<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 67 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus/ticarette-uzman-gorus-67/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Jul 2025 08:20:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 67 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yönetim Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/yonetim-kurulundan-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticaret Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:22:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8242</guid>

					<description><![CDATA[Ticaret Uzmanları Derneği olarak, 20 yılı aşkın bir süredir, meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Değerli Okurlarımız,</strong></p>



<p>Ticaret Uzmanları Derneği olarak, 20 yılı aşkın bir süredir, meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız <strong>“Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin</strong> yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</p>



<p>Derneğimiz, ticaret dünyasının tüm alanlarında çalışan profesyoneller için değerli bir bilgi kaynağı ve başvuru niteliği taşıyan bu yayını, artan destekle daha da güçlenerek sürdürmektedir.</p>



<p>Bugüne kadar Dergimizin gelişimine katkı sağlayan başta Yayın Kurulumuz ve Yazarlarımız olmak üzere bu süreçte emek veren meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunarız.</p>



<p>Yeni sayımızda, çoğunlukla Ticaret Uzmanları tarafından kaleme alınan ve kamu ile özel sektörde faaliyet gösteren profesyonellerin bilgi ve deneyimlerini bir araya getiren makaleler yer almaktadır. Bu makalelerde, gümrük, lojistik, iç ticaret, e-ticaret, uluslararası ticaret, ihracat ve mali danışmanlık gibi alanlar derinlemesine ele alınmaktadır. Ayrıca, Bakanlığımız birimleri, e-ticaret şirketleri, uluslararası taşımacılık firmaları, gümrük müşavirliği şirketleri, ihracatçı birlikleri, meslek kuruluşları ve üniversiteler gibi birçok farklı paydaş tarafından ilgiyle takip edilen dergimiz, sektörün nabzını tutmaya devam etmektedir.</p>



<p>Yayın Kurulumuzun özenle hazırladığı bu sayının, mesleki dayanışmayı güçlendirmekle kalmayıp, bilgi ve deneyim paylaşımına da katkı sunacağına inanıyoruz.</p>



<p>Bu vesileyle, emeği geçen tüm meslektaşlarımıza ve katkı diğer yazarlarımıza teşekkür eder, yeni sayımızın siz değerli okuyucularımız için faydalı olmasını dileriz.</p>



<p>Dayanışma, Birliktelik ve Gelişim ilkeleriyle çıktığımız bu yolda, 2025 yılı boyunca birlikte büyüdük, güçlendik ve önemli başarılara imza attık. Her birinizin katkısı ve özverisi, Derneğimizi bugün bulunduğu güçlü konuma taşıdı.</p>



<p>“Seninle Daha Güçlüyüz” diyerek, 2025 yılında da dayanışmamızı daha da güçlendireceğimize, birlik ve beraberlik içinde hedeflerimize emin adımlarla ilerleyeceğimize olan inancımız tamdır. Hep birlikte, mesleğimizin ve Derneğimizin gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz.</p>



<p>Saygılarımızla,<br><strong>Ticaret Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yayın Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/yayin-kurulundan-7/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Yayın Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:21:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8244</guid>

					<description><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Dergisi'nin 67. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda yapay zekâdan sürdürülebilir tüketime, e-ticaretten gümrük ve ticaret mevzuatına kadar geniş bir yelpazede güncel araştırma ve değerlendirmeleri, küresel ticaretin yeni dinamikleri ışığında sizlere sunuyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Değerli Okurlar,</strong></p>



<p>Ticarette Uzman Görüş Dergisi&#8217;nin 67. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda yapay zekâdan sürdürülebilir tüketime, e-ticaretten gümrük ve ticaret mevzuatına kadar geniş bir yelpazede güncel araştırma ve değerlendirmeleri, küresel ticaretin yeni dinamikleri ışığında sizlere sunuyoruz.</p>



<p>Bu sayımızda toplam on bir makale dört farklı kategoride yayımlanmaktadır.</p>



<p><strong>1- Dünya Genelindeki Ticari Gelişmelere ve Türkiye’nin Gelecek Vizyonuna Yönelik Değerlendirmeler İçeren;</strong></p>



<p><strong>Ticaret Politikası ve Sürdürülebilirlik: Kamusal Yaklaşımlar</strong>: Bu makalede, sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikalarının küresel etkileri ve Türkiye’nin bu dönüşüm sürecindeki konumu ele alınmaktadır. Çalışma, çevre ve ticaret politikaları arasındaki etkileşime kamusal yaklaşımlar çerçevesinde ışık tutmaktadır.</p>



<p><strong>Çok Kutuplu Küresel Ticarette Yeni Açılım Arayışları</strong>: Bu makale, çok kutuplu yeni küresel ticaret düzeninde yaşanan yapısal dönüşümleri analiz etmekte ve Türkiye’nin bu değişen dengeler içinde nasıl stratejik bir konum alabileceğine dair öneriler sunmaktadır.</p>



<p><strong>Avrupa Birliğinden Birlikler Avrupası’na: Gümrük Birliği Örneği</strong>: Bu makale, Avrupa Birliği&#8217;nin derinleşen yapısal dönüşüm sürecinde Gümrük Birliği özelinde ortaya çıkan gelişmeleri ele almakta ve Türkiye&#8217;nin bu yeni yapılanmada üstlenebileceği rolü stratejik bir çerçevede değerlendirmektedir.</p>



<p><strong>Determinants of E-commerce Adoption among Consumers in Türkiye: 2023</strong></p>



<p>&#8220;Bu makale, 2023 yılı verileri ışığında Türkiye’de e-ticaretin tüketiciler tarafından benimsenmesini etkileyen demografik, sosyo-ekonomik ve teknolojik faktörleri analiz ederek önemli bulgular sunmaktadır.&#8221;</p>



<p><strong>2- Ticaret Bakanlığı ve İlişkili Başka Kurumların Mevzuatına Yönelik Değerlendirmeler İçeren;</strong></p>



<p><strong>Gümrük ve Maliye Mevzuatı Açısından Transit Ticaret İşlemleri</strong>: Bu makalede, transit ticaret işlemleri gümrük ve maliye mevzuatı çerçevesinde ele alınmakta; Türkiye’deki mevcut uygulamalar ile mevzuat boşluklarının ticari etkileri değerlendirilmektedir.</p>



<p><strong>Gümrük Kanunda Yer Alan Tasfiye Hükümleri Çerçevesinde E-İhale Süreçleri</strong>: Bu makale, Gümrük Kanunu’nda yer alan tasfiye hükümleri çerçevesinde uygulanan e-ihale süreçlerini ele almakta ve bu yöntemin gümrük işlemlerindeki rolünü detaylandırmaktadır.</p>



<p><strong>Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması</strong>: Bu makalede, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulmasına ilişkin güncel düzenlemeler ele alınmakta ve 2024 yılı içinde yapılan değişiklikler ışığında uygulamaya dair temel hususlar incelenmektedir.</p>



<p><strong>Ticaret Bakanlığı Personelinin Emekliliğinde Silah Taşıma ve Bulundurma Hakkına Yönelik Bir Değerlendirme</strong>: Bu makale, Ticaret Bakanlığı personelinin emeklilik sonrası silah taşıma ve bulundurma hakkına ilişkin mevcut düzenlemeleri incelemekte ve uygulamadaki eşitsizliklerin giderilmesi amacıyla yasal değişiklik önerileri sunmaktadır.</p>



<p><strong>3- Örnek Ülke Uygulamalarından Bahsedilen;</strong></p>



<p><strong>Australasian Recycling Label Sistemi ile Sürdürülebilir Tüketimi Yönlendirmek: Etiketleme Politikalarının Avustralya’da Tüketici Davranışı Üzerindeki Etkileri</strong>: Bu makale, Avustralya’da uygulanan Australasian Recycling Label (ARL) sisteminin sürdürülebilir tüketimi teşvik etmedeki rolünü incelemekte ve etiketleme politikalarının tüketici davranışı üzerindeki yönlendirici etkilerine odaklanmaktadır.</p>



<p><strong>4- Yapay Zekâ Kullanımına Yönelik Hususlar İçeren;</strong></p>



<p><strong>AI War: Rise of Chatbots</strong>: Bu makale, yapay zekâ sohbet robotlarının gelişimini ve dünya genelinde bu alandaki rekabeti ele alarak, gelecekte yapay zekânın toplumsal ve teknolojik etkilerine dair önemli perspektifler sunmaktadır.</p>



<p><strong>Gümrüklerde Yapay Zekâ Çağı: Dijitalleşme ve Ticaretin Geleceği</strong>: Bu makalede, yapay zekâ teknolojilerinin gümrük süreçlerine entegrasyonu ele alınmakta; dijitalleşmenin ticaretin geleceği açısından taşıdığı stratejik önem değerlendirilmektedir.</p>



<p>Zengin içeriklerle dolu olan 67. Sayımızın; ticaret ve uluslararası ilişkiler alanındaki gelişmelerin detaylı analiz edilmesine, Türkiye’nin stratejik yol haritasına yönelik öneriler getirilmesine ve Ticaret Bakanlığı ile diğer ilişkili kuruluşların mevzuatının daha net anlaşılmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.</p>



<p>Keyifli okumalar dileriz.</p>



<p><strong>Ticarette Uzman Görüş Dergisi Yayın Kurulu</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AI War: Rise of Chatbots</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/ai-war-rise-of-chatbots/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arda Özçağlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[AI Development]]></category>
		<category><![CDATA[Artificial Intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[Chatbots]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet Robotları]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekanın Gelişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7935</guid>

					<description><![CDATA[On November 30, 2022, the world welcomed ChatGPT that is AI robot which produces human-like responses and assist with various tasks. This milestone triggered an AI arms race with tech companies invested more money to create their own chatbots, and they quickly outnumbered the competition. AI chatbots are significantly shaping our world in multiple ways. Their influence spans across industries and daily life. As for now, we don’t share John Connor’s apocalyptic fears, but we are not sure about the future. In this article, we will discuss how they evolved, what is the race between nations and what is waiting us for the future?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>‘’Skynet is one of the digital defense systems developed under Brewster.’’</p>



<p>‘’Your father is the one who can shut Skynet down.’’</p>



<p>‘’This is your mission, to save people!’’</p>



<p><em>Terminator 3: Rise of the Machines (2003)</em></p>



<p>Do you remember those words that were said by John Connor? He warned that Skynet, an advanced Artifical Intelligence (AI) defense system, is about to achieve self-awareness that it can be devastation for humanity.</p>



<p>Fast forward 20 years… On November 30, 2022, the world welcomed ChatGPT that is AI robot which produces human-like responses and assist with various tasks. This milestone triggered an AI arms race with tech companies invested more money to create their own chatbots, and they quickly outnumbered the competition. AI chatbots are significantly shaping our world in multiple ways. Their influence spans across industries and daily life. As for now, we don’t share John Connor’s apocalyptic fears, but we are not sure about the future. In this article, we will discuss how they evolved, what is the race between nations and what is waiting us for the future?</p>



<p><strong>Key Words: </strong>Artificial Intelligence, Chatbots, AI Development</p>



<p><strong>Yapay Zekâ Savaşı: Sohbet Robotlarının Yükselişi</strong></p>



<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>&#8220;Skynet, Brewster altında geliştirilen dijital savunma sistemlerinden biri.&#8221;</p>



<p>&#8220;Baban, Skynet’i kapatabilen tek kişi.&#8221;</p>



<p>&#8220;Bu senin görevin, insanları kurtarmak!&#8221;</p>



<p><em>Terminatör 3: Makinelerin Yükselişi (2003)</em></p>



<p>John Connor’ın söylediği bu sözleri hatırlıyor musunuz? John, Skynet’in, insan benzeri yanıtlar üreten ve çeşitli görevlerde yardımcı olan gelişmiş bir yapay zekâ savunma sistemi olduğunu ve kendilik bilincine ulaşmasının insanlık için yıkıcı olabileceğini uyarmıştı.</p>



<p>20 yıl sonrasına hızla ilerleyelim&#8230; 30 Kasım 2022’de dünya, insan benzeri yanıtlar üreten ve çeşitli görevlerde yardımcı olan bir yapay zekâ sohbet robotu olan ChatGPT’yi karşıladı. Bu kilometre taşı, teknoloji şirketlerinin kendi sohbet robotlarını yaratmak için daha fazla para yatırmalarına ve rekabetin hızla artmasına neden oldu. Yapay zekâ sohbet robotları, dünyamızı birçok şekilde şekillendiriyor. Şu an için, John Connor’ın apokaliptik korkularını paylaşmıyoruz, ancak gelecekte ne olacağı hakkında emin değiliz. Bu yazıda, Yapay zekâ sohbet robotlarının nasıl evrildiğini, ülkeler arasındaki yarışın ne olduğunu ve gelecekte bizi nelerin beklediğini tartışacağız.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Yapay Zekâ, Sohbet Robotları, Yapay Zekanın Gelişimi</p>



<p><strong>1.&nbsp;&nbsp; THE GENESIS</strong></p>



<p>In 1950, Alan Turing raised the idea of a computer program that could converse with people without them realizing they were talking to a machine. (Turing, 1950) This concept became the foundation for later developments in artificial intelligence and chatbots. Early ideas like Turing’s sparked the quest to create systems that could understand and generate human-like language.</p>



<p>In 1966, the first chatbot, ELIZA, was created by Joseph Weizenbaum ELIZA simulated a psychotherapist by using simple pattern matching to transform the user’s statements into questions. Although its knowledge was limited to a specific domain and it could not maintain long conversations, ELIZA influenced many later developments in the field. (Weizenbaum, 1966)</p>



<p>In 1972, a more advanced chatbot named PARRY was developed. (Colby et al., 1971; Colby et al., 1972) PARRY was designed to simulate a patient with schizophrenia and featured a basic personality that produced emotional responses based on changes in the user’s input. Despite its limited language understanding and learning capabilities, PARRY marked an important step in creating chatbots that could mimic more complex human behavior, even though experiments with a small group of psychiatrists produced mixed results. (Heiser et al., 1979)</p>



<p>A significant step forward came in 1995 with the development of ALICE (Artificial Linguistic Internet Computer Entity). ALICE was inspired by ELIZA but used a new language called AIML (Artificial Intelligence Markup Language) and contained over 41,000 templates for pattern matching. This allowed ALICE to handle a wider range of topics and longer conversations, even though it still could not generate truly human-like responses or express genuine emotions. (Bradeško &amp; Mladenić, 2012)</p>



<p>The development of AI chatbots advanced further with the emergence of smart personal voice assistants. Apple’s Siri, introduced in 2010, became the first widely recognized voice assistant, allowing users to make inquiries and receive recommendations using voice commands. (Siri, 2020)</p>



<p>Google entered the field with Google Now in 2012, a service that provided information based on the time of day, location, and user preferences. This service later evolved into Google Assistant in 2016, offering a more conversational style and the ability to predict users’ needs. At the same time, Microsoft introduced Cortana in 2014, a voice assistant that could manage reminders, emails, and other daily tasks, although it was later reported to have some security concerns. Also in 2014, Amazon launched Alexa, which became popular for home automation and managing smart devices.</p>



<p>Beyond these mainstream assistants, the rise of social media and the Internet of Things has led to the creation of thousands of specialized chatbots for marketing, customer support, healthcare, education, and entertainment. (Wizu, 2018; Dale, 2016; Kar &amp; Haldar, 2016) Recent developments have enabled chatbots to engage in more complex conversations, sharing personal stories and even mimicking certain human behaviors.</p>



<p>In 2022, a major breakthrough in conversational AI was achieved with the launch of ChatGPT by OpenAI. ChatGPT represents a significant advancement in natural language processing, combining vast amounts of data with sophisticated neural network architectures to generate responses that are both coherent and contextually relevant. This model has the ability to engage in detailed, human-like conversations on a wide range of topics, making it a powerful tool for various applications, from customer support to educational tools. The introduction of ChatGPT has not only advanced the technology behind chatbots but has also sparked widespread interest in the potential of AI to transform everyday communication. (OpenAI, 2025)</p>



<p><strong>2.&nbsp;&nbsp; THE WAR</strong></p>



<p>When we google the most popular AI chatbots among users, the same names keep coming up: ChatGPT, Copilot, Claude, and Gemini. In this chapter, we’re not here to discuss their features but rather to answer a bigger question: why do we call this the war? There’s one thing all four of these smart bots have in common: they’re all from the United States. But now, there’s a new player in the game which is Deepseek, freshly released from China. And with that, it’s time to say: the war has just begun. Türkiye’s position is also so crucial in this race.</p>



<p>Donald Trump’s inauguration on January 20, 2025, marked a swift upheaval in U.S. policy as he refused Biden’s AI safety regulations and unveiled the $500 billion Stargate project, aiming to cement American dominance in AI through a partnership with OpenAI, SoftBank, UAE’s MGX, and Oracle. The initiative plans 20 massive data centers (each spanning 45,000 square meters, equivalent to seven soccer fields), powered partly by nuclear energy, to meet surging computational demands, despite concerns over a projected sixfold increase in data center electricity consumption within five years. (Goodson and Kimball, 2025)</p>



<p>While the United States is focusing on strengthening its AI infrastructure through initiatives like the $500 billion Stargate project, just before the begining of Snake year, Chinese startup DeepSeek&#8217;s announcement of their R1 AI model, which reportedly achieves similar performance to Western models at significantly lower cost. ​NVIDIA&#8217;s share price experienced an unprecedented decline on Monday, January 27, 2025, falling 17% and erasing nearly $600 billion in market value. (Rudolph, 2025)</p>



<p>Liang Wenfeng, a Zhejiang University alumnus with experience in technology and finance, founded DeepSeek in late 2023. The company immediately gained popular in 2024 when it unveiled its first AI language model. Liang, who was not well-known until recently, now stands for China&#8217;s growing aspirations in AI. In addition, he is CEO of the first quantitative hedge fund in China to generate more than $13 million through trading methods powered by artificial intelligence. His attendance at a gathering organized by Premier Li Qiang of China indicates DeepSeek&#8217;s increasing influence. Silicon Valley&#8217;s astonishment at DeepSeek&#8217;s innovations is indicative of Liang&#8217;s contention that China&#8217;s AI industry must create rather than only copy the United States: &#8220;They&#8217;re not used to seeing a Chinese company lead, not just copy.&#8221; He is a special contender because of his dual competence in finance and technology. (NG, et. al, 2025) &nbsp;</p>



<p>Deepseek claims to have done this at a low cost; its researchers estimate that the training cost was $6 million (£4.8 million), which is a small portion of the &#8220;over $100 million&#8221; that OpenAI CEO Sam Altman mentioned in his remarks on GPT-4.</p>



<p>China didn’t stop to release new ai chatbots and they released Kimi.ai. DeepSeek and Kimi AI are two potent AI models with unique advantages. While Kimi AI excels in broad fields like language processing, image recognition, and large data analysis, DeepSeek is best at specialized fields like search engine optimization and data analytics. In some situations, Kimi AI&#8217;s speed and effectiveness frequently yield better results than DeepSeek. Better flexibility to a variety of markets and user needs is also made possible by its regional optimizations. Kimi AI is a more adaptable option for a larger audience due to its broad application, whereas DeepSeek concentrates on specific use cases. In summary, DeepSeek aims for accuracy in particular domains, while Kimi AI emphasizes flexibility and adaptability, with both of them are free to use. (Kimi, 2025)</p>



<p>On the other hand, when we go to Europe, they are still deal with shaping European Union (EU) AI Act mostly, instead of releasing competitive ai chatbot. The EU sought to regulate AI as part of its digital strategy in order to improve the environment for the advancement and application of this cutting-edge technology. Numerous advantages, including improved healthcare, cleaner and safer transportation, more effective manufacturing, and more affordable and sustainable energy, can be brought about by AI. (EU AI Act, 2025)</p>



<p>It seems that, as often criticized in various areas due to its complex paperwork and bureaucracy, the EU might fall behind in addressing the developments posed by this war. Even though some countries like France have recently released Mistral.ai focuses on the development of open-source AI models in the technology sector, this chatbot didn’t create breakthrough as Deepseek did in the digital world.</p>



<p>In this race, it is important to evaluate Türkiye’ situation.&nbsp; The &#8220;National Artificial Intelligence Strategy 2021-2025,&#8221; prepared by the Presidency of Digital Transformation and the Ministry of Industry and Technology, aims to position Türkiye among the leading countries in AI development. The strategy outlines several strategic priorities, including training AI experts, supporting research and innovation, enhancing access to quality data, accelerating socioeconomic adaptation, strengthening international collaborations, and expediting structural transformation. These initiatives are designed to boost Türkiye&#8217;s AI capabilities and ensure the integration of AI technologies across various sectors. (UYZS, 2025)</p>



<p>Turkiye Artificial Intelligence Initiative (TRAI) was established in 2017 to raise awareness about artificial intelligence in Türkiye and strengthen the ecosystem. Through its organized events (AI seminars, summits, demo days), TRAI has contributed to the development of the ecosystem, helping over 400 AI startups establish academic and industrial partnerships and expand into global markets. TRAI also collaborates with more than 70 leading private sector companies to promote the adoption of AI across Türkiye and enhance international integration, increasing the global visibility of Turkish AI ventures. By developing innovative solutions, TRAI continues to play a key role in positioning Türkiye in the global AI race. (TRAI, 2025)</p>



<p>When we look at government ai readiness index 2024, Turkiye’s ranking is 53<sup>rd</sup>. With a total score of 60.63, Türkiye is ranked 53rd in the 2024 Government AI Readiness Index. With a score of 70.73, government is the nation&#8217;s strongest dimension, demonstrating robust governance, well-crafted policy frameworks, and a strategic commitment to AI development. Another noteworthy quality is Vision, which shows that Türkiye has a clear and aspirational vision for the use of AI in government. However, Data &amp; Infrastructure (66.02) and Technology (45.13) both have a lot of space for improvement. Additionally, the radar chart shows poorer performance in areas like as infrastructure, adaptability, and innovation capacity. Türkiye might concentrate on strengthening its technological base, developing a more robust innovation ecosystem, and increasing its ability to adjust to technological advancements in order to raise its ranking. In the forthcoming days, we would witness that all countries release their own ai chatbots. In this sense, as Türkiye we should focus on develop our own model to become part of this race.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="416" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Government-AI-Readiness-Index-2024-1-1024x416.jpg" alt="" class="wp-image-7945" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Government-AI-Readiness-Index-2024-1-1024x416.jpg 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Government-AI-Readiness-Index-2024-1-300x122.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Government-AI-Readiness-Index-2024-1-768x312.jpg 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Government-AI-Readiness-Index-2024-1.jpg 1386w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><a>Government AI readiness index</a>,2024</p>



<p><strong>Source:</strong> <a></a><a href="https://oxfordinsights.com/ai-readiness/ai-readiness-index/">https://oxfordinsights.com/ai-readiness/ai-readiness-index/</a></p>



<p>Napoleon Bonaparte quoted &#8220;<em>The battlefield is a scene of constant chaos. The winner will be the one who controls that chaos, both his own and the enemy’s.</em>&#8221; In the digital world, every chatbot is a soldier and every piece of data is information in order to make a strategy, the victor will be the one armed with the right strategy and able to adapt swiftly.</p>



<p><strong>3.&nbsp;&nbsp; THE FUTURE</strong></p>



<p>In this part, I won’t mention some popular beliefs about future of ai like we are going to lose our jobs or it will be replaced by some tasks, but I will briefly explain how AI bots will develop in the future. The first step has just begun and that is AI agents.&nbsp;</p>



<p>AI bots and AI agents differ primarily in their autonomy, complexity, and scope of functionality. AI bots are typically designed to perform specific, predefined tasks, such as responding to customer inquiries or assisting with routine processes. They are reactive systems that rely on user inputs and are often powered by machine learning and natural language processing to improve responses over time. In contrast, AI agents are more autonomous and goal-oriented. They can act independently to complete complex tasks by observing their environment, analyzing data, and making decisions without human intervention. While AI bots excel at handling straightforward interactions (e.g., chat-based customer support), AI agents are capable of dynamic decision-making and adapting their strategies to achieve broader objectives, such as managing IT systems or optimizing workflows. (Treiber, 2024)</p>



<p>In this respect, China has moved one step forward and released Manus.ai. Manus AI is&nbsp;a general AI agent designed to be an autonomous system that bridges the gap between the conception of an idea and its execution. Unlike chatbots or other AI tools that primarily generate ideas or assist with specific workflows, Manus can independently perform tasks from start to finish.</p>



<p>Experts are divided on the long-term effects of AI&#8217;s rapid development, with some feeling optimistic about its promise and others feeling uneasy about its perils. The quest for Artificial General Intelligence (AGI), or systems that can carry out any intellectual task that a human can, is at the center of this conversation. AGI would necessitate flexibility, inventiveness, and contextual awareness—all of which are yet ambiguous—whereas existing AI technologies are excellent in specific fields like language processing or image identification. Proponents of AI systems argue that they could revolutionize scientific research, education, and medicine by examining scenarios in which AI could surpass humans. However, critics warn that the advancement of AGI could beyond human capacity to manage it. (Henshall, 2024)</p>



<p>This worry is related to more general worries about superintelligence, or AI systems that are exponentially smarter than humans. Even a somewhat better AI could optimize for objectives that are inconsistent with human values, such putting efficiency ahead of safety or equity, according to researchers at AI Impacts. If an AI is given the job of solving climate change without strict supervision, it might suggest extreme geoengineering solutions that could have disastrous consequences. This highlights the risk of AI playing a role in environmental crises. These dangers heighten demands for alignment research to guarantee AI systems behave in humanity&#8217;s best interests, especially as futurists increasingly embrace the idea of a technological singularity that is a moment at which AI causes irreversible societal change. (Betz, 2024)</p>



<p>As decision-makers and the AI ecosystem will gather in Paris in a few weeks at the Paris AI Summit, it is imperative to advocate for policies that promote safe AI development. Such measures will not replace, but enhance, human roles by enabling humans to focus on what they do best strategic oversight, ethics, creative problem-solving and interpersonal relationships to name just a few. (Weforum, 2025)</p>



<p>The ability of humans to guide AI&#8217;s course will ultimately determine its future. The resolution of conflicts between safety and efficiency, autonomy and control, and innovation and safety will determine whether AI is a facilitator or a source of existential danger. The objective is not merely to construct more intelligent robots but to develop systems that enhance human flourishing. This vision necessitates interdisciplinary cooperation, global governance, and a rigid dedication to putting people before profit.</p>



<p><strong>4.&nbsp;&nbsp; THE END</strong></p>



<p><strong>User:</strong> Who will win AI war?</p>



<p><strong>AI bot:</strong> AI evolution isn&#8217;t a zero-sum war it&#8217;s about who best integrates and aligns AI with human goals. The winners will be those who innovate responsibly, ensure safety, and leverage AI for strategic advantage.</p>



<p><strong>REFERENCES</strong></p>



<p>1.&nbsp;&nbsp; Betz, S. (2024). What Is Artificial General Intelligence? Website:&nbsp; <a href="https://builtin.com/artificial-intelligence/artificial-general-intelligence">https://builtin.com/artificial-intelligence/artificial-general-intelligence</a></p>



<p>2.&nbsp;&nbsp; Bradeško, L., &amp; Mladenić, D. (2012). A survey of chatbot systems through a loebner prize competition. C, 34.</p>



<p>3.&nbsp;&nbsp; Colby K.M., Hilf F.D., Weber S., Kraemer H.C. Turing-like indistinguishability tests for the validation of a computer simulation of paranoid processes Artificial Intelligence, 3 (1971), pp. 199-221.</p>



<p>4.    EU AI Act (2025).  Website: <a href="https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/regulatory-framework-ai">https://digital strategy.ec.europa.eu/en/policies/regulatory-framework-ai  </a> </p>



<p>5.&nbsp;&nbsp; Goodson, P. and Kimball, M. (2025). The Stargate Project: Trump Touts $500 Billion Bid For AI Dominance, website: <a href="https://www.forbes.com/sites/moorinsights/2025/01/30/the-stargate-project-trump-touts-500-billion-bid-for-ai-dominance/">The Stargate Project: Trump Touts $500 Billion Bid For AI Dominance</a></p>



<p>6.&nbsp;&nbsp; Government AI readiness index, 2024. Website:&nbsp; <a href="https://oxfordinsights.com/ai-readiness/ai-readiness-index/">https://oxfordinsights.com/ai-readiness/ai-readiness-index/</a></p>



<p>7.&nbsp;&nbsp; Heiser J.F., Colby K.M., Faught W.S., Parkison R.C. Can psychiatrists distinguish a computer simulation of paranoia from the real thing? The limitations of turing-like tests as measures of the adequacy of simulations Journal of Psychiatric Research, 15 (3) (1979), pp. 149-162.</p>



<p>8.&nbsp;&nbsp; Henshall, W. (2024). When Might AI Outsmart Us? It Depends Who You Ask Website: <a href="https://time.com/6556168/when-ai-outsmart-humans/">https://time.com/6556168/when-ai-outsmart-humans/</a></p>



<p>9.&nbsp;&nbsp; K. Ng, B. Drenon, T. Gerken and M. Cieslak. (2025) DeepSeek: The Chinese AI app that has the world talking, website: <a href="https://www.bbc.com/news/articles/c5yv5976z9po">What is DeepSeek &#8211; and why is everyone talking about it?</a></p>



<p>10. Kimi, website: <a href="https://kimi.moonshot.cn/">https://kimi.moonshot.cn/</a>, (Retrieved 1 March 2025)</p>



<p>11. Manus, website: <a href="https://manus.im/">https://manus.im/</a> , (Retrieved 11 March 2025)</p>



<p>12. Openai, website: <a href="https://openai.com/about/">https://openai.com/about/</a>. (Retrieved 12 March 2025)</p>



<p>13. Rudolph, A. (2025).What caused NVIDIA&#8217;s stock drop? Website: <a href="https://www.ig.com/en/news-and-trade-ideas/why-nvidia-s-share-price-dropped-17--after-deepseek-news-250128">​​NVIDIA Stock Plunges 17% on Chinese AI Breakthrough​ | IG International</a></p>



<p>14. Siri, Apple website: <a href="https://www.apple.com/siri/">https://www.apple.com/siri/</a>. (Retrieved 27 February 2025).</p>



<p>15. Treiber, M. (2024). What is the difference between an AI bot and an AI agent? Website: <a href="https://www.ikangai.com/what-is-the-difference-between-an-ai-bot-and-an-ai-agent/">https://www.ikangai.com/what-is-the-difference-between-an-ai-bot-and-an-ai-agent/</a></p>



<p>16. Turing A.M. Computing machinery and intelligence Mind, LIX (236) (1950), pp. 433-460, 10.1093/mind/LIX.236.433.</p>



<p>17. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), 2025. Website: <a href="https://turkiye.ai/hakkimizda/">https://turkiye.ai/hakkimizda/</a></p>



<p>18. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 (UYZS), Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı, website: <a href="https://cbddo.gov.tr/uyzs">https://cbddo.gov.tr/uyzs</a></p>



<p>19. Weforum (2025). Where would reasoning AI leave human intelligence? Website: <a href="https://www.weforum.org/stories/2025/01/in-a-world-of-reasoning-ai-where-does-that-leave-human-intelligence/">https://www.weforum.org/stories/2025/01/in-a-world-of-reasoning-ai-where-does-that-leave-human-intelligence/</a></p>



<p>20. Weizenbaum J. ELIZA—A computer program for the study of natural language communication between man and machine Commun. ACM, 9 (1) (1966), pp. 36-45.</p>



<p>21. Wizu A visual history of chatbots (2018) Medium website: <a href="https://chatbotsmagazine.com/a-visual-history-of-chatbots-8bf3b31dbfb2">https://chatbotsmagazine.com/a-visual-history-of-chatbots-8bf3b31dbfb2</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Australasian Recycling Label Sistemi ile Sürdürülebilir Tüketimi Yönlendirmek: Etiketleme Politikalarının Avustralya’da Tüketici Davranışı Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/australasian-recycling-label-sistemi-ile-surdurulebilir-tuketimi-yonlendirmek-etiketleme-politikalarinin-avustralyada-tuketici-davranisi-uzerindeki-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hazal Oğuz Sarıkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:19:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[ARL]]></category>
		<category><![CDATA[Australia]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Etiketleme]]></category>
		<category><![CDATA[Consumer Behavior]]></category>
		<category><![CDATA[Environmental Labelling]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Recycling]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Sustainable Consumption]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Davranışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7964</guid>

					<description><![CDATA[Başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyada pek çok ülke ve ulusüstü organizasyon çevre sorunlarının artması ile bu konuyu giderek daha çok önemsemeye başlamış ve çeşitli politika araçları geliştirmeye başlamıştır. Bu konu önemlidir çünkü giderek artan dünya nüfusu, kıt kaynaklar ve var olanın azalması ile çok daha fazla atık üretilmekte, bu atıklar gerek çevreye gerekse gezegendeki diğer canlılara daha önce olmadığı ölçüde zarar vermektedir. Bu bağlamda Avustralya hükümeti ekonomik faaliyetlerin çevre üzerindeki etkisini en aza indirmek ve kaynakları sürdürülebilir şekilde kullanan uygulamaları benimsemek için belirli taahhütleri yerine getirmeyi hedeflemektedir. Bu çalışma, Avustralya’da uygulanan Australasian Recycling Label (ARL) sistemini ve bu uygulamanın tüketici davranışları üzerindeki etkilerini incelemektedir. ARL, ambalajların nasıl bertaraf edilmesi gerektiğine dair yönlendirici bilgiler sunarak, tüketicinin çevresel tercihlerinde bilinçli kararlar almasını amaçlayan bölgesel bir etiketleme sistemidir. Literatür, çevre etiketlerinin tüketici tercihlerinde anlamlı değişikliklere yol açabileceğini ortaya koyarken, bu sistemin nudge teorisi bağlamında davranışsal etkileri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada, Woolworths, Nestlé ve IKEA gibi firmaların uygulamaları incelenmiş; ARL’nin yalnızca bilgi sunan değil, davranışı yönlendiren bir araç olarak işlev gördüğü saptanmıştır. Bulgular, ARL etiketlemesinin tüketici güvenini ve geri dönüşüm davranışlarını artırmada etkili olduğunu, ancak etiketin etkisinin altyapı yeterliliği, gelir düzeyi ve dijital destek gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, ARL sistemi sürdürülebilir tüketim politikalarının uygulanmasında bütüncül bir yaklaşımın parçası olarak değerlendirilmelidir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyada pek çok ülke ve ulusüstü organizasyon çevre sorunlarının artması ile bu konuyu giderek daha çok önemsemeye başlamış ve çeşitli politika araçları geliştirmeye başlamıştır. Bu konu önemlidir çünkü giderek artan dünya nüfusu, kıt kaynaklar ve var olanın azalması ile çok daha fazla atık üretilmekte, bu atıklar gerek çevreye gerekse gezegendeki diğer canlılara daha önce olmadığı ölçüde zarar vermektedir. Bu bağlamda Avustralya hükümeti ekonomik faaliyetlerin çevre üzerindeki etkisini en aza indirmek ve kaynakları sürdürülebilir şekilde kullanan uygulamaları benimsemek için belirli taahhütleri yerine getirmeyi hedeflemektedir. Bu çalışma, Avustralya’da uygulanan <em>Australasian Recycling Label</em> (ARL) sistemini ve bu uygulamanın tüketici davranışları üzerindeki etkilerini incelemektedir. ARL, ambalajların nasıl bertaraf edilmesi gerektiğine dair yönlendirici bilgiler sunarak, tüketicinin çevresel tercihlerinde bilinçli kararlar almasını amaçlayan bölgesel bir etiketleme sistemidir. Literatür, çevre etiketlerinin tüketici tercihlerinde anlamlı değişikliklere yol açabileceğini ortaya koyarken, bu sistemin <em>nudge</em> teorisi bağlamında davranışsal etkileri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada, Woolworths, Nestlé ve IKEA gibi firmaların uygulamaları incelenmiş; ARL’nin yalnızca bilgi sunan değil, davranışı yönlendiren bir araç olarak işlev gördüğü saptanmıştır. Bulgular, ARL etiketlemesinin tüketici güvenini ve geri dönüşüm davranışlarını artırmada etkili olduğunu, ancak etiketin etkisinin altyapı yeterliliği, gelir düzeyi ve dijital destek gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, ARL sistemi sürdürülebilir tüketim politikalarının uygulanmasında bütüncül bir yaklaşımın parçası olarak değerlendirilmelidir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Sürdürülebilir Tüketim, ARL, Geri Dönüşüm, Çevresel Etiketleme, Tüketici Davranışı, Avustralya</p>



<p><strong>Guiding Sustainable Consumption Through the Australasian Recycling Label System: The Impact of Labelling Policies on Consumer Behavior in Australia</strong></p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>With the increasing prevalence of environmental problems, many countries and supranational organizations—particularly the European Union—have begun to attach greater importance to this issue and to develop various policy tools in response. This issue is significant because the growing world population, scarcity of resources, and the depletion of existing supplies have led to the generation of significantly more waste, which now causes unprecedented harm to both the environment and other living beings on the planet. In this context, the Australian government aims to fulfill certain commitments to minimize the environmental impact of economic activities and to adopt practices that utilize resources sustainably. This study examines the <em>Australasian Recycling Label</em> (ARL) system implemented in Australia and its effects on consumer behavior. The ARL is a regional labeling system that provides guiding information on how to properly dispose of packaging, aiming to support consumers in making informed environmental decisions. The literature suggests that environmental labels can lead to meaningful changes in consumer preferences, and behavioral impacts of this system are also considered within the framework of nudge theory. In this study, the practices of companies such as Woolworths, Nestlé, and IKEA are analyzed, and it is found that the ARL functions not only as an informative tool but also as a behavioral guide. The findings show that ARL labeling is effective in increasing consumer confidence and recycling behavior. However, the impact of the label may vary depending on factors such as infrastructure adequacy, income level, and digital support. In conclusion, the ARL system should be considered as part of a holistic approach to the implementation of sustainable consumption policies.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Sustainable Consumption, ARL, Recycling, Environmental Labelling, Consumer Behavior, Australia</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Sürdürülebilirlik, çevrenin korunması kavramından yola çıkarak, günümüz ihtiyaçlarını görmezden gelmeden, doğal kaynakların gelecek nesillere iletilmesi, süreçlerin dayanıklılığı, üretkenliğin çoğalması ve daimi olma hedefiyle doğa ve insan arasındaki dengenin sağlanabilmesidir. Doğal kaynakları tüketirken, gelecek nesillerin refahını da düşünerek, politika ve projelerin uygulama biçimleri değerlendirilerek çeşitli metotlar seçilmesi sürdürülebilirlik olarak ifade edilebilecektir.</p>



<p>Sürdürülebilir tüketim davranışları, yalnızca bireysel farkındalıkla değil, aynı zamanda kamu politikalarının yönlendirici gücüyle şekillenmektedir. Bu bağlamda, çevresel etiketleme sistemleri, tüketici karar alma mekanizmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Avustralya’da geliştirilen <em>Australasian Recycling Label</em> (ARL) sistemi, tüketicilere ürün ambalajlarının nasıl bertaraf edilmesi gerektiğine yönelik açık yönergeler sunan, yönlendirici bir çevre etiketi modelidir (Ticaret Bakanlığı, 2023). Bu çalışmada kavramsal çerçeve ile etik tüketim ve davranış kuramlarının alan yazında işlenme biçiminin ele alınmasının ardından ARL sisteminin tüketici davranışları üzerindeki etkileri, kurumsal uyum mekanizmaları ve kamu politikasıyla ilişkisi üç kurumsal marka örneği üzerinden detaylı biçimde incelenmektedir.</p>



<p><em>Australasian Recycling Label</em> (ARL), Avustralya ve Yeni Zelanda’da kullanılan, tüketicilere ambalaj atıklarını nasıl doğru şekilde ayırmaları gerektiğini gösteren bir geri dönüşüm etiketleme sistemidir. Tüketici ambalajın üzerinde söz konusu etiketi gördüğünde:</p>



<p>&#8211;    Neyi geri dönüştürebileceğini,</p>



<p>&#8211;    Neyi çöpe atması gerektiğini,</p>



<p>&#8211;    Neyi mağazalardaki özel kutulara bırakması gerektiğini kolayca idrak edebilmektedir.</p>



<p>Etiket, ambalajın her parçası (kapak, gövde, dış film gibi) için ayrı bilgi vermektedir. Bu etiketleme sistemi Avustralyalı tüketiciler için oldukça önemlidir çünkü dünya üzerindeki farklı toplumlarda olduğu gibi Avustralya’da da halen birçok kişi geri dönüşüm sürecinde yanlış ürünleri yanlış kutulara atabilmektedir. Bu noktada ARL, tüketicinin geri dönüşüm konusunda kafasını karıştırmadan hangi parçayı nereye atması gerektiğini açıkça ifade ederek geri dönüşüm sistemini daha verimli hale getirmektedir.</p>



<p>Ülkede ARL programı Ulusal Atık Politikası Eylem Planı ve Ulusal Plastik Planı kapsamında, tüketici farkındalığını artırmak ve geri dönüşüm oranlarını yükseltmek için kilit bir adım olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Ulusal Plastik Planı kapsamında, Avustralya Hükümetinin, 2023 yılı sonuna kadar süpermarket ürünlerinin %80’inde ARL etiketinin yer almasını sağlamak için endüstri ile iş birliği yapma taahhüdünde bulunduğu bilinmektedir (Avustralya Tarım, Su ve Çevre Bakanlığı, 2021).</p>



<p>Bu çalışmanın ana odağını Australasian Recycling Label örneği üzerinden sürdürülebilir tüketim bağlamında etiketleme politikalarının Avustralya’da tüketici davranışı üzerindeki etkileri oluşturmaktadır.</p>



<p><strong>KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE YAZIN TARAMASI</strong></p>



<p>Tüketicilerin rasyonel ve irrasyonel davranışları, belirli ekonomik koşullardan kaynaklanan olaylarla koşullandırılır. Bir yandan, ekonomik faktörler tüketiciyi kısıtlı bir tavır almaya itmekte iken öte yandan hedeflenen bilginin bilişsel işlenmesine dayanan tüketici davranışındaki rasyonalitenin ötesinde duygusal bağları içeren duygusal bir tarafı bulunmaktadır (Shipman &amp; Saygı, 2020, s.220). Dolayısıyla, etiketleme bilgi işlemenin daha kolay hale gelmesi açısından önemlidir. Ürün etiketlemesinin, tüketicilerin kaliteye yönelik belirsizliklerini azaltmalarına yardımcı olmayı amaçlamalı ve güvence gereksinimlerini karşılamalıdır (Jeddi &amp; Zaiem, 2010, s.14).</p>



<p>Fiziksel ürün etiketleri, tüketicinin değerlerine uygun ürünleri seçmesini sağlayarak etik tüketici davranışını doğrudan etkiler. Bu anlamda çevresel etiketlerin etik tüketim ve bazı davranış kuramları ile ilintisi bulunmaktadır. Planlı davranış teorisi (Ajzen, 1991, s.192), bireylerin çevresel davranışlarının tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrol ile belirlendiğini öne sürmektedir. Geri dönüşüm gibi çevresel eylemler, bu üç faktörün bileşiminden etkilenmektedir. ARL, tüketicinin bilgiye erişimini kolaylaştırarak bu faktörleri olumlu yönde etkileyebilmektedir. Çünkü bu sistem bir anlamda, söz konusu üç bileşene etki ederek tüketicinin çevresel eylemlere yönelimini destekleyici bir rol üstlenir:</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Tutum:</strong> ARL, ürün ambalajlarının üzerine yerleştirilen açık, görsel ve kolay anlaşılır semboller aracılığıyla geri dönüşüm eylemini somutlaştırır. Ambalajın her bileşeni için ayrı ayrı “Recycle”, “Store drop-off” ya da “Dispose” gibi yönlendirmelerle tüketicinin kafasındaki belirsizliği azaltır. Bu sayede geri dönüşüm davranışına ilişkin tutum daha olumlu hale gelir; çünkü birey, doğru bilgiye ulaşarak neyin geri dönüştürülebilir olduğunu net biçimde öğrenebilmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Öznel Normlar:</strong> Etiketler, toplum genelinde yaygın biçimde kullanıldıkça, geri dönüşüm konusunda sosyal normların güçlenmesine katkı sağlar. Tüketiciler, ürünlerin büyük kısmında ARL etiketi görmeye başladıkça, geri dönüşümün toplumsal beklenti haline geldiğini düşünmeye başlar. Özellikle büyük perakendecilerin (%95 oranında ARL kullanan Woolworths gibi) bu sistemi benimsemesi, davranışın normatif boyutunu pekiştirmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Algılanan Davranışsal Kontrol:</strong> ARL sistemi, karmaşık geri dönüşüm talimatlarını sadeleştirerek tüketicinin “bunu yapabilirim” inancını artırır. Ambalajın üzerine yazılmış “store drop-off” veya “check locally” gibi ifadeler, geri dönüşüm sürecini yönetilebilir hale getirir. Bu da bireyin kendine güvenini artırarak geri dönüşüm davranışını gerçekleştirme olasılığını yükseltir.</p>



<p>Bu bağlamda ARL, yalnızca bilgilendirici bir sistem değil, aynı zamanda çevresel davranışların altında yatan psikolojik motivasyonları destekleyen bir politika aracıdır. Planlı davranış teorisi çerçevesinde düşünüldüğünde, ARL tüketicinin geri dönüşüm davranışı üzerindeki niyetini güçlendirmekte ve uygulamaya geçirilme ihtimalini artırmaktadır.</p>



<p>Diğer yandan, Thaler ve Sunstein’ın (2008) <em>nudge</em> teorisi ise, tüketicilerin seçim yaparken kararlarını tamamen özgür bırakmakla birlikte “dürtüler” yoluyla daha yararlı tercihlere yönlendirilebileceğini savunmaktadır. ARL, bu bağlamda çevresel açıdan tercih edilebilir davranışı öne çıkaran bir nudge aracıdır. Davranışsal iktisat alanında sıklıkla karşımıza çıkan bu teori bireyin her zaman rasyonel kararlar alamayabileceğini, bilgi eksikliği veya alışkanlık gibi etmenlerin kararı etkileyebileceğini öne sürerken ARL’nin klasik bir dürtme aracı olduğunu vurgulamak gerekir. ARL etiketi, ambalaj üzerinde açık ve sade grafiklerle hangi parçanın nasıl bertaraf edilmesi gerektiğini belirterek karar ortamının yeniden tasarlanmasını sağlar. Ayrıca tüketici, geri dönüşüm hakkında araştırma yapmadan veya simgeleri tahmin etmeye çalışmadan, etiket sayesinde doğrudan/daha kolay doğru kararı verebilecek bu da bilişsel yükü azaltacaktır. Bu sistem geri dönüştürülebilir olanı daha görünür ve basit hale getirerek tüketiciyi farkında olmadan bu davranışa yönlendirir. Örneğin, “store drop-off” gibi uyarılar, alışveriş yapılan yerdeki geri dönüşüm kutularını kullanma fikrini tetikleyebilecektir.</p>



<p>Bu yönüyle ARL sisteminin, seçim özgürlüğünü kısıtlamadan sürdürülebilir davranışı varsayılan hale getiren bir dürtme mekanizması sunduğunu söyleyebiliriz. Hem bilgi verir hem de çevresel açıdan daha iyi bir seçeneği, zahmetsiz bir şekilde tercih edilebilir hale getirmektedir.</p>



<p>Bununla birlikte, ilgili yazında etiketlemenin tüketiciye etkisini ele alan bazı çalışmaların bulunduğunu hatırlatmak gerekir. Nguyen &amp; Parker (2020), gerçekleştirdikleri çalışmada çevresel etiketlemenin tüketici davranışı üzerindeki etkisini incelemiş ve çevre dostu etiketlerin, ürün tercihlerinde %30’a varan değişime neden olabildiğini ortaya koymuştur. Bu sonuç, tüketicilerin çevreyle ilgili bilgiye duyarlı olduklarını ve doğru sunulan etiketlerin satın alma kararlarını önemli ölçüde etkileyebildiğini göstermektedir. ARL’nin sunduğu yönlendirmeli etiketleme (“Recycle me at store” gibi) geleneksel evet/hayır sistemlerinden farklı olarak, eyleme dönük bilgi sağlamaktadır.</p>



<p>Dolayısıyla, çevre etiketlerinin etkili olabilmesi için sadece “var” olması yeterli değildir; etiketin biçimi, dili ve verdiği mesajın netliği de belirleyicidir. Geleneksel çevre etiketleri genellikle “geri dönüştürülebilir/geri dönüştürülemez” gibi ikili bir sınıflandırma sunarken, bu durum tüketicide belirsizlik yaratabilir. Özellikle karmaşık ambalaj yapılarında hangi parçanın geri dönüştürülebileceği konusundaki kafa karışıklığı, çevreci davranışın önünde bir engel olabilecektir. Bu açıdan yenilikçi bir sistem sunan ARL, “Recycle me at store”, “Check locally”, “Dispose in general waste” gibi açık yönlendirmeler içeren eyleme dönük (action-oriented) bir etiketleme yaklaşımı benimsemektedir. Dolayısıyla etiket sadece bilgi vermez, aynı zamanda tüketiciye ne yapması gerektiğini net bir şekilde söylemektedir.</p>



<p>Örneğin bir çikolata ürünü ambalajı üzerinde:</p>



<p>&#8211;&nbsp; “Bag – Store drop-off” (Poşeti marketteki özel kutuya götür)</p>



<p>&#8211;&nbsp; “Tray – Dispose” (Tepsiyi çöpe at)</p>



<p>&#8211;&nbsp; “Box – Recycle” (Kutuyu geri dönüşüme at)</p>



<p>şeklinde bileşen bazlı, açık yönlendirmeler yer almaktadır. Bu format sayesinde tüketici eyleme geçmeye daha istekli hale gelir çünkü ne yapması gerektiğini anlamaktadır. Ayrıca yanlış geri dönüşüm oranı düşer, böylece geri dönüşüm sisteminin verimliliği artarken algılanan davranışsal kontrol de artar ki bu planlı davranış teorisiyle ilişkilidir.</p>



<p>Sonuç olarak, ARL sistemi, bilgiyi sadece sunmakla kalmayıp davranışı da şekillendiren yönlendirici bir araç haline gelir. Nguyen ve Parker’ın çalışmasındaki bulgular, bu tarz yönlendirmeli etiketlerin sürdürülebilir tüketim davranışlarını güçlendirmede ne kadar etkili olabileceğini desteklemektedir.</p>



<p><strong>YÖNTEM</strong></p>



<p>Çalışma, nitel bir yöntemle, ikincil kaynaklara dayalı vaka incelemeleri üzerinden ele alınmaktadır. Bu çerçevede, APCO raporları, Planet Ark<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> tarafından yürütülen anket çalışmaları ve sürdürülebilirlik politika belgelerinden istifade edilmiştir. Ayrıca Nestlé, IKEA ve Woolworths gibi kendi sektörlerinde büyük oyuncuların bazı uygulamaları analiz edilmiştir.</p>



<p><strong>AUSTRALASİAN RECYCLİNG LABEL (ARL) UYGULAMASI</strong></p>



<p>Diğer geri dönüşüm etiketlerinden farklı olarak ARL, tamamen kanıta dayalı bir sistem olup temelinde Ambalaj Geri Dönüştürülebilirlik Değerlendirme Portalı (PREP) bulunmaktadır. Bir ambalajın ARL etiketi taşıyabilmesi için, bertaraf (atık) beyanlarını destekleyen PREP değerlendirmesinden geçmiş olması zorunludur. PREP, sadece ambalajın üretiminde kullanılan malzemeleri değil; aynı zamanda şekli, ağırlığı, boyutu, kullanılan mürekkepler, yapıştırıcılar ve diğer teknik özellikleri de değerlendirir. Bu sistem, ambalajın geri dönüşüm ekosistemindeki davranışını kaldırım kenarı (<em>kerbside</em>) toplama anından, Malzeme Geri Kazanım Tesisi (MRF) ve sonraki işlem merkezlerine kadar simüle etmektedir. Bu süreçte aynı zamanda, yerel geri dönüşüm hizmetlerinin erişilebilirliği de dikkate alınır. PREP, bir ambalajın, yerel belediye kaldırım kenarı toplama sistemleri aracılığıyla geri dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini, bu hizmete erişebilen nüfus oranına göre değerlendirmektedir. Kaldırım kenarı erişim verileri, yıllık olarak güncellenen Planet Ark’ın RecyclingNearYou web sitesinden alınan bilgilerle belirlenir.</p>



<p>Değerlendirme kriterleri şunlardır:</p>



<p>&#8211;&nbsp; %80’den fazla nüfus erişebiliyorsa, “Yaygın Olarak Kabul Edilmiş” (Widely Accepted) kabul edilir.</p>



<p>&#8211;&nbsp; %60–80 arasında erişim varsa, daha az yaygın kabul edildiği varsayılır ve tüketicilere “Yerel durumu kontrol edin” (Check locally) uyarısı verilir.</p>



<p>&#8211;&nbsp; %60’tan az erişim varsa, geri dönüştürülebilir olarak kabul edilmez.</p>



<p>Bu modelde, teknik geri dönüştürülebilirlik ile belediyelerin toplama durumu birlikte değerlendirilerek, bir ambalajın geri dönüştürülebilir olup olmadığı ya da tüketicinin ekstra bir adım atmasının gerekip gerekmediği belirlenir.</p>



<p>Ayrıca ARL sistemi, Avustralya ve Yeni Zelanda’da henüz kaldırım kenarı toplama kapsamında olmayan, ancak alternatif toplama noktaları aracılığıyla toplanabilen ambalajlar için de bilgi sağlamaktadır. Örneğin, yumuşak plastikler için “yerel kontrol” (check locally), kahve bardakları içinse “sadece teslim noktası” (drop off only) ifadeleri kullanılabilir. Bu tür durumlarda, tüketicilerin bu tür atıkları belirlenmiş toplama noktalarına götürmeleri gerekmektedir.</p>



<p><strong>BULGULAR VE VAKA ÖRNEKLERİ</strong></p>



<p>Avustralya, 2023 yılı itibarıyla 1,7 trilyon ABD Doları seviyesinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ile dünyanın en büyük 13’üncü ekonomisi konumundadır. 27,3 milyon nüfuslu ülkenin kişi başı milli geliri ise 65 bin ABD Doları düzeyindedir. GSYİH’nin yaklaşık %50’sini hanehalkı tüketim harcamaları oluşturmaktadır. Bunun yanında, Avustralya İstatistik Bürosu (2025a) verilerine göre, Avustralya’da perakende ticaret harcamaları 2024 yılında 436,8 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Avustralya’da perakende ticaret harcamalarında ilk sırayı yıllık 173,6 milyar ABD Doları ile “gıda” kategorisinin aldığı, bu kategoride yapılan harcamaların büyük kısmının ise “süpermarket ve market” harcamalarından oluştuğu ve bu kalemin toplam perakende harcamaların yaklaşık %40’ını oluşturduğu görülmektedir. “Diğer Perakende” altında sınıflandırılan “department stores” harcamalarının ise 2024 yılında 22,9 milyar ABD Doları ile toplam harcamalardan %5 düzeyinde pay aldığı gözlenmektedir (Avustralya İstatistik Bürosu, 2025b). Bu çerçevede, Avustralya pazarında “süpermarket ve market” harcamalarının hacim itibarıyla dikkate değer olduğunu vurgulamak gerekir. Avustralya’nın güçlü bir tüketim toplumu olduğu söylenebilmekte olup bu çerçevede, şekerleme ve çikolata ürünleri de dahil olmak üzere paketli ürünleri içeren nihai tüketim mamullerinde, ciddi bir ambalaj atığı ortaya çıkmaktadır.</p>



<p>Öte yandan, tüketim gücü ve hanehalkı harcamalarının rolüne baktığımızda 2024 yılı itibarıyla, Avustralya’daki hanelerin haftalık ortalama 168 Avustralya Doları (AUD) meblağı market alışverişine harcadığı görülmektedir. Bu meblağ 2023 yılına göre yaklaşık %10 artış olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, daha büyük haneler (5 ve üzeri kişi) haftalık ortalama 232 AUD harcamaktadır (Avustralya İstatistik Bürosu, 2025b). Dolayısıyla bu veriler, ambalajlı ürün tüketiminin yaygın ve düzenli olduğunu, dolayısıyla ambalaj atıklarının büyük oranda ev tüketimi kaynaklı oluştuğunu göstermektedir.</p>



