<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 69 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus/ticarette-uzman-gorus-69/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 13:32:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 69 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yayın Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/yayin-kurulundan-9/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Yayın Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:05:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8771</guid>

					<description><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nin 69. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda iç ticaret, gümrük, kaçakçılıkla mücadele, Avrupa Birliği ve yapay zekayı içerir güncel araştırma ve değerlendirmeleri sizlere sunuyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-1 wp-block-paragraph">Değerli Okurlar,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nin 69. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda iç ticaret, gümrük, kaçakçılıkla mücadele, Avrupa Birliği ve yapay zekayı içerir güncel araştırma ve değerlendirmeleri sizlere sunuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sayımızda toplam dokuz makale beş farklı kategoride yayımlanmaktadır. Dergimizde yer alan makalelere öz biçimde içeriksel olarak değiniyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gümrükler Başlığında,</strong> uluslararası yolcu hareketliliğinin artmasıyla birlikte gümrük idarelerinin rutin operasyonlarında <strong>yolcu beraberi eşya</strong>nın kontrolünün giderek artan bir öneme sahip olduğuna yer verilerek, yolcu beraberi eşyanın gümrük muafiyetleri ve vergilendirme usulleri; 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve çeşitli tebliğ ile genelgelerden oluşan çok katmanlı bir normatif yapı çerçevesinde düzenlendiği ve yolcu beraberi eşya rejimine ilişkin mevzuatın çerçevesi sistematik biçimde ortaya konulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaçakçılık ile Mücadele Başlığında, Dijital dönüşümün</strong> en belirgin unsurlarından olan <strong>Biyometrik teknolojilerin,</strong> kimlik güvenlik politikalarından sınır yönetimine, kamu hizmetlerinden özel sektör uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına yayıldığına yer verilerek, biyometrik teknolojilerin hukuki boyutu, güvenlik alanındaki kullanım biçimleri ve özellikle gümrük ile sınır yönetimi kapsamında sunduğu yenilikçi çözümler kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Bununla birlikte, Biyometrik veri kullanımının kişisel verilerin korunması hukuku açısından doğurduğu riskler ile Türkiye’de yürürlükte bulunan hukuki düzenlemeler ile Avrupa Birliği ve diğer uluslararası uygulamalar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İç Ticaret Başlığında,</strong> <strong>anonim şirketlerde sermayenin azaltılması</strong> Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde bütüncül biçimde ele alınarak sermaye azaltımının nedenleri, türleri, yöntemleri ile azaltım sürecinde pay sahipleri ile alacaklıların korunmasına yönelik kuralları incelenmiştir. Öğreti görüşleri ve karşılaştırmalı hukuk yöntemi kullanılarak olağan ve basitleştirilmiş sermaye azaltımı, eş zamanlı azaltım ve artırım ile kayıtlı sermaye sistemindeki azaltım usulleri değerlendirilmiştir. Ayrıca genel kurul kararlarının geçersizliği ile pay sahipleri ve alacaklıların başvurabileceği davalar ele alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, <strong>çalışan buluşlarının; çalışanların teknik bilgi ve yaratıcılıklarını kullanarak geliştirdiği yeniliklerin hukuki statüsü</strong>nü düzenleyen ve taraflar açısından önemli sonuçlar doğuran bir alan olduğu ifade edilerek, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile hizmet ve serbest buluş ayrımı yapılarak mülkiyet hakları, bedel talepleri ve uyuşmazlık çözümleri sistematik bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu kapsamda, SMK m.116 kapsamındaki tercih hakkının sınırları, çalışanın sadakat borcu, makul bedel hesaplaması ve sırrın ifşası hâlinde doğacak hukuki sonuçları incelenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa Birliği başlığında,</strong> AB gümrük ve ticaret yasalarının sürekli ve önemli hukuki, mali sonuçlar doğuracak şekilde değiştiği, bazı değişikliklerin hemen yürürlüğe girdiği, bazılarının gelecekte daha büyük düzenlemelerin yapılacağını gösterdiğine yer verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, Avrupa Birliği Gümrük Reformu’nun önemli kısımlarından birisi olan <strong>Avrupa Gümrük Laboratuvarları Ağı (CLEN) ile ilgili gelişmeler, gıda ürünlerinde mineral yağ hidrokarbonlarının (MOH: MOSH/MOAH) tespiti</strong> ve kontrolüne yönelik AB’nin düzenleme yapmaya hazırlandığı ve ülkemizdeki teknik ve hukuki düzenlemeler incelenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirliliğin, varoluşsal bir tehdit olarak algılandığı, Avrupa Birliği’nin (AB), 11 Aralık 2019 tarihinde, Avrupa Yeşil Mutabakatını açıkladığı, AB’nin ithalat yaptığı ülkelerden <strong>Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) kapsamında</strong>, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için bir geçiş süreci öngördüğü, SKDM Tüzüğü ekinde yer alan ithal ürünlerle ilişkili karbon emisyonları için oluşan mali yükümlülüklerin, <strong>SKDM sertifikalarının AB’ye verilmesiyle karşılanacağı</strong> belirtilerek, ihracatının yaklaşık yarısını AB’ye gerçekleştiren Türkiye’nin ihracatta rekabetçi olabilmesi için bu mutabakata uyumu büyük önem arz ettiği ve Ülkemizin SKDM ile uyumlu bir emisyon ticareti sistemi kurmasının yurt içinde uygulanan karbon fiyatlandırma tedbirlerinin ekonomik etkilerden korumaya yardımcı olabileceğini, düşük karbonlu bir ekonomik modelin hayata geçirilmesinin ticari rekabet gücünü̈ artırabileceği ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Tüzüğüne değinilerek ve Türkiye ekonomisi üzerinde SKDM’nin etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte dergimizde, Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı dışındaki 16 bakanlığın tamamında Avrupa Birliği (AB) ve/veya dış ilişkiler alanını merkezî düzeyde izleyen bir yapının bulunduğu, bu birimlerin teşkilat düzeyi, kurumsal görev ve yetki kapsamı ve sektörel hizmet birimleriyle ilişkisinin belirgin biçimde farklılaştığına yer verilerek, 20 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile güncel teşkilat ve görev belgeleri karşılaştırılarak ortak fonksiyonlar, doğrudan müzakere ve işlem sorumlulukları ile sektörel uluslararası kapasite birlikte incelenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yapay Zekâ (YZ) başlığında, Yapay zekânın gümrük alanında kullanımının</strong> önemli fırsatlar sunduğu ancak çeşitli yönetimsel sorunları da gündeme getirdiği ve Gümrük kontrol süreçlerine YZ entegrasyonundan azami faydanın sağlanabilmesi için, gümrük idarelerinin YZ hazırlık düzeylerini değerlendirmelerinin ve tespit edilen YZ yetkinlik boşluklarına yönelik uygun çözümler geliştirmelerinin gerektiği değerlendirilerek, yeni teknolojilerin klasik proje yönetimi anlayışlarını köklü biçimde dönüştürdüğünün kabul edilmesi ve yeni dinamiklere uyum sağlanmasının kritik önem taşıdığına esas inceleme yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zengin içeriklerle dolu olan 68. Sayımızın; ticaret ve uluslararası ilişkiler alanındaki gelişmelerin detaylı analiz edilmesine, Türkiye’nin stratejik yol haritasına yönelik öneriler getirilmesine ve Ticaret Bakanlığı ile diğer ilişkili kuruluşların mevzuatının daha net anlaşılmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Keyifli okumalar dileriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ticarette Uzman Görüş Dergisi Yayın Kurulu</strong></p>



<p class="has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-2 wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yönetim Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/yonetim-kurulundan-6/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticaret Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8768</guid>

					<description><![CDATA[Ticaret Uzmanları Derneği olarak, kuruluşumuzun 25. yılında daha önce olduğu gibi meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-3 wp-block-paragraph"><strong>Değerli Okurlarımız,</strong></p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-4 wp-block-paragraph">Ticaret Uzmanları Derneği olarak, kuruluşumuzun 25. yılında daha önce olduğu gibi meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız <strong>“Ticarette Uzman Görüş” E-dergimizin</strong> yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-5 wp-block-paragraph">Derneğimiz, ticaret dünyasının tüm alanlarında çalışan profesyoneller için değerli bir bilgi kaynağı ve başvuru niteliği taşıyan bu yayını, artan destekle daha da güçlenerek sürdürmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-6 wp-block-paragraph">Bugüne kadar Dergimizin gelişimine katkı sağlayan başta Yayın Kurulumuz ve Yazarlarımız olmak üzere bu süreçte emek veren meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunarız.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-7 wp-block-paragraph">Yeni sayımızda, çoğunlukla Ticaret Uzmanları tarafından kaleme alınan ve kamu ile özel sektörde faaliyet gösteren profesyonellerin bilgi ve deneyimlerini bir araya getiren makaleler yer almaktadır. Bu makalelerde, gümrük, iç ticaret, kaçakçılıkla mücadele, Avrupa Birliği, Yapay Zeka gibi alanlar ele alınmaktadır. Ayrıca, Bakanlığımız birimleri, e-ticaret şirketleri, uluslararası taşımacılık firmaları, gümrük müşavirliği şirketleri, ihracatçı birlikleri, meslek kuruluşları ve üniversiteler gibi birçok farklı paydaş tarafından ilgiyle takip edilen dergimiz, sektörün nabzını tutmaya devam etmektedir.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-8 wp-block-paragraph">Yayın Kurulumuzun özenle hazırladığı bu sayının, mesleki dayanışmayı güçlendirmekle kalmayıp, bilgi ve deneyim paylaşımına da katkı sunacağına inanıyoruz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-9 wp-block-paragraph">Bu vesileyle, emeği geçen tüm meslektaşlarımıza ve katkı diğer yazarlarımıza teşekkür eder, yeni sayımızın siz değerli okuyucularımız için faydalı olmasını dileriz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-10 wp-block-paragraph">Dayanışma, Birliktelik ve Gelişim ilkeleriyle çıktığımız bu yolda, 2026 yılı boyunca birlikte büyüdük, güçlendik ve önemli başarılara imza attık. Her birinizin katkısı ve özverisi, Derneğimizi bugün bulunduğu güçlü konuma taşıdı.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-11 wp-block-paragraph">“Seninle Daha Güçlüyüz” diyerek, 2027 yılında da dayanışmamızı daha da güçlendireceğimize, birlik ve beraberlik içinde hedeflerimize emin adımlarla ilerleyeceğimize olan inancımız tamdır. Hep birlikte, mesleğimizin ve Derneğimizin gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz.</p>



<p class="has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-12 wp-block-paragraph">Saygılarımızla,<br><strong>Ticaret Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışan Buluşlarının Ticari Sır Olarak Korunması: SMK M.116 Çerçevesinde Bir İnceleme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/calisan-buluslarinin-ticari-sir-olarak-korunmasi-smk-m-116-cercevesinde-bir-inceleme/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/calisan-buluslarinin-ticari-sir-olarak-korunmasi-smk-m-116-cercevesinde-bir-inceleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Alper Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:04:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışan Buluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Duty of Loyalty]]></category>
		<category><![CDATA[Employee Invention]]></category>
		<category><![CDATA[Haksız Rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[Makul Bedel]]></category>
		<category><![CDATA[Reasonable Remuneration]]></category>
		<category><![CDATA[Sadakat Borcu]]></category>
		<category><![CDATA[Ticari Sır]]></category>
		<category><![CDATA[Trade Secret]]></category>
		<category><![CDATA[Unfair Competition]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8766</guid>

					<description><![CDATA[Çalışan buluşları, iş ilişkisi çerçevesinde çalışanların teknik bilgi ve yaratıcılıklarını kullanarak geliştirdiği yeniliklerin hukuki statüsünü düzenleyen ve taraflar açısından önemli sonuçlar doğuran bir alandır. Türkiye'de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile hizmet ve serbest buluş ayrımı yapılarak mülkiyet hakları, bedel talepleri ve uyuşmazlık çözümleri sistematik bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu çalışma, söz konusu genel çerçeveyi kısaca özetledikten sonra ağırlıklı olarak işverenin buluşu patent yerine ticari sır olarak koruma tercihinin hukuki ve ekonomik sonuçlarına odaklanmaktadır. Ticari sırrın Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabet hükümleri, TRIPS Anlaşması ve karşılaştırmalı hukuktaki unsurları esas alınarak, SMK m.116 kapsamındaki tercih hakkının sınırları, çalışanın sadakat borcu, makul bedel hesaplaması ve sırrın ifşası hâlinde doğacak hukuki sonuçlar incelenmiştir. Yöntem olarak ilgili mevzuat, doktrin tartışmaları, yargı içtihatları ve kanunun lafzi yorumu kullanılmıştır. Bulgular, ticari sır korumasının işveren için yasal bir hak olduğunu, ancak bu tercihin bedel hesaplamasında ve koruma süresinin sınırlandırılmasında önemli belirsizlikler yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak, patent koruma süresinin (20 yıl) azami sınır olarak kıyasen uygulanması ve sözleşmesel mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÇALIŞAN BULUŞLARININ TİCARİ SIR OLARAK KORUNMASI: SMK M.116 ÇERÇEVESİNDE BİR İNCELEME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışan buluşları, iş ilişkisi çerçevesinde çalışanların teknik bilgi ve yaratıcılıklarını kullanarak geliştirdiği yeniliklerin hukuki statüsünü düzenleyen ve taraflar açısından önemli sonuçlar doğuran bir alandır. Türkiye&#8217;de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile hizmet ve serbest buluş ayrımı yapılarak mülkiyet hakları, bedel talepleri ve uyuşmazlık çözümleri sistematik bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu çalışma, söz konusu genel çerçeveyi kısaca özetledikten sonra ağırlıklı olarak işverenin buluşu patent yerine ticari sır olarak koruma tercihinin hukuki ve ekonomik sonuçlarına odaklanmaktadır. Ticari sırrın Türk Ticaret Kanunu&#8217;ndaki haksız rekabet hükümleri, TRIPS Anlaşması ve karşılaştırmalı hukuktaki unsurları esas alınarak, SMK m.116 kapsamındaki tercih hakkının sınırları, çalışanın sadakat borcu, makul bedel hesaplaması ve sırrın ifşası hâlinde doğacak hukuki sonuçlar incelenmiştir. Yöntem olarak ilgili mevzuat, doktrin tartışmaları, yargı içtihatları ve kanunun lafzi yorumu kullanılmıştır. Bulgular, ticari sır korumasının işveren için yasal bir hak olduğunu, ancak bu tercihin bedel hesaplamasında ve koruma süresinin sınırlandırılmasında önemli belirsizlikler yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak, patent koruma süresinin (20 yıl) azami sınır olarak kıyasen uygulanması ve sözleşmesel mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Çalışan Buluşu, Ticari Sır, Haksız Rekabet, Sadakat Borcu, Makul Bedel.<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>THE PROTECTION OF EMPLOYEE INVENTIONS AS TRADE SECRETS: AN ANALYSIS WITHIN THE FRAMEWORK OF ARTICLE 116 OF THE IPL</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Employee inventions represent a field that regulates the legal status of innovations developed by employees within an employment relationship, producing significant consequences for both parties. In Turkey, the Industrial Property Law No. 6769 (IPL) establishes a systematic framework by distinguishing between service and free inventions and by regulating ownership rights, remuneration claims, and dispute resolution. After briefly summarising this general framework, this study focuses mainly on the legal and economic consequences of an employer&#8217;s choice to protect an invention as a trade secret rather than through a patent. Building on the elements of trade secrets derived from the unfair competition provisions of the Turkish Commercial Code, the TRIPS Agreement, and comparative law, the study examines the limits of the employer&#8217;s option under Article 116 of the IPL, the employee&#8217;s duty of loyalty, the calculation of reasonable remuneration, and the legal consequences of disclosure of the secret. The methodology relies on relevant legislation, doctrinal discussions, case law, and a literal interpretation of the statute. The findings indicate that while trade secret protection is a legal right of the employer, this choice creates significant uncertainty regarding the calculation of remuneration and the limitation of the protection period. It is concluded that the 20-year patent protection period should be applied by analogy as a maximum limit, and that clearer contractual mechanisms are needed.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Employee Invention, Trade Secret, Unfair Competition, Duty of Loyalty, Reasonable Remuneration.<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya genelinde ve Türkiye&#8217;de işletmeler, rekabet avantajı elde etmek amacıyla Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerine büyük önem vermektedir. Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan buluşlar genellikle patent veya faydalı model gibi sınai mülkiyet haklarıyla korunmaktadır. Ancak bu buluşların gerçek kişiler, yani çalışanlar tarafından geliştirilmesi, mülkiyetin kime ait olacağı ve mali hakların nasıl paylaşılacağı sorularını beraberinde getirmektedir. Türkiye&#8217;de bu konu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik (ÇBY) ile düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun, kural olarak işverenin hizmet buluşu için patent başvurusu yapmasını öngörse de işletmeler stratejik nedenlerle buluşu kamuya açıklamak yerine “ticari sır” olarak saklamayı tercih edebilmektedir. İşverenin bu tercihi, bir yandan buluşun rakiplerden gizli tutulmasını sağlarken diğer yandan çalışanın buluş üzerindeki isim hakkını ve bedel alacağını doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada, çalışan buluşlarının genel hukuki rejimi kısaca özetlendikten sonra, çalışmanın asıl ağırlık noktasını oluşturan ticari sır olarak koruma meselesi; ticari sırrın hukuki niteliği, çalışanın sadakat borcu, bedel hesaplaması, koruma süresi ve sırrın ifşası ihtimalinde doğacak sonuçlar bakımından derinlemesine incelenecektir.<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÇALIŞAN BULUŞLARI KAVRAMI VE HUKUKİ ÇERÇEVE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>I. Buluş ve Çalışan Kavramları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), buluşu doğrudan tanımlamak yerine patent verilebilirlik şartları olan yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik (SMK m.82) kriterlerini belirlemiştir. Çalışan ise SMK m.2/d uyarınca, özel hukuk sözleşmesi ya da benzeri bir hukuki ilişki çerçevesinde işverenin belirlediği belirli bir işi ona karşı kişisel bir bağımlılık içinde yerine getirmekle yükümlü olan kişiler ile kamu görevlileri olarak tanımlanmıştır. Bu geniş tanım, stajyerleri, öğrencileri ve kamu görevlilerini de kapsamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>II. Hizmet Buluşları ve Serbest Buluşlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SMK m.113/1 uyarınca hizmet buluşu, çalışanın işletmede yükümlü olduğu faaliyet gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı buluşlardır. Bu buluşlar, çalışanın iş görme borcu ile buluş arasında maddi bir bağ bulunduğunu gösterir. Serbest buluşlar ise, hizmet buluşu tanımının dışında kalan, çalışanın işverenin kaynaklarına veya görev tanımına bağlı kalmaksızın geliştirdiği bağımsız buluşlardır (SMK m.113/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hizmet buluşlarında işverenin buluş üzerinde tam veya kısmi hak talep etme yetkisi bulunurken, çalışanın da bu buluş karşılığında makul bir bedel talep etme hakkı güvence altına alınmıştır. Buluşun niteliği ne olursa olsun, çalışanın yazılı bildirim yükümlülüğü (SMK m.114) sistemin işlemesi için temel şarttır.<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÇALIŞAN BULUŞLARININ TİCARİ SIR OLARAK KORUNMASI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>I. Ticari Sır Kavramının Hukuki Çerçevesi ve Unsurları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SMK, hizmet buluşunun ticari sır olarak korunmasına imkân tanısa da “ticari sır” kavramını bizzat tanımlamamaktadır. Bu boşluk, Türk hukukunda ticari sır korumasının temel dayanağı olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun (TTK) haksız rekabete ilişkin hükümleri ve Türkiye&#8217;nin taraf olduğu Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) çerçevesinde doldurulmaktadır. TTK m.54, dürüstlük kuralına aykırı ve aldatıcı davranışları haksız rekabet olarak nitelendirirken, TTK m.55/1-d özel olarak üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesini ve ifşasını haksız rekabet hâllerinden biri saymaktadır (BOZKURT YÜKSEL, 2018: s.148).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doktrinde ve yargı kararlarında, TRIPS ölçütleri esas alınarak bir bilginin ticari sır sayılabilmesi için üç unsurun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır: (i) bilginin ilgili sektördeki uzmanlarca kolayca bilinir veya erişilir nitelikte olmaması, (ii) gizli kalması sebebiyle sahibine ekonomik bir üstünlük sağlaması ve (iii) sahibinin bu gizliliği korumak için somut ve makul önlemler almış olması (BOZKURT YÜKSEL, 2018: s.150). Bu üçlü test, hem yerleşik yargı içtihadında hem de yakın tarihte kamuoyu görüşüne açılan Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı&#8217;nda da esas alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışan buluşları bakımından bu tanımın önemi büyüktür. Zira bir hizmet buluşunun ticari sır sayılabilmesi için yalnızca işverenin onu gizli tutma iradesi yeterli olmayıp, buluşun objektif olarak gizli nitelikte olması ve işverenin bu gizliliği korumak için erişim kısıtlaması, gizlilik sözleşmeleri gibi somut tedbirler alması da gerekmektedir. Aksi hâlde buluş üzerinde hukuken korunabilir bir ticari sırdan söz edilemeyecek, dolayısıyla işverenin SMK m.116/2 kapsamında başvurudan kaçınma imkânından yararlanması da tartışmalı hâle gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>II. SMK M.116 Çerçevesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SMK m.116/1, kural olarak tam hak talep eden işverene, hizmet buluşu için ulusal patent veya faydalı model başvurusu yapma yükümlülüğü yüklemektedir. Patent sistemi, buluşun tescili karşılığında sahibine 20 yıl süreyle inhisari bir kullanım hakkı tanımakta, ancak bunun karşılığında buluşun teknik içeriğinin tarifname yoluyla kamuya açıklanmasını şart koşmaktadır. Özellikle tersine mühendislikle çözülmesi güç üretim yöntemlerine ilişkin buluşlarda işverenler, açıklama yükümlülüğünden kaçınmak ve patentin sağladığı 20 yıllık sürenin ötesinde fiilî bir koruma elde etmek amacıyla başvurudan imtina ederek buluşu ticari sır olarak saklamayı tercih edebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun koyucu, SMK m.116/2 hükmüyle bu yönelimi “işletme menfaatleri gerektiriyorsa başvurudan kaçınılabileceği” şeklinde açık bir istisna olarak düzenlemiştir. Öğretide isabetle vurgulandığı üzere, buradaki “işletme menfaati” kavramı, yukarıda I no&#8217;lu başlıkta açıklanan ticari sır unsurlarıyla örtüşmektedir. Zira işletmenin rakiplerinden gizlemek istediği ve ekonomik değer taşıyan bilgiler, tam olarak ticari sır tanımına giren bilgilerdir. Bu bakımdan SMK m.116/2, işverene tanınan bağımsız bir tercih hakkından ziyade, ticari sır niteliğindeki buluşlar bakımından zaten var olan fiilî durumun kanunla tanınmasından ibarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>III. Çalışanın Sadakat Borcu ve Sır Saklama Yükümlülüğü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşverenin buluşu ticari sır olarak koruyabilmesi, yalnızca kendi tedbirleriyle değil, çalışanın da bu gizliliğe saygı göstermesiyle mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.396 uyarınca işçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli özeni göstermek ve sadakatle davranmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, işverene ait üretim ve iş sırlarının üçüncü kişilere açıklanmamasını da kapsamaktadır. Sadakat borcunun kapsamı, hizmet buluşunu bizzat gerçekleştiren çalışan bakımından özel bir önem taşır; zira buluşun teknik detaylarına en yakın ve en fazla bilgiye sahip kişi genellikle buluşu yapan çalışanın kendisidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sır saklama yükümlülüğünün iş ilişkisi sona erdikten sonra da devam edip etmeyeceği tartışmalıdır. Kural olarak, TBK&#8217;da düzenlenen sadakat borcu iş sözleşmesiyle birlikte sona erer ancak ticari sır niteliğindeki bilgiler bakımından işverenin menfaati, ilişki sona erdikten sonra da sürebilir. Bu ihtiyaç, uygulamada tarafların TBK m.444 vd. hükümlerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmeleriyle birlikte, ayrıca ve açıkça gizlilik yükümlülüğü öngören sözleşme hükümleri kararlaştırmasını gerekli kılmaktadır. Çalışan buluşları özelinde, işverenin ticari sır tercihini işlevsel kılabilmesi için, buluşu gerçekleştiren çalışanla bu yönde yazılı ve kapsamı net bir gizlilik taahhüdü imzalanması önerilmektedir; aksi takdirde sırrın korunması, çalışanın iyi niyetine bağlı, hukuken zayıf bir zemine dayanmış olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>IV. Ticari Sır Uygulamasının Çalışanın Haklarına Etkisi ve Bedel Sorunu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşverenin buluşu ticari sır olarak tutması, çalışanın iki temel hakkını doğrudan etkiler: buluşçu olarak adının belirtilmesi (manevi hak) ve makul bedel alacağı (mali hak). Buluş patent siciline kaydedilmediğinden, çalışan mesleki itibar ve tanınırlık bakımından bir nevi gizli kalmaya mahkûm edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SMK m.116/1, ticari sır tercihinden doğabilecek mağduriyeti telafi etmek amacıyla, başvurudan kaçınılması hâlinde buluş için ödenecek bedelin hesaplanmasında, patent alınmamasından kaynaklanan çalışan aleyhine muhtemel ekonomik kayıpların göz önünde tutulacağını öngörmüştür. Bu düzenleme, çalışanın patentin tescil edilmemesi nedeniyle yaşayacağı itibar kaybını ve muhtemel lisans ya da devir gelirlerinden mahrumiyetini telafi etmeyi amaçlamaktadır. İşveren, buluşu ticari sır olarak kullanarak rekabet avantajı ve ekonomik fayda sağladığı sürece, çalışanına ÇBY m.7/1 uyarınca makul bedel ödemekle yükümlüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, patent koruması 20 yılla sınırlıyken ticari sırrın süresi teorik olarak belirsizdir. ÇBY m.23/1, bedel hesaplamasında esas alınacak sürenin <em>“patent hakkının koruma süresi”</em> olduğunu belirtmekte ancak buluşun ticari sır olarak değerlendirildiği hâllere ilişkin açık bir hüküm içermemektedir. Bu mevzuat boşluğu, uygulamada iki farklı yorumu mümkün kılmaktadır: bedel yükümlülüğünün sırrın fiilen kullanıldığı süre boyunca, potansiyel olarak süresiz devam etmesi ya da patent koruma süresinin (20 yıl) kıyasen azami sınır olarak uygulanması. Hakkaniyet ilkesi ve işverenin sonsuz bir borç ilişkisi altında kalmaması gerekliliği dikkate alındığında, ikinci görüşün, yani 20 yıllık sürenin azami sınır olarak kıyasen uygulanmasının, SMK&#8217;nın sistematiğine daha uygun düştüğü değerlendirilmektedir ancak bu çözümün açık bir yasal düzenleme veya yerleşik içtihatla desteklenmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>V. Karşılaştırmalı Hukuka Kısa Bir Bakış</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk hukukundaki bu belirsizlik, karşılaştırmalı hukuktaki gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılmaktadır. Avrupa Birliği&#8217;nde 2016/943 sayılı Direktif, ticari sırrın gizlilik, ticari değer ve makul koruma tedbirleri unsurlarını içeren üçlü bir tanımını benimsemiş, ticari sırra ilişkin ihtiyati tedbir mekanizmaları ve zararın giderilmesine ilişkin standartları üye devletler için ortak bir çerçeveye bağlamıştır (SULU, 2026: s.120). Direktif, işçi-işveren ilişkisinde ticari sır korumasının, işçinin bilgi ve deneyimini serbestçe kullanma hakkını sınırlamaması gerektiğine de vurgu yapmaktadır. Bu husus, Türk hukukunda çalışanın sadakat borcu ile mesleki hareket serbestisi arasındaki dengenin kurulmasında yol gösterici olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan hukukunda ise federal düzeyde kabul edilen ticari sır mevzuatı, ticari sırrın izinsiz kullanımına karşı hem hukuki hem de cezai yaptırımlar öngörmekte ve işgücü hareketliliğinin yüksek olduğu teknoloji sektöründe çalışan buluşlarının ticari sır olarak korunmasına ilişkin zengin bir içtihat birikimi bulunmaktadır. Bu karşılaştırma, Türk hukukunda çalışan buluşlarının ticari sır olarak korunmasına ilişkin somut ve öngörülebilir standartların henüz yeterince gelişmediğini, buna karşılık bedel hesaplaması, süre sınırlaması ve sır saklama yükümlülüğünün kapsamı gibi konularda karşılaştırmalı hukuktan yararlanılabilecek zengin bir birikim bulunduğunu göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>VI. Sırrın İfşası Durumunda Hukuki Durum</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşverenin ticari sır olarak koruduğu hizmet buluşu, üçüncü kişiler tarafından bağımsız olarak keşfedilip patentlenirse veya sır herhangi bir şekilde ifşa olursa, işverenin buluş üzerindeki fiilî tekel konumu sarsılır. Bu ihtimalde çalışanın bedel hakkının akıbeti tartışmalıdır. Sırrın ifşasında çalışanın kusuru bulunmuyorsa ve işveren sırrın korunduğu dönemde ekonomik bir menfaat elde etmişse, çalışanın ifşa tarihine kadar olan bedel alacağının korunması hakkaniyete uygun düşer. Buna karşılık, sırrın ifşasında çalışanın TBK m.396 kapsamındaki sadakat borcuna aykırı bir kusuru varsa, işverenin hem bedel ödeme yükümlülüğünün kapsamı hem de çalışana karşı tazminat talep etme hakkı ayrıca değerlendirilmelidir. Mahkeme veya Türk Patent ve Marka Kurumu, buluşun tescil edilebilirlik vasfının bulunmadığına karar vermedikçe, ticari sır statüsündeki buluşun fiilî kullanımı devam ettiği sürece işverenin bedel ödeme borcunun devam etmesi gerektiği kabul edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>VII. Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmanın önceki başlıklarında ortaya konan mevzuat boşluğu, Türk hukuk sisteminde son dönemde gündeme gelen bir gelişmeyle kısmen giderilme yolundadır. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk yarısında, ticari sırların korunmasına ilişkin dağınık mevzuat yapısını TRIPS Anlaşması ve 2016/943 sayılı AB Direktifi ile uyumlu, müstakil bir çerçeveye kavuşturmayı amaçlayan bir kanun taslağını kamuoyu görüşüne açmıştır. Taslak, ticari sırrın gizlilik, ticari değer ve makul koruma tedbiri unsurlarından oluşan üçlü bir tanımını benimsemekte ve ihlal hâllerinde hem hukuki hem de cezai yaptırımlar öngörmektedir. Bu düzenlemenin yürürlüğe girmesi hâlinde, çalışan buluşlarının ticari sır olarak korunmasına ilişkin SMK m.116&#8217;daki genel ifadelerin, ticari sırra özgü müstakil bir kanunla desteklenerek daha somut bir zemine oturması beklenmektedir. <strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan çalışan buluşlarının hukuki statüsü hem işletmelerin yenilik kapasitesini hem de çalışanların emeklerinin karşılığını almasını doğrudan etkiler. SMK ve ÇBY, bu dengeyi sağlamak üzere hizmet buluşu ve serbest buluş ayrımını, bildirim yükümlülüklerini ve makul bedel mekanizmasını kurmuştur. Ancak işverenin buluşu patentlemek yerine ticari sır olarak korumayı tercih ettiği durumlarda sistemde önemli belirsizlikler ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmada ortaya konduğu üzere, ticari sır kavramının Türk hukukunda özerk bir tanımının bulunmaması, bu tercihin SMK m.116/2 kapsamındaki sınırlarının TTK&#8217;nın haksız rekabet hükümlerinden ve TRIPS ölçütlerinden hareketle belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanun koyucu işverene işletme menfaatleri doğrultusunda ticari sır koruması seçme hakkı tanımış, ancak bu tercihin çalışanın bedel alacağına yansımasını “muhtemel ekonomik kayıpların dikkate alınması” gibi genel ifadelerle geçiştirmiştir. Ticari sır durumunda, patent korumasındaki net 20 yıllık süre bulunmadığından, bedel ödeme yükümlülüğünün süresi ve sınırları uygulamada ihtilafa açıktır. Çalışanın sadakat borcunun iş ilişkisi sona erdikten sonraki kapsamı da benzer bir belirsizlik taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sorunların aşılması için, işletmelerin çalışan buluşu prosedürlerini belirlerken ticari sır ihtimalini de kapsayacak net iş sözleşmeleri ve gizlilik taahhütnameleri hazırlamaları, bedel hesaplama kıstaslarını somutlaştırmaları gerekmektedir. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı, bu yöndeki eksiklikleri giderme potansiyeli taşımakla birlikte, çalışan buluşlarına özgü bedel ve süre sorunlarının SMK ve ÇBY&#8217;de ayrıca netleştirilmesi, Türkiye&#8217;nin Ar-Ge ekosisteminin hukuki güvenliğini ve küresel rekabet gücünü artıracaktır.<strong><br></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">(BOZBEL, 2015) BOZBEL, Savaş. (2015). Fikri Mülkiyet Hukuku, (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(BOZKURT YÜKSEL, 2018) BOZKURT YÜKSEL, Armağan Ebru. (2018), “Ticari Sırların Dijital Ortamda Korunması”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi. Sayı 33, 143-192.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(CANBOLAT, 2007) CANBOLAT, Talat. (2007). İşçi Buluşları, (1. Baskı). İstanbul: Beta Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(DEMİRCİOĞLU ve BALSEVER, Yıl Belirtilmemiş) DEMİRCİOĞLU, Murat ve BALSEVER, Sergül. (Yıl Belirtilmemiş), “Sınai Mülkiyet Kanunu Uyarınca Özel Hukuk İlişkisi İçinde Olan Çalışanların Buluşları”, Sicil İş Hukuku Dergisi. Sayı 40, 22-31.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(GÜLEŞÇİ, 2012) GÜLEŞÇİ, Yusuf. (2012), “551 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Açısından İşçi Buluşları ve İşçi Buluşları Açısından Dikkate Alınacak İlkeler”, MÜHFD. Sayı 2, 153-176.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(KARASU vd., 2019) KARASU, Rauf, SULUK, Cahit ve NAL, Temel. (2019). Fikri Mülkiyet Hukuku, (3. Baskı). Ankara: Seçkin Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(KOÇAK, Yıl Belirtilmemiş) KOÇAK, Hakan. (Yıl Belirtilmemiş), “Türk Patent Hukuku Açısından Çalışan Buluşlarında Hak Sahipliği ve Çalışanın Bedel Hakkı”, HHFD. Sayı 2, 489-532.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(KÜÇÜKALİ vd., 2019) KÜÇÜKALİ, Canan, HAVUTCU, Ayşe ve ÖZTÜRK, Bahri. (2019), “Çalışan Buluşları”, Terazi Hukuk Dergisi. Cilt 14, 759-774.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(ORTAN, 1987) ORTAN, Ali Necip. (1987). İşçi Buluşları Hukuku, (1. Baskı). İzmir: DEÜ Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(ÖZDEMİR UZUN, 2023) ÖZDEMİR UZUN, Güleda. (2023). İşçi Buluşları, (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(ÖZSOY, 2020) ÖZSOY, Mehmet Akif. (2020). Özel Hukuk İlişkisine Dayalı Olarak Çalışanların Buluşları, (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(SULU, 2026) SULU, Muhammed. (2026), “Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Avrupa Birliği Direktifi Çevirisi”, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. Sayı 1, 117-141.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(SULUK, 2020) SULUK, Cahit. (2020). Çalışan Buluşları Hukuku, (2. Baskı). Ankara: Seçkin Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(SÜZEK, 2019) SÜZEK, Sarper. (2019). İş Hukuku, (18. Baskı). İstanbul: Beta Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(SÜZEK, 2014) SÜZEK, Sarper. (2014), “Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş Akdinin Geçersizliği”, MÜHAD. Sayı 1, 123-141.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(TEKİNALP vd., 2019) TEKİNALP, Ünal, POROY, Reha ve ÇAMOĞLU, Ersin. (2019). Ortaklıklar Hukuku I, (14. Baskı). İstanbul: Seçkin Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(TEKİNALP, 2012) TEKİNALP, Ünal. (2012). Fikri Mülkiyet Hukuku, (4. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(E-kaynak: https://icticaret.ticaret.gov.tr/duyurular/ticari-sirlarin-korunmasi-hakkinda-kanun-taslaginin-goruse-acilmasi Erişim Tarihi: 03/07/2026)</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/calisan-buluslarinin-ticari-sir-olarak-korunmasi-smk-m-116-cercevesinde-bir-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Yolcu Beraberi Eşyanın Gümrük İşlemleri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/turkiyede-yolcu-beraberi-esyanin-gumruk-islemleri/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/turkiyede-yolcu-beraberi-esyanin-gumruk-islemleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Burak Tüfenk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:03:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Exemption]]></category>
		<category><![CDATA[Flat-Rate Tax]]></category>
		<category><![CDATA[Gift Goods]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Muafiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hediyelik Eşya]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Hudut Kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Eşya]]></category>
		<category><![CDATA[Land Border Crossing]]></category>
		<category><![CDATA[Passenger-Accompanied Goods]]></category>
		<category><![CDATA[Personal Goods]]></category>
		<category><![CDATA[Tek ve Maktu Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Yolcu Beraberi Eşya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8751</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET Yolcu beraberi eşya, uluslararası yolcu hareketliliğinin artmasıyla birlikte gümrük idarelerinin rutin operasyonlarında giderek artan bir öneme sahip hâle gelmiştir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8751" class="elementor elementor-8751">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-4180b9d1 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="4180b9d1" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5264bf28" data-id="5264bf28" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-10de6b8c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="10de6b8c" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberi eşya, uluslararası yolcu hareketliliğinin artmasıyla birlikte gümrük idarelerinin rutin operasyonlarında giderek artan bir öneme sahip hâle gelmiştir. Türkiye&#8217;de yolcu beraberi eşyaya uygulanan gümrük muafiyetleri ve vergilendirme usulleri; 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve çeşitli tebliğ ile genelgelerden oluşan çok katmanlı bir normatif yapı çerçevesinde düzenlenmektedir. Söz konusu normatif yapı; kişisel eşya muafiyeti, hediyelik eşya muafiyeti, tek ve maktu vergi uygulaması ve normal ithalat vergileri olmak üzere dört kademeli bir sistem öngörmektedir. Bu çalışmada, yolcu beraberi eşya rejimine ilişkin mevzuat çerçevesi sistematik biçimde ortaya konulmakta; her bir muafiyet türünün kapsamı, sınırları ve uygulama esasları ile vergilendirme usulleri, cep telefonu özel rejimi, elektronik cihazlarda bandrol ücreti, gıda ve canlı hayvan girişine ilişkin kısıtlamalar ve kara hudut kapılarına özgü düzenlemeler ayrıntılı olarak incelenmektedir. Çalışma ayrıca, rejimin çok kaynaklı, kademeli ve profil duyarlı yapısını genel bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Yolcu Beraberi Eşya, Gümrük Muafiyeti, Kişisel Eşya, Hediyelik Eşya, Tek ve Maktu Vergi, Kara Hudut Kapısı</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Passenger-accompanied goods have gained increasing significance in the routine operations of customs administrations in parallel with the growth in international passenger mobility. In Türkiye, customs exemptions and taxation procedures applicable to passenger-accompanied goods are regulated through a multi-layered normative framework comprising the Customs Law No. 4458, the Council of Ministers Decree No. 2009/15481, the Fees Law No. 492, and various communiqués and circulars. This framework envisages a four-tiered system consisting of personal goods exemption, gift goods exemption, flat-rate taxation, and standard import duties. This study systematically presents the legislative framework governing the passenger-accompanied goods regime and provides a detailed analysis of the scope, limits, and application principles of each exemption category, as well as the taxation procedures, the special regime for mobile phones, the broadcast fee for electronic devices, restrictions on food and live animal entry, and the specific regulations applicable to land border crossings. The study also provides an overall assessment of the multi-sourced, tiered, and profile-sensitive structure of the regime.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Passenger-Accompanied Goods, Customs Exemption, Personal Goods, Gift Goods, Flat-Rate Tax, Land Border Crossing</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1. GİRİŞ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası yolcu hareketliliği, küreselleşme sürecinin derinleşmesi ve havayolu taşımacılığının yaygınlaşmasıyla birlikte kayda değer biçimde artmıştır. Bu artış, sınır ötesi bireysel alışverişin hacmini genişletmiş; yolcuların beraberlerinde getirdikleri eşyaya uygulanan gümrük işlemleri hem vatandaşlar hem de gümrük idareleri açısından sürekli operasyonel öneme sahip bir alan hâline gelmiştir. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla hem havayolu hem de karayolu ile yoğun yolcu trafiğine ev sahipliği yapmakta; bu durum yolcu beraberi eşya rejimine ilişkin mevzuatın etkin biçimde uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;de yolcu beraberi eşya rejimi, birden fazla normatif düzenlemenin birlikte uygulanmasıyla şekillenmektedir. 4458 sayılı Gümrük Kanunu&#8217;nun 167. maddesi muafiyet çerçevesini belirlemekte; 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı bu çerçevenin uygulama esaslarını düzenlemekte; 492 sayılı Harçlar Kanunu cep telefonu kullanım izin harcını, 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu ise elektronik cihazlara ilişkin bandrol ücretini düzenlemektedir. Bunlara ek olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı tebliğleri gıda ve canlı hayvan girişine ilişkin kuralları belirlemekte; gümrük idaresince yayımlanan 2011/39 ve 2014/2 sayılı genelgeler ise uygulamanın ayrıntılarını açıklamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmanın amacı, farklı normatif kaynaklara yayılmış olan yolcu beraberi eşya düzenlemelerini sistematik biçimde bir araya getirerek rejimin bütünlüklü bir incelemesini sunmaktır. Bu doğrultuda, öncelikle mevzuat çerçevesi ve temel kavramlar ortaya konulmakta; ardından kişisel eşya muafiyeti, hediyelik eşya muafiyeti, vergilendirme usulü, cep telefonu özel rejimi, elektronik cihazlarda bandrol ücreti, gıda ve canlı hayvan girişine ilişkin kısıtlamalar, kara hudut kapılarına özgü düzenlemeler ile beyan yükümlülüğü ve yaptırımlar ayrıntılı olarak incelenmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2. MEVZUAT ÇERÇEVESİ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberi eşya rejimi, normlar hiyerarşisi içinde farklı kademelerde yer alan birden fazla düzenlemenin birlikte uygulanmasıyla işlemektedir. Bu çok katmanlı yapının doğru anlaşılabilmesi için her bir normatif kaynağın kapsamının ve diğer kaynaklarla ilişkisinin ortaya konması gerekmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">4458 sayılı Gümrük Kanunu, Türkiye&#8217;deki tüm gümrük işlemlerinin temel yasal çerçevesini oluşturmaktadır. Kanun&#8217;un 167. maddesi, serbest dolaşıma sokulacak eşyaya ilişkin muafiyet hükümlerini düzenlemekte olup yolcu beraberi eşya muafiyetinin hukuki dayanağını teşkil etmektedir. Maddenin son fıkrası, Cumhurbaşkanına geniş kapsamlı bir düzenleme yetkisi tanımaktadır: muafiyet kapsamındaki eşyayı tanımlama, bunların cins, nevi ve miktarlarını belirleme, muafiyet ve istisna uygulanacak tutarları sıfıra kadar indirme veya iki katına kadar çıkarma ve tek ve maktu bir tarife uygulama. Bu yetki devri, rejimin ayrıntılarının kanun düzeyinde değil yürütme işlemleriyle belirlenmesinin hukuki temelini oluşturmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.2. 2009/15481 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Kanunu&#8217;nun 167. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, yolcu beraberi eşya rejiminin uygulama esaslarını belirleyen temel düzenleyici işlemdir. Kararın Üçüncü Bölümü bu rejime ilişkin hükümleri içermektedir: 58. madde kişisel eşya muafiyetini, 59. madde yolcu beraberi eşya muafiyetini ve kara hudut kapısı düzenlemelerini, 60. madde eşya miktarı sınırlamalarını, 61. madde hediyelik eşya limitini, 62. madde vergileri ödenmek suretiyle serbest dolaşıma sokulacak eşyayı, 63. madde muafiyet limitlerinin aşılması hâlindeki vergilendirme usulünü, 64. madde ise gümrük kapılarında bulunan mağazalardan satın alınan eşyaya ilişkin muafiyeti düzenlemektedir. Kararın ekinde yer alan Ek-9 sayılı liste, yolcu beraberi kişisel eşyanın tür ve miktarlarını tek tek belirlemektedir. Görüldüğü üzere, rejimin somut içeriği büyük ölçüde Kanun düzeyinde değil bu Karar düzeyinde şekillenmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.3. Genelgeler</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idaresince yayımlanan genelgeler, mevzuatın uygulama ayrıntılarını açıklayan düzenleyici işlemlerdir. 2011/39 sayılı Genelge temel uygulama esaslarını belirlemekte; 2014/2 sayılı Genelge ise yolcu beraberi eşya muafiyetinin hangi hâllerde nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılı açıklamalar içermektedir. Genelgeler, normlar hiyerarşisinde kanun ve yürütme kararlarının altında yer almakla birlikte, uygulamada gümrük personelinin işlemlerini doğrudan yönlendirmesi bakımından fiilî bağlayıcılık taşımaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.4. Tamamlayıcı Mevzuat</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberi eşya rejiminin bütünlüklü bir biçimde anlaşılabilmesi için, yukarıda ele alınan temel düzenlemelere ek olarak birden fazla normatif kaynağın daha dikkate alınması gerekmektedir. 492 sayılı Harçlar Kanunu&#8217;nun 8 sayılı tarifesine 6322 sayılı Kanun ile eklenen bölüm, yolcu beraberinde getirilen cep telefonları için kullanım izin harcını düzenlemektedir. 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu ve buna dayanan 1841 ile 11065 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları, elektronik cihazlara ilişkin bandrol ücretini belirlemektedir. Tarım ve Orman Bakanlığının 2012/11 sayılı Tebliği, hayvansal ürünlerin kişisel sevkiyatına ilişkin kuralları düzenlemekte; Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliği ise gümrük kapılarındaki mağazalardan yapılan alışverişlere ilişkin çerçeveyi ortaya koymaktadır. Bu düzenlemelerin her biri rejimin farklı bir boyutunu tamamlamakta olup bütüncül biçimde gözetilmeleri gerekmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3. TEMEL KAVRAMLAR</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.1. Yolcu Tanımı</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">2009/15481 sayılı Kararın 59. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde yolcu; ticaret, memuriyet, tahsil, ziyaret, tedavi veya turizm gibi herhangi bir amaçla kısa veya uzun bir süre kalmak üzere yabancı bir ülkeden karayolu, demiryolu, deniz veya havayollarından biriyle Türkiye Gümrük Bölgesine gelen, yurt dışında oturan Türk vatandaşları ve yabancılar ile herhangi bir amaçla gittikleri yabancı ülkeden kesin veya geçici olarak dönen, Türkiye&#8217;de oturan Türk vatandaşları ve yabancılar olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, yolcunun vatandaşlık durumundan bağımsız olarak ikamet yerine göre belirlenmesi bakımından geniş kapsamlıdır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.2. Yolcu Sayılmayanlar</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Nakil vasıtaları sürücüleri ve hizmetlileri mevzuat kapsamında yolcu sayılmamaktadır; dolayısıyla yolcu beraberi eşya muafiyetinden yararlandırılmamaktadır. Ancak bu kişiler, Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliği&#8217;nin 11. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, yolcu girişi yapılan sınır kapılarında açılan gümrüksüz satış mağazalarından sınırlı miktarda alışveriş yapabilmektedir: 1 karton sigara, en fazla 1 litrelik 1 adet alkollü içki, en fazla 120 ml&#8217;lik 1 adet parfüm ve 1 adet kozmetik ürün ile en fazla 1 kilogram çikolata veya şekerden mamul yiyecek satın alabilmektedirler. Kara hudut kapısından diğer ülkelere çıkış yapan nakil vasıtası sürücü ve hizmetlileri, dönüşlerinde bu alışveriş haklarını ayda en fazla 10 defa kullanabilmektedir.<a id="_ftnref1" href="#_ftn1">[1]</a> Bu düzenlemenin hukuki niteliği dikkat çekicidir: yolcu beraberi eşya rejiminin kapsamı dışında tutulan bu kişilere, ayrı bir düzenleyici işlem aracılığıyla sınırlı bir hak tanınmıştır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.3. Yolcu Beraberi Eşya Kavramı</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberi eşya, yolcunun beraberinde getirdiği, ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyadır. Bu tanımdaki &#8220;ticari miktar ve mahiyet&#8221; ölçütü, eşyanın niteliği, miktarı ve kullanım amacı gibi unsurlar çerçevesinde gümrük idaresince değerlendirilmektedir. Mevzuat bu ölçütün değerlendirmesine ilişkin somut kriterler belirlememekte; takdir yetkisi gümrük idaresine bırakılmaktadır. Bu durum, uygulamada eşyanın ticari nitelik taşıyıp taşımadığının her bir vaka özelinde değerlendirilmesini gerektirmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4. KİŞİSEL EŞYA MUAFİYETİ (EK-9 LİSTESİ)</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">2009/15481 sayılı Kararın 58. maddesi uyarınca, Karar eki Ek-9 sayılı listede yer alan kişisel eşyaya muafiyet tanınmaktadır. Liste, (A) ve (B) olmak üzere iki bölümden oluşmakta olup her bir bölümün kapsamı, getiriliş biçimi ve uygulanma koşulları farklılık göstermektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.1. (A) Bölümü: Tüketim Maddeleri</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Listenin (A) bölümünde yer alan eşya, yalnızca yolcu beraberinde getirilebilmekte; kargo veya posta yoluyla gönderilmesi mümkün bulunmamaktadır. Tütün ve tütün ürünlerinde muafiyet: 600 adet sigara, 100 adet sigarillo, 50 adet puro, 250 gram kıyılmış tütün ve 250 gram pipo tütünü ile sınırlandırılmıştır. Alkollü ürünlerde muafiyet: alkol derecesi %22’yi geçen içkiler için 1 litre, %22’yi geçmeyen içkiler için 2 litre olarak belirlenmiştir. Kararın 60. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tütün ve alkol muafiyetinden 18 yaşın altındaki yolcuların yararlanması mümkün değildir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kozmetik ürünlerde toplam 600 ml&#8217;yi aşmamak kaydıyla kolonya, parfüm, esans veya losyon ile 5 adet cilt bakım ürünü ve makyaj malzemesine muafiyet tanınmaktadır. Gıda ürünlerinde ise 1&#8217;er kilogram çay, çözülebilir hazır kahve, kahve, çikolata ve şekerden mamul yiyecek getirilebilmektedir. Çikolata ve şekerden mamul yiyecek bakımından Ek-9 listesindeki düzenleme gereği, bu iki kalem için tanınan toplam 2 kilogramlık hak yalnızca bir kalem için de kullanılabilmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.2. (B) Bölümü: Diğer Eşya</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Listenin (B) bölümünde yer alan eşya, (A) bölümünden farklı olarak yalnızca yolcu beraberinde değil, yolcunun gelişinden bir ay önce veya üç ay sonrasına kadar kargo veya posta yoluyla da gönderilebilmektedir. Bu bölüm; giyim ve yolculuk eşyası, elektronik ve dijital cihazlar (55 inç ekrana kadar bir adet televizyon, birer adet video kamera ve fotoğraf makinesi, bir adet GPS, bir adet dizüstü bilgisayar veya PC, bir adet radyo veya radyo-teyp, bir adet GSM cep telefonu ve benzeri cihazlar), müzik aletleri, spor ve oyun aletleri, sağlık cihazları, mutfak eşyası, bisiklet, ütü, el dürbünü ve evcil hayvanları kapsamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Cep telefonu bakımından özel bir sınırlama bulunmaktadır: yabancı misyon mensupları hariç olmak üzere, yolcunun kimlik numarasına kayıtlı hatlarla kullanılmak şartıyla üç takvim yılında yalnızca 1 adet cep telefonu getirilebilmektedir. Bu sınırlama, Ek-9 listesindeki diğer eşyadan farklı olarak takvim yılı bazında kümülatif bir takip gerektirmektedir. Hac ve umreden gelen yolcuların hurma ve zemzem suyu da Ek-9 listesi kapsamında muafiyetten yararlanmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.3. Süre Uzatımı ve Kargo/Posta ile Gönderim</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">(B) bölümü kapsamındaki eşyanın kargo veya posta yoluyla gönderilmesi hâlinde, öngörülen süreler içinde gelmemesi durumunda, mücbir sebep ve beklenmeyen hâlden kaynaklandığının tespiti koşuluyla, Kararın 58. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Müdürlüğünce bir defayla sınırlı olmak üzere en fazla 6 aya kadar süre uzatımı yapılabilmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcunun yanında getiremediği ve kargo veya posta ile gönderdiği kişisel eşyasında ağırlık veya kıymet limiti uygulanmamakta; bu eşya için herhangi bir vergi tahsil edilmemektedir. Bu bağlamda belirtilmesi gereken bir ayrım bulunmaktadır: diplomatik eşya ve yolcu eşyası hariç olmak üzere posta ve hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşyada brüt 30 kilogram sınırı uygulanmaktadır.<a id="_ftnref2" href="#_ftn2">[2]</a> Söz konusu sınır, yolcu beraberi kişisel eşya gönderiminden bağımsız, genel bir posta/kargo düzenlemesidir. Her iki düzenlemenin kapsamlarının ve uygulama alanlarının karıştırılmaması önem taşımaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>5. HEDİYELİK EŞYA MUAFİYETİ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">2009/15481 sayılı Kararın 59. maddesinin birinci fıkrası uyarınca transit yolcular hariç olmak üzere, yolcu beraberinde getirilip serbest dolaşıma sokulan gayri ticari nitelikteki, kişisel ve ailevi kullanıma mahsus veya hediye edilmek üzere getirilen eşyaya muafiyet tanınmaktadır. Kararın 61. maddesi uyarınca muafiyet, her bir yolcu için toplam gerçek kıymeti 430 Avro&#8217;yu geçmeyen eşya için uygulanmakta; 15 yaşından küçük yolcular için ise bu tutar 150 Avro olarak belirlenmiştir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Transit yolcuların hediyelik eşya muafiyetinden hariç tutulması, bu yolcuların Türkiye Gümrük Bölgesinde kalıcı bir serbest dolaşıma giriş işlemi gerçekleştirmemesinin doğal bir yansımasıdır. Hediyelik eşya muafiyetinden yararlanamayan transit yolcunun, bu muafiyetin aşılması hâlinde devreye giren tek ve maktu vergi mekanizmasından da yararlanması mümkün değildir; zira tek ve maktu vergi, hediyelik eşya muafiyet limitinin üzerindeki kısım için öngörülmüş bir uygulamadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Mevzuat ayrıca, kişisel eşya ile hediyelik eşyanın getirilmesi hâlinde, aynı eşyanın gümrük kapılarındaki gümrüksüz satış mağazalarından da satın alınmasını engellemektedir. Bu düzenleme, muafiyetin mükerrer kullanımının önlenmesini amaçlamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>6. VERGİLENDİRME USULÜ</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>6.1. Tek ve Maktu Vergi Uygulaması</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">2009/15481 sayılı Kararın 62. maddesi uyarınca, Ek-9 listesi kapsamı dışında kalan eşyanın kıymeti 430 Avroluk (15 yaş altı yolcular için 150 Avroluk) hediyelik eşya muafiyet limitini aştığında, ticari miktar ve mahiyet arz etmemek ve toplam kıymeti 1.500 Avro’yu geçmemek şartıyla, bu eşyanın değeri üzerinden tek ve maktu vergi tahsil edilmektedir. Vergi oranları, eşyanın menşe ülkesine göre farklılaşmaktadır: AB ülkelerinden doğrudan gelen eşyada %30, diğer ülkelerden gelen eşyada %60 oranı uygulanmaktadır. 4760 sayılı ÖTV Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede yer alan eşya için bu oranlara ilave %20 eklenmektedir. AB ülkelerinden doğrudan gelme koşulunun uygulanmasında, eşyanın söz konusu ülkede serbest dolaşımda bulunması ve doğrudan bu ülkeden gelinmesi gerekmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>6.2. Muafiyet Limitinin Aşılması</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kararın 63. maddesi uyarınca, eşyanın toplam kıymetinin 430 Avro&#8217;yu (15 yaş altı için 150 Avro&#8217;yu) aşması hâlinde, muafiyet yalnızca söz konusu tutardaki kısma uygulanmakta; muafiyet miktarına tekabül eden vergi düşüldükten sonra kalan kısma tek ve maktu vergi uygulanmaktadır. Bu düzenleme, muafiyet limitinin bir eşik değer olarak değil, her durumda uygulanan bir taban olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Tek başına kıymeti 1.500 Avro&#8217;yu aşan eşyaya ise tek ve maktu vergi uygulanmamakta; bu eşya yürürlükteki ithalat vergileri (gümrük vergisi, KDV, ÖTV) kapsamında değerlendirilmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>6.3. Kıymet Tespiti</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberinde getirilen eşyanın kıymeti, ibraz edilen faturaya, satış fişine veya eşya bedelinin ödendiğine ilişkin belgeye göre belirlenmektedir. Bu tür belge ibraz edilememesi veya ibraz edilen belgede kayıtlı kıymetin düşük bulunması hâlinde, eşyanın kıymeti gümrük idaresince belirlenmektedir. Kıymet tespitinde Avro cinsinden belirlenen eşiklerin uygulanmasında, gümrük idaresince Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz kurları esas alınmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>7. CEP TELEFONU ÖZEL REJİMİ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberinde getirilen cep telefonları, Ek-9 listesi kapsamında kişisel eşya olarak gümrük vergisinden muaftır. Ancak bu muafiyet, cep telefonunun vergisel yüklerden tamamen bağımsız olduğu anlamına gelmemektedir. 492 sayılı Harçlar Kanunu&#8217;nun 8 sayılı tarifesi uyarınca yolcu beraberinde getirilen her cep telefonu kullanım izin harcına tabidir; 2026 yılı itibarıyla bu harcın tutarı Cumhurbaşkanı Kararıyla 54.258 TL olarak belirlenmiştir.<a id="_ftnref3" href="#_ftn3">[3]</a> Söz konusu harcın, IMEI kaydı öncesinde vergi dairesine veya yetkilendirilmiş bankalara ödenmesi gerekmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberinde getirilen cep telefonu, yurda giriş tarihinden itibaren 120 gün boyunca kayıtsız olarak kullanılabilmekte<a id="_ftnref4" href="#_ftn4">[4]</a>; bu süre içinde IMEI kaydı yapılmaması hâlinde cihaz iletişime kapatılmaktadır. Bu süre, cihazın geçici kullanımına imkân tanımakla birlikte, kayıt yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Cep telefonunun getiriliş biçimine ilişkin mevzuat kesin bir sınırlama öngörmektedir: cep telefonu yalnızca yolcu beraberinde ve kişisel eşya statüsünde getirilebilmekte; hediyelik eşya statüsünde veya posta/kargo yoluyla getirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu yollarla getirilmiş olsa dahi cihaz hiçbir surette sahibine teslim edilmemektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>8. ELEKTRONİK CİHAZLARDA TRT BANDROL ÜCRETİ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Ticari ithalat maksadı dışında yurt dışından getirilecek elektronik cihazlardan, bir defaya mahsus olmak üzere 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu uyarınca bandrol ücreti tahsil edilmektedir. 2026 yılı için geçerli olan bandrol ücretleri, 11065 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (R.G. 17.03.2026, Sayı: 33199) ile belirlenmiştir. Başlıca ücretler: cep telefonları için 20 Avro, bilgisayar ve tabletler için 10 Avro, televizyonlarda ekran boyutuna göre 8 ila 80 Avro arasında, radyolar için 1–2 Avro, video cihazları için 18 Avro, set üstü cihazlar için 7 Avro olarak uygulanmaktadır.<a id="_ftnref5" href="#_ftn5">[5]</a></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bandrol ücreti, bir önceki bölümde ele alınan cep telefonu kullanım izin harcından tamamen bağımsız bir mali yükümlülüktür. Yolcu beraberinde getirilen bir cep telefonu için hem kullanım izin harcı hem de TRT bandrol ücreti ayrı ayrı tahsil edilmektedir. Bu iki yükümlülüğün farklı kanunlardan kaynaklanması ve farklı para birimleri üzerinden belirlenmesi (izin harcı Türk Lirası, bandrol ücreti Avro), uygulamada dikkatli bir ayrım yapılmasını gerektirmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>9. GIDA VE CANLI HAYVAN GİRİŞİ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberi hediyelik eşya kapsamında taze ve kuru meyve-sebzelerin üç kilogramına, diğer bitkisel ürünlerin bir kilogramına kadar muafiyet tanınmaktadır. Et ve süt ürünlerinin kişisel sevkiyat olarak Türkiye&#8217;ye getirilmesi ise Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nın 2012/11 sayılı Tebliği uyarınca yasaklanmıştır. Bu yasak, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği gerekçesine dayanmakta olup istisnası bulunmamaktadır.<a id="_ftnref6" href="#_ftn6">[6]</a> Turistlerin dini inançları gereği getirdikleri gıdalar, turizm kuruluşu belgesi ve taahhüt şartıyla istisnai olarak kabul edilmektedir.<a id="_ftnref7" href="#_ftn7">[7]</a></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Evcil hayvanlardan kedi, köpek ve kuştan toplam 2 adet veya 10 adet akvaryum balığı, 2009/15481 sayılı Kararın Ek-9 listesi uyarınca veteriner sağlık belgesi ibrazıyla getirilebilmektedir. Şahsi tedavide kullanılan ilaçlar ise aynı listenin ilgili hükmü çerçevesinde sağlık kuruluşu raporu veya reçete ibrazıyla makul miktarda yurda sokulabilmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>10. KARA HUDUT KAPILARINA ÖZGÜ DÜZENLEMELER</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberi eşya rejimi, giriş noktası türü bakımından da farklılaşmaktadır. Bu farklılaşma, kara hudut kapılarına özgü iki sınırlama mekanizması aracılığıyla ortaya çıkmakta olup havalimanları, deniz limanları ve demiryolu kapıları için uygulanmamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Birinci mekanizma, muafiyet haklarının kullanım sıklığına ilişkindir. 2009/15481 sayılı Kararın 59. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, 58, 59, 62 ve 63. maddelerde öngörülen muafiyet hakları kara hudut kapısından giriş yapan yolcular için ayda en fazla 10 defa kullandırılmaktadır. Bu sınırlama, kara hudut kapılarının sık ve kısa süreli geçişlere daha elverişli olmasından kaynaklanan potansiyel kötüye kullanımın önlenmesini amaçlamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">İkinci mekanizma, asgari kalış süresine ilişkindir. Kararın 59. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kara hudut kapısından çıkış yapan yolcuların seyahat ettikleri ülkede en az üç gün geçmeden dönmeleri hâlinde, 58, 61 ve 62. maddeler uyarınca tanınan muafiyet haklarından yararlandırılmaması hükme bağlanmıştır. Bu mekanizmanın kapsadığı madde seti, birinci mekanizmadan farklıdır: aylık kullanım sınırı 59 ve 63. maddeleri de içerirken, asgari kalış süresi kuralı bu maddeleri kapsam dışında bırakarak yalnızca kişisel eşya muafiyeti (m. 58), hediyelik eşya limiti (m. 61) ve tek ve maktu vergi uygulamasını (m. 62) hedeflemektedir. Bu düzenleme, gümrüksüz eşya ticaretine dönüşebilecek kısa süreli sınır ötesi geçişlerin caydırılmasını hedeflemektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Her iki mekanizma birlikte değerlendirildiğinde, kara hudut kapılarından giriş yapan yolcuların diğer giriş noktalarından gelen yolculara kıyasla daha kısıtlayıcı bir rejime tabi tutulduğu görülmektedir. Havalimanından giriş yapan bir yolcu ay içinde kaç defa gelirse gelsin ve ne kadar kısa süre yurt dışında kalmış olursa olsun muafiyet haklarından tam olarak yararlanabilirken, kara hudut kapısından giriş yapan yolcu hem kullanım sıklığı hem de kalış süresi bakımından sınırlamalara tabidir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>11. BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE YAPTIRIMLAR</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberinde getirilen eşyanın beyan edilmemesi hâlinde, 4458 sayılı Gümrük Kanunu&#8217;nun 235. maddesi uyarınca gümrük vergileri iki kat olarak tahsil edilmektedir. Ticari miktar ve mahiyette olduğu tespit edilen eşya ithalat rejimine tabi tutulmakta; durumun niteliğine göre 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri çerçevesinde cezai işlem uygulanabilmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Beyan yükümlülüğünün kapsamı bakımından 2014/2 sayılı Genelge önemli bir sınır çizmektedir: Ek-9 listesinde yer alan eşya ile 430 Avro&#8217;yu (15 yaş altı yolcular için 150 Avro&#8217;yu) geçmeyen hediyelik eşyanın gümrük müdürlüğüne beyan edilmesi gerekli değildir. Bu sınırların aşılması veya eşyanın ticari nitelik taşıması hâlinde ise yolcunun kırmızı hattan geçerek beyan yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekmektedir. Beyan yükümlülüğünün başladığı eşik ile yaptırımın ağırlığı arasındaki orantı, rejimin caydırıcılık mekanizmasının temelini oluşturmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>12. REJİMİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada ortaya konulan mevzuat incelemesi, yolcu beraberi eşya rejiminin birkaç temel yapısal özelliğini görünür kılmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Birincisi, rejim çok kaynaklı bir normatif yapıya sahiptir. Muafiyetin hukuki dayanağı kanun düzeyinde belirlenmekte, uygulama esasları Bakanlar Kurulu Kararı ile şekillenmekte, vergisel yükümlülükler farklı kanunlardan kaynaklanmakta, sektörel kısıtlamalar bakanlık tebliğleriyle düzenlenmekte ve uygulamanın ayrıntıları genelgelerle açıklanmaktadır. Bu yapı, rejimin tek bir metne bakılarak anlaşılmasını zorlaştırmakta; birden fazla normatif kaynağın birlikte gözetilmesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">İkincisi, rejim kademeli bir vergilendirme sistemi üzerine kurulmuştur. Kişisel eşya muafiyeti, hediyelik eşya muafiyeti, tek ve maktu vergi uygulaması ve normal ithalat vergileri olmak üzere dört aşamalı bir yapı işlemektedir. Bu kademeli yapı, eşyanın niteliğine ve kıymetine göre artan bir vergisel yük öngörmekte; muafiyetten tam vergilendirmeye geçişi sistematik biçimde düzenlemektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Üçüncüsü, rejim yolcu profiline duyarlı bir farklılaşma içermektedir. Yaş değişkeni iki ayrı eşikte (18 yaş ve 15 yaş) farklı sonuçlar doğurmakta; transit yolcu statüsü hediyelik eşya muafiyetinden hariç tutulmayı, nakil vasıtası sürücüsü ve hizmetlisi statüsü ise rejimin kapsamı dışında tutulmayı beraberinde getirmektedir. Bu farklılaşma, rejimin tek tip bir muafiyet sistemi olmadığını ortaya koymaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Dördüncüsü, rejim giriş noktası türüne göre de ayrışmaktadır. Kara hudut kapılarına özgü aylık kullanım sınırı ve asgari kalış süresi kuralı, diğer giriş noktalarında uygulanmamaktadır. Bu düzenleme, kara hudut kapılarının sık ve kısa süreli geçişlere daha elverişli yapısını dikkate alan bir mekanizma olarak işlev görmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Beşincisi, rejim belirli ürün gruplarında özel düzenlemeler içermektedir. Cep telefonları, gümrük vergisi muafiyetine rağmen kullanım izin harcı ve bandrol ücreti yükümlülüğüne tabi tutulmakta; getiriliş biçimi ve sıklığı bakımından diğer kişisel eşyadan daha kısıtlayıcı koşullara bağlanmaktadır. Benzer biçimde, gıda ve canlı hayvan girişi, genel muafiyet çerçevesinin dışında ayrı bir tebliğ ile düzenlenmekte ve belirli ürün gruplarında mutlak yasak öngörülmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, rejimde takdir yetkisi gerektiren alanların bulunduğu görülmektedir. &#8220;Ticari miktar ve mahiyet&#8221; ölçütünün somut kriterlerle belirlenmemiş olması ve kıymet tespitinde belge ibraz edilememesi hâlinde idarenin değerlendirme yapması, rejimin uygulanmasında vaka bazlı bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu özellikler birlikte değerlendirildiğinde, yolcu beraberi eşya rejiminin; çok kaynaklı, kademeli, profil duyarlı ve ürün bazında özelleşmiş bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Rejimin bu karmaşık yapısının farkında olunması, düzenlemelerin doğru ve bütüncül biçimde uygulanabilmesi bakımından belirleyici bir öneme sahiptir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>13. SONUÇ</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, Türkiye’de yolcu beraberi eşyaya uygulanan gümrük muafiyetleri ve vergilendirme usulleri; kanun, Cumhurbaşkanı kararı, tebliğ ve genelge düzeyindeki normatif kaynaklar bir arada değerlendirilerek sistematik biçimde ortaya konulmuştur. İnceleme, söz konusu düzenlemelerin kişisel eşya muafiyetinden normal ithalat vergilerine uzanan dört kademeli bir vergilendirme mantığı üzerine kurulu, çok katmanlı ve birbiriyle bağlantılı bir bütün oluşturduğunu göstermektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Çalışmada ulaşılan temel tespit, rejimin yapısal karmaşıklığının salt normatif çoğulculuktan değil, aynı zamanda yolcu profiline, giriş noktası türüne ve eşya kategorisine göre farklılaşan kuralların iç içe geçmesinden kaynaklandığıdır. Yaş, ikamet durumu ve transit statüsüne bağlı muafiyet farklılıkları; kara hudut kapılarına özgü sıklık ve asgari kalış süresi sınırlamaları; cep telefonlarının gümrük vergisi muafiyetine rağmen kullanım izin harcı ve bandrol ücreti yükümlülüğüne tabi tutulması, rejimin en çok dikkat gerektiren ve uygulamada hata riski taşıyan yönleri olarak öne çıkmaktadır. Bu karmaşıklık, hem gümrük personelinin doğru işlem tesis edebilmesi hem de yolcuların hak ve yükümlülüklerini önceden bilmesi bakımından yüksek bir mevzuat farkındalığını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Sonuç itibarıyla yolcu beraberi eşya rejimi, Türkiye’nin gümrük sisteminde hem bireysel hakları düzenleyen hem de vergilendirme politikasının uygulanmasını sistematik biçimde sağlayan bütünleşik bir yapı oluşturmaktadır. Bu çalışmanın, farklı normatif kaynaklara yayılmış düzenlemeleri tek bir çerçevede sunarak hem gümrük personelinin uygulama süreçlerine hem de yolcuların hak ve yükümlülüklerini kavramasına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Rejimin etkin ve tutarlı biçimde uygulanması, muafiyet sisteminin sürdürülebilirliğini güçlendirmekte; bireysel yolcu hakları ile gümrük denetim gereklilikleri arasında dengeli bir işleyiş sağlamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (1984, 15 Aralık). 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu. Resmî Gazete (Sayı: 18606). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=3093&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=3093&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 10.02.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (1999, 4 Kasım). 4458 sayılı Gümrük Kanunu. Resmî Gazete (Sayı: 23866). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4458&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4458&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 12.02.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2002, 12 Haziran). 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu. Resmî Gazete (Sayı: 24783). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4760&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4760&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 17.02.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (1964, 17 Temmuz). 492 sayılı Harçlar Kanunu. Resmî Gazete (Sayı: 11756). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=492&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=492&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 07.03.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2007, 31 Mart). 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu. Resmî Gazete (Sayı: 26479). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5607&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5607&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 11.02.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2012, 15 Haziran). 6322 sayılı Kanun. Resmî Gazete (Sayı: 28324). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6322&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6322&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 27.02.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2019, 23 Aralık). 1841 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı. Resmî Gazete (Sayı: 30987). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/20.5.1841.pdf">https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/20.5.1841.pdf</a> Erişim Tarihi: 04.03.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2026, 17 Mart). 11065 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı. Resmî Gazete (Sayı: 33199). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/20.5.11065.pdf">https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/20.5.11065.pdf</a> Erişim Tarihi: 04.03.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2017, 08 Ağustos). Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliği. Resmî Gazete (Sayı: 30148). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=23831&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=23831&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5</a>Erişim Tarihi: 07.03.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2012, 1 Şubat). 2012/11 sayılı Hayvansal Ürünlerin Kişisel Sevkiyatlarının Ülkeye Girişine İlişkin Kurallar Hakkında Tebliğ. Resmî Gazete (Sayı: 28191). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=15862&amp;MevzuatTur=9&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=15862&amp;MevzuatTur=9&amp;MevzuatTertip=5</a> Erişim Tarihi: 05.03.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. (2009, 29 Ekim). 4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar (2009/15481). Resmî Gazete (Sayı: 27369 Mükerrer). <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/20.5.200915481.pdf">https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/20.5.200915481.pdf</a> Erişim Tarihi: 12.03.2026.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Külliyatı. (2011, 6 Temmuz). 2011/39 sayılı Genelge. <a href="https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/genelgeler/genelge_2011-39_posta_esyasi_yolcu_beraberi_esya_kisisel_esya_hediyelik_esya_istisnalar_ve_kisitlamalar.htm#secili">https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/genelgeler/genelge_2011-39_posta_esyasi_yolcu_beraberi_esya_kisisel_esya_hediyelik_esya_istisnalar_ve_kisitlamalar.htm#secili</a> Erişim Tarihi: 01.03.2026</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Külliyatı. (2014, 16 Ocak). 2014/2 sayılı Genelge. <a href="https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/genelgeler/genelge_2014-02_yolcularin_uzerlerinde_esyasi_arasinda_veya_tasima_araclarinda_beyana_aykiri_esya_cikmasinda_uygulanacak_mueyyideler.htm#secili">https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/genelgeler/genelge_2014-02_yolcularin_uzerlerinde_esyasi_arasinda_veya_tasima_araclarinda_beyana_aykiri_esya_cikmasinda_uygulanacak_mueyyideler.htm#secili</a> Erişim Tarihi: 01.03.2026</p>
<p></p>
<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> Nakil vasıtası sürücü ve hizmetlilerinin aylık 10 defa kullanım sınırı, Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliği’nin 11. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu sınırlama, 2009/15481 sayılı Kararın 59. maddesinin üçüncü fıkrasında yolcular için öngörülen aylık 10 defa sınırından bağımsız olup farklı bir normatif kaynağa dayanmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn2" href="#_ftnref2">[2]</a> Posta ve hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşyada brüt 30 kilogram ağırlık sınırı, 2009/15481 sayılı Kararın 45. maddesi çerçevesinde uygulanmaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn3" href="#_ftnref3">[3]</a> 2026 yılına ilişkin kullanım izin harcı tutarı, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8 sayılı tarifesi uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmektedir. Güncel tutar için Gelir İdaresi Başkanlığı duyurularına başvurulmalıdır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn4" href="#_ftnref4">[4]</a> Kayıtsız kullanım süresine ilişkin düzenleme, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na dayanılarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından çıkarılan Mobil Cihaz Kayıt Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmektedir.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn5" href="#_ftnref5">[5]</a> Bu tutarlar, 11065 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (R.G. 17.03.2026, Sayı: 33199) ekindeki çizelgeden alınmıştır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn6" href="#_ftnref6">[6]</a> 2012/11 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi, Avrupa Birliği mevzuatına paralel biçimde et ve süt ürünlerinin kişisel sevkiyat olarak ülkeye girişini yasaklamaktadır.</p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn7" href="#_ftnref7">[7]</a> Bu istisna, 2012/11 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde düzenlenmiş olup turizm işletme belgesine sahip kuruluşun taahhüdü şartına bağlanmıştır.</p>
<p></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/turkiyede-yolcu-beraberi-esyanin-gumruk-islemleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Bakanlıkların Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Birimleri: Yapısal ve Fonksiyonel Bir İnceleme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/turkiyede-bakanliklarin-avrupa-birligi-ve-dis-iliskiler-birimleri-yapisal-ve-fonksiyonel-bir-inceleme/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/turkiyede-bakanliklarin-avrupa-birligi-ve-dis-iliskiler-birimleri-yapisal-ve-fonksiyonel-bir-inceleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tunç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:03:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlık Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Dış İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[European Union]]></category>
		<category><![CDATA[Foreign Relations]]></category>
		<category><![CDATA[Institutional Coordination]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Koordinasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ministerial Organization]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Müzakereleri]]></category>
		<category><![CDATA[Trade Negotiations]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8757</guid>

