<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Digitalization &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/tag/digitalization/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jan 2026 14:13:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Digitalization &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Düşman Kardeşler: Yeşil ve Dijital Dönüşüm İkilemi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/01/26/dusman-kardesler-yesil-ve-dijital-donusum-ikilemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Can Duman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 19:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 68]]></category>
		<category><![CDATA[Digitalization]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Energy Paradox]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[European Green Deal]]></category>
		<category><![CDATA[İkiz Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Triple Transition]]></category>
		<category><![CDATA[Twin Transition]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüz Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Mutabakat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8452</guid>

					<description><![CDATA[Son dönemde küresel ekonomi, hem iklim krizine karşı alınan yeşil önlemler hem de yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin hızla yayılması ile eşzamanlı olarak iki dönüşüm ekseninde evrilmektedir. Buna karşın, bu çalışmada kâğıt üzerinde birbirini tamamlayan bu iki sürecin, pratikte enerji talebi ve kaynak kısıtları nedeniyle çatışan hedeflere, yani birer "düşman kardeşe" dönüşebileceği ortaya konmaktadır.

Dijital teknolojilerin özellikle veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama yükleri aracılığıyla ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi fosil yakıtlardan çıkış stratejilerini zayıflatmakta ve dijitalleşme, karbon ölçümleme, akıllı şebekeler ve dijital ikiz sistemleri gibi yeşil dönüşüm bileşenleri için vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır. Bu ikilem, sadece teknik değil politik-ekonomik bir meseleye dönüşmekte; kritik madenlere olan bağımlılık, gelişmekte olan ülkelerde artan dönüşüm maliyetleri ve kurumsal kapasitelerdeki sınırlılıklar da eklendiğinde, ikiz dönüşüm sürecinin karmaşıklığı derinleşmektedir. Bu kapsamda çalışmayla birlikte dönüşüm süreçlerinin birbirlerini uğrattığı sekte sadece teknik bir sorun olarak değil; kritik madenlere erişim, enerji jeopolitiği ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki "ikiz baskı" gibi politik ekonomi boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Çalışmada ayrıca Türkiye için içine yerli dönüşümün de dahil edildiği ‘üçüz dönüşüm’ süreci için politika önerileri geliştirilmekte; dijitalleşme hızının yenilenebilir enerji kapasitesiyle senkronize edildiği ve yerli teknolojik yetkinliklerle desteklendiği bu üçlü yapının, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlayacağı ve küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünü sürdürülebilir kılacağı ortaya konmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde küresel ekonomi, hem iklim krizine karşı alınan yeşil önlemler hem de yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve büyük veri gibi dijital teknolojilerin hızla yayılması ile eşzamanlı olarak iki dönüşüm ekseninde evrilmektedir. Buna karşın, bu çalışmada kâğıt üzerinde birbirini tamamlayan bu iki sürecin, pratikte enerji talebi ve kaynak kısıtları nedeniyle çatışan hedeflere, yani birer &#8220;düşman kardeşe&#8221; dönüşebileceği ortaya konmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital teknolojilerin özellikle veri merkezleri ve yapay zekâ hesaplama yükleri aracılığıyla ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi fosil yakıtlardan çıkış stratejilerini zayıflatmakta ve dijitalleşme, karbon ölçümleme, akıllı şebekeler ve dijital ikiz sistemleri gibi yeşil dönüşüm bileşenleri için vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır. Bu ikilem, sadece teknik değil politik-ekonomik bir meseleye dönüşmekte; kritik madenlere olan bağımlılık, gelişmekte olan ülkelerde artan dönüşüm maliyetleri ve kurumsal kapasitelerdeki sınırlılıklar da eklendiğinde, ikiz dönüşüm sürecinin karmaşıklığı derinleşmektedir. Bu kapsamda çalışmayla birlikte dönüşüm süreçlerinin birbirlerini uğrattığı sekte sadece teknik bir sorun olarak değil; kritik madenlere erişim, enerji jeopolitiği ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki &#8220;ikiz baskı&#8221; gibi politik ekonomi boyutlarıyla ele alınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmada ayrıca Türkiye için içine yerli dönüşümün de dahil edildiği ‘üçüz dönüşüm’ süreci için politika önerileri geliştirilmekte; dijitalleşme hızının yenilenebilir enerji kapasitesiyle senkronize edildiği ve yerli teknolojik yetkinliklerle desteklendiği bu üçlü yapının, Türkiye&#8217;nin enerji arz güvenliğini sağlayacağı ve küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünü sürdürülebilir kılacağı ortaya konmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> İkiz Dönüşüm, Yeşil Mutabakat, Dijitalleşme, Enerji Paradoksu, Üçüz Dönüşüm.<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Recently, the global economy has evolved along two simultaneous transformation axes: green initiatives addressing the climate crisis and the rapid proliferation of digital technologies such as artificial intelligence, cloud computing, the Internet of Things, and big data. This study demonstrates that, despite their complementary nature on paper, these two processes can, in practice, become “enemy siblings,” confronting each other due to energy demand and resource constraints.</p>



<p class="wp-block-paragraph">The high energy demand generated by digital technologies—particularly through data centers and AI computation—can undermine fossil fuel phase-out strategies, while digitalization provides an indispensable infrastructure for green transition components such as carbon monitoring, smart grids, and digital twin systems. This dilemma extends beyond technical concerns, encompassing political-economic dimensions: dependency on critical minerals, rising transition costs in developing countries, and institutional capacity constraints collectively deepen the complexity of the twin transition. Accordingly, this study frames the disruptions caused by these transformations not only as technical challenges but also through political economy perspectives, including access to critical minerals, energy geopolitics, and the “twin pressure” on developing economies.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Furthermore, the study develops policy recommendations for Türkiye within a “triple transition” framework that incorporates domestic technological capabilities. By synchronizing the pace of digitalization with renewable energy capacity and supporting it through local technological competencies, this triple framework can enhance Türkiye’s energy security and sustain its competitiveness within global value chains.