<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 66 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus/ticarette-uzman-gorus-66/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Jul 2025 10:20:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 66 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yönetim Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/yonetim-kurulundan-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticaret Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7675</guid>

					<description><![CDATA[Ticaret Uzmanları Derneği olarak, 20 yılı aşkın bir süredir, meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız “Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Değerli Okurlarımız,</strong></p>



<p>Ticaret Uzmanları Derneği olarak, 20 yılı aşkın bir süredir, meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayarak dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak yayımladığımız <strong>“Ticarette Uzman Görüş” e-dergimizin</strong> yeni sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</p>



<p>Derneğimiz, ticaret dünyasının tüm alanlarında çalışan profesyoneller için değerli bir bilgi kaynağı ve başvuru niteliği taşıyan bu yayını, artan destekle daha da güçlenerek sürdürmektedir.</p>



<p>Bugüne kadar Dergimizin gelişimine katkı sağlayan başta Yayın Kurulumuz ve Yazarlarımız olmak üzere bu süreçte emek veren meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunarız.</p>



<p>Yeni sayımızda, çoğunlukla Ticaret Uzmanları tarafından kaleme alınan ve kamu ile özel sektörde faaliyet gösteren profesyonellerin bilgi ve deneyimlerini bir araya getiren makaleler yer almaktadır. Bu makalelerde, gümrük, lojistik, iç ticaret, e-ticaret, uluslararası ticaret, ihracat ve mali danışmanlık gibi alanlar derinlemesine ele alınmaktadır. Ayrıca, Bakanlığımız birimleri, e-ticaret şirketleri, uluslararası taşımacılık firmaları, gümrük müşavirliği şirketleri, ihracatçı birlikleri, meslek kuruluşları ve üniversiteler gibi birçok farklı paydaş tarafından ilgiyle takip edilen dergimiz, sektörün nabzını tutmaya devam etmektedir.</p>



<p>Yayın Kurulumuzun özenle hazırladığı bu sayının, mesleki dayanışmayı güçlendirmekle kalmayıp, bilgi ve deneyim paylaşımına da katkı sunacağına inanıyoruz.</p>



<p>Bu vesileyle, emeği geçen tüm meslektaşlarımıza ve katkı diğer yazarlarımıza teşekkür eder, yeni sayımızın siz değerli okuyucularımız için faydalı olmasını dileriz.</p>



<p>Dayanışma, Birliktelik ve Gelişim ilkeleriyle çıktığımız bu yolda, 2024 yılı boyunca birlikte büyüdük, güçlendik ve önemli başarılara imza attık. Her birinizin katkısı ve özverisi, Derneğimizi bugün bulunduğu güçlü konuma taşıdı.</p>



<p>“Seninle Daha Güçlüyüz” diyerek, 2025 yılında da dayanışmamızı daha da güçlendireceğimize, birlik ve beraberlik içinde hedeflerimize emin adımlarla ilerleyeceğimize olan inancımız tamdır. Hep birlikte, mesleğimizin ve Derneğimizin gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz.</p>



<p>Yeni yılın sizlere ve sevdiklerinize sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diler, desteğiniz ve yanımızda olduğunuz için içten teşekkürlerimizi sunarız.</p>



<p>Saygılarımızla,<br><strong>Ticaret Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yayın Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/yayin-kurulundan-6/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Yayın Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:20:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7677</guid>

					<description><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Dergisi'nin 66. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda teknolojik gelişmelerin, küresel ticaretin ve sürdürülebilir kalkınmanın çeşitli boyutlarını ele alan zengin içerikler sunuyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Değerli Okurlar,</strong></p>



<p>Ticarette Uzman Görüş Dergisi&#8217;nin 66. sayısında sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyor ve bu sayımızda teknolojik gelişmelerin, küresel ticaretin ve sürdürülebilir kalkınmanın çeşitli boyutlarını ele alan zengin içerikler sunuyoruz.</p>



<p>Dergimizin bu sayısında yer alan yazılar arasında; küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında, “Kutup İpek Yolu” olarak adlandırılan yeni ticaret rotasının Türkiye, Çin ve Rusya açısından fırsatlarını irdeleyen bir makale ile Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ticaret üzerindeki etkilerini tartışan yazılarımız bulunmaktadır.</p>



<p>Diğer taraftan; varış öncesi gümrük işlemlerinin kapsamı ve sağladığı faydalar ele alınmakta, dış ticaretin kolaylaştırılması konusundaki yeniliklere de değinilmektedir. Ayrıca, Rekabet Hukuku açısından birleşme ve devralmaların ekonomik düzen üzerindeki etkileri ve bu bağlamda devletin rolü de kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır.</p>



<p>Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Komuta Kontrol Merkezi’nin teknolojik altyapısı, işlevleri ve sağladığı faydaları inceleyen bir çalışma bulunmaktadır. Farklı bir makalemizde ise Türk dış ticaret politikalarının tarihi ve Coase’in işlem maliyetleri kavramı ile organik jeopolitik teoriler ışığında küresel ticaretin dönüşüm sürecindeki pozisyonu değerlendirilmektedir.</p>



<p>E-ticaretin hızla büyüyen dinamikleri, sınır ötesi ticaretin geleceği ve bu alandaki gümrük uygulamaları ile ilgili önemli bilgiler de bu sayımızda yerini almaktadır. Teknolojik gelişim ve dönüşümün bütün alanlarda yaşandığı 21. Yüzyılda, dijitalleşme, yapay zeka ve otomasyonun etkisiyle ortaya çıkacak işgücü dönüşümü ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak orta sınıfın geleceği 1. ve 2. Sanayi Devrimi göz önünde bulundurulup karşılaştırılarak değerlendirilmektedir.</p>



<p>Son olarak, perakende sektörüne ilişkin 2024 yılının ilk yarısında yapılan yasal ve idari düzenlemeler ışığında, bu sektörün büyüme ve gelişme potansiyeli de detaylı bir şekilde değerlendirilmektedir.</p>



<p>Zengin içeriklerle dolu olan 66. sayımızın, ticaret ve uluslararası ilişkiler alanındaki gelişmeleri anlamanıza ve Türkiye’nin stratejik yol haritasını değerlendirmenize katkı sağlayacağını umuyoruz.</p>



<p>Keyifli okumalar dileriz.</p>



<p><strong>Ticarette Uzman Görüş Dergisi Yayın Kurulu</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>What Is Happening In The Arctic Region?</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/what-is-happening-in-the-arctic-region/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arda Özçağlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Arctic]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik]]></category>
		<category><![CDATA[China]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Kutup İpek Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Russia]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7628</guid>

					<description><![CDATA[Every time we check our social media accounts, we come across something about global warming. We know that one of the most destructive reasons of global warming is melting ice bulks in the North Pole. On the other hand, nowadays media outlets instead of showing suffering polar bears on the pieces of glaciers, they are talking about new trade routes that is gradually forming in this region. It is time to talk what we have under the icebergs. In this article, we will point out what is happening around Arctic region in terms of new trade route what China calls The Polar Silk Road.

On 23 March 2021, we jumped out of our beds by hearing news about Ever Given that is the name of cargo ship which stuck in Suez Canal. This ship embarked on Netherlands to destinate China, but it couldn’t achieve. This incident led to six days off for Suez Canal and gave rise to around 60 billion dollars loss for global trade. Of course, this was not the first incident along Suez Canal, we saw many and we might see some in the future as well. What if we had alternative route from China to Netherlands instead of that route. Yes, we have more affordable and shorter route but in Arctic.  Could this route present opportunities for Türkiye, China and Russia? Let’s dive into Arctic to find the answer.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>Every time we check our social media accounts, we come across something about global warming. We know that one of the most destructive reasons of global warming is melting ice bulks in the North Pole. On the other hand, nowadays media outlets instead of showing suffering polar bears on the pieces of glaciers, they are talking about new trade routes that is gradually forming in this region. It is time to talk what we have under the icebergs. In this article, we will point out what is happening around Arctic region in terms of new trade route what China calls The Polar Silk Road.</p>



<p>On 23 March 2021, we jumped out of our beds by hearing news about Ever Given that is the name of cargo ship which stuck in Suez Canal. This ship embarked on Netherlands to destinate China, but it couldn’t achieve. This incident led to six days off for Suez Canal and gave rise to around 60 billion dollars loss for global trade. Of course, this was not the first incident along Suez Canal, we saw many and we might see some in the future as well. What if we had alternative route from China to Netherlands instead of that route. Yes, we have more affordable and shorter route but in Arctic. &nbsp;Could this route present opportunities for Türkiye, China and Russia? Let’s dive into Arctic to find the answer.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Türkiye, China, Russia, Arctic, Polar Silk Road</p>



<p><strong><strong>ÖZET</strong></strong></p>



<p>Sosyal medya hesaplarımızı her kontrol ettiğimizde, küresel ısınma hakkında yeni bir paylaşımla karşılaşıyoruz. Küresel ısınmanın en yıkıcı sebeplerinden birinin Kuzey Kutbu&#8217;ndaki buzulların erimesi olduğunu biliyoruz. Öte yandan, şu sıralar medya kuruluşları buzullar üzerinde acı çeken kutup ayıları yerine bu bölgede yavaş yavaş oluşan yeni ticaret yollarından bahsetmeye başladılar. Artık buzdağlarının altında ne olduğunu konuşma zamanı geldi. Bu makalede, Çinlilerin &#8220;Kutup İpek Yolu&#8221; olarak adlandırdığı yeni ticaret rotası: Arktik bölgesinde neler olduğunu ele alacağız.</p>



<p>23 Mart 2021&#8217;de, Süveyş Kanalı&#8217;nda sıkışan Ever Given adlı yük gemisiyle ilgili haberleri duyarak yataklarımızdan fırlamıştık. Bu gemi, Hollanda&#8217;dan Çin&#8217;e gitmek üzere yola çıkmıştı, ancak hedefine ulaşamadı. Bu olay, Süveyş Kanalı&#8217;nın altı gün kapanmasına neden oldu ve küresel ticarette yaklaşık 60 milyar dolarlık bir kayba yol açtı. Elbette, bu Süveyş Kanalı&#8217;ndaki ilk olay değildi; daha önce de birçok olay gördük ve gelecekte de görebiliriz. Peki ya bu rota yerine Çin&#8217;den Hollanda&#8217;ya alternatif bir güzergâhımız olsaydı? Tam da bu noktada, Arktik bölgesinde daha uygun ve daha kısa bir rotamız var. Bu rota Türkiye, Çin ve Rusya için fırsatlar sunabilir mi? Cevabı bulmak için Arktik&#8217;e bir dalış yapalım.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Türkiye, Çin, Rusya, Arktik, Kutup İpek Yolu</p>



<p><strong>THE ARCTIC REGION</strong></p>



<p>Previously viewed as a harsh and isolated region, the Arctic has unexpectedly become a major political focus point. The primary cause of this transformation is climate change, which causes the Arctic ice to melt quickly and opens up new routes for resource exploitation and marine travel. Given these events, China has been demonstrating a strong interest in the Arctic despite its great physical distance from it, making its Arctic ambitions clear through its Polar Silk Road project.</p>



<p><strong>Figure 1</strong>: The World’s Key Maritime Points</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="605" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-1024x605.jpg" alt="" class="wp-image-7630" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-1024x605.jpg 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-300x177.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-768x454.jpg 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1.jpg 1490w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Source:</strong> GIS,2024</figcaption></figure>



<p>Once a remote and little-known location, the Arctic has become more well-known worldwide as a result of economic interests and the need to comprehend climate change. This transition has altered the character of exploration as well as its effects, calling for the development of infrastructure, cutting-edge technology, and international collaboration. As a result, nations are fighting to expand their influence and draw in foreign investments, making the Arctic a center of geopolitical cooperation and conflict, highlighting the continued dominance of national interests in the area (Ayaydın, 2022).</p>



<p>Once thought to be a remote and unreachable location, the Arctic has been becoming more and more important in international trade, especially in the East-West sector. The main cause of this shift is the significant decrease in travel distances made possible by the Arctic. Notwithstanding its negative effects, climate change has caused the Arctic Sea ice to melt widely, opening up new possibilities for commercial shipping. Compared to the current Suez Canal route, the Arctic&#8217;s Northern Sea Route (NSR) provides a travel distance between Asia and Europe that is up to 40% shorter. This might improve trade efficiency and spur economic growth in many European and East Asian countries (Yumashev et al., 2017).</p>



<p><strong>Figure 2</strong>: Northern Sea Route</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="337" height="365" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2.jpg" alt="" class="wp-image-7632" style="width:815px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2.jpg 337w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2-277x300.jpg 277w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Source</strong>: The Economist,2024</figcaption></figure>



<p>Analyst says that NSR would be ice free by 2050. After completing a voyage between Vladivostok and Kaliningrad, Ivan Fedyushin, second officer aboard a sailing vessel, reported a striking observation: the previously prevalent ice fields across the Bering Sea, Chukotka Sea, and East Siberian Sea had disappeared. This vanishing ice serves as a significant indication of a profound change in the Arctic’s accessibility for all types of vessels (Diplomat, 2024). A trip from China to Netherland takes around 33 days through NSR as opposed to 48 days via Suez Canal. This situation creates potential savings both for China and other nations those are interest in Arctic.</p>



<p><strong>DRAGON’S AMBITION</strong></p>



<p>In 1925 China signed Svalbard Treaty that allows parties’s commercial activities on Svalbard (the most strategic place in Arctic). This treaty recognizes sovereignty of Norway over Arctic Archipelago of Svalbard. Currently, there are 48 signatories to the treaty. (Wikipedia, 2024)&nbsp;</p>



<p>In 2018, China published a white paper titled China’s Arctic Policy. Beijing’s aim to grow Belt and Road Initiative through Polar Silk Road (PSR). As China is striving to become a global power, including in maritime and transportation domains, the Arctic is of interest to China. This time, dragon is coming with ice-breakers not the fire.</p>



<p>China&#8217;s Arctic policy was altered following the adoption of the PSR framework and three main objectives were determined: taking involvement in Arctic governance, enhancing common interests, and encouraging sustainable development. Nevertheless, the fundamental misgivings over the PSR are influenced by some of the Nordic states&#8217; concerns, namely China&#8217;s population density. and its growing fascination with natural resources. Furthermore, a few of the nation’s include particularly mindful of China&#8217;s long-term strategic goals, including the potential for deployment the Arctic by a military presence. In this regard, China&#8217;s growing strategic collaboration with The Nordic states have not recently embraced Russia politically. Furthermore, some academic discussion additionally highlights that the NSR has become the PSR&#8217;s exact replica following China&#8217;s involvement in the region. (Tüter,2022)</p>



<p>In this sense, COSCO Shipping Specialized Carriers, one of the biggest Chinese shipping companies, organized 42 trips on the Northern Sea Route with 33 vessels between 2013 and 2021, 14 of which included icebreaker escort. COSCO reached a record-breaking 14 voyages along the Northern Sea Route in 2021, bringing the idea of a PSR further closer to reality. (Arcticinstitute, 2023)</p>



<p>On the other hand, Western countries, such as Canada and Denmark, have resisted China&#8217;s attempts to invest in rare earth mining projects and gold mines in the Arctic. However, as Western sanctions on Moscow have grown, China has expanded its investments in Russia to include projects in Russia&#8217;s Arctic sphere of influence. For example, in 2023, China made mining investments in titanium in the Russian Republic of Komi, a Russian federal territory. China&#8217;s manufacturing and technological industries depend heavily on the vast range of minerals found in the Arctic, particularly as the country aspires to continue its lead in electronics and renewable energy. (Harvey, 2024)</p>



<p>Chinese proverb says, crossing the river by touching the stones, it definitely works recently. China&#8217;s reform and opening up process depends on this phenomenon and she is giving to much attention to receive the maximum potential from this forgotten region.</p>



<p><strong>KREMLIN’S STRATEGY</strong></p>



<p>Russia is the country that have the most potential gaining from this region because of their proximity to Arctic. Given that Russia owes their solid economy to the natural gas and petroleum, it is easy to say Russia’s interest for this region is inevitable. The total amount of value lies down under this region is about 30 trillion $. Russia has invested this region that they recently opened new coal mining in Svalbard and placed their people even if they haven’t profited from this activity. They are doing this to have a right to say in this region. Also, they planted their national flag under the seabed in 2010. In addition, they applied several times to formal authorities so as to claim more continental shelf right in this region and they achieved to get it in 2019.</p>



<p>It&#8217;s important to highlight the number of icebreakers, as they play a crucial role in Arctic operations. Russia holds a significant advantage over other countries, with a fleet of 50 icebreakers. In comparison, Canada has only 7, the United States operates 5, and China possesses 3. This disparity gives Russia a considerable edge in navigating and controlling Arctic waters.</p>



<p>The NSR is so crucial maritime road in Russia’s Arctic strategy. In 2020, Russia adopted important strategic papers as regards its Arctic Strategy that lay down the key features of its policy and specific targets to be achieved during the next fifteen years. The most of vital aim of this policy is to advance the infrastructure development in the Arctic. However, the most challenging goal is construction of the new generation of vessels by 2035. In this sense, Russia’s aim is construct at least eight new nuclear icebreakers and port infrastructure investments. The strategy also envisions the use LNG as a fuel instead of NOx and Sox that cause to harmful effect to the environment.</p>



<p>In contrast to 31.5 million tons in 2019 and 32 million tons in 2020, Russia&#8217;s Arctic Strategy aims to increase NSR shipping turnover to 90 million tons per year by 2030 and 130 million tons per year by 2035. With only 2 million tons in 2030, international transit is predicted to make up a modest portion of the entire volume; by 2035, that number will rise to 10 million tons (from 0.7 million tons in 2019). Since sea transportation provides a practical substitute for conventional pipeline or rail transportation for many Russian oil and gas operations located in Russia&#8217;s Arctic, it is evident that the majority of shipments via NSR would be made up of exports of hydrocarbons. (Yermakov, 2022)</p>



<p><strong>Figure 3:</strong> Volume of shipments via NSR, 2014-2020</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img decoding="async" width="576" height="337" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim3.jpg" alt="" class="wp-image-7633" style="width:818px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim3.jpg 576w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim3-300x176.jpg 300w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Source:</strong> Report on the NSR operations, Rosatom,2021</figcaption></figure>
</div>


<p>In 2020, 86 percent of total shipments via the NSR were represented by hydrocarbons going to export markets, including LNG (18.9 million tons), oil (7.7 million tons), and condensate (1 million tons). General cargos amounted to 3.5 million tons or about 11 percent of total shipment volume. Refined products (0.6 million tons) and coal (0.3 million tons) accounted for a relatively minor shares of 2 and 1 percent, correspondingly. (Yermakov, 2022)</p>



<p>Regardless of the possibility of its transformation into Euro-Asian Sea transport route, the mail aim for Russia is national priority. Today, the Arctic have crucial state interests-economic, defense, geopolitical, scientific and environmental. Until today, this route serves as an alternative way in order to supply not only equipment, construction materials, oil or hydrocarbons but also food for the local population. At the same time, the NSR has a huge geo-economic potential associated with the transformation of the waterway into an international transport highway, which remains a reserve of the international transport system. In turn, Russian’s interests are to reduce transport costs, increase the capacity of the icebreaker fleet, improve tax, customs and credit policies. (<a href="https://iopscience.iop.org/article/10.1088/1755-1315/434/1/012009/pdf">Gladkiv,</a> 2020)</p>



<p><strong>TÜRKİYE’S POTENTIAL</strong></p>



<p>Türkiye’s interest to Arctic region goes back to 1990s, by acceding to the Antartic Treaty in 1995. Also, Türkiye signed Madrid Protocol in 2017, known as Antarctic Treaty Environment Protection Protocol. It is possible to talk about three stages on behalf of Türkiye’s interest in Arctic region (Yavaşoğlu, 2021):&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>The Polar Research Center (PolReC) within Istanbul Technical University (ITU) was established in 2014.</li>



<li>&nbsp;Starting in 2017, PolRec was started running its polar programs under the responsibility of the Ministry of Industry and Technology.</li>



<li>&nbsp;In 2019, TUBITAK Marmara Research Center (MAM) Polar Research Institute (KARE) was established, and the polar coordination task was transferred from ITU PolReC to KARE.</li>



<li>In 2024, Türkiye officially became a signature country to the Svalbard Treaty.</li>
</ul>



<p>In 2018, The National Polar Science Program (2018-2022) was published by Türkiye. This document contains concrete goals like protecting Arctic, Antarctica and poles, establishing a roadmap for Türkiye’s accession to the Arctic Council, being members of international organizations related to polar regions. Upon these developments, it is obvious that Türkiye’s interest mostly depends on scientific research rather than economic aim.</p>



<p>When it comes to economic actions, it is hard to mention about any activities like operated by China and Russia in this region. On the other hand, Turkish shipbuilding industry is the seventh largest builder of new ships and the third largest builder of yachts in the world. Today, there are 84 active shipyards in Turkey. The Turkish shipbuilding industry has the ability to build various types of “ice class/polar class” ships, including research vessels for the Arctic and Antarctic Regions. Turkish Shipyards have already delivered many ships that have “ice class” notation in compliance with the requirements of clients and classification societies.</p>



<p>When compared to competitor countries, the Turkish shipbuilding industry has many advantages: infrastructure and technology, delivery period and production capacity, active shipyards (both for new building and repair and maintenance capacities), a wide range of products, qualified personnel, iron-steel industry support, a convenient geographical position (52 nations within a three-hour flying distance), and the Turkish shipbuilding recycling industries (Limon, 2021).</p>



<p>Apart from these factors, the Arctic region is home to hundreds of thousands of ethnically Turkic people, such as the Yakuts and Dolgans. In this respect, this situation can be catalyst to increase sphere of influence in this region.</p>



<p><strong>LAST WORDS</strong></p>



<p>Based on theorists, we would no longer see glaciers after 20 or 30 years in the Arctic. This situation renders nations hungrier in order to benefit from this region. Not only opening new commercial routes but also it gives rises to come out natural resources under the glaciers.</p>



<p>While the melting ice opens up new commercial pathways, it also exposes something even more essential to the future of our planet. The Svalbard Global Seed Vault is a seed bank in Arctic. The vault is home to save different kinds of plant seed. This vault serves as a global repository for plant seeds from around the world, preserving biodiversity against the threats posed by climate change. The contrast is sharp: as the ice melts and new trade opportunities emerge. It is sad to say this but it seems that the money would overweigh the climate change’s concerns among the nations.</p>



<p><strong>REFERENCES</strong></p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Ayaydın, E. (2022). Evolution of Arctic Exploration from National Interest to Multinational Investment. In P. A. Berkman, A. N. Vylegzhanin, O. R. Young, D. A. Balton, &amp; O. R. Øvretveit (Eds.), Building Common Interests in the Arctic Ocean with Global Inclusion: Volume 2 (Ser. Informed Decisionmaking for Sustainability (IDS), pp. 189–202), Springer.</li>



<li>Gladkiy, Yu N, V D Sukhorukov, S Yu Kornekova, S V Kulik, and N V Kaledin. (2020) Polar Silk Road’: Project Implementation and Geo-Economic Interests of Russia and China. IOP Conference Series Earth and Environmental Science 434, no. 1: 012009.</li>



<li>Limon, O. (2021) Arctic Interests and Policy of Turkey: Dilemmas, Approaches and Initiatives, Arctic Year Book.</li>



<li>Tüter, Mustafa. “China’s Polar Silk Road: Opportunities and Challenges for Nordic Arctic”. International Journal of Politics and Security (IJPS), Vol. 4, No. 3, 2022, pp. 299-326, DOI: 10.53451/ijps.1152777</li>



<li>Yavaşoğlu, H. Hakan. (2021). Bilim [Science]. In Burcu Özsoy (Ed.), Ulusal Kutup Bilim Seferleri Eğitim Kitabı [National Polar Science Expeditions Educational Book], 15-24. Kocaeli: Kutup Araştırmaları Enstitüsü.</li>



<li>Yermakov V., Yermakova A. (2021) The Northern Sea Route: A state priority in Russia’s strategy of delivering Arctic hydrocarbons to global markets, The Oxford Institute for Energy Studies.</li>



<li>Yumashev, D., van Hussen, K., Gille, J., &amp; Whiteman, G. (2017). Towards a balanced view of Arctic shipping: Estimating economic impacts of emissions from increased traffic on the Northern Sea Route. Climatic Change, 143(1–2), 143–155.</li>



<li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Arctic_policy_of_China">https://en.wikipedia.org/wiki/Arctic_policy_of_China</a>, Accessed: 18/09/2024</li>



<li><a href="https://thediplomat.com/2023/11/arctic-ambitions-chinas-engagement-with-the-northern-sea-route/">https://thediplomat.com/2023/11/arctic-ambitions-chinas-engagement-with-the-northern-sea-route/</a> Accessed: 01/10/2024.</li>



<li><a href="https://www.aa.com.tr/en/opinion/opinion-russia-and-china-s-arctic-ambitions-a-marriage-of-convenience/3358176">https://www.aa.com.tr/en/opinion/opinion-russia-and-china-s-arctic-ambitions-a-marriage-of-convenience/3358176#</a> &nbsp;Accessed: 15/10/2024.</li>



<li><a href="https://www.thearcticinstitute.org/china-polar-silk-road-long-game-failed-strategy/">https://www.thearcticinstitute.org/china-polar-silk-road-long-game-failed-strategy/</a> Accessed: 24/10/2024.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Krizinin Gölgesinde Liderlik Yarışı</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/iklim-krizinin-golgesinde-liderlik-yarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Can Duman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yeşil Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[Climate Change]]></category>
		<category><![CDATA[Climate Diplomacy]]></category>
		<category><![CDATA[European Green Deal]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Sustainable Development]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye – EU Relations]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7621</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde iklim değişikliği, yalnızca çevresel bir sorun değil; sosyal, ekonomik ve toplumsal dengeleri de derinden etkileyen, karmaşık ve acil bir kriz olarak kendini göstermektedir. İklim Krizi’nin sosyal, ekonomik ve toplumsal zararlarının yanında canlı sağlığını doğrudan etkileyen bir düzeye ulaşması, bu konuda atılması gereken adımların aciliyetini tekraren hatırlatmaktadır. Bu noktada, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğiyle mücadelede geliştirdiği politika metni olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa’nın bir süredir kaybettiği kural koyucu rolünü yeniden kazanma ve iklim değişikliğiyle mücadelede lider konumda olma amacının da bir göstergesidir. Ancak başta Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile beraber maliyet artışı ve rekabet dezavantajı odağıyla gelişen tepkiler aynı zamanda Yeşil Mutabakat'ın küresel standart olarak kabul görmesini ve Avrupa’nın bu alanda liderlik üstlenme gayesini engellemek amacı taşımaktadır. Ülkeler arasındaki etkin iş birliğini gerektiren iklim değişikliği bu boyutlarıyla sadece bir çevre meselesi değil; sosyal, ekonomik ve siyasi eksenleri olan küresel bir krizdir. Küresel kamuoyunun küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği odaklı bir yaklaşım benimsemesi ve giderek daha ısınan dünyamız için daha fazla geç kalmaması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine giden yolda daha etkili adımlar atılmasını sağlayacaktır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Günümüzde iklim değişikliği, yalnızca çevresel bir sorun değil; sosyal, ekonomik ve toplumsal dengeleri de derinden etkileyen, karmaşık ve acil bir kriz olarak kendini göstermektedir. İklim Krizi’nin sosyal, ekonomik ve toplumsal zararlarının yanında canlı sağlığını doğrudan etkileyen bir düzeye ulaşması, bu konuda atılması gereken adımların aciliyetini tekraren hatırlatmaktadır. Bu noktada, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğiyle mücadelede geliştirdiği politika metni olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa’nın bir süredir kaybettiği kural koyucu rolünü yeniden kazanma ve iklim değişikliğiyle mücadelede lider konumda olma amacının da bir göstergesidir. Ancak başta Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile beraber maliyet artışı ve rekabet dezavantajı odağıyla gelişen tepkiler aynı zamanda Yeşil Mutabakat&#8217;ın küresel standart olarak kabul görmesini ve Avrupa’nın bu alanda liderlik üstlenme gayesini engellemek amacı taşımaktadır. Ülkeler arasındaki etkin iş birliğini gerektiren iklim değişikliği bu boyutlarıyla sadece bir çevre meselesi değil; sosyal, ekonomik ve siyasi eksenleri olan küresel bir krizdir. Küresel kamuoyunun küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği odaklı bir yaklaşım benimsemesi ve giderek daha ısınan dünyamız için daha fazla geç kalmaması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine giden yolda daha etkili adımlar atılmasını sağlayacaktır.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> İklim Değişikliği, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sürdürülebilir Kalkınma, İklim Diplomasisi, Türkiye-AB İlişkileri</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>Today, climate change presents itself not merely as an environmental issue but as a complex and urgent crisis that deeply impacts social, economic, and societal balances. Beyond its social, economic, and societal harms, the fact that the Climate Crisis has reached a level that directly affects living health underscores the urgency of actions needed in this area. At this point, the European Green Deal, a policy document developed by the European Union to combat climate change, also serves as an indicator of Europe&#8217;s aim to regain its lost role as a rule-setter and to position itself as a leader in the fight against climate change. However, the reactions that have emerged, particularly around the Border Carbon Adjustment Mechanism due to increased costs and competitive disadvantages, also aim to hinder the acceptance of the Green Deal as a global standard and Europe’s ambition to take on a leadership role in this area. Climate change, which requires effective cooperation between countries, is thus not solely an environmental issue but a global crisis with social, economic, and political dimensions. Adopting a cooperative approach to combating global warming and climate change and not further delaying action for our increasingly warming world will pave the way for more effective steps toward sustainable development goals.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Climate Change, European Green Deal, Sustainable Development, Climate Diplomacy, Türkiye – EU Relations</p>



<p><strong>KÜRESEL SİYASET VE İKLİM DİPLOMASİSİ</strong></p>



<p>XX. yüzyılın son çeyreğinde üzerine konuşulmaya başlanan iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma hususları o zamanlar henüz birer bakir alan olarak karşımıza çıkar, bu alanda çalışma yapmak farkındalığa sahip olan birkaç araştırmacının kendini genel tartışmalardan soyutlama yöntemi olarak görülürdü. Ancak takvimler bugünü gösterdiğinde artık iklim değişikliğinden ya da sürdürülebilir kalkınmadan konuşmak bir farklılık göstergesi değil bir zorunluluk haline geldi. Sanayileşmeyle beraber artan küresel sıcaklığın yükseliş hızı son zamanlarda daha da artış gösterdi. Küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte kutuplardaki buzullar daha hızlı eriyor, deniz seviyesi daha hızlı yükseliyor ve bu değişimler birçok bölgeyi sel baskınları ve su taşkınları gibi doğal afetler başta olmak üzere birçok olumsuzluğa karşı daha savunmasız hale getiriyor. Lindsey (2023) 1880’den bu yana dünyada ortalama deniz seviyesinin 21 ila 24 santimetre yükseldiğini, 2023’te ortalama deniz seviyesinin 1993 yılındaki seviyesinden 10 santimetre daha yükselerek rekorunu kırdığını, kötü senaryoda 2100’e gelindiğinde ABD’de deniz seviyesinin 2,2 metreye kadar yükselebileceğini ifade ediyor. Bu durum özellikle kıyı bölgelerinde yaşayan topluluklar için büyük bir tehdit oluşturmakta. Küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte harekete geçmek zorunda kalacak ve ‘iklim mültecileri’ olarak adlandırılan muhtemel göç dalgaları maalesef on milyonlarla ifade edilecek büyüklükte olacak. Nitekim, 2020 yılında dünya genelinde iklim değişikliğine bağlı afetler nedeniyle yaklaşık 30 milyon insan zorla göç etmek zorunda kaldı (IFRC, 2021).</p>



<p>Günümüzde iklim değişikliği, yalnızca çevresel bir sorun değil; sosyal, ekonomik ve toplumsal dengeleri de derinden etkileyen, karmaşık ve acil bir kriz olarak kendini gösteriyor. Fosil yakıtların aşırı kullanımı, gelişmiş ülkelerin büyüme ihtirasıyla gezegen kaynaklarını hiçe sayması, sanayileşmenin hızlanması ve doğal kaynakların aşırı tüketimiyle birlikte, atmosfere yayılan sera gazı miktarları giderek arttı. OECD ev sahipliğinde 4 – 22 Kasım tarihleri arasında bir dizi etkinlik çerçevesinde gerçekleştirilen COP29 Virtual Pavilion’unda 2022 itibarıyla 55 gigatonun üzerine çıkan sera gazı emisyonlarının 2030’da 57 gigaton ile zirvesini bulacağı öngörülüyor (OECD, 2024). Dolayısıyla görüyoruz ki dünya, yaşadığı birçok zorluğa rağmen iklim değişikliğiyle mücadelede ve küresel sera gazı salımını azaltmada pek de oralı değil. Dünyanın sorunun ciddiyetine varmakta geciktiği her bir saatte sadece Grönland’da 30 milyon ton buzul eriyor (Anadolu Ajansı, 2024).</p>



<p>Küresel iklim değişikliğinin bir diğer önemli etkisi, tarım ve gıda güvenliği üzerindedir. Sıcaklık artışları, aşırı hava olayları ve değişen yağış döngüleri, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle suya bağımlı tarımsal faaliyetler, kuraklık ve su kıtlığı tehdidi altındadır. İklim değişikliği nedeniyle verim kayıplarının 2050 yılına kadar dünya genelinde %10-25 oranında artması öngörülmektedir (FAO, 2015). Nitekim iklim bilimciler dünyanın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde son sekiz hasadının kaldığını söylüyor. Bu durum hem gıda fiyatlarının artmasına hem de gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğun derinleşmesine yol açmaktadır. Gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi, toplumları sosyal olarak istikrarsızlaştırmakta, toplumsal huzursuzluklara ve krizlere zemin hazırlamaktadır. Örneğin, yakın geçmişte birçok ülkede yaşanan gıda fiyatlarındaki ani artışlar, toplumsal gösterilere ve kitlesel huzursuzluklara neden olmuştur. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde de küresel enflasyonun atalet gösterme riskinin temel besleyicileri arasında gıda fiyatlarındaki istikrarsız beklentiler yer alıyor.</p>



<p>İklim değişikliğinin hayati olumsuzluktaki etkilerinden bir diğeri de temel insan hakkı olan yaşama hakkının tehdit altına girmesi. Artan sıcaklıklar, özellikle yaşlılar ve çocuklar gibi savunmasız gruplarda sağlık sorunlarına yol açarken sıcaklık ve nemdeki değişimler bulaşıcı hastalıkların yayılımını hızlandırmakta ve dünya yeni salgınların merkezi haline dönüşmektedir. Hava kirliliği de iklim değişikliğinin önemli bir bileşeni olarak ortaya çıkmakta, solunum yolu hastalıklarının ve erken ölümlerin artmasına yol açmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün iklim değişikliği kaynaklı sağlık sorunları, 2030 ile 2050 yılları arasında her yıl yaklaşık 250 bin ilave ölüme neden olacaktır (Dünya Sağlık Örgütü, 2024). Sadece bu istatistik bile iklim değişikliğinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda küresel bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.</p>



<p>Tabii ki işin bir de ekonomik boyutu var. Sadece 2023 yılında dünya genelinde iklim değişikliğinden kaynaklanan meteorolojik olayların ekonomik büyüklüğe zararı 200 milyar doları aştı. Uluslararası yatırım bankası Swiss Re’nin araştırmasına göre 2030’a kadar küresel iklim değişikliğinin ekonomiye kümülatif zararının 30 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı doğal afetlerin yol açtığı zararlar bir yandan sigorta sektörünü riskleri nasıl primlendireceği noktasında çıkmaza sokarken hükümetlerin bütçelerinde beklenmedik harcamalara yol açıyor. Aynı zamanda, tarım, turizm, enerji gibi sektörlerin iklim değişikliğinden olumsuz etkilenmesi de başta işgücü piyasaları olmak üzere ekonominin tamamında silsile şeklinde gerçekleşen olumsuzlukları hızlandırıyor.</p>