					<description><![CDATA[TÜRKİYE’DE BAKANLIKLARIN AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMLERİ: YAPISAL VE FONKSİYONEL BİR İNCELEME Özet Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı dışındaki 16 bakanlığın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8757" class="elementor elementor-8757">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-7a577669 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="7a577669" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-22293ada" data-id="22293ada" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-52d760f8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="52d760f8" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>TÜRKİYE’DE BAKANLIKLARIN AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMLERİ: YAPISAL VE FONKSİYONEL BİR İNCELEME</strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>Özet</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı dışındaki 16 bakanlığın tamamında Avrupa Birliği (AB) ve/veya dış ilişkiler alanını merkezî düzeyde izleyen bir yapı bulunmaktadır. Bununla birlikte bu birimlerin teşkilat düzeyi, kurumsal görev ve yetki kapsamı ve sektörel hizmet birimleriyle ilişkisi belirgin biçimde farklılaşmaktadır. Çalışmada, 20 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile güncel teşkilat ve görev belgeleri karşılaştırılarak ortak fonksiyonlar, doğrudan müzakere ve işlem sorumlulukları ile sektörel uluslararası kapasite birlikte incelenmiştir. Bulgular, teşkilat düzeyinin kurumsal rolü tek başına açıklamadığını göstermektedir. Merkezî birimin koordinasyonun ötesinde doğrudan müzakere, uluslararası işlem veya merkezî makam sorumluluğu üstlenmesi, birimleri ayırmada daha açıklayıcı bir ölçüt sunmaktadır. Ticaret Bakanlığı, merkezî müzakere kapasitesi ile diğer hizmet birimlerine dağılmış uluslararası uzmanlığın bir araya geldiği en belirgin örnektir. ABD, Güney Kore, Birleşik Krallık ve Brezilya’daki ticaret politikası yapılanmalarıyla karşılaştırma, müzakere sorumluluğu, bakanlıklar arası eşgüdüm ve sektörel uzmanlığın farklı kurumsal araçlarla birlikte korunabildiğine işaret etmektedir. Çalışma, Ticaret Bakanlığında görev ve yetkileri yeniden dağıtmadan büyük dosyalar için birimler arası sorumlulukların açıklığa kavuşturulmasını ve seçilmiş yatay müzakerelerde üst düzey dosya sorumluluğunun belirginleştirilmesini önermektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Dış İlişkiler, Ticaret Müzakereleri, Bakanlık Teşkilatı, Kurumsal Koordinasyon</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>EUROPEAN UNION AND FOREIGN RELATIONS UNITS IN THE MINISTRIES OF TÜRKİYE: A STRUCTURAL AND FUNCTIONAL REVIEW</strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>Abstract</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>All sixteen Turkish ministries other than the Ministry of Foreign Affairs have a central structure dealing with European Union (EU) and/or foreign relations. Their organizational rank, breadth of institutional mandates and relationship with sectoral service units, however, vary substantially. Based on legislation and current official organizational and mandate documents in force as of 20 August 2026, the study examines common functions, direct negotiation and transaction responsibilities, and sector-specific international capacity together. The findings show that organizational rank alone does not explain institutional role. A more meaningful distinction is whether the central unit moves beyond coordination to assume direct negotiation, international transaction or central authority functions. In this respect, the Ministry of Trade is the clearest case in which central negotiating capacity coexists with international expertise distributed across several policy units. A focused comparison with trade-policy structures in the United States, South Korea, the United Kingdom and Brazil demonstrates that negotiation responsibility, inter-agency coordination and sector expertise can be combined through different institutional arrangements. For the Ministry of Trade, the study recommends clarifying inter-unit responsibilities for major files without reallocating statutory powers and establishing clear senior responsibility for selected cross-cutting trade negotiations.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>Keywords: European Union, Foreign Relations, Trade Negotiations, Ministerial Organization, Institutional Coordination</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1. GİRİŞ</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Uluslararası düzenlemelerin ve çok taraflı politika alanlarının genişlemesi, dış ilişkiler faaliyetini yalnız Dışişleri Bakanlığının yürüttüğü bir iş olmaktan çıkarmıştır. Sağlık, enerji, çalışma, tarım, ulaştırma, savunma ve özellikle ticaret alanlarında bakanlıklar, yabancı devletler, uluslararası kuruluşlar ve AB kurumlarıyla sürekli ve teknik nitelikte ilişkiler yürüten yapılara dönüşmüştür. Türkiye’de AB sürecinin kurumsal kapasite üzerindeki etkisini inceleyen ulusal literatür de merkezî AB koordinasyonunun yanında bakanlıkların kendi uzmanlaşmış yapılarının önemine işaret etmektedir<a id="_ftnref1" href="#_ftn1"><sup>[1]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu çeşitlilik, yalnız birimin adına veya genel müdürlük/daire başkanlığı düzeyine bakılarak yapılacak bir karşılaştırmanın sınırlı kalmasına yol açmaktadır. Aynı hiyerarşik düzeydeki iki birimden biri ağırlıklı olarak kurum içi ve kurumlar arası koordinasyon yürütürken diğeri doğrudan uluslararası müzakere, anlaşma, finansman veya merkezî makam işlemlerinin sahibi olabilmektedir. Sektörel hizmet birimleri de bazı dosyalarda kendi uluslararası temas ve müzakere kapasitesini koruyabilmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın temel sorusu, bütün bakanlıklarda aynı teşkilat şemasının kurulup kurulamayacağı değildir. Asıl mesele, ortak dış ilişkiler koordinasyonu, doğrudan müzakere ve işlem sorumluluğu ile sektörel teknik uzmanlığın hangi birimlerde toplandığı ve bunlar arasındaki görev ilişkisinin nasıl kurulduğudur. Kapsamlı ticaret anlaşmalarında aynı dosyanın mal, hizmet, yatırım, dijital ticaret, gümrük, ürün güvenliği ve sürdürülebilirlik boyutlarıyla birden fazla hizmet birimini aynı masaya getirmesi, bu sorunun Ticaret Bakanlığındaki en görünür biçimidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2. KAPSAM VE YÖNTEM</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışma, Dışişleri Bakanlığı dışındaki 16 bakanlığın merkez teşkilatında AB ve/veya dış ilişkiler alanını esas olarak izleyen birimleri kapsar. Dış ilişkiler, Dışişleri Bakanlığının asli görev alanını oluşturduğundan Bakanlık karşılaştırma evrenine dâhil edilmemiştir. Bununla birlikte, genel dış politika ve milletlerarası andlaşma koordinasyonundaki rolü ise hukuki çerçevede dikkate alınmıştır<a id="_ftnref2" href="#_ftn2"><sup>[2]</sup></a>. Birden fazla birimin uluslararası görev taşıdığı bakanlıklarda, teşkilat düzenlemesinde AB ve/veya dış ilişkiler alanında yatay koordinasyon görevi verilen birim merkezî karşılaştırma birimi olarak alınmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Araştırmanın birincil kaynaklarını, başta 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olmak üzere yürürlükteki mevzuat, Resmî Gazete nüshaları, bakanlıkların görev ve teşkilat sayfaları, yönergeleri ve güncel faaliyet belgeleri oluşturmaktadır. Doğrudan ilgili Türkçe akademik çalışmalardan tamamlayıcı biçimde yararlanılmıştır. Uluslararası karşılaştırma ise ticaret politikasının örgütlenmesine ilişkin resmî G20 ülke kaynaklarıyla sınırlandırılmıştır. Bu nedenle karşılaştırma kurumsal tasarım ve rol dağılımına odaklanır; performans değerlendirmesi içermemektedir. Terminoloji bakımından, mevzuatın resmî ad ve hükümlerine atıf yapılan yerlerde “milletlerarası andlaşma”, genel kurumsal anlatımda ise “uluslararası anlaşma” ifadesi kullanılmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Analizde üç düzey birbirinden ayrılmıştır: merkezî dış ilişkiler/AB koordinasyonu, merkezî birimin doğrudan müzakere, uluslararası işlem veya merkezî makam sorumluluğu ve sektörel hizmet birimlerinin kendi görev alanlarındaki uluslararası kapasitesi. Kamuya açık kaynakların göstermediği fiilî koordinasyon ilişkileri hakkında varsayımda bulunulmamıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3. GENEL KOORDİNASYON VE HUKUKİ ÇERÇEVE</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun, yabancı devletler ve milletlerarası kuruluşlarla temas ve müzakerelerin Dışişleri Bakanlığı eliyle ve ilgili bakanlıklarla iş birliği içinde yürütülmesine ilişkin genel çerçeveyi kurmaktadır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi de dış politikanın hazırlanması ve koordinasyonu bakımından Dışişleri Bakanlığına yatay bir görev vermektedir. Bakanlıkların uluslararası faaliyetleri bu genel koordinasyon çerçevesinden bağımsız düşünülemez<a id="_ftnref3" href="#_ftn3"><sup>[3]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Avrupa Birliği Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığına bağlı bir idare olarak üyelik hazırlıklarının yönlendirilmesi, izlenmesi ve koordinasyonu ile AB müktesebatına uyum çalışmalarında uzmanlaşmış ulusal koordinasyon merkezidir<a id="_ftnref4" href="#_ftn4"><sup>[4]</sup></a>. Buna karşılık milletlerarası andlaşmalarda sektörel bakanlığın teknik içerik sahibi olması, sürecin bütünüyle o bakanlığa ait olduğu anlamına gelmemektedir. İmza, onay, yayımlama ve dış politika koordinasyonu daha geniş bir hukuki katmana tabidir. Bu hukuki katmanın başlıca unsurları, 9 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 244 sayılı Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanunun yürürlükte kalan hükümleri ile Anayasanın 90 ve 104 üncü maddeleridir<a id="_ftnref5" href="#_ftn5"><sup>[5]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Makalede önerilen kurum içi görev paylaşımı, Dışişleri Bakanlığının genel koordinasyonunu veya Avrupa Birliği Başkanlığının uzmanlaşmış ulusal rolünü ikame etmeyi amaçlamamaktadır. İncelenen mesele, aynı bakanlığın merkez teşkilatı içinde ortak pozisyonun, teknik içeriğin, müzakere dosyasının ve uygulama takibinin hangi birimlerce üstlenildiğinin açıklığa kavuşturulmasıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4. MEVCUT YAPI VE ANALİTİK AYRIŞMA</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>20 Ağustos 2026 itibarıyla incelenen 16 bakanlığın tamamında AB ve/veya dış ilişkiler alanını merkezî düzeyde izleyen bir yapı bulunmaktadır. Bunların 13’ü genel müdürlük, üçü daire başkanlığı düzeyinde teşkilatlanır. Bununla birlikte bu sayısal dağılım, kurumsal görev ve yetki kapsamı veya kurumsal ağırlık hakkında tek başına sonuç vermemektedir<a id="_ftnref6" href="#_ftn6"><sup>[6]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:table --></p>
<table class="has-fixed-layout">
<thead>
<tr>
<td><strong>Bakanlık</strong></td>
<td><strong>Merkezî birim</strong></td>
<td><strong>Bakanlık</strong></td>
<td><strong>Merkezî birim</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Adalet</td>
<td>Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği GM</td>
<td>Aile ve Sosyal Hizmetler</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler DB</td>
</tr>
<tr>
<td>Çalışma ve Sosyal Güvenlik</td>
<td>Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği GM</td>
<td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler GM</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji ve Tabii Kaynaklar</td>
<td>Dış İlişkiler GM</td>
<td>Gençlik ve Spor</td>
<td>Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler GM</td>
</tr>
<tr>
<td>Hazine ve Maliye</td>
<td>Dış Ekonomik İlişkiler GM</td>
<td>İçişleri</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler DB</td>
</tr>
<tr>
<td>Kültür ve Turizm</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler DB</td>
<td>Millî Eğitim</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler GM</td>
</tr>
<tr>
<td>Millî Savunma</td>
<td>Savunma ve Güvenlik GM</td>
<td>Sağlık</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler GM</td>
</tr>
<tr>
<td>Sanayi ve Teknoloji</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler GM</td>
<td>Tarım ve Orman</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler GM</td>
</tr>
<tr>
<td>Ticaret</td>
<td>Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği GM</td>
<td>Ulaştırma ve Altyapı</td>
<td>Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler GM</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!-- /wp:table --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>Tablo 1. Dışişleri Bakanlığı dışındaki bakanlıkların merkezî AB/dış ilişkiler birimleri (20 Ağustos 2026). GM: Genel Müdürlük; DB: Daire Başkanlığı. Resmî birim adları aynen kullanılmıştır.</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Tablo 1 karşılaştırma evreninin envanterini vermektedir. Sonraki analizde bütün bakanlıklar aynı ayrıntı düzeyinde betimlenmemiş; koordinasyonun ötesinde doğrudan müzakere veya işlem, merkezî makam ya da hibrit görev yapısını en açık biçimde gösteren vakalar seçilmiştir. Bu nedenle örnek sayısının sınırlı olması, taramanın yalnız bu bakanlıklarla yapıldığı anlamına gelmemektedir. Karşılaştırmada ayırt edici ölçüt, merkezî birimin yalnız koordinasyonla mı sınırlı kaldığı, yoksa belirli dosyalarda doğrudan müzakere, uluslararası işlem ya da merkezî makam sorumluluğu da mı üstlendiğidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü (DEİGM) bu ayrımın en belirgin örneklerinden biridir. Genel Müdürlük, Bakanlığın dış ilişkileri ve AB koordinasyonunun yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti adına ve devletin bütünü bakımından sonuç doğuran görevler de üstlenmektedir. Dış kamu borçlanmalarının hazırlık, akit, kefalet ve garanti işlemleri ile bunlara ilişkin müzakere ve muhaberatın yürütülmesi; yabancı devletler, uluslararası ekonomik ve mali kuruluşlar, banka ve fonlar nezdinde Türkiye Cumhuriyetinin temsil edilmesi; borç, hibe ve mali anlaşmalara ilişkin temas, müzakere ve işlemlerin gerçekleştirilmesi bu kapsamdadır. DEİGM böylece bakanlık içi dış ilişkiler koordinasyonu ile devlet adına yürütülen mali ve diplomatik nitelikteki icrai yetkileri aynı yapıda birleştirmekte, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü (UAABGM) için de güçlü bir yerli karşılaştırma oluşturmaktadır<a id="_ftnref7" href="#_ftn7"><sup>[7]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Adalet ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıkları bu ayrımın iki farklı görünümünü sunmaktadır. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, milletlerarası adli yardımlaşma ve merkezî makam işlevleriyle yalnız dış temasları koordine eden bir birim olmanın ötesine geçmektedir<a id="_ftnref8" href="#_ftn8"><sup>[8]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında 20 Haziran 2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 198 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürlüğünün adı Nükleer Enerji Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir. Aynı düzenlemeyle uluslararası projeler ile uluslararası transit petrol ve doğal gaz geçiş projelerine ilişkin görevler Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne aktarılmıştır. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü böylece genel koordinasyonun yanında uluslararası proje işlemleri, ikili ve çok taraflı anlaşma taslakları, bunların müzakere ve uygulama koordinasyonu ile transit projelerin uygulanmasında da doğrudan görev üstlenmektedir<a id="_ftnref9" href="#_ftn9"><sup>[9]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Millî Savunma Bakanlığı ise karşılaştırmanın istisnai ve hibrit örneğini oluşturmaktadır. Savunma ve Güvenlik Genel Müdürlüğünün güncel teşkilatında Askerî Ataşeler, Uluslararası İlişkiler, Askerî ve Savunma Sanayii İşbirliği Koordinasyon ile NATO ve Uluslararası Güvenlik daireleri doğrudan dış ve uluslararası boyutu taşır. Aynı genel müdürlük bünyesinde güvenlik politikaları, harekât ve istihbarat koordinasyonu, KBRN savunması ve hava sahası yönetimi gibi savunma-güvenlik işlevleri de yer almaktadır. Genel Müdürlük bu nedenle sayısal sınıflandırmada merkezî dış ilişkiler yapıları arasında gösterilse de diğer bakanlıkların klasik AB/dış ilişkiler genel müdürlükleriyle kurumsal açıdan eşdeğer değildir. Bu örnek, teşkilat kademesine dayalı sayımın neden tek başına yeterli olmadığını doğrudan ortaya koymaktadır<a id="_ftnref10" href="#_ftn10"><sup>[10]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>5. ORTAK FONKSİYONLAR, DOĞRUDAN MÜZAKERE VE SEKTÖREL KAPASİTE</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>5.1. Ortak Fonksiyonel Çekirdek</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Görev hükümlerinin karşılaştırılması beş alanın tekrarlandığını ortaya koymaktadır: AB ve uyum; ikili ve bölgesel ilişkiler; çok taraflı ilişkiler ve uluslararası kuruluşlar; milletlerarası andlaşmalar ve hukuki koordinasyon; programlar, projeler ve teknik iş birliği. Politika geliştirme, koordinasyon, izleme ve değerlendirme bu alanları birbirine bağlayan yatay işlevlerdir. Söz konusu ortak çekirdek, bütün birimlerin aynı ölçüde politika veya müzakere sorumluluğu taşıdığı anlamına gelmemektedir. Asıl farklılaşma Tablo 2’de özetlenen rol düzeyinde ortaya çıkmaktadır<a id="_ftnref11" href="#_ftn11"><sup>[11]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>5.2. Koordinasyondan Doğrudan Müzakere ve İşleme</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Karşılaştırmadaki asıl ayrışma, merkezî birimin ortak pozisyonu koordine etmesiyle belirli bir dosyanın doğrudan müzakere veya işlem sorumluluğunu üstlenmesi arasındadır. Bu çalışmada doğrudan sorumluluk; birimin yalnız görüş verme ve eşgüdümle yetinmeyip görev hükmü uyarınca anlaşma veya finansman müzakeresini yürütmesi, akit, imza ya da uygulama işlemi yapması, merkezî makam görevi üstlenmesi veya somut uluslararası dosyayı doğrudan yürütmesi hâlinde kabul edilmiştir. Fiilî dosya sahipliği açık kaynaklardan izlenemediğinde sınıflandırma mevzuat ve resmî görev hükümleriyle sınırlandırılmıştır. DEİGM ve UAABGM doğrudan müzakere/işlem rolüne açık biçimde girerken, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün merkezî makam ve adli iş birliği fonksiyonları müzakere dışındaki operasyonel uzmanlaşmanın ayrı bir biçimidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:table --></p>
<table class="has-fixed-layout">
<thead>
<tr>
<td><strong>Rol türü</strong></td>
<td><strong>Ayırt edici işlem</strong></td>
<td><strong>Örnek görünüm</strong></td>
<td><strong>Örgütsel anlam</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Koordinasyon ve izleme</td>
<td>Bakanlık görüşü, temas, temsil, bilgi akışı ve uluslararası dosyanın takibi</td>
<td>Birçok merkezî AB/dış ilişkiler biriminde ortak çekirdek</td>
<td>Tek başına teşkilat düzeyini açıklamaz.</td>
</tr>
<tr>
<td>Doğrudan müzakere / uluslararası işlem</td>
<td>Anlaşma veya finansman müzakeresi, akit/uygulama ve uyuşmazlık takibi</td>
<td>Hazine ve Maliye (DEİGM), Ticaret (UAABGM), Enerji ve Tabii Kaynaklar (Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü)</td>
<td>Merkezî birime koordinasyonun ötesinde dosya sorumluluğu kazandırır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Merkezî makam / operasyonel uzmanlık</td>
<td>Adli iş birliği, merkezî makam işlemleri ve somut uluslararası dosya yürütümü</td>
<td>Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği GM</td>
<td>Müzakere dışındaki icrai uluslararası kapasiteyi gösterir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Sektörel uluslararası kapasite</td>
<td>Teknik proje, standart, organizasyon veya sektörel yükümlülüğün yürütülmesi</td>
<td>Enerji, kültür, tarım, spor ve diğer hizmet birimleri</td>
<td>Merkezî dış ilişkiler yapısıyla açık rol ve koordinasyon sınırı gerektirir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!-- /wp:table --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>Tablo 2. Bakanlıkların uluslararası görevlerinde rol farklılaşmasının analitik özeti. Not: Kategoriler kümülatiftir; bir birim aynı anda birden fazla rol taşıyabilir.</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>5.3. Sektörel Hizmet Birimlerinde Uluslararası Kapasite</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Merkezî dış ilişkiler biriminin görev ve yetkilerinin kapsamlı olması, uluslararası faaliyetin bütünüyle bu yapıda toplandığı anlamına gelmemektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında 2026’daki görev aktarımından sonra uluslararası proje sahipliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünde yoğunlaşmış olsa da Enerji İşleri Genel Müdürlüğü, enerji istatistikleri ve modellemesi alanında uluslararası proje ve çalışma gruplarına katılmakta ve IEA, OECD ve EUROSTAT’a gönderilen enerji istatistiklerinin hazırlanması, koordinasyonu ve izlenmesinde görev almaktadır<a id="_ftnref12" href="#_ftn12"><sup>[12]</sup></a>. Kültür ve Turizm Bakanlığında Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı ikili ilişkiler, iş birliği anlaşmaları, uluslararası kuruluşlar ve AB koordinasyonunu yürütür. Sektörel düzeyde Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü UNESCO Dünya Mirası ile yurt dışındaki kültür varlıkları ve iadeleri alanında görev taşır. Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini izlerken Tanıtma Genel Müdürlüğü yurt dışı tanıtım ve yabancı seyahat ticareti bakımından doğrudan uluslararası görevler üstlenmektedir. Merkezî dış ilişkiler biriminin daire başkanlığı, uluslararası sözleşme ve yükümlülük taşıyan sektörel birimlerin ise genel müdürlük düzeyinde bulunması, teşkilat kademesi ile uluslararası sorumluluk arasında zorunlu bir koşutluk olmadığını ortaya koymaktadır<a id="_ftnref13" href="#_ftn13"><sup>[13]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı ayrı bir uzmanlık merkezidir. Daire; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuruların takibi, savunmalar, dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon işlemleri, kararların icrası ve tazminat süreçlerinde görev almaktadır. Güncel resmî sayfada beş başkan yardımcısı ve dokuz daire başkanının yer alması, daire başkanlığı statüsünün tek başına birimin örgütsel hacmini açıklamadığını da gösteren bir olgudur. AİHM dosyaları tek bir kurumun görev alanıyla sınırlı değildir: Başkanlık süreçleri Dışişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde yürütürken, Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü Devlet adına savunmaların hazırlanmasına katılma, dostane çözüm önerilerini değerlendirme ve gerektiğinde oturumlara temsilci gönderme görevlerini üstlenmektedir.<a id="_ftnref14" href="#_ftn14"><sup>[14]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, bu çok merkezli yapının açık bir koordinasyon ilişkisiyle nasıl bağlanabileceğini sunan güçlü bir yerli örnektir. Güncel görev yönergesinde bazı sektörel birimlerin yabancı ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yürüttüğü faaliyetlerin Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile koordineli biçimde sürdürülmesi açıkça öngörülmektedir. Sorun sektörel uluslararası kapasitenin varlığı değil, merkezî birim ile sektörel görev sahibinin aynı dosyada üstlendiği rollerin görünür ve öngörülebilir olmasıdır. Temas noktaları, dosya bazlı sorumluluk düzenleri ve süreli çalışma grupları gibi araçlar bu ilişkiyi yeni bir teşkilat kademesi oluşturmadan güçlendirebilmektedir.<a id="_ftnref15" href="#_ftn15"><sup>[15]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>6. G20 EKONOMİ VE TİCARET İDARELERİNDEN ÖRGÜTSEL KARŞILAŞTIRMA</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Uluslararası karşılaştırmanın analitik değeri, genel bir “koordinasyon gereklidir” tespitini tekrar etmekten çok, ticaret politikasında müzakere sorumluluğu ile kurumlar arası eşgüdümün farklı idari araçlarla nasıl kurulduğunu göstermesidir. Karşılaştırma bu nedenle genel dış ilişkiler yapıları yerine G20 içindeki dört ticaret ve ekonomi idaresiyle sınırlandırılmıştır. Örnekler farklı örgütsel çözümleri temsil edecek biçimde seçilmiştir: ABD bakanlık dışı müzakere merkezini, Güney Kore bakanlık içi siyasi sorumlulukla sürekli müzakere ofisinin birlikteliğini, Birleşik Krallık yatay siyasi portföyü, Brezilya ise profesyonel müzakere kapasitesi ile bakanlıklar arası müzakere mandasının ayrıştığı yapıyı gösterir. Bu dört örnek, Ticaret Bakanlığı vakasının değerlendirilmesine karşılaştırmalı bir zemin sağlamaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>ABD modeli Türkiye’ye doğrudan aktarılabilecek bir örnek değildir. ABD Ticaret Temsilciliği (Office of the United States Trade Representative &#8211; USTR), Ticaret Bakanlığı benzeri bir bakanlık bünyesinde değil, Başkanın Yürütme Ofisi içinde yer almakta ve ticaret politikasını kurumlar arası mekanizmalar aracılığıyla koordine etmektedir. Buna karşılık ABD Ticaret Bakanlığı (Department of Commerce) bünyesindeki Uluslararası Ticaret İdaresi (International Trade Administration &#8211; ITA), ihracat ve yatırımın geliştirilmesi, pazar ve sanayi analizi ile ticaret anlaşmalarının uygulanması ve uyumunun izlenmesi gibi farklı işlevler yürütmektedir<a id="_ftnref16" href="#_ftn16"><sup>[16]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Güney Kore, Türkiye açısından daha yakın bir örgütsel karşılaştırma sunmaktadır. Ticaret, Sanayi ve Kaynaklar Bakanlığı (Ministry of Trade, Industry and Resources &#8211; MOTIR) bünyesinde Ticaretten Sorumlu Bakanın (Minister for Trade) altında Ticaret Politikası ve Uluslararası Ticaret İlişkileri büroları ile Ticaret Müzakereleri Ofisi (Office of Trade Negotiations) yer alır. 2026 Kore-Singapur STA güncelleme süreci Ticaretten Sorumlu Bakanın katıldığı üst düzey temaslarla başlatılmış, sonraki turda Kore heyetine Ticaret Anlaşması Politikası Genel Müdürü başmüzakereci olarak başkanlık etmiştir. Bu yapı, üst düzey siyasi sorumluluk ile sürekli profesyonel müzakere kapasitesinin aynı bakanlıkta birlikte işletilebildiğini göstermektedir<a id="_ftnref17" href="#_ftn17"><sup>[17]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Birleşik Krallıkta İş ve Ticaret Bakanlığı (Department for Business and Trade &#8211; DBT) içinde Ticaret Politikası ve Ekonomik Güvenlikten sorumlu Devlet Bakanının portföyü, STA müzakerelerinden tarifelere ve ekonomik güvenliğe uzanan kesişen ticaret dosyalarını tek bir siyasi sorumluluk altında toplamaktadır<a id="_ftnref18" href="#_ftn18"><sup>[18]</sup></a>. Brezilya’da ise Dış Ticaret Sekreterliğinin (Secretaria de Comércio Exterior &#8211; SECEX) müzakere kapasitesi, Dış Ticaret Odasının (Câmara de Comércio Exterior &#8211; CAMEX) stratejik organı eliyle ticaret politikasını belirleyen ve müzakere mandası veren bakanlıklar arası yapıyla tamamlanmaktadır<a id="_ftnref19" href="#_ftn19"><sup>[19]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:table --></p>
<table class="has-fixed-layout">
<thead>
<tr>
<td><strong>Ülke</strong></td>
<td><strong>Başlıca yapı</strong></td>
<td><strong>Müzakere/koordinasyon modeli</strong></td>
<td><strong>Türkiye açısından analitik değer</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>ABD</td>
<td>USTR + Ticaret Bakanlığı/ITA</td>
<td>USTR: müzakere ve kurumlar arası politika; ITA: ihracat, pazar erişimi, analiz ve uygulama.</td>
<td>Müzakere sorumluluğu ile uygulama kapasitesi ayrılabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Güney Kore</td>
<td>Ticaretten Sorumlu Bakan + Ticaret Müzakereleri Ofisi</td>
<td>Bakanlık içinde siyasi sorumluluk ve sürekli müzakere ofisi; bazı turlarda GM düzeyinde başmüzakereci.</td>
<td>Siyasi sorumluluk ile profesyonel müzakere kapasitesi birlikte kurulabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Birleşik Krallık</td>
<td>İş ve Ticaret Bakanlığı (DBT)</td>
<td>Siyasi portföy: STA müzakereleri, tarifeler, ekonomik güvenlik ve diğer yatay ticaret dosyaları.</td>
<td>Yatay ticaret dosyaları üst düzey siyasi portföyde toplanabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Brezilya</td>
<td>SECEX + CAMEX</td>
<td>SECEX: müzakere; CAMEX: strateji, müzakere mandası ve bakanlıklar arası karar.</td>
<td>Müzakere ekibi ile hükümet düzeyindeki stratejik karar sorumluluğu ayrılabilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!-- /wp:table --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>Tablo 3. Seçilmiş G20 ticaret politikası yapılarında müzakere sorumluluğu ve eşgüdüm.</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>7. TİCARET BAKANLIĞI VAKASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>7.1. İki Kurumsal Miras ve 2018–2021 Yeniden Dağılımı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ticaret Bakanlığının bugünkü dış ilişkiler yapısı, 2011’de kurulan iki bakanlığın farklı kurumsal miraslarının birleşmesinden doğmuştur. Ekonomi Bakanlığında Anlaşmalar Genel Müdürlüğü ile Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü ayrı hizmet birimleri olarak kurulurken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığında Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü daha yatay ve birleşik bir model içinde düzenlenmiştir<a id="_ftnref20" href="#_ftn20"><sup>[20]</sup></a>. 2018’deki birleşmenin ilk düzenlemesinde bu iki ayrı yapı korunmuş, 27 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle 2019’da görev alanları UAABGM bünyesinde bütünleştirilmiştir<a id="_ftnref21" href="#_ftn21"><sup>[21]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>2021’de 79 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Dış Temsilcilikler ve Uluslararası Etkinlikler Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır. Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü (UHTGM) kurulmuş; Ticaret Araştırmaları Genel Müdürlüğü de Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü (TARDGM) olarak yeniden yapılandırılmıştır. Mal ihracatına yönelik tanıtım ve heyet faaliyetleri, hizmet ticareti faaliyetleri ve yurt dışı teşkilatıyla bilgi paylaşımı gibi görevler işlevlerine göre farklı birimlere dağıtılmıştır. Bu yeniden dağılım, Ticaret Bakanlığındaki uluslararası kapasitenin tek bir genel müdürlüğe indirgenemeyeceğini göstermektedir. Buna karşılık müzakere dosyasının bütünlüğünü koruyacak açık bir merkeze duyulan ihtiyaç sürmektedir<a id="_ftnref22" href="#_ftn22"><sup>[22]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>7.2. Bugünkü Çok Merkezli Kapasite ve Ticaretin Kolaylaştırılması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>UAABGM’nin güncel görevleri uluslararası ticari ve ekonomik anlaşmaların hazırlanması, müzakere edilmesi, uygulanması ve izlenmesi; ikili ve çok taraflı ekonomik ilişkiler; DTÖ, AB ve Gümrük Birliği çalışmaları ile ticari uyuşmazlıkların takibini kapsamaktadır<a id="_ftnref23" href="#_ftn23"><sup>[23]</sup></a>. Ancak Bakanlığın uluslararası kapasitesi UAABGM ile sınırlı değildir. İhracat, İthalat, Ürün Güvenliği ve Denetimi, İç Ticaret, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik ile UHTGM gibi hizmet birimlerinde de doğrudan uluslararası görevler veya bu alana özgü alt yapılanmalar bulunmaktadır<a id="_ftnref24" href="#_ftn24"><sup>[24]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>UAABGM’nin koordinasyon işlevinin somutlaştığı yapılardan biri Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesidir. DTÖ Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşmasının ulusal komite yükümlülüğü kapsamında 2016/27 sayılı Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu Genelgesiyle Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu kurulmuştur. Yapı, 2019/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle Ticaret Bakanlığının ilgili Bakan Yardımcısı başkanlığındaki Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi olarak yeniden düzenlenmiştir. Güncel Komite sekretaryası UAABGM Bölgesel Anlaşmalar ve Anlaşmazlıkların Halli Dairesi tarafından yürütülmektedir. Altyapı ve Lojistik, Gümrük ve Dış Ticaret ile Şeffaflık çalışma grupları 2024-2028 dönemindeki eylem planını izlemektedir. UAABGM böylece yalnız uluslararası kural veya anlaşma metninin müzakeresinde değil, bu yükümlülükleri ulusal uygulama ve kurumlar arası eşgüdüme dönüştürme sürecinde de kurumsallaşmış bir rol üstlenmektedir<a id="_ftnref25" href="#_ftn25"><sup>[25]</sup></a>. Komitenin bu işlevi gümrük ve lojistik politikaları bakımından da doğrudan önem taşımaktadır. Türkiye–Birleşik Krallık STA modernizasyon müzakerelerinde “Ticaretin Kolaylaştırılması ve Gümrük İşlemleri” ayrı bir müzakere başlığı olarak ele alınmaktadır. Gümrük işlemleri, lojistik, dijital süreçler ve kurumlar arası koordinasyon böylece UAABGM’nin ticaret müzakeresi kapasitesiyle aynı dosyada kesişmektedir<a id="_ftnref26" href="#_ftn26"><sup>[26]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>7.3. UAABGM–TARDGM–UHTGM Arasında Görev Ayrımı ve Dosya Bazlı Eşgüdüm</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu bölümde önerilen yaklaşım, UAABGM, TARDGM ve UHTGM arasında mevzuatla belirlenmiş görev ve yetkileri yeniden dağıtmak değildir. Mevcut görev hükümleri birlikte okunduğunda roller birbirini tamamlayan eksenlerde ayrışmaktadır: UAABGM ortak müzakere pozisyonunun oluşturulması, anlaşma metni ve hukuki çerçeve, müzakere sürecinin yürütülmesi ile anlaşmaların bütüncül uygulama ve izleme takibinde merkezî rol üstlenmekte; TARDGM araştırma, veri, etki ve risk analizi ile yurt dışı teşkilatından gelen genel bilgi akışını sağlarken; UHTGM hizmet ticaretindeki sektörel politika, destek ve uygulama kapasitesini taşımaktadır. Diğer sektörel genel müdürlükler de kendi görev alanlarına giren müzakere başlıklarının teknik içeriğinden sorumlu olmaya devam etmektedir<a id="_ftnref27" href="#_ftn27"><sup>[27]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Büyük ve çok birimli dosyalarda ihtiyaç, bu rollerin dosya özelinde baştan görünür kılınmasıdır. Her önemli müzakere için müzakere koordinasyonunu yürütecek birim, teknik başlıkların içerik sahibi birimleri, analiz sağlayıcı birim, yurt dışından bilgi sağlayacak ağ ve uygulama takibinden sorumlu yapı önceden belirlenebilmektedir. Bu düzen bir görev ve sorumluluk tablosu, görev bölümü onayı veya benzeri kurum içi çalışma usulüyle kurulabilir. Ancak uygulamada sürekli tekrarlanan ve mevcut görev hükümleriyle giderilemeyen bir boşluk ortaya çıkarsa, mevzuat değişikliği ihtiyacı ayrıca değerlendirilebilmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ticaret müşavirlikleri ve ataşelikleri de bu iş bölümünün ortak bilgi ve temas ayağıdır. Yurt dışı teşkilatının genel bilgi akışının TARDGM tarafından izlenmesi korunabilir; belirli bir müzakere dosyasına yönelik hedefli bilgi ve geri bildirim talepleri UAABGM tarafından yönlendirilebilir; ilgili sektörel birimler de kendi teknik başlıkları için doğrudan katkı sunabilir. Böylece yurt dışı ağından üretilen bilgi belirli bir genel müdürlüğe ait olmaktan çıkar ve aynı dosyada görev alan birimlerin ortak karar ve müzakere zemininin parçası hâline gelebileceği düşünülmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>7.4. Büyük Müzakerelerde Üst Düzey Dosya Sorumluluğu</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Kapsamlı ticaret anlaşmaları mal ticareti, hizmetler, yatırım, dijital ticaret, gümrük ve ticaretin kolaylaştırılması, ürün güvenliği ve sürdürülebilirlik gibi farklı başlıkları aynı müzakere altında birleştirir. 7.3’teki dosya bazlı görev bölümü teknik ve işlevsel sorumlulukları görünür kılmaktadır; ancak birden fazla genel müdürlüğün önceliklerinin uzlaştırılması veya Bakanlık adına ortak bir stratejik tercih yapılması gerektiğinde karar ihtiyacının tek bir genel müdürlüğün yetki alanını aşabilme riski bulunmaktadır. Bakanlığın kendi bünyesinde bunun daha sınırlı bir örneği Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesidir: ilgili Bakan Yardımcısının başkanlığı ile UAABGM sekretaryası, aynı yatay dosyada üst düzey eşgüdüm ile teknik sürekliliği bir araya getirmektedir. Öneri, bu düzeni her müzakereye yaymak değil; yalnız büyük ve yatay nitelikli dosyalarda Bakanın ilgili Bakan Yardımcısını üst düzey dosya sorumlusu olarak görevlendirebilmesidir. Bu yaklaşım yeni ve sürekli bir “başmüzakereci” unvanı ihdas etmemektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türkiye’nin AB katılım sürecinde 2005/15 sayılı Görev Dağılımı Genelgesiyle ilk Başmüzakerecinin atanması da karmaşık ve kurumlar arası bir müzakere sürecinde üst düzey siyasi sorumluluk kurulmasının tarihsel bir örneğidir. Karşılaştırma, Başmüzakereci unvanının günümüzde aynı veya başka bir makam altında devam ettiği varsayımına değil, üst düzey sorumluluk işlevine dayanmaktadır<a id="_ftnref28" href="#_ftn28"><sup>[28]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Üst düzey dosya sorumlusunun görevi teknik müzakereyi yürütmek değil, birimler arasında çözülemeyen öncelik ve pozisyon farklılıklarını Bakanlık düzeyinde uzlaştırmak, gerekli kararları üst makama taşımak ve ortak pozisyonun sürekliliğini sağlamaktır. UAABGM müzakere koordinasyonu, anlaşma metni ve hukuki çerçeve, teknik sekretarya ve kurumsal hafıza işlevlerini sürdürür; sektörel genel müdürlükler kendi teknik başlıklarındaki sorumluluklarını korumaktadır. TARDGM ile UHTGM de 7.3’te açıklanan analiz ve sektörel politika rollerini yerine getirir. Güney Kore’de Ticaretten Sorumlu Bakanın (Minister for Trade) sürekli Ticaret Müzakereleri Ofisiyle birlikte çalışması, siyasi sorumluluk ile profesyonel müzakere kapasitesinin aynı bakanlıkta birlikte örgütlenebildiğini gösterir. ABD’deki USTR ise bakanlık dışı ve Başkanlık merkezli yapısıyla doğrudan emsalden çok alternatif bir kurumsal modeldir<a id="_ftnref29" href="#_ftn29"><sup>[29]</sup></a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu düzen, 1173 sayılı Kanun çerçevesindeki Dışişleri Bakanlığı koordinasyonuyla birlikte işlemelidir. Hangi konuların birimler arasında çözüleceği, hangilerinin Bakan Yardımcısı düzeyine taşınacağı ve ortak pozisyonun nasıl kayda bağlanacağı dosyanın çalışma usulünde baştan belirlenmelidir. Teknik sürekliliğin UAABGM’de tutulması, siyasi görev değişikliklerinde kurumsal hafızanın korunmasını sağlamaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>8. SONUÇ</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın temel bulgusu, ortak bir fonksiyonel çekirdeğe rağmen bakanlıkların merkezî dış ilişkiler birimlerinin koordinasyon, doğrudan müzakere ve işlem sorumluluğu ile sektörel uluslararası kapasite bakımından farklılaştığıdır. DEİGM ve UAABGM doğrudan müzakere ve işlem sorumluluğunu, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü merkezî makam niteliğindeki operasyonel uzmanlaşmayı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığındaki 2026 görev aktarımı ise uluslararası proje sorumluluğunun merkezî dış ilişkiler birimine taşınabildiğini örneklemektedir. Bu bulgu, bakanlıkların dış ilişkiler teşkilatında tek tip bir hiyerarşik model aramak yerine iki soruya odaklanmayı gerektirir: ortak dış ilişkiler koordinasyonunun nerede toplandığı ve somut uluslararası dosyada hukuki/teknik sorumluluğun hangi birimde bulunduğu. Birimin hiyerarşik düzeyi ancak bu iki soruyla birlikte anlam kazanmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ticaret Bakanlığı, merkezî müzakere kapasitesi ile farklı hizmet birimlerine dağılmış uluslararası uzmanlığın aynı teşkilat içinde en yoğun biçimde bir arada bulunduğu vakadır. Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi bu açıdan özellikle önemlidir: Bakan Yardımcısı başkanlığı ile UAABGM sekretaryasını bir araya getiren mevcut yapı, üst düzey eşgüdüm ile teknik sürekliliğin Bakanlık içinde birlikte kurulabildiğini göstermektedir. Aynı örnek, 7.4’te önerilen dosya sorumluluğunun yabancı bir modelin aktarımı değil, Bakanlığın kendi kurumsal pratiğinde karşılığı bulunan bir çalışma biçiminin seçilmiş büyük müzakerelere uyarlanması olarak okunmasına imkân vermektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu çerçevede iki araç birbirini tamamlamaktadır: ilk olarak büyük dosyalarda müzakere, teknik içerik, analiz, yurt dışı bilgi akışı ve uygulama takibi sorumlulukları dosya bazında ayrıntılandırılabilir; ikinci olarak, yalnız kapsamlı ve yatay müzakerelerde bir Bakan Yardımcısının üst düzey dosya sorumlusu olarak görevlendirilmesi, genel müdürlükler arasında çözülemeyen stratejik tercihlerin Bakanlık düzeyinde uzlaştırılmasını sağlayabilir. Çalışma mevzuat ve kamuya açık kurumsal belgelere dayandığından koordinasyonun fiilî etkinliği ancak kurum içi dosya incelemesi ve birim düzeyinde saha çalışmasıyla ölçülebilmektedir. Buna karşılık bakanlıkların uluslararası kapasitesini teşkilat kademesinden çok dosya üzerindeki sorumluluk üzerinden okumak, hem karşılaştırmalı inceleme hem de kurum içi görev tasarımı için daha açıklayıcı bir başlangıç noktası sunmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>Mevzuat</strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 9 Kasım 1982 tarihli ve 17863 sayılı Resmî Gazete (Mükerrer).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>244 sayılı Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun, 11 Haziran 1963 tarihli ve 11425 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun, 17 Mayıs 1969 tarihli ve 13201 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 8 Haziran 2011 tarihli ve 27958 sayılı Resmî Gazete (1. Mükerrer).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 8 Haziran 2011 tarihli ve 27958 sayılı Resmî Gazete (1. Mükerrer).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 10 Temmuz 2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete ve yürürlükteki değişiklikleri.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>9 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>27 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 10 Ocak 2019 tarihli ve 30651 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>79 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 7 Temmuz 2021 tarihli ve 31534 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>198 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 20 Haziran 2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Merkez Teşkilatı Birimlerinin Görev, Yetki ve Sorumluluklarına Dair Yönerge (2022/2), son değişiklik 19.07.2025. (Adres: https://www.tarimorman.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>2005/15 sayılı Görev Dağılımı Genelgesi, 3 Haziran 2005 tarihli ve 25834 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>2016/27 sayılı Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu Genelgesi, 3 Aralık 2016 tarihli ve 29907 sayılı Resmî Gazete. (2019/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle yürürlükten kaldırılmıştır).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>“Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi” konulu 2019/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 13 Nisan 2019 tarihli ve 30744 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>Akademik Makaleler</strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>SADİOĞLU, Uğur, ÇİFCİ, Yasemin, EZİN, Emre ve DİNÇ, Betül. (2020). “Avrupa Birliği’ne Üyelik Sürecinde Türk Kamu Yönetiminin Kurumsal Kapasitesi”. Siyasal: Journal of Political Sciences, 29(2), 291-312. DOI: 10.26650/siyasal.2020.29.2.0073.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>SAYLAM, Ayşegül ve ÖMÜRGÖNÜLŞEN, Uğur. (2013). “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nden Avrupa Birliği Bakanlığı’na: Türk Kamu Yönetiminde Yeni Bir Bakanlık Teşkilatlanması”. Akdeniz İİBF Dergisi, 13(25), 178-196.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TARHAN, Bora ve EZİCİ, Erhan. (2020). “Türkiye &#8211; Avrupa Birliği İlişkisinin Teşkilat Yapısı Üzerinden İncelenmesi: Avrupa Birliği Başkanlığı”. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 21(2), 525-544.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>Kurumsal İnternet Kaynakları</strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Avrupa Birliği Başkanlığı. (2025). “Avrupa Birliği Başkanlığı &#8211; Tarihçe”. (Adres: https://www.ab.gov.tr/tarihce_53840.html, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Department for Business and Trade (United Kingdom). (2026). “Minister of State (Minister for Trade Policy and Economic Security)” ve “List of Ministerial Responsibilities”. (Adres: https://www.gov.uk/government/ministers/minister-of-state&#8211;172, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü. (2026). “Görev ve Yetkileri”. (Adres: https://www.hmb.gov.tr/bashukuk-musavirligi-ve-muhakemat-genel-mudurlugunun-gorev-ve-yetkileri, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). “Hakkımızda / Görev ve Sorumluluklar”. (Adres: https://www.hmb.gov.tr/dis-ekonomik-iliskiler-genel-mudurlugu-hakkinda, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ministério do Desenvolvimento, Indústria, Comércio e Serviços (MDIC). (2026). “Secretaria de Comércio Exterior (SECEX)” ve “Câmara de Comércio Exterior (CAMEX)”. (Adresler: https://www.gov.br/mdic/pt-br/assuntos/comercio-exterior; https://www.gov.br/mdic/pt-br/assuntos/camex/a-camex, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ministry of Trade, Industry and Resources (Republic of Korea). (2026). “Organizational Structure”; “Korea and Singapore Launch FTA Upgrade Negotiations”; “Korea and Singapore Hold Second Round of FTA Upgrade Negotiations”. (Adres: https://english.motir.go.kr/eng/contents/12, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Adalet Bakanlığı. (2026). Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü ile İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı görev, teşkilat ve kurumsal sayfaları. (Adresler: https://diabgm.adalet.gov.tr/; https://inhak.adalet.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı. (2026). Güncel kurumsal ve hizmet sayfaları. (Adres: https://aile.gov.tr/sss/avrupa-birligi-ve-dis-iliskiler-dairesi-baskanligi/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü. (2026). Güncel kurumsal, görev ve teşkilat sayfaları. (Adres: https://www.csgb.gov.tr/diabgm/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). Güncel kurumsal sayfa. (Adres: https://ab.csb.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. (2026). Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü “Görev ve Yetkiler / Daire Başkanlıkları” ile Enerji İşleri Genel Müdürlüğü “Daire Başkanlıkları”. (Adresler: https://enerji.gov.tr/digm; https://enerji.gov.tr/digm-daire-baskanliklari; https://www.enerji.gov.tr/eigm-dairebaskanliklari, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). “Görevler”, “Teşkilat Şeması” ve kurumsal faaliyet sayfaları. (Adres: https://uogm.gsb.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. İçişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı. (2026). “Çalışma Yönergesi” ve güncel teşkilat sayfası. (Adresler: https://www.icisleri.gov.tr/diab/calisma-yonergesi; https://www.icisleri.gov.tr/icisleri-bakanligi-teskilat-semasi, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2026). Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü ile Tanıtma Genel Müdürlüğü güncel görev ve faaliyet sayfaları. (Adresler: https://disiliskiler.ktb.gov.tr/; https://kvmgm.ktb.gov.tr/; https://yakegm.ktb.gov.tr/; https://tanitma.ktb.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). Güncel kurumsal ve faaliyet sayfaları. (Adres: https://abdigm.meb.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Millî Savunma Bakanlığı. (2026). “Savunma ve Güvenlik Genel Müdürlüğü &#8211; Teşkilat Şeması”, güncelleme 24.04.2026. (Adres: https://www.msb.gov.tr/Bakanlik/TeskilatSemasi/a4ItKqg2b3kAX866NXRC3A, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Sağlık Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). Güncel kurumsal, teşkilat ve iletişim sayfaları. (Adres: https://disab.saglik.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). “Teşkilat”. (Adres: https://www.sanayi.gov.tr/merkez-birimi/ef21bcb86065/teskilat, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). Güncel kurumsal sayfa. (Adres: https://www.tarimorman.gov.tr/ABDGM, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı, Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü. (2026). “Görevlerimiz ve Yetkilerimiz”. (Adres: https://tagm.ticaret.gov.tr/kurumsal/gorevlerimiz-ve-yetkilerimiz, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı, Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi. (2026). “Komite Yapısı ve II. Beş Yıllık Eylem Planı (2024-2028)”. (Adres: https://kolayticaret.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü. (2026). “Görev ve Yetkiler”. (Adres: https://uaabgm.ticaret.gov.tr/kurumsal/gorev-ve-yetkiler, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü. (2026). “Görevlerimiz”. (Adres: https://uhtgm.ticaret.gov.tr/kurumsal/gorevlerimiz, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı. (2025). “Türkiye ve Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması (STA) Müzakereleri”, 4 Temmuz 2025. (Adres: https://uaabgm.ticaret.gov.tr/haberler/turkiye-ve-birlesik-krallik-serbest-ticaret-anlasmasi-sta-muzakereleri, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı. (2026). İhracat, İthalat, İç Ticaret, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik ile Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüklerinin güncel görev ve teşkilat sayfaları. (Adresler: https://ihracat.ticaret.gov.tr/; https://ithalat.ticaret.gov.tr/; https://icticaret.ticaret.gov.tr/; https://esnafkoop.ticaret.gov.tr/; https://urunkurallari.ticaret.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü. (2026). “Görevler” ve güncel kurumsal sayfalar. (Adres: https://abdi.uab.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>United States Department of Commerce, International Trade Administration. (2026). “About Us” ve ilgili organizasyon sayfaları. (Adres: https://www.trade.gov/about-us, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>United States Trade Representative. (2026). “About USTR” ve “Interagency Role”. (Adresler: https://ustr.gov/about-us/about-ustr; https://ustr.gov/about-us/interagency-role, Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:separator --></p>
<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />
<p><!-- /wp:separator --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn1" href="#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Bu çerçevedeki ulusal çalışmalar için bkz. Uğur Sadioğlu, Yasemin Çifci, Emre Ezin ve Betül Dinç, “Avrupa Birliği’ne Üyelik Sürecinde Türk Kamu Yönetiminin Kurumsal Kapasitesi”, Siyasal: Journal of Political Sciences, 29(2), 2020, s. 291-312, DOI: 10.26650/siyasal.2020.29.2.0073; Bora Tarhan ve Erhan Ezici, “Türkiye &#8211; Avrupa Birliği İlişkisinin Teşkilat Yapısı Üzerinden İncelenmesi: Avrupa Birliği Başkanlığı”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 21(2), 2020, s. 525-544; Ayşegül Saylam ve Uğur Ömürgönülşen, “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nden Avrupa Birliği Bakanlığı’na: Türk Kamu Yönetiminde Yeni Bir Bakanlık Teşkilatlanması”, Akdeniz İİBF Dergisi, 13(25), 2013, s. 178-196.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn2" href="#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 10 Temmuz 2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete; Kararnamenin ilgili bakanlıklara ilişkin 20 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükteki hükümleri ile bakanlıkların aynı tarih itibarıyla güncel resmî teşkilat ve birim sayfaları birlikte esas alınmıştır. Kaynak sayfaları 20 Ağustos 2026 tarihinde son kez erişim kontrolünden geçirilmiştir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn3" href="#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> 1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun, m. 1, 17 Mayıs 1969 tarihli ve 13201 sayılı Resmî Gazete; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, m. 128.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn4" href="#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, m. 58, 59 ve 62, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete; T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı, “Tarihçe”, https://www.ab.gov.tr/tarihce_53840.html (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn5" href="#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 90 ve 104, 9 Kasım 1982 tarihli ve 17863 sayılı Resmî Gazete (Mükerrer); 9 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, m. 1-6, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete; 244 sayılı Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun, özellikle m. 5 ve 7, 11 Haziran 1963 tarihli ve 11425 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn6" href="#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ilgili hizmet birimi hükümleri ile 20 Ağustos 2026 tarihli resmî bakanlık teşkilat/birim sayfalarının karşılaştırılmasına dayanan yazar tespitidir. Tablo 1’de yer verilen merkezî birimlerin resmî kurumsal sayfaları Kaynakça’nın “Kurumsal İnternet Kaynakları” bölümünde ayrıca gösterilmiştir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn7" href="#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü, “Hakkımızda / Görev ve Sorumluluklar”, https://www.hmb.gov.tr/dis-ekonomik-iliskiler-genel-mudurlugu-hakkinda (Erişim Tarihi: 20.08.2026); ayrıca 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğüne ilişkin yürürlükteki görev hükümleri.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn8" href="#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> T.C. Adalet Bakanlığı, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, “Görevler” ve uluslararası adlî iş birliği/merkezî makam sayfaları, https://diabgm.adalet.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn9" href="#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> 198 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, m. 1-3, 20 Haziran 2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, “Daire Başkanlıkları”, https://enerji.gov.tr/digm-daire-baskanliklari (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn10" href="#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> T.C. Millî Savunma Bakanlığı, “Savunma ve Güvenlik Genel Müdürlüğü &#8211; Teşkilat Şeması”, güncelleme 24.04.2026, https://www.msb.gov.tr/Bakanlik/TeskilatSemasi/a4ItKqg2b3kAX866NXRC3A (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn11" href="#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Bu beşli işlev tasnifi, incelenen 16 bakanlığın yürürlükteki görev hükümleri ile ulaşılabilen güncel kurumsal görev düzenlemelerinin karşılaştırılması sonucunda yazar tarafından oluşturulmuştur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn12" href="#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji İşleri Genel Müdürlüğü, “Daire Başkanlıkları”, güncelleme 10.06.2026. İlgili görev tanımlarında ulusal/uluslararası kurum ve kuruluşlarla enerji istatistikleri ve modellemesi alanında proje yürütme; IEA, OECD ve EUROSTAT’a gönderilen enerji istatistiklerini hazırlama, koordine etme ve izleme görevleri yer almaktadır. https://www.enerji.gov.tr/eigm-dairebaskanliklari (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn13" href="#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, “Başkanlığın Görevleri”, https://disiliskiler.ktb.gov.tr/TR-22092/baskanligin-gorevleri.html; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, görev ve uluslararası faaliyet sayfaları, https://kvmgm.ktb.gov.tr/; Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü, Yaşayan Mirasın Korunması Daire Başkanlığı görevleri, https://yakegm.ktb.gov.tr/TR-11777/yasayan-mirasin-korunmasi-daire-baskanligi.html; Tanıtma Genel Müdürlüğü, “Görevleri”, https://tanitma.ktb.gov.tr/TR-22527/gorevleri.html (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn14" href="#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> T.C. Adalet Bakanlığı, İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, “Görev ve Sorumluluklarımız”, “Teşkilat Şeması”, “Başkan Yardımcıları” ve “Daire Başkanları”, https://inhak.adalet.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 20.08.2026); T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, “Görev ve Yetkileri”, https://www.hmb.gov.tr/bashukuk-musavirligi-ve-muhakemat-genel-mudurlugunun-gorev-ve-yetkileri (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn15" href="#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Merkez Teşkilatı Birimlerinin Görev, Yetki ve Sorumluluklarına Dair Yönerge (2022/2), son değişiklik 19.07.2025. Yönergede bazı sektörel birimlerin uluslararası faaliyetlerinin Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile koordineli yürütülmesi açıkça düzenlenmektedir (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn16" href="#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> Office of the United States Trade Representative, “About USTR” ve “Interagency Role”, https://ustr.gov/about-us/about-ustr, https://ustr.gov/about-us/interagency-role; United States Department of Commerce, International Trade Administration, “About Us”, https://www.trade.gov/about-us (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn17" href="#_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> Ministry of Trade, Industry and Resources (Republic of Korea), “Organizational Structure”, https://english.motir.go.kr/eng/contents/12; 2026 yılı STA/CEPA müzakere duyuruları. Resmî teşkilat şeması Minister for Trade altında Office of Trade Negotiations ve ilgili genel müdürlükleri göstermekte; 2026 müzakere duyuruları bazı turlarda Director General for Trade Agreement Policy düzeyinde başmüzakerecilik yürütüldüğünü göstermektedir (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn18" href="#_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> Department for Business and Trade (United Kingdom), “Minister of State (Minister for Trade Policy and Economic Security)” ve “List of Ministerial Responsibilities”, https://www.gov.uk/government/ministers/minister-of-state&#8211;172 (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn19" href="#_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> Ministério do Desenvolvimento, Indústria, Comércio e Serviços (Brazil), Secretaria de Comércio Exterior (SECEX) ve Câmara de Comércio Exterior (CAMEX) resmî teşkilat/görev sayfaları, https://www.gov.br/mdic/pt-br/assuntos/comercio-exterior, https://www.gov.br/mdic/pt-br/assuntos/camex/a-camex (Erişim Tarihi: 20.08.2026). CAMEX’in stratejik organı dış ticaret stratejisini belirleme ve ikili, bölgesel ve çok taraflı müzakereler için müzakere mandası ve yönlendirme oluşturma görevleri taşımaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn20" href="#_ftnref20"><sup>[20]</sup></a> 3 Haziran 2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, özellikle m. 9 ve 10, 8 Haziran 2011 tarihli ve 27958 sayılı Resmî Gazete (1. Mükerrer); 3 Haziran 2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, özellikle m. 14, 8 Haziran 2011 tarihli ve 27958 sayılı Resmî Gazete (1. Mükerrer).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn21" href="#_ftnref21"><sup>[21]</sup></a> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 10 Temmuz 2018 tarihli ilk hâli; 9 Ocak 2019 tarihli ve 27 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 10 Ocak 2019 tarihli ve 30651 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn22" href="#_ftnref22"><sup>[22]</sup></a> 6 Temmuz 2021 tarihli ve 79 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, özellikle ilgili Ticaret Bakanlığı hükümleri, 7 Temmuz 2021 tarihli ve 31534 sayılı Resmî Gazete.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn23" href="#_ftnref23"><sup>[23]</sup></a> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin UAABGM’ye ilişkin yürürlükteki hükmü; T.C. Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, “Görev ve Yetkiler”, https://uaabgm.ticaret.gov.tr/kurumsal/gorev-ve-yetkiler (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn24" href="#_ftnref24"><sup>[24]</sup></a> T.C. Ticaret Bakanlığının İhracat, İthalat, İç Ticaret, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik, Ürün Güvenliği ve Denetimi ile Uluslararası Hizmet Ticareti genel müdürlüklerinin güncel görev ve alt teşkilat sayfaları birlikte incelenmiştir (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn25" href="#_ftnref25"><sup>[25]</sup></a> 3 Aralık 2016 tarihli ve 2016/27 sayılı Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu Genelgesi, 3 Aralık 2016 tarihli ve 29907 sayılı Resmî Gazete; “Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi” konulu 2019/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 13 Nisan 2019 tarihli ve 30744 sayılı Resmî Gazete. Güncel Komite yapısı ve 2024-2028 Eylem Planı için bkz. T.C. Ticaret Bakanlığı, Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi, https://kolayticaret.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 20.08.2026). 2019/6 sayılı Genelge, 2016/27 sayılı Genelgeyi yürürlükten kaldırmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn26" href="#_ftnref26"><sup>[26]</sup></a> T.C. Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, “Türkiye ve Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması (STA) Müzakereleri”, 04.07.2025, https://uaabgm.ticaret.gov.tr/haberler/turkiye-ve-birlesik-krallik-serbest-ticaret-anlasmasi-sta-muzakereleri (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn27" href="#_ftnref27"><sup>[27]</sup></a> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin UAABGM, UHTGM ve TARDGM’ye ilişkin yürürlükteki hükümleri; T.C. Ticaret Bakanlığı, UAABGM “Görev ve Yetkiler”; UHTGM “Görevlerimiz”; TARDGM “Görevlerimiz ve Yetkilerimiz” resmî sayfaları (Erişim Tarihi: 20.08.2026). Buradaki üçlü işlev ayrımı, söz konusu görev hükümlerinin karşılaştırılmasına dayanan analitik bir tasniftir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn28" href="#_ftnref28"><sup>[28]</sup></a> T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı, “Tarihçe”, https://www.ab.gov.tr/tarihce_53840.html (Erişim Tarihi: 20.08.2026). Resmî tarihçeye göre ilk Başmüzakereci, 3 Haziran 2005 tarihli ve 25834 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2005/15 sayılı Görev Dağılımı Genelgesiyle atanmış; izleyen dönemde AB işlerinden sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci, ardından Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci yapıları kullanılmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn29" href="#_ftnref29"><sup>[29]</sup></a> Ministry of Trade, Industry and Resources (Republic of Korea), “Organizational Structure” ve 2026 müzakere duyuruları; Office of the United States Trade Representative, “About USTR” (Erişim Tarihi: 20.08.2026). Karşılaştırma, kurumların hukuken eşdeğer olduğu iddiasına değil, üst düzey siyasi sahiplik ile sürekli uzman müzakere kapasitesinin farklı örgütsel biçimlerde kurulabildiği gözlemine dayanmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/turkiyede-bakanliklarin-avrupa-birligi-ve-dis-iliskiler-birimleri-yapisal-ve-fonksiyonel-bir-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biyometrik Tespit Sistemlerinin Gümrük Kontrolleri Açısından Değerlendirilmesi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/biyometrik-tespit-sistemlerinin-gumruk-kontrolleri-acisindan-degerlendirilmesi/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/biyometrik-tespit-sistemlerinin-gumruk-kontrolleri-acisindan-degerlendirilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Okaymırza]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:03:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Biometric Data]]></category>
		<category><![CDATA[Biometric Recognition Systems]]></category>
		<category><![CDATA[Biyometrik Tanıma Sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Biyometrik Veri]]></category>
		<category><![CDATA[Border Management]]></category>
		<category><![CDATA[Border Security]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Controls]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Kontrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Verilerin Korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Personal Data Protection]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8762</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET Biyometrik teknolojiler, kimlik doğrulama alanında yaşanan dijital dönüşümün en belirgin unsurlarından biri haline gelmiş; güvenlik politikalarından sınır yönetimine, kamu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8762" class="elementor elementor-8762">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-64acfe13 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="64acfe13" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5b1c5390" data-id="5b1c5390" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-4d3607a6 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="4d3607a6" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojiler, kimlik doğrulama alanında yaşanan dijital dönüşümün en belirgin unsurlarından biri haline gelmiş; güvenlik politikalarından sınır yönetimine, kamu hizmetlerinden özel sektör uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Günümüzde bireylerin fiziksel ve davranışsal özelliklerine dayalı kimlik doğrulama sistemleri hem güvenlik seviyesini artırmakta hem de operasyonel süreçlerin daha hızlı ve etkin biçimde yürütülmesine olanak tanımaktadır. Bu çalışmada biyometrik teknolojilerin hukuki boyutu, güvenlik alanındaki kullanım biçimleri ve özellikle gümrük ile sınır yönetimi kapsamında sunduğu yenilikçi çözümler kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çalışma kapsamında biyometrik veri kullanımının kişisel verilerin korunması hukuku açısından doğurduğu riskler incelenmiş; bu riskler ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde değerlendirilmiştir. Türkiye’de yürürlükte bulunan hukuki düzenlemeler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası uygulamalarla karşılaştırmalı olarak analiz edilerek mevcut hukuki altyapının güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuştur. Bu çerçevede biyometrik verilerin hukuka uygun işlenmesi, saklanması ve paylaşılması konularında dikkat edilmesi gereken temel ilkeler tartışılmıştır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Araştırmada ayrıca biyometrik verilerin işlenmesi sürecinde ortaya çıkabilecek güvenlik açıkları ele alınmış; izinsiz erişim, veri ihlalleri ve sistem açıklarının olası sonuçları değerlendirilmiştir. Biyometrik şablonların saklanma yöntemleri, şifreleme teknikleri, risk ve tehdit modelleri ile veri güvenliğine yönelik alınabilecek teknik önlemler analiz edilmiştir. Özellikle Çin gümrüklerinde kullanılan yüz tanıma, parmak izi doğrulama ve yapay zeka destekli gerçek zamanlı izleme sistemleri örnek olay olarak incelenmiş; bu uygulamaların sınır güvenliğine sağladığı katkılar, operasyonel avantajları ve uluslararası alanda yol açtığı etik tartışmalar değerlendirilmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanı sıra Türkiye’de gümrük ve emniyet birimlerinin biyometrik veri kullanma kapasitesi, mevcut uygulamalar, teknik yetkinlikler ve geliştirilmesi gereken alanlar ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak bu çalışma, biyometrik tanıma sistemlerinin sınır güvenliği açısından hız, doğruluk ve etkinlik bakımından önemli fırsatlar sunduğunu ortaya koymakla birlikte, hukuki ve etik çerçevenin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Teknik, hukuki ve uygulamaya yönelik boyutları birlikte ele alan bu çalışma, biyometrik teknolojiler alanındaki literatüre bütüncül bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biometric technologies have become a defining element of digital transformation in identity verification, playing a central role in security frameworks, border management systems, public services, and private-sector operations. By relying on individuals’ unique physical and behavioral characteristics, biometric systems enhance security while enabling faster and more efficient operational processes. This study provides a comprehensive examination of the legal dimensions of biometric technologies, their application in security infrastructures, and the innovative solutions they offer in customs and border management.</p>