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Twin Transition, European Green Deal, Digitalization, Energy Paradox, Triple Transition<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel ekonominin son 10-15 yılda geçirdiği dönüşüm, üretim süreçlerinden ticaret sistemlerine, enerji politikalarından rekabet stratejilerine kadar çok geniş bir alanda kendini göstererek hemen her alanın yapısal değişiminin kaynağı olmuştur. İklim değişikliğinin artık temel insan haklarını tehdit eden yıkıcı etkilerini en aza indirmek ve yakın gelecekte karbon-nötr bir ekonomik düzene geçmek amacıyla enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve döngüsel ekonomi politikalarını önceleyen bir paradigma değişimine yapay zekânın önlenemez yükselişi bulut bilişim, büyük veri, nesnelerin interneti ve yüksek kapasiteli dijital altyapıların ekonomik faaliyetlerin ekonomik konjonktürün merkezine yerleşimi eşlik etmiş; bu köklü evrilme süreçleri kendilerine ‘ikiz dönüşüm’ olarak isim bulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sürdürülebilirlik kavramının küresel ajandaya girişi de aslında oldukça yenidir; 1987’de Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunun yayınladığı raporda bugünün ihtiyaçlarının geleceğin imkânlarını tüketmeden karşılanması gerektiği vurgulanmış, bu yaklaşım daha o dönemden itibaren ekonomik büyüme ile çevresel korunumu aynı denklemde ele almanın zorunluluğuna işaret etmiştir (Duman, 2024). Hiç şüphe yoktur ki, her dönüşüm sürecinin rasyonel olan uzun vadeli amaçları büyürken bunu sürdürülebilir kılabilmek, üretim ve ticaret süreçlerini daha rekabetçi hale getirebilmek, piyasa aksaklıklarını giderebilmek ve bütün bunları kaynakların gelecek nesiller tarafından da etkin şekilde kullanımını sağlayarak gerçekleştirebilmektir. Ancak kâğıt üzerinde söz konusu rasyonel hedeflere giden yolda medeniyetin elini güçlendiren unsurlar olarak görülen dönüşüm süreçleri, zaman içinde birbirini tamamlayıcı ilişkilerinden sıyrılabilmekte, dönemler itibarıyla karşılıklı riskler oluşturan unsurlara dönüşebilmektedir. Öyle ki, bu çalışma kapsamında yeşil ve dijital dönüşüm süreçleri için kullanılan “düşman kardeşler” metaforu, tam da bu duruma işaret etmektedir: aynı stratejik hedefe yönelen iki köklü değişim ve dönüşüm sürecinin, özellikle enerji talebi üzerinden birbirinin ilerleyişini geciktirebilen dinamikler üretmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teknolojinin nimetlerini en fazla şekilde değerlendirmeyi amaçlayan dijital dönüşüm ile birlikte hayatımıza giren birçok yeni uygulama ve kavram, dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte zaten artış eğilimindeki elektrik talebinde daha çarpıcı artışları beraberinde getirmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (2023a) yalnızca veri merkezlerinin küresel elektrik talebinde %4’lük artışa sebep olabileceğine ve yapay zekâ ve dijital hizmetlerdeki büyümeyle bu oranın daha da artabileceğine işaret etmektedir. Benzer şekilde, bulut depolama, video akışı, kripto madenciliği gibi yoğun veri tüketen dijital hizmetleri de bu hesaba dahil ettiğimizde oranın çok daha yüksek düzeylere çıkacağını tahmin etmek çok zor olmayacaktır. Bu durum, yenilenebilir enerji yatırımları henüz talebi karşılayacak ölçekte gelişmediği için fosil yakıtlardan çıkışın kâğıt üzerinde planlandığı kadar kolay olamayacağı bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan yeşil dönüşümün kendisi de giderek dijital teknolojilere bağımlı hale gelmektedir. Yenilenebilir enerji üretimi için gereken aksam üretimi, karbon ölçümleme, izlenebilirlik, tedarik zinciri şeffaflığı, akıllı şebekeler ve şehirleşme vb. gibi unsurlar dijital teknolojileri yeşil politikanın olmazsa olmaz bir bileşenine dönüştürmektedir (UNCTAD, ). Bu durum akıllarımıza ‘Meksika açmazı tanımını da getirebilir. Artık bir kriz haline dönüşen iklim değişikliğiyle mücadele için hayatımızın tam merkezine konumlanan sürdürülebilir kalkınma ve yeşil dönüşüm sürecinin teknolojinin imkânlarından çok daha fazla yararlanarak dijital dönüşüme bağımlı hale gelmesi, dijital dönüşümün hızla yükselişinin enerji talebini de hızla artırması, artan enerji talebinin karşılanmasının arzulandığı gibi yenilenebilir kaynaklardan karşılanamaması sonucunda fosil kaynakların hala önemini muhafaza etmesi ve hikâyenin sonunda yeşil dönüşümün sekteye uğraması… Domino taşlarının devrilişini takip edemeyen okuyucularımız için şöyle özetleyebiliriz: yeşil ve dijital dönüşüm büyüdükçe kendilerine zarar veriyor. Nitekim, Turton’un (2022) ifade ettiği üzere, ikiz dönüşüm hem tamamlayıcı hem rekabetçi etkilere sahiptir ve bu karmaşık etkileşim ancak politik-ekonomik bir perspektifle açıklanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmanın çıkış noktası da tam olarak bu gerilimdir. Söz konusu ikilemi kavramsal ve analitik düzeyde inceleyerek enerji talebi, karbon emisyonları, kritik madenler, dijital altyapı gereksinimleri ve sanayi politikaları üzerinden yeşil-dijital dönüşüm arasındaki çok boyutlu ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma,&nbsp; yeşil ve dijital dönüşümün “düşman kardeşliği” çerçevesinde ortaya çıkan çatışmalı alanların sebeplerini analiz etmekte ve ikiz dönüşümün ülkemiz için üçüz dönüşüm haline evrilerek uyumlu bir şekilde ilerlemesine yönelik politika önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE: YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN KESİŞİM NOKTALARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm, çağdaş ekonomik yapıların yeniden kurgulanmasında birbirini eşzamanlı etkileyen iki temel süreç olarak öne çıkmaktadır. Yeşil dönüşüm, karbon nötrlüğe geçiş, döngüsel üretim, kaynak verimliliği ve enerji tasarrufu gibi hedefler üzerine inşa edilirken (European Commission, 2019), dijital dönüşüm; yapay zekâ (YZ), bulut bilişim, nesnelerin interneti (IoT), büyük veri analitiği ve robotik teknolojiler gibi yenilikçi bileşenlerle üretim ve hizmet süreçlerini yeniden tanımlamaktadır (OECD, 2021). Bu iki dönüşüm alanı, akıllı enerji yönetimi, sanayi 4.0 uygulamaları, akıllı şehir planlaması ve sürdürülebilir tedarik zincirleri gibi çeşitli kesişimlerde birbirini güçlendirme potansiyeli taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Sorrell’in (2020) de tanımladığı üzere ortaya çıkan enerji paradoksu, artan dijitalleşme seviyelerinin yüksek enerji talebi ortaya çıkarmasına, bu iki süreci çoğu zaman tamamlayıcı değil, ikilemli bir ilişkinin tarafları hâline getirdiğine işaret etmektedir. Uluslararası Enerji Ajansının (2023a ve 2024) raporlarına göre küresel elektrik tüketiminin %2’sinden sorumlu olan veri merkezlerinin, büyüme projeksiyonlarıyla