<p>Çarpıcı örnekler çoğaltılabilir. Ancak icraata geçmeden söze takılı kaldığımız her yeni gün, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede biraz daha geç kalıyoruz ve bu durum dünya genelinde derin ve çok boyutlu etkiler ortaya çıkarıyor. Şu artık bir gerçek: toplumların refahını, güvenliğini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini tehdit eden bu kriz, kapsamlı ve etkili bir küresel iş birliği gerektirmektedir. İklim değişikliği yalnızca doğaya değil, insan sağlığına, toplumsal yapılara ve ekonomik sistemlere de doğrudan zarar vermekte, bu nedenle çözümü de aynı derecede bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.</p>



<p><strong>AVRUPA İÇİN BİR ‘KURAL KOYUCULUK’ FIRSATI OLARAK YEŞİL MUTABAKAT</strong></p>



<p>İklim krizinin giderek daha hayati hala gelen sonuçları acil eylem gerekliliğini de her geçen gün daha da perçinlemektedir. Dünya, yalnızca iklim değişikliğinin doğrudan etkileriyle değil, aynı zamanda bu etkilerin ekonomik ve toplumsal yansımalarıyla da başa çıkmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda, sürdürülebilir bir geleceğin inşası, küresel çapta bir dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olan Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM), Avrupa Birliği (AB) tarafından 2019 yılında yürürlüğe konmuş olup AB’nin iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstlenme hedefinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Yeşil Mutabakat, yalnızca Avrupa sınırları içinde değil, aynı zamanda küresel ölçekte sürdürülebilirlik politikalarına yön verecek kuralları koyma iddiasıyla oluşturulmuş bir yol haritasıdır.</p>



<p>Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB’nin 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda hazırlanmış geniş kapsamlı bir stratejidir. Bu mutabakat kapsamında, başta enerji, sanayi, ulaşım, tarım ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi alanlarda radikal dönüşüm politikaları benimsenmiştir. AB, bu dönüşüm sürecinde, çevresel sürdürülebilirlik hedefleri ile ekonomik kalkınma arasında bir denge kurmayı hedeflemektedir. Örneğin, karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar, çevresel maliyetlerin AB dışında kalan ülkelerden yapılan ithalatlarda da göz önünde bulundurulmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu mekanizma, yüksek karbon emisyonuna neden olan üretim süreçlerini cezalandırırken, AB’ye ürün ihraç eden ülkelerin de çevre dostu üretim standartlarına uyum sağlamalarını teşvik etmektedir. Bu tür politikalar, Avrupa’nın sadece kendi içinde değil, küresel tedarik zincirinde de çevre dostu bir dönüşümü teşvik etme hedefini ortaya koymaktadır.</p>



<p>Bütün bunlar iklim değişikliğiyle etkili mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etme maksadıyla kulağa çok güzel gelen hususlar. Ancak Avrupa Birliği, AYM ile birlikte bir amaç daha güdüyor: o da ekonomik ve siyasi olarak birliğin zayıfladığı bu dönemde, iklim değişikliğiyle mücadelede lider konumda olmak. Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede kapsamı dikkate alındığında derli toplu yegâne politika metni konumundaki Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa’nın uluslararası arenada sürdürülebilirlik ve çevre koruma konularında norm ve standart belirleyen bir güç olarak konumlanma amacının da bir çıktısı. Nitekim, yayımlandıktan sonra hayli gündemde kalan Avrupa Merkez Bankası&#8217;nın önceki başkanı Mario Draghi&#8217;nin hazırladığı raporda da Avrupa’nın sürdürülebilirlik ve rekabet açısından yeniden güçlü bir oyuncu olabilmesinin anahtarı olarak Yeşil Mutabakat’ın başarıyla uygulanması gösteriliyor (Draghi, 2024).</p>



<p>Ancak bu dönüşüm süreci, uluslararası iş birliğini zorunlu kılmakta ve Avrupa’nın belirlediği kuralların diğer ülkelerde nasıl karşılandığı sorusunu da gündeme getirmektedir. Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirlik alanında attığı bu iddialı adımlar, Birlik dışında kalan bazı ülkelerden farklı tepkilerle karşılanmaktadır. Özellikle SKDM gibi karbon maliyetlerini ticari ilişkilere yansıtan mekanizmalar, AB dışındaki ülkeler için ek maliyetler ve rekabet dezavantajı yaratmaktadır. Bu durum, Avrupa’nın kural koyucu rolüne karşı bir direnç oluşturmakta ve bazı ülkelerde, AB’nin bu düzenlemeleri kendi ekonomik çıkarlarını koruma çabası olarak yorumlanmasına yol açmaktadır. Örneğin, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan büyük ekonomiler, SKDM gibi uygulamaların ticari engel olarak değerlendirilebileceği görüşündedir. Bu ülkeler, Avrupa’nın belirlediği yüksek standartların, kendi iç ekonomik dinamiklerini zorladığını ve adil ticaret ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor. Hatta aralarından Çin, Avrupa’nın yeşil dönüşüm alanında koyduğu kurallara karşı aksiyon geliştirerek Balkanlar’da yeni kömür santrallerinin inşasına yatırım yapmakta, Avrupa’nın temiz enerji politikalarına karşı Yeşil Mutabakat’ın küresel bir standart olarak kabul görmesini engelleme amacını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla iklim diplomasisi masada olduğu kadar sahada da çetin bir halde şekillenmektedir.</p>



<p>Hiç şüphe yok ki, AYM ile birlikte başta enerjide yenilenebilir dönüşüm adımları, gezegenimiz için umut vaat etse de Rusya, Suudi Arabistan ve diğer fosil yakıt üreticisi ülkeler Avrupa’nın bu enerji dönüşüm politikalarını kendi ekonomik çıkarlarına doğrudan bir tehdit olarak algılamaktadır.</p>



<p>Bununla birlikte, yine AYM ile birlikte Avrupa Birliği’nin getirmek istediği karbon kısıtlamaları, AB’nin enerji ithalatında daha çevreci ve yenilenebilir kaynaklara yönelmesini teşvik ederken, geleneksel enerji tedarikçilerini Avrupa’nın ticaret ortakları olarak zor bir duruma sokmaktadır.</p>



<p>Mutabakat’ın önüne döşenen taşlardan bir diğeri de, sanayi ve enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin yeni düzenlemelerden doğrudan etkilenmesi ve Avrupa Birliği’ni çevreyi koruma adına kendi lehine gelişecek adil olmayan bir rekabet ortamı şekillendirmeye çalışmakla suçlaması oluyor. Söz konusu şirketler, Avrupa Birliği’nin yeşil bir dönüşüm gerçekleştirme hedefinin sadece çevresel bir mesele olmadığını, aynı zamanda ekonomik çıkarlar ve jeopolitik dengeleri de kendi lehine çekmek istediğini düşünüyor.</p>



<p>Muhalefet için çok uzağa gitmeye gerek yok. AB içinde de iklim politikaları konusunda yeknesak bir yaklaşım sağlamak kolay olmuyor. Yeşil dönüşüm hedefleri, AB ülkeleri arasında farklı şekillerde yorumlanmakta ve uygulanmakta. Bazı AB üyeleri başta enerjide olmak üzere sürdürülebilir kalkınma adımlarının getirdiği dönüşüm sürecinin ekonomik yükünü taşımakta zorlanmakta ve bu sebeple AB’nin çevresel standartlarına uyum sağlama konusunda bazı çekinceler sunmaktadır. Birlik’in gelişmiş ekonomileri, Almanya ve Fransa gibi ülkeler, enerji geçişi ve karbon azaltımına yönelik yatırımlara öncülük ederken yine Birlik’e üye görece daha az gelişmiş ülkelerin bu süreçte geri kalmasının Birlik içinde dahi ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin derinleşmesine yol açmasından endişe edilmektedir. Dönüşüm maliyetlerinin daha zengin AB ülkeleri tarafından finanse edilmesini savunan bu ülkelerin aksine söz konusu gelişmiş ülkelerde yaşayan Avrupa Birliği vatandaşları ise kendi kaynaklarının başka ülkelerin dönüşümü için ayrılmaması gerektiğini savunuyor. AYM’nin uygulanmasında yaşanan bu içsel zorluklar, AB’nin küresel kural koyucu rolünü de zayıflatmaktadır. Birlik içinde yeknesak bir politika oluşturulamaması, AB’nin uluslararası arenada yeşil dönüşüm konusunda bir örnek teşkil etmesini engelleyebilir. İç uyumsuzluklar, AB’nin iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik iddiasını gölgelemekte ve AYM’nin uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.</p>



<p>Ve tabii ki Çin… Sahip olduğu nüfusu ve nüfuzu ile dünya siyasetini ve ekonomisini yönlendiren Çin, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile Avrupa Birliği’nin küresel kural koyucu rolünü kazanma arzularının karşısında tarihi anımsatır şekilde bir set gibi dikiliyor. Çin, dünya ekonomisindeki etkisi ve iklim değişikliğiyle mücadelede farklı bir strateji izlemesiyle Avrupa’nın yeşil dönüşüm planlarına karşı önemli bir direnç odağı olarak öne çıkmaktadır.</p>



<p>Çin’in örneğin Balkanlar’da kömür santrali yatırımlarını desteklemesi, Avrupa&#8217;nın politikalarına karşı bir adım olarak nitelendirilebilir. Bununla birlikte, yine Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birlikte karbon düzenlemeleri etrafında şekillenecek olan sanayi ve ticarette, Çin’in bütün bu politikaları kendi rekabetçiliğine ve üretim yetkinliklerine birer tehdit olarak algılamasıyla beraber küresel iklim değişikliğiyle mücadelenin ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin tartışma listesinin sonlarına doğru itildiğine hep birlikte şahitlik ediyoruz.</p>



<p><strong>TÜRKİYE İLE AB ARASINDA YENİ DÖNEMDE ŞEKİLLENECEK İLİŞKİLER</strong></p>



<p>Türkiye ve Avrupa Birliği arasında uzun yıllara dayanan ticari, politik ve sosyal bağlar, her iki taraf için de önemli ekonomik avantajlar sağlıyor. Ancak günümüzde iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri, bu ilişkinin temel dinamiklerini de dönüştürmektedir. Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde Avrupa Birliği’nin kendisiyle ticaret yapan ülkelerin de belirli çevresel standartlara uyum sağlamasını şart koşması, ihracatının %40’tan fazlasını Avrupa Birliği’ne gerçekleştiren Türkiye için bu uyumun bir zorunluluk olmasını beraberinde getiriyor.</p>



<p>Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlaması, özellikle ihracat pazarında rekabetçiliğini koruyabilmesi için kritik bir önem taşımaktadır. Yakın gelecekte uygulamaya alınacak olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, sanayimiz ve dış ticaretimiz için ilave yükümlülükler getirecek, üretim ve ihracat desenlerimizin yeşil dönüşüm dinamiklerine uyum sağlayamadığı bir senaryoda ülkemizin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’ndeki rekabetçiliği derin yara alacaktır. Bu noktada, ülkemizin yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine etkin uyumu, bu süreci yerli teknolojilerinin gelişimiyle desteklemesi, beşerî sermayenin niteliğinin güçlendirilmesi ve markalaşma stratejileriyle birlikte yeni dönemde en büyük pazarındaki rekabetçi gücünü korumanın yanında daha da artırması gerekiyor (Duman, 2024).</p>



<p>Yeşil dönüşüm sürecine ayak uyduramamanın getireceği olumsuzlukların ciddiyetini hiçbir zaman göz ardı etmeden madalyonun diğer tarafına da göz atmak gerekir. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda Avrupa Birliği’nin geleneksel &#8220;near-shoring&#8221; (yakın coğrafyalardan tedarik) yaklaşımının ötesine geçerek &#8220;friend-shoring&#8221; (dost ülkelerden tedarik) politikasını benimsemesi, ülkemiz için de ilave fırsatları beraberinde getiriyor. Friend-shoring, yalnızca coğrafi yakınlığa dayanmaktan ziyade, benzer çevresel ve sosyal standartları benimseyen ülkeler arasında tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini amaçlar. Bu politika çerçevesinde Türkiye, sürdürülebilirlik kriterleri açısından AB ile benzer standartları benimseyerek bir &#8220;güvenilir tedarikçi&#8221; konumunu pekiştirebilir.</p>



<p>Türkiye’nin yeşil dönüşüm adımlarını hızlandırması ve sürdürülebilirlik alanında AB ile uyumlu politikalar geliştirmesi, Avrupa’nın tedarik zincirlerinde Türkiye’yi daha stratejik bir konuma yerleştirebilir. Böylece Türkiye, AB’nin Çin gibi ülkelerden kaynaklı tedarik risklerini azaltmasına katkı sağlayarak friend-shoring politikasının merkezi bir parçası haline gelebilir.</p>



<p>Ayrıca, Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakat ile uyum sağlaması, sadece ekonomik anlamda değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik açısından da kazanımlar sunacaktır. Yeşil ekonomiye geçiş, Türkiye’nin enerji kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlayarak dışa bağımlılığını azaltabilir ve yerel kaynakların etkin kullanımını teşvik edebilir. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirmesi, bu dönüşüm sürecinde önemli bir avantaj sağlamaktadır.</p>



<p>Öyle ki bugün Türkiye, 2024 yılının eylül ayı itibarıyla 114 bin MW’ı aşan kurulu gücü içinde yenilenebilir enerjinin payını %59’a yükselterek bu alanda Avrupa’da 5., dünyada ise 11. sırada yer alıyor. Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen 2024 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP29) konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yeşil kalkınma devrimi vizyonumuz çerçevesinde bugün 31 megavat olan rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücümüzün 2023 yılında 120 bin megavata çıkarılmasını, 2024-2030 yıllarını kapsayan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planımızla ise 100 milyon ton karbondioksit eş değeri emisyon azaltımı öngördüğümüzü ifade etti (Anadolu Ajansı, 2024). Bu kapsamda, Türkiye’nin AB ile başta enerjide yenilenebilir dönüşüm olmak üzere farklı alanlardaki ortak projeler ve yeşil fonlar aracılığıyla geliştirdiği iş birliğini, paydaşların birlikte kazandığı bir oyuna benzetmek çok da yanlış olmayacaktır.</p>



<p><strong>SONUÇ YERİNE</strong></p>



<p>İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca çevre ve ekonomi ekseninde değil, aynı zamanda küresel siyaset ve diplomasi alanında da kapsamlı bir iş birliğini gerektiren bir süreçtir. Bu bağlamda, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi uluslararası çabalar önemli bir temel oluştursa da bu hedeflere ulaşmak için ülkeler arası uyumun güçlendirilmesi kaçınılmazdır.</p>



<p>Ancak küresel sıcaklık artışlarını sınırlandırmak için alınacak önlemler, her ülkenin ekonomik yapısı ve gelişim düzeyi göz önüne alındığında farklı zorlukları beraberinde getirmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ekonomik kalkınmayı sürdürebilmek adına çevresel taahhütlerinde esneklik talep ederken, gelişmiş ülkelerin daha katı bir dönüşüm beklentisi bu ülkelerle arasındaki dengeyi zorlaştırmaktadır.</p>



<p>Bu süreçte, küresel siyasetin çıkar çatışmaları, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliğini derinden sarsmaktadır. Örneğin, bazı ülkeler ticari avantajlarını kaybetmemek adına düşük karbonlu dönüşüm projelerine mesafeli yaklaşmakta ya da çevre dostu teknolojilere geçişi kademeli olarak gerçekleştirmek istemektedir. Bununla beraber, Avrupa Yeşil Mutabakatı etrafında şekillenen tartışmalar, Avrupa Birliği’nin hem içindeki hem de etrafındaki güç dengelerini yeniden değerlendirme gereğini beraberinde getirmekte; çevre dostu politikaların ve ticaret ilişkilerin iç içe geçtiği bu süreçte, iklim değişikliğiyle mücadelenin siyasi sınırlar ve çıkarlar karşısında giderek zorlaştığı bir tablo oluşmaktadır.</p>



<p>Bu noktada, ülkemizin önünde fırsatlar ve tehditler eşanlı bulunmaktadır. Yeşil dönüşümün dijital dönüşüm ile birlikte şekillendiği yeni dönemi bir de yerli dönüşüm ile bezemeyi başaran bir Türkiye sadece bölgesinde değil, küresel çapta önemli bir üretim ve tedarik merkezi olma fırsatını elinde tutuyor. Öte yandan, çok yakın bir gelecekte ve kararlı bir şekilde hayata geçirilmesi hedeflenen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile birlikte, ihracatının %40’tan fazlasını oluşturan Avrupa Birliği pazarındaki rekabetçi gücümüzü tehlikeye atmamak için sanayicilerimizin ve ihracatçılarımızın oyunun yeni kurallarına ayak uydurmakta gecikmemeleri gerekiyor.</p>



<p>İklim değişikliği, kendisiyle mücadele için acil eylem planı gerektiren bir düzeye çoktan ulaştı. Küresel kamuoyunun ekonomik çıkarlar ve politik dengeler ışığında bu mücadeleyi ne kadar eşgüdümle yürüteceği ise sorunun ta kendisi. İklim krizinin hayatımızın her alanını tehdit ettiği bir dönemde, toplumların uzun vadeli sağlığını ve sürdürülebilirliğini, kısa vadeli ekonomik kazançların önüne koyan bir yaklaşımın benimsenmesi, bu zorlu mücadelenin gereği.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Anadolu Ajansı (2024). <em>Araştırmalara göre Grönland, iklim değişikliği nedeniyle saatte ortalama 30 milyon ton buz kaybediyor</em>, Erişim: https://shorturl.at/HJNLA, Erişim tarihi 15 Kasım 2024.</li>



<li>Anadolu Ajansı (2024). <em>Cumhurbaşkanı Erdoğan, COP29 Dünya Liderleri İklim Zirvesi&#8217;nde konuştu</em>, Erişim: <a href="https://shorturl.at/Vbiab">https://shorturl.at/Vbiab</a> , Erişim tarihi 15 Kasım 2024.</li>



<li>Draghi, M. (2024). Th<em>e future of European competitiveness – A competitiveness strategy for Europe</em>.</li>



<li>Duman, M. C. (2024). <em>Türkiye’nin Üretiminin Niceliği ve Niteliği, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi</em>, Erişim: <a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/turkiyenin-uretiminin-niceligi-ve-niteligi/764597">https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/turkiyenin-uretiminin-niceligi-ve-niteligi/764597</a>, Erişim Tarihi: 15 Kasım 2024.</li>



<li>Food and Agriculture Organization of the United Nations (2015). <em>Climate change and food security: risks and responses</em>, Erişim: <a href="https://shorturl.at/Y0LXg">https://shorturl.at/Y0LXg</a>, Erişim tarihi 15 Kasım 2024.</li>



<li>International Federation of Red Cross and Red Crescent Societies (2021). <em>Displacement in a Changing Climate: Localized humanitarian action at the forefront of the climate crisis</em>, Cenevre.</li>



<li>Lindsey, R. (2023). <em>Climate Change: Global Sea Level</em>, Erişim: <a href="https://shorturl.at/NopMc">https://shorturl.at/NopMc</a>, Erişim tarihi 15 Kasım 2024.</li>



<li>OECD (2024). <em>COP29 Virtual Pavilion</em>.</li>



<li>World Health Organization (2024). <em>Climate Change</em>, Erişim: <a href="https://shorturl.at/dyPq2">https://shorturl.at/dyPq2</a>, Erişim tarihi 15 Kasım 2024.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varış Öncesi Gümrük İşlemleri Uygulamasının Değerlendirilmesi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/varis-oncesi-gumruk-islemleri-uygulamasinin-degerlendirilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Eşref Koçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaretin Kolaylaştırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Varış Öncesi Gümrük İşlemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7636</guid>

					<description><![CDATA[Küresel ticaret süreci, ülkelerin mal akımlarının önündeki dış ticaret engellerini kaldırmalarını ve dünyanın tek bir pazar durumuna getirilmesini ifade etmektedir. Bu durum, ülkeler arasında rekabet şartlarını ağırlaştırmakta olup bu şartlara uyum sağlayamayan ülkelerin ticaret ve yatırım açısından dezavantajlı duruma düşmesine neden olabilmektedir. Ülke bazında rekabet şartlarına uyum sağlanması, başta kamu olmak üzere tüm paydaşların katkı sağlaması ile mümkündür. İthalat-ihracat gibi dış ticaret işlemlerinin kolaylaştırılması/basitleştirilmesi de bir ülkenin rekabet gücünü arttırmasına katkı sağlayan önemli bir faktördür. Varış öncesi gümrük işlemleri, ülkemizin dış ticaret işlemlerinin basitleştirilmesinde fayda sağlayan uygulamalardan biridir. Bu çalışmada varış öncesi gümrük işlemlerine ilişkin mevzuat ile uygulamanın kapsamı ve faydaları ele alınacaktır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Küresel ticaret süreci, ülkelerin mal akımlarının önündeki dış ticaret engellerini kaldırmalarını ve dünyanın tek bir pazar durumuna getirilmesini ifade etmektedir. Bu durum, ülkeler arasında rekabet şartlarını ağırlaştırmakta olup bu şartlara uyum sağlayamayan ülkelerin ticaret ve yatırım açısından dezavantajlı duruma düşmesine neden olabilmektedir. Ülke bazında rekabet şartlarına uyum sağlanması, başta kamu olmak üzere tüm paydaşların katkı sağlaması ile mümkündür. İthalat-ihracat gibi dış ticaret işlemlerinin kolaylaştırılması/basitleştirilmesi de bir ülkenin rekabet gücünü arttırmasına katkı sağlayan önemli bir faktördür. Varış öncesi gümrük işlemleri, ülkemizin dış ticaret işlemlerinin basitleştirilmesinde fayda sağlayan uygulamalardan biridir. Bu çalışmada varış öncesi gümrük işlemlerine ilişkin mevzuat ile uygulamanın kapsamı ve faydaları ele alınacaktır.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Varış Öncesi Gümrük İşlemleri, Ticaretin Kolaylaştırılması, Maliyetlerin Azaltılması.</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>II. Dünya Savaşı sonrası ve özellikle 1960’lı yıllardan itibaren tüm dünyada yoğun olarak görülen ithalat ikamesine dayalı sanayileşme ve dış ticaret stratejileri ihracatın önderliğinde büyüme stratejisine dönüşmüştür. Bu dönüşüm nedeniyle de ülkeler arasındaki ticari ilişkiler arttığından aralarındaki etkileşim ve iş birliğinin elzem olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, uluslararası ticaretin kolaylaştırılması, gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi, işlemlerin standart hale getirilmesi, gümrük idarelerinin modernize edilmesi, kapasitelerinin artırılması, kaçakçılığın önlenmesi ve uluslararası ticaretin güvenli yapılmasının sağlanması, ulusal gümrük idarelerinin etkili ve verimli çalışma sağlanması gibi birçok konunun önemi artırmıştır. Bu nedenle söz konusu “liberal” ekonomi düşüncesine bağlı olarak, bu artışla doğru orantılı bir şekilde ülkelerin dış ticaret hacminde ve gümrük işlemlerinde de artış gerçekleşmiştir.</p>



<p>Bu artışın doğru yönetilebilmesi için devletlerin gümrük politikaları daha fazla önem kazanmaya başlamış, efektif bir politika için de gümrük alanında çeşitli basitleştirmeler getirilmiştir. Ancak gümrük işlemlerinde oluşan artış yasa dışı ticaret unsurunu da beraberinde getirdiğinden gümrük idarelerince bir taraftan gümrük işlemlerini basitleştirirken diğer taraftan da yasa dışı ticaretin de engellenmesi gibi iki dengenin bir arada tutulması gerekmektedir.</p>



<p>Söz konusu dengenin gözetilme konusu ülkemiz gümrük politikası açısından da büyük önem arz etmektedir. Zira, firmaların üretim ve pazarlama süreçlerinin giderek hızlanması ve rekabetin en önemli gereklerinden birinin tüketici taleplerine mümkün olan en kısa sürede cevap vermek zorunda olduğu göz önüne alındığında gümrük işlemlerinin de buna paralel olarak kısa zamanda tamamlanması beklenmektedir. Diğer taraftan gümrük işlemlerinde zaman tasarrufu gerçekleştirilirken de söz konusu basitleştirmelerin buna uygun taşıma şekilleri, yükümlü profili ve eşya gruplarıyla uygulama düşüncesi oluşturulmuştur.</p>



<p>Varış öncesi gümrük işlemlerinin yukarıda yer alan tanıma uyan basitleştirilmiş bir gümrük uygulaması olduğunu belirtmek gerekir. Bu uygulamada en temel kazanım, gümrük beyannamesinin eşyanın varışından önce verilmesidir. Bunun yanında olağan gümrük işlemlerinde, denizyolu taşımacılığında gemiden tahliye edilen eşya geçici depolama yerine (ambara) alındıktan sonra beyanname işlemlerine başlanılmaktadır. Varış öncesi gümrük işlemlerinde gemideki eşyanın tahliyesini beklemeden ve eşya ambara alınmaksızın eşya sahibine teslim etme olanağı sunulmaktadır.</p>



<p>Söz konusu uygulama, üretimde girdi olarak kullanılabilecek ithal eşyasının Türkiye Gümrük Bölgesine varışından önce gümrük işlemlerinin başlatılarak dış ticaret işlemleri açısından zaman kayıpları ile doğabilecek ilave maliyetleri (tahmil, ardiye, terminal, demuraj giderleri vb.) azaltmada fayda sağladığından esasında yine yerli üretime destek niteliğindedir.</p>



<p>Bu çalışmada varış öncesi gümrük işlemlerinin mevzuatı, uygulamadan faydalanma şartları, uygulamayla ilgili bazı özel noktalar ve ilerleyen dönemlerde yapılabilecek iyileştirmeler gibi hususlar aktarılacaktır.</p>



<p><strong>İLGİLİ DÜZENLEMELER</strong></p>



<p><strong>1.1 Tebliğ</strong></p>



<p>Varış Öncesi Gümrük İşlemlerine (VÖG) ilişkin ilk yasal mevzuat, Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 1) ile 23/01/2019 tarihinde yayımlanmış olup 23/04/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe giren söz konusu Tebliğin 1’inci maddesinde “Serbest dolaşıma giriş ve dahilde işleme rejimi kapsamında denizyolu konteyner taşımacılığı ile Türkiye Gümrük Bölgesine gelen yerli üretimde girdi olarak kullanılabilecek eşyanın ilgili rejime giriş işlemlerinin Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce başlanabilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” olarak düzenlenmiştir. Böylece VÖG, serbest dolaşıma giriş ile dahilde işleme rejiminde ve yalnızca denizyolu konteyner taşımacılığında uygulanmaya başlamıştır. Daha sonra 05.04.2021 tarihli ve 31455 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Tebliğ değişikliği ile uygulama havayolunda da genişletildi.</p>



<p><strong>1.2 Genelge</strong></p>



<p>Uygulamaya ilişkin usul ve esasların yer aldığı 2019/12 sayılı Genelgede izin (VÖG izni) kapsamındaki eşyanın taşınmasına veya ambalajlanmasına mahsus geçici ithalat rejimine konu eşya için de Türkiye Gümrük Bölgesine varışından önce beyannamenin tescil edilmesine izin verilebileceği ifade edilerek geçici ithalat ile yurda giren ambalaj eşyasının da VÖG’den yararlanmasına imkân tanınmıştır. Söz konusu Genelgeyle havayolu taşımacılığına ilişkin hususlar da eklenerek 26.05.2021 tarihinde düzenlenen 2021/16 sayılı Genelge ile güncellenmiştir.</p>



<p><strong>1.3 Kılavuz</strong></p>



<p>Uygulamayla ilgili kılavuz; düzenleme niteliği olmayıp yönlendirici maksadı taşıyan kılavuz <a href="https://ticaret.gov.tr/duyurular/varis-oncesi-gumruk-islemlerine-eklenecek-gtipler-ve-uygulamaya-iliskin-kilavuz">https://ticaret.gov.tr/duyurular/varis-oncesi-gumruk-islemlerine-eklenecek-gtipler-ve-uygulamaya-iliskin-kilavuz</a> web sayfasında yer almaktadır. Burada özellikle gümrük memurları ile yükümlülerin dikkat etmeleri gereken hususlara değinilmiştir.</p>



<p><strong>2. UYGULAMA</strong></p>



<p><strong>2.1 Kimler faydalanabilir?</strong></p>



<p>Tebliğin 4’üncü maddesinde uygulamadan faydalanmaya ilişkin şartlar belirtilmiş olup bu şartlardan bazıları özet olarak şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yükümlünün Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik olması,</li>



<li>Yükümlü veya ortaklarının, Tebliğde sayılan herhangi bir ceza veya mahkumiyete çarptırılmamış olması, SGK ve vergi borcunun bulunmaması,</li>



<li>Yükümlünün (Yeminli Mali Müşavir tarafından raporlanma kaydıyla) mali durumunun yeterli olduğunun ispatı,</li>



<li>Yükümlünün son 3 yılda her bir yıl ayrı ayrı olmak üzere asgari 5 milyon dolar tutarında ihracat yapmış olması,</li>



<li>Belli bir oranda usulsüzlük ve vergi cezalarını geçmemesi,</li>



<li>İlgili mevzuata göre sanayici sayılması.</li>
</ul>



<p>Şartlar incelendiğinde, varış öncesi gümrük işlemlerinden faydalanmak için en temel şartın üretim ve ihracat olduğu görülmektedir.</p>



<p>Diğer taraftan aynı Tebliğ maddesinde Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsündeki firmaların herhangi bir izne gerek olmaksızın faydalanabileceği belirtilmiştir.</p>



<p><strong>2.2 Hangi eşyalar bu kapsamda yer almaktadır?</strong></p>



<p>Tebliğin 5’inci maddesine göre uygulamadan yararlanacak eşya Genel Müdürlükçe belirlenir ve Bakanlık internet sitesinde duyurulmaktadır. VÖG eşya listesi incelendiğinde, (bazı ürün grupları istisna) genel olarak üretim sürecine giren GTİP’lerden seçilmiş olup istisna edilen eşya ise genel itibariyle atık, hurda, gıda ve tekstil grubudur.</p>



<p><strong>2.3 Başvuruların değerlendirilmesi</strong></p>



<p>Tebliğin 6’ncı maddesi gereği başvurular, başvuru sahibinin ticaret sicili kaydı uyarınca bağlı bulunduğu İl’e en yakın Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılacağı, Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü sahiplerinden ayrıca başvuru yapılmayacağı belirtilmiştir. Başvurular ise, 2021/16 sayılı Genelge gereğince ilgili Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünce incelenip uygun görülmesi halinde Gümrükler Genel Müdürlüğüne iletilir, Gümrükler Genel Müdürlüğünce yapılan ikinci bir değerlendirme sonucunda uygun bulunan başvurulara ilişkin BİLGE Sisteminde gerekli tanımlamalar yapılır.</p>



<p>Ancak VÖG kapsamında ithal edilen eşyanın amacı dışında kullanılması halinde Tebliğin 17’nci maddesine göre söz konusu izin iptal edilir.</p>



<p><strong>2.4 VÖG Beyanname ve Eşyanın Teslim Süreci</strong></p>



<p>Öncelikle gümrük beyannamesinde yer alan bilgiler ile özet beyanda yer alan bilgilerin birbirleri ile uyumlu olması gerekir (alıcı adı, vergi no, tarife pozisyonu, kap-ağırlık bilgileri). Herhangi bir uyumsuzlukta BİLGE sisteminde gümrük beyannamesi tescil edilememektedir.</p>



<p>İthal eşyasının VÖG kapsamından faydalanılması için eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine varışı yapılmamış olması gerekmektedir. Dolayısıyla tescil aşamasında olan Özet Beyanın ilgili taşıma senedi “ambar harici” olarak işaretlenmeli, Özet Beyan’a bağlı olan gümrük beyannamesinin de basitleştirilmiş usul kodu “18” ile ambar harici olarak seçilerek tescil edilmelidir. Tebliğin 9/3. maddesinde izin kapsamında tescil edilecek gümrük beyannamesinin, özet beyanın ilgili satırında yer alan eşyanın tamamını kapsaması gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, bir taşıma senedinde birden fazla alıcıya ait eşya bulunması halinde söz konusu uygulamadan yararlanılmayacağı anlamına gelmektedir (yani parsiyel eşyaya izin verilmemektedir).</p>



<p>Beyannamenin sarı hat muayenesinde işlem görmesi durumunda varışı henüz yapılmayan eşyaya ait belgeler ilgili muayene memuruna sunulur ve muayene süreci başlatılır. Muayene süreci olumlu olarak tamamlandıktan sonra beyannamenin statüsü “Muayene Onaylanmış”a gelerek vergilerin ödenmesi mümkün hale gelir. İlgili rejim göre vergileri ödenen veya teminata bağlanan ithalat beyannamesi, bağlı olduğu özet beyanın varış bildirimi yapıldıktan sonra “Kapanmış” veya “Kapatılabilir” (serbest dolaşıma giriş veya dahilde işleme olmasına göre değişir) statüye gelir ve ilgili liman/havalimanı işletmesinin eşya sahibine teslim imkanı sağlanır. Bu durumda beyannamede ambar giriş-çıkış işlemi gerçekleştirilmez. Benzer bir süreç yeşil hat muayenesinde de gerçekleşir ancak bir farkla; burada herhangi bir muayene süreci olmadığından beyanname tescilinden sonra doğrudan vergi ödeme/teminat verme süreci başlar.</p>



<p>Beyannamenin ilk tescil anından itibaren kırmızı hatta sevk edilen veya muayene memurunca kırmızı hatta yönlendirilmesi durumunda ise VÖG kapsamında tescil edilmiş olan beyannamenin muayene işlemleri, eşya Türkiye Gümrük Bölgesine gelinceye kadar durur. Eşyanın bağlı olduğu özet beyanın varış bildirimi yapıldıktan sonra BİLGE sistemi üzerinden geçici depolama yerine (ambar) alınır ve fiziki muayene süreci başlar (bu arada beyannamesinde düzeltme yapılarak BS-18 basitleştirilmiş usul kodu iptal edilir).</p>



<p>Kılavuzun 11’inci maddesinde “Yeşil veya sarı hatta işlem gören gümrük beyannamesinin belge kontrolünün yapılabilmesi için eşyaya ilişkin beyanname ekinde yer alması gereken TPS/TAREKS no, fatura, emsal tahlil raporu vb. gibi belgelerin hazır olması gerekir.” olarak ifade edilmiştir. Buna göre özellikle Gümrük Yönetmeliği 181’inci maddesi gereğince TPS veya TAREKS denetimine tabi eşyanın ithalinde, denetimlerin eşya gelmeden önce (belge üzerinden) sonlandırılması halinde beyanname tescil aşamasına geçilebilir (aksi halde Türkiye Gümrük Bölgesine girişi yapılmamış eşyanın TPS/TAREKS’te fiili denetime sevk edilmesi veya reddedilmesi söz konusu olacaktır).</p>



<p><strong>2.5 Deniz ve Havayolu taşımacılığı arasındaki farklar</strong></p>



<p>Varış öncesi gümrük işlemlerinde beyannamenin kapanma sürecinde havayolu taşımacılığına özel olarak bir seçenek daha getirilmiştir. Sarı veya yeşil hat muayene işlemlerinin tamamlanması halinde vergilerin ödenmesi veya teminatın verilmesinden sonra varış bildirimi onayı; ya da varış bildiriminin onaylanmasından sonra vergilerin ödenmesi veya teminatın verilmesi ile birlikte serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapalı, dahilde işlem rejimi beyannamesi ise kapatılabilir statüye gelmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="945" height="164" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-1.jpg" alt="" class="wp-image-7637" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-1.jpg 945w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-1-300x52.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-1-768x133.jpg 768w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /></figure>