<p class="wp-block-paragraph">The risks associated with biometric data processing are analyzed within the framework of personal data protection law, drawing on both national and international regulatory approaches. Türkiye’s existing legal framework is examined through a comparative perspective alongside international standards, highlighting strengths, shortcomings, and areas requiring further development. Particular emphasis is placed on the lawful processing, storage, and transfer of biometric data in accordance with data protection principles.</p>

<p class="wp-block-paragraph">The study also addresses security vulnerabilities that may arise during biometric data processing, including unauthorized access, data breaches, and systemic weaknesses. Biometric template storage methods, encryption techniques, threat models, and risk-management strategies are evaluated in detail. Special attention is devoted to biometric practices employed in Chinese customs operations, such as facial recognition, fingerprint authentication, and AI-driven real-time monitoring systems. These applications are assessed in terms of their contribution to border security, operational efficiency, and the ethical debates they have generated at the international level. </p>

<p class="wp-block-paragraph">In addition, the current capacity of Turkish customs and law-enforcement authorities to implement biometric systems is analyzed, along with existing capabilities and areas requiring improvement.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ultimately, the study concludes that while biometric recognition systems significantly enhance efficiency, accuracy, and security in border-management processes, the strengthening of legal and ethical frameworks remains indispensable. By adopting a multidisciplinary approach, this research aims to contribute to the broader literature on biometrics, security governance, and data protection.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte uluslararası ticaret hacmi artmış, sınır aşan insan ve eşya hareketliliği devletler açısından daha karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Bu gelişmeler, geleneksel güvenlik ve kimlik doğrulama yöntemlerinin hem hız hem de etkinlik bakımından yetersiz kalmasına yol açmış; devletleri daha gelişmiş teknolojik çözümler aramaya yöneltmiştir. Özellikle sınır yönetimi ve gümrük kontrolleri, artan yolcu ve yük trafiği karşısında hızlı ve sürdürülebilir çözümler üretilmesini zorunlu kılan alanlar haline gelmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda biyometrik teknolojiler, çağdaş güvenlik anlayışının temel unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bireylerin fiziksel veya davranışsal özelliklerini temel alan biyometrik sistemler, kimlik doğrulama süreçlerinde yüksek doğruluk oranı sağlaması ve sahtecilik riskini önemli ölçüde azaltması nedeniyle birçok ülkede yaygın biçimde kullanılmaktadır. Parmak izi, yüz tanıma, iris taraması, ses analizi ve davranışsal biyometri gibi yöntemler, bireye özgü nitelikleri esas alarak geleneksel kart, parola veya belge temelli doğrulama sistemlerine kıyasla daha güvenli bir alternatif sunmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük ve sınır yönetimi açısından değerlendirildiğinde biyometrik teknolojilerin önemi daha da belirgin hale gelmektedir. Sınır kapılarında yoğun yolcu akışı, yasa dışı geçişler, kimlik sahteciliği ve kaçakçılık faaliyetlerinin çeşitlenmesi, manuel kontrollerin etkinliğini sınırlamaktadır. Biyometrik tanıma sistemleri ise bu noktada hem işlem sürelerini kısaltmakta hem de insan kaynaklı hataları azaltarak güvenlik seviyesini yükseltmektedir. Otomatik geçiş sistemleri, yüz tanıma tabanlı kontrol mekanizmaları ve biyometrik veri tabanları, sınır yönetiminde hız ve güvenliği aynı anda sağlayabilen yenilikçi çözümler olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ancak biyometrik teknolojilerin sunduğu bu avantajlar, beraberinde önemli hukuki ve etik tartışmaları da getirmektedir. Biyometrik veriler, kişisel veriler içerisinde en hassas gruplardan birini oluşturmakta; değiştirilemez ve doğrudan bireyin kimliğini ortaya koyan nitelikleri nedeniyle özel bir koruma gerektirmektedir. Bu verilerin izinsiz kullanımı, yetkisiz erişimi veya kötüye kullanılması durumunda bireylerin temel hak ve özgürlükleri ciddi şekilde zarar görebilmektedir. Bu nedenle biyometrik veri kullanımının yalnızca teknik bir konu olarak değil, aynı zamanda hukuki ve idari boyutlarıyla birlikte ele alınması gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmanın amacı, biyometrik teknolojilerin gümrük ve sınır yönetimi bağlamında kullanımını teknik, hukuki ve uygulamaya yönelik boyutlarıyla incelemektir. Çalışma kapsamında biyometrik tanıma sistemlerinin işleyişi, sağladığı avantajlar ve ortaya çıkardığı riskler değerlendirilmekte; biyometrik veri kullanımının kişisel verilerin korunması hukuku açısından taşıdığı sonuçlar ele alınmaktadır. Ayrıca farklı ülkelerdeki uygulama örnekleri incelenerek, bu sistemlerin sınır güvenliğine katkıları ve yol açabileceği sorunlar karşılaştırmalı bir perspektifle analiz edilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası alanda birçok ülke, biyometrik teknolojileri sınır yönetimi süreçlerine entegre etmiş durumdadır. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ülkeleri, Çin, Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde biyometrik tanıma sistemleri hem yolcu kontrolü hem de güvenlik taraması amacıyla yoğun biçimde kullanılmaktadır. Bu ülkelerin uygulamaları, biyometrik teknolojilerin sağladığı operasyonel faydaların yanı sıra veri güvenliği ve mahremiyet konularında karşılaşılan sorunları da ortaya koymaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de de biyometrik teknolojilerin kullanımı son yıllarda belirgin şekilde artmıştır. Yeni nesil kimlik kartları, elektronik pasaportlar, parmak izi ve yüz tanıma sistemleri, Türkiye’nin biyometrik altyapısının geliştiğini göstermektedir. Bununla birlikte hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi, veri güvenliği standartlarının netleştirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması, biyometrik sistemlerin etkin ve güvenli biçimde kullanılabilmesi açısından önem taşımaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİYOMETRİ VE BİYOMETRİK TANIMA SİSTEMLERİ </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometri, bireylerin fiziksel veya davranışsal özelliklerinden yararlanarak kimlik tespiti ve doğrulama yapılmasını mümkün kılan bilimsel ve teknolojik yöntemlerin bütününü ifade etmektedir. Bu alan, yalnızca tek bir teknikten ibaret olmayıp insan vücuduna ve davranış kalıplarına özgü birçok farklı özelliğin ölçülmesi, analiz edilmesi ve dijital ortama aktarılması esasına dayanmaktadır. Parmak izi, yüz yapısı, iris dokusu, damar haritaları, ses özellikleri ve davranışsal kalıplar, biyometrik sistemlerin temel veri kaynaklarını oluşturmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik tanıma sistemlerinin en ayırt edici özelliği, bireye özgü ve taklit edilmesi son derece güç nitelikleri esas almasıdır. Geleneksel kimlik doğrulama yöntemlerinde kullanılan kart, şifre veya belge gibi unsurların kaybolması, çalınması veya başkaları tarafından kullanılabilmesi mümkündür. Buna karşılık biyometrik özellikler, doğrudan bireyin kendisine ait olduğundan kimlik sahteciliği riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu durum, biyometrik sistemlerin özellikle güvenliğin kritik olduğu alanlarda tercih edilmesinin temel nedenlerinden biridir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik tanıma sistemleri genel olarak iki aşamalı bir süreç üzerinden çalışmaktadır. İlk aşama, kayıt (enrollment) sürecidir. Bu aşamada bireyin biyometrik özelliği sensörler aracılığıyla elde edilmekte, dijital bir şablona dönüştürülmekte ve güvenli veri tabanlarında saklanmaktadır. İkinci aşama ise doğrulama veya tanımlama sürecidir. Bu aşamada sistem, bireyden yeniden alınan biyometrik veriyi veri tabanındaki mevcut şablonlarla karşılaştırarak eşleşme oranını hesaplamakta ve kimlik doğrulamasını gerçekleştirmektedir. Bu süreçlerde yapay zeka, makine öğrenmesi ve görüntü işleme teknikleri yoğun şekilde kullanılmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik yöntemler, niteliklerine göre fiziksel ve davranışsal biyometri olmak üzere iki ana grupta değerlendirilmektedir. Fiziksel biyometri, bireyin anatomik özelliklerine dayanmakta olup parmak izi, yüz geometrisi, iris ve retina yapısı, avuç içi damar haritaları gibi nispeten değişmez ve yüksek ayırt ediciliğe sahip unsurları kapsamaktadır. Parmak izi tanıma, tarihsel olarak en eski biyometrik yöntemlerden biri olmakla birlikte, halen yüksek doğruluk oranı nedeniyle yaygın biçimde kullanılmaktadır. İris tanıma ise gözün renkli tabakasındaki karmaşık desenlerin analizine dayanmakta ve düşük hata oranı sayesinde yüksek güvenlik gerektiren alanlarda tercih edilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bununla beraber, yüz tanıma teknolojileri, son yıllarda biyometrik sistemler arasında en hızlı gelişim gösteren alanlardan biri haline gelmiştir. Yüksek çözünürlüklü kameraların yaygınlaşması ve derin öğrenme tabanlı algoritmaların gelişmesi, yüz tanımanın hem doğruluk hem de hız bakımından daha güvenilir sonuçlar üretmesini sağlamıştır. Temassız yapısı sayesinde yüz tanıma sistemleri, özellikle kalabalık alanlar, havalimanları ve sınır kapılarında önemli operasyonel avantajlar sunmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Davranışsal biyometri ise bireylerin karakteristik davranış biçimlerini esas almaktadır. Ses tanıma, imza analizi, klavye kullanım alışkanlıkları, yürüyüş biçimi ve kullanıcı etkileşim kalıpları bu gruba dahil yöntemler arasında yer almaktadır. Davranışsal biyometrik veriler, fiziksel biyometriye kıyasla zaman içerisinde değişkenlik gösterebilse de çoklu biyometrik sistemlerde tamamlayıcı bir unsur olarak kullanıldığında doğruluk oranlarını artırmaktadır. Bu nedenle günümüzde birçok sistem, tek bir biyometrik veriye bağlı kalmak yerine birden fazla biyometrik özelliği birlikte değerlendiren çoklu-biyometri yaklaşımlarına yönelmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik tanıma sistemlerinin yaygınlaşmasının bir diğer önemli nedeni, sunduğu hız ve operasyonel verimliliktir. Kimlik doğrulama işlemlerinin saniyeler içinde tamamlanabilmesi, özellikle yoğun yolcu ve işlem trafiğinin bulunduğu alanlarda önemli bir avantaj sağlamaktadır. Sınır kapıları, havalimanları ve kamu hizmetleri gibi alanlarda biyometrik doğrulama, işlem sürelerini kısaltarak hem kurumlar hem de bireyler açısından zaman tasarrufu yaratmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte biyometrik teknolojilerin kullanımı bazı teknik ve yapısal zorlukları da beraberinde getirmektedir. Yanlış eşleşme (false positive) veya eşleşememe (false negative) oranları, sistemin doğruluğunu etkileyen önemli faktörlerdir. Sensör kalitesi, çevresel koşullar, veri tabanının büyüklüğü ve kullanılan algoritmalar bu oranlar üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Ayrıca yapay zeka tabanlı sistemlerde ortaya çıkabilen algoritmik önyargılar, belirli gruplar açısından ayrımcılık riskini gündeme getirebilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Teknik sorunların yanı sıra biyometrik sistemler, sosyal ve etik tartışmaların da merkezinde yer almaktadır. Biyometrik verilerin kişisel ve hassas nitelikte olması, bu verilerin korunmasını oldukça önemli kılmaktadır. Yetkisiz erişim, veri sızıntıları ve kötüye kullanım ihtimali, biyometrik sistemlerin güvenilirliğini doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu nedenle biyometrik verilerin işlenmesi, saklanması ve paylaşılması süreçlerinin güçlü güvenlik önlemleri ve hukuki düzenlemelerle desteklenmesi gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİYOMETRİK VERİ KULLANIMININ HUKUKİ AÇIDAN İNCELENMESİ </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik veriler, bireyin kimliğini doğrudan ortaya koyan ve değiştirilemez nitelikleri nedeniyle kişisel veriler içerisinde en hassas kategoriyi oluşturmaktadır. Bu verilerin hukuki açıdan değerlendirilmesi, yalnızca veri güvenliğine ilişkin teknik önlemlerle sınırlı olmayıp bireyin özel hayatının gizliliği, kişisel verilerin korunması ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gibi anayasal düzeyde korunan değerlerle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle biyometrik verilerin işlenmesi, ulusal ve uluslararası hukuk düzenlemeleri çerçevesinde sıkı kurallara bağlanmıştır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik verileri diğer kişisel veri türlerinden ayıran temel unsur, bu verilerin bireyin fiziksel veya davranışsal özelliklerine dayanması ve sonradan değiştirilmesinin mümkün olmamasıdır. Parmak izi, yüz geometrisi, iris yapısı veya damar haritaları gibi biyometrik özellikler, bireyin yaşamı boyunca büyük ölçüde sabit kalmaktadır. Bu durum, biyometrik bir verinin yetkisiz kişilerce ele geçirilmesi halinde, bireyin uzun vadeli ve geri döndürülemez risklerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Hukukun temel amacı ise bu riski en aza indirmek ve biyometrik verilerin keyfî veya ölçüsüz biçimde kullanılmasını önlemektir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de biyometrik verilerin hukuki statüsü, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinde biyometrik veriler, “özel nitelikli kişisel veri” olarak tanımlanmış ve bu verilerin işlenmesi açık rıza veya kanunda açıkça öngörülen hallerle sınırlandırılmıştır. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde veri sorumlularına daha ağır yükümlülükler getirilmiş; teknik ve idari tedbirlerin üst düzeyde alınması zorunlu kılınmıştır. Bu kapsamda erişim yetkilerinin sınırlandırılması, güçlü şifreleme yöntemlerinin kullanılması, düzenli denetimlerin yapılması ve personelin bilinçlendirilmesi hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği hukukunda ise biyometrik veriler, Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamında özel bir koruma rejimine tabi tutulmaktadır. GDPR, biyometrik verileri “kişiyi benzersiz şekilde tanımlamaya yönelik veriler” olarak nitelendirmekte ve bu verilerin işlenmesini istisnai durumlarla sınırlamaktadır. Tüzük, biyometrik veri işleme faaliyetlerinin belirli, açık ve meşru amaçlara dayanmasını, veri işleme faaliyetlerinin orantılı olmasını ve veri minimizasyonu ilkesine uygun şekilde yürütülmesini şart koşmaktadır. Ayrıca açık rızanın özgür iradeyle verilmesi ve istenildiği anda geri alınabilmesi, GDPR’ın temel ilkeleri arasında yer almaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik veri işleme süreçlerinde hukuki açıdan önem taşıyan bir diğer ilke, “amaçla sınırlılık” ilkesidir. Bu ilkeye göre biyometrik veriler, yalnızca toplandıkları amaç doğrultusunda kullanılmalı ve bu amaç dışında herhangi bir işleme faaliyetine konu edilmemelidir. Örneğin sınır güvenliği amacıyla toplanan biyometrik verilerin farklı idari veya ticari amaçlarla kullanılması hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Amaç değişikliği söz konusu olduğunda, yeni bir hukuki dayanak veya açık rıza gerekliliği ortaya çıkmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Veri güvenliği, biyometrik veri kullanımının hukuki boyutunda merkezi bir konuma sahiptir. Hukuk düzenlemeleri, biyometrik verilerin korunmasını yalnızca bir teknik tercih olarak değil, aynı zamanda veri sorumlularının hukuki sorumluluğu olarak kabul etmektedir. Yetersiz güvenlik önlemleri nedeniyle meydana gelen veri ihlalleri, idari para cezaları ve hukuki yaptırımlar doğurabilmektedir. Bu nedenle biyometrik verilerin saklanması sürecinde şifreleme, ayrıştırma (tokenization), güvenli sunucu altyapısı ve düzenli sızma testleri gibi önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik sistemlerin hukuki açıdan tartışmalı yönlerinden biri de yanlış eşleşme ihtimalidir. Yanlış pozitif sonuçlar, masum bireylerin suç şüphesiyle karşı karşıya kalmasına veya sınır geçişlerinde mağduriyet yaşamasına yol açabilmektedir. Özellikle yüz tanıma sistemlerinde algoritmik önyargı sorunları, hukuki sorumluluğun yanı sıra ayrımcılık yasağı bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle biyometrik sistemlerin karar mekanizmalarının şeffaf olması ve denetlenebilirlik ilkesine uygun şekilde tasarlanması gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası hukukta da biyometrik veri kullanımına ilişkin genel ilkeler benimsenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, kişisel verilerin korunmasını özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirmekte ve biyometrik veri işleme faaliyetlerinin “gereklilik” ve “orantılılık” ilkeleri çerçevesinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Aynı şekilde Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi belgeleri, biyometrik veri kullanımında kamu yararı ile bireysel haklar arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik verilerin uluslararası paylaşımı ise hukuki açıdan ayrı bir hassasiyet taşımaktadır. Özellikle sınır güvenliği ve suçla mücadele kapsamında farklı ülkeler arasında biyometrik veri aktarımı yapılabilmektedir. Bu tür aktarımlar, yalnızca uluslararası anlaşmalara dayalı olarak ve yeterli veri koruma seviyesinin sağlandığı ülkelere yönelik olarak gerçekleştirilebilmektedir. Aksi halde bireylerin verilerinin kontrolsüz biçimde üçüncü tarafların erişimine açılması söz konusu olabilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojiler, kamu güvenliği ve sınır yönetimi açısından önemli avantajlar sunsa da bu avantajların sürdürülebilir olması, güçlü hukuki düzenlemeler ve etkin denetim mekanizmalarıyla mümkündür. Hukukun amacı, teknolojik ilerlemeyi engellemek değil; birey haklarını koruyarak güvenli ve ölçülü bir kullanım alanı oluşturmaktır. Bu bağlamda biyometrik veri kullanımının hukukla uyumlu, şeffaf ve insan hakları temelli bir anlayışla yürütülmesi gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİYOMETRİK TEKNOLOJİ KULLANIMI VE UYGULAMA ÖRNEKLERİ </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojiler, günümüzde güvenlikten finansal işlemlere, kamu hizmetlerinden özel sektör uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip hale gelmiştir. Dijitalleşmenin hız kazanması ve güvenlik ihtiyaçlarının artması, kimlik doğrulama süreçlerinde daha hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir çözümlere duyulan ihtiyacı artırmıştır. Bu doğrultuda biyometrik tanıma sistemleri, klasik doğrulama yöntemlerinin yerini büyük ölçüde alarak modern güvenlik mimarisinin temel bileşenlerinden biri haline gelmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Kamu güvenliği alanı, biyometrik teknolojilerin en yoğun kullanıldığı başlıca uygulama alanlarından biridir. Emniyet birimleri uzun yıllardır parmak izi tanıma sistemlerinden yararlanmakta son yıllarda ise yüz tanıma ve iris tanıma teknolojileri güvenlik altyapısına entegre edilmektedir. Güvenlik kameralarıyla bütünleşik çalışan yüz tanıma sistemleri kalabalık alanlarda şüpheli kişilerin tespit edilmesini mümkün kılmakta ve suçla mücadelede kolluk kuvvetlerine önemli operasyonel avantajlar sağlamaktadır. Bu sistemler, özellikle aranan şahısların belirlenmesi ve kayıp vakalarının aydınlatılmasında etkin bir araç olarak kullanılmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Havalimanları ve sınır geçiş noktaları, biyometrik teknolojilerin etkinliğinin en somut biçimde gözlemlendiği alanlar arasında yer almaktadır. Günümüzde birçok ülkede pasaport kontrol süreçleri, biyometrik doğrulama sistemleriyle desteklenmektedir. Yolcuların yüz görüntülerinin pasaportlardaki biyometrik şablonlarla otomatik olarak karşılaştırılması, sınır geçişlerini hızlandırmakta ve sahte belge kullanımını önemli ölçüde azaltmaktadır. Otomatik geçiş kapıları (e-gate), yoğun yolcu trafiğinin bulunduğu havalimanlarında bekleme sürelerini kısaltarak hem yolcu memnuniyetini artırmakta hem de güvenlik seviyesini yükseltmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Finans sektörü, biyometrik teknolojilerin hızlı şekilde benimsendiği bir diğer önemli alandır. Bankacılık ve ödeme sistemlerinde parmak izi ve yüz tanıma doğrulaması, kullanıcı deneyimini kolaylaştırırken güvenlik risklerini azaltmaktadır. Mobil bankacılık uygulamalarında biyometrik doğrulama, parola ve PIN tabanlı sistemlerin yerini büyük ölçüde almış durumdadır. Ayrıca bazı ülkelerde hesap açma ve ödeme onay süreçleri tamamen biyometrik veriler üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu durum, finansal dolandırıcılıkla mücadelede biyometrik teknolojilerin etkinliğini ortaya koymaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Özel sektörde de biyometrik sistemlerin kullanım alanı giderek genişlemektedir. Şirketler, çalışan giriş-çıkış kontrollerinde, veri merkezlerine erişim yönetiminde ve yüksek güvenlikli alanların korunmasında biyometrik doğrulama sistemlerinden yararlanmaktadır. Kartlı geçiş sistemlerine kıyasla daha güvenilir olan biyometrik çözümler, kaybolma veya yetkisiz kullanım riskini ortadan kaldırarak güvenlik düzeyini artırmaktadır. Aynı zamanda personel yönetimi ve zaman kontrolü süreçlerinde de operasyonel verimlilik sağlamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojilerin uygulama alanları yalnızca klasik güvenlik süreçleriyle sınırlı değildir. Akıllı şehir projeleri kapsamında biyometrik veriler, kamera sistemleri ve sensör ağlarıyla entegre edilerek şehir güvenliği, kalabalık yönetimi ve acil durum planlaması gibi alanlarda kullanılmaktadır. Toplu taşıma sistemlerinde biyometrik doğrulama ile ödeme ve geçiş uygulamaları, temassız ve hızlı hizmet sunumunu mümkün kılmaktadır. Bu uygulamalar, kent yaşamında biyometrik teknolojilerin giderek daha görünür hale geldiğini göstermektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sağlık sektöründe de biyometrik teknolojiler önemli bir rol üstlenmektedir. Hasta kimlik doğrulamasında biyometrik verilerin kullanılması, yanlış tedavi riskini azaltmakta ve sağlık hizmetlerinin güvenliğini artırmaktadır. Özellikle büyük sağlık kuruluşlarında hasta kayıtlarının biyometrik doğrulama ile eşleştirilmesi, veri bütünlüğünü ve hasta güvenliğini destekleyen bir uygulama olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojilerin yaygınlaşmasında etkili olan faktörlerden biri de pandemi sonrası dönemde artan temassız işlem ihtiyacıdır. Fiziksel temas gerektirmeyen yüz tanıma ve iris tarama sistemleri, hijyen kaygılarının ön plana çıktığı ortamlarda güvenli bir alternatif sunmaktadır. Bu durum, biyometrik doğrulama çözümlerinin hem kamu hem de özel sektör tarafından daha fazla tercih edilmesine zemin hazırlamıştır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu uygulama örnekleri, biyometrik teknolojilerin günümüzde çok yönlü ve vazgeçilmez bir güvenlik aracı haline geldiğini göstermektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİYOMETRİK TANIMA SİSTEMLERİNİN GÜMRÜK VE SINIR YÖNETİMİNDE GÜNCEL KULLANIMI </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası ticaretin ve sınır aşan insan hareketliliğinin hızla artması, gümrük ve sınır yönetimini devletler açısından stratejik bir güvenlik alanı haline getirmiştir. Geleneksel sınır kontrol yöntemleri, artan yolcu ve yük trafiği karşısında hem zaman hem de güvenlik açısından yetersiz kalabilmekte ve bu durum daha gelişmiş ve otomatik kontrol sistemlerine duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Bu çerçevede biyometrik tanıma sistemleri, modern sınır yönetiminin temel araçlarından biri olarak ön plana çıkmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük ve sınır geçiş noktalarında biyometrik sistemlerin en yaygın kullanım alanı, yolcu kimlik doğrulama süreçleridir. Özellikle havalimanlarında uygulanan otomatik pasaport kontrol sistemlerinde, yolcunun yüz görüntüsü veya parmak izi, pasaportta yer alan biyometrik şablonla karşılaştırılarak doğrulama yapılmaktadır. Bu yöntem, kimlik sahteciliği riskini azaltmakta ve yoğun yolcu trafiğinin bulunduğu terminallerde geçiş sürelerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Temassız ve hızlı işlem imkanı sunması, biyometrik doğrulamayı sınır kapılarında tercih edilen bir yöntem haline getirmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik tanıma sistemlerinin sınır yönetiminde sağladığı en önemli katkılardan biri, güvenlik seviyesinin artırılmasıdır. Yüz tanıma ve parmak izi doğrulama teknolojileri, ulusal ve uluslararası aranan şahıs veri tabanlarıyla entegre şekilde çalışabilmekte ve bu sayede riskli kişilerin sınır geçişleri sırasında tespit edilmesi mümkün olmaktadır. İnsan kaçakçılığı, yasa dışı göç ve organize suç faaliyetleriyle mücadelede biyometrik sistemler, erken uyarı ve önleyici güvenlik mekanizması olarak işlev görmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük süreçlerinde biyometrik teknolojilerin kullanımı yalnızca yolcu hareketleriyle sınırlı değildir. Kara sınır kapılarında ticari araç sürücülerinin biyometrik doğrulaması, araç-plaka tanıma sistemleriyle birlikte uygulanmakta, sürücünün kimliği ile araç bilgileri eşleştirilerek sahtecilik girişimlerinin önüne geçilmektedir. Bu uygulama, özellikle uluslararası taşımacılıkta kimlik değişimi yoluyla gerçekleştirilen kaçakçılık faaliyetlerinin engellenmesinde etkili bir araç olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik sistemlerin sınır yönetiminde kullanımını destekleyen önemli bir unsur da uluslararası iş birliğidir. Birçok ülke, sınır güvenliği kapsamında biyometrik veri paylaşımını uluslararası anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştirmektedir. Interpol ve benzeri kuruluşlar aracılığıyla paylaşılan biyometrik veriler, uluslararası suçlarla mücadelede önemli bir rol oynamaktadır. Ancak bu veri paylaşımı, mahremiyet ve veri koruma ilkeleri gözetilerek, açık hukuki dayanaklara bağlı olarak yürütülmelidir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik tanıma sistemlerinin sunduğu avantajlara rağmen, uygulamada karşılaşılan bazı teknik ve hukuki zorluklar da bulunmaktadır. Sensörlerin çevresel koşullardan etkilenmesi, yüz tanıma sistemlerinde maske veya aksesuar kullanımının doğruluk oranını düşürmesi gibi teknik sorunlar, sistem performansını etkileyebilmektedir. Bunun yanı sıra büyük hacimli biyometrik veri tabanlarının siber saldırılara karşı korunması, sınır yönetiminde kritik bir güvenlik konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hukuki açıdan bakıldığında ise biyometrik verilerin sınır güvenliği amacıyla işlenmesi, bireylerin mahremiyet hakları ile kamu güvenliği arasındaki hassas dengeyi gündeme getirmektedir. Yanlış eşleşme ihtimali, masum bireylerin mağduriyet yaşamasına yol açabileceği için biyometrik sistemlerin denetlenebilir ve şeffaf olması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sınır yönetiminde kullanılan biyometrik uygulamaların açık yasal dayanaklara sahip olması ve düzenli denetime tabi tutulması gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİYOMETRİK UYGULAMALAR VE GÜMRÜK KONTROLLERİNDEKİ YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük kontrolleri, devletlerin ekonomik güvenliği, sınır bütünlüğü ve kamu düzeninin sağlanması açısından kritik bir işlev üstlenmektedir. Geleneksel gümrük kontrol yöntemleri; belge incelemesi, fiziki arama ve personel odaklı sorgulama süreçlerine dayanmakta olup, yoğun ticaret hacmi ve artan yolcu trafiği karşısında zaman ve kaynak açısından sınırlılıklar barındırmaktadır. Bu durum, güvenlikten ödün vermeden daha hızlı ve etkin kontrol mekanizmalarının geliştirilmesini zorunlu kılmış; biyometrik teknolojiler bu dönüşümün temel unsurlarından biri haline gelmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük kontrollerinde öne çıkan yenilikçi biyometrik çözümlerden biri, çoklu-biyometri (multi-modal biometrics) sistemleridir. Bu sistemlerde kimlik doğrulama, tek bir biyometrik veri yerine birden fazla biyometrik özelliğin eş zamanlı değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Örneğin yüz tanıma ile parmak izi doğrulamasının birlikte kullanılması, doğruluk oranını artırmakta ve sahtecilik girişimlerini önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Çoklu-biyometri uygulamaları, özellikle yüksek riskli sınır kapılarında güvenlik seviyesini yükselten etkili bir araç olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yapay zeka destekli görüntü ve davranış analizi sistemleri, gümrük kontrollerinde kullanılan bir diğer yenilikçi yaklaşımı oluşturmaktadır. Bu sistemler, kamera görüntülerini gerçek zamanlı olarak analiz ederek olağan dışı davranış kalıplarını tespit edebilmekte ve potansiyel riskleri önceden belirleyebilmektedir. Yolcuların stres düzeyi, hareket sıklığı, belirli alanlarda uzun süre kalma eğilimleri veya yüz ifadelerindeki değişimler, algoritmalar tarafından değerlendirilerek güvenlik birimlerine uyarı olarak iletilebilmektedir. Bu yaklaşım, gümrük kontrollerinin yalnızca kimlik doğrulama ile sınırlı kalmayıp, davranışsal risk analizi boyutunu da içermesini sağlamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük kapılarında uygulanan “biyometrik koridor” sistemleri, yenilikçi çözümler arasında dikkat çeken bir diğer uygulamadır. Bu sistemlerde yolcu, durmaksızın ilerlerken yüz tanıma ve iris tarama teknolojileri aracılığıyla kimlik doğrulamasından geçmektedir. Fiziksel temas gerektirmeyen bu yöntem, hem işlem süresini önemli ölçüde azaltmakta hem de hijyen açısından avantaj sağlamaktadır. Özellikle yoğun havalimanlarında biyometrik koridor uygulamaları, yolcu akışını hızlandırarak operasyonel verimliliği artırmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Araç geçişlerinde kullanılan biyometrik yenilikçi çözümler de gümrük süreçlerine önemli katkılar sunmaktadır. Bazı ülkelerde sürücünün yüz tanıma doğrulaması, araç plaka tanıma sistemleriyle entegre edilerek kimlik ve araç bilgileri eş zamanlı olarak kontrol edilmektedir. Bu sistem, sürücü değişikliği yoluyla gerçekleştirilen kaçakçılık girişimlerini tespit etmeyi kolaylaştırmakta ve ticari araçların sınır geçişlerini daha güvenli hale getirmektedir. Aynı zamanda lojistik süreçlerde zaman tasarrufu sağlayarak ticaretin hızlanmasına katkı sunmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Mobil biyometrik doğrulama teknolojileri, gümrük kontrollerinde sahada görev yapan personel için önemli bir yenilik olarak öne çıkmaktadır. Taşınabilir parmak izi okuyucular, mobil yüz tanıma uygulamaları ve iris tarama cihazları sayesinde, görevli personel anlık kimlik doğrulaması yapabilmekte ve merkezi veri tabanlarıyla eşleştirme gerçekleştirebilmektedir. Bu tür çözümler, özellikle limanlar, kara sınır kapıları ve geniş gümrük sahalarında kontrol süreçlerini daha esnek ve etkin hale getirmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda bazı ülkelerde blokzincir tabanlı biyometrik doğrulama sistemleri üzerine çalışmalar yürütülmektedir. Merkezi olmayan veri saklama yaklaşımına dayanan bu sistemler, biyometrik verilerin tek bir merkezde tutulmasından kaynaklanan güvenlik risklerini azaltmayı hedeflemektedir. Biyometrik şablonların şifrelenmiş biçimde dağıtık ağlarda saklanması, veri bütünlüğünü artırmakta ve yetkisiz erişim ihtimalini sınırlamaktadır. Her ne kadar bu uygulamalar henüz yaygınlaşma aşamasında olmasa da gelecekte gümrük kontrollerinde önemli bir potansiyel barındırmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÇİN GÜMRÜKLERİ ÖRNEĞİ </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Çin Halk Cumhuriyeti, biyometrik teknolojilerin sınır yönetimi ve kamu güvenliği alanlarında en kapsamlı ve sistematik biçimde uygulandığı ülkelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Ülkenin yüksek nüfusu, yoğun uluslararası ticaret hacmi ve geniş sınır ağı, sınır kontrollerinde geleneksel yöntemlerin yetersiz kalmasına neden olmuş; bu durum biyometrik teknolojilerin erken dönemde benimsenmesini beraberinde getirmiştir. Çin gümrükleri, biyometrik tanıma sistemlerini yalnızca kimlik doğrulama aracı olarak değil, aynı zamanda kapsamlı bir güvenlik ve risk yönetimi mekanizmasının parçası olarak kullanmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çin’de gümrük ve sınır geçiş noktalarında yüz tanıma teknolojileri merkezi bir konuma sahiptir. Büyük havalimanlarında ve kara sınır kapılarında yer alan gelişmiş kamera sistemleri, yolcuların yüz görüntülerini gerçek zamanlı olarak analiz etmekte ve bu verileri merkezi biyometrik veri tabanlarıyla karşılaştırmaktadır. Yüksek doğruluk oranına sahip yapay zeka algoritmaları sayesinde kimlik doğrulama işlemleri saniyeler içinde tamamlanmakta olup yoğun yolcu trafiğine rağmen geçiş süreçleri hızlı ve kesintisiz biçimde yürütülebilmektedir. Bu uygulama, sahte pasaport ve kimlik kullanımının tespitinde önemli bir caydırıcılık sağlamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Parmak izi doğrulama sistemleri de Çin gümrüklerinde yaygın biçimde kullanılan biyometrik yöntemler arasındadır. Özellikle yabancı ziyaretçilerin ülkeye giriş süreçlerinde parmak izi kaydı alınmakta ve bu veriler merkezi güvenlik sistemleriyle entegre edilmektedir. Parmak izi doğrulama, kimlik değişimi yoluyla gerçekleştirilen yasa dışı faaliyetlerin önlenmesinde etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, biyometrik doğrulamanın yalnızca anlık kontrol değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının da bir unsuru haline getirildiğini göstermektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çin’in biyometrik sistemleri kullanmadaki en dikkat çekici yönlerinden biri, bu teknolojileri yapay zeka destekli risk analizi mekanizmalarıyla bütünleştirmesidir. Yolcuların seyahat geçmişi, davranışsal verileri ve biyometrik eşleşme sonuçları birlikte analiz edilerek risk profilleri oluşturulmaktadır. Normal seyahat kalıplarından sapma gösteren davranışlar, sistem tarafından otomatik olarak işaretlenmekte ve güvenlik personeline bildirilerek hedefli kontrollerin yapılması sağlanmaktadır. Bu veri temelli yaklaşım, güvenlik kaynaklarının daha etkin kullanılmasına imkan tanımaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çin gümrüklerinde biyometrik teknolojiler yalnızca yolcu kontrollerinde değil, ticari taşımacılık ve liman yönetiminde de kullanılmaktadır. Kara sınır kapılarında ve limanlarda ticari araç sürücülerinin yüz tanıma yoluyla doğrulanması, araç plaka tanıma sistemleriyle eşleştirilerek yürütülmektedir. Bu yöntem, sürücü değişikliği ve sahte plaka kullanımına dayalı kaçakçılık faaliyetlerini azaltmayı hedeflemektedir. Ayrıca limanlarda biyometrik doğrulama, personel giriş-çıkış kontrolü ve yüksek güvenlikli alanların korunması amacıyla da kullanılmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çin’in biyometrik uygulamaları, teknik kapasite ve operasyonel verimlilik açısından uluslararası literatürde sıkça örnek gösterilmekle birlikte, mahremiyet ve insan hakları bağlamında çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Özellikle geniş ölçekli yüz tanıma sistemleri, kitlesel gözetim endişelerine yol açmakta ve bireylerin özel hayatının korunması açısından eleştirilmektedir. Biyometrik verilerin hangi süreyle saklandığı, kimler tarafından erişilebildiği ve hangi amaçlarla kullanıldığı konularında sınırlı şeffaflık bulunması, bu eleştirilerin temelini oluşturmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Buna rağmen Çin gümrüklerinin biyometrik teknolojileri entegre etme konusundaki başarısı, birçok ülke için önemli bir referans noktası oluşturmaktadır. Yüksek doğruluk oranı, düşük işlem süresi ve geniş veri tabanı kapasitesi, sınır güvenliğinde teknolojinin etkin kullanımına dair somut bir örnek sunmaktadır. Çin’in bu alandaki yatırımları, gelecekte tamamen otomatik ve insan müdahalesinin asgariye indirildiği sınır kontrol sistemlerinin yaygınlaşabileceğine işaret etmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>GELECEKTE BİYOMETRİK TEKNOLOJİLERİN POTANSİYEL KULLANIMLARI </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojiler, yapay zeka, büyük veri ve dijital kimlik yönetimi alanlarındaki gelişmelerle birlikte hızla evrilmekte; güvenlik, kamu yönetimi ve sınır kontrolü alanlarında yeni uygulama biçimlerini beraberinde getirmektedir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan parmak izi, yüz tanıma ve iris taraması gibi yöntemlerin ötesine geçilerek, gelecekte daha bütüncül, temassız ve otomatik biyometrik sistemlerin standart hale gelmesi beklenmektedir. Bu dönüşüm, kimlik doğrulama süreçlerini yalnızca daha hızlı değil, aynı zamanda daha kapsamlı ve sürekli hale getirecektir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gelecekte biyometrik teknolojilerin en önemli gelişim alanlarından biri davranışsal biyometri olacaktır. Davranışsal biyometri, bireylerin yürüyüş biçimi, klavye kullanımı, ses tonu, jest ve mimikleri gibi zaman içerisinde oluşan davranış kalıplarını analiz ederek kimlik doğrulaması yapılmasını mümkün kılmaktadır. Yapay zeka destekli algoritmaların gelişmesiyle birlikte bu tür verilerin daha hassas biçimde analiz edilebilmesi, bireyin aktif bir işlem yapmasına gerek kalmadan kimliğinin doğrulanmasını sağlayacaktır. Bu yaklaşım, özellikle dijital platformlar, finansal işlemler ve kritik altyapılar için sürekli doğrulama temelli güvenlik modellerinin yaygınlaşmasına zemin hazırlayacaktır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çoklu-biyometri (multi-modal biometrics) sistemlerinin gelecekte daha yaygın kullanılması beklenmektedir. Bu sistemlerde birden fazla biyometrik veri türü eş zamanlı olarak değerlendirilmekte; böylece tek bir biyometrik özelliğe dayalı sistemlerde ortaya çıkabilecek hata ve sahtecilik riskleri önemli ölçüde azaltılmaktadır. Örneğin yüz tanıma, ses analizi ve davranışsal biyometrinin birlikte kullanılması, yüksek güvenlik gerektiren alanlarda doğruluk seviyesini üst düzeye çıkaracaktır. Gümrük ve sınır yönetimi, askeri tesisler ve stratejik kamu alanları, çoklu-biyometri uygulamalarının öncelikli kullanım alanları arasında yer alacaktır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Temassız biyometrik teknolojiler de geleceğin güvenlik mimarisinde merkezi bir rol oynayacaktır. Pandemi sonrası dönemde artan hijyen hassasiyeti, fiziksel temas gerektirmeyen kimlik doğrulama yöntemlerine olan ilgiyi artırmıştır. Yüz tanıma, iris taraması ve damar görüntüleme gibi temassız biyometrik çözümler, bireyin herhangi bir cihaza dokunmasına gerek kalmadan doğrulama yapılmasına imkan tanımaktadır. İlerleyen yıllarda bu sistemlerin daha küçük, daha hızlı ve daha yüksek doğruluk oranına sahip hale gelmesi beklenmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sınır yönetimi açısından değerlendirildiğinde, gelecekte tamamen otomatik sınır kontrol sistemlerinin yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Bu sistemlerde yolcular, sınır kapılarında duraksamadan ilerlerken biyometrik doğrulamadan geçebilecek; yüz, iris ve davranışsal veriler eş zamanlı olarak analiz edilerek kimlik doğrulama ve risk değerlendirmesi yapılabilecektir. Yapay zeka destekli risk analiz sistemleri, şüpheli durumları anlık olarak tespit ederek güvenlik personeline bildirecek ve insan müdahalesi yalnızca istisnai hallerde devreye girecektir. Bu yaklaşım, sınır geçişlerinde hem güvenliği artıracak hem de işlem sürelerini en aza indirecektir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojilerin gelecekte toplu taşıma ve günlük yaşam uygulamalarında da daha görünür hale gelmesi beklenmektedir. Biyometrik doğrulama ile ödeme ve geçiş sistemleri, fiziksel kart veya bilet kullanımını ortadan kaldırarak temassız ve hızlı hizmet sunumu sağlayacaktır. Bazı ülkelerde pilot uygulamaları başlayan bu sistemlerin, şehir içi ulaşımda yaygınlaşması öngörülmektedir. Bu gelişme, biyometrinin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini iyileştiren bir teknoloji olarak da konumlanacağını göstermektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Blokzincir (blockchain) tabanlı biyometrik kimlik yönetimi sistemleri, gelecekte veri güvenliği açısından önemli bir alternatif sunabilir. Merkezi olmayan veri saklama yaklaşımı sayesinde biyometrik verilerin tek bir merkezde toplanmasından kaynaklanan güvenlik riskleri azaltılabilir. Şifrelenmiş biyometrik şablonların dağıtık ağlarda saklanması, yetkisiz erişim ihtimalini sınırlandırırken veri bütünlüğünü artıracaktır. Bu tür sistemlerin özellikle sınır yönetimi, sağlık hizmetleri ve dijital vatandaşlık projelerinde kullanılması beklenmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte biyometrik teknolojilerin gelecekteki kullanım potansiyeli, yalnızca teknik gelişmelere bağlı değildir. Toplumsal kabul, hukuki düzenlemeler ve etik ilkeler, bu teknolojilerin yaygınlaşmasında belirleyici rol oynayacaktır. Biyometrik gözetim endişeleri, mahremiyet hakkı ve veri koruma talepleri, devletleri ve kurumları daha şeffaf ve hesap verebilir sistemler geliştirmeye zorlamaktadır. Bu nedenle geleceğin biyometrik uygulamalarında veri minimizasyonu, açık rıza, denetlenebilirlik ve birey haklarına saygı temel ilkeler olarak öne çıkacaktır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKİYE’DE GÜMRÜK VE EMNİYET KAPSAMINDA BİYOMETRİK VERİLERİN KULLANIMI </strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de biyometrik veri kullanımı, son yıllarda kamu güvenliği, sınır yönetimi ve kimlik doğrulama alanlarında önemli bir gelişim göstermiştir. Artan uluslararası hareketlilik, düzensiz göç, kaçakçılık faaliyetleri ve güvenlik tehditlerinin çeşitlenmesi, biyometrik teknolojilerin kamu kurumları açısından stratejik bir araç haline gelmesine neden olmuştur. Bu doğrultuda emniyet birimleri ve gümrük idaresi, biyometrik sistemleri hem güvenlik hem de operasyonel verimlilik amacıyla giderek daha yaygın biçimde kullanmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de biyometrik veri kullanımının hukuki temeli, başta 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) olmak üzere ilgili mevzuatla belirlenmiştir. KVKK, biyometrik verileri özel nitelikli kişisel veri olarak sınıflandırmakta ve bu verilerin işlenmesini açık rıza veya açık kanuni düzenleme şartına bağlamaktadır. Bu çerçevede emniyet ve gümrük birimlerinin biyometrik veri işleme faaliyetleri, kamu güvenliği ve kanuni yükümlülükler kapsamında yürütülmektedir. Ancak bu faaliyetlerin, veri minimizasyonu ve ölçülülük ilkeleriyle uyumlu olması hukuki bir zorunluluktur.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Emniyet teşkilatı, biyometrik teknolojileri en yoğun kullanan kamu kurumlarının başında gelmektedir. Parmak izi tanıma sistemleri uzun yıllardır adli süreçlerde etkin biçimde kullanılmakta ve suçluların tespiti, olay yeri incelemeleri ve adli kayıtların eşleştirilmesi bu sistemler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra yüz tanıma teknolojileri de son dönemde güvenlik kameralarıyla entegre edilerek kamusal alanlarda suçla mücadele amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Bu sistemler, özellikle aranan şahısların tespitinde ve kayıp vakalarının aydınlatılmasında önemli katkılar sağlamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de biyometrik veri kullanımının önemli bir diğer alanı, yeni nesil kimlik kartları ve elektronik pasaport uygulamalarıdır. Çipli kimlik kartlarında ve pasaportlarda yer alan biyometrik yüz verileri, uluslararası standartlara uygun şekilde kullanılmakta ve sınır geçişlerinde kimlik doğrulama süreçlerini güçlendirmektedir. Bu uygulamalar, kimlik sahteciliği riskini azaltırken, sınır güvenliği açısından daha güvenilir bir doğrulama altyapısı oluşturmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idaresi açısından biyometrik teknolojilerin kullanımı, özellikle sınır kapılarındaki yoğun yolcu ve araç trafiği dikkate alındığında büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle kara, hava ve deniz sınırlarında yüksek hareketlilik söz konusudur. Bu durum, gümrük kontrollerinde hızlı ve güvenilir kimlik doğrulama mekanizmalarına olan ihtiyacı artırmaktadır. Biyometrik doğrulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yolcu geçiş süreçlerinin hızlandırılması ve sahte belge kullanımının önlenmesi açısından önemli bir potansiyel sunmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Türkiye’de biyometrik veri kullanımına ilişkin bazı yapısal sorunlar da bulunmaktadır. Kurumlar arası veri paylaşımında standartların yeterince net olmaması sistem entegrasyonunu zorlaştırmaktadır. Emniyet, gümrük, göç idaresi ve diğer ilgili kurumlar arasında biyometrik verilerin hangi koşullarda paylaşılacağına dair açık ve bütüncül bir çerçevenin oluşturulması gerekmektedir. Ayrıca biyometrik verilerin saklanma süresi, erişim yetkileri ve denetim mekanizmaları konusunda daha şeffaf uygulamalara ihtiyaç duyulmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Mahremiyet ve insan hakları bağlamında da biyometrik veri kullanımı, Türkiye’de tartışmalı bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle yüz tanıma sistemlerinin kamusal alanlarda kullanımı, bireylerin sürekli izlenme algısını güçlendirebilmekte ve özel hayatın gizliliği açısından endişelere yol açabilmektedir. Bu nedenle biyometrik uygulamaların açık hukuki dayanaklara sahip olması, düzenli olarak denetlenmesi ve kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanması büyük önem taşımaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Türkiye’de biyometrik verilerin gümrük ve emniyet kapsamında kullanımı önemli ölçüde gelişmiş olup, güvenlik ve operasyonel verimlilik açısından ciddi kazanımlar sağlamaktadır. Ancak bu kazanımların sürdürülebilir olabilmesi, güçlü veri koruma politikaları, kurumsal koordinasyon ve insan haklarıyla uyumlu uygulamalarla mümkündür. Türkiye’nin biyometrik teknolojileri etkin biçimde kullanabilmesi, yalnızca teknik altyapının değil, hukuki ve etik çerçevenin de eş zamanlı olarak güçlendirilmesini gerektirmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik teknolojiler, dijitalleşmenin hız kazandığı günümüz dünyasında kimlik doğrulama, sınır yönetimi ve kamu güvenliği alanlarında temel bir araç haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında biyometrik tanıma sistemlerinin teknik özellikleri, hukuki boyutları, gümrük ve sınır yönetimindeki uygulamaları ile Türkiye’deki mevcut durum ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, biyometrik teknolojilerin yalnızca güvenlik amaçlı bir yenilik değil; aynı zamanda kamu yönetimi ve operasyonel verimlilik açısından stratejik bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Biyometrik verilerin benzersiz ve değiştirilemez yapısı, kimlik doğrulama süreçlerinde yüksek güvenlik sağlamakla birlikte, bu verilerin korunmasını hukuki açıdan kritik bir mesele haline getirmektedir. Biyometrik veri ihlallerinin geri döndürülemez sonuçlar doğurabilmesi, bu alanda güçlü yasal düzenlemelerin ve teknik güvenlik önlemlerinin zorunlu olduğunu göstermektedir. Avrupa Birliği’nin GDPR düzenlemeleri ve Türkiye’de yürürlükte olan KVKK, biyometrik verilerin korunmasına ilişkin önemli bir çerçeve sunmakta; ancak teknolojinin hızlı gelişimi karşısında bu düzenlemelerin sürekli güncellenmesi gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük ve sınır yönetimi alanında biyometrik tanıma sistemleri, hız, doğruluk ve güvenlik bakımından önemli avantajlar sağlamaktadır. Özellikle yüz tanıma, parmak izi doğrulama ve çoklu-biyometri uygulamaları, yoğun yolcu ve ticaret trafiğinin bulunduğu sınır kapılarında operasyonel süreçleri kolaylaştırmaktadır. Çin gümrükleri örneği, biyometrik teknolojilerin kapsamlı ve entegre kullanımının sınır güvenliğini ne ölçüde güçlendirebileceğini göstermekte; ancak aynı zamanda mahremiyet ve insan hakları bağlamında ortaya çıkabilecek risklere de dikkat çekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından değerlendirildiğinde, biyometrik teknolojilerin emniyet ve gümrük idaresi kapsamında giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Yeni nesil kimlik kartları, elektronik pasaportlar, parmak izi ve yüz tanıma sistemleri, Türkiye’nin bu alandaki teknik kapasitesinin arttığını göstermektedir. Bununla birlikte kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, veri güvenliği standartlarının netleştirilmesi ve biyometrik uygulamalara ilişkin şeffaflık mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gelecekte biyometrik teknolojilerin daha temassız, otomatik ve yapay zeka destekli sistemlere dönüşmesi beklenmektedir. Ancak bu dönüşümün toplumsal faydaya dönüşebilmesi, biyometrik verilerin hukuka uygun, ölçülü ve insan haklarıyla uyumlu biçimde kullanılmasına bağlıdır. Aksi halde teknolojik ilerleme, bireylerin mahremiyetinin zedelenmesi ve kamuoyunda güven kaybı gibi sonuçlar doğurabilir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak biyometrik teknolojiler, modern sınır yönetimi ve kamu güvenliği politikalarının vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Bu teknolojilerin etkin ve sürdürülebilir biçimde kullanılabilmesi için teknik gelişmelerin yanında güçlü hukuki altyapı, etik ilkeler ve bağımsız denetim mekanizmalarının birlikte işletilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin biyometrik sistemlere yönelik yaklaşımında, güvenlik ile birey hakları arasında dengeli bir politika izlemesi, hem ulusal hem de uluslararası alanda güvenilir bir uygulama modeli oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Akgül, A.</strong> (2020). <em>Biyometrik Verilerin Hukuki Niteliği ve Korunması</em>. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 69(4), 1251–1275.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Alkış, O. &amp; Şahin, M.</strong> (2019). <em>Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemlerinde Güvenlik ve Etik</em>. Bilgi Teknolojileri Dergisi, 12(2), 44–59.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Aydemir, E.</strong> (2021). <em>Sınır Güvenliğinde Yeni Teknolojiler: Biyometri ve Yapay Zeka</em>. Güvenlik Bilimleri Dergisi, 10(1), 33–58.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Brunton, F. &amp; Nissenbaum, H.</strong> (2015). <em>Obfuscation: A User’s Guide for Privacy and Protest</em>. MIT Press.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bureau of Customs and Border Protection (CBP).</strong> (2020). <em>Biometric Entry-Exit Program Report</em>. U.S. Department of Homeland Security.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Chen, Y. &amp; Zhao, L.</strong> (2020). <em>China’s Expanding Biometric Surveillance System</em>. Journal of Asian Security, 14(2), 101–118.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Council of Europe.</strong> (2018). <em>Modernised Convention 108: Data Protection Guidelines</em>. Strasbourg.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dünya Gümrük Örgütü (WCO).</strong> (2021). <em>Safe Framework of Standards to Secure and Facilitate Global Trade</em>. WCO Publications.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>European Commission.</strong> (2020). <em>Smart Borders Package: Entry-Exit System &amp; Registered Traveller Program</em>. Brussels.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>European Union Agency for Fundamental Rights (FRA).</strong> (2019). <em>Facial Recognition Technology: Fundamental Rights Considerations</em>. Luxembourg.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Feng, X.</strong> (2019). <em>AI-Driven Border Management in China: Technological Capabilities and Policy Implications</em>. Asian Journal of Public Policy, 11(3), 250–268.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>General Data Protection Regulation (GDPR)</strong> (EU) 2016/679.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gürsel, E.</strong> (2022). <em>KVKK Kapsamında Özel Nitelikli Kişisel Veriler ve Biyometri</em>. İstanbul Hukuk Dergisi, 80(2), 655–678.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hayes, B.</strong> (2019). <em>Biometrics and International Security</em>. Cambridge University Press.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Interpol.</strong> (2020). <em>Fingerprint and Facial Recognition Systems: Global Security Report</em>. Lyon.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kalkınma Bakanlığı.</strong> (2018). <em>Dijital Türkiye ve Siber Güvenlik Raporu</em>. Ankara.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karabacak, B. &amp; Oruç, N.</strong> (2021). <em>Gümrük Güvenliğinde Yeni Teknolojilerin Kullanımı</em>. Ticaret ve Gümrük Dergisi, 22(3), 95–123.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK).</strong> (2020). <em>Biyometrik Veri İşleme Rehberi</em>. Ankara.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Lee, J. &amp; Kim, Y.</strong> (2021). <em>Next-Generation Biometrics and Border Control</em>. International Journal of Security Technologies, 9(1), 1–19.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Lyon, D.</strong> (2018). <em>Surveillance Culture: Engagement, Exposure, and Ethics in Digital Society</em>. Polity Press.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Matsumoto, T.</strong> (2017). <em>Multimodal Biometrics in High-Security Environments</em>. IEEE Transactions on Information Forensics and Security, 12(5), 1092–1104.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>OECD.</strong> (2021). <em>Biometric Technologies and Privacy: Policy Recommendations</em>. Paris.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ratha, N. K., Connell, J. &amp; Bolle, R.</strong> (2005). <em>Enhancing Security and Privacy in Biometrics</em>. IBM Systems Journal, 40(3), 614–634.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Scherer, M.</strong> (2020). <em>AI, Biometrics, and Border Politics</em>. Journal of International Affairs, 73(2), 88–105.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tu, Z. &amp; Liu, M.</strong> (2020). <em>Biometric Data Administration in China: Practices and Challenges</em>. East Asian Policy, 12(1), 50–70.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı.</strong> (2022). <em>Göç Yönetimi ve Biyometrik Kayıt Sistemleri Raporu</em>. Ankara.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>UNHCR.</strong> (2021). <em>Biometric Identity Management System (BIMS) Report</em>. Geneva.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Van der Ploeg, I.</strong> (2012). <em>The Politics of Biometric Identification</em>. Springer.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Zhang, W.</strong> (2021). <em>China’s Facial Recognition Infrastructure and Governance</em>. Journal of Information Technology &amp; Politics, 18(4), 349–372.</p>
								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/biyometrik-tespit-sistemlerinin-gumruk-kontrolleri-acisindan-degerlendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Gümrük Laboratuvarları Ağı (CLEN), Gıdalarda Mineral Yağ Hidrokarbonları (MOH) Kontrolleri ve Gümrük Laboratuvarı Raporlarının Tokenizasyonu</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/avrupa-gumruk-laboratuvarlari-agi-clen-gidalarda-mineral-yag-hidrokarbonlari-moh-kontrolleri-ve-gumruk-laboratuvari-raporlarinin-tokenizasyonu/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/avrupa-gumruk-laboratuvarlari-agi-clen-gidalarda-mineral-yag-hidrokarbonlari-moh-kontrolleri-ve-gumruk-laboratuvari-raporlarinin-tokenizasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:02:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[administrative sanctions]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Gümrük Laboratuvarları Ağı (CLEN)]]></category>
		<category><![CDATA[food safety customs law]]></category>
		<category><![CDATA[gıda güvenliği gümrük hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[idari yaptırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[laboratory report tokenization]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvar raporu tokenizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[mineral oil hydrocarbons (MOH)]]></category>
		<category><![CDATA[mineral yağ hidrokarbonları (MOH)]]></category>
		<category><![CDATA[The European Network of Customs Laboratories (CLEN)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8748</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET: AB gümrük ve ticaret yasaları sürekli ve önemli hukuki, mali sonuçlar doğuracak şekilde değişmektedir. Bazı değişiklikler hemen yürürlüğe girmekte, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB gümrük ve ticaret yasaları sürekli ve önemli hukuki, mali sonuçlar doğuracak şekilde değişmektedir. Bazı değişiklikler hemen yürürlüğe girmekte, diğerleri ise gelecekte daha büyük&nbsp; düzenlemelerin yapılacağını göstermektedir. Bu düzenlemeler zamanında takip edildiğinde, uygulamada birlik ve ülke ekonomisine yarar sağlanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde yayımlamakta olduğumuz seri makalenin devamı olan bu çalışmamızda, ticaretin en önemli unsurlarından birisi olan ancak dış ticaret denince akla ilk gelmeyen laboratuvarlar konusu, Avrupa Birliği Gümrük Reformu’nun önemli kısımlarından birisi olan Avrupa Gümrük Laboratuvarları Ağı (CLEN) ile ilgili gelişmeler, bir çeşit vaka çalışması olarak gıda ürünlerinde mineral yağ hidrokarbonlarının (MOH: MOSH/MOAH) tespiti ve kontrolüne yönelik AB’nin düzenleme yapmaya hazırlandığı uygulamalar ile ülkemizdeki teknik ve hukuki düzenlemeler incelenecektir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmamızda ayrıca, ISO/IEC 17025 standardına göre akredite gümrük laboratuvarlarının tahlil yöntemleri, laboratuvar raporlarının hukuki geçerliliği ve uluslararası ticaretteki bağlayıcılığı açısından önemi ortaya konulmaktadır. Dijitalleşme kısmında ise, gümrük laboratuvarı raporlarının blokzincir tabanlı tokenizasyonu; veri bütünlüğü, izlenebilirlik ve sahteciliğin önlenmesi açısından teknik bir yenilik olarak değerlendirilmekte ve dijital gümrük uygulamalarına potansiyel faydası incelenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Avrupa Gümrük Laboratuvarları&nbsp; Ağı (CLEN), mineral yağ hidrokarbonları (MOH), gıda güvenliği gümrük hukuku, idari yaptırımlar, laboratuvar raporu tokenizasyon&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">EU customs and trade laws are constantly changing, with significant legal and financial consequences. Some changes come into effect immediately, while others indicate that larger regulations will be made in the future. When these regulations are followed in a timely manner, they will benefit both the Union and the national economy in practice. This study, a continuation of a series of articles we publish in the Journal of Expert Opinions on Trade, will examine the topic of laboratories, one of the most important elements of trade but not the first thing that comes to mind when discussing foreign trade. It will focus on developments related to the European Customs Laboratories Network (CLEN), a significant part of the European Union Customs Reform, and, as a case study, the EU&#8217;s planned regulations for the detection and control of mineral oil hydrocarbons (MOH: MOSH/MOAH) in food products, along with the technical and legal regulations in our country.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Our study also highlights the importance of the analysis methods of customs laboratories accredited according to the ISO/IEC 17025 standard, the legal validity of laboratory reports, and their binding nature in international trade. In the digitalization section, we will examine the blockchain-based tokenization of customs laboratory reports. It is considered a technical innovation in terms of data integrity, traceability, and fraud prevention, and its potential benefits for digital customs applications are being examined.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> The European Network of Customs Laboratories (CLEN), mineral oil hydrocarbons (MOH), food safety customs law, administrative sanctions, and laboratory report tokenization.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası ticarette serbest dolaşıma giren ürünlerin çeşitliliği ve kimyasal bileşenlerinin giderek karmaşıklaşması, gümrük denetimlerinin geleneksel belge ve fiziki muayene yöntemleriyle yürütülmesini yetersiz hâle getirmektedir. Bu gelişme, gümrük laboratuvarlarını tarife sınıflandırması, mevzuata uygunluk, ürün güvenliği ve risk tahlilinde merkezi bir teknik karar üretim birimine dönüştürmüştür. Gümrük laboratuvarları tarafından gerçekleştirilen analitik testler, yalnızca eşyanın kimyasal veya fiziksel özelliklerini ortaya koymakla kalmamakta; aynı zamanda idari işlemlerin bilimsel doğruluk temelinde yürütülmesini de sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nde gümrük laboratuvarlarının karşı karşıya olduğu temel teknik sorunlardan biri, üye ülkeler laboratuvarlarında uygulanan yöntemlerin sonuçlar üzerinde yaratabileceği farklılıklardır. Bu sorunun giderilmesi amacıyla kurulan Avrupa Gümrük Laboratuvarları&nbsp; Ağı, laboratuvarlar arası yöntem doğrulama çalışmaları, yeterlilik testleri ve ortak veri tabanları aracılığıyla analitik uyum sağlamayı hedeflemektedir. CLEN kapsamında geliştirilen ILIADe veri tabanı ve karşılaştırmalı tahlil programları, özellikle karmaşık matrislerde yapılan ölçümlerin güvenilirliğini ve tekrarlanabilirliğini artıran teknik bir referans sistemi sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıda ürünlerinde mineral yağ hidrokarbonlarının (MOH) tespiti, analitik kimya açısından en yüksek hassasiyet gerektiren konulardan biridir. MOH grubunu oluşturan mineral yağ doymuş hidrokarbonlar (MOSH) ve mineral yağ aromatik hidrokarbonlar (MOAH), geniş karbon aralığına ve karmaşık kromatografik profillere sahiptir. Özellikle MOAH fraksiyonlarının endojen bileşenlerden ayrıştırılması, ileri düzey numune hazırlama teknikleri ve doğrulama tahlilleri gerektirmektedir. Bu nedenle, MOH tahlilinde sıvı ve gaz kromatografisinin birleştirildiği LC-GC-FID yöntemi ve gerekli hâllerde iki boyutlu gaz kromatografisi (GCxGC) gibi ileri teknikler kullanılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin 2027 yılı itibarıyla MOAH için fiilen sıfır tolerans yaklaşımını benimsemesi, gümrük laboratuvarlarının ölçüm belirsizliği, nicelleştirme sınırları (LOQ) ve yöntem doğrulama performansları açısından yüksek teknik yeterlilik sergilemesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda ISO/IEC 17025 akreditasyonu, yalnızca kalite yönetim sistemi açısından değil; kullanılan analitik metotların doğruluğu, tekrarlanabilirliği ve karşılaştırılabilirliği açısından da kritik bir gereklilik hâline gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanında, gümrük laboratuvarı raporlarının dijital ortamda güvenli şekilde paylaşılması ve doğrulanması ihtiyacı, blokzincir tabanlı tokenizasyon teknolojilerinin gündeme gelmesine yol açmıştır. Tokenizasyon, analitik sonuçların veri bütünlüğünü koruyarak değiştirilemez biçimde kaydedilmesini sağlamakta; bu sayede laboratuvar raporları, gümrük işlemlerinde gerçek zamanlı ve otomatik karar mekanizmalarına entegre edilebilmektedir. Bu çalışma; CLEN’in teknik koordinasyon rolünü, MOH tahlillerinde kullanılan ileri analitik yöntemleri ve gümrük laboratuvarı raporlarının tokenizasyonunu teknik bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. MODERN GÜMRÜK LABORATUVARLARI VE MOBİL LABORATUVAR UYGULAMALARI</strong><sup>,</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.1 Gümrüğün Bilimsel Kolu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği&#8217;ndeki gümrük laboratuvarları, gümrük idarelerinin çalışmasını desteklemek için bilimsel uzmanlık sağlar, ilgili diğer idareler ile bilgi ve uzmanlık alışverişinde bulunur; böylece ulusal sınırlar ötesi işlemleri kolaylaştırır ve koordine etme imkanı sağlar. Her laboratuvarın ana amacı, aynı olsa da, yerel yasa ve uygulamalardaki farklılıklar ile bireysel Üye Ülkelere ithal ve ihraç edilen eşyaların miktarı ve cinsindeki önemli farklılıklar nedeniyle, istihdam ettikleri personel sayısı, ellerindeki ekipman çeşitliliği ve uzmanlaşıp akredite oldukları analitik yöntemler açısından farklılık göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2 Sayılar: Laboratuvarlar ve Personel</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği&#8217;nin 27 ülkesinde 90 gümrük laboratuvarı ve 27 mobil laboratuvar bulunmaktadır. AB Üye Ülkelerinin çoğunda tek bir merkezi laboratuvar bulunmakta, bazılarının ek mobil birimleri ve birkaç ülkede de ülke çapına yayılmış laboratuvar ağı vardır. Bu laboratuvarlarda yaklaşık 2.000 personel görev yapmaktadır. Bunların çoğu kimyager, fizik, mühendislik, mikrobiyoloji gibi ilgili alanlardan uzmanlar, teknisyenler ve laboratuvar asistanlarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.3 Güvenliğinizi Sağlamak ve Daha Fazlası: Laboratuvarların Görevleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Vergi düzenlemeleri, tarife tesbitleri, ortak tarım politikası (common agricultural policy CAP) gibi gümrükle ilgili klasik görevler, gümrük laboratuvarlarının yaptığı çalışmaların üçte ikisini oluşturmaktadır. Ancak artan görev ise, uyuşturucu araştırmaları, ürün kalitesi, kaçakçılık, tüketici sağlığı ile çevrenin korunması ve diğer güvenlik konularına ilişkindir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.4 Sadece Numuneler mi Tahlil Ediliyor?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstisnasız, tüm laboratuvarlar öncelikle numunelerin tahlilini yapar. Bu, yapılan işin %75&#8217;ini oluşturur. Laboratuvarın büyüklüğüne ve ekipmanlarına bağlı olarak, tahlil edilen numune miktarı yılda birkaç yüz ile en büyük laboratuvarlarda yaklaşık 30.000 civarında değişmektedir. Gümrük laboratuvarına gönderilen numune türleri ülkeden ülkeye, laboratuvardan laboratuvara değişebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Numunelerin tahlilinden sonra ikinci en önemli görevi, uzmanlıklarını paylaşmaktır. Son olarak, çoğu laboratuvar düzenli olarak diğer gümrük memurlarına eğitim vermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.5 Birlikte Çalışmak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği politikaları, ticaretin uluslararası yapısı gereği, Avrupa düzeyinde bilgi alışverişi, işlemleri birleştirmek, odak noktalarını belirlemek ve eylemleri koordine etmek, Üye Ülkeler arasında yakın iş birliğini gerektirir. Elbette, her gümrük laboratuvarı kendi gümrük idaresiyle de birlikte çalışır. Zaman zaman laboratuvarlar, eşyanın özelliklerine göre istenilen tahlili yapabilecek sırasıyla en yakın üniversite, ilgili bilimsel kuruluş, uzman ve uygulayıcı kurum laboratuvarları, özel laboratuvarlar ile de birlikte çalışır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.6 Numuneler, İzlenen Yol</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idaresi tarafından yapılan işlem genellikle yollarda, limanlarda, havaalanlarında veya antrepolarda numune alma ile başlar. Gümrük muayene memuru tahlile tabi bir eşyanın muayene ve tesbiti için eşya sahibi veya temsilcisinin huzurunda her zaman numune alabilir. Özellikle potansiyel tehlikeli maddeler veya kimyasallar söz konusu olduğunda, gümrük laboratuvarları numune alma konusunda daha geniş bir bilgi ve ekipmanlara ihtiyaç duyar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tahlil sonuçlarının doğru olması, büyük ölçüde laboratuvara getirilen numunelerin eşyayı gerçekten temsil etmesine bağlıdır. Bu nedenle numuneler laboratuvar çalışmalarında ilk ve kritik bir adımdır, gümrük laboratuvarları gümrük muayene memurlarına yoğun görevlerinde büyük ölçüde yardımcı olur. Tütün gibi heterojen malzemelerden numune alınırken veya karmaşık bir numune durumu ortaya çıktığında (örneğin, alt yüklemeli yol araçlarından yakıt numunesi) birçok soru ortaya çıkar. Numune, sevkiyat kapsamı eşyayı temsil ediyor mu? Ekipman, doğru numune almak için yeterli mi? Bir risk var mı ve tüm olası tehlikelerden nasıl kaçınabilir? Bu nedenle iyi bir numune kılavuzuna sahip olmak gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük laboratuvarları, canlı hayvanlar hariç, tatlılardan oyuncaklara, ilaçlara, yakıttan metal çubuklara kadar neredeyse her türlü eşyanın tahlilini yapar. Posta veya taşıt aracı ile (numune olarak biri hemen tahlil ve diğeri kontrol amacıyla) getirilen numune, sisteme kaydedilir ve laboratuvarın ilgili bölümüne atanır, izlenebilirlik amacıyla bir tanımlama işaretiyle birlikte kullanılır. Laboratuvar, tahlil talebini mümkün olan en kısa sürede ele alır, testleri, tahlili, yorumları yapar, önerilen gümrük sınıflandırması (veya başka bir konu) hakkında bir görüşe varır, tahlil raporlarını gümrük idaresine, ilgililerine, istenilmesi halinde mahkeme başkanlığına sunar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tahlili yapılan numuneler, tahlil raporlarının yazılıp imzalanmasından sonra tahlili yapan kimyager tarafından mühürlenir ve gerektiğinde ikinci tahlil veya delil için laboratuvardaki numune odasında saklanır. Numunelerin depolanma şekli önemlidir, çünkü farklı ürünlerin farklı sıcaklıklarda, farklı nem seviyelerinde vb. depolanması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Numunenin gelişini kaydetmekten bilimsel tahlili tamamlayıp gelecekte referans için saklamaya kadar her adımda gümrük laboratuvarları kalite, verimlilik ve güvenilirliğe dayalı sonuçlar üretmeye çalışır. Gümrük laboratuvarları modern kalite kontrol ve güvence ilkelerini uygulamaktadır. Tüm Avrupa ve ülkemiz gümrük laboratuvarları, akreditasyon idareleri tarafından tanınan ISO/IEC 17025 Test ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliğine İlişkin Genel Gereksinimler, ana standarda göre tahlil yapmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük laboratuvarları, tahlil işlemi için bir başvuruya dayanan bilgi sisteminin parçasıdır; bu da gümrük memurlarının tarife sınıflandırması veya vergiyle ilgili konularda netleştirme isteğini talep etmek ve ilgili ürün sevkiyatının görüntülerini eklemek için elektronik bir form doldurmasına olanak tanır. Aynı sistem laboratuvar tarafından da görülebilir, bu da zaman kazandırır ve memuru hangi numunelerin yolda olduğunu fiziksel olarak laboratuvara gelmeden önce bilgilendirir. Laboratuvar tahlil raporlarını elektronik olarak yayımlanırken, gümrük memurları da raporu ekranda görebilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.7 Ticareti Kolaylaştırmak ve Gelirleri Sağlamak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk gümrük laboratuvarı 100 yıldan fazla bir süre önce kurulduğunda, amaçları, gümrük idarelerine gelir sağlamalarına yardımcı olmaktı. Ticaret kolaylaştırıldı ve bu nedenle gümrük vergileri bütçe gelirlerinin önemli bir parçası oldu. Gelir sağlama görevi, günümüz gümrük laboratuvarlarının çalışmalarına hâlâ hakimdir. Eşyaların tarife sınıflandırılması, gümrük vergilerinin temelini oluşturur; ayrıca örneğin anti damping işlemleri ve ticaret istatistikleri için de bir temeldir; doğru sınıflandırma, bilimsel tahlil olmadan imkansızdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle, gümrük laboratuvarları için çok önemli bir görev, eğitimli personel tarafından yapılan sınıflandırma, tahlile esas ve hatta mahkeme için önemli delildir. Kimyasal tahlil olmadan, beyaz tozun gerçekten bir vitamin mi olduğu (gümrük istisnası olup olmadığına) yoksa nispeten yüksek gümrük vergisi olan bir gıda ürünü olup olmadığına karar vermek mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Laboratuvarların bir diğer görevi, bağlayıcı tarife bilgileri için uzman görüşleri sunarak ticareti kolaylaştırmaktır. Bu &#8216;BTB&#8217; tüm yükümlüler için eşit vergilerin tesbitine ve ödenmesine yardımcı olur. Laboratuvar, kesin etkisinin farkında olmasa da, tahlili önemli -potansiyel olarak milyonlarca değerde- finansal sonuçlar doğurmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.8 Tüketicileri ve Sağlığı Korumak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük laboratuvarları, insan sağlığına yönelik çeşitli potansiyel tehditlerle mücadele etmektedir. Bunlar arasında uyuşturucu kaçakçılığı ve sahte eşyaların ticareti, örneğin sahte ilaç ürünleri ve psikoaktif maddeler yer alır. Laboratuvarlar, ithal gıda takviyelerini düzenli olarak içerip içermediğini inceleyerek yasadışı hormonlar, amfetaminler veya internetten alınan ilaçlar ile güvenli olmayan oyuncakları kontrol eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Laboratuvarlar tarafından araştırılan sorunlara örnek olarak, bisfenol A (çeşitli plastiklerin üretiminde kullanılan kimyasal bileşik) gibi tehlikeli kimyasallar (besleme şişelerinde) veya poliamid ve melamin plastik mutfak eşyalarından birincil aromatik aminlerin salınımı; yasadışı gıda katkı maddeleri (örneğin bazı koruyucular) veya AB ve ülkemiz mevzuatında tanımlanan limitleri aşan katkı maddeleri; bebek mamasında melamin; üç yaş altı çocuklar için yüksek ftalatlı plastik oyuncaklar; aşırı miktarda kurşun ve ftalatlar veya dimetil fumarat içeren ayakkabılar; kozmetik ürünlerinde hidrokinon gibi yetkisiz aktif prensipleri vb. göstermek ve bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu nedenle kimyasal tahliller, istenmeyen yasak eşyaların ithalatlarını durdurmak için gümrük idareleri tarafından sıklıkla&nbsp; kullanılan temel bir araçtır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Laboratuvar tahlilleri, güvensiz ürünlerin mahrece iade veya imha edilmesini de sağlar. Laboratuvarlar tarafından tespit edilen veya doğrulanan tahliller, ayrıca Avrupa Birliği Komisyonu tarafından işletilen ve gıda dışı ürünler için kullanılan Hızlı Uyarı Sistemi (Rapid Alert System RAPEX) kullanılarak AB düzeyinde uyarılar yayımlanır ve önlemler alınır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;<strong>2.9 Çevrenin Korunması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevreyi korumak, gümrük laboratuvarlarının görevini giderek artırmaktadır. Dünya, ozon tabakasına zarar veren maddeler (örneğin köpüklerdeki kloroflorokarbonlar), karbon ayak izi, sınırda karbon düzenleme mekanizması (CBAM), tehlikeli maddeler ve kalıcı kirleticiler gibi çevresel konularla giderek daha fazla önemli hale gelmektedir. Aynı zamanda, artan küreselleşme nedeniyle, gümrük idarelerinin topluma hizmet sunması ve çevre koruma da dahil olmak üzere çeşitli diğer görevleri kapsayan &#8216;Tek Bir Pencere&#8217; şeklinde hareket etmesi giderek daha fazla talep edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nesli Tükenmekte Olan Yabani Hayvan ve Flora Türlerinin Uluslararası Ticareti Sözleşmesi&#8217;ne (CITES) destek vermek de gümrük laboratuvarlarının CITES kontrolündeki türleri belirlemede önemli rol oynadığı alanlardan bir diğeridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ağacın kendine özgü bir deseni olduğundan, farklı türleri tanımlamak için mikroskop kullanılabilir veya bir parça daha hassas bir kütle seçici dedektör cihazına yerleştirilebilir. Ayrıca, DNA/PCR (polimeraz zincir reaksiyonu), CITES veya tarife amaçlı balıkları kontrol etmek için kullanılabilen tekniklerdir. Zemin kaplamaları veya parfüm için tasarlanmış küçük parçalar için kullanılan birçok ahşap türü de CITES listesinde yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.10 Güvenliği Sağlamak ve Terörle Mücadele</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörizm ve kitle imha silahlarından kaynaklanan potansiyel tehditler, silah olarak kullanılabilecek kimyasal veya biyolojik maddeler, nükleer ve radyoaktif maddeler, kısıtlı eşyalar, hem sivil hem de askeri uygulamaları olabilecek çift amaçlı ürünler gümrük idarelerinin bir başka önemli görev alanıdır. Gümrük laboratuvarları da, bu tür tehditleri önlemede ve onlarla mücadelede önemli bir görev yapar. Bu husus, sabit bir özellikle mobil ekipman ve mobil laboratuvarlar kullanarak laboratuvarı binadan sahaya çıkaracaktır. Bu görev, gümrük idarelerinin ulusal ve uluslararası düzeyde ilgili idarelerle daha yakın iş birliği içinde olmasını gerektiren bir zorunluluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı gümrük laboratuvarları ayrıca, uluslararası terörizmin finansmanında kullanılabilen elmas, değerli taşlar ve metaller gibi çok değerli eşyaların incelenmesinde de görev yapmaktadır. Gümrük laboratuvarları, bu tür ürünlerin gerçek değerini ve bir ölçüde menşeini, kökenini ortaya çıkarır. Bu durum, bu tür ürünlerin, örneğin &#8216;Kimberley süreci&#8217;nin uygulanması ve kontrolü gibi çatışma ve terörizmi finanse etmemesini sağlar; aynı zamanda bu, uluslararası bir elmas sertifikasyon programıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.11 Zamanla Uyum Sağlamak: Ekipman ve Yeni Teknolojiler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük laboratuvarları günlük işlerinde birçok türde ekipmana ihtiyaç duyar. Bunlar, basit eski bir Bunsen brülörü gibi nispeten düşük teknolojili ürünlerden, uzman kullanım ve hassas kullanım gerektiren çok daha yüksek teknolojili ekipmanlara kadar değişir. Üretim yöntemleri gelişir, yeni sağlık riskleri ortaya çıkar ve sistem için kullanılan yöntemler de değişir. Bu, gümrük laboratuvarlarının son teknoloji hizmeti sürdürmesini gerektirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. MOBİL GÜMRÜK LABORATUVARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Laboratuvar tahliline tabi tutulacak eşyalar, gümrük sahasında anında kontrol ve ölçümler gerektirebilir. Çoğu AB ülkesinde, sahada kontrol yapmak için kullanılabilen taşınabilir ekipmanlar (çanta veya araba arkası için küçük ekipmanlar) mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı ülkelerde havaalanında ilaç kontrolü için mobil analitik cihazlar (iyon hareketlilik spektrometrisi, FTIR ve Raman spektrometrisi) kullanılır. Örnek olarak taşınabilir tahlil XRF ekipmanları, mineral yağ kaçakçılığıyla mücadele için mineral yağdaki kükürt içeriğinin belirlenmesinde önemli bir araçtır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tekerlekli Tahliller — Size Gelen Laboratuvar:</strong> Teknolojik gelişmeler nedeniyle yerinde tahlil amacıyla üretilen araçların kullanılması, gümrük laboratuvarlarının temel hizmetlerini geliştirmesi için yeni bir imkan sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Üye Ülkelerinin bazılarında, eşyaların &#8216;yerinde&#8217; tahlil yapmak için &#8216;mobil laboratuvarlar&#8217; bulunmaktadır. Mobil laboratuvarlar statik laboratuvarların yerini alamasa da, önemli görevler yaparlar ve aynı zamanda potansiyel risklerin hızlı taramasını sağlayabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mobil laboratuvar, yurtdışından getirilen sahte ilaçların havaalanları ve özellikle mineral yağ ürünleri ve alkollü içecekler gibi özel tüketim ürünlerinin anında ve yerinde denetimi, tahlili için kullanılmaktır. Mineral yağ kontrolü durumunda, mobil ekip anında tarife sınıflandırması için gerekli tüm analitik parametreleri ölçer. Bu sonuçlar, daha yüksek kükürt içeriğine sahip AB dışı ülkelerden ithal edilen ucuz mineral yağ ürünleri veya yine &#8216;baz&#8217; yağın kötüye kullanılmasına karşı etkili bir araçtır. Alkollü içeceklerin sürekli kontrolü, tehlikeli alkollerin (alkollerdeki metanol içeriği) tespit edilmesi için piyasa gözetimi sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. AVRUPA BİRLİĞİNDE GIDA ÜRÜNLERİNDEKİ MİNERAL YAĞ HİDROKARBONLARIN (MOH) TESBİTİ, ZARARLARI, ALINACAK ÖNLEMLERE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER</strong> <sup>,</sup><sup>,</sup><sup>,</sup> <sup>,</sup> <sup>,</sup><sup>,</sup><sup>,</sup><sup>,</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mineral yağ hidrokarbonları (Mineral oil hydrocarbons MOH), esas olarak petrol damıtma ve rafinasyonundan elde edilen çok çeşitli kimyasal bileşiklerden oluşur. Mineral yağ hidrokarbonları (MOH: MOSH+MOAH), Mineral Yağ Doymuş Hidrokarbonlar (MOSH) ve Mineral Yağ Aromatik Hidrokarbonları (MOAH) oluşturur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mineral yağ doymuş hidrokarbonlar (MOSH) ve mineral yağ aromatik hidrokarbonlardan (MOAH) oluşan mineral yağlar (parafinum liquidum veya beyaz yağ gibi), ilaç ve kozmetik gibi çeşitli tüketici ürünlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıdaların mineral yağ ile kirlenmesi, üretimi ve işlenmesi veya mineral yağ içeren ürünlerin ambalaj malzemelerinden, çevreden ya da hasat, taşıma yahut işleme sırasında gıda tedarik zincirinden olabilir. Gıdalardaki MOAH&#8217;lar vücutta birikebilir ve DNA&#8217;ya zarar vererek kansere neden olabilir. Bazı MOSH&#8217;ların karaciğerde ve lenfoid sistemde biriktiği belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mineral yağlar insan vücudundaki en büyük kirletici ve zarar vericidir. &#8220;Aromatik mineral yağlar&#8221; Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (European Food Safety Authority, EFSA) tarafından potansiyel kanserojen ve mutajenik olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle bu tür kalıntılar, gıdalarda en küçük miktarlarda bile bulunmamalıdır. Paketleme, genellikle mineral yağ kontaminasyonunun nedenidir. Örneğin, atık kağıttan yapılan ambalajlar, genellikle gıdaya aktarılabilen baskı mürekkeplerinden elde edilen mineral yağlar içerir. 2015 yılı gibi bir zamanda, <strong>insanlar için güvenli, sağlıklı ve uygun fiyatlı gıda için mücadele eden bir kampanya kuruluşu</strong> Foodwatch, uluslararası bir laboratuvar testinde makarna, pirinç veya mısır gevreği gibi 120 gıda ürünlerinin yüzde 43&#8217;ü aromatik mineral yağlar içerdiğini tesbit etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>En önemli kirlenme kaynakları şunlardır:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tarımsal kirlenme:</strong> Tarım makinelerinden yakıt veya yağlayıcılar sızabilir; pestisitler parafin yağı veya mineral yağlar içerebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çevresel kirlilik:</strong> Santrallerden, motorlardan ve ısıtma ocaklarından çıkan egzoz gazları ham maddelerle doğrudan temas edebilir veya toprakta birikerek bitkiler tarafından emilebilir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lastiklerden yol yüzeylerine döküntüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yem kontaminasyonu (sütte bulunmasının açıklaması)</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Deniz/tatlı su ekosistemlerinin (balıkların) kirlenmesi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ham maddelerin paketlenmesi:</strong> Hammaddeler paketlenmesi veya taşınması sırasında mineral yağlarla temas edebilir. Özellikle jüt torbaları, üretiminde mineral yağlar kullanıldığı için potansiyel bir mineral yağ kaynağı olarak bilinmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıda işleme, Yağlayıcılar:</strong> Gıda işleme makinelerinde kullanılmak üzere tasarlanmış &#8220;gıda sınıfı&#8221; yağlayıcılar, işlem sırasında gıdalar ile temas ederek geçer.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Makine bakımında kullanılan yağlar</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Gıdaların ambalajlanması, kaplanması (meyve ve sebzelerin korunması ve görünümünün iyileştirilmesi için kullanılan balmumu)</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Kutu üretim sürecinde kullanılan yağlayıcı yağlar</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Poşetlerde, kutularda ve etiketlerde kullanılan yapıştırıcılar</p>



