koç, 2025: 58).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. ELEKTRİKLİ ARAÇ TANITIMLARINDA YER ALAN “SIFIR EMİSYON” İDDİASI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.1. Nasıl Sınıflandırılmalıdır?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki bölümde ortaya konulan çevresel beyan tipolojisi, “sıfır emisyon” iddiasının hukuki niteliğinin belirlenmesi bakımından bir kavramsal yapı ortaya koymaktadır. Bu yapı içerisinde söz konusu iddianın hangi kategoriye dahil olduğunun tespiti, sonraki hukuki değerlendirme açısından belirleyicidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sıfır emisyon” ifadesi, doğrudan çevresel iddia içeren bir beyan olup, elektrikli araç tanıtımlarında kullanılması itibarıyla mal ve hizmete yönelik bir iddia niteliği taşımaktadır. İddiaların spesifikliğine göre yapılan ayrım bakımından değerlendirildiğinde ise bu beyan, belirli bir üretim veya kullanım aşamasına açıkça atıf yapmamakta; aksine ürünün hammaddelerin temininden üretim sürecine, kullanım aşamasından bertaraf sürecine kadar tüm yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonu yaratmadığı yönünde bütüncül bir izlenim doğurmaktadır. Bu yönüyle “sıfır emisyon” iddiası muğlak, kapsamı belirli olmayan ve geniş yorumlanmaya elverişli bir iddia niteliği taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.2. Nasıl Değerlendirilmelidir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Reklamlarda iddiaların türü ve sunuluş biçimi, tüketici algısının oluşumunda belirleyici rol oynamaktadır. Görsel veya yazılı unsurlar aracılığıyla yaratılan çevresel çağrışımlar, ürünün gerçek özelliklerinden bağımsız olarak tüketicinin algısını yönlendirebilmektedir. Nitekim, Polonsky ve başk. tarafından 2024 yılında yapılan bir araştırmada, çeşitli ürün kategorilerinde ürünün gerçek özelliklerini yansıtan ancak çevresel beyan içermeyen ürün görseli ile birlikte <em>“çevre dostu”</em> veya <em>“</em><em>çevreyi önemsiyoruz”</em> gibi gerçeği yansıtmayan iddia kullanımı yöntemiyle tüketicilerin tercihleri sınanmıştır. Şekil-4’te yer alan iki görsel ile yapılan bu deneyde sağdaki ürün hakkında gerçeği yansıtmasa da <em>“çevre dostu”</em> iddiasına maruz kalan katılımcıların, ürüne ilişkin daha olumlu çevresel algılara sahip olduğu anlaşılmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="458" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-2-1024x458.png" alt="" class="wp-image-8521" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-2-1024x458.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-2-300x134.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-2-768x344.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-2.png 1111w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 4: </strong>Çevresel Beyan İçermeyen ve İçeren Görseller (Polonsky ve başk., 2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda, “sıfır emisyon” iddiası ile karşılaşan bir tüketicinin diğer tüm tercih sebepleri bir kenara bırakıldığında, içten yanmalı motora sahip diğer araçlara kıyasla karbon salınımı yapmayan bir aracı tercih etmesi muhtemeldir. Ancak bu iddia ile birlikte oluşan algı, elektrikli araçların tüm yaşam döngüsü boyunca sebep olduğu karbon salınımına ilişkin bilimsel verilerle örtüşmemektedir. Transport &amp; Environment (2020) tarafından yapılan analizlere göre en olumsuz senaryoda elektrikli araçların ve bataryalarının üretiminde benzinli ve dizel araçlara göre daha fazla karbon salınımı gerçekleşirken, en iyi senaryoda ise karbon salınımları birbirine yaklaşmaktadır. Bu durum, elektrikli araçların karbon salınımının tüm yaşam döngüsü boyunca benzinli veya dizel motorlu araçlara kıyasla oldukça düşük olduğu gerçeğini değiştirmiyor olsa da bir elektrikli araç hakkında “sıfır emisyon” iddiasında bulunmanın da gerçeği birebir yansıtmadığı açıktır. &nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="340" height="442" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bes-2.png" alt="" class="wp-image-8522" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bes-2.png 340w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bes-2-231x300.png 231w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 5:</strong> (Transport &amp; Environment, 2020: 16)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iddianın bilimsel açıdan geçerli olmamasının yanı sıra, Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz’un “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinin yedinci fıkrasında, çevresel beyanların; ürünün hangi bölümüne, parçasına veya yaşam döngüsünün hangi aşamasına ilişkin olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiği düzenlenmiş, aksi halde tüketicilerin ürünün çevreye gerçekte olduğundan daha olumlu katkı sağladığı yönünde yanıltılabileceği belirtilmiştir. Kılavuzda verilen örnekler uyarınca, reklamlarda yer alan “sıfır emisyon” ifadesinin üretim aşamasına mı yoksa kullanım aşamasına mı ilişkin olduğunun açıkça belirtilmesi zorunludur. Bu açıklama yapılmaksızın kullanılan “sıfır emisyon” iddiası, reklam hukuku bakımından yanıltıcı nitelik taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, karbon emisyonuna ilişkin tüm iddiaların mutlak biçimde mevzuata aykırı olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira, belirli koşullar altında geçerli olabilecek iddia türleri mevcut olabilir. Ürünün yaşam döngüsünün belirli bir aşamasına işaret eden spesifik bir iddia kullanımı ya da karbon dengelemesi gibi yöntemlerin kullanılması gibi durumlarda karbon emisyonuna ilişkin iddialar geçerli sayılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İddianın spesifikleştirilmesine ilişkin örnek vermek gerekirse elektrikli araçların <em>“yalnızca sürüş esnasında emisyona sebep olmadığı”</em> gibi iddialar, reklamın içeriğinde tüketicileri yanıltacak ya da bilgi eksikliklerini istismar edecek nitelikte farklı hususlar bulunmaması durumunda geçerli olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, Türkiye’de yer alan düzenlemelerde karbon dengelemesine ilişkin doğrudan bir hüküm bulunmasa da reklam mevzuatı açısından en temel ilkelerden birisi olan tüketicilerin bilgilendirilmesi gerekliliği bu durumlara da uygulanabilir. Tüketicilere hangi bilgilerin ne şekilde verilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirme ise Kılavuz’da yer alan spesifik iddia türlerindeki düzenlemeler temel alınarak yapılabileceği gibi uluslararası kaynaklara da başvurulmasında sakınca bulunmamaktadır. Örneğin Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu (Australian Competition &amp; Consumer Commission- ACCC) tarafından güncellenerek 2023 yılında yayınlanan <em>“Çevresel İddialar Hakkında Kılavuz” </em>karbon emisyonlarıile ilgili oldukça detaylı düzenlemeler içermektedir (ACCC, 2026). Bu düzenlemeye göre karbon emisyonları hakkında iddiada bulunulacağı zaman kapsamlı bir emisyon değerlendirmesi yapılması, hangi emisyonların değerlendirmeye dahil edildiğinin açıklanması, emisyon azaltma faaliyetleri ile satın alınan karbon dengelemelerinin ayrımının yapılması, emisyon dengeleme projelerinin türleri hakkında bilgi verilmesi gerektiği, ayrıca iddiaların toplam emisyon profilinin yalnızca küçük bir kısmını temsil eden bir ürün, hizmet veya operasyon bölümüne orantısız bir şekilde vurgu yapılarak öne çıkarılmasından da kaçınılması gerektiği hususlarına ilişkin hükümler içermektedir (Koç, 2025: 83).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu bilgiler ışığında, Türkiye’de reklam hukuku alanında yürürlükte bulunan mevzuat ve ikincil kaynaklar çevresel beyanla karşılaşan tüketicinin eksik bilgilendirilmemesi ve yanıltılmaması gerekliliği üzerinde yükselen bir dizi düzenleme içermektedir. Elektrikli araç tanıtımlarında karşılaşılan “sıfır emisyon” iddiası yaşam döngüsüne ilişkin belirsizlik yaratması sebebiyle hem tüketicinin eksik bilgilendirilmesine hem de yanıltılmasına sebep olmakta, bu durum da reklam hukukunun iki temel unsurunu da dışlayan bir reklam yapma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özetle, reklamlarda yer alan bu iddia yalın haliyle mevzuata aykırılık oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.3. “Sıfır Emisyon” İddialarına İlişkin Verilen Kararlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektrikli araç reklamlarında yer alan “sıfır emisyon” iddialarının nasıl sınıflandırılması gerektiği ve hangi koşullar altında hukuka uygun kabul edilebileceği belirlendikten sonra, bu çerçevenin uygulamada nasıl hayata geçirildiğinin incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu bölümde, öncelikle Birleşik Krallık’taki reklam özdenetim sistemi kapsamında verilen karar, ardından Türkiye’de Reklam Kurulu uygulaması ele alınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.3.1. Birleşik Krallık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Krallık’ta reklam özdenetim sistemi Reklam Standartları Kurumu (ASA), Reklam Standartları Finans Kurulu (ASBOF) ve Reklam Uygulamaları Komitesi (CAP) olmak üzere üç organdan oluşmaktadır (ASA, 2025a).  Bunlardan ASA, tüm TV ve radyo reklamlarını Broadcast Committee of Advertising Practice (BCAP) TV Reklam Standartları Kodu ve BCAP Radyo Reklam Standartları Kodu kapsamında düzenlemektedir (Koç, 2025: 170).</p>