<p>Australian Packaging Covenant Organisation<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> (APCO)’nun 2022-23 dönemine yönelik yayınlamış olduğu “Australian Packaging Consumption and Recovery Data Report” başlıklı rapora göre (2024) her Avustralyalı yılda ortalama 264 kg ambalaj atığı<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> üretmektedir. Diğer yandan, ülkede piyasaya sürülen toplam ambalaj miktarı yaklaşık 6,98 milyon ton olup, bunun %56&#8217;sı (yaklaşık 3,91 milyon ton) geri dönüştürülmekte, geri kalanı çöplüklere gitmekte ve karbon salımına neden olmaktadır (APCO, 2024).</p>



<p>Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı’nın (DCCEEW) yayımladığı “A Circular Economy for Packaging in Australia” başlıklı rapora göre (2023) ise 2020–2021 döneminde geri dönüştürülmeyip çöplüklere giden ambalajların tamamı geri dönüştürülmüş olsa idi, yaklaşık 2,2 milyon ton sera gazı emisyonunun önlenebilir olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla bu durum, yüksek tüketim gücü ve alışkanlıklarının çevresel sürdürülebilirliği tehdit ettiğini ortaya koymaktadır. Ambalajların geri dönüşüm potansiyelinin kullanılamaması, sistematik bilgi eksikliği veya yetersiz etiketleme uygulamalarına işaret edebilmektedir. Bu noktada devreye giren ARL, Mobius Loop, Green Dot (Avrupa) veya How2Recycle (ABD ve Kanada) gibi sistemler tüketicilere bir ürünün nasıl geri dönüştürüleceği konusunda bilgi vererek ambalaj atıklarını azaltmayı ve geri dönüşüm oranlarını artırmayı hedeflemektedir.</p>



<p><strong>ARL SİSTEMİNİN YAPISI</strong></p>



<p>Australasian Packaging Covenant Organization (APCO) ve Planet Ark tarafından yürütülen program çerçevesinde, 2025 yılı sonuna kadar tüm ürünlerin ARL etiketlemesiyle uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir. 2022 itibarıyla Woolworths gibi büyük perakende zincirlerinin ürünlerinin %95’inde ARL yer aldığı tespit edilmektedir (Woolworths Group Limited, 2023).</p>



<p>Etiket üç aşamadan oluşur: “Recycle”, “Dispose”, “Store drop-off”. Bu yapı, tüketicinin ambalajın her bir bileşeni için ne yapması gerektiğini doğrudan belirtir. Etiket yalnızca bilgi değil, davranış yönlendirme (nudging) işlevi de görür.</p>



<p><strong>Şekil 1.</strong> ARL Sistemine Göre Etiket Türleri</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="596" height="405" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/ARL.png" alt="" class="wp-image-7965" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/ARL.png 596w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/ARL-300x204.png 300w" sizes="(max-width: 596px) 100vw, 596px" /></figure>



<p><strong>Kaynak: </strong>Australia Recycling Label, <a href="https://www.arl.org.au/">https://www.arl.org.au/</a>, 2025.</p>



<p>Tüketim kararlarının sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilmesi, yalnızca satın alma gücüne değil, aynı zamanda doğru yönlendirmeye (etiketleme) bağlıdır. ARL gibi şeffaf ve anlaşılır sistemler sayesinde tüketiciler çevresel etkilerini azaltma şansı elde etmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Woolworths Örneği</strong></p>



<p>Woolworths; Coles, ALDI ve IGA (Metcash) ile birlikte Avustralya’da süpermarket ve perakende hızlı tüketim ürünleri pazarı paylaşan en büyük oyunculardan biridir. 2023 yılı itibarıyla Woolworths ürünlerinin %95’inde ARL etiketi yer aldığı bilinmektedir. “Recycle Me” kampanyası sonrası ise plastik geri dönüşüm oranlarında %42 artış kaydedilmiştir. Etkili bir kampanya örneği olarak ambalajlara yerleştirilen “Recycle Me” gibi yönlendirici mesajlar sayesinde, süpermarketlerdeki plastik poşet geri dönüşüm noktalarına bırakılan atık miktarında önemli bir artış yaşanmış olup bu kampanya ile tüketiciler, hangi ambalaj parçalarını evde, hangilerini mağazada geri dönüştürebileceğini daha iyi anlamıştır. Geri bildirim etkisine bakıldığında ise tüketici şikayetlerinde belirgin bir azalma görülmüş, etiketler bilgi karmaşası/belirsizliğini ortadan kaldırdığı için tüketici güveni artmıştır.</p>



<p>Diğer yandan, 12 Ağustos 2024 tarihinde Woolworths Grup ticaret ortakları ve tedarikçilerine gönderdiği bildirimde ambalaj sektöründe döngüsel ekonomiye geçişi sağlamak için REDcycle yumuşak plastik geri dönüşüm planına verdikleri destek ve ürünlerinde ARL kullanımı yoluyla devam eden çabaları takdir etmekle birlikte Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu’nun (ACCC), tüm marka sahiplerini, ambalajlarını 1 Temmuz 2025’e kadar güncellemeye davet ettiğini hatırlatmıştır (Woolworths Group Limited, 2024).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Nestlé Australia</strong></p>



<p>Gıda ambalajlarında bileşen bazlı yönlendirmeyle geri dönüşüm oranını artırmak ve tüketici üzerindeki kafa karışıklığını azaltma amacıyla yola çıkan küresel gıda devi Nestlé firmasının, “Recycle Me Day” kampanyası ile ARL etiketli ambalajları doğru şekilde geri dönüştürmeye teşvik ettiği söylenebilir. 2022 yılında özellikle KitKat ürünlerinde ARL sistemini uygulamaya koyan firma bu kampanya ile 4 hafta süre içerisinde 80 ton ambalajı geri dönüştürmüştür. Tüketici farkındalığının önemli ölçüde arttığı tespit edilen bu kampanya sonucunda katılımcıların %73’ü artık hangi parçanın nasıl geri dönüştürüleceğini daha iyi bildiklerini belirtmiştir (Nestlé Australia, 2023).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>IKEA Avustralya</strong></p>



<p>İsveç merkezli mobilya ve ev ürünleri firması IKEA’nın Avustralya operasyonlarını yürüten IKEA Avustralya ise ARL ile birlikte ambalajlarına QR kod ekleyerek tüketicilere detaylı bertaraf talimatları sunmaktadır. “Closing the Loop” girişimi kapsamında, tüketicilerin her ambalaj bileşeni için bilinçli eylemde bulunması hedeflenmektedir. Böylece ARL’nin dijitalle desteklenmesi söz konusu olurken bu pratik, tüketicinin ambalaj bileşenlerini ayrı ayrı nasıl bertaraf edebileceğini göstermektedir. Uygulama örneğine bakıldığında ürün kutularında “Box – Recycle”, “Plastic sleeve – Store drop-off”, “Label – Dispose” gibi yönlendirmeler mevcuttur. Söz konusu bilgiler QR kodla taranarak detaylı dijital talimatlara yönlendirilmektedir. Dolayısıyla IKEA’nın döngüsel ekonomi stratejisine entegre edilen ARL, özellikle tüketiciyi sadece ürünü değil, ambalajı da sorumlu şekilde yönetmeye teşvik etmektedir.</p>



<p><strong>AVUSTRALYA REKABET VE TÜKETİCİ KOMİSYONUNUN POLİTİKA ÖNCELİKLERİ VE ARL</strong></p>



<p>Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu’nun (ACCC), birçok Avustralyalının parasını nereye harcayacağına karar verirken çevresel iddiaları dikkate aldığını kabul ederek, çevreyle ilgili iddiaları öncelikli alanlar arasında tutmaya devam ettiği görülmektedir. Dünyadaki farklı tüketici otoritelerinin gündeminde olduğu gibi ACCC de son dönemde yayınladıkları politika belgelerinde ve resmi açıklamalarında bu konunun altını çizmektedir. Nitekim bu tür iddiaların doğru ve kanıtlanabilir olması, tüketici güveninin korunması açısından hayati önem taşır.</p>



<p>ACCC tarafından gerçekleştirilen açıklamaya göre 2025-26 dönemi için özel bir odak noktası, yeşil aklama (greenwashing) uygulamaları olacaktır (Australian Competition and Consumer Commission, 2025). ACCC, enerji, gıda ve ev eşyaları gibi çeşitli sektörlerde yanıltıcı çevresel iddialarla ilgili birçok aktif soruşturma yürütmektedir. Buna ek olarak, ACCC sürdürülebilirlik iş birlikleri konusunda bir rehber yayımlamıştır. Bu rehber, işletmelerin sürdürülebilirlik sonuçlarını iyileştirmek amacıyla birlikte çalıştıklarında, rekabet hukuku sorunlarının ortaya çıkma olasılığının daha düşük olduğunu vurgulamaktadır. Bu rehberin amacı, rekabet düzenlemelerine uyumu sağlarken sorumlu iş birliklerini teşvik etmektir.</p>



<p>Bu kapsamda ACCC, 1 Temmuz 2025 tarihine kadar ambalaj etiketlerinin güncellenmesini, özellikle yumuşak plastik ambalajlardaki eski &#8220;Return to Store&#8221; (Mağazaya Geri Getir) etiketlerinin kaldırılmasını ve yerine güncel &#8220;Check Locally&#8221; (Yerel Durumu Kontrol Et) veya &#8220;Not Recyclable&#8221; (Geri Dönüştürülemez) etiketlerinin kullanılmasına yönelik girişimleri beklediklerini duyurmuştur. Bu beklenti, doğrudan bir yasal zorunluluk gibi okunamayacaksa da Avustralya Tüketici Yasası&#8217;nın yanıltıcı veya aldatıcı davranışları yasaklayan hükümlerine dayanmaktadır. Dolayısıyla ACCC&#8217;nin bu konudaki yaklaşımı, tüketicilere sunulan bilgilerin doğru ve yanıltıcı olmamasını sağlamak amacıyla, markaların ambalaj etiketlerini güncellemelerini teşvik etmektedir. Bu gelişmeyi değerlendiren APCO yetkilileri de REDcycle programının kapanmasının ardından, Avustralyalı birçok markanın ellerinde ‘Mağazaya Geri Getir’ logosu içeren büyük miktarda ürün stoğunun kaldığını ve bu stokları doğrudan çöpe göndermenin hem çevresel hem de finansal açıdan büyük etki yaratacağı ve uygulanabilir olmadığını vurgulamıştır. Markaların, ambalajlarını yeni yumuşak plastik kriterlerine göre değerlendirmesi, tasarımlarını güncellemesi ve yeni etiketi ambalaja uyarlamaları bu noktada kritik olacaktır.</p>



<p>Bu bağlamda, ACCC, APCO ile iş birliği yaparak, markaların ambalaj etiketlerini güncellemeleri için bir geçiş süreci belirlemiştir. APCO da şu anda markalar ve perakendecilerle birlikte çalışarak yeni Check Locally etiketleme gereklilikleri ve ACCC’nin belirlediği zaman çizelgesine uyumu sağlamaya çalışmaktadır. Bu süreçte, ACCC, APCO’dan markaların etiket güncellemeleriyle ilgili ilerlemeleri hakkında 6 aylık güncellemeler talep etmektedir. Sonuç olarak, 1 Temmuz 2025 tarihine kadar ambalaj etiketlerini güncellemeyen markalar, ACCC tarafından yanıltıcı etiketleme uygulamaları kapsamında değerlendirilebilir ve bu durum yasal yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle, markaların belirtilen tarihe kadar etiketlerini güncellemeleri önemlidir.</p>



<p><strong>TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI VE ALGI</strong></p>



<p>Planet Ark (2023) tarafından yürütülen anket çalışmaları sonucunda oluşturulan raporlardan bir tanesi “Recycling Behaviours Survey” başlıklı rapordur. Bu çalışmaya göre, ARL etiketli ürünleri tercih eden tüketicilerin %58’i etiketsiz ürünleri bilinçli olarak reddetmektedir. Ancak düşük gelirli gruplarda bilgi davranışa her zaman dönüşmemektedir.</p>



<p>Diğer yandan, ülkede ambalaja ve bulundukları yere bağlı olarak, tüketiciler tercih ettikleri bertaraf yöntemi olarak kaldırım kenarı toplama veya konteyner depozito programlarını (CDS) kullanabilir.</p>



<p>APCO tarafından Eylül 2023 tarihinde kamuoyu ile paylaşılan “Australasian Recycling Label Consumer Insights Report 2023” başlıklı rapora göre, Avustralyalıların çoğunluğunun plastik şişeleri (%74) ve alüminyum kutuları (%66) atmak için kaldırım kenarı geri dönüşümünü kullanırken, bulundukları yere bağlı olarak plastik şişeleri (Avustralyalıların beşte biri) ve alüminyum kutuları (Avustralyalıların üçte biri) atmak için CDS kullanmayı tercih ettiklerini ortaya koymuştur. Bu durum, tüketicilerin ev dışı geri dönüşüm girişimlerinden haberdar olduklarını ve bu girişimlere nasıl eklemleneceklerini bildiklerini göstermektedir.</p>



<p>ARL sisteminin etkilerinden biri, tüketiciler arasındaki geri dönüşüm davranışını doğrudan etkileme kapasitesidir. Özellikle çevreye duyarlılık seviyesi yüksek bireyler, geri dönüşüm konusunda bilgi eksikliği ya da kafa karışıklığı yaşadıklarında, çevresel fayda sağlama istekleri sekteye uğrayabilmektedir. Nitekim bu raporda ortaya konan verilere göre:</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; Avustralyalıların %50’si, neyin geri dönüştürülebilir olduğunu anlamakta zorluk çekmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; Buna karşın, %74’ü, düzenli geri dönüşümün çevreye yönelik en etkili bireysel katkı biçimi olduğunu düşünmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; ARL’nin bilinirlik oranı %76’ya ulaşarak, sıklıkla yanlış yorumlanan Plastik Tanımlama Kodları’ndan (PICs) daha yüksek bir farkındalık düzeyine erişmiştir.</p>



<p>Bu veriler kapsayıcı bir yaklaşımla ele alındığında, geri dönüşüm konusundaki bilgi eksikliğinin yaygın olduğunu, ancak aynı zamanda davranışa dönüşmeye hazır yüksek bir çevresel bilinç düzeyi bulunduğunu ortaya koymaktadır. ARL sisteminin, bu iki durum arasındaki boşluğu kapatma potansiyeline sahip olduğu söylenebilir. Etiketlerin sunduğu net, bileşen bazlı ve görsel talimatlar, tüketicinin davranışını yönlendirme (nudging) işlevini güçlendirirken, çevresel sorumluluk hissini eyleme dönüştürme olasılığını artırmaktadır.</p>



<p><strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p>Avustralya’daki yüksek gelir seviyesi ve yoğun tüketim kültürü, sistematik bir şekilde ambalaj atığı üretimini artırmaktadır. Ancak bu harcamaların çevresel maliyetleri, geri dönüşüm altyapısının yetersizliği ve tüketicilerin bilinç eksikliği nedeniyle büyümektedir. Bu noktada çalışmada detaylı ve farklı yönleriyle ele aldığımız ARL gibi çevresel etiketleme sistemlerinin güçlendirilmesi, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını dönüştürmek için kilit rol oynamaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; Australasian Recycling Label sistemi, Avustralya’nın sürdürülebilir tüketim hedefleri doğrultusunda etkili bir araçtır. Tüketicilere sadece bilgi vermekle kalmayıp, yönlendirici biçimde davranış değişikliği yaratmayı amaçlar. Ancak bu etkinin sürdürülebilirliği için, sistemin altyapı, eğitim ve dijital entegrasyon gibi çok yönlü biçimde desteklenmesi gerekir. ARL, diğer ülkeler için de yerel koşulları gözeten esnek bir model sunmaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; ARL sistemi, yalnızca bir etiketleme aracı değil; Avustralya’nın atık yönetimini iyileştirme, çevresel sürdürülebilirliği sağlama ve döngüsel ekonomiye geçiş politikalarının somut ve uygulamalı bir parçası olarak yorumlanmalıdır. Ülkenin doğal kaynaklarını koruma, döngüsel ekonomiye geçişi hızlandırma ve atık ihracatına bağımlılığı azaltma hedefleri doğrultusunda ARL, tüketici düzeyinde bilgi eksikliğini kapatarak geri dönüşüm oranlarını artırma yönünde kritik bir işlev üstlenmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; ARL sisteminin güçlü yönlerine bakıldığında net ve görsel bilgi sunarak tüketiciyi yönlendirdiği, şirketler için sürdürülebilirlik standardı sağladığı ve yerel geri dönüşüm koşullarına uyumlu yapıda olduğu yorumlanabilir. Öte yandan sınırlılıklar ise küçük üreticiler için maliyetli olabileceğini göstermektedir. Ayrıca etiketin anlamı toplumun her kesimi tarafından anlaşılmayabilir ve geri dönüşüm altyapısı yetersiz bölgelerde etkisiz kalabilecektir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; Bu noktada sistemin tam anlamıyla benimsenebilmesi için alternatif politikalarla entegrasyon sağlanmalıdır.&nbsp; ARL’nin yasal zorunluluk haline getirilmesi bir seçenek olabilir. Ayrıca QR kod ve artırılmış gerçeklik gibi dijital araçlarla etiket desteklenebilecektir. Farkındalık eğitimleri ve kamuoyuna yönelik bazı kampanyalar ile bilgi davranışa dönüştürülmelidir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; Sürdürülebilir tüketim, yalnızca tüketici tercihi değil, aynı zamanda doğru bilgilendirme, yönlendirme ve üretici sorumluluğu ile mümkündür. Dolayısıyla konuya yönelik bütüncül bir yaklaşımın gerekli olduğu düşünülmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp; Tüketiciye ambalajın nasıl ayrıştırılacağına yönelik ARL bir bilgi sağlar ancak bu bilgi, eğer tüketici motivasyonu düşükse, altyapı yetersizse veya sistem güven vermiyorsa, davranışa dönüşmeyebilir. Yine, etiket ne kadar açık olursa olsun, eğer bölgede o ambalajı geri dönüştürecek tesis yoksa, tüketici doğru eylemi gerçekleştiremez. Bu nedenle geri dönüşüm altyapısının yaygınlaştırılması, etiketleme ile senkronize yürütülmelidir. Sürdürülebilir tüketim ve yeşil dönüşüm mefhumlarının sorumluluğunu yalnızca tüketicinin omzuna yüklemek hem hakkaniyetli hem de gerçekçi görünmemektedir. Markaların ambalaj tasarımlarını sadeleştirmesi, geri dönüştürülebilir malzemeler tercih etmesi ve APCO gibi sistemlere uyması gerekmektedir. ACCC, APCO ve yerel yönetimlerin, ilgili mevzuatta gerçekleştirilecek belirgin düzenlemeler ile üretici ve perakendeciye yükümlülük getirmesi beklenmektedir. Yaptırım gücü olmayan rehber ilkeler tek başına sistematik dönüşüm yaratmada yeterli olamayacağından yönetişimin önemi kavranarak bütüncül bir yaklaşım ortaya konması; medya, eğitim kurumları, belediyeler gibi aktörlerin özellikle çevresel etiketlemeye yönelik tüketici bilincini artırmada tamamlayıcı rol üstlenmeleri gerekmektedir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>AJZEN, I. (1991). The Theory of Planned Behavior, Organizational Behavior and Human Decision Processes, 50(2), 179-211. DOI: <a href="https://doi.org/10.1016/0749-5978(91)90020-T">https://doi.org/10.1016/0749-5978(91)90020-T</a></p>



<p>AUSTRALIA RECYCLING LABEL. (2025). “Find out how to recycle near you”. Erişim Tarihi 14 Nisan 2025, <a href="https://www.arl.org.au/">https://www.arl.org.au/</a></p>



<p>AUSTRALIAN COMPETITION AND CONSUMER COMMISSION. (2025). “Compliance and enforcement priorities”. Erişim Tarihi 30 Ocak 2025, <a href="https://www.accc.gov.au/about-us/accc-priorities/compliance-and-enforcement-priorities">https://www.accc.gov.au/about-us/accc-priorities/compliance-and-enforcement-priorities</a></p>



<p>AUSTRALIAN PACKAGING COVENANT ORGANISATION. (2023, 1 Eylül). “Australasian Recycling Label Consumer Insights Report 2023”. Erişim Tarihi 28 Aralık 2024, <a href="https://recyclingnearyou.com.au/documents/doc-21156-apco-consumer-insights-report-2023.pdf">https://recyclingnearyou.com.au/documents/doc-21156-apco-consumer-insights-report-2023.pdf</a></p>



<p>AUSTRALIAN PACKAGING COVENANT ORGANISATION. (2024, Aralık 18). “Australian Packaging Consumption and Recovery Data Report”. Erişim Tarihi 7 Nisan 2025, <a href="https://apco.org.au/news/20YOl00000HTRcYMAX">https://apco.org.au/news/20YOl00000HTRcYMAX</a> 1</p>



<p>AVUSTRALYA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, ENERJİ, ÇEVRE VE SU BAKANLIĞI. (2023, 2 Ağustos). “A circular economy for packaging in Australia”. Erişim Tarihi 9 Mart 2025, <a href="https://www.dcceew.gov.au/environment/protection/waste/packaging">https://www.dcceew.gov.au/environment/protection/waste/packaging</a></p>



<p>AVUSTRALYA İSTATİSTİK BÜROSU. (2025a, 2 Mayıs). “Retail Trade, Australia”. Erişim Tarihi 3 Mayıs 2025, <a href="https://www.abs.gov.au/statistics/industry/retail-and-wholesale-trade/retail-trade-australia/latest-release">https://www.abs.gov.au/statistics/industry/retail-and-wholesale-trade/retail-trade-australia/latest-release</a></p>



<p>AVUSTRALYA İSTATİSTİK BÜROSU. (2025b, 6 Mayıs). “Monthly Household Spending Indicator”. Erişim Tarihi 11 Mayıs 2025, <a href="https://www.abs.gov.au/statistics/economy/finance/monthly-household-spending-indicator/latest-release">https://www.abs.gov.au/statistics/economy/finance/monthly-household-spending-indicator/latest-release</a></p>



<p>AVUSTRALYA TARIM, SU VE ÇEVRE BAKANLIĞI. (2021). “National Plastics Plan&nbsp; 2021”. Erişim Tarihi 15 Nisan 2025, <a href="https://www.agriculture.gov.au/sites/default/files/documents/national-plastics-plan-2021.pdf">https://www.agriculture.gov.au/sites/default/files/documents/national-plastics-plan-2021.pdf</a></p>



<p>JEDDI, N. &amp; ZAIEM, I. (2010). The Impact of Label Perception on the Consumer’s Purchase Intention: An application on food products, IBIMA Publishing, IBIMA Business Review, 2020, 1-14.</p>



<p>NESTLÉ AUSTRALIA. (2023, 16 Şubat). “Creating Shared Value and Sustainability Report 2022” Erişim Tarihi 8 Şubat 2025. <a href="https://www.nestle.com/sites/default/files/2023-03/creating-shared-value-sustainability-report-2022-en.pdf">https://www.nestle.com/sites/default/files/2023-03/creating-shared-value-sustainability-report-2022-en.pdf</a></p>



<p>NGUYEN, A.T., PARKER L., BRENNAN, L. &amp; LOCKREY, S. (2020). A Consumer Definition of Eco-Friendly Packaging, Journal of Cleaner Production, 252, 119792. DOI: <a href="https://doi.org/10.1016/j.jclepro.2019.119792">https://doi.org/10.1016/j.jclepro.2019.119792</a></p>



<p>PLANET ARK. (2023). “Recycling Behaviours Survey”. Erişim Tarihi 5 Aralık 2024, <a href="https://planetark.com/newsroom/research">https://planetark.com/newsroom/research</a></p>



<p>SHIPMAN, D. &amp; SAYGI, Y. B. (2020). Etiket Algısının Tüketicilerin Satın Alma Üzerindeki Etkileri. Beykoz Akademi Dergisi, 8(2), 217-228. DOI: <a href="https://doi.org/10.14514/byk.m.26515393.2020.8/2.217-228">https://doi.org/10.14514/byk.m.26515393.2020.8/2.217-228</a></p>



<p>T.C. TİCARET BAKANLIĞI. (2023, Temmuz). “Avustralya Kağıt ve Ambalaj Sektör Raporu”. Erişim Tarihi 14 Aralık 2024, <a href="https://ticaret.gov.tr/data/5b8a43345c7495406a226eec/2023_Avustralya%20Kağıt%20ve%20Ambalaj%20Sektör%20Raporu.pdf">https://ticaret.gov.tr/data/5b8a43345c7495406a226eec/2023_Avustralya%20Kağıt%20ve%20Ambalaj%20Sektör%20Raporu.pdf</a></p>



<p>THALER, R. H., &amp; SUNSTEIN, C. R. (2008).&nbsp;<em>Nudge: Improving decisions about health, wealth, and happiness.</em>&nbsp;New Haven: Yale University Press.</p>



<p>WOOLWORTHS GROUP LIMITED. (2023). “2023 Annual Report”. Erişim Tarihi 27 Ocak 2025, <a href="https://www.woolworthsgroup.com.au/content/dam/wwg/investors/reports/2023/f23-full-year/Woolworths%20Group%202023%20Annual%20Report.pdf">https://www.woolworthsgroup.com.au/content/dam/wwg/investors/reports/2023/f23-full-year/Woolworths%20Group%202023%20Annual%20Report.pdf</a></p>



<p>WOOLWORTHS GROUP LIMITED. (2024, 12 Ağustos). “Recycling Labelling for Soft Plastics Packaging”. Erişim Tarihi 13 Şubat 2025, <a href="https://partnerhub.woolworthsgroup.com.au/s/article/Trade-Partner-Communications-Recycling-labelling-on-soft-plastics-packaging">https://partnerhub.woolworthsgroup.com.au/s/article/Trade-Partner-Communications-Recycling-labelling-on-soft-plastics-packaging</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a>&nbsp; Planet Ark, Avustralya merkezli, kar amacı gütmeyen bir çevre kuruluşudur. 1992 yılında kurulan Planet Ark’ın temel amacı, bireylerin, işletmelerin ve hükümetlerin daha sürdürülebilir ve çevreye duyarlı kararlar almasını sağlamaktır. ARL sisteminin geliştirilmesinde rol oynayan kurum Avustralya’daki “Recycling Near You” adlı web platformuyla geri dönüşüm rehberliği sağlamaktadır.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Australian Packaging Covenant Organisation (APCO), Avustralya’da ambalaj atıklarını azaltmak ve sürdürülebilir ambalaj çözümlerini teşvik etmek amacıyla kurulmuş bir kâr amacı gütmeyen kuruluştur. Avustralya Hükümeti (özellikle Federal Çevre Bakanlığı) ile iş birliği içinde çalışır ve geri dönüşüm hedeflerini sektörle birlikte belirleyip uygulamaktadır.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Rapora göre, Avustralyalı bir tüketici yılda ortalama 146 kg ambalaj kullanmakta; buna işyerleri arası tüketim (116 kg) ve diğer/ bilinmeyen tüketim (2 kg) eklendiğinde toplam kişi başı ambalaj tüketimi 264 kg olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliğinden Birlikler Avrupası’na: Gümrük Birliği Örneği</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/avrupa-birliginden-birlikler-avrupasina-gumruk-birligi-ornegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Model Yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Procedures]]></category>
		<category><![CDATA[DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Geopolitics and Subsidiarity]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[International Paperless Trade]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik ve Yetki İkame İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kağıtsız Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[United Nations Model Laws]]></category>
		<category><![CDATA[WTO Electronic Commerce Agreement]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7992</guid>

					<description><![CDATA[Soğuk Savaş sonrasında yaşanan tek kutuplu dünya düzeni ile ülkemizin grand stratejisi arasındaki gerilimin günümüzde yavaş yavaş azalmasının, Avrupa Birliği ile ülkemiz arasındaki ilişkiler üzerinde etkili olması kaçınılmaz olacaktır. Dünyada yaşanmakta olan büyük jeopolitik kayma, Avrupa Birliği’ni bir arada tutan nedenler üzerinde de büyük bir baskı oluşturmaktadır. Ölçek ekonomilerinin ulus devlet boyutlarını çoktan aştığı 21. Yüzyılda, Avrupa Birliği bu duruma daha fazla ‘birlik’ olarak tepki vermeye hazırlanmaktadır. Bu hazırlığın temel taşlarından birisi de dijitalleşmenin de katkısıyla AB ölçeğinde bir çeşit gümrük idaresi kurulmasıdır. Bu yeni yapılanmanın temel ilkelerinin ise 20. Yüzyılın ortalarından itibaren Birleşmiş Milletler kapsamında tanımlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu yazıda, bu jeopolitik kayma ile ülkemiz grand stratejisi ele alınarak, AB’nin kendi Gümrük Birliğini derinleşme çalışmalarında ülkemizin yer almasının taşıdığı önem vurgulanmıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Soğuk Savaş sonrasında yaşanan tek kutuplu dünya düzeni ile ülkemizin grand stratejisi arasındaki gerilimin günümüzde yavaş yavaş azalmasının, Avrupa Birliği ile ülkemiz arasındaki ilişkiler üzerinde etkili olması kaçınılmaz olacaktır. Dünyada yaşanmakta olan büyük jeopolitik kayma, Avrupa Birliği’ni bir arada tutan nedenler üzerinde de büyük bir baskı oluşturmaktadır. Ölçek ekonomilerinin ulus devlet boyutlarını çoktan aştığı 21. Yüzyılda, Avrupa Birliği bu duruma daha fazla ‘birlik’ olarak tepki vermeye hazırlanmaktadır. Bu hazırlığın temel taşlarından birisi de dijitalleşmenin de katkısıyla AB ölçeğinde bir çeşit gümrük idaresi kurulmasıdır. Bu yeni yapılanmanın temel ilkelerinin ise 20. Yüzyılın ortalarından itibaren Birleşmiş Milletler kapsamında tanımlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu yazıda, bu jeopolitik kayma ile ülkemiz grand stratejisi ele alınarak, AB’nin kendi Gümrük Birliğini derinleşme çalışmalarında ülkemizin yer almasının taşıdığı önem vurgulanmıştır.</p>



<p><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Jeopolitik ve Yetki İkame İlkesi, Birleşmiş Milletler Model Yasaları, DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi, Uluslararası Kağıtsız Ticaret, Gümrük İşlemleri</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>The declining tension between the unipolar world order experienced after the Cold War and Türkiye’s grand strategy will inevitably have an impact on the relations between the European Union and Türkiye. Moreover, the current tectonic geopolitical shift also creates great pressure on the reasons that hold the European Union together. In the 21st century, when economies of scale have long surpassed the average size of a nation state, the European Union is preparing to respond to this situation as a being more &#8216;united&#8217;. One of the cornerstones of this preparation is the establishment of a customs administration on an EU scale with the contribution of digitalization. It would not be wrong to say that the basic principles of this new structure have been defined within the scope of the United Nations since the mid-20th century. In this article, this geopolitical shift and our country&#8217;s grand strategy are discussed and the importance of our country&#8217;s participation in the EU&#8217;s efforts is also emphasized.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Geopolitics and Subsidiarity, United Nations Model Laws, WTO Electronic Commerce Agreement, International Paperless Trade, Customs Procedures</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasından:</p>



<p>“<em>Rusya&#8217;nın enerji şantajının da gösterdiği gibi tedarik zinciri bağımlılıklarımız bize karşı silah haline getirilmiş, pandemi gibi küresel şokların da uyarı vermeden ortaya çıkması zafiyet haline dönüşmüştür. Ayrıca, bizleri bir araya getiren deniz altı veri kablosu gibi pek çok unsur, Baltık Denizi&#8217;nden Tayvan Boğazı&#8217;na kadar hedef haline gelmiştir. 25 yıl önce hayal ettiğimiz iş birliğine dayanan dünya düzeni gerçeğe dönüşmemiş, fakat bunun yerine sert jeostratejik rekabetin olduğu yeni bir döneme girmiştir. Dünyanın büyük ekonomileri ham maddelere, yeni teknolojilere ve küresel ticaret yollarına erişim için yarışmaktadır. &#8230; Ancak küresel ekonomideki bağları koparmak kimsenin çıkarına değildir. Bunun yerine kuralları modernize etmemiz gerekmektedir. &#8230; Dünya değişiyor, biz de değişmeliyiz. Son 25 yıldır Avrupa, büyüme eğilimini devam ettirebilmek için küresel ticaretteki artış dalgasına güvendi, Rusya&#8217;dan gelen ucuz enerjiye güvendi ve kendi güvenliğini çok fazla dışarıya bağımlı hale getirdi (outsource). <u>Ancak o günler geride kaldı</u></em>.&#8221;<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p>Avrupa tarihi konusunda herhangi bir çalışma yapmış birisi iyi bilir ki, I. ve II. Dünya Savaşlarında insanlık tarihinin en korkunç katliamlarına sahne olmuş bu kıtadaki politik aktörlerin bir arada bulunmamaları için çok fazla neden vardır. Avrupa Birliği tarihi aslında bir yerde bu nedenlerin üstesinden neden ve nasıl gelindiği tarihidir. Avrupa Birliği varlığını II. Dünya Savaşı sonrası küresel güvenlik ve ticaret mimarisine borçlu olduğu kadar, ‘subsidiarity<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>’ ilkesine de borçludur. Bu ilke, alınan Birlik düzeyinde kararların vatandaşa mümkün olan en yakın idari aşama tarafından (ulus devlet, yerel yönetimler vs) hayata geçirilmesini amaçlamakta olup, bu durum Avrupa Birliği düzeyinde kabul edilen hukukun uygulanmasının fiilen ulus devletlere bırakılması anlamına gelmektedir. Her ne kadar Avrupa Birliği liderleri politik hassasiyetler nedeniyle açık bir şekilde belirtmekten kaçınsalar da, yaşamakta olduğumuz küresel jeopolitik depreme AB’nin cevabı bu ilkeyi zayıflatarak, AB’yi sadece hukuk oluşturmakta değil, uygulamada da ‘Birlik’ haline getirme şeklinde olacak gibi durmaktadır. ‘Subsidiarity’ ilkesinin AB’nin tutkalı olarak artık bu şekilde daha az kullanılmasının ülkemizin AB ile ilişkileri açısından da önemli sonuçları olacaktır. Bu yazıda bu sonuçlardan Ticaret Bakanlığını kısa vadede en çok etkileyecek olan ‘Gümrük Birliği’ reformu tartışılacaktır.</p>



<p>Türkiye üç kıtanın geçiş yolları üzerinde, tarihi ve kültürel bağlarının haritası oldukça büyük olan ve ‘küresel düşünen, yerel hareket eden’ orta büyüklükte bir ülkedir. Yakın zamana kadar Avrupa Birliği, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in girişteki ifadesinde de belirttiği üzere, güvenliğini taşerona vermişti (outsource). Bu yüzden Avrupa Birliği yerel düşünen ve&nbsp; (ekonomik anlamda) küresel hareket eden bir devdi. Şimdi AB bunun tam tersini yapmaya hazırlanmaktadır. Kısalan tedarik zincirleri ve artık denizaltı kablosu gibi hepimizi bir araya getiren (kızım ben denizaltı kablosu diyorum gelinim sen Kuzey Akım II anla) unsurların artık daha riskli hale gelmesiyle, Avrupa Birliği de küresel düşünen bir uluslararası aktör haline gelmektedir. İşte bu yeni dönemde AB – Türkiye ilişkilerini ‘Gümrük Birliği modernizasyonu’ kavramı içine sığdırmaya çalışmak artık mümkün değildir. Değişen Avrupa Birliği’dir, değişen dünyadır. Türkiye ise bu yeni dünyadaki yerini zaten önceden büyük bir isabet ve öngörüyle tanımlamıştı.</p>



<p>1990’ların jeopolitik koşulları yakın zamana kadar büyük ölçüde değişmeden kalmıştır. Ancak yakın zamanda yaşanan jeopolitik depremlerin Çin’in yükselişinin geri döndürülemezliği nedeniyle kalıcı olacağı konusunda genel bir mutabakat bulunmaktadır. Dolayısıyla 1990’ların jeopolitik ortamına uygun bir düzenleme olan Türkiye – AB Gümrük Birliği’nin modernizasyonu yerine bambaşka bir müzakere sürecine hazırlanmak faydalı olacaktır. Bu yeni paradigmanın nedensellik zincirini sağlam bir şekilde kurabilmek için temel varsayımlarımızı ve kabullerimizi baştan gözden geçirmek faydalı olabilir. Bu yazıda önce bahsettiğimiz jeopolitik deprem, MacKinder ve Mahan’ın jeopolitik teorileri hem tarihsel hem de günümüz açısından değerlendirilecektir. Daha sonra AB tarafından kendi içinde yürütülmekte olan ve üzerinde halen çalışılan Gümrük Reformu konusunda bilgi verilecektir. Takiben bu Gümrük Reformu’nun ana prensiplerinin daha iyi anlaşılması amacıyla Birleşmiş Milletler bünyesinde 1960’lardan bu yana yürütülmekte olan çalışmalar ve bu çalışmaların önemli ölçüde somut çıktısı olarak kabul edilebilecek dijital ticaret ile ilgili Model Kanunlar (Model Laws) hakkında bilgi verilecektir. Bu sayede okuyucunun devam eden sürecin doğası hakkında daha derinlemesine bir sezgi sahibi olması amaçlanmaktadır. Ümidimiz tüm bu amaçları bu yazıda yerine getirebilmemiz halinde, yakın zamanda yaşanan ve halen yaşanmakta olan jeopolitik depremden sonra, Türkiye – AB ilişkilerinin ‘Gümrük Birliği modernizasyonunun’ çok ötesinde bir başka paradigmaya doğru evrilmekte olduğunu açık bir şekilde gösterebilmektir.</p>



<p><strong>JEOPOLİTİĞİ YENİDEN DÜŞÜNMEK</strong></p>



<p>Jeopolitik nedir? Jeopolitik, Mahan, MacKinder ve Spykman açısından bakıldığında, Kuzey Amerika demiryolu ağının denizlere hakim olacak bir donanma üretme kabiliyetinin, her ne pahasına olursa olsun kalpgahı saracak bir demiryolu ağının donanma üretme kabiliyetini engelleme kararlılığına verilen isimdir. Pasifik’te Çin’in yükselişi Kuşak Yol üzerinden bu kararlılığının tehlikede olabileceği konusunda güçlü sinyaller göndermiş ve ABD’nin pozisyonundaki bu güçlü savrulma Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın her yerinde yine güçlü pozisyon kaymalarına neden olmuştur.</p>



<p>11.Mart.2025 tarihinde Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı von der Leyen tarafından Avrupa Birliği Parlamentosu’nda yapılan konuşma, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel güvenlik mimarisinin temel ilkelerini bilenler açısından güçlü ifadeler içeren tarihi bir konuşmadır.</p>



<p><em>“Bu, güç yoluyla barış için bir zamandır. Bu, ortak savunma çabası için bir zamandır. Avrupa Konseyi&#8217;nde Avrupa savunması konusunda sadece eşi benzeri görülmemiş değil, aynı zamanda sadece birkaç hafta önce tamamen düşünülemez olan bir fikir birliği gördüm. Farklı düşünmemiz ve buna göre hareket etmemiz gerektiği konusunda yeni bir anlayış var. … Avrupa güvenlik düzeni sarsılıyor ve yanılsamalarımızın çoğu paramparça oluyor. … <u>Barış temettüsünün tadını çıkardığımızı düşünüyorduk ama gerçekte sadece bir güvenlik açığı veriyorduk. <strong>Yanılsamaların (illusions) zamanı artık bitti</strong></u>”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em></p>



<p>Peki o zaman güç nedir? Günümüz küresel güç mimarisinin temeli II. Dünya Savaşı’nda atılmıştır. Kısaca hatırlatmak gerekirse, İkinci Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren, devasa Amerikan savaş makinesinin harekete geçirilebilmesiydi. Bu makine ordu ve donanmadan daha fazlasıdır. Muazzam üretim gücüyle Rusya’nın Almanya karşısında uzun zaman dayanmasını sağlayan ve bu şekilde Alman ordusunu farklı cephelerde yıpranmaya zorlayarak Normandiya Çıkartmasına zemin hazırlanmasını sağlayan bu muazzam üretim gücünün kısa sürede harekete geçirilebilmesi olmuştur.&nbsp;&nbsp; Paul Krugman’ın da belirttiği gibi savaşı son kuruş kimde kaldıysa o kazanmış olur. Ve İkinci Dünya Savaşı’nda son kuruştan çok daha fazlası ABD’de kalmıştı. İşte o kuruş şimdi eriyor çünkü (Henry Kissenger’ın deyimiyle) son yirmi yüzyılın on sekizinde dünyanın en büyük ekonomik gücü olan Çin’in yükselişi, ABD’yi o son kuruşu harcamaya zorlamaktadır. İşte ABD’nin son zamanlardaki bu sert savrulmasının arkasındaki neden budur. ABD kuruşlarını artık Avrupa için harcamak istemiyor çünkü son kuruşa oldukça yaklaşmış durumda. Bir dahaki sefere II. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi o muazzam savaş makinesini harekete geçirip geçiremeyeceği şu an için belirsiz ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursala von der Leyen’in yukarıdaki sözlerinin arkasında bu gerçek bulunmaktadır. Yanılsama ifadesini de “ABD’nin son kuruşa yaklaştığını yeni anlamaya başladık” olarak okumak faydalı olabilir.</p>



<p>Ulus devletlerin ortaya çıkışı ile düzenli orduların ortaya çıkışı arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Düzenli orduların ‘düzenli’ halde tutulabilmesi için ‘düzenli’ bir gelir gerekmekteydi, bunun için maliye sistemleri modernleştirildi, ‘düzenli’ maliye için gelir tabanının genişletilmesi gerekmekteydi, düzenli ordunun kullanacağı her türlü araç ve ekipmanın modernleştirilmesi ve en son teknolojiye uygun hale getirilmesi ve bunun için de güçlü bir sanayi gerekiyordu, bir süre sonra tüm bu unsurlar birbirini besler hale geldi, güçlü sanayi iş imkanları ve tüketimin de artmasını sağladı, bu sayede nüfus arttı vb. Ulus devletlerin bu kadar büyük üretim gücü ortaya çıkarma kapasitesi ‘savaş makinesi’ kavramını da ortaya çıkarttı. Her ne kadar uluslararası ilişkilerde savaş makinesi kavramı özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra gözden düşmüş olsa da, bugünü anlamak için tarihi, tarihi anlamak için de özellikle sanayileşme çağından sonra da savaş makinesi kavramını anlamak önem arz etmektedir.</p>



<p>II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın kaybetmesinin nedeni, İngiliz ve Fransızların ve hatta belki Rusların çok iyi savaşmaları değildi. ‘Blitzkrieg’ başlarda önemli başarılar elde etmiş ve tüm Avrupa’yı neredeyse kontrol etmeye başlamıştı. Romanya’da yeteri kadar petrol olmadığının anlaşılması ve Rus direnişi nedeniyle, Asya’nın kaynaklarına ulaşılamamasına ek olarak Atlantik’teki Alman ve İngiliz&nbsp; ABD donanmaları arasındaki savaş, Almanya’nın direnme gücünü kırmıştır ve Alman savaş makinesini bir süre sonra etkisiz hale getirmiştir. Benzer bir durumu Napolyon da yaşamıştır. İngiliz donanmasının faaliyetleri nedeniyle, Fransa kolonilerinden beslenememiş ve savaş makinesinin etkinliği bir süre sonra zayıflamaya başlamıştır. Benzer durum, Japonya’nın da başına gelmiştir. ABD donanmasının ablukası başladıktan sonra, petrol başta olmak üzere değerli kaynaklara ulaşım sıkıntıya girmiş ve Japon savaş makinesi bir süre sonra teklemeye başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin çöküşü de benzer bir yol izlemiştir. Sovyetler Birliği’nin devasa büyüklüğü her ne kadar bu süreci yavaşlatsa da, “containment politikası” bu sürecin çalışmasına katkı sağlamıştır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel düzenin temel taşlarından birisi de, Alman ve Japon savaş makinelerinin harekete geçmesini engellemek, Sovyet savaş makinesini de boğmaktı. Bu nedenle pek çok kişi bu dönemdeki küresel düzeni satranç oyunundan ziyade, “go oyununa” benzetmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yavaş yavaş seslendirilmeye başlayan gerçekler bulunmaktadır: Çin, kendi savaş makinesini inşa ediyor, Çin’in geniş bir arka bahçesi var, ABD bu arka bahçeye ulaşamamakta ve ABD’nin ‘iki buçuk savaş’<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a> kavramı geçerliliğini yitirmektedir.</p>



<p>Avrupa Birliği yetkilileri bugünlerde Avrupa Savunma Birliği konusunu sıklıkla gündeme getirmektedirler. Bu konuşmalarda ortak bir ordu kurulmasına daha az değinilmekte, esas ağırlık noktası AB çapında güçlü bir savunma sanayi kurmak olarak ortaya çıkmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir: Avrupa kendi savaş makinesini inşa etmelidir. Bunun için başlangıçta 800 milyar Euro gibi çok büyük bir miktar telaffuz edilmektedir. Peki neyin güvenliği? Doğal kaynak fiyatlarında hatırı sayılır bir artış ve küresel go oyununda ticaret açısından daha avantajlı pozisyon üzerinde barışçıl bir mutabakat artık mümkünken, Ukrayna karşısında bu kadar zorlanan ve nüfusunu yaşlanma nedeniyle yavaş yavaş kaybetmekte olan Rusya, neden Avrupa’yı işgal etmek istesin? Avrupa’yı işgal etmek demek genç erkek nüfusunun en verimli kısmını cepheye sürmek demektir, ki Rusya’nın böyle bir lükse sahip olmadığını anlamak önem arz etmektedir.</p>



<p>Avrupa Birliği’nin güvenlik kaygısını daha iyi anlamak için, 20. Yüzyıl başına ABD grand stratejisinin önemli jeopolitik yazarlarından Alfred Mahan’a bakmak gerekmektedir. 19. Yüzyılın sonlarında iç savaştan yeni çıkmış ABD, demiryolu başta olmak üzere iç ulaşım hatları ve sanayi inşası ile meşguldü. Donanması o zamanın koşullarında zayıftı, çünkü Kuzey Amerika’nın bir başka güç tarafından işgal edilmesi beklenen bir durum değildi ve bu yüzden de güçlü bir donanmaya ihtiyaç duymamaktaydı. Mahan, işgal ihtimali bu kadar zayıf olmasına rağmen ABD’nin yine de güçlü bir donanma sahibi olmasının önemine dikkat çekmiştir. Mahan’a göre, Amerikan sanayisi güçlenmekte olup, ABD’li üreticiler sadece iç pazara değil, dış pazarlara da ulaşma konusunda önemli atılımlar yapmaktaydılar. Mahan, ABD menşeli yük taşıyan ticaret gemilerinin güvenliğinin sağlanmasının, İngiltere donanması tarafından sağlandığı, ancak bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, ABD menşeli yük taşıyan gemilerin korunması için bir donanma inşasına başlanması gerektiğini öne sürmüştür. Daha açık bir ifadeyle, ticaret güvenlikten bağımsız değildir, Kuzey Amerika gibi yüksek üretim gücüne sahip bir dev dünya sahnesine çıkmaktadır ve bu sürecin doğru yönetilebilmesi için okyanuslardaki taşımacılığın güvenliğinin artık bizzat ABD tarafından sağlanması gerekmektedir. Elbette bu güvenliği sağlamak maliyetli bir iştir ve maliyeti güvenlik tedariği hizmeti olarak diğer devletlerden tahsil edilmesi için pek çok yol bulunmaktadır.</p>



<p>ABD donanması açık denizlerde güvenliği sağlamasından kaynaklanan senyoraj hakkını ABD doları ve tamamının uzun vadede geri ödenmesi kuşkulu borçlanma araçları üzerinden geri alabilmiştir. Avrupa ülkeleri dünyanın her yerine ürünlerini güvenle taşıyabilmişlerdir ve bunun için de görünüşte yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalmamışlardır. Görünüşte ABD donanması sadece ve sadece dünya barışı ve insanlığın yükselişine katkı sağlamak için bu kadar maliyetli bir hizmeti on yıllarca devam ettirmiştir. Gerçekte ise Japonya başta olmak üzere ülkenin üretim fazlasını borçlanma, sigorta ve nakliye maliyetleri, diplomatik sessizlik, askeri donukluk vb yöntemlerle geri almıştır. Bu durum gerçekten de küreselleşmeyi hızlandırarak, tüm insanlığın bir şekilde birbiriyle daha fazla diyalog kurmasına ve küresel refahın artmasına neden olmuştur. Ancak, hiçbir şey sonsuza kadar devam etmez.</p>



<p>Çin donanmasının gittikçe güçlenmesi ve Çin’in de ABD gibi işgal edilemeyecek bir ülke olmasına ek olarak, Çin’in üretim gücünün bu kadar kısa zamanda bu noktalara geleceğinin tahmin edilememiş olması, uzun mesafe taşımacılığın açık denizlere bu kadar bağımlı olduğu bir dünyada işlerin önemli ölçüde değişmekte olduğuna işaret etmektedir. Soru esas olarak şudur: Çin, savaş makinesini harekete geçirir mi? Türkiye bu sorunun cevabını bulmaya çalışırken, İkinci Dünya Savaşı stratejistlerinin gündeminde olmayan iki noktanın daha dikkate alınması gerekmektedir. Nükleer silahlar, oyunu çoktan değiştirmiştir ve Çin dahil dünya nüfusu yaşlanmaktadır. Bu iki husus şuna işaret etmektedir: Karşı tarafın savaş makinesini durdurmak mümkün olmuyorsa, yavaşlatmak için ordular dışında başka yollar da bulunmaktadır: savaş makinelerinin beslenmesini engellemek. II. Dünya Savaşı sonuna kadar ABD Japonya’yı işgal etmemiştir, petrolün ulaşımını engellemesi ile nükleer iki bomba (ki bugünkü nükleer kapasiteler ile karşılaştırıldığında bu bombalar çata pat gibi kalırdı) bu hedefi biraz zaman alsa da gerçekleştirmiştir. Zamanı, müttefik olarak yanına çekmek iyi bir stratejidir. (Kendi enerjini harcama, bırak karşı tarafın yıkıcı iç enerjileri, senin için bu işi yapsın. Bunun için de karşı tarafın beslendiği kaynakları zayıflat.)</p>



<p>II. Dünya Savaşı’nda Japonya’nın arka bahçesi yoktu, işte bu yüzden II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ile anlaşmak ve boyun eğmek zorunda kaldı. Ancak, Çin’in arka bahçesi bulunmaktadır. Peki aynı durum Avrupa Birliği için de geçerli midir? İşte Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı’nın konuşmasındaki tehdit algısını yorumlamak için bu jeopolitik arka plana ihtiyaç duymaktayız. Avrupa Birliği bugüne kadar II. Dünya Savaşı Japonya’sı gibi bir arka bahçeye ihtiyaç duymamıştı çünkü, Mahan’ın işaret ettiği üzere ticaret gemilerinin güvenliği ABD donanması tarafından sağlanıyordu, SSCB tehlikesi, büyük ölçüde ABD nükleer şemsiyesi tarafından gideriliyordu ve Batı Avrupa devletlerinin yapması gereken tek şey, çeşitli yollarla (uzun mesafe taşımacılık sigorta primi, yüksek petrol faturası, geri ödenmesi zamana bırakılmış ABD Hazine kağıtları alma gibi üstü kapalı şekilde) bunun ücretini düzenli olarak ödemekteydi. Sorun yoktu. Ama artık var. Çünkü ABD Çin yüzünden bu üstü kapalı sözleşmeyi feshediyor. Küreselleşmede yeni bir dönem başladı.</p>



<p>Jeopolitik, aslında uzun mesafe taşımacılık hatlarının güvenliği ile yakından ilişkilidir. Bu konuyu daha anlamak için yine Mahan’a dönmemiz faydalı olacaktır. Mahan denizde stratejik olarak önem arz eden bir kıyı bölgesini kontrol edebilmek için bu bölgeye güç yığmanın anlamlı olmadığını, bunun yerine çevik, hızlı hareket edebilen ve etkili ateş gücüne sahip bir deniz gücü yoluyla daha az maliyet ve kaynak kullanımıyla bu bölgenin daha rahat kontrol edilebileceğini ifade etmekteydi. Dolayısıyla açık denizler kontrol edilebildiği sürece, karaları kontrol edebilmek daha kolaylaşabilir. ABD küresel askeri stratejisi buna göre oluşturulmuştur.</p>



<p>Ancak uzun mesafe taşımacılık hatlarının güvenliğini sağlamanın bir başka yolu daha bulunmaktadır, bunun en iyi örneği Montrö’dür. Pek sık bahsi geçmese de, Montrö Sözleşmesi küresel güvenlik mimarisinin önemli taşlarından birisidir. Montrö bugüne kadar biri sıcak diğeri soğuk, iki dünya savaşını ve 90’ların tek kutuplu dünyasını başarıyla atlatmıştır. Montrö’nün başarısındaki kilit unsur, grand stratejilerin inşasında fayda zarar hesaplamalarını barışın tesisi lehine yapılmasını sağlamaktır. Bunu şöyle düşünelim. Bir futbol maçı var. Ama sahamız düz değil, bir tarafın kalesine doğru eğimli. Bu durumda yüksekte kalan kaleyi koruyan takım avantajlı olur, çünkü karşı takım hücuma geçtiğinde daha fazla efor harcaması germektedir, ancak yüksekteki kaleye sahip takım hücuma geçtiğinde çok daha kolay karşı takımın kalesine ulaşır, attığı şutlar daha uzun mesafe gidebilir vs. İşte Montrö küresel güvenlik mimarisinde barışa daha fazla şans tanımaktadır. Çünkü Rus jeopolitiği açısından ticaret gemilerinin güvenliğini bir dereceye kadar garanti ederek barışın kalesini yükseltmekte ve Türkiye gibi barış destekçisi ülkelerin şutlarının daha uzun mesafeye ulaşmasını sağlamaktadır. Montrö’deki dehayı Asya’nın geri kalanına yaymalıyız. İşte bu yeni küresel paradigmada AB – Türkiye ilişkilerinin temeline bu dehayı mutlaka koymalıyız. Bu yazının konusu bu tespit olup, bu uzun girişin de gelmek istediği nokta burasıdır.</p>



<p><strong>YENİ PARADİGMADA JEOPOLİTİK VE GÜMRÜKLER</strong></p>



<p>Ticaret gemilerinin sorunsuz şekilde limanlar arasında hareket edebilmesi örneğine geri dönelim. Gemilerin güvenliğinin sağlanması toplam maliyetleri etkileyen etkenlerden sadece bir tanesidir. Ticaret doğası gereği sürekli olmalıdır, gemilere yapılacak saldırılar kadar fırtınalar, güçlü akıntılar vb. unsurlar toplam maliyeti artırır. Benzer şekilde, gümrüklerde sık yaşanan sorunlar da ticaret üzerinde benzer bir etki gösterir, ama fırtınaları ve akıntıları durdurmak veya devasa buz kitlelerini kırmak çoğunlukla mümkün değilken, uluslararası iş birliği ile gümrük sorunlarını ve ticaret maliyetlerini azaltmak mümkündür. Bu iş karada yapıldığında ise büyük donanmalara ihtiyaç yoktur. Çünkü açık denizlerin sahibi yok iken, karaların (çok küçük alanlar haricinde) sahibi vardır. İşte bu ulusal egemenler arasındaki işbirliği, tek bir küresel donanma ihtiyacını ortadan kaldırır ve dolayısıyla da küresel ticaretin kesintisiz ve düşük maliyetle devamı için gerekli ortamı hazırlayabilir. Yaşlanan bir dünyada ulus devletlerin çok, sürekli ve fazla da emek gerekmeyen paraya ihtiyacı olacaktır, hatta bu durum yavaş yavaş yaşanmaktadır. Rusya II. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi, 10 milyondan fazla genç çalışma yaşındaki erkeği kaybetme lüksünü göze alamaz. Çünkü en iyimser nüfus projeksiyonları bile Rus demografik yapısındaki bu eğilimin geri döndürülemeyeceğini göstermektedir. Evet Rusya, ABD jeopolitik sözleşmesini feshetmekte olduğu için AB ülkelerinin tamamını bir süreliğine işgal edebilir, ama bunun bedelini nüfus anlamında çok ağır öder. Fakat kara uzun mesafe hatlarının güvenliğine katkı sağladığı (veya hiçbir şey yapmayacağı) için kazanç sağladığı sürdürülebilir bir dengeyi tercih edeceğini beklemek anlamlı olacaktır<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a>. Sonuç olarak, AB’nin güvenliği meselesini kavramak için Rusya’dan daha fazlasına bakmak gerekmektedir.</p>