<p class="wp-block-paragraph">Köpük önleyici maddeler (kağıt hamuru üretiminde, patates dilimlerinin yıkanmasında kullanılır)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıda katkı maddeleri:</strong> Un tozu veya peynir kaplamalarını önlemek için bazı mumlar, emülgatörler ve teknik yardımcılar mineral yağlar içerebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıdaların ambalajlanması:</strong> Mineral yağlar, gıda paketleme malzemelerinin (yapışkanlar, plastikler, metal kutular, kağıt ve karton gıda temas malzemeleri) üretiminde kullanılan katkı maddelerinde bulunabilir. Mineral yağlar da geri dönüştürülmüş ambalaj malzemelerinde bulunabilir. Bunlar geri dönüşüm sırasında her zaman çıkarılamaz ve ambalajla temas ettiğinde gıdalara girebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kartonun suya dayanıklılığını artırmak için kullanılan balmumları</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Plastiklerden (örneğin poliolefinlerden) geçiş</p>



<p class="wp-block-paragraph">﻿﻿Jüt çuvallar (iplik eğirme özelliklerini iyileştirmek için yağla kaplanmış lifler)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baskı mürekkepleri (genellikle %20-30 oranında mineral yağ çözücü içerir)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geri dönüştürülmüş kağıt ve karton</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taşıma kutuları</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pestisitler:</strong> tarımsal ürünlerde zararlıları kontrol etmek amacıyla kullanılan kimyasal maddeler</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Veteriner ürünleri :</strong> Örneğin aşılarda, merhemlerde ve ilaçlı mamalarda</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.1. Mineral Yağ Hidrokarbonlarının Yasal Sınırı Yoktur</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıdalardaki mineral yağ oranlarından kaynaklanan sağlık tehlikeleri yıllardır bilinmesine rağmen, hala yasal bir sınır yoktur. Özellikle kritik aromatik mineral yağlar (MOAH) için sıfır tolerans ilkesi uygulanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.2 Yasal Düzenleme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketiciler için riskleri azaltmak ve sağlığı korumak amacıyla Avrupa Birliği, 2027 yılında gıdalarda MOH varlığını sınırlayacak kurallar getirmeyi planlamaktadır. Bu konuda tartışmaya açılan AB Yönetmeliği, dünya çapında MOH&#8217;u ele alan ilk yönetmeliklerden biri olduğundan, gıda zincirindeki tüm ilgililer ve AB üyesi olmayan ülkelerdeki yetkili idareler de bilgilendirilmeli ve takip etmelidir. Yeni kurallar, özellikle belirli sektörlerin dikkatli olmasını ve olası önlemler almasını gerektirecektir: tahıl ürünleri, pirinç, ağaç yemişleri, baklagiller, baharatlar, kurutulmuş otlar, kakao/çikolata, süt ve süt ürünleri, yağlı tohumlar ve yağlı meyveler, hayvansal/bitkisel yağlar. Bu sektörlerdeki tedarikçilerin şu anda ürünlerinde MOH varlığına ilişkin hiçbir veya sınırlı verisi olmayabilir. Gelecekteki ticaret aksamalarını önlemek için, bu ürünlerin üreticilerine, tedarikçilerine ivedilikle aşağıdaki hususları yapmaları önerilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">• MOH varlığını tespit etmek için tahliller yapmak,&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Potansiyel kirlenme kaynaklarını tesbit etmek ve korunmak</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Kirlenme tehlikelerini azaltmak için yöntemler geliştirmek.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ham maddelerde bir kez bulunan MOH’lar, gıda işleme sırasında giderilemez. Ancak içerisinde MOH bulunup bulunmadığı tesbit edilebilir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB yasa koyucularının önceliği, hücrelerdeki DNA&#8217;ya zarar verebilen ve kansere neden olabilen genotoksik maddeler için güvenli bir seviye belirlenemediğinden, mineral yağ aromatik hidrokarbonları (MOAH) gıda zincirinden kaldırmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, AB pazarında tedarik edilen gıdalarda tespit edilemez (ölçüm sınırının altında, limits of quantification LOQ) olmaları gerektiği anlamına gelir. Mineral yağ ile doymuş hidrokarbonlara (MOSH) mevcut maruziyet insan sağlığı için endişe yaratmaz, ancak uzun vadeli birikim konusunda belirsizlik vardır. MOSH seviyelerinin artması potansiyel olarak risk oluşturabileceğinden, gıda seviyelerinde düşük tutulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.3. Mevcut Kurallar&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu anda AB mevzuatında mineral yağ aromatik hidrokarbonları (MOAH) için azami seviyeler bulunmamaktadır. Mineral yağ aromatik hidrokarbonları ile ilgili olarak, AB Üye Ülkeleri Nisan 2022&#8217;de, resmi gıda ürünlerini kontrol ederken, harekete geçilmesi gerekip gerekmediğini belirlemek için Tablo 1&#8217;de belirtilen nicelleştirme sınırlarını (LOQ) kullanacakları konusunda anlaşmışlar ve Avrupa Komisyonu, 2027 yılı itibarıyla bu limitlerin uygulanmasını öngören bir taslak yayınlamıştır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tablo 1: Gıdanın yağ/yağ içeriğine göre MOAH&#8217;ın LOQ&#8217;ları</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td></td><td><strong>Gıdanın yağ/yağ içeriği (%)</strong></td><td><strong>LOQ (mg/kg)</strong></td></tr><tr><td>Düşük yağ içerikli kuru gıdalar</td><td>≤4</td><td>0.5</td></tr><tr><td>Yüksek yağ içerikli gıdalar</td><td>&gt;4, ≤50</td><td>1</td></tr><tr><td>Yağlar, bitkisel yağlar veya &gt; %50 yağ içeren gıdalar</td><td>&gt;50</td><td>2</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Gıda ürünlerindeki MOAH konsantrasyonu tespit limitlerini aştığında, yetkili idareler, ürünleri piyasadan çekmek veya toplatmak gibi daha ileri önlemler almayı kabul eder. Gıda işletmelerinin aynı LOQ&#8217;ları kullanarak, kendi iç kontrollerini yapmaları önerilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.4. AB’nin</strong> <strong>Gıdadaki Belirli Kirleticiler için Maksimum Seviyelere İlişkin Yönetmeliği</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB, gıdadaki belirli kirleticiler için maksimum seviyelere ilişkin 1881/2006 sayılı (EC) Yönetmeliğini yürürlükten kaldırıp, yerine 25 Nisan 2023 tarihli (AB) 2023/915 sayılı Komisyon Yönetmeliği ile belirli gıdalarda MOAH için yasal maksimum seviyeler belirlemeyi amaçlamaktadır. Maksimum seviyeleri aşan ürünler AB&#8217;ye ithal edilemez veya satılamaz. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) Gıda Zincirindeki Kirleticiler Bilimsel Paneli (CONTAM Paneli), 2012 yılında Gıda İçinde Mineral Yağ Hidrokarbonları Üzerine Bilimsel Görüşünde, MOH içindeki madde gruplarının potansiyel insan sağlığı etkisinin oldukça çeşitli olduğunu sonucuna varmıştır. MOAH genotoksik kanserojen olarak görev yaparken, bazı mineral yağ doymuş hidrokarbonlar (MOSH) insan dokusunda birikebilir ve karaciğerde olumsuz etkilere yol açabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı MOAH&#8217;lar mutajenik ve kanserojen olarak kabul edildiğinden, MOH ve MOAH&#8217;ın diyete maruz kalmaya büyük katkıda bulunan gıda ürünlerindeki göreceli varlığını daha iyi anlamak için MOH&#8217;nun izlenmesinin önemli olduğu belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bebeklik ve sonraki mamada mineral yağ aromatik hidrokarbonlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Komisyonu 23 Haziran 2020 tarihinde Bitkiler, Hayvanlar, Gıda ve Yem Daimi Komitesi&#8217;nin Yeni Gıda ve Toksikolojik Güvenlik Gıda Zinciri Güvenliği bölümü toplantısında, bebek maması, takip mama, bebek ve küçük çocuklar için özel tıbbi gıdalarda mineral yağ aromatik hidrokarbonlarının (MOAH) varlığı konusunda uyumlu bir risk yönetimi yaklaşımını kabul etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1 Ocak 2027&#8217;den itibaren LOQ&#8217;da belirlenecek azami seviyelere sahip gıdalar&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıda belirtilen gıdalar için AB, Tablo 1&#8217;de belirtildiği gibi yağ/yağ içeriğine göre 1 Ocak 2027&#8217;den itibaren LOQ&#8217;da azami seviyeler belirlemeyi amaçlamaktadır (Bu seviyeler, 0,5 ila 2 mg/kg arasında değişmektedir):</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yağlı tohumlar ve yağlı meyveler</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayvansal veya bitkisel yağlar (ancak bazıları için 2030&#8217;a kadar geçici azami seviyeler &gt; LOQ &#8211; Tablo 2)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağaç yemişleri</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baklagiller</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pirinç ve tahıllardan elde edilen ürünler&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Süt ve süt ürünleri</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kakao çekirdekleri, kakao kütlesi, kakao tozu, kakao ve çikolata ürünleri ve diğer şekerlemeler</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bebek maması/bebek gıdaları/bebekler ve küçük çocuklar için tahıl bazlı gıdalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayvansal veya bitkisel yağlar/sıvı yağlar (belirli ürünler için geçici maksimum seviyeler &gt;LOQ 2030&#8217;a kadar)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belirli hayvansal veya bitkisel yağlar için, Tablo 1&#8217;de gösterilen LOQ&#8217;ların karşılanamayacağı gösterilmiştir. Bu ürün sektörüne ilişkin şu anda tartışılan maksimum seviyeler Tablo 2&#8217;de belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tablo 2: Hayvansal ve bitkisel yağlar için tartışılan maksimum seviyeler</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td rowspan="2"><strong>Yağ kaynaklı:</strong></td><td colspan="4"><strong>Maksimum seviyeler (mg/kg) :</strong></td></tr><tr><td><strong>1 Ocak 2027</strong></td><td><strong>1 Ocak 2028</strong></td><td><strong>1 Ocak 2029</strong></td><td><strong>1 Ocak 2030</strong></td></tr><tr><td>Mısır, kolza, ayçiçeği, soya fasulyesi, keten tohumu</td><td>2.0</td><td></td><td></td><td></td></tr><tr><td>Yer fıstığı, susam, hindistancevizi, tahıl tohumu</td><td>6.0</td><td>4.0</td><td></td><td>2.0</td></tr><tr><td>Üzüm tohumu, pamuk tohumu, kara üzüm tohumu, argan</td><td>10.0</td><td>5.0</td><td></td><td>2.0</td></tr><tr><td>Zeytin</td><td></td><td>10.0</td><td>5.0</td><td>2.0</td></tr><tr><td>Balıkçılık ürünleri/algler</td><td>10.0</td><td></td><td></td><td>5.0</td></tr><tr><td>Yukarıda listelenmeyen diğer yağlar/yağlar</td><td>4.0</td><td>2.0</td><td></td><td></td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Daha Yüksek LOQ&#8217;lara Sahip Gıdalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı gıdalar için, Tablo 1&#8217;deki LOQ&#8217;larda doğru tahlil yapmanın günümüzde zorluklar yarattığı belirtilmektedir. Bu nedenle, Tablo 3&#8217;te listelenen gıdalar için daha yüksek maksimum seviyeler tartışılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tablo 3: Daha yüksek LOQ gerektiren ürünler için tartışılan maksimum seviyeler</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td rowspan="2"><strong>Ürün</strong></td><td colspan="2"><strong>Maksimum seviyeler (mg/kg):</strong></td></tr><tr><td><strong>1 Ocak 2027</strong></td><td><strong>1 Ocak 2030</strong></td></tr><tr><td>Gıdalarda içerik maddesi olarak kullanılan baharatlar, kurutulmuş otlar, çay ve bitki çayları, hazır çay ve hazır bitki çayları</td><td>5.0</td><td>5.0</td></tr><tr><td>Gıda takviyeleri</td><td>10.0</td><td>5.0</td></tr></tbody></table></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Maksimum Seviyesi Belirlenmemiş Gıdalar</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">MOAH&#8217;ın önemli kaynakları olarak kabul edilmediğinden, taze veya dondurulmuş meyve, sebze, et, sakatat, balık ve deniz ürünleri, kahve ve çay ile demleme amaçlı bitki çayları için azami seviye önerilmemektedir. İşlenmiş gıdalar (sebzeler, meyveler, yumurtalar, et, sakatat, balık ve deniz ürünleri) ve uçucu yağlar için azami seviyelere ihtiyaç olup olmadığını belirlemek için yeterli verilerin mevcut olmadığı belirtilmektedir. Yukarıdaki ürünlerin bazıları için, MOAH için gösterge seviyeleri (1,0–10,0 mg/kg) tartışılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gösterge seviyelerinin aşılması durumunda, Üye Ülkelere ve gıda işletmecilerine aşağıdaki hususlar&nbsp; önerilecektir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ürünlerden numune alıp tahlil etmeleri</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kirliliğin kaynağını araştırmaları ve kullanmamaları</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşletmeciler tarafından yapılan araştırmaların sonuçlarını raporlamaları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların yapılması halinde, sözü edilen gıdalar AB&#8217;ye ithal edilmeye devam edilebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB üye ülkeleri, özellikle daha yüksek düzeyde kirlilik içeren işlenmiş gıdalar olmak üzere, azami seviyeleri belirlenmemiş gıdaları daha yakından izleyecektir. Toplanan veriler bir ihtiyaç olduğunu gösterirse, AB gelecekte bu gıdalar için azami seviyeler belirleyebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maksimum Seviyeleri Belirleme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB yasaları kapsamında tüm kirleticiler için maksimum seviyeler aşağıdaki şekilde belirlenecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İyi tarım, balıkçılık ve üretim uygulamalarına uyulup, gıdanın tüketimiyle ilgili riskler dikkate alınarak makul ölçüde ulaşılabilir katı bir seviyede belirlenecektir. Olası bir sağlık riski durumunda, kirleticiler için maksimum seviyeler, makul ölçüde ulaşılabilir en düşük seviyede belirlenmelidir. Bu yaklaşım, gıda işletmecilerinin halk sağlığını korumak için kirlenmeyi önlemek, mümkün olduğunca azaltmak ve önlemler almasını sağlayacaktır.” [Yönetmelik (AB) 2023/915, giriş gerekçesi (2)]</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MOSH için tartışılan gösterge seviyeleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mineral yağ doymuş hidrokarbonlar (MOSH) ile ilgili olarak, AB’nin yasal olarak azami seviyeler belirlemeyi düşünmediği belirtilmektedir. Fakat, MOSH&#8217;a artan bir duruma maruz kalmanın sağlık sorunlarına yol açabileceği endişesi nedeniyle, &#8220;gösterge seviyeleri&#8221; önerilmesi konusunda tartışmalar yapılmaktadır. Bunların, AB üye ülkelerinin ve işletmecilerin kirliliğin kaynağını araştırmasını ve MOSH kirliliğini önlemek için mevcut sistemleri değerlendirmesini gerektirecek seviyeler olduğu belirtilmektedir. Belirtilen seviyeleri aşan ürünler, kontrol yetkilileri tarafından güvensiz olarak değerlendirilmedikçe piyasadan kaldırılmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tartışılan MOSH için belirtilen seviyeler Tablo 4&#8217;te belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tablo 4: MOSH için tartışılan gösterge seviyeleri</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Ürün</strong></td><td><strong>Gösterge seviyesi (mg/kg)</strong></td></tr><tr><td>Zeytin/üzüm çekirdeği/siyah frenk üzümü/pamuk tohumu/tahıl özü/uçucu yağ ve balık ürünlerinden elde edilen yağ/yosun</td><td>50</td></tr><tr><td>Keten tohumu/mısır/kolza/ayçiçeği/soya yağı</td><td>15</td></tr><tr><td>Diğer hayvansal ve bitkisel yağlar</td><td>30</td></tr><tr><td>Baharatlar, kurutulmuş otlar, çay, bitkisel infüzyonlar, gıda takviyeleri</td><td>15</td></tr><tr><td>Kakao çekirdekleri ve kakao ürünleri, şeker ve şeker ürünleri, şekerleme, işlenmiş et, işlenmiş balık/deniz ürünleri, işlenmiş yumurtalar</td><td>10</td></tr><tr><td>Yağlı tohumlar/meyveler, ağaç kuruyemişleri, baklagiller, tahıllar, süt, kahve çekirdekleri, yumurtalar, bebek mamaları, işlenmiş sebzeler, işlenmiş meyveler</td><td>5</td></tr><tr><td>Bebeklik maması</td><td>1.0</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Testler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mineral yağ hidrokarbonlarının tahlili, gıda ve ambalaj sterilliğinde en önemli, hassas konulardan biridir. Bu tahliller genellikle kromatografik tekniklerin kombinasyonu ile yapılmaktadır. Bu nedenle, sıvı ve gaz kromatografisinin ardından alev iyonizasyon dedektörü ile birleştirilmesi olan LC-GC-FID yönteminin kullanıldığı belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna bağlı olarak, belirli gıdalardan endojen girişimleri ortadan kaldırmak için belirli numune hazırlama adımlarının uygulanması gerekmektedir. Bazı özel hallerde, girişimler numune hazırlama adımlarıyla tamamen ortadan kaldırılamaz. Bu durumlarda, seviye aşılırsa, gerçek MOH&#8217;u endojen maddelerden ayırt etmek için iki boyutlu gaz kromatografisi (GCxGC) ile doğrulama tahlilinin yapılması gerekmekte olduğu ifade edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi, MOAH&#8217;ın izlenmesi için örnekleme tahlili ve veri raporlaması konusunda kılavuz geliştirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Test maliyetleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">MOH testi rutin olmadığı için, AB&#8217;de mineral yağ tahlilinin (MOAH ve MOSH) maliyeti şu anda karşılaştırılabilir çoklu pestisit tahlilinin maliyetinin yaklaşık dört ila beş katı olduğu belirtilmektedir. MOH ile ilgili özel mevzuatın getirilmesiyle, bu maliyetin zaman içinde önemli ölçüde azalması beklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4.5. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Uyumu Hakkındaki (AB) 2019/1020 Yönetmeliği</strong><strong>,&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetmelik 16 Temmuz 2021 tarihinde yürürlüğe girmiş ve İç Piyasa&#8217;nın işleyişini iyileştirmeyi, sağlık, güvenlik, tüketicilerin, çevrenin korunması, diğer kamu yararları gibi yüksek düzeyde korumaya sahip ürünlerin AB pazarında sunulmasını sağlamayı amaçlamaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idarelerinin uyumsuz veya tehlikeli ürünlerin AB pazarına girip tüketicilere ulaşmasını önlemek için ürünleri kontrol etmesini zorunlu kılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cezai Yaptırımlar ve Uygulamalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu değerlerin aşılması durumunda uygulanacak yaptırımlar şunlardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ürün Toplatma</strong> : Piyasaya sürülmüş olan ürünlerin geri toplatılması. Bu husus, üretici için en maliyetli, itibar ve güven kaybına yol açan yaptırımdır. Firmalar ne satar? Ürün mü, güven mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İmha ve Satış Yasağı:</strong> Gümrüklerde veya antrepolarda tespit edilen ürünlerin ithal veya ihracatının engellenmesi ve imha edilmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>RASFF Bildirimi</strong>: Ürün <strong>RASFF (Rapid Alert System for Food and Feed)</strong>, Avrupa Birliği üye ülkeleri için gıda güvenliği ile ilgili bilgileri toplamak amacıyla geliştirilmiş merkezi bir veri tabanı üzerinden tüm AB ülkelerine rapor edilir. Bu da, markanın tüm Avrupa pazarında &#8220;riskli&#8221; olarak belirlenmesine neden olur ve ürünlerinin satışı engellenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Para Cezaları:</strong> Üye ülkelerin yerel kanunlarına göre, gıda güvenliğini ihlal eden işletmelere satış tutarıyla orantılı veya maktu ağır para cezaları uygulanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. TÜRKİYE’DE (ÜLKEMİZDE) GIDA ÜRÜNLERİNDEKİ MİNERAL YAĞ HİDROKARBONLARINA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de mineral yağ hidrokarbonları (MOH: MOSH+MOAH), mevzuatta, gıdalarda bulunması istenmeyen kirleticiler, gıda güvenliği, bulaşan, gıda ile temas eden maddeler, akıllı madde ve malzeme (gıda ile temas eden akıllı madde ve malzeme), aktif madde ve malzeme (gıda ile temas eden aktif madde ve malzeme) olarak tanımlanmakta ve denetlenmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye’de ilgili temel mevzuat</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a) 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sularla ilgili hükümler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Herhangi bir katkı, aroma veya zenginleştirme amaçlı madde ilave edilen kaynak suları, içme suları, doğal mineralli sular ve yapay sodaların üretimi, ambalajlanması, satışı, ithalat ve ihracatına ilişkin esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle, ancak; kaynak suları, içme suları, doğal mineralli sular ve tıbbi amaçlı suların üretimi, uygun şekilde ambalajlanması, satışı, ithalat ve ihracatına ilişkin usul ve esaslar ile içme-kullanma sularının teknik ve hijyenik şartlara uygunluğu, kalite standartlarının sağlanması, kalite standartlarının izlenmesi ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının birliklerince talep edilen içme ve kullanma sularına ilişkin tahliller ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığına bağlı laboratuvarlarda ücretsiz olarak yapılmaktadır (mad. 27).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Takviye edici gıdalar ve özel tıbbî amaçlı diyet gıdalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Takviye edici gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından, özel tıbbî amaçlı diyet gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenmektedir (mad. 28). Burada esas amaç, suların ve gıdaların insan sağlığına zararlı madde içermemesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b) Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 5 Kasım 2023 tarihli 32360 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Yönetmeliğin amacı, gıdalarda bulunabilen belirli bulaşanların maksimum limitlerini ve bulaşanlar açısından risk kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılması için gıda işletmecisinin sorumluluklarını belirlemektir (mad. 1). Gıdalarda bulunabilen mikotoksinleri, bitki toksinlerini, metaller ve diğer elementleri, halojenli kalıcı organik kirleticilerini, işleme bulaşanlarını ve diğer bulaşanları kapsamaktadır (mad. 2).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bulaşan:</strong> Gıdaya kasten ilave edilmeyen ancak, gıdanın birincil üretim aşaması dâhil üretimi, imalatı, işlenmesi, hazırlanması, işleme tâbi tutulması, ambalajlanması, paketlenmesi, nakliyesi veya muhafazası ya da çevresel bulaşma sonucu gıdada bulunan, hayvan tüyü, böcek parçası gibi yabancı maddeler hariç olmak üzere, her tür maddeyi ifade eder (mad 4/1-b).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıdalardaki belirli bulaşanlar (mikotoksinler), kurutulmuş, seyreltilmiş, işlenmiş ve birden fazla bileşen içeren gıdalar, detoksifikasyon ile ilgili yasaklar için maksimum limitler yönetmeliğin Ek-1’de yer alan tabloda belirtilmiştir (mad 5, 6, 7).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sorumluluklar ve izleme</strong>: Gıda işletmecileri; Ek-1’de maksimum limit belirlenen gıdaların yanı sıra, ulusal ve uluslararası risk değerlendirme otoriteleri tarafından insan sağlığı açısından risk oluşturabileceği değerlendirilmiş olan ve Ek-1’de maksimum limit belirlenmemiş gıdalar veya Ek-1’de yer almayan bulaşanlar için bu riskin kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılması çalışmalarını yapacak ve gerekli düzeltici tedbirleri alacaktır (mad. 10/1).</p>



<p class="wp-block-paragraph">MOAH (özellikle aromatik olanlar) potansiyel kanserojen kabul edildiği için bu kapsama girmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>c) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 5 Nisan 2018 tarihli 30382 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemelere Dair Yönetmelik</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetmeliğin amacı, “gıda ile doğrudan ya da dolaylı olarak temas eden veya temas etmesi muhtemel madde ve malzemelerin; insan sağlığının yüksek seviyede korunmasının sağlanması ve tüketici yararının korunması da dikkate alınarak, üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamalarındaki özelliklerini belirlemektir (mad. 1). Yönetmelik, peynirleri, hazırlanmış et ürünlerini veya meyveleri muhafaza eden malzemeler gibi kaplama veya muhafaza olarak kullanılan, gıdanın bir bölümünü oluşturan ve gıda ile birlikte tüketilebilen madde ve malzemeleri, topluma veya bireye su tedarik etmek için projelendirilmiş sabit su sağlama ünitelerini ve antika olarak tedarik edilen madde ve malzemeleri kapsamamaktadır (mad. 2/3).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa Birliği mevzuatına uyum:</strong> Bu Yönetmeliğin, 27/10/2004 tarihli ve (AT) 1935/2004 sayılı Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Hakkında Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Tüzüğü dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlandığı belirtilmektedir (mad. 22).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye-AB arasında Gümrük Birliğini Düzenleyen 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 39’ncu maddesinde yer alan “mevzuatın yakınlaştırılması” hükmü uyarınca, ülkemiz mevzuatını uyumlu yürütmek zorundadır. Bu nedenle AB’de doğrudan, ülkemizde dolaylı olarak MOAH için limitler belirlenmiş, ülkemizde “ kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecisinin beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edileceği, para cezaları gibi” müeyyideler belirlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İdari yaptırım:</strong> Bu mevzuat hükümlerine aykırı davrananlar hakkında, hukuk literatüründe &#8220;suçta ve cezada kanunilik ilkesi, yani cezaların kanunla konulacağı&#8221; ilkesi uyarınca 5996 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre idari yaptırımların uygulanacağı hükümleri yer almıştır (mad. 23).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5996 sayılı Kanununa göre yaptırımlar&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıda ve yem ile ilgili yaptırımlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıda ve yem ile ilgili yaptırımlar aşağıda belirtilmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılır ve mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilir. Bu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verilir. Fiilin üç yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, gıdayı üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecisi beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilir (mad. 40/1-a)</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Hayvan sağlığı için tehlike oluşturan ve tüketime uygun olmayan yemler, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılır ve mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu ürünleri üreten veya piyasaya arz edenlere beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir (mad. 40/1-b).</p>