<p>Bu durum kısaca ifade edilmek gerekirse denizyoluna ek olarak eşyanın lojistik operasyonuna bağlı olarak vergilerin ödenmesi veya teminata bağlanması varış bildiriminden sonra da gerçekleştirilebilir (Tebliğin 14/1. maddesi).</p>



<p>Diğer bir husus ise varış öncesi gümrük işlemlerinde eşyanın sistem üzerinden geçici depolama yerine (ambara) alınmadığı belirtilmişti. Ancak havayolu taşımacılığında bir istisna tutulmuştur şöyle ki; her ne kadar havayolu taşımacılığında eşyanın BİLGE sistemi üzerinden ambara alınması söz konusu olmasa da havayolu taşımacılığında olağan olarak her eşyanın diğer eşyalardan ayrıştırılması işleminden dolayı fiziki olarak geçici depolama yerine alınmakta olup bu durum Tebliğin 13/1. maddesinde de düzenlenmiştir. Dolayısıyla havayoluyla gelen kapanmış/kapatılabilir statüsündeki gümrük beyannamesi kapsamındaki eşya her halükârda geçici depolama yerine alınmaktadır.</p>



<p>Havayolu taşımacılığında geçici depolama yerine alınan eşyanın yükümlüye tesliminde de ilave bir durum söz konusudur; 2021/16 sayılı Genelgeye göre geçici depolama işleticisi, eşyanın çıkış işlemleri için Genelge ekindeki tutanağa eşya bilgileri kaydedilip ambar memurunun onayına sunar. Ambar memuru, beyannamenin kapanmış/kapatılabilir statüde olduğunu ve beyannamedeki kap bilgilerinin doğru olduğunu teyit ettikten sonra eşyanın teslimine onay verir ve eşya yükümlüsüne teslim edilir.</p>



<p><strong>2.6 Diğer Hususlar</strong></p>



<p>Tebliğin 12/1. maddesinde gereğince özet beyanın ilgili satırında varış bildirimi verilinceye kadar değişiklik yapılması veya özet beyanın iptali halinde ilgili VÖG beyannamesinin ya iptal edileceği ya da beyannamede düzeltme yapılacağı hükmü yer almaktadır. Ancak Tebliğde yer almamasına rağmen kılavuzda VÖG beyannamesine konu edilen özet beyanda varış bildirimi verilinceye kadar ilgili taşıma senedi dışında da herhangi bir değişiklik yapılması halinde tescil edilmiş olan gümrük beyannamesi ile ilgili özet beyan arasındaki bağlantının kesileceği belirtilmektedir. Söz konusu bağlantı kesildikten sonra muayene memurunca beyannamede düzeltme işlemi yapılarak bağlantının yeniden kurulması gerekmektedir ki bu da ilave bir iş yükü ve zaman kaybı oluşturmaktadır. Dolayısıyla varış öncesi gümrük işlemlerinden faydalanacak olan yükümlülerin, süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmeleri için BS-18 kapsamında ki eşyaya, taşıyıcısı tarafından ayrı bir özet beyan verilmesi ve özet beyanda olası bir değişiklik ihtimaline karşı taşıma aracının varışına yakın bir zamanda gümrük beyannamesinin tescil edilmesi önerilmektedir.</p>



<p>Gümrük beyannamesinin tescilinde özet beyanda açma yapılırken “Özet Beyanın Bir Kısmı”nda bir taşıma senedi seçilebildiği gibi “Taşıma Senedinin Bir Kısmı”ndan birden fazla taşıma senedi de seçilebilmekte, dolayısıyla bir taşıma senedine bağlı 4000, 4100, 5100, 5300, 6323 rejim kodlarından biriyle birden fazla beyanname (taşıma senedinin tamamını kapsayacak şekilde) açılabilmektedir. Buradaki temel şart, beyan edilen alıcı vergi numarası ile gümrük beyannamesinde yer alan alıcı vergi numarasının aynı olmasıdır.</p>



<p><strong>3. VARIŞ ÖNCESİ GÜMRÜKLEMENİN SAĞLADIĞI AVANTAJ VE DEZAVANTAJLAR</strong></p>



<p>Varış öncesi gümrük işlemleri uygulamasının yükümlüye sağladığı en büyük kazanım, yukarıda da ifade edildiği gibi gümrük işlemlerindeki süre ve bu süreye bağlı olarak da tahmil, ardiye, terminal, demuraj giderleri gibi maliyetlerin azaltılmasıdır.</p>



<p>Bilindiği üzere denizyoluyla ithal edilen eşyada normal koşullarda taşıma aracı olan gemi bütünüyle boşaltılıp geçici depolama yerine alındıktan sonra gümrük işlemleri başlatılmaktadır. Söz konusu uygulama ile eşyanın bulunduğu konteynerin gemiden tahliye edildikten sonra geminin bütünüyle boşaltılmasını beklemeye ve geçici depolama yerine alınmasına gerek kalmadan eşya sahibine teslim imkânı verilmektedir.</p>



<p>Uygulamanın havayolu taşımacılığında sağladığı faydanın denizyoluna kıyasla daha az olduğu ifade edilebilir. Bunun en büyük nedeni ise havayolu taşımacılığında eşyanın bulunduğu kapların ayrıştırma işlemi nedeniyle operasyonel zorunluluktan ötürü fiziki olarak geçici depolama alınma gerekliliğidir. Bu durumda geçici depolama yerine alınacak eşyanın gümrük beyannamesinin yalnızca önden tescil edilmesi gibi bir avantajdan söz edilebilir.</p>



<p>Diğer bir husus ise kırmızı hatta sevk edilmiş gümrük beyannamesinin işlemleri devam etmese de önceden verilen bir beyanname söz konusu olduğundan dolayı varışı yapılan eşyanın doğrudan muayene süreci başlatılır bu da bir zaman avantajı sağlayabilir.</p>



<p>Varış öncesi uygulamasının en büyük dezavantajı, Gümrük Kanunu 41’inci maddesinde yükümlülere izin verilen küşad hakkından faydalanılamıyor olmasıdır. Zira ilgili Kanun maddesi “Talep üzerine, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasından önce, gümrüğe sunulan eşyanın incelenmesi veya bundan numune alınması yönünden ilgili ve yetkili kişilere izin verilebilir.” olarak düzenlendiğinden ortada gümrükçe onaylanmış bir işlem söz konusu olduğundan dolayı bu avantaj kaybedilmektedir.</p>



<p>Uygulamanın diğer büyük avantajı ise önceki bölümde belirtildiği gibi eşyanın bağlı olduğu özet beyanın herhangi bir verisinde en ufak bir değişiklik (özet beyanda yer alan varış saatinde bir değişiklik bile olsa) nedeniyle özet beyan ile gümrük beyannamesi arasındaki bağlantının kopması ve redrese yoluna gidilerek (Gümrük Kanunu’nun 241’inci maddesi uygulanmaksızın) ilave bir iş yükü oluşturması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla taşıyıcıdan alınan bilginin doğruluğunun teyit edilmesi ve varış yakın bir zamanda gümrük işlemlerinin başlatılması gerekmektedir.</p>



<p>Varış öncesi gümrük işlemleri, üretici konumunda olan yükümlülerin hammadde tedarikinde bir kolaylaştırma imkânı getirme amacıyla yürürlüğe giren bir uygulamadır. Söz konusu uygulamayla gümrük beyannamesinin tescil sürecinin öne çekilmesi ve gümrük idaresinden kaynaklı beklemelerin önüne geçilerek işlem süreçlerinin hızlandırılması ile üretim ve ihracatın desteklenmesi hedeflenmiştir.</p>



<p>Varış öncesi gümrük işlemlerinin yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulamayla ilgili birçok alanda yeni talepler de ortaya çıkmıştır. Sektörden gelen en yoğun talep, uygulamanın karayolu taşımacılığına da getirilmesidir. Karayolu taşımacılığında ilk etapta NCTS ile ortak ülkelerle gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir. Taşıma aracının eşyayı yükleyip yola çıktıktan itibaren veya Türkiye Gümrük Bölgesine girdikten sonra BS-18 ile beyannamenin tescili gibi opsiyonel seçenekler üzerinde düşünülebilir. Başka bir seçenek olarak da yalnızca YYS firmalarına yönelik olarak sınırdan geçen eşyanın gümrük müdürlüğüne uğramadan doğrudan firmanın tesisine götürülme imkânı veren “Yerinde Gümrükleme” ile değerlendirilebilir. Bu sayede zaten yerinde gümrükle hakkına sahip yükümlülere ayrıca beyannameyi önden tescil etme imkânı sunulmuş olur.</p>



<p>Bunun yanında VÖG’ün serbest bölgelere de uygulanması veya uygulama kapsamında olan eşya grubunun genişletilmesi gibi talepler de değerlendirmeye alınabilir.</p>



<p>2019 yılından bu yana uygulamaya alınan varış öncesi gümrük işlemlerinin yaygınlaşması ve daha fazla yükümlünün bu uygulamadan faydalandırılması, ülkemizin Ülkelerin İş Yapma Kolaylığı Endeksi (Doing Business) ve Dünya Lojistik Performans Endeksi sıralamalarında daha iyi bir yere gelmesinde katkı sağlayacağı da göz ardı edilmemelidir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>4458 Sayılı Gümrük Kanunu.</li>



<li>Gümrük Yönetmeliği.</li>



<li>Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 1).</li>



<li>Gümrükler Genel Müdürlüğü, 2021/16 sayılı Genelge.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rekabet Hukukunda Birleşme ve Devralmalar</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/rekabet-hukukunda-birlesme-ve-devralmalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Alper Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:16:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Acquisition]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Competition]]></category>
		<category><![CDATA[Competition Law]]></category>
		<category><![CDATA[Merger]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7649</guid>

					<description><![CDATA[Etkin rekabetin sağlanmasında rekabet hukuku çok önemli bir araçtır. Anayasa’nın “Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi” başlığını taşıyan 167. maddesinin 1. fıkrasındaki “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” şeklinde yer alan düzenlemeye göre tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemek devletin görevi olarak belirtilmiş ve böylece serbest rekabet düzeninin korunması amaçlanmıştır. Aynı şekilde, ekonomik düzenin devamlılığı için teşebbüs birleşme ve devralmalarının denetlenmesi gereği de kaçınılmazdır. Çalışmamızda öncelikle birleşme ve devralma kavramlarından bahsedilmiş, ilerleyen aşamalarda ise birleşme ve devralmaların rekabet hukuku üzerindeki etkileri incelenmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Etkin rekabetin sağlanmasında rekabet hukuku çok önemli bir araçtır. Anayasa’nın “Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi” başlığını taşıyan 167. maddesinin 1. fıkrasındaki “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” şeklinde yer alan düzenlemeye göre tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemek devletin görevi olarak belirtilmiş ve böylece serbest rekabet düzeninin korunması amaçlanmıştır. Aynı şekilde, ekonomik düzenin devamlılığı için teşebbüs birleşme ve devralmalarının denetlenmesi gereği de kaçınılmazdır. Çalışmamızda öncelikle birleşme ve devralma kavramlarından bahsedilmiş, ilerleyen aşamalarda ise birleşme ve devralmaların rekabet hukuku üzerindeki etkileri incelenmiştir.</p>



<p><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Rekabet, Rekabet Hukuku, Birleşme, Devralma</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>Competition law is a very important tool in ensuring effective competition. According to paragraph 1 of Article 167 of the Constitution titled “Supervision of Markets and Regulation of Foreign Trade”, “The State shall take measures to ensure and improve the healthy and orderly functioning of money, credit, capital, goods and services markets; prevent monopolization and cartelization in the markets, which may arise as a result of actual or agreement.”, it is the duty of the State to prevent monopolization and cartelization, and thus, it is aimed to protect the free competition order. Likewise, it is inevitable that mergers and acquisitions of undertakings must be supervised for the continuity of the economic order. In our study, firstly, the concepts of mergers and acquisitions are mentioned, and in the following stages, the effects of mergers and acquisitions on competition law are analyzed.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Competition, Competition Law, Merger, Acquisition</p>



<p><strong>KISALTMALAR</strong></p>



<p><strong>AT </strong>:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Avrupa Topluluğu</p>



<p><strong>E. </strong>:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Esas</p>



<p><strong>HD </strong>:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hukuk Dairesi</p>



<p><strong>K.</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karar</p>



<p><strong>KHK</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kanun Hükmünde Kararname</p>



<p><strong>Kılavuz</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz</p>



<p><strong>Kurul</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rekabet Kurulu</p>



<p><strong>Kurum</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rekabet Kurumu</p>



<p><strong>m. </strong>:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Madde</p>



<p><strong>s.: </strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sayfa</p>



<p><strong>SPK: </strong>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sermaye Piyasası Kanunu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>Tebliğ:</strong> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4)</p>



<p><strong>TTK</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türk Ticaret Kanunu</p>



<p><strong>RKHK</strong> :&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun</p>



<p><strong>Y.</strong> :                  Yargıtay</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Hukukumuzda rekabet hukukuna ilişkin ilk düzenleme olan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hala yürürlüktedir. İlgili kanunun 3. maddesine göre rekabet <em>“Mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış”</em> şeklinde tanımlanmıştır.</p>



<p>Kanunun 1. maddesinde belirtildiği üzere,<em> “Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.”.&nbsp; </em>Bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik kanun kapsamındaki işlemler,</p>



<p><em>-Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların önlenmesi,</em></p>



<p><em>-Piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarının önlenmesi,</em></p>



<p><em>-Hakim durum yaratmaya veya var olan hakim durumu güçlendirmeye yönelik ve bunun sonucu olarak rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlemlerin rekabet otoritelerince kontrolünün sağlanması </em>olarak sıralanabilir.</p>



<p>Birleşme ve devralma kavramları hukukun farklı alanlarında farklı şekillerde ele alınmaktadır. Rekabet hukuku, birleşme ve devralma kavramlarını daha geniş bir şekilde değerlendirmiş ve bu kavramlara daha çok iktisadi olarak yaklaşmıştır.</p>



<p>Birleşme ve devralmaların Rekabet Kurumu tarafından rekabet hukukuna dair mevzuat çerçevesinde denetlenmesi son derece önemlidir. Bu çalışma kapsamında birleşme ve devralmalar rekabet hukuku açısından değerlendirilmiştir.</p>



<p>Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak birleşme ve devralma kavramları ve türleri ele alınmış, birleşme ve devralmaların rekabet hukukundaki etkilerinden bahsedilmiş, birleşme ve devralma sayılan ve sayılmayan haller belirtilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise birleşme ve devralmaların denetimi konusu ele alınarak, birleşme ve devralmaları bildirim aşaması ve inceleme sonuçları açıklanmıştır.</p>



<p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>



<p><strong>BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p><strong>I. BİRLEŞME VE DEVRALMA KAVRAMLARI</strong></p>



<p>Birleşme ve devralma, incelendiği alana göre farklılık gösteren kavramlardır. Türk Ticaret Kanunu kapsamında birleşme ve devralma daha çok birleşme ve devralma işleminin kanuna uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığı açısından önem arz ederken Rekabet hukuku kapsamında birleşme ve devralma, işlemin rekabet ortamı üzerinde gösterdiği etki yönünden önem arz etmektedir. Bu bakımdan rekabet hukukunda birleşme ve devralmalar, TTK kapsamındaki birleşme ve devralmalara göre daha geniş bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.</p>



<p><strong>II. BİRLEŞME VE DEVRALMA TÜRLERİ</strong></p>



<p><strong>A. YATAY (HORIZONTAL) BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p>Yatay birleşme ve devralmalar aynı ya da benzer mal veya hizmetleri üreten ve aynı coğrafi pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler arasında gerçekleştirilen birleşme ve devralmalardır. Diğer bir ifade ile yatay birleşme ve devralmalar rakip teşebbüsler arasında gerçekleşen birleşme ve devralmalardır. Bu tür birleşme ve devralmalar sonucu piyasadaki rakip teşebbüs sayısını azaltmakta ve yoğunlaşmayı artırmaktadır. Yatay birleşme ve devralma bu yönüyle teşebbüsün pazar payını artırırken rekabetin azalmasına yol açabilecektir. Ancak her yatay birleşme ve devralma durumunun rekabeti kısıtladığı da söylenemeyecektir.</p>



<p><strong>B. DİKEY (VERTICAL) BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p>Dikey birleşme ve devralma, üretim sürecinin farklı aşamalarında yer alan teşebbüslerin birleşmesi veya devralınması olarak tanımlanabilir. Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’a göre, dikey birleşmeler tedarik sürecinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında gerçekleştirilen işlemleri ifade etmektedir. Bu tür işlemlerin değerlendirilmesinde genel olarak alt pazar ve üst pazar ayrımı yapılmaktadır. Sözü edilen kılavuzda bu hususa bir örnek de verilmiştir. Buna göre bir çimento üreticisi ile hazır beton üreticisi arasındaki birleşmede çimento ürünleri üst pazarda, hazır beton ürünleri alt pazardadır. Yine, dikey ticari ilişkiler bağlamında gerçekleşen üretim, dağıtım, perakende satış yapan teşebbüsler arasında gerçekleştirilen birleşme ve devralmalar da dikey birleşme ve devralmalar kapsamında değerlendirilecektir. Örneğin, üretici ile dağıtıcı arasında veya sağlayıcı ile perakende satıcı arasında gerçekleşen birleşme ve devralma durumları bu kapsamda bir dikey birleşme ve devralmadır<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>. Kurum bir kararında<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> dikey birleşmeleri bir firmanın üretiminden dağıtıma kadar bir ürünün pazara ulaştırılması sürecindeki zincirde her halkayı kendisi oluşturacak şekilde bir bütünlük sağlaması olarak tanımlamıştır. Diğer bir kararında<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> ise dikey birleşmenin olumlu ve olumsuz yönlerinden bahsetmiştir. Bu karar ışığında işlem maliyetlerinin azaltılması, etkinlik kazanımları, ilişkili pazarlarda tekelci kâr marjının içselleştirilmesi suretiyle fiyatların düşmesi, piyasa faaliyetlerinin eşgüdümünü kolaylaştırması, tüketiciye tek duraklı alışveriş sağlaması olumlu yanlarını oluştururken pazar kapama ihtimali olumsuz yanı olarak sayılmıştır. Dikey birleşme ve devralma ileriye doğru veya geriye doğru gerçekleşebilir. Geriye doğru dikey birleşme, teşebbüslerin mal veya hizmet üretirken ihtiyaç duydukları hammadde veya ara mamulü satan şirketlerle birleşmesidir. İleriye doğru dikey birleşme ise ürettiği mal veya hizmeti pazarlayan şirketlerle birleşmesidir. Dikey birleşme ve devralmada teşebbüslerin birbirlerinin ikamesi olmadığından bahisle piyasa yapısını tam olarak değiştirmeyerek rekabeti yatay birleşmelere göre daha az etkileyecektir. Birleşme ve devralma sonucunu doğuran sözleşmenin rekabete fayda sağlayan etkileri rekabeti kısıtlayıcı bir etkisinden daha fazla ise bu birleşme ve devralmaya izin verilmesi gerekecektir.</p>



<p><strong>C. AYKIRI (CONGLAMERATE) BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p>Bir mal veya hizmetin piyasaya arzı sürecinde birbirleriyle ilgili olmayan veya aynı pazarda yer almayan teşebbüsler arasındaki birleşme ve devralmalara aykırı birleşme ve devralmalar denir<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a>. Diğer bir ifadeyle aykırı birleşme ve devralmalar farklı mal veya hizmet sınıfında faaliyet gösteren teşebbüslerin birleşmesi şeklinde gerçekleşen birleşme ve devralmalardır. Bu yönüyle birleşen teşebbüsler farklı mal veya hizmet sınıfında faaliyet göstererek birbirine rakip olmamaktadır. Aykırı birleşmeler birleşen teşebbüslerin ilgili mal veya hizmet sınıfında pazar payını artırıcı etkisi olmaması nedeniyle rekabete diğer birleşme türlerinden daha az zarar vermektedir<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a>.</p>



<p>Aykırı birleşme ve devralmalar ürün artırıcı aykırı birleşmeler, coğrafi sınırı genişleten aykırı birleşmeler ve saf aykırı birleşmeler olmak üzere üçe ayrılır. Ürün artırıcı birleşme birbirinden farklı olmakla birlikte benzer, birbirini tamamlayan mal ve hizmetleri üreten teşebbüsler arasındaki birleşmelerdir. Coğrafi sınırı genişleten birleşme ve devralmalar farklı bölgelerde faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki birleşmelerdir. Saf aykırı birleşmeler ise aralarında hiçbir benzerlik bulunmayan, farklı piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki birleşme ve devralmalardır. </p>



<p><strong>III. TÜRK HUKUKUNDA BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p><strong>A. TTK KAPSAMINDA BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p>Birleşme kavramı TTK’da açıkça tanımlanmamıştır. Bununla birlikte TTK m.136 çerçevesinde birleşme “<em>bir sözleşme bağlamında, bir veya daha çok ticaret ortaklığının malvarlıklarını tasfiye etmeksizin mevcut ve yeni kurulan bir ticaret ortaklığı tarafından devralınması, devralınan malvarlıklarının karşılığında, devralan ortaklığın paylarının, önceden belirlenmiş bir değişim oranına göre devrolunan ortaklık veya ortaklıkların ortakları tarafından kendiliğinden iktisap edilmesi ve bu kişilerin devralan ortaklığın ortağı olmaları</em><a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a><em>” olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan da görülebileceği üzere şirket birleşmeleri “devralma” ve “yeni kuruluş” suretiyle gerçekleşebilir.</em><em></em></p>



<p><em>Devralma yoluyla birleşme, en az bir ticaret şirketinin hukuki varlığı sona erdirilerek malvarlığı unsurlarının kül halinde mevcut bir şirketin bünyesine aktarılması suretiyle gerçekleşir. Örneğin, TEB Bank-Fortis Bank birleşmesi.</em><em></em></p>



<p><em>Yeni kuruluş yoluyla birleşme, birleşen şirketlerin tamamının hukuki varlığı sona erdirilerek malvarlığı unsurlarının yeni kurulan bir şirket çatısı altında toplanması suretiyle gerçekleştirilir. Örneğin, Aria ve Aycell isimli şirketlerin hukuki varlıklarını sona erdirerek Avea isimli yeni şirket çatısı altında birleşmeleri.</em><em></em></p>



<p><em>Birleşme ve devralmaya ilişkin unsurlar doktrinde birtakım alt unsurlara ayrılmıştır. Bunlar: </em><em></em></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Birleşen veya devrolan ortaklığın tasfiyesiz sona ermesi. (İnfisah)</li>



<li>Birleşme ve devralma işlemi bir sözleşmeye göre gerçekleştirilir.</li>



<li>Devrolunan ortaklıkların malvarlıklarının devri, devrolunan ortaklıklarının birleşmeyi onaylayan kararının ticaret siciline tescili üzerine kendiliğinden gerçekleşir. Bu malvarlıklarının devralan veya yeni kurulan ortaklığa geçişi külli halefiyet ilkesi bağlamında meydana gelir<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a>.</li>
</ul>



<p></p>



<p>TTK kapsamında birleşmeden söz edebilmek için en az iki ticaret şirketinin varlığı şart olmakla birlikte herhangi bir üst sınır belirtilmemiştir. Buradan yola çıkarak ticaret şirketi dışındaki birleşmelerin TTK kapsamı dışında kalacağını söylemekte herhangi bir beis görülmemektedir. Örneğin bir ticaret şirketi ile bir adi şirketin birleşmesi TTK kapsamında birleşme kavramının dışında kalacaktır. Ayrıca her ticaret şirketinin diğer bir ticaret şirketiyle birleşebilmesi de her durumda mümkün değildir. Bir şahıs şirketi diğer bir şahıs şirketiyle veya devralınan olmak kaydıyla sermaye şirketiyle birleşebilir. Bir sermaye şirketi ise diğer sermaye şirketleriyle veya devralan olmak suretiyle şahıs şirketleriyle birleşebilir. Kısacası, bir sermaye şirketi ile şahıs şirketi yalnızca şirketin sermaye şirketinin devralan olması kaydıyla devralma yoluyla birleşebilir.</p>



<p>Birleşme yoluyla sona eren şirketin ortaklarına “pay sahibi olma hakkı” ve “şirketten ayrılma hakkı” olmak üzere iki seçimlik hak tanınır. SPK Birleşme ve Bölünme Tebliği m.11 ve TTK m.140’a göre “<em>Devrolunan şirketin ortaklarının devrolunan şirkette sahip oldukları paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma hakları vardır</em>”. Aynı şekilde TTK m.140/2 gereğince, tahsis edilecek bu yeni pay hakkı eski pay hakkını tam olarak karşılamıyorsa sözleşme ile payın gerçek değerinin onda birini aşmayan <em>“denkleştirme akçesi”</em> ödenmesi kararlaştırılabilir. Diğer bir yandan devralan veyahut yeni kurulan şirkette bulunmak istemeyen pay sahipleri kendisine ödenecek “<em>ayrılma akçesi</em>” ile pay ve haklarından feragat edebilir. </p>



<p><strong>B. RKHK KAPSAMINDA BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p>RKHK m.7 <em>“ (1)Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır. (2) Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder.” </em>hükmünü haizdir. Çalışmamızın asıl konusunu teşkil etmesi nedeniyle RKHK kapsamında birleşme ve devralmalar ilerleyen bölümlerde detaylı olarak ele alınacaktır.</p>



<p><strong>IV. BİRLEŞME VE DEVRALMALARIN REKABET HUKUKU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong></p>



<p>Ticari hayatın bir gereği olarak teşebbüsler piyasadaki durumlarını güçlendirebilmek adına başka teşebbüslerle birleşme veya devralma yoluna gidebilmektedir. Bu durum teşebbüslere maliyetlerin düşürülmesi, ürün kalitesinin artırılması, ürün çeşitliliğinin artırılması, güçlü sermayeye sahip olma, dağıtım ağının gelişmesi, uzmanlaşma, gelişen teknolojilerin kullanılabilmesi gibi avantajlar sunmaktadır<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a>. Bozulmamış rekabet ortamının teşebbüse olduğu kadar tüketicilere de faydası vardır. Sağlıklı bir rekabet ortamında maliyetler ve fiyatların düşmesiyle verimlilik artar, bunun sonucunda ürün çeşitliliği ve kalitesi de artar. Tüm bu avantajlarının yanı sıra bazı teşebbüslerin piyasadaki rekabeti bozacak derecede güçlenmesine de yol açabilmektedir. Bu nedenle tüm birleşme ve devralmaların kontrol edilerek yasaklanması zorunlu değildir. Ancak birleşme ve devralma işlemi iç rekabeti bozma ihtimalini taşıyorsa denetim ve müdahale gerekli olacaktır<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a>.</p>



<p>Birleşme ve devralma yoluyla piyasada hâkim durum haline gelen veyahut piyasadaki hâkim durumunu güçlendiren teşebbüsler, özellikle küçük rakiplerinin maliyetlerini artırma, faaliyetlerini zorlaştırma, piyasaya girişlerini engelleme, piyasanın dışına itme gibi faaliyetler ile piyasayı olumsuz etkilemekte ve piyasaya sunulan mal ve hizmetlerin kalitesini, çeşitliliğini, miktarını azaltarak veyahut maliyetini artırarak nihai olarak tüketiciye zarar veren davranışlarda da bulunabilmektedir. Özellikle yatay birleşme ve devralmalarda rekabetin bozulma ihtimali daha fazladır. Birleşme ve devralma sonucunda rakip teşebbüsler karşısında güçlü konuma gelen teşebbüsler fiyatları tek başlarına belirleyebilecek konuma gelebilirler. Bu noktada Kurum, birleşme ve devralmaları kontrol ederek bu gibi olumsuz davranışların önlenmesini amaçlamaktadır.</p>



<p>7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. Maddesi ile 4054 Sayılı Kanun m.7/1’de değişiklik yapılmıştır. Buna göre ilgili madde şu şekilde değiştirilmiştir: “<em>Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki <strong><u>etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde</u></strong> birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.</em>”</p>



<p>Görüleceği üzere ilgili hükme Avrupa uygulamasına benzer şekilde “<em>etkin rekabetin önemli ölçüde azalması kriteri</em>” eklenmiştir. Buna göre 24/06/2020 tarihine kadar birleşme ve devralma denetiminde uygulanan hakim durum kriteri yerine etkin rekabetin önemli ölçüde azalması kriteri benimsenmiştir. Bu düzenleme ile hakim durum yaratmayan veya mevcut hakim durumunu güçlendirmeyen ancak etkin rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralmalar da yasaklanabilecektir.</p>



<p><strong>V. BİRLEŞME VE DEVRALMA SAYILAN HALLER</strong></p>



<p>2010/4 Sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ m.5’de birleşme ve devralma sayılan haller sayılmıştır. Bu hükme göre:</p>



<p>“Kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirecek şekilde;</p>



<p>a) İki veya daha fazla teşebbüsün birleşmesi ya da</p>



<p>b) Bir veya daha fazla teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının doğrudan veya dolaylı kontrolünün, hisse ya da mal varlığının satın alınmasıyla, sözleşmeyle veya diğer bir yolla bir ya da daha fazla teşebbüs veya halihazırda en az bir teşebbüsü kontrol eden bir ya da daha fazla kişi tarafından devralınması” RKHK m.7 kapsamında birleşme veya devralma işlemi sayılır.</p>



<p>Kontrol kavramı ise Birleşme ve Devralma Tebliği m.5/2’de açıklanmıştır. Buna göre “<em>Kontrol </em><em>ayrı ayrı ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler veya başka araçlarla meydana getirilebilir. Bu araçlar özellikle bir teşebbüsün malvarlığının tamamı ya da bir kısmı üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkı, bir teşebbüsün organlarının oluşumunda ya da kararları üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerdir. Kontrol, hak sahipleri ya da bir sözleşmeye göre hakları kullanmaya yetkili kılınmış olan veya böyle bir hak ve yetkisi olmamakla birlikte fiilen bu hakları kullanma gücüne sahip olan kişiler veya teşebbüsler tarafından elde edilebilir</em>.”</p>



<p>2010/4 sayılı Birleşme ve Devralma Tebliği m.5/3’de ortak girişime de yer verilmiştir. Buna göre: “<em>Bağımsız bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması, bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bir devralma işlemidir. Bu tür işlemlerde, işlem taraflarının her biri devralan olarak kabul edilir</em>.” Ayrıca m.5/4’de şarta bağlanan ya da kısa bir zaman dilimi içerisinde menkul kıymetlerle seri bir şekilde gerçekleşen yakın ilişkili işlemlerin tek bir işlem olarak kabul edileceği belirtilmiştir.</p>



<p>Birleşme ve devralma sayılan haller tespit edilirken teşebbüsün kontrolünde meydana gelen kalıcı değişiklik esas alınmaktadır. Ancak kontrolde kalıcı değişiklik ile ifade edilmek istenen husus Birleşme ve Devralma Tebliği’nde değil Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz’unda örneklenerek açıklanmıştır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Belirli bir süre için imzalanmış anlaşmaların ilgili teşebbüslerin kontrolünde kalıcı değişikliğe yol açmak için yeterince uzun olması (anlaşmaların belirli bir bitiş tarihi olması halinde dahi)</li>



<li>Belirli bir süre için imzalanmış anlaşmaların yenilenebilir nitelikte olması</li>



<li>Nitelik olarak geçici olmakla birlikte kısa süreli aralıklarla gerçekleştirilen işlemlerin pazar yapısında kalıcı bir değişiklikle sonuçlanması</li>
</ul>



<p>Kontrolde kısa süreli değişikliğe yol açan işlemlerde somut olaya göre değerlendirme yapılmalıdır. Kurul bir kararında<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a> tüketim malları sektöründe işyeri kiralamasında 7 ve 15 yıllık süreleri kontrol devrinin gerçekleştiği süreler olarak kabul etmiştir. Kurul diğer bir kararında<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> hazır beton tesisinin 5 yıl kiralanmasında kontrol devrinin gerçekleştiğini ifade etmiştir.</p>



<p>Birleşme ve Devralma Tebliğinde iki veya daha fazla teşebbüsün birleşmesi birleşme ve devralma olarak sayılmıştır. Kontrol Kılavuzunda ise birleşme “<em>iki veya daha fazla bağımsız teşebbüsün hukuki kişiliklerine son vererek yeni bir teşebbüse dönüşecek şekilde bir araya gelmeleri</em>” olarak ifade edilmiştir. Kurul, bir teşebbüsün bağımsız olup olmadığını tespit ederken esasen ekonomik bütünlük değerlendirmesi yapmaktadır. Ekonomik bütünlük değerlendirmesi yapılırken ayrıntılı bir ekonomik analiz yerine şirketlerin yönetim yapıları incelenmekle yetinilmektedir. Bu bakımdan aynı ekonomik bütünlük içerisinde gerçekleşen birleşme ve devralma işlemleri kontrolün el değiştirmesi sonucunu doğurmaması nedeniyle denetime bağlı birleşme ve devralma işlemleri olarak kabul edilmemektedir.</p>



<p><strong>VI. BİRLEŞME VE DEVRALMA SAYILMAYAN HALLER</strong></p>



<p>Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz m.1/3’de birleşme ve devralma sayılmayan haller belirtilmiştir. Buna göre:</p>



<p>“Birleşme ve devralma sayılan hallerin tespitinde esas olan unsur teşebbüsün kontrolünde meydana gelecek kalıcı değişikliktir.</p>



<p>Grup içi işlemler ve yalnızca azınlık hakkı sağlayan hisse devirleri gibi kontrolde değişikliğe yol açmayan işlemler, Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen birleşme ya da devralma sayılan hallerden değildir.</p>



<p>Benzer şekilde, Tebliğ’in 6. maddesi gereğince; olağan faaliyetleri kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymetlerle işlem yapmak olan teşebbüslerin yeniden satış yapmak amacıyla satın aldıkları menkul kıymetleri, bu menkul kıymetlerden doğan haklarını menkul kıymetleri çıkaran teşebbüsün rekabet politikalarını etkileyecek şekilde kullanmamaları kaydıyla geçici olarak ellerinde bulundurmaları; kontrolün, tasfiye, infisah, ödeme güçlüğü, ödemelerin tatil edilmesi, konkordato, özelleştirme yapılması amacıyla veya benzeri bir nedenle ve Kanun gereği bir kamu kurum ve kuruluşu tarafından elde edilmesi ve kontrolün miras yoluyla el değiştirmesi” RKHK m.7 kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu gibi hallerde RKHK m.7’de yer alan Kuruldan izin alma şartı da aranmayacaktır.<br></p>



<p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>



<p><strong>BİRLEŞME VE DEVRALMALARIN DENETİMİ</strong></p>



<p><strong>I. BİRLEŞME VE DEVRALMALARDA İZİN SİSTEMİ</strong></p>



<p><strong>A. YASAK BİRLEŞMELER</strong></p>



<p>RKHK m.7 yasak birleşme ve devralmaları düzenlemiştir. Buna göre: “<em>Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.</em>” Görüleceği üzere her birleşme yasaklanmamış, özellikle hakim durum yaratma ya da mevcut bir hakim durumu güçlendirerek ülkenin bütünü veya bir kısmında bir mal veya hizmet piyasasında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran birleşmeler yasaklanmıştır. Bu sebeple bir teşebbüsün diğer bir teşebbüs ile birleşerek piyasadaki etkin rekabeti önemli ölçüde ortadan kaldıracak veyahut tekelleşmeye yol açacak birleşmelerin yasaklanacağı öngörülmüştür. Diğer bir yandan farklı pazarlarda faaliyet gösteren, birleştiklerinde piyasadaki etkin rekabeti etkilemeyen, tekelleşmeye yol açmayan birleşmeler RKHK m.7 kapsamında yasak birleşme teşkil etmeyecektir.</p>