<p class="wp-block-paragraph">ASA tüketicilere sunulan elektrikli ve hibrit araç sayısının artması, pazardaki rekabetin artması ve emisyonlara ilişkin yasal hedefler nedeniyle araç reklamlarında yer alan iddialar ile ilgili şikayetlerin sayısında artış olduğunu tespit etmiştir (ASA, 2025b). Bu nedenle, ASA çevrimiçi reklamları taramak için kullandığı yapay zeka destekli program tarafından elektrikli araç reklamlarında yer alan çevresel beyanlara ilişkin sektörel bir inceleme yürütmüştür. Bu sektörel inceleme neticesinde; <em>“Hibrit ve Elektrikli Araç Reklamlarına İlişkin” </em>tavsiye sunmuş ve tespit edilen reklamları CAP kurallarına uygunluk konusunda değerlendirmiştir. Söz konusu tavsiye metninde; yerel emisyonlar ve hava kalitesi üzerindeki etkiler açısından, benzinli veya dizel alternatiflerine kıyasla elektrikli araç kullanımının çevreye etkisine ilişkin iddiaların kanıtlanmasının daha kolay olabileceği ancak yine de bu iddiaların aşırıya kaçmaması gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca, “sıfır emisyon iddialarının”yalnızca sürüş sırasında geçerli olduğu ifade edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşımın somut bir örneği olarak, 16 Ağustos 2023 tarihinde Ford’un arama motorunda yer alan <em>“Yeni Tamamen Elektrikli Explorer- Macerayı Yeniden Tanımlamak. En üst düzey tamamen elektrikli SUV burada. Explorer. Maceranın anlamını yeniden tanımlayın. En üst düzey keşif aracı- Daha fazla bilgi edinin ve özellik yelpazesini keşfedin. Sıfır emisyonlu sürüş. Hızlı şarj. Sürücü Yardım Teknolojisi”</em> ifadelerinden oluşan reklam tespit edilerek inceleme başlatılmıştır. Söz konusu reklamda yer alan “sıfır emisyonlu sürüş” iddiasının CAP Kodlarını ihlal edip etmediği değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde <em>“ulusal şebekeden elektrik kullanılarak bir elektrikli aracın üretimi, bertarafı veya şarjı gibi diğer durumlarda emisyonlar üretildiği”</em>,ancak elektrikli araçların sürüş esnasında emisyon üretmediği ve reklamda bu hususun açıkça belirtildiği değerlendirilerek yanıltıcılık bulunmadığı yönünde bir karar verilmiştir (ASA, 2025c).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.3.2. Türkiye</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de ticari reklamların denetimi, 6502 sayılı Kanun’un 63’üncü maddesi uyarınca Reklam Kurulu tarafından yürütülmektedir. Reklam Kurulu; ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma yetkilerine sahiptir. Ayrıca, Kurul mevzuata aykırılık teşkil eden ticari reklamlar ve haksız ticari uygulamalar hakkında durdurma, düzeltme, idari para cezası, tedbiren durdurma ya da içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı vermeye yetkilidir. Bununla birlikte, Kurul tarafından verilen kararlar; tüketicilerin bilgilendirilmesi, aydınlatılması ve ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla yayınlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yayınlanan Reklam Kurulu kararlarına bakıldığında, Kurul’un 11.09.2025 tarihli ve 361 sayılı toplantısında elektrikli araç reklamlarında yer alan “sıfır emisyon” iddialarının gündeme alındığı görülmektedir (Ticaret Bakanlığı, 2025a). Bahsi geçen toplantıda Reklam Kurulu tarafından benzer nitelikteki iki dosya hakkında farklı kararlar verilmiştir. Değerlendirme aşamasında yaşanan bu farklılığı ortaya koyabilmek adına sırasıyla aykırı bulunmayan reklama ve hakkında durdurma cezası verilen reklama ilişkin bilgilendirme yapılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.3.2.1. Aykırı Değil Kararı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kararlardan ilkinde, bir şirkete ait internet sitesinde yer alan <em>“… %100 elektrikli araç kullanmak, zararlı CO2 emisyonlarına sebep olmadan tepkisel, sorunsuz sürüşün keyfini çıkarmak anlamına gelir…”</em> ifadesinden dolayı inceleme başlatıldığı, ancak yapılan araştırmalar neticesinde elektrikli araçların sürüş esnasında karbon salınımı yapmadığı, dolayısıyla reklamın bir bütün olarak değerlendirilmesinden de söz konusu iddiadan emisyon salınımının ürünün yaşam döngüsünün tamamında ortaya çıkmadığı anlamının oluşmadığı, yalnızca sürüş aşamasının kastedildiği gerekçesiyle inceleme konusu tanıtımların mevzuata aykırı bulunmadığı belirtilmiştir (Ticaret Bakanlığı, 2025b).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.3.2.2. Durdurma Cezası</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Reklam Kurulu’nun aynı toplantısında bir diğer şirketin internet sitesinde yer alan tanıtımlarında,<em>“…modern tasarımı, teknolojik donanımı ve %100 elektrikli motoru sayesinde çevre dostu ve konforlu bir sürüş deneyimi sunar… ile artık hayatınızda karbon salınımı yok, gürültü yok, sarsıntı yok&#8230;” </em>şeklinde çevreye ilişkin beyan niteliğinde ifadelere yer verildiğinin tespit edildiği, söz konusu tanıtımlardaki anılan ifadelerin çevreye ilişkin beyan niteliğinde olduğu, bununla birlikte inceleme konusu reklamlarda yer verilen <em>“… ile artık hayatınızda karbon salınımı yok, gürültü yok, sarsıntı yok&#8230;”</em> ifadesinin malın hangi sürecine ilişkin olduğunun açıkça belirtilmediği, dolayısıyla “artık hayatınızda karbon salınımı yok” ifadesi ile ürünün yaşam döngüsünün tümünün kastedildiği, aracın üretim, kullanım ve bertaraf gibi süreçlerinin hiçbirinde karbon salınımı yapmadığı izleniminin oluşturularak ürünün çevreye etkilerine ilişkin tüketiciler nezdinde belirsizlik yaratıldığı ve tüketicilerin bilgi eksikliğinin istismar edildiği değerlendirilmiş olup anılan reklamlar hakkında durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir (Ticaret Bakanlığı, 2025b).</p>



<p class="wp-block-paragraph">4. <strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevresel sorunlar hakkında artan bilinç şirketlerin de bu alana yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Çevreye uyumlu üretim, dağıtım ve bertaraf gibi tekniklere ciddi miktarda yatırım yapıp mal veya hizmetlerinin çevre üzerindeki etkisini azaltarak bu konuya reklamlarında değinen şirketlerin yanı sıra, hiçbir iyileştirme yapmayarak yalnızca kar elde etmek için yeşil tüketicilere yönelik reklam yapan şirketler de bulunmaktadır. Bu durum hem tüketicilerin bilinçli bir tercih yapmasını engellemekte hem de piyasadaki aktörler arasında haksız rekabete sebep olmaktadır. Çevresel beyan içeren reklamlar bu nedenlerle hem Türkiye’de hem de Birleşik Krallık gibi dünyanın farklı ülkelerinde bulunan tüketici otoriteleri tarafından yakından takip edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışma, çevresel beyanların hangi koşullarda yeşil aklama niteliği kazandığının belirlenebilmesi için öncelikle kavramsal bir çerçevenin oluşturulması ve iddiaların sistematik biçimde sınıflandırılmasının zorunlu olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim çevresel iddiaların doğrudan mı yoksa izlenim yoluyla mı iletildiğinin, muğlak mı yoksa spesifik mi olduğunun ve ürünün yaşam döngüsünün hangi aşamasına ilişkin olduğunun belirlenmemesi hukuki bir değerlendirme yapılmasını güçleştirmektedir. Bu yönüyle çalışma, yalnızca “sıfır emisyon” iddiasına değil, genel olarak çevresel beyanların nasıl analiz edilmesi gerektiğine ilişkin bir bakış açısı da sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye bakımından yapılan incelemede, çevresel beyan içeren reklamların 6502 sayılı Kanun, Yönetmelik ve Kılavuz ile çok katmanlı bir normatif yapı içerisinde düzenlendiği; özellikle iddiaların ispatlanabilir olması, kapsamının açık bir şekilde belirtilmesi ve tüketicinin yanıltılmaması ilkelerinin ön plana çıktığı görülmüştür. Birleşik Krallık’ta ASA tarafından verilen kararlar ile Türkiye’de Reklam Kurulu uygulamaları karşılaştırıldığında ise, farklı kurumsal yapılara rağmen “sıfır emisyon” iddialarına yaklaşımın büyük ölçüde örtüştüğü tespit edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, elektrikli araç tanıtımlarında kullanılan “sıfır emisyon” iddiasının, ürünün tüm yaşam döngüsünü kapsadığı izlenimi yaratacak şekilde kullanılması hem bilimsel gerçeklikle hem de tüketici hukukunun şeffaflık ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Buna karşılık, bu iddianın yalnızca belirli bir aşamayla -örneğin sürüş sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonlarla- açık biçimde sınırlandırılması ve bu sınırın tüketiciye açık, anlaşılabilir ve doğrulanabilir şekilde sunulması halinde, söz konusu çevresel beyanın mevzuata uygun kabul edilmesi mümkündür. Böyle bir yaklaşım, tüketicinin yanıltılmasını önlerken şirketlerin gerçek çevresel performanslarını doğru, dürüst ve meşru bir biçimde iletişim konusu yapabilmelerine de olanak tanımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ACCC. (2026) “<em>Advertising and Promotions”, </em>URL:<a href="https://www.accc.gov.au/business/advertising-and-promotions">https://www.accc.gov.au/business/advertising-and-promotions</a> (11 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">ASA. (2026a) “<em>About the ASA and CAP” </em>URL:<a href="https://www.asa.org.uk/about-asa-and-cap/about-regulation/about-the-asa-and-cap.html">https://www.asa.org.uk/about-asa-and-cap/about-regulation/about-the-asa-and-cap.html</a> (11 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">ASA. (2026b) “<em>Motoring: Hybrid and electric vehicles” </em>URL: <br><a href="https://www.asa.org.uk/advice-online/motoring-electric-vehicles.html">https://www.asa.org.uk/advice-online/motoring-electric-vehicles.html</a> (7 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">ASA. (2026c) “<em>ASA Ruling on Ford Motor Company Ltd t/a Ford” </em>URL: <a href="https://www.asa.org.uk/rulings/ford-motor-company-ltd-a23-1209404-ford-motor-company-ltd.html">https://www.asa.org.uk/rulings/ford-motor-company-ltd-a23-1209404-ford-motor-company-ltd.html</a> (8Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cambridge Dictionary. <em>“Greenwashing”</em> URL: <a href="https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/greenwashing">https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/greenwashing</a> (13 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">CARLSON, L., GROVE, S. J. &amp; KANGUN, N. (1993) <em>“A Content Analysis of Environmental Advertising Claims: A Matrix Method Approach”</em>, Journal of Advertising,vol. 22, no.3, ss. 27-39</p>