<p class="wp-block-paragraph">21 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince Bakanlık tarafından belirlenen esaslara aykırı hareket edenlere, beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ürünlere el konarak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir (mad. 40/1-c).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenlemede MOH açısından önemli olan husus, ambalaj ve malzemelerden sağlığı tehlikeye atacak gıdaya madde geçişinin (migrasyon) yasaklanmasıdır. Ayrıca, gıda ile temas eden plastiklerde kullanılan boyar maddeler gıdaya geçmeyecek ve toksik madde içermeyecek şekilde, genel migrasyon limiti de 10 mg/dm² olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bunun anlamı, MOH özelinde limit yok ama, ambalajdan gıdaya MOH geçerse, mevzuata aykırı sayılabilir. Bu nedenle gıda üretiminde, Yağlayıcılar, Makine yağları, Ambalaj kaynaklı bulaşma kontrol altında tutulmak zorundadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6. GÜMRÜK LABORATUVARI AVRUPA AĞI (CUSTOMS LABORATORİES EUROPEAN NETWORK CLEN)</strong><strong>,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, Avrupa Birliği&#8217;nin 27 üye ülkesinde 90 gümrük laboratuvarı ve 27 mobil laboratuvar bulunduğu ve çoğunun Maliye Bakanlıklarına bağlı olduğu, ülkelerin çoğunluğunda genellikle başkentte veya yakınlarda bulunan tek bir merkezi laboratuvar bulunurken, diğerleri de ülke genelinde ve stratejik noktalarda (örneğin deniz limanları, havaalanları, sınırlar vb.) bulunan bir laboratuvar ağına sahip olduğu görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üye Ülkeler gümrük laboratuvarlarının farklı şekilde teşkilatlandıkları dikkate alındığında, gümrük laboratuvarlarının koordine edilmesi için CLEN (Avrupa Gümrük Laboratuvarları&nbsp; Ağı) (eski adıyla Avrupa gümrük laboratuvarları grubu GCL), 1999 yılında kurulmuş ve 2020 yılında Dünya Gümrük Örgütü (WCO) tarafından Bölgesel Gümrük Laboratuvarı olarak tanınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CLEN’in amacı, Avrupa gümrük birliğinin işleyişini ve modernleşmesini destekleme genel amacı kapsamında, üye ülkeler gümrük laboratuvarları arasında tahlil ve sınıflandırma konularında uyumlu çalışmak, uygulamada birliği, koordinasyonu sağlamak, gümrük mevzuatındaki değişiklikleri takip etmek, gümrük laboratuvarlarının hazır olmasını sağlamak, gümrük laboratuvarları arasında ağ kurma ve yüz yüze temaslar sayesinde, uyuşturucu, kaçakçılık, terörizm ve organize suçlarla mücadelede, tüketici güvenliğini, insan sağlığını ve çevreyi korumada CLEN deneyim, bilgi alışverişini ve uygulamayı kolaylaştırarak değer katmaktır. CLEN yeni çalışma yöntemleri, yeni iş birliği yolları başlatma ve teknolojideki en son gelişmeleri, laboratuvarda, sahada mobil laboratuvarlar ve taşınabilir cihazlarla teşvik etme imkanlarını sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CLEN, Laboratuvarların Koordinasyonunu Altı Entegre Eylemle Gerçekleştirmektedir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CLEN yöntemi, başka resmi bir yöntem bulunmadığında veya bilinen performansa sahip bir yöntem gerektiğinde, laboratuvarlar tarafından gümrük vergisinin tesbiti amacıyla oluşturulan, kullanılan analitik bir işlemdir. Yöntemin kapsamı, tanımı ve performans özellikleri ilk olarak CLEN Eylemleri çerçevesiyle tanımlanmaktadır. Bu yöntem daha sonra CLEN tarafından Genel Kurul toplantısında kabul edilmekte ve üye ülkelere bildirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CLEN’in Altı Eylemi birbirine bağlıdır</strong>: örneğin, Eylem 2 faaliyetleri (Karşılaştırmalar ve yöntem doğrulama çalışmaları) genellikle ILIADe veri tabanına (Eylem 1) dahil edilecek doğrulanmış yöntemlerle sonuçlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 1 &#8211; Analitik Belirlemenin Laboratuvarlar Arası Envanteri (ILIADe)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 2 &#8211; Karşılaştırmalar ve Yöntem Doğrulamaları</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 3 &#8211; Kalite Üzerine Ağ Kurma</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 4 &#8211; İletişim ve Strateji</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 5 &#8211; Bilimsel Uzmanlık</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 6 &#8211; Avrupa Gümrük Kimyasal Maddeler Envanteri</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylem 1 — Analitik Belirlemelerin Laboratuvarlar Arası Envanteri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ILIADe, başlangıçta İtalyan Gümrük Ajansı tarafından paylaşılan ve şu anda Avrupa Komisyonu tarafından kullanılan analitik yöntemler ortak bir veri tabanıdır. Ana amacı, tüm AB gümrük laboratuvarlarına gümrük işlemleri, kalite kontrolleri, tüketici sağlığı koruma ve çevre kontrolleri için kullanılan analitik yöntemlerin kolayca erişilebilir güncel halini sağlamaktır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Veri tabanı 500&#8217;den fazla yöntemi, resmi analitik yöntemleri, uluslararası standartları ve kendi içinde geliştirilen yöntemleri içermektedir. ILIADe veri tabanı içeriği, proje grubu tarafından tartışılıp doğrulanır. Yöntemler ve temas listesi AB dışı ülkeler için de mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylem 2 — Karşılaştırmalar ve Yöntem Doğrulamaları&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CLEN Eylem 2&#8217;nin ana amacı, gümrük laboratuvarları tarafından kullanılan yöntemlerin uyumlaştırılması ve doğrulanması yoluyla Avrupa Birliği gümrük bölgesinde eşyaların tahlilinin, kontrolünün aynı şekilde yapılmasını sağlamaktır. Avrupa gümrük laboratuvarları, kendi performanslarını ve verimliliklerini değerlendirmek, elde ettikleri sonuçların diğer laboratuvarlarınki ile benzer olup olmadığını doğrulamak için Yeterlilik Test Programlarına katılmaktadır. Yeterlilik test programlarına katılım, her laboratuvarın kendi performansını ve çalışma biçimlerini değerlendirmesi, sonuçların diğerleriyle karşılaştırılabilir olduğunu doğrulaması için önemli bir araçtır. Katılım ayrıca, laboratuvarların kalite garantisi olan akreditasyon elde etmek için de gereklidir. Örneğin, laboratuvarlar, laboratuvarların test yetkinliğini garanti eden uluslararası bir standart olan ISO 17025&#8217;e göre akredite edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmalar özel olarak hazırlanmış, şeker, kuruyemiş ve tohum, ek bir kod belirlemesi gereken ürünler (Meursing tablosu), hayvan yemi ve evcil hayvan maması, tütün, alkol ürünleri, mineral yağlar, tekstil ve seramik gibi tüm ticaret ürünü türlerini kapsar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylem 3 — Kalite Üzerine Ağ Kurma</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylem 3&#8217;ün amacı, tüm gümrük laboratuvarları için ortak bir kalite proğramı geliştirmek, yeni standartların eşit şekilde uygulanmasını sağlamak, test verilerinin uluslararası ticarette karşılıklı kabul edilebilirliğinin temelini oluşturmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Numunelerin kalitesi laboratuvar uzmanlığı için çok önemli olduğundan, Üçüncü Eylem ayrıca numune metodolojisiyle de ilgilenir. Tüm Üye Ülkelerin gümrük laboratuvarlarının kalite gereksinimleri aynı olsa da, uygulanması belirli kalite sistemlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, tüm gümrük laboratuvarların analitik sonuçları yorumlamasına yardımcı olmak, hassas verilerin işlemesi, istatistikler ve yeterlilik testlerinde elde edilen diğer performans özellikleri kullanılarak kılavuzların geliştirilmesi için çalışmak amaçlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gümrük İdareleri İçin Numune Kılavuzu (Samancta)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Numune kılavuzu, laboratuvar testleri için numunelerin nasıl alınacağı ve işlenileceğine dair bilgi ve talimatlar içeren, gümrük memurlarının numune alırken dikkat etmelerine dair hazırlanmış bir internet uygulaması, numune alma kılavuzudur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uygulama, genel bölüm ve belirli ürünlerin numune kartları olmak üzere iki çapraz bağlantılı bölümden oluşur. Ayrıca, bu uygulama, eşyaların tarife sınıflandırması ve eğitime odaklanan bir bölüm içeren yabancı ülkeler ile ilgili isimler sözlüğü içerir. Belirli eşyaların numunesiyle ilgili ayrıntılı bilgiler, sözde numune işlem kartlarında bulunur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Samancta, numune işlemlerini AB genelinde uyumlaştırmayı amaçlamaktadır. Ancak, sağlanan bilgiler yasal olarak bağlayıcı değildir. Bunlar yalnızca yönergelerdir ve ulusal yasalar öncelikli olabilir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylem 4 — İletişim ve Strateji</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CLEN Eylem 4, gümrük laboratuvarları ile CLEN, Avrupa Komisyonu hizmetleri, gümrük idareleri ve AB dışı ülkelerin gümrük laboratuvarları gibi diğer kurumsal idareler arasında bilimsel ve teknik iletişim alışverişlerine ilişkin çoklu bir eylemdir. Gümrük laboratuvarları, &#8220;Sinapse&#8221; Avrupa bilimsel platformu altında düzenlenen elektronik bir topluluk aracılığıyla belgeleri ve tartışmaları paylaşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ana etkinlik, her 3 yılda bir düzenlenen Avrupa Gümrük Kimyagerleri Semineri&#8217;dir. Bu eylem ayrıca iş birliğini geliştirmek amacıyla stratejik tartışmaları da kapsar. Proje, beklenmedik durumlara hızlı yanıt vermenin, iş yükünü paylaşmanın, Avrupa gümrük laboratuvarlarının bir ağ olarak tüm kapasitesi ve uzmanlığından, özellikle son derece gelişmiş teknikler ile uzmanlık alanlarında tam anlamıyla faydalanmanın sanal ve fiziksel yeni yollarını araştırır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylem 5 — Bilimsel Uzmanlık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu CLEN eylemi, gümrük laboratuvarlarının karşılaştığı zorlukları incelemeye ve çözmeye, ayrıca bilimsel destek gerektiren her alanda gümrük memurlarına yardımcı olmayı amaçlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylem 6 — Avrupa Gümrük Kimyasal Maddeler Envanteri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Gümrük Kimyasal Maddeler Envanteri (ECICS), gümrük memurları ve gümrük beyanlarını yapan ekonomik operatörler için özel olarak tasarlanmış kimyasallar hakkında bir bilgi aracıdır. Avrupa Komisyonu ile AB Üyesi Ülkeleri arasında gümrük alanındaki iş birliğinin ilk somut sonuçlarından biridir (ilk yayımı 1974&#8217;te yapılmıştır). ECICS, kimyasallar için gümrük tarifelerinde güvenilir sınıflandırmalar sağlayan dünyada tek veri tabanıdır. İnternette mevcuttur ve şu anda 43.000&#8217;den fazla onaylanmış sınıflandırma içermektedir. Başlangıçta tarife sınıflandırmasına ayrılmış olsa da, şimdi gümrük memurlarına, kimyasalların hızlı ve verimli kontrolü ile güvenli şekilde ele alınması için gerekli tüm bilgileri sağlamaktadır. Tasarım ilaçları (yasal kontrolün dışında kalarak farmakolojik etkileri koruyan veya artıran, iyi bilinen kötüye kullanım ilaçlarının gizli değişikliklerinden türetilen yeni maddeleri), kimyasal silah öncülleri, sağlık veya çevre için tehlikeli kimyasallar, REACH gibi tüm kimyasal düzenlemelerin gümrük idaresi tarafından uygulanmasının temeli olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük laboratuvarlarının karşılaştığı sorunları çözmek için kullanılan yeni teknolojiler arasında NMR (&#8216;bilinmeyenler&#8217;in tanımlanması) ve sıvı sintillasyon sayımı (LSC) (ürünlerdeki biyo-bazlı içeriğin belirlenmesi) yer alır. Ayrıca, AB ülkeleri sınırında gümrük laboratuvarlarında elde taşınan ekipmanların test edilmesi ve uygulanması, Raman, XRF, kızılötesi teknolojisi için uyuşturucu, yeni psikoaktif maddeler, öncüller ile tehlikeli kimyasallar arayışında giderek daha önemli ve başarılı bir performans sergilemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlgili laboratuvarların elinde bulundurduğu ekipman listesi geniş kapsamlıdır ve sürekli güncellenmektedir. Sıvı veya gaz kromatografileri, yoğunluk ve polarimetreler, kütle spektrometreleri, kütle seçici dedektörler gibi enstrümantasyonları, FTIR (Fourier dönüşümü kızılötesi spektrometrisi), UV/Vis (ultraviyole görünür spektrotometri), XRF ve LSC gibi birçok kısaltmayı içerir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7. ULUSLARARASI ISO/IEC 17025 STANDARDI ve AKREDİTASYON</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7.1 Uluslararası ISO/IEC 17025 standardı</strong>: test ve kalibrasyon laboratuvarları için uluslararası bir standarttır. Laboratuvarların yetkinliği, tarafsızlığı ve tutarlı çalışması için gereklilikleri belirler, test ve kalibrasyon sonuçlarının doğruluğunu, güvenilirliğini sağlar. Bu standart, test ve kalibrasyon çalışmalarının güvenilirliği, ekonomik operatörler ve düzenleyen memurlar arasında güven oluşturur. ISO/IEC 17025&#8217;e uyum, bir laboratuvarın kaliteye, teknik yeterliliği ile bilimsel titizliğe olan bağlılığını gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ISO/IEC 17025&#8217;in Faydaları:</strong> Laboratuvar kalitesi ve güvenilirliği için küresel bir ölçüt oluşturur. Hem yurt içinde hem de yurt dışında test ve kalibrasyon sonuçlarına olan güveni artırır. Sonuçların daha geniş kabul görmesini sağlayarak laboratuvarlar ve diğer idareler arasındaki işbirliğini kolaylaştırır. Yeniden test etme ihtiyacını azaltarak gümrük işlemlerinin hızlandırılmasını ve giderlerin azalmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7.2 Uluslararası Laboratuvar Akreditasyon İşbirliği</strong> <strong>(ILAC, International Laboratory Accreditation Cooperation)</strong> akredite test ve kalibrasyon sonuçlarının kabulünü teşvik ederek uluslararası ticareti kolaylaştırmak, işbirliğini geliştirmek amacıyla 24-28 Ekim 1977 tarihlerinde Danimarka&#8217;nın Kopenhag kentinde düzenlenen bir konferans olarak başladı. 1996 yılında, akreditasyon kuruluşları arasında karşılıklı tanıma anlaşmaları ağı kurmak amacıyla bir tüzükle resmi bir işbirliği haline geldi. 2000 yılında, dünya genelinde, laboratuvar akreditasyon kuruluşlarından oluşan 36 ILAC tam üyesi, ihraç edilen mallar için teknik test ve kalibrasyon verilerinin kabulünü teşvik etmek amacıyla Washington DC&#8217;de ILAC Karşılıklı Tanıma Anlaşması&#8217;nı (ILAC MRA) imzaladı. Kalibrasyon ve test laboratuvarları için ILAC MRA, 31 Ocak 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7.3 Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK)</strong><strong>,</strong> Türkiye&#8217;de akreditasyon çalışmalarını yapan yetkili kurumdur. 4 Kasım 1999&#8217;da 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunla Başbakanlığa bağlı olarak kurulmuş, halen Dışişleri Bakanlığı ile ilgili, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği olan, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli bir kamu kurumudur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">TÜRKAK, Uluslararası Laboratuvar Akreditasyon Birliği (ILAC) ile karşılıklı tanınma anlaşması yapmıştır, bu da Türkiye&#8217;de akredite olan bir laboratuvarın verdiği raporların Avrupa ülkelerinde geçerli olmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7.4 Ülkemizde</strong> İstanbul Laboratuvar Müdürlüğü, Ankara, Bursa, İzmir, Mersin Gümrük Laboratuvarı, Gümrükler Muhafaza Kriminal Laboratuvarı; 2022 yılında kokain ve metamfetamin, 2023 yılında ise eroin ve MDMA maddelerinde akredite olmuştur. Tüm laboratuvar müdürlüklerinin akredite metot sayılarının artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. <sup>,</sup> <sup>,</sup> <sup>,</sup></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7.5 Akreditasyon;</strong> Bir ürünün ya da hizmetin, piyasanın talep ettiği şartlara, standartlara, yönetmeliklere uygunluğunu göstermek üzere o ürün veya hizmet için yapılan deney, tahlil, muayene ve belgelendirme işlemlerini yapan kuruluşların (Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları) resmi bir otorite tarafından uluslararası kriterlere göre denetlenerek teknik ve idari yeterliliklerinin onaylanması ve belli aralıklarla denetlenmesi işlemidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka deyişle akreditasyon; yapılan tahlillerin ve kalibrasyonların geçerlilik ve güven kazanması için laboratuvarın teknik yeterliliğinin uluslararası kriterlere göre değerlendirilmesi, onaylanması ve denetlenmesi işlemidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8. <strong>GÜMRÜK LABORATUVARI RAPORLARINDA TOKENİZASYON ve DİJİTALLEŞME: TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMALARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tokenizasyon (blokzincir), fiziksel veya dijital bir varlığın, varlığa ilişkin hakların, blokzincir üzerinden tokenlerle temsil edilmesini ifade eder. Varlıkları tokenizasyon ile dijital formata dönüştürürken, sahiplik hakları genellikle bir blokzincire kaydedilir. Bu şekilde, veriler daha güvenli bir şekilde korunabilir, muhafaza edilebilir ve yönetilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>8.1. Ülkemizde tokenizasyona ilişkin düzenleme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük mevzuatında tokenizasyon düzenlenmemiştir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3/z-aa maddesinde “Kripto varlık: Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar” şeklinde tanımlanarak hukuk sistemimize girmiştir. Tokenizasyon için esas yasal dayanak burasıdır. Yine Merkez Bankası tarafından 16 Nisan 2021 tarihli 31456 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmeliğin 3’ncü maddesinde de “kripto varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıklar olarak tanımlanmış, Kripto varlıkların, ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamayacağı belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük laboratuvarı raporları, uluslararası ticarette &#8220;Dijital Gümrük&#8221; ve &#8220;Güvenli Tedarik Zinciri&#8221; vizyonunun çok önemli bir belgesidir. Gümrük işlemlerinde bir ürünün kimyasal tahlili veya içerik tahliline ilişkin laboratuvar raporu, ürünün/eşyanın GTİP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu) ve buna bağlı olarak ödenecek/tahsil edilecek gümrük vergilerinin tesbiti gibi bir çok hususu sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tokenizasyon üç şekilde kullanılır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong>. <strong>Raporun Değiştirilemezliği ve Güvenliği (Veri Tokenizasyonu)</strong>: Gümrük laboratuvarı tarafından düzenlenen tahlil raporu, dijital bir varlığa (token) dönüştürülerek blokzincir üzerine kaydedilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sahteciliğin Önlenmesi</strong>: Rapor tokenize edildiğinde, üzerinde tek bir virgül değiştirilse dahi, tokenin &#8220;hash&#8221; değeri (Hash fonksiyonu temel olarak verinin bütünlüğünü sağlamak için kullanılan yöntem) bozulur. Gümrük muayene memuru, kendisine gelen dijital raporun laboratuvar tarafından düzenlenen orijinal rapor olup olmadığını bu token sayesinde çok kısa sürede tesbit eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hassas Veri Gizliliği</strong>: Raporun tamamını herkesin görebilmesi yerine, örneğin &#8220;bu ürün X maddesini içeriyor mu?&#8221; sorusuna yanıt veren bir token oluşturulabilir ve sadece ilgili ve yetkilileri görebilir. Böylece ticari sırlar korunurken, gümrük işlemleri uyumluluğu da sağlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. Akıllı Sözleşmelerle Otomatik Gümrükleme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tokenizasyon, laboratuvar raporunu &#8220;konuşan bir veri&#8221; haline getirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşlem:</strong> Laboratuvar tahlil sonucunun sisteme token olarak yüklendiği anda, bu veri bir &#8220;Akıllı Sözleşme&#8221; (Smart Contract) haline getirilir, taraflar sözleşmeden doğan yükümlülükler altına girerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otomatik Onay:</strong> Eğer tahlil sonucu beyannamedeki bilgilerle eşleşiyorsa, uyumluysa, sistem, gümrük işlemi onayını memur müdahalesine gerek kalmadan otomatik olarak verebilir. Bu onay işlemi, eşyanın antrepoda, limanlar ve hava limanlarındaki bekleme sürelerini, günlerden saatlere indirir. Aynı zamanda hem gümrük işlemlerinin hızlanması hem de masrafların azalmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. Ürün Kimliklendirme (Ürün Tokenizasyonu)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Laboratuvar raporu, ürünün dijital ikiziyle (Digital Twin) eşleştirilir. İkizler, fiziksel ürünün özelliklerini, işlevini test ederek, tahlil, tahmin ve optimizasyon sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İzlenebilirlik:</strong> Özellikle kimyasal maddeler, gıda ürünleri veya tehlikeli maddelerde; laboratuvar raporu o ürün partisinin &#8220;dijital pasaportu&#8221; gibi işlev görür. Ürün/eşyanın gümrük işlemleri yapılıp, fiilen ithal edildikten sonra, son tüketiciye ulaşıncaya kadar, bu rapor (token) ürüne eşlik eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Gümrük laboratuvar raporlarında tokenizasyon; evrakta sahteciliği bitiren, onay işlemlerini hızlandıran, kağıtsız gümrük hedefine ulaşmayı sağlayan bir &#8220;dijital mühür&#8221; görevi görür. Özellikle ihracatçıların yurtdışında ürün/eşyalarına ilişkin akredite laboratuvar raporlarının aynen kabul görmesi, yeniden tahlile tabi tutulmaması, işlemlerin uzamaması, mahrece iadelerinin önlenmesiyle önemli sigorta ve navlun giderlerinin yapılmaması, uluslararası ticarette rekabet gücünün artması gibi faydalar sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>8.2. AB’de tokenizasyona ilişkin düzenleme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB üyesi ülkeleri için tokenizasyon,&nbsp; Avrupa Birliği nezdinde kripto varlıklara ilişkin tektip kuralların oluşturulması amacıyla, 2020 dijital finans stratejisine uygun olarak 2023/1114 sayılı Kripto Varlık Piyasaları Yönetmeliği (Markets in Crypto Assets Regulation) (“MiCA”) kabul edilmiş ve düzenlenme yapılmıştır. Yönetmelik, kripto varlıkları ihraç edenler ve ticaretini yapanlar için temel hükümler (varlık referans belirteçleri ve e-para belirteçleri dahil) işlemlerin şeffaflığını, açıklamasını, yetkilendirmesini ve denetimini kapsamaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB gümrük mevzuatında &#8220;tokenizasyon&#8221;,&nbsp; doğrudan bir kanun maddesi olarak yer almasa da, 2026 yılı itibarıyla AB Gümrük Reformu ve Dijitalleşme Stratejisi kapsamında bu teknolojinin uygulama alanları yasal zemin kazanmaya başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AB&#8217;nin gümrük işlemlerinde tokenizasyon hususu üç şekilde incelenmektedir&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. Verilerin Tokenizasyonu: EU Customs Data Hub</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB gümrük reformu kapsamında yeni &#8220;AB Gümrük Veri Merkezi&#8221; (EU Customs Data Hub), tüm gümrük işlemlerinin tek bir dijital platform üzerinden yürütüleceği bu sistemin kullanımı, kademeli olarak başlayacaktır. Ekonomik operatörler gümrük işlemlerini yapmak için her ülkede&nbsp; gümrük idarelerine ayrı ayrı firma kaydı yaptırmak ve bilgilerini kaydetmek yerine,&nbsp; tek bir merkezi sisteme girecekler. Kuruluş ülkesine bakılmaksızın AB üyesi ülkede ithalat, ihracat vb. gümrük işlemlerini yapabileceklerdir. Fiziki gümrük beyannamelerini aşamalı olarak kaldırma hedeflenmektedir. Kesintisiz, gerçek zamanlı ve kağıtsız bilgi ve bağlantı akışlarını sağlayacak uluslararası bir “e-Gümrük” ağının oluşturulmasını öngörülmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dijital İkizler:</strong> Gümrük mevzuatında &#8220;tokenizasyon&#8221;, fiziksel eşyaların dijital birer temsilcisinin (token/dijital ikiz) oluşturulması işlemi olarak görülmektedir. Bu bir ürünün menşei, lojistik rotası ve vergi durumu blokzincir veya DLT (Dağıtık Defter Teknolojisi) üzerinde tokenize edilerek gümrük idaresine anlık sunulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Trust &amp; Check (Güven ve Kontrol) Tüccarları:</strong> 2007 yılında Dünya Gümrük Örgütü tarafından başlatılan ve daha sonra dünya çapında uygulanmaya başlanan (Authorized Economic Operator) Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, yeni AB gümrük mevzuatıyla biraz daha teşvikler sağlanarak Güven ve Kontrol Tüccarları statüsü haline getirilmektedir. Bu statüdeki ekonomik operatörler, verilerini gümrük sistemine tokenize edilmiş ve doğrulanmış şekilde kayıt ederek &#8220;şeffaf tedarik zinciri&#8221; sağladıkları için gümrük idaresinin denetimlerinden muaf tutulabilecekler ve yine yerinde gümrükleme gibi bir çok teşviklerden yararlanacaklar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. Gümrük Teminatlarının (Guarantees) Tokenizasyonu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük işlemleri sırasında teminat alınmasına gerek görülen hâllerde kabul edilecek teminat mektupları ve nakit depozitoların yönetimi (GUM &#8211; Guarantee Management System) ile dijitalleşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Akıllı Kontroller:</strong> 2026&#8217;daki yeni uygulamalarla, gümrük teminatlarının tokenize edilmesi ve akıllı sözleşmelerle (Smart Contracts) bağlanması tartışılmaktadır. Bu husus, eşyanın serbest dolaşıma girmesi veya ayniyatına uygun olarak yurt dışı edilesi halinde teminatın iade edilmesini veya vergi borcu doğduğunda otomatik tahsilini yasal olarak mümkün kılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve Sertifikalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tokenizasyonun en somut yasal karşılıklarından biri de CBAM (Sınırda Karbon Vergisi) sertifikalarıdır. 2026 yılında mali yükümlülüklerin tam olarak başlamasıyla beraber, ithalatçıların karbon emisyon haklarını temsil eden &#8220;sertifikalar&#8221; birer dijital varlık gibi işlem görecektir. Bu sertifikaların takibi ve doğrulanması, tokenizasyon uygulamasıyla (benzersiz ve devredilebilir dijital kayıtlar) yürütülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB gümrük mevzuatı, tokenizasyonu bir &#8220;finansal spekülasyon aracı&#8221; olarak değil, &#8220;eşyanın dijital pasaportu&#8221; ve &#8220;tedarik zinciri şeffaflığı&#8221; için bir teknolojik altyapı olarak kabul etmektedir. 2026 itibarıyla yürürlüğe giren DAC8 Yönergesi (DAC8 Directive on Administrative Cooperation; İdari İşbirliği Yönergesi) de bu tokenize varlıkların vergi şeffaflığını gümrük ve maliye idareleri arasında zorunlu kılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6. SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, Avrupa Birliği gümrük reformu kapsamında faaliyet gösteren Avrupa Gümrük Laboratuvarları Ağı (CLEN) çerçevesinde gümrük laboratuvarlarının görevi, önemi, AB ve ülkemizde gıda ürünlerinde mineral yağ hidrokarbonlarının (MOH: MOSH ve MOAH) tespiti ve kontrolüne ilişkin teknik ve hukuki düzenlemeler, gümrük laboratuvarı raporlarının dijitalleşmesi ve tokenizasyonu incelenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası ticarette ürünlerin kimyasal bileşimlerinin karmaşıklaşması, gümrük denetimlerinde laboratuvar tahlillerini vazgeçilmez hâle getirmiştir. Bu nedenle CLEN; ortak analitik yöntemler, laboratuvarlar arası karşılaştırmalar ve kalite ağları aracılığıyla, üye ülkeler arasında yöntemsel uyumun sağlanmasında ve tahlil sonuçlarının karşılıklı tanınmasında kilit bir rol üstlenmektedir. ISO/IEC 17025 standardına göre akredite gümrük laboratuvarları tarafından düzenlenen raporlar, hem hukuki geçerlilik hem de uluslararası ticarette bağlayıcılık açısından temel bir güven unsuru oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıda ürünlerinde mineral yağ hidrokarbonları, özellikle genotoksik ve potansiyel kanserojen etkileri nedeniyle MOAH fonksiyonu bakımından ciddi bir insan sağlığı riski teşkil etmektedir. Avrupa Birliği’nin 2027 yılı itibarıyla MOAH için fiilen sıfır tolerans yaklaşımını benimsemesi, gümrük laboratuvarlarının yüksek hassasiyetli analitik yöntemler kullanmasını ve ölçüm belirsizliği, LOQ değerleri ile yöntem doğrulaması konularında ileri düzey teknik yeterlilik sergilemesini zorunlu kılmıştır. Türkiye’de MOH için açıkça ve bağlayıcı sınır değerlerin henüz tanımlanmamış olması, AB mevzuatıyla uyumda, gümrük ve gıda denetimlerinde laboratuvar tahlillerinin fiilî önemini artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Aflatoksinler konusu nasıl tarımsal ürün ihracatımızı uzun yıllar boyunca meşgul etmekteyse, benzer bir durumun da tarım ürünlerinde hidrokarbonlar için de geçerli olması beklenmelidir. Zira aromatik mineral yağ hidrokarbonlarının (MOAH) genotoksik ve potansiyel kanserojen özellikleri nedeniyle Avrupa Birliği, 2027 yılı itibarıyla gıdalarda MOAH varlığına ilişkin fiilen sıfır tolerans yaklaşımını benimsemesi halinde, bu ürünlerin nasıl ve hangi yöntemlerle analiz edileceği konusu da önümüzdeki yıllarca sıcak bir konu başlığı olarak ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, CLEN kapsamında geliştirilen ortak analitik yöntemler, laboratuvarlar arası karşılaştırmalar ve kalite ağları, üye ülkeler arasında yöntemsel uyum ve sonuçların karşılıklı kabulünü sağlayacak olup, CLEN kapsamında olmayan önemli ihracatçılar açısından bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkması beklenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Laboratuvarlar ve dijitalleşme bilinen konularsa da, gıdalarda hidrokarbonlar ile ilgili AB tarafından uygulamaya konulması planlanan düzenlemelerin, tarımsal ürün ihracatımız üzerinde orta ve uzun vadede bazı zorlayıcı etkilerinin olması beklenmesi ve bu konudaki çalışmaların devam ettirilmesi önem arz etmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmada ele alınan tokenizasyon yaklaşımı, gümrük işlemlerinde dijital dönüşümün bir sonraki aşamasını anlatmaktadır. Gümrük laboratuvarı raporlarının blokzincir tabanlı olarak tokenize edilmesi; sahteciliğin önlenmesi, gümrük ve diğer idari işlemlerin hızlandırılması, güvenli tedarik zincirinin oluşturulması bakımından düzenleme yapan idarelere güçlü bir araç sunmaktadır. Özellikle akıllı sözleşmeler aracılığıyla laboratuvar sonuçlarının otomatik olarak gümrük işlemlerinde kullanılması, işlemlerde gecikmeleri azaltarak öngörülebilir ve şeffaf bir yapı oluşturacaktır. Bu alanın henüz mevzuatla açıkça düzenlenmemiş olması, yasa düzenleyiciler için bir eksiklikten daha çok, yön verilebilir bir fırsat alanı olarak değerlendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, Gümrük laboratuvarları yalnızca teknik tahlil yapan idareler olmaktan çıkmış; gıda güvenliği, tüketici sağlığı, çevrenin korunması ve ticaretin kolaylaştırılması hedefleri doğrultusunda stratejik karar üretim merkezlerine dönüşmüştür. CLEN’in koordinasyon rolü, MOH kontrollerinin bilimsel temele dayandırılması ve laboratuvar raporlarının dijitalleşmesi, tokenizasyonu birlikte değerlendirildiğinde, hem Avrupa Birliği hem de Türkiye açısından modern, şeffaf ve güvenilir bir gümrük denetim sisteminin uygulanması için gümrük laboratuvarlarının merkezi önemi daha da ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YARARLANILAN KAYNAKLAR</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/customs-laboratories_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/customs-laboratories_en</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://ecustomsclearing.com/what-is-a-customs-laboratory-and-how-does-it-impact-customs-clearance/">https://ecustomsclearing.com/what-is-a-customs-laboratory-and-how-does-it-impact-customs-clearance/</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.efsa.europa.eu/en/topics/topic/mineral-oil-hydrocarbons">https://www.efsa.europa.eu/en/topics/topic/mineral-oil-hydrocarbons</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://agrinfo.eu/documents/56/AGRINFO_-_Mineral_Oil_Hydrocarbons_in_Food_2024-cc-2.pdf">https://agrinfo.eu/documents/56/AGRINFO_-_Mineral_Oil_Hydrocarbons_in_Food_2024-cc-2.pdf</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.nano-lab.com.tr/tr/blog/detay/gidada-mineral-yag-hidrokarbon-testi-moshmoah#:~:text=MineralYa%C4%9FHidrokarbonlar%C4%B1Ctemeldeham,mineralya%C4%9Fhikrokarbongrubunagirerler">https://www.nano-lab.com.tr/tr/blog/detay/gidada-mineral-yag-hidrokarbon-testi-moshmoah#:~:text=MineralYağHidrokarbonlarıCtemeldeham,mineralyağhikrokarbongrubunagirerler</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.2903/j.efsa.2023.8215">https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.2903/j.efsa.2023.8215</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2010.1882">https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2010.1882</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2012.2704">https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2012.2704</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2014.3595">https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2014.3595</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2012.2951">https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.2903/j.efsa.2012.2951</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.foodwatch.org/en/about-us">https://www.foodwatch.org/en/about-us</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.foodwatch.org/en/foodwatch-laboratory-tests-suspected-carcinogenic-mineral-oil-residues-in-baby-milk-1">https://www.foodwatch.org/en/foodwatch-laboratory-tests-suspected-carcinogenic-mineral-oil-residues-in-baby-milk-1</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A32023R0915&amp;qid=169961527532">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A32023R0915&amp;qid=169961527532</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2019/1020/oj/eng">https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2019/1020/oj/eng</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/news/customs-laboratories-european-network-clen-celebrates-25th-anniversary-2024-10-03_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/news/customs-laboratories-european-network-clen-celebrates-25th-anniversary-2024-10-03_en</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/customs-controls/customs-laboratories-european-network-clen_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/customs-controls/customs-laboratories-european-network-clen_en</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://sampling-manual-customs-taxation.ec.europa.eu/index_en">https://sampling-manual-customs-taxation.ec.europa.eu/index_en</a> (en son er. trh: 18.04.2026)&nbsp;</td></tr><tr><td><a href="https://ilac.org/about-ilac/">https://ilac.org/about-ilac/</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.turkak.org.tr/kurumsal/hakkinda.html">https://www.turkak.org.tr/kurumsal/hakkinda.html</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://ggm.ticaret.gov.tr/duyurular/istanbul-laboratuvar-mudurlugu-turkak-tarafindan-4-metotta-daha-akreditasyon-sertifikasi-almaya-uygun-bulunmustur">https://ggm.ticaret.gov.tr/duyurular/istanbul-laboratuvar-mudurlugu-turkak-tarafindan-4-metotta-daha-akreditasyon-sertifikasi-almaya-uygun-bulunmustur</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.dehagumrukleme.com.tr/mersingumruklabaratuar">https://www.dehagumrukleme.com.tr/mersingumruklabaratuar</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1020933">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1020933</a>&nbsp; (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://www.yeniankara.com.tr/guncel/gumrukler-muhafaza-kriminal-laboratuvari-uluslararasi-akreditasyon-aldi-43954">https://www.yeniankara.com.tr/guncel/gumrukler-muhafaza-kriminal-laboratuvari-uluslararasi-akreditasyon-aldi-43954</a> (en son er. trh: 18.04.2026)</td></tr><tr><td><a href="https://ggm.ticaret.gov.tr/data/6941565813b876eb180458a3/%C4%B0stanbul%20Laboratuvar%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-Akreditasyon%20Sertifikas%C4%B1%202025.pdf">https://ggm.ticaret.gov.tr/data/6941565813b876eb180458a3/İstanbulLaboratuvarMüdürlüğü-AkreditasyonSertifikası2025.pdf</a> (en son er. trh: 18.04.2026)<a href="https://www.esma.europa.eu/esmas-activities/digital-finance-and-innovation/markets-crypto-assets-regulation-mica">https://www.esma.europa.eu/esmas-activities/digital-finance-and-innovation/markets-crypto-assets-regulation-mica</a>&nbsp;<a href="https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus-68/">https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus-68/</a> (en son er. trh: 18.04.2026)<a href="https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/">https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/</a>&nbsp;</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/avrupa-gumruk-laboratuvarlari-agi-clen-gidalarda-mineral-yag-hidrokarbonlari-moh-kontrolleri-ve-gumruk-laboratuvari-raporlarinin-tokenizasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasının Türkiye’ye Olası Etkileri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/sinirda-karbon-duzenlemesi-mekanizmasinin-turkiyeye-olasi-etkileri/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/sinirda-karbon-duzenlemesi-mekanizmasinin-turkiyeye-olasi-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Reha Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:02:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM)]]></category>
		<category><![CDATA[Carbon Border Adjustment Mechanism]]></category>
		<category><![CDATA[CBAM]]></category>
		<category><![CDATA[European Green Deal (EGD)]]></category>
		<category><![CDATA[Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[SKDM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8755</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET: Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirlilik, varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Bu konuda Avrupa Birliği (AB), bu sorunların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirlilik, varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Bu konuda Avrupa Birliği (AB), bu sorunların üstesinden gelebilmek ve sürdürülebilir bir kalkınma için 11 Aralık 2019 tarihinde, Avrupa Yeşil Mutabakatını açıklamıştır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Açıklanan Mutabakat sonrası AB, Türkiye’nin de içlerinde olduğu, ithalat yaptığı ülkelerden Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) kapsamında, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için bir geçiş süreci öngörmüş ve bu geçiş sürecinin tamamlanmasının ardından mali yükümlülüklerin devreye gireceği 1 Ocak 2026 itibariyle asıl uygulama başlayacaktır.&nbsp;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu tarihten itibaren, SKDM Tüzüğü ekinde yer alan ithal ürünlerle ilişkili karbon emisyonları için oluşan mali yükümlülük, SKDM sertifikalarının AB’ye verilmesiyle karşılanacaktır. Bu kapsamda, ürüne gömülü her 1 ton CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonu için 1 SKDM sertifikasının AB’ye teslim edilmesi gerekmektedir, uluslararası ticareti etkileyecek en önemli hususlardan birisi olarak İhracatının yaklaşık yarısını AB’ye gerçekleştiren Türkiye’nin ihracatta rekabetçi olabilmesi için bu mutabakata uyumu büyük önem arz etmektedir.&nbsp;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Türkiye, SKDM ve benzeri uygulamalar ışığında kendi sınırda karbon düzenlenmesi mekanizmasını oluşturmak için önemli adımlar atmış ve İklim Kanunu hazırlıklarına başlamıştır.&nbsp;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Türkiye’nin SKDM ile uyumlu bir emisyon ticareti sistemi kurması yurt içinde uygulanan karbon fiyatlandırma tedbirlerinin ekonomik etkilerden korumaya yardımcı olabileceğini yansıtırken düşük karbonlu bir ekonomik modeli hayata geçirilmesinin ticari rekabet gücünü̈ artırabilir ve dönüşümü bir fırsata çevirebileceğini de ortaya koymaktadır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Çalışmamız genel hatları ile Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasını tanımlamaya çalışırken, Sınırda Karbon Düzenlemesi Tüzüğüne değinilmeye ve Türkiye ekonomisi üzerinde SKDM’nin etkileri değerlendirilmeye çalışılacaktır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> <em>Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması, SKDM,</em> <em>Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>ABSTRACT:</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Climate change and environmental pollution are perceived as existential threats to the world. To address these challenges and promote sustainable development, the European Union (EU) announced the European Green Deal on 11 December 2019.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Following the announcement of the Green Deal, the EU established a transitional period under the Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) for companies operating in the iron and steel, aluminium, cement, fertiliser, electricity and hydrogen sectors in countries from which it imports, including Türkiye. Following the completion of this transitional period, the definitive phase, in which financial obligations will take effect, will begin on 1 January 2026.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>From that date onward, financial obligations arising from the carbon emissions associated with imported products listed in the annexes to the CBAM Regulation will be fulfilled by surrendering CBAM certificates to the EU. In this context, one CBAM certificate must be surrendered for each tonne of carbon dioxide equivalent (CO₂e) emissions embedded in a product. As one of the most significant developments affecting international trade, compliance with the European Green Deal is critically important for Türkiye to maintain its export competitiveness, given that approximately half of its exports are destined for the EU.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>In light of CBAM and similar initiatives, Türkiye has taken significant steps towards establishing its own carbon border adjustment mechanism and has begun preparations for a Climate Law.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>The establishment of an emissions trading system compatible with CBAM could help protect Türkiye from the economic effects of carbon-pricing measures implemented domestically. At the same time, adopting a low-carbon economic model could strengthen the country’s trade competitiveness and turn the transition into an opportunity.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>This study provides a general overview of the Carbon Border Adjustment Mechanism, examines the CBAM Regulation and evaluates the potential effects of CBAM on the Turkish economy.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Keywords:</em></strong> <em>Carbon Border Adjustment Mechanism, CBAM, European Green Deal (EGD)</em></p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>GİRİŞ:</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği (AB) Aralık 2019’da Avrupa Yeşil Düzeni (European Green Deal, AYD) isimli programını duyurdu. AB AYD ile birlikte, 2050’de iklim açısından nötr olmayı, başka bir açıdan net sera gazı salımlarını sıfırlamayı ve küresel sera gazlarının azaltılmasında etkili bir oyuncu haline gelmeyi hedeflerken doğal yaşamda iklimle uyumlu teknolojilerin geliştirilmesi için inovasyona ve rekabetçik açısından “<em>tarladan çatala</em>” stratejisiyle sağlıklı bir gıda sistemine ulaşmayı hedeflemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11 Aralık 2019’da yayımlanan bildirimin içeriği analiz edildiğinde AYD’nin sadece AB’yi ilgilendiren bir konu olmadığı, AB ile ticari, finansal ve siyasi ilişki içinde olan tüm ülkelerin ekonomik-siyasi ilişkilerin derinliği ile orantılı olarak bağlantılı olduğunu söylemek yerinde olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Yeşil Düzeni programında kullanılacak iki araç bulunmaktadır. Bunlar, Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) ve Döngüsel Ekonomi Düzenlemeleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM, AB sınırından içeri giren ithal ürünlerin içerdiği karbon yoğunluğuna bağlı olarak vergilendirilmesini tanımlarken, Döngüsel Ekonomi düzenlemeleri de yine ithal edilen ürünlerin dayanıklılık, satış-sonrası yükümlükler gibi kıstaslar üzerinden yeniden tasarlanmasını ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada sadece SKDM’nin işleyişi ve Türkiye ekonomisi üzerine olası etkileri konu edilip değerlendirilmeye çalışılacaktır.</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİ MEKANIZMASI&nbsp;</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Yakın tarihte sınırda karbon düzenlemesi ilk defa, 2003 yılında Londra’da faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşu olan Yeni Ekonomi Vakfı (New Economics Foundation, NEF) tarafından dile getirildi. Rapor, Dünya Ticaret Örgütü̈ (DTÖ) kuralları çerçevesinde Kyoto Protokolü’ne taraf olmayan ülkelerin kaçındığı üretim maliyetlerini, ticareti baltalamaya teşvik eden uygulamalarla eşdeğer görürken, ülkelerin Kyoto Protokolü’nü̈ onaylamasını sağlamak üzere çoğunlukla ‘bir tehdit unsuru’ olarak değerlendiriliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği (AB), 11 Aralık 2019 tarihinde Paris Anlaşması&#8217;nın bir uzantısı olarak iklim değişikliği ve çevre konularının tüm politika alanlarında merkezileştirildiği Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) çerçevesinde dönüşüm hedeflerini belirlemiştir. AYM, AB&#8217;yi 2050 yılına kadar verimli, rekabetçi bir ekonomi ve net sıfır sera gazı emisyonu ile adil bir refah toplumuna dönüştürmeyi amaçlayan yeni bir büyüme stratejisi ile birlikte bir iklim politikasından daha fazlası olan aynı zamanda, yeni bir uluslararası ticaret sistemi ve iş bölümü inşa eden ekonomik dönüşüm programını ortaya koymuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AYM&#8217;nin 2050 yılına kadar AB&#8217;nin ilk iklim nötr kıta olma hedefi, 29 Temmuz 2021&#8217;de yürürlüğe giren Avrupa İklim Yasası ile yasal olarak bağlayıcı bir yükümlülük haline gelmesi ile birlikte, 2050 yılına kadar iklim nötr olma hedefine uyumu sağlamak için AB Komisyonu, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990 yılına kıyasla en az %55 azaltmayı hedeflemesi ile birlikte İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını azaltmak için piyasaya dayalı yaklaşımların araçlarından en etkili olan karbon fiyatlandırma mekanizmalarının uygulanmasıyla birlikte Küresel iklim değişikliği hedefleri doğrultusunda, giderek daha fazla sayıda ülke, ulusal karbon fiyatlandırma mekanizmalarının bir parçası olarak karbon vergileri ve emisyon ticareti uygulanırken ortaya çıkan tanımlama Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kavramını ortaya çıkarmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM, en basit tanımlamayla, AB içi bir sistem olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’in AB dışına genişletilmesi olarak anlaşılabilir. <sup></sup>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM karbon fiyatlama sistemini ticaret ortaklarına yaygınlaştırırken böylelikle karbon düzenlemesi kaynaklı maliyet dezavantajını AB-içi üreticiler lehine dengelemeyi ve küresel sera gazı emisyonlarında gereken azaltımı sağlamayı hedeflemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belirli sektörlerden karbon kaçağını önlemeye yönelik mevcut tedbirlerin yerini alması ana amaçları arasında yer alırken Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)’inın “<em>Karbon kaçağı riski olan</em>” ürünlerin AB’ye ihraç edilmesi sırasında sahip olduğu karbon yoğunluğuna göre vergilendirilmesini sayesinde Avrupa Birliği’nde mevcut durumda Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile karbon fiyatlandırması uygulaması ile birlikte Avrupa Birliği iklim değişikliği ile mücadele kapsamında ETS kapsamında sağlanan ücretsiz tahsisatları azaltarak sıfırlaması ön görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu haliyle mekanizma, AB’de yetkilendirilmiş ithalatçıların AB&#8217;ye ithal edilen çeşitli karbon yoğun ürünlerdeki (çimento, demir ve çelik, alüminyum, gübre ve elektrik) gömülü emisyonların karbon fiyatını yansıtan &#8220;SKDM sertifikalarını&#8221; ile birlikte 2026&#8217;dan itibaren, AB Emisyon Ticaret Sistemindeki ücretsiz tahsisatların sonlandırılması takvimi ile uyumlu şekilde, aşamalı olarak uygulanacaktır.</p>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI&#8217;NA (SKDM) İLİŞKİN TÜZÜK İNCELEMESİ</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM Tüzük Metni, Avrupa Parlamentosu (AP) ve Konsey tarafından 10 Mayıs 2023 tarihinde imzalanmış ve 16 Mayıs 2023 tarihli ve L 130/52 AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmış olup 17 Mayıs 2023 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM Tüzüğü, AB’nin emisyon azaltma politikalarını olumsuz etkileyecek şekilde AB üretiminin iklim değişikliği politikaları daha az sıkı olan ülkelere kayması sonucunda oluşabilecek karbon kaçağı riskini önlemeyi amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB, SKDM ile üretim esnasında salınan karbon emisyonları için AB Emisyon Ticareti Sistemi&#8217;ni (ETS) yansıtacak şekilde ithal ürünler için ilave ücret getirmekte, böylelikle diğer ülkelerde daha temiz üretim yapılmasını sağlamayı ve AB üreticilerinin rekabetçiliğini korumayı hedeflemektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM’nin kapsamında ilk aşamada, yüksek karbon kaçağı riski taşıyan 6 sektör bulunmaktadır: çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM Tüzüğünün geçiş dönemi 1 Ekim 2023 tarihi itibariyle başlayacaktır. 2025 yılının sonuna kadar sürecek olan geçiş döneminde AB ithalatçıları herhangi bir mali yükümlülük altına girmeyecek, SKDM mekanizmasına tabi ithal ürünlerde gömülü emisyonları raporlayacaktır. Emisyonların raporlanmasına ilişkin kurallar ve gereklilikler uygulama tasarrufları aracılığıyla AB Komisyonu tarafından detaylandırılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM, 2026 yılında tam olarak uygulamaya geçtiğinde, AB ithalatçıları, SKDM dâhilindeki ithal malları için SKDM sertifikası satın alacaktır. Sertifika fiyatları AB ETS sistemindeki fiyatları yansıtacak şekilde hesaplanacaktır. AB ithalatçıları bir yıl önce ithal ettikleri mal miktarını ve toplam gömülü emisyon miktarlarını her yıl 31 Mayıs tarihinde beyan edecek ve bu miktarlara tekabül eden SKDM sertifikalarını teslim edeceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçılar, üçüncü ülke üreticilerinden alınan doğrulanmış bilgilere dayanarak, ithal edilen ürünlerin üretimi esnasında hâlihazırda bir karbon fiyatı ödendiğini ispat etmeleri durumunda bu bedeli nihai ödemelerinden düşürebileceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığımızca yapılan çalışmalar ve bilgi paylaşımlarında SKDM Tüzüğü 1 Ekim 2023 tarihinde raporlama yükümlülüğü ile sınırlı olarak uygulamaya girmiş olduğu kapsamda, 1 Ekim 2023-31 Aralık 2025 tarihleri arasında, mali yükümlülük doğmayacak bir geçiş dönemi söz konusu olduğu ve geçiş dönemi, uygulama esaslarının oturtulması, veri toplanması ve uygulamanın iyileştirilmesine yönelik aksayan noktaların tespit edilmesi gibi amaçlara hizmet edecek, bu dönemdeki deneyim çerçevesinde gerekli iyileştirmeler ve ikincil mevzuat düzenlemeleri gerçekleştirileceği belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2025 sonuna kadar olan geçiş döneminde, ithal edilen ürünlere gömülü emisyonlar (embedded emissions) için herhangi bir ücretlendirme yapılmayacak olup mali yükümlülüklerin devreye girdiği asıl uygulama dönemi 1 Ocak 2026 itibariyle başlayacak olduğu belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsamaktadır. SKDM&#8217;ye tabi ürünler ve ilgili ürünlerle ilişkili sera gazları mevzuat metninin “Ek I (Annex I)” başlıklı ekinde listelenmektedir. Ürünlerin tanımlanmasında gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP/CN) kodları esas alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Öte yandan ilgili tüzükte Sınırda karbon düzenleme mekanizması girişimi artan iklim hedefinden kaynaklanan karbon kaçağı riskini ele alarak, Paris Anlaşması doğrultusunda en geç 2050’ye kadar iklim nötr bir Birlik hedefine ulaşmak için Birlik ’in araç setinin temel bir unsuru olarak işlev görecektir. SKDM&#8217;nin üçüncü ülkelerde karbonsuzlaştırmanın teşvik edilmesine de katkıda bulunması beklenmekte olduğu ve SKDM tüzüğünün amacının karbon kaçağı riskini önlemek olmasına rağmen, bu Tüzük aynı zamanda üçüncü ülkelerdeki üreticileri daha az emisyon oluşması için sera gazlarını azaltmada daha verimli teknolojileri kullanmaya teşvik edecektir. Bu nedenle SKDM&#8217;nin, üçüncü ülkelerde sera gazı emisyonlarının azaltımını etkin bir şekilde desteklemesi beklenmekte olduğu belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüzüğün üçüncü ülkelerden Birlik’in gümrük bölgesine ithal edilen mallara, üretimlerinin, AB ETS’nin üçüncü ülkelere veya bölgelere uygulanması yoluyla zaten AB ETS&#8217;ye veya AB ETS ile tamamen bağlantılı bir karbon fiyatlandırma sistemine tabi olduğu durumlar haricinde ilk kriterin kullanılması, kümülatif emisyonlar açısından aşağıdaki endüstriyel sektörlerin listelenmesini mümkün kılacaktır: demir ve çelik, rafineriler, çimento, alüminyum, organik temel kimyasallar, hidrojen ve gübre olmasının yanında özellikle organik kimyasallar, bu Tüzük’ün kabul edildiği tarihte bu tür ithal malların gömülü emisyonlarının net bir şekilde tanımlanmasına izin vermeyen teknik sınırlamalar nedeniyle, bu Tüzük kapsamına alınmaması yanında söz konusu mallar için, AB ETS kapsamındaki uygulanabilir ölçüt değer, münferit ithal mallara gömülü emisyonların net bir şekilde tahsis edilmesine izin vermeyen temel bir parametre olduğu organik kimyasallara yönelik tahsisatın hedefe daha fazla yönelik olması için daha fazla veri ve analiz gerekmekte olduğu belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM, daha temiz üretimi teşvik etmeyi amaçladığından, Avrupa Yeşil Mutabakatı&#8217;nın dış boyutunun bir parçası olarak ve Paris Anlaşması doğrultusunda, üretim endüstrilerinin karbonsuzlaştırılması için düşük ve orta gelirli üçüncü ülkelerle birlikte çalışmaya ve onları desteklemeye kararlı ve karbon kaçağı riskinin önlenmesi ve böylece küresel karbon emisyonlarının azaltılarak Paris Anlaşması&#8217;nın hedeflerinin desteklenmesi amacıyla üçüncü ülkelerdeki operatörler tarafından emisyonların azaltılması için teşvikler de oluşturulması suretiyle, Birlik gümrük bölgesine ithalatlarında Tüzük kapsamında listelenen mallardaki gömülü sera gazı emisyonlarını ele almak üzere bir sınırda karbon düzenleme mekanizması tesis etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüzük kapsamında üçüncü ülke menşeli mallara, söz konusu mallar veya (AB) 952/2013 sayılı Tüzük’ün 256. maddesinde atıfta bulunulan dâhilde işleme usulü ile söz konusu mallardan elde edilen işlenmiş ürünler Birlik’in gümrük bölgesine ithal edildiğinde uygulanacağı da ayrıca belirtilmiştir.</p>



<ol start="4" class="wp-block-list">
<li><strong>SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİ MEKANİZMASININ TÜRKİYE’YE OLASI ETKİLERİ</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, 2013-2020 yılları arasında Dünya Bankası&#8217;nın Piyasaya Hazırlık Ortaklığı kapsamındaki programı çerçevesinde karbon fiyatlandırmasını uygulamak için bir dizi güçlü temel inşa etmiştir. Bunlar arasında kilit sanayi sektörlerinde operasyonel hale getirilmiş İzleme, Raporlama ve Doğrulama sistemleri ve taslak bir AB Emisyon Ticareti Sistemi&#8217;ni (ETS) Yönetmeliği yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliği ile ilgili son dönemde hızlanan gelişmelerin ülkemizin AB ile ticari ilişkilerinim etkilemesi beklentisi ile, Ticaret Bakanlığı önderliğinde, çeşitli bakanlıklar ve kamu kuruluşları toplanarak, bir çalışma grubu oluşturmuştur. Bu çalışma grubu “<em>Yeşil Mutabakat Eylem Planı</em>”nı 15 Temmuz 2021’de kamuoyuna duyurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu eylem planı, iklim değişikliği ve küresel ısınmayla ilgili farkındalık yaratma, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM’nin genel hatlarıyla ne olduğunun anlaşılması ve konu ile ilgili Türkiye’nin yol haritası oluşturulması açısından önemli bir başlangıç adımıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021) Türkiye’nin sürdürülebilir ve kaynak etkin bir ekonomiye geçişine katkı sağlanmasını ve Türkiye’nin başta Avrupa Yeşil Mutabakatı ile öngörülen kapsamlı değişikliklere, Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında sağlanan bütünleşmeyi koruyacak ve daha da ileriye taşıyacak şekilde uyum sağlamasını teminen, Eylem Planında, (1) sınırda karbon düzenlemeleri, (2) yeşil ve döngüsel bir ekonomi, (3) yeşil finansman, (4) temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı, (5) sürdürülebilir tarım, (6) sürdürülebilir akıllı ulaşım, (7) iklim değişikliği ile mücadele, (8) diplomasi ve (9) Avrupa Yeşil Mutabakatı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri başlıkları altında belirlenen hedeflere ulaşılması amacıyla hayata geçirilecek eylemlere yer verilmiştir. Bu çerçevede, Eylem Planı 9 ana başlık altında toplam 32 hedef ve 81 eylemi içermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB’nin sınırda karbon düzenlemesine ilişkin gelişmelerin yakından takip edilmesi; SKDM’nin ihracatımıza olası olumsuz etkilerinin azaltılmasını sağlayacak tedbirlerin tespiti ve düzenlemenin Gümrük Birliği ile AB’ye sağlanan bütünleşmeye halel getirmemesini teminen AB politikalarıyla uyumlu bir şekilde atılabilecek ilave adımların değerlendirilmesi amacıyla kurulmuş olan AB SKDM İhtisas Çalışma Grubu, 16 Ocak ve 21 Haziran 2023 tarihlerinde toplanmıştır. Buna ilaveten, AB SKDM İhtisas Çalışma Grubu faaliyetleri kapsamında, geçiş dönemi raporlama yükümlülüklerine yönelik olarak 31 Temmuz 2023 tarihinde demir-çelik, 2 Ağustos 2023 tarihinde alüminyum ve 3 Ağustos 2023 tarihinde çimento sektörlerine yönelik toplantılar gerçekleştirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekanizmanın uygulanmasının AB&#8217;nin altıncı büyük ticaret ortağı olan Türkiye&#8217;yi yükselen maliyetlerle karşı karşıya bırakması ve potansiyel olarak Türkiye&#8217;nin rekabet gücünü etkilemesi ve GSYH&#8217;nin büyümesi ve istihdam üzerinde kısa vadeli etkilere yol açması beklenmektedir. Bu nedenle, SKDM Türkiye ekonomisine önemli riskler getirmektedir ve hem hükûmetin hem de sektörün bu riski uygun şekilde yönetmek için yeterli önlemleri alması gerekmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM&#8217;nin genel olarak Türkiye ekonomisi ve belirli sektörler üzerindeki etkilerini öngören üç tamamlayıcı modelleme stratejisinin kullanılması ve mekanizmanın getirdiği maliyetleri yönetmek için Türkiye&#8217;nin kullanabileceği potansiyel politika tepkilerinin belirlenmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM kapsamına giren ürünlerde AB ülkelerine 2023 yılı ihracatımız yaklaşık 9,7 milyar ABD Doları olurken, söz konusu ürünlerde Dünya’ya ihracatımız 23,3 milyar ABD Doları tutarında gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, 2023 yılında anılan ürünlerde AB’ye ihracatımız Dünya’ya ihracatımız içerisinde %42 paya sahip olmasının AB’nin ihracatımızdaki payının yüksekliği ve özellikle demir-çelik, çimento ve alüminyum için AB’nin önemli tedarikçileri arasında yer almamız nedeniyle düzenlemeden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer almamız öngörülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sera gazlarında ağırlık karbondioksittedir. Sera gazlarında Türkiye’de karbondioksitin payı 2020 yılında yüzde 79 olmuş, bunu yüzde 12 ile metan, yüzde 8 ile nitroz oksit ve yüzde 1 ile F-gazları izlemiştir. 2020 yılında Türkiye’nin karbondioksit eşdeğeri olarak toplam sera gazı salınımı 524 milyon tondur. 2020 yılında toplam sera gazı salınımında yüzde 70’in üzerindeki katkısıyla enerji sektörü öne çıkmakta; ikinci sırada yüzde 12 civarında katkı ile gelen tarımın gelmektedir. 1990 yılından 2020 yılına gelindiğinde ise toplam sera gazı salınımda yüzde 138 oranında artış olduğu görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye çimento sektöründe güçlü, demir-çelik sektöründe orta, alüminyum sektöründe zayıf rekabet gücüne sahip görünmekte olup elektrik ve gübre sektörlerinde ise rekabette dezavantajlı olduğu ortaya konmaktadır. Trade Map 2022 yılı verilerine göre ihracatının %41’40’nı AB-27’ye yapan Türkiye’nin, seçili sektörlerde dünyaya yaptığı ihracatta AB-27’in payı elektrik sektöründe %76,94, gübre sektöründe %48,76, demir-çelik sektöründe %38.26, çimento sektöründe %17,50 ve alüminyum sektöründe %9,23’tür. Türkiye’nin söz konusu sektörlerde SKDM’na hızlı uyumu, AB-27 pazarında rekabet gücü kaybını önleyici olacaktır. Ayrıca 2021 yılı itibariyle 191 üyesinin Paris anlaşmasına taraf olması Türkiye’nin SKDM’na uyumu, küresel ticarete entegrasyonu ve uluslararası yatırımların yönelmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye, ETS kurulmasına yönelik devam etmekte olan hazırlık sürecini hızlandırmalı ve ekonomik dönüşümü başlatmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa ve Dünya için iklim değişikliği ve çevresel kirlilik, varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaktadır. Avrupa Birliği (AB), bu sorunların üstesinden gelebilmek ve sürdürülebilir bir kalkınma için 11 Aralık 2019 tarihinde, Avrupa Yeşil Mutabakatını açıklamıştır. Bu düzenlemeler ile AB, Türkiye’nin de içlerinde olduğu, ithalat yaptığı ülkelerden sürdürülebilirlik koşullarına uyumu aramaktadır. Mutabakat kapsamında sınırda karbon düzenlemesi, uluslararası ticareti etkileyecek en önemli hususlardan birisidir. İhracatının yaklaşık yarısını AB’ye gerçekleştiren Türkiye’nin ihracatta rekabetçi olabilmesi için bu mutabakata uyumu büyük önem arz etmektedir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil teknolojilere yatırım yapan ve sürdürülebilirliğe önem veren firmalar, tüketici tercihlerini karşılayarak ve yüksek kaliteli ürünler sunarak bir avantaj elde edebilirler ve daha yüksek fiyat dışı rekabet gücüne sahip olabilirler.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, iklim değişikliği politikaları bir ülkenin fiyat rekabetçiliğine zarar verebilirken, firmaları gelecekteki piyasalarda talep edilecek değerlere uyum sağlamaya teşvik ederek ekonominin ekolojik dönüşümüne katkı sağlayabileceği gibi ekonomiyi uzun vadede daha rekabetçi hale getirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin aktif bir iklim politikasına geçişi, AB-27’ın iklim finansmanı fırsatlarına erişmesine yardımcı olacak ve seçilmiş sektörlerde Türkiye’nin iklim dostu dönüşümünü kolaylaştıracaktır</p>



<p class="wp-block-paragraph">Firmaların seçilmiş sektörlerde inovasyon ve teknolojiye yatırımlarının desteklenmesi önemlidir. Bu gelişmelerde başarılı olunursa ekonomik kayıplar azalacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM’nin tümüyle uygulanmaya başlaması üretim, üretimde yenilikler ve çalışma koşullarında belirgin biçimde değişiklik olacağını işaret etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SKDM uygulamasına geçilmeden, öncelikli ürün gruplarının belirlenmesi ve bunların izlenmesi, bu ürün gruplarının mevcut dönüşüm ile uyumlu bir şekilde sürdürülebilir ve kaynak etkin geçişinin desteklenmesi, politika yapıcıların gündeminde üst sıralarda yer almalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda, kısa ve orta vadede dış ticarette ek idari yükler gibi ulusal düzenlemelerin gündeme geleceğini söylemek mümkündür. Bu süreçte, hedeflenen üretim ve ticaret süreçlerinin ve değişimin yakından takip edilmesi, üretici ve ihracatçı firmaların bu konuda bilgi sahibi olması büyük önem taşımaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, AB ile olan ticaret ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilecek ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığımızca SKDM&#8217;ye yönelik çalışmaların devamlılığının Türkiye&#8217;nin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik politikasına ivme kazandıracağı açıktır. Bu nedenle şirketlerin bu kavramları benimsemesi ve entegre raporlama olarak bilinen daha bütünsel bir raporlama sistemine doğru ilerlemesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://ipc.sabanciuniv.edu/Content/Images/CKeditorImages/20210106-00011055.pdf Erişim Tarihi: 09.06.2024.
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Aktaş Çimen, Z. (2024). Sınırda Karbon Düzenlemesi ve Seçilmiş Sektörlerde Türkiye’nin Küresel Rekabet Gücü. Politik Ekonomik Kuram, 8(1), 1-17. <a href="https://doi.org/10.30586/pek.1378742">https://doi.org/10.30586/pek.1378742</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İmer-ertunga, E., &amp; Seyhun, Ö. K. (2022). Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Ve Türkıye’nin İhracatına Olası Etkileri. Ege Stratejik AraştırmalarDergisi,13(1), 1-13. <a href="https://doi.org/10.18354/esam.1119230">https://doi.org/10.18354/esam.1119230</a></p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://iklim.gov.tr/sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasinin-turkiye-ekonomisine-potansiyel-etkileri-calismasi-tamamlandi-haber-4147 Erişim Tarihi: 10.03.2026.
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Uyarlaması Mekanizması ve Türkiye Ekonomisi 16 s.; 3 (İstanbul Politikalar Merkezi–Sabancı Üniversitesi–Stiftung Mercator Girişimi)</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://www.iklimhaber.org/tum-ayrintilariyla-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasi-nedir-ne-degildir-ne-ise-yarar/Erişim Tarihi: 15.01.2026.
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/ab-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasi/ab-skdm-bilgi-notuErişim Tarihi: 08.02.2026.
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:32023R0956 Erişim Tarihi: 11.01.2026.
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://www.ab.gov.tr/test_53490.html Erişim Tarihi: 19.04.2026.
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/ab-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasi/ab-skdm-bilgi-notu Erişim Tarihi: 01.07.2024.
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://ticaret.gov.tr/data/640f220d13b8761b449ccb42/YESIL%20MUTABAKAT%20Eylem%20Plan%C4%B1.pdf Erişim Tarihi:01.02.2026.
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://ticaret.gov.tr/data/667a91b813b87625f00bf578/Ye%C5%9Fil%20Mutabakat%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma%20Grubu%20Y%C4%B1ll%C4%B1k%20Faaliyet%20Raporu%20-%202023.pdf Erişim Tarihi: 23.02.2026.
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. Ticaret Bakanlığı (2021), Yeşil Mutabakat Eylem Planı, https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/MUTABAKAT%20YE%C5%9E%C4%B0L., Erişim Tarihi: 05.01.2026.</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat Erişim Tarihi: 01.03.2026.
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/sinirda-karbon-duzenlemesi-mekanizmasinin-turkiyeye-olasi-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük Muhafaza Alanında Yapay Zekâ Destekli Çözümler: Proje Yönetimi ve Kurumsal Hazırlık Perspektifi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/gumruk-muhafaza-alaninda-yapay-zeka-destekli-cozumler-proje-yonetimi-ve-kurumsal-hazirlik-perspektifi/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/gumruk-muhafaza-alaninda-yapay-zeka-destekli-cozumler-proje-yonetimi-ve-kurumsal-hazirlik-perspektifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gül Öztürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:02:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[AI Readiness]]></category>
		<category><![CDATA[Artificial Intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Enforcement]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Müdahalesiz Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Muhafaza]]></category>
		<category><![CDATA[Institutional Capacity]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Kapasite]]></category>
		<category><![CDATA[Non-Intrusive Inspection]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Project Management]]></category>
		<category><![CDATA[Risk Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Risk Analysis]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekâ Hazırlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8764</guid>