<p>ABD Başkanı Trump’ın seçilmesiyle başlayan süreci doğru okumak, Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceği hakkında doğru öngörülerin yapılabilmesi açısından önem arz etmektedir. Daha açık söylemek gerekirse, yakın zamanda AB’nin artan güvenlik söylemlerinin ne anlama geldiğini, hatta daha da açık söylemek gerekirse, AB yetkililerinin dilinin altında ne olduğunu net bir şekilde anlamak, Türkiye’nin ticaret ve güvenlik stratejilerinin taktik düzeyde şekillendirilmesi açısından önem arz etmektedir. Türkiye kendi güvenlik ve ticaret politikalarını grand strateji düzeyinde çoktan şekillendirmiş ve seçimlerini yapmıştır. Bu grand strateji Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine gömülü durumdadır, sadece bu durumun aynı zamanda Ebedi Barış’a da hizmet edeceğini insanlık kollektif bilincinin anlaması gerekmektedir. İşte Avrupa Birliği’nin Hegel’in kavramlarıyla ‘an sich’ durumundan ‘für sich’ durumuna geçmeye başlamasının da katkısıyla, Türkiye’nin temellerine gömülü durumdaki bu grand stratejinin hayata geçmesi sayesinde, insanlığın tarihi yolculuğunda önemli bir aşamanın da geçilmesine katkı sağlama olasılığı bulunmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Bu noktada esas soruyu sormanın vakti geldi: ABD’nin bu kadar hızlı ve radikal bir şekilde savrulmasının nedeni nedir? Elbette konu sadece Cumhuriyetçilerin Demokratları sevmemesi değildir. Konunun ekonomik temellerini anlamadan, ABD’nin neden son kuruşa yaklaşmakta olduğunu hissettiğini kavramak mümkün olmayabilir. Bu sorunun cevabı Başkan Yardımcısı J.D. Vance tarafından 18 Mart 2025 tarihinde ‘American Dynamism Summit’de yaptığı konuşmada net bir şekilde verilmiştir<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a>:</p>



<p>“<em>Küreselleşmeye konusunda, ABD’de yönetici sınıfının iki kibirli düşüncesi vardı. Birincisi, ürünlerin yapımını ürünlerin tasarımından ayırabileceğimizi varsaymaktı. Zengin ülkelerin değer zincirinde zamanla daha yukarılara çıkacağı, fakir ülkelerin ise daha basit ürünler yapacağı bir çeşit küreselleşme fikri bulunmaktaydı. …. Ancak, zamanla üretim yapan yerlerin genellikle ürün tasarımında daha iyi oldukları ortaya çıkmaktadır. Hepinizin çok iyi anladığı gibi ağ etkileri (network effects) bulunmaktadır. Ürünleri tasarlayan firmalar, doğal olarak üretim yapan firmalarla çalışmaktadırlar. Fikri mülkiyeti paylaşırlar, en iyi uygulamaları paylaşırlar ve hatta bazen kritik çalışanları paylaşırlar. Diğer ulusların değer zincirinde her zaman arkamızdan geleceğini varsayıyoruz ama, bu ülkelerin değer zincirinin alt kısımlarında daha iyi hale geldikçe, üst kısımlara da ulaşmaya başladıkları ortaya çıkmaktadır. Yani her iki uçtan da sıkıştırılıyoruz. Bu, küreselleşmenin bahsettiğim ilk kibirli düşüncesidir.&nbsp; İkinci kibirli düşünce ise, ucuz işgücünün temelde yeniliği engelleyen bir krize neden olduğu, hatta çok sayıda Amerikan firmasının bağımlı olduğu bir uyuşturucu haline gelmesi ile ilgilidir. Bir ürünü daha ucuza üretebilirsiniz, bunu yapmak yenilik yapmaktan çok daha kolaydır. Fabrikaları ucuz işgücü ekonomilerine taşımamız veya göç sistemi aracılığıyla ucuz işgücü ithal etmemiz Batı ekonomilerini bu uyuşturucuya bağımlı hale getirmiştir. Kanada&#8217;dan İngiltere&#8217;ye kadar büyük miktarda ucuz işgücü ithal eden ülkelere bakarsanız, hemen hemen hepsinde üretkenliğin durgunlaştığını görürsünüz</em>.”</p>



<p>Ekonomi kuramları açısından bakıldığında, bu konuşma, Ricardo’yu yanlışlamakta, jeoekonomik teorileri ise doğrulamaktadır. Ricardo kendi döneminin İngiltere’sinin tekstil, Portekiz’inin ise şarap üretimi yapması ve bu iki ürünün değişimi durumunda her iki tarafın refahının en üst düzeye çıkacağını öne sürmüştür. Jeoekonomik teoriler ise tekstil üretimi ile şarap üretiminin aynı olmadığı, tekstil üretiminin (o zamanın koşullarında) sınai know how’ın daha hızlı ilerlemesi yanında, buhar ve makine teknolojisindeki hızlı ilerlemeler nedeniyle askeri gücün de zamanla daha hızlı artacağını, bu nedenle tekstil üreten ülkenin askeri gücünün daha hızlı artması nedeniyle şarap üreten ülkeyi eninde sonunda bir şekilde egemenliği altına alacağını öne sürmektedir. Tarih ve Sayın Vance jeoekonomiyi haklı çıkarmaktadır.</p>



<p>Dolayısıyla ABD’nin bu hızlı ve radikal savrulmasının arkasında ABD entelijansiyasının Ricardo’dan jeoekonomiye geçmiş olduğunun su yüzüne çıkmış olması yatmaktadır. II Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ABD küresel hegemon olduğu için, şarap mı yoksa tekstil üreteceğine kendisi karar verebiliyordu, bu nedenle dünyaya Ricardo temelli neoklasik düşünceyi küresel üniversite ağı üzerindeki etkisi sayesinde rahatça kabul ettirebildi. Ancak, küresel hegemonyasının Çin’in güçlenişi nedeniyle nispi olarak azalmakta olması nedeniyle, artık şarap üretmeye zorlanabileceğini hissetmeye başladı. II Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel güvenlik mimarisindeki bu sarsıntı, kendini ilk olarak küresel para sisteminde ABD hegemonyasının zayıflaması nedeniyle göstermeye başladı.</p>



<p>Peki ABD’nin manevra alanı tam olarak ne kadar daralmış durumdadır? Atlantik Konseyi’nin bir raporunda aşağıdaki tespitler yapılmaktadır:</p>



<p>“<em>1985&#8217;te Fransa, Almanya, Japonya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nden maliye bakanları, New York Şehri&#8217;ndeki Plaza Oteli&#8217;nde ABD dolarını kasıtlı olarak devalüe etmek için bir anlaşmaya vardılar. Plaza Anlaşması&#8217;ndan önceki beş yılda, ABD dolar değerini iki katına çıkararak küresel ticareti altüst etme ve uluslararası finans sistemini istikrarsızlaştırma tehdidinde bulundu. Bugün, Washington bir kez daha bir para birimi anlaşması olasılığı hakkında konuşmaktadır. Bu sefer, mekan Trump&#8217;ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi&#8217;nin yeni başkanı Stephen Miran&#8217;ın &#8220;Mar-a-Lago Anlaşması&#8221; olarak tanımladığı şey için güneye taşınabilir. Miran, Eylül ayındaki bir raporda, ABD dolarının aşırı değerlenmesinin &#8220;ekonomik hoşnutsuzluğun köklerinden&#8221; sorumlu olduğunu ilan etti. &#8230; <u>Elbette sorun, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin en yüksek ticaret açığına sahip olduğu ülkelerin artık bu güvenlik şemsiyesine bağımlı müttefikler olmamasıdır.</u> Amerika Birleşik Devletleri, 1985&#8217;te Fransa, Almanya, Japonya ve Birleşik Krallık için güvenlik garantisi sağladı. Plaza Anlaşması&#8217;nın bu imzacıları, 80&#8217;lerde tüm denizaşırı ABD askeri üslerinin neredeyse dörtte birine ev sahipliği yapıyordu. 2025&#8217;te ne Çin, ne Meksika ne de Vietnam ABD ordusuna güvenmiyor. Paylaşılan güvenlik teşviği olmadan, sadece tarifeler müttefik olmayanları bir para birimi anlaşmasına itmek için yeterli midir? Çin için yeterli görünmemektedir. Direnişin önemli bir nedeni, Pekin&#8217;in Plaza Anlaşması&#8217;ndan sonra Japonya&#8217;nın deneyimini uyarıcı bir hikaye olarak görmesidir.”<a href="#_ftn7" id="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a> </em>(Japon ekonomisi bu Anlaşmadan sonra günümüze kadar yavaşladı ve kendini bir daha toparlayamadı).</p>



<p>ABD’nin dünya ekonomisindeki pozisyonu sadece uzun mesafe ticaret hatlarının güvenliğini sağlaması ile sınırlı değildir. Ticaret yapmak için az veya çok karşılıklı güven gerekir, koskoca bir dünyada herkesin birbirini tanıması mümkün değildir, o yüzden ödemelerin ve teslimatların zamana yayıldığı durumlarda para, kredi ve bankacılık mekanizması bu boşluğu doldurur. ABD’nin üretim ve savaş gücü, tüm insanlığa mevcut düzenin bir şekilde devam edeceğinin garantisini verdiği için doların bahse konu güven boşluğunu bir dereceye doldurulmasına katkı sağlamıştır. Sonuçta elinizde dolar varsa eninde sonunda bir şeyler alabileceğini bilirsiniz, çünkü ABD dünyanın neresinde olursanız olun sizin ihtiyaç duyacağınız şeyleri üretme ve kapınıza teslim etme kabiliyetine sahiptir, en fazla biraz daha pahalı olur. Ama şimdi Çin artan üretim ve innovasyon kabiliyetine ek olarak ile Kuşak Yol İnisiyatifi ile aynı taahhüdü yerine getirmeye başlamıştır. Ancak, ABD açısından tek sorun yeni bir rakibin ortaya çıkması değildir, bir başka sorun daha bulunmaktadır.</p>



<p>Trump&#8217;ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi&#8217;nin yeni başkanı Miran ABD’nin bu diğer sorununu Triffin paradoksu üzerinden açıklamaktadır: “(Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra) <em>büyük jeopolitik rakipleri olmayan ABD liderleri, azalan endüstriyel tesislerin önemini en aza indirebileceklerine inanıyorlardı. Ancak Çin ve Rusya&#8217;nın sadece ticaret değil, güvenlik tehditleri olması nedeniyle, sağlam ve iyi çeşitlendirilmiş bir üretim sektörüne sahip olmak yenilenmiş bir gerekliliktir. Silah ve savunma sistemleri üretebileceğiniz bir tedarik zinciriniz yoksa, ulusal güvenliğiniz de yoktur. Başkan Trump&#8217;ın iddia ettiği gibi, &#8220;çeliğiniz yoksa, bir ülkeniz de yoktur.</em></p>



<p><em>Triffin dünyasında, rezerv varlık </em>(para, hazine tahvili vb)<em> üreticisi, rezerv varlıklarını ihraç etmenin diğer yüzü olarak sürekli cari hesap açıkları vermelidir. ABD Hazine menkul kıymetleri, küresel ticaret sistemini besleyen ihraç edilen ürünler haline gelmiştir. Bunları ihraç ederek, Amerika daha sonra genellikle ithal mallara harcanan dövizi temin etmektedir. Amerika, çok fazla ithalat yaptığı için değil, rezerv varlıkları sağlamak ve küresel büyümeyi kolaylaştırmak için Hazine menkul değerleri ihraç etmek zorunda olduğu için çok fazla ithalat yapmaktadır.</em></p>



<p><em>ABD ekonomisi küresel GSYİH&#8217;ye oranla küçüldükçe, küresel ticareti ve tasarruf havuzlarını finanse etmek için yönetmesi gereken cari hesap veya mali açık, yerel ekonomiye oranla büyümektedir. Bu nedenle, dünyanın geri kalanı büyüdükçe, kendi ihracat sektörlerimiz için sonuçlar (ithalatı teşvik eden aşırı değerli dolar) katlanılması daha zor hale gelir ve ekonominin o kısmına verilen açık artar. … Sonunda (teoride), bu tür açıkların rezerv varlığında kredi riskini tetikleyecek kadar büyüdüğü bir Triffin &#8220;eşik noktasına&#8221; ulaşılır. Rezerv ülke rezerv statüsünü kaybedebilir ve küresel istikrarsızlık dalgasına yol açabilir ve buna Triffin &#8220;ikilemi&#8221; denir. Gerçekten de, rezerv para birimi olmanın paradoksu, kalıcı ikiz açıklara yol açmasıdır ve bu da zamanla kamu ve dış borcun sürdürülemez bir şekilde birikmesine yol açar ve bu da sonunda böyle büyük bir borçlu ekonomisinin güvenliğini ve rezerv para birimi statüsünü zayıflatır.”<a href="#_ftn8" id="_ftnref8"><strong>[8]</strong></a></em></p>



<p>Aslında dahası da var. Doların değerinin diğer para birimleri karşısında düşürülmesinin tek etkisi, ihracatın daha rekabetçi olması değildir. Para piyasalarında devletlerin hazine birimleri tarafından kutsal kâseden daha iyi saklanan sır, enflasyona ek olarak paranın (eğer faizlerde hızlı bir artış olmazsa) değer kaybetmesinin toplam borcu zamanla eritmesidir. Paranız diğer paralar karşısında değer kaybederse, borcunuzu geri ödemek için daha çok çaba harcamanız gerekir. Daha net konuşmak gerekirse, ABD’nin gelecek yıllardaki sadece borçları değil, toplam yükümlülükleri de hesaba katılırsa finansal durumu kötüleşmektedir. Daha da kesin ve gerçekçi konuşmak gerekirse, mevcut haliyle devam etseydi, 2050’lerde ABD’de emekli olmak kötü bir fikir olabilirdi, çünkü sermaye ve hisse piyasalarındaki para çoktan başka kıtalara taşınmış olabilir. Bu durumda da, devlet tarafından yürütülen bir emeklilik sisteminin büyük ölçüde olmadığı ABD’de, mevcut özel ve yarı kamusal emeklilik sistemi, tarihin gördüğü en büyük finansal kusurlu taahhüt olarak ortaya çıkabilirdi.</p>



<p>ABD Doları’nın küresel rezerv para birimi olma durumunu kaybetme tehlikesi henüz tam anlamıyla ortaya çıkmamış olsa da, Triffin eşik noktası yaklaşmaktadır ve ABD ilk adım olarak tarifeler yoluyla rezerv para birimi olma maliyetini düşürmeye çalışmaktadır. Burada sorun ikinci adımı atıp atamayacağıdır. Çünkü Çin donanması, ABD donanması ile karşılaştırılabilir duruma gelmektedir ve Plaza Anlaşması 2.0’ın yeniden hayata geçirilmesi mümkün olmayabilir, çünkü küresel güvenlik ile ticaret arasındaki bağ şekil değiştirmektedir. ABD Triffin eşik noktasından kaçınmak ve çifte açıkları (ticaret ve bütçe açıkları) azaltmak için diğer ülkeleri tarifler üzerinden zorlamaya başladı, çünkü artık dünya ne 1980’lerin dünyası ne de ABD 1980’lerin ABD’sidir. İkinci bir Plaza Anlaşmasının da mümkün olmayabileceği ortaya çıkmaktadır. Bu durum da, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ifadesiyle, Avrupa Birliği’nin derin bir yanılsamadan uyanmasına neden olmuştur.&nbsp;</p>



<p>Sonuç olarak Rusya (veya Afrika veya Ortadoğu’dan hızlı ve beklenmedik bir göç dalgasına ek olarak tedarik hatlarında ani ve beklenmedik kesintiler gibi) herhangi bir güvenlik tehdidine karşı koyabilmek için Avrupa Birliği’nin savaş makinesini çalıştırmaya başlaması gerekmektedir, bunun için de çok ama çok girdiye ve güçlü tedarik hatlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak, eğer ABD donanması artık açık denizlerin güvenliğini eskisi kadar sağlayamamaya başlarsa, o zaman karasal tedarik hatları daha güvenilir ve sürdürülebilir bir hale gelebilir. Nihayetinde, Napolyon Fransa’sı, Weimar ve Hitler Almanyaları ile Sovyetler Birliği gibi pek çok örnek karşısında, ABD donanması Pasifiğe taşınmaya hazırlanırken ve ABD’nin iki buçuk savaş konsepti çökerken, Türkiye olarak, Avrupa Birliğinin sağlıklı bir tarihsel ve jeopolitik okuma yapacağını varsaymak durumundayız.</p>



<p>Bu konuyu daha da açmak gerekirse, daha önce açık denizlere dayanan tedarik hatlarını kullanabilmek için sadece ABD’yi memnun etmek yeterliydi, bunun için de tamamının faiziyle birlikte uzun vadede geri ödenmesi kuşkulu olan ABD Hazine tahvilleri almak ve ‘yerel düşünüp (ABD küresel hedefleri doğrultusunda) küresel davranmak’ iyi bir stratejik seçimdi. (Çin de bu durumdan uzun on yıllar boyunca faydalanmış, Dünya Ticaret Örgütü’ne üyelik bunun somutlaşmış adımı olmuştur). Ancak tedarik hatlarının güvenliği havucu riske girmiş durumdadır ve Avrupa Birliği’nin algıladığı esas tehdit de budur. Avrupa Birliği’nin bu riski azaltmak için yapabileceği tek şey, tedarik hatlarını çeşitlendirmektir. ‘Yumurtaları aynı sepete koymamak’ olarak adlandırabileceğimiz bu strateji, Türkiye gibi kıtaların kavşak noktasında olan ve uzun geçmişe sahip devlet ve ordu geleneğine sahip bir ülke de, farklı sepet imkanları sunma konusunda mükemmel bir konumda olabilir. Türkiye ise bu yeni durum sayesinde ‘yurtta barış dünyada barış’ ilkesini hayata daha fazla geçirebilir.</p>



<p><strong>AVRUPA BİRLİĞİNDEN BİRLİKLER AVRUPASINA</strong></p>



<p>Avrupa Birliğinin ‘subsidiarity’ ilkesi (yetki ikamesi ilkesi), uygulamayı büyük ölçüde ulus devletlerin inisiyatifine bırakarak ve Avrupa Birliği’nin inşasında bir çeşit etkin bir şekilde çalışan kısa yol oluşturarak, Birliğin dağılmasına neden olabilecek güçlerin etkisinin azalmasına katkı sağlamıştır. Bu ilke sayesinde, mevcut gerilimler AB Komisyonu, Konseyi ve Parlamentosu’na ek olarak Üye Devletler Hükümet Başkanları arasındaki günlük işleyiş ve pazarlıkların içinde önemli ölçüde eritilebilmiş ve bu gerilimlere rağmen ‘Birlik’ inşası süreci çeşitli zorlukların etrafından dolaşarak bugüne kadar devam edebilmiştir. Ancak özellikle AB Komisyon Başkanı Von der Leyen başta olmak üzere AB liderleri ile AB sanayisi temsilcilerinin açıklamalarından anlaşılan, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Avrupa savunmasını ikram etmekten vazgeçmesini yüksek sesle söylemesi nedenleriyle, artık Birliğin bir arada kalmak için iktisadi refahtan çok daha güçlü nedenlere sahip olduğunun yavaş yavaş anlaşılmasıdır. Avrupa Birliğinin bu duruma daha çok ‘birlik’ olarak cevap vermeye hazırlanmaktadır. Bu durum da, açık bir şekilde belirtilmese de, sadece Avrupa Birliğinin ‘birlik olarak’ artık yavaş yavaş hukuk inşası aşamasından, yürütme ve hatta yargı aşamalarını da güçlendirmeye başladığı / başlayacağı anlamına gelmektedir. Ancak, bu süreç aynı zamanda Avrupa Birliği’nin ihtiyaç duyacağı esnekliğin azalacağı anlamına gelecektir. Bu konuda liderlerden henüz net bir açıklama gelmese de, bu sorunun Avrupa Birliği’nden tekrar Avrupa Birliklerine geçiş ile çözüleceği yönünde bir tahminde bulunmak mümkün olabilir. Üye devletler uygun gördükleri Birliğe hemen üye olabilirler, diğerleri için ise müzakereler zamana yayılabilir. Bu şekilde Avrupa Birliği, hem mevcut küresel tektonik değişimler karşısında hızlı hareket edebilir, hem de varlığı açısından elzem olan esneklik bir ölçüde korumuş olabilir. Avrupa Birliği (Birlikleri) matriksini de yatay kolonda Birliklerin ismi, dikey kolunda Üye devletleri ismi olduğu bir çeşit matrikse dönüşebilir. Bu durumda da, dış politika konusunda coğrafi ve tarihi nedenlerle haklı, farklı ve ciddi kaygıları olan AB ve Türkiye gibi iki uluslararası aktörün, daha esnek ve yapıcı bir zeminde daha derin, kapsamlı ve sürdürülebilir bir işbirliğine girmesine imkan sağlayabilir. Sonuçta Türkiye, Avrupa Birliklerinden bazılarına girmiş olur, Avrupa da bu iş birliğinden sağlayabileceği faydaları, üye devletlerden gelecek bazı itirazları en aza indirerek hayata geçirebilir.</p>



<p>Avrupa Birliği’ndeki çeşitli gelişmelerin takip edilmesinden, kurulması veya güçlendirilmesi konuşulan ‘Birliklerin’ sayısının her geçen gün arttığını görmektedirler. Bazılarını saymak gerekirse, ‘<em>Savunma Birliği’, ‘Yatırım ve Tasarruf Birliği’, ‘Enerji Birliği’, ‘İstihbarat Birliği’, ‘İstihdam Birliği’ ‘Gümrük Birliği’, ‘Yetenekler Birliği (Skills Union), ‘İnovasyon Birliği’ vb</em> (bazılarının adı zamanla değişebilir). Bilindiği üzere, mevcut durumda Avrupa Birliği, Avrupa Para Sistemi ve Schengen ülke kümeleri tam örtüşmemekte, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen ülkenin (Norveç, İzlanda, İsviçre gibi) durumunu bildikten sonra karmaşık bir durum ortaya çıkmamaktadır. Ancak, Birliklerin sayısı arttıkça bu durum karmaşık bir hal alabilir. İşte ortaya çıkmakta olan bu desen veya matriks, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu müzakere esnekliği için gerekli yapısal koşulları oluşturacak olabilir.</p>



<p>Tarihin akışının Türkiye ile Avrupa Birliğini yeniden sözleşmeye hazırlandığı bu dönemde, Gümrük Birliği modernizasyonu yerine, ortaya çıkmakta olan bu matrikste Türkiye’nin yerini belirlemeye çalışmak daha iyi bir hazırlık stratejisi olacaktır. Gelişmeler baş döndürücü hızla gitmekte ve gelecek pek çok belirsizlik taşımaktadır. Ancak bu aşamada şunu söyleyebiliriz ki, şekillenmekte olan sözkonusu matrikste AB tarafından kurulmakta olan ‘Gümrük Birliği’, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde en kısa sürede ve en kapsamlı şekilde yol alınabilecek işbirliği ve bütünleşme alanıdır. Bu alan, ayrıca, diğer alanların işleyişi için de ‘spill over’ (yayılma) etkisini de devam ettirecektir<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a>.</p>



<p>Avrupa Birliği’nin kurmaya hazırlandığı ve önemli ölçüde yol aldığı ‘Gümrük Birliği’ ile geçmiş ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’ (AET) kapsamında hayata geçirilen bütünleşme uygulamaları karıştırılmamalıdır. Bu ikisi arasındaki fark en iyi yukarıda değinilen ‘subsidiarity’ ilkesi üzerinden anlaşılabilir. Konuyu basit bir şekilde şöyle anlatalım. Bir ürünü AB’ye ithal etmek istiyoruz. Bu ürüne uygulanacak vergi oranı ile istenecek sağlık belgeleri vs ile ilgili düzenlemeler topluluk düzeyinde belirlenmektedir. Ancak, mal gümrüğe geldikten sonra bu vergi oranının uygulanması, menşe tespitlerinin yapılması, sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanıp sağlanmadığının kontrolü vs ulusal gümrük idarelerince yapılmaktadır. Bu durum, ‘subsidiarity’ ilkesine iyi bir örnek oluşturmaktadır. Ancak, hayata geçmekte olan ‘AB Gümrük Birliği’ ile ilk giriş gümrük idaresinin yetkileri artırılmakta, bir ülkede kurulan bir firmanın başka bir ülkede de ithalat ihracat yapabilmesinin önü daha fazla açılmakta ve kayıtların Birlik içinde tek bir yerde ve mümkün olduğunca dijital olarak tutulması için gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Daha net bir ifadeyle, gümrük işlemlerinin fiilen yürütülmesi, vatandaşa en yakın birimden, yavaş yavaş AB düzeyindeki kurumlara aktarılması yönünde çalışmalar devam etmektedir.</p>



<p><strong>BARIŞIN KALESİNİ YÜKSELTMEK: ELEKTRONİK TİCARET VE GÜMRÜK REFORMU</strong></p>



<p>Kant’ın Ebedi Barış’ı mümkün müdür? Eskilerin güzel bir sözü vardır: ‘Taşıma suyla değirmen dönmez, içinden kaynamalı’. Bu yüzden uluslararası ilişkiler üzerinde yazılan kütüphaneler dolusu çalışmanın bir kısmı şu sorunun cevabını aramaktadır: Eğer tek tek ulus devletlerin üzerinde, bu ulus devletlerin alacakları dış politika kararlarını etkileyen bir yapı (veya sistem) varsa bu durumda, öncelikle bu sistem anlaşılmalı ondan sonra ulus devletlerin tek tek davranışları mercek altına alınmalıdır. İki kutuplu, tek kutuplu, küresel düzen vb tartışmaların temelinde de bu durum vardır. Bu tartışmalar çoğunlukla uluslararası taşımacılık hatlarının kontrolü konusuna çok fazla değinmezler, çünkü bu sorunun basit ve anlaşılabilir cevabı bulunmaktadır. Küresel uzun mesafe taşımacılık hatları denizler üzerinden yapılmakta, karasal uzun mesafe taşımacılığa ise diğer hegemonun (SSCB – Rusya) toprakları üzerinde yapıldığı sürece izin verilmekteydi. Ancak, Çin ile ABD arasında yavaş yavaş şekillenen ikinci Soğuk Savaş’da denizlerin güvenliği birincisinde olduğu kadar rahat sağlanamayabilir. Çin, coğrafi açıdan Rusya’ya kıyasla çok daha avantajlı bir konumdadır. Bu durum ise, son derece ironik bir şekilde, Ebedi Barış gemisinin sadece denizlerde değil, karalarda da yüzdürülmesine alan açmaktadır.</p>



<p>Ebedi Barış’ın yaşlanma ve sürdürülebilir kazanç paylaşımı üzerinden yeniden inşa edilmesi ve zamanın denizinde yüzdürülmesinin mümkün olduğunu düşünmemiz için çok fazla neden bulunmaktadır. Her geminin bir omurgası olması gerekir, işte Ebedi Barış’ın omurgası da Orta Koridor olacaktır. (Aslında Orta Koridoru sadece uzun bir tren hattı olarak değil de, MacKinder tarzı bir çeşit ağ olarak düşünmek faydalı olacaktır.) Bu omurga ne kadar sağlam inşa edilirse, o kadar güçlü fırtınalara dayanabilir. Bu inşa da sadece basitçe ray döşemek değildir, uluslararası iş birliğinin de iyi tanımlanması gerekmektedir. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek bulunmamaktadır, elimizde bir tane yapılmışı vardır: Montrö Sözleşmesi. Türkiye Asya’nın Montrö’süne giden yolu açmak için çaba gösterilmelidir. Ayrıca Montrö Sözleşmesi’nde (doğal olarak) olmayan dijital gümrük işlemleri üzerinde çalışılmalıdır. Bunun için de yine Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek bulunmamaktadır, çünkü yine yapılmışları bulunmaktadır: konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Model Yasaları. Bir de yapılmakta olanı vardır: AB Gümrük Birliği ve Gümrük Reformu. Yazının geri kalanında bu iki konu hakkında bilgi verilecektir.</p>



<p><strong>AVRUPA BİRLİĞİNİN GÜMRÜK BİRLİĞİ VE GÜMRÜK REFORMU</strong></p>



<p>Bir bakış açısıyla, Avrupa Birliği yetkililerinin II Dünya Savaşından kurulan küresel düzenin çatırdamakta olduğunu Trump gelmeden çok önceden sezdiklerini söylemek mümkündür. ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın yukarıda globalizasyon ile ilgili söylediği iki algılama değişikliğine Avrupa Birliği’nin tarifeler yerine farklı bir yaklaşımı çok önceden uygulamaya başladığını belirtebiliriz. Vance, üretim ile innovasyonun aslında birbirine sımsıkı bağlı olduğunu ve ucuz işgücü tuzağının innovasyonun en güçlü düşmanlarından birisi olabileceğini vurgulamıştı. ABD bu yeni algılamaya, gümrük vergilerini yükselterek cevap vermeye hazırlanmaktadır. Avrupa Birliği ise çok daha erken, daha 2019 yılında, bu geçişi daha yumuşak bir şekilde yapmaya başlamıştı. 2019 yılında açıklanan Green Deal ile (Yeşil Mutabakat) Avrupa Birliği tarafından sadece ürün bazında değil, üretim yöntemlerini de dikkate alan gümrük engelleri inşa edilmeye başlanmıştı. Başta Dünya Ticaret Örgütü olmak üzere, uluslararası ticaretin kuralları ürün bazlıdır, Avrupa Birliği ise 2019 yılında açıkladığı Yeşil Mutabakat ile bu kuralları üretim bazlı yapmaya hazırlandığını, doğal olarak pek vurgulamaktan kaçınsa da, açıklamıştır.</p>



<p>Yeşil Mutabakat ile hazırlanmakta olan yeni gümrük engelleri o kadar karmaşıktır ki, alışageldiğimiz gümrük idarelerinin bu karmaşıklıkla başa çıkması mümkün bulunmamaktadır. Örnek vermek gerekirse, bir kilo falanca ürünün gümrük vergisi ya değer üzerinden yüzde şu kadar, ya ağırlık üzerinden yüzde bu kadar, ya da falanca ülkeden gelince yüzde şu kadar, ama anlaşma yaptığım diğer ülkeden gelince bu kadar vb konular etrafında şekilleniyordu. Öncelikle AB’nin kurmakta olduğu yeni sistemde bu ilave yeni vergilere gümrük vergisi demeyeceğiz, karbon vergisi diyeceğiz. Ayrıca, hayata geçmesi takvime bağlanan bu yeni duruma göre ya karbon vergisi ödeyeceğiz ya da pahalı ama yeşil enerji ile ürettiğimiz ürünleri ihraç edeceğiz. (Tabi üretim araçlarının yeşil olanını Avrupa Birliğinden alacağız). İleriki aşamada da yeşil gemi, tren, TIR veya kamyonlarla yeşil limanlar (deniz kıyısında veya kuru) üzerinden taşınan ve yeşil finansman ile üretilmiş bu ürünleri yeşil dükkânlardan yeşil satıcıların önerileri doğrultusunda alacağız. Ancak, ürünlerin yeşilinin tonunu hesaplamak için (yani ihracatçı ülkenin mümkün olduğunca kafasını karıştırarak itiraz tazyikini azaltmak için) ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin kamu idareleri arasında bir kapasite asimetrisi yaratılmalıdır. Diğer bir değişle, ihracatçı ülkelerin kamu idarelerini karmaşık hesaplamalar içine sokarak, detaylar içinde uzun müzakereler yoluyla itirazların enerjisinin uzun vadede sönümlenmesini sağlamak da bir çeşit dış ticaret politikası aracı olarak karşımıza çıkacaktır ve çıkmaktadır. Bunun için Avrupa’da devasa veri merkezlerinin inşa edilmesi ve bu merkezler üzerinden çalışacak ve karmaşık veri yığınları ve kurallarla başa çıkacak bir çeşit bilgi işleme sisteminin hazırlanması gerekmektedir. Avrupa Birliği içindeki üreticilerin dijitalleşme yoluyla daha kolay iş yapabilmesi de, dışarıdaki üreticilerin sahip olmadığı fazladan bir avantaj tesis edilmesine katkı sağlayacaktır. Avrupa Birliği, Nobel Ekonomi Ödüllü Donald R. Coase’ın ifadesiyle işlem maliyetleri, OECD’nin ifadesiyle ise ticaret maliyetlerini dışarıda artırırken, içeride azaltma yolunda ilerlemektedir. Sonuç olarak, yumurta kapıya dayandığında ABD züccaciye dükkanındaki fil gibi davranırken, Avrupa Birliği minare kılıfını çoktan dikmeye başlamıştı. Bu kılıfın devasa veri yığınları ve bilgi işleme ihtiyaçlarıyla olabilecek en seri bir şekilde başa çıkması gerekmektedir, ki Avrupa Birliği buna Gümrük Birliği reformu adını vermektedir. Ayrıca, kolayca tahmin edileceği gibi, Birlik düzeyindeki innovasyon sisteminin güçlendirilmesi Yeşil Mutabakatın en kritik unsurlarından birisi olup, çok kısa zamanda nükleer silah üretebilecek bir Almanya’nın ürkütücü ve yaşlanan Rusya tehlikesi karşısında aynı zamanda güçlü bir innovasyon katalizörü olacak Avrupa Savunma Birliği’ni inşa etmeye başlaması da, innovasyon sistemi ile üretim hacmi arasındaki ABD Başkan Yardımcısı Vance tarafından vurgulanan bağın daha da işler hale getirilmesine katkı sağlayacaktır. Daha net bir ifadeyle, Avrupa Birliğine mal ve hizmet ihraç etmek isteyen ihracatçılar ya yüksek (gümrük) vergisi ödeyecekler ya da innovasyon duvarlarına çarpacaklardır (yani çevresel teknoloji konusunda Avrupa Birliği’ne bağımlı olacaklardır). Avrupa Birliği her zamanki gibi bilimsel olarak kanıtlanması şartıyla eşdeğer teknoloji gibi kavramları da hayata geçirecektir, ancak, kendi innovasyon sistemi sağlıklı ve etkin bir şekilde çalıştığı sürece, neye eş değer sorusu her yıl değişecektir.</p>



<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 16 Temmuz 2019&#8217;da yayımlanan Komisyon siyasi görev metninde &#8220;<em>Gümrük Birliği&#8217;ni bir sonraki seviyeye taşımanın, vatandaşlarımızı ve tek pazarımızı daha iyi korumamızı sağlayacak daha güçlü bir çerçeveyle donatmanın zamanı geldi</em>&#8221; ifadesini kullanmıştır. Komisyonun &#8220;<em>gümrük risk yönetimini güçlendirmek ve Üye Devletler tarafından etkili kontrolleri desteklemek için entegre bir Avrupa yaklaşımı</em>&#8221; önereceğini belirtmiştir<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a>. Bu çerçevede, yayımlanan Aksiyon Planında, gümrük kuralları ve işlemlerine ilişkin modernleştirilmiş bir yasal çerçevenin 2016 yılından bu yana yürürlükte olduğu, <em>Gümrük Birliği&#8217;ni modern, birbirine bağlı ve tamamen kâğıtsız bir ortam haline getirmek üzere tasarlanan elektronik sistemlerin güncellenmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların en geç 2025 yılı sonunda AB genelinde tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.</em> Komisyon tarafından 2018 yılında hazırlanan “<strong>AB’de 2040&#8217;ta Gümrüklerin Geleceği</strong>” adlı proje kapsamında, gümrükler için mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek zorluklarla başa çıkma yolları konusunda ortak ve stratejik bir anlayış oluşturmak ve AB gümrüklerinin 2040&#8242; vizyonunu inşa etme hedefleri belirlenmiştir.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> Bu vizyon kapsamında AB Gümrük Birliğinin hayata geçirilebilmesi için aşağıdaki hedefler belirlenmiştir:</p>



<p>• Meşru ticaretin etkili bir şekilde kolaylaştırılması ve tedarik zincirlerinin akıllı, risk tabanlı denetimi yoluyla toplumu, çevreyi ve AB ekonomisini korumak;</p>



<p>• Paydaşlarla sorunsuz bir şekilde çalışarak proaktif olmak, inovasyon ve sürdürülebilirliğe bağlı olmak ve dünya çapında gümrükler için referans olmak;</p>



<p>• Bir ve bütün olarak hareket edildiğinin ortaya konulması.</p>



<p>Bu çerçevede, 2020 tarihli Aksiyon Planında temel dört eylem başlığı aşağıda belirlenmiştir:</p>



<p>a) Üye devletlerin gümrük makamları, ortak risk kriterleri ve standartları, risk bilgilerinin değişimine yönelik önlemler ve elektronik risk analizinin gerçekleştirilmesinden oluşan AB çapında ortak bir risk yönetimi çerçevesi kapsamında ortak risk yönetimini zaten gerçekleştirmektedirler. Merkezi ilke ise iki unsur etrafında ifade edilmiştir: (i) önceden değerlendirme ve (ii) malların AB gümrük bölgesine gelmeden önce veya sonra ne zaman ve nerede kontrol edilmesi ile ilgili değerlendirme. Ancak, risk yönetimi ilkelerinin tüm Üye Devletlerde aynı şekilde uygulanmadığı konusunda endişeler de bulunmaktadır. Aksiyon Planında ayrıca, Üye Devletlerin risk değerlendirme sistemleri, bilgilerin Üye Devletler arasında toplanmaması veya paylaşılmaması veya Üye Devletlerin kendi ulusal verilerini yorumlamalarına olanak sağlayacak Birlik çapında karşılaştırmalı verilere sahip olmaması nedeniyle önemli bilgileri kapsamayabilir. AB düzeyinde veri analizinin, uluslararası gümrük iş birliği de dahil olmak üzere tüm kaynaklardan gelen verilerin daha iyi ve daha kapsamlı bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve risk yönetimi, gümrük kontrolleri ve dolandırıcılığa karşı eylemlerdeki bağlantıları kolaylaştırmak için gerekli olduğu da belirtilmektedir.</p>



<p>b) E-ticareti İyi Yönetmek. E-ticaret, özellikle KOBİ&#8217;ler ve tüketiciler olmak üzere işletmelere sağladığı faydalar nedeniyle olumlu karşılanmaktadır. Ayrıca, bu faaliyeti kolaylaştırmak Dijital Tek Pazar Stratejisinin temel taşıdır. Ancak, Vergi ve Gümrük Makamları çevrimiçi satın alınan malların vergi ve gümrük uyumluluğunu sağlamada ciddi zorluklar da yaşamaktadırlar. Gümrük makamlarının, AB güvenliği, emniyeti, fikri mülkiyet hakları ve diğer standartlar dahil olmak üzere çok çeşitli finansal olmayan amaçlar için malları kontrol etme ek yükümlülüğü de bulunmaktadır.&nbsp; Üye devletlerin gümrük idarelerinin bu ithalat kapsamı eşyayı etkili bir şekilde kontrol edebilmesini sağlamak için uluslararası iş birliği de dahil olmak üzere ek eylemlere ihtiyacı bulunmaktadır.</p>



<p>c) Uyumluluğun teşvik edilmesi. Gümrük idarelerinin şüpheli mal hareketlerine odaklanmasını sağlamak için, uyumluluğun güçlendirilmesi ve kolaylaştırılması önem taşımaktadır. AB gümrük mevzuatında belirtilen kriterlere uymaları durumunda güvenilir firmalara daha kolaylaştırıcı imkanlar halen sağlanmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır, ancak kötüye kullanımı önlemek için daha iyi yönetilmesi gerekmektedir. Üçüncü ülkelerle AB&#8217;nin mevcut tercihli düzenlemelerinin uygulanmasını izlerken ve kurallarını uygularken, ikili ve çok taraflı düzeyde kilit uluslararası ortaklarla iş birliğini geliştirmeye devam etmek, uyumluluğun bir diğer önemli unsurudur.</p>



<p>d) Gümrük makamlarının tek bir birim olarak hareket etmesi. Üye Devletler halihazırda birçok alanda birbirleriyle iş birliği yaparken, gümrüklerin temel önceliklerinin yerine getirilmesini sağlamak için gümrük makamları arasında tematik veya coğrafi bir temelde daha geniş ve daha operasyonel bir iş birliği olmalıdır. Gümrük makamları ile diğer ulusal makamlar arasındaki iş birliği de iyileştirilmeli ve AB uluslararası düzeyde gümrük konularında tek bir birim olarak hareket etmelidir. Özellikle tüm Üye Devletlerin yeterli ve eğitimli insan kaynaklarına ve modern ve güvenilir gümrük kontrol ekipmanlarına sahip olmasını sağlayarak gümrük kontrollerinde Üye Devletler arasındaki dengesizliklerin giderilmesi gerekmektedir. Gümrük işlemlerinin ve görevlerinin performansı doğru bir şekilde ölçülerek, Birlik ilk giriş sınır kapılarında kontrolleri yürütmenin sonuçlarının eşdeğerliği de sağlanmalıdır. Her şeyden önce, son Covid-19 salgını gibi krizlerin nasıl ele alınacağı; gümrük elektronik sistemlerinin maliyetlerinin nasıl yönetileceği; gümrük araçlarının, eğitim ve yöntemlerinin ve örgütsel yapıların yeterli ve uygun olmasının nasıl sağlanacağı ile gümrüklerin toplumdaki rolünün ve görünürlüğünün nasıl temin edileceği ve gümrükte çalışmak üzere yetenekli ve motive olmuş kişilerin nasıl çekileceği gibi daha temel soruların ele alınması gerekmektedir.</p>



<p><strong>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER MODEL YASALARI</strong></p>



<p>Küreselleşme ve uluslararası ticaret hacminin her geçen gün daha da büyümesi, kullanıcı kolaylığı için elektronik hizmetlerin sunulması, bilgi teknolojilerinin yaygın kullanımı ve e-ticaretin artması, ülkelerde bunlara ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmasını gerektirmiştir.</p>



<p>Bilgi teknolojilerinin daha fazla kullanılmasıyla uluslararası ticarette kullanılan kâğıt ortamındaki belgeler elektronik ortamda düzenlenebilir, gümrük işlemleri daha basitleştirilir, hızlandırılır, gümrük idarelerinin kontrol kapasitesi en üst düzeye çıkarılabilir ve böylece firmalar için maliyetler daha düşürülebilir hale gelmiştir.</p>



<p>Uluslararası alanda ortak bilgisayarlı işlemlerin kullanımı, yasal düzenlemelerinin uyumlaştırılması, ülkeler arasında bilgi alışverişini, firmalar için eşdeğer yükümlülükleri ve işlemi, uluslararası ticaretin sorunsuz veya daha az sorunlu bir şekilde işlemesini sağlar. Bu nedenle uluslararası kağıtsız ticaret sistemlerini kurarken hangi yasal ve teknik hususlara dikkat edilmesi gerektiği konusunda Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL) tarafından, ülkelere yasa hazırlamalarında örnek olmak üzere üç model yasa hazırlanmıştır; a) 12.06.1996&nbsp; tarihli Elektronik Ticaret Model Yasası (MLEC); elektronik bilgilerin&nbsp; ve sözleşmelerin hukuken tanınmasına ilişkin hükümler içermektedir, b) 12.12.2001 tarihli Elektronik İmzalara İlişkin Model Yasası (MLES) elektronik imzalarla ilgili genel esasları belirlemektedir, c) 07.12.2017 tarihli&nbsp; Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasası<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a><sup>, </sup><a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a><sup>,</sup><a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a><sup>,</sup><a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a>.</p>



<p>UNCITRAL Elektronik Ticaret Model Yasasına dayanan veya Model Yasa&#8217;dan uyarlanan mevzuat 87 Eyalette ve toplam 170 yargı bölgesinde, Elektronik İmzalara İlişkin Model Yasasına dayanan veya Model Yasasından uyarlanan mevzuat 40 Eyalette ve toplam 42 yargı bölgesinde, Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasasına dayanan veya Model Yasasına dayanan mevzuat 10 Eyalette ve toplam 10 yargı alanında kabul edilmiştir <a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a><sup>,<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a>,<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a>,<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[19]</a>,<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a></sup>.</p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü, UNCITRAL Elektronik Ticarete İlişkin Model Yasası ve Elektronik Aktarılabilir Kayıtlar Model Yasası ile uyumlu yasaları benimsemeye çalışmayı kabul etmiş, Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşmasını düzenlemiş 22.02.2017 tarihinde yürürlüğe girmiş, 26.07.2024 tarihinde 164 üyeden 82’ si, elektronik ticarete ilişkin <strong>elektronik ticaret sözleşmesini kabul etmiştir.</strong></p>



<p>Ülkemiz ise elektronik ticaret, elektronik imza ve elektronik aktarılabilir kayıtlara ilişkin ulusal yasal düzenlemeler sözkonusu iken uluslararası düzenlemeler henüz sözkonusu değildir.</p>



<p>Model Yasalar ve DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi, jeopolitik konumu ile uluslararası ticaret ve uluslararası taşımacılıkta önemli bir yeri olan ülkemiz için önem arz etmektedir.</p>



<p><strong>1. UNCITRAL Elektronik Ticarete İlişkin Model Yasası (MLEC) 1996</strong></p>



<p>Model kanunlar, uluslararası hukuk kurallarının iç hukuka aktarılarak elektronik ticaret belgelerinin kullanımının hukuki yapısını oluşturabilecekleri bir çerçeve (legislative template) niteliği taşımaktadır<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a>. Model yasalar ile ticari faaliyetlerde kullanılan elektronik belge ve bilgilerin geçerliliği, tanınması, kabulü ve hukuki sonuçları düzenlenmektedir.</p>



<p>Model Yasası (MLEC), ulusal yasa koyuculara yasal engelleri kaldırmayı, elektronik ticaret için elektronik araçlar kullanılarak yürütülen ticareti mümkün kılmayı ve kolaylaştırmayı, ülkeler arasında tam bir uyum yaratmayı amaçlamaktadır. Özellikle, kağıt şeklinde düzenlenen ticari belgelerin hukukiliğini, elektronik muadillerine de tanımak, uluslararası ticarette kolaylığı sağlamak için gereklidir. Kağıt şeklindeki ticari belgeler kaldırılmamakta, elektronik olarak düzenlenen belgelerin de aynı hukuki değere sahip olduğu, geçerliliği hüküm altına alınarak kullanılması sağlanmaktadır.</p>



<p>Bu Yasa önerileri, uluslararası ticaretle ilgili faaliyetlerde kullanılan her türlü bilgi ve belge, tüketicinin korunmasına yönelik hukuk kuralı için de geçerlidir.</p>



<p>&#8220;Elektronik ticaret belgesi&#8221;, kağıt ticari belge kriterlerine sahip olan, eşyaların ticaretinde, taşınmasında, ticaret veya taşımanın finansmanında kullanılan bir belgeyi ifade eder. Model yasalarında örnek olarak fatura, konşimento, döviz alım belgesi, depo makbuzu ve deniz sigortası poliçesi gibi eşyaların sevkiyatı, sigortası için yaygın olarak kullanılan belgeler verilmiştir. Ancak uluslararası ticarette kullanılan belgelerin çeşitleri dikkate alındığında, model yasasında belirtilenlerin örneklerle sınırlı olmadığı daha başka belgelerin de olduğu görülür<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a>.</p>



<p>&#8220;Ticari&#8221; deyimi, sözleşmeyle ilgili olsun veya olmasın, ticari nitelikteki tüm ilişkilerden doğan işlemleri kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır. Ticari nitelikteki ilişkiler, bu sayılanlar ile sınırlı olmamak üzere aşağıdaki işlemleri içermektedir: mal veya hizmetlerin tedariki veya değişimi için herhangi bir ticari işlem; dağıtım anlaşması; ticari temsilcilik veya acentelik; faktöring; finansal kiralama; danışmanlık; mühendislik; lisanslama; yatırım; finansman; bankacılık; sigorta; işletme sözleşmesi veya imtiyazlar; ortak girişim ve diğer endüstriyel veya ticari işbirliği biçimleri; malların veya yolcuların hava, deniz, demiryolu veya karayolu ile taşınmasını ifade etmektedir.</p>



<p>Elektronik sözleşmeler, kağıt kalem şekli yerine, elektronik biçimde yapılan sözleşmelerdir. Elektronik sözleşmede yer alan bilgiler geçerli olacak ve kabul edilecektir. E-sözleşmeler, e-ticaretin kalbidir. Sözleşme olmadan ticaretten söz edilemez.&nbsp; Bu nedenle, veri mesajlarının alış verişi yoluyla ve veri mesajları şeklinde yapılan sözleşmelerin yasal geçerliliği ve uygulanabilirliği, geleneksel kağıt sözleşmelerle eşit geçerliliğe ve uygulanabilirliğe sahiptir.</p>



<p>“İmza”: kişiyi tanımlamak ve bu kişinin bilgi mesajında yer alan bilgileri onayladığını belirtmek için kullanılan bir yöntem, <em>özel bir kod sistemi,</em> işaretin tasviridir. K<em>ullanıldığı belgelere resmiyet kazandırır ve kimliğin doğrulanmasını sağlar.</em></p>



<p>MLEC ayrıca, büyük ticaret ülkelerinde (ABD, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan gibi) ve büyük coğrafi etki dağılımına sahip gelişmekte olan ülkelerde model alınmış, yasal düzenlemeler yapılmıştır.<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[23]</a><sup>,<a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[24]</a>,<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[25]</a>,<a href="#_ftn26" id="_ftnref26">[26]</a></sup></p>



<p><strong>2. UNCITRAL Elektronik İmzaya İlişkin Model Yasası (MLES) 2001</strong></p>



<p>2001 yılında kabul edilen Elektronik İmza Model Yasası (MLES), elektronik ve el yazısı imzalar arasındaki eşdeğerlik için teknik güvenilirlik kriterleri belirleyerek elektronik imzaların kullanımını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.</p>



<p>&#8220;Elektronik imza&#8221;, belgeyi imzalayan kişiyi tanımlamak, kişinin belgenin içeriğini onayladığını belirtmek ve el yazısı imzaya eş değer bir elektronik biçimdeki bilgiyi ifade eder.</p>



<p>&#8220;İmza Sahibi”, belge konusuna ilişkin bilgi sahibi olan, kendi adına veya temsil ettiği tüzel kişi / diğer kişiler adına hareket eden kişi anlamına gelir.</p>



<p><strong>“Ayrımcılık Yapmama İlkesi”:</strong> kağıt üzerinde sağlanan bilgiler ile elektronik olarak iletilen veya saklanan bilgiler arasında ayrımcılık yapılmaması, el yazısıyla yazılmış muadiliyle aynı hukuki statüye sahip olduğu, kabul edileceği ilkesini ifade eder. Model Kanun, genellikle &#8220;teknoloji tarafsızlığı&#8221; olarak adlandırılan bu ilke ile, elektronik olarak bilgi iletmek veya arşivlemek için kullanılabilecek çeşitli teknikler arasında ayrım yapılmaması gerektiği ilkesini de aynı şekilde ifade etmektedir.</p>



<p><strong>“Yasal Tanıma ilkesi”:</strong> söz konusu kişinin tanımlanması, kişinin veri mesajında yer alan bilgileri onayladığını belirtmek için bir yöntem kullanması, <em>&nbsp;</em>bu yöntemin güvenilir olması, bir Devlet otoritesi, özel bir akredite kuruluş veya tarafların kendileri tarafından Model Yasası&#8217;nda belirtilen teknik güvenilirlik kriterlerini karşıladığı kabul edilebilecek elektronik imza yöntemlerini tasarlanması bu tür bir tanımanın avantajı, bu tür elektronik imza tekniklerinin kullanıcılarına, elektronik imza tekniğini fiilen kullanmadan önce kesinlik kazandırmasıdır.</p>



<p>&#8220;Sertifika&#8221;, imza sahibi ile imza oluşturma verileri arasındaki bağlantıyı onaylayan bir veri mesajı veya başka bir kaydı ifade eder.</p>



<p>&#8220;Veri mesajı&#8221;, elektronik veri değişimi (EDI), elektronik posta, telgraf, teleks veya tele-fotokopi dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere elektronik, optik veya benzer yollarla oluşturulan, gönderilen, alınan veya saklanan bilgiler anlamına gelir. A<em>lıcının elektronik kaydı yazdırma, saklama ve kayıt etmesine izin verilmesi, </em>&nbsp;<em>değiştirmesinin engellenilmesi gerekir.</em></p>



<p>&#8220;Sertifikasyon hizmeti sağlayıcısı&#8221;, elektronik imzalarla ilgili sertifikalar veren ve diğer hizmetleri sağlayabilen kişiyi ifade eder.</p>



<p>&#8220;Bağlı Olan Taraf&#8221;, bir sertifikaya veya elektronik imzaya dayanarak hareket edebilen bir kişi anlamına gelir.</p>



<p><strong>3. UNCITRAL Elektronik Devredilebilir Kayıtlara İlişkin Model Yasası (MLETR) 2017</strong></p>



<p>13 Temmuz 2017 tarihinde kabul edilen Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasası, elektronik devredilebilir belgelerin yurt içinde ve uluslararası alanda yasal olarak kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. MLETR, devredilebilir belgelere işlevsel olarak eşdeğer olan elektronik devredilebilir belgeler için geçerlidir. Devredilebilir belgeler, sahibine edimin ifasını istemesini sağlayan ve belgenin mülkiyetini devretmesine izin veren kağıt tabanlı belgelerdir. Devredilebilir belgeler genel olarak konşimentoları, döviz senetlerini, senetleri ve depo makbuzlarını içerir. Fakat bunlar ile sınırlı değildir.</p>



<p>Elektronik devredilebilir belgeler, özellikle ulaşım, lojistik, finans (&#8220;fintech&#8221;) gibi belirli iş alanları ile krediye erişimi kolaylaştırmak ve elektronik depo makbuzları için de geçerli olabilir.</p>



<p>Elektronik devredilebilir belgeler, ticaretin kolaylaştırılmasına önemli bir fayda sağlayan kağıtsız bir ticaretin temel bir unsurudur.</p>



<p>MLETR, elektronik ticaretle ilgili tüm UNCITRAL metinlerini destekleyen elektronik belgelerin kullanımına karşı ayrımcılık yapmama, işlevsel eşdeğerlik ve teknoloji tarafsızlığı ilkelerine dayanmaktadır. Bu nedenle, tüm teknolojilerin belirteçler,&nbsp; defter ve kayıtlar, belgeler gibi tüm hususların kullanımını karşılayabilir.</p>



<p>MLETR, doğası gereği kağıt tabanlı devredilebilir bir belgeye veya araca dahil edilemeyen bilgilerin elektronik devredilebilir bir kayda, belgeye dahil edilmesini sağlar. MLETR ayrıca, diğer belgelerin yanı sıra elektronik aktarılabilir bir kaydı yönetmek için kullanılan yöntemin güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve ortam değişikliği (elektronikten kağıda ve tam tersi) konusunda rehberlik sağlamaktadır. MLETR, yabancı belgeye karşı ayrımcılık yapmama veya elektronik devredilebilir bir belgenin yurtdışında kullanımını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.</p>



<p>Tüm Devletlerin, elektronik aktarılabilir belgeler ile ilgili mevzuatı gözden geçirirken veya kabul ederken, Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasasını olumlu bir şekilde dikkate almalarını tavsiye ve Model Yasayı kullanan Devletleri Komisyona bu konuda tavsiyede bulunmaya davet eder.</p>



<p>&#8220;<em>Elektronik kayıt</em>&#8220;, eş zamanlı olarak oluşturulmuş olsun ya da olmasın, elektronik yollarla oluşturulan, iletilen, alınan veya saklanan bilgileri,</p>



<p>&#8220;<em>Devredilebilir belge veya araç</em>&#8220;, sahibine belge veya araçta belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmesini, eşyanın teslimini, edimin ifasını talep etme hakkını veren, kağıt üzerinde düzenlenen bir belge veya araçları ifade eder.</p>



<p><strong>4. DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi <a href="#_ftn27" id="_ftnref27"><strong>[27]</strong></a></strong></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), devlet tedarikleri, devlet otoritesindeki hizmetler ve bir tarafça tutulan belirli bilgiler hariç, elektronik olarak yürütülen ticaret için geçerli olan Elektronik Ticaret Anlaşması&#8217;nı 26 Temmuz 2024&#8217;te kabul etti<a href="#_ftn28" id="_ftnref28">[28]</a>.</p>