birlikte yakın gelecekte küresel elektrik talebindeki payının %6’ya kadar çıkacağı öngörülmektedir. Strubell vd. (2019) ise yüksek performanslı işlemciler gerektiren büyük dil modellerinin tek bir tanesinin bile yüzlerce tona varan CO₂ emisyonu ürettiğini ve sürekli güncellenen uygulamalarla bu üretimin çok daha yüksek seviyelere çıktığını ortaya koymaktadır. Benzer şekilde dijital hizmetlerin karbon etkisini inceleyen diğer çalışmalar, çevrim içi video akışının (streaming) küresel veri trafiğinin yaklaşık %60’ını oluşturduğunu ve bu sektörün 2030’a kadar yıllık 300 milyon ton CO₂’ye kadar emisyona neden olabileceğini göstermektedir (Uluslararası Enerji Ajansı, 2023b; Cisco, 2020). Kripto madenciliği de dijitalleşmenin enerji talebini kuvvetlendiren bir başka örnektir. Bitcoin ağının tek başına yıllık enerji tüketimi Arjantin veya Hollanda’nın ulusal elektrik tüketimine yaklaşan bir seviyeye ulaşmış olup (Neumueller, 2023), bu durum algoritmik iş yüklerinin küresel enerji arz güvenliği üzerinde yeni bir baskı yarattığını göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital dönüşüm, kendi unsurlarını güçlü bir şekilde desteklemesinin yanında, , enerji tüketimini artırma potansiyellerine rağmen, yeşil dönüşümün birçok temel bileşeninin işleyebilmesi için de olmazsa olmaz bir hale bürünmüştür. Karbon ölçümleme, yaşam döngüsü analizleri, üretim süreçlerinde kaynak verimliliğinin izlenmesi ve kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması gibi alanlar büyük ölçüde dijital veri akışına, sensör teknolojilerine ve bulut tabanlı hesaplama gücüne dayanmaktadır (Kumar, 2023). Akıllı şebekeler, enerji arz-talep dengesinin gerçek zamanlı yönetilmesini sağlarken, IoT sensörleri ve dijital ikiz (digital twin) teknolojileri; rüzgâr türbinlerinden üretim tesislerine, şehir içi ulaşım ağlarından binaların enerji verimliliğine kadar geniş bir alanda analitik kapasite ortaya çıkarmaktadır. Yine Endüstri 5.0 vizyonu, insan-merkezli ve sürdürülebilir üretim prensiplerini temel alarak dijitalleşmenin yalnızca verimlilik değil aynı zamanda çevresel performans hedeflerine hizmet edecek şekilde yapılandırılması gerektiğini vurgulamaktadır (European Commission, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna göre üretim süreçlerinde YZ, robotik ve büyük veri kullanımı sadece otomasyon ve maliyet azaltımı sağlamamalı; aynı zamanda atık minimizasyonu, enerji optimizasyonu ve döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulanmasını kolaylaştırmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak literatür, dijitalleşmenin yeşil dönüşüm için “zorunlu fakat maliyetli” bir araç hâline geldiğine işaret etmektedir (Berkhout ve Hertin, 2004). Dijital altyapıların sürdürülebilirlik çözümleri için vazgeçilmezliği, sistemsel dönüşümün bu teknolojilere bağımlılığını artırırken; enerji talebi ve karbon etkisi açısından yeni maliyetler ortaya çıkarmaktadır. İşte tam da bu paradoks, yeşil ve dijital dönüşümün neden “düşman kardeşler” şeklinde tanımlandığını kavramsal düzeyde daha görünür kılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. YEŞİL–DİJİTAL İKİLEMİN POLİTİK EKONOMİSİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil dönüşüm ile dijital dönüşüm arasındaki paradoks, yalnızca teknik bir sorun olmaktan ziyade, küresel ve ulusal düzeyde politik ekonomi dinamikleri tarafından şekillendirilmektedir. Fosil yakıtlardan çıkış sürecinde yaşanan direnç, kritik madenlerde ortaya çıkan yeni bağımlılık ilişkileri, gelişmekte olan ülkelerin ikili dönüşümü aynı anda yönetme zorunluluğu ve Türkiye gibi orta gelirli ekonomilerin yapısal koşulları bu ikilemin daha karmaşık bir hâl almasına neden olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil dönüşümün temel ön şartı fosil yakıt tüketiminin azaltılması ve kahverengi ekonomilerden çıkıştır. Ancak dijitalleşmenin ortaya çıkardığı yüksek enerji talebi, özellikle elektrik üretiminde hâlâ fosil kaynaklara bağımlı ülkelerde “yeşil enerji kazanımlarını törpüleyen” bir etkiye sebep olmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansının 2023 Dünya Enerji Görünüm Raporu, veri merkezleri ve yapay zekâ uygulamalarının hızla büyümesinin doğal gaz çevrim santrallerine olan talebi bazı bölgelerde artırdığını ve “elektrik talebi şoku” olarak nitelenen bir etkiye sebep olduğunu ortaya koymakta ve önümüzdeki dönemde elektrik talebindeki artışın yenilenebilir enerji kapasite artışlarının hızına paralel gitmediği durumlarda kömür ve gaz kullanımını artırabileceğini belirtmektedir (Uluslararası Enerji Ajansı, 2023c).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum tam da literatürdeki ‘teknolojik enerji paradoksu’ kavramına işaret etmektedir. Bu kavrama göre dijital yeniliklerin kısa vadede çevresel iyileşmeden ziyade karbon emisyonlarında artışa sebep olabileceği, hızla artan enerji talebinin kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesini ancak fosil kaynaklarında da kullanımıyla mümkün olabileceği; fosilden çıkış sürecinin yalnızca politik irade ile değil, dijitalleşme kaynaklı enerji talebinin yönetilmesiyle de doğrudan ilişkili olduğu ifade edilmektedir (Sovacool vd., 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.1. Küresel enerji jeopolitiğinin yeni bağımlılığı: kritik madenler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmanın bu bölümünde, yeşil ve dijital dönüşümün kesişim noktalarından biri olan ve güncel ajandada yerini ve önemini giderek artıran kritik madenlere ayrı bir yer vermek gerekir. Günümüzde hem batarya teknolojilerinin hem de yüksek performanslı elektronik bileşenlerin ana girdileri haline dönüşen lityum, kobalt, grafit, nikel ve diğer nadir toprak elementlerinin üretim ve işlenme süreçlerinin belirli ülkeler itibarıyla yüksek yoğunlaşma içermesi, enerji geçişinin tedarik zincirlerini stratejik bir rekabet alanına dönüştürmüştür. Bununla birlikte, söz konusu minerallerin ve elementlerin hem dijital altyapı üretimi (sunucu, çip, sensör) hem de yenilenebilir enerji teknolojileri (rüzgâr türbinleri, EV bataryaları, fotovoltaik sistemler) için stratejik önemi, ‘ikiz dönüşümün’ ayrı bir jeopolitik bağımlılığını da araştırmaya ve incelemeye değer hale getirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2. İkiz dönüşümün gelişmekte olan ülkeler için ikiz baskıya dönüşümü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişmekte olan ülkeler, yeşil ve dijital dönüşümü aynı anda hayata geçirmek zorunda olan ekonomilerdir. Bu ülkeler, bir yandan küresel değer zincirlerinde rekabet edebilmek için dijital altyapılarını genişletmek zorundayken, diğer yandan karbon azaltım taahhütlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Dönüşüm süreçlerini etkin bir şekilde yürütmek için gerekli finansal kaynağa erişimlerinin yüksek gelirli ülkelere kıyasla daha zayıf olduğu düşük ve orta gelirli ülkeler için ikiz dönüşüm risklerini de beraberinde getirmektedir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dijitalleşme yatırımlarının artmasıyla elektrik talebinin yükselmesi, karbon emisyonlarını artırarak iklim hedeflerinin gerisinde kalma riski ortaya çıkarmaktadır.</li>