					<description><![CDATA[GÜMRÜK MUHAFAZA ALANINDA YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ ÇÖZÜMLER: PROJE YÖNETİMİ VE KURUMSAL HAZIRLIK PERSPEKTİFİ Özet Yapay zekânın (YZ) gümrük alanında kullanımı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>GÜMRÜK MUHAFAZA ALANINDA YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ ÇÖZÜMLER: PROJE YÖNETİMİ VE KURUMSAL HAZIRLIK PERSPEKTİFİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Özet</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapay zekânın (YZ) gümrük alanında kullanımı önemli fırsatlar sunmakla birlikte, çeşitli yönetimsel sorunları da gündeme getirmektedir. Gümrük kontrol süreçlerine YZ entegrasyonundan azami faydanın sağlanabilmesi için, gümrük idarelerinin YZ hazırlık düzeylerini değerlendirmeleri ve tespit edilen YZ yetkinlik boşluklarına yönelik uygun çözümler geliştirmeleri gerekmektedir. Bu bağlamda, YZ başta olmak üzere yeni teknolojilerin klasik proje yönetimi anlayışlarını köklü biçimde dönüştürdüğünün kabul edilmesi ve yeni dinamiklere uyum sağlanması kritik önem taşımaktadır. Bu çalışma, gümrük muhafaza alanında YZ’nin entegrasyon potansiyelinin yüksek olduğu üç temel alan olan kaçakçılık risk analizi, fiziki müdahalesiz kontrol teknolojileri ve fiziki kontrol süreçlerinde ortaya çıkabilecek YZ kapasite sorunlarını incelemekte, bu sorunların aşılabilmesi için proje yönetiminin insan kaynakları yönetimi, paydaş yönetimi ve mali yönetim boyutlarında yapılması gereken dönüşümleri ortaya koymaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Yapay Zekâ, Gümrük Muhafaza, Yapay Zekâ Hazırlığı, Proje Yönetimi, Risk Analizi, Fiziki Müdahalesiz Kontrol, Kurumsal Kapasite</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Abstract</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">The use of artificial intelligence (AI) in the customs domain offers significant opportunities while also introducing a range of institutional and administrative challenges. To fully benefit from the integration of AI into customs control processes, customs administrations are required to assess their level of AI readiness and develop appropriate responses to identified AI capability gaps. In this context, it is critical to acknowledge that AI and other disruptive technologies fundamentally transform traditional project management practices, necessitating adaptation to new operational dynamics. This study examines AI capacity challenges observed in customs enforcement functions where AI integration potential is particularly high, including smuggling risk analysis, non-intrusive inspection technologies, and physical inspection processes. It further explores how project management approaches must evolve across human resource management, stakeholder management, and financial management dimensions to effectively address these challenges.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Artificial Intelligence, Customs Enforcement, AI Readiness, Project Management, Risk Analysis, Non-Intrusive Inspection, Institutional Capacity</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Giriş</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük ve sınır kontrollerinde YZ’nin kullanımı; veri analizi, örüntü tanıma ve risk tahmini gibi alanlarda hızlı ve yüksek doğrulukta sonuçlar üretebilmektedir. Bu kapsamda son yıllarda YZ, gümrüklerde risk yönetiminin iyileştirilmesi, profil oluşturma, denetim süreçlerinin desteklenmesi, anomali tespiti, geleceğe yönelik eğilimlerin öngörülmesi ve X-Ray görüntülerinde kaçak eşya tespiti gibi alanlarda etkin biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Gümrük idareleri, YZ’nin, gümrük kontrollerinde verimliliği artırma, denetimleri güçlendirme ve daha isabetli karar almaya yardımcı olarak ticaretin kolaylaştırılmasında dönüştürücü bir potansiyel sunduğunu yaygın biçimde kabul etmektedir (WCO ve WTO, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, YZ’nin görece yeni bir alan olması ve etkilerinin kısa sürede net biçimde görülememesi, kamu kurumlarının YZ’ye yaklaşımı ve bu teknolojiyi uygulama istekliliğinde farklılıklara yol açmaktadır. Yıkıcı Teknolojiler Raporu’na göre (WCO ve WTO, 2022), YZ projelerinin hayata geçirilmesinde; uzmanlık yetersizliği, iyi uygulama örneklerinin sınırlı olması, mevcut sistemlerle entegrasyon güçlükleri, diğer kurumlarca kullanılan çözümlerin yeterince izlenmemesi, YZ’yi destekleyen kamu stratejileri ve hukuki çerçevenin eksikliği ile yüksek maliyetler temel zorluklar olarak öne çıkmaktadır. YZ’den etkin biçimde yararlanabilmek, yalnızca sunduğu fırsatların değil, beraberinde getirdiği risk ve belirsizliklerin de bütüncül şekilde analiz edilmesini ve YZ’nin zorunlu kıldığı kurumsal dönüşümün ve geleneksel proje yönetimi yaklaşımlarındaki değişimin hayata geçirilmesini gerektirmektedir.</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Yapay Zekâ Hazırlık Çerçevesi</strong> <strong><em>(AI Readiness Framework)</em></strong> <strong>Kavramı</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu kurumlarınca YZ’nin adapte edilmeye başlaması, proje uygulama süreçlerinde birçok değişikliği beraberinde getirmektedir. Her ne kadar YZ’nin günün sonunda; insan hatasının minimize edilmesi, iş süreçlerinin kısaltılması, daha kapsamlı ve doğru analizlerin yapılması gibi birçok fayda sağlaması beklense de, kurumun söz konusu teknolojiyi çok boyutlu ele alarak adaptasyon kapasitesini yüksek tutması, YZ tabanlı projelerin uzun soluklu başarısı bakımından önem taşımaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda kurumların YZ’ye uyum ve YZ uygulama kapasitesini ölçmeye yönelik çeşitli çerçeveler geliştirilmiştir. Ulusal ve BM ile AB başta olmak üzere uluslararası düzeyde farklı kuruluşlar tarafından oluşturulan çok sayıda YZ Hazırlık Çerçevesi/Değerlendirme Aracı bulunmakla birlikte, bu yaklaşımların ortak amacı, kurumların dijital dönüşümü destekleyecek YZ teknolojilerini hayata geçirme yetkinliğinin, yani kurumsal YZ hazırlık düzeyinin, değerlendirilmesidir. Söz konusu çerçeveler, bir kurumun mevcut sosyo-teknik YZ durumunun analiz edilmesine ve YZ’nin daha yüksek katma değer üretecek şekilde bütüncül ve sürdürülebilir biçimde uygulanabilme potansiyelinin ortaya konulmasına imkân sağlamaktadır (Holmström, 2022). Bu kavram, kurumların teknolojinin kendisinin ötesinde, onu destekleyen ve tamamlayan kurumsal, beşerî ve örgütsel kaynakları da geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Mikalef &amp; Gupta, 2021). DGÖ de, <em>Smart Customs</em> Projesi kapsamında, YZ ve ML Hazırlık Değerlendirme Aracı’nı geçtiğimiz yıl yayınlamıştır.</p>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>Gümrük Muhafaza için Yapay Zekâ Hazırlık Çerçevesi</strong></li>
</ol>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Fırsatlar ve Zorluklar</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük muhafaza alanında YZ temelde; (i) risk analizi, (ii) fiziki müdahalesiz <em>(non-intrusive)</em> kontrol ile (iii) fiziki muayene süreçlerinde kullanılmaktadır. Pan-Avrupa Gümrük Uygulayıcıları Ağı’nın <em>(Pan European Network of Customs Practitioners-PEN-CP)</em> yıllık çalışmalarından biri olan, <em>“AI-Ready Customs Enforcement-Building Capabilities for the Future”</em> makalesinde Männistö (2025), gümrük muhafaza özelinde YZ’nin daha etkin bir gümrük kontrolü için oluşturduğu fırsatları ve zorlukları şöyle özetlemiştir:&nbsp;</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Risk analizi:</strong> YZ; makine öğrenmesi, akıllı otomasyon ve doğal dil işleme yoluyla veri erişimi ve veri analizi kapasitesini artırarak, sınır ötesi hareketlere ilişkin daha isabetli risk profillerinin oluşturulmasına katkı sağlayabilmektedir. Öte yandan, YZ tabanlı analizlerin benimsenmesi; algoritmaların açıklanabilirliğinin <em>(explainable AI</em>) sınırlı olması, algoritmik önyargılar, istenmeyen veya ters etki yaratabilecek sonuçlar ile birbiriyle bağlantılı olmayan veri setlerinin ilişkilendirilmesindeki güçlükler gibi çeşitli engellerle karşı karşıyadır. </li>



<li><strong>Fiziki müdahalesiz kontrol:</strong> Makine öğrenmesindeki gelişmeler, X-ray ve benzeri tarama teknolojilerinde YZ destekli otomatik tehdit ve anomali tespitini mümkün kılmaktadır. Bununla birlikte, güvenilir tespit modellerinin geliştirilebilmesi için gerekli olan nitelikli, etiketlenmiş ve yüksek kaliteli veri setlerinin eksikliği (referans veri açığı), bu alandaki ilerlemeyi sınırlandırmaktadır.</li>



<li><strong>Fiziki muayene:</strong> Sahada görev yapan gümrük personelinin yürüttüğü manuel kontrol faaliyetleri, YZ’nin entegrasyonu açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Fiziki muayene sırasında elde edilen kontrol sonuçları, denetimli makine öğrenmesi için değerli eğitim setleri oluşturarak, risk analizine yönelik daha doğru risk profillerinin geliştirilmesine ve müdahalesiz kontrolde kullanılacak otomatik tehdit ve anomali tespit modellerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilmektedir. Öte yandan, bu potansiyelin tam anlamıyla kullanılabilmesi için; fiziki muayene sonuç belgelerinin ayrıntılı düzenlenmesi, veri setlerindeki anomali içeren ve temiz kontrol sonuçlarının dengeli olması (veri temsiliyet sorununun minimum olması) ile verilerin toplanması ve makine öğrenmesi modellerine entegrasyonundaki gecikmelerin tolere edilebilir seviyede olması gerekmektedir.</li>
</ol>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Proje Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Yıkıcı teknolojiler <em>(disruptive technologies)</em>, gümrük idarelerinde proje uygulama yaklaşımlarını köklü biçimde yeniden şekillendirmektedir. Rafta hazır çözümlerin temin edilmesine dayalı anlayıştan ürün geliştirme odaklı modellere geçiş; yalnızca teknolojik bir değişimi değil, aynı zamanda projenin teknik olmayan zorluklarına <em>(non-technical challenges)</em> yoğunlaşan <em></em>kurumsal bir dönüşümü de gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm;&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İnsan kaynakları yönetiminin yeniden tanımlanmasını, </li>



<li>Paydaş ilişkilerinin yönetilmesinde yeni yaklaşımların benimsenmesini, </li>



<li>Kamu alımları ve ihale mevzuatının uyarlanmasını,</li>



<li>Veri yönetişimi ile siber güvenlik çerçevelerinin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. </li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu dönüşüm; operasyonel verimlilik, esneklik ve yenilikçilik açısından önemli fırsatlar sunmakla birlikte, gümrük idarelerinin dikkatle yönetmesi gereken kayda değer bir karmaşıklık ve belirsizlik ortamını da beraberinde getirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda; <strong>gümrük muhafaza alanında</strong> risk analizi, fiziki müdahalesiz kontrol (X-ray tarama teknolojileri özelinde) ve fiziki kontrol süreçlerine etki edebilecek <strong>YZ projeleri</strong> hayata geçirilirken; YZ projelerinin <strong>insan kaynakları yönetimi, paydaş yönetimi ve mali yönetim boyutlarında</strong> değişime uğraması beklenen hususlar aşağıda üç başlık altında ele alınmış ve öneriler sunulmuştur. Öte yandan, bu başlıklar altında ele alınan pek çok konu birbiriyle yakından ilişkili olup aralarında kesin sınırlar çizmek mümkün değildir; ancak proje yönetiminin bu yönler itibarıyla sınıflandırılmasının, karşılaşılan sorunların ve geliştirilebilecek çözüm önerilerinin daha sistematik ve görünür biçimde ortaya konmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>İnsan Kaynağının Hazırlanması Boyutu</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">YZ ve büyük veri analitiği gibi yıkıcı teknolojilere uyum zorluklarının aşılmasında mevcut insan kaynağının dijital dönüşüme hazırlanması kritik bir öneme sahiptir. Teknik çözümlerin artık rafta hazır ürünler olarak sunulmasından ziyade, ürün geliştirme metodolojileri çerçevesinde tasarlanıp hayata geçirilmesi nedeniyle; tasarım, geri bildirim ve operasyonel aşamalarda insan-döngüde <em>(human-in-the-loop)</em> yaklaşımının benimsenmesi, hem ürünün başarısı hem de kullanan personel tarafından sahiplenilmesi açısından mühimdir. YZ bağlamında insan-döngüde yaklaşım; <strong></strong>doğruluk, güvenlik, hesap verebilirlik veya etik karar alma süreçlerini güvence altına almak amacıyla, YZ iş akışının belirli aşamalarında insanların sürece dâhil edilmesini ifade etmektedir (Stryker, b.t.). Bu kapsamda, insan kaynağının YZ teknolojisi eğitimi ve yetkinliklerinin geliştirilmesine önem verilmesi gerekmektedir.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yeni Dijital Yönetişim Dönemi</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük veri ve YZ’nin yaygınlaşmasıyla birlikte kamu yönetiminde “yeni dijital yönetişim dönemi”ne girilmiştir ve bu dönem, önceki dijital yönetişim anlayışından birçok açıdan farklılık göstermektedir. Önceki dönem ağırlıklı olarak iletişim ve bilgi paylaşımı işlevlerine odaklanırken, yeni dönemin merkezinde veri yer almaktadır. Bu dönüşüm, kamu kurumlarında yönetici ve insan kaynağı profillerinin de değişmesini gerekli kılmıştır. İlk dijital dönemde bilgi işlem personelinin rolü daha çok teknik destek ve sistem bakım hizmetleriyle sınırlı, karar alma süreçlerinden büyük ölçüde uzak ve merkezi yapılarda konumlanmıştı. Buna karşılık, yeni dijital yönetişim döneminde veri tüm örgüte yayılmış, teknik personelin rolü karar alma ve yönetsel süreçlere katkı sunacak şekilde genişlemiştir. Veri bilimcileri, veri analistleri, veri mimarları, veri kalite uzmanları ve veri koruma görevlileri gibi yeni uzmanlık alanları bu dönemde ortaya çıkmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreç, yalnızca teknik becerilerin değil; veri okuryazarlığı, dijital araçları etkin kullanma, veriye dayalı eleştirel düşünme, dijital platformlar üzerinden iş birliği ve problem çözme gibi yeni yetkinliklerin edinilmesini de zorunlu kılmaktadır. Yönetim düzeyinde ise Baş Veri Sorumlusu <em>(Chief Data Officer)</em> gibi yeni pozisyonlar oluşmuş; yöneticiler veri stratejileri, veri yönetişimi ve YZ’nin kurumsal entegrasyonundan sorumlu hâle gelmiştir (Tan ve Crompvoets, 2022).</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Yeni İnsan Kaynakları Yönetimi Stratejileri</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Bu değişimle birlikte; gümrük muhafaza alanında saha personeli, uzmanlar ve yöneticilerin YZ projelerinin başarıyla uygulanmasındaki rolü kritik hale gelmiştir. Söz konusu grupların YZ adaptasyonundaki temel görevlerine aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tablo 1: YZ Yetkinlik Problemlerinin Aşılmasına Yönelik Personel Stratejileri</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Uygulama Alanı</strong></td><td><strong>YZ Yetkinlik Problemi</strong></td><td><strong>Saha Personeli</strong></td><td><strong>Uzmanlar</strong></td><td><strong>Yöneticiler</strong></td></tr><tr><td><strong>Risk analizi</strong></td><td>YZ destekli veri analitiği uygulamalarına yönelik engeller</td><td>YZ’nin değeri ve sınırlılıkları konusunda farkındalık geliştirme</td><td>Kurum içi YZ yetkinliğinin geliştirilmesi</td><td>• YZ donanım ve yazılımlarına yatırım yapılması• Algoritmik önyargıların azaltılması• Stratejik işe alım ve eğitim faaliyetlerine öncelik verilmesi</td></tr><tr><td><strong>Fiziki müdahalesiz kontrol</strong></td><td>Tespit teknolojilerinde referans veri açığı</td><td>Uzmanlık bilgisini kullanarak veri etiketleme kalitesinin artırılması</td><td>Sektör paydaşlarının desteklenmesi</td><td>• Referans veri paylaşımının teşvik edilmesi• Veri derleme ve temizlemesine <em>(data curation)</em> yatırım yapılması</td></tr><tr><td><strong>Fiziki muayene</strong></td><td>Sınırlı kontrol sonuç verisi</td><td>Kontrol sonuçlarının etkin ve doğru raporlanması</td><td>YZ uyumlu fiziki kontrol sonuç formlarının tasarlanması</td><td>• Nitelikli kontrol sonuç verisi toplanmasını sağlayacak denetim faaliyetlerinin organize edilmesi</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak: Männistö, 2025, s.31.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Saha Personeli</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Saha personeli, YZ projelerine üç temel alanda önemli katkı sunmaktadır. İlk olarak, YZ risk analizi ve veri analitiği araçlarının sahada benimsenmesi ve kullanılması kritik bir önceliktir. Saha personelinin YZ’nin yüksek riskli gönderileri belirlemede nasıl destek sağladığını anlaması, YZ’nin kullanan personele açıklanabilir olması <em>(explainable AI)</em> ve personelin bu sistemlerin çıktıları hakkında eleştirel bir değerlendirme yapabilmesi gerekmektedir. Olası önyargılar veya hatalı kararlar konusunda geri bildirim verilmesi, sistemlerin iyileştirilmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Bu sürecin başarısı, farkındalık artırıcı faaliyetler ve hedefe yönelik eğitimlerle mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci olarak, X-ray görüntülerini yorumlama konusunda uzman saha personeli, YZ modellerinin geliştirilmesi için gerekli olan referans veri açığının kapatılmasında kilit rol oynamaktadır. Makine öğrenmesi uygulamaları için yüksek kaliteli ve doğru şekilde etiketlenmiş görüntü veri setlerinin oluşturulması, büyük ölçüde bu uzmanlığa dayanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, kontrol sonuç formlarının doğru ve tutarlı biçimde doldurulması, YZ tabanlı risk değerlendirme modellerinin etkinliğini artırmaktadır. Saha personelinin kontrol sonuç verisi girişine gereken önemi göstermesi YZ sistemlerinin güvenilirliğini doğrudan etkilemektedir.</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Uzmanlar</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idarelerinde YZ temelli dönüşümün itici gücünü, veri analizi, süreç tasarımı ve teknoloji entegrasyonu gibi alanlarda çalışan uzmanlar, veri bilimciler ve mühendisler oluşturmaktadır. Bu uzman kadro, hem yeni yeteneklerin istihdam edilmesi hem de mevcut personelin YZ odaklı teknik becerilerle güçlendirilmesi yoluyla YZ dönüşümüne hazırlanmalı ve YZ yetkinliğine sahip gümrük iş gücünün çekirdeğini meydana getirmelidirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ destekli veri analitiği önündeki engellerin aşılabilmesi için veri bilimciler, veri analistleri ve ilgili mühendislik ve uzmanlık disiplinlerinin kurum içinde güçlü bir teknik kapasite geliştirmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, kurumun ihtiyacına uygun YZ yöntemlerinin seçilmesi, olası önyargı ve verimsizliklerin tespit edilip giderilmesi, verinin YZ uygulamalarına uygun şekilde hazırlanması ve etkin biçimde toplanmasını sağlayan süreçlerin tasarlanması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, değişen risk profillerine ve ticaret dinamiklerine hızlı uyum sağlama avantajı yakalanırken, hassas verilerin üçüncü taraflarla paylaşımı da sınırlandırılarak veri güvenliği güçlendirilmelidir. İkinci olarak, uzman personel, tarama teknolojileri için referans veri setinin genişletilmesine ve en iyi sonuçları verecek tespit modellerinin geliştirilmesine sektör paydaşlarıyla stratejik iş birlikleri geliştirerek katkı sunmaktadır. Son olarak bu gruplar, YZ’nin ihtiyaçlarına uygun, kullanıcı dostu ve standartlaştırılmış kontrol sonuç formlarının tasarlanmasında da kilit bir rol üstlenmektedir.</p>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>Yöneticiler</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idareleri, YZ inovasyonuna stratejik bir yaklaşımla yönelmeli; yöneticiler ise bu dönüşümün başarılı biçimde hayata geçirilmesinde kilit kolaylaştırıcılar olarak rol almalıdır. Bu yaklaşım, kritik yetkinlik boşluklarının giderilmesini ve YZ’nin benimsenmesini destekleyen elverişli bir kurumsal ortamın oluşturulmasını gerektirmektedir. Gümrük yöneticileri ayrıca, YZ çözümlerine ilişkin gerçekçi beklentiler geliştirmeli; başlangıç aşamasındaki aksaklıkların ve sınırlı erken çıktılarının, öğrenme sürecinin ve geleneksel gümrük iş akışlarında yaşanan dönüşümün doğal bir parçası olduğunu kabul etmelidir. Bu noktada, yeni teknolojilere yönelik beklentilerin yönetilmesi aşamasına rehberlik edebilecek Gartner Hype Döngüsü’ne değinmekte fayda görülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gelişen Teknolojilere Yönelik Gartner Hype Döngüsü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ gibi yeni teknolojilerin zaman içinde nasıl olgunlaştığını anlamak için yararlı modellerden biri Gartner Hype Döngüsü’dür. Bu model, yeni bir teknolojinin oluşturduğu yüksek beklentilerden istikrarlı ve üretken kullanıma kadar izlediği tipik süreci ortaya koymaktadır (Gartner, 2016). Model beş aşamadan oluşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil 1: Gartner Hype Döngüsü</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="502" height="331" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image.png" alt="" class="wp-image-8805" style="aspect-ratio:1.5232558139534884;width:393px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image.png 502w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-300x198.png 300w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak: <a href="https://www.gartner.com/en/research/methodologies/gartner-hype-cycle">https://www.gartner.com/en/research/methodologies/gartner-hype-cycle</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yenilik Tetikleyicisi</strong> <strong><em>(Innovation Trigger):</em></strong> Yeni bir teknoloji genellikle araştırma laboratuvarlarında veya girişimlerde ortaya çıkar. Potansiyel yararlanıcılar konuyla ilgilenmeye başlar ve teknolojinin potansiyeline dair beklentiler yükselir; ancak bu aşamada gerçek hayattaki uygulamalar genellikle sınırlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Örnek: Bir araştırma laboratuvarının politika brifingi taslakları yazabilen yeni bir üretken yapay zekâ geliştirmesi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Abartılmış Beklentilerin Zirvesi</strong> <strong><em>(Peak of Inflated Expectations):</em></strong> Teknoloji yoğun ilgi görür ve iddialı vaatler dile getirilir. Erken dönem başarılar büyük atılımlar olarak sunulur ve birçok kurum hızla bu teknolojiyi benimsemeye çalışır; ancak beklentiler çoğu zaman gerçekçi değildir ve teknoloji geniş çaplı kullanım için henüz hazır olmayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Örnek: Kamu kurumlarına bu YZ çözümünün tüm idari yükleri ortadan kaldıracağı ve politika yapımını kısa sürede kökten dönüştüreceği söylenir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hayal Kırıklığı Çukuru</strong> <strong><em>(Trough of Disillusionment):</em></strong> <strong></strong>Zorluklar ve sınırlılıklar görünür hâle geldikçe ilgi azalır. Bazı projeler başarısız olur ya da teknoloji beklenen sonuçları vermez. Şüphecilik artar ve birçok kurum yatırımlarını azaltır. Bu aşama, abartı ile gerçek potansiyelin ayrışmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Örnek: YZ tarafından üretilen taslakların genel geçer olduğu, hatalar (“halüsinasyonlar”) içerdiği ve halen yoğun insan uzmanlığı gerektirdiğinin fark edilmesi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Aydınlanma Eğimi</strong> <strong><em>(Slope of Enlightenment):</em></strong> <strong></strong>Zamanla daha gerçekçi ve uygulanabilir kullanım alanları ortaya çıkmaya başlar. Politika yapıcılar ve uygulayıcılar neyin işe yarayıp yaramadığını öğrenir. Teknolojinin faydaları daha iyi anlaşıldıkça iyi uygulamalar ve standartlar gelişir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Örnek: Ekiplerin YZ’yi bağımsız bir yazar yerine, uzman yönlendirmeleriyle, ilk taslaklar için bir “düşünce ortağı” olarak kullanmayı öğrenmesi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Verimlilik Platosu</strong> <strong><em>(Plateau of Productivity):</em></strong> Teknoloji artık olgunlaşmış ve belirli, iyi tanımlanmış görevler için yaygın biçimde kullanılmaktadır. Günlük operasyonların doğal bir parçası hâline gelir ve sürdürülebilir, ölçülebilir faydalar üretir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Örnek: YZ’nin, politika ekipleri tarafından araştırma ve taslak hazırlama sürecinin ilk aşamalarını hızlandırmak için standart ve entegre bir araç olarak kullanılması</em> (UNESCO ve Oxford Üniversitesi, 2025).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teknolojiden beklentilerin yöneticiler tarafından iyi anlaşılması ve yönetilmesini takiben, yöneticilerin YZ proje hazırlık ve uygulama süreçlerinde bir kolaylaştırıcı rolü üstlenmesi elzemdir. İlk olarak, YZ tabanlı veri analitiği çalışmalarını güçlendirmek amacıyla, gümrük yöneticilerinin kaynakları stratejik biçimde tahsis etmeleri ve donanım ile yazılım alanındaki temel yatırımları önceliklendirmeleri gerekmektedir. YZ uygulamaları için özel yazılım araçları geliştirme ve yüksek kaynak gerektiren sunucuları işletmenin zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, yönetimin bu kritik kaynaklara güvenilir dış sağlayıcılarla kurulan iş birlikleri aracılığıyla erişim sağlaması önemlidir. Yöneticiler aynı zamanda YZ’nin geliştirilmesi ve devreye alınması süreçlerinin gözetiminde merkezi bir rol üstlenmektedirler. Bu kapsamda, hukuki ve etik standartlara uyumun sağlanması, öngörülmeyen sonuçlardan kaynaklanan risklerin azaltılması ve YZ girişimlerinin verimli çıktılara yönlendirilmesi yöneticilerin sorumluluğundadır (Männistö, 2025).</p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ yeteneklerinin kuruma kazandırılması, geliştirilmesi ve elde tutulması da yöneticilerin bir diğer kritik sorumluluk alanıdır. WCO ve WTO (2022) tarafından vurgulandığı üzere, gümrük süreçlerine hâkim veri bilimcilerinin yetersizliği, gümrük denetimi alanında YZ’nin benimsenmesinin önündeki önemli engellerden biridir. Bu kapsamda, mevcut iş gücünün hizmet içi eğitimler yoluyla kapasitesinin geliştirilmesi de kritik önem taşımaktadır. Örneğin, Güney Kore Gümrük İdaresi, kurum içi veri analitiği kapasitesini geliştirmek amacıyla önemli yatırımlar yapmış ve 2023 yılında 300 personelini Büyük Veri Uzmanı olarak eğitmiştir. Mevcut personelin yetkinliklerinin artırılmasına öncelik verilmesinin yanı sıra, Güney Kore Gümrük İdaresi özel sektör ve akademiden uzmanlık transferi sağlayarak kurum dışından veri analitiği uzmanlarını da istihdam etmektedir (Kang, 2018; aktaran Männistö, 2025).&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hollanda Gümrük İdaresi de İnovasyon Üçgeni Yaklaşımı’nı benimsemiş, “strateji” ve “teknik inovasyon”u “sosyal inovasyon”la birleştirerek, kurumun nitelikli personeliyle birlikte yeni teknolojilere yanıt verme konusunda kapasitesini geliştirmeyi ve esnekliğini artırmayı hedeflemiştir (PEN-CP, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tespit teknolojilerinde referans veri açığının kapatılması da gümrük yöneticileri için öncelikli bir konu olmalıdır. Yöneticilerin, diğer gümrük idareleriyle referans verilerin bir araya getirilmesini sağlayacak iş birliklerini aktif biçimde teşvik etmeleri ve güvenilir sektör paydaşlarıyla veri paylaşımına dayalı ortaklıkları desteklemeleri, referans veri setindeki açığın kapatılması bakımından kritiktir. Buna ek olarak, mevcut X-ray görüntüleri gibi referans verilerin sistematik biçimde derlenmesi ve işlenmesi önceliklendirilmelidir. Bu süreç; veri etiketleme, bağlamsallaştırma ve anonimleştirme çalışmalarına kaynak ayrılmasını ve verinin makine öğrenmesi amaçları için hazır ve optimize edilmiş hâle getirilmesini gerektirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Referans veri açığının kapatılması için izlenebilecek yollardan biri de veri kütüphanesinin kurumun öz kaynaklarıyla oluşturulmasıdır. Periyodik %100 kontrol kampanyalarının uygulanması veya belirli bir süre için rastgele seçilen gümrük kontrollerinin oranının artırılması yoluyla, daha temsil edici kontrol veri setlerinin üretilmesi stratejik biçimde organize edilebilir. Ayrıca yöneticiler, sahadaki personelin kontrol sonuç formlarını doğru ve eksiksiz biçimde doldurabilmesi için gerekli zaman ve çabayı göstermelerini teşvik etme yetkisine sahiptir. Bu sayede toplanan geri bildirim ile, verilerinin daha güvenilir, kapsamlı ve makine öğrenmesi süreçlerine uygun olması sağlanabilecektir (Männistö, 2025).</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>Paydaş Yönetimi Boyutu</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">YZ’ye hazır bir gümrük kolluk yapısının geliştirilmesi, gümrük camiası içerisinde stratejik ortaklıklar kurulmasını gerektirmektedir. Bu iş birliği, gümrük idareleri arasındaki iş birliklerinin yanı sıra yenilikçi güvenlik sektörüyle kurulan ortaklıkları da kapsamaktadır. YZ’nin daha etkili uygulanması için gereken iş birliği biçimlerine aşağıda yer verilmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tablo 2: Gümrüklerde YZ Yetkinlik Problemlerini Aşmaya Yönelik İş Birliği Stratejileri</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Uygulama Alanı</strong></td><td><strong>YZ Yetkinlik Problemi</strong></td><td><strong>Çözüm Önerileri</strong></td></tr><tr><td><strong>Risk analizi</strong></td><td>YZ destekli veri analitiği uygulamalarına yönelik engeller</td><td>• Merkezi YZ yetkinlikleri ve veri analitiği hizmetlerin oluşturulması• Veri ilişkilendirme ve entegrasyonunu desteklemek üzere benzersiz tanımlayıcılara <em>(unique identifiers)</em> yönelik standartların teşvik edilmesi</td></tr><tr><td><strong>Fiziki müdahalesiz kontrol</strong></td><td>Tespit teknolojilerinde referans veri eksikliği</td><td>• Makine öğrenmesi uygulamalarını desteklemek amacıyla standart referans veri formatlarına YZ unsurlarının dâhil edilmesi• Referans verilerin toplanması için mevcut standardizasyon platformlarından yararlanılması• Veri kürasyonu için kaynakların birleştirilmesi• Aşamalı ve sentetik X-ray görüntüleri aracılığıyla referans veri üretilmesi• Mülkiyete tabi referans veri kütüphanelerinin açılmasını teşvik edecek mekanizmaların oluşturulması</td></tr><tr><td><strong>Fiziki muayene</strong></td><td>Kontrol sonuçlarına ilişkin sınırlı veri</td><td>• Kontrol sonuç formlarının iyileştirilmesi ve standartlaştırılması• Kontrol sonuç verilerinin sistematik biçimde paylaşılmasının kolaylaştırılması</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak: Männistö, 2025, s.34.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Uluslararası Kuruluşlar</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">YZ destekli veri analitiğinin önündeki temel engelleri aşabilmek için gümrük idareleri, merkezi YZ yetkinliklerini geliştirmek üzere ortak çalışmalar yürütmektedir. Bu tür merkezi platformlar; hem altyapı, operasyonel entegrasyon ve Ar-Ge gibi yüksek maliyetleri birden fazla paydaş arasında paylaştırmakta hem de elde edilen kazanımların ortaklaşa kullanılmasını mümkün kılmaktadır. AB’de yeniden yapılandırılan Ortak Risk Yönetimi Çerçevesi ile İthalat Kontrol Sistemi 2 (ICS2), halihazırda üye ülke gümrük idarelerine merkezi veri analitiği hizmetleri sunmaktadır. Ayrıca, Gümrük Veri Merkezi <em>(Customs Data Hub)</em>, makine öğrenmesi ve YZ gibi ileri teknolojilerden yararlanarak uçtan uca ticaret hatlarından elde edilen verileri bir araya getirmeyi ve eşya hareketlerine ilişkin daha bütüncül bir gözetim sağlamayı hedeflemektedir. Bu tür yapılar, gümrük kolluk uygulamalarında kullanılan YZ teknolojilerine ilişkin ortak bir uzmanlığın geliştirilmesi için de önemli bir ortak zemin sunmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortak platformlar, risk analizinde farklı veri setlerinin ilişkilendirilmesini mümkün kılan benzersiz tanımlayıcıların (Takip numaraları, konteyner mühür numaraları, işlem kimlikleri, sefer numaraları vb.) yaygınlaştırılmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Verilerin standardizasyonu ve entegrasyonu, küresel ticaret akışlarına ilişkin daha bütünleşik bir bakış sağlayarak makine öğrenmesi modellerinin etkinliğini artırmaktadır. UN/CEFACT, UPU, IMO ve DGÖ gibi kuruluşlar, bu ortak standartların geliştirilmesi ve benimsenmesini desteklemek amacıyla birçok faaliyet yürütmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Standartlaştırılmasında fayda görülen bir diğer unsur da gümrük kontrolü sonuç belgeleridir. Kontrol sonuç sonuçlarına ilişkin veriler, gümrük kolluk faaliyetlerinin etkin biçimde yönetilmesi ve YZ destekli risk analizi modellerinin geliştirilmesi bakımından önemlidir. Sahada görev yapan personelin kolaylıkla doldurabileceği, aynı zamanda makine öğrenmesi uygulamaları tarafından anlamlandırılabilir nitelikte tasarlanmış formlar; tehdit türü, el koyma bilgileri ve gönderi özellikleri gibi temel veri alanlarını açık ve tutarlı biçimde içermelidir. Usulsüzlüklerin standart kategoriler altında sınıflandırılması, verilerin tutarlı şekilde toplanmasını ve analistler için zaman alıcı veri hazırlama süreçlerinin kısaltılmasını sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, kontrol sonuç verilerinin gümrük idareleri arasında sistematik olarak paylaşılmasını mümkün kılan mekanizmaların geliştirilmesi de önem taşımaktadır. Bu tür bir veri paylaşımı, gümrük kontrollerinden elde edilen geri bildirimlerin bir araya getirilerek YZ tabanlı risk yönetim sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Örneğin, AB Gümrük Risk Yönetimi Stratejisi ve Eylem Planı, riskle ilişkili bilgilerin ve kontrol sonuçlarının paylaşımının etkin risk yönetimi için kritik olduğunu vurgulayan önemli bir metindir (Männistö, 2025).</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li><strong>İkili ve Çok Taraflı İş Birlikleri</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Fiziki müdahalesiz kontrol teknolojileri için ise, referans veri setlerinin oluşturulmasında özel sektörün teknik kapasitesi göz önünde bulundurulmalıdır. Gümrük idareleri, tehdit tespitinde kullanılan YZ modellerinin geliştirilmesi amacıyla sektörle stratejik iş birliklerine yönelmek durumundadırlar. Örneğin, gümrük idareleri ve X-Ray tarama sistemi teknolojisi üretici şirketleri tarafından ortaklaşa geliştirilen UFF ve DICOS gibi standart dosya formatları, karşılaştırılabilir verilerin büyük ölçekli veri kütüphanelerinde bir araya getirilmesini mümkün kılmakta, referans verilerin paylaşımını kolaylaştırmakta ve makine öğrenmesi modellerinin eğitilmesinde kritik rol oynamaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Referans verilerin bir araya getirilmesini takiben, veri kürasyonu önemli bir zorluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Rutin kontroller sırasında üretilen X-ray görüntüleri teknik olarak ücretsiz olsa da, bu verilerin temizlenmesi, düzenlenmesi, etiketlenmesi ve veri gizliliği önlemlerinin uygulanması ciddi zaman ve uzmanlık gerektirmektedir. Gümrük idareleri, mali kaynakları ve uzmanlığı paylaşarak daha doğru tehdit tespit modellerinin geliştirilmesi için ortak veri setleri oluşturabilir.&nbsp; Örneğin, bu ihtiyaca cevap verebilmek amacıyla Hollanda Gümrük İdaresi, Avustralya, Belçika ve Brezilya Gümrükleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerin gümrük idareleriyle iş birliği yaparak yakalama görüntülerini paylaşmış ve bu sayede modelin eğitim veri tabanını önemli ölçüde zenginleştirmiştir (WCO, 2022).&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek dünyadan elde edilen X-ray görüntülerinin sınırlılıkları ve veri paylaşımındaki güçlükler nedeniyle, aşamalı (belli kullanım senaryoları doğrultusunda üretilen gerçek tarama verisi) ya da sentetik görüntüler aracılığıyla ilâve referans veri üretilmesi de bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, bu yaklaşım yüksek yatırım ve teknik kapasite gerektirdiğinden, idareler arası ortak geliştirme ya da girişimin özel sektörle birlikte finanse edilmesi yoluna gidilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, özel sektörün mülkiyetindeki referans veri kütüphanelerinin paylaşımını teşvik etmek amacıyla tedarik sözleşmelerine veri paylaşımını destekleyen hükümler eklenmesi tercih edilebileceği gibi, gümrük idareleri kendi veri tabanlarını oluşturarak bunların bir kısmını akademi ve sektörle paylaşabilir. Havacılık güvenliği alanında kullanılan GDXray ve SIXray gibi etiketli açık X-ray veri setleri bu tür uygulamalara örnek teşkil etmektedir Tüm bu yaklaşımların, YZ alanında rekabeti ve yenilikçiliği de desteklemesi beklenmektedir (Männistö, 2025).</p>



<ol start="3" class="wp-block-list">
<li><strong>Mali Yönetim Boyutu</strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">YZ projeleri, teknolojinin henüz gelişim aşamasında olması nedeniyle büyük ölçüde ulusal ve uluslararası Ar-Ge fonları aracılığıyla desteklenmektedir. Bu bağlamda, rafta hazır çözümlerin temin edilmesinden ziyade ürün geliştirme yaklaşımı benimsenmektedir. Her ne kadar bu süreç daha belirsiz ve emek yoğun bir yapıya sahip gibi görünse de, ürün geliştirme yaklaşımı; nihai ürünün açıklanabilirliğini artırarak <em>(explainable AI)</em> YZ sistemlerinin “kara kutu” niteliğini azaltmakta ve aynı zamanda kurumsal ihtiyaçlara özel çözümlerin tasarlanmasına olanak sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu kuruluşları, akademi ve araştırma kuruluşları ile özel sektörü bir araya getiren konsorsiyumlar yoluyla, yeni teknolojilerin gümrük idarelerinin ihtiyacına yönelik olarak tasarlanması ve belirli kullanım senaryoları kapsamında denenmesi sağlanmakta ve fayda sağlayacağı değerlendirilen teknolojiler piyasaya arz edilebilmektedir. Böylelikle hem kaynakların etkin kullanımı sağlanmakta hem de farklı sektörlerin katkı sundukları bir teknik bilgi paylaşım ortamı oluşmaktadır. X-Ray imajlarında otomatik anomali tespiti alanında çalışmaların yürütüldüğü Ufuk Avrupa projeleri olan Automated Comparison of X-ray Images for Cargo Scanning (ACXIS) ve Borderlink projeleri, bu uluslararası girişimlerden bazılarıdır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulusal düzeyde ise, yeni teknolojilerin uygulanmasında karşılaşılan risklerin minimize edilmesi ve kamu kaynağının etkin kullanılması bakımından Hollanda Gümrük İdaresi de kavram kanıtlarının doğrulanması <em>(proof-of-concept)</em> yaklaşımını benimsemiştir. İdare bünyesinde faaliyet gösteren ve disiplinler arası bir yapı olarak tasarlanan İnovasyon Koordinasyon Grubu; bilgi teknolojileri, satın alma ve kolluk gibi farklı mesleki arka planlara sahip uzmanlardan oluşmaktadır (PEN-CP, 2021). Grup, teknoloji projelerinin tasarımından sorumlu olup belirlenen inovasyon temaları doğrultusunda hangi projelerin İnovasyon Gündemi’ne alınacağına karar vermektedir. Bu karar süreci; etki analizleri yoluyla projelerin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesini ve belirli bir kontrol sürecine yeni bir yöntem veya tekniğin entegre edilmesinin olası sonuçlarını görmek amacıyla kavram kanıtlarının test edilmesini içermektedir (PEN-CP, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür bir iş birliği modeli, proje fikirlerinin katılımcı bir biçimde şekillenmesini sağlarken, aynı zamanda proje başarısızlığı riskini ve sonuçlara ilişkin öngörülemezliği azaltmaktadır. Kavram kanıtının başarısız olması durumunda proje sonlandırılmakta ve yeni fikirlerle süreç yeniden başlatılmaktadır. İdare, Ar-Ge ve kavram kanıtlarının doğrulanması için yalnızca ufak bir bütçe ayırmakta, önemli mali kaynakların devreye girmesi ancak kavram kanıtının başarılı bulunması halinde söz konusu olmaktadır. Kavram kanıtlarının doğrulanması aşamasını, pilot proje aşaması izlemekte, nihai olarak ise ürün/çözüm yaygınlaştırılmaktadır (PEN-CP, 2021).&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi (CBP) ise, yeni teknolojilerin hayata geçirilmesinde İç Güvenlik Bakanlığı’nın <em>(Department of Homeland Security)</em> uygulamaya koyduğu bir ihale usulünü benimsemeye başlamıştır. Ticari Çözümler İçin Açık Çağrı Prosedürü <em>(Commercial Solutions Opening Process-CSOP)</em> olarak adlandırılan bu iş modeli, yenilikçi ticari ürün ve hizmetlerin temin edebilmesi için geliştirilmiş bir ‘ürün/çözüm seçme’ stratejisidir (DHS, 2025). CSOP, sözleşme yetkililerine ek bir takdir yetkisi ve esneklik sağlayarak, yenilikçi ticari ürün ve hizmetlerin daha basitleştirilmiş bir süreçle duyurulmasına, sunulmasına, değerlendirilmesine ve sözleşmeye bağlanmasına imkân tanımaktadır. Bu yaklaşım, kamu ve özel sektör açısından verimlilik ve maliyet etkinliğini en üst düzeye çıkarmayı, idari yükleri ve işlem maliyetlerini ise en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Sunulan her bir teklif, diğer tekliflerle karşılaştırılmaksızın, kendi bireysel nitelikleri temelinde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede kamu idaresi, sunulan teklifler arasından hangilerinin finanse edileceğine karar verme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu prosedür; klasik kamu ihale mantığını esneterek, yenilikçi ve henüz olgunlaşmamış teknolojileri sisteme sokabilmek ve ürün geliştirme ve Ar-Ge odaklı çözümleri destekleyebilmek niyetiyle uygulanmaya başlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, CBP, tarama sistemlerine yönelik Anomali Tespit Algoritması <em>(Anomaly Detection Algorithm–ADA)</em> çözümleri için yayınladığı teklife çağrıyı bu prosedür kapsamında hayata geçirmiştir (CBP, 2023).</p>



<ol start="4" class="wp-block-list">
<li><strong>Sonuç  </strong></li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">YZ destekli ürün ve çözüm geliştirme süreçleri, kamuda hâkim olan klasik proje yönetimi anlayışında esaslı bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Projenin tasarım aşamasından itibaren saha ve merkez personelinin, veri kürasyonu ve geri bildirim gibi projenin birçok aşamasında rol almasının gerekli hâle gelmesi, projelerin daha katılımcı bir yaklaşımla yürütülmesini, sonuç olarak da, katı hiyerarşik yapı ve yetki devri gibi Weberian bürokrasi ilkelerinin yeniden ele alınmasını gerekli kılmıştır. Bu dönüşüm sürecinde yöneticiler ise, YZ’ye ilişkin teknik ve teknik olmayan sorunların aşılmasında vizyon belirleyen, kurum içi uyumu sağlayan ve paydaşlar arası iş birliğini mümkün kılan kritik kolaylaştırıcı aktörler olarak öne çıkmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, veri yetersizliği ile verinin standartlaştırılması ve paylaşılmasına ilişkin sorunlar, ulusal ve uluslararası düzeyde kamu, özel sektör ve akademi arasında iş birliğini kaçınılmaz hâle getirmiştir. YZ alanında rafta hazır ve başarısı kanıtlanmış çözümlerin sınırlı olması, gümrük idarelerini ürün ve çözüm geliştirme yaklaşımlarına yöneltmiş; bu süreçte paydaşlar, yalnızca nihai kullanıcılar olmaktan çıkarak ürün ve çözüm tasarımının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ geliştirme sürecinde ortaya çıkan mali ve teknik risklerin azaltılabilmesi için ise mevcut tedarik ve alım süreçlerinde çeşitli revizyonlara gidilmiştir. Bu doğrultuda, uluslararası düzeyde Ar-Ge odaklı projelerle optimum çözümler aranırken, ulusal düzeyde gümrük idareleri kavram kanıtlarının <em>(proof- of-concepts)</em> test edilmesine yönelik sınırlı bütçeler ayırmaya başlamış olup başarı sağlanması hâlinde bu çalışmaların projeye dönüştürülmesi yoluyla kaynakların etkin kullanımını sağlamaya çalışmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, YZ’yi süreçlerine entegre etmeyi amaçlayan gümrük idarelerinin, öncelikle insan kaynakları yönetimi, paydaş yönetimi ve mali yönetim alanlardaki kurumsal hazırlık düzeylerini değerlendirmeleri ve YZ’nin gerektirdiği kapsamlı ve radikal dönüşümü hayata geçirmeye istekli olmaları gerekmektedir. Bu süreçlerde veri gizliliği ve güvenliğinin sağlanması ise, proje tasarımından uygulamaya kadar tüm aşamalarda dikkate alınması gereken, tüm süreçlerde geçerli/yatay bir husus <em>(cross-cutting issue)</em> olarak öne çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaynakça</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Automated Comparison of X-ray Images for Cargo Scanning. Available at: <strong></strong><a href="https://cordis.europa.eu/project/id/312998">https://cordis.europa.eu/project/id/312998</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Border Control Agencies for Interlinked and Interoperable Future (Borderlink) Project. Available at: <a href="https://www.borderlink.eu/">https://www.borderlink.eu/</a>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Customs and Border Protection. (2023, April 14). CBP announces solicitation for NII Anomaly Detection Algorithm. <a href="https://www.cbp.gov/newsroom/national-media-release/cbp-announces-solicitation-nii-anomaly-detection-algorithm">https://www.cbp.gov/newsroom/national-media-release/cbp-announces-solicitation-nii-anomaly-detection-algorithm</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Department of Homeland Security. (2025). Commercial Solutions Opening Pilot Program Guide. Available at: <a href="https://www.dhs.gov/sites/default/files/2025-01/25_0114_cpo-dhscommercialsolutionsopeningpilotprogramguide.pdf">https://www.dhs.gov/sites/default/files/2025-01/25_0114_cpo-dhscommercialsolutionsopeningpilotprogramguide.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gartner Inc.’s press release on the Hype Cycle for Emerging Technologies, 2016: <a href="https://www.gartner.com/en/research/methodologies/gartner-hype-cycle">https://www.gartner.com/en/research/methodologies/gartner-hype-cycle</a>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Holmström, J. (2022). From AI to digital transformation: The AI readiness framework. Business Horizons, 65(3), 329-339.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Männistö, T. (2025). AI-Ready Customs Enforcement-Building Capabilities for the Future. PEN-CP Annual Study.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikalef, P., &amp; Gupta, M. (2021). Artificial Intelligence Capability: Conceptualization, measurement calibration, and empirical study on its impact on organizational creativity and firm performance. Information &amp; Management, 58(3), 1-20.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pan-European Network of Customs Practitioners (PEN-CP). (2021). Pushing boundaries – How Dutch Customs reforms innovation to pursue an ambitious vision.&nbsp;PEN-CP Magazine, Magazine 11 Special Issue.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Stryker, C. (b.t.). What is human-in-the-loop? IBM Think. Available at: <a href="https://www.ibm.com/think/topics/human-in-the-loop#:~:text=Human%2Din%2Dthe%2Dloop%20(HITL)%20refers%20to,making%20of%20an%20automated%20system">https://www.ibm.com/think/topics/human-in-the-loop#:~:text=Human%2Din%2Dthe%2Dloop%20(HITL)%20refers%20to,making%20of%20an%20automated%20system</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tan, E. &amp; Crompvoets, J. (2022). A new era of digital governance. In E., Tan &amp; J. Crompvoets. (Eds), The New Digital Era Governance. How New Digital Technologies Are Shaping Public Governance, (pp. 1-13). Wageningen: Wageningen Academic Publishers.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UNESCO ve Oxford Üniversitesi. (2025). AI and Digital Transformation in Government on-line course material.</p>



<p class="wp-block-paragraph">WCO. (2022, October 12). Automated detection: Dutch Customs shares its experience. Disruptive Technologies. <a href="https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-99-issue-3-%202022/automated-detection-dutch-customs/">https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-99-issue-3- 2022/automated-detection-dutch-customs/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">WCO &amp; WTO. (2022).&nbsp;Study Report on Disruptive Technologies.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/gumruk-muhafaza-alaninda-yapay-zeka-destekli-cozumler-proje-yonetimi-ve-kurumsal-hazirlik-perspektifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük Muhafazada Dijital Göz: Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip Sistemi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/gumruk-muhafazada-dijital-goz-gumruklu-esya-ve-nesne-takip-sistemi/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/gumruk-muhafazada-dijital-goz-gumruklu-esya-ve-nesne-takip-sistemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:01:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Anlık Takip]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-Smuggling]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Inspection]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı Müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçakçılıkla Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Rapid Response]]></category>
		<category><![CDATA[Real-Time Monitoring]]></category>
		<category><![CDATA[Risk Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Risk Analysis]]></category>
		<category><![CDATA[Takip Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Tracking System]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8759</guid>

					<description><![CDATA[GÜMRÜK MUHAFAZADA DİJİTAL GÖZ: GÜMRÜKLÜ EŞYA VE NESNE TAKİP SİSTEMİ ÖZET Küresel ticaret hacminin genişlemesi, sınır geçişlerinin hızlanması, artan teknolojik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8759" class="elementor elementor-8759">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-27799a91 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="27799a91" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3ebc913b" data-id="3ebc913b" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-10c3f9a0 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="10c3f9a0" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<p class="wp-block-paragraph"><strong>GÜMRÜK MUHAFAZADA DİJİTAL GÖZ: </strong><strong>GÜMRÜKLÜ EŞYA VE NESNE TAKİP SİSTEMİ</strong></p>

<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="877" height="778" class="wp-image-8809" style="aspect-ratio: 1.3290322580645162; width: 412px; height: auto;" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-2.png" alt="" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-2.png 877w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-2-300x266.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-2-768x681.png 768w" sizes="(max-width: 877px) 100vw, 877px" /></figure>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Küresel ticaret hacminin genişlemesi, sınır geçişlerinin hızlanması, artan teknolojik imkanlara paralel ortaya çıkan yeni kaçakçılık trendleri, daha etkin denetim mekanizmalarına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Bu durum, geleneksel denetim yöntemlerinin yanı sıra teknoloji destekli kontrol mekanizmalarının kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Özellikle gümrüklü sahalarda bulunan eşya ve nesnelerin hareketlerinin etkin biçimde takip edilmesi; güvenlik risklerinin azaltılması, usulsüz işlemlerin önlenmesi ve denetim kapasitesinin artırılması açısından kritik bir önemi haiz olmuştur. Bu kapsamda geliştirilen Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip Sistemi (GENTSİS), Gümrük Muhafaza Teşkilatına dijital izleme, kayıt altına alma ve anlık kontrol imkânı sunan önemli bir teknolojik altyapı olarak değerlendirilmektedir. GENTSİS, eşya hareketlerinin izlenmesi, denetim süreçlerinin dijital ortamda kayıt altına alınması, kontrol kapasitesinin artırılması ve operasyonel farkındalığın güçlendirilmesi açısından 2010 tarihinden itibaren kullanılan Araç Takip Sistemlerine farklı bir boyut kazandırmıştır. </p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, söz konusu sistemin Gümrük Muhafaza Teşkilatına sağladığı katkılar; denetim etkinliği, risk analizi, izlenebilirlik, kurumsal koordinasyon ve kaçakçılıkla mücadele boyutlarıyla değerlendirilmektedir. Ayrıca dijital takip teknolojilerinin gümrük güvenliği üzerindeki dönüştürücü etkisi incelenerek geleceğe yönelik değerlendirmelerde bulunulmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Takip Sistemi, Kaçakçılıkla Mücadele, Dijital Denetim, Risk Analizi, Anlık Takip, Hızlı Müdahale. </p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">The expansion of global trade volume, the acceleration of cross-border movements, and the emergence of new smuggling trends driven by advancing technological capabilities have increased the need for more effective inspection and control mechanisms. This development has made it necessary to complement traditional inspection methods with technology-assisted control systems. In particular, the effective monitoring of the movement of goods and objects located within customs-controlled areas has become critically important for mitigating security risks, preventing irregular transactions, and enhancing inspection capacity.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Developed within this context, the Customs Goods and Objects Tracking System (GENTSİS) is regarded as a significant technological infrastructure that provides the Customs Enforcement Organization with digital monitoring, recording, and real-time control capabilities. Since 2010, GENTSİS has introduced a new dimension to the Vehicle Tracking Systems previously in use by enabling the monitoring of goods movements, the digital recording of inspection processes, the enhancement of control capacity, and the strengthening of operational awareness.</p>

<p class="wp-block-paragraph">This study evaluates the contributions of the system to the Customs Enforcement Organization in terms of inspection effectiveness, risk analysis, traceability, institutional coordination, and the fight against smuggling. Furthermore, it examines the transformative impact of digital tracking technologies on customs security and presents assessments and recommendations for future developments.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Tracking System, Anti-Smuggling, Digital Inspection, Risk Analysis, Real-Time Monitoring, Rapid Response.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Teknolojik gelişmelerin etkisiyle küresel ticaret hacmi ve ticari hareketlilik önemli ölçüde artmış; buna paralel olarak iş ve işlemlerin etkin, güvenli ve izlenebilir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla kamu sektöründe dijital dönüşüm uygulamaları yaygınlaşmıştır. Söz konusu dönüşüm, gümrük hizmetlerinin sunumu ve gümrük denetim süreçlerinin yürütülmesinde de önemli yapısal değişiklikleri beraberinde getirmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu doğrultuda, gümrüklü sahalarda gerçekleştirilen kontrol ve denetim faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması amacıyla, insan kaynaklı hataların en aza indirilmesi, denetim süreçlerinin standartlaştırılması, veri temelli risk analizlerinin geliştirilmesi ve kaçakçılıkla mücadelede hızlı müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik olarak; yapay zekâ destekli analiz sistemleri, kamera teknolojileri, elektronik mühür uygulamaları, plaka tanıma sistemleri ile nesne takip teknolojilerinden yararlanılmaktadır. </p>

<p class="wp-block-paragraph">Transit rejim hükümleri kapsamında taşımacılık yapan araçların hareket gümrük idaresinden varış gümrük idaresine kadar eş zamanlı takibinin yapılması amacıyla kullanılmaya başlanan GENTSİS de bu dijital dönüşümün önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Nitekim, Transit rejimi, serbest dolaşıma girmemiş ve ithalat vergileri henüz ödenmemiş eşyanın, gümrük gözetimi altında bir gümrük idaresinden başka bir gümrük idaresine taşınmasını sağlayan özel bir gümrük rejimidir. (Gümrük Kanunu, md 84.) Bu rejim, uluslararası ticaretin kesintisiz ve hızlı şekilde yürütülmesine katkı sağlamakla birlikte, taşıdığı riskler nedeniyle etkin gözetim ve denetim mekanizmalarını zorunlu kılmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Transit rejiminin temel riskleri arasında, eşyanın beyan edilen niteliklerinden farklı olması, gümrük gözetiminden çıkarılarak yurt içinde bırakılması, gümrük mühürlerinin ihlal edilmesi, eksik veya fazla eşya tespit edilmesi ile yasak veya kısıtlamaya tabi eşyanın usulsüz şekilde taşınması yer almaktadır. Ayrıca, transit işleminin süresi içerisinde tamamlanmaması veya eşyanın varış gümrük idaresine hiç ulaştırılamaması durumunda, rejim hak sahipleri bakımından önemli idari, mali ve cezai sorumluluklar doğmaktadır. (Bulan, 2019:94-95) Bu kapsamda, transit işlemlerine ilişkin teminat yükümlülükleri de rejimin önemli risk unsurlarından birini oluşturmaktadır. Söz konusu risklerin etkin şekilde yönetilebilmesi, transit kapsamındaki eşyanın ve bu eşyayı taşıyan araçların hareketlerinin kesintisiz olarak izlenmesini gerekli kılmaktadır. Araçların güzergâhlarının, duraklama sürelerinin, varış zamanlarının ve güzergâh dışı hareketlerinin anlık olarak takip edilmesi; rejim ihlallerinin önlenmesi, kaçakçılık faaliyetlerinin tespit edilmesi ve gerektiğinde hızlı müdahalede bulunulması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, gümrük idarelerinde Araç Takip Sistemi (ATS) uygulamasına geçilmiş; sistem, ilk olarak 2003 yılında GÜMSİS Projesi kapsamında hayata geçirilmiş, bugün kullanılan teknolojinin alımı ise 2009 yılında gerçekleştirilmiştir. Uygulama, 2010 yılında belirli gümrük idarelerinde pilot olarak başlanmış, 2011 ve 2016 yıllarındaki yönetmelik güncellemeleriyle genişletilerek uluslararası transit araçların ve riskli yük taşıyan araçların uydu üzerinden izlenmesi amacıyla zorunlu ve yaygın hale getirilmiştir. (Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Faaliyet Raporu: 125) 2024 yılı itibariyle ise ATS’lerin yanı sıra gelişen teknolojik koşullara paralel olarak; başta göçmen kaçakçılığı olmak üzere uyuşturucu, silah kaçakçılığı, transit rejimine tabi eşyanın değiştirilmesi gibi suç konusu fiilleri önlemek amacı ile GENTSİS geliştirilmiştir. (Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2025 Yılı Faaliyet Raporu: 106)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışma, GENTSİS’in gümrük denetimi ve kaçakçılıkla mücadele süreçlerine sağladığı katkıları, mevcut ATS’lerden ayrışan yönleriyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel iddiası, riskli eşyanın doğrudan izlenmesine imkân tanıyan GENTSİS&#8217;in yalnızca transit süreçlerde meydana gelebilecek idari usulsüzlüklerin önlenmesine katkı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda adli soruşturmalara konu olabilecek kaçakçılık fiillerinin tespitinde delil niteliği taşıyabilecek veri ve kayıtların elde edilmesine de imkân sunmasıdır. Bu kapsamda, sistemin teknik özellikleri ile Gümrük Muhafaza uygulamalarına sağlayacağı muhtemel katkılar; denetim etkinliği, izlenebilirlik, risk analizi ve operasyonel kapasite boyutlarıyla değerlendirilmektedir. Ayrıca, GENTSİS&#8217;in güncel teknolojik imkânlar doğrultusunda aktif şekilde uygulanması, elde edilen veri setlerinin etkin yönetimi ve yapay zekâ destekli analiz mekanizmalarıyla bütünleşik olarak kullanılması hâlinde, gümrük denetim kapasitesinin önemli ölçüde artırılabileceği ve kaçakçılıkla mücadelede daha proaktif bir yaklaşımın geliştirilebileceği ileri sürülmektedir.</p>

<ol class="wp-block-list">
<li><strong>YASAL ÇERÇEVE</strong></li>
</ol>

<p class="wp-block-paragraph">4458 sayılı Gümrük Kanunu&#8217;nun 84&#8217;üncü maddesi uyarınca transit rejimi; ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmamış serbest dolaşımda bulunmayan eşya ile ihracata ilişkin gümrük işlemleri tamamlanmış eşyanın, gümrük gözetimi altında Türkiye Gümrük Bölgesi içerisindeki bir noktadan başka bir noktaya taşınmasına imkân sağlayan özel bir gümrük rejimidir. Transit rejimi, uluslararası ticaretin kesintisiz şekilde sürdürülebilmesini sağlamakla birlikte, eşyanın gümrük gözetimi altında güvenli, izlenebilir ve mevzuata uygun şekilde taşınmasını esas almaktadır. Bu nedenle transit süreci boyunca eşyanın ve taşıma faaliyetinin etkin biçimde izlenmesi, rejimin güvenliği ile gümrük denetiminin etkinliği açısından temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. (Kılıç, 2022:152)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Transit rejimine ilişkin gözetim ve denetim yetkisinin genel hukuki dayanağı 4458 sayılı Gümrük Kanunu&#8217;nun 10/A maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca gümrük idareleri; Türkiye Gümrük Bölgesi ile diğer ülkeler arasında taşınan eşyanın giriş, çıkış, transit, aktarma ve nihai kullanımına ilişkin gümrük mevzuatının doğru uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli görülen gümrük kontrollerini yerine getirmekle görevlidir. Bu kapsamda gümrük idareleri, risk değerlendirmesine dayalı olarak eşya, taşıt ve kişilere yönelik kontrol, gözetim ve denetim faaliyetlerini yürütme yetkisine sahiptir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Transit rejiminin güvenli şekilde yürütülmesine ilişkin uygulama esaslarına Gümrük Yönetmeliği kapsamında yer verilmiştir. Yönetmeliğin 72&#8217;nci maddesi uyarınca Türkiye Gümrük Bölgesine giriş yapan veya bölgeden çıkış yapan kara, deniz, hava ve demiryolu taşıtları gümrük gözetim ve kontrolüne tabidir. Aynı maddede, gümrük kontrolü tamamlanıncaya kadar eşyanın taşıtlara yüklenmesini veya taşıtlardan indirilmesini önlemeye yönelik gerekli güvenlik tedbirlerinin alınacağı hüküm altına alınmıştır. Yönetmeliğin 72/A maddesinin (h) bendinde ise taşıtların etkin kontrolünün sağlanmasına yönelik ilave tedbir ve uygulamaların hayata geçirilebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, teknolojik takip sistemlerinin kullanılmasına ilişkin hukuki altyapı oluşturulmuştur.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Transit taşımalarının elektronik olarak izlenmesine ilişkin usul ve esaslar Gümrük Muhafaza Hizmetleri Yönergesi ile ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yönergede; izleme, transit rejimi kapsamında özellikle riskli eşya taşıyan araçların mobil ünite vasıtasıyla yazılım üzerinden sürekli olarak ve gerektiğinde mobil ekipler aracılığıyla takip edilmesi olarak tanımlanmıştır. Mobil ünite, taşıtlara takılan elektronik takip cihazını; sistem, transit rejimi kapsamında eşya taşıyan araçların Türkiye&#8217;de bulundukları süre boyunca anlık olarak izlenmesini sağlayan Araç Takip Sistemini (ATS); operatör ise sistemin izleme faaliyetlerinden sorumlu personeli ifade etmektedir. Ayrıca Yönergede &#8220;idare&#8221;, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlükleri ile bunlara bağlı Bölge ve Kısım Amirliklerini, bu müdürlüklerin bulunmadığı yerlerde ise Gümrük Müdürlüklerine bağlı Gümrük Muhafaza Bölge ve Kısım Amirliklerini ifade edecek şekilde tanımlanmıştır. </p>

<p class="wp-block-paragraph">Transit işlemlerinde risk esaslı denetimin uygulanmasına ilişkin esaslar, ayrıca Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejimi) (Seri No: 4) ile belirlenmiştir. Tebliğin 24&#8217;üncü maddesine göre; kaçakçılık yapılacağına ilişkin ihbar, istihbarat veya kuvvetli şüphe bulunması, taşınan eşya ya da taşıyıcı hakkında risk verilerinin mevcut olması veya araca ATS cihazı takılması hâllerinde gümrük idaresince zorunlu güzergâh belirlenebilmektedir. Bu durumda taşıyıcı, belirlenen güzergâha uymak ve ATS cihazına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumludur. </p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük gözetim ve denetim faaliyetlerinin kurumsal dayanağı ise 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirlenmiştir. Kararnamenin 441&#8217;inci maddesi uyarınca Ticaret Bakanlığı; gümrüklü yer ve sahalarda kaçakçılığı önlemek, izlemek ve soruşturmak, gümrük muhafaza hizmetlerini yürütmek, kamu düzenini korumaya yönelik tedbirleri almak ve koordinasyonu sağlamakla görevlidir. Aynı Kararnamenin 451&#8217;inci maddesiyle Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne; gümrüklü yer ve sahaların takip ve muhafazasını sağlama, kişi, eşya ve taşıtların gözetim ve kontrolünü gerçekleştirme, kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturma faaliyetlerini yürütme ile adli kolluğa ilişkin görevleri yerine getirme yetki ve sorumluluğu verilmiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Kaçakçılıkla mücadele bakımından 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu da Gümrük Muhafaza Teşkilatına önemli görev ve yetkiler tanımaktadır. Kanunun 9&#8217;uncu maddesi uyarınca kaçak eşya bulundurulduğuna ilişkin şüphe hâlinde kişi, eşya, yük ve taşıtlar gümrük görevlilerince aranabilmektedir. Kanunun 19&#8217;uncu maddesinde ise Gümrük Muhafaza personeli; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli ile birlikte kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla görevli kolluk birimleri arasında sayılmış; operasyon gerektiren olaylarda derhâl görev yapılması ve soruşturmalarda ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin ilgili kişi ve kurumlardan eksiksiz olarak temin edilmesi hüküm altına alınmıştır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 164 ve devamı maddelerinde adli kolluk; kanunlarla kendisine adli görev verilen kolluk birimleri olarak tanımlanmış olup, Gümrük Muhafaza personeli de kaçakçılık suçları bakımından adli kolluk görevini yerine getirmektedir. Bu kapsamda Gümrük Muhafaza personeli, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda delillerin araştırılması, muhafazası ve adli soruşturmaya esas teşkil edecek bilgi ve belgelerin elde edilmesine yönelik faaliyetleri yürütmektedir. (Bacaksız, Doğan, Özbek, 2019: 152)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın ve bu eşyayı taşıyan araçların gözetimi, risk esaslı izlenmesi, kaçakçılığın önlenmesi ve gerektiğinde adli soruşturmalara konu olabilecek fiillerin tespit edilmesine ilişkin görev ve yetkilerin Gümrük Muhafaza Teşkilatına verildiği görülmektedir. Bu çerçevede Araç Takip Sistemi, transit rejimindeki araçların güzergâh bazlı izlenmesine yönelik önemli bir kontrol mekanizması oluştururken; Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip Sistemi (GENTSİS), doğrudan riskli eşyanın izlenmesine imkân tanıması bakımından mevcut sistemden farklılaşmaktadır. </p>

<p class="wp-block-paragraph">GENTSİS tarafından oluşturulan konum, hareket ve olay kayıtları; idari usulsüzlüklerin önlenmesinin yanı sıra, somut olayın özelliklerine göre adli soruşturmalarda delil niteliği taşıyabilecek dijital verilerin elde edilmesine de katkı sağlayabilecek niteliktedir. </p>

<ol class="wp-block-list" start="2">
<li><strong>GENTSİS’İN YAPISI VE KULLANIMI</strong></li>
</ol>

<p class="wp-block-paragraph">Günümüz teknolojik imkanlarına uygun olarak geliştirilen ve “Transit Rejim Hükümleri” kapsamında taşımacılık yapan araçlardaki riskli eşyanın eş zamanlı takiplerinin yapılması ve takipleri esnasında oluşan riskli durumların tespit edilmesi amacıyla tasarlanan GENTSİS cihazı üzerinde GPS, görüntü, sıcaklık, basınç, hareket, ışık ve karbondioksit gibi sensör grupları bulunmaktadır.  (GENTSİS Takip Modülü Kullanım Talimatı: 2-10)</p>