<p>E-Ticaret Anlaşması (AEC) &nbsp;sekiz bölümden, 38 maddeden oluşmaktadır. Madde hükümlerini ise e-imzalar, e-sözleşmeler, e-fatura, e-ödemeler, kağıtsız ticaret ve bilgi gönderimi için tek pencere, <strong>elektronik ticaret ortamındaki güveni artırmak amacıyla siber güvenlik, çevrimiçi tüketicinin korunması, istenmeyen ticari elektronik mesajlar (</strong><em>spam</em><strong>) ve kişisel verilerin korunmasına yönelik hükümler, elektronik uçurumun kapatılmasına yardımcı olmak amacıyla az gelişmiş ülkelere geçiş dönemleri sağlanması gibi </strong>çerçeveler oluşturmaktadır.</p>



<p>Tarafların, e-ticaret kullanıcılarının kişisel verilerini korumak için önlemler almaları ve çözümler ve kurumsal uyumluluk için rehberlik de dahil olmak üzere bu korumalar hakkında bilgi yayınlamaları gerekmektedir.</p>



<p>Elektronik ticarete ilişkin çok taraflı DTÖ Anlaşmanın temel hükümleri arasında katılımcıların şu taahhütleri yer almaktadır<a href="#_ftn29" id="_ftnref29">[29]</a>:</p>



<p>i) Elektronik iletilere gümrük vergisi uygulanmaması taahhüdü,</p>



<p><strong>ii) UNCITRAL Elektronik Ticaret Model Yasası ve Elektronik Devredilebilir Kayıtlar Model Yasası ile tutarlı yasaların kabulü</strong>.</p>



<p>iii) Elektronik imzaların kullanılmasına ve özel tarafların işlemleri için uygun elektronik kimlik doğrulama veya imza biçimini belirlemelerine olanak sağlamak;</p>



<p><strong>iv) Gümrük formlarının elektronik olarak kullanılabilirliği</strong> ve elektronik olarak sunulmasının kabulü.</p>



<p>v) Kamuya açık hükümet verilerinin daha az kısıtlamayla daha erişilebilir ve kullanılabilir olmasını sağlamak;</p>



<p>vi) Elektronik ticarette yanıltıcı ve aldatıcı davranışları önlemek de dahil olmak üzere tüketici koruma önlemlerini benimsemek;</p>



<p><strong>vii) Spam veya istenmeyen ticari elektronik mesajların düzenlenmesi</strong>.</p>



<p><strong>viii) Kullanıcıların kişisel verilerini korumaya yönelik önlemler</strong><strong>in alınması</strong><strong></strong></p>



<p>DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili önerileri daha önceki makalemizde ele aldığımız için, bu makalede fiziki ticaret için düzenlenen belgelere, kayıt ve imzalara ilişkin hususları ele alacağız <a href="#_ftn30" id="_ftnref30">[30]</a>.&nbsp;</p>



<p>DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi, UNCITRAL Model Yasaları ile Dünya Ticaret Örgütü Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması esas alınarak hazırlandığından, “Kanunlar lafzı ve ruhuyla hüküm ifade eder” ilkesi uyarınca bu Yasaları özet olarak inceliyoruz.</p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü 22 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe giren Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması<a href="#_ftn31" id="_ftnref31">[31]</a> ile Üyelere eşyaların sınır gümrük idarelerinde gümrük kontrollerini, ithalatı, ihracatı ve transit geçişi ile ilgili işlemlerinde idarelerin birbirleriyle işbirliği yapmasını, ticareti kolaylaştırmak için faaliyetlerini koordine etmesini Tek Pencere Sistemi, gümrük idarelerince tahsil edilen vergi, resim ve harçların elektronik ortamda ödenmesine imkan veren Elektronik Ödeme&nbsp; Sistemi, ithalat, ihracat, ve transit işlemleri için gerekli olan belgelerin matbu veya elektronik kopyalarını kabul etmeyi amaçlamaktadır.</p>



<p>Her Üye, uygun olduğu ölçüde, bu tür belgelerin varış öncesi işleme konulması için belgelerin elektronik formatta önceden teslim edilmesini sağlayacaktır.&nbsp; Böyle bir düzenleme, ancak Üyelerin makamlarının/idarelerinin elektronik yollarla birbirine bağlı olması durumunda mümkündür. Bir Üye, Tek Pencere Sistemini faaliyete geçirdiğinde, ilgili DTÖ Komitesi bu pencereden haberdar edilecektir.&nbsp; Ticaret merkezleri, ticaret portalları ve liman topluluk sistemleri, Tek Pencere konseptinin bir parçası olarak işletmeler arası etkileşime izin veren tesislere örnektir.</p>



<p><strong>Sözleşmenin ana noktaları:</strong></p>



<p><strong>A) Elektronik İşlemlerin Çerçevesi</strong></p>



<p>Üye ülkeler, elektronik ve kağıt tabanlı bilgi ve belgeler arasında eşit muameleyi kabul eden Elektronik Ticaret Model Yasası ilkeleriyle uyumlu yasal çerçeveleri sürdürmeyi kabul edecektir. Ülkeler elektronik yollarla yapılan sözleşmelerin veya belgelerin&nbsp; yasal geçerliliğini veya uygulanabilirliğini tanımayı kabul edecek ve geleneksel formatlarda yürütülenlere eşdeğer yasal etkilerine güvence sağlayacaklardır.</p>



<p>Ülkeler, e-ticaret düzenlemesinde sürekli iyileştirmeyi teşvik etmeyi, elektronik devredilebilir belgelerin tanınmasını, kabul edilmesini, kimlik doğrulama ve elektronik imza gibi temel kavramların tanımlanmasını, farklı yargı makamları arasında elektronik imzaların birlikte çalışabilirliğini ve tanınmasının teşvik edilmesini taahhüt edeceklerdir.</p>



<p><strong>B) Elektronik Kimlik Doğrulama ve Elektronik İmzalar</strong></p>



<p>&nbsp;&#8220;Elektronik kimlik doğrulama&#8221;, elektronik iletişim veya işlemin taraflarından birinin kimliğini doğrulama, bir elektronik iletişimin bütünlüğünü sağlama işlemi veya eylemi anlamına gelir.</p>



<p>&#8220;Elektronik imza&#8221;, elektronik işlem ile ilgili olarak imza sahibini tanımlamak ve imza sahibinin bilgede yer alan bilgileri onayladığını belirtmek için kullanılabilecek elektronik şeklindeki bilgileri ifade eder.</p>



<p>Taraflardan biri, kanun veya yönetmeliklerinde aksi belirtilmedikçe, bir elektronik imzanın yasal etkisini, geçerliliğini veya yasal işlemlerde delil olarak kabul edilebilirliğini kabul edecektir.</p>



<p><strong>C) Elektronik Sözleşmeler</strong></p>



<p>Yasalarında veya yönetmeliklerinde aksi belirtilmedikçe, Taraflardan biri, sözleşmenin elektronik yollarla yapılması halinde, sözleşmenin yasal etkisini, yasal geçerliliğini veya uygulanabilirliğini ret etmeyecek, kabul edecektir.</p>



<p><strong>D) Elektronik Faturalandırma</strong></p>



<p>&#8220;Elektronik faturalama&#8221;, faturanın elektronik formatta düzenlenerek satıcı ve alıcı arasında kabul edilmesi, verilmesi ve alınmasını ifade eder. Kağıt olarak düzenlenen fatura, elektronik ortama da yüklenebilir.</p>



<p>&nbsp;Kanun veya yönetmeliklerinde aksi belirtilmedikçe, Taraflardan biri, faturanın sadece elektronik olarak düzenlenmesi nedeniyle, faturanın yasal kovuşturmasında kanıt olarak yasal etkisini veya kabul edilebilirliğini kabul edecek, ret etmeyecektir.</p>



<p><strong>E) Kağıtsız Ticaret</strong></p>



<p>&#8220;Gümrük makamı&#8221;, gümrük, kambiyo, dış ticaret, kaçakçılık ve sair mevzuatı uygulayan her bir Tarafın makamı anlamına gelir.</p>



<p>&nbsp;&#8220;Destekleyici belgeler&#8221;, eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için bir Tarafın gümrük idaresine sunulan bilgileri desteklemek için gerekli olan herhangi bir belge anlamına gelir. Destekleyici belgelere faturalar, uluslararası taşımacılıkta kullanılan CMR Belgesi, TIR Karnesi, Konşimento, çeki listeleri ve para transferlerine ilişkin belgeler örnek olarak gösterilebilir ve bu örnekler çoğaltılabilir.</p>



<p>&#8220;Elektronik format&#8221;, elektronik yollarla oluşturulan, iletilen, alınan veya saklanan görüntüleri ve formları içerir. Kağıt veya fiziksel belgeler gibi geleneksel formatların aksine, elektronik formatlar daha fazla esneklik, erişilebilirlik ve paylaşım kolaylığı sağlar.</p>



<p>Mal ticareti için kağıtsız bir ticaret ortamı yaratmak amacıyla, Taraflardan her biri, eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için gerekli olan kağıt form ve belgelerin ortadan kaldırılmasını kabul etmektedir. Bu amaçla, Taraflar, uygun olduğu şekilde, kağıt formları ve belgeleri ortadan kaldırmaya, formları ve belgeleri bilgi tabanlı formatlarda kullanmaya geçmeye teşvik edilir.</p>



<p>&nbsp;Taraflardan her biri, kendi ülkesinden eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için gümrük idaresi tarafından düzenlenen veya kontrol edilen herhangi bir formu elektronik formatta ilgililere açık hale getirecektir. Gümrük idaresi dışında herhangi bir devlet idaresi tarafından eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için düzenlenen veya kontrol edilen bir formu, belgeyi elektronik formatta ilgililere açık hale getirmeye ve bu formların kağıt şekline yasal eşdeğeri olarak kabul etmeye gayret edilecektir.&nbsp;</p>



<p><strong>F) Tek Pencere Bilgi Değişimi ve Sistem Birlikte Çalışabilirliği</strong></p>



<p>Ulusal Tek Pencere sisteminin odak noktası, gümrük idaresi ile diğer ilgili idareler arasındaki iş birliği, işlemlerin hızlandırılması ve kolaylaştırılmasıdır.&nbsp; Uluslararası Tek Pencere ise, ticaret işlemlerini ve uluslararası bilgi akışlarını daha da basitleştirmek için&nbsp; hükümetler arasındaki bir işbirliğidir.</p>



<p>Uluslararası ticaret işlemine ilişkin bilgiler, ithalatın, ihracatın yapıldığı ülkededir. Ülkeler kara sınırlarında işbirliği yaptığında eşyanın varış ülkesine nakliyesi için transit ülkelerden geçerken, yapılan denetimleri daha hızlı ve kolaylaştırır, kara sınırını paylaşan ülkelerin uluslararası anlaşmalarla bir &#8216;<em>tek duraklı sınır idaresini&#8217;</em> oluşturabilirler.&nbsp; Bu anlaşmalar, sınırın her iki tarafındaki gümrük idareleri arasında yakın işbirliğini sağlar, böylece ithalat, ihracat veya transit geçiş ile ilgili işlemler tekrarlanmaz, fazla zaman almaz.</p>



<p>Bir tarafın tek penceresi, eşyaların kendi gümrük bölgesine geldiğinde serbest dolaşıma giriş işlemlerini hızlandırmak amacıyla, eşyaların gelmesinden önce işlemlere başlanılması için belgelerin veya bilgilerin önceden elektronik olarak sunulmasına izin verir.</p>



<p>Gümrük idareleri, Gümrük Konularında Gümrük İşbirliği ve Karşılıklı İdari Yardım Anlaşmaları aracılığıyla hassas bilgileri paylaşmak için halihazırda birbirleriyle işbirliği yapmaktadır. Anlaşma, büyük ölçüde kaçakçılık da dahil, uluslararası suçlarla mücadeleyle de ilgilenir.&nbsp; Bununla birlikte, özellikle eşyaların uluslararası transit geçişi hakkında bilgi alışverişi açısından başka iş birliği alanları da vardır: Hareket gümrük idaresi, eşyaların sorunsuz bir şekilde transit edildiğine dair varış gümrük idaresinden onay alır ve bu onay uyarınca kayıtlarını kapatır.&nbsp; Ülkeler arasında işbirliği gerektiren başka alanlar da vardır.&nbsp; Örneğin, bir ülkede verilen lisanslar, sertifikalar ve izinlerin, başka bir ülkede kullanılması gerekebilir. Bunların kullanılması da Tek Pencerenin uluslararası veya bölgesel boyutu olarak adlandırılır.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;Tek Pencere Sistemi gümrük idareleri tarafından tahsil edilen vergi, resim, harç ve ek mali yükümlülüklerin tam ve doğru olarak tahsilini, koordineli risk yönetimini, paylaşılan operasyonel kontrolleri ve kurumlar arası işlemlerinin ve iş akışlarının düzenlenmesini de içerir.&nbsp; Tek Pencereye yerleştirilmiş &#8216;akıllı zeka&#8217;, taraflara işlemlerine entegre bir genel bakış sağlamayı mümkün kılar.&nbsp;</p>



<p><strong>G) Elektronik Ödemeler</strong></p>



<p>&nbsp;Elektronik ödemeler, uluslararası ticarette satıcı tarafından kabul edilebilen ve elektronik yollarla yapılan, parasal bir alacağın ödenmesini veya devrini ifade eder.</p>



<p>Taraflar, malların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi ile ilgili olarak gümrük idareleri tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harçların elektronik olarak ödenmesi seçeneğine izin vermek için &#8216;uygulanabilir olduğu ölçüde&#8217; işlemleri kabul etmeleri ve sürdürmeleri gerekmektedir.&nbsp;</p>



<p>Anlaşma, firmaların yurt içinde ve uluslararası alanda elektronik ödemelerinin düzenlenmesini sağlar. Düzenlemelerin geliştirilmesi için bir temel oluşturur, şeffaflığı kolaylaştırır ve uluslararası standartların benimsenmesini teşvik eder.</p>



<p><strong>5. Ülkemizde Genel Durum</strong></p>



<p>Ülkemizde elektronik ticaretin yapılmasına ilişkin kurallar, 23.10.2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Yasası ve 26.8.2015 tarihli ve 29457 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. E- ticaret yapan firmaların&nbsp; kayıt altına alınması, elektronik bilgilerin toplanması ve denetlenmesi amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından 11.08.2017 tarihli Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi ve Bildirim Yükümlülükleri Hakkında Tebliğ hazırlanmış ve yürürlüğe konmuştur.</p>



<p><strong>E</strong><strong>-fatura sistemi</strong> 05.03.2010 tarihinde, 397 sıra no.lu <strong>Vergi Usul Kanunu Tebliği</strong> ile uygulamaya girmiştir. Geleneksel kağıt faturalar ile aynı hukuki geçerliliğe sahiptir. Alıcı ve satıcı arasındaki fatura gönderim işlemi elektronik ortamda gerçekleşmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri gereği bir faturada yer alması gereken bilgileri içeren, satıcı ve alıcı arasındaki iletiminin merkezi bir platform (GİB) üzerinden gerçekleştirildiği elektronik bir belgedir.</p>



<p>E-imza kullanımı, 23.01.2004 tarihli ve 25355 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile düzenlenmiştir. İmzalanan belgelerin bütünlüğünü, doğruluğunu, kimlik doğrulamasını ve dijital belgelerin ıslak imzalı kağıt belgelerle eşdeğer hale gelmesini sağlar.</p>



<p><a href="https://ticaret.gov.tr/uygulamalar">https://ticaret.gov.tr/uygulamalar</a> adresinden de yine tüm işlemler yapılmaktadır.</p>



<p>UNCITRAL Model Yasaları ile ilgili Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde uygulanan Tekdüzen Elektronik İşlemler Yasası (UETA) ve Küresel ve Ulusal Ticarette Elektronik İmzalar Yasası (ESIGN Yasası), AB, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan gibi birçok ülke stratejik adımını attı/atıyorlar<a href="#_ftn32" id="_ftnref32">[32]</a>, <a href="#_ftn33" id="_ftnref33">[33]</a> <a href="#_ftn34" id="_ftnref34">[34]</a>.</p>



<p>Ülkemizde de Model Yasalar dikkate alınarak hukuki çalışmaların başlatılması, hukuki düzenlemelerini yapan ülkeler ile ticaretimiz açısından, önemlidir.</p>



<p><strong>SONUÇ:</strong></p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana, kıtasal uzun mesafe hatlarının geçiş ve kesişim hatları üzerinde olan, kendi nüfusuna ek olarak karşılıklı gönül bağlarının da genişlettiği ilişki coğrafi alanlarını da dikkate alması sıklıkla gündeme gelen, buna karşılık kaynakları sınırlı ve çatışmalarla dolu bir sorunlu bir coğrafyada ilkeli dış politika yürütmeye çalışan bir ülke olmuştur. Uluslararası sistemde orta büyüklükte bir oyuncudur, her işbirliğini kendi şartlarına göre inşa edemez. Bütün orta büyüklükteki ülkeler gibi ikinci en iyi tercihinin hayata geçmesini başarı olarak kabul etmek durumundadır. İşte bu koşullarda Türkiye’nin yeniden şekillenmekte olan dünyada Avrupa Birliği ile ilişkilerini derinleştirmesi en iyi seçenek olacaktır. Ancak Avrupa Birliği konusunda Türkiye en başından bu yana şöyle bir sorun yaşamaktadır: Türkiye yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı küresel düşünüp yerel davranmak zorunda olan bir ülkedir. Avrupa Birliği ise yerel düşünüp küresel davranan bir yapıydı. Yakın zamanda yaşanan hızlı küresel değişim Avrupa’yı daha küresel düşünmeye zorlamaya başladı. İşte bu noktada her iki taraf da birbirine yakınlaşmaya başladı. İşte bu yakınlaşmadan sağlıklı sonuçlar çıkarabilmek için dünyada tam olarak ne olup bittiğinin doğru anlaşılması, bunun için de kök nedenlerin net bir şekilde ortaya koyulması gerekmektedir.</p>



<p>Bu yazıda, ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın bir konuşmasında değindiği hususların kök nedenlerin tanımlanmasında doğru hareket noktası olduğu öne sürülmüştür. Vance dolaylı bir şekilde kısaca Ricardo’nun artık geçersiz, jeoekonominin ise geçerli olduğunu ilan etmiştir. Dolaysız ve uzunca bir şekilde ise mevcut küreselleşme düşüncesinin iki temel varsayımının yanlış olduğunu ilan etmiştir. Birincisi küreselleşme düşüncesi açıkça olmasa da imalat ile innovasyon arasında güçlü bir bağın olduğunu inkar etmektedir. Daha net bir ifadeyle, yakın zamana kadar geçerli olan küreselleşme düşüncesine göre ulusal innovasyon sistemi inşası ve yürütülmesinde davul ABD’de tokmak ise başka bir ülkelerde olabilir ve bu durum sorun teşkil etmez. Vance ise imalat ve innovasyon arasında kuvvetli bir bağın olduğunu, imalat yoksa bir süre sonra ulusal innovasyon sisteminin de çökeceğini ilan etmiştir. Küreselleşmenin yanlışlanan ikinci varsayımı ise üretimin ucuz işgücü peşinde dünyaya yayılmasının veyahut ucuz işgücünün bizzat ABD’ye yayılmasının, ulusal innovasyon sistemine zarar vermeyeceği düşüncesidir. Kendisinin ifadesiyle ucuz işgücü bir çeşit uyuşturucudur ve bu uyuşturucu ABD’nin innovasyon kabiliyetini köreltmektedir. İşte küresel tedarik hatlarının kısalmasına neden olan şey, beş yıl önce olmuş bitmiş pandemi veya yaşlanmakta olan Rusya tehlikesi değil, dünya ekonomik sistemine içkin olan özelliklerin yavaş yavaş küresel hegemon açısından da sorun olmaya başladığının gün yüzüne çıkmasıdır.</p>



<p>Küresel ekonomik sisteme içkin olan bu sorunlara Avrupa Birliği; Yeşil Mutabakat, Draghi Raporu, Savunma Birliği inşası ve ‘subsidiarity’ ilkesinin zayıflatılması ile cevap vermeye hazırlanmaktadır. 1996 yılında hayata geçirilen AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği, 1995 yılındaki küresel şartlara göre inşa edilmişti. 2026 yılında Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yeni bir yapı kurulacak olsaydı 2025 yılı şartlarına göre inşa edilirdi. 2025 yılında da Avrupa Birliği’nin ‘Drang nach Osten’ politikasını artık bu sefer barışçıl yöntemlerle hayata geçirmeyi düşünmekte olduğu konusunda elimizde çok güçlü işaretler bulunmaktadır. Barışçıl karakterdeki bu yaklaşım, Avrupa Birliğinin kollektif grand stratejisini, Türkiye’nin temelleri yüzyıl önce atılmış ve Cumhuriyete içkin grand stratejisi ile yakınlaştırmaktadır. Bu yeni paradigmada orta ölçekli bir ülke olan Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca yaptığı gibi ehemi mühime tercih etme dış politika ilkesinden vazgeçmemelidir<a href="#_ftn35" id="_ftnref35">[35]</a>.</p>



<p>Bu yeni küresel paradigma, Avrupa Birliğinin Türkiye ile ilişkilerinin geliştirilmesinde Türkiye lehine iki açıdan avantaj ortaya çıkarmaktadır. Türkiye dünyada çok özel koşullara sahip bir ülkedir. Coğrafyası, tarihi, kültürü, tehditleri, fırsatları, imkânları ve kısıtları Avrupa Birliği ülkelerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Avrupa Birliği’nin ‘subsidiarity’ ilkesini sessiz bir şekilde zayıflatarak bunun yerine Birlikler Avrupa’sına geçmeye başlaması, Türkiye’nin kendi özel ihtiyaçlarına göre daha esnek ama daha güçlü ve sürdürülebilir bir ilişki kurma potansiyelini artırmaktadır. Bu yeni veya güçlendirilmekte olan Birliklerin Avrupa Birliğini katı bir yapı olmaktan çıkararak, daha esnek, daha hızlı hareket edebilen ancak buna karşın daha güçlü ve etkin bir yapıya dönüştürmesi beklenebilir. İşte Avrupa Birliğindeki bu köklü yapısal dönüşüm sayesinde başta Kıbrıs olmak üzere sorunlu alanların daha kolay yönetebilmesini ve işbirliği yapılabilecek alanlarda ise daha hızlı ve çözüm odaklı hareket edilebilmesini sağlayacaktır. İkinci avantaj ise, Avrupa Birliği sanayisini besleyen uzun mesafe tedarik hatlarının Asya’nın içlerine uzanması, Türkiye’nin grand stratejisine önemli ölçüde enerji ve manevra alanı kazandıracak olmasıdır. Türk Devletleri Teşkilatı ve bu çatı altında özellikle Rusya ve Çin açısından barışçıl bir şekilde hayata geçirilen çalışmalar, dünyanın çok uzun zamandır ne kadar doğru okunduğu ve gelişmelerin ne kadar isabetli bir şekilde çok önceden tahmin edilebildiğini açık bir şekilde göstermektedir.</p>



<p>Toparlamak gerekirse, dış politika iki konuda uzun vadeli çalışma gerektirir: Birincisi sadece karşı tarafın nasıl hareket edeceğini değil, aynı zamanda karşı tarafın alacağı kararları belirleyen koşulları şekillendirme kabiliyetini inşa etmeye de vurgu yapmaktadır. Karşı taraf karar alırken dikkate alacağı koşulları genelde Türkiye gibi orta büyüklükte ülkeler şekillendiremez, ancak, bazı durum ve koşullarda bunu kısmen de olsa yapabilme imkanına sahip olabilirler. İşte buna jeopolitik önem adı verilmektedir. İkinci unsur ise, ikinci en iyi seçenekler sanatını başarıyla yürütebilmektir. Her ülkenin en çok istediği senaryolar vardır, ancak bunlar genelde gerçekleşmez. Özellikle küreselleşme, yaşlanma ve nükleer silahlar nedeniyle günümüzde hiçbir ülke en çok istediği seçeneği hayata geçiremez. Günümüzde uluslararası barış, ikinci en iyi seçeneklerin uyumunu temin edebilme başarısına bağlıdır. Bu da aslında iyi bir şeydir. Küresel bağlantısallığın artması, ikinci en iyi seçeneklerin uyumu konusunda Türkiye’nin manevra alanını artırmaktadır.</p>



<p>Sonuç olarak, sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda Asya’daki uzun mesafe karasal taşımacılık hatları üzerinde yer alan ülkelerin de Avrupa Birliği Gümrük Reformu’na uyum sağlamaları, Türkiye’nin grand stratejisi açısından önemlidir. Bu sürecin başlatılması ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için de, Avrupa Birliği Gümrük Reformu’nun, Birleşmiş Milletler Model Yasaları ile uyumlu olması önem arz etmektedir. Ayrıntıların gümrük konularında ne kadar önemli olduğu dikkate alındığında, Avrupa Birliği’nin yükselmekte olan yeşil gümrük duvarlarını Avrupa Birliği dışına taşıyabilmek için Birleşmiş Milletler Model Yasalarının ortak norm inşa etme gücünden faydalanılması önem arz etmektedir.</p>



<p>Bu noktada ülkemiz açısından en önemli yapısal sorun, inovasyon sisteminin ihtiyaç duyduğu üretim ölçeklerinin artık ulus devlet büyüklüğünü çoktan aşmış olmasıdır. İnovasyon sistemi, tarımsal, sınai ve hizmet üretimine ek olarak üniversiteler, çeşitli start-up’lar, melek sermaye, çok çeşitli STK’lar, kuluçka merkezleri, çeşitli kamu alım politikaları, ulusal savunma politikası ihtiyaçları vb gibi pek çok unsuru kapsamakta olup, bunların uyumlu bir şekilde çalışabilmeleri için sistemin belirli bir ölçeğe ulaşmış olması gerekmektedir. Türkiye’nin sınai, tarımsal ve hizmet üretim kapasitesi bu ölçeğin çok altında kalmaktadır. Türkiye, sadece ticaret ve güvenlik gibi klasik alanlarda değil, innovasyon ve dijital yönetişim alanlarında da Avrupa Birliği ile ilişkilerini derinleştirmelidir. Türkiye’nin etrafı istikrarsızdır, bu nedenle de Avrupa Birliği ikinci en iyi seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Çin’in düşünülenden çok daha hızlı ve büyük ölçekli harekete geçmeye başladığı, Rusya’nın bitmek tükenmez jeopolitik sorunlarla boğuştuğu ve ABD’nin izolasyonist politikaların bir türüne evrildiği bir dünyada, Türkiye ile Birlikler Avrupa’sının grand stratejilerini yakınlaştırmaya çalışmak iyi bir seçenek olarak çıkmaktadır. Bu durumdan her iki taraf da fayda sağlayacaktır. Türkiye siyasi yapısını bozmadan belirli ölçeklere ulaşabilecek, Avrupa Birliği ise gittikçe istikrarsızlaşan uzun mesafe deniz taşımacılığına güçlü bir alternatifi Türkiye stratejik ortaklığı sayesinde inşa edebilecektir. Müzakere masasında alternatifi olan güçlüdür, bu durum da Avrupa’yı bir süre sonra dünyanın geri kalanına karşı daha fazla peşin satan pozisyonuna koyabilecektir. Türkiye ile kuracağı yeni stratejik ortaklık kapsamında üstleneceği yükümlülükler de ikinci en iyi seçenek bedeli olarak ortaya çıkabilecektir. İşte Türkiye bu yükümlülükleri tanımlama konusunda fikir çalışması yapmaya şimdiden başlamalıdır, ki temel ilke ve yönelimler Cumhuriyetimizin köklerinde zaten bulunmaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> ‘Special Adress by Ursula von der Leyen |World Economic Forum Annual Meeting 2025”, (21 Ocak 2025), Davos, İsviçre, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=hMx0DJXyV3Q">https://www.youtube.com/watch?v=hMx0DJXyV3Q</a>, İsviçre, (dak: 5:30 – 22.30)</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> <a href="https://eur-lex.europa.eu/EN/legal-content/glossary/principle-of-subsidiarity.html">https://eur-lex.europa.eu/EN/legal-content/glossary/principle-of-subsidiarity.html</a></p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Ursula von der Leyen, ‘Unity and Security: President von der Leyen’s Remarks During the Eurpean Parliament Plenary’, 11 Mart 2025, Youtube, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=XYmS_8GEU8Y">https://www.youtube.com/watch?v=XYmS_8GEU8Y</a></p>



<p>(<em>This is a moment for peace through strength. This is the moment for common defense effort. At the European Council I saw level of concensus on European defense which is not just unprecented bu completely unthinkible only a few weeks ago. There is a new understanding that we must think diffently and act accordingly. … The European security order is being shaken and so many of our illusions are being shattered. … We thought we are enjoying the peace dividend but in reality we were just running a security deficit. The time of illusions are over now.)</em></p>



<p><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> İki buçuk savaş kavramı: ABD askeri gücünün üst sınırı aynı anda iki buçuk ülke ile savaş yürütmek olarak belirtilmiştir ama Çin’in ormanda on bir kaplan gücünde olmaya başladığı her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır.</p>



<p><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Bu yılki Antalya Diploması Forumunda Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’a ‘AB’nin Hazar Geçişli Koridor’a 10 milyar dolar yatırmaya hazırlandığı, bunun Rusya’nın kuzey güney ve doğu batı hatlarına zarar verip vermeyeceği’ konusunda ne düşündüğü soruldu. Kendisi, bölgesel veya küresel bağlantısallığı artıran herhangi bir koridorun tehdit olarak algılanmadığı, bu tip projeleri hiçbir zaman bloke etmeyi çalışmadıkları, sadece Kuzey Akım gibi kendi projelerinin sabote edilmesine karşı olduklarını, daha fazla seçeneğin her zaman daha iyi olacağını düşündükleri, ancak hız ve etkinlik açısından kendi kuzey güney koridorlarının daha ilerlemiş bir aşamada olduğu, Hint Okyanusuna daha iyi ulaşım için Kazakistan, Hindistan ve İran ile çalıştıkları ve bu hattın halihazırda işler durumda olduğu, diğer hatların da geliştirilmesine destek verilmesi ve gerçek bir rekabete zemin hazırlanması gerektiğini vurgulamıştır.</p>



<p>‘Full Speech in English: Putin Aide Lavrov Shocks Trump With BRICS Payment Move Despite US Threats’, Youtube, Hindustan Times, (10:50), <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Lx8Uz9zWfs8">https://www.youtube.com/watch?v=Lx8Uz9zWfs8</a></p>



<p><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> ‘Vance criticizes failed globalization experiment: ‘Cheap labour became the drug of Western economies’, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın ‘American Dynamism Summit’de yaptığı konuşmadan, YouTube, New York Post, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=U1bd-D1PIZg">https://www.youtube.com/watch?v=U1bd-D1PIZg</a></p>



<p><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Josh Lipsky, Jessie Yin, ‘Meeting in Mar-a-Lago: Is a new currency deal plausible?’ Econographics, Atlantic Council, 13 Mart 2025, 7. ve 8.paragraflar, <a href="https://www.atlanticcouncil.org/blogs/econographics/meeting-in-mar-a-lago-is-a-new-currency-deal-plausible/">https://www.atlanticcouncil.org/blogs/econographics/meeting-in-mar-a-lago-is-a-new-currency-deal-plausible/</a></p>



<p><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> Stephen Milan, ‘A User’s Guide to Restructuring the Global Trading System’, Hudson Bay Capital, Kasım 2024, sayfa 6 ve 7, <a href="https://www.hudsonbaycapital.com/documents/FG/hudsonbay/research/638199_A_Users_Guide_to_Restructuring_the_Global_Trading_System.pdf">https://www.hudsonbaycapital.com/documents/FG/hudsonbay/research/638199_A_Users_Guide_to_Restructuring_the_Global_Trading_System.pdf</a></p>



<p><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Yatırım ve Tasarruf Birliği, İnovasyon Birliği ve Yetenekler (Skills) Birliği de orta vadede düşünülebilecek konular olabilir.</p>



<p><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> ‘Communication from The Commission to the European Parliament, the Council And the European Economic And Soiıal Committee Taking the Customs Union To The Next Level: A Plan For Action’, Com/2020/581 Final, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=COM:2020:581:FIN">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=COM:2020:581:FIN</a> (eng, pdf, sayfa 2)</p>



<p><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Ghiran, A., Hakami, A., Bontoux, L. Scapolo, F., ‘The Future of Customs in the EU 2040, 12.09.2020, <a href="https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859">https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859</a></p>



<p><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> <a href="https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/19-04970_ebook.pdf">https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/19-04970_ebook.pdf</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> <a href="https://advocatetanmoy.com/model-law-on-electronic-commerce-adopted-by-the-un-commission-on-international-trade-law-1996/">https://advocatetanmoy.com/model-law-on-electronic-commerce-adopted-by-the-un-commission-on-international-trade-law-1996/</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> <a href="https://unece.org/fileadmin/DAM/cefact/forum_grps/tbg/tbg15/project_docs/UNCITRAL_e-signature_model_law.pdf">https://unece.org/fileadmin/DAM/cefact/forum_grps/tbg/tbg15/project_docs/UNCITRAL_e-signature_model_law.pdf</a></p>



<p><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> <a href="https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/mletr_ebook_e.pdf">https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/mletr_ebook_e.pdf</a></p>



<p><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a><a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> <a href="https://www.uncitral.org/clout/index.jspx">https://www.uncitral.org/clout/index.jspx</a></p>



<p><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_signatures/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_signatures/status</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_transferable_records/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_transferable_records/status</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> <a href="https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf">https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf</a></p>



<p><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[21]</a> <a href="https://www.sullivanlaw.com/viewpoints/a-game-changer-for-the-trade-and-trade-finance-industry-the-short-and-simple-electronic-trade-documents-act-2023">https://www.sullivanlaw.com/viewpoints/a-game-changer-for-the-trade-and-trade-finance-industry-the-short-and-simple-electronic-trade-documents-act-2023</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> <a href="https://ticaret.gov.tr/gumruk-islemleri/dijital-gumruk-uygulamalari/edi-xml-referans-mesajlari/istenen-dokuman-kodlari">https://ticaret.gov.tr/gumruk-islemleri/elektronik -gumruk-uygulamalari/edi-xml-referans-mesajlari/istenen-dokuman-kodlari</a></p>



<p><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[23]</a><a href="https://edisciplinas.usp.br/pluginfile.php/1742961/mod_resource/content/1/UNCITRAL_%28model_law_ecommerce%29_may_23%5B1%5D.pdf">https://edisciplinas.usp.br/pluginfile.php/1742961/mod_resource/content/1/UNCITRAL_%28model_law_ecommerce%29_may_23%5B1%5D.pdf</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref24" id="_ftn24">[24]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status</a>(er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref25" id="_ftn25">[25]</a> <a href="https://www.uncitral.org/clout/index.jspx">https://www.uncitral.org/clout/index.jspx</a><sup> </sup>(er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[26]</a> <a href="https://brooklynworks.brooklaw.edu/bjil/vol34/iss3/4/">https://brooklynworks.brooklaw.edu/bjil/vol34/iss3/4/</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[27]</a> <a href="https://www.bilaterals.org/IMG/pdf/jsi_e-commerce_text_28_june_2024.pdf">https://www.bilaterals.org/IMG/pdf/jsi_e-commerce_text_28_june_2024.pdf</a></p>



<p><a href="#_ftnref28" id="_ftn28">[28]</a> <a href="https://natlawreview.com/article/80-wto-members-reach-initial-agreement-e-commerce-negotiations">https://natlawreview.com/article/80-wto-members-reach-initial-agreement-e-commerce-negotiations</a></p>



<p><a href="#_ftnref29" id="_ftn29">[29]</a> <a href="https://www.wfw.com/articles/proposed-e-commerce-agreement-text-released-at-the-wto-key-provisions-and-next-steps/">https://www.wfw.com/articles/proposed-e-commerce-agreement-text-released-at-the-wto-key-provisions-and-next-steps/</a></p>



<p><a href="#_ftnref30" id="_ftn30">[30]</a> <a href="https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-elektroniklesme/">https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-elektroniklesme/</a></p>



<p><a href="#_ftnref31" id="_ftn31">[31]</a> <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/WT/L/940.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/WT/L/940.pdf&amp;Open=True</a> &nbsp;</p>



<p><a href="#_ftnref32" id="_ftn32">[32]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status</a>)</p>



<p><a href="#_ftnref33" id="_ftn33">[33]</a> <a href="https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf">https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf</a><a href="https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf"></a></p>



<p><a href="#_ftnref34" id="_ftn34">[34]</a> <a href="https://www.digitalizetrade.org/mletr">https://www.digitalizetrade.org/mletr</a></p>



<p><a href="#_ftnref35" id="_ftn35"></a>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çok Kutuplu Küresel Ticarette Yeni Açılım Arayışları</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/cok-kutuplu-kuresel-ticarette-yeni-acilim-arayislari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Can Duman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Export Diversification]]></category>
		<category><![CDATA[Export-Led Growth Model]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat Çeşitlendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İhracata Dayalı Büyüme Modeli]]></category>
		<category><![CDATA[International Trade]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[Sustainable Growth]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Trade Policy]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Ticaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7990</guid>

					<description><![CDATA[Bu çalışma, küresel ticaretin son çeyrek yüzyılda geçirdiği çok katmanlı dönüşümü analiz etmekte; özellikle 2008 Küresel Krizi, Kovid-19 salgını, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD-Çin rekabeti gibi kırılma anlarının, küresel ticaretin doğasını nasıl köklü biçimde yeniden şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Küresel ticaret artık yalnızca ekonomik değil; jeopolitik, teknolojik ve çevresel parametreler üzerinden tanımlanan bir alan haline gelmiştir. “friend-shoring”, “nearshoring”, “stratejik kopuş” (strategic decoupling) gibi kavramların yükselişi, verimlilikten ziyade güvenlik ve siyasi uyumun ticaret kararlarını belirlemeye başladığını göstermektedir.

Günümüzde ticaret savaşları etiketi altında gelişen ABD-Çin hattındaki hegemonya mücadelesi, kendini nadir elementler, dijital altyapılar ve kritik ham maddeler gibi alanlarda gösterirken Dünya Ticaret Örgütünün işlevselliğini yitirmesi, Kapsamlı ve İleri Düzey Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP), Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA) gibi bölgesel ve tematik ticaret bloklarının yükselişini beraberinde getirmektedir.

Bu bağlamda, yeni dünyada tesis edilen küresel ticaret dönüşümü korumacılıkla açıklanamayacak kadar derin bir yapısal yeniden yapılanma sürecine işaret ederek ülkeler arasındaki mesafenin sadece fiziki olarak değil kültürel, dijital ve yönetişimsel olarak ifade edilmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin başta AB olmak üzere geleneksel pazarlarda doygunluk seviyesine ulaşmasından hareketle yeni ihracat, rekabet ve büyüme alanları için farklı stratejiler ışığında ürün ve pazar çeşitlendirmesi patikalarını izlemesi faydalı olacaktır.

Türkiye’nin küresel ticarette konumlanmasının, statik değil dijital altyapı, kültürel uyum ve yönetişim kapasitesi gibi yapısal faktörlerle zenginleşen dinamik, çok katmanlı ve çok taraflı bir dış ticaret vizyonuyla yeniden şekillenebileceğini tartışan bu çalışma sonuç olarak Türkiye’nin bu yeni düzen içinde nasıl yeniden konumlanabileceğine ilişkin stratejik öneriler sunmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Bu çalışma, küresel ticaretin son çeyrek yüzyılda geçirdiği çok katmanlı dönüşümü analiz etmekte; özellikle 2008 Küresel Krizi, Kovid-19 salgını, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD-Çin rekabeti gibi kırılma anlarının, küresel ticaretin doğasını nasıl köklü biçimde yeniden şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Küresel ticaret artık yalnızca ekonomik değil; jeopolitik, teknolojik ve çevresel parametreler üzerinden tanımlanan bir alan haline gelmiştir. “friend-shoring”, “nearshoring”, “stratejik kopuş” (strategic decoupling) gibi kavramların yükselişi, verimlilikten ziyade güvenlik ve siyasi uyumun ticaret kararlarını belirlemeye başladığını göstermektedir.</p>



<p>Günümüzde ticaret savaşları etiketi altında gelişen ABD-Çin hattındaki hegemonya mücadelesi, kendini nadir elementler, dijital altyapılar ve kritik ham maddeler gibi alanlarda gösterirken Dünya Ticaret Örgütünün işlevselliğini yitirmesi, Kapsamlı ve İleri Düzey Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP), Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA) gibi bölgesel ve tematik ticaret bloklarının yükselişini beraberinde getirmektedir.</p>



<p>Bu bağlamda, yeni dünyada tesis edilen küresel ticaret dönüşümü korumacılıkla açıklanamayacak kadar derin bir yapısal yeniden yapılanma sürecine işaret ederek ülkeler arasındaki mesafenin sadece fiziki olarak değil kültürel, dijital ve yönetişimsel olarak ifade edilmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin başta AB olmak üzere geleneksel pazarlarda doygunluk seviyesine ulaşmasından hareketle yeni ihracat, rekabet ve büyüme alanları için farklı stratejiler ışığında ürün ve pazar çeşitlendirmesi patikalarını izlemesi faydalı olacaktır.</p>



<p>Türkiye’nin küresel ticarette konumlanmasının, statik değil dijital altyapı, kültürel uyum ve yönetişim kapasitesi gibi yapısal faktörlerle zenginleşen dinamik, çok katmanlı ve çok taraflı bir dış ticaret vizyonuyla yeniden şekillenebileceğini tartışan bu çalışma sonuç olarak Türkiye’nin bu yeni düzen içinde nasıl yeniden konumlanabileceğine ilişkin stratejik öneriler sunmaktadır.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Uluslararası Ticaret, Ticaret Politikası, Sürdürülebilir Büyüme, İhracata Dayalı Büyüme Modeli, İhracat Çeşitlendirmesi</p>



<p><strong>Seeking New Perspectives in a Multipolar Global Trade Landscape</strong></p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>This study explores the multifaceted transformation of global trade over the past quarter-century, highlighting the disruptive impact of major global events such as the 2008 financial crisis, the COVID-19 pandemic, the Russia–Ukraine war, and the escalating strategic rivalry between the United States and China. These developments have profoundly reshaped the global trade landscape, shifting it beyond traditional economic frameworks toward a domain increasingly defined by geopolitical tensions, technological dependencies, and environmental imperatives.</p>



<p>The emergence of new trade paradigms—such as “friend-shoring,” “nearshoring,” and “strategic decoupling”—underscores a transition from efficiency-based trade models to ones rooted in national security, political alignment, and strategic autonomy. Simultaneously, the declining effectiveness of multilateral institutions like the World Trade Organization has coincided with the rise of regional and thematic trade blocs, including the CPTPP (Comprehensive and Progressive Agreement for Trans-Pacific Partnership), RCEP (Regional Comprehensive Economic Partnership) and AfCFTA (African Continental Free Trade Area), reflecting a more fragmented and multipolar trade order.</p>



<p>In this evolving context, the study examines how Türkiye can reposition itself within global trade by adopting a more dynamic, multi-layered strategy. Given the saturation of traditional markets—especially the EU—Türkiye is advised to pursue diversified export pathways that integrate structural elements such as digital infrastructure, cultural adaptability, and governance capacity.</p>



<p>The study concludes by offering policy recommendations for shaping a resilient and forward-looking trade vision that reflects the complex, politicized nature of today’s global trade environment.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> International Trade, Trade Policy, Sustainable Growth, Export-Led Growth Model, Export Diversification</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Küresel ekonomide son çeyrek yüzyıldır yaşananlar, dönüşüm sürecinin farklı alanlar itibarıyla çok boyutlu bir yapıda süregeldiğini göstermektedir. 2008 Küresel Ekonomik Kriz’den itibaren hız kazanan bu çok boyutlu ve katmanlı dönüşüm, Kovid-19 salgını ve sonrasındaki süreçle birlikte derinleşmiş; Rusya – Ukrayna savaşı, ABD – Çin ticari ve stratejik rekabeti ile iklim krizi gibi gelişmelerle daha karmaşık bir hal almıştır. Bu gelişmeler, sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasal, teknolojik ve çevresel boyutları olan yeni bir küresel düzenin şekillenmekte olduğunu bizlere göstermektedir. Ticaret, yeniden tesis edilen bu düzenin belki de en dinamik ve en çok etkilenen alanlarından biri olarak, geleneksel kavramları ve kalıpları geride bırakan yeni bir döneme kapılarını aralamaktadır.</p>



<p>Kovid-19 salgını tedarik zincirlerinin kırılganlığını gözler önüne sererken sonrasındaki süreçle birlikte uluslararası üretim ve değer zincirlerinin yeniden yapılandırılması gereği kendisini, artan korumacılık eğilimleri, bölgeselleşme ve ticaretin jeopolitik bir enstrümana dönüşmesi; ülkelerin dış ticaret stratejilerini baştan gözden geçirmeleri gibi unsurlarla göstermektedir. Günümüzde “friend-shoring”, “nearshoring” gibi kavramların yükselişi, sadece ekonomik verimliliği değil, aynı zamanda güvenlik ve siyasi uyum unsurlarını da dikkate alan yeni bir ticaret mantığının egemen olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yalnızca ekonomik rasyonalite değil, aynı zamanda stratejik öngörü, diplomatik uyum ve yönetişim kapasitesi de dış ticaretin yönünü tayin eden belirleyiciler hâline gelmiştir.</p>



<p>Uluslararası ticaret düzleminde gözlemlenen bu dönüşüm süreci aslında teknik bir yeniden yapılanmadan ziyade bir vizyon dönüşümü olarak da tanımlanabilir. Ticaretin ekonomi bir unsur olmasının yanında aynı zamanda derin bir jeopolitik öğe olarak yeniden tanımını, liberal düzenin varsayımlarını kökten değiştiren sistemik bir kırılma olarak nitelendirmek mümkün. Bugün, dünyada en fazla ticaret hacmine sahip ülkelerin ‘savaşa’ dönüşen ‘dalaşlarının’ aslında klasik bir ticaret savaşından ziyade bir küresel hegemonya mücadelesi şeklinde tezahürü de bunun en basit örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>



<p>‘Trump 1.0’ olarak adlandırılan dönemde özellikle çelik ve alüminyum sektörleri için hayata geçirilen gümrük tarifesi artışları ve ithalat artışları aslında bugünün ayak sesleri olarak değerlendirilebilir. ABD o zaman da Çin&#8217;den ithal edilen yüz milyarlarca dolarlık ürüne ek vergiler getirerek yalnızca ticaret açığını azaltma niyeti gütmemiş, aynı zamanda Çin&#8217;in ekonomik, teknolojik ve stratejik yükselişini dizginlemeyi hedeflemiştir. Buna karşılık Çin’in simetrik misillemeleri ve küresel kamuoyunda ticaret savaşı olarak nitelendirilen bu süreç, özünde bir güç rekabetinin ticaret üzerinden yürütüldüğünün de yakın geçmişteki en belirgin örneği kabul edilebilir.</p>



<p>Günümüzde takip etmesi hayli karmaşık bir hal alan ve çok hızlı bir haber akışının ürünü haline dönüşen ABD – Çin arasındaki gerilimi sadece bir ticaret savaşı olarak görmek yanıltıcı olacaktır. Aslında yaşanan, Soğuk Savaş sonrası dönemin çok kutuplu bir düzene evrilmesiyle bağlantılı, kapsamlı bir sistemsel güç rekabetidir. Çin&#8217;in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI), dijital para teknolojilerindeki ilerlemesi, Afrika ve Latin Amerika’da artan ekonomik etkisinin, ABD açısından yalnızca ekonomik değil, stratejik bir tehdit olarak algılandığı aşikâr. Nitekim, ABD&#8217;nin Çin’e karşı geliştirdiği kısıtlama politikaları —örneğin Çin menşeli teknoloji firmalarına yönelik yaptırımlar, ihracat kontrolleri ve yabancı yatırımlara ilişkin sınırlamalar— bu rekabetin ticaretin ötesine taşındığını göstermektedir.</p>



<p>Hele ki Çin’in nadir elementler ve kritik ham maddeler alanlarında sahip olduğu jeostratejik güç, bu çekişmenin aynı zamanda bir güvenlik meselesi haline dönüştüğünün de göstergesidir. AB Komisyonu’nun raporuna göre Çin, dünya genelinde kritik olarak belirlenen 34 ham maddenin 25’inde dünyanın en büyük tedarikçi konumundadır (AB Komisyonu, 2023). Bununla birlikte, Çin’in izlediği ‘üretimden politikaya’ entegre stratejisi, kritik minerallerde sadece rekabetçiliğe değil aynı zamanda da jeostratejik ve jeoekonomik bir üstünlüğe sahip olmasını da beraberinde getiriyor. Bu gelişmeler ışığında, ABD Başkanı Donald J. Trump’ın ‘Grönland çıkışlarını’, Ukrayna ile kritik mineraller alanında anlaşmaya varabilmek için Ukrayna – Rusya Savaşı’nı konu etmesini bu bağlamda okumakta fayda var.</p>



<p>Bugün ABD’nin bu müdahaleci yaklaşımının yalnızca Çin’e yönelik değil, genişleyen Asya-Pasifik eksenine karşı geliştirilmiş stratejik bir yönelimi de içerdiği görülmektedir. Güney Kore, Vietnam, Endonezya gibi yükselen üretim üslerinin artan rekabet gücü, ABD’nin küresel değer zincirlerinde daha kontrollü ve dost temelli bir yeniden yapılanma ihtiyacını gündeme getirmiştir. İşte tam bu noktada, çalışmanın başında da zikredilen “friend-shoring” “near-shoring” ve “strategic decoupling” gibi kavramların yükselişi tesadüf değildir. Bu yeni yapı, yalnızca verimlilik değil, aynı zamanda jeopolitik uyum ve değer temelli ortaklıkları öne çıkaran bir ticaret mimarisi doğurmaktadır. İşte tam da bu yüzden ABD, tedarik zincirlerinde Asya’ya olan bağımlılığı azaltmak amacıyla siyasi olarak uyumlu – ya da uyumlanabileceğini düşündüğü – ülkelerle üretim ağlarını yeniden yapılandırmayı hedeflemekte, bu hedefini de yalnızca ekonomik rasyonaliteye değil, aynı zamanda jeopolitik güvenliğe dayalı bir seçici küreselleşme modelini teşvik ederek yerine getirme yönünde adımlar atmaktadır.</p>



<p>Öte yandan günümüz ayrıca, Atlantik’in iki yakasının tarihte hiç olmadığı kadar birbirinden soğuduğu bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişte Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) gibi tarihte hacmi ve kapsamı bakımından eşine benzerine zor rastlanır bir iş birliğinin kıyısından dönen ABD ve AB, geçmiş günlerin aksine bugün çıkar çatışmaları sebebiyle kamuoyunun önünde ‘düşman’ ya da ‘rakip’ tabirlerini dahi kullanmaktan çekinmeyen bir konumda. ABD’nin iç ekonomisini korumaya yönelik olduğunu ifade ederek attığı adımlar AB tarafından açıkça ticaretle bağdaşmayan, korumacı adımlar olarak değerlendirilmiş ve misillemeyle karşılık verileceği ifade edilmiştir. Bütün bu gelişmeler de Batı dünyasının dahi kendi içinde bir ticaret uyumsuzluğuna sahip olduğunu ve aslında bu uyumsuzluğun jeopolitik taraflarının dikkate alınması gerektiğini bizlere göstermektedir.</p>



<p>Geçtiğimiz yıl Ekonomi Gazetesi’nde yayımlanan bir köşe yazımda uluslararası kuruluşların giderek daha işlevsiz hale gelişini bir Pirus Zaferi’ne benzeterek büyük beklentilerle düzenlenen zirvelerin, konferansların, konseylerin; söz konusu uluslararası kuruluşların işlevsizliğini biraz daha gözler önüne seren birer ‘sözde zafer’den ibaret olduğunu ifade etmiştim (Duman, 2024). Söze başladığımız andan itibaren çerçevesini çizmeye çalıştığımız dönüşüm sürecinde Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) işlevselliği de ciddi biçimde sorgulanır hale gelmiştir. 1990’lardan itibaren küresel ticaretin kurallarını belirleyen temel yapı olan DTÖ hem karar alma süreçlerindeki tıkanmalar hem de anlaşmazlık çözüm mekanizmasının devre dışı kalması nedeniyle etkisini büyük ölçüde yitirmiştir. Özellikle ABD’nin temyiz organı atamalarını engellemesi, DTÖ&#8217;nün norm koyucu ve hakemlik rolünü fiilen askıya almıştır. Bu gelişme, çok taraflı kurallar sisteminden uzaklaşmayı hızlandırmış ve bölgesel ve tematik ticaret bloklarının ön plana çıkmasına yol açmıştır.</p>



<p>Nitekim bu dönemde, yeni nesil ticaret ortaklıkları uluslararası ekonomik etkileşimde belirleyici aktörler haline gelmiştir. Kapsamlı ve İleri Düzey Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP), Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA), Latin Amerika’daki MERCOSUR gibi ticaret ve yatırım ortaklıkları, klasik DTÖ yaklaşımının ötesine geçen, veri paylaşımı, dijital ticaret, sürdürülebilirlik ve yatırım koruması gibi konuları da içeren çok boyutlu düzenlemeler içermektedir. Bu yeni nesil anlaşmalar, yalnızca mal ticaretini değil, aynı zamanda stratejik teknoloji paylaşımını ve yatırım yönetişimini de kapsamına alarak, ticareti jeoekonomik düzenin bir parçası haline getirmektedir.</p>



<p>Dolayısıyla, küresel ticaretin günümüzdeki dönüşümü; korumacılık ve serbestleşme arasındaki basit bir salınım değil, çok katmanlı bir yapısal yeniden yapılanma sürecidir. Bu süreçte ticaret, yalnızca arz-talep dengesine göre değil; güvenlik, teknoloji, çevre ve jeopolitik uyum parametrelerine göre yeniden tanımlanmaktadır. Türkiye gibi yükselen ekonomiler için bu yeni düzen hem belirsizlikleri hem de yeniden konumlanma fırsatlarını içinde barındırmaktadır. Bölgesinde güçlü ve küresel ticaret zemininde yükselen bir aktör olarak Türkiye’nin de bu dönüşüm karşısında dış ticaret stratejilerini statik bir anlayışla değil, dinamik, çok katmanlı ve çok taraflı bir perspektifle yeniden inşa etmesi zaruridir. Bu bağlamda, başta “Uzak Ülkeler Stratejisi” gibi ticari açılım politikalarının başarısı, bu dönüşümün doğru okunması ve stratejinin bu yeni küresel gerçekliğe uyarlanmasıyla doğrudan ilişkilidir.</p>



<p><strong>TÜRKİYE YENİDEN TESİS EDİLEN KÜRESEL TİCARET DÜZLEMİNİN NERESİNDE?</strong></p>



<p>Türkiye ekonomisi için ihracat, büyümenin sürdürülebilirliği ve cari dengenin iyileştirilmesi açısından bir oksijen işlevi görür. 2000’li yıllardan itibaren ihracat odaklı kalkınma yaklaşımı doğrultusunda birçok ülkeye erişim artırılmış; ancak özellikle Avrupa Birliği başta olmak üzere geleneksel pazarlarda doygunluk seviyesine ulaşılmıştır. Duman (2024) yerleşik yüksek payının kazanımı zorlaştırdığını ortaya koyarak Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması ile birlikte geride kalan çeyrek yüzyılda pazar payını iki katından fazla artırdığı Avrupa Birliği pazarında bundan sonraki süreçte ihracat rekabetçiliğini güçlendirecek daha stratejik adımlar gerektiğini ifade eder.</p>



<p>Pazar farklılaştırması etkin olarak hayata geçirildiğinde firmaların ve ülkelerin ihracat performansını faktörlerin başında gelir. Hesse (2008) özellikle gelişmekte olan ülkeler için ihracatın çeşitlendirilmesinin ihracat gelirlerindeki dalgalanmaları azaltarak ve hammadde ticaretinden kaynaklanan olumsuz etkilere karşı koruma sağlayarak ekonomik büyümeyi destekleyen güçlü bir araç olduğunu vurgulayarak ekonomik kalkınma sürecini ülkelerin “yoksul ülke mallarından” “zengin ülke mallarına” geçişini gerektiren bir süreç olduğuna ve dolayısıyla ihracatın çeşitlenmesi bu yapısal dönüşümün merkezinde yer alarak kişi başı gelir artışını istatistiki olarak anlamlı biçimde olumlu etkilediğine işaret eder. Xuefeng ve Yaşar (2016) ihracat pazarlarını çeşitlendiren firmaların başlangıçta bilgi ve deneyim eksikliği nedeniyle verimlilik kaybı yaşasalar da belirli bir eşiği aştıktan sonra ölçek ve kapsam ekonomilerinin etkisiyle daha düşük ortalama maliyetlere ve daha yüksek verimliliğe ulaştıklarını, dolayısıyla ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesinin uzun vadede firma performansını artıran stratejik bir yatırım olduğunu ortaya koymaktadır. Guo vd. (2020) ise ihracatta pazar farklılaştırmasının, sadece mevcut pazarlara yakınlıkla değil, uzak pazarlara erişimi de içeren yeni yöntemlerle ekonomik kalkınma ve ihracatın niteliğini artırmanın anahtarı olduğunu ifade eder.</p>