<p>RKHK m.7’ye göre bir işlemin yasaklanması için başlıca iki kriterden birinin gerçekleşmesi öngörülmüştür. Bu noktada 7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi de göz önüne alınmalıdır. Buna göre birleşme ve devralmanın yasaklanması rekabeti önemli ölçüde azaltacak şekilde hakim durum yaratmasına ya da piyasadaki mevcut hakim durumunu güçlendirmesine veya ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabeti önemli ölçüde azaltıp azaltmamasına bağlıdır. Buna bağlı olarak öncelikle işlemin hakim durum yaratıp yaratmadığı veyahut mevcut hakim durumu güçlendirip güçlendirmediği araştırılır. Eğer bu işlem hakim durum yaratmıyor veya mevcut hakim durumu güçlendirmiyorsa söz konusu işleme izin verilecektir. Ancak birleşme veya devralma işlemi hakim durum yaratıyor veya mevcut hakim durumu güçlendiriyorsa söz konusu işlemin rekabet üzerindeki etkileri incelenir. Eğer işlem etkin rekabeti önemli ölçüde önlüyorsa birleşme ve devralma işlemine izin verilmeyecek, yapılan araştırma neticesinde söz konusu işlemin rekabeti önlemediği sonucuna varılırsa birleşme ve devralma işlemine izin verilecektir.</p>



<p><strong>B. İZİN ALINMASI ZORUNLU BİRLEŞME VE DEVRALMALAR</strong></p>



<p>Birleşme ve devralma işlemi sonucunda ekonomik ölçütleri belirli bir seviyenin üzerine çıkan teşebbüsler izin şartına bağlanmıştır. Ekonomik olarak belirli bir seviyenin altında kalan birleşme ve devralmaların rekabeti önemli ölçüde kısıtlamayacağı varsayılarak izin şartı kapsamına dahil edilmemiştir.</p>



<p>RKHK m.7/2: “<em>Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder</em>.” hükmünü haizdir. Buna göre izin alınması gereken birleşme ve devralmalar Kurul’un çıkaracağı tebliğlere göre belirlenecektir. 1997/1 Sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’e göre birleşme işlemlerinin izin şartına tabi olması için birleşen teşebbüslerin ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili pazarda toplam pazar paylarının %25’i veya toplam cirolarının 25 milyon TL’yi aşması gerekmekte idi. Görüleceği üzere 1997/1 sayılı Tebliğde çifte eşik sistemi öngörülmüştür<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a>. Belirlenen eşiklerin altında kalan altında kalan birleşme ve devralmaların rekabet ortamını önlemeyeceği varsayılır. Bu nedenle eşiğin altında kalan işlemlerin bildirilmesi gerekmemektedir<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a>.</p>



<p>2010/4 Sayılı Tebliğ’e göre bir birleşme işleminin izin şartına bağlanması için;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İşlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının yüz milyon TL’yi ve işlem taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı otuz milyon TL’yi veya</li>



<li>Devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun otuz milyon TL’yi ve diğer işlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun beş yüz milyon TL’yi aşması gerekmektedir.</li>
</ul>



<p>2010/4 Sayılı Tebliğ’e göre ciro bildirim tarihinden önceki mali yıl sonu tek düzen hesap planına göre eğer mümkün değilse bildirim tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan net satışlara göre hesaplanır. Cironun nasıl hesaplanacağı 2010/4 sayılı Tebliğ m. 8’de belirtilmiştir. Buna göre:</p>



<p>“(1) Bu Tebliğin 7 nci maddesinin uygulanması bakımından, her bir işlem tarafının cirosunun hesaplanmasında aşağıdakilerin ciroları toplamı esas alınır:</p>



<p>a) İlgili teşebbüs,</p>



<p>b) İlgili teşebbüsün doğrudan ya da dolaylı olarak;</p>



<p>1) sermayesinin veya ticari varlığının yarıdan fazlasına sahip olduğu veya</p>



<p>2) oy haklarının yarıdan fazlasını kullanma yetkisine sahip olduğu veya</p>



<p>3) denetim kurulu, yönetim kurulu veya teşebbüsü temsile yetkili organların üyelerinin yarıdan fazlasını atama yetkisine sahip olduğu veya</p>



<p>4) işlerini idare etme hakkına sahip olduğu kişi veya ekonomik birimler,</p>



<p>c) İlgili teşebbüs üzerinde (b)’de sayılan hak ve yetkilere sahip olan kişi veya ekonomik birimler,</p>



<p>ç) (c)’de sayılanların, (b)’de sayılan hak ve yetkilere sahip olduğu kişi veya ekonomik birimler,</p>



<p>d) (a)-(ç)’de sayılanların, (b)’de sayılan hak ve yetkilere birlikte sahip olduğu kişi veya ekonomik birimler.</p>



<p>(2) Bu Tebliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ciroların hesaplanmasında, işlem taraflarının tüzel kişiliğe sahip olan ya da olmayan kısımlarının devredilmesi halinde, devreden taraf bakımından yalnızca devredilen kısmın cirosu esas alınır.</p>



<p>(3) İlgili teşebbüslerin bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan hak ve yetkilere birlikte sahip olduğu ekonomik birimlerin ciroları, ilgili teşebbüs sayısına göre eşit şekilde bölünerek hesaplanır.</p>



<p>(4) İlgili teşebbüslerin üçüncü kişilerle birlikte işlerini idare etme hakkına sahip olduğu ortak girişimlerin ciroları, bu hak sahiplerinin sayısına göre eşit şekilde bölünerek hesaplanır.</p>



<p>(5)&nbsp;Üç yıllık dönem içinde, aynı kişiler ya da taraflar arasında veya aynı ilgili ürün pazarında aynı teşebbüs tarafından, bu maddenin ikinci fıkrası anlamında gerçekleştirilen iki ya da daha fazla işlem, bu Tebliğin 7 nci maddesinde yer alan ciroların hesaplanması bakımından tek bir işlem olarak değerlendirilir.</p>



<p>(6) Ciro, tek düzen hesap planına göre bildirim tarihinden bir önceki mali yıl sonunda veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa, bildirim tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan net satışlardan meydana gelir. Ciro hesaplanırken bu maddenin birinci fıkrasındaki kişi veya ekonomik birimlerin kendi aralarındaki satışlarından doğan ciroları hesaba katılmaz. Ciro hesaplamasında döviz kuru olarak, cironun gerçekleştiği mali yıldaki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru ortalaması göz önüne alınır.”</p>



<p><strong>II. REKABET KURULUNUN İNCELEMESİ</strong></p>



<p><strong>A. BİLDİRİM ŞEKLİ</strong></p>



<p>RKHK ve Tebliğ kapsamında kalan birleşme ve devralma işlemleri, işlemi gerçekleştiren taraflarca Rekabet Kurulu’na bildirilmelidir. Bu bildirim şartının benimsenmesi ile birleşme ve devralma işleminin gerçekleşmesinden sonra ilgili işlemin kanuna uygun olup olmadığına, genel rekabet ortamını etkileyip etkilemediğinin tespiti amaçlanmıştır.</p>



<p>Birleşme ve devralmaların bildirilmesi RKHK ve 2010/4 Sayılı Tebliğ m.10’da düzenlenmiştir. RKHK m.10’a göre:</p>



<p>“<em>7 nci madde kapsamına giren birleşme veya devralma anlaşmaları Kurula bildirildiği tarihten itibaren Kurul, onbeş gün içinde yapacağı ön inceleme sonucunda birleşme veya devralma işlemine ya izin vermek ya da bu işlemi nihai incelemeye almaya karar verdiği takdirde, ön itirazını bildiren yazısı ile birlikte birleşme veya devralma işleminin nihai karara kadar askıda olduğunu ve uygulamaya sokulamayacağını, gerekli gördüğü diğer tedbirlerle birlikte ilgililere usulüne göre tebliğ etmek zorundadır. Bu durumda, bu Kanunun 40 ila 59 uncu maddeleri hükümleri uygulanır.</em></p>



<p><em>Kurulun, süresi içinde birleşme veya devralmaya ilişkin müracaata herhangi bir cevap vermediği ya da herhangi bir işlem yapmadığı hallerde, birleşme veya devralma anlaşmaları bildirim tarihinden 30 gün sonra yürürlüğe girerek hukuki geçerlilik kazanır.</em>”</p>



<p>2010/4 Sayılı Tebliğ m.10/1’e göre: “<em>Bildirim, taraflarca birlikte ya da taraflardan herhangi biri veya bunların yetkili temsilcileri tarafından yapılabilir. Bildirimde bulunan, diğer ilgili tarafı durumdan haberdar etmek zorundadır.</em>”</p>



<p>İlgili düzenlemelerden görüleceği üzere izne tabi olan birleşme ve devralma işlemlerinde kurul kararını açık veya zımni bir şekilde açıklamadığı müddetçe söz konusu birleşme ve devralma işlemi hukuken geçerlilik kazanmış sayılmayacaktır. Bu husus bir ön bildirim olarak düzenlenmiş olup bildirilmesi gereken bir işlemin bildirilmeden uygulanabilmesi söz konusu değildir<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a>.</p>



<p>Bildirimin şekli, 2010/4 sayılı Tebliğ m.10/2’de düzenlenmiştir. Buna göre: “<em>Bildirim, bu Tebliğin ekinde yer alan Bildirim Formuyla yapılır. Ortak bildirimler tek bir formla yapılır. Bildirim Formu ve ekindeki belgeler, ayrıca elektronik ortamda hazırlanarak elden veya posta ile Ankara&#8217;da bulunan Kurum merkezine iletilir. Evraklar arasında kopyalar varsa, bildirimde bulunanların bunların asıllarına uygunluğunu onaylamaları gerekir.</em>” Tebliğ m.10/3’e göre ise “<em>Bildirim, istenen tüm bilgi ve belgeleri tam ve doğru olarak içermelidir. Bu bilgilerde Kurul karar verene kadar oluşacak değişiklikler gecikmeksizin Kurula bildirilmelidir. Bildirim Formunda yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunanlar hakkında Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır</em>.”</p>



<p><strong>B. İŞLEMİN BİLDİRİLMEMESİ</strong></p>



<p>Ön bildirime tabi bir işlemin bildirilmeden uygulanması söz konusu değildir. Bildirilmesi gerekli olan birleşme ve devralma işlemlerinin bildirilmediğinin veya geç bildirildiğinin tespiti halinde RKHK m.11 hükmü uyarınca ilgili teşebbüsler aleyhine para cezasına hükmolunarak işlem ortadan kaldırılır veya diğer tedbirler uygulanır. Buna göre Kurul, işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit ederse birleşme ve devralma işleminin sona erdirilmesine karar vermesinin yanı sıra RKHK m.16 uyarınca idari para cezası tesis edecektir. Eğer işlemin hukuka aykırı olmadığına karar verilecek olursa Kurul işleme izin verebilecektir ancak bildirim usulüne uyulmaması nedeniyle yine RKHK m.16 kapsamında idari para cezasına hükmolunacaktır. Bu idari para cezası birleşme halinde birleşen tarafların her birine, devralma halinde ise yalnızca devralana verilecektir. Kurul, birleşme ve devralma işlemini ihbar veya şikayet yoluyla öğrenebileceği gibi re’sen araştırma yaparak da öğrenebilir<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a>.</p>



<p><strong>C. İNCELEME VE SONUÇLARI</strong></p>



<p>Birleşme ve devralma işleminin Kurula bildirilmesinden sonra Kurul işlemi incelemeye alacaktır. RKHK m.10’a göre: “<em>7. madde kapsamına giren birleşme veya devralma anlaşmaları Kurula bildirildiği tarihten itibaren Kurul, onbeş gün içinde yapacağı ön inceleme sonucunda birleşme veya devralma işlemine ya izin vermek ya da bu işlemi nihai incelemeye almaya karar verdiği takdirde, ön itirazını bildiren yazısı ile birlikte birleşme veya devralma işleminin nihai karara kadar askıda olduğunu ve uygulamaya sokulamayacağını, gerekli gördüğü diğer tedbirlerle birlikte ilgililere usulüne göre tebliğ etmek zorundadır</em>.” Buna göre birleşme işleminin bildirilmesinden itibaren kurul onbeş gün içerisinde ön inceleme yapacaktır. Yapılan bu ön inceleme neticesinde kurul işleme izin verebilir veya nihai inceleme yapmaya karar verir. Birleşme ve devralma işlemi nihai incelemeye alınacak olursa Kurul ön itirazını bildiren bir yazı ile nihai karara kadar işlemin askıda olduğunu ve mevcut aşamada gerçekleştirilemeyeceğini taraflara usulüne uygun olarak bildirir.</p>



<p>Nihai inceleme RKHK m.40-55 çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Kurul, kendisine yapılan birleşme ve devralma bildirimine bir cevap vermez veyahut herhangi bir işlem tesis etmez ise birleşme/devralma anlaşmaları bildirimden itibaren 30 gün sonra yürürlüğe girer. Yapılan inceleme neticesinde bildirilen işlemin birleşme veya devralma işlemi olmadığı anlaşılırsa bu bildirim RKHK m.5 Kapsamında muafiyet başvurusu ya da RKHK m.8 kapsamında menfi tespit başvurusu yerine geçer.</p>



<p>Rekabet Kurulu incelemesini yaparken Yaptığı incelemede teşebbüslerin ciroları, mali durumları, sağlayıcı ve kaynak bulma güçleri, pazara giriş olanakları, pazara girişte yasal giriş engellerinin mevcudiyeti, ilgili mal ve hizmetlere olan arz-talep eğilimleri, tüketiciye avantajları gibi pek çok genel hususu da göz önünde bulundurur<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a>.</p>



<p>Ön inceleme aşaması, tarafların bildirimi ile başlar. Öninceleme aşamasında kurul 15 gün içerisinde işleme izin verebilir veya nihai inceleme yapılmasına karar verir. Nihai inceleme yapılmasına karar verildiğinde bu karar taraflara usulüne uygun olarak bildirilir. Nihai inceleme aşaması ön araştırma ve soruşturma aşamalarından oluşmaktadır. Ön araştırma aşaması raportörlerce yürütülür, raportörler bu aşamada ön araştırma raporu hazırlayarak kurula sunarlar. Raporun sunulması üzerine kurul 10 gün içinde soruşturma açılıp açılmayacağına karar verir. Soruşturma açılmasına karar verilirse bu husus 15 gün içerisinde taraflara bildirilir ve 30 gün içerisinde Kurula yazılı savunmalarını vermeleri istenir. Soruşturma aşaması 6 ay içerisinde sonuçlandırılır. Soruşturmanın bu süre içerisinde sonuçlanması çok güç veya imkansızsa soruşturma süresi bir defaya mahsus olmak kaydıyla 6 ay uzatılabilir. Yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanan soruşturma raporu taraflara tebliğ edilerek 2. yazılı savunmaları istenir. Tarafların 2. yazılı savunmalarından sonra gerekli görülmesi halinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilebilir. Sözlü savunma toplantısı yapılması halinde tarafların toplantıya katılmamaları halinde 7 gün, toplantıya katılmaları halinde 15 gün, sözlü savunma toplantısı yapılmaması halinde ise 30 gün içerisinde nihai karar verilir. Gerekçeli nihai karara karşı RKHK m.55 hükmü çerçevesince idare mahkemelerinde dava açılabilir<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a>.</p>



<p>2010/4 Sayılı Tebliğ m.13/3’de ortak girişime yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre: “Teşebbüsler arasında rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olan ve bağımsız bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması, Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddeleri çerçevesinde de değerlendirilir.” Buna göre yoğunlaşma etkisi doğuran ortak girişimin birleşme ve devralma başvurusu yapması durumunda muafiyet başvurusu yapılmasına gerek kalmaksızın muafiyet değerlendirmesine tabi tutulabilmesi mümkün kılınmıştır.</p>



<p><strong>İZİN VERME</strong></p>



<p>Birleşme veya devralma işleminin RKHK m.7 kapsamında hakim durum oluşturmadığı veya hakim durumunu güçlendirmediği, ülkenin tamamı ya da bir kısmında herhangi bir piyasadaki rekabeti önemli ölçüde azaltmadığı kanaatine varılması halinde ilgili birleşme veya devralma işlemine izin verilir. Bu noktada ilgili işlemin rekabeti önemli ölçüde azaltıp azaltmadığı hususunda takdir yetkisi Rekabet Kurulundadır. İzin kararı verilirken ilgili pazar, teşebbüslerin durumu, ekonomiye veya tüketicilere sağlayacakları yarar değerlendirilir. İzin kararı açık veya zımni olarak verilebilir. İnceleme yapılırken 2010/4 sayılı Tebliğ m.13/1’de yer alan hususlar da göz önünde bulundurularak karar verilir. Bütün unsurların değerlendirmesi sonucu işlem hakim durum oluşturmuyor veya hakim durumunu güçlendirmiyor ve rekabeti önemli ölçüde kısıtlamıyorsa birleşme ve devralma işlemine izin verilir<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a>.</p>



<p>RKHK m.11 kapsamında “Bildirilmesi zorunlu olan birleşme ve devralma işleminin Kurula bildirilmemiş olduğu hallerde, Kurul, herhangi bir şekilde işlemden haberdar olduğu zaman kendiliğinden birleşme veya devralmayı incelemeye alır. İnceleme sonucunda; “<em>Birleşme veya devralmanın 7 nci maddenin birinci fıkrası kapsamına girmediğine karar vermesi durumunda birleşme veya devralmaya izin verir, ancak ilgililere bildirimde bulunmadıkları için para cezası uygular</em>.”</p>



<p>Batan teşebbüs savunması bu noktada RKHK m.7’ye bir istisna olarak gösterilebilir. Devralan teşebbüs, batan teşebbüsü devralmanın rekabeti önemli ölçüde azaltmadığını çünkü bu teşebbüsün her şekilde piyasadan çıkışının söz konusunu olduğunu ileri sürdüğünde batan teşebbüs kavramı birleşme ve devralma incelemesinin konusu haline gelir ve bu halde batan teşebbüsün mevcut pazar payı, gelecekteki rekabet açısından daha farklı değerlendirilebilir<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[19]</a>.</p>



<p><strong>İZİN VERMEME</strong></p>



<p>2010/4 Sayılı Tebliğ m.13/2 “<em>Tek başına ya da birlikte hakim durum yaratmaya veya hakim durumu daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran birleşme veya devralmalara izin verilmez.</em><em>” </em>hükmünü haizdir. Buna göre birleşme hali hakim durum yaratıyor veya hakim durumunu güçlendiriyorsa ve bunun sonucu rekabet önemli ölçüde azalıyorsa söz konusu birleşme veya devralma işlemine izin verilmeyecek, bunun sonucunda hukuken geçerlilik kazanamayacaktır. &nbsp;Zira bu tarz işlemler RKHK m.7 kapsamında yasak ve hukuka aykırıdır.</p>



<p>Birleşme ve devralma işlemlerine izin verilmemesi rekabetin ilgili pazarda önemli ölçüde azalması şartına bağlanarak birleşme ve devralma işlemleri kolaylaştırılmıştır<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a>.</p>



<p>Nitekim Kurumun karar istatistiklerine bakıldığında 2020 yılının ilk 6 ayında yapılan 107 birleşme ve devralma başvurusunun 97’sine izin verilmiştir. Bu başvuruların çok büyük bir kısmını devralmalar oluştururken, birleşmeler yalnızca dördünü oluşturmaktadır.</p>



<p>Bu noktada RKHK m.9 hükmü de değerlendirilmelidir. Buna göre: <em>“</em><em>Kurul; ihbar, şikâyet ya da Bakanlığın talebi üzerine veya resen bu Kanunun 4 üncü, 6 ncı veya 7 nci maddelerinin ihlal edildiğini tespit ederse, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine rekabetin tesisi için yerine getirilmesi ya da kaçınılması gereken davranışları ve teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmeleri şeklindeki yapısal tedbirleri nihai kararında bildirir. Davranışsal ve yapısal tedbirler, ihlalle orantılı ve ihlalin etkili biçimde sona erdirilmesi için gerekli olmalıdır. Yapısal tedbirlere ancak daha önce getirilen davranışsal tedbirlerin sonuç vermediği hallerde başvurulur. Davranışsal tedbirlerin sonuç vermediğinin nihai kararla tespit edilmesi halinde ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine yapısal tedbire uyması için en az 6 ay süre verilir.</em><em>”</em></p>



<p><strong>ŞARTLI İZİN VERME</strong></p>



<p>Rekabet Kurulu, birleşme ve devralma işlemine gerekli gördüğü tedbirlerin alınması veya bazı yükümlülüklere uyulması durumunda şartlı izin verebilir<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a>. Kurulun şartlı izin verebileceği “…<em>Kurul, izin kararında şart ve yükümlülük öngörebilir.</em>” hükmünü içeren 2010/4 Sayılı Tebliğ m.13/4’de açıkça öngörülmüştür.<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a>. Kurul bu noktada somut olayın özelliklerine göre Kabul Edilebilir Çözümler Kılavuzu çerçevesinde özellikle davranışsal tedbirler getirmekte ve tarafların yükümlülüklerini açıkça belirtmektedir<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[23]</a>.</p>



<p><strong>MENFİ TESPİT KARARI VERME</strong></p>



<p>Menfi tespit, Kurulun herhangi bir anlaşma, karar, eylem veya birleşme ve devralmanın rekabeti ihlal etmediği sonucuna yönelik verdiği karardır. RKHK m.8’de hüküm altına alınan Menfi tespit: “İlgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin başvurusu üzerine Kurul, elinde bulunan bilgiler çerçevesinde bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya birleşme ve devralmanın bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerine aykırı olmadığını gösteren bir menfi tespit belgesi verebilir.</p>



<p>Kurul, bu belgenin düzenlenmesinden sonra 13 üncü maddedeki şartlar çerçevesinde görüşünden her zaman dönebilir. Ancak bu durumda taraflara Kurulun görüş değiştirmesine kadar geçen süre için cezai müeyyide uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Görüleceği üzere madde metninde menfi tespit belgesinin RKHK m.13 kapsamında geri alınabileceği hususu da düzenlenmiştir. Ayrıca Kurulun menfi tespit kararı vermesine yanlış veya yanıltıcı bilgi veya belge verilmesinin yol açması halinde RKHK m. 16 uyarınca idari para cezası yaptırımı uygulanabilecektir.</p>



<p>Birleşme veya devralma işlemine menfi tespit kararı verilebilmesi için ilgili işlemin 2010/4 Sayılı Tebliğ kapsamında olmaması, yani bildirimde bulunulması gerekmeyen birleşme ve devralma işlemlerinden olması gerekmektedir.</p>



<p><strong>MUAFİYET KARARI VERME</strong></p>



<p>Birleşme ve devralma işleminin Kurul’a bildirilmesi neticesinde işlemin birleşme veya devralma olarak değerlendirilememesi neticesinde yapılan bildirim muafiyet başvurusu olarak kabul edilecektir. Muafiyet koşulları RKHK m.5’de düzenlenmiştir. Buna göre:</p>



<p>“<em>Aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaftır:</em></p>



<p><em>a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,</em></p>



<p><em>b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,</em></p>



<p><em>c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,</em></p>



<p><em>d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.</em></p>



<p><em>İlgili teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, 4 üncü madde kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararının muafiyet şartlarını taşıdığının Kurul tarafından tespit edilmesi amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir.</em></p>



<p><em>Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir.</em></p>



<p><em>Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir.</em>” Muafiyet kararı bireysel ya da grup muafiyeti olarak verilebilir. RKHK m.13’e göre kararın alınmasında esaslı olan bir unsurda bir değişiklik meydana gelmesi durumunda, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, muafiyet kararının yanlış veya eksik belgeye dayanılarak verilmesi halinde muafiyet kararı geri alınarak söz konusu işlem yasaklanabilir.</p>



<p><strong>D. YAPTIRIMLAR</strong></p>



<p>Birleşme ve devralma işlemlerinde kanuna aykırı hareket edenler hakkında RKHK m.16 ve 17 kapsamında idari para cezasına hükmolunur. RKHK m.16’da düzenlenen idari para cezası verilecek haller şu şekildedir:</p>



<ol style="list-style-type:lower-alpha" class="wp-block-list">
<li>Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi,</li>



<li>&nbsp;İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi,</li>



<li>Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi,</li>



<li>Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılmasıdır.</li>
</ol>



<p>Hükmolunacak idari para cezalarına ise kanunun dipnotlarında yer verilmiştir.</p>



<p>RKHK m.17’de düzenlenen idari para cezaları ise şu şekildedir:</p>



<ol style="list-style-type:lower-alpha" class="wp-block-list">
<li>Nihai karar veya geçici tedbir kararı ile getirilen yükümlülüklere ya da verilen taahhütlere uyulmaması,</li>



<li>Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması</li>



<li>Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında, istenen bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde verilmemesidir.</li>



<li></li>
</ol>



<p><strong>SONUÇ</strong></p>



<p>Birleşme ve devralmalar piyasadaki etkin rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar yaratabilir, bu nedenle kanun koyucu RKHK m.7’de bu hükmü düzenleyerek rekabetin kısıtlanmasının önüne geçmek istemiştir. Birleşme veya devralma işlemi bir teşebbüsün devralınması veya teşebbüslerin birleşmeleri olarak meydana gelebilir. Bu noktada öncelikle birleşme ve devralma işleminin gerçek anlamda bir birleşme veya devralma işlemi olup olmadığına bakılması gerekmektedir.</p>



<p>TTK birleşme ve devralma işlemlerinin nasıl gerçekleştirileceğine yönelik düzenlemeler içermektedir. RKHK ise birleşme ve devralma işleminin nasıl gerçekleştirileceği konusu ile ilgilenmeyip sözü edilen işlemlerin rekabeti bozucu etki yaratıp yaratmadığını incelemektedir. Bu noktada yasak birleşmeler ile izin şartına bağlı birleşmeler düzenlenerek birleşme veya devralma işlemi sonucunda rekabetin önemli ölçüde etkileneceği veyahut ortadan kalkacağı durumların önüne geçilmek istenmiştir.</p>



<p>  RKHK ve Tebliğ kapsamında kalan birleşme ve devralma işlemleri, işlemi gerçekleştiren taraflarca Rekabet Kurulu’na bildirilmelidir. Bu bildirim ile birleşme ve devralma işleminin gerçekleşmesinden sonra ilgili işlemin kanuna uygun olup olmadığının ve genel rekabet ortamının etkileyip etkilemediği tespit edilmek amaçlanmıştır. Taraflarca yapılan bildirim üzerine Kurul tarafından inceleme yapılacaktır. Yapılan inceleme neticesinde işlemin hakim durum yaratmadığı, mevcut hakim durumu güçlendirmediği ve etkin rekabeti önemli ölçüde etkilemediği sonucuna varılırsa işleme izin verilecek, aksi hallerde ise işleme izin verilmeyecek veya koşullu izin verilebilecektir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>AKSOY, Nazlı/BOLATOĞLU, Hilmi/YAVUZ, Şahin. (2006). &nbsp;“Rekabet Hukukunda Muafiyet ve Birleşme/Devralma Kararlarının Şarta Bağlanması”, Rekabet Dergisi, C. 25, 2006, s. 1-26.</p>



<p>AKYÜZ, Helin Berfin. (2007). Türk Rekabet Hukuku Kapsamında Birleşme ve Devralmalar, , Ankara, Adalet Yayınevi.</p>



<p>ASLAN, İ. Yılmaz. (2017). Rekabet Hukuku (5. Baskı), İstanbul, Ekin Yayınevi.</p>



<p>ASLAN, İ. Yılmaz. (2020). Rekabet Hukuku Dersleri (7.Baskı), İstanbul, Ekin Yayınevi.</p>



<p>BADUR, Emel/ ERTEM, Burcu. (2011). “İzne Tabi Birleşme ve Devralmaların İncelenme Usulü”, Zabunoğlu Armağanı, Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi.</p>



<p>ERARSLAN Macide Nur. (2009). Avrupa Birliği Rekabet Hukuku Çerçevesinde Birleşme Kontrolü, Ankara, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.</p>



<p>ERDEM, H. Ercüment. (2003). Türk ve AT Rekabet Hukukunda Birleşme ve Devralmalar, İstanbul, Beta.</p>



<p>GÜNAY, Cevdet İlhan. (2014). &nbsp;Rekabet Hukuku Dersleri, Ankara, Yetkin Yayınları.</p>



<p>GÜVEN, Pelin. (2003). Türk Rekabet Hukuku ve Avrupa Birliği Rekabet Hukukunda Birleşme ve Devralmaların Denetlenmesi, 2.Baskı, Ankara, Yetkin Yayınları.</p>



<p>KOÇAK, İbrahim Hilmi. (2017). “Dikey Birleşme ve Devralmaların Antirekabetçi Etkileri Kapsamında Pazar Kapama”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara.</p>



<p>POROY, Reha, TEKİNALP, Ünal, ÇAMOĞLU, Ersin. (2019). Ortaklıklar Hukuku I, 14.Bası, Vedat Kitapçılık.</p>



<p>SOLMAZ, Ekrem/ DERE, Gülçin. (2013). “2010/4 Sayılı Tebliğ’in Uygulamasına Bir Bakış: Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, Rekabet Dergisi, C. 14, S. 2, s. 65-102.</p>



<p>TEKİNALP, Ünal. (2015). Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, Vedat Kitapçılık.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> KOÇAK, 2017: s.4.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Rekabet Kurulu, 03.08.2000 T., 00-29/314-181 K.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Rekabet Kurulu, 13.07.2017 T., 2017-1-33 D., 17-22/342-152 K.</p>



<p><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> AKYÜZ, 2007: s.39.</p>



<p><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> ASLAN, 2017: s. 252.</p>



<p><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> POROY, 2019: s. 99</p>



<p><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> TEKİNALP, 2015: s.608.</p>



<p><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> GÜNAY, 2014: s. 106.</p>



<p><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> ASLAN, 2020: s. 207.</p>



<p><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> Rekabet Kurulu, 14.8.2008 T., 2008-3-163 D., 08-50/721-281 K.</p>



<p><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Rekabet Kurulu, 30.10.2008 T., 2008-2-163D., 08-61/998-390 K.</p>



<p><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> SOLMAZ, 2013: s.77.</p>



<p><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> ERDEM, 2003: s.133.</p>



<p><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> ASLAN, 2020: s.224.</p>



<p><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> ASLAN, 2020: s.225.</p>



<p><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a> BADUR, ERTEM, 2011: s. 96.</p>



<p><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> BADUR, ERTEM, 2011: s.140.</p>



<p><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> GÜVEN, 2003: s.402.</p>



<p><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a>&nbsp; Rekabet Terimleri Sözlüğü, Rekabet Kurumu Yayını, Ankara 2019, s. 53.</p>



<p><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> ERARSLAN, 2009: s.143.</p>



<p><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[21]</a> Rekabet Terimleri Sözlüğü, s. 137.</p>



<p><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> AKSOY, BOLATOĞLU, YAVUZ, 2006: s.21.</p>



<p><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[23]</a> ASLAN, 2020: s. 866.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. Yüzyılda Türk Dış (Ticaret) Politikası: Gümrükler ve Dijitalleşme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-dijitallesme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:15:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlantısallık]]></category>
		<category><![CDATA[Connectivity]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[DTÖ Elektronik İletimler Moratoryumu]]></category>
		<category><![CDATA[GümrüklerDigital Trade]]></category>
		<category><![CDATA[İşlem Maliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Trade State]]></category>
		<category><![CDATA[Transaction Cost]]></category>
		<category><![CDATA[WTO Moratorium]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7663</guid>

					<description><![CDATA[Türk dış ticaret politikası, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana sabit kalmamıştır. Dünyada değişen koşullara uyumlu olarak, gerektiğinde radikal ve köklü değişimler geçirmiş, bugüne kadar hem Türk bürokrasisi hem de kamu ve özel sektörü bu değişimleri önemli ölçüde başarıyla destekleyebilmiş ve tamamlayabilmişlerdir. Küresel güvenlik ve ticaret mimarisinde yeni bir dönemin yaklaşmakta olduğu bilinmektedir. Bu yazıda söz konusu dönüşüm çerçevesinde, Coase’in işlem maliyetleri kavramı ve organik jeopolitik teoriler temel alınarak, bağlantısallık ve dijitalleşme kapsamında grand strateji değişimi ile DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili öneriler ortaya konulmuş, ayrıca, tüm bu kavram ve süreçlerin aslında birbirini tamamladıkları ve besledikleri öne sürülmüştür.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Türk dış ticaret politikası, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana sabit kalmamıştır. Dünyada değişen koşullara uyumlu olarak, gerektiğinde radikal ve köklü değişimler geçirmiş, bugüne kadar hem Türk bürokrasisi hem de kamu ve özel sektörü bu değişimleri önemli ölçüde başarıyla destekleyebilmiş ve tamamlayabilmişlerdir. Küresel güvenlik ve ticaret mimarisinde yeni bir dönemin yaklaşmakta olduğu bilinmektedir. Bu yazıda söz konusu dönüşüm çerçevesinde, Coase’in işlem maliyetleri kavramı ve organik jeopolitik teoriler temel alınarak, bağlantısallık ve dijitalleşme kapsamında grand strateji değişimi ile DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili öneriler ortaya konulmuş, ayrıca, tüm bu kavram ve süreçlerin aslında birbirini tamamladıkları ve besledikleri öne sürülmüştür.</p>



<p><strong>Anahtar kelimeler</strong>: Dijital Ticaret, İşlem Maliyeti, Bağlantısallık, DTÖ Elektronik İletimler Moratoryumu, Ticaret Devleti, Gümrükler</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>Türkiye’s foreign trade policy has not remained constant since foundation of the Republic. In line with the changing conditions in the world, it has undergone radical and fundamental changes when necessary. To date, both Turkish bureaucracy and public and private sectors have been able to support and complete these changes. A new era is coming for the global security and trade architecture. In this article, based on organic geopolitical theories and Coase&#8217;s theory of transaction costs, recommendations have been put forward on regarding Türkiye’s grand strategy change taking into account not only connectivity and digitalization but also Türkiye’s stance in the field of data localization and the WTO Moratorium on Electronic Tranmissions. It has been also argued that all these concepts and processes actually power and complete each other.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Digital Trade, Transaction Cost, Connectivity, WTO Moratorium, Trade State, Customs</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>21. Yüzyılın dünyası bir önceki yüzyıldan çok daha farklı olacaktır. Değişen dünya koşullarına zaman kaybetmeden ulusal çıkarlar doğrultusunda uyum sağlamak, her zaman Türk dış politikasının temel unsuru olmuştur. Çin’in grand stratejisinin 2013 yılında bir kez daha önemli dönüşüm geçirmesi (Tek Kuşak-Tek Yol) ve Çin’in bu yeni stratejisini bugüne kadar taviz vermeden uygulamaya devam etmesi; Dünya Bankası ve OECD gibi kurumların Orta Koridor ile ilgili olarak yakın zamanda ardı ardına çıkardıkları yayınlar; özelde Almanya’nın genelde ise Avrupa ülkelerinin rekabet güçlerini kaybetmekte olduklarını, her gün geçen daha fazla açıklamaları; ABD donanmasının Çin gibi büyük güçler karşısında okyanuslarda güç kaybetmekte ve Dünya Ticaret Örgütü’nde Uruguay Round’dan bu yana ciddi kararlar alınamıyor olması<a href="#_ftn3" id="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> gibi gelişmeler, hem küresel güvenlik mimarisinin hem de küresel ticaret mimarisinin fiili olarak değişmekte olduğuna işaret etmektedir.</p>