<li>Yeşil dönüşüm için gerekli olan teknolojilerin büyük ölçüde ithal ürün ve kritik madenlere bağlı olması, cari açık ve dış finansman baskısı doğurmaktadır.</li>



<li>Dijital ve yeşil dönüşümün gerektirdiği yüksek sermaye maliyetleri, KOBİ ağırlıklı ekonomilerde uyum sorunları doğurmaktadır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, sanayileşmeyle birlikte gelişmiş ülkelerin gerisinde kalan ancak yakınsama teorisi kapsamında aradaki farkı kapatmayı amaçlayan gelişmekte olan ülkelerin yeni dünya düzeninde karşılaştığı tehditlerin başında, dönüşümlerin maliyet ve hızının gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksek olduğu bir yapısal eşitsizlikle karşı karşıya kalmaları gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda tartıştığımız hususlar, güçlü büyüme patikasıyla gelişmekte olan ekonomiler arasında dikkat çekici bir performans gösteren ülkemiz için de benzerdir. Türkiye’de dijital ve yeşil dönüşümün politika düzeyindeki karşılığı sırasıyla On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) ve Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021) ile şekillenmektedir. On İkinci Kalkınma Planı çerçevesinde şekillenen Dijital Türkiye Stratejisi; kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bulut altyapılarının geliştirilmesi ve veri merkezlerinin büyütülmesini içerirken, Yeşil Mutabakat Eylem Planı karbon düzenlemeleri, döngüsel ekonomi ve enerji verimliliği alanlarını kapsamaktadır (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak dijital ve yeşil dönüşümü şekillendiren bu iki strateji arasındaki kapsayıcı ve etkin bir entegrasyonun sağlanamaması riski, ikiz dönüşümün ülkemiz için de ‘düşman kardeşler’e dönüşmesine sebep olmaktadır. Ülkemizde hızla artan veri merkezi kapasitesi ve bununla birlikte artış eğilimindeki enerji tüketiminin yenilenebilir enerji dönüşümüyle entegrasyonunun güçlendirilmesi için bütüncül bir politika çerçevesi hayati öneme sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. SİNERJİ ARAYIŞI: UYUMLU BİR DÖNÜŞÜM MÜMKÜN MÜ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil ve dijital dönüşümün kısa vadeli çelişkilerine rağmen, doğru teknoloji tercihleri, yönetişim mekanizmaları ve politik koordinasyon ile iki sürecin karşılıklı olarak güçlendirilmesi mümkündür. Son yıllarda gerek AB literatüründe gerek OECD ve IEA çalışmalarında “ikiz dönüşümün (twin transition) bir maliyet değil, stratejik bir fırsat olduğu” vurgusu öne çıkmaktadır (Muench vd., 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital teknolojilerin enerji tüketimini artırdığına ilişkin bulgular güçlü olmakla birlikte, aynı teknolojilerin enerji verimliliğini kayda değer ölçüde yükseltme potansiyeli de bulunmaktadır. Yapay zekâ tabanlı enerji yönetim sistemleri, üretim tesislerinde %10–20 arasında enerji tasarrufu sağlayabilmekte; bina yönetimi, ısıtma-soğutma sistemleri ve şebeke optimizasyonunda ise çifte verimlilik etkisi yaratmaktadır (Uluslararası Enerji Ajansı, 2022). Öyle ki, McKinsey &amp; Company (2024), dijitalleşmenin özellikle sanayide süreç optimizasyonu yoluyla küresel karbon emisyonlarını yılda 2,6 gigaton azaltma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda yapay zekâ, IoT sensörleri, dijital ikiz (digital twin) modelleri ve gelişmiş veri analitiği, enerji yoğun sektörlerde hem enerji talebini azaltan hem de yenilenebilir kaynak kullanımını optimize eden araçlara dönüşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital altyapının çevresel etkilerini azaltmanın en önemli yollarından biri döngüsel dijitalleşme yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, dijital sistemlerin ürettiği yan çıktıları (örneğin veri merkezleri atık ısısı) yeniden kullanarak karbon yoğunluğunu azaltmaya odaklanmaktadır. Veri merkezlerinin açığa çıkardığı ısının bölgesel ısıtma sistemlerinde kullanılması, özellikle Kuzey Avrupa’da başarılı örneklerle uygulanmaktadır. Danimarka ve Finlandiya’da yer alan büyük ölçekli veri merkezlerinde bu yöntemle yıllık enerji geri kazanımı %30’un üzerine çıkmaktadır (European Data Centre Association, 2025).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç şüphesiz, yeşil ve dijital dönüşüm arasındaki ikilemi sinerjiye çevirmenin önemli bir yolu da politika senkronizasyonudur. Bu noktada, Avrupa Birliği’nin geliştirdiği İkiz Dönüşüm stratejisi, Avrupa Dijital Stratejisi (2020) ve Avrupa Yeşil Mutabakatı (2019) arasında kurumsal bir eşgüdüm mekanizması konumundadır. Avrupa Komisyonu’nun 2022 raporu, dijital ve yeşil dönüşümün birbiriyle uyumlu ilerleyebilmesi için uyumlu regülasyon, teknoloji yatırımlarında önceliklendirme ve finansal araçların senkronizasyonundan oluşan üç temel politika alanına vurgu yapar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçeve, ikiz dönüşümün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kurumsal koordinasyon gerektiren bir yönetişim yaklaşımı olduğunu göstermektedir. Tam bu noktada, ülkemize özgü dinamikleri de düşündüğümüzde söz konusu politika senkronizasyonunun yerli dönüşüm ile birlikte ele alınarak ‘üçüz dönüşüm’ formatına dönüşmesi önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda,</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dijital altyapı büyürken elektrik talebinin de hızla artacağı göz önüne alındığında, yenilenebilir enerji yatırımlarının bu talep artışını karşılayacak şekilde planlanması kritik önemdedir.</li>



<li>Ulusal veri merkezlerinde enerji verimliliği hedeflerinin konması, veri merkezlerinin yenilenebilir enerji kullanımı için alım garantisi veya zorunlu sertifika şartı, kamu bulut sistemlerinde karbon ayak izi raporlama standardı oluşturulması gibi öneriler de yükselen elektrik talebinin önemli bir besleyicisi konumundaki veri merkezlerinin yeşil dönüşümü sekteye uğratmayacak şekilde büyümesini mümkün kılabilir.</li>



<li>Türkiye’nin üçüz dönüşümü finanse edebilmesi için sürdürülebilir dijital fonlar, karbon piyasaları ve KOBİ’lere yönelik yeşil-dijital krediler hayati önem taşımaktadır. Livingstone vd. (2023), hibrit finansman araçlarının gelişmekte olan ülkelerde ikiz dönüşüm yatırımlarını %30’a kadar hızlandırabileceğini vurgulamaktadır.</li>