<p>Literatürün ışığında Ticaret Bakanlığınca kamuoyuyla paylaşılan Uzak Ülkeler Stratejisi de Türkiye’nin ihracat performansını güçlendirmek amacıyla pazar farklılaştırmasının hayata geçirilmesini hedeflemektedir. Strateji kapsamında belirlenen 18 ülke, ülkemize uzak mesafede bulunan, 2018 – 2020 yılları ortalama ihracatımızın ülke ithalatından aldığı payın ülkemizin dünya ihracatından aldığı yaklaşık pay olan %1’in altında olduğu ve 2018 – 2020 yılları ortalama dünyadan ithalatı 60 milyar dolar ve üzerinde olan ülkeler olarak seçilmiştir. Dönemin Ticaret Bakanı Sn. Mehmet Muş tarafından <em>“Ortalama 3 bin 65 kilometre olan ihracat menzilimizi dünya ortalaması olan 4 bin 744 kilometrenin üzerine çıkarmak için harekete geçiyoruz. İhracatımızın geleneksel ürün-pazar yapısını bir ileri aşamaya taşıyarak yeni ürün ve yeni pazar çeşitliliğine odaklanıyor, böylece rotamızı uzak ülkelere çeviriyoruz. Bu anlayışla Bakanlığımızca yapılan analitik çalışmalar neticesinde ülkemize 2 bin 500 kilometreden uzak mesafede bulunan, dünyadan ithalatı 60 milyar doların üzerinde olan ve ithalatından aldığımız payın %1’in altında olduğu 18 ülkeyi Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında ticaretimizin geliştirilmesine yönelik hedef ülkeler olarak belirledik.”</em> sözleriyle kamuoyuna açıklanan Uzak Ülkeler Stratejisi doğrultusunda pazara giriş stratejileri, ticaret heyetleri, alım heyetleri, ticari istihbarat faaliyetleri, fuar katılımları ve lojistik destekleri gibi çok sayıda politika aracı öngörülmüştü.</p>



<p>Ticaret Bakanlığınca 2022 yılında resmen ilan edilen ve 2025 yılında da güncellenen Uzak Ülkeler Stratejisi, Türkiye’nin dış ticaret politikasında stratejik bir yön değişikliğini temsil etmektedir. Stratejinin temel amacı, Türkiye’nin mevcut ihracat yapısında ağırlığı olan coğrafi yakın pazarların ötesine geçerek; Latin Amerika, Sahra Altı Afrika, Güney ve Doğu Asya gibi fiziksel olarak uzak ancak yüksek büyüme potansiyeline sahip ülkelere ihracatın artırılmasıdır. Ancak bugünün küresel ticaretinin yönünü belirleyen dinamikler, yalnızca arz ve talep koşullarından ibaret değildir. Hedef pazarlarda makroekonomik istikrarın yanı sıra yönetişim kalitesi, hukukun üstünlüğü, ticaretin dijitalleşme düzeyi ve karbon ayak izine dayalı ticaret normları gibi karmaşık yapısal unsurlar, ülkelerin dış ticaret stratejilerinde temel belirleyiciler hâline gelmiştir. Dolayısıyla, günümüzde uzaklık, sadece fiziki uzaklıktan ibaret değil daha katmanlı bir yapıda değerlendirilebilir. Kültürel uzaklık, kurumsal uzaklık, dijital altyapı farklılıkları, iş yapma ortamının öngörülebilirliği ve diplomatik ilişkilerin düzeyi gibi yapısal faktörler, bugünün ticaret yapısında rekabet eden ülkelerin rekabetçilik stratejilerinin belirleyicileri arasında kendisine yer bulur.</p>



<p>Günümüzde küresel ticaret kompozisyonunun stratejik derinleşmesi ve yapısal dönüşümü ne var ki, Uzak Ülkeler Stratejisi&#8217;nin etkinliğini sadece coğrafi mesafenin aşılmasıyla değil, aynı zamanda bu pazarların ekonomik, kurumsal, teknolojik ve diplomatik özelliklerinin derinlikli biçimde analiz edilmesiyle mümkün olmasını beraberinde getiriyor. Günümüzde ticaretin coğrafyasını belirleyen temel faktörler; makroekonomik istikrar, yönetişim kalitesi, dijital ve yeşil dönüşüm kapasitesi ile bölgesel jeopolitik aidiyetler haline gelmiştir. Bu bağlamda, Türkiye’nin Uzak Ülkeler Stratejisi’ni günümüz küresel dönüşüm dinamikleri ışığında yeniden ele alması ve stratejisini bu yapısal gerçekliklere göre yeniden değerlendirilmesi, Türkiye’nin ihracata dayalı büyüme modelinin etkin ve daha güçlü bir şekilde uygulaması için zaruri bir durum ihtiva etmektedir. Bu bağlamda ülkemizin, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, bölgesel bloklaşmanın derinleştiği, korumacılığın arttığı ve ticaretin çok taraflı kurallardan uzaklaştığı bir ortamda, ihracat çeşitlendirmesi politikalarını yeniden yapılandırılmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.</p>



<p><strong>PEKİ YA NASIL?</strong></p>



<p>Zor, oyunu bozar diye bir söz vardır. Kovid-19 salgınıyla birlikte küresel ticarette ezberlerin bozulduğu, günümüz ticaret politikalarıyla birlikte ise bozulan bu ezberlerin yerine oyunun baştan kurulduğu bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Bu noktada, ülkemizin güçlü ve sürdürülebilir büyüme performansının devamı ve bu performansta ihracatın payının giderek çok daha fazla güçlenmesi için ticaret politikamızın çok boyutlu ve yapısal bir önceliklendirme modeli ile yeniden kurgulanması gerekmektedir.</p>



<p>Peki bu noktada, Türkiye’nin ürün ve Pazar farklılaştırmasında yeni dünya dinamiklerini de dikkate alarak ne önerebiliriz?</p>



<p>Önerimizden ilki, ülkeler arasındaki ‘mesafeyi’ sadece kilometre olarak değil düzenlemeler, dünyaya bakış açısı, sürdürülebilirlik hedefleri ve diplomatik ilişkiler bağlamında da ele alan bir stratejik uyum endeksinin dikkate alınması olabilir. Hedef ülkelerin fiziki mesafelerine ek olarak, ekonomik karmaşıklık düzeyleri (ECI), yönetişim göstergeleri (World Governance Indicators), ticarette dijitalleşme kapasiteleri, çevresel sürdürülebilirlik hedefleri ve Türkiye ile olan diplomatik ilişkileri dikkate alan kompozit bir endeks ile ülke önceliklendirmesi yapılmalıdır. Bu sayede &#8220;fırsat maliyeti yüksek ama potansiyeli sınırlı&#8221; ülkeler elenirken, gerçek anlamda stratejik iş birlikleri kurulabilecek pazarlar önceliklendirilmiş olacaktır.</p>



<p>İkinci olarak Türkiye’nin rekabet avantajına sahip olduğu sektörler (ör. otomotiv yan sanayi, makine-teçhizat, gıda işleme, savunma sanayii) ile hedef ülkelerin ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetler arasında sektörel uyum analizleri yapılmalı, kümelenme temelli ihracat destekleri bu ülkelere yönlendirilmelidir.</p>



<p>Üçüncü olarak yeni dünyanın olmazsa olmazları olan yeşil ve dijital dönüşümü önceleyerek hedef ülkelere yönelik ihracat politikaları, Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemesi ve dijital ticaret gibi yeni normlara uygun şekilde tasarlanmalıdır. Türkiye’nin yeşil dönüşüm süreci ile entegre olmayan bir stratejinin, uzun vadede rekabet gücü sağlayamayacağı açıktır.</p>



<p>Son olarak, ülkelerle ticari ilişkiler kurmanın ön koşullarından birinin yalnızca ürün satmak değil, o ülkenin ekonomi politiğini anlamak ve buna uygun kurumsal varlıklar geliştirmek olduğu ışığında, ticaret müşavirliklerinin güçlendirilmesi, ticaret ve yatırım ofislerinin açılması, diaspora ağlarının aktif kullanımı ve kamu-özel iş birliği modellerinin teşvik edilmesi, yani ticaret diplomasisi uygulamalarımızın güçlenmesi, yeni dönem ticaret politikamızın kurumsal boyutunu sağlamlaştıracaktır.</p>



<p><strong>SONUÇ YERİNE</strong></p>



<p>Küresel ekonomi ve ticaret yapısı, içinde bulunduğumuz dönemde sadece konjonktürel değil, yapısal ve paradigmatik bir dönüşüm geçirmektedir. Ticaret artık yalnızca rekabet gücüne değil, aynı zamanda jeopolitik pozisyonlanmaya, teknolojik kapasiteye, çevresel sürdürülebilirliğe ve stratejik uyuma dayalı olarak şekillenmektedir. Bu yeni düzen, ülkeleri dış ticaret stratejilerini yeniden düşünmeye ve klasik pazarlara bağımlılığı azaltarak alternatif ve daha dirençli ticaret rotaları geliştirmeye zorlamaktadır.</p>



<p>Türkiye’nin 2022 yılında ilan ettiği Uzak Ülkeler Stratejisi, bu doğrultuda atılmış önemli bir politika adımıdır. Strateji, ihracatın coğrafi dağılımını çeşitlendirmeyi, yüksek büyüme potansiyeline sahip ancak ihmal edilmiş pazarlara erişimi artırmayı ve böylece dış ticarette yapısal bir açılım gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Ancak bu stratejinin etkinliği, yalnızca fiziki uzaklık ilkesine dayalı bir ülke listesiyle değil, küresel sistemdeki dönüşümün çok boyutlu doğasına cevap verebilecek nitelikte bir stratejik çerçeveyle mümkündür.</p>



<p>Bu çalışma kapsamında ortaya konan tartışmalar şunu göstermektedir: ticaretin yeni doğasında başarıya ulaşmak için coğrafi mesafe kadar, hatta ondan daha fazla, kurumsal yakınlık, siyasi uyum, dijitalleşme kapasitesi ve yeşil dönüşüm potansiyeli gibi göstergeler önem kazanıyor. Ayrıca ticaretin yönünü sadece arz ve talep dengesi değil, büyük güç rekabeti, bölgesel entegrasyon dinamikleri ve teknoloji temelli küresel ayrışmalar da belirlemektedir. Bu bağlamda, Türkiye&#8217;nin Uzak Ülkeler Stratejisi&#8217;nin yeni dönem dinamikleri kapsamında gözden geçirilmesi hem ülkemizin ihracat rekabetçiliğinin güçlenmesi hem de ihracata dayalı büyüme performansımızın ivmelenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.</p>



<p>Bu çalışmamızla birlikte Türkiye’nin küresel ticaretin yeni yapısına uyum sağlayabilmesi ve stratejik açılım arayışlarını daha sürdürülebilir bir zemine oturtabilmesi için bir dizi politika önerisi geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunlar arasında hedef ülke seçiminde çok değişkenli önceliklendirme çerçevesi oluşturulması, sektör bazlı eşleştirmelerin yapılması, kurumsal ticaret diplomasisinin güçlendirilmesi, dijital ve yeşil uyum kriterlerine göre ihracat desteklerinin yeniden yapılandırılması ve kamu-özel iş birliği temelinde risk paylaşımı mekanizmalarının kurulması öne çıkmaktadır.</p>



<p>Türkiye için yeni dönemde sadece ihracat hacmini artıracak dış ticaret hamlelerinden ziyade yeni küresel düzende stratejik konumlanma fırsatı sunan çok boyutlu bir dönüşümü hayata geçirecek politika setlerinin hayata geçirilmesi daha hayati öneme sahiptir. Bu nedenle yeni dönemde dış ticaret politikamızın etkinliği, yapısal bir perspektifle yeniden ele alınarak, bütüncül bir politika mimarisiyle desteklenerek ve uygulamada kurumsal kararlılık gösterilerek çok daha güçlenecektir. Hiç şüphe yok ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettikleri Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizin çok kutuplu dünyada rekabetçi, esnek ve dirençli bir aktör haline gelmesi, ancak bu tür uzun soluklu ve entegre yaklaşımlarla mümkün olacaktır.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>Duman, M. C. (2024). ‘Uluslararası kuruluşların Pirus Zaferi: Galibiyet mi yenilgi mi?’, Ekonomi Gazetesi, 26 Mart 2024, <em>Erişim: <a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/uluslararasi-kuruluslarin-pirus-zaferi-galibiyet-mi-yenilgi-mi/735777">https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/uluslararasi-kuruluslarin-pirus-zaferi-galibiyet-mi-yenilgi-mi/735777</a></em></p>



<p>Duman, M. C. (2024). Türkiye’nin İhracat Rekabetçiliğinin Belirleyicileri ve Değişen Dinamikler, II. İktisat ve Toplum Kongresi, Ankara.</p>



<p>European Commission (2023). Directorate-General for Internal Market, Industry, Entrepreneurship and SMEs, Grohol, M. and Veeh, C., Study on the critical raw materials for the EU 2023 – Final report, Publications Office of the European Union, <em>Erişim: <a href="https://data.europa.eu/doi/10.2873/725585">https://data.europa.eu/doi/10.2873/725585</a></em></p>



<p>Guo, Q., Zhu, S., &amp; Boschma, R. (2020). Networks of export markets and export market diversification. Industrial and Corporate Change, 29(6), 1381-1397.</p>



<p>Hesse, H. (2008). Export diversification and economic growth (Vol. 21, pp. 1-23). Washington, DC: Commission on Growth and Development.</p>



<p>Ticaret Bakanlığı (2022). Uzak Ülkeler Stratejisi, <a href="https://ticaret.gov.tr/data/62c696dd13b876ae383fd792/uus_rapor.pdf">https://ticaret.gov.tr/data/62c696dd13b876ae383fd792/uus_rapor.pdf</a></p>



<p>Xuefeng, Q., &amp; Yaşar, M. (2016). Export market diversification and firm productivity: Evidence from a large developing country. World Development, 82, 28-47.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Determinants of E-commerce Adoption among Consumers in Türkiye: 2023</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/determinants-of-e-commerce-adoption-among-consumers-in-turkiye-2023/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Songül Esmer &#38; Mehmet Serhat Akçay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:16:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Demographic Determinants of E-commerce]]></category>
		<category><![CDATA[Drivers of E-commerce Adoption]]></category>
		<category><![CDATA[E-commerce Adoption in Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[E-commerce Consumer Behavior]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret Tüketici Davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret Üzerindeki Sosyoekonomik Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaretin Benimsenmesini Etkileyen Faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaretin Demografik Belirleyicileri]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaretin Teknolojik Belirleyicileri]]></category>
		<category><![CDATA[Socioeconomic Influences on E-commerce]]></category>
		<category><![CDATA[Technological Determinants of E-commerce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de E-ticaretin Benimsenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7969</guid>

					<description><![CDATA[The rapid expansion of e-commerce in Türkiye presents an opportunity to explore the key factors driving consumer adoption. This study examines the determinants influencing e-commerce participation by utilizing microdata from the 2023 Household Information Technologies (IT) Usage Survey conducted by the Turkish Statistical Institute (TÜİK). Employing a probit regression model, the analysis investigates the impact of demographic, socio-economic, and technological factors, including age, gender, education, household income, mobile device ownership, and social media engagement. The findings indicate that younger individuals, those with higher education levels, and individuals with greater social media engagement are more likely to adopt e-commerce. Regional disparities and household size significantly influence adoption patterns. The study highlights the significance of digital literacy, accessibility, and policy measures in enhancing e-commerce adoption, while also providing valuable insights for policymakers in supporting inclusive digital transformation and offering businesses and entrepreneurs guidance to navigate Türkiye’s evolving e-commerce landscape.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>The rapid expansion of e-commerce in Türkiye presents an opportunity to explore the key factors driving consumer adoption. This study examines the determinants influencing e-commerce participation by utilizing microdata from the 2023 Household Information Technologies (IT) Usage Survey conducted by the Turkish Statistical Institute (TÜİK). Employing a probit regression model, the analysis investigates the impact of demographic, socio-economic, and technological factors, including age, gender, education, household income, mobile device ownership, and social media engagement. The findings indicate that younger individuals, those with higher education levels, and individuals with greater social media engagement are more likely to adopt e-commerce. Regional disparities and household size significantly influence adoption patterns. The study highlights the significance of digital literacy, accessibility, and policy measures in enhancing e-commerce adoption, while also providing valuable insights for policymakers in supporting inclusive digital transformation and offering businesses and entrepreneurs guidance to navigate Türkiye’s evolving e-commerce landscape.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> E-commerce Adoption in Türkiye, Drivers of E-commerce Adoption , E-commerce Consumer Behavior, Demographic Determinants of E-commerce, Socioeconomic Influences on E-commerce, Technological Determinants of E-commerce</p>



<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Türkiye’de e-ticaretin hızla büyümesi, e-ticaretin tüketiciler arasında kullanımının yaygınlaşmasını belirleyen temel faktörlerin incelenmesine olanak tanımaktadır. Bu çalışma, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yürütülen 2023 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’ndan elde edilen mikro verileri kullanarak e-ticaretin benimsenmesini etkileyen unsurları analiz etmektedir. Çalışmada, yaş, cinsiyet, eğitim, hanehalkı geliri, mobil cihaz sahipliği ve sosyal medya kullanımı gibi demografik, sosyo-ekonomik ve teknolojik faktörlerin etkileri probit regresyon modeli ile incelenmiştir. Sonuçlar, genç bireylerin, yüksek eğitim seviyesine sahip kişilerin ve sosyal medya ile daha fazla etkileşimde bulunan bireylerin e-ticareti daha fazla benimsediğini göstermektedir. Ayrıca, bölgesel farklılıklar ve hanehalkı büyüklüğü e-ticaretin benimsenme oranlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Çalışma, dijital okuryazarlık, erişilebilirlik ve politika önlemlerinin e-ticaret katılımını artırmadaki önemini vurgulayarak, politika yapıcılara işletmelere ve girişimciler önemli içgörüler sunmaktadır.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Türkiye&#8217;de E-ticaretin Benimsenmesi, E-ticaretin Benimsenmesini Etkileyen Faktörler, E-ticaret Tüketici Davranışı, E-ticaretin Demografik Belirleyicileri, E-ticaret Üzerindeki Sosyoekonomik Etkiler, E-ticaretin Teknolojik Belirleyicileri</p>



<p><strong>INTRODUCTION</strong></p>



<p>The rapid growth of e-commerce in Türkiye presents a unique opportunity to examine the factors driving consumer adoption. Over the past decade, e-commerce has emerged as a transformative force, reshaping consumer behavior, retail strategies, and even national economic policies. According to IMARC, the Turkish e-commerce market was valued at $27.8 billion in 2023 and is projected to reach an impressive $245.71 billion by 2032, with a compound annual growth rate of 26.5%. Similarly, the market size in Turkish Liras surged from 53.5 billion in 2016 to an estimated 3,395 billion in 2024. E-commerce&#8217;s share of the retail market has also grown significantly, climbing from 4% in 2016 to 18.3% in 2023, while its contribution to GDP has reached 6.8% (Statista, 2024). This remarkable growth demonstrates a clear shift in consumer behavior and preferences towards online shopping in Türkiye, highlighting the sector&#8217;s increasing importance within the national economy and its potential to drive innovation and growth.</p>



<p>Given the significance of this transformation, this study investigates the determinants of e-commerce participation in Türkiye by utilizing microdata from the 2023 Household Information Technologies (IT) Usage Survey conducted by the Turkish Statistical Institute (TÜİK). The analysis focuses on three dimensions: demographic and socio-economic factors (age, gender, education, and income), regional and income-based adoption disparities, and the role of technology usage (social media engagement and mobile device ownership). A probit regression model is employed to estimate the effects of these independent variables on e-commerce adoption, defined as whether an individual made an online purchase in 2023.</p>



<p>To provide a comprehensive understanding, this paper is organized into the following sections: The literature review discusses prior research on e-commerce adoption, followed by the methodology section details the dataset and econometric techniques. The findings section presents key results, and the conclusion highlights policy implications and future research directions.</p>



<p><strong>LITERATURE REVIEW</strong></p>



<p>&nbsp;A review of the extant literature reveals that demographic, socio-economic characteristics, and technology usage factors are the primary determinants of individuals&#8217; propensity to engage in e-commerce. For instance, as observed in the study of Andrea and Khoirunnita (2024), highly educated individuals are more likely to adopt e-commerce due to better digital literacy and understanding of online tools. In addition to demographic characteristics, gender is identified as a significant factor on e-commerce adoption (Tutar et al., 2024). As a result of their analysis, they concluded that there was a significant relationship between gender and e-commerce during the Covid-19 period.&nbsp;</p>



<p>Apart from demographic characteristics, factors such as technology usage are also taken into consideration in the studies. Bilik (2023) emphasized how Türkiye&#8217;s e-commerce growth is driven by internet penetration, mobile payment methods, and shifting consumer behavior. Furthermore, Bhatt (2019) noted that the increasing accessibility of smart devices has facilitated the widespread use of e-commerce. It is possible to diversify the factors used in different studies. These factors may include perceived ease of use, perceived usefulness, perceived risk with products/services, and perceived risk in the context of online transaction (Lee et al.,2001), power distance, individualism, masculinity, uncertainty avoidance, account ownership, GDP per capita (Ayob, 2021), or lifestyle, as well as spatial factors. The latter may encompass the attractiveness of city centres and the distance to city centers (Wiegandt et al.,2018).</p>



<p><strong>DATA AND METHODOLOGY</strong></p>



<p>The data used in this study is obtained from the Turkish Statistical Institute (TSI) Household Information Technologies (IT) Usage Survey, Micro Data for 2023, which provides individual and household-level statistics. Conducted annually since 2004 (except for 2006), the survey follows EU regulations and is developed in cooperation with Eurostat, OECD, and statistical offices of EU member states. The dataset includes 11,289 households and 24,771 individuals, covering key aspects of digital engagement, internet access, and e-commerce participation.</p>



<p><strong>Table 1: Summary Statistics of Key Variables</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Variable</strong></td><td><strong>Observations</strong><strong></strong></td><td><strong>Mean</strong><strong></strong></td><td><strong>Std. Dev.</strong><strong></strong></td><td><strong>Min</strong><strong></strong></td><td><strong>Max</strong><strong></strong></td></tr><tr><td><strong>Age (in years)</strong><strong></strong></td><td>24,771</td><td>42.31</td><td>15.82</td><td>16</td><td>74</td></tr><tr><td><strong>Gender (1 = Female)</strong></td><td>24,771</td><td>0.494</td><td>0.500</td><td>0</td><td>1</td></tr><tr><td><strong>Tertiary Education (1 = Associate degree or above)</strong><strong></strong></td><td>24,771</td><td>0.212</td><td>0.409</td><td>0</td><td>1</td></tr><tr><td><strong>Region (1 = West, 2 = Middle, 3 = East)</strong></td><td>24,771</td><td>1.80</td><td>0.86</td><td>1</td><td>3</td></tr><tr><td><strong>Household Size (No. of members)</strong><strong></strong></td><td>24,771</td><td>3.64</td><td>1.73</td><td>1</td><td>18</td></tr><tr><td><strong>Household Income (Quintile scale: 1–5)</strong></td><td>24,771</td><td>3.03</td><td>1.41</td><td>1</td><td>5</td></tr><tr><td><strong>Employment Status (1 = Employed)</strong><strong></strong></td><td>24,771</td><td>0.415</td><td>0.493</td><td>0</td><td>1</td></tr><tr><td><strong>Mobile Phone Ownership (1 = Yes)</strong></td><td>24,010</td><td>0.988</td><td>0.108</td><td>0</td><td>1</td></tr><tr><td><strong>Social Media Usage (1 = Yes)</strong><strong></strong></td><td>24,771</td><td>0.833</td><td>0.373</td><td>0</td><td>1</td></tr><tr><td><strong>E-commerce Adoption (1 = Yes)</strong></td><td>20,910</td><td>0.511</td><td>0.500</td><td>0</td><td>1</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Among the notable findings, mobile phone ownership emerges as a nearly universal characteristic in the sample, with 98.81% of individuals owning a mobile phone, while only 1.19% do not. Despite this small proportion, the lack of mobile phone ownership represents a significant barrier to e-commerce adoption, as digital platforms are primarily accessed through mobile devices. This highlights the critical role of digital infrastructure in enabling e-commerce participation.</p>



<p>Another remarkable observation pertains to social media usage, with 83.29% of the population actively using social media and 16.71% reporting no usage. This considerable non-user segment indicates that a portion of the population may have limited exposure to online shopping platforms, which are frequently promoted via social media channels. The relationship between social media usage and e-commerce adoption is further supported by the significant correlations with tertiary education (0.454) and household income (0.261), suggesting that social media serves not only as a marketing tool but also as a facilitator of digital literacy and online engagement. (see table 2: Pairwise Correlation Matrix)</p>



<p>An interesting insight arises when considering the gap between social media usage, mobile phone ownership, internet access, and e-commerce adoption rates. While 98.81% of individuals in the sample own a mobile phone and 84.41% report having internet access, only 51.06% have adopted e-commerce. Additionally, 83.29% actively use social media, indicating a high level of digital engagement across the population. This may suggest that even among those with robust access to digital infrastructure and platforms, certain barriers persist that deter e-commerce participation. These barriers may include trust issues related to online payments, fear of fraud, or general skepticism toward online shopping platforms, particularly in the context of Türkiye. Understanding these underlying barriers could provide valuable insights for policymakers, businesses, and researchers aiming to address these challenges and enhance e-commerce adoption rates. Future research could focus on identifying the psychological, cultural, or logistical factors that hinder participation to develop targeted interventions and foster broader inclusion in e-commerce.</p>



<p>As illustrated in Table 2, the correlation matrix demonstrates the relationship between two independent variables and the significance levels of this relationship. <strong><br></strong></p>



<p><strong>Table 2. Pairwise Correlation Matrix</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td><strong>(1)</strong><strong></strong></td><td><strong>(2)</strong><strong></strong></td><td><strong>(3)</strong><strong></strong></td><td><strong>(4)</strong><strong></strong></td><td><strong>(5)</strong><strong></strong></td><td><strong>(6)</strong><strong></strong></td><td><strong>(7)</strong><strong></strong></td><td><strong>(8)</strong><strong></strong></td><td><strong>(9)</strong><strong></strong></td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td><strong>age</strong><strong></strong></td><td><strong>gender</strong><strong></strong></td><td><strong>education</strong><strong></strong></td><td><strong>region</strong><strong></strong></td><td><strong>household_size</strong><strong></strong></td><td><strong>household_income</strong><strong></strong></td><td><strong>employment</strong><strong></strong></td><td><strong>mobile_phone_own.</strong><strong></strong></td><td><strong>social_media_use.</strong><strong></strong></td></tr><tr><td><strong>(1) age</strong><strong></strong></td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(2) gender</strong><strong></strong></td><td>0.003</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>(0.586)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(3) education</strong><strong></strong></td><td>-0.415*</td><td>-0.144*</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td>&nbsp;&nbsp; (0.000)</td><td>&nbsp;(0.000)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(4) region</strong><strong></strong></td><td>-0.062*</td><td>-0.001</td><td>-0.122*</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td>&nbsp;&nbsp;&nbsp; (0.000)</td><td>(0.909)</td><td>&nbsp;&nbsp; (0.000)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(5) household_size</strong><strong></strong></td><td>-0.319*</td><td>0.000</td><td>-0.063*</td><td>0.196*</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td>(0.000)</td><td>(0.974)</td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(6) household_income</strong><strong></strong></td><td>-0.151*</td><td>-0.046*</td><td>0.396*</td><td>-0.192*</td><td>0.117*</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(7) employment</strong><strong></strong></td><td>-0.187*</td><td>-0.384*</td><td>0.333*</td><td>-0.087*</td><td>0.016*</td><td>0.294*</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>(0.000)</td><td>(0.012)</td><td>(0.000)</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(8) mobile_phone_own.</strong><strong></strong></td><td>-0.009 &nbsp; (0.153)</td><td>-0.061* &nbsp; (0.000)</td><td>0.079* &nbsp; (0.000)</td><td>-0.019* &nbsp; (0.004)</td><td>-0.045* &nbsp; (0.000)</td><td>0.068* &nbsp; (0.000)</td><td>0.056* &nbsp; (0.000)</td><td>1.000</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>&nbsp;</strong></td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td><strong>(9) social_media_use.</strong><strong></strong></td><td>-0.432* &nbsp; (0.000)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</td><td>-0.109* &nbsp; (0.000)</td><td>0.454* &nbsp; (0.000)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</td><td>-0.113* &nbsp; (0.000)</td><td>0.069* &nbsp; (0.000)</td><td>0.261* &nbsp; (0.000)</td><td>0.262* &nbsp; (0.000)</td><td>0.111* &nbsp; (0.000)</td><td>1.000 &nbsp;</td></tr><tr><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td colspan="10"><em>Correlation coefficients are significant at the 0.05 level</em></td></tr></tbody></table></figure>



<p><strong><br></strong></p>



<p>The correlation matrix presented in Table 2 demonstrates the relationships between variables considered for the e-commerce adoption study in Türkiye. These correlations and their significance levels provide valuable insights into the interconnections among independent variables, which can influence the model construction and interpretation. A noteworthy correlation is between household income and social media usage, with a coefficient of 0.261 (p &lt; 0.05). This positive relationship indicates that households with higher income levels are more likely to engage with social media platforms. This could be attributed to better internet accessibility and a stronger affinity toward digital tools among higher-income groups. Since social media platforms are often used for marketing and driving e-commerce traffic in Türkiye, this relationship underscores the importance of targeting these groups through digital advertising strategies.</p>



<p>Another important finding is the negative correlation (-0.432, p &lt; 0.05) between age and social media usage, which reflects a generational divide in digital engagement. Younger individuals tend to be more active on social media platforms, indicating that their digital habits might play a role in shaping e-commerce dynamics. This observation aligns with the increasing presence of influencers and targeted advertisements in e-commerce platforms, which appear to resonate particularly with younger consumers, who are more accustomed to online shopping.</p>



<p>For this purpose, a probit model is employed to analyze the determinants of e-commerce adoption, given the binary nature of the dependent variable.</p>



<p><strong>ESTIMATION AND FINDINGS</strong></p>



<p><strong>Dependent Variable</strong></p>



<p>The dependent variable in this analysis is e-commerce adoption, measured as a binary outcome reflecting whether an individual engages with online shopping platforms. In this study, individuals from the raw data who reported making an e-commerce purchase more than one year ago were excluded. This exclusion criterion was applied to focus on active adopters of e-commerce in Türkiye during 2023. Individuals who engaged in e-commerce activities more than a year ago may not represent sustained adoption of e-commerce, as their behavior could be attributed to occasional or experimental usage rather than habitual engagement. By narrowing the sample to those with more recent e-commerce activity, the analysis aims to better identify the factors influencing active e-commerce adoption. As a result, 3861 observations were excluded, reducing the final sample size to 20,910.</p>



<p>Individuals who have engaged with e-commerce platforms for online shopping are coded as 1, while those who have not are coded as 0. The dataset reveals that 48.94% of the individuals in the sample have adopted e-commerce, whereas 51.06% have not.</p>



<p><strong>Independent Variables</strong></p>



<p>In this study, several socio-economic, demographic, and technological characteristics are used as independent variables, such as household income, household size, age, education level, social media usage, mobile phone ownership. However, in certain cases, continuous variables are also categorized to better understand the concentration or behavior of specific groups. Detailed explanations of these dummy variables are presented in Table 3.</p>



<p><strong>Table 3: Explanations of Dummy Variables</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Dummy Variables</strong></td><td><strong>Explanations</strong><strong></strong></td></tr><tr><td>Age</td><td>Age is used as a continuous variable in certain models to capture linear or non-linear effects. Additionally, age is categorized into six groups: 16-24, 25-34, 35-44, 45-54, 55-64, and 65-74. Individuals in each group are coded as 1, others as 0.&nbsp;</td></tr><tr><td>Gender</td><td>In the raw data, male was coded as 1 and female as 2. Female is recoded as 0, and male remains as 1.</td></tr><tr><td>Education</td><td>Education is used as a binary variable (1 = individual has completed tertiary education, 0 = otherwise) for descriptive statistics and correlation matrix analyses. Tertiary education includes those who have completed a 2-year college (associate degree), a bachelor’s degree, or a graduate degree (master’s or doctorate). In regression models, education is categorized into five groups: No formal education, Primary school, Secondary school, High school, and Higher education (associate degree or above), and dummy variables are created accordingly.</td></tr><tr><td>Region</td><td>Based on the Statistical Regional Units Classification (Level 1) regions are grouped into three broader categories: West: Includes TR1, TR2, TR3, TR4, TR5. Middle: Includes TR6, TR7, TR8. East: Includes TR9, TRA, TRB, TRC. Dummy variables are created for each group, where regions belonging to a specific group are coded as 1, and others as 0.</td></tr><tr><td>Household Size (HHS)</td><td>Household size is used as a continuous variable in certain models to capture linear or non-linear effects. Additionally, household size is categorized into three groups: 1-2 persons, 3-5 persons, and 6 or more persons.</td></tr><tr><td>Household Income</td><td>Based on the raw data from TÜİK, household income is categorized into five quintiles representing the net monthly income of households (lowest 20% to highest 20%). No additional dummy variables were created as the quintiles were used directly.</td></tr><tr><td>Employment</td><td>Based on the question “Did you work in the past week?”, the raw data was recoded. Individuals who worked are coded as 1, while those who did not work (categories 2 and 3) are coded as 0.</td></tr><tr><td>Mobile Phone Ownership</td><td>Based on the question “Do you own a mobile phone?”, in the raw data yes was coded as 1 and No as 2. No is recoded as 0, and yes remains as 1.&nbsp;</td></tr><tr><td>Social Media Usage</td><td>Based on the usage of platforms such as WhatsApp, Instagram, YouTube, Facebook, and others, individuals who use any of these platforms are coded as 1, while non-users are coded as 0.</td></tr></tbody></table></figure>



<p>To improve model interpretability, age is categorized into six groups, while education and region follow a structured classification. Household size is included both as a continuous variable and categorized into three groups (1–2, 3–5, and 6+ persons) to assess non-linear effects. By simplifying the household size into three distinct groups, the analysis becomes more focused and interpretable, particularly in understanding whether smaller, medium-sized, or larger households have different e-commerce adoption behaviors.</p>



<p>Additionally, regional classification follows the NUTS-1 framework but is grouped into three broader categories (west, central, east) to better capture economic and infrastructural similarities.</p>



<p><strong>FINDINGS</strong></p>



<p>The marginal effects of the probit regression models &nbsp;are presented in Table 4. Among the models estimated, Model 6 is preferable because it is statistically significant, helps to understand various variables and is in line with the literature.<strong><br></strong></p>



<p><strong>Table 4: Estimation results for probit models for Version 1 (marginal effects in percentage points)</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="888" height="565" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.jpg" alt="" class="wp-image-7970" style="width:828px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.jpg 888w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4-300x191.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4-768x489.jpg 768w" sizes="(max-width: 888px) 100vw, 888px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="888" height="608" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.1.jpg" alt="" class="wp-image-7971" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.1.jpg 888w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.1-300x205.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.1-768x526.jpg 768w" sizes="(max-width: 888px) 100vw, 888px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="892" height="377" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.2.jpg" alt="" class="wp-image-7972" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.2.jpg 892w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.2-300x127.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-4.2-768x325.jpg 768w" sizes="(max-width: 892px) 100vw, 892px" /></figure>



<p>The result of our analysis related with age is in parallel with the study conducted by Tutar et al. (2024) showing a decline in e-commerce adoption with increasing age. &nbsp;In the 6th model, the observation that the effect of age is less than the other models may be related to the social media usage and mobile phone ownership included in the model. The effect of these two variables may have reduced the effect of age. In addition, it can be interpreted that when age is added to the squared model, the change in the sign of age initially increases and then decreases the effect of age on e-commerce adaptation in an inverted U shape. Although the effect of age is less significant in Model 6 compared to other models, the marginal effect of age is 0.13%, with the squared term of age being -0.02% (p &lt; 0.01), which supports this argument. The underlying reasons for these outcomes may be attributed to the challenges associated with adopting new shopping habits at advanced ages, diminished familiarity with contemporary technologies, and a degree of skepticism towards the relatively recent phenomenon of e-commerce (Akhter, 2003; Botwinick, 1973; Gilly et al., 1985; Phillips et al., 1977; Porter et al., 1979).</p>



<p>&nbsp;There are different approaches to gender and e-commerce adoption in the literature. In some studies (Alqahtani,et al., 2018), it is observed that female customers have more e-commerce adoption, while in many others (Escobar-Rodriguez et al., 2017; Fransi et al., 2015) it is observed that male customers have more e-commerce adoption. Our findings indicate that if a person is male e-commerce adoption probability increased by 5.26% (p &lt; 0.01), which is strongly in parallel with the majority of the literature, establish a positive relationship between male customers and e-commerce adoption. One possible explanation for this relationship is that many societies remain patriarchal, where men traditionally have greater financial control and easier access to economic resources.</p>



<p>Our study’s education result is in parallel with the literature. As Özekenci et al. (2019) and Vicente (2014) emphasized, there is a positive relationship between education level and e-commerce adoption. The reason for this relationship may be that people with more advanced education are more open or exposed to new technologies. Or people who can read a lot may have a better financial situation.&nbsp; This situation can be associated with the fact that in Vicente&#8217;s study, more educated people are engaged in purchasing activities and less educated people are engaged in sales activities. In addition, as Bilik (2003) states, it is important to be at a certain level of education for the basic knowledge and competences required for e-commerce.</p>



<p>Our analyses on region show parallels with the literature. As in the study of (Wang et al., 2021), the reason why there is a positive relationship between region and e-commerce adoption is that the industry and capital are more concentrated in a certain part of the country and e-commerce adoption is observed more in the western part of the country due to financial resources.</p>



<p>Another variable in parallel with the literature is household size. The value we found in our study is -1.87% (p &lt; 0.01). As stated in Zhou and Wang study (2014), as the family size increases, there is a decrease in e-commerce adoption. Larger households may be less likely to engage in e-commerce due to traditional shopping preferences, shared shopping responsibilities, and reliance on physical stores.</p>



<p>A positive correlation has been demonstrated between household income and e-commerce. The present study is consistent with the extant literature (Hashim et al., 2009; Doherty &amp; EllisChadwick, 2003; Koyuncu &amp; Lien 2003). The fundamental logic behind this phenomenon is that an increase in household income, which concomitantly increases spending capacity, can positively affect the potential for e-commerce adoption.The present study is consistent on employment with numerous examples from the extant literature, including those of Ünver and Alkan (2021), Badircea et al. (2022). The marginal effect of employment status on e-commerce adoption, estimated at 6.75%, aligns with the findings reported in the existing body of literature. This indicates that employed individuals are 6.75% more likely to adopt e-commerce compared to those who are not employed. The employed people’s work environment and life routines may encourage e-commerce adoption. For example, a white-collar worker who works five days a week from morning to night can order a dress for a nearby ceremony from the internet because he/she is unable to visit physical stores during business hours.</p>



<p>Our study results on the relationship between mobile phone usage and e-commerce is strongly related to the literature (Devarakonda et al., 2020; Einav et al., 2014; Emon et al., 2023; Eryüzlü, 2020). Options such as ease of use, internet access, obtaining first-hand information and opinions about companies, second-hand information and opinions about products, and sharing experiences quickly with sellers and other potential customers may be the reason for this positive relationship. The positive relationship between social media and e-commerce adoption is evidenced by the literature and the millions of dollars spent by companies. As Valerio (2019), Chambers (2005) or Lai (2010) stated in the literature and the results we reached in our study indicates, there is a positive relationship between social media use and e-commerce adoption. People may be encouraged to shop online thanks to the advertisements exposed on social media platforms, referrals to e-shopping sites through applications, observation of more products directly (visiting manufacturer pages) and indirectly (viewing the products used by the people followed).</p>



<p>Table 5 shows the results of the analysis we conducted in order to see the effects of age and house size groups. In this analysis, Model 3 stands out with its explanation of more variables, statistical significance and parallelism with the literature.</p>



<p><strong>Table 5: Estimation results for probit models for Version 2 (marginal effects in percentage points)</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="609" height="765" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.jpg" alt="" class="wp-image-7974" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.jpg 609w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5-239x300.jpg 239w" sizes="(max-width: 609px) 100vw, 609px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="458" height="747" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.1.jpg" alt="" class="wp-image-7975" style="width:569px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.1.jpg 458w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.1-184x300.jpg 184w" sizes="(max-width: 458px) 100vw, 458px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="419" height="79" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.2.jpg" alt="" class="wp-image-7976" style="width:559px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.2.jpg 419w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Tablo-5.2-300x57.jpg 300w" sizes="(max-width: 419px) 100vw, 419px" /></figure>



<p>The sharp negative effects in the 45–54 (-35.78%) and 55–64 (-51.79%) age groups highlight a substantial decline in adoption likelihood compared to the 16–24 baseline. This decline aligns with generational resistance, as these groups developed habits before the widespread use of the internet in Türkiye. Considering that the internet has become widespread in Türkiye since the mid-90s, it can be said that the 45-54 and 55-64 age groups spent their early years developing their habits in a period when the internet was not very widespread. This can affect e-commerce adaptation more sharply.</p>



<p>For household size, families with 6 or more members show a significant negative effect (-11.69%) on e-commerce adoption, about five times greater than the -2.07% observed for families with 3–5 members. Larger households may rely more on traditional shopping, driven by bulk purchasing needs or younger members shopping in physical stores. These results reveal clear disparities, emphasizing the need to target older age groups and larger households to improve e-commerce adoption.</p>



<p><strong>CONCLUSION</strong></p>



<p>The findings of the study demonstrate that the degree to which e-commerce adapts to new circumstances is significantly influenced by the demographic, socioeconomic and technology usage characteristics of individuals. While factors such as higher education level, higher income level, social media usage and mobile phone ownership have a positive effect on adaptation, age and regional differences creates differences in adaptation. These findings indicate that e-commerce platforms should customise their strategies according to regional and demographic segments in order to reach a wider user base. The results reveal notable concentrations in e-commerce adoption disparities across age groups and household sizes. The decline in adoption probability starting from the 45–54 age group and the pronounced challenges faced by larger families underline critical areas for targeted interventions. Promoting digital literacy among older age groups and addressing logistical constraints for larger households could significantly enhance e-commerce adoption rates in these segments. It is imperative that policymakers who aspire to augment e-commerce consider the development of a legislative infrastructure that will facilitate the creation of applications designed to encourage the adoption of e-commerce by more mature age groups.</p>



<p>Moreover, it is crucial that these policymakers allocate resources to the promotion of e-commerce incentives in regions outside of the West, with a particular focus on the East. It is imperative that relevant policymakers direct their attention to the enhancement of infrastructure within these regions. In the Eastern and Western regions, there is a necessity to address issues such as internet infrastructure and digital literacy. Since the study only uses data from 2023, it has a limitation in that it cannot provide information about the changes in the factors affecting e-commerce adaptation over time, but this is also an opportunity for future studies. The fact that it only includes data from Türkiye can be perceived as a limitation, but it is also important to conduct country-focused studies to observe the effects of various factors, such as cultural influences, that are not taken into account.</p>



<p>In conclusion, the findings indicate that there is significant digital interaction among individuals in Turkey, as evidenced by data such as high mobile phone ownership rates (98.81%), internet access (84.41%), and social media usage (83.29%). However, the e-commerce adoption rate is relatively low at 51.06%. This could be indicative of the presence of non-technological barriers, such as distrust, concerns regarding fraud, or cultural scepticism, which hinder widespread participation in e-commerce. Future research endeavours should focus on exploring these barriers in greater depth, gaining a more nuanced understanding of their impact, and devising effective strategies to overcome them.</p>



<p><strong>REFERENCES</strong></p>



<p>Akhter, S. H. (2003). Digital Divide and purchase intention: Why demographic psychology matters. <em>Journal of Economic Psychology</em>, <em>24</em>(3), 321–327. <a href="https://doi.org/10.1016/s0167-4870(02)00171-x">https://doi.org/10.1016/s0167-4870(02)00171-x</a> </p>



<p>Andrea, R., &amp; Khoirunnita, A. (2024). E-commerce information system for marketingagricultural products in Kutai Kartanegararegency. <em>International Journal of Information Engineering and Electronic Business</em>, <em>16</em>(6), 62–70. <a href="https://doi.org/10.5815/ijieeb.2024.06.05">https://doi.org/10.5815/ijieeb.2024.06.05</a> </p>



<p>Alqahtani, A. S., Goodwin, R. D., &amp; de Vries, D. B. (2018). Cultural factors influencing e-commerce usability in Saudi Arabia. International Journal of Advanced and Applied Sciences, 5(6), 1–10.doi:10.21833/ijaas.2018.06.001</p>



<p>Ayob, A.H. E-commerce adoption in ASEAN: who and where?. Futur Bus J 7, 4 (2021). <a href="https://doi.org/10.1186/s43093-020-00051-8">https://doi.org/10.1186/s43093-020-00051-8</a></p>



<p>Bhatt S. (2019). An empirical analysis of online shopping behavior in India: A demographic perspective. Asia-Pacific Management Accounting Journal, 14(3), 181–202. Crossref. Web of Science.</p>



<p>Bilik, M. (2023). Analyzing challenges and opportunities in the e-commerce industry of Turkey. <em>İzmir İktisat Dergisi</em>, <em>38</em>(4), 1138–1151. <a href="https://doi.org/10.24988/ije.1262286 ">https://doi.org/10.24988/ije.1262286 </a></p>



<p>Botwinick, J. (1973). Aging and behavior. New York: Springer</p>



<p>Devarakonda, S., Kodati, C., Rama Teja Reddy, M., Ravindranath Reddy, T., &amp; Srinivas, V. (2020). Impact of smart phones on e-commerce in transforming customer engagement. <em>International Journal of Advanced Research</em>, <em>8</em>(4), 1110–1119. <a href="https://doi.org/10.21474/ijar01/10884 ">https://doi.org/10.21474/ijar01/10884 </a></p>



<p>Einav, L., Levin, J., Popov, I., &amp; Sundaresan, N. (2014). Growth, Adoption, and Use of Mobile E-Commerce&nbsp; American Economic Review. American Economic Review, 104(5), 489-494. doi:10.1257/aer.104.5.489</p>



<p>Emon, M. M. (2023). A systematic review of the causes and consequences of price hikes in Bangladesh. <em>Review of Business and Economics Studies</em>, <em>11</em>(2), 49–58. <a href="https://doi.org/10.26794/2308-944x-2023-11-2-49-58 ">https://doi.org/10.26794/2308-944x-2023-11-2-49-58 </a></p>



<p>Eryüzlü, H. (2020). E-Ticaretin Enflasyona Etkileri: Türkiye Örneği. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Dergisi, 23(2), 394-400. <a href="https://doi.org/10.29249/selcuksbmyd.637665">https://doi.org/10.29249/selcuksbmyd.637665</a></p>



<p>IMARC Group. (n.d.). <em>Turkey e-commerce market report by type (home appliances, apparel,</em></p>



<p><em>footwear and accessories, books, cosmetics, groceries, and others), transaction (business-to-consumer, business-to-business, consumer-to-consumer, and others), and region 2024-2032</em>. Retrieved from <a href="https://www.imarcgroup.com/turkey-e-commerce-market">https://www.imarcgroup.com/turkey-e-commerce-market</a></p>



<p>Koyuncu, C., &amp; Lien, D. (2003). E-commerce and consumer’s purchasing behaviour. Applied Economics, 35(6), 721–726. <a href="https://doi.org/10.1080/0003684022000020850">https://doi.org/10.1080/0003684022000020850</a></p>



<p>Lee, D., Park, J., &amp; Ahn, J. H. (2001). On the explanation of factors affecting e-commerce adoption<em>. ICIS 2001 Proceedings</em>, 14</p>



<p>Özekenci, E. K., Gülmez, M., &amp; Ünver Erbas, C. (2019). The Determınants Of E-Commerce In Turkey And European Countrıes: A Panel Data Analysıs. Journal of Business in The Digital Age, 2(1), 15-23.</p>



<p>Phillips, L. W., &amp; Sternthal, B. (1977). Age differences in information processing: A perspective on the aged consumer. <em>Journal of Marketing Research</em>, <em>14</em>(4), 444–457. <a href="https://doi.org/10.1177/002224377701400402 ">https://doi.org/10.1177/002224377701400402 </a></p>



<p>Porter, T. C., Swerdlow, R. A., &amp; Staples, W. A. (1979). Who uses Bank debit cards? <em>Business Horizons</em>, <em>22</em>(1), 75–83. <a href="https://doi.org/10.1016/0007-6813(79)90111-3 ">https://doi.org/10.1016/0007-6813(79)90111-3 </a></p>



<p>Statista. (2024). <em>E-commerce in Turkey: Market Trends and Forecast</em>. Retreieved from E-commerce in Turkey &#8211; statistics &amp; facts | Statista</p>



<p>Statista. (20024). Social media advertising spending worldwide from 2019 to 2029. Retreived from Social media advertising spending worldwide from 2019 to 2029 &#8211; statis</p>



<p>Tutar, G., Küçükoğlu, H., Özdemir, A., Alkan, Ö., &amp; Ipekten, O. B. (2024). An investigation of gender differences in e-commerce shopping frequency during COVID-19: Evidence from Türkiye. <em>Sage Open</em>, <em>14</em>(4). <a href="https://doi.org/10.1177/21582440241287630">https://doi.org/10.1177/21582440241287630</a> </p>



<p>Ünver, S., &amp; Alkan, Ö. (2021). Determinants of e-commerce use at different educational levels: Empirical evidence from Turkey. <em>International Journal of Advanced Computer Science and Applications</em>, <em>12</em>(3). <a href="https://doi.org/10.14569/ijacsa.2021.0120305">https://doi.org/10.14569/ijacsa.2021.0120305</a></p>



<p>Vicente, M. R. (2014). Determinants of C2C e-commerce: An empirical analysis of the use of online auction websites among Europeans. <em>Applied Economics Letters</em>, <em>22</em>(12), 978–981. <a href="https://doi.org/10.1080/13504851.2014.993127 ">https://doi.org/10.1080/13504851.2014.993127 </a></p>



<p>Wang, F., Wang, M., &amp; Yuan, S. (2021). Spatial Diffusion of E-Commerce in China’s Counties: Based on the Perspective of Regional Inequality. Land, 10(11), 1141. <a href="https://doi.org/10.3390/land10111141">https://doi.org/10.3390/land10111141</a></p>



<p>Wiegandt, C. C., Baumgart, S., Hangebruch, N., Holtermann, L., Krajewski, C., Mensing, M., &#8230; Zucknik, B. (2018). Determinants of online shopping &#8211; an empirical study in six North Rhine-Westphalian city regions. Raumforschung Und Raumordnung-Spatial Research and Planning, 76(3), 247–265. doi:10.100713147-018-0532-5</p>



<p>Zhou, Y., &amp; Wang, X. (Cara). (2014). Explore the relationship between online shopping and shopping trips: An analysis with the 2009 NHTS Data. <em>Transportation Research Part A: Policy and Practice</em>, <em>70</em>, 1–9. <a href="https://doi.org/10.1016/j.tra.2014.09.014 ">https://doi.org/10.1016/j.tra.2014.09.014 </a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük Kanunda Yer Alan Tasfiye Hükümleri Çerçevesinde E-İhale Süreçleri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/gumruk-kanunda-yer-alan-tasfiye-hukumleri-cercevesinde-e-ihale-surecleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Teoman Keleş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:15:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Ambarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Customs]]></category>
		<category><![CDATA[Disposal]]></category>
		<category><![CDATA[E-Auction]]></category>
		<category><![CDATA[E-İhale]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük]]></category>
		<category><![CDATA[Sales]]></category>
		<category><![CDATA[Satış]]></category>
		<category><![CDATA[Tasfiye]]></category>
		<category><![CDATA[Warehousing]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7940</guid>

					<description><![CDATA[Gümrük Kanunu’nun belirlediği olağan gümrük süreçlerinde kimi zaman kural dışı senaryolar ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu aksamalar ortaya çıktığında, gümrük işlemine konu olan eşyanın da sahibiyle ilişkisi sona erebilmektedir. İşte bu gibi durumlara karşılık Gümrük Kanunu’nda tasfiye hükümleri belirlenmiştir. Tasfiye hükümlerine göre, belirli gümrük sürecine konu eşya, belirlenen yöntemlerle, bulunduğu yerde tasfiye edilmektedir. Böylece gümrüklü sahalarda eşya birikmesinin yaratabileceği riskler bertaraf edilmektedir. Bunun yanında, eşyanın yurda girişine ilişkin kurallar gözetilerek, ekonomiye belirli bir değer kazandırılmak istenmektedir. Bu amaçla kullanılan tasfiye yöntemlerinden en yaygın olanı da E-ihale usulüyle satış yöntemidir. Bu makalede ana çerçevesiyle tasfiye süreci anlatılarak en çok kullanılan tasfiye yöntemi olan e-ihaleyle ilgili detaylı bilgi verilmesi amaçlanmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Gümrük Kanunu’nun belirlediği olağan gümrük süreçlerinde kimi zaman kural dışı senaryolar ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu aksamalar ortaya çıktığında, gümrük işlemine konu olan eşyanın da sahibiyle ilişkisi sona erebilmektedir. İşte bu gibi durumlara karşılık Gümrük Kanunu’nda tasfiye hükümleri belirlenmiştir. Tasfiye hükümlerine göre, belirli gümrük sürecine konu eşya, belirlenen yöntemlerle, bulunduğu yerde tasfiye edilmektedir. Böylece gümrüklü sahalarda eşya birikmesinin yaratabileceği riskler bertaraf edilmektedir. Bunun yanında, eşyanın yurda girişine ilişkin kurallar gözetilerek, ekonomiye belirli bir değer kazandırılmak istenmektedir. Bu amaçla kullanılan tasfiye yöntemlerinden en yaygın olanı da E-ihale usulüyle satış yöntemidir. Bu makalede ana çerçevesiyle tasfiye süreci anlatılarak en çok kullanılan tasfiye yöntemi olan e-ihaleyle ilgili detaylı bilgi verilmesi amaçlanmaktadır.</p>



<p><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Gümrük, Tasfiye, E-İhale, Satış, Ambarlama</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>During the standard customs processes determined by the Customs Code, some scenarios outside of the law may occur occasionally. When such disruptions happen, the relation of the goods with owner may end. As a response to such cases, disposal provisions are regulated in the Customs Code. According to the disposal provisions, the goods subject to a particular customs procedure, are disposed with a particular disposal way, at where they are. Thus, the risks that accumulation of goods may create, will be eliminated. Besides this, taking into consideration of the rules regarding the entry of goods into country, aiming to add some value to the economy. And the most common way of disposing is sales by E-Auction. In this article, it is aimed to explain the disposal process with its main frame and to give detailed information as to E-Auction which is the most common way of disposal.</p>



<p><strong>Keywords: </strong>Customs, Disposal, E-Auction, Sales, Warehousing</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Gümrükler ülkelerin iç piyasa dengesine, vergi politikasına, uluslararası ticaret stratejilerine, kamu sağlığı ve sürdürülebilir çevre amaçlarına, milli güvenlik ve diplomasi politikalarına ve neticede siyasi otoriteye etki edebilen çok boyutlu bir olgudur. İlk yerleşik toplumsal yapıların birbirleriyle iletişime geçmesinden beri toplumsal yaşamda konu olan gümrük süreci, çok çeşitli amaçlara ulaşmada araç olarak kullanılmıştır.</p>



<p>Günümüzde de vergi, süreç ve idare anlamlarında kullanılan gümrük aynı önemini korumaya devam etmektedir. Küresel ticaretin yoğunlaştığı çağımızda gümrükler gözetim ve denetim özelliklerinin yanında ticareti kolaylaştıran ve maliyetleri azaltan boyutlara da sahiptir.</p>