<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" width="1024" height="589" class="wp-image-8808" style="aspect-ratio: 1.646112600536193; width: 614px; height: auto;" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-1-1024x589.png" alt="" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-1-1024x589.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-1-300x173.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-1-768x442.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-1.png 1112w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>

<p class="wp-block-paragraph">Cihaz üzerinde yer alan kamera ile video ve fotoğraf olarak kayıt altına alınmasını sağlamaktadır. GENTSİS cihazı başta insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı gibi yasa dışı suçları olay anında tespit edilebilecek donanımlarla donatılmış olup, ortamda bulunan karbondioksit değer değişimleri, ışık, basınç ve ısı değişimleri, araç hareketlerinin sensörler ile takibinin yapılmasının yanı sıra radar ile kasanın taraması yapılarak anlık merkezde bulunan sunucuya resim ve videolar iletebilmektedir. </p>

<p class="wp-block-paragraph">Sistemdeki yapay zeka sunucusu aracılığıyla sensör verisi yeniden yorumlanmak yerine, alarm anında çekilen görüntülere odaklanılmaktadır. Bu kareler üzerinde bir sahne değişimi olup olmadığı analiz edilmekte ve kasa içindeki görüntünün gerçekten değişip değişmediği tespit edilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca araçların ülkemizde kaldığı süre boyunca gerçek zamanlı olarak web üzerinden takibi yapılabilmektedir.  Bu noktada, cihazlardan gelen alarm ve fotoğraflar, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde yer alan Komuta Kontrol Merkezinde (KKM) görevli operatörler tarafından 24 saat kesintisiz olarak izlenmekte, şüpheli durumlar tespit edilmekte ve gerekli hallerde sahadaki Gümrük Muhafaza ekiplerinin anlık müdahalede bulunması sağlanmaktadır.</p>

<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="498" class="wp-image-8810" style="aspect-ratio: 2.057823129251701; width: 605px; height: auto;" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-3-1024x498.png" alt="" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-3-1024x498.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-3-300x146.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-3-768x374.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-3.png 1433w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>

<p class="wp-block-paragraph"><em>GENTSİS İzleme Ekranı</em></p>

<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="562" class="wp-image-8811" style="aspect-ratio: 1.822289156626506; width: 605px; height: auto;" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-4-1024x562.png" alt="" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-4-1024x562.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-4-300x165.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-4-768x422.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-4.png 1349w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>

<p class="wp-block-paragraph"><em>GENTSİS Kamera Görüntüsü</em></p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong> </strong> Bu bağlamda, Ticaret Bakanlığı bünyesinde uzun yıllardır kullanılan ATS cihazlarından farklı olarak, ATS, taşıtın (kamyon/tır) gümrük sınırları içindeki fiziki hareketini izlerken; GENTSİS yükün kendisini, diğer bir ifadeyle gümrüklenen eşyanın değişip değişmediğini veya nerede olduğunu anlık izleyen güvenlik/kaçakçılık önleme ağıdır. </p>

<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="617" class="wp-image-8813" style="aspect-ratio: 1.977124183006536; width: 605px; height: auto;" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-6-1024x617.png" alt="" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-6-1024x617.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-6-300x181.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-6-768x463.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-6.png 1281w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>

<ol class="wp-block-list" start="3">
<li><strong>GENTSİS’İN KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE FAALİYETLERİNE ETKİLERİ</strong></li>
</ol>

<p class="wp-block-paragraph">  2024 yılı Nisan ayında kurularak hayata geçirilen Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip Sistemi (GENTSİS) ile günümüz teknolojik gelişmelerine uygun olarak, “transit rejim hükümleri” kapsamında taşımacılık yapan araçların hareket gümrük idaresinden varış gümrük idaresine kadar eş zamanlı takibinin yapılması ve bu süreçte oluşan riskli durumların belirlenmesi böylelikle kaçakçılıkla mücadelede etkinliğin ve caydırıcılığın artırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda, Gümrük Muhafaza Teşkilatı bünyesinde, 2025 yılı sonu itibariyle, transit araçların ülkemizde kaldıkları süre boyunca anlık takibin yapılabildiği, Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS), radar, kamera, sıcaklık, basınç, hareket, ışık ve karbondioksit gibi sensör grupları ile geliştirilen 1.960 adet GENTSİS cihazı bulunmaktadır. Söz konusu 1.960 adet cihaz, 88 idarede aktif olarak kullanılmakta olup, 2025 yılında kaçakçılıkla mücadele kapsamında bahsi geçen cihazlarla 13.894 aracın izlemesi ve takibi gerçekleştirilmiştir. (Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2025 Faaliyet Raporu:106)</p>

<p class="wp-block-paragraph"> Bu yapı sayesinde hareketler kayıt altına alınmakta, süreçler merkezi biçimde izlenebilmekte ve gerektiğinde geriye dönük denetim yapılabilmektedir temel olarak gümrüklü sahalarda bulunan eşya, araç, nesne veya ekipmanların belirli teknolojik araçlar vasıtasıyla takip edilmesini sağlayan dijital bir kontrol mekanizmasıdır. </p>

<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="664" class="wp-image-8812" style="aspect-ratio: 1.5178571428571428; width: 595px; height: auto;" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-5-1024x664.png" alt="" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-5-1024x664.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-5-300x194.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-5-768x498.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/09/image-5.png 1154w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>

<p class="wp-block-paragraph">Sistemin denetim ve kontrol süreçlerine Katkıları </p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>İzlenebilirlik</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Sistem sayesinde gümrüklü sahada bulunan eşya ve nesnelerin hareketleri dijital ortamda kayıt altına alınabilmektedir. Böylece işlem süreçleri daha şeffaf hale gelmekte ve denetim izi oluşturulmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlık Takip ve Müdahale</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Anlık veri akışı sayesinde olağan dışı hareketler hızlı biçimde tespit edilebilmekte ve gerekli müdahaleler gecikmeksizin gerçekleştirilebilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Risk Analizi ve Veri Yönetimi</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Elde edilen veriler, risk analizi süreçlerine katkı sağlayarak yüksek riskli hareketlerin belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Böylece denetim kaynakları daha etkin kullanılabilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong>Operasyonel Verimlilik</strong></p>

<p class="wp-block-paragraph">Dijital takip sistemleri, manuel kontrol yükünü azaltmakta ve personelin daha stratejik alanlara yönlendirilmesine imkan sağlamaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı Komuta Kontrol Merkezinden ATS ile GENTSİS’de yapılan takipler sonucunda, 2025 yılında yaklaşık 191.237.745 TL değerinde kaçakçılık olayı tespit edilmiştir. Ayrıca 2025 yılında ATS ile GENTSİS üzerinden takip ve izlemesi yapılan araçlardan 1.589’una, Gümrük Kanunu’nun 241’inci maddesine muhalefetten 13.955.505 TL değerinde cezai işlem uygulanmıştır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Komuta Kontrol Merkezi ile birlikte 88 yerel idare tarafından 7/24 esasına göre anlık olarak izlenen sistem, kaçakçılık olayları ve diğer suistimallerin önlenmesi açısından önemli bir caydırıcı unsur oluşturmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">ATS’de 6.911 adet mobil ünite cihazı kullanılmakta olup, 2025 yılı içinde toplam 70.332 adet araca mobil ünite cihazı takılmak suretiyle bu araçların sistem üzerinden izlenmesi sağlanmıştır.</p>

<ol class="wp-block-list" start="4">
<li><strong>SONUÇ ve DEĞERLENDİRME</strong></li>
</ol>

<p class="wp-block-paragraph">  Kaçakçılık faaliyetlerinin yöntem değiştirmesi ve teknolojik imkanlardan yararlanması, kamu idarelerinin de teknoloji destekli güvenlik sistemleri geliştirmesini gerekli hale getirmiştir. Bu doğrultuda kullanılmaya başlanan GENTSİS, usulsüz eşya hareketlerinin tespiti, yetkisiz müdahalelerin belirlenmesi, şüpheli hareketlerin kayıt altına alınması, operasyonel koordinasyonun arttırılması bakımından önemli katkılar sunmaktadır. Bu yönüyle sistem yalnızca bir takip aracı değil; aynı zamanda önleyici denetim ve dijital güvenlik mekanizması, adli vakalarda delil niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla GENTSİS, Gümrük Muhafaza Teşkilatında dijital denetim kapasitesini artıran önemli teknolojik uygulamalardan biridir. Sistem sayesinde izlenebilirlik artmakta, kontrol süreçleri güçlenmekte ve kaçakçılıkla mücadelede daha etkin bir yapı oluşturulmaktadır. Sistemin halihazırda veri analitiği, yapay zeka ve akıllı güvenlik teknolojileriyle desteklendiği dikkate alındığında, canlı bir sistem olduğu, veri parametrelerinin güncel tutulabileceği ve sistemin ilerleyen dönemde aktif bir şekilde kullanılacağı, bu tür sistemlerin gümrük güvenliği açısından çok daha stratejik bir rol üstleneceği değerlendirilmektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip Sistemi (GENTSİS) gibi eşya odaklı dijital takip sistemleri, klasik araç takip uygulamalarının ötesine geçerek riskli eşyanın doğrudan izlenmesine imkân tanımakta; oluşturduğu konum ve hareket verileri sayesinde idari usulsüzlüklerin önlenmesine katkı sunmanın yanı sıra, somut olayın özelliklerine göre kaçakçılık soruşturmalarında delil niteliği taşıyabilecek dijital kayıtların elde edilmesine de katkı sağlayabilecek önemli bir teknolojik altyapı oluşturmaktadır. Ayrıca sistemden elde edilen büyük veri setlerinin risk analizi uygulamaları ve yapay zekâ destekli karar destek mekanizmalarıyla bütünleşik şekilde değerlendirilmesi, gümrük denetim kapasitesinin artırılması, risk odaklı kontrol stratejilerinin geliştirilmesi ve kaçakçılıkla mücadelede proaktif bir denetim anlayışının güçlendirilmesi bakımından önemli bir potansiyel taşımaktadır.</p>

<ol class="wp-block-list" start="5">
<li>KAYNAKLAR</li>
</ol>

<p class="wp-block-paragraph">BULAN A., Transit Rejiminde İdari Para Cezası ve Kaçakçılık, Gümrük Ticaret Dergisi, 2016 sayı: 16.</p>

<p class="wp-block-paragraph">BACAKSIZ P., DOĞAN K., Özbek V. Ö, Ceza Muhakemesi Hukuku Temel Bilgiler, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı, Ankara.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Kılıç K., Kaçakçılık Suçları ve Gümrük Kabahatleri, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2022.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Faaliyet Raporu.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2025 Yılı Faaliyet Raporu.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Kanunu, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4458&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4458&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a>, 16.07.2026.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Yönetmeliği, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=13472&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=13472&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5</a>, 15.07.2026.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Muhafaza Hizmetleri Yönergesi,</p>

<figure class="wp-block-embed">
<div class="wp-block-embed__wrapper">https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/diger_yonetmelikler/gumruk_muhafaza_hizmetleri_yonergesi.htm#secili, 17.07.2026.</div>
</figure>

<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejimi) (Seri No: 4)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanlığı Hakkında Teşkilatı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1&amp;MevzuatTur=19&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1&amp;MevzuatTur=19&amp;MevzuatTertip=5</a>, 14.07.2026.</p>

<p class="wp-block-paragraph">GENTSİS Takip Modülü Kullanım Talimatı.</p>

<p class="wp-block-paragraph"> </p>
								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/gumruk-muhafazada-dijital-goz-gumruklu-esya-ve-nesne-takip-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anonim Şirketlerde Sermayenin Azaltılması</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/09/23/anonim-sirketlerde-sermayenin-azaltilmasi/</link>
					<comments>https://tiud.org.tr/2026/09/23/anonim-sirketlerde-sermayenin-azaltilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Deniz Ernalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 11:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 69]]></category>
		<category><![CDATA[Alacaklıların Korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Anonim Şirket]]></category>
		<category><![CDATA[Capital Maintenance]]></category>
		<category><![CDATA[Capital Reduction]]></category>
		<category><![CDATA[Creditor Protection]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[General Assembly]]></category>
		<category><![CDATA[Sermaye Azaltımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sermayenin Korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Stock Corporation]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8753</guid>