<li>Türkiye’nin teknolojik bağımlılığını en aza indirmek için gerekli ‘üçüz dönüşüm’ perspektifinin yerli çip üretimi girişimleri, yerli batarya ve enerji depolama teknolojileri, yerli bulut ve veri merkezi ekosistemi, yeşil tedarik zincirlerinde yerli sertifikasyon mekanizmaları vb. hususlarıyla birlikte güçlenerek devam etmesi Türkiye’nin hem karbon nötr hedeflerine hem dijital rekabet gücüne hem de yerli üretim süreçlerinin güçlenmesine sürdürülebilir bir şekilde katkı sağlayacaktır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kâğıt üzerinde tamamlayıcılığı vurgulanan yeşil ve dijital dönüşümün pratikte birbirini sekteye uğratma potansiyeli taşıması, söz konusu dönüşüm süreçlerinin ekonomi politik çerçevesinden incelenmesini de zaruri hale getirmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte hayatlarımızda çok daha güçlü bir yere sahip olmaya başlayan ve teoride yeşil dönüşümü hızlandırması beklenen büyük veri analitiği, yapay zekâ, bulut bilişim ve nesnelerin interneti gibi yüksek işlem gücü gerektiren teknolojilerin karbon ayak izini azaltmak yerine göreli olarak büyüten bir etki doğurması yeşil ve dijital dönüşümün kısa vadede ‘düşman kardeşlere’ dönüştüğünün bir göstergesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, dijital teknolojilerin uzun vadede yeşil dönüşümün başarısı için vazgeçilmez olduğu açıktır. Akıllı şebekeler, sensör tabanlı izleme sistemleri, dijital ikiz uygulamaları, yapay zekâ destekli enerji yönetimi ve karbon muhasebesi araçları olmaksızın ne karbon nötrlüğü hedeflerine ulaşmak ne de döngüsel ekonomiyi kurmak mümkündür. Dolayısıyla sorun dijitalleşmenin kendisinden ziyade, dijital büyümenin enerji altyapısı ve yenilenebilir kapasite artışı ile senkronize olmadan ilerlemesidir. Bir diğer ifadeyle, çatışma teknolojiler arasında değil, politikaların zamanlaması arasındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel ölçekte değerlendirildiğinde, dijitalleşmenin hızının yenilenebilir enerji yatırımlarının artış hızını gölgede bırakması, enerji arz güvenliğini ve karbon emisyonlarını yeniden tartışmaya açmaktadır. Bununla birlikte, dijitalleşmenin önemini giderek artırdığı kritik madenler de hem arz riskleri hem de tedarik zinciri bağımlılıkları bakımından yeni jeopolitik kırılganlıklar üretmektedir. Bu nedenle yeşil-dijital dönüşümün başarısı, yalnızca teknolojik gelişmelere değil, aynı zamanda siyasi istikrara, çok taraflı tedarik zincirlerine ve uluslararası iş birliğine de bağlı hale gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından bakıldığında bu süreç hem fırsatları hem de riskleri bünyesinde barındırmaktadır. Ülkemizde dönüşüm süreçlerini şekillendiren politika metinlerinin senkronizasyonunun güçlenmesi, veri merkezleri için enerji verimliliği standartları, dönüşüm süreçlerinde KOBİ’lerin finansmana erişimlerinin etkinleştirilmesi, yenilenebilir enerji dönüşümünün dijitalleşmenin hızına eşlik etmesi gibi önerilerin hayata geçirilmesi, fırsatları risklere karşı çok daha güçlü kılacaktır. Bununla birlikte, oyunun sadece kurallarının değil kendisinin de baştan yazıldığı günümüzde yerli dönüşüm ile desteklenen ve ‘üçüz dönüşüm’ haline gelen bu süreç, ülkemizin yerli kaynaklarla üretim kapasitesini daha da güçlendireceği gibi küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü artıracak ve karbon nötr yolculuğumuzu daha da güçlendirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Berkhout, F., &amp; Hertin, J. (2004). De-materialising and re-materialising: digital technologies and the environment. <em>Futures</em>, 36(8), 903-920.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cisco (2020). Cisco annual internet report (2018–2023) white paper. Cisco: San Jose, CA, USA, 10(1), 1-35.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duman, M. C. (2024). Maskeli Balo, <em>Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Serbest Kürsü Köşesi</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission (2021). 2030 Digital Compass.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission. (2019). The European Green Deal.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Data Centre Association (2025). March 2025 Report, <em>State of European Data Centres</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kumar, A. (2023). United Nations Environment Programme (UNEP). Yearboo<em>k of International Environmental Law</em>, 34(1), yvae022.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Livingstone, L., Börkey, P., Dellink, R., &amp; Laubinger, F. (2022). Synergies and trade-offs in the transition to a resource-efficient and circular economy. <em>OECD Environment Policy Papers</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">McKinsey &amp; Company (2024). Global Energy Perspective 2023: CO2 emissions Outlook.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muench, S., Stoermer, E., Jensen, K., Asikaınen, T., Salvi, M. and Scapolo, F. (2022). Towards a green and digital future, <em>Publications Office of the European</em> <em>Union</em>, Luxembourg, 2022, <a href="https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC129319">https://data.europa.eu/doi/10.2760/977331, JRC129319</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Neumueller, A. (2023). Bitcoin electricity consumption: An improved assessment. University of Cambridge, Judge Business School Insights.</p>



<p class="wp-block-paragraph">OECD. (2021). Digital Economy Outlook 2021. Paris: OECD Publishing.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sovacool, B. K., Turnheim, B., Hook, A., Brock, A., &amp; Martiskainen, M. (2021). Dispossessed by decarbonisation: Reducing vulnerability, injustice, and inequality in the lived experience of low-carbon pathways. <em>World Development</em>, 137, 105116.</p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (2023). On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028)</p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. Ticaret Bakanlığı (2021). Yeşil Mutabakat Eylem Planı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Turton, S. M. (2022). Surviving the climate crisis: Australian perspectives and solutions. CRC Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Enerji Ajansı (2022). Digital Demand-Driven Electricity Networks Initiative: Digitalisation for flexible and resilient energy systems.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Enerji Ajansı (2023a). Electricity 2023. Paris: IEA.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Enerji Ajansı (2023b). Net Zero Roadmap: A Global Pathway to 2050 (Updated). Paris: IEA.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Enerji Ajansı (2023c). World Energy Outlook 2023, IEA, Paris, Licence: CC BY 4.0 (report); CC BY NC SA 4.0 (Annex A)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Enerji Ajansı (2024). Electricity 2024. Paris: IEA.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UNCTAD (2021). Technology and Innovation Report 2021: Catching Technological Waves. Geneva: UNCTAD.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-Ticaretin Dönüşümü ve Gümrükler</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/e-ticaretin-donusumu-ve-gumrukler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aykanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Cross Border E-Commerce]]></category>