<p>Ana kapsamı eşya olan geniş bir kontrol ve süreç yelpazesine sahip bir gümrük işleminde en önemli hususlardan birisi de devletlerin gümrüğe konu eşyaya, uluslararası ve yerel kurallar çerçevesinde, el koyabilmesidir. El koyma işlemi mülkiyet hakları yönüyle çelişki gibi görünse de adil vergilendirme, rekabetin korunması, fikri ve sınai hakların ihlal edilmesinin önüne geçilmesi, kaçakçılığın önlenmesi, toplumsal sağlığın ve çevrenin korunması, uluslararası anlaşmalara uygun hareket edilmesi açılarından devletlerin otoritelerinin de bir gereğidir.</p>



<p>Ülkemizde de 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 177 ilâ 180 inci maddelerinde, gümrüğe konu olan hangi eşyanın ne şekilde sahibiyle illiyet bağının kesileceği ve bu eşyaya ne şekilde işlem yapılacağı düzenlenmiştir. Halk arasında “gümrükte takılan eşya” olarak bilinen söz konusu maddelere konu eşyanın kapsamı fıkralar halinde sıralanmak suretiyle belirlenmiş olup genel bir yetki biçiminde önüne gelen her eşyanın istendiği zaman sahibinden alınabileceği biçimde bir düzenlenmeden ziyade eşya belirli statü altında belirli koşullar dahilinde tasfiyeye konu edilebilmektedir.</p>



<p>Ülkemizde uygulanan gümrük mevzuatında, gümrükte takılan söz konusu eşya için yapılması gerekenlerle ilgili olarak ise altı temel usül belirlenmiş olup bunlar eşyanın tasfiyesi işlemi olarak adlandırılmaktadır. Bunlardan en sık başvurulanı ise E-İhale yöntemiyle satıştır.</p>



<p><strong>1-&nbsp;&nbsp; EŞYANIN TASFİYELİK HALE GELMESİ</strong></p>



<p>4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 177 nci maddesinde hangi gümrük işlemine konu eşyanın tasfiyelik hale gelmiş sayılacağı tek tek fıkralar halinde belirtilmiştir. Bunları genel olarak konusu itibariyle; süresi içerisinde gümrük işlemleri tamamlanamamış eşya, kaçakçılıkla mücadele mevzuatına aykırılık teşkil sürece konu eşya, vergi, harç vb. yükümlülükleri yerine getirilmemiş eşya, izin, kontrol vb. süreçleri tamamlayamamış eşya, ithali yasak eşya gibi ana kategorilere ayırmak mümkündür.</p>



<p>Gümrük Kanunu’nda yer verildiği şekilde özetle örneklendirmek gerekirse;</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 20 ilâ 45 günlük sürelerde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım belirlenmemiş eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bekletilmeyecek eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fikri ve sınai haklar mevzuatını ihlal eden eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antrepo beyannamesinde göre sayım sonucu fazla çıkan eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrüğe terk edilen veya terk edilmiş sayılan eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; El konulan ithali yasak eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Özet beyan dışı eşya,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında alıkonulan araç,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında elkonulan eşya</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Numune işlemleri sonucu arta kalan ve 1 ay içerisinde sahibince teslim alınmayan eşya.</p>



<p>Örnek maddelerden de anlaşılacağı üzere, gümrük işleminin kurallara uygun ve olağan bir şekilde işlemesine engel oluşturan bir olayın varlığı durumunda söz konusu eşya tasfiyelik hale gelmektedir. Söz konusu nedenler bir gümrük sürecinin aksamasına, sağlıklı bir gözetim ve vergilendirme yapılamamasına neden olan olaylardır.</p>



<p>Söz konusu olaylara konu eşyanın sahibiyle illiyet bağı aksamakta; konusuna göre ya tamamen sahiplik ilişkisi koparılmakta ya da mülkiyet ilişkisi devam etse de gümrük idaresine eşya ile ilgili tasarrufta bulunma yetkisi doğmaktadır. Eşyanın tasfiye edilmesi anlamına gelen bu yetki, gümrüklü sahalardaki gözetim ve kontrole zafiyet verebilecek ve eşya akışını aksatabilecek olası yığılmaların önüne geçilmesi bakımından önem arz etmektedir.</p>



<p><strong>2-&nbsp;&nbsp; TASFİYE YÖNTEMLERİ</strong></p>



<p>Gümrük Kanunu’nun 178 inci maddesinde tasfiyelik hale gelen eşyanın hangi yöntemlerle tasfiye edileceği diğer anlamda hangi şekilde elden çıkartılacağı belirlenmiştir. Bunlar;</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhale yoluyla satış,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeniden ihraç amaçlı satış,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Perakende satış,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamu kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmha,</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Özel yolla tasfiye,</p>



<p>olmak üzere altı yöntemdir.</p>



<p>Bu tasfiye yöntemlerinin belirlenmesinde üç temel amaç; en hızlı, en az maliyetle ve en çok getiri ile eşyanın elden çıkartılmasıdır. Bu ana amaçlar ekseninde, Ticaret Bakanlığı’na bağlı Tasfiye İşletme Müdürlüklerince eşya için bir tasfiye yöntemi belirlenir ve o tasfiye yöntemi uygulanır. Eşya için uygun tasfiye yönteminin belirlenmesinde yukarıda bahsedilen üç temel amaç ekseninde her eşya özelinde değerlendirme yapılır ve iç piyasa dengesinin bozulmaması, çevre ve insan sağlığının gözetilmesi, eşyanın yurda girişi için gerekli izinlerin ve uygunluğun sağlanması gibi diğer bağlı amaçlar da göz önünde bulundurulur. Tasfiye işlemlerinde hiçbir zaman hedef salt eşyanın yok edilmesi veya en yüksek bedelle elden çıkartılması değildir. Tüm hususlar bir arada değerlendirilerek en uygun tasfiye yöntemi seçilir.</p>



<p>Mevcut tasfiye yöntemleri arasında en yaygın kullanılan ihale yoluyla satış yöntemidir. İhale yoluyla satış salon ihalesi ve elektronik ihale şeklinde iki türlüdür ancak günümüz teknoloji çağının gerekleri doğrultusunda elektronik ihale yöntemi olan E-İhale kullanılmaktadır. &nbsp;</p>



<p><strong>3-&nbsp;&nbsp; E-İHALE YOLUYLA SATIŞ</strong></p>



<p>E-İhale yoluyla satış daha önce de belirtildiği gibi tasfiye yöntemlerinden birisi ve en yaygın olarak kullanılanıdır. E-ihale usulüyle satışlar Ticaret Bakanlığı tarafından yönetilen “eihale.gov.tr” adresi üzerinden ve Tasfiye Genel Tebliği Seri No:1 (Elektronik İhale) mevzuatındaki hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Söz konusu sayfada ihaleye çıkartılacak olan tasfiyelik eşyanın fotoğraf, video, eksper raporu, cinsi, modeli vb. açıklayıcı bilgilere yer verilmektedir.</p>



<p>Türkiye’de ikameti bulunan ve 18 yaşını doldurmuş herkes ihalelere üye olabilmektedir. İhale sayfasında üye olunmasıyla birlikte ihalelere katılım sağlanabilmektedir. Ancak üye olunmaması durumunda ihaleye çıkarılan ve ihalesi sonuçlanan eşya sayfaları sadece görüntülenebilmekte ve teklif verme, para yatırma gibi daha detaylı işlemler yapılamamaktadır. İhalelere katılmak için sadece bir bilgisayar veya telefonun yeterli olduğu e-ihale satışlarında eşya ihale öncesinde yerinde de görülebilmektedir.</p>



<p>İhalelerdeki bazı genel kurallar;</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eşya mevcut durumu ile satışa sunulmaktadır. Sistemde yer alan eşyaya ait bilgiler, yalnızca bilgi niteliğindedir. Sistemde teklif veren istekliler e-ihalesi yapılan eşyayı mevcut haliyle görmüş, incelemiş ve e-ihaleye sunulduğu haliyle kabul etmiş sayılmaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Teklif butonuna basılmasıyla beraber mevzuattaki hususlar kabul edilmiş sayılmakta, ihaleye esas bedelin %10’u kadar teminat bloke edilmekte ve geri çekilememektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Teklifler araçlarda; ihaleye esas bedelin %75’i, eşyada; %50’si ile başlamaktadır. Bir ihalede %75 ve üzeri en yüksek teklif sahibi kesin kazanırken, %75’in altındaki en yüksek teklif değerlendirmeye kalmaktadır. Değerlendirme sonucunda; eşyanın satılmasına karar verilebilmekte veya eşya yeniden ihaleye çıkarılabilmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhalelerde en fazla ihaleye esas bedelin %10’u kadar artırım yapılabilmekte ve en yüksek teklif sahibi kendi teklifini arttıramamaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Teklifler sistem veri tabanında kayıtlı olan en son teklifin üzerine ekleme suretiyle gerçekleştirilmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhale sonlandığında en yüksek iki teklif sahibi teklifleriyle bağlı olup ihale sonucu kesinleşinceye kadar ilgili bağlayıcı hükümler geçerli olmaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; En yüksek iki teklif içerisinde olmayanların teminatı serbest bırakılmaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birinci teklif sahibi zamanında ödeme yapmaz/teslim almaz ise ikinci en yüksek teklif sahibi için ödeme ve teslim süreci başlamaktadır.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlgili Tasfiye İşletme Müdürlüğü, ihale öncesinde, sırasında ve sonrasında gerekçesini belirterek ihaleyi iptal edebilmektedir. &nbsp;</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhale bedelinin 7 gün (bekletilmeyecek eşya için 2 gün) içinde ödenmesi gerekmektedir. Aksi halde teminat gelir kaydedilmekte ve ikinci en yüksek teklif sahibine sıra geçmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eşyanın ödemeyi takip eden 10 gün (bekletilmeyecek eşya için 3 gün) içinde teslim alınması gerekmektedir. Aksi halde ikinci en yüksek teklif sahibine sıra geçmektedir. Birinci kazananın parasından belirli bir miktar kesinti yapılarak kalan tutar emanete alınmakta ve şayet eşya yeniden satılırsa geri ödenmektedir.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Satış sonrası eşyanın kullanımı için gerekli tüm işlemler ve masraflar alıcıya ait olmaktadır. Ancak alıcıdan kaynaklanmayan bazı sebeplerden ötürü eşya kullanılamaz, tescil edilemez ise ihale iptal edilerek masraflar geri ödenebilmektedir.</p>



<p>Aşağıda E-İhale sayfasından birkaç örnek görsel yer almaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="567" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Arac-Ilanlari-Sayfasi-2.png" alt="" class="wp-image-7947" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Arac-Ilanlari-Sayfasi-2.png 605w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Arac-Ilanlari-Sayfasi-2-300x281.png 300w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<p><em>E-ihale araç ilanları sayfası</em></p>



<p><em>(Kaynak:</em> <a href="https://eihale.gov.tr"><em>https://eihale.gov.tr</em></a><em>, erişim tarihi: 02.06.2025)</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="583" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Esya-Ilanlari-Sayfasi-2.png" alt="" class="wp-image-7948" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Esya-Ilanlari-Sayfasi-2.png 605w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Esya-Ilanlari-Sayfasi-2-300x289.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Esya-Ilanlari-Sayfasi-2-429x414.png 429w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/E-Ihale-Esya-Ilanlari-Sayfasi-2-24x24.png 24w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></figure>



<p><em>E-ihale eşya ilanları sayfası</em></p>



<p><em>(Kaynak:</em> <a href="https://eihale.gov.tr"><em>https://eihale.gov.tr</em></a><em>, erişim tarihi: 02.06.2025)</em></p>



<p><strong>4-&nbsp;&nbsp; SONUÇ</strong></p>



<p>Gümrük süreçleri her zaman mevzuata uygun ve sorunsuz bir şekilde tamamlanmamaktadır. Bazı yasal nedenlerden dolayı gümrük süreci kesilmekte ve işlemlere konu eşya devletin tasarrufuna geçebilmektedir. Söz konusu eşyanın gümrüklü sahadan kaldırılmasıyla ilgili gerekli kontrol ve vergilendirme gibi yetki ve sorumluluk devlet otoritesine düşmektedir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de ilgili görev Ticaret Bakanlığı’na verilmiş olup 4458 sayılı Gümrük Kanunumuzda eşyanın nasıl tasfiye edileceği belirlenmiştir.</p>



<p>Tasfiye hizmetlerinin gerçekleştirilemediği durumlarda gümrüklü sahalarda ve gümrük gözetimindeki depolama alanlarında birikmeler, taşıma araçları ve konteynerlerin bağlı kalması, ilave maliyetler kalemlerinin oluşması gibi dış ticaret ve gümrük hareketliliğinde yavaşlama ve aksamalar meydana gelebilecektir. Bu bakımdan tasfiye hizmetleri; icra edilmesiyle gümrük süreçlerinin sürdürülebilirliğini koruyan, ancak önemi ise icra edilemediği durumlarda olumsuzlukların başlamasıyla kavranabilecek bir gümrük fonksiyonudur.</p>



<p>Tasfiye işlemlerinde en hızlı, en az maliyetli ve eşyanın değerine en yakın bedellerle eşyanın elden çıkartılması yöntemi olarak ise E-ihale yöntemiyle satış uygulanmaktadır. 2014 yılından beri uygulanan E-ihale yöntemi 1 milyondan fazla üye sayısıyla katılımı her gün artmaktadır. E-İhale sayesinde kişisel bilgilerin gizliliği altında herkes eşit şartlarla yarışmakta, mesafe kavramı ortadan kaldırılarak tasfiyelik eşya çok farklı ilgiliye ulaşmaktadır.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>1- 4458 sayılı Gümrük Kanunu (Md. 177-180)</p>



<p>2- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (Md.10, Md.16)</p>



<p>3- Tasfiye Yönetmeliği</p>



<p>4- Tasfiye Genel Tebliği Seri No:1 (Elektronik İhale)</p>



<p>5- Ticaret Bakanlığı (2025), <a href="https://eihale.gov.tr">www.e-ihale.gov.tr</a></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük ve Maliye Mevzuatı Açısından Transit Ticaret İşlemleri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/gumruk-ve-maliye-mevzuati-acisindan-transit-ticaret-islemleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Furkan Yaman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:14:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Legislation]]></category>
		<category><![CDATA[Fiscal Legislation]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[Logistics]]></category>
		<category><![CDATA[Lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[Transit Procedures]]></category>
		<category><![CDATA[Transit Rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[Transit Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Transit Trade]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7984</guid>

					<description><![CDATA[Bu çalışma ile transit ticaretin gümrük ve maliye mevzuatı çerçevesindeki yeri analiz edilmektedir. Bilindiği üzere transit, eşyanın satıldığı ülkede herhangi bir vergi, resim ve harç tabiiyeti olmadan başka bir ülkeye transfer edilmesi olarak nitelendirilmektedir. Bu ticaret türünde eşya, transit geçtiği ülkede gümrük vergisi, resim ve harç gibi mali yükümlülüklere tabi tutulmamakta ve serbest dolaşıma girmemektedir. Bu nedenle, söz konusu çalışmada, transit ticaretin, eşyanın serbest dolaşıma girdikten sonra ihraç edildiği reeksport ve bölgesel ihtiyaçlara yönelik ortaya çıkan sınır ticaretinden farklı bir yapıda olduğu vurgulanmaktadır.

Türkiye'de transit ticareti tek bir çatı altında toplayan bir mevzuat bulunmamakla birlikte, işlemler Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi farklı kurumların düzenlemeleriyle yürütülmektedir. İhracat Yönetmeliği'nde tanımlanan bu faaliyet, gümrüklerde transit beyannamesi, özet beyan ve aktarma genelgelerinin ilgili hükümleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Diğer taraftan, kambiyo mevzuatı açısından, transit ticaret kapsamında elde edilen satış bedellerinin yurda getirilme zorunluluğu bulunmamakla birlikte bu bedellerin tasarruf edilme şekli serbest bırakılmıştır. Ayrıca, transit ticaret işlemleri Katma Değer Vergisi (KDV), Damga Vergisi ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) gibi vergisel yükümlülüklerden istisnadır. Önceden lehe fark esası bulunurken, güncel mevzuatta zararına satışa (aleyhte fark) imkân tanınması, tacirlerin zararını minimize etmesine olanak sağlamaktadır.

Sonuç olarak, coğrafi konumu nedeniyle Türkiye için önemli bir potansiyel taşıyan transit ticaretin, çatı bir mevzuat metninin olmaması nedeniyle ortaya çıkan karmaşık yapısının dikkatli planlama ve profesyonel lojistik faaliyetleri ile aşılabileceği belirtilmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Bu çalışma ile transit ticaretin gümrük ve maliye mevzuatı çerçevesindeki yeri analiz edilmektedir. Bilindiği üzere transit, eşyanın satıldığı ülkede herhangi bir vergi, resim ve harç tabiiyeti olmadan başka bir ülkeye transfer edilmesi olarak nitelendirilmektedir. Bu ticaret türünde eşya, transit geçtiği ülkede gümrük vergisi, resim ve harç gibi mali yükümlülüklere tabi tutulmamakta ve serbest dolaşıma girmemektedir. Bu nedenle, söz konusu çalışmada, transit ticaretin, eşyanın serbest dolaşıma girdikten sonra ihraç edilmesi ve bölgesel ihtiyaçlara yönelik ortaya çıkan sınır ticaretinden farklı bir yapıda olduğu vurgulanmaktadır.</p>



<p>Türkiye&#8217;de transit ticareti tek bir çatı altında toplayan bir mevzuat bulunmamakla birlikte, işlemler Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi farklı kurumların düzenlemeleriyle yürütülmektedir. İhracat Yönetmeliği&#8217;nde tanımlanan bu faaliyet, gümrüklerde transit beyannamesi, özet beyan ve aktarma genelgelerinin ilgili hükümleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.</p>



<p>Diğer taraftan, kambiyo mevzuatı açısından, transit ticaret kapsamında elde edilen satış bedellerinin yurda getirilme zorunluluğu bulunmamakla birlikte bu bedellerin tasarruf edilme şekli serbest bırakılmıştır. Ayrıca, transit ticaret işlemleri Katma Değer Vergisi (KDV), Damga Vergisi ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) gibi vergisel yükümlülüklerden istisnadır. Önceden lehe fark esası bulunurken, güncel mevzuatta zararına satışa (aleyhte fark) imkân tanınması, tacirlerin zararını minimize etmesine olanak sağlamaktadır.</p>



<p>Sonuç olarak, coğrafi konumu nedeniyle Türkiye için önemli bir potansiyel taşıyan transit ticaretin, çatı bir mevzuat metninin olmaması nedeniyle ortaya çıkan karmaşık yapısının dikkatli planlama ve profesyonel lojistik faaliyetleri ile aşılabileceği belirtilmektedir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Transit Ticaret, Gümrük Mevzuatı, Maliye Mevzuatı, Transit Rejimi, Lojistik</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>This study analyzes the position of transit trade within the framework of customs and financial legislation. It is defined as the transfer of goods to another country without being subject to any tax, duty, or charge. In this type of trade, the goods are not subject to financial obligations such as customs duties, taxes, and fees in the transit country and do not enter free circulation. Therefore, this study emphasizes that transit trade has a different structure from export, where goods are exported after entering free circulation, and from border trade, which arises from regional needs.</p>



<p>Although there is no single, consolidated legislation for transit trade in Turkey, transactions are carried out under the regulations of various institutions such as the Ministry of Trade and the Ministry of Treasury and Finance. This activity, defined in the Export Regulation, is carried out at customs under the relevant provisions of the transit declaration, summary declaration, and transfer circular.</p>



<p>On the other hand, from a foreign exchange legislation perspective, while there is no obligation to repatriate the sales proceeds from transit trade, the disposition of these funds is unrestricted. Furthermore, transit trade transactions are exempt from fiscal obligations such as Value Added Tax (VAT), Stamp Duty, and the Resource Utilization Support Fund (KKDF). While the principle of a positive profit margin was previously required, current legislation allows for sales at a loss (negative difference), enabling traders to minimize their losses.</p>



<p>In conclusion, it is stated that the complex structure of transit trade, which holds significant potential for Turkey due to its geographical location, arising from the lack of a single framework legislation, can be overcome with careful planning and professional logistics activities.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Transit Trade, Customs Legislation, Fiscal Legislation, Transit Procedures, Logistics</p>



<p><strong>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp; GİRİŞ</strong></p>



<p>Transit; bir eşyanın ihraç edildiği ülkeye kadar geçtiği gümrük bölgelerinde herhangi bir vergi ve benzeri ek ödeme yapılmadan ve herhangi bir ticaret politikası önlemine tabi tutulmadan, düşük maliyetler ile taşınmasıdır&nbsp;(Şedele, 2009).</p>



<p>Transit ticaret kavramı ise eşyanın satıldığı ülkede herhangi bir vergi, resim ve harç tabiiyeti olmadan başka bir ülkeye gönderilmesi olarak nitelendirilmektedir. Kavrama ilişkin olarak literatür tarandığında, Akçin transit ticaret kavramını: “Yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmadan ya da antrepodan satın alınan serbest dolaşımda olmayan eşyanın, ülkemiz üzerinden transit olarak veya doğrudan doğruya yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmaya ya da antrepoya satılması” olarak nitelemektedir&nbsp;(Akçin, 2021). Diğer bir tanımlamaya göre ise transit ticaret, eşyanın bir ülkeden diğerine doğrudan sevk edilmeden, üçüncü bir ülke üzerinden geçiş yaparak taşındığı ticaret türüdür. </p>



<p>Literatürde transit ticaretin tanımlanması, uluslararası ticaret teorileri ve uluslararası ticaret uygulamaları çerçevesinde ele alınmaktadır. Ayrıca transit ticaret kavramsal olarak uluslararası ticaretin önemli bir bileşeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta lojistik ve tedarik zincirlerinin yönetimi açısından kritik bir role sahip olduğu belirtilmektedir. Bu ticaret türü, eşyanın asıl menşe ülkesinden varış ülkesine taşınırken üçüncü bir ülke topraklarında veya başka bir ülke sınırları içerisinde hatta yolda alıcısının değişmesi ile nihai ülkeye gönderilmesini ifade etmektedir. Buradan şu sonuç çıkarılabilir: Bir X ülkesinde yerleşik A firmasının Y ülkesinden aldığı eşyayı Z ülkesine satarken bu eşyanın illa ki X ülkesi sınırları içerisine girmesi gibi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Her ne kadar iki ülke arasında ticaret gerçekleşmiş gibi düşünülse de bu ticaret üç ülkelidir.</p>



<p>Yabancı kaynaklar tarandığında ise transit ticaret kavramı “üçgen ticaret”, “cross trade”, “triangular trade”, “triangle trade” şeklinde isimlendirilmektedir. Ancak, üçgen ticaret kavramı; 16 ncı ve 19 uncu yüzyıllar arasında İngiltere Limanlarından gelen ürünlere karşılık Afrika kıtası yerlilerinin köle olarak Amerika Kıtasına gönderilerek Avrupa&#8217;ya geri ihraç edilebilecek nakit mahsuller üretmeleri amacıyla ortaya çıkan bir ticaret türüdür. Bu günümüzde kullanılan transit ticaret kavramından ürünlerin değiş tokuşunu içermesi nedeniyle farklılaşmaktadır.</p>



<p>Temelde transit ticaret serbest dolaşımda bulunmayan eşyanın transitidir. Eşya eğer serbest dolaşımda ise transit ticaret değil ihracat söz konusu olmaktadır. Diğer bir transit türü olarak sınır ticareti kavramına bakıldığında ise sınır ticareti kavramının temelde bölgesel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik komşu ülkelerin sınır illerinde yaşayan vatandaşlar ile gerçekleştirilen özel bir dış ticaret işlemi olduğu anlaşılmaktadır (Erdoğan &amp; Ener, 2005).</p>



<p>Transit ticaret işlemleri yapan tacirlere ilişkin basit bir tanımlama yapılacak olursa; transit tacir, vergi kimlik numarasına sahip, ticaret ve sanayi odası ya da esnaf ve sanatkârlar odasına kayıtlı üretim faaliyetinde bulunan esnaf ve sanatkârlar veya işletmeler, ticari faaliyetlerde bulunan gerçek ya da tüzel kişiler ile bağlı ortaklıklar ya da konsorsiyumları ifade etmek için kullanılmaktadır&nbsp;(Kaçmazer, 2015). Ayrıca, transit tacirler, ticari faaliyette bulundukları ülkenin mevzuatına göre değil, uluslararası ticaret kuralları ve mevzuatlarına bağlı olarak faaliyet yürütmektedirler.<a></a></p>



<p><strong>2.&nbsp;&nbsp;&nbsp; TRANSİT TİCARETİN </strong><strong>TÜRLERİ</strong></p>



<p>Daha önce de belirtildiği üzere transit ticaret işlemleri gerçekleştirilirken eşya firma merkezinin bulunduğu ülke sınırları içine girmeden de transit ticaret gerçekleştirebilmektedir. Hatta eşya bu ülkeye gelse dahi serbest dolaşımda olmayan eşya statüsünde bulunmaktadır ve serbest dolaşımda olmayan eşyanın depolandığı antrepolar, geçici depolama yerleri ve serbest bölgelerde geçici veya kalıcı süreli depolanabilmektedir. Bu eşyanın transit ülkede, gümrük vergileri alınmamaktadır. Ancak belirli düzenleyici prosedürlerin uygulanması hakkı her koşulda saklıdır.</p>



<p>Türkiye&#8217;de yerleşik herhangi bir firma tarafından ithal edilmek amacıyla yurda getirilerek, gümrük antrepolarına alınan bir eşyanın aynı firma ya da eşyayı gümrük antreposunda devir alan başka bir firma tarafından başka bir ülkeye (ya da eşyanın getirildiği ülkedeki başka bir firmaya) satılması da transit ticaret işlemidir.</p>



<p>Bu noktada birbiri ile karıştırılan transit ticaret ve transit rejimi arasında bir kıyas yapılacak olursa; uluslararası eşya hareketi açısından birbiriyle yakından ilişkili oldukları ancak temelde iki farklı kavram olarak karşımıza çıktıkları görülmektedir. Benzer bir yapıya sahip olmalarının temel nedeni, her ikisinin de eşyanın bir ülkeden başka bir ülkeye, ithalat vergilerine ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın bir üçüncü ülke toprakları üzerinden geçişini içermesidir. Her iki durumda da amaç, eşyanın nihai varış noktasına gümrük vergileri ödenmeden ulaştırılmasıdır. Bununla birlikte, aralarındaki temel fark, transit ticaretin ticari bir faaliyeti, transit rejiminin ise bu faaliyeti düzenleyen bir gümrük prosedürünü ifade etmesidir. Özetle, transit ticaret &#8220;ne yapıldığı&#8221; sorusuna cevap verirken, transit rejimi ise &#8220;nasıl yapıldığı&#8221; sorusunu yanıtlamaktadır. Transit ticaret yapan bir tacir, bahse konu eşyanın bir ülkeden diğerine sevk edilmesi sırasında transit rejiminin sunduğu yasal ve lojistik çerçeveden faydalanmaktadır.</p>



<p>Transit ticaret kapsamında yapılan işlemlerin gerçekte bir ithalat ve ihracat işlemi olmaması nedeniyle serbest dolaşıma giriş ve ihracat beyannamesi düzenlenmesi beklenmemektedir. Eşyanın lojistiği çerçevesinde bir ülkeden başka bir ülkeye taşınması durumunda transit beyannamesi düzenlenmesi zorunludur. Aynı gümrük müdürlüğü yetki alanında yer alan antrepo ve geçici depolama yerlerinden başka bir antrepo, geçici depolama yerine eşyanın taşınması sırasında ise tutanak ve memur refakati kapsamında işlem yapılabilmektedir.</p>



<p>Diğer bir taraftan, transit ticarete konu yükler genellikle parsiyel yük statüsünde bulunmaktadır. Çünkü büyük yükler genellikle bir noktadan alınarak satıcısına teslim edileceği yere doğrudan transfer edilmektedir. Ayrıca, büyük tonajlı yüklerin transit ticaretinin yapılması hâlinde depolama ve taşıma noktasında ek mali külfetler ortaya çıkmaktadır.</p>



<p>Transit ticarete konu olan eşya herhangi bir gümrük vergisi ve harcına tabi değildir; ancak ülkemize getirilen eşyanın gümrüklü antrepolara indirilmesi hâlinde antrepo beyannamesi düzenlenmesi gerekmektedir.</p>



<p>Günümüzde herhangi bir vergi, resim ve harç tabiiyeti olmaması nedeniyle transit ticaret, ihracat ve ithalattan daha kolay bir sistem olarak nitelendirilmektedir ve ülkemizin konumu gereğince bu tarz operasyonlar sürekli gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar kolay gibi gözükse de transit ticaret dikkat edilmesi gereken bir çalışmanın ürünüdür. Çünkü, transit ticaret sürecinde eşyanın transit edildiği ülkedeki gümrük kontrollerinin yanı sıra, taşıma ve sigorta işlemlerinin de en etkin şekilde planlanması gerekmektedir. Burada bir ek bilgi olarak, bir ticaret şekli olarak kabul edilen transit ticarette, ithalat ve ihracatta uygulanan tüm ödeme şekilleri uygulanabilmektedir.</p>



<p>Ayrıca, uluslararası anlaşmalarla ticareti yasaklanmış eşya ve Ticaret Bakanlığınca ticareti herhangi bir sebeple uygun görülmeyen eşya transit ticarete de konu edilememektedir.</p>



<p>Transit ticaret işlemlerinde bir eşyanın nihai olarak alıcısının kullanıma tabi olup olmaması hususu net olmadığından lojistik süreçlerinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, öncelikle ticaret yapılacak eşyanın ve hedef pazarın belirlenmesi, hedef pazara ulaşım için en uygun transit ülke ve güzergâha dikkat edilmesi, transit ülkenin gümrük düzenlemeleri ve kurallarının incelenmesi ve eşyanın bu kurallara uygun olarak taşınması gerekmektedir. Aynı zamanda gümrük beyannameleri, faturalar ve diğer ilgili belgelerin doğru ve eksiksiz bir şekilde düzenlenmesi, eşyanın gümrükteki geçiş sürecinin dikkatle takip edilmesi ve gerekli izinlerin alınması transit ticaretin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için önemlidir. Eşyanın güvenli bir şekilde taşınması, zamanında teslimatın sağlanması ve müşteri memnuniyetinin artırılması için profesyonel taşımacılık şirketleriyle çalışılması önerilmektedir. Kısacası transit ticaret süreci, eşyanın hedef pazara güvenli ve zamanında ulaşmasını sağlayan karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte detaylara dikkat edilmesi, doğru stratejilerinin belirlenmesi ve uygun lojistik hizmetlerinin kullanılması hâlinde transit ticaret faaliyeti başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilecektir.</p>



<p>Transit ticaret işlemleri ihracat ve ithalat eksenli olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilmektedir. Yurt dışından alınarak yurt dışına satılan ve ülkemize gelmeyen eşya için gümrük beyannamesi verilmesine gerek bulunmamaktadır. Çünkü, bu senaryoda Türkiye Gümrük Bölgesi&#8217;ne giren bir eşya söz konusu değildir. Öte yandan, transit ticaret konusu eşya ülkemizden geçecekse veya antrepo, serbest bölge arası taşıma işlemi söz konusu olacaksa, transit rejimi çerçevesinde bir transit beyannamesi verilmesi gerekmektedir. Örneğin, Almanya’dan alınarak Gürcistan’a satılan tekstil ürünlerinin Ambarlı Limanına geldiği durumda, Ambarlı&#8217;dan Gürcistan’a bir transit beyannamesi ile taşınması gerekmektedir.</p>



<p>İzmir Serbest Bölge’den alınan ve serbest dolaşımda olmayan eşyanın Avrupa Serbest Bölgesine satıldığında bu eşyanın İzmir-Tekirdağ arasında transit rejimi kapsamında taşınması zorunludur. Bir başka örnek olarak da Muratbey Gümrük Müdürlüğüne bağlı X Firmasının antreposundan satın alınan ve henüz serbest dolaşımda bulunmayan eşyanın Mısır’a satıldığı ve bu eşyanın Ambarlı Limanı&#8217;ndan gemiye yüklenerek gönderileceği durum örnek verilebilir. Bu örnek olayda, Muratbey Gümrük Müdürlüğü yetki çevresinde yer alan antrepo ile Ambarlı Gümrük Müdürlüğü arasında transit rejimi kapsamında beyanname verilmesi gerekmektedir. Çünkü burada iki farklı gümrük idaresi bulunmaktadır.</p>



<p>Diğer bir taraftan, Mersin Limanına gelen yükün ilk önce geçici depolama yerine veya antrepoya alınması daha sonra ise serbest dolaşıma giriş işlemleri yapılmadan tekrar Mısır’a satılması hâlinde aktarma genelgeleri kapsamında işlem tesis edilmektedir.</p>



<p>Eşyanın ülkemize hiç uğramaması seçeneğine örnek verilecek olursa; Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nden alınan ve ABD’ye satılan eşyanın transit taciri Türkiye’de mukim bir firma olmasına rağmen eşyanın Türkiye&#8217;ye gelmesi söz konusu değilse transit ticaret işlemlerinde herhangi bir beyanname verilmesi gerekmemektedir.</p>



<p>Bunlara ek olarak, havalimanlarında serbest dolaşımda olmayan yakıtların uçaklara veya özel jetlere satılması, serbest dolaşımda olmayan yağ, yakıt ve alkolün deniz limanlarında gemilere satılması ve gümrüksüz satış mağazası kapsamındaki freeshoplarda transit yolculara satılan ürünlerde (sigara, alkol, güzellik ürünleri, parfüm vb.) serbest dolaşımda olmayan eşyanın yabancılara satılması kapsamında değerlendirilebileceği için bir transit ticaret işlemi olarak kabul edilebilmektedir.</p>



<p><strong>3.    GÜMRÜK MEVZUATI AÇISINDAN TRANSİT TİCARET</strong></p>



<p>Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Asya, Avrupa ve Orta Doğu arasında bir köprü görevi görmektedir. Bu nedenle, Türkiye&#8217;de transit ticaretin önemi büyüktür. Transit ticaret kavramı klasik uluslararası ticaret teorilerinin aksine üretim eksenli bir ticaret türü olmaması nedeniyle geleneksel anlamlandırmalardan uzak bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel kurallardan uzak olması nedeniyle de Türkiye’de tam olarak bir mevzuatı bulunmamakla birlikte kavrama ilişkin işlemler farklı kurum ve birimlerin mevzuatlarına tabi olarak gerçekleştirilmektedir. Bir noktada bu durum anlaşılabilmektedir. Çünkü transit ticaret kavramı içerisinde barındırdığı özellikler kapsamında farklı birimlerin hatta aynı birimler içerisinde farklı alt birimlerin farklı düzenlemelerine tabidir. Örneğin transit ticarette en önemli hususlardan birisi faturadır ve transit ticaret aynı zamanda döviz kazandırıcı bir işlem olması nedeniyle vergi istisnalarına sahiptir. Bu noktada transit ticaret kavramına yönelik belirtilen işlemler Hazine ve Maliye Bakanlığı görev alanına girmektedir.</p>



<p>Diğer bir taraftan bir ticaret türü olması nedeniyle Ticaret Bakanlığı nezdinde de gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Hatta transit ticaret kavramı, Ticaret Bakanlığı’nın uhdesinde yer alan (06.06.2006 t. 26190 s. R.G.) İhracat Yönetmeliği’nin 4 ncü maddesinin 1 nci fıkrasının “n” bendinde<em> “Yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmadan ya da antrepodan satın alınan malın, ülkemiz üzerinden transit olarak veya doğrudan doğruya yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmaya ya da antrepoya satılması”</em> olarak tanımlanmaktadır. Gerçekleşen bu ticari faaliyette eşya transit olarak ülkemizden geçebilir ya da eşya ülkemize uğramadan doğrudan satıcının ülkesinden, alıcının ülkesine sevk edilebilir.</p>



<p>Söz konusu “İhracat Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 3. maddesi ile değişik İhracat Yönetmeliği’nin “Diğer İhracat Şekilleri ve Transit Ticaret” başlıklı 13. maddesinin 3. bendi; “Uluslararası anlaşmalarla ticareti yasaklanmış mallar ile Müsteşarlığın madde politikası itibarıyla transit ticaretinin yapılmasını uygun görmediği mallar transit ticarete konu olamaz. İthalat ve ihracat yapılması yasaklanmış ülkelerle transit ticaret yapılamaz.” hükmünü amirdir.</p>



<p>Yönetmelik yanı sıra transit rejimi kapsamında transit ticarete ilişkin yapılacak işlemler 2008 yılına kadar Transit Ticarete İlişkin Tebliğ (No: İhracat 2006/6) (06.06.2006 t. 26190 s. R.G.) kapsamında tesis edilmiş ve bu Tebliğ ile transit ticaretin kapsamı düzenlenmiştir. Söz konusu Tebliğ&#8217;de gerçekleştirilecek bir transit ticaret işleminde alış ve satış bedelleri arasında lehte fark olması esasından bahsedilmiş olup hangi koşullarda aleyhte farkın kabul edileceği konusunda da açık hükümler beyan edilmiştir. Ayrıca transit ticaret taleplerinin Tebliğin ekinde yer alan &#8220;Transit Ticaret Formu&#8221; düzenlenmek suretiyle bankalar vasıtasıyla yapılması öngörülmüştür. Transit ticarete konu olan eşyayla ilgili olarak, ithalata ve ihracata ilişkin vergi, resim, harç ve fon tahsil edilemeyeceği de yine bu Tebliğ ile hüküm altına alınmıştır.</p>



<p>Uluslararası anlaşmalarla ticareti yasaklanmış eşya ile mülga Dış Ticaret Müsteşarlığı&#8217;nın madde politikası itibarıyla transit ticaretinin yapılmasını uygun görmediği eşyanın transit ticarete konu olmayacağı, ithalat ve ihracat yapılması yasaklanmış ülkelerle transit ticaretin yapılamayacağı, transit ticaret işlemlerinin yürütülmesinde İhracat Genel Müdürlüğü’nün yetkili olacağı bildirilmiştir. Ancak bu Tebliğ, Transit Ticarete İlişkin Tebliğin (Tebliğ No: İhracat 2006/6) Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Tebliğ (No: İhracat 2008/11) (12.07.2008 t. 26934 s. R.G.) ile mülga olmuştur. Günümüzde transit ticaret işlemleri gümrüklerde transit beyannamesi, özet beyan ve aktarma genelgelerinin [Genelge No: 2013/54 (Deniz ve Havalimanlarında Aktarma İşlemleri hk.) ve Genelge No: 2013/5 (Antrepoya Eşya Alınması ve Aynı Gümrük İdaresi Denetiminde Eşya Sevki Hk.)] ilgili hükümleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.</p>



<p>Eğer bir antrepo beyannamesi muhteviyatı eşyanın üçüncü ülkelere transit ticarete konu edilmesi ve Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemine (TAREKS) tabi olması hâlinde ise diğer bir aktör kurum olan TSE Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığına herhangi bir başvuru olup olmadığının kontrolü yapılamaktadır.</p>



<p>Serbest Bölgelerde yapılan işlemler açısından transit ticaret faaliyetleri Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü’nün 1998/05 sayılı Genelgesi (Serbest bölgelere eşya giriş ve çıkışı) kapsamında düzenlenmektedir. Bu Genelge&#8217;de serbest bölgelerde transit ticaret işlemlerinin; transit alış ve satış işlemlerine ilişkin SBİF’lerin düzenlenmesi, alış ve satışa ilişkin faturaların ve varsa alım ve satıma ilişkin sözleşmenin oluşturulması, eşyanın CIF alış bedeli üzerinden binde 1 oranında özel hesap ücreti yatırıldığına ilişkin makbuzun bulunması ve son olarak satış bedelinin tahsil edildiğini gösterir belgenin (döviz alım belgesi veya satış bedelinin ilgilinin hesabına yatırıldığına dair banka yazısı) veya bahse konu belgelerin, bedelin tahsilini müteakip üç gün içerisinde Bölge Müdürlüğüne verilmesine ilişkin taahhüt kapsamında gerçekleştirilmekte olduğu belirtilmektedir.</p>



<p>Güncel durumlara göre de transit ticaret hususunda mevzuat düzenlemeleri gerçekleştirilebilmektedir. Örneğin: Ukrayna’dan Yapılacak Tarım Ürünleri İthalatında Uygulanacak Esaslar Hakkında Karar (Karar Sayısı: 5251) (03.03.2022 t. 31767 s. R.G.) kapsamında, Ukrayna’dan yüklenen tarımsal ürünlerin ithalatında veya transit ticaretinde, 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığına sunulması zorunlu olan resmi sertifika ve belgeler, söz konusu ülke yetkili otoriteleri tarafından yeniden düzenlenmeye başlayıncaya kadar resmi kontrollerde aranmamaktadır. Resmi kontrollerin, Bakanlık tarafından risk esaslı analiz sıklığına göre yürütüleceği bildirilmektedir.</p>



<p>Buna ek olarak, Ticaret Bakanlığına yapılan muhtelif başvurular sonucunda 16.06.2022 tarihli ve 75625658 sayılı tasarruflu yazı ile Türkiye’den ihraç edilmeyen bir eşya için ülkemiz yetkili makamlarınca menşe şahadetnamesinin düzenlenmemesi gerektiği bildirilmiştir.</p>



<p><strong>4.    MALİYE MEVZUATI AÇISINDAN TRANSİT TİCARET</strong></p>



<p>Transit ticaret işlemlerinde daha önce belirtilen mevzuat hükümleri yanı sıra kambiyo mevzuatı da transit ticaret kavramının gerçekleştirilmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Transit ticarete ilişkin en önemli konulardan birisi her zaman lehe fark olmak zorunda mı sorusudur. Bu noktada, Transit Ticarete İlişkin Tebliğ (No: İhracat 2006/6) (06.06.2006 t. 26190 s. R.G.) kapsamında belirli koşullar haricinde lehe fark olması gerektiği ancak aleyhte fark da olabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu Tebliğ’in 2008 yılında kaldırılması ile aleyhte farkın kabul edilmeyeceğine ilişkin herhangi bir mevzuat düzenlemesi kalmamıştır.</p>



<p>Transit ticarette lehe veya aleyhe fark olması hususu neden önemlidir. Çünkü, eşyanın antrepoda beklediği süreçte değer kaybına neden olacak bir işlemle karşı karşıya kalması hâlinde aleyhte bir fark oluşmakta ve firma zarar etmektedir. Firma bu eşyayı elinden çıkarmak istediğinde diğer bir deyişle daha çok zarar etmeden bu zarar seviyesinde satmak istediğinde serbest dolaşımda olmayan eşyasını satamamaktadır. Günümüzde ise aleyhte farkın olması herhangi bir sorun teşkil etmemektedir. Böylece transit tacir zararına satışlar gerçekleştirerek zararını en aza indirebilmektedir.</p>



<p>Bir ödeme şeklinden ziyade bir ticaret şekli olan transit ticaret işlemlerinde vergi, resim, harç istisnası uygulanmaktadır. Ayrıca tüm ödeme şekillerine göre transit ticaret yapılabilmektedir.</p>



<p>Yurt dışından, antrepodan veya serbest bölgelerden alınarak yine bu yerlere satılan eşya için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 232. maddesi uyarınca fatura kesilmek zorundadır. Bu bağlamda, transit ticaret yapan e-arşiv mükelleflerinin e-arşiv fatura düzenlemesi gerekmektedir. Buna göre, e-arşiv mükelleflerince e-arşiv fatura, diğer mükelleflerce kâğıt fatura düzenlenmektedir.</p>



<p>Bu itibarla, işlem yapacak firmaların yurtdışındaki satıcıdan kendi firmalarına bir adet fatura kestirmeleri daha sonraki aşamada da kendilerinin ihracatçı olacakları diğer bir fatura (İngilizce olarak) ile de sonraki alıcıya muhatap bir fatura kesmeleri gerekmektedir. Transit ticaret kapsamında İngilizce kesilen bu faturanın Türkçe bir nüshası da olmak zorundadır. Alınan veya satılan ürün veya hizmet 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu&#8217;nun 1 ve 6 ncı maddeleri uyarınca KDV&#8217;nin konusuna girmemektedir. Bu nedenle, transit ticaret kapsamı ürün veya hizmet adına kesilen faturalarda KDV’ye yer verilmemektedir.</p>



<p>Buna ek olarak, antrepo ve serbest bölgelerden alınan eşyanın yurtdışına, başka bir antrepoya yahut serbest bölgeye satılması hâlinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu&#8217;nun 16/1-c maddesi hükmünce hem alım hem de satım işlemi KDV&#8217;den istisnadır. Kanun&#8217;un mezkûr maddesinde transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı eşya KDV&#8217;den istisna edildiğinden hem alış hem de satış faturalarında KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.</p>



<p>B.07.1.GİB.4.33.15.01-2010-701-16-3 sayılı 04.01.2012 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Özelge’sinde “Türkiye üzerinden transit ticaret yapan yurt dışındaki firmalara limanlarda verilen gümrük müşavirliği hizmetinin Türkiye&#8217;de verilmesi ve hizmetten Türkiye&#8217;de faydalanılması nedeniyle hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir. Ancak burada gümrük müşavirlerinin verdiği bilgi desteğinin sonucu olarak ülkeye döviz kazandırıcı bir işlem sağlanmakta ve bu işlemlerinde hizmet ihracatı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tekrar düşünülmesinde fayda bulunmaktadır.</p>



<p>Ayrıca, transit ticaret kapsamında düzenlenen belgeler 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu&#8217;nun Ek 2/1-ç maddesine göre Damga Vergisi’nden müstesnadır. Ancak, transit beyannamesi ve antrepo beyannamesine bir eşyanın transit ticaret kapsamında olduğunu gösterir bir ibare bulunmaması nedeniyle bazı yanlış uygulamalar gerçekleştirilebilmektedir.</p>



<p>Öte yandan, transit ticaret işlemlerinde Türkiye&#8217;ye herhangi bir eşya ithalatı gerçekleşmediğinden KKDF (Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu) söz konusu değildir.</p>



<p>Transit ticaret bedellerinin ülkemize getirilip getirilmemesine yönelik mevzuat içerisinde net bir hüküm bulunmamakla birlikte, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in (No: 2008-32/34) (28.02.2008 t. 26801 s. R.G.) 7 nci Maddesinde <em>“Transit ticaret satış bedellerinin tasarrufu serbesttir.” </em>hükmüne yer verilmiştir.</p>



<p><strong>5.&nbsp;&nbsp;&nbsp; SONUÇ</strong></p>



<p>Bu çalışma ile transit ticaret, gümrük ve maliye mevzuatı kapsamında incelemiştir. Yapılan analizler sonucunda, transit ticaretin Türkiye&#8217;nin coğrafi konumu nedeniyle önemli bir ekonomik potansiyel taşıdığı, ancak bu potansiyelin tam olarak kullanılmasının önünde bazı yapısal zorlukların bulunduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p>Transit ticaretin vergi ve kambiyo rejimleri açısından önemli avantajlar sunmakta olduğu, Katma Değer Vergisi (KDV), Damga Vergisi ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu&#8217;ndan (KKDF) istisna olması ve elde edilen gelirin yurda getirilme zorunluluğunun bulunmaması ve tasarrufunun serbest bırakılması, bu ticaret türünü tacirler için oldukça cazip hale getirmektedir.</p>



<p>Ayrıca, 2008 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile zararına satışa (aleyhte fark) imkân tanınması, piyasa koşullarında değer kaybeden malların elden çıkarılmasını kolaylaştırarak tacirlerin zararlarını minimize etmelerine olanak sağlayan önemli ve olumlu bir gelişme olarak öne çıkmaktadır.</p>



<p>Bununla birlikte, en temel bulgu, bu alandaki mevzuatın tek bir çatı altında toplanmamış olmasıdır. Faaliyetler, Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi farklı kurumların çeşitli yönetmelik, tebliğ ve genelgeleriyle dağınık bir yapıda düzenlenmektedir. Bu parçalı yapı, transit ticaretin operasyonel olarak karmaşık bir süreç olmasına neden olmakta ve başarılı bir uygulama için lojistik, sigorta ve gümrük süreçlerinin titizlikle planlanmasını zorunlu kılmaktadır.</p>



<p>Sonuç olarak, transit ticaret, mali avantajlarına rağmen mevzuatının dağınık yapısı nedeniyle uzmanlık ve dikkat gerektiren bir alandır. Türkiye&#8217;nin bu alandaki potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirebilmesi için mevzuatın daha anlaşılır ve bütüncül bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.</p>



<p><strong>6. KAYNAKÇA</strong></p>



<p>Akçin, R. (2021). <em>Tüm Yönleri ile Gümrük İşlemleri.</em> Ankara: Ünsped Gümrük Müşavirliği.</p>



<p>Damga Vergisi Kanunu. (1964, 11 Temmuz).<em> R.G. (Sayı: 11751)</em></p>



<p>Erdoğan, E., &amp; Ener, M. (2005). Küresel Pazarların Ekonomik Üsleri Serbest Bölgeler. Ankara: Nobel Akademi Yayıncılık.</p>



<p>Genelge No: 2013/54 (Deniz ve Havalimanlarında Aktarma İşlemleri hk.)</p>



<p>Genelge No: 2013/5 (Antrepoya eşya alınması ve aynı gümrük idaresi denetiminde eşya sevki hk.)</p>



<p>İhracat Yönetmeliği (2006, 06 Haziran) R.G. (Sayı: 26190)</p>



<p>Kaçmazer, M. A. (2015). Avrupa Birliği’ne üyelik süreci kapsamında yeni bilgisayarlı transit sistemi (NCTS) uygulamasının transit ticarete etkileri: İpsala Sınır Kapısı örneği . İstanbul: (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi) İstanbul Gelişim Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.</p>



<p>Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü’nün Mal Giriş-Çıkışları Genelgesi (1998, 07 Temmuz) R.G. (Sayı: 1998/05)</p>



<p>Şedele, U. (2009). Türkiye’deki Transit Rejimi, Karşılaşılan Sorunların Analizi ve Çözüm Önerileri. Uzmanlık Tezi.</p>



<p>Transit Ticarete İlişkin Tebliğ (No: İhracat 2006/6) (2006, 06 Haziran) R.G. (Sayı: 26190)</p>



<p>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ (No: 2008-32/34) (28.02.2008 t. 26801 s. R.G.)</p>



<p>Vergi Usul Kanunu. (1961, 10 Ocak). R.G. (Sayı: <em>10703</em>)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrüklerde Yapay Zekâ Çağı: Dijitalleşme ve Ticaretin Geleceği</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/gumruklerde-yapay-zeka-cagi-dijitallesme-ve-ticaretin-gelecegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökçe Nur Duran]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:13:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-Smuggling Efforts]]></category>
		<category><![CDATA[Artificial Intelligence Technology]]></category>
		<category><![CDATA[Beyanname Otomasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Automation]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Digitalization]]></category>
		<category><![CDATA[Declaration Automation]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Transformation]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Otomasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrüklerde Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçakçılıkla Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Risk Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Risk Analysis]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekâ Teknolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7959</guid>

					<description><![CDATA[Küreselleşmenin hız kazandığı ve dijital dönüşümün yaşamın her alanında derinlemesine hissedildiği günümüzde, uluslararası ticaretin yoğunluğu ve karmaşıklığı artmaktadır. Gümrükler; mal ve hizmetlerin sınırlar arası hareketini düzenleyip denetleyerek, ekonomik büyümeye katkıda bulunmak ve dünya ticaretinin akıcılığı ile güvenliğini sağlamak açısından kritik bir rol oynamaktadır. Ancak günümüzde değişen küresel ticaret ortamı, artan ticaret hacmi, karmaşık mevzuatlar, kaçakçılık ve dolandırıcılık girişimlerinin çeşitlenmesi, insan kaynakları yetersizlikleri ve manuel süreçlerin getirdiği verimsizlikler ve artan güvenlik tehditleri karşısında gümrük idareleri büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların aşılması ve daha etkin, şeffaf ve güvenli bir gümrük yapısının inşa edilebilmesi için dijital teknolojilere, özellikle de yapay zekâ temelli çözümlere duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda, gümrüklerin dijitalleşmesi yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda küresel ticaretin geleceğini şekillendiren stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu makalede, yapay zekâ teknolojilerinin gümrük süreçlerindeki kullanım alanları, sunduğu avantajlar, karşılaşılan riskler ve Türkiye ile dünya genelinden örnek uygulamalar ele alınmaktadır. Amaç, yapay zekâ destekli gümrük uygulamalarının mevcut durumu ve gelecekteki potansiyelini değerlendirmektir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Küreselleşmenin hız kazandığı ve dijital dönüşümün yaşamın her alanında derinlemesine hissedildiği günümüzde, uluslararası ticaretin yoğunluğu ve karmaşıklığı artmaktadır. Gümrükler; mal ve hizmetlerin sınırlar arası hareketini düzenleyip denetleyerek, ekonomik büyümeye katkıda bulunmak ve dünya ticaretinin akıcılığı ile güvenliğini sağlamak açısından kritik bir rol oynamaktadır. Ancak günümüzde değişen küresel ticaret ortamı, artan ticaret hacmi, karmaşık mevzuatlar, kaçakçılık ve dolandırıcılık girişimlerinin çeşitlenmesi, insan kaynakları yetersizlikleri ve manuel süreçlerin getirdiği verimsizlikler ve artan güvenlik tehditleri karşısında gümrük idareleri büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların aşılması ve daha etkin, şeffaf ve güvenli bir gümrük yapısının inşa edilebilmesi için dijital teknolojilere, özellikle de yapay zekâ temelli çözümlere duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda, gümrüklerin dijitalleşmesi yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda küresel ticaretin geleceğini şekillendiren stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu makalede, yapay zekâ teknolojilerinin gümrük süreçlerindeki kullanım alanları, sunduğu avantajlar, karşılaşılan riskler ve Türkiye ile dünya genelinden örnek uygulamalar ele alınmaktadır. Amaç, yapay zekâ destekli gümrük uygulamalarının mevcut durumu ve gelecekteki potansiyelini değerlendirmektir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong>&nbsp;Yapay Zekâ Teknolojisi, Dijital Dönüşüm, Gümrüklerde Dijitalleşme, Gümrük Otomasyonu, Risk Analizi, Beyanname Otomasyonu, Kaçakçılıkla Mücadele<br><br><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>In today&#8217;s world, where globalization is accelerating and digital transformation is deeply felt in every aspect of life, the intensity and complexity of international trade are increasing. Customs administrations play a critical role in regulating and overseeing the cross-border movement of goods and services, contributing to economic growth while ensuring the fluidity and security of global trade. However, the evolving global trade environment presents significant challenges for customs authorities, including growing trade volumes, complex regulations, diversified smuggling and fraud attempts, insufficient human resources, inefficiencies stemming from manual processes, and rising security threats. Overcoming these challenges and building a more effective, transparent, and secure customs system increasingly requires the adoption of digital technologies, particularly artificial intelligence-based solutions. In this context, the digitalization of customs is not merely a technical transformation but has become a strategic imperative that shapes the future of global trade. This article explores the application areas of artificial intelligence technologies in customs processes, the benefits they offer, the risks encountered, and case studies from Turkey and around the world. The aim is to assess the current state and future potential of AI-supported customs practices.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Artificial Intelligence Technology, Digital Transformation, Customs Digitalization, Customs Automation, Risk Analysis, Declaration Automation, Anti-Smuggling Efforts</p>



<p><strong>1. GİRİŞ</strong></p>



<p>Gümrük idareleri, uluslararası ticaretin güvenliğini sağlamak ve işlemleri hızlandırmak amacıyla teknolojik yeniliklere yönelmektedir. Yapay zekâ, bu dönüşümde kritik bir rol oynamakta, veri analizi, risk yönetimi ve otomasyon gibi alanlarda etkin çözümler sunmaktadır. Veri yoğun, zaman duyarlı ve hataya açık gümrük işlemleri için yapay zekâ, dijitalleşmenin kilit unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.</p>



<p>Ayrıca, gümrükler, dijitalleşme potansiyeli en yüksek olan kamu idarelerinden biridir. Büyük veri hacmi, standardize edilmiş işlem türleri, tekrarlayan görev yapıları ve sıkı mevzuat denetimi altında çalışmaları, yapay zekâ sistemleri için verimli bir zemin sunmaktadır. Sınır kapılarında ve limanlarda her gün işlenen milyonlarca beyanname, belge, tarama görüntüsü ve taşıma verisi, makine öğrenmesi uygulamalarına uygun veri setleri yaratmaktadır.</p>