<p class="wp-block-paragraph">DE FREİTAS NETTO, S. V., SOBRAL, M. F. F., BEZERRA RİBEİRO, A. R. &amp; DA LUZ SOARES, G. R. (2020) <em>“Concepts and forms of greenwashing: a systematic review”</em>, Environmental Sciences Europe,vol. 32, ss. 1-12.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission. (2016) “<em>Guidance for The İmplementation/Application of Directive 2005/29/EC on Unfair Commercial Practices”, </em>European Commission, Brussels.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Union.  (2025)       “<em>Green Claims” </em>URL:<a href="https://environment.ec.europa.eu/topics/circular-economy-topics/green-claims_en">https://environment.ec.europa.eu/topics/circular-economy-topics/green-claims_en</a> (13 Kasım 2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph">IYER, E. &amp; BANERJEE, B. (1993) <em>“Anatomy of Green Advertising”</em>. Advances in Consumer Research,vol. 20, ss. 494-501.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KOÇ, Ş. G. (2025) <em>“Yeşil Dönüşüm Sürecinde Tüketicinin Korunması Perspektifinden Türkiye’de ve Dünyada Çevresel Beyanlar”,</em> Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi, Ticaret Bakanlığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MITCHELL, L. D. &amp; RAMEY, W. D. (2011) <em>“Look How Green I Am! An Individual-Level Explanation for Greenwashing”</em>, Journal of Applied Business and Economics,vol. 12, no. 6, ss. 40-45.</p>



<p class="wp-block-paragraph">POLONSKY, M. J., ROTMAN, J., WEBER, V., &amp; KUMAR, P. (2024) <em>“How Meaningless And Substantive Green Claims Jointly Determine Product Environmental Perceptions”</em>, International Journal of Advertising, ss. 1–32.</p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi. (2013) <em>“7 Kasım 2013 tarih ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”</em> URL: <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf%20(10">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6502.pdf</a> (10Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi. (2015) <em>“10 Ocak 2015 tarihli Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği”</em> URL:&nbsp; <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=20435&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=20435&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5</a> (10 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terrachoice. (2010) “<em>The sins of greenwashing: home and family edition” </em>URL: <a href="https://www.twosides.info/wp-content/uploads/2018/05/Terrachoice_The_Sins_of_Greenwashing_-_Home_and_Family_Edition_2010.pdf">https://www.twosides.info/wp-content/uploads/2018/05/Terrachoice_The_Sins_of_Greenwashing_-_Home_and_Family_Edition_2010.pdf</a> (5 Kasım 2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı. (2023) “<em>Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz” </em>URL: <a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/duyurular/cevreye-iliskin-beyanlar-iceren-reklamlar-hakkinda-kilavuz">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/duyurular/cevreye-iliskin-beyanlar-iceren-reklamlar-hakkinda-kilavuz</a> (10 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı. (2025a) “<em>Reklam Kurulu Kararları” </em>URL: <a href="https://ticaret.gov.tr/tuketici/ticari-reklamlar/reklam-kurulu-kararlari">https://ticaret.gov.tr/tuketici/ticari-reklamlar/reklam-kurulu-kararlari</a> (22 Aralık 2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı. (2025b) <em>“361. Reklam Kurulu Basın Bülteni” </em>URL: <a href="https://ticaret.gov.tr/data/5d1c9edd13b87615344cd4c8/_361_Reklam_Kurulu_Basin_Bulteni.pdf">https://ticaret.gov.tr/data/5d1c9edd13b87615344cd4c8/_361_Reklam_Kurulu_Basin_Bulteni.pdf</a> (14 Ocak 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Transport &amp; Environment. (2020). <em>“How clean are electric cars? T&amp;E’s analysis of electric car lifecycle CO₂ emissions.”</em> <a href="https://www.transportenvironment.org/uploads/files/TEs-EV-life-cycle-analysis-LCA.pdf">https://www.transportenvironment.org/uploads/files/TEs-EV-life-cycle-analysis-LCA.pdf </a>(18 Aralık 2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlık Ticari Tasarımlar Bağlamında Abonelik Tuzakları Kavramı ve Reklam Kurulu Kararları</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/01/26/karanlik-ticari-tasarimlar-baglaminda-abonelik-tuzaklari-kavrami-ve-reklam-kurulu-kararlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melik Can Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 19:03:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 68]]></category>
		<category><![CDATA[Abonelik]]></category>
		<category><![CDATA[Advertising]]></category>
		<category><![CDATA[Consumer]]></category>
		<category><![CDATA[Dark Commercial Pattern]]></category>
		<category><![CDATA[Haksız Ticari Uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlık Ticari Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Subscription]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[Unfair Commercial Practice]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8448</guid>

					<description><![CDATA[Dijitalleşme ile birlikte abonelik temelli iş modelleri, mal ve hizmet sunumunda yaygınlaşmış; bu durum tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasındaki zaten mevcut olan bilgi ve güç asimetrisini daha belirgin hale getirmiştir. Dijital arayüzlerin sunduğu tasarım imkânları, tüketicilerin karar alma süreçlerini yönlendirmeye elverişli bir zemin oluşturmuş ve bu bağlamda “karanlık ticari tasarımlar” olarak adlandırılan uygulamalar önem kazanmıştır. Özellikle abonelik sözleşmelerinin kurulması, devamı ve sona erdirilmesi aşamalarında kullanılan bu tasarımlar, tüketicilerin normal şartlar altında taraf olmayacakları işlemlere yönlendirilmelerine veya istemedikleri sözleşme ilişkilerinin içinde kalmalarına yol açabilmektedir.

Bu çalışmada, karanlık ticari tasarımlar kavramsal ve türsel açıdan ele alınmış ve karanlık ticari tasarımların başlıca türleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir. Ardından Türk hukuku çerçevesinde karanlık ticari tasarımların hukuki niteliği değerlendirilmiş; özellikle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile Reklam Kurulu kararları üzerinden uygulamadaki görünümü ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında ise abonelik tuzakları kavramı ele alınarak abonelik tuzaklarının başlıca türleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijitalleşme ile birlikte abonelik temelli iş modelleri, mal ve hizmet sunumunda yaygınlaşmış; bu durum tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasındaki zaten mevcut olan bilgi ve güç asimetrisini daha belirgin hale getirmiştir. Dijital arayüzlerin sunduğu tasarım imkânları, tüketicilerin karar alma süreçlerini yönlendirmeye elverişli bir zemin oluşturmuş ve bu bağlamda “karanlık ticari tasarımlar” olarak adlandırılan uygulamalar önem kazanmıştır. Özellikle abonelik sözleşmelerinin kurulması, devamı ve sona erdirilmesi aşamalarında kullanılan bu tasarımlar, tüketicilerin normal şartlar altında taraf olmayacakları işlemlere yönlendirilmelerine veya istemedikleri sözleşme ilişkilerinin içinde kalmalarına yol açabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, karanlık ticari tasarımlar kavramsal ve türsel açıdan ele alınmış ve karanlık ticari tasarımların başlıca türleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir. Ardından Türk hukuku çerçevesinde karanlık ticari tasarımların hukuki niteliği değerlendirilmiş; özellikle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile Reklam Kurulu kararları üzerinden uygulamadaki görünümü ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında ise abonelik tuzakları kavramı ele alınarak abonelik tuzaklarının başlıca türleri hakkında açıklamalara yer verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Karanlık Ticari Tasarım, Abonelik, Reklam, Haksız Ticari Uygulama, Tüketici</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">With digitalization, subscription-based business models have become widespread in the provision of goods and services; this development has made the already existing information and power asymmetry between consumers and sellers or service providers more pronounced. The design possibilities offered by digital interfaces have created a favorable environment for steering consumers’ decision-making processes, and within this context, practices referred to as “dark commercial patterns” have gained importance. Especially in the stages of establishing, maintaining, and terminating subscription contracts, such designs may lead consumers to engage in transactions to which they would not normally be a party or to remain bound by contractual relationships they do not desire.</p>