					<description><![CDATA[ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYENİN AZALTILMASI Özet Bu çalışma, anonim şirketlerde sermayenin azaltılmasını Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde bütüncül biçimde incelemektedir. Çalışmanın amacı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8753" class="elementor elementor-8753">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-d2c62a9 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="d2c62a9" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5df66f24" data-id="5df66f24" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-46d3e5d5 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="46d3e5d5" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYENİN AZALTILMASI</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>Özet</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph {"style":{"typography":{"textAlign":"left"}}} --></p>
<p class="has-text-align-left">Bu çalışma, anonim şirketlerde sermayenin azaltılmasını Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde bütüncül biçimde incelemektedir. Çalışmanın amacı, sermaye azaltımının nedenlerini, türlerini, yöntemlerini ve sınırlarını açıklamak; azaltım sürecinde pay sahipleri ile alacaklıların korunmasına yönelik kuralları ortaya koymaktır. Öğreti görüşleri ve karşılaştırmalı hukuk yöntemi kullanılarak olağan ve basitleştirilmiş sermaye azaltımı, eş zamanlı azaltım ve artırım ile kayıtlı sermaye sistemindeki azaltım usulleri değerlendirilmiştir. Ayrıca genel kurul kararlarının geçersizliği ile pay sahipleri ve alacaklıların başvurabileceği davalar ele alınmıştır. İnceleme, sermayenin korunması ilkesinin azaltım sürecinin temelini oluşturduğunu; buna karşılık bilanço zararlarının giderilmesi amacıyla yapılan azaltımlarda alacaklıların durumunun kötüleşmemesi nedeniyle kolaylaştırılmış bir usulün uygulanabildiğini göstermektedir. İsviçre, Alman, İngiliz ve Amerikan hukuklarına ilişkin karşılaştırma ise farklı sistemlerde alacaklıların korunması ile şirketlerin finansal yeniden yapılandırma ihtiyacı arasında benzer bir denge arandığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Sermaye Azaltımı, Anonim Şirket, Sermayenin Korunması, Alacaklıların Korunması, Genel Kurul</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>CAPITAL REDUCTION IN STOCK CORPORATIONS</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>Abstract</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>This study provides a comprehensive examination of capital reduction in stock corporations under the Turkish Commercial Code. It aims to explain the grounds, types, methods and limits of capital reduction and to identify the rules protecting shareholders and creditors throughout the process. Drawing on doctrinal views and employing a comparative-law method, the article assesses ordinary and simplified capital reduction, simultaneous reduction and increase, and reduction under the registered capital system. It also addresses the invalidity of general assembly resolutions and the legal actions available to shareholders and creditors. The analysis shows that the principle of capital maintenance forms the basis of the statutory procedure. Nevertheless, a simplified procedure may apply where the reduction is limited to covering balance-sheet losses and does not worsen the position of creditors. The comparison with Swiss, German, English and American law further demonstrates that these systems seek a similar balance between creditor protection and companies’ need for financial restructuring.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><strong>Keywords:</strong> Capital Reduction, Stock Corporation, Capital Maintenance, Creditor Protection, General Assembly</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Anonim şirketlerde sermayenin azaltılması zaman zaman gündeme gelebilen bir olgudur. Konuya yabancı olan birisi, usulde ve esasta paralellik ilkesi gereğince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK)<a id="_ftnref1" href="#_ftn1">[1]</a> md. 421/I hükmü uyarınca sermaye artırımlarında uygulanan toplantı ve karar nisabı yerine neden TTK md. 473/III hükmünün atfıyla TTK md. 421/III hükmündeki ağırlaştırılmış nisabın uygulandığını sorgulayabilir. Bu nisabın kanun yapım sürecinde ortaya çıkışı öğretide eleştirilmekle birlikte, yürürlükteki sistem içerisindeki işlevi sermayenin korunması ilkesiyle birlikte değerlendirilebilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Öncelikle sermaye şirketleri, paylara bölünmüş sermaye yapısına ek olarak, şahıs şirketlerinde benimsenmeyen veya kısıtlı olarak benimsenen sınırlı sorumluluk esasını tam olarak benimserler. Bu nedenle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun<a id="_ftnref2" href="#_ftn2">[2]</a> yalnızca limited şirketlerin kamu alacakları yönünden öngördüğü 35 inci maddedeki istisna dışında, kural olarak sermaye şirketlerinin hiçbir borcu sebebiyle, ortaklara başvurulamaz. Ancak şartları mevcutsa 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35 inci ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun<a id="_ftnref3" href="#_ftn3">[3]</a> 10 uncu maddesi uyarınca kanuni temsilcilere başvurulabilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Şahıs şirketlerinden farklı olarak sermaye şirketlerinde, şirket alacaklıları şirket dışında bir muhatap bulamadığından ve ortaklara başvuramadığından, sermaye şirketlerinde sermayenin ve malvarlığının korunumu özel bir önem arz eder. Zira, başkaca bir ayni veya şahsi teminatla korunmayan şirket alacaklılarının şirketin malvarlığından başka başvurabileceği bir seçenek yoktur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye şirketlerindeki sınırlı sorumluluk esası, şirket malvarlığının ve sermayenin korunmasına özel bir önem kazandırır. Şirket alacaklılarının başlıca güvencesi şirket malvarlığı olduğundan, sermayenin pay sahiplerine aktarılmasını veya bağlı malvarlığının azalmasını önleyen kurallar alacaklıların korunmasına hizmet eder. Sermaye artırımı kural olarak bu güvenceyi güçlendirirken sermaye azaltımı alacaklıların güvencesini etkileyebilecek bir işlemdir. Bu nedenle, TTK md. 473/III hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisap, yasama sürecindeki oluşumuna ilişkin tartışmadan bağımsız olarak, yürürlükteki sermaye azaltımı sistemi içerisinde sermayenin ve alacaklıların korunmasına hizmet eden bir güvence işlevi görmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu çalışmanın temel tezi, Türk Ticaret Kanununun şirket alacaklılarını üç katmanlı bir sistemle koruduğudur. Birinci katmanı TTK md. 473/II hükmündeki azaltım sonrasında aktif yeterliliğinin belirlenmesi; ikinci katmanı TTK md. 474 hükmündeki çağrı, ödeme ve teminat usulü; üçüncü katmanı ise TTK md. 475 hükmündeki tescil engeli ile işlem sonrası dava imkânı oluşturur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın birinci bölümünde sermayenin azaltılması kavramı tanıtılacak, bu kapsamda sermayenin azaltılması ihtiyacını doğuran nedenler ortaya konularak, sermaye azaltımının türleri ve yöntemleri açıklanacak, daha sonra ise sermaye azaltımında öngörülmüş olan sınırlar ortaya konulacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın ikinci bölümünde, sermayenin azaltılması usulleri ayrı ayrı ortaya konulacaktır. Bu kapsamda, başta esas usul olan olağan sermaye azaltımı açıklanarak, daha sonra basitleştirilmiş sermaye azaltımı ve sermayenin eş zamanlı azaltım ve artırımında usul ele alınacaktır. Nihayet, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş şirketlerdeki sermaye azaltımı usulü hakkında da bilgi verilecektir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın üçüncü bölümünde sermayenin azaltımı işlemiyle bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek davalar ele alınacaktır. Her şeyden önce sermayenin azaltılması, bir esas sözleşme değişikliği işlemi olması nedeniyle ancak bir genel kurul kararına istinaden yapılacak tescille gerçekleştirilebilir. Bu sebeple şartları varsa, TTK md. 445 ve devamı hükümleri dairesinde genel kuruldaki sermayenin azaltılması kararının butlanının tespiti veya iptali için dava açılması söz konusu olabilir. Ayrıca pozitif hukukta düzenlenmemekle birlikte yokluğun tespiti davası da açılabilir. Bunun haricinde sermayenin azaltımı işlemine karşı hem pay sahiplerinin hem de alacaklıların açabildiği başka özel davalar vardır. Üçüncü bölümde bunlar ele alınacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Nihayet çalışmanın son bölümünde sermayenin azaltımı karşılaştırmalı hukuk boyutuyla ele alınacak, bu kapsamda İsviçre, Almanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sermaye azaltımına ilişkin kurallar genel hatlarıyla tanıtılacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1. SERMAYENİN AZALTILMASI KAVRAMI</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1. SERMAYENİN AZALTILMASI İHTİYACI VE NEDENLERİ</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":3} --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.1. Genel Olarak</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımı ihtiyacı çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Bu sebepler ihtiyaca göre değişebilmekte olup, tespit edilen temel sebepler şunlardır:</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>
<ul class="wp-block-list"><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Sermayenin pay sahiplerine iadesi ihtiyacı,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermayeye ihtiyaç kalmaması,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Bilanço zararlarının kapatılması ihtiyacı,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Hukuki sebepler.</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --></ul>
<p><!-- /wp:list --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Hukuki sebepler de kendi içinde ayrılmaktadır. Bu kapsamda TTK md. 376 hükmü gereğince sermayenin kaybı sebebiyle sermaye azaltımı ihtiyacı doğması, TTK md. 386 hükmü uyarınca şirketin iktisap ettiği ancak elden çıkaramadığı payların itfası ihtiyacı doğması, TTK md. 445 ve devamı hükümleri doğrultusunda yokluğu veya batıl olduğu tespit edilmiş veyahut iptal edilmiş bir sermaye artırımı kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması ihtiyacının doğması ve nihayet TTK md. 162 hükmü uyarınca bölünme sebebiyle sermaye azaltımı ihtiyacının doğması zikredilebilir<a id="_ftnref4" href="#_ftn4">[4]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.2. Sermayenin Pay Sahiplerine İadesi</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermayenin pay sahiplerine iadesi ihtiyacı, kendi içerisinde farklı sebeplere dayanıyor olabilir. Örneğin, yapılması planlanan bir projenin iptal edilmiş olması sebebiyle kullanımına ihtiyaç kalmamış olan sermayenin pay sahiplerine iadesi gündeme gelebilir. Yahut yüksek kârlılık sonucunda sermayeden yüksek miktarda serbest yedek akçe birikmiş bir şirkette sermayenin amortizasyonu denilen yöntemle<a id="_ftnref5" href="#_ftn5">[5]</a>, şirketin sahip olduğu sermaye tamamen pay sahiplerine dağıtılarak, eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı yoluyla sermayenin iç kaynaklardan artırılmak suretiyle yerine konması söz konusu olabilir. Sebep ne olursa olsun, sermayenin yeniden pay sahiplerine iadesi amacı temel bir amaç olarak ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.3. Ödenmemiş Sermayeye İhtiyaç Kalmaması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Anonim şirketlerde ayni sermayenin aksine nakdi sermayenin yalnızca yüzde yirmibeşinin tescilden önce ödenmesi yeterlidir (TTK md. 344/I). Anonim şirket kuruluşuna ilişkin bu hüküm, nakdi sermaye artırımlarına da kıyasen uygulanır (TTK md. 459/III). Böyle bir durumda geri kalan kısmın tescilden sonra yirmi dört ay içerisinde ödenmesi gerekir. İşte şirkette bu şekilde taahhüt edilmiş ancak henüz bedeli ödenmemiş olan nakdi sermaye bulunabilir. Herhangi bir sebeple, kuruluşta veya sermaye artırımında henüz ödenmemiş nakdi sermayeye ihtiyaç kalmadıysa, bu taahhüt edilen kısmın da sermaye azaltımı ile ortadan kaldırılması mümkündür<a id="_ftnref6" href="#_ftn6">[6]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bir örnek üzerinden somutlaştırmak gerekirse, X anonim şirketi sermayesini 1.000.000 TL’den 5.000.000 TL’ye çıkarmış, ancak artırılan 4.000.000 TL’lik kısmın sadece yüzde yirmibeşi yani 1.000.000 TL tescilden önce ödenmiştir. Bu durumda X şirketinin sermaye artırımı sonrasındaki sermayesi 5.000.000 TL, ödenmiş sermayesi ise 2.000.000 TL’dir. Her ne sebeple olursa olsun, X şirketinin ödenmemiş olan 3.000.000 TL’lik kısma ihtiyacı kalmamıştır. Bu durumda şirketin sermaye azaltımı yapması gerekir. Zira şirketin tescilli sermayesi 2.000.000 TL değil 5.000.000 TL’dir. Eğer sermaye azaltımı gerçekleştirilmezse, esas sözleşmede daha erken ödenmesi öngörülmediği sürece en geç tescilden itibaren yirmi dört ay içinde geri kalan 3.000.000 TL’nin ödenmesi TTK md. 344/I amir hükmü nedeniyle kanuni bir zorunluluktur. O sebeple pay sahipleri bu ödeme borcundan kurtulmak istiyorlarsa mutlaka sermaye azaltımı gerçekleştirmek zorundadırlar.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.4. Bilanço Zararlarının Kapatılması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bazen anonim şirketler zarar edebilirler. Şirketin zarar ettiği durumda, aslolan zararların ileride edilecek kârla kapatılmasıdır. Ancak bazı durumlarda pay sahipleri zararı bünyeden atmak için sermaye azaltımı yoluna gitmek isteyebilirler. Zira zarar etmiş bir şirket, her şeyden önce geçmiş yıllardaki zararını kapatmadan kâr payı dağıtamaz (TTK md. 509/II). Şirket yeniden kâr dağıtabilir hâle gelmek gibi bir amacı olmasa bile, yalnızca finansal durumunun sağlıklı hâle gelmesi için de sermaye azaltımı gerçekleştirebilir<a id="_ftnref7" href="#_ftn7">[7]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TTK md. 376 hükmünde öngörülen sermaye kaybı hâlleri, şirketi belirli tedbirleri değerlendirmeye zorlar. Bilanço zararlarının kapatılması amacıyla ve yalnızca açık oranında yapılan azaltımda TTK md. 474/II hükmü uyarınca alacaklılara çağrı yapılmasından ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir. Ancak bu istisna TTK md. 473 hükmündeki, azaltım sonrasında şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak miktarda aktifin şirkette bulunduğunun belirlenmesi şartını ortadan kaldırmaz.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sözgelimi, 1.000.000 TL sermayesi olan bir şirket, sermayesinin 300.000 TL’lik kısmını zararlar nedeniyle kaybetmişse, özvarlığı 700.000 TL tutarında demektir. Bu şirket sermayesini 300.000 TL azaltarak 700.000 TL’ye indirirse, tam olarak zarar tutarında sermaye azaltımı yapacağı için kolaylaştırılmış usulde azaltım gerçekleştirebilir. Burada şirketin alacaklılara çağrı yapmasına ve teminat göstermesine gerek yoktur. Zira azaltım sonrasında serbest yedek akçeye dönüşen ve pay sahiplerine dağıtılabilir bir tutar yoktur. Ancak bu şirket sözgelimi sermayesini 500.000 TL azaltarak 500.000 TL’ye indirirse, bilanço zararının üzerinde bir oranda azaltım yaptığı için böyle bir ihtimalde kolaylaştırılmış sermaye azaltımı usulünden yararlanamaz. Bu durumda şirket sermaye azaltımı sonrasında 500.000 TL’lik yeni sermayenin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yettiğini ispatlamak zorundadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.5. Hukuki Nedenler</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":4} --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.5.1. Sermayenin Kaybı Sebebiyle Azaltım</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye kaybı, sermaye azaltımının gündeme geldiği başlıca hukuki nedenlerden biridir. TTK md. 376/II hükmü uyarınca, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması hâlinde yönetim kurulu genel kurulu derhâl toplantıya çağırır. Genel kurulun gerekli tedbirlerden birine karar vermemesi hâlinde şirket kendiliğinden sona erer.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin<a id="_ftnref8" href="#_ftn8">[8]</a> 7 nci maddesine göre genel kurul, TTK md. 473–475 hükümleri uyarınca sermayenin azaltılmasına, sermayenin tamamlanmasına veya sermayenin artırılmasına karar verebilir. Genel kurul kalan sermayeyle yetinmeye karar verirse sermaye azaltımı TTK md. 473–475 hükümlerine göre gerçekleştirilir. Sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunması şartıyla sermaye, kanuni asgari tutara kadar indirilebilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Tebliğin 10 uncu maddesi uyarınca genel kurul; sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılmasıyla birlikte eş zamanlı olarak artırılmasına, azaltım yapılmaksızın sermayenin artırılmasına veya sermayenin tamamen ödenerek artırılmasının ardından azaltılmasına karar verebilir. Her bir seçeneğin uygulanmasında anılan maddede öngörülen ödeme ve özvarlığın korunması şartlarına uyulması gerekir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TTK md. 376/II hükmü, belirli ağırlıktaki sermaye kaybında şirketin mali durumuna müdahale edilmesini zorunlu kılan özel bir hükümdür. Bu hüküm, sermaye azaltımının genel dayanağını veya ön şartlarını düzenlemez. Üçte ikilik kayıp bulunmayan bir şirket de TTK md. 473–475 hükümlerindeki şartlara uymak ve azaltım sonrasında TTK md. 332 hükmündeki asgari sermaye tutarını korumak kaydıyla sermayesini azaltabilir<a id="_ftnref9" href="#_ftn9">[9]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermayesi ve kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalan şirket, sermayenin tamamlanmasına veya sermaye artırımına karar vermiyorsa mutlaka sermaye azaltımına karar vermek zorundadır; aksi takdirde TTK md. 376/II hükmü uyarınca kendiliğinden sona erecektir<a id="_ftnref10" href="#_ftn10">[10]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":4} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.5.2. Şirketin Pay İktisabı Sebebiyle Azaltım</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap ve rehin olarak kabul etmesi, TTK md. 379 ila 389 hükümleri arasında sıkı kurallara tabi tutulmuştur. TTK md. 384 ve 385 hükümlerinde, iktisap durumunda elden çıkarmanın zorunlu olduğu haller düzenlenmiştir<a id="_ftnref11" href="#_ftn11">[11]</a>. Eğer şirket bu hükümlere göre elden çıkarmayı gerçekleştiremezse, TTK md. 386 hükmü uyarınca elden çıkarılamayan payları sermaye azaltımı yoluyla hemen yok etmesi gerekmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":4} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.5.3. Genel Kurul Kararlarının Geçersizliği Sebebiyle Azaltım</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Öğretide bazı durumlarda sermaye artırımı kararının geçersizliğine karar verildiği için sermaye azaltımına gidilmesi gerekebileceği belirtilmekte ise de, kanımızca bu mümkün değildir. Zira burada sermaye azaltımı değil, kanuna aykırı tescilin yokluk, butlan veya iptal sebebiyle sicildeki kaydın değiştirilerek eski hâle getirilmesi söz konusudur<a id="_ftnref12" href="#_ftn12">[12]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sözgelimi X Anonim Şirketinin sermayesini 500.000 TL’den 1.000.000 TL’ye artırması tescil edilmiş, ancak tescilden sonra açılan butlanın tespiti davası sonucunda sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının batıl olduğu tespit edilmişse, bu durumda sicildeki kaydın değiştirilerek eski hâline getirilmesi gerekmektedir<a id="_ftnref13" href="#_ftn13">[13]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Böyle bir durumda şirketin sermaye azaltımı yaparak sermayesini düzeltmesi söz konusu olmaz. Eğer pay sahipleri geçersiz hâle gelen sermaye artırımına ilişkin şirkete ödeme yapmışlarsa, geçersizliğe ilişkin mahkeme kararı sonrasında pay sahiplerinin ödeme sebebi ortadan kalktığı için bu ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre pay sahiplerine iade edilmesi gerekir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":4} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.1.5.4. Bölünme Sebebiyle Azaltım</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TTK md. 162 hükmü: <em>“Bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması hâlinde 473, 474 ve 592 nci maddeler ile kooperatiflerde Kooperatifler Kanununun 98 inci maddesine dayanılarak bu Kanunun 473 ve 474 üncü maddeleri uygulanmaz.”</em> şeklindedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bir anonim şirketin bölünmesi durumunda zorunlu olarak sermaye azaltımı gerçekleştirmesi gerekebilir. Böyle bir durumda sermaye azaltımına ilişkin TTK md. 473 ve 474 hükümleri uygulanmaksızın bu azaltım gerçekleştirilebilir. Yine TTK md. 179/II hükmünde de, kısmi bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması gerekiyorsa buna ilişkin esas sözleşme değişikliğinin tescil edileceğini hüküm altına almaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Burada bölünme gibi önemli bir işlemde neden sermaye azaltımında alacaklıların haklarının korunmasına ilişkin TTK md. 474 hükmünün devre dışı bırakıldığı sorusu akıllara gelebilir. Bunun nedeni bölünmede alacaklıların TTK md. 174 ve devamı hükümleri kapsamında zaten özel olarak korunuyor olmasıdır. Bu hükümler alacaklılara yeterince güvence sağladığı için, ayrıca TTK md. 474 hükmünün uygulanmasına gerek bulunmamaktadır<a id="_ftnref14" href="#_ftn14">[14]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.2. SERMAYENİN AZALTILMASI TÜRLERİ</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":3} --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.2.1. Genel Olarak</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türk hukukunda sermaye azaltımı dört türde ortaya çıkabilmektedir:</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>
<ul class="wp-block-list"><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Olağan sermaye azaltımı,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Basitleştirilmiş sermaye azaltımı,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Eş zamanlı azaltım ve artırım.</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Eş zamanlı artırım ve azaltım.</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --></ul>
<p><!-- /wp:list --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın bu bölümünde, sermaye azaltımı türleri hakkında kısa bilgi verilecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise her türe göre sermaye azaltım usulü ve yapılması gereken işlemler detaylı olarak açıklanacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.2.2. Olağan Sermaye Azaltımı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Olağan sermaye azaltımı öğretide kurucu veya etkili sermaye azaltımı olarak da adlandırılmaktadır. Bu adlandırma, azaltım kararının tescilinin hukuki etkisine değil, azaltım sonucunda şirket malvarlığından pay sahiplerine gerçek bir aktarım yapılabilmesine dayanmaktadır. Buna karşılık bilanço zararlarının kapatılmasına yönelik basitleştirilmiş azaltım, şirketin malvarlığında yeni bir azalma meydana getirmeyip esas sözleşmedeki sermaye tutarını bilançoda zaten gerçekleşmiş kayba uyarladığı için açıklayıcı veya itibari sermaye azaltımı olarak nitelendirilmektedir. Bununla birlikte her iki azaltım türünde de sermaye değişikliği tescille hüküm doğurduğundan, açıklayıcı azaltım kavramı bu usulde tescilin açıklayıcı nitelikte olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Öğretide basitleştirilmiş sermaye azaltımı için kullanılan “açıklayıcı sermaye azaltımı” ifadesi, azaltım kararının tescilinin açıklayıcı nitelikte olduğu şeklinde anlaşılmaya elverişlidir. Oysa gerek olağan gerekse basitleştirilmiş sermaye azaltımında esas sözleşmedeki sermaye tutarı tescille değiştiğinden, tescil kurucu niteliktedir. Bu nedenle, tescilin kurucu veya açıklayıcı etkisine ilişkin kavramlarla karışıklığa yol açabileceği gerekçesiyle, çalışmada “kurucu–açıklayıcı sermaye azaltımı” ayrımı yerine “olağan–basitleştirilmiş sermaye azaltımı” ayrımı tercih edilmiştir<a id="_ftnref15" href="#_ftn15">[15]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Olağan sermaye azaltımı ile basitleştirilmiş sermaye azaltımının en büyük farkı, olağan sermaye azaltımında alacaklılara çağrı yapılarak talepte bulunan alacaklılardan alacakları muaccel olanlara ödeme yapılması, müeccel olanlara da teminat verilmesinin söz konusu olmasıdır. Olağan sermaye azaltımı, adından da anlaşılacağı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun temel aldığı sermaye azaltım türüdür.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.2.3. Basitleştirilmiş Sermaye Azaltımı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Basitleştirilmiş sermaye azaltımı, bilanço açığının kapatılması amacıyla yalnızca bu açık oranında yapılan azaltımdır. Pay sahiplerine dağıtılabilir bir tutar doğmadığından TTK md. 474/II hükmü, yönetim kuruluna alacaklıları çağırmaktan ve bildirilen alacakları ödemek veya teminat altına almaktan vazgeçme imkânı tanır. Bununla birlikte alacaklıların korunması tamamen ortadan kalkmaz; TTK md. 473/II hükmündeki aktif yeterliliğinin belirlenmesi şartı basitleştirilmiş azaltımda da uygulanır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.2.4. Eş Zamanlı Sermaye Azaltımı ve Artırımı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı, aynı genel kurul kararıyla tek bir işlemle önce sermayenin azaltılıp sonra artırılmasıdır. Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı bir yönüyle özel bir sermaye azaltımı türü, diğer bir yönüyle ise özel bir sermaye artırımı türüdür<a id="_ftnref16" href="#_ftn16">[16]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sözgelimi sermayesi 1.000.000 TL olan bir anonim şirketin sermayesinin 400.000 TL’lik kısmı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa ve hem bu zararın ortadan kaldırılması, hem de şirketin sermayesinin 2.000.000 TL’ye çıkarılması amaçlanıyorsa, 400.000 TL’lik sermaye azaltımı ve bunu takiben 1.400.000 TL’lik sermaye artırımı yapılarak arzulanan sonuca ulaşılabilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı, teknik olarak tek bir genel kurul kararı olduğu için ve sermayenin azaltılmasına ilişkin karar nisabı, sermayenin artırımına ilişkin karar nisabından daha yüksek olduğu için, bu işlemde de kural olarak sermayenin azaltılmasına ilişkin karar nisabı (TTK md. 473/III atfı ile TTK md. 421/III) uygulanır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.2.5. Eş Zamanlı Sermaye Artırımı ve Azaltımı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eş zamanlı sermaye artırımı ve azaltımı, aynı genel kurul toplantısında sermayenin önce artırılmasına ve ardından azaltılmasına karar verilmesidir. Bu yöntemde, eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımından farklı olarak işlemlerin sırası tersine çevrilmekte; önce şirkete yeni kaynak sağlanmakta, daha sonra sermaye azaltılmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin<a id="_ftnref17" href="#_ftn17">[17]</a> md. 10/1,c hükmüne göre, artırılan sermaye bedellerinin tamamen ödenmesi şartıyla sermayenin istenilen düzeyde artırılmasına ve daha sonra azaltılmasına aynı genel kurul toplantısında karar verilebilir. Bu durumda, sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılmadan artırılmasına ilişkin aynı fıkranın (b) bendindeki ödeme koşulu aranmaz.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sözgelimi sermayesi 1.000.000 TL olan bir anonim şirketin sermayesinin 400.000 TL’lik kısmı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa ve şirketin zararları kapatıldıktan sonra sermayesinin 1.600.000 TL olması amaçlanıyorsa, öncelikle sermaye 1.000.000 TL artırılarak 2.000.000 TL’ye çıkarılabilir. Artırılan 1.000.000 TL’lik sermaye bedelinin tamamen ödenmesinin ardından sermaye, 400.000 TL tutarındaki zararın kapatılması amacıyla aynı tutarda azaltılarak 1.600.000 TL’ye indirilebilir. Böylece şirketin bilanço zararı ortadan kaldırılırken nihai sermayesi başlangıçtaki sermayesinin üzerinde belirlenmiş olur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İşlemler sonucunda tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunması zorunludur. Eş zamanlı artırım ve azaltıma ilişkin karar da, yukarıda eş zamanlı azaltım ve artırım kararına ilişkin açıklandığı şekilde teknik olarak tek bir genel kurul kararı teşkil eder.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.3. SERMAYENİN AZALTILMASI YÖNTEMLERİ</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":3} --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.3.1. Genel Olarak</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Anonim şirketlerde sermaye azaltımı üç farklı yöntemde olabilir:</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>
<ul class="wp-block-list"><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Payların itfası,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Payların birleştirilmesi,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Payların itibari değerinin azaltılması.</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --></ul>
<p><!-- /wp:list --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Aşağıda bu yöntemler açıklanacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.3.2. Payların İtfası</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Payların itfası, payların doğrudan yok edilmesi suretiyle sermayenin azaltılmasıdır. Her payı 1 TL değerinde olan 1.000.000 TL sermayeli bir şirketin sermayesi, payların itfası suretiyle 600.000 TL’ye indirilmek isteniyorsa, bu durumda 400.000 adet payın yok edilmesi (itfası) gerekir<a id="_ftnref18" href="#_ftn18">[18]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Payların itfasında TTK md. 357 hükmünde düzenlenen eşit işlem ilkesi gözetilmelidir. Buna göre aynı hukuki ve fiilî durumda bulunan pay sahipleri, kural olarak azaltım yüküne sahip oldukları paylarla orantılı biçimde katılmalıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.3.3. Payların Birleştirilmesi</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Payların birleştirilmesi suretiyle azaltım birden fazla payın itibari değerleri indirilerek tek pay altında toplanmasıdır. Söz gelimi, itibari değeri 1 TL olan iki payın bir araya getirilerek itibari değeri 1 TL olan tek bir payda birleştirilmesi durumunda, nihai olarak sermaye ½ oranında azaltılmış olur<a id="_ftnref19" href="#_ftn19">[19]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.3.4. Payların İtibari Değerinin Azaltılması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Payların itibari değerinin azaltılması yoluyla sermaye azaltımında sermaye itibari değerin düşürülmesi suretiyle azaltılmaktadır<a id="_ftnref20" href="#_ftn20">[20]</a>. Örneğin her payı 10 TL değerinde olan toplam 1.000.000 TL sermayeli bir şirketin sermayesi payların itibari değerinin azaltılması suretiyle 600.000 TL’ye düşürülmek isteniyorsa, burada yapılması gereken her payın itibari değerinin 10 TL’den 6 TL’ye düşürülmesidir. Böylece toplamda 400.000 TL’lik sermaye azaltılacak ve şirketin yeni sermayesi 600.000 TL olacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Payların itibari değerinin azaltılması suretiyle sermaye azaltımı, eşit işlem ilkesini kendiliğinden gözetiyor olması açısından avantajlıdır. Diğer taraftan, her şirkette bu şekilde sermaye azaltımı yapılamaz. Nitekim TTK md. 476/I hükmü uyarınca payın itibari değeri en az 1 kuruş olabilir. Şayet bir şirketin paylarının itibari değeri zaten 1 kuruş ise, bu şirketin payın itibari değerini azaltmak suretiyle sermaye azaltımı yapması mümkün değildir. Zira payları hâlihazırda asgari değerdedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.4. SERMAYENİN AZALTILMASININ SINIRLARI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.4.1. Asgari Sermaye Tutarı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımında asgari sermaye tutarının altına inilemez (TTK md. 473/V).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Anonim şirketlerin asgari sermayesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilk yürürlüğe girdiğinde esas sermaye sistemini benimseyen şirketler için 50.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen şirketler için ise 100.000 TL olarak belirlenmişti. Ancak bu asgari sermaye tutarının Cumhurbaşkanınca artırılabileceği hüküm altına alınmıştır (TTK md. 332/I).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>24/11/2023 tarihli ve 7887 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, 01.01.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, esas sermaye sistemini benimseyen anonim şirketler için asgari sermaye 250.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen anonim şirketler için ise 500.000 TL olarak belirlenmiştir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Söz konusu Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen Geçici 15 inci madde ile, mevcut sermayesi 250.000 TL’nin altında kalan anonim şirketlerin, 31.12.2026 tarihine kadar sermayelerini bu meblağa yükseltmeleri gerektiği, aksi takdirde infisah etmiş sayılacakları hüküm altına alınmıştır. Keza kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan anonim şirketler de başlangıç sermayelerini ve çıkarılmış sermayelerini 500.000 TL’ye yükseltmedikleri takdirde, anılan tarih sonunda kendiliğinden kayıtlı sermaye sisteminden çıkmış sayılacaktır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.4.2. Asgari İtibari Değer</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Daha önce de bahsi geçtiği üzere, TTK md. 476/I hükmü uyarınca payın itibari değeri en az bir kuruştur ve bu değer ancak birer kuruş ve katları olarak yükseltilebilir. Bu nedenle bir payın değeri sözgelimi yarım kuruş olarak belirlenemeyeceği gibi, bir kuruşun katları olmayan bir değer olarak, mesela iki buçuk kuruş olarak da belirlenemez<a id="_ftnref21" href="#_ftn21">[21]</a>. Bununla birlikte azami itibari değer açısından bir kısıtlama söz konusu değildir. Tek pay sahipli anonim şirketlerde, başka bir pay sahibi olmadığından, bir payın anonim şirketin tüm sermayesi olarak belirlenmesi dahi mümkündür. Yani bir pay, sermayenin tamamını temsil eder.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Yukarıda da açıklandığı üzere, asgari itibari değer sınırı özellikle payın itibari değerinin düşürülmesi suretiyle yapılan sermaye azaltımında önem arz eder. Payın itibari değerinin bir kuruşun katları olarak belirlenmesi kuralı da bazı durumlarda sermaye azaltımının bu yöntemle yapılmasına engel teşkil edebilir. Söz gelimi her payın 10 kuruş değerinde olduğu bir anonim şirkette sermaye 1.000.000 TL ise ve 250.000 TL’lik sermaye azaltımı sonucunda sermayenin 750.000 TL’ye düşürülmesi amaçlanıyorsa bu sermaye azaltımı salt itibari değer azaltma suretiyle yapılamaz. Çünkü bu durumda nihai olarak payların değeri 7,5 kuruşa düşmektedir, ancak TTK md. 476/I hükmü buçuklu kuruş şeklinde paya izin vermemektedir. Bu şekilde bir sermaye azaltımı ancak payların itfası yöntemiyle yahut önce payların itibari değerinin azaltma yapmaya uygun bir şekilde değiştirilmesiyle gerçekleştirilebilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>1.4.3. Eşit İşlem İlkesi</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eşit işlem ilkesi daha önce de bahsi geçtiği üzere sermaye azaltımı açısından başka bir temel sınırı oluşturur. Paylar üzerinde işlemin eşit işlem ilkesine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir<a id="_ftnref22" href="#_ftn22">[22]</a>. Eşit işlem ilkesi özellikle payların itfası şeklinde yapılan sermaye azaltımlarında daha çok önem kazanır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Söz gelimi her payın 1 TL itibari değere sahip olduğu, 1.000.000 TL sermayeli bir anonim şirkette sermayenin 400.000 TL azaltılarak 600.000 TL’ye düşürülmesi amaçlanıyorsa ve bu şirketin üç pay sahibi olan A’nın 200.000 payı, B’nin 300.000 payı, C’nin ise 500.000 payı varsa, bu durumda eşit işlem ilkesine uygun bir şekilde payların itfası suretiyle sermaye azaltımı yapılabilmesi için nasıl bir yol izlenmelidir?</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Somut örnekte bütün paylar aynı gruba ve aynı itibari değere sahip olup pay sahiplerinin farklı işleme tabi tutulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle eşit işlem ilkesine uygun yöntem, azaltım yükünün pay sahipleri arasında mevcut pay oranlarına göre dağıtılmasıdır. Her payın itibari değeri 1 TL olduğundan, 400.000 TL tutarındaki sermaye azaltımı için 400.000 payın itfa edilmesi gerekir. İtfa edilecek paylar, her pay sahibinin sahip olduğu pay sayısı yüzde kırk oranında azalacak şekilde belirlenmelidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Buna göre A’nın paylarından 80.000, B’nin paylarından 120.000 ve C’nin paylarından 200.000 adedi itfa edilir. Azaltım sonucunda A’nın 120.000, B’nin 180.000 ve C’nin 300.000 payı kalır; böylece pay sahiplerinin sırasıyla yüzde 20, yüzde 30 ve yüzde 50 olan ortaklık oranları korunur. Pay sahiplerinin aynı hukuki konumda bulunduğu bu örnekte oransal itfa, TTK md. 357 hükmündeki eşit işlem ilkesine uygun sonucu sağlar.<strong><br /></strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2. SERMAYENİN AZALTILMASI USULÜ</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1. OLAĞAN SERMAYE AZALTIMINDA USUL</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":3} --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.1. Yönetim Kurulunun Karar Alması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Olağan sermaye azaltımında sermaye azaltımı yapılabilmesi için öncelikle sermaye azaltımına yönelik bir yönetim kurulu kararı alınmalıdır. Sermaye maddesinin tadil edilmiş metni bu aşamada hazırlanmak zorunda değildir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Özellikle Ticaret Bakanlığından izin alınan anonim şirketler yönünden Bakanlık sermaye azaltımına ilişkin tadil metninin bu aşamada hazırlanmış olmasını aramamakta, yönetim kurulu kararında gündemde esas sözleşme değişikliği yapılacağı anlaşılan bir genel kurul yapılacağı şeklindeki içeriği yeterli bulmakta, tadil metni ile yönetim kurulu kararının ayrı ekler olarak sunulmasına imkân sağlamaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Yönetim kurulunun çağrı ilanında yer alması gereken bazı şeyler vardır. TTK md. 473/I hükmünün ikinci cümlesi uyarınca, <em>“Genel kurul toplantısına ilişkin çağrı ilanlarında, mektuplarda ve internet sitesi bildiriminde, sermaye azaltılmasına gidilmesinin sebepleri ile azaltmanın amacı ve azaltmanın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı bir şekilde ve hesap verme ilkelerine uygun olarak açıklanır.”</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu sebeple, sözgelimi söz konusu çağrı ilanında neden sermaye azaltımı ihtiyacı doğduğu, azaltmanın pay sahiplerine sermaye iade amacıyla mı yapılacağı, bilanço zararlarının kapatılması amacıyla mı yapılacağı yahut başka bir amaçla mı yapılacağı, azaltmanın payların itfası, birleştirilmesi yahut itibari değerlerinin azaltılması suretiyle mi yapılacağı gibi hususların açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.2. Yönetim Kurulu Raporu</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Yönetim kurulunun, çağrı ilanındaki hususların yer aldığı bir raporu ayrıca hazırlaması gerekir. Bu rapor da sermaye azaltımı kararıyla birlikte genel kurula sunulur. Genel kurulca onaylanmış rapor da ayrıca tescil ve ilan edilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.3. Mali Müşavir Raporu</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TTK md. 473/II uyarınca, <em>“sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak miktarda aktifin şirkette varlığı belirlenmiş olmadıkça sermayenin azaltılmasına karar verilmez.”</em> Bu hükmün 6335 sayılı Kanunla değişmeden önceki halinde söz konusu raporun işlem denetçisi tarafından hazırlanacağı hüküm altına alınmaktaydı. Ancak 6335 sayılı Kanunla işlem denetçisi kavramı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmeden ve uygulama fırsatı bulunmadan hukukumuzdan çıkarılmıştır. Bu durumda bu raporu kimin hazırlayacağı konusunda bir kanun boşluğu ortaya çıkmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Öğretide bu kanun boşluğu karşısında raporu yönetim kurulunun hazırlaması veya boşluğun 6762 sayılı mülga Kanun hükümlerine göre doldurulması teklif edilmiştir<a id="_ftnref23" href="#_ftn23">[23]</a>. Mülga Kanun döneminde sermaye azaltımı yapılabilmesi için mahkemece üç bilirkişi tayin edilmesi ve bilirkişilerin müşterek rapora göre sermaye azaltımı gerçekleştirilmesi söz konusuydu.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY)<a id="_ftnref24" href="#_ftn24">[24]</a> ise söz konusu kanun boşluğunu, esas sermaye azaltımının tescili için sicil müdürlüğüne sunulması gereken belgeleri düzenleyen 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, bu belgenin bir serbest muhasebeci mali müşavir raporu<a id="_ftnref25" href="#_ftn25">[25]</a> veya yeminli mali müşavir raporu olarak düzenlenmesini aramak suretiyle doldurmuştur. Keza aynı maddenin ikinci fıkrasında, denetime tabi şirketlerde bu raporun şirket denetçisi tarafından düzenlenebileceği de hüküm altına alınmıştır<a id="_ftnref26" href="#_ftn26">[26]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Biz de Ticaret Sicili Yönetmeliğiyle öngörülen çözümün, oluşan kanun boşluğu sonrasında amaca uygun olduğu düşüncesindeyiz.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.4. İzin ve Uygun Görüş Alınması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bazı anonim şirketlerin Ticaret Bakanlığından veya başkaca kurumlardan sermaye azaltımı işlemlerinde izin ve uygun görüş alması gerekebilmektedir. Nitekim Ticaret Bakanlığının bu yetkisi TTK md. 333 hükmü ile kanunda düzenlenmiş olup, konu ile ilgili olarak Anonim ve Limited Şirketlerinin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin<a id="_ftnref27" href="#_ftn27">[27]</a> 5 inci maddesinde söz konusu şirketler şunlar olarak belirlenmiştir:</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>
<ul class="wp-block-list"><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Bankalar,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Finansal kiralama şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Faktoring şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Tüketici finansmanı ve kart hizmetleri şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Varlık yönetim şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Sigorta şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Anonim şirket şeklinde kurulan holdingler,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Döviz büfesi işleten şirketler,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Umumi mağazacılıkla uğraşan şirketler,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Tarım ürünleri lisanslı depoculuk şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Ürün ihtisas borsası şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Bağımsız denetim şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Gözetim şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketler (bu kapsamda halka açık anonim ortaklıklar, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vb. gibi pek çok şirket bulunmaktadır),</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketler</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --></ul>
<p><!-- /wp:list --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu şirketlerden bazılarının esas sözleşme değişiklikleri başka kuruluşların uygun görüşüne de tabi olabilmektedir. Örneğin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun<a id="_ftnref28" href="#_ftn28">[28]</a> 16 ncı maddesi uyarınca bankaların tüm esas sözleşme değişiklikleri aynı zamanda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun da uygun görüşüne tabidir. Keza 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun<a id="_ftnref29" href="#_ftn29">[29]</a> 33 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca halka açık anonim ortaklıkların esas sözleşme değişiklikleri için ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınması gerekmektedir. Buna mukabil, halka açık bir banka hem 5411 sayılı Kanun, hem de 6362 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, Ticaret Bakanlığına yapılacak izin başvurusu öncesinde ayrı ayrı Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan izin alınması gerekmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Söz konusu izin ve uygun görüşlerin genel kurul yapılmadan önce alınmış olması gerekmektedir.<br />Son olarak, Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinden ayrılmaktadır. Anılan hüküm, sermaye azaltımına ilişkin esas sözleşme değişikliği için Bakanlığa yapılacak izin başvurusuna, sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılayacak miktarda aktifin şirkette mevcut olduğunu belirleyen yeminli mali müşavir raporunun; denetime tabi şirketlerde ise denetçi raporunun eklenmesini aramaktadır. Dolayısıyla Bakanlık iznine tabi olmayan anonim şirketlerden farklı olarak, Bakanlık iznine tabi anonim şirketlerin izin başvurularında serbest muhasebeci mali müşavir tarafından düzenlenen rapor yeterli değildir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.5. Genel Kurulun Yapılması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Gerekli hazırlıklar tamamlandıktan ve uygun çağrı prosedürleri işletildikten sonra, gündeminde sermaye azaltımının bulunduğu genel kurul yapılır. Genel kurul kararında aranacak nisap için TTK md. 473/III hükmü, TTK md. 421/III hükmündeki ağırlaştırılmış karar nisabını aramaktadır. Buna göre esas sermaye azaltımı, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır<a id="_ftnref30" href="#_ftn30"><sup>[30]</sup></a>. Bu yüksek nisap öğretide eleştirilere konu olmuştur<a id="_ftnref31" href="#_ftn31"><sup>[31]</sup></a>. Kanımızca esas sermaye azaltımının, anonim şirketlerin temel ilkelerinden biri olan sermayenin korunması ilkesini doğrudan etkileyen yapısı göz önünde bulundurulduğunda, yüksek nisap aranmış olması amaca uygundur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımı kararıyla birlikte, yönetim kurulunun çağrı ilanında belirtilen hususlara ilişkin hazırladığı rapor da genel kurulca onaylanır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.6. Alacaklıların Korunması</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Olağan sermaye azaltımı ile basitleştirilmiş sermaye azaltımı arasındaki en büyük fark alacaklıların korunması yönünden ortaya çıkmaktadır. Alacaklıların korunmasının ne şekilde gerçekleştirileceği, TTK md. 474/I hükmünde ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre;</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>“Genel kurul esas sermayenin azaltılmasına karar verdiği takdirde, yönetim kurulu, bu kararı şirketin internet sitesine koyduktan başka, 35 inci maddede anılan gazetede ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, yedişer gün arayla, üç defa ilan eder. İlanda alacaklılara, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki üçüncü ilandan itibaren iki ay içinde, alacaklarını bildirerek bunların ödenmesini veya teminat altına alınmasını isteyebileceklerini belirtir. Şirketçe bilinen alacaklılara ayrıca çağrı mektupları gönderilir.”</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Görüldüğü üzere, alacaklıların korunması için üç defa ilan usulü öngörülmüştür. Üç ilan arasında yedişer gün ara öngörüldüğünden, ilanların yapılabilmesi en az 14 günlük bir süre gerekmektedir. Üçüncü ilandan sonra ise alacaklıların alacaklarını bildirmek için iki aylık süresi bulunmaktadır. Bu süre içerisinde şirkete ulaşan alacaklılar, alacaklarının niteliğine göre ödenmesini veya teminat altına alınmasını isteyebilir. Kural olarak başvuru tarihi itibariyle muaccel alacakların ödenmesi, müeccel alacakların ise teminat altına alınması gerekir<a id="_ftnref32" href="#_ftn32">[32]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ancak şirket muaccel bir alacağı ödemek yerine teminat altına almak istiyorsa ve alacaklı bu duruma açıkça muvafakat ediyorsa kanımızca bunun da mümkün olması gerekir. Benzer şekilde, şirketin müeccel bir alacağı vadesi gelmeden ödemesi de teminat vermek yerine seçebileceği bir alternatiftir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Alacaklıların korunması sürecinden sonra ise TTK md. 475/I hükmü gündeme gelebilir. Anılan hüküm, <em>“Sermaye, ancak alacaklılara verilen sürenin sona ermesinden ve beyan edilen alacakların ödenmesinden veyateminat altına alınmasından sonra azaltılabilir; aksi hâlde alacaklılar şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde sermayenin azaltılması işleminin tescilinin ilan edilmesinden itibaren iki yıl içinde sermayenin azaltılmasının iptali davası açabilirler. Teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açıktır.”</em> şeklindedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.7. Esas Sözleşme Değişikliklerinin Tescil ve İlanı</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Genel kurul kararı alındıktan ve alacaklıların korunması süreci gerçekleştirildikten sonra yönetim kurulu tarafından sermaye azaltımına ilişkin kararın tescil ve ilan ettirilmesi gerekir. Nitekim TTK md. 475/IV hükmünde de, TTK md. 473, 474 ve 475 hükümlerinde öngörülen süreçler tamamlanarak yazılı şartlara uyulmuş olduğunu gösteren belgeler ibraz edilmeden sermaye azaltımına ilişkin karar ve sermayenin azaltılması olgusunun tescil edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Nitekim TSY md. 79 hükmünün birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde de, şirket alacaklılarına yedişer gün arayla yapılan ilanların sicil gazetesi örnekleri ile alacakların ödendiği veya teminat altına alındığını gösteren belge örneklerini sermaye azaltımı kararının tescilinde aranacağı hüküm altına alınmıştır. Sermaye azaltımı kararıyla birlikte yönetim kurulunun genel kurulca onaylanan raporu da tescil ve ilan ettirilir (TTK md. 473/I, son cümle).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.1.8. Kararın İcrası</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Kararın tescil ve ilanından sonra, olağan sermaye azaltımı kapsamında pay sahiplerine bir iade yapılması öngörülmüşse bu iade gerçekleştirilir. Azaltım kararının uygulanabilmesi için pay senetlerinin değiştirilmesi, damgalanması veya başka bir şekilde miktarının azaltılması gerekiyorsa, senetlerin şirkete geri verilmesi hususunda pay sahiplerine ihtarda bulunulur. İhtarda, geri verilmeyen pay senetlerinin şirket tarafından iptal edilebileceği açıkça belirtilir. İhtara rağmen geri verilmeyen pay senetleri şirket tarafından iptal edilebilir (TTK md. 475/II)<a id="_ftnref33" href="#_ftn33">[33]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.2. BASİTLEŞTİRİLMİŞ SERMAYE AZALTIMINDA USUL</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Basitleştirilmiş sermaye azaltımında bilanço açığı yalnızca açık oranında kapatılır. TTK md. 474/II hükmü, bu durumda yönetim kuruluna alacaklıları çağırmaktan ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçme yetkisi verir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Dolayısıyla TTK md. 474/I hükmündeki ilan ve buna bağlı bekleme süreci ile TTK md. 475/I hükmünün çağrıya cevap veren alacakların ödenmesi veya teminatlandırılmasına ilişkin kısmı uygulanmaz. Buna karşılık TTK md. 473/II hükmündeki aktif yeterliliğinin belirlenmesi şartı devam eder; nitekim bu usulde de Ticaret Sicili Yönetmeliği uyarınca mali müşavir raporu veya denetçi raporu aranmaktadır. Basitleştirilmiş usul, alacaklı korumasının tümüyle kaldırılması değil, pay sahiplerine dağıtılabilir bir kaynak doğmayan azaltımda çağrı ve teminat katmanının uygulanmamasıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.3. EŞ ZAMANLI AZALTIM VE ARTIRIMDA USUL</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermayenin eş zamanlı azaltım ve artırımında, birbirine bağlı bir sermaye azaltımı ile sermaye artırımı işlemi söz konusudur. Bununla birlikte işlemlerin aynı genel kurul kararında birbirine bağlı olarak karara bağlanması, azaltım aşamasında TTK md. 332 hükmünde öngörülen asgari sermaye tutarının altına inilmesine imkân vermez. Bu nedenle sermaye, eş zamanlı olarak artırılacak olsa dahi, azaltım sonucunda 250.000 TL’nin altına düşürülemez.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bir örnek üzerinden somutlaştırmak gerekirse, sermayesi 500.000 TL olan ve bu sermayenin 250.000 TL’lik kısmı zarar sonucu karşılıksız kalan bir anonim şirkette, sermayenin önce 250.000 TL azaltılarak kanuni asgari tutara indirilmesi ve ardından 750.000 TL artırılarak 1.000.000 TL’ye çıkarılması mümkündür. Buna karşılık sermayenin azaltım aşamasında 250.000 TL’nin altına indirilmesi, aynı genel kurul kararıyla gerçekleştirilecek artırım sonucunda yeniden kanuni asgari tutarın üzerine çıkılacak olsa dahi mümkün değildir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eş zamanlı azaltım ve artırımda tek bir genel kurul kararı mevcut olduğundan azaltım ve artırım kararının farklı genel kurul kararları olarak farklı nisaplara göre alınması söz konusu olmaz. Burada hangi nisap daha ağırsa o nisap hem azaltım hem de artırım kararına uygulanmalıdır. Böylelikle azaltım ve artırım kararlarından birinin genel kurulda kabul edilip öbürünün reddedilmesi gibi bir tehlike ortaya çıkmaz.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Normalde esas sermaye azaltımına TTK md. 421/III hükmünde düzenlenen yüzde yetmişbeşlik nisap uygulandığından genellikle eş zamanlı azaltım ve artırım kararına da bu nisap uygulanır. Ancak bazı durumlarda sermaye artırımı için gereken nisap, azaltım için gereken yüzde yetmişbeşlik nisaptan daha yüksek olabilir. Örneğin TTK md. 421/II hükmü uyarınca, bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar tüm pay sahiplerinin oybirliğiyle alınabilir<a id="_ftnref34" href="#_ftn34">[34]</a>. Eğer sermaye azaltımı sonucunda şirketin bünyesinden silinmemiş bazı zararlar mevcutsa ve artırım kararının tamamı veya bir kısmı bu zararları kapatmak için alınıyorsa burada bilanço zararlarının kapatılması sebebiyle pay sahiplerine yeni pay verilmediği için böyle bir kararın oybirliğiyle alınması gerekir<a id="_ftnref35" href="#_ftn35">[35]</a>. Artırım kararının oybirliğiyle alınması gerektiği için eş zamanlı azaltım ve artırım işleminin tamamına oybirliği uygulanır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, 500.000 TL sermayeye sahip bir anonim şirketin sermayesinin 300.000 TL’lik kısmı zararlar nedeniyle karşılıksız kalmış ise, öncelikle sermayenin asgari sermaye miktarı olan 250.000 TL’ye kadar azaltılıp, daha sonra açıkta kalan 50.000 TL’lik zararın kapatılması için pay sahiplerinin ödeme yapmasına karar alınması halinde durum böyledir. Böyle bir kararda 50.000 TL’lik kısım bilanço zararlarının kapatılması amacıyla ödendiği için bu karar ancak oybirliği ile alınabilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eş zamanlı azaltım ve artırım usulünde, artırımın iç kaynaklardan yapılması da mümkündür<a id="_ftnref36" href="#_ftn36">[36]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.4. EŞ ZAMANLI ARTIRIM VE AZALTIMDA USUL</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eş zamanlı sermaye artırımı ve azaltımında, aynı genel kurul toplantısında sermayenin önce artırılmasına ve ardından azaltılmasına ilişkin birbiriyle bağlantılı kararlar alınır. Bu usul, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin<a id="_ftnref37" href="#_ftn37">[37]</a> md. 10/1,c hükmünde düzenlenmiştir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Genel kurul öncelikle sermayenin istenilen düzeyde artırılmasına karar verir. Artırılan sermayeye ilişkin bedellerin tamamen ödenmesi zorunludur. Bu şartın yerine getirilmesi hâlinde, sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılmadan artırılmasına ilişkin Tebliğin md. 10/1,b hükmündeki ödeme koşulu aranmaz. Artırımın ardından genel kurul sermayenin azaltılmasına karar verir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye artırımı ve azaltımı aynı toplantıda karara bağlanmakla birlikte, her işlem kendi bünyesine uygun hükümlere tabidir. Bu nedenle artırım bakımından Kanunun sermaye artırımına, azaltım bakımından ise sermaye azaltımına ilişkin hükümlerine uyulması gerekir. Azaltım bilanço açığının kapatılması amacıyla ve yalnızca açık oranında yapılıyorsa TTK md. 474/II hükmü uyarınca alacaklılara çağrı yapılmasından ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir. Bu koşulların bulunmaması hâlinde olağan sermaye azaltımına ilişkin alacaklıları koruyucu usul uygulanır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Artırım ve azaltıma ilişkin kararların birbirine bağlı olduğu genel kurul kararında açıkça gösterilmelidir. Kararların alınmasında, bağlantılı işlemlerden hangisi daha ağır bir toplantı veya karar nisabına tabi ise bu nisabın işlemin bütünü bakımından esas alınması gerekir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İşlem sonucunda tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunması zorunludur. Artırılan sermaye bedellerinin tamamen ödendiğini ve işlem sonucunda bu özvarlık koşulunun sağlandığını gösteren belgeler de tescil başvurusunda ticaret sicili müdürlüğüne sunulmalıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>2.5. KAYITLI SERMAYE SİSTEMİNDE AZALTIM USULÜ</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Kayıtlı sermaye sisteminde genel kurul, yönetim kuruluna belli bir süre için ve belli bir sermaye tavanı çerçevesinde, genel kurul kararı aranmaksızın sermaye artırımı yapma yetkisi vermektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Öğretide, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bir şirketin aynı usulde, yani genel kurul kararına ihtiyaç duyulmaksızın yalnızca yönetim kurulu kararı ile sermaye azaltımı yapıp yapamayacağı hususu tartışılmıştır. Bazı yazarlar bunun mümkün olduğunu iddia etse de öğretideki hâkim görüş kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş şirketlerde de sermaye azaltımının esas sermaye sistemindeki anonim şirketlerde olduğu gibi genel kurul kararı ile yapılacağıdır<a id="_ftnref38" href="#_ftn38">[38]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Konuyla ilgili olarak TTK md. 473/VI hükmü, <em>“Bu madde ile 474 ve 475 inci maddeler, kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış sermayenin azaltılmasına kıyas yoluyla uygulanır.”</em> şeklindedir. Dolayısıyla kayıtlı sermaye sisteminde esas sermaye sisteminde olduğu gibi genel kurul kararı usulüyle mi sermaye azaltımı yapılacağı, yoksa sermaye azaltımına ilişkin hükümlerin, yönetim kurulu kararı alınmak suretiyle mi kıyas yoluyla uygulanacağı konusunda kanunda bir açıklık yoktur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Kanımızca, kayıtlı sermaye sisteminde de sermaye azaltımının genel kurul kararı aracılığıyla gerçekleştirilmesi daha uygun bir çözümdür. Nitekim sermaye azaltımı istisnai nitelikte bir işlem olduğu için bunun sadece yönetim kurulu iradesine bırakılması uygun olmamalıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bununla birlikte, İsviçre Borçlar Kanununda benimsenmiş olan ve Türk hukukundaki kayıtlı sermaye sistemine benzeyen <em>Kapitalband</em> sisteminde yönetim kurulu, alt ve üst sınırları belirlenmiş olan sermaye miktarları arasında hem artırım hem azaltım yapma yetkisine sahiptir<a id="_ftnref39" href="#_ftn39">[39]</a>. <strong><br /></strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3. SERMAYENİN AZALTILMASINDA DAVALAR</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.1. GENEL KURUL KARARLARININ GEÇERSİZLİĞİ</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Çalışmanın ikinci bölümünde işlendiği üzere ister esas sermaye sisteminde olsun, ister kayıtlı sermaye sisteminde olsun, sermayenin azaltılması kararı hep bir genel kurul kararıdır. Her genel kurul kararında olduğu gibi, bu kararlar da yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabilirler.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.1.1. Yokluk</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Yokluk yaptırımında, kararın kurucu unsurlarının mevcut olmaması sebebiyle karar hukuken yoktur. Yokluğa verilen en bilindik örnek, genel kurul kararının nisaplara uygun olarak alınmamış olmasıdır<a id="_ftnref40" href="#_ftn40">[40]</a>. Şayet sermaye azaltım kararı yüzde yetmişbeşlik nisaba uygun olarak alınmamışsa ve her nasılsa tescil edilmişse, hukuki yararı olan herkes bu kararın yokluğunu iddia ederek yokluğun tespiti davası açabilir<a id="_ftnref41" href="#_ftn41">[41]</a>. Yokluğun tespitinden sonra, karar hiç var olmamış gibi tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkar.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.1.2. Butlan</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Butlan, bir hukuki işlemin ağır bir geçersizlik sebebi nedeniyle ölü doğması, baştan itibaren sonuçlarını doğurmaması demektir. Genel kurul kararının butlan sebeplerinin neler olabileceği TTK md. 447 hükmünde özel olarak düzenlenmiştir. Bu hükümde:</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>
<ul class="wp-block-list"><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item -->
<li>
<p>Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,</p>
</li>
<!-- /wp:list-item --></ul>
<p><!-- /wp:list --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Genel kurul kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırılık, sermayenin azaltılmasında özellikle gündeme gelebilir. Örneğin eş zamanlı sermaye artırımıyla tamamlanması söz konusu olmaksızın sermayenin TTK md. 332 hükmünde öngörülen asgari tutarın altına indirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı, TTK md. 473/V hükmü ile sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırı olduğundan TTK md. 447/I,c hükmü uyarınca batıldır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Eşit işlem ilkesine aykırı yapılmış bir sermaye azaltımı kararının batıl mı iptal edilebilir mi olduğu hususu tartışmalıdır. Nitekim genel kurul kararları açısından açıkça zikredilmese de eşit işlem ilkesine aykırı yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu TTK md. 391 hükmünde ifade edilmişken, genel kurul kararları açısından eşit işlem ilkesi butlan sebepleri arasında sayılmamıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Öğretide, eşit işlem ilkesine aykırı genel kurul kararlarında aykırılığın niteliğinin önem taşıdığı kabul edilmektedir. Örneğin eşit işlem ilkesine münferit, arızi nitelikteki aykırılıkların (o yılki kâr payı dağıtımında eşit işlem ilkesine uyulmaması gibi) yaptırımının iptal edilebilirlik, devamlı sonuç yaratan aykırılıkların yaptırımının ise butlan olduğu kabul edilmektedir<a id="_ftnref42" href="#_ftn42">[42]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bu çerçevede, payların itfası yoluyla yapılan sermaye azaltımında nesnel ve haklı bir sebep bulunmaksızın yalnızca belirli pay sahiplerinin paylarının itfa edilmesi ve bunun sonucunda ortaklık oranlarının kalıcı biçimde değiştirilmesi hâlinde, kanımızca sermaye azaltımı kararı batıl sayılmalıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İptal edilebilir genel kurul kararlarının aksine, batıl kararlara karşı hukuki yararı bulunan alacaklılar da butlanın tespiti davası açabilir<a id="_ftnref43" href="#_ftn43">[43]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.1.3. İptal Edilebilirlik</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TTK md. 445 hükmü uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı kararlar aleyhine iptal davası açılabilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Dürüstlük kuralına aykırılık, özellikle sermaye artırımında çok sıklıkla gündeme gelebilmektedir. Bilhassa sermaye artırımına katılmak istemeyen azınlık pay sahiplerinin şirket üzerindeki söz hakkını azaltmak için şirketin ihtiyacı olmadığı halde yapılan sermaye artırımı, dürüstlük kuralına aykırı sermaye artırım kararının klasik örneğidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımında benzer bir durum eş zamanlı azaltım ve artırımda gündeme gelebilir. Özellikle eş zamanlı azaltım ile azınlık pay sahiplerinin payları azaltıldıktan sonra, artırımda bu kişilerin rüçhan hakları gerçekte haklı olmayan sebeplere dayalı olarak sınırlandırılıyorsa, dürüstlük kuralına aykırı bir genel kurul kararından söz edilebilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.2. PAY SAHİPLERİNİN ALACAK DAVASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Pay sahiplerinin alacak davası, olağan sermaye azaltımında pay sahiplerine iade amaçlı yapılan sermaye azaltımında gündeme gelebilir. Böyle bir durumda, eğer yönetim kurulu sermaye azaltımı kanuna uygun bir şekilde gerçekleştirilmesine rağmen azaltım sonucu çözülen sermaye kısımlarını pay sahiplerine iade etmediyse bu karşılıklar ayrı bir alacak davasına konu olabilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.3. ALACAKLILARIN DAVA HAKKI</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading {"level":3} --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.3.1. İptal Davası</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Yukarıda belirtildiği üzere alacaklılar TTK md. 445 ve  devamı hükümlerinde düzenlenen iptal davasını açamazlar. Bu davayı ancak pay sahipleri ve TTK md. 446 hükmünde sayılmış olan diğer kişiler açabilirler. Bununla birlikte kanun koyucu, sermaye azaltımında alacaklılar için özel bir iptal davası hakkı tanımıştır. TTK md. 475/I hükmü uyarınca, <em>“Sermaye, ancak alacaklılara verilen sürenin sona ermesinden ve beyan edilen alacakların ödenmesinden veyateminat altına alınmasından sonra azaltılabilir; aksi hâlde alacaklılar şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde sermayenin azaltılması işleminin tescilinin ilan edilmesinden itibaren iki yıl içinde sermayenin azaltılmasının iptali davası açabilirler. Teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açıktır.”</em></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Kanımızca, şirketin genel kurulunda aldığı sermayenin azaltılması kararı, sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil eder seviyede hukuka aykırı ise alacaklıların TTK md. 447/I,c hükmüne göre butlanın tespiti davası açma hakkı bakidir. Keza nisaplara aykırı olarak veya başka bir şekilde yok hükmünde bir karar alınmış olması hâlinde alacaklıların yokluğun tespiti davası açması da mümkündür. Ancak hem butlan hem de yokluğa ilişkin davaların açılabilmesi için, alacaklıların hukuki yararlarını ispatlamaları gerekmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Yokluk ve butlan seviyesinde bir hukuka aykırılık olmasa bile alacaklılar TTK md. 475/I hükmünde tanınan özel iptal davası hakkından da yararlanabilirler.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":3} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>3.3.2. Teminat ve İfa Davası</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TTK md. 475/I hükmünün son cümlesinde, teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açık olduğu hüküm altına alınmıştır. O halde, alacaklılar sermaye azaltımının geçersizliği sebeplerinden biri var olmasa bile, yeterli teminat verilmediği takdirde teminat verilmesi için dava açabilirler. Keza ödeme için ifa davası açılabileceğinin kabulü de evleviyet gereğidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Şayet sermaye azaltımı sonrasında şirketin aktifleri borçlarını karşılamaya yetiyorsa, dolayısıyla sermaye azaltımını engelleyen bir durum yoksa; ancak buna rağmen şirket, alacağı muaccel alacaklılara ödeme yapmayı, alacağı müeccel alacaklılara teminat vermeyi kabul etmiyorsa, alacaklıların sermaye azaltımının geçersizliğini talep etmeden yalnızca alacağın ödenmesi veya alacağın teminatlandırılması için ifa davası açması mümkündür.<strong><br /></strong></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4. KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA SERMAYENİN AZALTILMASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımına ilişkin düzenlemeler, şirket sermayesinin alacaklıların korunmasında üstlendiği işleve göre farklılaşmaktadır. Türk, İsviçre ve Alman hukuklarında sermaye, şirket malvarlığının pay sahiplerine aktarılmasını sınırlayan hukuki bir büyüklük olarak önemini korumaktadır. Buna karşılık Amerika Birleşik Devletleri’nde, özellikle <em>Model Business Corporation Act</em> sisteminde, sabit sermayenin korunmasından ziyade şirketin işlem sonrasındaki ödeme gücü ve bilanço durumu esas alınmaktadır. İngiliz hukuku ise mahkeme onaylı usul ile ödeme yeterliliği beyanına dayanan usulü birlikte kabul ederek bu iki yaklaşım arasında bir konumda bulunmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.1. İSVİÇRE HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İsviçre hukukunda sermaye azaltımı, İsviçre Borçlar Kanununun <em>(Zivilgesetzbuch, Fünfter Teil &#8211; Obligationenrecht – OR)</em> 653 üncü madde ile 654 üncü madde arasına eklenen 653j ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. 19.06.2020 tarihli Federal Kanunla öngörülen ve 01.01.2023 tarihinde yürürlüğe giren şirketler hukuku reformu sonrasında olağan sermaye azaltımı, bilanço açığının giderilmesine yönelik azaltım, eş zamanlı azaltım ve artırım ile <em>Kapitalband</em> sistemi kapsamında azaltım birbirinden ayrılmıştır<a id="_ftnref44" href="#_ftn44">[44]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Olağan sermaye azaltımı OR md. 653j ila 653o hükümlerine göre gerçekleştirilir. Genel kurul kararında azaltımın miktarı ve gerçekleştirilme şekli gösterilmelidir<a id="_ftnref45" href="#_ftn45">[45]</a>. Ayrıca yetkili bir denetçinin, şirket alacaklılarının alacaklarının sermaye azaltımına rağmen tamamen karşılandığını yazılı olarak doğrulaması gerekir<a id="_ftnref46" href="#_ftn46">[46]</a>. Genel kurul kararının alındığı tarih itibariyle şirketin son yıllık bilançosu altı aydan eski ise ayrıca ara bilanço hazırlanması gerekmektedir<a id="_ftnref47" href="#_ftn47">[47]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Alacaklıların korunması amacıyla yönetim kurulu, sermayenin azaltılacağını İsviçre Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan eder. Alacaklılar, ilandan itibaren otuz gün içinde alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler<a id="_ftnref48" href="#_ftn48">[48]</a>. Şirketin alacağı ifa etmesi veya sermaye azaltımının alacağın ifasını tehlikeye düşürmediğini ortaya koyması hâlinde teminat yükümlülüğü ortadan kalkar<a id="_ftnref49" href="#_ftn49">[49]</a>. Önceki düzenlemede iki ay olarak belirlenen alacaklı başvuru süresinin otuz güne indirilmesi ve birden fazla ilan yerine tek ilanın yeterli görülmesi, 2023 reformunun azaltım sürecini hızlandıran başlıca yeniliklerindendir<a id="_ftnref50" href="#_ftn50">[50]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türk hukukundaki basitleştirilmiş sermaye azaltımına karşılık gelen bilanço açığının giderilmesine yönelik azaltım OR md. 653p’de düzenlenmiştir. Yetkili denetim uzmanının azaltım tutarının bilanço açığını aşmadığını doğrulaması hâlinde olağan azaltımdaki alacakların teminat altına alınması, ara bilanço, denetçi doğrulaması ve yönetim kurulunun beyanına ilişkin hükümler uygulanmaz<a id="_ftnref51" href="#_ftn51">[51]</a>. Bu farklılaştırmanın nedeni, azaltım sonucunda şirket malvarlığından pay sahiplerine bir aktarım yapılmaması ve işlemin bilançodaki sermaye rakamını mevcut mali duruma uyarlamasıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>OR md. 653q ve 653r hükümleri eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımını açıkça düzenlemektedir. Türk hukukunda Türk Ticaret Kanununda bu işleme ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 81 ve 82 nci maddeleri eş zamanlı azaltım ve artırımı kabul etmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İsviçre hukukunun Türk hukukundan ayrıldığı bir başka nokta <em>Kapitalband</em> sistemidir. Esas sözleşmeyle yönetim kuruluna en fazla beş yıllık bir süre için önceden belirlenen alt ve üst sınırlar içinde sermayeyi artırma veya azaltma yetkisi verilebilir. Böylece genel kurul, yönetim kuruluna yalnızca sermaye artırımı değil, belirlenen sınırlar içerisinde sermaye azaltımı yapma yetkisi de tanıyabilmektedir<a id="_ftnref52" href="#_ftn52">[52]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.2. ALMAN HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Alman hukukunda anonim şirketler (Aktiengesellschaft), ayrı bir paylı ortaklıklar kanununda (Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu – Aktiengesetz – AktG) düzenlenmektedir. AktG §§ 222-240 hükümleri, anonim şirketlerde olağan sermaye azaltımı, basitleştirilmiş sermaye azaltımı ve payların itfası yoluyla sermaye azaltımı arasında ayrım yapmaktadır<a id="_ftnref53" href="#_ftn53">[53]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Olağan sermaye azaltımı AktG §§ 222-228 hükümlerine göre gerçekleştirilir. İtibari değerli paylarda azaltım, kural olarak payların itibari değerinin düşürülmesi yoluyla yapılır. Azaltım sonucunda pay başına düşen tutarın AktG § 8 hükmündeki asgari itibari değerin (1 Euro) altına inecek olması hâlinde ise payların birleştirilmesi gerekir<a id="_ftnref54" href="#_ftn54">[54]</a>. Genel kurul kararında azaltımın amacı ve özellikle azaltılan tutarın pay sahiplerine iade edilip edilmeyeceği gösterilir<a id="_ftnref55" href="#_ftn55">[55]</a>. Karar, kural olarak toplantıda temsil edilen sermayenin en az dörtte üçünün olumlu oyunu gerektirir<a id="_ftnref56" href="#_ftn56">[56]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Alacaklılar, azaltım kararının tescilinin ilanından itibaren altı ay içinde başvurarak, alacaklarını talep etme imkânına sahip değillerse teminat verilmesini isteyebilirler<a id="_ftnref57" href="#_ftn57">[57]</a>. Azaltım nedeniyle pay sahiplerine yapılacak ödemeler de altı aylık sürenin geçmesinden ve süresinde başvuran alacaklıların tatmin veya temin edilmesinden önce gerçekleştirilemez<a id="_ftnref58" href="#_ftn58">[58]</a>. Bu yönüyle Alman olağan azaltım usulü, Türk hukukundaki iki aylık başvuru süresine kıyasla daha uzun bir koruma dönemi öngörmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Değer kayıplarının giderilmesi, diğer zararların kapatılması veya sermaye yedeğine aktarım yapılması amaçlarıyla olağan sermaye azaltımı yerine AktG §§ 229-236 hükümlerinde düzenlenen basitleştirilmiş sermaye azaltımı usulünün uygulanması da mümkündür<a id="_ftnref59" href="#_ftn59">[59]</a>. Bu usule başvurulabilmesi için, kanuni yedek ile sermaye yedeği toplamının azaltım sonrasında kalan sermayenin yüzde onunu aşan kısmının ve kâr yedeklerinin önceden çözülmüş olması gerekir. Ayrıca geçmiş yıldan devreden kâr bulunduğu sürece basitleştirilmiş sermaye azaltımı yapılamaz<a id="_ftnref60" href="#_ftn60">[60]</a>. Azaltımdan doğan tutarın kullanımına ve azaltım sonrasındaki kâr dağıtımına ilişkin özel sınırlamalar uygulanır<a id="_ftnref61" href="#_ftn61">[61]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>AktG §§ 237-239 hükümleri arasında payların itfası yoluyla sermaye azaltımı bağımsız bir azaltım türü olarak düzenlenmiştir. Paylar zorunlu olarak veya şirket tarafından iktisap edilmelerinin ardından itfa edilebilir. Zorunlu itfa, ancak ilk esas sözleşmede veya payların devralınmasından ya da taahhüt edilmesinden önce yapılan bir esas sözleşme değişikliğinde öngörülmüş veya buna izin verilmiş olması hâlinde mümkündür<a id="_ftnref62" href="#_ftn62">[62]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>AktG § 240 hükmü ise her üç sermaye azaltımı türü yönünden azaltımın bilanço ve muhasebe sonuçlarına ilişkin ortak hükümler içermektedir. Madde bilhassa sermaye azaltımından elde edilen tutarın finansal tablolarda ne şekilde gösterileceğini ve özellikle basitleştirilmiş sermaye azaltımında bu tutarın hangi amaçlarla kullanıldığının açıklanmasını düzenlemektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İhtiyari itfada ise şirket, pay sahibinin rızasıyla payı iktisap ettikten sonra itfa eder. Pay sahibinin rızası doğrudan itfa kararına değil, payın şirkete devredilmesine ilişkindir; şirketin iktisap ettiği pay daha sonra sermaye azaltımı kapsamında ortadan kaldırılır. Pay sahibine iktisap veya itfa karşılığında bir bedel ödenecekse, bu ödemenin yapılmasında AktG § 225/II hükmündeki alacaklıları koruyucu süre ve teminata ilişkin şartlar kıyasen uygulanır<a id="_ftnref63" href="#_ftn63">[63]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Alman sistemi, azaltımın amacına göre alacaklı korumasının yoğunluğunu değiştirmektedir. Pay sahiplerine malvarlığı aktarılabilen olağan azaltımda uzun bir bekleme ve güvence mekanizması uygulanırken, yalnızca zararların bilançodan çıkarılmasına yönelik basitleştirilmiş azaltımda malvarlığı çıkışı farklı yollarla engellenmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.3. İNGİLİZ HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İngiliz hukukunda anonim şirketlere karşılık gelen <em>company</em>’ler 2006 tarihli İngiliz Şirketler Kanununda <em>(Companies Act 2006 – CA 2006)</em> düzenlenmektedir. Sermaye azaltımına ilişkin kurallar CA 2006 md. 641 ila 653 arasında yer almaktadır. Kanun Birleşik Krallık’ta en yaygın şirket türü olan<a id="_ftnref64" href="#_ftn64">[64]</a> <em>private company limited by shares</em> türü şirketler bakımından ödeme yeterliliği beyanına dayanan mahkemesiz bir usul ile mahkeme onayına dayanan usulü alternatif olarak kabul etmektedir<a id="_ftnref65" href="#_ftn65">[65]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><em>Private company limited by shares</em> türü şirketlerde sermaye azaltımı, yöneticilerin hazırladığı bir ödeme yeterliliği beyanıyla desteklenen özel bir genel kurul kararı <em>(special resolution)</em> aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Beyanın bütün yöneticiler tarafından imzalanması ve genel kurul kararından en fazla on beş gün önce düzenlenmesi gerekir<a id="_ftnref66" href="#_ftn66">[66]</a>. Yöneticiler, beyanda şirketin mevcut durumda borçlarını ödeyemediğini gösteren bir sebep bulunmadığı ve şirketin takip eden on iki aylık dönemde vadesi gelen borçlarını ödeyebileceği yönündeki kanaatlerini açıklarlar. Bu değerlendirmede şarta bağlı ve gelecekte doğması muhtemel yükümlülükler de dikkate alınır<a id="_ftnref67" href="#_ftn67">[67]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ödeme yeterliliği beyanı, sermaye azaltımı kararı ve azaltım sonrasındaki sermaye durumunu gösteren belgeler sicile sunulur<a id="_ftnref68" href="#_ftn68">[68]</a>. Azaltım gerekli belgelerin tesciliyle hüküm doğurur<a id="_ftnref69" href="#_ftn69">[69]</a>. Bu usulde mahkeme onayı ve alacaklılara çağrı aranmaz; alacaklıların korunması esas olarak yöneticilerin ödeme yeterliliği değerlendirmesine ve gerçeğe aykırı beyandan doğan sorumluluklarına dayanır<a id="_ftnref70" href="#_ftn70">[70]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İkinci yol CA 2006 md. 645 ila 649 hükümleri arasında düzenlenen mahkemeden onay alma suretiyle gerçekleştirilen sermaye azaltımıdır. Genel kurul kararından sonra mahkemeye başvurulur; alacaklılar kanunda belirtilen şartlarla azaltıma itiraz edebilir<a id="_ftnref71" href="#_ftn71">[71]</a>. Mahkeme, alacaklıların tatmin edilmesini veya alacaklarının teminat altına alınmasını azaltımın onaylanması için şart koşabilir<a id="_ftnref72" href="#_ftn72">[72]</a>. Mahkeme kararı ile sermaye durumunu gösteren belgenin sicile tescil edilmesi üzerine azaltım hüküm ve sonuçlarını doğurur<a id="_ftnref73" href="#_ftn73">[73]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Halka açık şirketin <em>(public company)</em> sermayesinin kanuni asgari tutarın altına düşmesi hâlinde şirketin halka açık olmayan şirkete <em>(private company)</em> dönüşmesini de içeren ayrı bir prosedür uygulanır<a id="_ftnref74" href="#_ftn74">[74]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İngiliz sisteminde mahkeme denetimi tamamen kaldırılmamış, <em>private company limited by shares</em> türü şirketler bakımından yöneticilerin ödeme yeterliliği beyanına dayanan alternatif bir yol kabul edilmiştir. Bu nedenle İngiliz hukuku, mahkeme denetimi ve alacaklıların itiraz hakkına dayanan şekli koruma sistemi ile yöneticilerin ödeme yeterliliği beyanı üzerinden şirketin ödeme gücünü esas alan koruma sistemini bir arada barındırmaktadır<a id="_ftnref75" href="#_ftn75">[75]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.4. AMERİKAN HUKUKUNDA SERMAYENİN AZALTILMASI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketler hukuku esas olarak eyalet hukukuna tabi olduğundan, ülke çapında uygulanan tek bir sermaye azaltımı rejiminden söz edilemez. Bununla birlikte <em>Delaware General Corporation Law (DGCL)</em> ile <em>Model Business Corporation Act (MBCA)</em>, sermaye ve dağıtım rejimlerine ilişkin iki önemli yaklaşımı temsil etmektedir<a id="_ftnref76" href="#_ftn76">[76]</a>. ABD hukukunda anonim şirketlere denk gelen şirket modeli, <em>corporation</em>’dır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Delaware hukukunda şirket sermayesi yönetim kurulu kararıyla azaltılabilir. Azaltım; itfa edilen payların temsil ettiği sermayenin ortadan kaldırılması, payların satın alınması veya itfasında sermayenin kullanılması ya da belirli sermaye tutarlarının sermaye fazlasına aktarılması gibi yollarla gerçekleştirilebilir<a id="_ftnref77" href="#_ftn77">[77]</a>. Azaltım sonrasında şirkette kalan varlıkların, karşılığı başka şekilde sağlanmamış şirket borçlarını ödemeye yeterli olması gerekir. Ayrıca sermaye azaltımı, bedeli tamamen ödenmemiş paylar dolayısıyla pay sahiplerinin mevcut sorumluluğunu ortadan kaldırmaz<a id="_ftnref78" href="#_ftn78">[78]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Delaware sisteminde sermaye azaltımı için mahkeme onayı, alacaklılara ilan veya belirli bir bekleme süresi öngörülmemiştir. Koruma, yönetim kurulunun şirketin azaltım sonrasındaki malvarlığı yeterliliğini gözetmesine ve yönetim kurulu üyelerinin görev ve sorumluluklarına dayanmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Model Business Corporation Act ise itibari değer, belirlenmiş sermaye ve sermaye fazlası arasındaki klasik ayrımlara dayanan sermaye sisteminden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Bu nedenle MBCA’da bağımsız bir sermaye azaltımı prosedürü yerine pay sahiplerine yapılan dağıtımlara uygulanan genel sınırlamalar önem taşımaktadır<a id="_ftnref79" href="#_ftn79">[79]</a>.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bir dağıtımın yapılabilmesi için şirketin işlem sonrasında olağan faaliyetleri sırasında vadesi gelen borçlarını ödeyebilecek durumda kalması gerekir. Ayrıca şirketin toplam varlıkları, toplam borçları ile varsa dağıtım alan pay sahiplerinden önce gelen tasfiye haklarını karşılayacak tutarın altında olmamalıdır<a id="_ftnref80" href="#_ftn80">[80]</a>. Böylece alacaklıların korunması, sabit bir sermaye rakamından ziyade likidite ve bilanço testleriyle sağlanmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Amerikan hukukunda DGCL ile MBCA’nın farklı tekniklerden hareket ettiği görülmektedir. DGCL, sermaye ve sermaye fazlası ayrımını korumakla birlikte sermaye azaltımını yönetim kurulu kararına bağlayan ve azaltım sonrasında şirket varlıklarının borçları karşılamaya yeterli olmasını arayan esnek bir sistem benimsemektedir. MBCA ise sermaye azaltımını bağımsız bir işlem olarak düzenlemek yerine pay sahiplerine yapılan değer aktarımlarını dağıtım kavramı altında toplamakta ve bunları likidite ile bilanço testlerine tabi tutmaktadır. Her iki yaklaşımda da alacaklılara çağrı veya mahkeme onayı gibi işlem öncesi usuli güvenceler yerine şirketin mali yeterliliğinin korunması ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu öne çıkmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>4.5. KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRME</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İncelenen hukuk sistemleri, alacaklıların korunmasında esas aldıkları araçlar bakımından üç grupta değerlendirilebilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Alman ve İsviçre hukukları, sermaye azaltımını sermayenin ve bağlı malvarlığının korunması ilkeleri çerçevesinde düzenlemektedir. Her iki sistem de olağan azaltım ile zararların giderilmesine yönelik azaltım arasında ayrım yapmakta; pay sahiplerine bir malvarlığı aktarımının mümkün olduğu olağan azaltımda daha ağır alacaklı koruma tedbirleri uygulamaktadır. Buna karşılık bilanço açığının giderilmesiyle sınırlı azaltımlarda şirketten malvarlığı çıkışı doğmadığından daha hafif bir usul kabul edilmektedir. Alman hukuku altı aylık alacaklı süresi ve azaltım sonrası dağıtım sınırlamalarıyla daha katı bir yapı gösterirken İsviçre hukuku, 2023 reformuyla ilan ve başvuru sürelerini kısaltmış ve sermaye bandını kabul ederek sisteme daha fazla esneklik kazandırmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde, özellikle MBCA yaklaşımında, alacaklıların korunması sabit sermaye tutarının muhafazasından ziyade işlem sonrasındaki ödeme gücü ve bilanço yeterliliği testlerine dayanmaktadır. Delaware hukuku belirlenmiş sermaye ve sermaye fazlası ayrımını korumakla birlikte, azaltım kararını yönetim kuruluna bırakması ve alacaklı ilanı veya mahkeme denetimi öngörmemesi bakımından Kıta Avrupası sistemlerinden ayrılmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İngiliz hukuku bu iki yaklaşım arasında bulunmaktadır. Mahkeme onaylı azaltım, alacaklıların sürece katılmasına ve mahkemenin teminat şartı koymasına imkân verirken, <em>private company limited by shares</em> türü şirketler için kabul edilen ödeme yeterliliği beyanı yöneticilerin şirketin gelecekteki ödeme gücüne ilişkin sorumluluğunu esas almaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türk hukuku, TTK md. 473–475’te aktif yeterliliği, alacaklılara çağrı, ödeme veya teminat ve tescil denetimini birlikte kabul etmesi bakımından Alman–İsviçre sermaye koruma geleneğine yakındır. Bilanço açığının yalnızca açık oranında kapatılmasına yönelik azaltımda çağrı ve teminat usulünden vazgeçilebilmesi de Alman ve İsviçre hukuklarındaki basitleştirilmiş azaltımla benzer bir işleve sahiptir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Bununla birlikte Türk hukukunun karşılaştırılan sistemler içindeki konumu yalnızca ‘mahkemesiz uzman denetimi modeli’ olarak açıklanamaz. TTK md. 473/II aktif yeterliliğinin belirlenmesini aramakta, ancak işlem denetçisinin kaldırılmasından sonra bu belirlemeyi yapacak kişiyi açıkça göstermemektedir. Serbest muhasebeci mali müşavir, yeminli mali müşavir veya denetçi raporu aranması ise Ticaret Sicili Yönetmeliğine dayanmaktadır. Bu nedenle Türk hukukundaki temel özellik, bilinçli biçimde kurulmuş eksiksiz bir uzman denetimi modelinden ziyade, Kanundaki maddi yeterlilik şartı ile sicil mevzuatındaki raporlama düzenlemesinin birlikte uygulanmasıdır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Karşılaştırmanın ortaya koyduğu temel ayrım, alacaklıların sabit sermayeye bağlı önleyici kurallarla mı, yoksa işlem anındaki ödeme gücü ve bilanço testleriyle mi korunacağıdır. Türk hukukunda her iki yaklaşıma ait unsurlar bulunmakla birlikte sistemin ağırlık noktası sermayenin korunması ve işlem öncesi güvence mekanizmalarıdır. İşlem denetçisinin kaldırılması sonrasında aktif yeterliliğini belirleyecek kişi hususunda kanun boşluğu oluşmuş olmakla birlikte, Ticaret Sicili Yönetmeliği ile söz konusu boşluk doldurularak belirsizlik ortadan kaldırılmıştır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>SONUÇ</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımı, sermayenin korunması ilkesini doğrudan etkileyen özel bir esas sözleşme değişikliğidir. Bu nedenle sermaye azaltımı bakımından ağırlaştırılmış bir karar nisabı öngörülmüş ve alacaklıların özel olarak korunması kabul edilmiştir. Bununla birlikte bilanço açığının kapatılması amacıyla ve yalnızca açık oranında yapılan sermaye azaltımında pay sahiplerine aktarılabilecek bir kaynak doğmadığından, TTK md. 474/II uyarınca alacaklılara çağrı yapılmasından ve bildirilen alacakların ödenmesi veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir. Bu istisna, TTK md. 473/II’deki aktif yeterliliğinin belirlenmesi şartını ortadan kaldırmaz. Sermayenin azaltılmasıyla eş zamanlı olarak artırılması da mümkündür.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımının sebepleri arasında sermayenin pay sahiplerine iadesi, bilanço zararlarının kapatılması, taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermayeye duyulan ihtiyacın ortadan kalkması ve çeşitli hukuki zorunluluklar sayılabilir. Azaltım, payların itfası veya birleştirilmesi ya da payların itibari değerinin düşürülmesi suretiyle gerçekleştirilebilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Türk hukukundaki temel usul olağan sermaye azaltımıdır. Bunun yanında bilanço açıklarının kapatılmasına özgü basitleştirilmiş sermaye azaltımı, eş zamanlı azaltım ve artırım ile kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış sermayenin azaltılması da uygulama alanı bulmaktadır. Bu usullerin tabi olduğu şartlar, azaltımın amacı ve pay sahipleriyle alacaklılar üzerindeki etkisi dikkate alınarak belirlenmelidir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Sermaye azaltımına ilişkin genel kurul kararları yokluk, butlan veya iptal edilebilirlik yaptırımlarına tabi olabilir. Ayrıca pay sahipleri ile alacaklıların sermaye azaltımı dolayısıyla başvurabilecekleri özel dava yolları bulunmaktadır. Özellikle alacaklılara TTK md. 475/I ile tanınan dava hakkı, genel kurul kararlarının TTK md. 445 ve devamı hükümleri uyarınca iptalinden ayrı bir hukuki yoldur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Karşılaştırmalı inceleme, sermaye azaltımında alacaklıların korunması ile şirketlerin finansal yeniden yapılanma ihtiyacı arasında farklı araçlarla denge kurulduğunu göstermektedir. İsviçre ve Alman hukukları sermayenin korunmasına dayanan şekli güvenceleri benimserken, Amerika Birleşik Devletleri hukukunda ödeme gücü ve bilanço testleri öne çıkmakta; İngiliz hukuku ise mahkeme onaylı usul ile ödeme yeterliliği beyanına dayanan usulü birlikte kabul ederek bu iki yaklaşım arasında yer almaktadır. Türk hukuku esas olarak İsviçre–Alman sermaye koruma modeline yakın olmakla birlikte, işlem denetçisinin kaldırılması sonrasında aktif yeterliliğini belirleyecek kişiye ilişkin kanun boşluğunun ikincil düzenleme yoluyla giderildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading {"level":1} --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p><strong><!-- /wp:heading --><!-- wp:heading --></strong></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>BASILI ESERLER</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>AYHAN, Rıza / ÇAĞLAR, Hayrettin / ÖZDAMAR, Mehmet. (2023). Şirketler Hukuku Genel Esaslar, (5. Baskı), Ankara: Yetkin Yayınları (Şirketler).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>BAHTİYAR, Mehmet. (2021). Ortaklıklar Hukuku, (15. Baskı), İstanbul: Beta Yayınevi.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>BOZKURT, Tamer. (2018). Şirketler Hukuku, (9. Baskı), Ankara: Legem Yayıncılık.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>ÇAĞLAR, Hayrettin. (2013). “Sınırlı Esnek Sermaye Sistemi (Kapitalband) – İsviçre Anonim Şirketler Hukukunda Yeni Bir Müessese”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. Cilt 17, Sayı 1-2, s. 353 – 370 (Kapitalband).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>DEMİR, Koray. (2020). Özel Esas Sözleşme Değişiklikleri: Şarta Bağlı Sermaye Artırımı ve Esas Sermayenin Azaltılması (TTK m. 463 – 475), (1. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>GÖKSOY, Yaşar Can. (2023). Şirketler Hukuku Şerhi Cilt 3 (Ed. ŞENOCAK, Kemal), (1. Baskı). Ankara: Seçkin Yayıncılık.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>KENDİGELEN, Abuzer. (2016). Türk Ticaret Kanunu – Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, (3. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>KIRCA, İsmail. (2022). Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, (3. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık (Hükümsüzlük).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>KIRCA, İsmail / ŞEHİRALİ ÇELİK, Feyzan Hayal / MANAVGAT, Çağlar. (2013), Anonim Şirketler Hukuku Cilt 1, (1. Baskı). Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları (Anonim Şirketler).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>MOROĞLU, Erdoğan. (2020). Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, (9. Baskı). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin. (2021). Ortaklıklar Hukuku I, (15. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık (Ortaklıklar I).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin. (2023). Ortaklıklar Hukuku II, (15. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık (Ortaklıklar II).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>PULAŞLI, Hasan. (2024). Şirketler Hukuku Şerhi Cilt IV, (5. Baskı). Ankara: Adalet Yayınevi.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>ŞENER, Oruç Hami. (2019). Teorik ve Uygulamaları Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı, (4. Baskı). Ankara: Seçkin Yayıncılık.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>TEKİNALP, Ünal. (2020). Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, (5. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık (Sermaye Ortaklıkları).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>ÜÇIŞIK, Güzin / ÇELİK, Aydın. (2022). Anonim Ortaklıklar Hukuku II. Cilt, (1. Baskı). Ankara: Adalet Yayınevi.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>ÜNAL, Mücahit. (2006). “Anonim Şirketlerde Esas Sermaye Azaltımı”, Tuğrul Ansay’a Armağan (Ed. ARKAN, Sabih / YONGALIK, Aynur). Ankara: Turhan Kitabevi, s. 601 – 643.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>
<p class="wp-block-heading"><strong>İNTERNET KAYNAKLARI</strong></p>
<p><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Almanya Adalet ve Tüketicinin Korunması Bakanlığı    : <a href="https://www.gesetze-im-internet.de">https://www.gesetze-im-internet.de</a>/</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Amerikan Baro Derneği Resmî Sitesi                           : <a href="https://www.americanbar.org/">https://www.americanbar.org/</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Delaware Eyaleti Resmî Mevzuat Sitesi                        : <a href="https://delcode.delaware.gov/">https://delcode.delaware.gov/</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İngiltere Devlet İstatistikleri                                        : <a href="https://www.gov.uk/government/statistics/">https://www.gov.uk/government/statistics/</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İngiltere Parlamentosu Resmî Mevzuat Sitesi                : <a href="https://www.legislation.gov.uk">https://www.legislation.gov.uk</a>/</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>İsviçre Federal Devleti Resmî Mevzuat Sitesi               : <a href="https://www.fedlex.admin.ch/">https://www.fedlex.admin.ch/</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi              : <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/">https://www.mevzuat.gov.tr/</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p>Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi               : <a href="https://mersis.ticaret.gov.tr/Mersis/TicaretSiciliMevzuat/TicaretSiciliMevzuatIslemleri">https://mersis.ticaret.gov.tr/</a> </p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:separator --></p>
<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />
<p><!-- /wp:separator --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> 14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6102&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6102&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn2" href="#_ftnref2">[2]</a> 28.07.1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6183&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=3">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6183&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=3</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn3" href="#_ftnref3">[3]</a> 10.01.1961 tarihli ve 10705 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=213&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=4">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=213&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=4</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn4" href="#_ftnref4">[4]</a> Öğretide ileri sürülen sermaye azaltım sebepleri için ayrıca bkz. TEKİNALP, 2020<strong>: s.</strong> 149 (Sermaye Ortaklıkları). ÜÇIŞIK/ÇELİK, 2022: s. 513-514. BAHTİYAR, 2021. s. 358-359. DEMİR, 2020: s. 98 vd.  ÜNAL, 2006: s. 605 vd.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn5" href="#_ftnref5">[5]</a> Sermayenin amortizasyonu kavramı için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU), 2023: s. 281-282 (Ortaklıklar II).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn6" href="#_ftnref6">[6]</a> Ticaret Bakanlığının 11.05.2020 tarih ve 50035491-431.99-E-00054303907 sayılı görüş yazısında belediyeye ait taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermayesi bulunan bir şirketin devrinde ödenmemiş miktarın devir bedeline mahsup edilmesi yoluyla pay sahibinin taahhüt borcunun ortadan kaldırılamayacağı, bu durumda mutlaka sermaye azaltımı yapılması gerektiği bildirilmiştir. Yine Ticaret Bakanlığının 13.06.2019 tarih ve 50035491-431.04-E-00045083333 sayılı görüş yazısında pay sahiplerinin taahhüt borcunun kaldırılması amacıyla yapılan sermaye azaltımının pay sahiplerine iade amacıyla yapılan sermaye azaltımı ile aynı hükümlere göre gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilerek, alacaklıların korunmasına ilişkin TTK md. 474/I hükmündeki sürelere riayet edilmesi gerektiği, ancak şirketin tüm alacaklıların sermaye azaltımına muvafakat ettiği, borçlarının ödendiği yahut teminat altına alındığının tevsik edilmesi yahut şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığının yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu veya denetime tabi şirketlerde denetçi raporuyla doğrulanması durumunda da bu sürelere riayet edilmeksizin sermaye azaltımı gerçekleştirilebileceği bildirilmiştir. Söz konusu görüş yazılarına <a href="https://mersis.ticaret.gov.tr/Mersis/TicaretSiciliMevzuat/TicaretSiciliMevzuatIslemleri">https://mersis.ticaret.gov.tr/</a> internet sitesinden oluşturulacak ücretsiz hesapla ana sayfadan Ticaret Sicili Mevzuatı &gt; Görüşler &gt; Özel Sözleşme Değişiklikleri &gt; Sermaye Azaltımı sekmeleri aracılığıyla ulaşılması mümkündür.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn7" href="#_ftnref7">[7]</a> Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU), 2023: s. 276-277 (Ortaklıklar II).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn8" href="#_ftnref8">[8]</a> 15.09.2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=24813&amp;MevzuatTur=9&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=24813&amp;MevzuatTur=9&amp;MevzuatTertip=5</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn9" href="#_ftnref9">[9]</a> Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6203 Esas, 2022/3451 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli karar.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn10" href="#_ftnref10">[10]</a> Bkz. ÇAMOĞLU (POROY / TEKİNALP),2021: s. 366 (Ortaklıklar I). AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 234 (Şirketler).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn11" href="#_ftnref11">[11]</a> Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 652 vd. (Ortaklıklar I).  ŞENER, 2019: s. 395 vd.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn12" href="#_ftnref12">[12]</a> Bu durumda sermaye azaltımının gündeme gelebileceği yönünde bkz. DEMİR, 2020: s. 102-103.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn13" href="#_ftnref13">[13]</a> Yokluk ve butlan hâllerinde ilgili mahkeme kararı doğrultusunda resen işlem yapılması mümkün olmakla birlikte, sicil işlemleri kural olarak TTK md. 27/I hükmü dairesinde istem üzerine yapılmaktadır. Bilhassa iptale ilişkin kararlarda, kararın hüküm bölümünde ilgili ticaret sicili müdürlüğüne yönelik bir tescil emrinin bulunmadığı hâllerde, değişiklik yapılabilmesi için ilgililerin istemde bulunması gerekmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn14" href="#_ftnref14">[14]</a> Bölünmede alacaklıların korunması için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 186-187 (Ortaklıklar I).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn15" href="#_ftnref15">[15]</a> Öğretide kurucu ve/veya açıklayıcı azaltım terimlerini kullanan kimi yazarlar için bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 271 (Ortaklıklar II). PULAŞLI, 2024: s. 2925-2926. BAHTİYAR, 2021: s. 358-359. ŞENER, 2019: s. 593 ve 600. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 515. DEMİR, 2020: s. 105-107. GÖKSOY, 2023: s. 2904-2906.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn16" href="#_ftnref16">[16]</a> Bkz. ÜNAL, 2006: s. 637. Buna karşılık bu tarz sermaye azaltımının esasen bir sermaye artırımı olduğu yönünde bkz. DEMİR, 2020: s. 107-108. GÖKSOY, 2023: s. 2906-2907.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn17" href="#_ftnref17">[17]</a> Bkz. Yukarıda dipnot 8.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn18" href="#_ftnref18">[18]</a> Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 281 (Ortaklıklar II). ÜNAL, 2006: s. 618-620.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn19" href="#_ftnref19">[19]</a> Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 280 (Ortaklıklar II). ÜNAL, 2006: s. 617-618.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn20" href="#_ftnref20">[20]</a> Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 280 (Ortaklıklar II).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn21" href="#_ftnref21">[21]</a> Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 630-631 (Ortaklıklar I). AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 316 (Şirketler). DEMİR, 2020: s. 110.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn22" href="#_ftnref22">[22]</a> Eşit işlem ilkesi için ayrıca bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2021: s. 690-692 (Ortaklıklar I). ŞEHİRALİ-ÇELİK (KIRCA / MANAVGAT), 2013: s. 131 vd. (Anonim Şirketler). AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 196-197 (Şirketler). BOZKURT, 2018: s. 201-203.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn23" href="#_ftnref23">[23]</a> Bkz. KENDİGELEN, 2016: s. 377 &#8211; 378.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn24" href="#_ftnref24">[24]</a> 27.01.2013 tarihli ve 28541 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=20124093&amp;MevzuatTur=21&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=20124093&amp;MevzuatTur=21&amp;MevzuatTertip=5</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn25" href="#_ftnref25">[25]</a> Kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği Ticaret Bakanlığı iznine tabi şirketlerin sermayenin azaltılmasına dair esas sözleşme değişikliği içeren izin başvurularında rapor serbest muhasebeci mali müşavirler eliyle hazırlanamamaktadır. Bu hususa bir sonraki başlıkta değinilecektir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn26" href="#_ftnref26">[26]</a> Bkz. BOZKURT, 2018: s. 463.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn27" href="#_ftnref27">[27]</a> 15.11.2012 tarihli ve 28468 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16770&amp;MevzuatTur=9&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16770&amp;MevzuatTur=9&amp;MevzuatTertip=5</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn28" href="#_ftnref28">[28]</a> 01.11.2005 tarihli ve 25983 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5411&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5411&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn29" href="#_ftnref29">[29]</a> 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete. Erişim linki için bkz. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6362&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6362&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn30" href="#_ftnref30">[30]</a> Öğretide hâkim görüş her türlü sermaye azaltımında TTK md. 421/III hükmündeki nisabın cari olduğudur. Bkz. PULAŞLI, 2024: s. 2930. AYHAN / ÇAĞLAR / ÖZDAMAR, 2023: s. 306-307 (Şirketler). ŞENER, 2019: s. 595. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 521. GÖKSOY,2023: s. 2912. BOZKURT, 2018: s. 463. <em>Tekinalp</em> ise azınlık görüşünde olup, olağan ve basitleştirilmiş sermaye azaltımında TTK md. 421/I hükmündeki nisabın, eş zamanlı azaltım ve artırımda ise TTK md. 421/III hükmündeki nisabın uygulanacağı fikrindedir. Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 271-272 (Ortaklıklar II). TEKİNALP, 2020<strong>: s.</strong> 150 (Sermaye Ortaklıkları). Biz de, öğretide kimi yazarlarca haklı şekilde ifade edildiği üzere, kanunun lafzından TTK md. 473/III hükmü ile yapılan atfın yalnızca eş zamanlı azaltım ve artırımlarda uygulanacağı gibi bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığını düşündüğümüzden hâkim görüşe katılmaktayız.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn31" href="#_ftnref31">[31]</a> Bkz. <em>Kendigelen</em>, TTK md. 473/III’teki ağırlaştırılmış nisabın, kanun yapım sürecinde TTK md. 421’de yapılan değişikliğin ilgili atıfta gözden kaçırıldığını ifade etmektedir. KENDİGELEN, 2016: s. 378-379. BAHTİYAR, 2021: s. 360.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn32" href="#_ftnref32">[32]</a> Bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),2023: s. 275 (Ortaklıklar II). PULAŞLI, 2024: s. 2931. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 521-523. GÖKSOY, 2023: s. 2918-2920.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn33" href="#_ftnref33">[33]</a> Bkz. ÜÇIŞIK / ÇELİK, 2022: s. 522. GÖKSOY, 2023: s. 2926-2927.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn34" href="#_ftnref34">[34]</a> Bkz. ÇAMOĞLU (POROY / TEKİNALP), 2021: s. 575 (Ortaklıklar I).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn35" href="#_ftnref35">[35]</a> Bkz. PULAŞLI, 2024: s. 2934.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn36" href="#_ftnref36">[36]</a> Ticaret Bakanlığının 06.02.2020 tarih ve 50035491-431.04-E-00052046951 sayılı görüş yazısında, 2.000.000 TL sermayeye sahip bir şirketin öncelikle sermayesini 1.950.000 TL azaltıp tekrar iç kaynaklardan 1.950.000 TL artırması suretiyle yeniden 2.000.000 TL yapması şeklindeki işlemin yapılmasının mümkün olduğu, ancak bu durumda da TTK md. 474/I hükmünden kaynaklanan alacaklıların korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiği, ayrıca artırımın iç kaynaklardan yapılabilmesi için iç kaynaklardan karşılanan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğunu gösteren yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporuyla, denetime tabi şirketlerde ise denetçinin bu tespitlere ilişkin raporuyla işlem yapılabileceği bildirilmiştir. Söz konusu görüş yazısına <a href="https://mersis.ticaret.gov.tr/Mersis/TicaretSiciliMevzuat/TicaretSiciliMevzuatIslemleri">https://mersis.ticaret.gov.tr/</a> internet sitesinden oluşturulacak ücretsiz hesapla ana sayfadan Ticaret Sicili Mevzuatı &gt; Görüşler &gt; Özel Sözleşme Değişiklikleri &gt; Sermaye Azaltımı sekmeleri aracılığıyla ulaşılması mümkündür.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn37" href="#_ftnref37">[37]</a> Bkz. Yukarıda dipnot 8.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn38" href="#_ftnref38">[38]</a> Bkz. TEKİNALP, 2020: s. 150 (Sermaye Ortaklıkları). GÖKSOY, 2023: s. 2914. Azınlık görüşü için bkz. DEMİR, 2020: s. 130-132.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn39" href="#_ftnref39">[39]</a> <em>Kapitalband</em> sistemi hakkında ayrıntılı bilgi için ayrıca bkz. ÇAĞLAR,2013: s. 353 – 370 (Kapitalband). PULAŞLI, 2024: s. 2934 – 2938.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn40" href="#_ftnref40">[40]</a> Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 123. KIRCA, 2022: s. 8-9 (Hükümsüzlük). ÇAMOĞLU (POROY / TEKİNALP), 2021: s. 594-595 (Ortaklıklar I).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn41" href="#_ftnref41">[41]</a> Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 148. KIRCA, 2022: s. 216-217 (Hükümsüzlük).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn42" href="#_ftnref42">[42]</a> Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 234-235. KIRCA, 2022: s. 64-68 (Hükümsüzlük). ŞEHİRALİ-ÇELİK (KIRCA / MANAVGAT), 2013: s. 149-152 (Anonim Şirketler).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn43" href="#_ftnref43">[43]</a> Bkz. MOROĞLU, 2020: s. 180-182. KIRCA, 2022: s. 216-217 (Hükümsüzlük).</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn44" href="#_ftnref44">[44]</a> İsviçre Borçlar Kanununun İsviçre Federal Devletince paylaşılan hukuken bağlayıcı olmayan İngilizce metni için bkz. <a href="https://fedlex.data.admin.ch/eli/cc/27/317_321_377/en">https://fedlex.data.admin.ch/eli/cc/27/317_321_377/en</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn45" href="#_ftnref45">[45]</a> Bkz. OR md. 653n.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn46" href="#_ftnref46">[46]</a> Bkz. OR md. 653m.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn47" href="#_ftnref47">[47]</a> Bkz. OR md. 653l.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn48" href="#_ftnref48">[48]</a> Bkz. OR md. 653k/I ve II.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn49" href="#_ftnref49">[49]</a> Bkz. OR md. 653k/III.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn50" href="#_ftnref50">[50]</a> 2023 reformu öncesinde sermaye azaltımı konusu İsviçre Borçlar Kanununun 732 ila 734 üncü maddelerinde düzenlenmekte olup, mülga 733 üncü madde uyarınca ticaret sicili gazetesinde üç defa ilan yapılması ve üçüncü ilandan itibaren iki ay boyunca beklenmesi gerekmekteydi. Anılan hüküm büyük ölçüde Türk Ticaret Kanununun 474 üncü maddesine de kaynak teşkil etmiştir. Sermaye azaltımına dair mülga hükümlerin, 44 üncü dipnotta paylaşılan link açıldıktan sonra, sayfanın sol altındaki sekmeden 01.01.2023 tarihinden önceki bir versiyon seçilerek incelenmesi mümkündür.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn51" href="#_ftnref51">[51]</a> Bkz. OR md. 653p/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn52" href="#_ftnref52">[52]</a> <em>Kapitalband</em> sistemi İsviçre Borçlar Kanununun 653s ile 653y hükümleri arasında düzenlenmektedir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn53" href="#_ftnref53">[53]</a> Alman Paylı Ortaklıklar Kanununun Almanya Adalet ve Tüketicinin Korunması Bakanlığı sitesinde paylaşılan hukuken bağlayıcı olmayan İngilizce metni için bkz. <a href="https://www.gesetze-im-internet.de/englisch_aktg/index.html">https://www.gesetze-im-internet.de/englisch_aktg/index.html</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn54" href="#_ftnref54">[54]</a> Bkz. AktG § 222/IV.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn55" href="#_ftnref55">[55]</a> Bkz. AktG § 222/III.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn56" href="#_ftnref56">[56]</a> Bkz. AktG § 222/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn57" href="#_ftnref57">[57]</a> Bkz. AktG § 225/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn58" href="#_ftnref58">[58]</a> Bkz. AktG § 225/II.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn59" href="#_ftnref59">[59]</a> Bkz. AktG § 229/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn60" href="#_ftnref60">[60]</a> Bkz. AktG § 229/II.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn61" href="#_ftnref61">[61]</a> AktG § 230 hükmü uyarınca, yedeklerin çözülmesinden ve sermaye azaltımından elde edilen tutarlar pay sahiplerine ödenemez veya pay sahiplerinin sermaye koyma borcundan kurtarılmasında kullanılamaz; yalnızca azaltım kararında gösterilen amaç doğrultusunda değer kayıplarının giderilmesi, zararların kapatılması veya sermaye ya da kanuni yedeğe aktarım için kullanılabilir. AktG § 233 hükmüne göre kanuni yedek ile sermaye yedeği toplamı sermayenin yüzde onuna ulaşmadan kâr dağıtılamaz; sermaye azaltımı kararından itibaren iki yıl geçmeden yüzde dördü aşan kâr dağıtımı ise kural olarak yasaktır. Süresinde başvuran önceki alacaklıların tatmin veya temin edilmesi hâlinde bu ikinci sınırlama uygulanmaz. Yedeklerin çözülmesinden ve sermaye azaltımından elde edilen tutarlar hiçbir hâlde kâr olarak dağıtılamaz.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn62" href="#_ftnref62">[62]</a> Bkz. AktG § 237/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn63" href="#_ftnref63">[63]</a> Bkz. AktG § 237/II.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn64" href="#_ftnref64">[64]</a> Birleşik Krallık’ın Nisan 2025 – Mart 2026 dönemine ilişkin yayınladığı şirketler sicili aktivitelerine dair istatistik uyarınca sicile tescilli 5.720.308 şirketten 5.275.466 tanesi yani %92,22’si <em>private limited company (by shares)</em> modelini benimsemektedir. Bkz. <a href="https://www.gov.uk/government/statistics/companies-register-activities-statistical-release-april-2025-to-march-2026/companies-register-activities-statistical-release-april-2025-to-march-2026">https://www.gov.uk/government/statistics/companies-register-activities-statistical-release-april-2025-to-march-2026/companies-register-activities-statistical-release-april-2025-to-march-2026</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn65" href="#_ftnref65">[65]</a> Companies Act 2006 metni için bkz. <a href="https://www.legislation.gov.uk/ukpga/2006/46/contents">https://www.legislation.gov.uk/ukpga/2006/46/contents</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn66" href="#_ftnref66">[66]</a> Bkz. CA 2006 md. 642/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn67" href="#_ftnref67">[67]</a> Bkz. CA 2006 md. 643/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn68" href="#_ftnref68">[68]</a> Bkz. CA 2006 md. 644/I.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn69" href="#_ftnref69">[69]</a> Bkz. CA 2006 md. 644/IV.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn70" href="#_ftnref70">[70]</a> CA 2006 md. 643/IV ve V hükümleri uyarınca yöneticilerin ödeme yeterliliği beyanında açıkladıkları kanaatleri destekleyen makul gerekçeler bulunmamasına rağmen beyanın sicile sunulması suç teşkil eder. İhlalden sorumlu yönetici, yargılama usulüne göre hapis veya adli para cezasıyla ya da her iki yaptırımla karşılaşabilir; hapis cezasının üst sınırı iki yıldır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn71" href="#_ftnref71">[71]</a> CA 2006 md. 646 hükmü uyarınca azaltımın, alacağın vadesinde ödenememesi yönünde gerçek bir ihtimal doğuracağını gösterebilen alacaklı azaltıma itiraz edebilir. Mahkeme, itiraz hakkına sahip alacaklıları belirler; alacağı ödenmeyen veya sona ermeyen ve azaltıma rıza göstermeyen alacaklının alacağı güvence altına alınmak şartıyla bu alacaklının rızasını aramayabilir. Güvence, kabul edilen alacağın tamamını; çekişmeli, şarta bağlı veya miktarı belirlenmemiş alacaklarda ise mahkemece belirlenecek tutarı kapsar.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn72" href="#_ftnref72">[72]</a> Bkz. CA 2006 md. 646/IV, V ve md. 648/II.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn73" href="#_ftnref73">[73]</a> Bkz. CA 2006 md. 649/III.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn74" href="#_ftnref74">[74]</a> CA 2006 uyarınca halka açık şirketler bakımından kanuni asgari sermaye 50.000 sterlin veya bunun belirlenen avro karşılığıdır (CA 2006, md. 763/I). Halka açık olmayan şirketler bakımından ise kanuni bir asgari sermaye tutarı bulunmadığından bu şirketlerin örneğin 1 sterlin sermayeyle kurulması mümkündür. Mahkeme onaylı sermaye azaltımı sonucunda halka açık şirketin sermayesinin kanuni asgari tutarın altına düşecek olması hâlinde mahkeme, şirketin <em>private company</em> türü şirket olarak yeniden tescil edilmesine karar verebilir; yeniden tescile ilişkin usul CA 2006, md. 650–651’de düzenlenmiştir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn75" href="#_ftnref75">[75]</a> Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliği Brexit sonrasında sona ermiş olmakla birlikte CA 2006, Avrupa Birliği şirketler hukukuna uyum sürecinin izlerini taşımaktadır. İngiliz hukukunda geleneksel olarak, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki sermaye azaltımı yöntemine benzerlik taşıyan mahkeme onayına bağlı olan sermaye azaltımının yanında CA 2006 ile yalnızca <em>private company limited by shares</em> türü şirketler bakımından, azaltım sonrasında şirketin borçlarını ödeme yeterliliğinin yöneticilerce beyan edilmesine dayanan mahkemesiz bir usul de kabul edilmiştir. Böylece mahkeme onaylı usul muhafaza edilirken <em>private company limited by shares</em> türü şirketlere daha esnek bir alternatif sunulmuştur.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn76" href="#_ftnref76">[76]</a> Amerikan şirketler hukukunun eyalet hukukuna tabi olması nedeniyle elli eyaletin <em>corporation</em> düzenlemelerinin ayrı ayrı incelenmesi bu çalışmanın kapsamını aşmaktadır. İncelemenin DGCL ve MBCA ile sınırlandırılması, bu iki metnin Amerikan <em>corporation</em> hukukunun gelişimindeki özel konumuna dayanmaktadır. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında New Jersey, o dönemde şirketlerin New York’ta yoğunlaşması karşısında şirket kuruluşlarını kendi eyaletine çekmek amacıyla vergi avantajları, kuruluş kolaylıkları ve bürokrasinin azaltılması gibi yöntemlerle <em>corporation</em> mevzuatını cazip hâle getirmiş; Delaware de bu yaklaşımı izleyerek 1899 yılında kendi <em>corporation</em> kanununu kabul etmiştir. Zaman içerisinde Delaware General Corporation Law uygulamada büyük ağırlık kazanmış ve diğer eyaletlerin <em>corporation</em> düzenlemelerini etkilemiştir. Diğer taraftan Amerikan Baro Derneği <em>(American Bar Association),</em> eyaletler arasındaki farklılıkların azaltılması amacıyla 1950 yılında Model Business Corporation Act’i hazırlamış; daha sonra çeşitli defalar gözden geçirilen bu metin birçok eyaletin <em>corporation</em> mevzuatına model olmuştur. Bu nedenle DGCL, uygulamadaki ağırlığı ve diğer eyalet hukukları üzerindeki etkisini; MBCA ise eyalet mevzuatının yeknesaklaştırılmasına yönelik model yaklaşımı temsil etmektedir. Bununla birlikte MBCA’nın doğrudan uygulanan bir federal kanun değil, eyaletlerin kendi mevzuatlarını oluştururken bütünüyle veya kısmen benimseyebilecekleri bir model kanun olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. DGCL metni için bkz. <a href="https://delcode.delaware.gov/title8/c001/">https://delcode.delaware.gov/title8/c001/</a>. MBCA metni için bkz. <a href="https://www.americanbar.org/content/dam/aba/administrative/business_law/corplaws/2026-06-current-definitive-mbca.pdf">https://www.americanbar.org/content/dam/aba/administrative/business_law/corplaws/2026-06-current-definitive-mbca.pdf</a></p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn77" href="#_ftnref77">[77]</a> Bkz. DGCL § 244/a.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn78" href="#_ftnref78">[78]</a> Bkz. DGCL § 244/b.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn79" href="#_ftnref79">[79]</a> MBCA § 6.40 hükümleri uyarınca pay sahiplerine dağıtım yapılmasına yönetim kurulu karar verir. Dağıtımın gerçekleştirilmesi sonucunda şirketin olağan iş akışı içinde vadesi gelen borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi veya şirketin toplam varlıklarının, toplam borçları ile tasfiye hâlinde dağıtımdan yararlanan pay sahiplerine göre üstün imtiyaza sahip pay sahiplerine ödenmesi gereken tutarın toplamından daha az olması hâlinde dağıtım yapılamaz. Yönetim kurulu bu değerlendirmeyi, somut koşullara uygun muhasebe ilke ve uygulamalarına göre hazırlanmış finansal tablolara, gerçeğe uygun değerlemeye veya koşullara uygun başka bir yönteme dayandırabilir. Hüküm, şirketin kendi paylarını satın alması, itfa etmesi veya başka bir yolla iktisap etmesi suretiyle gerçekleştirilen dağıtımlara da uygulanmaktadır.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>
<p><a id="_ftn80" href="#_ftnref80">[80]</a> Bkz. MBCA § 6.40/c. Bununla birlikte yönetim kurulu MBCA § 6.40/d hükmü uyarınca, dağıtımın (c) bendindeki sınırlamalara aykırı olmadığına ilişkin değerlendirmesini, somut koşullar bakımından makul muhasebe ilke ve uygulamalarına göre hazırlanmış finansal tablolara, gerçeğe uygun değerlemeye veya koşullara göre makul olan başka bir yönteme dayandırabilir.</p>
<p><!-- /wp:paragraph --></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tiud.org.tr/2026/09/23/anonim-sirketlerde-sermayenin-azaltilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