<p>ABD, Avrupa Birliği üyeleri, Rusya ve Çin gibi ülkelerdeki çeşitli kesimler tarafından gittikçe daha güçlü bir sesle ve artan sıklıkla küresel liberalizasyonun yavaş yavaş sınırlarına gelindiği (iki dünya savaşı arasındaki dönemde olduğu kadar olmasa da) ve seçici ve temkinli bir şekilde endüstri politikalarının uygulanmaya başlanacağı belirtilmektedir. Bu değişimin etkileri halihazırda yavaş yavaş hissedilmeye başlanmış, Türkiye’nin de fiilen çalışacak çözümler üzerinde yoğunlaşması gerekmektedir.</p>



<p>Dünyada uzun mesafe taşımacılığının %85-90’ı, denizler üzerinden yapılmaktadır. Denebilir ki, uzun mesafe taşımacılığın kayda değer bir kısmının karalara taşınması durumunda, Türkiye sadece güvenlik anlamında ‘kanat ülke’ olmaktan çıkarak, uzun mesafe taşımacılığı açısından da merkez ülke olma olasılığını artırabilecektir. Malakka Boğazı’nda asılı duran görünmez Demokles’in kılıcı ile Süveyş Kanalının ne zaman çalışıp ne zaman tıkanacağı konusundaki belirsizlikler, kara hatlarının barış ve istikrar şartı altında sorunsuz çalışma potansiyelini daha görünür kılmaktadır.</p>



<p>Denize kıyısı olmayan ülkelerin uzun mesafe taşımacılık maliyetlerinin düşürülmesi için gerekli reformları hayata geçirmesi ve Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi bağlantısallık yatırımlarının tamamlanması durumunda, bu ülkelerin dış ticaret maliyetleri düşecektir. Daha net bir ifadeyle, bağlantısallığın sadece fiziki yatırımlar yoluyla değil, uluslararası idari işbirliği yoluyla da geliştirilmesi, denize kıyısı olmayan ülkeler ile yapılan ticarette toplam maliyetlerin düşmesi anlamına gelecektir, ki fiilen bu durum liberalizasyondur. Türkiye’nin doğusundaki ülkeler ile Orta Asya ve hatta Çin’in doğusunun (ve Kalkınma Yolu ile Türkiye’nin güneyinin) bu kapsamda olduğu düşünüldüğünde, bağlantısallık artışı ve verimliliğinin getirdiği maliyet kazançları üzerinden bu uygulamalar liberalizasyondan daha fazla sonuç verebilir. Avrupa Birliği ile gerçekleştirdiğimiz Gümrük Birliği nedeniyle bu ülkelerle ticareti artırmak için önemli açılımlar yapamayacağımız dikkate alındığında, dijitalleşme ve bağlantısallık üzerinden güçlendirilmiş işbirliğine dayanan inisiyatifler daha fazla sonuç üretebilir. Ayrıca, bu işbirliğinin yine dijitalleşmeden güç alan bölgesel ve kıtasal menşe kümülasyonları ile desteklenmiş ve küresel değer zincirlerine entegre üretim kapasitelerini mümkün kılması ve artırması durumunda, liberalleşme ile gelebilecek ticaret artışının olası faydasının cüceleşmesi olasılık dahilindedir. Tüm bu gelişmeler ancak uzun mesafe taşımacılık hatlarının karalar üzerinden yapılması durumunda mümkün olabilir. İşte bu durumda Türkiye, benzersiz stratejik konumu ile tarihi ve kültürel geçmişine ek olarak, AB Gümrük Birliği ile desteklenmiş olan küresel değer zincirlerine entegrasyon tecrübesiyle sağlam bir ticaret devleti pozisyonunu yakalayabilecektir.</p>



<p>&nbsp;Bu yazıda, Türkiye’nin Afro-Avrasya’da dijitalleşmenin de katkısıyla karasal uzun mesafe taşımacılık ağındaki beklenen gelişmeler nedeniyle grand strateji değişikliğine gitmekte olduğu ve bu gelişmenin Türkiye’yi dışarıda bir çeşit ticaret devleti olarak davranmaya zorlayacağı öne sürülmüştür. Değişen küresel konnektom ve multipolar dünya düzeni ile gelen yeni globalizasyon ve uluslararası ilişkiler çerçevesi, toprağa dayanan devlet anlayışının (territorial state) yanında devletlerin ve firmaların ilişki ve etki ağlarını daha fazla öne çıkarmaya başlamıştır. Diğer bir ifadeyle, devletler gerek ikili ve çok taraflı anlaşmalarla ve gerekse finans, taşımacılık sektörlerindeki etkinlerine ek olarak dış yatırım (yabancı yatırım) konularındaki faaliyetleriyle kendi etki alanlarını sert güçten ziyade, mevcut etki ağlarının içinde daha fazla yer alarak veya kendi ağlarını kurarak büyütme çabası içine girmişlerdir. Akademik literatürde bu durumu en iyi Rosecrance’in ‘territorial state – trading state’ kavramları karşılamaktadır. Bu kapsamda, 21. Yüzyılın geri kalanında Türkiye’nin dış ilişkilerinde kendini daha fazla ‘trade state – ticaret devleti’ olarak konumlandırmasının gündeme gelmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.</p>



<p>Elektrik, en az dirençle karşılaştığı yolu tercih eder. Benzer şekilde ticaret de en az sorun yaşadığı yolu tercih eder. Yol gibi fiziksel altyapılar ile birlikte çalışan dijitalleşme, çok iyi bir sorun çözücü ve ticaret dostudur. Nükleer dehşet yüzünden büyük güçlerin bir kez daha büyük bir dünya savaşına mesafeli olduklarına pek çok durumda şahit olduk. Çok az bölge hariç, çeşitli ülkelerde nüfusun yavaş da olsa azalmaya başlaması ve yaşlanma, vekalet savaşları dışında bildiğimiz anlamda sıcak çatışmaların çok da tercih edilmemesinin nedenlerini yeterli bir şekilde açıklamaktadır. Sun Tzu’nun dediği gibi, karşı tarafa doğrudan saldırmak en son tercih edilmesi gereken bir stratejidir, akıllı bir hükümdar öncelikle karşı tarafın stratejisine saldırır. En az dirençli uzun mesafe taşımacılık hatlarının Orta Koridor ve Kalkınma Yolu olarak ortaya çıkması, Türkiye’ye diğer ülkelerin dış politikada karar alma sınırlamaları ve hedefleri üzerinde kısmen de olsa söz sahibi olma imkanı sağlayacaktır. Dijitalleşme de en az dirençli ticaret yollarının ortaya çıkmasına büyük katkı sağlayacaktır.</p>



<p>OECD ve Dünya Bankası, Orta Koridor’da ticaretin artmasının önündeki en önemli&nbsp; engelin altyapı sorunlarından daha çok, idari sorunlar olduğunun altını çizmektedir. Bu idari sorunların çözümünün ise AB mevzuatı ile uyumlu dijitalleşme hamlesi olduğu belirtilmektedir. Her inisiyatifin sağlam bir kuramsal altyapısı bulunmalıdır. Bu inisiyatifin altı organik jeopolitik teoriler ile Coase’in işlem maliyeti kavramı ile doldurulabilir. Jeopolitik ile ilgili bölümü daha önce değindiğimiz için<a href="#_ftn4" id="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a>, bu yazıda işlem maliyetleri kavramına yoğunlaşacağız. Coase’in tanımladığı anlamda Afro-Avrasya’da işlem maliyetlerini azaltmak, hem Türk Dış Politikasının hem de Türk Dış Ticaret Politikasının ana hedeflerinden birisi olmalıdır. Bunun için de öncelikle Bakanlığımızın her üç bölümü de (iç ticaret, dış ticaret ve gümrükler) dijitalleşmeye yaklaşımını mevcut amaçların çok ötesine taşıyarak, 21. Yüzyıl Türk Büyük Stratejisinin (grand strategy) inşasında olmazsa olmaz bir unsur olarak ortaya koymalıdır.</p>



<p><strong>İŞLEM MALİYETLERİ VE JEOPOLİTİK</strong></p>



<p>Elektrik akımının en az dirençle karşılaştığı yoldan akmayı tercih etmesi gibi, ticaret de en az direncin yani toplam maliyetin ve belirsizliğin en az olduğu yolu tercih eder. Bunun için de sadece taşımacılık maliyetlerinin değil, ticaretin tüm aşamalarının incelenmesi gerekmektedir<a href="#_ftn5" id="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a>. Ancak, daha geniş bir bakış açısına sahip olabilmek için, ticaret maliyetlerinin yanı sıra işlem maliyetlerine de kısa bakış tutmak faydalı olacaktır.</p>



<p>İşlem maliyetleri kavramı ilk olarak R.H. Coase tarafından 1937 yılında yayımlanan ve Nobel ödülü alan ‘the Nature of the Firm’ makalesi ile gündeme gelmiştir. Coase bu makalesinde, ‘neden firmaların var olduğu ve neden her şeyin piyasa fiyat mekanizması ile çözülmediği’ sorusunu sormaktadır. Verdiği cevap ise, fiyat mekanizmasını kullanmanın da bir maliyetinin olduğudur<a href="#_ftn6" id="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a>. Piyasada fiyatların araştırılması, her bir işlemin müzakere edilmesi ve sözleşmeye bağlanması ile anlaşmazlıkların hallinin de maliyet oluşturması piyasa mekanizmasının maliyetleri arasındadır. Ayrıca “<em>belirsizlik (uncertainty) olmadan da bir firmanın ortaya çıkması pek olası görünmemektedir</em>”<a href="#_ftn7" id="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a>. Ancak, dünyadaki tüm işlerin de neden tek dev bir firma tarafından gerçekleştirilmediği sorusunu da, ‘organizasyon becerisinin’ azalan getiriler yasasına uygun çalıştığını belirterek cevaplamaktadır<a href="#_ftn8" id="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a>. (Ana organizatör veya koordinatör olan girişimci(ler)in de bir sınırı vardır). Sonuç olarak, firmaların ortaya çıkması işlem maliyetleri ile ilgilidir ve bir işi firma içinde yapmanın maliyeti, firma dışında yapmanın maliyetinden daha düşük olduğu sürece, firma genişleme eğiliminde olacaktır.</p>



<p>İşte dijitalleşme, işlem maliyetlerini hem firma içinde hem de firma dışında düşürme eğiliminde olacaktır. Örnek olarak, bir perakende alışveriş platformunda fiyat karşılaştırması yapmak daha kolaydır, satıcılara verilen puanlar üzerinden güvenilirlik değerlendirmesi yapmak daha hızlıdır, ayrıca, üründe sorun olması durumunda sorunu çözmek daha kolaydır. Sonuçta işlem maliyetleri daha düşüktür. Ancak, dijitalleşme, daha iyi ve hızlı stok yönetimi gibi konularda çözümler sunabildiği için, firma içi maliyetlerin de düşmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, firma içinde “<em><u>yapılan işlemler arasındaki fiziksel uzaklık arttıkça, işlemler birbirinden farklılaştıkça</u>, fiyat farklılığı olasılıkları arttıkça, hatalardan kaynaklanan kayıplar ve organizasyon maliyetleri de artar<a href="#_ftn9" id="_ftnref9"><sup><strong><sup>[9]</sup></strong></sup></a>.</em>” İşte dijitalleşme bunları da azaltır, özellikle de, uluslararası ticarette dijitalleşme olduğu zaman. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nda artması beklenen ticaretin digital yöntemlerle gerçekleştirilmesi halinde, işlem maliyetleri (veya ticaret maliyetleri de) düşecektir. Bu durumda da ticaret, belirsizliğin ve işlem maliyetleri ile ticaret maliyetlerinin en düşük olduğu yolu doğal olarak tercih etme eğiliminde olacaktır. Bu durum da, Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ticaretin daha fazla tercih edilmesine katkı sağlayacaktır. Yine bu durum da, Türkiye’yi 1. Dünya Savaşı’na kadar görülen İngiltere örneğine yakınlaştırarak, ülkenin yumuşak güç etki alanının artmasını sağlayacaktır.</p>



<p><strong>KÜRESEL BAĞLANTISALLIK VE DİJİTALLEŞME</strong></p>



<p><strong>“</strong><em>Orta Asya, ihracat artışı ve küresel değer zincirlerine entegrasyonu ve uluslararası pazarlara ulaşımı sınırlandıran taşımacılık sorunlarından önemli ölçüde muzdariptir. Önemli küresel ulaşım ağlarından coğrafi uzaklık, yerel üreticilere mesafe ve ulaşım maliyetleri yüklemekte ve bölgeden geçen ulaşım rotalarının çekiciliğini azaltmaktadır.&nbsp; Ayrıca mesafe ve taşımacılık maliyeti, 2019&#8217;da Orta Asya&#8217;nın bağlantı sorunlarının yaklaşık üçte birini oluşturdu.&nbsp; Dünya GSYİH&#8217;sinin %20&#8217;sine eşdeğer pazar talebine erişmenin tahmini maliyeti, Kazakistan için ton başına 300 ABD doları iken, dünyanın en iyi bağlantı imkanlarına sahip ekonomilerinden ikisi olan Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri için ton başına 50 ABD dolarıdır. Dahası, bir Kazak üreticinin küresel GSYİH&#8217;nin %20&#8217;sine eşdeğer pazarlara ulaşması için ortalama mesafe 4000 km&#8217;dir ve bu, bir Alman veya ABD üreticisinin iki katıdır</em>”.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a></p>



<p>Çin ile ABD arasındaki gerilimin artması durumunda, ABD Çin’e giden ve Çin’den gelen ürün ve mal akışını, özellikle Malakka Boğazı üzerinden keserek Çin’in hem savaş hem de rekabet gücünü sınırlandırmayı seçebilir. Çin’in kuşak stratejisinin (bir kısmını Orta Koridor oluşturmaktadır) hedeflerinden birisi bu tehlikeyi kısmen bertaraf edebilmektedir. Ayrıca, Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;ya açtığı savaşın neden olduğu küresel ticaretteki kesintiler, hem Orta Asya hem de Kafkasya&#8217;nın küresel tedarik ve değer zincirlerinde daha büyük bir rol oynaması için bir fırsat olarak görülebilir. Bu sayede, bölgesel ekonomik entegrasyonun derinleşmesiyle birlikte maliyet ve verimlilik kazanımları, bölgesel üretim için artan pazar büyüklüğünün bölgesel talep yaratması ve Orta Koridor gelişimine özel sektör katılımını teşvik etmesi beklenebilir.</p>



<p>OECD tarafından hazırlanan bir rapora göre, transit ve ticaret süreçlerindeki sorunlar, sınır noktası tıkanıklıkları ile tutarsız ve öngörülemeyen transit ve geçiş sürelerine neden olarak hattın çekiciliğini azaltmaktadır. Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan ve Türkiye&#8217;deki ticareti kolaylaştırma reformlarına rağmen, hattın geliştirilmesine yönelik bütünsel bölgesel bir yaklaşım hala eksik durumdadır. Orta Koridorun özel sektör için çekiciliği, çok sayıda birbiri ile uyumlu olmayan lisans ve izin gereksinimlerinin üst üste gelmesinden zarar görmekte, bu durum da transit sürelerini ve maliyetlerini artırmaktadır. Sınır gümrük idarelerinin kapasitesinin yetersizliği ve rota boyunca gümrük acenteleri arasındaki iş birliğinin eksikliği de tekrarlayan denetimlere ve gecikmelere yol açarak, trafik arttığında, tıkanıklığa neden olmaktadır.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Sözkonusu raporda ayrıca, rotanın batı ucundaki Türkiye’nin, kıtaların kavşağındaki lojistik merkezi olarak gelişme ve küresel pazarlara entegrasyonu teşvik etme konusunda güçlü bir deneyime sahip olduğu, doğu ucunda ise Çin&#8217;in, bölgeye olan ilgisi arttığı ve bu durumun da yeni ticaret fırsatlarını artırabileceği belirtilmektedir.</p>



<p>Diğer taraftan, Çin siyasi istikrarı ve Çin Komünist Partisi’nin sürdürülebilir geleceği için yalnızca kıyı kesimlerinin değil, iç kesimlerinin de daha yüksek büyüme oranlarına çıkması ihtiyacında, Malakka Boğazı’nın ABD liderliğindeki bir ittifak tarafından bloke edilmesi durumunda ciddi bir iç kargaşa riskini taşımaktadır. Orta Koridor, Çin’in bu yapısal zayıflığına iyi bir cevap oluşturmaktadır, zira (MacKinder’in muhtemelen kalpgah olarak tanımlamak konusunda sıkıntı çekmeyeceği) pazarların yanı sıra değer zincirlerinin de güçlenmesinden sadece bölge ülkeleri değil, Çin’in doğu eyaletleri de olumlu bir şekilde etkilenerek, Çin siyasi istikrarına ve hatta Çin siyasi elitlerinin ve torunlarının sağlıklı ve huzurlu gelecek planları yapmalarına büyük katkı sağlayacaktır. Bu değer zincirlerinin oluşturulmasında fiziksel altyapının yanı sıra dijitalleşmenin de katkısının büyük olacağı dikkate alındığında, Türkiye’nin eli dijitalleşme sayesinde sadece hat açısından değil, Çin karşısında da zannedildiğinden daha güçlü olabileceği ortaya çıkabilecektir<a href="#_ftn12" id="_ftnref12"><sup>[12]</sup></a>.</p>



<p>Türkiye açısından ise, doğusunda bu tip bir üretken ekonomik entegrasyonun ortaya çıkması; sorunlu Orta Doğu pazarı, hala önemli ölçüde ulaşılamayan denizaşırı ülkeler, jeopolitik hassas dengeler yürütmek zorunda olduğumuz Rusya ile satın alım gücü düşük Balkan ülkelerine karşılık; regülasyon yığınları altında sadece kendi firmalarını değil, aynı zamanda ihracatçı firmaları da ezmeye başlayan Avrupa Birliği pazarına; aynı satın alma gücünde olmasa da, sağlam ve sürdürülebilir bir alternatif oluşturabilmemiz açısından önem arz edebilir.</p>



<p><strong>DTÖ ELEKTRONİK İLETİM (Electronic Tranmissions) MORATORYUMU</strong></p>



<p>Dijital teknolojiler, küresel ekonomik büyümeyi ve performansı iyileştirirken aynı zamanda yaşam standartlarını da yükselmektedir. 21. yüzyılın yeni zorlukları, sınırlar arasında engelsiz veri akışı ile ortak standartlar kapsamında yeni teknolojilerin uygulanmasını gerektirmiştir. Küresel ticaret kuralları, hem küçük hem de büyük firmalar için ticaret fırsatlarını artırmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Dijital çağda rekabetçi olabilmek için gelişmekte olan ülkelerin dijital altyapılarını ve dijital yeteneklerini geliştirmeleri gerekmektedir. Gelişmiş ülkeler robotik, yapay zeka, büyük veri analitiği ve 3D baskı gibi dijital teknolojilere büyük miktarlarda yatırım yaparken, gelişmekte olan ülkeler hala bilgi ve iletişim teknolojisi altyapılarını oluşturmak ve internet penetrasyonlarını artırmak için mücadele etmektedirler. Bu büyüyen dijital uçurumun tezahürleri, dijital hizmetlerin kattığı değer ve dijital teknolojilerin kullanımı açısından dijital içeriğin gelişmiş ülkelerde, gelişmekte olan ülkelere kıyasla çok daha hızlı arttığı imalat üretiminde görülebilir (UNCTAD, 2017).<a href="#_ftn13" id="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a></p>



<p>Gelişmekte olan ülkelerin, uluslararası ticaretin hızla değiştiğinin farkındalığına sahip olmaları gerekmektedir. Robotik gibi dijital teknolojiler üretim hızını artırırken, 3D baskı üretimin doğasını değiştirmektedir. Elektronik yayınlar ve e-ticaret, büyük veri analitiği ile desteklenen ürünlerin pazarlanmasına yardımcı olmaktadır. Bunlar, gelişmekte olan dünyanın henüz yetişemediği ve rekabet gücünü geliştiremediği alanlardır. Bu nedenle, elektronik iletim ticaretini, gelişmekte olan ülkelere, yerli üreticilere eşit bir oyun alanı sağlamanın yanı sıra bebek dijital hizmet sağlayıcılarını korumak için, düzenleyici politika alanı sağlayacak şekilde düzenlemek, son derece önemli hale gelmektedir. <strong></strong></p>



<p>Bilindiği üzere, 1929 yılında Dünya Ekonomik Buhranı ve İkinci Dünya Savaşından sonra bazı gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler ticaret hacminin canlandırılması ve geliştirilmesi için Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) imzalamış, mal ithal ve ihracında önemli gelir elde etmiş, ekonomik kalkınmayı sağlamışlardır. Daha sonra ülkeler hizmetler sektöründen de gelir elde etmek amacıyla, Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) imzalamışlardır. Uluslararası ticarete konu malların sınıflandırılmasında birliği sağlamak amacıyla hazırlanan Armonize Sistem Nomanklatürüne benzer, hizmet ticareti için de Hizmetler Sektörel Sınıflandırma Listesi hazırlanmış, taraf ülkelere sunulmuştur. Her ne kadar hizmetlerin dış ticareti üzerinden bir gümrük vergisi tahsil edilmiyorsa da, Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Konferansı 25.05.1998 tarihinde, küresel e-ticaretin büyüdüğünü, yeni fırsatlar yarattığını, bazı hizmetlerin, elektronik iletimlerin vergilendirilebileceğini kabul etmiş, 49 HS 6 haneli tarife satırını elektronik iletim olarak belirlemiştir. Ancak, üye ülkelerin itirazları nedeniyle, elektronik iletimler üzerine gümrük vergisi koymayı ertelemiş, fakat vergilendirme hususu Bakanlar Konferansı toplantısında her iki yılda yeniden gözden geçirilmektedir. Ayrıca, elektronik iletimler üzerindeki moratoryumun kaldırılması halinde, ülkemizde tarifeler üzerinden uygulanacak vergi ve işlemlere ilişkin mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. 1998&#8217;den beri, DTÖ Üyeleri düzenli olarak elektronik iletimlerde gümrük vergileri uygulanmasına ilişkin söz konusu Moratoryumu uzattılar. Elektronik Ticaret Çalışma Programı&#8217;nın da oluşturulduğu orijinal Bakanlık Beyannamesi, e-ticaret Moratoryumu olarak bilinen basit bir taahhüt içeriyordu: Üyeler, elektronik iletimlerde gümrük vergisi uygulamama konusundaki mevcut uygulamalarını sürdürecekler.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14"><sup>[14]</sup></a></p>



<p>Gümrük Vergisi Moratoryumu, Dünya Ticaret Örgütü&#8217;nün üye ülkelerin elektronik iletimler üzerine gümrük vergisi koymasını yasaklamasıdır. Moratoryum, ülkelerin internet üzerinden sınırlar arasında gerçekleşen firmadan firmaya ve firmadan tüketiciye yapılan hizmet sunumlarına, gümrük vergisi (diğer vergiler hariç) uygulamamasıdır. Bu nedenle moratoryum, yazılım, filmler, müzik ve video oyunları, çevrimiçi hukuk, bankacılık, sağlık veya iş danışmanlığı hizmetleri de dahil olmak üzere bir dizi dijital ürün ve hizmette sınır ötesi ticareti kapsamaktadır.</p>



<p>Dijital ürünlerin çoğunu, Amazon, Apple, Netflix, Nintendo (Japonya), Rockstar (Amerika Birleşik Devletleri) gibi dijital devler olan büyük ihracatçılar ile film, müzik, basılı materyal ve video oyunları oluşturmuştur. Amazon ve Ebay gibi büyük e- ticaret siteleri yaklaşık 5,5 milyon tüketiciye ulaşmıştır. Apple, 2023 yılında bir önceki yıla göre % 2 artışla 119,6 milyar dolar gelir elde etmiş, ayrıca bir önceki yıla göre yüzde 13 artışla 33,9 milyar dolar net kar elde ettiğini bildirmiştir. Bu ise, Brezilya ve Kanada gibi ülkeler de dahil olmak üzere dünyadaki ülkelerin % 82&#8217;sinin gayri safi yurtiçi hasılasından (GSYİH) daha yüksek olarak gerçekleşmiştir. Ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde bulunan tekstil, giyim, ayakkabı, metal ve mineral gibi fiziksel ürünlerin küçük ihracatçıları, hem dahili&nbsp; vergilerle hem de gümrük vergisiyle karşı karşıya kalırken, büyük dijital ihracatçılar DTÖ&#8217;nün elektronik iletimler üzerindeki gümrük vergisine ilişkin Moratoryumu nedeniyle, gümrük vergisinden muaf tutulmuş, yüksek gelir elde etmişlerdir. Moratoryum, yalnızca gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerin gümrük vergi gelirleri elde etmelerini engellemekle kalmamakta, aynı zamanda dijital platformların sürekli artan karlarına katkıda bulunmaktadır.</p>



<p>DTÖ, e-ticareti &#8220;<em>mal ve hizmetlerin elektronik yollarla üretimi, dağıtımı, pazarlanması, satışı veya teslimi</em>&#8221; olarak tanımlamaktadır. OECD, sırayla, bunu &#8220;&#8230;metin<em>, ses ve görsel görüntüler de dahil olmak üzere dijitalleştirilmiş verilerin işlenmesine ve iletilmesine dayanan, hem kuruluş hem de kişiler de dahil olmak üzere ticari faaliyetlerle ilgili tüm işlem biçimleri&#8230;&#8221; </em>olarak tanımlıyor. Yani i<em>nternet gibi açık, tescilli olmayan ağlar üzerinde gerçekleşen iş, ilgili altyapıyı içermektedir<a href="#_ftn15" id="_ftnref15"><sup><strong><sup>[15]</sup></strong></sup></a>.</em></p>



<p>Bu çerçevede, dijital ticaret, dijital olarak sipariş edilen, dijital olarak kolaylaştırılan veya dijital olarak teslim edilen ticaret olarak tanımlanabilir. Dijital veya fiziksel olarak sağlanabilecek mal ve hizmet ticaretinin dijital olarak etkinleştirilmiş işlemleridir. OECD ve DTÖ <em>Dijital Ticaret el kitabı, </em>bunu basitçe &#8220;<em>dijital olarak sipariş edilen ve/veya dijital olarak teslim edilen tüm ticaret&#8221; </em>olarak tanımlar<a href="#_ftn16" id="_ftnref16"><sup>[16]</sup></a>. <em></em></p>



<p>Dijital veri, internette toplanan ve depolanan her türlü veriyi ifade eder. Bu nedenle dijital veriler ticaret verilerini de içerir. Örneğin, bir firmanın başka bir ülkedeki başka bir firmaya belirli bir malın ne kadarını ihraç ettiği, ticareti yapılan malların maliyeti ve ticaretin maliyeti, ne kadar sürdüğü ve işlemler sırasında alınan diğer masraflar ve kararlar gibi. Ticaret hizmetler ise, dijital ticaret ve e-ticaretin önemli bir yönüdür, çünkü birçok hizmet herhangi bir sorun olmadan çevrimiçi veya dijital olarak gerçekleştirilebilir.</p>



<p><strong>Moratoryumun Uygulamada Çevrimdışı ve Çevrimiçi İşleyişi:</strong></p>



<p><strong>Çevrimdışı olarak:</strong> A ülkesindeki film satıcısının (ihracatçısının) B ülkesindeki müşteriye (ithalatçıya) CD, DVD veya disk gibi ortamlarda sattığı filmin ithalatına gümrük vergisi uygulanabilir. Yine A ülkesindeki yedek parça üretici firmadan B ülkesindeki ithalatçının (müşterinin) makine parçalarının ithalatına, B ülkesi gümrük vergisi koyabilir.</p>



<p><strong>Çevrimiçi olarak:</strong> A ülkesindeki film satıcısının (ihracatçısının) B ülkesindeki müşteriye (ithalatçıya) elektronik ortamlarda sattığı filmin ithalatına, müşteri tarafından bilgisayarına indirilmesine, satın alınmasına Moratoryum nedeniyle gümrük vergisi uygulanamaz.</p>



<p>A ülkesinde bulunan satıcı (ihracatçı) tarafından B ülkesindeki müşteriye (ithalatçıya) elektronik iletim yoluyla (dijital teslimat) elektronik devre ve baskı şemaları, baskı ve matbaa şemaları, tasarım ve çizim programları ihraç etmesi, satması, ithalatçının bilgisayarına indirmesine, satın almasına Moratoryum nedeniyle gümrük vergisi uygulanamaz. Burada tasarım çevrimiçi olarak teslim edilmekte ve fabrika sahibi tarafından B ülkesinde 3 boyutlu olarak basılmakta, ama Moratoryum nedeniyle işlem için gümrük vergisi uygulanmamaktadır.</p>



<p>Dijital ürünlerin fiziksel ithalatına gümrük vergisi uygulanırken, ülkelerin elektronik yayınlara gümrük vergisi uygulamasını yasaklayan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) e-ticaret Moratoryumu nedeniyle, çevrimiçi ithalatları gümrük vergisinden istisna tutulmaktadır, yani gümrük vergisi tahsil edilmemektedir.</p>



<p>Dijital imkanlar ortaya çıktıkça daha fazla ürünler, hem fiziksel ortamda (çevrimdışı) ve hem de dijital ortamda (çevrimiçi) alınıp satılmaya başlamıştır. Örneğin, filmler ve müzikler CD&#8217;ler, CD-ROM&#8217;lar veya DVD&#8217;ler yerine dijital olarak, yine benzer şekilde kitaplar, e-kitap olarak alınıp satılmakta ve video oyunları çevrimiçi olarak indirilip oynanmaktadır.</p>



<p>Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), gümrük vergisi moratoryumunun mali etkilerini belirtmek için, üye devletlerin talebi üzerine hazırlanan DTÖ Notu&#8217;na&nbsp; göre elektronik ticareti, sinematograf filmi; kitaplar, broşürler ve haritalar; gazeteler, dergiler ve süreli yayınlar; kartpostallar, kişisel tebrik mesajları veya duyuru kartları; diğer basılı malzemeler; video oyunları; bilgisayar yazılımı; müzik kayıtları, kasetler ve diğer ses veya benzeri kayıtlar; ve diğer kayıtlı medya, bu açıklamaları ve elektronik iletim ile ilgili daha önceki literatürü kullanarak, 49 HS 6 haneli tarife satırını elektronik iletim olarak belirlemiştir.</p>



<p><strong>Dijitalleştirilebilir Ürünler Listesi</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Sıra No</strong></td><td><strong>HS</strong> <strong>KOMBİNE &#8211; Açıklama</strong></td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Fotoğrafik ve Sinematografik Filmler</strong></td></tr><tr><td>1</td><td>370510 &#8212; (-2016) &#8211; Ofset çoğaltma için</td></tr><tr><td>2</td><td>370520 &#8212; (-2006) &#8211; Mikrofilmler</td></tr><tr><td>3</td><td>370590 &#8212; (-2016) &#8211; Diğer</td></tr><tr><td>4</td><td>370610 &#8212; &#8211; 35 mm veya daha fazla genişlikte</td></tr><tr><td>5</td><td>370690 &#8212; &#8211; Diğer</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Basılı Malzeme</strong></td></tr><tr><td>6</td><td>482110 &#8212; &#8211; Baskılı</td></tr><tr><td>7</td><td>490110 &#8212; &#8211; Katlanmış olsun ya da olmasın, tek yaprak halinde</td></tr><tr><td>8</td><td>490191 &#8212; &#8212; Sözlükler ve ansiklopediler ve bunların seri taksitleri</td></tr><tr><td>9</td><td>490199 &#8212; &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>10</td><td>490210 &#8212; &#8211; Haftada en az dört kez görünmek</td></tr><tr><td>11</td><td>490290 &#8212; &#8211; Diğer</td></tr><tr><td>12</td><td>490300 &#8212; Çocuk resim, çizim veya boyama kitapları</td></tr><tr><td>13</td><td>490400 &#8212; Ciltli veya resimli olsun ya da olmasın, basılı veya el yazması müzikler</td></tr><tr><td>14</td><td>490510 &#8212; &#8211; Küreler</td></tr><tr><td>15</td><td>490591 &#8212; &#8212; Kitap şeklinde</td></tr><tr><td>16</td><td>490599 &#8212; &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>17</td><td>490600 &#8212; Mimari, mühendislik, endüstriyel, ticari, topoğrafik veya benzeri amaçlara yönelik, orijinalleri elle çizilmiş plan ve çizimler; el yazısı metinler; Hassaslaştırılmış kağıt üzerine fotoğraf reprodüksiyonları ve yukarıdakilerin karbon kopyaları</td></tr><tr><td>18</td><td>490700 &#8212; Tanınmış bir nominal değere sahip oldukları veya olacakları ülkede mevcut veya yeni basımlara ait kullanılmamış posta pulları, gelir pulları; damgalı kağıt; Banknot; çek formları; hisse senedi, hisse veya tahvil sertifikaları ve benzeri tapu belgeleri</td></tr><tr><td>19</td><td>490810 &#8212; &#8211; Transferler (decalcomanias),&nbsp; vitrifiye edilebilir</td></tr><tr><td>20</td><td>490890 &#8212; &#8211; Diğer</td></tr><tr><td>21</td><td>490900 &#8212; Basılı veya resimli kartpostallar; Resimli olsun ya da olmasın, zarflı veya süslü olsun ya da olmasın, kişisel tebrikler, mesajlar veya duyurular içeren basılı kartlar</td></tr><tr><td>22</td><td>491000 &#8212; Takvim blokları da dahil olmak üzere her türlü basılı takvim</td></tr><tr><td>23</td><td>491110 &#8212; &#8211; Ticari reklam malzemeleri, ticari kataloglar ve benzerleri</td></tr><tr><td>24</td><td>491191 &#8212; &#8212; Resimler, tasarımlar ve fotoğraflar</td></tr><tr><td>25</td><td>491199 &#8212; &#8212; Diğer</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Ses ve Medya</strong></td></tr><tr><td>26</td><td>852349 &#8212; (2012-) &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>27</td><td>852380 &#8212; (2007-) &#8211; Diskler, bantlar, katı hal uçucu olmayan depolama aygıtları, &#8220;akıllı kartlar&#8221; ve sesin/diğer fenomenlerin kaydedilmesi için diğer ortamlar, kaydedilmiş olsun veya olmasın, disk üretimi için matrisler ve kalıplar dahil, ancak Bölüm 37., diğer başka yerde sınıflandırılmamış ürünler hariç.</td></tr><tr><td>28</td><td>852410 &#8212; (-2006) &#8211; Gramofon kayıtları</td></tr><tr><td>29</td><td>852421 &#8212; (-1995) Genişliği 4 mm&#8217;yi geçmeyen ses veya benzer şekilde kaydedilmiş diğer olaylar için kayıtlar, kasetler ve diğer kaydedilmiş ortamlar</td></tr><tr><td>30</td><td>852422 &#8212; (-1995) Genişliği 4 mm&#8217;yi aşan ancak 6,5 mm&#8217;yi aşmayan ses veya benzeri şekilde kaydedilmiş diğer olaylara ilişkin plaklar, kasetler ve diğer kayıtlı ortamlar</td></tr><tr><td>31</td><td>852432 &#8212; (1996-2006) &#8212; Yalnızca ses üretmek için</td></tr><tr><td>32</td><td>852439 &#8212; (1996-2006) &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>33</td><td>852451 &#8212; (1996-2006) &#8212; Genişliği 4 mm&#8217;yi geçmeyen</td></tr><tr><td>34</td><td>852452 &#8212; (1996-2006) &#8212; Genişliği 4 mm&#8217;yi aşan ancak 6,5 mm&#8217;yi geçmeyen</td></tr><tr><td>35</td><td>852453 &#8212; (1996-2006) &#8212; Genişliği 6,5 mm&#8217;yi aşan</td></tr><tr><td>36</td><td>852460 &#8212; (1996-2006) &#8211; Manyetik şerit içeren kartlar</td></tr><tr><td>37</td><td>852499 &#8212; (1996-2006) &#8212; Diğer</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Yazılım</strong></td></tr><tr><td rowspan="2">38</td><td>852431 &#8212; (1996-2006) &#8212; CD Romlarda Veri İşleme Yazılımı&nbsp;</td></tr><tr><td>Ses veya Görüntü Dışındaki Olayların Çoğaltılması</td></tr><tr><td>39</td><td>852440 &#8212; (1996-2006) &#8211; Bilgisayar Yazılımı, Ses veya görüntü dışındaki olayları yeniden üretmek için manyetik bantlar</td></tr><tr><td>40</td><td>852351 &#8212; (2007-) &#8212; flash bellek kartları veya flash elektronik depolama kartları, Yarı iletken ortam, katı hal uçucu olmayan depolama aygıtları, sesin/diğer olayların kaydedilmesi için, ancak Bölüm 37&#8217;deki ürünler hariç.</td></tr><tr><td>41</td><td>852352 &#8212; (2007-) &#8212; &#8216;Akıllı kartlar&#8217;</td></tr><tr><td>42</td><td>852359 &#8212; (2007-) &#8212; &#8220;Akıllı Kartlar&#8221; ve Katı Hal Uçucu Olmayan Depolama Aygıtları, Yakınlık Kartları ve Etiketler&nbsp; dışında, sesin / diğer olayların kaydedilmesi için kullanılan diğer yarı iletken ortamlar</td></tr><tr><td>43</td><td>852491 &#8212; (1996-2006) &#8212; Ses veya görüntü dışındaki olayları yeniden üretmek için</td></tr><tr><td>44</td><td>854212 &#8212; (1996-2001) &#8212; Elektronik entegre devre içeren kartlar (&#8220;akıllı&#8221; kartlar)</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Video Oyunları</strong></td></tr><tr><td>45</td><td>950450 &#8212; (2012-) &#8211; 950430 alt pozisyonunda yer alanlar dışındaki video oyun konsolları ve makineleri</td></tr><tr><td>46</td><td>950430 &#8212; Oyunlar; Bilardo ürünleri ve aksesuarları ve otomatik bowling salonu ekipmanları dışında madeni paralar, banknotlar, banka kartları, jetonlar veya diğer ödeme araçlarıyla işletilir</td></tr><tr><td>47</td><td>950440 &#8212; Oyunlar; iskambil kağıtları</td></tr><tr><td>48</td><td>950490 &#8212; Oyunlar; 9504 pozisyonunda yer alan pintable&#8217;lar, kumarhane oyunları için özel masalar, otomatik bowling salonu ekipmanları da dahil olmak üzere lunapark, masa veya salon oyunlarına ilişkin eşyalar</td></tr><tr><td>49</td><td>950410 &#8212; (-2011) &#8211; Televizyon alıcısıyla kullanılan bir tür video oyunu</td></tr></tbody></table><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: <a href="https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf</a></figcaption></figure>