		<category><![CDATA[Customs]]></category>
		<category><![CDATA[Digitalization]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrükler]]></category>
		<category><![CDATA[Logistics]]></category>
		<category><![CDATA[Lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[Optimization]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Ötesi E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Supply Chain]]></category>
		<category><![CDATA[Tedarik Zinciri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7647</guid>

					<description><![CDATA[E-ticaret, teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin etkisiyle son yıllarda hızlı bir ivme kazanmıştır. Sınır ötesi e-ticaret pazarının 2028 yılına kadar 3,4 trilyon dolara çıkması öngörülmektedir. Ancak bu büyüme, gümrük mevzuatındaki karmaşıklıklar, dolandırıcılık riski ve lojistik sorunlar gibi zorlukları da beraberinde getirmektedir. Gümrükler, süreçleri basitleştirerek, dijital çözümler ve işbirlikleri ile bu zorlukları aşmayı hedeflemektedir. Teknolojinin rolü, süreçlerin hızlandırılmasında ve şeffaflığın artırılmasında kritik öneme sahiptir. Gelecek, düzenlemelerin uyumlaştırılması, sürdürülebilirlik ve tüketici beklentileri doğrultusunda şekillenecektir. Gümrük otoriteleri de bu değişen ortama uyum sağlayarak, e-ticaretin gelişimini desteklemek için çeşitli stratejiler geliştirmeye devam etmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">E-ticaret, teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin etkisiyle son yıllarda hızlı bir ivme kazanmıştır. Sınır ötesi e-ticaret pazarının 2028 yılına kadar 3,4 trilyon dolara çıkması öngörülmektedir. Ancak bu büyüme, gümrük mevzuatındaki karmaşıklıklar, dolandırıcılık riski ve lojistik sorunlar gibi zorlukları da beraberinde getirmektedir. Gümrükler, süreçleri basitleştirerek, dijital çözümler ve işbirlikleri ile bu zorlukları aşmayı hedeflemektedir. Teknolojinin rolü, süreçlerin hızlandırılmasında ve şeffaflığın artırılmasında kritik öneme sahiptir. Gelecek, düzenlemelerin uyumlaştırılması, sürdürülebilirlik ve tüketici beklentileri doğrultusunda şekillenecektir. Gümrük otoriteleri de bu değişen ortama uyum sağlayarak, e-ticaretin gelişimini desteklemek için çeşitli stratejiler geliştirmeye devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Sınır Ötesi E-Ticaret, Dijitalleşme, Gümrükler, Tedarik Zinciri, Lojistik, Optimizasyon</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">E-commerce has gained rapid momentum in recent years with the influence of technological developments and digitalization. The cross-border e-commerce market is projected to grow to 3.4 trillion dollars by 2028. However, this growth also brings challenges such as complexities in customs legislation, fraud risk and logistical problems. Customs authorities aim to overcome these challenges by simplifying processes and using digital solutions and collaborations. The role of technology is critical in speeding up processes and increasing transparency. The future will be shaped in line with the harmonization of regulations, sustainability and consumer expectations. Customs agencies continue to develop various strategies to support the development of e-commerce by adapting to this changing environment.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Cross Border E-Commerce, Digitalization, Customs, Supply Chain, Logistics, Optimization</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, son yıllarda e-ticaretin katlanarak büyümesine katkı sağlamıştır. Covid-19 salgını tüketici davranışlarını önemli ölçüde değiştirmiş, dijital çözümlerin benimsenmesini ve dolayısıyla e-ticaretin büyümesini hızlandırmıştır. İnternet üzerinden e-ticaret, çok sayıda satıcının çeşitli ürünler sattığı web siteleri veya pazaryerlerinde tüketicilere sadece birkaç tıklamayla uygun bir şekilde ürün sipariş etme fırsatı sunmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel perakende e-ticaret 2014&#8217;te 1,3 trilyon ABD doları seviyesindeyken, bu rakamın 2023’te üç kattan fazla (%330) artarak 5,8 trilyon ABD dolarına yükseldiği tahmin edilmektedir (E-kaynak: <a href="http://www.statista.com">www.statista.com</a> Erişim Tarihi: 09.10.2024). Önümüzdeki birkaç yılda ise toplam küresel perakende e-ticaret satışlarının %39&#8217;luk bir büyüme ile 2027 yılında 8 trilyon ABD doları aşması beklenmektedir. Keza, 2023 yılında 1,6 trilyon ABD doları olan sınır ötesi e-ticaret pazar büyüklüğünün, tahminin %108 oranında çok daha hızlı büyüyüp 2028 yılına kadar 3,4 trilyon ABD dolarına ulaşması beklenmektedir (E-kaynak: <a href="http://www.juniperresearch.com">www.juniperresearch.com</a> Erişim Tarihi: 23.09.2024). Geçtiğimiz yıl yapılan bir ankete göre, çevrimiçi alışveriş yapanların %24&#8217;ü en son sınır ötesi alışverişlerini Amazon üzerinden yapmış, bunu %16 ile Alibaba/AliExpress izlemiştir. Anket, en büyük yedi çevrimiçi perakendecinin yurt dışından yapılan e-ticaret satın alımlarının %70&#8217;ini karşıladığını göstermektedir (E-kaynak: <a href="http://www.statista.com">www.statista.com</a> Erişim Tarihi: 07.10.2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amazon ve Alibaba/AliExpress gibi büyük çevrimiçi perakendeciler, ürünlerin depolanması ve dağıtımı için düzenli olarak depolama tesislerini ve sipariş karşılama merkezlerini kullanmaktadır. Örneğin, Amazon küresel lojistik, müşterilerine optimize edilmiş toplu depolama için Amazon Depolama ve Dağıtım (AWD) olanakları ile ABD&#8217;de 110 aktif sipariş karşılama merkezi ve dünya genelinde 185 merkezle (optimize edilmiş toplama, paketleme ve teslimat için) Amazon Lojistik (Fulfilment By Amazon) programı sunmaktadır (E-kaynak: <a href="https://fbahelp">https://fbahelp</a> Erişim Tarihi: 23.09.2024). Diğer büyük çevrimiçi perakendeciler de benzer depolama ve sipariş karşılama merkezleri hizmetleri sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E-TİCARETİN YÜKSELİŞİNDE FIRSATLAR VE ZORLUKLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">E-ticarette ürün satışları genellikle nispeten düşük değere sahip küçük sevkiyatların hareketini içermektedir. Sınır ötesi e-ticaretin yükselişine katkıda bulunan bazı faktörler şunlardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Küresel Bağlantı:</strong><em> </em>Teknoloji ve internetteki ilerlemeler, tüketicilerin dünyanın her yerinden ürünlere erişmesini kolaylaştırmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tüketici Talebi:</strong> Alışveriş yapanlar giderek daha fazla benzersiz ürünler, rekabetçi fiyatlar ve kolaylık arayışına girmiş ve bu da onları çoğunlukla uluslararası satıcılara yönlendirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pazaryerleri/Platformlar:<em> </em></strong>Amazon, eBay ve Alibaba gibi web siteleri, satış ve satın alma süreçlerini kolaylaştırarak kullanıcı