<p class="wp-block-paragraph">In this study, dark commercial patterns are examined from conceptual and typological perspectives, and explanations are provided regarding their main types. Subsequently, within the framework of Turkish law, the legal nature of dark commercial patterns is evaluated; in particular, their manifestation in practice is demonstrated through the Regulation on Commercial Advertising and Unfair Commercial Practices and the decisions of the Advertising Board. In the continuation of the study, the concept of subscription traps is addressed, and explanations are given regarding the main types of subscription traps.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Dark Commercial Pattern, Subscription, Advertising, Unfair Commercial Practice, Consumer</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijitalleşme sürecinde yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak mal ve hizmet sunumunda abonelik temelli iş modelleri giderek daha önemli bir hale gelmiştir. Video ve müzik platformları, çevrimiçi oyunlar, mobil uygulamalar gibi birçok dijital hizmet abonelik ilişkisi yoluyla tüketicilere sunulmaktadır. Abonelik temelli iş modellerinin satıcı ve/veya çeşitli avantajları bulunmaktadır. Abonelik temelli iş modelleri satıcı ve sağlayıcılara öngörülebilir gelir ve müşteri bağlılığı sağlamaktadır. Bu nedenle tüketicilerle bir abonelik sözleşmesi kurmak ya da mevcut olan bir abonelik sözleşmesinin devamını sağlamak satıcı ve sağlayıcılar açısından önemli bir yere sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital platformlarda satıcı ve sağlayıcıların sahip olduğu veriler ile tüketicilerin sahip olduğu veriler arasındaki tüketiciler aleyhine oluşan asimetri, dijital platformlardaki işlem yoğunluğu ve karmaşası, yaş küçüklüğü, dijital okuryazarlık eksikliği, satıcı ve sağlayıcıların tüketici davranışlarını yönlendirme imkanının fiziki mecralara kıyasla dijital mecralarda daha kolay olması, elde edilen çok sayıda kişisel veri sayesinde tüketici davranışlarının dijital ortamlarda kolaylıkla izlenebilme imkanının bulunması, dijital ortamlarda tüketici işlemlerinin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi gibi çeşitli faktörler karanlık ticari tasarımlar kullanılarak tüketicilerin bir abonelik sözleşmesine taraf olmasını ya da mevcut olan bir abonelik sözleşmesinin tarafı olarak kalmalarını sağlamak konusunda risk oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1.1. Abonelik Sözleşmesi Kavramı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik sözleşmeleri kavramı 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun “Abonelik sözleşmeleri” başlıklı 52’nci maddesinin birinci fıkrasında <em>“Tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmeler” </em>olarak tanımlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1.2. Karanlık Ticari Tasarım Kavramı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık ticari tasarım kavramı ilk kez 2010 yılında kullanıcı deneyimi (UX) tasarımcısı Harry Brignull tarafından kullanılmıştır (OECD, 2022:8). Brignull karanlık ticari tasarımları; <em>“web siteleri ve uygulamalarda kullanılan ve bir şeyi satın almak veya bir şeye kaydolmak gibi istemediğiniz şeyleri yapmanızı sağlayan hileler” </em>olarak tanımlamıştır (Brignull ve başk). Karanlık ticari tasarım kavramının literatürde genel kabul görmüş bir tanımı olmamakla birlikte konu hakkında yapılan muhtelif çalışmalarda farklı tanımlara yer verilmiştir. Bu tanımlara birkaç örnek vermek gerekirse;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Genellikle dijital arayüzlerde tüketicileri yönlendiren, aldatan, zorlayan veya çoğu zaman kendi çıkarlarına olmayan seçimler yapmaları için manipüle eden uygulamalara atıfta bulunmak için kullanılan bir kavramdır.” </em>(European Commission, 2022:20).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Karanlık tasarımlar, çevrim içi kullanıcı arayüzlerinde yaygın olarak bulunan ve tüketicileri genellikle kendi çıkarlarına olmayan seçimler yapmaya yönlendiren çok çeşitli uygulamalara atıfta bulunan bir şemsiye terimdir.” </em>(OECD, 2022:8).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Karanlık tasarımlar” terimi, kullanıcıları başka türlü yapmayacakları seçimler yapmaları için kandıran veya manipüle eden ve zarar verebilecek tasarım uygulamalarını tanımlamak için kullanılmıştır.” </em>(FTC, 2022:2).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Karanlık tasarımlar, kullanıcıların kafasını karıştırmak için kasıtlı olarak tasarlanmış kullanıcı arayüzleri olarak tanımlanır.” </em>(Konsumentverket, 2021:11).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Kullanıcıları istenmeyen ve potansiyel olarak zararlı kararlar almaya zorlayarak, yönlendirerek veya aldatarak çevrim içi bir hizmete fayda sağlayan kullanıcı arayüzü tasarım seçimleridir” </em>(Mathur ve başk, 2019:1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Karanlık ticari tasarımlar, web sitelerinde ve uygulamalarda kullanılan ve bir şey satın almak veya bir şeye kaydolmak gibi istemediğiniz şeyleri yapmanızı sağlayan hileler olarak tanımlanır.” </em>(Leiser ve Yang, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Karanlık tasarımlar, çevrim içi bir hizmetten faydalanmak amacıyla kullanıcıları normalde yapmayacakları bir şeyi yapmaya yönlendirmek için kasıtlı olarak tasarlanmış kullanıcı arayüzü öğeleridir.” </em>(Calawen, 2022:1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. KARANLIK TİCARİ TASARIMLARIN TÜRLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık ticari tasarımların tanımı hususunda olduğu gibi sınıflandırılması konusunda da genel kabul görmüş bir görüş bulunmamaktadır. Konu ile ilgili yapılan çalışmalarda birbirinden oldukça farklı sınıflandırma şekillerine yer verilmiştir. Literatürde yapılan sınıflandırma örneklerinin bazılarında çeşitli karanlık ticari tasarım türlerinin bağımsız bir tür olarak ele alındığı buna karşın yapılan diğer sınıflandırmalarda ise başka bir karanlık ticari tasarım çeşidinin alt türü olarak ele alındığı görülmektedir.&nbsp; Aşağıda karanlık ticari tasarım türlerine ilişkin olarak yapılacak açıklamalarda teoride ve pratikte en çok dikkat çeken karanlık ticari tasarım türlerine yer verilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.1. Zorunlu Eylem/İstenmeyen Bir Eyleme Zorlama (Forced Action)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür karanlık ticari tasarımların söz konusu olduğu durumlarda tüketiciler, bir mal veya hizmete erişebilmek için aslında istemedikleri başka bir işlemi yapmaya zorlanmaktadırlar. Bu karanlık ticari tasarım türüne başka bir örnek olarak tüketicilerin sepetlerine ekledikleri ürünlere yönelik satın alma işlemini tamamlayabilmeleri için zorunlu bir ön işlem olarak ilgili elektronik ticaret platformuna üyelik kaydı oluşturmak durumunda bırakılmaları verilebilir.&nbsp; Örneğin aşağıda yer alan görselde, tüketiciler herhangi bir satın alma işlemi yapmadan sadece internet sitesinde gezinmek istedikleri durumda bile ilgili siteye üyelik işlemi yapmaya zorlanmaktadırlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="586" height="287" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-1.png" alt="" class="wp-image-8499" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-1.png 586w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bir-1-300x147.png 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 1:</strong> “Zorunlu eylem” olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım örneği</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynak: Mathur ve başk, 2019:22)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2. Arayüz Müdahalesi (Interface Interference)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Arayüz müdahalesi olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım türünde seçeneklerin tüketicilere sunuluş biçimi, renk, boyut, şekil, konum, ton gibi arayüz tasarımına ilişkin çeşitli unsurlar kullanılarak tüketicilerin satıcı ve sağlayıcıların lehine durum oluşturacak tercihlerde bulunması sağlanmaktadır. Örneğin aşağıda yer verilen görselde, pazarlama iletişimi almayı kabul etme seçeneği, pazarlama iletişimi almayı reddetme seçeneğine göre görsel olarak daha çok ön plana çıkartılmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="586" height="185" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-1.png" alt="" class="wp-image-8500" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-1.png 586w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/iki-1-300x95.png 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 2</strong>: “Arayüz Müdahalesi” olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım örneği</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynak: Mathur ve başk, 2019:16)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.3. Israrlı Yönlendirme/Israrlı Bir Şekilde Rahatsız Ederek Yönlendirme (Nagging)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karanlık ticari tasarım türü, tüketicilerin bildirimleri açmak veya konum takibi yapmak gibi işletme lehine olacak bir eylemi yapmaları için tekrarlanan talepleri içermektedir. Bunun sonucunda tüketicinin sınırlı iradesi veya zamanı suistimal edilebilir (OECD, 2022:10). Aşağıda yer verilen görselde, tüketicilerin, bir internet tarayıcısının yeni sürümünü denemeleri yönünde tekrarlanan taleplere ilişkin bir örnek yer almaktadır. Ayrıca bu örnekte yeni sürümü deneme teklifini kalıcı olarak reddetme seçeneğine yer verilmeyip tüketiciler daha sonra dene (later) ve şimdi dene (try now) seçenekleri arasında bir tercih yapmak durumunda bırakılmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="586" height="222" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-1.png" alt="" class="wp-image-8501" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-1.png 586w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/uc-1-300x114.png 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 3:</strong> “Rahatsız edici ısrar” olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım örneği</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynak: OECD, 2022:51; https://darkpatterns.uxp2.com/pattern/apple-no-no-option/)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.4. Engelleme (Obstruction)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür karanlık ticari tasarımların söz konusu olduğu durumlarda, tüketicileri bir eylemin yapılmasından caydırmak amacıyla tüketicilerin izlemesi gereken yolun olması gerekenden daha zor hale getirilmesi söz konusudur (Gray ve başk, 2018:5, OECD, 2022:10). Buna örnek olarak bir hizmete kaydolma ya da gizliliğe müdahale eden ayarları kabul etme işlemi kolaylaştırılmasına rağmen hizmetin iptal edilmesi ya da daha gizlilik dostu ayarlardan vazgeçilmesinin zorlaştırılması verilebilir (OECD, 2022:10). &nbsp;Aşağıdaki görselde yer verilen bilgilendirme metninde tek bir tıklama işlemi ile abone olma imkânı sunan bir hizmete ilişkin olarak aboneliğin iptali işlemi yapılmak istendiğinde müşteri hizmetleri biriminin aranması ya da bu birim ile yazışma yürütülmesi gerektiği ifade edilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="586" height="262" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-1.png" alt="" class="wp-image-8502" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-1.png 586w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/dort-1-300x134.png 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 4: </strong>“Engelleme” olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım türüne örnek</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynak: <a href="https://www.deceptive.design/types/hard-to-cancel">https://www.deceptive.design/types/hard-to-cancel</a>)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.5. Sinsilik/Gizli Bir Şekilde Yönlendirme (Sneaking)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada, özellikle maliyetlerle ilgili olmak üzere, tüketicinin kararıyla ilgili bilgilerin saklanması, gizlenmesi veya geciktirilmesi söz konusudur (OECD, 2022:10). Bu tür karanlık ticari tasarımlara damlama fiyatlandırma (drip pricing)<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> olarak ifade edilen fiyatlandırma yöntemleri örnek olarak verilebilir. Damlama fiyatlandırma, bir firmanın, başlangıçta bir ürünün fiyatının yalnızca bir kısmının reklamını yapmasına rağmen ilerleyen süreçte tüketici satın alma noktasına yaklaştıkça kademeli olarak ilave ücretlerin veya masrafların ortaya çıkarılması durumunu ifade etmektedir (Rhodes, 2023:1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.6. Sosyal Kanıt (Social Proof)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlar, belirli bir davranışı çok sayıda insan yaptığında bunun doğru olduğu sonucuna varma ve bu davranışı takip etme eğilimindedir (Konsumentverket 2021:14). Örneğin, birçok insan belirli bir ürünü satın aldığında, diğerlerinin de satın alma eğilimi artmaktadır (Konsumentverket, 2021:14). Sürü psikolojisinin söz konusu olduğu durumlarda, insanlar, diğer insanlar öyle yaptığı için bir şeye daha yüksek bir değer atfederler (Blasetti, 2022:13). Sosyal kanıt içeren karanlık ticari tasarımlar, diğer tüketicilerin davranışlarına ilişkin gözlemlere dayanarak bir kararın verilmesini tetiklemeye çalışmaktadır. Bu karanlık ticari tasarım türüne, diğer tüketicilerin faaliyetlerine ilişkin bildirimler veya diğer tüketicilerin son satın alımlarına ilişkin yapılan referanslar örnek olarak verilebilir (OECD, 2022:11).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.7. Aciliyet (Urgency)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aciliyet içeren karanlık ticari tasarımlar, tüketiciyi satın almaya zorlamak için bir teklife gerçek veya sahte bir zamansal veya niceliksel sınır koyar ve böylece tüketicilerin kıtlık sezgisini kullanır (OECD, 2022:11).</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="586" height="225" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bes-1.png" alt="" class="wp-image-8503" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bes-1.png 586w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/bes-1-300x115.png 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 5:</strong> &#8220;Aciliyet&#8221; olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım örneği</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynak: Mathur ve başk, 2019:20)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.8. Utandırma (Confirmshaming)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karanlık ticari tasarım türünde kullanıcıları belirli bir seçim yapmaktan uzaklaştırmak için dil ve duygular kullanılır (Mathur ve başk, 2019:16). Aşağıda yer verilen görselde tüketicilere iki tane seçenek sunulmuştur. Yukarıda yer alan ve kırmızı ile vurgulanan seçenekte <em>“Evet. İndirim istiyorum”</em> ifadesi yer almaktayken bunun altında yer verilen seçenekte <em>“Hayır teşekkürler. İndirimsiz fiyat seviyorum”</em> ifadesi yer almaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="586" height="257" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/alti.png" alt="" class="wp-image-8504" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/alti.png 586w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/alti-300x132.png 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil &#8211; 6: </strong>&#8220;Utandırma&#8221; olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım örneği</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynak: Mathur ve başk, 2019:16)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. HUKUKİ ÇERÇEVE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">6502 sayılı Kanun’un Haksız Ticari Uygulamalar başlıklı 62’nci maddesinde, <em>“Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır.”</em> hükmü yer almaktadır. 6502 sayılı Kanun’un 61’inci, 62’nci, 63’ üncü ve 84’üncü maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 10.01.2015 tarihli ve 29232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 28’inci maddesinde haksız ticari uygulamalar düzenlenmektedir. Bahsi geçen maddenin dördüncü fıkrasında Yönetmeliğin ekinde yer alan aldatıcı ticari uygulamalar ve saldırgan ticari uygulamaların her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edileceği hüküm altına alınmıştır. Yönetmeliğin “A &#8211; Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı ekinin 22’nci maddesi Türk Hukukunda karanlık ticari tasarımlara ilişkin temel düzenleme niteliğinde olup ilgili düzenlemede terminolojik olarak “karanlık ticari tasarım” ifadesi kullanılmamasına rağmen karanlık ticari tasarımların dolaylı olarak tanımına yer verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bahsi geçen düzenlemeye göre, <em>“İnternet ortamında bir mal veya hizmete ilişkin yönlendirici ara yüz tasarımları, seçenekler ya da ifadeler gibi araçlarla tüketicilerin karar verme veya seçim yapma iradesini olumsuz etkileyen ya da normal şartlar altında vereceği kararda satıcı veya sağlayıcı lehine değişikliklere yol açmayı hedefleyen yöntemler kullanmak.”</em> Bir haksız ticari uygulama örneği olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle Türk hukukunda karanlık ticari tasarımlar hukuki niteliği itibariyle “haksız ticari uygulama” olarak kabul edilmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetmeliğin “A- Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı ekin çeşitli maddelerinde karanlık ticari tasarımların muhtelif türleri ile ilişkilendirilebilecek haksız ticari uygulama örnekleri yer almaktadır. Örneğin yedinci maddede, “<em>Tüketicinin ani bir karar vermesini sağlamak ve bilinçli bir tercih yapması için gerekli fırsat veya zamandan mahrum bırakmak amacıyla, gerçeğe aykırı olarak bir mal veya hizmetin sadece çok kısıtlı bir süre içerisinde belirli şartlar altında sunulacağını belirtmek.” </em>eylemi haksız ticari uygulama olarak kabul edilmiştir. Bu örnek, aciliyet(urgency) olarak ifade edilen karanlık ticari tasarımlara doğrudan uygulanabilir niteliktedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“A- Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı ekin altıncı maddesinde yer alan <em>“Mal veya hizmetleri belirli bir fiyattan edinmeye davet ettikten sonra, başka bir mal veya hizmeti pazarlamak amacıyla; a) Davete konu olan mal veya hizmeti tüketiciye göstermeyi reddetmek, b) Söz konusu mal veya hizmete ilişkin siparişleri almayı ya da makul bir süre içinde ifa etmeyi reddetmek, c) Mal veya hizmetin ayıplı bir örneğini göstermek.” </em>haksız ticari uygulama örneği ise yem ve değiştirme (bait and switch) olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım türüne örnektir. Bu karanlık ticari tasarım türü, Brignull’un orijinal sınıflandırmasında, en genel ifadeyle, kullanıcıların bir eylemde bulunmak üzere yola çıktığı ancak en nihayetinde farklı ve istemedikleri bir sonuçla karşılaştıkları durumları ifade etmek için kullanılmaktadırlar. (Lieser ve Yang, 2022:8; Brignull, 2010<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>). Bu karanlık ticari tasarım türüne örnek olarak kullanıcıların Windows 10 güncellemesindeki &#8216;X&#8217; düğmesine tıkladığında, normalde bir X düğmesinin yapacağı gibi güncellemenin kapatılması işlemi yerine, “X” düğmesinin aslında istenmeyen güncelleme işlemini başlatması verilmektedir (Berbece, 2019:10).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. ABONELİK TUZAKLARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Tüketiciyi Koruma ve Uygulama Ağı (ICPEN) tarafından abonelik hizmetlerine yönelik yapılan karanlık ticari tasarım tarama çalışmasında, taramaya tabi tutulan 642 tacirin %75,70&#8217;inin abonelik hizmetlerini pazarlarken en az bir karanlık ticari tasarım; %66,82&#8217;sinin ise birden fazla karanlık ticari tasarım kullandığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, ilgili tarama çalışmasına tabi tutulan tüm tacirlerden yalnızca 156 tanesinin abonelik hizmetlerini pazarlarken herhangi bir karanlık ticari tasarım kullanmadığı bulgusuna ulaşılmıştır (ICPEN, 2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik tuzağı olarak değerlendirilen uygulamalara örnek olarak aşağıdaki uygulamalar verilebilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Otomatik yenileme,</li>