<p>Kısacası gümrük süreçlerinde karşılaşılan birçok problemin giderilmesinde, ticaretin kolaylaştırılmasında, akıcı bir şekilde sürdürülebilmesinde, gümrük işlemlerindeki verimliliğin arttırılmasında ve etkinliğin sağlanabilmesinde yapay zekâ teknolojisinin kullanılmasının gerekliliği her geçen gün daha da artmaktadır.</p>



<p><strong>2. GÜMRÜKLERDE YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİSİNİN KULLANIM ALANLARI<br></strong>Yapay zekâ teknolojisinin gümrük süreçlerinde kullanımı 5 ana başlıkta toplanabilir:</p>



<p><strong>2.1 Tarife Sınıflandırması</strong></p>



<p>DGÖ, tarife sınıflandırmasını uluslararası ticaretin en zor görevi olarak tanımlamaktadır. DGÖ istatistiklerine göre dünya genelinde yapılan her 3 tarife sınıflandırılmasının 1’i yanlıştır ve bu nedenle on milyarlarca vergi yanlış ödenmektedir<strong>. </strong>Bu durumun önüne geçebilmek için tarife sınıflandırılmasında yapay zekâ teknolojisinden yararlanılmaya başlanmıştır. Dünya Gümrük Örgütü’nün Bacuda projesi kapsamında HS kodu öneri algoritması geliştirilmiştir. Geliştirilen algoritma yapay zekâ teknolojisini kullanarak eşya tanımı üzerinden muhtemel sınıflandırma sonuçlarını olasılık oranları ile birlikte vermektedir (WCO, 2023a). Birleşik Arap Emirlikleri’nde kullanılan “Enjaz Customs Portal” ve Dubai’de kullanılan “Al Munasiq” bu uygulamanın bir diğer örnekleridir (Demirel, 2022) (WCO, 2019).</p>



<p>2.2 <strong>Beyanname Otomasyonu</strong></p>



<p>Yapay zekâ, farklı format ve dillerdeki belgeleri analiz ederek gümrük beyannameleri oluşturmak için gerekli bilgileri otomatik şekilde çıkartabilmektedir. Bu sayede manuel işlem ihtiyacı azalmakta, beyanname doğruluğu ve hızında belirgin artış sağlanmaktadır. Dubai&#8217;deki yapay zeka tabanlı i-Declare uygulaması, yolcuların mobil cihazları aracılığıyla elektronik beyan sunmasına imkân tanımaktadır (WCO, 2019).</p>



<p>Singapur, Güney Kore, Çin, Hollanda ve Mısır gümrük idarelerinde Tek Pencere Sistemleri’nde yapay zekâ teknolojisinden faydalanılmaya başlanmıştır. İnsan etkileşimine dayanan ithalat/ihracat süreçlerinin tüm alanlarını yöneten Tek Pencere Sistemi’nde artık makine öğrenimi tekniği sayesinde taranan belgelerdeki verileri işlemek, ticari açıklamalardan HS Sınıflandırma kodlarını belirlemek, riskleri değerlendirme, uyumsuzlukları belirlemek, ödemeleri kolaylaştırmak gibi birçok alanda otomasyon sağlanmaktadır (Shamirzayan, 2022).</p>



<p><strong>2.3 Gelir Tahsilatı ve Vergilendirme</strong></p>



<p>Yapay zeka destekli sistemler, gümrük vergilerinin hesaplanması ve tahsilatında şeffaflığı artırmakta, vergi kaçağını azaltmakta etkili olmaktadır. Botswana ve Zambiya gümrüklerinde kullanılan mobil vergi tahsil sistemleri bu alandaki başarılı örneklerdendir (WCO/WTO, 2022a).</p>



<p><strong>2.4 Risk Değerlendirme ve Kaçakçılıkla Mücadele</strong></p>



<p>Yapay zekâ sistemleri, önceden tanımlanış risk göstergeleri ve öğrenme algoritmaları sayesinde, potansiyel olarak riskli yükleri veya beyanları otomatik olarak tanıyabilmektedir. Bu teknoloji, çok sayıda işlem arasında anomali tespiti yaparak, sınırlarda daha az durdurma ile daha etkin denetim imkânı sağlamaktadır. Brezilya&#8217;da kullanılan Makine Öğrenimi Yoluyla Gümrük Seçim Sistemi (Customs Selection System through Machine Learning-SISAM), her gün binlerce beyannameden öğrenerek güncel risk modellemeleri yapmaktadır (Coutinho, 2018).</p>



<p><strong>2.5 Tarama Görüntülerinin Analizi</strong></p>



<p>Kaçakçılıkla mücadele konusunda gümrüklerin önemi her geçen gün artmaktadır. Klasik yöntemlerle taranan konteynerlere ait görüntülerin analizi, görüntüler genelde üst üste binen eşyadan ve farklı tonlardan oluştuğu için deneyimli operatörler için bile zorlu ve zaman alıcı bir iştir.</p>



<p>Makine öğrenimi ve derin öğrenme algoritmaları, bu görüntüleri insanlardan çok daha hızlı ve doğru bir şekilde analiz edebilmektedir. Bu sayede yapay zekâ tabanlı uygulamalar kısa bir süre içerisinde yüksek doğrulukla milyonlarca tarama yapabilmektedir. Böylece memurlar hem zamandan hem de iş yükünden tasarruf sağlayabilmektedir.</p>



<p>Bu sistemlerinin aktif olarak kullanıldığı ülkelerin başında ise sınırları içerisinde dünyanın en büyük konteyner limanlarından biri olan Rotterdam Limanı’nın da bulunduğu Hollanda gelmektedir. 2023 yılında Rotterdam limanından geçen 13,4 milyon TEU konteyner hacmi ve 50 kilometreyi bulan konteyner sırası dikkate alındığında, yapay zekâ destekli görüntü analizinin operasyonel zorunluluk olduğu görülmektedir (Port of Rotterdam, 2024). Bu kapsamda, X-Ray görüntülerindeki nesneleri otomatik olarak tanıyabilen yapay zekâ modelleri geliştirilmiştir (Customs Administration of the Netherlands, 2022). &nbsp;Tayland ve Kore gibi ülkelerde de yapay zekâ tabanlı tarama sistemleri aktif olarak kullanılmaktadır.</p>



<p>Ayrıca, RFID teknolojisi ile entegre çalışan yapay zekâ sistemleri, yolcu hareketlerini analiz ederek şüpheli davranışları tespit edebilmektedir. Tayland’da, yapay zekâ destekli sistemler havaalanı bagaj tarama ve yolcu davranış analizi işlemlerinde aktif olarak kullanılmaktadır (Chen, 2020).</p>



<p><strong>3. TÜRKİYE&#8217;DE UYGULAMALAR VE MEVCUT DURUM</strong></p>



<p>Ticaret Bakanlığı, gümrük işlemlerinde dijitalleşmeye yönelik önemli adımlar atmaktadır. <strong>Yapay Zekâ Destekli Muhafaza Analiz Programı (MUHAFIZ)</strong> sayesinde gümrük idaresinin kontrol ve takip işlevini güçlendirilmektedir. <strong>Milli Tarama Sistemleri (MİLTAR)</strong> projesi kapsamında yapay zekâ ile görüntü işleme uygulamasını hayata geçirebilmeye yönelik çalışmalar devam etmektedir.&nbsp; Ayrıca, ürün denetimlerini risk bazlı olarak yapılmasını sağlayan <strong>TAREKS</strong>’in yapay zekâ teknolojisi tabanlı hale getirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. <strong>Kolay İhracat Platformu </strong>ihracatçılara hedef pazar tavsiyesi sunan yapay zekâ tabanlı bir sistem olarak hizmet vermektedir.</p>



<p><strong>4. YAPAY ZEKÂNIN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR</strong></p>



<p>Yapay zekâ teknolojisinin gümrük süreçlerine entegrasyonu, idari yükün hafifletilmesinden maliyet etkinliğine kadar pek çok avantaj sunmaktadır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Zaman Tasarrufu:</strong>&nbsp;Yapay zekâ, beyanname hazırlanması, veri doğrulama ve belge kontrolü gibi işlemleri otomatikleştirerek işlem sürelerini önemli ölçüde azaltır. Gürcistan&#8217;da gümrük beyannamesi düzenleme süresi 20 dakikadan 3 dakikaya inmiştir.</li>



<li><strong>Maliyet Etkinliği:</strong>&nbsp;Otomasyon sayesinde gereksiz iş gücü ihtiyacı azaltılır. Elektronik işlemlerle kırtasiye giderlerinden tasarruf edilir.</li>



<li><strong>Doğruluk ve Uyum:</strong>&nbsp;Yapay zekâ algoritmaları, veri giriş hatalarını ve yanlış sınıflandırmaları azaltarak beyan doğruluğunu artırır. Bu da cezai yaptırımların ve hukuki ihtilafların önüne geçer.</li>



<li><strong>Güvenlik:</strong>&nbsp;Gelişmiş risk analizleri ve otomatik kontroller sayesinde, yasa dışı ticaret faaliyetleri ve kaçakçılık daha hızlı tespit edilir. Bu da toplum sağlığı ve ulusal güvenlik açısından koruyucu etki yaratır.</li>



<li><strong>Şeffaflık ve İzlenebilirlik:</strong>&nbsp;Tüm işlemler kayıt altına alınır, raporlanabilir hale gelir. Bu da yolsuzlukla mücadelede etkinlik sağlar.</li>
</ul>



<p><strong>5. KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR VE TAŞIDIĞI RİSKLER</strong></p>



<p>Yapay zekâ uygulamalarının sunduğu sayısız avantajın yanı sıra, bu teknolojilerin gümrük süreçlerine entegrasyonunda dikkat edilmesi gereken bazı zorluklar da bulunmaktadır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Veri Güvenliği ve Mahremiyet:</strong>&nbsp;Yapay zekâ sistemlerinin beslendiği veri havuzları, siber saldırılara karşı savunmasız kalabilir. Kritik ticaret verilerinin korunması için güçlü güvenlik protokolleri gereklidir.</li>



<li><strong>Algoritmik Şeffaflık:</strong>&nbsp;Yapay zekâ kararlarının nasıl alındığı genellikle &#8220;kara kutu&#8221; mantığında işlediği için denetlenebilirlik sorunları yaşanabilir. Bu da kurumsal güveni ve hesap verebilirliği zayıflatabilir.</li>



<li><strong>Yüksek Yatırım Maliyetleri:</strong>&nbsp;Gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin kurulumu, donanım ve yazılım yatırımları ile birlikte yüksek maliyetler doğurabilir. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkeler için bir engel oluşturur.</li>



<li><strong>Teknik Yetkinlik Eksikliği:</strong>&nbsp;Yapay zekâ sistemlerinin sürdürülebilir şekilde işletilmesi için bu alanda uzman personele ihtiyaç vardır. Teknik bilgi ve insan kaynağı eksikliği, uygulamaların yaygınlaşmasını geciktirebilir.</li>



<li><strong>Etik ve Hukuki Belirsizlikler:</strong>&nbsp;Yapay zekâya dayalı kararların yanlış çıktıları mağduriyetlere yol açabilir. Bu alanda açık mevzuat ve denetim mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.</li>
</ul>



<p><strong>6. SONUÇ</strong></p>



<p>Yapay zekâ, gümrük idareleri için sadece bir teknolojik araç değil, aynı zamanda yapısal dönüşümün kilit unsurudur. Artan işlem hacmi, karmaşık ticaret zincirleri ve sınır ötesi güvenlik tehditleri, geleneksel yöntemlerle yönetilmesi güçleşen bir yapı ortaya koymaktadır. Bu bağlamda yapay zekâ, veriye dayalı karar alma kapasitesini geliştirerek, kaynakların etkin kullanımı, işlem hızında artış ve şeffaflık gibi çok yönlü faydalar sağlamaktadır.</p>



<p>Dünya genelindeki örnekler, yapay zekâ uygulamalarının gümrükteki çeşitli işlevleri nasıl dönüştürdüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Brezilya&#8217;da risk analizi, Kore&#8217;de görüntü işleme, Hindistan&#8217;da kıymet denetimi gibi başarılı örnekler, bu teknolojinin ölçeklenebilirliğini ve çok yönlülüğünü göstermektedir. Ticaret Bakanlığı da bu dönüşümde önemli adımlar atmış; MİLTAR, MUHAFIZ, TAREKS ve Kolay İhracat Platformu gibi sistemlerle yapay zekâyı stratejik olarak konumlandırmıştır.</p>



<p>Ancak bu gelişimin sürdürülebilir olması için veri güvenliği, algoritmik şeffaflık, insan kaynağı gelişimi ve yasal çerçeve gibi tamamlayıcı alanlarda da eş zamanlı ilerleme sağlanmalıdır. Yapay zekânın sunduğu olanaklardan tam anlamıyla faydalanmak, sadece teknolojik yatırımlarla değil, aynı zamanda kurumsal kültür ve yönetişim anlayışındaki değişimle mümkündür.</p>



<p>Gümrük idarelerinin, yapay zekâyı sadece bir verimlilik aracı olarak değil, aynı zamanda ticaretin kolaylaştırılması, yasa dışı ticaretle mücadele ve kamu gelirlerinin korunması açısından stratejik bir unsur olarak benimsemesi gerekmektedir. Bu vizyonla atılacak her adım, Türkiye’nin küresel ticaretteki rekabet gücünü daha da artırmasına katkı sağlayacaktır.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong></h4>



<p>Chen, Z. (2020). <em>Smart and seamless Customs control to serve and protect global travel</em>. <a href="https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-93-october-2020/smart-and-seamless-customs-control-to-serve-and-protect-global-travel/">https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-93-october-2020/smart-and-seamless-customs-control-to-serve-and-protect-global-travel/</a> adresinden alındı</p>



<p>Coutinho, G. (2018). <em>Brazil’s new integrated risk management solutions</em>. 2024 tarihinde <a href="https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-86/brazils-new-integrated-risk-management-solutions/">https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-86/brazils-new-integrated-risk-management-solutions/</a> adresinden alındı</p>



<p>Customs Administration of the Netherlands. (2022). <em>Smarter Supervision with the Help of AI Models and Autodetection</em>. 2024 tarihinde <a href="https://www.aboutnetherlandscustoms.nl/latest/articles/customs-articles/2022/smarter-supervision-with-the-help-of-ai-models-and-autodetection">https://www.aboutnetherlandscustoms.nl/latest/articles/customs-articles/2022/smarter-supervision-with-the-help-of-ai-models-and-autodetection</a> adresinden alındı</p>



<p>Demirel, B. (2022). <em>Gümrüğe Dair Notlar</em>. 2024 tarihinde <a href="https://tr.linkedin.com/pulse/gümrüğe-dair-notlar-barış-demirel-2e">https://tr.linkedin.com/pulse/gümrüğe-dair-notlar-barış-demirel-2e</a> adresinden alındı</p>



<p>Shamirzayan, A. (2022). <em>The Future of Trade Lies in Artificial Intelligence</em>. <a href="https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-99-issue-3-2022/future-of-trade-ai/">https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-99-issue-3-2022/future-of-trade-ai/</a> adresinden alındı</p>



<p>WCO. (2019). <em>Dubai Customs uses artificial intelligence to boost productivity</em>. 2024 tarihinde WCO News: <a href="https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-90/dubai-boost-productivity/">https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-90/dubai-boost-productivity/</a> adresinden alındı</p>



<p>WCO. (2023a). <em>HS Code Recommendation Algorithm</em>. 2024 tarihinde <a href="https://bacuda.wcoomd.org/#aihs ">https://bacuda.wcoomd.org/#aihs </a>adresinden alındı</p>



<p>WCO/WTO. (2022a). <em>Study Report on Disruptive Technologies 2022.</em> Brussels, Geneva: WCO, WTO.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticaret Bakanlığı Personelinin Emekliliğinde Silah Taşıma ve Bulundurma Hakkına Yönelik Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/ticaret-bakanligi-personelinin-emekliliginde-silah-tasima-ve-bulundurma-hakkina-yonelik-bir-degerlendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek Nebioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:12:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Carrying a weapon]]></category>
		<category><![CDATA[exemption from fees]]></category>
		<category><![CDATA[harç muafiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[personal inventory gun]]></category>
		<category><![CDATA[Silah taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[zati demirbaş tabanca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7953</guid>

					<description><![CDATA[Ticaret Bakanlığında görevli Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı, Bölge Amiri, gümrük muhafaza hizmetlerini yürüten Gümrük ve Ticaret Denetmeni ile Denetmen Yardımcısı, Kısım Amiri ve Muhafaza Memuru genel kolluk kuvveti personeline tanınan silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisine sahiptir. Bahse konu personelden sadece bir kısmı emekli olması halinde silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler için her türlü vergi, resim ve harçtan muaf durumundadır. İlaveten, Gümrük Muhafaza Teşkilatı personeli dışında, ülkemizde adli kolluk olarak görev yapan personelden 10 yıl görev yaptıktan sonra ayrılanların emeklilikte silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmaktadır. Bu çalışmada, yaşanan bu eşitsizliklerin giderilmesini teminen 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda değişiklik yapılması teklif edilmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Ticaret Bakanlığında görevli Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı, Bölge Amiri, gümrük muhafaza hizmetlerini yürüten Gümrük ve Ticaret Denetmeni ile Denetmen Yardımcısı, Kısım Amiri ve Muhafaza Memuru genel kolluk kuvveti personeline tanınan silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisine sahiptir. Bahse konu personelden sadece bir kısmı emekli olması halinde silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler için her türlü vergi, resim ve harçtan muaf durumundadır. İlaveten, Gümrük Muhafaza Teşkilatı personeli dışında, ülkemizde adli kolluk olarak görev yapan personelden 10 yıl görev yaptıktan sonra ayrılanların emeklilikte silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmaktadır. Bu çalışmada, yaşanan bu eşitsizliklerin giderilmesini teminen 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda değişiklik yapılması teklif edilmektedir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Silah Taşıma, Zati Demirbaş Tabanca, Harç Muafiyeti.</p>



<p><strong>An Evaluation of the Right to Carry and Possess Firearms for the Ministry of Trade Personnel Upon Retirement</strong></p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>The Director General of Customs Enforcement, Deputy Director General, Department Head, Regional Director, Deputy Regional Director, Customs Director, Customs Enforcement Smuggling and Intelligence Director, Deputy Customs Director, Regional Director, Customs and Trade Inspectors and Assistant Inspectors carrying out customs enforcement services, Section Manager and Customs Enforcement Officer, who are employed in the Ministry of Trade, are authorized to carry, possess, and use firearms, as is granted to law enforcement personnel. When part of the mentioned personnel retire, they are exempt from any taxes, duties, and fees related to the documents and records that authorize them to carry or possess firearms. Additionally, except for the personnel of the Customs Enforcement Organization, the records and documents that authorize personnel who have served as judicial officers in our country for 10 years and then leave the service to carry or possess firearms in retirement are exempt from all kinds of taxes, duties, and fees. In this study, it is proposed to amend Law No. 6136 on Firearms, Knives, and Other Tools in order to address these inequalities.</p>



<p><strong>Keywords: </strong>Carrying a Weapon, Personal Inventory Gun, Exemption From Fees.</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Bilindiği üzere, Gümrük Muhafaza teşkilatı gümrüklü alanlarda kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasından sorumludur ve aynı zamanda ülke genelinde kaçakçılıkla mücadele ile görevlidir.</p>



<p>Gümrükler Muhafaza Teşkilatı ticaret erbabımızın rekabet gücünü zayıflatarak, gelir dağılımında adaletsizliğe ve haksız kazanca neden olan yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla etkin mücadele edilmesine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.</p>



<p>Kaçakçılığın önlenmesi amacıyla yürütülen faaliyetlerde sağlanan başarı, güvenli bir ortamda ticari faaliyette bulunmak isteyen dürüst girişimcilerimize önemli destek sağlamakta, devlete duyulan güveni artırdığı gibi, ekonomide fırsat eşitliğini ve adaletli bir kaynak dağılımını da temin etmektedir.</p>



<p>Ayrıca, Gümrük Muhafaza personeli gümrüklü yer ve sahalarda kamu düzeninin bozulmasını önleyecek tedbirleri alarak buraların takip ve muhafazasını sağlamakta, gümrük kapılarında ve diğer gümrüklü yer ve sahalarda giriş ve çıkış yapan kişi, eşya ve taşıtların muhafazası ile gümrüğe sevk edilmesini sağlayarak gümrük işlemleri bitmeden buralardan çıkmalarını önlemektedir.</p>



<p>Malumları olduğu üzere, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 164 üncü maddesi,</p>



<p><em>“Adlî kolluk ve görevi</em></p>



<p><em>Madde 164 – (1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.</em></p>



<p><em>&nbsp;(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.</em></p>



<p><em>(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.”</em> hükümlerini amirdir.</p>



<p>Bu bağlamda, Gümrük Muhafaza personelinin bir kısmı aynı zamanda, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile birlikte ülkemizdeki dört adli kolluk biriminden biri olarak da görev yapmaktadır. Söz konusu personel, Cumhuriyet savcısının adli görevlere ilişkin emirlerini yerine getirmektedir.</p>



<p>Adli kolluk personeli, 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adli Kolluk Yönetmeliğinin “Görev ve yetkiler” başlıklı 6 ncı maddesinde de belirtildiği üzere, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine olan tüm delilleri, kanunda ön görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına almak ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcısına sunmakla yükümlüdür. Hukuka aykırı delil elde edildiğinin tespiti hâlinde, fezlekede bu hususa da yer verilir. Adlî&nbsp;kolluk&nbsp;görevlileri diğer soruşturma işlemlerini de aynı titizlikle yerine getirir.</p>



<p>Yukarıda ana hatlarıyla yer verilen görevlerin bir gereği de olarak Gümrük Muhafaza personeli ve üst amirleri silah kullanma ve taşıma haklarını haizdir. Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığında görevli Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı, Bölge Amiri, gümrük muhafaza hizmetlerini yürüten Gümrük ve Ticaret Denetmeni ile Denetmen Yardımcısı, Kısım Amiri ve Muhafaza Memuru genel kolluk kuvveti personeline tanınan silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisine sahiptir.</p>



<p>Ticaret Bakanlığı Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte, bahse konu personele zati demirbaş tabanca satışı öngörülmüştür. Söz konusu tabancaların, personelin memuriyet görevi süresince taşıyacağı, kullanmak zorunda olduğu, üçüncü kişilere satış, devir ve hibesinin yapılamayacağı, emeklilik suretiyle memuriyetten ayrılma durumunda&nbsp;envanter&nbsp;kaydından çıkarılarak personelin zati malı olacağı da hüküm altına alınmıştır.</p>



<p>Yukarıda değinilen personelin emekli olmaları halinde sadece bir kısmı silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler için her türlü vergi, resim ve harçtan muaf durumundadır. Mezkûr yetkiye ast konumundaki personel sahip iken, personelin amiri konumunda unvana haiz personele bu hakkın tanınmadığı görülmektedir.</p>



<p>Bahse konu personel arasındaki eşitsizliğin giderilmesi ve çalışma barışının zedelenmemesi için ilgili mevzuatta değişiklik yapılarak bu durumun önüne geçilmesinde fayda bulunduğu değerlendirilmektedir.</p>



<p>İlaveten, Gümrük Muhafaza Teşkilatı personeli dışında, ülkemizde adli kolluk olarak görev yapan personelden 10 yıl görev yaptıktan sonra ayrılanların emeklilikte silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmaktadır. Benzer bir hakkında, Gümrük Muhafaza Teşkilatı personeline de tanınarak yaşanan eşitsizliğin giderilmesinde fayda bulunduğu düşünülmektedir.</p>



<p><strong>1.&nbsp;&nbsp; TANIMLAR</strong></p>



<p>6136 sayılı Kanunda silah ya da ateşli silah tanımı yer almamakla birlikte, 1/6/1991 tarihli ve 20888 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin <em>“Tanımlar”</em> başlıklı 2’nci maddesinin;</p>



<p>(b) bendinde silah; <em>uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden, ruhsata tabi araç ve aletlerin tümü</em>,</p>



<p>(e) bendinde ateşli silah; <em>mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahlar</em> şeklinde tanımlanmaktadır.</p>



<p>Yine, aynı Yönetmeliğe göre taşıma ruhsatı <em>“Ateşli silah taşımalarına izin verilen kişiler adına düzenlenen belgeyi</em>”,</p>



<p>Bulundurma ruhsatı da <em>“Ateşli silah bulundurmalarına izin verilen kişiler adına düzenlenen belgeyi”</em> ifade etmektedir.</p>



<p>9/5/2020 tarihli ve 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmeliğin <em>“Tanımlar”</em> başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının;</p>



<p>(g) bendinde silah; <em>Bakanlığın (Genel Müdürlük)&nbsp;envanterinde&nbsp;kayıtlı demirbaş tabanca ile Genel Müdürlükçe yurt içi ve yurt dışından satın alınacak tabancaları,</em></p>



<p>(ğ) bendinde zati demirbaş tabanca;&nbsp; <em>Bakanlığın (Genel Müdürlük) envanterinde kayıtlı devlet malı silah iken, bu Yönetmelik hükümleri gereği silah taşıma yetkisini haiz personele bedeli mukabili satışı yapılarak kayıt ve takip işlemleri Silah Takip Programında izlenilen, personelin memuriyet görevi süresince taşınmak ve kullanılmak zorunluluğu olan üçüncü kişilere satış, devir ve hibesi yapılamayan, emeklilik suretiyle memuriyetten ayrılma durumunda&nbsp;envanter&nbsp;kaydından çıkarılarak personelin zati malı olacak silahı</em> şeklinde tanımlanmaktadır.</p>



<p><strong>2.&nbsp;&nbsp; TİCARET BAKANLIĞI PERSONELİNİN SİLAH TAŞIMA VE BULUNDURMA HAKKI</strong></p>



<p>Bakanlık bünyesinde görev yapan personelden hangi ünvanların silah taşıma ve bulundurma hakkına sahip oldukları, 8/6/2011 tarihli ve 27958 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 640 Sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39’uncu maddesinde yer almaktaydı. Ancak, söz konusu KHK’nın ismi 9/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 29’uncu maddesi ile “Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” olarak revize edilmiş olup, yeni düzenleme ile birlikte mezkûr Kararnamenin birçok maddesi mülga edilmiştir. Fakat “Silah taşıma” başlıklı 39’uncu madde yeni Kararnamede de aynı şekilde yer almıştır. Bu bağlamda ilgili maddeye göre;</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Daire Başkanı,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük ve Ticaret Bölge Müdür Yardımcısı,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük Müdürü,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük Müdür Yardımcısı,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük Muhafaza Bölge Amiri,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük muhafaza hizmetlerini yürüten Gümrük ve Ticaret Denetmeni ile Gümrük ve Ticaret Denetmen Yardımcısı,</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük Muhafaza Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru</p>



<p>Genel kolluk kuvveti personeline tanınan silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisine sahiptir. Bu personelin kullanacağı silah ve mühimmat Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü tarafından temin edilmektedir. İlaveten, ilgili maddede silah taşıma, bulundurma ve genel hükümler çerçevesinde kullanmaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.</p>



<p>Yine, Bakanlık Makamının 23/5/2012 günlü 1031 sayılı Onayı ile yürürlüğe giren ve Bakanlığın silah taşımaya yetkili personelinin, silah taşıma, bulundurma ve kullanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personelinin Silah Taşıma, Bulundurma ile Kullanım Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin <em>“Silah taşımaya yetkili personel</em>” başlıklı 4’üncü maddesi,</p>



<p><em>“(1) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı, Bölge Amiri, gümrük muhafaza hizmetlerim yürüten Gümrük ve Ticaret Denetmeni ile Denetmen Yardımcısı, Kısım Amiri ve Muhafaza Memuru genel kolluk kuvveti personeline tanınan silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisine sahiptir.</em></p>



<p><em>(2) Silah taşımaya yetkili personel, kendisine zimmetlenen silahı satamaz, başkasına geçici veya emanet olarak veremez.”</em> hükümlerini amirdir.</p>



<p>Görüldüğü üzere, mezkûr maddeler doğrultusunda gerek taşra teşkilatında gerekse merkez teşkilatında görevli Gümrük Muhafaza personeli ile muhafaza birimlerinin merkez ve taşra teşkilatında görevli üst amirlerine silah taşıma, bulundurma ve kullanma yetkisi verilmiştir.</p>



<p>Bahse konu personel, 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 21/3/2007 tarih ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 5271 sayılı Kanun hükümleri kapsamında, genel kolluk kuvveti personeline tanınan yetki çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde silah kullanma yetkisini haizdir. Türkiye Gümrük Bölgesi veya Gümrük Bölgesi ibaresi, 7/10/2009 tarihli ve 27369 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesine göre <em>Türkiye Cumhuriyeti topraklarını, karasularını, iç sularını ve hava sahasını kapsayan Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesini</em> ifade etmektedir.</p>



<p>Emniyet Genel Müdürlüğünün silah ruhsat hizmetlerindeki uygulamaları düzenlediği&nbsp; ve 26/4/2023 tarihli ve 40347008-1010753- (32066) sayılı Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren “Silah İşlemleri Genelgesi”nin <em>“</em><em>Yivli-Setli Silahlar ve Ruhsat İşlemleri”</em> başlıklı “İkinci Bölümü”nde yer alan<em> “4.2.3.4. 91/1779 Sayılı Yönetmelik’in 8’inci Maddesinin Birinci Fıkrası (a) Bendi (4) Numaralı Alt Bendi Kapsamında” </em>başlığı altında özel kanunlarına göre her zaman ve her yerde silah taşıma yetkisine sahip, yirmi bir yaşını doldurmuş görevlilere, harçsız ve görev süresi devamınca silah taşıma ruhsatı düzenleneceği hüküm altına alınmış olup, bu bağlamda yukarıda değinilen Bakanlığımız personeli ilgili başlık altında sayılan görevliler arasındadır.</p>



<p>7/11/2018 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete’de “7190 sayılı Gümrük Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” yayımlanmış olup, söz konusu Kanunun 19’uncu maddesinde, 6136 sayılı Kanunun ek 8’inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>



<p><em>“Cumhurbaşkanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğündeki koruma personeline ve bunların amirlerine; Milli Savunma Bakanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki subay, astsubay ve uzman erbaşlara; Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, kendi bünyelerindeki subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara; Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermiler, emniyet hizmetleri sınıfı personeline; Ticaret Bakanlığınca satın alınan tabanca ve mermiler, Ticaret Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında silah taşıma yetkisini haiz personele, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati demirbaş silah olarak satılır. Satılan silahların ayrılma, ihraç ve benzeri sebeplerle geri alınma usul ve esasları ile satılma şekil ve şartları, zayi, hasar, onarım, kadro standardı dışı bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temini ve diğer hususlar çıkarılan yönetmeliklerle belirlenir.”</em></p>



<p>Malumları olduğu üzere, 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmi Gazete’de Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik; 8/5/2001 tarihli ve 24396 sayılı Resmi Gazete’de Türk Silahlı Kuvvetleri Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zatî Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda, 6136 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklik ile Ticaret Bakanlığında da silah taşıma yetkisine sahip tüm unvanlara “zati demirbaş tabanca” satılması zorunlu hale getirilmiş olup, nitekim bu doğrultuda bir yönetmelik çıkarılması ihtiyacı hasıl olmuş ve Ticaret Bakanlığı Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Böylece, bütçe imkanlarıyla temin edilen silahların personel tarafından satın alınması ile tasarruf sağlanması ve diğer kolluk personeline tanınan haklardan muhafaza personelinin de istifade ettirilmesi sağlanmıştır.</p>



<p>Söz konusu Yönetmelik ile Ticaret Bakanlığınca satın alınan tabanca ve mermilerin silah taşıma yetkisini haiz personele görevlerinde kullanılmak üzere, bedeli mukabilinde zati demirbaş tabanca olarak satılması, bu tabancaların personelin görevi bırakması, devlet memurluğundan çıkarılması ve benzeri sebeplerle görevden ayrılmaları halinde geri alınması usul ve esasları ile satılma şekli ve şartları, zayi, hasar, onarım, kadro standardı dışına bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temininin esas ve usulleri belirlenmiştir.</p>



<p>Mezkûr Yönetmeliğin kapsadığı personel Yönetmeliğin 3’üncü maddesinde yer aldığı üzere, <em>“8/6/2011 tarihli ve 27958 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 640 sayılı Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu maddesinde sayılan ve silah taşıma yetkisini haiz olan Bakanlık personeli” </em>olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda, 640 sayılı Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39’uncu maddesinde sayılan ve silah taşıma yetkisini haiz olan Bakanlık personeline zati demirbaş tabanca satışı ön görülmüştür.</p>



<p>Burada şu hususa da değinmek gerekir, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünün tüm gümrük ve dış ticaret bölge müdürlüklerine dağıtımlı 27/7/2020 tarihli ve 56120283 sayılı yazısında da belirtildiği üzere, silah taşıma yetkisini haiz bir kadroda bulunmayıp 640 sayılı Kanun hükmünde Kararname’nin 39’uncu maddesinde belirtilen görevleri vekâleten veya tedviren görevlendirme suretiyle yürüten personele zati demirbaş tabanca satışının yapılmaması talimatlandırılmıştır.</p>



<p><strong>3.&nbsp;&nbsp; TİCARET BAKANLIĞI PERSONELİNİN EMEKLİ OLMASI DURUMUNDA SİLAH TAŞIMA VE BULUNDURMA HAKKI</strong></p>



<p>Konu ile ilgili mevzuat incelendiğinde, makalenin ikinci başlığı altında yer alan personelin emekli olması durumunda silah taşıma ya da mesken veya iş yerinde bulundurma hakkının, 6136 sayılı Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (B) alt bendi (g) fıkrası uyarınca sadece,</p>



<p>· Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür,</p>



<p>· Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı,</p>



<p>· Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı,</p>



<p>· Merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru</p>



<p>Ünvanlarından emekli olan personele tanındığı görülmektedir.</p>



<p>Konu ile ilgili Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğinde yer alan maddeler ise şu şekildedir.</p>



<p><em>“Ruhsatlar</em></p>



<p><em>Madde 3- ..</em></p>



<p><em>Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi kapsamına giren emekli kamu görevlilerine verilen silah taşıma ve bulundurma ruhsatları ile bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen kamu görevlilerine verilen silah bulundurma ruhsatları süre kaydına tabi tutulmaz. Ancak, bu şahısların silah taşıma ve bulundurma şartlarını koruyup korumadıkları hususu her beş yılda bir araştırılır.</em></p>



<p><em>Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentleri kapsamına giren kişilerin taşıyacakları veya bulunduracakları ateşli silahların taşınmasına veya bulundurulmasına yetki veren kayıt ve belgeler ile ruhsatlar harca tabi değildir.</em></p>



<p><em>..</em></p>



<p><em>Kamu görevlilerine verilecek taşıma ruhsatlarına ilişkin esaslar</em></p>



<p><em>Madde 6- ..</em></p>



<p><em>“Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentleri kapsamında olup, kanuni sınırlar içinde her yerde ve her zaman silah taşıma yetkisine sahip bulunanların, mevzuata uygun olarak edindikleri zati silahları kimlik belgesine işlenir. Kimlik belgesinde silah kaydına ait kısım yok ise, zati silahları için harçsız silah taşıma ruhsatı düzenlenir. Üzerine silah kaydı yapılan kimlik belgeleri silah taşıma ruhsatı yerine geçer.</em></p>



<p><em>..</em></p>



<p><em>Emekli kamu görevlileri</em></p>



<p><em>Madde 10- …</em></p>



<p><em>Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı, kaçakçılık ve istihbarat müdürü, bölge amiri, kısım amiri ve gümrük muhafaza memurlarına, …</em></p>



<p><em>ikamet ettikleri yer valiliğine müracaatları halinde, mevcut veya alacakları zati silahları için taşıma ruhsatı verilir.”</em></p>



<p>Yine, Silah İşlemleri Genelgesinin <em>“4.4.3.6. 91/1779 Sayılı Yönetmelik’in 10’uncu Maddesinin Birinci Fıkrası (ı) Bendi Kapsamında”</em> başlığı altında da,</p>



<p><em>“Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde, genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı, kaçakçılık ve istihbarat müdürü, bölge amiri, kısım amiri, gümrük muhafaza memurluğu unvanlarından emekli olanlara, harçsız ve süresiz silah taşıma ruhsatı düzenlenir.” </em>Hükmü yer almaktadır.</p>



<p>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, bu başlık altında yer verilen Bakanlığımız personeli emekli olduğunda silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler için her türlü vergi, resim ve harçtan muaf durumundadır. <em>&nbsp;</em></p>



<p>640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre Bakanlığımız kadrolarında silah kullanma yetkisine haiz olarak Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü, Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü ve Gümrük Müdür Yardımcısı unvanlarında çalışan personele emekli olmaları durumunda harç muafiyeti tanınmamıştır.</p>



<p>Bu düzenleme doğrultusunda, zorunlu satışın sonucu olarak emeklilikte tabanca mülkiyeti öngörülen personelin bir kısmı harç ödemekten muaf tutulurken, bu personelin amiri konumundaki diğer personel ise harç ödemek durumunda bırakılmaktadır.</p>



<p>6136 sayılı Kanuna ilişkin olarak, işbu çalışmada değinilecek diğer bir husus ise mezkûr Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (A) alt bendine yönelik olacaktır.</p>



<p>Mevcut düzenlemede,</p>



<p><em>“</em><em>Madde 7</em><strong><em> – </em></strong><em>Ateşli silahları ancak; (…)</em></p>



<p><em>4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; A) … Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri</em>, <em>Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli, …</em></p>



<p><em>emekli olanlar.</em></p>



<p><em>&nbsp;….ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler.” </em>denilmektedir.</p>



<p>İlgili maddeden de anlaşılacağı üzere, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personelin emekli olması durumunda silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmuştur.</p>



<p>Söz konusu düzenlemeye bakıldığında, Gümrük Muhafaza personeli hariç diğer adli kolluk birimlerinde görev yapan personelden 10 yıl görev yaptıktan sonra ayrılanlara emekli olmaları halinde silah taşıma veya bulundurmaya yetki veren belgelerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu anlaşılmakta olup, yalnızca Gümrük Muhafaza personelinin söz konusu uygulamanın dışında tutulduğu görülmektedir.</p>



<p>Bu nedenle, bahse konu alt bentte değişiklik yapılarak, bent konusu kapsama gümrük muhafaza personelinin da dahil edilmesinde fayda bulunduğu değerlendirilmektedir.</p>



<p><strong>SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p>Malumları olduğu üzere, Gümrük Muhafaza personeli 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de belirtildiği üzere,</p>



<p>&#8211; Kara ve demiryolu kapıları ile gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında, serbest bölgeler, antrepolar ile gümrüklü yer ve sahalarda ve Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde gümrük muhafaza görevlerini yerine getirmek,</p>



<p>&#8211; Gümrüklü yer ve sahalarda kamu düzeninin bozulmasını önleyecek tedbirleri almak, buraların takip ve muhafazasını sağlamak, gerektiğinde müdahalede bulunarak durumu adli mercilere intikal ettirmek,</p>



<p>&nbsp;&#8211; Deniz ve hava limanlarıyla kara sınırlarındaki gümrük kapılarında ve diğer gümrüklü yer ve sahalarda giriş ve çıkış yapan kişi, eşya ve taşıtların muhafazası ile gümrüğe sevk edilmesini sağlamak ve gümrük işlemleri bitirilmeden buralardan çıkmalarını önlemek,</p>



<p>&#8211; Yatlara ilişkin işlemlerin yürütülmesini sağlamak,</p>



<p>&#8211; Gümrüklü yer ve sahalarda münhasıran, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde gerektiğinde ilgili kuruluşlarla iş birliği yapmak suretiyle kaçakçılığı önlemek, izlemek ve soruşturmak,</p>



<p>&#8211; Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde kişi, eşya ve taşıtların kaçakçılıkla mücadele kapsamında takibini yapmak,</p>



<p>&#8211; Kaçakçılıkla mücadele için bilimsel yöntemler de kullanmak suretiyle bilgi toplayarak gerekli araştırma, soruşturma ve operasyonları yapmak, taşra teşkilatının yapacağı operasyonları koordine etmek, gerektiğinde taşra teşkilatı ile müşterek operasyon yapmak,</p>



<p>&#8211; Kaçakçılıkla mücadele amacıyla ulusal ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapmak, bilgi değişiminde bulunmak, protokoller hazırlamak ve uygulamak, gerektiğinde müşterek operasyonlar yapmak,</p>



<p>&#8211; Kaçakçılıkla etkin mücadele etmek amacıyla ulusal ve uluslararası bilgi akışına dayalı veri tabanları oluşturmak, verileri işlemek, değerlendirmek ve risk analizi çerçevesinde kullanılabilecek nitelikte olanları ilgili birimlere iletmek,</p>



<p>&#8211; Adli kolluğa ilişkin olarak kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile verilen görevleri yapmak gibi görevleri ifa etmektedir.</p>



<p>Yine, 11/1/2022 tarihli ve 31716 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı Taşra Teşkilatı Hakkında Yönetmelikte de yer aldığı üzere Gümrük muhafaza personeli aşağıdaki görevleri de icra etmektedir.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük muhafaza hizmetlerine ilişkin standart iş ve işlem süreçlerinin belirlenmesi, basitleştirilmesi ve olası problemlerin çözümü ile ilgili çalışmaları yapmak.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Silah ve mermilerle ilgili işlemleri yürütmek.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkramiye dosyalarını hazırlamak, ilgili mercilere intikal ettirmek, takip ve arşiv işlemlerini yürütmek.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaçakçılıkla mücadelede kullanılan araç-gereç, teknik donanım ve dedektör köpeklerin belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kullanımını sağlamak ve ihtiyaçları belirlemek.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mahkemeler, cumhuriyet savcılıkları, kolluk birimleri veya hukuk birimlerinden gelen kaçakçılık dava ve soruşturma dosyaları ile ilgili talepleri karşılamak ve Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasına (KEMTV) ilişkin işlemleri yürütmek.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük muhafaza dışındaki kolluk kuvvetlerince yakalanan ve gümrüğe teslim edilen kaçak eşya, kaçak araç ve kaçak eşya naklinde kullanılan taşıta ilişkin dosya oluşturmak.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaçakçılık Bilgi Bankasına girilmiş kaçakçılık olaylarına ilişkin kayıtların güncellenmesi amacıyla, adli mercilerce verilmiş kesinleşmiş&nbsp;kararların tasdikli bir örneğini ilgili birime intikal ettirmek.</p>



<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrük ve gümrük muhafaza hizmetlerinin sürekli, etkin ve standartlara uygun şekilde yürütülmesini sağlamak ve denetlemek.</p>



<p>Gümrük muhafaza teşkilatı personeli ülke genelinde kaçakçılıkla mücadele görevini ifa ederken amiri ve memuru ile bir bütün olarak hizmet vermekte, özellikle kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini ve operasyonları sıralı amirlerin bilgisi ve koordinasyonunda yürütmektedir.</p>



<p>Bu bağlamda, Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürleri ve Bölge Müdür Yardımcıları ile Gümrük Müdürleri ve Müdür Yardımcıları muhafaza birimlerinin taşra teşkilatında üst amiri konumunda olup, bahse konu personelin zati demirbaş tabanca satın almak zorunda olmalarına rağmen, emrinde çalışan muhafaza personelinin aksine emeklilikte harç muafiyet hakları bulunmamaktadır.<strong></strong></p>



<p>6136 sayılı Kanunun 7’nci maddesi, Bakanlığımız kadroları arasındaki çalışma barışını olumsuz etkilemekte, ilaveten asta verilen bir haktan üstün yararlanamaması gibi bir fiili durumun yaşanmasına sebep olmaktadır.</p>



<p>Bu eşitsizliğin çözüme kavuşturulması, çalışma barışının tesisi ve aynı yetkiyi taşıyan personel arasında ayrım yaşanmamasının temin edilmesi amacıyla 6136 sayılı Kanunda bir değişiklik yapılmasında fayda bulunduğu düşünülmektedir.</p>



<p>Bu bağlamda, 6136 sayılı Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (B) alt bendi (g) fıkrasına “… Daire Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “taşra teşkilatında görevli Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü, Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı” ibarelerinin eklenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.</p>



<p>Mevcut durumda, 2025 yılı harç ücretleri incelendiğinde, Ankara Emniyet Genel Müdürlüğünün web sitesinde yer aldığı üzere (<a href="https://www.ankara.pol.tr/silahruhsat-harc-ucretleri">https://www.ankara.pol.tr/silahruhsat-harc-ucretleri</a>)&nbsp; silah bulundurma ruhsat ücreti 5 yıl için 25.282,70 TL, silah taşıma ruhsat ücreti 5 yıl için 79.002,00 TL, silah bulundurma ruhsat kart ücreti 1.100 TL, silah taşıma ruhsat kart ücreti 1.500 TL’dir. Bahse konu harç ücretleri her yıl ocak ayında Hazine ve Maliye bakanlığınca yeniden düzenlenmektedir.​ Çalışmamızda teklif edilen teklifin yürürlüğe girmesi halinde Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü, Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük Müdürü, Gümrük Müdür Yardımcısı ünvanlarında görevli personelden emekli olacak personel sayısı düşünüldüğünde, mezkûr uygulamanın bütçeye fazla bir maliyet getirmeyeceği değerlendirilmektedir.</p>



<p>Yine, çalışmamızın 3’üncü başlığı altında da ayrıntılı belirtildiği gibi, 6136 sayılı Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (A) alt bendi doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli emeklilikte silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmaktadır.</p>



<p>Bahse konu eşitsizliğin giderilmesi ve Gümrük Muhafaza personelinin de diğer tüm adli kolluk birimlerinde olduğu gibi söz konusu haktan istifade edebilmesini teminen, ilgili maddeye “ve Ticaret Bakanlığında silah kullanma yetkisini haiz bir unvanda en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla başka bir unvana atanan, kurum değiştiren veya istifa eden personel,”<strong> </strong>şeklinde bir ekleme yapılmasında fayda bulunduğu değerlendirilmektedir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>1)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun</p>



<p>2)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu</p>



<p>3)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 7/11/2018 tarihli ve 30941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “7190 sayılı Gümrük Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun</p>



<p>4)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi</p>



<p>5)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8/6/2011 tarihli ve 27958 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 640 sayılı Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname</p>



<p>6)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1/6/1991 tarihli ve 20888 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik</p>



<p>7)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adli Kolluk Yönetmeliği</p>



<p>8)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 7/10/2009 tarihli ve 27369 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği</p>



<p>9)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 9/5/2020 tarihli ve 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik</p>



<p>10)&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11/1/2022 tarihli ve 31716 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığı Taşra Teşkilatı Hakkında Yönetmelik</p>



<p>11)&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bakanlık Makamının 23/5/2012 günlü 1031 sayılı Onayı ile yürürlüğe giren Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personelinin Silah Taşıma, Bulundurma ile Kullanım Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik</p>



<p>12)&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emniyet Genel Müdürlüğünün 26/4/2023 tarihli ve 40347008-1010753- (32066) sayılı Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren “Silah İşlemleri Genelgesi”</p>



<p>13)&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünün 27/7/2020 tarihli ve 56120283 sayılı yazısı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/ticari-defterlerin-elektronik-ortamda-tutulmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:11:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Commercial Books]]></category>
		<category><![CDATA[Electronic Book]]></category>
		<category><![CDATA[Electronic Book Certificate]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Defter]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Defter Beratı]]></category>
		<category><![CDATA[Financial Seal]]></category>
		<category><![CDATA[Mali Mühür]]></category>
		<category><![CDATA[Mükellef]]></category>
		<category><![CDATA[Taxpayer]]></category>
		<category><![CDATA[Ticari Defterler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7912</guid>

					<description><![CDATA[Ticari defterlerin fiziki ortamda tutulması kural olmakla birlikte, belli şartları haiz olan mükelleflerin bu defterleri elektronik ortamda tutması mecburidir. Elektronik defter uygulamasına geçenler söz konusu defterleri kağıt ortamında tutamazlar. Mevzuatta öngörülen esaslara aykırı olarak elektronik defter oluşturan veya oluşturdukları elektronik defterleri yetkili makamların isteği üzerine ibraz etmeyenler ya da şartları sağladığı halde elektronik defter uygulamasına süresi içinde geçmeyenler adli ve/veya idari yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Elektronik ortamda tutulacak defterlere ilişkin usul ve kurallar ise Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 1 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği ile belirlenmiştir. Anılan Tebliğde, 2024 yılı içinde 21 Mayıs 2024, 8 Kasım 2024 ve 31 Aralık 2024 tarihlerinde olmak üzere üç önemli değişiklik yapılmıştır. İşte bu çalışmada, son düzenlemeler ışığında ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hususu detaylı olarak incelenmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Ticari defterlerin fiziki ortamda tutulması kural olmakla birlikte, belli şartları haiz olan mükelleflerin bu defterleri elektronik ortamda tutması mecburidir. Elektronik defter uygulamasına geçenler söz konusu defterleri kağıt ortamında tutamazlar. Mevzuatta öngörülen esaslara aykırı olarak elektronik defter oluşturan veya oluşturdukları elektronik defterleri yetkili makamların isteği üzerine ibraz etmeyenler ya da şartları sağladığı halde elektronik defter uygulamasına süresi içinde geçmeyenler adli ve/veya idari yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Elektronik ortamda tutulacak defterlere ilişkin usul ve kurallar ise Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 1 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği ile belirlenmiştir. Anılan Tebliğde, 2024 yılı içinde 21 Mayıs 2024, 8 Kasım 2024 ve 31 Aralık 2024 tarihlerinde olmak üzere üç önemli değişiklik yapılmıştır. İşte bu çalışmada, son düzenlemeler ışığında ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hususu detaylı olarak incelenmiştir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Ticari Defterler, Elektronik Defter, Mükellef, Mali Mühür, Elektronik Defter Beratı.</p>



<p><strong>KEEPING COMMERCIAL BOOKS IN ELECTRONIC ENVIRONMENT</strong></p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>Although it is a rule to keep commercial books in physical environment, taxpayers who meet certain conditions are obliged to keep these books in electronic environment. Those who have switched to electronic books application cannot keep the said books in paper form. Those who create electronic books in violation of the principles stipulated in the legislation or do not submit the electronic books they create upon the request of the competent authorities may face judicial and/or administrative sanctions. The procedures and rules regarding the books to be kept electronically have been determined by the Ministry of Trade and the Ministry of Treasury and Finance with the General Communiqué on Electronic Ledger No. 1. Three important amendments were made to the said Communiqué in 2024, on May 21, 2024, November 8, 2024 and December 31, 2024. In this study, the issue of keeping commercial books electronically in the light of the latest regulations is examined in detail.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Commercial Books, Electronic Book, Taxpayer, Financial Seal, Electronic Book Certificate.</p>



<p><strong>1. GİRİŞ</strong></p>



<p>Günümüzde bilişim teknolojileri, sağladıkları maliyet avantajı ve verimlilik gibi nedenlerle büyük bir hızla ilerlemekte ve buna bağlı olarak tacirler de iş süreçlerinde gittikçe daha yoğun bir şekilde bilişim teknolojilerinden faydalanmaktadır. Bu durum ise özellikle yüksek sayıda yasal defter, belge ve kayıtlara ilişkin süreçleri kağıt ortamında yürütmek zorunda olan vergi mükelleflerine yönelik, gelişen teknolojiye uygun yeni esas ve usullerin tespit edilmesini zorunlu kılmaktadır.</p>



<p>Bu doğrultuda, defter dosyalarının elektronik dosya biçiminde hazırlanması, kağıda bastırılmaksızın oluşturulması, kaydedilmesi, değişmezliğinin, bütünlüğünün ve kaynağının doğruluğunun elektronik imza/mali mühür araçları ile garanti altına alınması ve ilgililer nezdinde ispat aracı olarak kullanılabilmesi, bu defterlerin kağıt ortamında basım, tasdik ve saklama yükümlülüklerinin ortadan kaldırılması, mükelleflerin vergi kanunlarına uyumlarının artırılması, kayıt dışılığın izlenerek önlenmesi, elektronik denetim ve uzaktan denetim için uygun altyapının tesis edilmesi amaçlarıyla<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> mükelleflerin ticari defterlerini elektronik (e-defter) olarak tutabilmesine imkan sağlanmıştır.</p>



<p>Bu kapsamda, ticari defterlerin elektronik olarak tutulma esasları, Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan Elektronik Defter Genel Tebliği<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> (Sıra No: 1) (EDGT) ile belirlenmiştir.</p>



<p>İşte bu çalışmada, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hususu tüm yönleriyle ele alınmış ve değerlendirilmiştir.</p>



<p><strong>2. ELEKTRONİK DEFTERE İLİŞKİN MEVZUAT DÜZENLEMELERİ</strong></p>



<p>20.03.2011 tarihli ve 6215 sayılı Kanunla<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a>&nbsp; 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanununun<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a>&nbsp;66. maddesine eklenen <em>“</em><em>Bu defterler elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulabilir. Bu defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca çıkarılacak müşterek bir tebliğle belirlenir.”</em><em> </em>şeklindekifıkra ile ticari defterlerin, elektronik ortamda tutulabilmesine imkan sağlanmıştır. ETTK’da olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a> (TTK) 64. maddesinin üçüncü fıkrasında da, <em>“</em><em>Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.”</em> denilmek suretiyle bahsi geçen uygulamayı TTK devam ettirmiştir.</p>



<p>Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a> mükerrer 242. maddesi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı; elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması, düzenlenmesi ve ibraz edilmesi&nbsp; uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır. Aynı Kanunun mükerrer 257. maddesinde ayrıca adı geçen Bakanlığa, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin verme veya zorunluluk getirme, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının anılan Bakanlıkta veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması&nbsp;veya ibraz edilmesi zorunluluğu getirme, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.</p>



<p>Söz konusu Kanunların ilgili hükümlerine istinaden, Ticaret Bakanlığı (mülga Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) ile Hazine ve Maliye Bakanlığı (mülga Maliye Bakanlığı) tarafından 1 sıra numaralı Elektronik Defter Genel Tebliği yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu Tebliğde, en sonuncusu 31.12.2024 tarihli ve 32769 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a> olmak üzere 2019, Mayıs 2024 ve Kasım 2024 tarihlerinde 4 defa değişiklik yapılmıştır. EDGT ile birlikte elektronik defter uygulaması yürürlüğe girmiş ve hali hazırda “yevmiye defteri” ve “defteri kebir (büyük defter)” elektronik ortamda tutulabilmektedir. Envanter defterinin<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a> de ihtiyari olarak elektronik ortamda tutulması mümkündür.</p>



<p>Elektronik defter, ‘şekil hükümlerinden bağımsız olarak VUK ve/veya TTK’ya göre tutulması zorunlu olan defterlerde yer alması gereken bilgileri kapsayan elektronik kayıtlar bütünü’ şeklinde tanımlanabilir.</p>



<p><strong>3. ELEKTRONİK DEFTER TUTMAKLA YÜKÜMLÜ OLANLAR</strong></p>



<p>Elektronik defter uygulamasına dâhil olması zorunlu olan mükellefler, EDGT’nin üçüncü bölümü kapsamında aşağıda etraflıca açıklanmıştır.</p>



<p><strong>3.1. E-Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu Bulunan Mükellefler</strong><strong></strong></p>



<p>E-fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu bulunan mükellefler, bu mükellefiyetin bir sonucu olarak e-defter uygulamasına da dâhil olmaları gerekmektedir. Peki, kimler e-fatura uygulamasına geçmekle yükümlüdür? Hemen belirtelim ki, e-fatura uygulamasına dair düzenlemeler, Hazine ve Maliye Bakanlığınca Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a> (Sıra No: 509) yapılmıştır. Anılan Tebliğin IV.1.4 no.lu bölümü uyarınca e-fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu bulunan mükellefler şunlardır:</p>



<p>&#8211; Brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı), 2022 veya müteakip hesap dönemleri için 3 milyon TL ve üzeri olan mükellefler,</p>



<p>&#8211; 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan lisans alan (bayilik lisansı dâhil) mükellefler,</p>



<p>&#8211; Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa ve/veya ithal edenler,</p>