dostu ve erişilebilir hale getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E-ticaretin büyümesi önemli fırsatlar sunarken, aynı zamanda çeşitli zorlukları da beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, sınır ötesi e-ticarette ürünlerin hızlı ve verimli teslimatı için, nakliye ve lojistiğin organizasyonunun yanı sıra çok sayıda paketin gümrük işlemleriyle ilgili zorlukların da ele alınması gerekmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mevzuatın Karmaşıklığı:</strong> Farklı ülkelerin farklı gümrük düzenlemeleri, tarifeleri ve ithalat vergileri vardır. Bu düzenlemeleri yürütmek firmalar için karmaşık olabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dolandırıcılık ve Uyum Sorunu:</strong> Yerel yasalar ve düzenlemelere uygunluğun sağlanması kritik öneme sahiptir. Firmalar sahte ürünler ve vergi kaçakçılığıyla ilgili risklerle karşı karşıyadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Lojistik ve Teslimat:</strong> Verimli nakliye ve teslimat süreçleri çok önemlidir. Gümrük işlemlerinde yaşanan gecikmeler müşterilerin hayal kırıklığına uğramasına ve maliyetlerin artmasına neden olabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GELİŞEN GÜMRÜK UYGULAMALARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınır ötesi e-ticaretin değişen ortamına uyum sağlamak için dünya çapında gümrükler çeşitli stratejiler uygulamaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kolaylaştırılmış Süreçler:</strong> Birçok ülke, düşük değerli gönderiler için gümrük prosedürlerini basitleştirmeye çalışmaktadır. Örneğin, “de minimis” eşiği, bazı küçük değerli ürünlerin gümrük vergisi ödemeden ithal edilmesine olanak tanımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dijitalleşme:<em> </em></strong>Dijital araç ve platformların benimsenmesi gümrük süreçlerini dönüştürmektedir. Elektronik gümrük beyannameleri ve otomatik sistemler gümrükleme sürelerinin hızlandırılmasına ve verimliliğin artırılmasına yardımcı olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gelişmiş İşbirliği:</strong> Gümrük idareleri, verileri paylaşmak ve uyumluluğu artırmak için e-ticaret platformları ve lojistik sağlayıcılarla giderek daha fazla işbirliği yapmaktadır. Bu ortaklığın amacı; potansiyel riskleri tespit etmek ve ürün akışını kolaylaştırmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ), sınır ötesi e-ticaretin hem kolaylaştırma hem de kontrol perspektiflerinden nasıl etkili bir şekilde yönetileceği konusunda gümrük idarelerine rehberlik sağlayarak e-ticaret konuları üzerinde aktif olarak çalışmaktadır. Geliştirilen enstrüman, araç ve belgeler arasında DGÖ Sınır Ötesi E-Ticaret Standartlar Çerçevesi, Standartlar Çerçevesinin uygulanmasına yönelik Teknik Şartnameler, AEO kavramının sınır ötesi e-ticarete genişletilmesine yönelik Sekreterlik Notu ve E-Ticaret konusunda Örnek Olay İncelemeleri Özeti de yer almaktadır (E-kaynak: <a href="http://www.wcoomd.org">www.wcoomd.org</a> Erişim Tarihi: 24.09.2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük açısından bakıldığında, sınır ötesi e-ticarete ilişkin temel konular, gelişmiş elektronik verilerin kullanılabilirliği ve risk yönetimi; güvenlik ve emniyet, sınır ötesi e-ticaret gönderilerinin gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve basitleştirilmesi, adil ve verimli gelir tahsilatı ve e-ticaret faaliyetlerinde yer alan paydaşlarla ortaklık programlarını içermektedir. Gümrük vergilerinden muafiyet için “de minimis” eşiğinin düzenlenmesi ve uygulanmasına, basitleştirilmiş beyannamenin kullanılmasına, uygulanabildiği durumlarda vergi ve harçların elektronik olarak ödenmesine yönelik etkin ve esnek yöntemlerin geliştirilmesine, yasa dışı ticaretin ve fikri mülkiyet hakkı ihlallerinin önlenmesine ve ürünlerin iadesinin kolaylaştırılmasına özel önem verilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E-ticaret faaliyetlerinin iş perspektifinden organize edilme şekli de gümrük otoritelerinin e-ticaret gönderilerinin gümrük işlemlerine katılımını etkileyebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TEKNOLOJİNİN ROLÜ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Teknoloji, e-ticaretin ve gümrüklerin dönüşümünü kolaylaştırmada çok önemli bir rol oynamaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Blockchain Teknolojisi:<em> </em></strong>Tedarik zincirinde şeffaflığı ve izlenebilirliği artırarak gümrük idarelerinin ürünlerin orijinalliğini doğrulamasına yardımcı olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yapay Zekâ ve Makine Öğrenimi:<em> </em></strong>Bu teknolojiler olası risklerin hesaplanması ve yönetilmesini, potansiyel sahte gönderilerin belirlenmesini ve gümrük süreçlerinin otomatikleştirilmesini mümkün kılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Veri Analitiği:</strong> Sınır ötesi e-ticaret işlemlerinden elde edilen verilerin analizi, gümrük idarelerinin eğilimleri anlamasına, operasyonları optimize etmesine ve uyumluluk önlemleri geliştirmesine olanak sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E-TİCARET MEVZUATINDA YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemiz de etkin ve sürdürülebilir bir rekabet ortamını tesis etmek üzere; artan sınır ötesi e-ticaret hacminin yerel firmalar üzerinde yaratacağı baskı ve vergi gelirlerinin aşınması gibi negatif dışsallıklara karşı tedbirler geliştirmek, aynı zamanda yasal ve güvenli e-ticareti destekleyerek sınır ötesi e-ticarete konu eşyanın beyanını basitleştirmek için sürekli güncellenen uluslararası standartlara hızlı bir şekilde uyum sağlamıştır. Bu kapsamda yapılan değişikliklerden bazıları aşağıda sıralanmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracatta basitleştirilmiş gümrük beyannamesine (BGB) eklenmesi gereken faturanın eklenmediği gümrük beyanının, beyan için gerekli asgari bilgileri içeren e-irsaliyenin beyannameye eklenmesi suretiyle yapılabilmesine yönelik Gümrük Yönetmeliğinde düzenleme yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E-İhracat Destekleri Hakkında Karar çerçevesinde yararlanıcıların desteklerden faydalanabilmesi için yapılan ihracatın e-ihracat kapsamında olup olmadığı önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, ithalatı veya ihracatı başlatılan eşyanın gümrük işlemlerinin takibini sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan GET-APP uygulamasına e-ihracat kapsamında yapılan gümrük işlemlerine ilişkin verilerin de aktarılması sağlanmış olup, yararlanıcılar kendi firmalarının yapmış oldukları BGB kapsamı e-ihracat verilerine GET-APP üzerinden hızlı ve doğru bir şekilde erişebilmesi mümkün hale getirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">06.08.2024 tarihli ve 32624 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile halihazırda yurtdışından posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla ülkemize gelen ve posta