<li>Önceden işaretlenmiş onay seçenekleri,</li>



<li>Sözleşmenin sonlandırılmasının engellenmesi veya güçleştirilmesi,</li>



<li>Yanıltıcı ücretsiz deneme uygulamaları,</li>



<li>Psikolojik baskı ve duygusal yönlendirme içeren ifadeler</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.1. Otomatik Yenileme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir hizmetin abonelik temelli iş modeliyle tüketicilere sunulması, satıcı ve sağlayıcılara müşteri bağlılığı ve öngörülebilir bir gelir elde etme gibi önemli avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle, tüketiciler ile yapılan abonelik sözleşmelerinin devamının sağlanması satıcı ve sağlayıcılar için öncelikli hedeflerden biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketiciler, otomatik yenileme içeren bir abonelik hizmetinin kabul edildiğine ilişkin onay seçeneğinin önceden seçili gelmesi, abonelik hizmetinin otomatik olarak yenileneceğine ilişkin bilginin kullanıcı arayüzlerinde gizlenmesi, otomatik yenilemeye ilişkin verilmiş onayın geri alınması sürecinin zorlaştırılması gibi çeşitli karanlık ticari tasarım yöntemlerine maruz kalabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ICPEN tarafından yapılan tarama sırasında sinsilik/gizli bir şekilde yönlendirme (sneaking) olarak ifade edilen karanlık ticari tasarımlara ilişkin en sık karşılaşılan uygulama, tüketicilerin bir aboneliğin otomatik olarak yenilenmesini kapatamamasıdır (ICPEN, 2024). Bu durum, otomatik olarak yenilenen abonelik hizmeti sunumlarının %81&#8217;inde tespit edilmiştir. Otomatik yenilenen abonelik hizmetlerinde karşılaşılan yaygın uygulamalar ise, kayıt işlemi esnasında iptal adımları hakkında bilgi verilmemesi ve tüketicilere, ücretlendirilmelerinden önce aboneliklerini iptal etmeleri gereken son tarih hakkında bilgi verilmemesidir. Bu uygulamalar otomatik yenilenen aboneliklerde sırasıyla %70 ve %67 oranında gözlemlenmiştir (ICPEN, 2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık ticari tasarımlar gerçekleştirilerek gerçekleştirilen otomatik yenileme uygulamaları sadece tüketicilere zarar vermekle kalmayıp satıcı ve sağlayıcılar arasındaki rekabetin de bozulmasına yol açmaktadır. Örneğin, müşterileri elde tutarak yüksek pazar payını artırmak veya korumak isteyen bir işletmenin, otomatik yenileme uygulamaları kullanarak sahip olduğu müşterilerin rakiplere geçiş yapmasını önleyebileceği ifade edilmiştir (CMA, 2022:32).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Ticaret Odası (ICC) yapmış olduğu çalışmada, otomatik yenilenen abonelik hizmetlerine ilişkin satıcı ve sağlayıcıların göz önünde bulundurması gereken çeşitli ilkelere yer vermiştir. Bu ilkeler sırasıyla;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>Tek seferlik satın alma yerine otomatik yenileme olarak sunulan mal veya hizmetler, reklam ve pazarlama materyallerinde şeffaf bir şekilde belirtilmelidir.</em></li>



<li><em>Otomatik yenilemenin önemli şartları, tüketicinin iptal edene kadar mal veya hizmetler için ücretlendirilmeye devam edeceği, tekrarlayan maliyet veya fiyatın nasıl hesaplanacağı, ücretlerin zamanlaması, asgari taahhütler ve iptal politikası dahil olmak üzere, tüketici teklifi kabul etmeden önce tüketiciye açık, belirgin ve net bir şekilde sunulmalıdır.</em></li>



<li><em>Otomatik yenileme, deneme süresi veya deneme süresinin sonunda ücretli (veya daha yüksek fiyatlı) hale gelen başka bir tanıtım teklifiyle başlıyorsa, ücretli dönüşümün şart ve koşulları da tüketici teklifi kabul etmeden önce açık, belirgin ve net bir şekilde açıklanmalıdır.&nbsp;</em></li>



<li><em>Pazarlamacılar, sözleşmenin başlangıcında otomatik yenilemenin önemli koşullarına ilişkin tüketicilerin onayını almalıdır. Önemli koşullara ilişkin onay, özgürce verilmiş, açık, belirgin ve bilgilendirilmiş olmalıdır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em></li>



<li><em>Tüketicilere; iptal politikası ve iptalin nasıl sağlanacağına dair bilgiler de dahil olmak üzere, otomatik yenilemenin esaslı şartlarının teyidi kalıcı bir veri saklayıcısı ile sunulmalıdır. Söz konusu teyit, makul bir sürede ve en geç malların teslimi anında veya hizmetlerin ifasına başlandığı esnada sağlanmalıdır.</em></li>



<li><em>Otomatik yenilemenin iptali tüketiciler için basit olmalıdır. Tüketicilerin iptal mekanizmalarını bulması kolay olmalı; iptal süreçlerinde tüketicilerin kolayca anlayabileceği bir dil kullanılmalı; aboneliğin iptali gereksiz yere karmaşık olmamalı ve tüketiciler aboneliği iptal ettiklerini kolayca teyit edebilmelidir.&nbsp;&nbsp;</em></li>