<p></p>



<p>Sonuç olarak, dijital olarak teslim edilen ürünlerin DTÖ Moratoryumu kapsamında olduğu konusunda teamüle dayalı bir uzlaşma yavaş yavaş yerleşmektedir. Bu durumun uluslararası alanda kabul edilmiş olduğunu söylemek için henüz erken olsa da, gidişatın bu yönde olduğu konusunda geniş kapsamlı bir uzlaşı olduğunu söylemek mümkün bulunmaktadır.</p>



<p>Diğer taraftan, uluslararası hukuk kurallarının oluşması konusunda bazı yöntemler bulunmaktadır. İlk yöntem, elbette ki, devletlerin bir araya gelip karar almaları ve bir anlaşma imzalamalarıdır. DTÖ Moratoryumunun kapsamı konusunda somut bir uzlaşı olmadığı dikkate alındığında, diğer yollara bakmak faydalı olacaktır. Üzerinde uzlaşı sağlanmış bir karar olmaması durumunda uluslararası teamüller, diğer bir ifadeyle o güne kadar uygulamanın nasıl olduğuna, bu duruma itiraz eden taraf olup olmadığı ve söz konusu uygulamanın ne kadar süredir devam ettiği gibi hususlara bakılmasıdır. İşte DTÖ Moratoryumu dijital olarak teslim edilen ürünlerde bu doğrultuda ilerlerken, fiziksel olarak teslim edilen ürünlerde ise, siparişin dijital olarak yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın, gümrük vergisi uygulanması yönüne gidilmektedir. Dijital olarak sipariş edilmiş ancak fiziksel olarak teslim edilen ürünlerde, de minimis (belirli değerin altındaki ürünlerde gümrük vergisi alınmaması) bu uygulamanın istisnası olarak görülse de, dünyada de minimis sınırlarının düşürülmesi (daha fazla siparişin gümrük vergisi kapsamında alınması) yönünde bir eğilim görülmekte, ülkelerin gittikçe daha fazla korumacı politikalar uygulama yönünde hareket dikkate alındığında, öngörülebilir gelecekte de minimis sınırlarının yükseltilmeyeceğini beklemek anlamlı olacaktır.</p>



<p><strong>Moratoryum ile İlgili Genel Değerlendirme</strong></p>



<p>DTÖ Moratoryumu hakkında şu noktaların altının çizilmesi faydalı olacaktır. Moratoryum ‘electronic transmissions – elektronik iletimler’ kapsamakta, bu kavram ile ne kastedildiği tam olarak tanımlanmamıştır. OECD raporlarında, bu durumun dijital ticaretin yayılması ve genel kabul görmesi açısından aslında olumlu bir durum olduğunu, zira bir çeşit esneklik sağladığı ifade edilmektedir. Çeşitli uluslararası kurumlar tarafından hazırlanan raporlarda elektronik iletimler kavramının tam tanımı yapılmamış olsa da, yerleşmekte olan teamüller kapsamında, bu kavramın dijital siparişleri kapsamadığı konusunda genel kabul görmüş bir anlayışın olduğunu söylemenin mümkün olduğu belirtilmektedir. Her ne kadar dijitalize edilebilir ürünler kavramını andığımızda ilk aklımıza gelen kitap, CD vb. gibi ürünler olsa da, gelecekte yaşanması olası yapay zeka, büyük veri, dijital işbirlikleri, iletişim teknolojilerinde vb. alanlardaki büyük sıçramanın, bir ürünün ne kadarının fiziksel ne kadarının dijital olduğunun belirlenmesini zor hale getirebileceği belirtilmektedir. Örnek olarak satın aldığımız&nbsp; biraz ısırılmış meyve markalı cep telefonu bedelinin ne kadarını cihazın kendisine, ne kadarını ‘hey siri’ hizmetine ödediğimiz veya güvenlik konusunda daha fazla koruma sözünün nasıl satış faturasına yansıdığını belirlemek oldukça zordur. Bu nedenle, bu ürün için gümrük vergisi veya ÖTV alınırken, aslında bu vergilerin bir kısmı hizmet tedariki için de alınmış olmaktadır. Bir başka ifadeyle, şimdilik küçük ve ihmal edilebilir miktarlarda da olsa, hizmet ticareti fiilen gümrüklerde vergilendirilmektedir. Otonom sürücülü araçlar gibi GPS veya bulut hizmetlerini yoğun olarak kullanan ürünler hayatımıza daha fazla girdikçe, bu konunun önemi de artacaktır.</p>



<p>Diğer taraftan, her ne kadar, çeşitli çalışmalarda elektronik iletimlerden alınmayan vergilerin toplam gümrük ve eş etkili vergiler içerisinde küçük bir oran tuttuğu ısrarla belirtilse de, gelecekte otonom araçlar gibi yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkması veya mevcut ürünlerin daha fazla dijitalize edilmesi durumunda bu oranın yükselmesini beklemek olasılık dahilindedir. Bu nedenle, söz konusu Moratoryumun halihazırda etkisi küçük olabilir, ancak bu etki de kaçınılmaz olarak artacaktır. Diğer taraftan, yukarıda da anlatıldığı üzere, uluslararası hukuk yapımı tekniği açısından, eğer bir konuda uluslararası hukuk yoksa, o konudaki teamüllere bakılır. Eğer o konuda yerleşmiş teamüller varsa, bunlar uluslararası hukuk oluşturulmasında göz önüne alınır. Eğer bu konuda uluslararası teamül de yoksa o zaman yakın konulardaki teamüller yol gösterici ve örnek teşkil edici olabilir. Bu nedenle, bahse konu Moratoryumun kabul edilmesi durumunda, bu durumun gelecekte daha yaygın olarak ve farklı ancak benzer konular da uygulanma olasılığı göz ardı edilmemelidir.</p>



<p>Diğer taraftan, dijital olarak teslim edilen ürünler ile fiziksel olarak teslim edilen ürünler arasında ciddi bir fark bulunmaktadır. Örnek olarak, fiziksel ürünler bir kere teslim alındıktan ve tüketildikten sonra, bir daha üretilmeleri ve/veya temin edilmeleri gerekir ve bu durum maliyetlidir. Her seferinde yeniden üretilmeleri ve KDV veya gümrük vergisi gibi işlemlere yeniden tabi tutulmaları gerekmektedir. Dijital ürünlerde ise böyle bir ihtiyaç yoktur. Mesela, sinemaya gittiğimizde bilet alırız, filmi bir kere izleriz ve çıkarız. Kapıda ve sinema salonunda birileri giriş çıkışları kontrol eder. Ama evimizin salonunda birileri internet altyapısında bir filmi kaç defa izledik diye hesabını tutmaz. Gümrük de sinema salonu gibidir, çoğunlukla satın alınınca ve tüketilince yeniden alınması gereken ürünler için çalışabilir çözümler üretir, ama dijital dünyada işler böyle yürümez. Dijital ürünleri takip etmek ve vergilendirmek çok zordur. Bu nedenle, dijital teslimatlar gümrük idarelerinin değil, maliye ile ilgili kurumların konusu olmalıdır. Gelecek dijital olacaksa, o zaman dijital içerik üreten firmalar küresel düzeyde uygulanacak kurumlar vergisi ile vergilendirilmelidir. Diğer bir değişle, bu ürünleri doğrudan vergilendirmek yerine, bu ürünlerden elde edilen gelirin veya şirket karının vergilendirilmesi mali açıdan çok daha verimli ve sonuç verici bir seçenek olacaktır.</p>



<p>Bu çerçevede, Moratoryumun devam etmesi ve özellikle Temmuz 2024 tarihli Deklarasyon’un 11.3 maddesinin kabulünün, ancak bu ürünleri üreten ve/veya dağıtımını yapan çok uluslu firmaların küresel bir düzenleme kapsamında vergilendirilmesi şartına bağlanması anlamlı olacaktır. ‘Küresel Minimum Kurumlar Vergisi’ olarak da bilinen ve uzun bir süredir OECD<a href="#_ftn17" id="_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> tarafından üzerinde çalışılan ve çok uluslu şirketlerden alınması teklif edilen bu vergiden elde edilen gelirin bir kısmının denize çıkışı olmayan gelişmekte olan ülkelerin (land-locked countries) bağlantısallık artışı ve dijitalleşmeleri için harcanması şartıyla, elektronik iletimlerde gümrük vergisi uygulanmamasının kabul edilmesi uygun olacaktır. Ülkemiz söz konusu Deklarasyonun ilk sayfasında bulunan dip notta<a href="#_ftn18" id="_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> da belirtildiği üzere henüz katılmamış, bu şartı Dünya Ticaret Örgütü’nde devam etmekte olan tartışmalarda gündeme getirmesi faydalı olacaktır.</p>



<p>Temmuz 2024 tarihli Elektronik Ticaret Deklarasyon ile ilgili olarak bir hususu da ele almak istiyoruz. Söz konusu Deklarasyonun ‘Yerli Halklar’ başlıklı 26. maddesinde<a href="#_ftn19" id="_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> yerli halklara ayrımcı muamelede bulunulmaması hükme bağlanmaktadır. Bu maddenin sadece iç işlerimiz açısından değil, Orta Koridor ve Kalkınma Koridoru da dahil olmak üzere Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ulaşım hatları açısından da değerlendirilmesi faydalı olacağını düşünüyoruz.</p>



<p>Türkiye, kuruluş ilkeleri kapsamında iç işlerinde hiçbir şekilde ayrımcı muamele yapmamayı benimsemiş ve bu ilkeyi de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana kararlılıkla uygulayan bir ülkedir. Ayrıca, uzun yıllardır Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi çeşitli platformlarda olabilecek en geniş kapsamda tanımlanmış şekliyle insan hakları, kültürel haklar vb. konularda her zaman mercek altındadır. Ve hatta denebilir ki, Türkiye’yi mercek altına alan ülkelerin aynı kriterleri kendilerine (özellikle dış politikalarında) uygulayıp uygulamadıklarının sorgulanması mümkün bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kadar geniş kapsamlı tanımlar altında bile on yıllardır her alanda ve her türlü uluslararası platformda hesap verebilen bir ülke açısından bu hüküm herhangi bir olumsuzluğa neden olmayacaktır.&nbsp; Ancak, kara bağlantısallığının artması durumunda, DTÖ kapsamındaki bu hüküm, Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağlarını daha etkin olarak kullanması konusunda araç kitini güçlendirmeye yardımcı olabilir.</p>



<p>Sonuç olarak, (diğer teknik hükümler ile ilgili konunun uzmanlarının görüşleri saklı kalmak kaydıyla) söz konusu Deklarasyona küresel minimum kurumlar vergisinden denize çıkışı olmayan ülkelerin bağlantısallık ve dijitalleşmeleri için pay ayrılması ve (aşağıda açıklanan nedenlerle) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması şartlarıyla katılımın uygun görülmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.</p>



<p><strong>Veri Lokalizasyonu</strong></p>



<p>Dijital ticaret konusunda tartışılan, önem arz eden diğer konu ise, veri lokalizasyonudur. Veri lokalizasyonu “gelecekte yapay zekayı kim kontrol edecek” sorusuna dolaylı bir cevap vermektedir. Veri lokalizasyonu sorusu, çeşitli şekillerde toplanan verilerin hangi ülkede toplanacağı, dolayısıyla hangi mevzuata tabi olacağı, daha net ifadeyle hangi uluslararası gücün bu verileri kontrol edeceği ile ilgilidir. Görüldüğü üzere, 21. Yüzyılın en ileri düşünenleri bile, egemenlik, toprak ile bağlantılı olma ve güvenlik kavramlarından vazgeçememektedirler. Bu durum aslında yapay zeka ile ilgili teknik bir durumdan kaynaklanmaktadır. Yapay zeka verileri değerlendiren ileri düzey bir programdır. Nasıl ki program yoksa yapay zeka da olmaz ise, benzer şekilde veri yoksa yine yapay zeka yoktur. Dolayısıyla ne kadar iyi bilgisayarlara, ne kadar iyi programcılara sahip olunursa olunsun, veri merkezleri kontrol edilmiyorsa, yapay zekanın hiçbir anlamı olmayacaktır.</p>



<p>Yukarıda da bahsettiğimiz şekilde, artık ürün ile hizmet arasındaki sınır gittikçe bulanıklaşmaktadır. Ürün satmak, küresel marka yaratmak için bu ürünle ilgili hizmetlerin de sunulması gerekmektedir. Bu hizmetler çoğunlukla büyük veri ve bulut işlemleri sayesinde yetkinleştirilmektedir ve bu nedenle büyük veriye sahip olmayan ve işleyemeyen işletmelerin gelecekte tedarik zincirleri içinde düşük katma değer üreten şekilde konumlanması kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla, gelecekte (ve hatta daha şimdiden) rekabetçiliğin kilitlerinden birisi de, büyük verinin hangi ülkelerde depolanacağı ile ilgili olacaktır.</p>



<p>Bu noktada blok zincir (blockchain) teknolojilerinden bahsetmek de faydalı olacaktır. Bu teknolojinin (aslında sistemin) nasıl çalıştığına yakından bakıldığında, verinin tek bir yerde depolanmadığı, farklı pek çok lokasyonda dağınık bir şekilde depolandığı, bu nedenle ulus devletler de dahil etmek üzere herhangi bir gücün bu veriye müdahale etme imkanının olmadığı, bu nedenle de blok zincirin bir sonraki küresel para birimi ile bu para birimi üzerinden yapılacak her tür işlemin güvenliği açısından en iyi teknoloji olduğu belirtilmektedir. Konu hakkında teknik bilgi verenler %51 kuralından bahsetmektedirler. Bu kişiler blok zincir teknolojisinin kesinlikle güvenli olduğunu, çünkü veriye belirli bir veri depolama merkezinde müdahale edilse bile, bütün veri depolama merkezlerinde müdahale etmenin %51 kuralı nedeniyle mümkün olamayacağını öne sürmektedirler. Diğer bir değişle, bir veri hakkında anlaşmazlık ve kuşku olması halinde, dünyaya tekrar edecek şekilde dağıtılmış verilerin %51’i hangi değeri veriyorsa, o değer doğru kabul edecektir. Dolayısıyla, blockchain teknolojisine teknik açıdan yaklaşanlar, sistemde kayıtlı belirli bir verinin en az %51’ini değiştirmenin pratikte mümkün olmaması nedeniyle, blokchain kapsamında depolanan ve işlenen verilerin kesinlikle güvenilir olacağını ısrarla ve büyük bir özgüvenle belirtmektedirler.</p>



<p>Bu kişilere 1956 Süveyş Kanalı krizini hatırlatmak faydalı olacaktır. Soğuk Savaşın en yoğun ve tehlikeli olduğu bu dönemde, İngiltere ve Fransa Süveyş Kanalı’nın kontrolü için harekete geçmişler ve SSCB ile ABD’nin ortak hareket etmesi ile durdurulabilmişlerdi. Devletler zannedildiğinden daha fazla ortak hareket etmeye meyilli olabilirler. Daha net bir ifadeyle, büyük güçler çatışma içinde olabilirler, ama kendi belirledikleri çerçeve ve yapı içinde çatışma içinde olurlar. İşte bu iki nedenden, veri lokalizasyonu küresel siyasi bir konudur. Ayrıca, veri depolama ve işleme maliyetli bir işlemdir ve tek tek her ulus devletin bunu yapmasını beklemek anlamlı değildir. Bu nedenle ‘depositör devletler’ üzerinden bu konunun çözüme kavuşturulması en iyi çözüm olacaktır. Sonuç olarak, veri depolama ile küresel güç dengesi kavramlarını birbirinden ayırmak kulağa hoş gelse de, uygulamada anlamlı değildir.</p>



<p>Dünyanın tek kutuplu dünyadan çıkarak, çok kutuplu veya daha iyi bir ifadeyle entegrasyonların entegrasyonuna doğru ilerledikçe, veri lokalizasyonu sorununun da bu yeni fiili duruma göre çözülmesi gerekmektedir. Fiili durumun kurumsallaşması için de öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapmak gerekecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin her türlü dijitalleşme ile ilgili görüşmelerde, öncelikle BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması şartını öne sürmesi yönünde bir politika benimsenmesi faydalı olacaktır. Türkiye zaten uzun yıllardır bu konuyu gündemde tutmaktadır, ancak bu haklı talebin normlara dayanan argümanlar yerine rekabetçilik ve parasal konulara dayanan veri lokalizasyonu gibi bir itici güç tarafından da desteklenmesi, konunun daha hızlı ve adil bir şekilde sonuçlanmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye tarihi ve kültürel nedenlerle pek çok devletin güvenini sağlayabilecek bir konumda olduğu için, depositör ülke olarak hem rekabetçilik hem de yumuşak güç inşası açısından önemli avantajlar sağlayabilecektir.</p>



<p><strong>Bölgesel ve İkili Ticaret Anlaşmalarındaki Dijital Ticaret Hükümleri<a href="#_ftn20" id="_ftnref20"><sup><strong><sup>[20]</sup></strong></sup></a></strong></p>



<p>Bölgesel ve ikili ticaret anlaşmalarındaki (BİTA) elektronik iletimlere gümrük vergisi uygulanmamasıyla ilgili mevcut hükümlerin &#8211; NICDET hükümleri (non-imposition of customs duties on electronic transmissions) incelenmesinden Moratoryumun olası potansiyel kapsamı ve elektronik iletimlerin tanımı hakkında daha fazla fikir sahibi olmak mümkün olabilir. Bu hükümler konusunda OECD tarafından hazırlanan ve Haziran 2023 tarihinde yayımlanan bir çalışmada şu hususlar belirtilmektedir<a href="#_ftn21" id="_ftnref21"><sup>[21]</sup></a>:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>BİTA’lardaki mevcut dijital ticaret bölümlerin neredeyse tamamı (%95&#8217;i &#8211; toplam 102 ülke) bir NICDET hükmü içermektedir. 33 gelişmekte olan ülkeyi içeren bu taahhütlerin %85&#8217;i, Moratoryum sona erince de yürürlükte kalacaktır.</li>



<li>Bu anlaşmalarda, Moratoryumun (ayrımcılık yapmayacak şekilde) iç vergilendirmeye uygulanmadığı ve gümrük vergileri konusunda dar taahhütler içerdiği konusunda yaygın bir anlayış vardır (GATS veya diğer BİTA taahhütleri ve esneklikleri devam etmektedir).</li>



<li>Moratoryumun potansiyel mali etkilerine ilişkin tahminler, &#8216;dijitalleştirilebilir mallar&#8217; ticaretinin dijital eşdeğerleriyle değiştirilmesi de dahil olmak üzere potansiyel gümrük geliri kayıplarının küçük olacağını ve KDV ve GST (GST: satın alımda ödenen vergiler, goods and services tax on purchases) geliriyle telafi edilebileceğini göstermektedir. Ancak, özellikle daha düşük gelişmişlik seviyelerinde olan birçok ülke için &#8216;dijitalleştirilebilir mallar&#8217; ithalatı artmış, tarife geliri üretmeye devam etmektedir.</li>



<li>Moratoryumun sona ermesi durumunda gümrük vergisine tabi olacak eşyanın, dijitalleştirilebilir mal ithalatına oranının ortalamada %67 civarında olacağı düşünülmektedir (ülkelerin gelir seviyeleri bakımından farklılıklar olabilir).</li>



<li>Moratoryum kaldırılsa bile, BİTA’lardaki NICDET hükümleri ve gümrük değerleme uygulamaları dahil olmak üzere mevcut taahhüt ve uygulamalar kapsamında, ülkelerin dijitalleştirilebilir mallar ve elektronik iletimler üzerinde tarife koyma durumu devam edecektir.</li>



<li>Moratoryumun toplam genel gelir etkisi küçüktür. Moratoryuma atfedilebilecek potansiyel kaybedilen gümrük geliri dünyada toplam 1,3 milyar ABD doları civarındadır. Bu, toplam gümrük gelirinin ortalama %0,68&#8217;ini veya genel kamu gelirinin yaklaşık %0,1&#8217;ini temsil etmektedir.</li>



<li>Verisi bulunan 106 ülkeden 77&#8217;si için, potansiyel kaybedilen gelir, &#8216;dijital olarak doğan&#8217; hizmet ithalatlarından elde edilen KDV/GST&#8217;den gelen artan gelirle tamamen telafi edilebilecektir.</li>



<li>BİTA’larda elektronik iletimlerin tanımı etrafındaki esneklik, ilk etapta Moratoryumun benimsenmesini sağlamada önemli bir rol oynamıştır. Bu esneklik, elektronik iletimlerin mal olarak mı yoksa hizmet olarak mı ele alınması gerektiği gibi bir dizi zor soruyu da önlemiştir; bu konu günümüzde de tartışmalıdır. İronik şekilde bu durum, dijital ticaretin gelişmesini sağlayan istikrarlı ve gümrüksüz bir ortamı korumuş olmasına rağmen, Moratoryumun hangi dereceye kadar uygulandığı konusunda da belirsizliklere neden olmuştur</li>



<li>NICDET hükümleri, elektronik iletimlerde gümrük vergisi uygulanmamasını her zaman teyit ederken, birçok farklı biçim almaktadır. Bazıları açıkça &#8216;dijital ürünlere&#8217;, diğerleri ise hizmetlere atıfta bulunmaktadır. Bazıları DTÖ taahhütlerini aktarırken, diğerleri hükme neyin dahil edilebileceği veya hariç tutulabileceği konusunda daha fazla netlik sağlamaktadır (örneğin, iç vergilendirme).<a href="#_ftn22" id="_ftnref22"><sup>[22]</sup></a></li>



<li>Anlaşmaların çoğunluğu (100&#8217;den 88&#8217;i) NICDET hükümlerini DTÖ E-ticaret Çalışma Programı&#8217;nın sonucuna bağlamamaktadır. Söz konusu hükümleri açıkça DTÖ e-ticaret çalışma Programı&#8217;na bağlama durumu yalnızca 12 anlaşma için geçerlidir. <a href="#_ftn23" id="_ftnref23"><sup>[23]</sup></a></li>



<li>Dahili vergilendirmenin NICDET hükümlerinin kapsamı dışında olduğu kabul edilmektedir.<a href="#_ftn24" id="_ftnref24"><sup>[24]</sup></a></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="604" height="323" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim4.png" alt="" class="wp-image-7664" style="width:840px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim4.png 604w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim4-300x160.png 300w" sizes="(max-width: 604px) 100vw, 604px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 15</figcaption></figure>



<p></p>



<p>Dikkate alınması gereken bir diğer önemli unsur ise Moratoryumun sağladığı istikrardır. Dijital işlemlerin farklı ülkeler tarafından nasıl sınıflandırılırsa sınıflandırılsın tarife uygulanmayacağına dair garanti, olası ticaret politikası sorunlarını pandora kutusu içinde tutmaya yardımcı olmuştur. Bu şekilde bakıldığında, ironik bir şekilde, elektronik iletim kavramının üzerinde anlaşılmış bir tanımının olmaması, hem sorunlar hem de fırsatlar yaratmaktadır. Diğer bir deyişle, bir yandan kesin kapsamı hakkında sorunlar ortaya çıkarırken, diğer yandan çeşitli görüşlerin bir arada var olmasını sağlamaktadır.<a href="#_ftn25" id="_ftnref25"><sup>[25]</sup></a></p>



<p>Ancak elbette ki, bu durumun daha ne kadar sürdürülebileceği konusunda ciddi soru işaretleri de bulunmaktadır. Türkiye kendini,&nbsp; uzun mesafe kara taşımacılığının Afro-Avrasya’da güçlenmesi durumunda, dijitalleşme konusundaki gelişmelere daha fazla kayıtsız kalamayacak bir durumda bulabilir ve bulacaktır da. Bu nedenle, şimdiden fikirsel ön hazırlık çalışmaları yapmak önem arz etmektedir.</p>



<p><strong>Ülkemizde Genel Durum</strong></p>



<p>Ülkemizde elektronik ticaretin yapılmasına ilişkin kurallar, 23.10.2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun ve 26.8.2015 tarihli ve 29457 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. E- ticaret yapan firmaların&nbsp; kayıt altına alınması, elektronik verilerinin toplanması ve denetlenmesi amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından 11.08.2017 tarihli Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi ve Bildirim Yükümlülükleri Hakkında Tebliğ hazırlanmış ve yürürlüğe konmuştur.</p>



<p>E-ticarette bulunacak firmalar e-devlet üzerinden ETBİS’e kayıt edilir, e-ticaret ortamında sunduğu hizmetlerin türünü, ödeme yöntemlerini, ödeme ve elektronik para kuruluşlarından alınan hizmetlere ilişkin bilgileri, kişisel verilerin ve müşteri bilgilerinin tutulduğu veri tabanlarının bulunduğu ülke ve adres bilgileri,&nbsp; internet üzerinden yapılan sözleşme ve verilen siparişlere ilişkin Bakanlıkça detayları belirlenen ve anonim hale getirilmiş istatistiki bilgileri aylık dönemler halinde bildirir. Bir aya ait bilgiler, takip eden ayın son günü saat 24:00’e kadar iletilir. Hizmet sağlayıcıların sanal pos bilgileri Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi üzerinden sistem aracılığıyla teyit edilir. E-ticaret üzerinden sağlanan hizmete ilişkin gümrük vergisinin tahsil edilmesinin gündeme gelmesi halinde, hizmet sağlayıcıları tarifeler üzerinden ödedikleri vergileri, Bakanlıkça belirlenen şekilde gümrük idarelerine beyanda bulunacaktır.</p>



<p>Gerçek kişiler tarafından yapılacak beyanlar, kendileri veya yetkili temsilcileri, tüzel kişiler tarafından yapılacak beyanlar ise yetkili temsilcileri, gümrük müşavirleri tarafından e-Devlet kapısı üzerinden ETBİS’e yapılacaktır.</p>



<p><strong>SONUÇ ve ÖNERİLER</strong></p>



<p>Dijital ticareti sadece A ve B kişileri (bunlar gerçek veya tüzel kişiler de olabilir) arasındaki alım satım işlemi olarak tanımlamak yanlış olacaktır. Coase’ın işlem maliyetleri (transaction costs) kavramından etkilenen ticaret maliyetleri (trade costs) kavramı, müzakere ve anlaşmazlıkların halli gibi aşama ve süreçleri kapsayarak, dijital ticarete daha geniş bir bakış açısı getirmektedir. Bu maliyetlerin azaltılmasının, ürün maliyeti azaltılmasa bile, ticareti artırıcı etkisi göz önüne alındığında, bu gelişmelerin de liberalizyona eşdeğer sonuçlar üretebileceği söylenebilir. Benzer şekilde, gümrüklerde beklemenin azaltılması sadece firma maliyetlerini değil, firmaların karşı karşıya kalabilecekleri belirsizlikleri de azaltacağı için, gene liberalizayona eşdeğer bir etki göstereceği düşünülebilir. Dolayısıyla, Türkiye’nin daha geniş bir ufuktan bakarak, gümrük vergileri vb. alanlarda liberalizasyon yerine işlem maliyetlerinin veya ticaret maliyetlerinin azaltılması yönünde çaba göstermesi yerinde olacaktır. Türkiye’nin uluslararası ticarete bu yaklaşımındaki değişim, dış politikanın da güçlü sürükleyici güçlerinden birisi olacaktır. Elektrik akımın en az dirençle karşılaştığı yoldan akması gibi, ticaret de en az engelle karşılaştığı yolu kullanma eğilimindedir. Bu nedenle, dijital ticaret konusunda Türkiye “ehemi mühime” tercih ederek, gerçekleşmesi en yüksek küresel senaryoya göre ticaret politikası üretmelidir.</p>



<p>Yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı, Türkiye ikiz dönüşüm olarak tanımlanan küresel yapısal dönüşümün yeşil kısmından daha çok dijital kısmına yoğunlaşmalıdır. Çünkü bu konuda pek çok doğal avantajı bulunmaktadır<a href="#_ftn26" id="_ftnref26"><sup>[26]</sup></a><sup>, <a href="#_ftn27" id="_ftnref27"><sup>[27]</sup></a></sup>. Dolayısıyla, her türlü dijitalleşme ile ilgili görüşmede Türkiye, lütfen tabirimizi bağışlayın, “etten önce tencerede olmalı”, gelişmelerin kendi grand strateji hedeflerinden uzaklaşmaması yönünde çaba göstermeli ve görüşmelerde ittifak tesisi yoluna gitme yönünde çaba göstermelidir.</p>



<p><em>Türkiye, Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ticaret hatlarının tam merkezinde bir ülke olmanın olası faydalarını hayata geçirebilmek için, dijitalleşmede küresel standardizasyonu desteklemelidir.</em> Bu nedenle, Dünya Bankası dokümanlarında belirtildiği gibi sadece ortaya çıkmakta olan dijitalleşme ile ilgili AB mevzuatı ve standartlarını değil, tüm Afro-Avrasya’da harmonize edilmiş mevzuat ve standartların uygulanması yönünde çaba göstermelidir. Bunun için de Dünya Ticaret Örgütü gibi platformlardaki gelişmeleri çok yakından takip etmeli ve dışında kalmamalıdır. Bu nedenle, DTÖ platformunda Temmuz 2024 yayınlanan belgeyi, bu yazıda belirtilen ve aşağıda tekrarlanan şartlar dahilinde kabul edeceğini beyan etmeli ve bu şartları da güçlü bir şekilde vurgulamalıdır.</p>



<p>Moratoryumdaki ‘elektronik iletim’ kavramının kapsamı konusunda net bir uzlaşı olmasa da, Moratoryum kapsamında vazgeçilen vergilerin küresel toplamının düşük olduğu belirtilmektedir. Ancak, sürücüsüz araçlar gibi yeni ürün ve hizmetlerin hayatımıza gittikçe daha fazla girmesiyle, bu oranın artmasının olasılık dahilinde olduğu düşünülebilir. Dolayısıyla, Türkiye Moratoryum konusunda ‘geçmiş geleceği yansıtmaz’ düşüncesiyle hareket etmelidir. Ayrıca, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nda hub (merkez) olma olasılığı hem dijital hizmet sunucu olma hem de olası menşe kümülasyonu anlaşmaları kapsamında küresel tedarik zincirlerine daha güçlü entegre olma olasılıkları nedeniyle, Moratoryumun etkisinin kendi ekonomisi ve etki alanında yüksek olabileceğini de dikkate almalıdır.</p>



<p>Moratoryumun genel olarak kabul edilmesinin etkisinin sadece dijital teslimatlar ile sınırlı olacağını düşünmek hatalı olabilir. Uluslararası hukuk yapımı teknikleri açısından, belirli bir alanda uygulanan hükümlerin, eğer daha önce belirlenen hükümler ve açıkça karşı çıkılacak nedenler de yoksa benzer alanlarda da uygulanması yönünde bir teamül bulunmaktadır. Fiziksel ürünlerde dijital girdinin artması yönündeki eğilimin nasıl yorumlanacağı konusunda henüz bir anlaşmaya varılmış değildir. Temmuz 2024 sayılı DTÖ platformunda sunulan belgenin 11.3 maddesinin kabul edilmesi durumunda, bu durum fiziksel ürünlerin dijital içerikleri konusunda da gündeme gelebilir. Dijitalleşen dünyada fiziksel ürünlerin de dijital kısımları bulunmasının gittikçe sıklıkla rastlanabilecek bir durum olabileceği (cep telefonları veya otonom arabalar gibi) ve fiziksel ürünlerin dijital faydalarının önemli bir rekabet unsuru hale gelmekte olduğu dikkate alındığında, dijital teslimatta uygulanmayan gümrük vergisi konusunun, fiziksel ürünleri de henüz netlik kazanmayan bir şekilde etkilemesinin olasılık dahilinde olabileceği düşünülmektedir.</p>



<p>Uluslararası hizmet ticaretini gümrüklerde vergilendirmek çok zordur ve anlamlı da değildir. Bunun yerine daha küresel ve çalışabilir çözümlerin üretilmesi yönünde görüş oluşturmak faydalı olabilir. Bu yazıda, DTÖ platformunda sunulan Temmuz 2024 tarihli teklifin 11.3 maddesinde yer alan Moratoryumun kalıcı hale getirilmesi ile ilgili maddesi ile OECD gibi kurumlar bünyesinde halihazırda çalışılmakta olan ‘Küresel Minimum Kurumlar Vergisi’ arasında bir bağlantı kurulması teklif edilmiştir. Bu maddenin uluslararası hukukun bir parçası olabilmesini sağlayacak adil bir çözümün, bahse konu küresel kurumlar vergisinden elde edilecek gelirin bir kısmının denize erişimi olmayan ülkelerin (land-locked countries) bağlantısallık ve dijitalleşme konularında yapacakları harcamaların finansmanında kullanılması durumunda gerçekleşebileceği yönünde çeşitli platformlarda görüş bildirilmelidir.</p>



<p>Bu yazıda, Temmuz 2024 tarihli belgenin Yerli Halklar ile ilgili 26 maddesi kapsamında ise, Türkiye’nin gerçekte bu konuda herhangi bir sorunu olmadığı vurgulanarak, bu maddenin Türkiye’nin ticari diploması alanında araç kitini güçlendirmesini sağlayabileceği belirtilmiştir. Benzer şekilde, veri lokalizasyonu konusunda da, depozitör ülke kavramının en iyi sonucu üretebileceği, ancak, bu konuda uluslararası hukuk yapım sürecinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi reformu yapıldıktan sonra tamamlanmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.</p>