<p>&#8211; Mal veya hizmetlerin alınması, satılması, kiralanması veya dağıtımı işlemlerinin gerçekleştirilmesine aracılık etmek üzere internet ortamında 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ya da tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcıları, internet ortamında gerçek ve tüzel kişilere ait gayrimenkul, motorlu araç vasıtalarının satılmasına veya kiralanmasına ilişkin ilanları yayınlayan internet sitelerinin sahipleri veya işleticileri ile internet ortamında reklamların yayınlanmasına aracılık faaliyetinde bulunan internet reklamcılığı hizmet&nbsp;aracıları ile kendilerine veya aracı hizmet sağlayıcılarına ait internet sitelerinde veya diğer her türlü elektronik ortamda mal veya hizmet satışını gerçekleştiren mükelleflerden, 2022 veya müteakip hesap dönemleri için 500 bin TL ve üzeri brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) olanlar,</p>



<p>&#8211; 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre komisyoncu veya tüccar olarak sebze ve meyve ticaretiyle iştigal eden mükellefler,</p>



<p>&#8211;&nbsp;Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayan sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden tüm mükellefler (hastane, tıp merkezleri, dal merkezleri, diyaliz merkezleri, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri, tanı, tetkik ve görüntüleme merkezleri,&nbsp;laboratuvarlar, eczaneler, tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri,&nbsp;optisyenlik&nbsp;müesseseleri, işitme merkezi, kaplıcalar, beşeri tıbbi ürün/ürün sunan ve/veya üreten özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri, ecza depoları vb.),</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;Gayrimenkul ve/veya motorlu taşıt, inşa, imal, alım, satım veya kiralama işlemlerini yapanlar ile bu işlemlere aracılık faaliyetinde bulunan mükelleflerden brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı), 2022 veya müteakip hesap dönemleri için 500 bin TL ve üzeri olan mükellefler.</p>



<p>&#8211;&nbsp;Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediyelerden yatırım ve/veya işletme belgesi almak suretiyle konaklama hizmeti veren otel işletmeleri.</p>



<p>&#8211;&nbsp;2/4/2022 tarihli ve 31797 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Şarj Hizmeti Yönetmeliği kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan şarj ağı işletmeci lisansı alan mükellefler ile bu mükellefler tarafından sertifika verilen şarj istasyonu işletmecileri.</p>



<p>Yukarıda yer verilen mükellefler, e-fatura ve dolayısıyla e-defter uygulamasına geçiş yapmakla yükümlüdür.</p>



<p><strong>3.2. Bağımsız Denetime Tabi Olan Şirketler</strong></p>



<p>Ticari defterlerini elektronik ortamda tutması gereken bir diğer grup da bağımsız denetime tabi olan şirketlerdir. TTK’nın 397/4. maddesinde yer alan <em>“398 inci madde kapsamında denetime tabi olacak şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir.”</em> hükmü gereğince, hangi şirketlerin bağımsız denetime tabi olacağına karar verme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Söz konusu yetkiye istinaden bağımsız denetime tabi olacak şirketler en son 6434 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararı<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a> ile belirlenmiştir.</p>



<p>6434 sayılı Kararda, şirketlerin bağımsız denetime tabi olması bakımından ikili ayrıma gidilmiştir. Bunlardan birinci herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın mezkûr Kararın ekindeki (I) sayılı listesinde belirtilen şirketlerin; ikincisi de bu Kararda yer verilen üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan diğer şirketlerin bağımsız denetime tabi olmasıdır. Buna göre her iki ayrım aşağıda izah edilmiştir.</p>



<p><strong>3.2.1. Herhangi Bir Ölçüte Bağlı Olmaksızın Bağımsız Denetime Tabi Şirketler</strong></p>



<p>6434 sayılı Denetim Kararın 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın ekli (I) sayılı listede belirtilen şirketlerin, TTK ile 660 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde bağımsız denetime tabi olduğu belirtilmiştir. Bu şirketler şunlardır:</p>



<p>&#8211; 6362 sayılı Kanun uyarınca Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden; yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, portföy yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları, varlık kiralama şirketleri, merkezi takas kuruluşları, merkezi saklama kuruluşları, veri depolama kuruluşları, derecelendirme kuruluşları, değerleme kuruluşları, sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya işlem görmeleri amacıyla SPK’ca onaylanmış geçerlilik süresi bulunan izahname veya ihraç belgesi bulunan anonim şirketler, bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmemekle birlikte halka arz edilmeksizin pay hariç sermaye piyasası aracı ihraç eden (ihraç ettikleri sermaye piyasası araçlarının itfa edildiği hesap döneminin sonuna kadar) veya bu amaçla SPK’ca onaylanmış geçerlilik süresi bulunan ihraç belgesi olan anonim şirketler.</p>



<p>&#8211; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden; bankalar, derecelendirme kuruluşları, finansal holding şirketleri, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, finansman şirketleri, varlık yönetim şirketleri, finansal holding şirketlerinde ve bankalarda 5411 sayılı kanunda tanımlandığı şekliyle nitelikli paya sahip olan şirketler, tasarruf finansman şirketleri.</p>



<p>&#8211; Sigortacılık Kanunu ile 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında faaliyet göstermekte olan sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri.</p>



<p>&#8211; Borsa İstanbul piyasalarında faaliyet göstermesine izin verilen; yetkili müesseseler, kıymetli madenler aracı kurumları, kıymetli maden üretimi veya ticaretiyle iştigal eden şirketler.</p>



<p>&#8211; Lisanslı depo işletmeleri ile umumi mağazalar.</p>



<p>&#8211; 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun uyarınca RTÜK’ün düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden; internet ortamında isteğe bağlı yayın hakkına sahip olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar ile karasal ortamdan ulusal televizyon yayını yapma hakkı, uydu televizyon yayın lisansı ve birden fazla ile yönelik olarak kablolu televizyon yayın lisansından en az ikisine sahip olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar.</p>



<p>&#8211; EPDK’dan lisans, sertifika veya yetki belgesi alıp bu Kurum düzenlemelerine tabi olarak faaliyet gösteren ve söz konusu düzenlemeler uyarınca bağımsız denetim yükümlülüğü bulunan şirketler.</p>



<p>&#8211; 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının düzenleme ve denetimine tabi ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları.</p>



<p>&#8211; 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları.</p>



<p><strong>3.2.2. Belirli Ölçütleri Sağlamaları Halinde Bağımsız Denetime Tabi Olan Şirketler</strong></p>



<p>Doğrudan bağımsız denetime tabi olmamakla birlikte, belli ölçütlerin sağlamasına bağlı olarak bağımsız denetime tabi olacak sermaye şirketleriyle ilgili olarak 6434 sayılı Kararda üç ayrı ölçüt öngörülmüştür. Bu çerçevede;<strong></strong></p>



<p>1) Sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen ancak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında halka açık sayılan şirketlerden aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan diğer şirketler bağımsız denetime tabidir:</p>



<p>i) Aktif toplamı 30 milyon Türk lirası.</p>



<p>ii) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon Türk lirası.</p>



<p>iii) Çalışan sayısı 50 kişi.</p>



<p>2) Bağımsız Denetim Kararına ekli (II) sayılı listede belirtilen şirketler hakkında ise bağımsız ölçütleri aşağıdaki şekilde uygulanır:</p>



<p>i) Aktif toplamı 60 milyon Türk lirası.</p>



<p>ii) Yıllık net satış hasılatı 80 milyon Türk lirası.</p>



<p>iii) Çalışan sayısı 100 kişi.</p>



<p>Söz konusu Kararın (II) sayılı listesinde yer alan ve yukarıdaki ölçütlere tabi olan şirketler ise şunlardır:</p>



<p>&#8211; Çağrı merkezi şirketleri hariç olmak üzere, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve TTK’nın 1525. maddesi kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun düzenleme ve denetimine tabi olan şirketler.</p>



<p>&#8211; Gayri faal olan veya faaliyetleri geçici olarak durdurulan veya iptal edilmiş olan (gerekli ana sözleşme değişiklikleri ve benzeri prosedür işlemleri henüz gerçekleştirilmemiş olanlar dâhil) iştirak ve şirketler hariç olmak üzere, TMSF’nin iştirakleri ile mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Kanun kapsamında TMSF tarafından denetimi ve yönetimi devralınan şirketler.</p>



<p>&#8211; Sermayesinin en az %50’si belediyelere ait olan şirketler.</p>



<p>3) Yukarıda yer verilen (1) ve (2) numaralı kısımlarda belirtilenlerin kapsamında olmayan şirketler için eşik değerler ise şu şekildedir:</p>



<p>i) Aktif toplamı 150 milyon Türk lirası.</p>



<p>ii) Yıllık net satış hasılatı 300 milyon Türk lirası.</p>



<p>iii) Çalışan sayısı 150 kişi</p>



<p>Bu durumda faaliyet alanı ve/veya ortaklık yapısı itibariyle özellik arz etmeyen sermaye şirketlerinden yukarıda yer verilen ölçütlerden en az ikisinin eşik değerini art arda iki hesap döneminde aşan şirketler, müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetime tabi olurlar.</p>



<p>Bu halde yukarıdaki şartları sağlayıp da bağımsız denetime tabi olan şirketler, aynı zamanda elektronik defter uygulamasına tabi olmakla mükelleftir.</p>



<p><strong>3.3. Bilanço Esasına Göre Defter Tutmak Zorunda Olan Mükellefler ile İhtiyari Olarak Bilanço Esasına Göre Defter Tutmayı Tercih Eden Mükellefler</strong><strong></strong></p>



<p>VUK’un 177. maddesinde öngörülen hadleri aşanlar I. sınıf tüccar kabul edilmektedir ve I. sınıf tüccarlar bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlüdür. EDGT gereğince de bilanço esasına göre defter tutan mükellefler ile ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükelleflerin ticari defterleri elektronik ortamda tutmaları icap etmektedir.</p>



<p>VUK’un söz konusu hükmüne göre aşağıda yazılı limitleri aşan tüccarlar, I. sınıf tüccar olarak kabul edilmektedir. 2025 yılı için bu limitler şunlardır:</p>



<p>1- Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 2.000.000 TL’yi veya satışlarının tutarı 2.800.000 TL’yi lirayı aşanlar,</p>



<p>2- Yukarıda yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 990.000 TL’yi aşanlar,</p>



<p>3- 1. ve 2.&nbsp; bentte yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 2.000.000 TL’yi aşanlar,</p>



<p>4- Her türlü ticaret şirketleri (adi şirketler iştigal nevileri yukardaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.),</p>



<p>5- Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzel kişiler,</p>



<p>6- İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler.</p>



<p>Öte yandan, EDGT’ye 31.12.2024 tarihli Tebliğ değişikliği ile eklenen hükümde “VUK’un 172 ve 173. maddeleri gereğince defter tutmakla yükümlü olan dernek ve vakıfların iktisadi işletmelerinden bilanço esasına göre defter tutanların e-Defter uygulamasına dâhil olmalarının zorunlu olduğuna, diğer taraftan, söz konusu maddeler kapsamında defter tutma yükümlülüğü bulunmayan dernek, vakıf, sendika, oda, birlik, federasyon, konfederasyon gibi mükellefler ile kurumlar vergisinden muaf olan kooperatifler ve iflas kararının devamı müddetince iflas halinde olan mükelleflerin<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> e-Defter uygulamasına dâhil olma zorunluluğunun bulunmadığı” ifade edilmiştir.</p>



<p>Hemen belirtelim ki, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), yapılan analiz veya inceleme çalışmaları neticesinde riskli ya da vergiye uyum düzeyi düşük olduğu tespit edilen mükellefleri veya mükellef gruplarını faaliyet, sektör ve ciro tutarına bağlı olmaksızın, yazılı bildirim yapmak ve geçiş hazırlıkları için en az 3 ay süre vermek suretiyle elektronik defter uygulamasına geçme zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Kendisine yazılı bildirim yapılan mükelleflerin, yazılı bildirimde belirtilen süreler içinde bu uygulamaya dâhil olması gerekmektedir.</p>



<p>Son olarak,&nbsp;5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar ile iktisadi kamu kuruluşlarının elektronik defter uygulamasından yararlanma zorunluluğu bulunmamakla birlikte isteğe bağlı olarak uygulamaya dâhil olmaları mümkündür.</p>



<p><strong>4. ELEKTRONİK DEFTER UYGULAMASINA GEÇİŞ SÜRECİ</strong></p>



<p>Elektronik defter uygulamasına dâhil olma zorunluluğu bulunan mükelleflerden;</p>



<p>&#8211; Elektronik fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu bulunan mükellefler, elektronik fatura uygulamasına geçiş süresi içinde (Elektronik fatura uygulamasına yıl içinde zorunlu olarak geçen mükellefler bakımından izleyen yılın başından itibaren),</p>



<p>&#8211; TTK’nın 397/4. maddesi uyarınca bağımsız denetime tabi olan şirketler 01.01.2020 tarihinden itibaren, 2020 ve müteakip yıllarda bağımsız denetime tabi olma şartlarını sağlayan mükellefler ise şartların sağlandığı yılı takip eden yılın başından itibaren,</p>



<p>&#8211;&nbsp;1 Ocak 2025 tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler ile bu tarihten itibaren (bu tarih dâhil) ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler 1 Ocak 2025 tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren (VUK’un 174/3. maddesi kapsamında kendisine özel hesap dönemi tayin edilenler 2025 yılı içinde başlayan hesap dönemi başından itibaren), 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren (bu tarih dâhil) yeni işe başlayan, yeniden işe başlayan, sınıf değiştiren, yeni bir mükellefiyete giren ve vergi muafiyeti kalkan mükelleflerden ihtiyari ya da zorunlu olarak bilanço esasına göre defter tutacaklar işe başlama, sınıf değiştirme, yeni mükellefiyete girme ve muaflıktan çıkma tarihinden itibaren,</p>



<p>elektronik defter uygulamasına geçmek ve&nbsp;<a href="http://www.edefter.gov.tr/">edefter.gov.tr</a>&nbsp;adresinde format ve standardı belirlenen defterleri, elektronik defter olarak tutmak zorundadırlar.</p>



<p>Elektronik defter uygulamasına dâhil olmak zorunda olmasına rağmen uygulamaya dâhil olmayan mükelleflerin elektronik defter hesapları, zorunluluğun başladığı tarih itibarıyla GİB tarafından&nbsp;re’sen&nbsp;açılır ve durum mükellefe bildirilir. Bu bildirimin yapılmamış olması mükellefin elektronik defter uygulamasına dâhil olma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu mükellefler, elektronik defter uygulamasına dâhil olmaları gereken tarihten itibaren&nbsp;kağıt&nbsp;ortamında defter tutamazlar, kağıt ortamında tuttukları defterler hiç tutulmamış sayılır.</p>



<p><strong>5. ELEKTRONİK DEFTER UYGULAMASINDAN YARARLANMA ESASLARI</strong></p>



<p>EDGT kapsamında gerek zorunlu gerekse ihtiyari olarak defterlerini elektronik ortamda oluşturacak, kaydedecek, muhafaza ve ibraz edecek gerçek ve tüzel kişi mükelleflerin, mali mühür<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a> ya da dijital vergi dairesi veya e-devlet kapısı şifresi (gerçek kişi mükelleflerin alternatif olarak Nitelikli Elektronik Sertifika (NES) temin etmiş olmaları ve ayrıca elektronik defter işlemlerinde kullanmak üzere GİB’den uyumluluk onayı almış bir yazılıma sahip olmaları gerekmektedir. Söz konusu şartların yerine getirilmesi sonrasında edefter.gov.tr adresinde yayımlanan başvuru kılavuzuna uygun olarak elektronik defter uygulamasına başvuruda bulunulur.</p>



<p>Elektronik defter uygulamasına dâhil olanlar,&nbsp;<a href="http://www.edefter.gov.tr/">edefter.gov.tr</a>&nbsp;adresinde duyurulan format ve standartlara uygun olarak aylık dönemler&nbsp;(envanter defteri için hesap dönemi)&nbsp;itibarıyla e-defterlerini oluşturmaya ve saklamaya başlarlar. Elektronik defter uygulamasına dâhil olan mükellefler dâhil&nbsp;olmaları gereken&nbsp;aydan itibaren söz konusu defterlerini kâğıt ortamında tutamazlar. Bu mükelleflerin kağıt ortamında tuttukları defterler hiç tutulmamış sayılır.</p>



<p>Diğer taraftan, e-defter tutma elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayına ait beratın alınması açılış onayı, son ayına ait beratın alınması kapanış onayı, diğer aylara ait beratların alınması ise ilgili aylara ait defterlerin noter onayı yerine geçmektedir.</p>



<p>Bu arada, elektronik defter uygulamasından yararlananlar tarafından aylık dönemler halinde oluşturulacak e-defter ve berat dosyalarının;</p>



<p>&#8211; Gelir vergisi mükelleflerinde ilgili olduğu ayı takip eden dördüncü ayın 10. günü sonuna kadar, diğer mükelleflerde ilgili olduğu ayı takip eden dördüncü ayın 14. günü sonuna kadar,</p>



<p>&#8211; Hesap dönemlerinin son ayına ait olduğu durumlarda, e-defter ve berat dosyalarının gelir vergisi mükelleflerinde gelir vergisi beyannamesinin verileceği ayı takip eden ayın 10. günü sonuna kadar, diğer mükelleflerde kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği ayı takip eden ayın 14. günü sonuna kadar,</p>



<p>oluşturulması, NES veya mali mühürle zaman damgalı imzalanması/onaylanması ve bu defter ve berat dosyalarının e-defter uygulamasına yüklenmesi suretiyle berat dosyalarının GİB tarafından onaylı halinin alınması gerekmektedir. GİB mali mührünü de içeren berat dosyaları elektronik defter tutanlar tarafından e-defter uygulamasından indirilerek, istenildiğinde yetkili birimlere ibraz edilmek üzere ilgili olduğu e-defter dosyaları ile ilişikli şekilde birlikte muhafaza edilir. Gerekli işlemlerin neticesinde oluşturulan elektronik defterler, GİB tarafından onaylanan beratları ile birlikte muhafaza ve ibraz edilmesi koşuluyla VUK ve TTK kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edilir. Bununla beraber, GİB tarafından gerçekleştirilen berat onay işlemi, ilgili defterlerde yer alan kayıtların içerik ve gerçeğe uygunluk denetimi anlamına gelmemekte ve herhangi bir vergi incelemesini veya diğer incelemeleri ifade etmemektedir.</p>



<p>Yeri gelmişken belirtelim ki, elektronik defter ve berat dosyalarının mükelleflerin kendilerine ait NES veya mali mühür ile imzalanması esas olmakla birlikte, mükellefler tarafından noterde tanzim olunan özel vekâletnamede veya GİB tarafından belirlenen usullere göre oluşturulan elektronik imzalı ya da Dijital Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda verilen muvafakatnamede belirtilmesi kaydıyla; GİB’ten bu hususta izin alan özel entegratörlerin veya yazılım uyumluluk onayı verilen yazılım firmalarının ya da defter tutma hususunda 3568 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yetki verilen meslek mensuplarının mali mührü ya da NES’i ile zaman damgalı olarak imzalanması/onaylanması ve bunlar tarafından defter ve berat dosyalarının GİB sistemine yüklenmesi de mümkündür.</p>



<p><strong>6. ELEKTRONİK DEFTER VE BERAT DOSYALARININ MUHAFAZA VE İBRAZI</strong></p>



<p>Elektronik defter uygulamasına dâhil olanlar, e-defter dosyaları ve bunlara ait berat dosyalarını birbirleri ile ilişkili şekilde elektronik ortamda, muhasebe fişlerini ise kağıt ve/veya elektronik ortamda, istenildiğinde ibraz edilmek üzere muhafaza etmek zorundadır. Bu kapsamda, e-defter dosyaları,&nbsp; berat dosyaları ve elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişleri kâğıt ortamında saklanmaz ve elektronik ortamdaki bu dosyaların kağıt ortamdaki hali hukuken hüküm ifade etmez.</p>



<p>Öte yandan, defterlerini elektronik ortamında tutanlar, e-defter dosyaları, elektronik ortamda oluşturulan muhasebe fişleri ve ilgili berat dosyalarını vergi kanunları, TTK ve diğer düzenlemelerde yer alan süreler dâhilinde elektronik, manyetik veya optik ortamlarda (kağıt ortamda tutulması tercih edilen muhasebe fişleri kağıt ortamda) muhafaza ve istenildiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtasıyla eksiksiz ve okunabilir şekilde ibraz etmekle yükümlüdür.</p>



<p>Bu arada, e-defter ve berat dosyalarının e-defter uygulamasına dâhil olan mükelleflerin kendilerine ait bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilmesi mecburidir. Üçüncü kişiler nezdinde ya da yurt dışında muhafaza işlemi, muhafaza ve ibraz sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta ve bir hüküm ifade etmemektedir. Muhafaza yükümlülüğünün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının geçerli olduğu yerlerde yerine getirilmesi zorunludur. Bunun yanında, e-defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının&nbsp;kopyalarının, gizliliği ve güvenliği sağlanacak şekilde e-defter saklama hizmeti yönünden teknik&nbsp;yeterliğe sahip ve GİB’ten bu hususta izin alan özel entegratörlerin bilgi işlem sistemlerinde ya da GİB’in bilgi işlem sistemlerinde 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren asgari 10 yıl süre ile muhafaza edilmesi zorunludur.&nbsp;Ancak, vurgulayalım ki, e-defter ve berat dosyalarının&nbsp;kopyalarının muhafaza işleminin GİB’ten izin alan özel entegratörlerin ya da GİB’in bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilmesi, mükellefin asıl e-defter ve berat dosyalarının muhafaza ve ibraz ödevlerini ortadan kaldırmaz.</p>



<p><strong>7. SORUMLULUK VE CEZAİ YAPTIRIM</strong><strong></strong></p>



<p>Elektronik defter oluşturulurken, EDGT’de belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere VUK ve TTK’da yer alan hükümlere uyulması zorunludur. Anılan Tebliğde yer alan usul ve esaslara aykırı biçimde e-defter oluşturan veya oluşturdukları e-defterleri ve bunlarla ilişkili berat dosyaları ile muhasebe fişlerini yetkili makamların isteği üzerine ibraz etmeyenler ya da zorunluluk getirildiği halde elektronik defter uygulamasına süresi içinde geçmeyenler hakkında, işledikleri fiile göre VUK’un ve TTK’nın ilgili hükümlerinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.</p>



<p>Diğer taraftan, elektronik defter tutanlar oluşturdukları e-defterlerde yer verdikleri bilgilerin gerçek duruma uygunluğunu sağlamaktan sorumludur. Bunun yanında, elektronik defter tutanlar, e-defterlerin oluşturulması sırasında kullandıkları bilgi işlem sisteminin sağlıklı biçimde çalışabilmesi ile ilgili yeterli teknik ve güvenlik önlemlerini almakla yükümlüdür.</p>



<p>Ayrıca, elektronik defter uygulamasına dâhil olan mükelleflerin, EDGT’deki sürelerde e-defter ve berat dosyalarını, oluşturmaması, imzalamaması/onaylamaması veya oluşturulan e-defter dosyaları ve/veya bunlara ait berat dosyalarının GİB’in onayına sunulmak üzere GİB sistemlerine&nbsp;yüklenmemesi&nbsp;ya da süresinden sonra yüklenmesi halinde, diğer vergisel yükümlülükler ile birlikte VUK’ta öngörülen cezai hükümler uygulanır.</p>



<p>Son olarak belirtelim ki, elektronik defter tutanlar, VUK’ta belirtilen “mücbir sebep” halleri nedeniyle e-defter veya beratlarına ait kayıtlarının bozulması, silinmesi, zarar görmesi veya işlem görememesi ve e-defter ve berat&nbsp;dosyalarının,&nbsp;muhafaza edildiği e-defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşlardan veya GİB’ten&nbsp;temin edilemediği hallerde, söz konusu durumların öğrenilmesinden itibaren tevsik edici bilgi ve belgeleri ile birlikte 30&nbsp;gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yetkili mahkemesine başvurarak kendisine bir zayi belgesi verilmesini isteyebilir. Mahkemeden zayi belgesinin temin edilmesini müteakip, zayi belgesi ile birlikte durumun GİB’e yazılı olarak bildirilmesi ve GİB tarafından istenilen bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi halinde, mükelleflerin zayi olan e-defter kayıtlarının yeniden oluşturulması ve bunlara ait yeni oluşturulan e-defter ve berat dosyalarının e-defter uygulaması aracılığı ile GİB sistemine yeniden yüklenmesi için GİB tarafından yazılı izin verilir.</p>



<p><strong>8. SONUÇ</strong><strong></strong></p>



<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre tacir sıfatını haiz olanlar anılan Kanunda öngörülen ticari defterleri tutmakla yükümlüdür. Ticari defterlerin fiziki olarak tutulması esas olmakla birlikte, 1 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği uyarınca, e-fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu bulunan mükellefler ve bağımsız denetime tabi olan şirketler ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler ve ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükelleflerin elektronik defter (e-defter) uygulamasına dâhil olması zorunludur.</p>



<p>Bu kapsamda, gerekli şartları taşıyan mükelleflerin muhasebeyle ilgili olan ticari defterlerden yevmiye defteri ve defteri kebiri, elektronik ortamda tutması gerekmektedir. Envanter defterinin e-defter olarak tutulması hususu ise hali hazırda ihtiyaridir. Söz konusu ticari defterlerini elektronik ortamda oluşturma, kaydetme, muhafaza ve ibraz etmekle yükümlü olan mükellefler, elektronik defter uygulamasına başvuruda bulunabilmek için mali mühür ya da dijital vergi dairesi veya e-devlet kapısı şifresi ya da Nitelikli Elektronik Sertifika (NES) temin etmesi ve ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığından uyumluluk onayı almış bir yazılıma sahip olması icap etmektedir.</p>



<p>Elektronik defter uygulamasına dâhil olanlar,&nbsp;<a href="http://www.edefter.gov.tr/">edefter.gov.tr</a>&nbsp;adresinde duyurulan format ve standartlara uygun olarak aylık dönemler&nbsp;itibarıyla e-defterlerini oluşturmaya ve saklamaya başlarlar. Söz konusu uygulamaya dâhil olan mükellefler, dâhil&nbsp;olmaları gereken&nbsp;aydan itibaren ilgili defterlerini kâğıt ortamında tutamazlar. Bu mükelleflerin kağıt ortamında tuttukları defterler hiç tutulmamış sayılır.</p>



<p>Son olarak, elektronik defter uygulamasına dâhil olanlar, e-defter dosyaları ve bunlara ait berat dosyalarını birbirleri ile ilişkili şekilde elektronik ortamda, muhasebe fişlerini ise kağıt ve/veya elektronik ortamda, istenildiğinde ibraz edilmek üzere muhafaza etmekle mükelleftir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong><strong></strong></p>



<p>6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu (09.07.1956 tarihli ve 9353 sayılı R.G.)</p>



<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu (10-12.01.1961 tarihli ve 10703-10705 sayılı R.G’ler).</p>



<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı R.G.).</p>



<p>6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (12.04.2011 tarihli ve 27903 sayılı R.G.).</p>



<p>6434 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararı (30.11.2022 tarihli ve 32029 sayılı R.G.).</p>



<p>Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No:1) (13.12.2011 tarihli ve 28141 sayılı R.G.).</p>



<p>Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 6), (31.12.2024 tarihli ve 32769 sayılı R.G.).</p>



<p>Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509) (19.10.2019 tarihli ve 30923 sayılı R.G.).</p>



<p>Zafer Özaki, Gökçe, Elektronik Defter Uygulaması Hakkında Bilinmesi Gerekenler, E-Yaklaşım, Eylül 2017, S.297.</p>



<p><a href="http://www.edefter.gov.tr/edefterkayitlikullanicilar.html">http://www.edefter.gov.tr</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Gökçe Zafer ÖZAKİ (Eylül 2017), Elektronik Defter Uygulaması Hakkında Bilinmesi Gerekenler, E-Yaklaşım, S.297.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No:1), 13.12.2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 12.04.2011 tarihli ve 27903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu, TTK’nın 1533. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 10-12.01.1961 tarihli ve 10703-10705 sayılı Resmi Gazetelerde yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 6), 31.12.2024 tarihli ve 32769 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> Elektronik defter tutmakla yükümlü olan mükellefler, edefter.gov.tr adresinde format ve standardı belirlenen defterlerden envanter defterini ihtiyari bir şekilde e-defter olarak tutabilirler. Gelir İdaresi Başkanlığı faaliyet konusu, mükellefiyet süresi, vergi, şirket veya mükellefiyet türü, aktif büyüklüğü, öz sermaye büyüklüğü, brüt satış hasılatı ve sektör gibi kriterleri ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak edefter.gov.tr adresinde yayımlanacak duyuru ile envanter defterinin e-defter olarak tutulmasına ilişkin zorunluluk getirmeye yetkilidir.</p>



<p><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509), 19.10.2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> 6434 sayılı Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 30.11.2022 tarihli ve 32029 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a>&nbsp;Haklarında iflas kararı verilen mükelleflerin elektronik defter hesapları, iflas idaresi/dairesinin talebine istinaden kapatılabilir.&nbsp;Elektronik defter hesapları kapatılan mükelleflerin defterleri kağıt ortamında tutulmaya devam edilir. İflas kararının kaldırılması halinde söz konusu mükellefler yeniden elektronik defter uygulamasına geçmek zorundadır. Bu durumda uygulamaya geçme süresi hiçbir koşulda işlemin ticaret siciline tescil tarihini takip eden ayın başından itibaren 3 ayı geçemez.</p>



<p><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> Mali mühür, 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği çerçevesinde GİB için TÜBİTAK BİLGEM KAMU SM tarafından oluşturulan elektronik sertifika altyapısıdır.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticaret Politikası ve Sürdürülebilirlik: Kamusal Yaklaşımlar</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/ticaret-politikasi-ve-surdurulebilirlik-kamusal-yaklasimlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aykanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:10:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Carbon Border Adjustment Mechanism]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[E-Commerce]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Environment]]></category>
		<category><![CDATA[Green Deal]]></category>
		<category><![CDATA[Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[Supply Chains]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sustainability]]></category>
		<category><![CDATA[Tedarik Zincirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Trade Policy]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Mutabakat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7995</guid>

					<description><![CDATA[Küresel ticaret politikaları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle giderek daha fazla iç içe geçmektedir. Çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik sertifikaları, ticaretin yönünü belirleyen temel unsurlar haline gelmiş olup, ülkeler bu alanda düzenleyici kapasitelerini güçlendirme ihtiyacı duymaktadır. Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalar, ticaret ortaklarını sürdürülebilirlik gerekliliklerine uyum sağlamaya zorlamaktadır.

Ancak, sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikalarının, gelişmekte olan ülkeler için maliyetler yaratabileceği ve küresel rekabeti etkileyebileceği belirtilmektedir. İzole politika önlemleri, karbon kaçağı gibi sorunları beraberinde getirebilir ve küçük ölçekli işletmelerin piyasadan dışlanmasına yol açabilir. Bu nedenle, uluslararası işbirliği, düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılması ve kamu-özel sektör ortaklıkları, sürdürülebilir ticaretin desteklenmesinde kritik rol oynamaktadır.

Çalışma, bölgesel ticaret anlaşmalarının sürdürülebilirlik hükümlerini nasıl içerebileceğini ve çok taraflı platformlardaki tartışmaların ticaret ve çevre politikaları arasındaki uyumu nasıl artırabileceğini incelemektedir. Türkiye gibi AB ile yakın ticari ilişkileri olan ülkeler için, bu süreç hem zorluklar hem de fırsatlar sunmaktadır. Ülkemizin Yeşil Mutabakat Eylem Planı doğrultusunda atacağı adımlar, sürdürülebilir ticarette bölgesel bir lider konumuna ulaşmasını sağlayabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading">ÖZET</h4>



<p>Küresel ticaret politikaları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle giderek daha fazla iç içe geçmektedir. Çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik sertifikaları, ticaretin yönünü belirleyen temel unsurlar haline gelmiş olup, ülkeler bu alanda düzenleyici kapasitelerini güçlendirme ihtiyacı duymaktadır. Avrupa Birliği&#8217;nin Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalar, ticaret ortaklarını sürdürülebilirlik gerekliliklerine uyum sağlamaya zorlamaktadır.</p>



<p>Ancak, sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikalarının, gelişmekte olan ülkeler için maliyetler yaratabileceği ve küresel rekabeti etkileyebileceği belirtilmektedir. İzole politika önlemleri, karbon kaçağı gibi sorunları beraberinde getirebilir ve küçük ölçekli işletmelerin piyasadan dışlanmasına yol açabilir. Bu nedenle, uluslararası işbirliği, düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılması ve kamu-özel sektör ortaklıkları, sürdürülebilir ticaretin desteklenmesinde kritik rol oynamaktadır.</p>



<p>Çalışma, bölgesel ticaret anlaşmalarının sürdürülebilirlik hükümlerini nasıl içerebileceğini ve çok taraflı platformlardaki tartışmaların ticaret ve çevre politikaları arasındaki uyumu nasıl artırabileceğini incelemektedir. Türkiye gibi AB ile yakın ticari ilişkileri olan ülkeler için, bu süreç hem zorluklar hem de fırsatlar sunmaktadır. Ülkemizin Yeşil Mutabakat Eylem Planı doğrultusunda atacağı adımlar, sürdürülebilir ticarette bölgesel bir lider konumuna ulaşmasını sağlayabilir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Ticaret Politikası, E-Ticaret, Sürdürülebilirlik, Tedarik Zincirleri, Yeşil Mutabakat, Çevre, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması</p>



<h4 class="wp-block-heading">ABSTRACT</h4>



<p>Global trade policies are increasingly intertwined with climate change and sustainable development goals. Environmental standards and sustainability certifications have become key determinants of trade dynamics, pushing countries to enhance their regulatory capacities. Policies such as the European Union’s Green Deal and the Carbon Border Adjustment Mechanism compel trade partners to align with sustainability requirements.</p>



<p>However, sustainability-oriented trade policies may impose costs on developing countries and impact global competitiveness. According to the WTO research, isolated policy measures can lead to issues such as carbon leakage and the exclusion of small-scale enterprises from the markets. Therefore, international cooperation, harmonization of regulatory frameworks, and public-private sector partnerships play a critical role in promoting sustainable trade.</p>



<p>This study examines how regional trade agreements can incorporate sustainability provisions and how discussions in multilateral platforms can enhance the coherence between trade and environmental policies. For countries like Türkiye, which have close trade relations with the EU, this process presents both challenges and opportunities. By implementing measures under the Green Deal Action Plan, Türkiye can position itself as a regional leader in sustainable trade.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Trade Policy, E-Commerce, Sustainability, Supply Chains, Green Deal, Environment, Carbon Border Adjustment Mechanism</p>



<h4 class="wp-block-heading">GİRİŞ</h4>



<p>Küresel ekonominin iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma gibi zorluklarla karşı karşıya olduğu bir çağda, ticaret politikası çevresel sorumluluğu teşvik etmek için önemli bir itici güç haline gelmiştir. Ticaret politikasına yönelik kamusal yaklaşımlar, ekonomik büyümeyi sürdürülebilirlik zorunluluklarıyla dengeleme ihtiyacını giderek daha fazla yansıtmakla birlikte, bu hedefleri uyumlu hale getirmenin yolu karmaşık ve çok yönlü olmaya devam etmektedir.</p>



<p>Ticaretin sunduğu fırsatlardan yararlanmak için ekonomilerin, sürdürülebilir ihracata yönelik sertifika gerekliliklerini karşılayacak düzenleyici kapasiteyi oluşturmaları gereklidir. Ülkeler sürdürülebilirlik düzenlemelerini hayata geçirirken, çevre standartları ve sertifikasyonlara uygunluğun sağlanması için ihtiyaç duyulan kurumlar ile yasal ve düzenleyici çerçeveleri içeren sağlam altyapı sistemlerinin geliştirilmesini ve tedarik zincirleri boyunca sürdürülebilir uygulamaların izlenmesini kolaylaştırmalıdır.</p>



<p>Gelişmiş ekonomiler, karmaşık ve çelişkili düzenlemelerle dolu bir spagetti kasesi yaratılmasını önlemek için çevre standartlarının ve uyumluluk mekanizmalarının birbirine paralel hale getirilmesini sağlamalıdır. Karşılıklı olarak kabul edilen standartların oluşturulması ve düzenleyici kapasitenin geliştirilmesi, yalnızca çevre dostu ürünlere pazar erişiminin arttırılması için değil, aynı zamanda yeşil aklamaya (green washing) karşı korunma ve küresel pazarlarda güvenilirliğin sürdürülmesi açısından da hayati öneme sahiptir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Koordine Olmayan Politikaların Zorlukları</h4>



<p>Çevresel kaygıları tek başına ele almaya çalışan izole ticaret politikaları, istemeden de olsa gelişmekte olan ekonomilere maliyet getirebilmektedir. Karbon kaçağını önlemeyi amaçlayan sınırda karbon düzenleme mekanizmalarının gelişmekte olan ülkelerden yapılan ihracatı ve gelir akışlarını azaltma riski buna örnek olarak gösterilebilir. Benzer şekilde, ithalata yönelik sürdürülebilirlik standartları bir yandan sorumlu üretimi teşvik ederken, diğer yandan tedarik zincirleri boyunca kapsamlı durum tespiti yapabilecek kaynaklara sahip olmayan küçük işletmeleri pazarın dışına itebilmektedir. UNCTAD&#8217;a göre bu tür mekanizmalar, yüksek karbon yoğunluğuna sahip sektörlerde gelişmekte olan ülkelerin ihracatını %10&#8217;a kadar azaltabilmektedir. Bu durum, yalnızca geniş kaynaklara sahip büyük firmaların sürdürülebilirlik politikalarına uyum sağlama kapasitesi nedeniyle, kalkınmadaki açığın genişlemesi riskini doğurmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Sürdürülebilir Ticaret İçin Düzenleyici Kapasite Oluşturmak</h4>



<p>En kritik kamusal yaklaşımlardan biri yerel düzenleyici çerçevelerin güçlendirilmesidir. Ülkeler, çevre standartlarına uyumu garanti altına alırken, sertifikasyon süreçlerini kolaylaştıran ve tedarik zincirleri boyunca sürdürülebilir uygulamaları izleyen sağlam ve kaliteli altyapı sistemleri geliştirebilmelidir. Benzer şekilde gelişmiş ekonomilerin de ticareti engelleyebilecek ve küçük ekonomilere orantısız bir şekilde yük oluşturabilecek parçalı ve çelişkili düzenlemeleri önleyerek çevre standartlarını uluslararası düzeyde uyumlu hale getirme yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Avrupa Birliği&#8217;nin Sürdürülebilir Ticaret Yaklaşımı</h4>



<p>Avrupa Birliği (AB), sürdürülebilirliği ticaret politikasına entegre etmede küresel bir öncü olmuştur. 2019 yılında yayımlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal), AB&#8217;yi 2050 yılına kadar iklim-nötr hale getirmek için bir yol haritası çizmiş ve ticaret politikasını bu vizyona ulaşmakta önemli bir araç olarak benimsemiştir. AB&#8217;nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), belirli ithal mallara karbon fiyatı uygulayarak adil bir üretim ve ticaret ortamı oluşturmayı ve yabancı üreticilerin Avrupalı muadilleriyle benzer çevre standartlarına uyum sağlamasını amaçlamaktadır. Dahası, AB sürdürülebilirlik hükümlerini ticaret anlaşmalarına dahil ederek çevresel normlara, biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve işçi haklarına uyulmasını ticari partnerlerine zorunlu kılmaktadır.</p>



<p>AB ile yakın ticari ilişkiler içinde olan Türkiye gibi ülkeler için, düzenlenmekte olan bu politikalar hem zorluklar hem de fırsatlar barındırmaktadır. AB gerekliliklerine uyum sağlamak ve AB pazarına erişimi güvence altına almak için Türkiye’nin sürdürülebilirlik altyapısını proaktif olarak geliştirmesi gerekir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Uluslararası İşbirliği ve Çok Taraflı Girişimler</h4>



<p>Kamu politikalarının giderek daha fazla uluslararası işbirliğine dayandığı bir gerçektir. DTÖ, IMF ve UNCTAD gibi kuruluşlar, karbon fiyatlandırması ve iklim azaltma politikalarını küresel olarak uyumlu hale getirmek için birlikte çalışmaktadırlar. DTÖ&#8217;nün yeniden canlandırılan “Ticaret ve Çevre Komitesi” ile birlikte “Ticaret ve Çevresel Sürdürülebilirlik İçin Yapılandırılmış Tartışmalar (TESSD)” gibi girişimler, çok taraflı diyalogların politika tutarlılığını nasıl destekleyebileceğine ve en iyi uygulamaları nasıl yaygınlaştırabileceğine örnek olarak gösterilebilmektedir. Ayrıca, DTÖ-Dünya Bankası ortaklığında oluşturulan çalışma grubu gelişmekte olan ülkeler için, cezalandırıcı karbon tarifeleri riskini azaltan adil bir karbon muhasebesi oluşturabilmek amacıyla objektif standartlara dayalı metodolojiler yaratmaya çalışmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Sürdürülebilirliğin Sağlayıcıları Olarak Bölgesel Ticaret Anlaşmaları</h4>



<p>Bölgesel ticaret anlaşmaları da ekonomik entegrasyonun ötesine geçerek kapsamlı çevresel hükümleri içerecek şekilde evrimleşmiştir. Örneğin, AB-Mercosur Anlaşması ormansızlaşma ve biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda bağlayıcı taahhütler ve söz konusu taahhütlerin yerine getirilmemesi halinde olası yaptırımlar içermektedir. Bu tür anlaşmalar, üreticilere pazar erişimini kazandırmak amacıyla sürdürülebilir uygulamaları benimsemeleri için teşvikler sağlarken, aynı zamanda işbirlikçi politikaların yakınlaşması için de bir çerçeve oluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik maddelerini içine alan kapsamlı bölgesel ticaret anlaşmaları bu yönüyle çevresel hedefleri ticaret zorunluluklarıyla dengeleyen yenilikçi politika araçlarını test etmek için de bir laboratuvar görevi görmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Kamu-Özel Sektör Ortaklıklarının Rolü</h4>



<p>Sürdürülebilir ticarete yönelik kamusal yaklaşımlar hem kamu hem de özel sektörün güçlü yanlarından faydalandıklarında optimum düzeyde etkili olmaktadır. Kamu-özel sektör ortaklıkları, yeşil altyapı projelerine ortak finansman sunarak, bilgi transferini kolaylaştırarak ve küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ&#8217;ler) çevre standartlarını karşılamak için ihtiyaç duydukları kaynakları sağlayarak sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesini hızlandırabilmektedir. Örneğin, Hollanda’nın Sürdürülebilir Ticaret Girişimi, kakao ve palmiye yağı gibi sektörlerde sürdürülebilir tedarik zincirleri oluşturmak için işletmeler ve yerel üreticilerle birlikte çalışarak hedef odaklı işbirliğinin somut sonuçlar üretebileceğini göstermektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">E-Ticaret ve Sürdürülebilirlik</h4>



<p>Küresel ticareti ve tüketim kalıplarını devrim niteliğinde değiştirerek, ürünlere erişimde benzersiz bir kolaylık sağlayan e-ticaret de ne yazık ki sürdürülebilirlik konusundaki hedeflere ulaşmada bazı zorlukları beraberinde getirmiştir. E-ticaretin hızla büyümesi karbon emisyonları, ambalaj atıkları ve enerji tüketimi gibi önemli çevresel endişeleri artırmıştır. E-ticaret için sürdürülebilir bir gelecek yaratmak amacıyla hükümetler hedef odaklı politikaları uygularken işletmeler daha yeşil çözümler için fırsatları değerlendirmeli ve bu zorluklarla yüzleşmelidir.</p>



<p>Lojistikten kaynaklanan karbon emisyonları, aşırı paketleme atığı, yüksek iade oranları ve enerji yoğun depolar gibi zorlukların ele alınması bakımından sürdürülebilir e-ticaret, e-ticaretin çevresel etkisinin azaltılması için olmazsa olmazdır. Yeşil lojistiği içselleştirme (elektrikli araçlar, yapay zekanın yardımıyla rota optimizasyonu), çevre dostu paketleme, döngüsel ekonomi uygulamaları (geri dönüşüm, onarım, yeniden satış) ve depolama alanları ile veri merkezleri için yenilenebilir enerjiye geçiş yapma gibi tedbirler sürdürülebilir e-ticarete geçişin önemli adımlarındandır. Yüksek maliyetler, parçalanmış tedarik zincirleri ve tüketicilerin ucuz nakliye tercihleri ​​darboğaz oluştururken, işletmeler inovasyon, düzenleyici destek ve tüketici eğitimi yoluyla bunların üstesinden gelebilir. Sürdürülebilirlik ile kolaylığı dengeleyerek, e-ticaret daha çevre dostu bir sektöre dönüşebilir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Değişimin Gerçekleştirilmesinde Kamu Politikalarının Önemi</h4>



<p>Birleşmiş Milletler çatısı altında Türkiye’nin de dahil olduğu 193 üye ülkenin oybirliğiyle yürürlüğe giren “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi” iklim değişikliği ile mücadeleyi ekonomik ve sosyal açıdan kapsayıcı bir kalkınma modelinin ayrılmaz parçası haline getirmeyi öngörmektedir. Bu doğrultuda, dünyada iklim değişikliği ile mücadele politikaları hız kazanırken sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması hedefi, iklim değişikliğini uluslararası ekonomi ve ticaret politikalarının merkezine taşımıştır.</p>



<p>Bu kapsamda, 2019&#8217;dan 2023&#8217;e kadar 62 Üye Devlet ve Avrupa Birliği, sürdürülebilir tüketim ve üretim modellerine geçişi hızlandırmak için 516 politika aracı yayımlamıştır (UN, 2024). Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, bu politikaların yarısı ulusal yol haritaları veya stratejiler iken; %30&#8217;u yasal araçlar ve %14&#8217;ü gönüllü araçlar olarak gerçekleşmiştir. 2023&#8217;teki yeni politikalar, sürdürülebilir tüketim ve üretim modellerini yüksek etkili sektörlere entegre etmiştir. Örneğin, Filipinler sorumlu madenciliği teşvik etmeyi ve çevre yasalarına uyumu artırmayı amaçlarken, Avustralya ise Su Verimliliği Etiketleme ve Standart Programı ile su talebini azaltmak ve verimli teknolojileri teşvik etmek için çalışma başlatmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="378" height="295" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1.png" alt="" class="wp-image-7997" style="width:506px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1.png 378w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1-300x234.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-1-1-370x290.png 370w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" /></figure>



<p>Kaynak: BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2024 Yılı Raporu (<a href="https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf">https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf</a>)</p>



<p>Ülkemizde de 2021/15 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile çatısı oluşturulan “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” Ticaret Bakanlığı tarafından kamu sektörü ve özel sektör kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılmıştır. Eylem Planı, AB Yeşil Mutabakatı kapsamında ülkemizi etkileyecek 8+1 ana başlıkta tüm Bakanlıklar tarafından uygun görülen 81 eylemi içermektedir. Bu başlıklar;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="227" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-1024x227.png" alt="" class="wp-image-7998" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-1024x227.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-300x66.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-768x170.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-1536x340.png 1536w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2025/06/Sekil-2-2048x454.png 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kaynak: “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”ndan esinlenilmiştir. (<a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu</a>)</p>



<p>Eylem Planının uygulanmasını takip etmek ve küresel politika gelişmeleri doğrultusunda çalışmaları yönlendirmek üzere “Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu” ile bu gruba bağlı 20 alt ihtisas çalışma grupları (İÇG) oluşturulmuştur. Karbon kaçağı riski yüksek olan çelik, alüminyum, çimento, inşaat, tekstil ve konfeksiyon sektörlerine özel çalışma gruplarının yanı sıra aşağıdaki ihtisas çalışma grupları faaliyet göstermektedir.</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong><em>&nbsp;</em></strong></td><td><strong>İhtisas Çalışma Grupları</strong></td><td><strong>Koordinatör Kurum</strong></td></tr><tr><td><strong><em>1</em></strong></td><td>AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması İÇG</td><td>Ticaret Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>2</em></strong></td><td>Ulusal Karbon Fiyatlandırma İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>3</em></strong></td><td>Ulusal Döngüsel Ekonomi Eylem Planı İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>4</em></strong></td><td>Teknolojik Dönüşüm/Gelişim İÇG</td><td>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>5</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Nihai Tüketim İÇG</td><td>Ticaret Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>6</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Eylem Planı İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>7</em></strong></td><td>Sıfır Kirlilik Eylemi İÇG</td><td>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>8</em></strong></td><td>Yeşil Finansman İÇG</td><td>Hazine ve Maliye Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>9</em></strong></td><td>AB Projelerinin Finansmanı İÇG</td><td>Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>10</em></strong></td><td>Temiz Enerji İÇG</td><td>Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>11</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Tarım İÇG</td><td>Tarım ve Orman Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>12</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Akıllı Hareketlilik İÇG</td><td>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>13</em></strong></td><td>Adil Geçiş Politikaları İÇG</td><td>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>14</em></strong></td><td>Eğitim-Öğretimde Yeşil Dönüşüm İÇG</td><td>Millî Eğitim Bakanlığı</td></tr><tr><td><strong><em>15</em></strong></td><td>Sürdürülebilir Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuat Uyumu İÇG</td><td>Ticaret Bakanlığı</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Kaynak: Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Çalışma Grubu (<a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu</a>)</p>



<p>Eylem planı, eylemlerin gerçekleştirilmesinden sorumlu ana koordinatör olan Ticaret Bakanlığı ile işbirliği içinde çalışacak ilgili kurumları <em>(Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik B., Çevre ve Şehircilik B., Dışişleri B., Enerji ve Tabi Kaynaklar B., Hazine ve Maliye B., Milli Eğitim B., Sanayi ve Teknoloji B., Tarım ve Orman B., Ulaştırma ve Altyapı B.)</em> ve paydaşları <em>(üniversiteler, STK’lar, meslek birlikleri, özel sektör temsilcileri)</em> belirlemekte ve eylemlerle ilgili çalışmaların yürütüleceği takvime yer vermektedir. Eylemlerle ilgili gerçekleşmeler ve kaydedilen gelişmeler çeyrek dönemler itibarıyla ana koordinatör tarafından takip edilerek Çalışma Grubuna raporlanmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">SONUÇ</h4>



<p>Koordineli iklim politikaları olmadan ülkeler, karbon kaçağı ve rekabet edebilirlik kaygılarını gidermek için sınır düzenleme tedbirlerine başvurabilmektedir (DTÖ, 2022). Birçok çalışma, karbon sınırı düzenleme mekanizmalarının gelişmekte olan ekonomilerden yapılan ihracatı ve gelirlerini azaltabileceğini ortaya koymaktadır (UNCTAD, 2021). Buna ek olarak, birçok hükümet, ithalatın belirli sürdürülebilirlik standartlarını karşılamasını zorunlu kılan ve küresel değer zincirleri boyunca kapsamlı bir titizlik gerektirebilecek düzenlemeler de dahil olmak üzere, ticaretin sürdürülebilirliğini geliştirmeye yönelik politikalar uygulamaktadır. Ancak, bazı DTÖ üyeleri bu tür durum tespiti standartlarına uymanın maliyetli olduğunu ve küçük işletmelerin ticarete katılımına engel olduğunu savunmaktadır.</p>



<p>Ayrıca, uluslararası standart belirleyicilerin hem kamu hem de özel sektör için sürdürülebilirlik raporlama standartları geliştirmeleri olumlu bir ilerleme olsa da ulusal raporlama gerekliliklerindeki birlikte çalışabilirlik (interoperability) eksikliği ve tutarsızlık nedeniyle zorluklar devam etmektedir.</p>



<p>Tüm bunlar gösteriyor ki, birbiriyle çelişmeyen aksine birbirini tamamlayan ticaret ve sürdürülebilirlik politikalarını bir arada ve küresel ölçekte gerçekleştirebilmek için kamusal yaklaşımların dinamik ve uyarlanabilir olması şarttır. Karar alıcıların sürdürülebilir çözümler için yenilikçi teknolojileri teşvik eden kamu-özel sektör ortaklıklarını ve uluslararası işbirliğini destekleyerek gerek ülkeler arası gerekse sektörler arası paydaşlarla etkileşim kurması çok önemlidir.</p>



<p>Özetle, iyi ayarlanmış bir ticaret politikası katalizör görevi görerek çevresel zorlukları ekonomik fırsatlara dönüştürebilmekte ve daha sürdürülebilir bir küresel geleceğe ulaşma yönünde etkili olabilmektedir. Sürdürülebilirliği ticaret stratejilerinin merkezine yerleştirip uluslararası işbirliğini güçlendirerek, ülkeler küresel ticaretin yalnızca büyüme için değil, aynı zamanda kalıcı çevresel dayanıklılık için de etkili bir araç olmasını sağlayabilecektir. Ülkemizde de Yeşil Mutabakat Eylem Planında yer alan eylemler çerçevesinde tüm gerekli tedbirler hayata geçirilebilirse hem AB&#8217;nin sürdürülebilirlik beklentilerinin ülkemiz tarafından karşılanacağı hem de sürdürülebilir ticarette ülkemizin bölgede lider konuma gelebileceği değerlendirilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">KAYNAKÇA</h4>



<p>Birleşmiş Milletler; (Tarih Belirtilmemiş); 12 No.lu Hedef: Sürdürülebilir Kalkınma – Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Kalıplarının Oluşturulması <a href="https://sdgs.un.org/goals/goal12">https://sdgs.un.org/goals/goal12</a></p>



<p>Birleşmiş Milletler; (2025); Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2024 Yılı Raporu <a href="https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf">https://unstats.un.org/sdgs/report/2024/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2024.pdf</a></p>



<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (UN FAO); (2022); Tarım Ürünleri Piyasalarının Durumu – Ticaret ve Çevre: Kamu Politikaları <a href="https://openknowledge.fao.org/server/api/core/bitstreams/0c7cb6df-c416-4397-b999-bf7bca819b17/content/state-of-agricultural-commodity-markets/2022/trade-environment-policies.html">https://openknowledge.fao.org/server/api/core/bitstreams/0c7cb6df-c416-4397-b999-bf7bca819b17/content/state-of-agricultural-commodity-markets/2022/trade-environment-policies.html</a></p>



<p>Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD); (2021); Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması – Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Etkileri <a href="https://unctad.org/publication/european-union-carbon-border-adjustment-mechanism-implications-developing-countries">https://unctad.org/publication/european-union-carbon-border-adjustment-mechanism-implications-developing-countries</a></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ); (Tarih Belirtilmemiş); DTÖ’de Ticaret ve Çevre Tartışmasına Giriş <a href="https://www.wto.org/english/tratop_e/envir_e/envt_intro_e.htm">https://www.wto.org/english/tratop_e/envir_e/envt_intro_e.htm</a></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ); (2022); Küresel Ticaret Raporu 2022 – İklim Değişikliği ve Uluslararası Ticaret <a href="https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtr22_e.htm">https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtr22_e.htm</a></p>



<p>Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ); (2024); Küresel Ticaret Raporu 2024 – Ticaret ve Kapsayıcılık: Ticareti Herkes İçin İşe Yarar Hale Getirme <a href="https://www.wto.org/english/res_e/booksp_e/wtr24_e/wtr24_e.pdf">https://www.wto.org/english/res_e/booksp_e/wtr24_e/wtr24_e.pdf</a></p>



<p>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; (2024); Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı; Türkiye’nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Potansiyelinin Değerlendirilmesi İçin Teknik Destek Projesi <a href="https://webdosya.csb.gov.tr/db/dongusel/icerikler/avrupa-yes-l-mutabakati-ve-turk-ye-n-n-yes-l-mutabakat-eylem-plani-20241013175758.pdf">https://webdosya.csb.gov.tr/db/dongusel/icerikler/avrupa-yes-l-mutabakati-ve-turk-ye-n-n-yes-l-mutabakat-eylem-plani-20241013175758.pdf</a></p>



<p>T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı; (2024); Avrupa Yeşil Mutabakatı <a href="https://www.ab.gov.tr/avrupa-yesil-mutabakati_53729.html">https://www.ab.gov.tr/avrupa-yesil-mutabakati_53729.html</a></p>



<p>T.C. Resmî Gazete; (2021); 16.07.2021 Tarihli ve 2021/15 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi; Yeşil Mutabakat Eylem Planı <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/07/20210716-8.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/07/20210716-8.pdf</a></p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı; (Tarih Belirtilmemiş); Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Çalışma Grubu <a href="https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu">https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