<li><em>Daha uzun otomatik yenileme süreleri için (örneğin, yıllık abonelikler), tüketicilere, mal veya hizmetleri almaya devam etmek için ücretlendirilmeden önce bildirim alma seçeneği sunulmalıdır.&nbsp; Otomatik yenilemede önemli değişiklikler yapılmadan önce de tüketiciler bilgilendirilmelidir. Örneğin, fiyat değişikliklerinden önce bildirimde bulunulmalıdır. Tüm bildirimler, tüketicilere bir sonraki ücretlendirmeden önce iptal etmek için makul bir fırsat tanınacak şekilde yeterince önceden yapılmalıdır; makul olanın abonelikten aboneliğe farklılık göstereceği unutulmamalıdır. Bildirimler göze çarpan bir şekilde sunulmalı ve açık ve anlaşılması kolay bir dil kullanılmalıdır.</em> (ICC, 2023:3)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Otomatik yenilenen aboneliklere karşı tüketicilerin korunması amacıyla yabancı hukuk sistemlerinde çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Kaliforniya İş ve Meslekler Yasasında tüketicilerin otomatik yenileme veya sürekli hizmet teklifini çevrimiçi olarak kabul etmesine izin veren bir işletmenin, tüketicilerin, otomatik yenileme veya sürekli hizmeti yalnızca çevrimiçi olarak, istediği zaman ve tüketicilerin otomatik yenileme veya sürekli hizmeti derhal sonlandırma yeteneğini engelleyen veya geciktiren herhangi bir ek adım atmadan sonlandırmasına izin vermesi gerektiği düzenlenmiştir. Buna ilaveten işletmelerin müşterilerine, (1) “<em>Müşteri hesabında veya profilinde ya da cihaz veya kullanıcı ayarlarında bulunabilen, belirgin bir şekilde konumlandırılmış doğrudan bağlantı veya buton” </em>ya da (2)<em> “Tüketicinin ek bilgiye ihtiyaç duymadan işletmeye gönderebileceği, işletme tarafından biçimlendirilen ve sağlanan, hemen erişilebilir bir fesih e-postası,” </em>yöntemlerinden herhangi birini içeren bir hizmet sonlandırma yöntemi sağlaması yönünde zorunluluk getirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Otomatik yenilenen abonelik hizmetlerine karşı tüketicilerin korunması amacıyla alınan bir diğer önleme örnek olarak Hindistan Merkez Bankası (Reserve Bank of India) tarafından yapılan düzenleme verilebilir. 1 Ekim 2021 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeye göre, 5.000 Hindistan Rupisi<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> üzerindeki yenilenen ödemelerde ek kimlik doğrulaması yoluyla tüketicilerin açık onayının alınması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.2. Önceden İşaretlenmiş Onay Seçenekleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik hizmetlerinin pazarlanması sürecinde önceden işaretlenmiş onay seçenekleri çok farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bazı durumlarda abonelik hizmetinin kendisi seçili olarak sunulduğu gibi abonelik hizmetinin süresi (aylık abonelik, yıllık abonelik vb.) ve abonelik hizmeti kapsamında tüketiciye sunulan paketler (temel paket, premium paket vb.) gibi tüketicilere sunulan hizmetin çeşitli unsurları tüketicilere seçili olarak sunulabilmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Reklam Kurulunun 17.04.2025 tarihli ve 356 sayılı toplantısında alınan kararın gerekçesinde, <em>“Tüketicilerin hiçbir olumsuz dış etkiye maruz kalmadan tamamen kendi iradelerine dayalı bir şekilde karar verebilmeleri için tüketicilerin lehine ya da aleyhine olduğu fark edilmeksizin hiçbir abonelik hizmeti seçeneğinin önceden seçili olarak tüketicilere sunulmaması gerektiği,&nbsp; Bu nedenlerden ötürü inceleme konusu ticari uygulamanın, tüketicilerin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozabileceği, tüketicilerin normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açabileceği gerekçesiyle haksız ticari uygulama niteliğinde olduğu değerlendirmiş olup”</em> ifadelerine yer verilmiştir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Reklam Kurulu’nun 08.08.2023 tarihli ve 336 sayılı toplantısında alınan kararın gerekçesinde,<em> “Yapılan incelemeler sonucunda; firmaya ait … adresli internet sitesinde platformda yer alan içerikleri izlemek için platforma abone olmak üzere ödeme sayfasına geçildiğinde, halihazırda “Yıllık abonelik seçersen ayda ₺69.9 yerine ₺39.9 %43 indirim” ifadeli yıllık abonelik kısmının seçili halde sunulduğu, abonelik süresinin önceden seçili olmasının tüketicileri, normal şartlar altında taraf olmayacakları bir sözleşmeye taraf olmaya ve platforma uzun süreli abone olmaya zorlanmasına yol açtığı, dolayısıyla online platformlarda abonelik sistemiyle yayın yapan firma tarafından tüketicilere önceden seçili üyelik süresi sunularak tüketicilerin karar verme veya seçim yapma iradesinin olumsuz etkilendiği…değerlendirilmiş olup” </em>ifadelerine yer verilmiştir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Reklam Kurulu’nun 10.09.2024 tarihli ve 349 sayılı toplantısında alınan kararın gerekçesinde,ise,<em> “… internet sitesinde, &#8220;Aylık Abonelik&#8221; ve &#8220;Yıllık Abonelik&#8221; seçeneklerinin yer aldığı ekranda, &#8220;Yıllık Abonelik&#8221; seçeneğinin önceden seçili olarak tüketicilere sunularak tüketicilerin doğrudan yıllık abonelik paketini seçmeye yönlendirildiği ancak bu durumun tüketicilerin belirli mal veya hizmete yönelik karar alma sürecindeki bağımsızlıklarına zarar verebileceği,&nbsp; tüketicilerin hiçbir olumsuz dış etkiye maruz kalmadan tamamen kendi iradelerine dayalı bir şekilde karar verebilmeleri için tüketicilerin lehine ya da aleyhine olduğu fark edilmeksizin hiçbir abonelik hizmeti seçeneğinin önceden seçili olarak tüketicilere sunulmaması gerektiği, Yıllık abonelik paketi seçildiğinde her bir ay başına düşen ücret miktarının, aylık abonelik paketi seçildiğinde ödenecek olan aylık ücretten daha düşük olmasının, yıllık abonelik paketinin tüketicilere seçili olarak sunulması konusunda makul bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, bu çerçevede, inceleme konusu ticari uygulamanın, tüketicilerin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozabileceği, tüketicilerin normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açabileceği gerekçesiyle haksız ticari uygulama niteliğinde olduğu değerlendirmiş olup” </em>ifadelerine yer verilmiştir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.3. Sözleşmenin Sonlandırılmasının Engellenmesi veya Güçleştirilmesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketiciler, karanlık ticari tasarımlarla sadece bir abonelik sözleşmesinin kurulma aşamasında değil aynı zamanda abonelik sözleşmelerinin sonlandırılması aşamasında da karşılaşabilmektedir. Örneğin Avustralya’da yapılan bir çalışmada en az bir aktif aboneliği olan 1.000 tüketici ile yapılan anket çalışmasında tüketicilerin %75’inin aboneliklerini iptal etmeye çalışırken olumsuz bir deneyim yaşadığı bulgusuna ulaşılmıştır (CPRC, 2024:6). Abonelik sözleşmelerinin sonlandırılması aşamasında tüketicilerin karşılaşabilecekleri karanlık ticari tasarım türleri tıpkı sözleşmenin kurulması sürecinde olduğu gibi farklılık göstermekte olup bu karanlık ticari tasarım türlerinin kullanılması ile amaçlanan aboneliklerin sona erdirilmesi için yapılması gereken işlemler olması gerektiğinden daha zor hale getirilerek tüketicilerde aboneliğin sonlandırılması konusundaki sahip oldukları iradenin zayıflatılmasıdır. Örneğin bunlardan biri literatürde “Hamam Böceği Moteli (Roach Motel)” olarak ifade edilen karanlık ticari tasarım türüdür. Roach Motel, hamam böceklerini yakalamak için tasarlanmış bir cihaz olup sloganı, <em>“Hamam böcekleri içeri girer, ama dışarı çıkmaz! </em>olarak belirlenmiştir. Karanlık ticari tasarım türü olarak Roach Motel (Hamam Böceği Moteli) ise bir hizmete veya aboneliğe kaydolmanın kolay, ancak iptal etmenin çok zor olduğu durumları ifade etmek için kullanılmaktadır (Brignull ve başk).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik sözleşmelerinin sonlandırılması aşamasında tüketicilerin karşılaşabileceği bir diğer karanlık ticari tasarım türü ise “tıklama yorgunluğu (click fatigue)” olarak adlandırılan ve tüketicileri işletme tarafından tercih edilen seçeneği seçmeye yönlendirmek için farklı seçeneklere giden farklı uzunluklarda tıklama yolları oluşturulması durumudur (OECD, 2022:10).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik sözleşmelerinin sonlandırılması sürecini engelleyen veya güçleştiren karanlık ticari tasarımlara örnek olarak aboneliğin sonlandırılma gerekçesine ilişkin olarak tüketicilerin çok sayıda çevrimiçi form doldurmak zorunda/seçenek işaretlemek zorunda bırakılması ve bu işlemler tamamlanmadan tüketicilerin aboneliği sonlandırmasına izin verilmemesi verilebilir. Bir başka örnek olarak ise aboneliklerin sonlandırılma sürecini başlatacak butonların/sekmelerin kullanıcı arayüzlerinin fark edilmeyecek yerlerinde gizlenmesi verilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik sözleşmesinin sonlandırılması sürecinin güçleştirilmesine örnek olarak Reklam Kurulunun 10.09.2024 tarihli ve 349 Sayılı toplantısında alınan karar verilebilir. Bu kararında Kurul,<em> &#8220;…Hesabın kapatılması ve verilerin silinmesi&#8221; aşaması kapsamında ise ilgili internet sitesinde hesap silmek için gidilmesi gereken ekranın hesap oluşturmak için izlenmesi gereken aşamalara göre daha karmaşık seyrettiği ve hesabın kapatılarak verilerin silinmesi için gereken onayın mükerrer olarak talep edildiği,” </em>gerekçesiyle haksız ticari uygulamada bulunan şirket hakkında idari yaptırım kararı uygulanmasına karar verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Norveç Tüketici Konseyinin (Forbrukerrådet) Amazon Prime’ın abonelik iptal sürecine ilişkin yürüttüğü incelemede ise, bir tüketicinin “Amazon Prime” aboneliğini sonlandırabilmesi için ilk önce Amazon hesabına giriş yapması, sonrasında menüyü açarak &#8220;Hesabınız&#8221; seçeneğine tıklaması ve bunun ardından &#8220;Prime Üyeliği&#8221; seçeneğine tıklaması gerektiği tespit edilmiştir. Ancak tüketicilerin gerçekleştirmesi gereken işlemler bununla sınırlı değildir. İlerleyen aşamada, tüketicilerin altı farklı sayfaya tıklayıp bunları kaydırmalı ve en nihayetinde iptal işleminin onaylandığını gösteren &#8220;İptal onaylandı&#8221; metnini görene kadar bir dizi seçim yapması gerektiği tespit edilmiştir. Bu nedenle Norveç Tüketici Konseyi, <em>“You Can Log Out, But You Can Never Leave (Oturumu Kapatabilirsiniz Ama Asla Ayrılamazsınız)”</em> başlıklı raporunda, Amazon Prime’ın iptal prosedürünün oldukça uzun, karmaşık ve manipülatif tasarımlar içerdiğini belirtmiştir. Bu nedenle ilgili tüketiciyi koruma otoritesinden, Amazon Prime’ın tüketicilere sunduğu iptal prosedürünün Pazarlama Kontrol Yasası kapsamında haksız ticari uygulama teşkil edip etmediğinin değerlendirmesini talep edilmiştir (Forbrukerrådet, 2021). Burada Amazon Prime üyeliğinin iptali işlemleri zor ve karmaşık hale getirildiği için hamam böceği moteli (roach motel) ve tıklama yorgunluğu (click fatigue) olarak adlandırılan karanlık ticari tasarım türlerinden bahsedilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde, abonelik sözleşmelerinin sonlandırılmasının engellenmesini veya güçleştirilmesini yasaklayan temel düzenleme 24.01.2015 tarihli ve 29246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Fesih bildirimi” başlıklı 23’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, <em>“Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshi için sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan yöntemden daha ağır koşullar içeren veya tüketicinin sözleşmeyi feshetmesini zorlaştıran bir yöntem belirleyemez.”