<p>Diğer taraftan, bu yazıda Türk dış ticaret politikasına (genel olarak Türk dış politikasına) işlem maliyetleri ve ticaret devleti olma hedeflerinin daha fazla entegre edilmesinin ve hatta bu politikaların bu iki kavram kapsamında yeniden tasarlanmasının, sadece yurtta sulh için değil, dünyada da sulh için gerekli olacağı vurgulanmıştır. Uzun mesafe taşımacılık hatlarının oluşturulması, inşası, işletilmesi ve kontrolü önemli bir güç çarpanıdır ve Türkiye bu güç çarpanının barışçıl amaçlarla kullanacak bir ülkedir. Dünya Bankası ve OECD raporlarında da belirtildiği üzere, sorun sadece bu hatların yapımı değildir, esas mesele bu hatların ölçek ekonomisinde işletilmesidir. Elektrik akımın en az dirençli yolu seçmesi gibi, uluslararası ticaret ve küresel değer zincirleri de en az işlem maliyetlerini üreten yolu seçme eğilimindedir. Dolayısıyla, Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ticarette Coase’ın temelini attığı şekilde işlem maliyetlerini azaltmak, Türk dış politikasının ana hedeflerinden birisi olmalıdır. Bunun için de Türkiye kendini dış ilişkilerinde ağ kurucu ve sürdürücü bir ticaret devleti olarak görmelidir. Jeopolitik konumuna ek olarak, Afro-Avrasya’da sahip olduğu tarihi ve kültürel bağlar ile tarih boyunca sergilediği ciddi, kararlı ve sözünü her zaman yerine getiren devlet geleneği bu yolda her aşamada Türkiye’ye eşlik edecektir. Dijital ticaret konusundaki gelişmeler de, zamana ek olarak, Türkiye’nin en güvenilir dostlarından birisi olacaktır.</p>



<p><strong>YARARLANILAN KAYNAKLAR</strong></p>



<p>“3D printing market size worldwide from 2013 to 2021’, statista,&nbsp; <a href="https://www.statista.com/statistics/796237/worldwide-forecast-growth-3d-printing-market">https://www.statista.com/statistics/796237/worldwide-forecast-growth-3d-printing-market</a> (03.09.2024)</p>



<p>Adnan Üzer, Nurhan Verda Ecim, ‘Orta Koridor, Bağalntısallık, Dönüşen Küresel Konnektum ve Gümrük Birliği’nin Modenizasyonu’, Ticarette Uzman Bakış Dergisi, Haziran 2024, <a href="https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/">https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/</a></p>



<p>Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, ‘Understanding The Potential Scope, Definition and Impact of The DTÖ E-Commerce Moratorium’, OECD Trade Policy Paper, Ekim 2023, No: 275, s 4 (17.10.2024)</p>



<p><a href="https://www.oecd.org/content/dam/oecd/en/publications/reports/2023/10/understanding-the-potential-scope-definition-and-impact-of-the-wto-e-commerce-moratorium_1a15ea94/59ceace9-en.pdf">https://www.oecd.org/content/dam/oecd/en/publications/reports/2023/10/understanding-the-potential-scope-definition-and-impact-of-the-wto-e-commerce-moratorium_1a15ea94/59ceace9-en.pdf</a> (17.10.2024)</p>



<p>Andrenelli, A. and J. López González (2019-11-13), “Electronic transmissions and international trade &#8211; shedding new light on the moratorium debate”, OECD Trade Policy Papers, No. 233, OECD Publishing, Paris. <a href="http://dx.doi.org/10.1787/57b50a4b-en">http://dx.doi.org/10.1787/57b50a4b-en</a> (17.10.2024)</p>



<p>Cheng, Wallace; Brandi, Clara ‘<a href="https://www.econstor.eu/bitstream/10419/199841/1/die-bp-2019-06.pdf">Governing digital trade – a new role for the WTO</a>’, Econstor, Briefing Paper No. 6/2019, <a href="https://www.econstor.eu/handle/10419/199841">https://www.econstor.eu/handle/10419/199841</a> (17.10.2024)</p>



<p>‘Declaration on Global Electronic Commerce Adopted on 20 May 1998’, DTÖ, WT/MIN(98)/DEC/2 25.05.1998, WT/MIN(98)/DEC/2, <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True</a> (17.10.2024)</p>



<p>‘Dijital Trade for Development’, IMF, Dünya Bankası, BM, DTÖ Ortak Yayını, 2023, <a href="https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf</a>&nbsp; (17.10.2024)</p>



<p>‘Digitalization in Customs’, Lojistik Bilimi, 31.10.2021, <a href="https://lojistikbilimi.com/digitalization-in-customs/?ysclid=m2nk1sa7q1148894657">https://lojistikbilimi.com/digitalization-in-customs/?ysclid=m2nk1sa7q1148894657</a> (24.10.2024)</p>



<p>Evdokia Moïsé, Florian Le Bris, ‘Trade Costs – What We Have Learned?’, OECD Trade Policiy Paper, No 150, 2013,</p>



<p><a href="https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/5k47x2hjfn48-en.pdf?expires=1731154047&amp;id=id&amp;accname=guest&amp;checksum=A144B110DC55B1B4E4609ABF0809BE3E">https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/5k47x2hjfn48-en.pdf?expires=1731154047&amp;id=id&amp;accname=guest&amp;checksum=A144B110DC55B1B4E4609ABF0809BE3E</a>&nbsp; (24.10.2024)</p>



<p>Global Minumum Tax, OECD, <a href="https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html">https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html</a> (27.10.2024)</p>



<p><a href="https://ecipe.org/person/hosuk-lee-makiyama/">Hosuk Lee-Makiyama</a>, <a href="https://ecipe.org/person/badri-narayanan-gopalakrishnan/">Badri Narayanan Gopalakrishnan</a>, ‘The Economic Losses from Ending the WTO Moratorium on Electronic Transmissions’, ECIPE European Centre for International Political Economy, Ağustos 2019, <a href="https://ecipe.org/publications/moratorium">https://ecipe.org/publications/moratorium</a></p>



<p>‘Joint Statement Initıative on Electronic Commerce’, 26 July 2024, INF/ECOM/87, <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/INF/ECOM/87.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/INF/ECOM/87.pdf&amp;Open=True</a>&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p>Mira Burri, Thomas Cottier, ‘Trade Governance in the Digital Age’, World Trade Forum, Cambridge University Forum, 2012, New York, ABD</p>



<p>‘Music streaming revenue worldwide from 2005 to 2023’, statista, <a href="https://www.statista.com/statistics/587216/music-streaming-revenue/">https://www.statista.com/statistics/587216/music-streaming-revenue/</a></p>



<p>R.H. Coase, The Nature of the Firm, Economica, Kasım 1937, s. 390, <a href="https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1468-0335.1937.tb00002.x">https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1468-0335.1937.tb00002.x</a>&nbsp;&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p>Rashmi Banga, ‘Should digitally delivered products be exempted from customs duties?’, 16 Temmuz 2020, UNCTAD, <a href="https://unctad.org/news/should-digitally-delivered-products-be-exempted-customs-duties">https://unctad.org/news/should-digitally-delivered-products-be-exempted-customs-duties</a>&nbsp;</p>



<p>Rashmi Banga, ‘Growing Trade in Electronic Transmissions: Implications fort he Sounth’, UNCTAD Research Paper No: 29, Şubat 2019, <a href="https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf</a>&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p>‘Realising the Potential of the Middle Corridor’, OECD (2023, OECD Publishing, Paris, <a href="https://www.oecd-ilibrary.org/trade/realising-the-potential-of-the-middle-corridor_635ad854-en">https://www.oecd-ilibrary.org/trade/realising-the-potential-of-the-middle-corridor_635ad854-en</a>&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p>‘Report on Turkic Economies: Digital Trade and Investment 2023’, Turkic Network of Official Economic Policy Centers (ERCNET)</p>



<p>Richard Baldwin, ‘The Great Convergence: Information Technology and the New Globalization’, Harvard Iniversity Press, İngiltere, 2016</p>



<p>‘Secretariat hold negotiations on the draft “Digital Economy Partnership Agreement between the Members of the Organization of Turkic States’, Türk Devletleri Teşkilatı, 25.06.2024, </p>



<p><a href="https://www.turkicstates.org/en/haberler/secretariat-hold-negotiations-on-the-draft-digital-economy-partnership-agreement-between-the-members-of-the-organization-of-turkic-states_3342">https://www.turkicstates.org/en/haberler/secretariat-hold-negotiations-on-the-draft-digital-economy-partnership-agreement-between-the-members-of-the-organization-of-turkic-states_3342</a>, (son erişim 16.10.2024)</p>



<p>Ukrayna ile Serbest Ticaret Anlaşması, 4 Ekim 2024 sayılı ve 32682 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241004M1-1.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241004M1-1.pdf</a> (son erişim 16.10.2024)</p>



<p><a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/FE_Search/FE_S_S009-DP.aspx?CatalogueIdList=4814,34856,20308&amp;CurrentCatalogueIdIndex=1">https://docs.DTÖ.org/dol2fe/Pages/FE_Search/FE_S_S009-DP.aspx?CatalogueIdList=4814,34856,20308&amp;CurrentCatalogueIdIndex=1</a>&nbsp; (son erişim 16.09.2024)</p>



<p><a href="https://www.wto.org/english/tratop_e/ecom_e/ecom_e.htm">https://www.DTÖ.org/english/tratop_e/ecom_e/ecom_e.htm</a> (son erişim 16.10.2024)</p>



<p><a href="https://globaldataalliance.org">https://globaldataalliance.org</a>&nbsp; (son erişim 05.11.2024)</p>



<p><a href="https://www.citizen.org/article/fact-sheet-wto-moratorium-on-customs-duties-on-electronic-transmissions/">https://www.citizen.org/article/fact-sheet-wto-moratorium-on-customs-duties-on-electronic-transmissions/</a></p>



<p><a href="https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtsr_2023_e.htm">https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtsr_2023_e.htm</a> (son erişim 10.11.2024)</p>



<p><a href="https://cjil.uchicago.edu/print-archive/role-digital-products-under-DT%C3%96-new-framework-gatt-and-gats-classification">https://cjil.uchicago.edu/print-archive/role-digital-products-under-DTÖ-new-framework-gatt-and-gats-classification</a> (son erişim 10.11.2024)</p>



<p><a href="https://digital-downloads.com/best-selling-digital-products">https://digital-downloads.com/best-selling-digital-products</a> &nbsp;(son erişim 10.11.2024)</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Ticaret Başmüfettişi</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Ticaret Uzmanı</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Ticareti Kolaylaştırma Anlaşması aslında 21 Yüzyılda ortaya çıkmakta olan yapıyla oldukça uyumludur, ancak örnek olarak, tarım konusundaki görüşmeler 21. Yüzyıl ruhuyla artık uyumlu değildir</p>



<p><a href="#_ftnref4" id="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Bu konuyla ilgili yazarlar daha önce gene Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde bir makale yayımlamıştı. Bkz: <a href="https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/">https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/</a></p>



<p><a href="#_ftnref5" id="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Ticaret maliyetleri hakkında daha fazla bilgi için bkz: Evdokia Moïsé, Florian Le BrisTrade Costs – What We Have Learned?, OECD Trade Policiy Paper, No 150, 2013</p>



<p><a href="#_ftnref6" id="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> The Nature of the Firm, R.H. Coase, Economica, Kasım 1937, s. 390</p>



<p><a href="#_ftnref7" id="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Coase, age, s. 392</p>



<p><a href="#_ftnref8" id="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Coase, age, s. 395</p>



<p><a href="#_ftnref9" id="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Coase, age, s. 397</p>



<p><a href="#_ftnref10" id="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> OECD (2023), Realising the Potential of the Middle Corridor</p>



<p><a href="#_ftnref11" id="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> OECD (2023), age, s 12</p>



<p><a href="#_ftnref12" id="_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Güvercin donunda Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş Veli’den yüzyıllar sonra, ticaret devleti olarak bilgi taşıyan güvercin donunda dijital geri dönüş.</p>



<p><a href="#_ftnref13" id="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf</p>



<p><a href="#_ftnref14" id="_ftn14"><sup>[14]</sup></a> “Küresel elektronik ticaretin büyüdüğünü ve ticaret için yeni fırsatlar yarattığını kabul ederek,</p>



<p>Şunları beyan ederiz:</p>



<p>Genel Konsey, özel oturumdaki bir sonraki toplantısında, Üyeler tarafından belirlenen konular da dahil olmak üzere küresel elektronik ticaretle ilgili tüm ticaretle ilgili konuları incelemek üzere kapsamlı bir çalışma programı oluşturacaktır. Çalışma programı, ilgili Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) organlarını içerecek, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik, finansal ve kalkınma ihtiyaçlarını dikkate alacak ve diğer uluslararası forumlarda da çalışmaların yürütüldüğünü kabul edecektir. Genel Konsey, çalışma programının ilerlemesi ve üçüncü oturumumuzda sunulacak eylem önerileri hakkında bir rapor hazırlamalıdır. Çalışma programının sonucuna veya Üyelerin DTÖ Anlaşmaları kapsamındaki hak ve yükümlülüklerine halel gelmeksizin, <strong><u>Üyelerin elektronik iletimlere gümrük vergisi koymama konusundaki mevcut uygulamalarını sürdüreceklerini de beyan ederiz</u></strong>. Genel Konsey, üçüncü oturumumuza rapor verirken bu beyanı inceleyecek ve bu beyanın uzatılması, çalışma programının ilerlemesi dikkate alınarak konsensüsle kararlaştırılacaktır.” 25.05.1998, WT/MIN(98)/DEC/2, <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True</a></p>



<p><a href="#_ftnref15" id="_ftn15"><sup>[15]</sup></a> <a href="https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html">https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html</a></p>



<p><a href="https://medium.com/@digitaldrive360/understanding-the-concept-of-e-commerce-an-overview-of-its-varied-types-f208b31f2138">https://medium.com/@digitaldrive360/understanding-the-concept-of-e-commerce-an-overview-of-its-varied-types-f208b31f2138</a></p>



<p><a href="https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf</a></p>



<p><a href="#_ftnref16" id="_ftn16"><sup>[16]</sup></a> <a href="https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html">https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html</a></p>



<p><a href="https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html">https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html</a></p>



<p><a href="#_ftnref17" id="_ftn17"><sup>[17]</sup></a> <a href="https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html">https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html</a></p>



<p><a href="#_ftnref18" id="_ftn18"><sup>[18]</sup></a> Sözkonusu dip not: “Yurt içinde devam eden istişareler ve değerlendirmeler nedeniyle, bu bildiri Brezilya, Kolombiya, El Salvador, Guatemala, Endonezya, Paraguay, Tayvan Ayrı Gümrük Bölgesi, Penghu, Kinmen ve Matsu, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri hariç olmak üzere Ortak Beyan Girişimi katılımcıları adına dağıtılmaktadır.” 26 July 2024, INF/ECOM/87, sayfa 1</p>



<p><a href="#_ftnref19" id="_ftn19"><sup>[19]</sup></a> “Madde 26: Yerli Halklar</p>



<p>26.1 Bu tür önlemlerin, diğer Tarafın kişilerine karşı keyfi veya haksız ayrımcılık aracı olarak veya elektronik yollarla ticarete yönelik gizli bir kısıtlama olarak kullanılmaması kaydıyla, bu Anlaşmadaki hiçbir hüküm, bir Tarafın, bu Anlaşma kapsamındaki konularda, bu Yerli Halklarla olan yasal, anayasal veya antlaşma düzenlemeleri kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi de dahil olmak üzere, topraklarındaki Yerli Halklara daha elverişli muamele sağlamak için gerekli gördüğü önlemleri benimsemesini veya sürdürmesini engellemeyecektir.</p>



<p>26.2 Bir Tarafın, topraklarındaki Yerli Halklarla olan yasal, anayasal veya antlaşma düzenlemelerinin, bu tür düzenlemeler kapsamında doğan hak ve yükümlülüklerin niteliği de dahil olmak üzere yorumlanması, Madde 27 uyarınca uyuşmazlık çözümüne tabi olmayacaktır. Aksi takdirde, Madde 27 bu Madde için geçerli olacaktır”</p>



<p><a href="#_ftnref20" id="_ftn20"><sup>[20]</sup></a> Bu konuda ülkemizin en güncel yaklaşımını takip etmek için 4 Ekim 2024 tarih ve 32682 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olan Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması’nın VI. Nolu ‘Elektronik Ticaret’ başlığının incelenmesi faydalı olacaktır.</p>



<p><a href="#_ftnref21" id="_ftn21"><sup>[21]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, ‘Understanding The Potential Scope, Definition and Impact of The DTÖ E-Commerce Moratorium’, OECD Trade Policy Paper, Ekim 2023, No: 275, s 4</p>



<p><a href="#_ftnref22" id="_ftn22"><sup>[22]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 9</p>



<p><a href="#_ftnref23" id="_ftn23"><sup>[23]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 10</p>



<p><a href="#_ftnref24" id="_ftn24"><sup>[24]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 11</p>



<p><a href="#_ftnref25" id="_ftn25"><sup>[25]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 16</p>



<p><a href="#_ftnref26" id="_ftn26"><sup>[26]</sup></a> Yazarlar, dünyada yeşil dönüşümün hedeflendiği şekliyle gerçeklemesinin ancak, füzyon enerjisinin yaygın ve uygun fiyatla kullanabilmesi durumunda olabileceğini düşünmektedirler.</p>



<p><a href="#_ftnref27" id="_ftn27"><sup>[27]</sup></a> Yeşil dönüşümün yeni endüstri politikalarının bir parçası olup olmayacağı konusunu dikkatle izlemek faydalı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Perakende Ticarete Yönelik Yapılan Son Değişiklikler</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/perakende-ticarete-yonelik-yapilan-son-degisiklikler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:14:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Exorbitant Price Increase]]></category>
		<category><![CDATA[Fahiş Fiyat Artışı]]></category>
		<category><![CDATA[Haksız Ticari Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Perakende İşletme]]></category>
		<category><![CDATA[Perakende Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Real Estate Trade Authorization Certificate]]></category>
		<category><![CDATA[Retail Business]]></category>
		<category><![CDATA[Retail Trade]]></category>
		<category><![CDATA[Stockpiling]]></category>
		<category><![CDATA[Stokçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Unfair Commercial Practices]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7667</guid>

					<description><![CDATA[Üreticiyle tüketici arasında köprü vazifesi gören ve böylelikle mal ve hizmetlerin nihai tüketiciye ulaşmasını sağlayan perakende sektörü, ülkemiz ekonomisi için kilit bir role sahiptir. Ticaret Bakanlığı ve TÜİK verilerine göre ülkemizde mevcut işletmelerin yaklaşık 2,3 milyonu perakende sektörüyle bağlantılı olarak faaliyet göstermekte ve bu işletmelerde 10,2 milyon kişi çalışmaktadır. Söz konusu işletmelerin oluşturduğu ciro da yaklaşık 12,4 trilyon TL’dir. Sektörün büyüklüğüne ve önemine binaen perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyümesini ve gelişmesini ve bahsi geçen işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerini düzenlemek üzere yaklaşık 10 yıl önce 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Anılan Kanunda ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuatta, uygulamada ortaya çıkan sorunlar, talepler ve ihtiyaçlar doğrultusunda zaman zaman değişiklikler yapılmaktadır. Bu kapsamda, 2024 yılının ilk 7 ayı içinde perakende sektörüne ilişkin yapılan önemli yasal ve idari düzenlemeler işte bu çalışmada detaylı olarak incelenmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Üreticiyle tüketici arasında köprü vazifesi gören ve böylelikle mal ve hizmetlerin nihai tüketiciye ulaşmasını sağlayan perakende sektörü, ülkemiz ekonomisi için kilit bir role sahiptir. Ticaret Bakanlığı ve TÜİK verilerine göre ülkemizde mevcut işletmelerin yaklaşık 2,3 milyonu perakende sektörüyle bağlantılı olarak faaliyet göstermekte ve bu işletmelerde 10,2 milyon kişi çalışmaktadır. Söz konusu işletmelerin oluşturduğu ciro da yaklaşık 12,4 trilyon TL’dir. Sektörün büyüklüğüne ve önemine binaen perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyümesini ve gelişmesini ve bahsi geçen işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerini düzenlemek üzere yaklaşık 10 yıl önce 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Anılan Kanunda ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuatta, uygulamada ortaya çıkan sorunlar, talepler ve ihtiyaçlar doğrultusunda zaman zaman değişiklikler yapılmaktadır. Bu kapsamda, 2024 yılının ilk 7 ayı içinde perakende sektörüne ilişkin yapılan önemli yasal ve idari düzenlemeler işte bu çalışmada detaylı olarak incelenmiştir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Perakende Ticaret, Perakende İşletme, Fahiş Fiyat Artışı, Stokçuluk, Haksız Ticari Uygulamalar, Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesi.</p>



<p><strong>RECENT CHANGES TO RETAIL TRADE</strong></p>



<p><strong>SUMMARY</strong></p>



<p>The retail sector, which acts as a bridge between producers and consumers and thus ensures that goods and services reach the final consumer, has a key role for the Turkish economy. According to data from the Ministry of Trade and TUIK, approximately 2.3 million of the existing businesses in our country operate in connection with the retail sector and 10.2 million people work in these businesses. The turnover generated by these enterprises is approximately 12.4 trillion TL. Due to the size and importance of the sector, the Law No. 6585 on the Regulation of Retail Trade was adopted about 10 years ago in order to regulate the balanced growth and development of retail businesses and the activities of these businesses and their relations with each other, producers and suppliers. The aforementioned Law and the secondary legislation issued based on this Law are amended from time to time in line with the problems, demands and needs arising in practice. In this context, important legal and administrative amendments made in the first 7 months of 2024 regarding the retail sector are analyzed in detail in this study.</p>



<p><strong>Keywords: </strong>Retail Trade, Retail Business, Exorbitant Price Increase, Stockpiling, Unfair Commercial Practices, Real Estate Trade Authorization Certificate.</p>



<p><strong>1. GİRİŞ</strong><strong></strong></p>



<p>Ülkemizde, 2000’li yıllardan itibaren hızlı bir gelişim süreci izleyen perakende sektöründe alışveriş merkezi, büyük mağaza ve zincir mağaza sayılarının artışıyla organize perakendeciliğe doğru yaşanan dönüşüm süreci, bir yandan ülke ekonomisine katkı sağlarken; diğer yandan da birtakım ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlara neden olmuştur. Bu sorunların başında, işletmelerin açılışında standardı bulunmayan karmaşık işlemler ile ödemelerde gecikmeler, markalaşamama ve haksız rekabet oluşturan uygulamalar gelmiştir. Buradan hareketle, perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesi amacıyla 2015 yılında 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> yürürlüğe konulmuştur.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p>2024 yılı içinde, ticari hayatta yaşanan gelişmeler doğrultusunda muhtelif konulara ilişkin ihtiyaç duyulan düzenlemelerin hayata geçirilmesi amacıyla, bazı kanunlarda değişiklik öngören 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> TBMM’de kabul edilmiştir. Bu Kanunun değişiklik yaptığı yasalardan birisi de 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanundur. Anılan Kanunda yapılan değişikliklerle, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk eylemleri için öngörülen idari para cezası tutarları yükseltilmiş ve böylece denetimlerin etkinliği ve denetimler neticesinde uygulanan idari yaptırımların caydırıcılığı artırılmıştır. Ayrıca, aynı Kanunda 2023 yılında yapılan bazı düzenlemeler 2024 yılı içinde yürürlüğe girmiştir. Öte yandan, yine aynı dönemde perakende ticarete ilişkin bazı ikincil mevzuatta önemli değişiklikler yapılmıştır.</p>



<p>İşte bu çalışmada, perakende ticarete yönelik yapılan son değişiklikler tüm yönleriyle ele alınmış ve değerlendirilmiştir.</p>



<p><strong>2. 7511 SAYILI KANUNLA PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUNDA YAPILAN DÜZENLEMELER</strong><strong></strong></p>



<p><strong>2.1. Belli Şartların Varlığı Halinde Ticaret Bakanlığına Stokçuluk Yapan İşletmelerin İş Yerlerini Kapatma Yetkisinin Tanınması</strong><strong></strong></p>



<p>6585 sayılı Kanuna 7244 sayılı Kanunla<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a> eklenen “Fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu” başlıklı ek 1. maddede;</p>



<p>&#8211; Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamayacağı,</p>



<p>&#8211; Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamayacağı,</p>



<p>&#8211; Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunun oluşturulduğu, bu Kurulun oluşumu, görevleri, çalışma usul ve esasları, sekretarya hizmetleri ve Kurula ilişkin diğer hususların yönetmelik ile belirleneceği</p>



<p>öngörülmüştür.</p>



<p>Bahsi geçen Kanunda belirtilen yönetmelik, Ticaret Bakanlığı tarafından 28 Mayıs 2020 tarihinde “Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği”<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a> adıyla yürürlüğe konulmuştur. Sözü edilen Yönetmelikte;</p>



<p>Fahiş fiyat artışı; olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından satışa sunulan ve kamunun beslenme, sağlıklı yaşama ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlerin fiyatında girdi ve diğer üretim maliyetlerindeki artış gibi haklı bir sebebe dayanmaksızın yapılan aşırı ve adil olmayan artış,</p>



<p>Stokçuluk da, olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin piyasada darlık yaratan, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozan faaliyetleri ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyen faaliyetler</p>



<p>olarak tanımlanmıştır.</p>



<p>Bu doğrultuda olmak üzere, 6585 sayılı Kanunun ek 1. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına ve dolayısıyla fahiş fiyat artışı ve stokçuluğa dair kurallara aykırı hareket edenler hakkında aynı Kanunun 18. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde idari para cezaları öngörülmüş ve bu cezaların Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca uygulanması kabul edilmiştir.</p>



<p>Hal böyle iken, stokçulukla daha etkin bir şekilde mücadele edebilmek ve idari yaptırımların caydırıcılığını artırabilmek amacıyla 7511 sayılı Kanunla, 6585 sayılı Kanunun 18. maddesinin beşinci fıkrasına “<em>Bakanlık, ek 1 inci maddenin ikinci fıkrasına bir takvim yılı içinde en az üç defa aykırı hareket etmesi nedeniyle idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin iş yerlerini altı güne kadar kapatmaya yetkilidir.</em>” hükmü eklenmiş ve böylelikle stokçuluk için idari para cezasından ayrı olarak işyerinin geçici süre kapatılmasına dair yeni ve farklı bir yaptırım getirilmiştir. Bu hükümle, bir takvim yılı içinde en az üç defa stokçuluk yaptığı tespit edilen ve idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelere idari tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olan kapatma cezası verilmesi öngörülüştür.</p>



<p>Görüldüğü üzere, işyerinin kapatılması cezası, bir takvim yılı içinde haklarında stokçuluktan dolayı en az üç defa idari para cezası verilenler hakkında uygulanacak olup, fahiş fiyat artışı yapanlar hakkında bu yaptırım tatbik olunamayacaktır. Fahiş fiyat artışından dolayı verilen idari para cezasının sayısı kaç olursa olsun durum değişmemektedir. Nitekim 6585 sayılı Kanunda yalnızca stokçuluk fiilinden dolayı kapatma cezasının uygulanması öngörülmüş olup, fahiş fiyat artışı fiiline yer verilmemiştir. Bu durumda mezkûr Kanunda özel olarak düzenlenmediğinden ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ prensibinin bir gereği olarak fahiş fiyat artışı yapan işletmelerin iş yerleri hiçbir şekilde kapatılamayacaktır.</p>



<p>6585 sayılı Kanuna göre kapatma cezası, stokçuluk fiiline bir takvim yılı içinde en az üç defa aykırı hareket edilmesi nedeniyle idari para cezası uygulananlar hakkında tatbik olunabilmektedir. Bu hüküm bağlamında aynı yıl içinde stokçuluktan dolayı haklarında bir ya da iki idari para cezasının uygulanan işletmeler hakkında kapatma cezası kararı alınamamaktadır. Ayrıca, ilgili hükümde “<em>bir takvim yılı içinde</em>” ibaresi yer aldığından, her bir yıl kendi içinde değerlendirilecek ve idari para cezalarının tespitinde 1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında uygulanan idari cezalarının sayısı dikkate alınacaktır. Bu arada kapatma cezasının muhatabı, üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerdir. Ayrıca işyerinin kapatılması için öngörülen azami süre 6 gün olup, bu süreden uzun sürede kapatma yapılması mümkün değildir. Son olarak kapatma cezasını vermeye yetkili makam Ticaret Bakanlığıdır.</p>



<p><strong>2.2. Fahiş Fiyat Artışı ve Stokçuluk Fiillerini İşleyenler Hakkında Uygulanan Cezaların Artırılması</strong></p>



<p>Bir önceki bölümde açıklandığı üzere, 7244 sayılı Kanunla 2020 yılında 6585 sayılı Kanuna eklenen ek 1. maddeyle, üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yapması yasaklanmıştır.</p>



<p>Bu fiilleri işleyenler hakkında uygulanacak idari yaptırıma ilişkin olarak aynı Kanunun 18. maddesinin birinci fıkrasına “Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere on bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar; ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere ise elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar” şeklinde (ı) bendi eklenmiş ve bu bağlamda bahsi geçen fiilleri işleyenlerin idari para cezasıyla tecziye edilmesi hükme bağlanmıştır.</p>



<p>Daha sonrasında 2022 yılında 7350 sayılı Kanunla,<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a> yukarıda yer verilen hükümdeki “elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına” ibaresi “yüz bin Türk lirasından iki milyon Türk lirasına” şeklinde değiştirilmiş ve böylelikle fahiş fiyat artışı fiilinin cezasından bir değişiklik yapılmamakla birlikte, stokçuluğun cezasının asgari tutarı iki kat, azami tutarı ise dört kat artırılmıştır.</p>



<p>Diğer taraftan, 2023 yılında bahsi geçen 6585 sayılı Kanunun 18. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, 7435 sayılı Kanunla<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a> da değişiklik yapılmış, hükümdeki “aykırı hareket edenlere” ve “aykırı hareket edenlere ise” ibarelerinden sonra gelmek üzere “her bir aykırılık için” ibaresi eklenmiş ve bu kapsamda cezanın ne şekilde uygulanacağı daha somut hale getirilmiştir.</p>



<p>En son olarak da, 16.04.2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanunla, mevcut hali 6585 sayılı Kanunun birinci fıkrasının (k) bendi<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a> olan hüküm “<em>Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere her bir aykırılık için yüz bin Türk lirasından bir milyon Türk lirasına kadar; ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere ise her bir aykırılık için bir milyon Türk lirasından on iki milyon Türk lirasına kadar</em>” şeklinde yeniden tanzim edilmiştir.</p>



<p>Görüldüğü üzere, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk fiillerinin cezalarının alt ve üst limitlerinin tutarları oldukça yükseltilmiştir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, denetimlerin etkinliğini ve denetimler neticesinde uygulanan idari yaptırımların caydırıcılığının artırılmasını amaçlamıştır.</p>



<p>Yeri gelmişken ifade edelim ki, yukarıda belirtilen idari para cezalarının verilmesini gerektirir aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde, her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanır. Ayrıca, yine alt ve üst sınırlarına yukarıda yer verilen idari para cezalarının uygulanmasında Ticaret Bakanlığınca ceza tutarı belirlenirken, işlenen kabahatin haksızlık içeriği, tekrarı ve sayısı, kabahat dolayısıyla elde edilen menfaatin ve neden olunan zararın büyüklüğü ile failin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususlar dikkate alınır. Bunun yanında, söz konusu idari para cezaları, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Son olarak, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk fiilleri için 6585 sayılı Kanunun 18. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen idari para cezalarını uygulama yetkisi Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna aittir (6585 sayılı Kanun md. 18/4-5-6-8).</p>



<p><strong>2.3. 6585 Sayılı Kanun Kapsamında Bir Takvim Yılında İşletmeler Hakkında Uygulanabilecek Toplam Ceza Tutarlarının Yükseltilmesi</strong></p>



<p>26.01.2023 tarihli ve 7435 sayılı Kanunun 16. maddesiyle, 6585 sayılı Kanunun 18. maddesinin altıncı fıkrasından sonra gelmek üzere, “<em>Bu maddede belirtilen idari para cezalarının bir takvim yılına ilişkin toplam tutarı; işletmenin küçük ölçekli olması durumunda beş milyon Türk lirasından, orta ölçekli olması durumunda elli milyon Türk lirasından, büyük ölçekli olması durumunda iki yüz elli milyon Türk lirasından fazla olamaz. Bu tutar, her yıl, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılır.</em>” şeklinde yedinci fıkra eklenmiştir.</p>



<p>Zikredilen hükmün gerekçesinde, 6585 sayılı Kanunda öngörülen cezaların, yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanıdığı, ancak kanun koyucunun amacının hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak olmadığı, bu sebeple sözü edilen Kanunun 18. maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirildiği, bu tutarların ise her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmesinin sağlandığı belirtilmiştir.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a></p>



<p>Bu defa da, 7511 sayılı Kanunla, yukarıya yer verilen hükümdeki parasal sınırlarda değişikliğe gidilmiş ve hükmün hali hazırdaki mevcut hali <em>“Bu maddede belirtilen idari para cezalarının bir takvim yılına ilişkin toplam tutarı; işletmenin küçük ölçekli olması durumunda yirmi milyon Türk lirasından, orta ölçekli olması durumunda iki yüz milyon Türk lirasından, büyük ölçekli olması durumunda bir milyar Türk lirasından fazla olamaz. Bu tutar, her yıl, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılır.</em>” şeklini almıştır.</p>



<p>Anlaşılacağı üzere kanun koyucu, küçük, orta ve büyük işletmeler için bir yıl içinde uygulanabilecek idari para cezalarının toplam tutarını dört kat artırmıştır. Bu durumda, Ticaret Bakanlığı ve/veya Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından büyüklükleri dikkate alınmak üzere perakende işletmeler hakkında 6585 sayılı Kanuna muhalefetten dolayı bir takvim yılı içinde yukarıda yer verilen azami tutarlara kadar idari para cezası uygulanabilecektir. Ancak, toplamda bu tutarların geçilmesi yasal olarak mümkün değildir.</p>



<p><strong>3. PERAKENDE TİCARETE İLİŞKİN 2024 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİREN DÜZENLEMELER</strong></p>



<p><strong>3.1. Tedarik Zincirinde Haksız Ticari Uygulamalar</strong><strong></strong></p>



<p>26 Ocak 2023 tarihli ve 7435 sayılı Kanunla 6585 sayılı Kanunda önemli değişiklikler yapılmış olup, bu değişikliklerin başında da perakende ticarette ilke ve kuralları düzenleyen anılan Kanunun “Prim ve bedel talebi” başlıklı 6. maddesinin tamamının yeniden düzenlenmesi gelmektedir. Bu maddede yapılan değişiklikler ise 1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>



<p>6585 sayılı Kanunun 6. maddesinin meri halinde, haksız ticari uygulamalarda bulunulamayacağı, üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerde taraflardan birinin diğer tarafın ticari faaliyetlerini önemli ölçüde bozan, makul karar verme yeteneğini azaltan veya normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına sebep olan faaliyetlerin haksız ticari uygulama olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında, aşağıda belirtilen faaliyetlerin her durumda haksız ticari uygulama kabul edileceği belirtilmiş ve bu faaliyetler şu şekilde sıralanmıştır.</p>



<p>&#8211; Kalite standartlarının sağlanması amacıyla sözleşmede yer verilen koşullar hariç olmak üzere, herhangi bir gerçek veya tüzel kişiden mal veya hizmet teminine zorlamak.</p>