idaresi ile Ticaret Bakanlığınca yetkilendirilen hızlı kargo şirketlerince basitleştirilmiş usulde gümrük beyanı yapılan, tek ve maktu vergiye tabi eşya için geçerli olan 150 Avro kıymet limiti 30 Avro olarak güncellenmiştir. Ayrıca bu kapsamda gelen eşya ile yolcu beraberinde gelen eşyaya uygulanacak tek ve maktu vergi oranları, Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelenler için ve diğer ülkelerden gelenler için sırasıyla %30 ve %60 olarak uygulanmaya başlamıştır. Buna paralel olarak, posta idaresi ile Bakanlıkça yetkilendirilen hızlı kargo şirketlerince normal usulde beyan edilen eşya için geçerli olan 150 Avro kıymet limiti de 30 Avro olarak belirlenmiştir. Söz konusu değişiklikler, gerekli sistemsel düzenlemelerin gerçekleştirilmesini müteakip Kararın yayımından 15 gün sonra (21.08.2024 tarihinde) uygulamaya alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24.10.2024 tarihli ve 7529 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, tüketicilerin daha etkin korunması sağlanmış ve tüketici kredisi ile konut kredisi sözleşmelerinin mesafeli usulle de kurulabilmesi imkânı getirilmiştir. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun&#8217;da değişiklik yapılarak e-ihracatı teşvik eden yeni düzenlemeler kabul edilmiş; firmaların, esnafın, üreticinin ve e-ticaret pazaryerlerinin hem rekabet gücünün hem kârlılıklarının artırılması, iş gücü piyasasında kayıplar olmaması ve sınır ötesi e-ihracatın teşvik edilmesi açısından önemli bir gelişme olmuştur (E-kaynak: <a href="http://www.ticaret.gov.tr">www.ticaret.gov.tr</a> Erişim Tarihi: 04.11.2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, tüketicilere güvenli ürün ulaştırılmasını teminen Ticaret Bakanlığınca hazırlanan uzaktan iletişim araçları vasıtasıyla satılan ürünlerin ürün güvenliği denetimlerine ilişkin &#8220;Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği&#8221; 30.10.2024 tarihli ve 32707 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır (E-kaynak: <a href="http://www.ticaret.gov.tr">www.ticaret.gov.tr</a> Erişim Tarihi: 04.11.2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınır ötesi e-ticaretin kazandığı ivme, küresel ticareti dönüştürerek işletmelerin ve tüketicilerin daha önce hiç olmadığı şekilde bağlantı kurmasına olanak tanımıştır. Hızla gelişen bu ticaret ortamı, ticaret hacmindeki benzeri görülmemiş büyümeyi yönetmek ve ilgili sınır risklerini ele almak için gümrükler de dahil olmak üzere tüm paydaşların kapsamlı ve iyi düşünülmüş çözümlerini gerektirmektedir. Bu çerçevede, çevrimiçi alışveriş küreselleştikçe gümrük idareleri de bu değişime uyum sağlayacak şekilde gelişmektedir. İzlenecek temel trendler şunları içermektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Düzenlemelerin Uyumlaştırılması:</strong> Ülkeler arasında gümrük düzenlemelerini standartlaştırma çabaları hem firmalar hem de tüketiciler için süreci basitleştirebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sürdürülebilirlik:</strong> Sürdürülebilir uygulamalara daha fazla odaklanılması, sınır ötesi taşımacılığın çevresel etkilerine ilişkin yeni düzenlemelere yol açabilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tüketici Beklentileri:</strong> Tüketiciler daha hızlı ve daha güvenilir teslimat talep ettikçe, gümrük yetkililerinin verimliliği uyumluluk ve güvenlikle dengelemesi gerekecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle e-ticaret tedarik zinciri, yeni satıcıların ve operatörlerin sisteme tanıtılmasıyla karakterize edilmektedir. Gümrüklerin ve bu yeni aktörlerin, yasal sınır ötesi e-ticaretin kolaylaştırılması, adil ve verimli gelir tahsilatı ve toplumun korunmasını sağlamak için birlikte çalışarak potansiyel faydaların gerçekleşmesini sağlaması elzemdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu amaçla gümrük idareleri, e-ticaret tedarik zincirindeki rollerini ve işlettikleri farklı iş modellerini anlamak için e-ticaret paydaşlarıyla işbirliği yapmalı; bu işbirliği, AEO güvenlik standartlarının geliştirilmesinin yanı sıra e-ticaret kuruluşlarının AEO programına katılarak elde edeceği faydaları da içerecek şekilde genişletilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Gümrük Örgütü (World Customs Organization) “E-Ticaret Paketi (E-Commerce Package)” <em>(</em><a href="https://www.wcoomd.org/en/topics/facilitation/instrument-and-tools/frameworks-of-standards/ecommerce.aspx"><em>https://www.wcoomd.org/en/topics/facilitation/instrument-and-tools/frameworks-of-standards/ecommerce.aspx</em></a><em>)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">FBA (2023) “Sipariş Karşılama Merkezleri – Amazon” <em>(</em><a href="https://fba.help/list-of-amazon-fulfillment-centers"><em>https://fba.help/list-of-amazon-fulfillment-centers</em></a><em>)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Juniper Research Ltd. (2023) “Sınır Ötesi E-Ticaret: Ana Trendler, Bölgesel Analiz ve Pazar Tahminleri 2023-2028” <em>(</em><a href="https://www.juniperresearch.com/research/fintech-payments/ecommerce/cross-border-ecommerce-research-report/"><em>https://www.juniperresearch.com/research/fintech-payments/ecommerce/cross-border-ecommerce-research-report/</em></a><em>)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Statista (2024) “Küresel Çapta Alışveriş Yapanların 2023’te En Çok Sipariş Verdiği Çevrimiçi Perakendeciler” <em>(</em><a href="https://www.statista.com/statistics/878623/digital-retailers-digital-buyers-cross-border-digital-purchases/"><em>https://www.statista.com/statistics/878623/digital-retailers-digital-buyers-cross-border-digital-purchases/</em></a><em>)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Statista (2023) “Küresel Perakende E-Ticaret Satışları 2024-2027” <em>(</em><a href="https://www.statista.com/statistics/379046/worldwide-retail-e-commerce-sales/"><em>https://www.statista.com/statistics/379046/worldwide-retail-e-commerce-sales/</em></a><em>)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı (2024) “Ticaret Bakanı Bolat E-Ticaret ve Perakende Zirvesinde Konuştu” <em>(</em><a href="https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakani-bolat-e-ticaret-ve-perakende-zirvesinde-konustu"><em>https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakani-bolat-e-ticaret-ve-perakende-zirvesinde-konustu</em></a><em>)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı (2024) “Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği” <em>(</em><a href="https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakanliginin-uzaktan-iletisim-araclariyla-satilan-urunlerin-denetimine-iliskin-duzenlemesi-resmi-gazetede-yayimlandi"><em>https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakanliginin-uzaktan-iletisim-araclariyla-satilan-urunlerin-denetimine-iliskin-duzenlemesi-resmi-gazetede-yayimlandi</em></a><em>)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