</em> hükmüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik sözleşmelerinin sonlandırılması aşamasında tüketicileri karşılaşabilecekleri karanlık ticari tasarımlardan koruyabilmek için mevzuat hükümlerinde satıcı ve sağlayıcılara, fesih süreçlerinin kolaylaştırılması yönünde ilave yükümlülükler getirilmelidir. Bu yönde bir düzenlemeye örnek olarak 17.08.2021 tarihli Federal Resmî Gazetede yayımlanan Adil Tüketici Sözleşmeleri Yasası (Gezets für faire Verbraucherverträge)<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a> ile Alman Medeni Kanunu’na (BGB)<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a> eklenen <em>“Elektronik ticarette tüketici sözleşmelerinin feshi”</em> başlıklı 312k maddesinde yer alan düzenlemeye verilebilir. Bu düzenlemeye göre, tüketicilere sözleşmeyi olağan veya olağanüstü şekilde feshetmek için bir açıklama yapmasını sağlayan bir fesih butonu sunulması yükümlülüğü getirilmiş olup fesih butonunun &#8220;Sözleşmeleri buradan feshet&#8221; veya benzer şekilde açık bir ifadeyle etiketlenmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Düzenlemeye göre bu buton tüketicileri doğrudan bir onay sayfasına yönlendirmelidir. Buna ilaveten onay sayfasının tüketicilerin fesih açıklamasını yapmasını sağlayan bir onay butonu içermesi ve bu butonun yalnızca &#8220;Şimdi feshet&#8221; veya benzer şekilde açık bir ifadeyle etiketlenmiş olması ve butonlar ile onay sayfasının her zaman kullanılabilir, doğrudan ve kolay bir şekilde ulaşılabilir olması gerektiği düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.4. Yanıltıcı Ücretsiz Deneme Uygulamaları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ücretsiz deneme uygulamaları tek başına tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte olmayıp bunun aksine tüketiciler açısından bazı faydaları beraberinde getirmektedir. Ücretsiz deneme süreçlerinde tüketiciler herhangi bir maddi bedel ödemeden abone olmak istedikleri mal veya hizmeti deneyimleme imkanına sahip olmaktadırlar. Buna ilaveten hizmetten memnun kalınmadığı durumda tüketiciler cayma hakkını kullanmaya gerek kalmadan deneme süreci içinde hizmetten yararlanmayı sonlandırabilirler. Ücretsiz deneme uygulamalarının tüketicilere sağladığı bir diğer fayda ise rakiplerin sunduğu hizmetleri karşılaştırma imkanının elde edilmiş olmasıdır. Ancak ücretsiz deneme hizmetlerine ilişkin tekliflerinin tüketicilere sunulması ve bu hizmetlerden faydalanılması aşamasında da karanlık ticari tasarımlar kullanılabilmektedir. &nbsp;Ücretsiz deneme uygulamalarında karşılaşılan temel sorunlar aşağıdaki durumlar örnek olarak verilebilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ücretsiz deneme süresi sonunda ücretli bir aboneliğin başlayacağı bilgisinin gizlenmesi,</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ücretsiz deneme süresi sonunda ücretli bir aboneliğin kendiliğinden başlayacağı durumlarda tüketicilerin ücretsiz deneme hizmetini sonlandırmalarının engellenmesi veya güçleştirilmesi,&nbsp;&nbsp;</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tüketicilerin ücretsiz deneme hizmetinden faydalanabilmeleri için başlangıçta kredi/banka kartı gibi ödeme araçlarına ilişkin bilgilerini paylaşmaya mecbur bırakılması,</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ücretsiz deneme teklifinin gerçeğe aykırı olarak belirli bir zaman veya miktarla sınırlı olduğunun ifade edilmesi,</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Krallık Reklam Uygulamaları Komitesi (CAP)<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a> reklamverenler için hazırladığı Rehberde, &#8220;Ücretsiz deneme&#8221; içeren abonelik hizmetlerine ilişkin reklamlarda, deneme süresi bittikten sonra iptal edilmediği sürece ücretli aboneliğin otomatik olarak başlayıp başlamadığı ve aboneliğin iptal edilmemesi durumunda ortaya çıkacak mali yükümlülüğün kapsamı gibi konularda açık bilgilendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir (CAP, 2017:5). Rehber’de ilave olan belirtilen hususlara aşağıda yer verilmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Önemli koşullar belirgin olmalı ve diğer bilgilerden ayrı olarak sunulmalıdır.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Deneme veya teklife yapılan en belirgin atıfların hemen ardından önemli koşullar belirtilmelidir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hizmete ilişkin önemli koşullara ilişkin bilgilendirmelerin göze çarpan “ücretsiz deneme” veya tanıtım metni, &#8220;Başlat&#8221; ifadesi gibi belirgin işlem düğmelerinden uzak bir konuma yerleştirilmemelidir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Önemli koşulların hemen görünür olması gerekmektedir (Rehber’de açılır pencereler yeterli görülmemektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ücretsiz deneme içeren bir teklifi kabul etmeden önce tüketicilerin dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin hususlara ilişkin yaptığı açıklamalarda; tüketicilerin, ücretsiz deneme teklifinin koşullarına ilişkin bilgilendirmelere ulaşması gerektiği ve yapılan bilgilendirmelerde tüketicilerin tam olarak neye onay verdiği, ücretsiz deneme süresi ve ücretsiz deneme süresinin sona ermesinin ardından ücret ödemek istemeyen tüketicilerin hizmeti nasıl ve ne zaman sonlandırabileceğine ilişkin bilgilerin yer alması gerektiği ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan açıklamaların devamında, bahsi geçen bu bilgilendirmelerin bulunmamasının şirketin iptal ve iade işlemlerini zorlaştıracağının bir işareti olabileceği ifade edilmiştir. Bunlara ilaveten satıcı ve sağlayıcılar hakkında araştırma yapılması (inceleme ve perakende sitelerinden, arama motorlarından ve diğer kaynaklardan gelen&nbsp;kullanıcı yorumları vb.) ve önceden seçili gelen seçeneklere dikkat edilmesi gerektiği ifade edilmiştir (FTC, 2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reklam Kurulu’nun 10.09.2024 tarihli ve 349 sayılı toplantısında,<em> “…7 günlük ücretsiz denemeden yararlanmak için &#8220;Lütfen ödeme bilgilerini gir.&#8221; ibaresiyle yönlendirilen ekranda kredi kartı bilgilerinin eklenmesinin zorunlu tutulduğu, aksi takdirde söz konusu ücretsiz denemeden yararlanılamadığı, ne var ki &#8220;7 Gün Ücretsiz Dene&#8221; ibareleri ile başlı başına &#8220;deneme&#8221; kavramının ortalama tüketici nezdinde uygulamada yapıldığı gibi yeni bir abonelik sürecinin başlatılmasını değil yalnızca belirli bir süre &#8220;deneme&#8221; konusu hizmetten herhangi bir ücret ödemeksizin veya ödeme bilgisi gerekmeksizin faydalanma beklentisini doğurduğu, zira o aşamada zaten tüketicinin henüz abonelik sözleşmesine taraf olup olmama konusunda net bir fikri bulunmadığından kendisine sunulan ücretsiz deneme süresi teklifi ile hizmeti tecrübe ederek sonrasında abone olup olmamaya karar verebileceği, bu anlamda deneme süresinde hizmetten memnun kalınmadığında sürenin bitiminde ayrıca başkaca bir işlem yapmaya gerek olmaksızın hizmetin kendiliğinden son bulması gerektiği, ancak abone olunarak hizmetten yararlanmaya devam etmenin tercih edilmesi halinde ilgili mevzuat uyarınca gerekli bilgilendirmelerin yapılarak ödeme bilgilerinin talep edilebileceği dikkate alındığında mevcut uygulamada tekliften yararlanmak isteyen tüketicilerden zorunlu olarak kredi kartı veya banka kartı bilgileri alınmak suretiyle belirli periyotlarla otomatik olarak yenilenecek bir aboneliğin başlatıldığı, &#8220;ücretsiz deneme&#8221; kavramının ortalama tüketicide yarattığı beklentinin karşılanmadığı ve yanıltıcılık içerdiği, tüketiciye seçeneklerin önceden seçili olarak sunulduğu ve belirli bir işleve erişmek için bir şey yapmaya zorlanması suretiyle karar verme veya seçim yapma iradesini olumsuz etkileyen karanlık ticari tasarım kullanıldığı…” </em>gerekçesiyle ticari uygulamada bulunan şirket hakkında idari yaptırım kararı uygulanmasına karar verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Abonelik temelli iş modellerinin dijital ekonomide giderek yaygınlaşması, tüketici hukukunun klasik sorun alanlarını aşan yeni riskleri beraberinde getirmiştir. Karanlık ticari tasarımlar, dijital arayüzler aracılığıyla tüketicilerin karar verme özgürlüğünü zayıflatan ve ekonomik davranışlarını satıcı veya sağlayıcı lehine şekillendiren uygulamalar olarak öne çıkmaktadır. Bu tasarımların özellikle abonelik sözleşmeleri bağlamında kullanılması, tüketicilerin farkında olmadan uzun süreli mali yükümlülükler altına girmesine veya sözleşme ilişkisini sona erdirememesine yol açmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk hukukunda karanlık ticari tasarım kavramı açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler ve Reklam Kurulu kararları aracılığıyla bu tür uygulamaların haksız ticari uygulama olarak değerlendirildiği görülmektedir. Reklam Kurulu’nun abonelik sözleşmeleri bağlamında verdiği kararlar incelendiğinde tüketicilerin irade serbestisini merkeze alan bir yaklaşım benimsendiği görülmektedir. Bununla birlikte, mevcut düzenlemelerin büyük ölçüde sonradan denetim ve yaptırıma dayalı olduğu, önleyici mekanizmaların ise sınırlı kaldığı sonucuna varılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, abonelik sözleşmelerinde karanlık ticari tasarımlarla daha etkin mücadele edilebilmesi için mevzuatta açık, öngörülebilir ve teknik gelişmelere uyumlu düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle otomatik yenileme sistemleri, fesih süreçleri ve ücretsiz deneme uygulamalarına ilişkin şeffaflık, açık rıza ve kolay iptal ilkelerinin pratikte tüketicilerin yaşadığı sorunları da giderecek ve proaktif bir yaklaşımı esas alacak şekilde daha net biçimde düzenlenmesi önem taşımaktadır. Ayrıca, kullanıcı arayüzü tasarımlarına ilişkin asgari standartların belirlenmesi ve tüketicilerin dijital okuryazarlığının artırılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi, karanlık ticari tasarımların etkisini azaltacak tamamlayıcı unsurlar olarak değerlendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, abonelik tuzakları ve karanlık ticari tasarımlar yalnızca bireysel tüketici zararları doğurmakla kalmamakta; aynı zamanda rekabetin bozulmasına ve dijital pazarlara duyulan güvenin zedelenmesine de yol açmaktadır. Bu nedenle, tüketicinin korunması ile adil rekabetin sağlanması amacıyla, hukuki düzenlemelerin ve idari uygulamaların bu alandaki gelişmelere paralel olarak güçlendirilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6.</strong> <strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">BERBECE, S. (2019) “Let There Be Light!’ Dark Patterns Under the Lens of the EU Legal Framework”, URL:&nbsp;<a href="https://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3472316">https://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3472316</a>&nbsp;(E.T.: 10.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BLASETTI, C. (2022) “The Bright Side of Dark Patterns: A Proposal of Guidelines For The Application of Deceptive Design to UX to Stimulate A More Sustainable And Pata Protection-Oriented Customer Journey”, URL:&nbsp;<a href="https://tesi.luiss.it/34537/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://tesi.luiss.it/34537/</a>&nbsp;(E.T: 06.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BRIGNULL, H. (2010) “Dark Patterns”, URL:&nbsp;<a href="https://old.deceptive.design/main_page/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://old.deceptive.design/main_page/</a>&nbsp;(E.T: 02.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BRIGNULL, H., LEISER, M., SANTOS, C., &amp; DOSHI, K “Deceptive Patterns”, URL:&nbsp;<a href="https://www.deceptive.design/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.deceptive.design/</a>&nbsp;(E.T: 02.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">CALAWEN, D. (2022) “Dark Patterns: Effect on Overall User Experience and Site”, URL:&nbsp;<a href="https://doi.org/10.21427/BRW3-HZ03" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://doi.org/10.21427/BRW3-HZ03</a>&nbsp;(E.T: 08.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">COMMITTEE OF ADVERTISING PRACTICE (CAP) (2017) “Guidance on “Free Trial” or Other Promotional Offer Subscription Models”</p>



<p class="wp-block-paragraph">COMPETITIONS AND MARKETS AUTHORITY (CMA) (2022) “Online Choice Architecture-How Digital Design Can Harm Competition And Consumers”</p>



<p class="wp-block-paragraph">CONSUMER POLICY RESEARCH CENTER (CPRC) (2024) “Let Me Out – Subscription Trap Practices in Australia”</p>



<p class="wp-block-paragraph">EUROPEAN COMMISSION (2022) “Behavioural Study On Unfair Commercial Practices In The Digital Environment: Dark Patterns and Manipulative Personalisation-Final Report”</p>



<p class="wp-block-paragraph">FEDERAL TRADE COMMISSION (FTC) (2022) “Bringing Dark Patterns to Light”, URL:&nbsp;<a href="https://www.ftc.gov/reports/bringing-dark-patterns-light">https://www.ftc.gov/reports/bringing-dark-patterns-light(07.01.2026)</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">FEDERAL TRADE COMMISSION (FTC) (2024) “Getting In and Out of Free Trials, Auto-Renewals, and Negative Option Subscriptions”</p>



<p class="wp-block-paragraph">FORBRUKERRÅDET (2021), URL:<a href="https://www.forbrukerradet.no/news-in-english/amazon-manipulates-customers-to-stay-subscribed/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.forbrukerradet.no/news-in-english/amazon-manipulates-customers-to-stay-subscribed/</a>&nbsp;(E.T: 03.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">GRAY, C., KOU, Y., BATTLES, B., HOGGATT, J., &amp; TOOMBS, A. (2018). “The Dark (Patterns) Side of UX Design”, Conference: <em>CHI&#8217;18: Proceedings of the 2018 CHI Conference on Human Factors in Computing Systems</em>, Montréal, URL: <a href="https://doi.org/10.1145/3173574.3174108">https://doi.org/10.1145/3173574.3174108</a> (E.T: 13.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">ICPEN. (2024) “ICPEN Dark Patterns in Subscription Services Sweep Public Report”, URL:<a href="https://icpen.org/news/1360" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://icpen.org/news/1360</a>&nbsp;(E.T: 04.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">INTERNATIONAL CHAMBER OF COMMERCE (ICC) (2023) “ICC Principles on Automatic Subscription Renewals”</p>



<p class="wp-block-paragraph">KONSUMENTVERKET (2021) “Barriers To A Well-Functiong Digital Market – Effects of Visual Design And Information Disclosures On Consumer Detriment” URL:<a href="https://publikationer.konsumentverket.se/produkter-och-tjanster/ovriga-omraden/underlagsrapport-20211-barriers-to-a-well-functioning-digital-ma" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://publikationer.konsumentverket.se/produkter-och-tjanster/ovriga-omraden/underlagsrapport-20211-barriers-to-a-well-functioning-digital-ma</a>&nbsp;(E.T.: 05.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">LEISER, M., &amp; YANG, W.-T. (2022) “Illuminating Manipulative Design: From ‘dark Patterns’ to Information Asymmetry and The Repression of Free Choice Under The Unfair Commercial Practices Directive”, URL:&nbsp;<a href="https://doi.org/10.31235/osf.io/7dwuq%20">https://doi.org/10.31235/osf.io/7dwuq </a>&nbsp;(E.T: 07.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">MATHUR, A., ACAR, G., FRIEDMAN, M., LUCHERINI, E., MAYER, J., CHETTY, M., &amp; NARAYANAN, A. (2019)” Dark Patterns at Scale: Findings from a Crawl of 11K Shopping Websites”, Proceedings of the ACM on Human-Computer Interaction, 3(CSCW), ss. 1-32, URL:&nbsp;<a href="https://dl.acm.org/doi/10.1145/3359183" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://dl.acm.org/doi/10.1145/3359183</a>&nbsp;(E.T: 08.01.2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph">OECD (2022) “Dark Commercial Patterns”, OECD Digital Economy Papers, No: 33, Paris, OECD Publishing, URL:&nbsp;<a href="https://doi.org/10.1787/44f5e846-en" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://doi.org/10.1787/44f5e846-en</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">RESERVE BANK OF INDIA (2020) URL: <a href="https://www.rbi.org.in/Scripts/NotificationUser.aspx?Id=12002&amp;Mode=0">https://www.rbi.org.in/Scripts/NotificationUser.aspx?Id=12002&amp;Mode=0</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">RHODES, A. (2023) “A Survey on Drip Pricing and Other False Advertising” URL:&nbsp;<a href="https://dx.doi.org/10.2139/ssrn.4430453" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://dx.doi.org/10.2139/ssrn.4430453</a>&nbsp;(E.T: 11.01.2026) TİCARET BAKANLIĞI, URL:&nbsp;<a href="https://ticaret.gov.tr/tuketici/ticari-reklamlar/reklam-kurulu-kararlari" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://ticaret.gov.tr/tuketici/ticari-reklamlar/reklam-kurulu-kararlari</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> 2005/29/EC sayılı Direktif’e ilişkin olarak hazırlanan Rehber’de, damlama fiyatlandırmanın, tacirlerin satın alma süreci boyunca, örneğin kaçınılmaz olan ve en başından itibaren fiyata dahil edilmesi gereken ücretleri ekleyerek veya başka bir şekilde nihai fiyatı keyfi olarak artırarak maliyet eklediği durumları kapsadığı ifade edilerek bu tür bir uygulamanın Haksız Ticari Uygulamalar Direktifi’ni (UCPD) ihlal eden yanıltıcı bir eylem veya ihmal anlamına gelebileceği ifade edilmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> bkz: <a href="https://old.deceptive.design/main_page/">https://old.deceptive.design/main_page/</a>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> 5.000 Hindistan Rupisi olarak belirlenen limit ilerleyen süreçte 15.000 Hindistan Rupisine yükseltilmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> https://www.bmjv.de/SharedDocs/Downloads/DE/Gesetzgebung/BGBl/Bgbl_Faire_Verbrauchervertraege.html</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Bürgerliches Gezetsbuch</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> Committee of Advertising Practice</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