<p>&#8211; Kampanya maliyetini, kampanyalı satış yapmak istemeyen tarafa yansıtmak.</p>



<p>&#8211; Tarım ve gıda ürünlerinin tedarikinde ticari ilişkinin koşullarını, yazılı veya elektronik ortamda yapılan sözleşmeyle belirlememek.</p>



<p>&#8211; Karşı tarafın aleyhine tek taraflı değişiklik yapma yetkisi veren veya açık ve anlaşılır olmayan hükümlere sözleşmede yer vermek.</p>



<p>&#8211; Ürün talebini doğrudan etkileyen herhangi bir hizmet vermediği halde mağaza açılışı ve tadilatı, ciro açığı, banka ve kredi kartı katılım bedeli ve başka adlar altında bedel almak veya verdiği hizmetin türünü ve hizmet bedelinin tutar ya da oranını sözleşmede belirtmediği halde prim ve bedel almak.</p>



<p>&#8211; Karşı tarafın kusurundan kaynaklanan durumlar hariç olmak üzere, üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerine yönelik siparişleri, ürünün teslim tarihinden önceki otuz gün içinde iptal etmek.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a></p>



<p>&#8211; Karşı tarafın kusurundan kaynaklanan durumlar hariç olmak üzere, üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin tesliminden veya mülkiyetinin devrinden sonra bozulma ya da zayi olma gibi maliyetleri yansıtmak.1<sup>0</sup></p>



<p>Bu halde, yukarıda sıralanan tedarik zincirindeki haksız ticari uygulamalar hali hazırda yürürlükte olup, tüm üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler bu kurallara uymakla yükümlüdür.</p>



<p>Öte yandan, 6585 sayılı Kanunun yeniden düzenlenen 6. maddesinin ikinci fıkrasındaki her bir bent için, aynı Kanunun 18/1-a maddesinde yeni ve ağır yaptırımlar öngörülmüştür. İlgili hükmün 1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmesine bağlı olarak yaptırım hükümleri de aynı tarih itibariyle uygulamaya alınmıştır.</p>



<p><strong>3.2. Üretici, Tedarikçi ve Perakende İşletmeler Arasındaki Ödeme Süresi</strong><strong></strong></p>



<p>7435 sayılı Kanunla 6585 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerden birisi de üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ödeme süresinin yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede, 6585 sayılı Kanunun 7. maddesinde değişiklik yapılmış ve aynı maddeye üç yeni fıkra eklenmiştir. Sözü edilen değişiklik ve düzenlemeler ise yayım tarihinde değil, 1 Ocak 2024 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.</p>



<p>Mezkûr maddede yapılan düzenlemelerle;</p>



<p>1- Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan ödemelerin, sözleşmede öngörülen süre içinde yapılmasının esas olduğu,</p>



<p>&nbsp;2-Üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerine ilişkin ödemelerin süresinin; alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumunda 30, diğer durumlarda ise 45 günü geçemeyeceği,</p>



<p>3- Yukarıda belirtilen ürünlerin dışında kalan tarım ve gıda ürünlerine ilişkin ödemelerin süresinin, alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumunda 60 günü geçemeyeceği,</p>



<p>4- Yukarıda ifade edilen sürelerin, teslim veya mülkiyetin devri tarihlerinden hangisi önce ise o tarihin esas alınarak hesaplanacağı, ödemenin süresi içinde yapıldığına ilişkin ispat yükünün borçluya ait olduğu,</p>



<p>hüküm altına alınmıştır.</p>



<p>Diğer taraftan, 6585 sayılı Kanunun 18/1-b maddesi uyarınca, yukarıda açıklanan 7. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı hareket edenlere; süresinde ödenmeyen tutarı geçmemek üzere 30 güne kadar süre aşımında her bir gün için bu tutarın binde beşi, 30 günden sonraki süre aşımında her bir gün için süresinde ödenmeyen tutarın yüzde biri oranında idari para cezası verilir.</p>



<p>Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten yaklaşık 1 yıl sonra 2024 yılının ilk gününde yürürlüğe giren yukarıdaki kural ve cezalar, hali hazırda ticari hayatta uygulanmaktadır.</p>



<p><strong>4. TAŞINMAZ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE YAPILAN DÜZENLEMELER</strong></p>



<p>Taşınmaz ticaretine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla, Ticaret Bakanlığı tarafından 6585 sayılı Kanunun 16/1-b maddesinin verdiği yetkiye istinaden 2018 yılında Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> yürürlüğe konulmuştur.</p>



<p>Bu Yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri uyarınca, ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin taşınmaz ticaretiyle iştigal edebilmesi için Ticaret Bakanlığı il ticaret müdürlüklerinden yetki belgesi alması gerekmektedir. Bir işletmeye yetki belgesi verilebilmesi için;</p>



<p>&#8211; Meslek odasına kayıtlı olunması,</p>



<p>&#8211; Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olunması,</p>



<p>&#8211; Meslek odası ve vergi kayıtlarındaki iştigal konuları arasında taşınmaz ticareti faaliyetinin bulunması,</p>



<p>&#8211; Sorumlu emlak danışmanlarından en az birinin Seviye 5 mesleki yeterlilik belgesine sahip olması,</p>



<p>&#8211; Sorumlu emlak danışmanlarının; 18 yaşını doldurmuş olması, en az ilköğretim mezunu olması, iflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya mezkûr Yönetmelikte sayılan suçlardan hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler veya Milli Eğitim Bakanlığınca yetkilendirilen kurum ve kuruluşlarca taşınmaz ticareti konusunda verilen en az yüz saatlik eğitimde başarılı olması, yetki belgesi başvurusunun yapıldığı tarihten önceki son beş yıl içinde ön lisans, lisans ve lisansüstü mezunlarının en az 6 ay; bunların dışında kalanların ise en az 12 ay emlak danışmanlığı veya sorumlu emlak danışmanlığı yapmış olması gerekmektedir.</p>



<p>Emlak danışmanı, taşınmaz ticaretiyle iştigal eden ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinde veya sözleşmeli işletmede<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a> iş sözleşmesi ile çalışan pazarlama ve satış personeli; sorumlu emlak danışmanı ise taşınmaz ticareti ile iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârlar, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde taşınmaz ticareti faaliyetlerini yürüten yetkili temsilcilerdir.</p>



<p>Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde geçiş hükümleri düzenlenmiş ve bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla taşınmaz ticaretiyle iştigal eden tacirler ile esnaf ve sanatkârların faaliyetlerine devam edebilmeleri için durumlarını ilgili şartlara ne şekilde uygun hale getirecekleri tanzim edilmiştir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sözü edilen geçici maddede 11.12.2019, 14.10.2020, 16.04.2021 ve 14.05.2024 tarihli Yönetmeliklerle 4 kez değişiklik yapılmıştır.</p>



<p>Bu değişikliklerden en sonuncusu olan 14.05.2024 tarihli Yönetmelikle<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a> geçici 1. maddeye, “<em>Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla taşınmaz ticaretine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi ya da meslek odası kaydı bulunan işletme ve sözleşmeli işletmeler adına, ikinci fıkrada belirtilen kişiler tarafından 31/12/2024 tarihine kadar yapılan yetki belgesi başvurularında 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (6) numaralı alt bendinde belirtilen mesleki deneyim şartı aranmaz. Bakanlık, bu tarihi altı aya kadar uzatmaya yetkilidir.</em>” hükmü eklenmiştir.</p>



<p>Söz konusu hüküm gereğince, 14 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla, taşınmaz ticaretine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi ya da meslek odası kaydı bulunan işletme ve sözleşmeli işletmelerin, gerçek kişi işletmesi olması halinde o tarihteki işletme sahibi, tüzel kişi işletmesi veya şube olması halinde o tarihte taşınmaz ticareti faaliyetlerini yürüten yetkili temsilcilerinden biri tarafından yetki belgesi için 31 Aralık 2024 tarihine kadar yapılan başvurularda, ‘yetki belgesi başvurusunun yapıldığı tarihten önceki son 5 yıl içinde ön lisans, lisans ve lisansüstü mezunlarının en az 6 ay; bunların dışında kalanların ise en az 12 ay emlak danışmanlığı veya sorumlu emlak danışmanlığı yapmış olması’ şeklindeki mesleki deneyim şartı aranmayacaktır.</p>



<p>Yönetmelik hükmü Ticaret Bakanlığına, 31 Aralık 2024 tarihinde dolacak olan istisna düzenlemesini 6 aya kadar, başka bir ifadeyle 30 Haziran 2025 tarihine kadar uzatma yetkisi de tanımaktadır.</p>



<p><strong>5. SONUÇ</strong></p>



<p>Perakendecilik, üretici ve tüketici arasında malların naklini sağlayan tüm aracılık hizmetleri olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle perakendecilik, mal ve hizmetlerin kişisel ihtiyaçlar için kullanılmaması kaydıyla, doğrudan son tüketiciye pazarlanmasıyla ilgili faaliyetlerin tümüdür.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a> Perakende sektörü, büyüklüğü itibarıyla ülkemiz açısından en önemli sektörlerin başında gelmektedir. TÜİK verilerine göre ülkemizde yaklaşık 3,6 milyon işletme bulunmakta olup, üretici ve tedarikçiler de hesaba katıldığında bu işletmelerin 2,3 milyonu perakende sektörüyle bağlantılı olarak faaliyet göstermektedir. Söz konusu işletmelerde 10,2 milyon kişi çalışmakta ve bu sayı yaklaşık 17,5 milyonluk toplam çalışan sayısının %58’ine tekabül etmektedir. Yine bu işletmelerin oluşturduğu ciro 12,4 trilyon TL tutarında olup, bu ciro tüm sektörlerde oluşturulan 16,6 trilyon TL tutarındaki cironun yaklaşık %75’ine tekabül etmektedir.<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a> Buradan hareketle, 2015 yılında hukukumuzda ilk defa olmak üzere Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kabul edilmiştir.</p>



<p>Adı geçen Kanunda yapılan değişiklikler başta olmak üzere perakende ticarete ilişkin 2024 yılı içinde önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda;</p>



<p>&#8211; Piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulmaması (stokçuluk yapılmaması) fiiline bir takvim yılı içinde en az üç defa aykırı hareket etmesi nedeniyle hakkında idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin iş yerlerinin altı güne kadar kapatılabilmesi hususunda Ticaret Bakanlığına yetki verilmiş,</p>



<p>&#8211; Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk fiillerini işleyenler hakkında uygulanan idari para cezalarının tutarları yükseltilmiş,</p>



<p>&#8211; 6585 sayılı Kanun kapsamında bir takvim yılında işletmeler hakkında uygulanabilecek toplam ceza tutarlarının miktarı dört kat artırılmış,</p>



<p>&#8211; 2023 yılında yapılmakla birlikte, 2024 yılında yürürlüğe giren yasal düzenlemeler ile üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ilişkilerdeki muhtelif olumsuzluklardan yola çıkılarak haksız ticari uygulama kavramı tanımlanmış ve sipariş iptalleri, prim ve bedel talepleri, kampanyalı mal ve hizmet talepleri, sözleşme şekil ve içerikleri, maliyet ve giderlerin yansıtılması gibi hususlardaki haksız ticari uygulamalar sayılarak bu davranışlar yasaklanmış ve cezai yaptırıma bağlanmış,</p>



<p>&#8211; Aynı şekilde, dağıtım kanalında üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan ödeme sürelerinin oldukça uzun olması dikkate alınarak üreticiler veya tedarikçiler ile perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklı ödemelerde 30 gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin ödeme süresinin alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarında 30, diğer durumlarda ise 45 günü geçmemesi kuralı getirilmiş,</p>



<p>&#8211; Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin geçici maddesine eklenen yeni hükümle, taşınmaz ticaretine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi ya da meslek odası kaydı bulunan işletme ve sözleşmeli işletmeler adına 31 Aralık 2024 tarihine kadar yapılan yetki belgesi başvurularında mesleki deneyim şartının aranmamasına dair istisna düzenlemesi yapılmıştır.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (29.01.2015 tarihli ve 29251 sayılı R.G.).</p>



<p>7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (17.04.2020 tarihli ve 31102 sayılı R.G.).</p>



<p>7350 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (11.01.2022 tarihli ve 32091 sayılı R.G.).</p>



<p>7435 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (01.02.2023 tarihli ve 31716 sayılı R.G.).</p>



<p>7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (29.05.2024 tarihli ve 32560 sayılı R.G.).</p>



<p>Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği (28.05.2020 tarihli ve 31138 sayılı R.G.).</p>



<p>KAYA, Kadir, ŞENEL, Mahmut Can ve KOÇ, Erdem (2018). Perakende Ticaret Sektörünün Türkiye&#8217;deki Genel Durumu, Akademik Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi (AKAD), C.10, S.19, s.502-515.</p>



<p>Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik (05.06.2018 tarihli ve 30442 sayılı R.G.).</p>



<p>Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (14.05.2024 tarihli ve 32546 sayılı R.G.).</p>



<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu, Esas No: 2/4850, S.Sayısı:395.</p>



<p>YAVUZ, Mustafa (Temmuz-Ağustos 2023). 7435 Sayılı Kanunla Perakende Ticarete İlişkin Yapılan Son Düzenlemeler, Mali Çözüm, S.33(178), s.1207-1216.</p>



<p><a href="https://ticaret.gov.tr/ic-ticaret/perakende-ticaret">https://ticaret.gov.tr/ic-ticaret/perakende-ticaret</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 29.01.2015 tarihli ve 29251 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Mustafa YAVUZ (Temmuz-Ağustos 2023), 7435 Sayılı Kanunla Perakende Ticarete İlişkin Yapılan Son Düzenlemeler, Mali Çözüm, S.33(178), s.1207.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 29.05.2024 tarihli ve 32560 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 17.04.2020 tarihli ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği, 28.05.2020 tarihli ve 31138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> 7350 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 11.01.2022 tarihli ve 32091 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> 7435 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 01.02.2023 tarihli ve 31716 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> 7435 sayılı Kanunla, 6585 sayılı Kanunun 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinden sonra gelmek üzere yeni bir bent eklenmesi nedeniyle, sonraki bentler teselsül etmiş, fahiş fiyat artışı ve stokçuluğun cezasını düzenleyen (ı) bendi de (k) bendi olmuştur.</p>



<p><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 640 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu, Esas No: 2/4850, S.Sayısı:395.</p>



<p><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> Bu faaliyette belirtilen kusuru ispat yükü siparişi iptal eden veya maliyeti karşı tarafa yansıtana aittir.</p>



<p><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik, 05.06.2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> Sözleşmeli işletme, sözleşmeye dayalı olarak bir işletmenin yönetim, organizasyon ve pazarlama teknolojileri gibi konularda desteğini almak suretiyle o işletmenin iş yerinde taşınmaz ticaretiyle iştigal eden ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleridir.</p>



<p><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 14.05.2024 tarihli ve 32546 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>



<p><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> Kadir KAYA, Mahmut Can ŞENEL ve Erdem KOÇ (2018), Perakende Ticaret Sektörünün Türkiye&#8217;deki Genel Durumu, Akademik Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi (AKAD), C.10, S.19, 2018, s.502.</p>



<p><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> <a href="https://ticaret.gov.tr/ic-ticaret/perakende-ticaret">https://ticaret.gov.tr/ic-ticaret/perakende-ticaret</a> (Erişim-25.07.2024)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrüklerin Modern Yüzü: Komuta Kontrol Merkezi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/gumruklerin-modern-yuzu-komuta-kontrol-merkezi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek Nebioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:13:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Durum Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçakçılıkla Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Komuta Kontrol Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Merkezileştirilmiş Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Teknolojik Altyapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7615</guid>

					<description><![CDATA[Teknolojik gelişmelerin devlet hizmetlerindeki rolü giderek artmakta, özellikle kritik alanlarda etkili sistemlerin kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda komuta kontrol merkezleri, acil durum yönetimi, güvenlik ve sınır kontrolü gibi alanlarda merkezileştirilmiş bir yönetim anlayışı sunarak olayların hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Bu merkezler, iş birliği ve koordinasyonun artırılması, teknolojik araçların entegrasyonu ve vatandaşlara daha hızlı hizmet sunulması gibi birçok avantaj sağlamaktadır. Ticaret Bakanlığı tarafından Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Komuta Kontrol Merkezi de kaçakçılıkla mücadelede modern çözümler sunarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Komuta Kontrol Merkezi’nin teknolojik altyapısı, işlevleri ve sağladığı faydalar ele alınacaktır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p></p>



<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Teknolojik gelişmelerin devlet hizmetlerindeki rolü giderek artmakta, özellikle kritik alanlarda etkili sistemlerin kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda komuta kontrol merkezleri, acil durum yönetimi, güvenlik ve sınır kontrolü gibi alanlarda merkezileştirilmiş bir yönetim anlayışı sunarak olayların hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Bu merkezler, iş birliği ve koordinasyonun artırılması, teknolojik araçların entegrasyonu ve vatandaşlara daha hızlı hizmet sunulması gibi birçok avantaj sağlamaktadır. Ticaret Bakanlığı tarafından Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Komuta Kontrol Merkezi de kaçakçılıkla mücadelede modern çözümler sunarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Komuta Kontrol Merkezi’nin teknolojik altyapısı, işlevleri ve sağladığı faydalar ele alınacaktır.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Komuta Kontrol Merkezi, Kaçakçılıkla Mücadele, Teknolojik Altyapı, Merkezileştirilmiş Yönetim, Acil Durum Yönetimi, Sınır Kontrolü<strong></strong></p>



<p class="has-text-align-left"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Günümüzün küreselleşen dünyasında yeni teknolojik gelişmelerin yaşanması, mevcut programların geliştirilerek kullanıma sunulmaları, ülkeler ve ülkelerde görev yapan birimler için bu gelişmelerin yakından takip edilmesini, teknolojinin getirdiği değişikliklerin kendi görev alanlarında en iyi biçimde kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, devletler sağlık, ulaşım, güvenlik, sınır güvenliği gibi çok çeşitli alanlarda daha iyi hizmet sunabilmek maksadıyla komuta kontrol merkezleri kurmaktadır.</p>



<p>Söz konusu merkezler;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Acil durumlar öncesinde hazırlık yapılması ve zararın azaltılması,</li>



<li>Afet veya acil durumlarda sürecin tek bir noktadan yönetilebilmesi,</li>



<li>Vatandaşa daha hızlı hizmet verilebilmesi,</li>



<li>Birey ve toplumun her türlü tehditlerden korunması,</li>



<li>Kurumlar ve birimler arası işbirliği ve koordinasyonun sağlanması,</li>



<li>Ülkelerin çağa uygun araç ve gereçleri en etkin biçimde kullanabilmesi,</li>



<li>Takip ve izleme esnasında müdahale gerektiren durumlarda hızlı hareket edebilmeye imkân sağlaması,</li>



<li>Kullanıcılar için durumsal farkındalığın artması,</li>



<li>Risk değerlendirmelerine dayalı olarak oluşabilecek bütün durum ve ihtimallere yönelik senaryolar geliştirilmesi,</li>
</ul>



<p>Yönlerinden önemli katkılar sağlamaktadır.</p>



<p>Özellikle kolluk kuvvetlerinin çalışmalarında, komuta kontrol merkezleri önemli roller üstlenmektedir. Bahse konu merkezler, kolluk birimlerinin tehditlere ve acil durumlara hızlı tepki vermelerini; kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonu arttırarak bilgi paylaşımını sağlamaktadır.</p>



<p>Komuta kontrol merkezlerinin dünyadaki örnekleri incelendiğinde, devletlerin söz konusu merkezlere ciddi miktarlarda yatırım yaptıkları görülmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık, belediye hizmetleri, kent güvenliğinin sağlanması, sınır güvenliğinin en üst düzeyde tutulması gibi çeşitli alanlarda kurulan merkezler bulunmaktadır. Teknolojinin süratle gelişmesi, bahse konu merkezlerin de çağa uygun şekilde yenilenmesini ve söz konusu gelişmelere paralel olarak yeniden dizayn edilmelerini beraberinde getirmektedir. Günümüzde mobil olarak hizmet veren komuta kontrol merkezleri de bulunmaktadır.</p>



<p>Ticaret Bakanlığı da dünya ve ülkemizdeki teknolojik gelişmeleri yakından izleyen bir kurum olarak Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü bünyesinde bir Komuta Kontrol Merkezi kurmuş ve çeşitli zamanlarda, ihtiyaçlar doğrultusunda anılan merkezi genişleterek, çalışmalarına daha etkin ve hızlı biçimde devam etmesini sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir.</p>



<p>Komuta Kontrol Merkezi, bünyesinde kurulu sistemler ile çok çeşitli alanlarda kaçakçılıkla mücadeleye destek olmaktadır.</p>



<p><strong>KOMUTA KONTROL MERKEZİ</strong></p>



<p>Komuta Kontrol Merkezi ülkemiz gümrük bölgesi ile gümrük kapı ve limanlarında yürütülen gümrük gözetim ve denetim faaliyetlerinin daha etkin hale getirilmesi, kaçakçılıkla mücadelede teknik uygulamaların dünya standartlarına ulaştırılması amaçlarıyla görev yapmaktadır.</p>



<p>Bakanlığımız hizmet binasında bulunan Komuta Kontrol Merkezi, video duvar ekran yönetim sisteminden oluşan izleme ekranları ve çok sayıda operatörün birlikte çalışmasına imkân verecek şekilde tasarlanmış olan çalışma alanı ile faaliyetlerini sürdürmektedir.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="512" height="341" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-2.jpg" alt="" class="wp-image-7652" style="width:836px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-2.jpg 512w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-2-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /></figure>



<p>Komuta Kontrol Merkezi’ndeki gümrük güvenlik sistemleri alt bileşenleri ise şu şekildedir:</p>



<p>1-&nbsp; Güvenlik Kamera Sistemleri&nbsp;</p>



<p>2-&nbsp; Plaka Tanıma Sistemi</p>



<p>3- Araç Takip Sistemi&nbsp;</p>



<p>4- Akaryakıt Takip Sistemi</p>



<p>5-&nbsp; Hava Takip Sistemi</p>



<p>6- Gemi Takip Sistemi</p>



<p>7- Veri Yönetim Sistemi</p>



<p>8- Radyasyon İzleme Sistemi&nbsp;&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Güvenlik Kamera Sistemleri (GKS)</strong></li>
</ul>



<p>Güvenlik Kamera Sistemleri; kara, deniz ve hava gümrük kapı ve sahalarında kamu düzeninin korunması, kaçakçılıkla mücadele çerçevesinde kişi, eşya ve taşıtların hareketlerinin gerek önleyici gerekse olay sonrası takibat imkânıyla izlenmesi, ayrıca adli tahkikata konu olaylarda somut delil desteği sağlaması amacıyla Komuta Kontrol Merkezi’nde yoğun bir şekilde kullanılan teknolojik araçlar içinde yer almaktadır.</p>



<p>Günümüzde kolluk kuvvetleri kapalı devre televizyon sistemlerini toplumsal güvenliğin sağlanması, suçların önlenmesi ve işlenen suçların delillendirilmesi amacıyla yoğun bir şekilde kullanmakta olup, bu sistemler merkez ve taşrada görev yapan Gümrük Muhafaza birimlerince de gümrüklü sahalarda aynı amaçlarla yaygın ve etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Kara ve deniz gümrük kapılarından alınan görüntüler Bakanlık merkezinde bulunan Komuta Kontrol Merkezi’nden de anlık olarak izlenebilmekte, bu şekilde merkezi ve yerel olmak üzere iki aşamalı gümrüklü sahaların takibi sağlanmaktadır.</p>



<p>GKS’lerin geriye dönük izlemeye imkân vermesi sahalarda meydana gelen asayiş olaylarında suç ve suç unsurlarının tespitini kolaylaştırmaktadır. Görüntülerin kayıt altına alınması, sadece adli olayların değil idari olaylar ve şikâyetlerin çözümlenmesine de katkı sağlamaktadır.</p>



<p>Ayrıca, doğu ve güneydoğu gümrük kapılarımızda geçiş yapan yolcu ve araç sürücülerinin yüz eşkâllerinin kameralar vasıtasıyla kayıt altına alınarak, adli soruşturmalar ve istihbarat çalışmaları kapsamında, teşhis ve tespitinin yapılabilmesi amacıyla ilgili idarelerimize “Yüz Kayıt Sistemi” kurulmuştur.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Plaka Tanıma Sistemi&nbsp; (PTS)</strong></li>
</ul>



<p>Plaka Tanıma Sistemi’nde ülkemize gelen ve ülkemizden giden tüm araçların plakaları, optik karakter tanımlama özelliğini haiz plaka tanıma kameraları marifetiyle okunarak sisteme otomatik olarak kaydedilmektedir. Sistemin kurulumu ile manuel olarak yürütülen plaka kayıt işlemleri otomatik hale getirilmiş olup, böylece kara kapılarından geçiş yapan araçların bekleme süreleri azaltılarak ülke güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele anlamında gümrüklü sahalarda araçların kontrolünün en etkin biçimde yapılması sağlanmıştır.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a></p>



<p>Plaka Tanıma Sistemi, Latince ve Arapça karakterler bulunan tüm plakaların verilerini alarak yüksek çözünürlüklü araç fotoğrafı ile eşleştirmekte; yüzde yüz algılama, yüksek tanıma oranı ve gece-gündüz faaliyet gösterme olanakları sunmaktadır.<a href="#_ftn3" id="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Araç Takip Sistemi (ATS)</strong></li>
</ul>



<p>10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 441’inci maddesinin birinci fıkrasında,</p>



<p><em>“ğ) Gümrüklü yer ve sahalarda münhasıran, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinde gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak suretiyle kaçakçılığı önlemek, izlemek ve soruşturmak,”</em> hükmü yer almaktadır.</p>



<p>Nitekim 07.10.2009 tarihli ve 27369 (Mükerrer)&nbsp; sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin “Transit Rejimine Tabi Eşya Taşıyan Taşıtlar” başlıklı 72/C maddesi;</p>



<p><em>“ (1) Transit rejimi kapsamında eşya taşıyan yerli ve yabancı plakalı taşıtlar, Türkiye Gümrük Bölgesinde seyrettikleri ve bulundukları sürede, gümrük gözetimi ve kontrolüne tabi olup bu taşıtlara ilişkin gümrük gözetimi elektronik uydu takip cihazları vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir.</em></p>



<p><em>(2) Taşıtın Türkiye Gümrük Bölgesinde seyri sırasında, transit rejim hükümlerini ihlal ettiğine dair şüphe durumunda, ilgili gümrük idaresi tarafından mobil kontrol ekipleri vasıtasıyla taşıtın kontrole tabi tutulması sağlanır.”</em> hükmünü amirdir.</p>



<p>Bu çerçevede, Araç Takip Sistemi mevzuatta da belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi’nde kişi, eşya ve taşıtların kaçakçılıkla mücadele kapsamında takibini yapmak, ülkemiz üzerinden transit olarak geçiş yapan araçların kontrolünü sağlamak amaçlarına yönelik olarak oluşturulmuştur. Araç Takip Sistemi, ülkemizden transit geçen veya ülkemizden yurt dışına giden transit taşımacılık yapan araçlara mobil takip cihazı takılarak, araçların hareket gümrük idaresinden varış gümrük idaresine kadar takip etmesi gereken zorunlu güzergâh boyunca uydu üzerinden ve GSM yardımı ile gerek Komuta Kontrol Merkezi gerekse yerel idarelerden anlık olarak izlendiği sistemdir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="587" height="342" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2-1.png" alt="" class="wp-image-7653" style="width:840px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2-1.png 587w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2-1-300x175.png 300w" sizes="(max-width: 587px) 100vw, 587px" /></figure>



<p>Komuta Kontrol Merkezi personeli; 24 saat boyunca sistem üzerinden mobil ünite takılmış olan araçları izlemekte; rotadan çıkma, uzun süre bir noktada bekleme veya mobil üniteyi sökme gibi durumlarda taşradaki mobil müdahale ekipleri ile irtibata geçmektedir.<a href="#_ftn4" id="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a></p>



<p>Araç Takip Sistemi’nde 6.919<a href="#_ftn5" id="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> adet mobil ünite cihazı kullanılmakta olup, 2023 yılı içinde toplam 81.859 adet araca mobil ünite cihazı takılmak suretiyle bu araçların sistem üzerinden izlenmesi sağlanmıştır. Yapılan izlemeler sonucunda, 2023 yılında Komuta Kontrol Merkezi’nden yapılan takipte yaklaşık 1.104.349 TL değerinde kaçakçılık olayı ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca 2023 yılında takip ve izlemesi yapılan araçlardan 1.561 tanesine 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 241’inci maddesine muhalefet suçundan 4.593.906 TL değerinde cezai işlem uygulanmıştır.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a></p>



<p>Ayrıca, günün teknolojik gelişmelerine uygun olarak KAPAN (Gümrüklü Eşya ve Nesne Takip sistemi-GENTSİS) cihazı üzerinde yer alan sensör grupları) ile kaçakçılıkla mücadelede etkinliğin ve caydırıcılığın artırılması amacıyla, transit rejim hükümleri kapsamında taşımacılık yapan araçlardaki eşyanın rejim hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakılmasını veya eşyanın değiştirilmesine engel olmak amacı ile eşya taşıyan araçların hareket gümrük idaresinden son varış gümrük idaresine kadar eş zamanlı takiplerinin yapılması ve takipleri esnasında oluşan riskli durumların tespit edilmesi amacıyla&nbsp; tasarlanarak günümüz teknolojik gelişmelerine paralel olarak geliştirilmiştir. Böylece, eşyanın rejim hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakılması veya değiştirilmesine engel olunması hedeflenmektedir.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Akaryakıt Takip Sistemi</strong></li>
</ul>



<p>Akaryakıt kaçakçılığı;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Devletin akaryakıt cinsi eşyadan aldığı vergilerde meydana gelen kaybın toplum refahı üzerinde yaratacağı menfi etki,</li>



<li>Piyasaya sunulan standart dışı ve kalitesiz akaryakıt ile tüketicilerin aldatılması,</li>



<li>Yasalara uygun hareket eden firmalar karşısında haksız rekabet ortamının doğmasına sebebiyet vermesi,</li>



<li>İnsan sağlığı ve çevre açısından oluşturduğu tehdit,</li>
</ul>



<p>Bakımından ciddi önlemler alınmasını gerektiren bir kaçakçılık türüdür.<a href="#_ftn8" id="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Dolayısıyla, Akaryakıt Takip Sistemi kapsamında araçların takip ve izlenmesi kaçakçılıkla mücadele açısından önem arz etmektedir.</p>



<p>Bu bağlamda, 24.07.2012 tarihli ve 28363 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejim) (Seri No:3) gereğince, Mersin-Habur ve İskenderun-Habur arasında akaryakıt taşımacılığı yapan araçlar, Akaryakıt Takip Sistemi aracılığıyla takip edilmektedir. Akaryakıt Takip Sistemi, çalışma prensibi olarak Araç Takip Sistemi ile aynı yapıda olmakla birlikte, taşımacılık yapan araçlarda mobil ünite cihazı takibi yapılacak tankerlere sabit bir yapıda monte edilmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hava Takip Sistemi</strong></li>
</ul>



<p>Hava Takip Sistemi, ülkemize gelen veya ülkemizden giden uçaklardaki yolcu bilgilerinin Varış Öncesi Yolcu Analiz Programı (VÖY) ve Kaçakçılık Bilgi Bankası (KBB)&nbsp; ile eşleştirmesini yapmak suretiyle havalimanlarında görev yapan personelin karar verme sürecine destek olan bir sistemdir.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a></p>



<p>Komuta Kontrol Merkezi’nde görevli personel tarafından, uçak henüz havada iken yolcuların geçmiş uçuşları, KBB kayıtları, varsa ihbarları değerlendirilerek analiz yapılmakta, riskli görülen yolculara ilişkin veriler, ilgili havalimanlarına bildirerek şüpheli şahısların takip ve kontrolünü talep edilmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Gemi Takip Sistemi</strong></li>
</ul>



<p>Ülkemiz karasuları ve deniz limanlarında kaçakçılığın men ve takibi kapsamında Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünce önemli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çerçevede, Komuta Kontrol Merkezi’ne karasularımızda ulusal ve uluslararası taşımacılık yapan gemilerin takip edilebildiği Gemi Takip Sistemi kullanılmaktadır.</p>



<p>Söz konusu sistem ile ülkemiz kara sularında meydana gelebilecek kaçakçılık olaylarını sisteme tanımlanmış olan parametre ve diğer verilerin işlenmesi akabinde programın uyarı mesajı vermesi sağlanarak, en yakın deniz bağlantısı olan Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüklerimizin çok hızlı bir şekilde yerinde ve zamanında operasyonel müdahalesi sağlanmaktadır.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a></p>



<p>Gemi Takip Sistemi, Bakanlığımızda kullanılmakta olan Kaçakçılık Bilgi Bankası, Gümrük İhbar Programı, Özet Beyan ve Liman Tek Pencere Sistemleri ile entegre bir şekilde çalışmaktadır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Veri Yönetim Sistemi</strong></li>
</ul>



<p>Veri Yönetim Sistemi, araç ve konteyner tarama sistemlerinden alınan tarama görüntülerinin ortak bir sunucuda toplanması, gerekli görülen hallerde taranan bir aracın görüntüsünün geriye dönük izlemesinin yapılması ve operatörler arası bilgi değişiminin sağlanması amacıyla kurulmuştur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="265" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim3.png" alt="" class="wp-image-7654" style="width:840px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim3.png 576w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim3-300x138.png 300w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>



<p>Komuta Kontrol Merkezi’nde, gümrük kapı ve limanlarında kullanılan araç ve konteyner tarama sistemlerinden Veri Yönetim Sistemi sayesinde anlık olarak alınan X-Ray imaj görüntülerinin ikincil kontrol ve denetimi yapılmaktadır. Bu şekilde çift denetimli bir mekanizma ile mücadele faaliyetleri daha etkili ve verimli bir yapıya kavuşmaktadır.</p>



<p>Araç daha önce kaçak ya da yasa dışı eşyayı ülkeye sokmaya çalışırken tespit edildi ise, söz konusu eşyanın araca zulalandığı yer görülebilmektedir. Böylece, kaçak eşyanın tespiti kolaylaşmaktadır.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a></p>



<p>Ayrıca ilerleyen süreçte, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile yürütülen Tarama Ağı Projesi’nin ulusal ayağı kapsamında Bakanlığımızca kullanılan araç ve konteyner tarama sisteminin marka modelinden bağımsız olarak, ham görüntülerin merkeze aktarılması planlanmaktadır.<a href="#_ftn12" id="_ftnref12"><sup>[12]</sup></a></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Radyasyon İzleme Sistemi</strong></li>
</ul>



<p>Bilindiği üzere, nükleer maddelerin ve diğer radyoaktif kaynakların yasa dışı ticareti gerek silahsızlanma gerekse halk ve çevre sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmakta, bu durumun önlenmesi için de gümrük kapılarına anılan maddelerin tespitini yapabilen radyasyon tespit sistemlerinin teçhiz edilip, sürekli bir kontrol mekanizmasının çalıştırılması önem arz etmektedir.</p>



<p>Sınırlarda etkin gümrük denetimi sağlamak suretiyle Türkiye Gümrük Bölgesi’ne gelen ve giden karayolu taşıtlarının giriş ve çıkışlarda kontrolü yapılmaktadır.</p>



<p>Nitekim Gümrük Yönetmeliği’nin 72/T. maddesi;</p>



<p><em>&nbsp;“Kanunun </em><a href="about:blank"><em>33 üncü</em></a><em> maddesinde </em><em>belirtilen yerlerde kişi, eşya ve taşıtların, radyasyon tespit sistemleri vasıtasıyla radyasyon kontrolleri yapılır.”</em> hükmünü amirdir.</p>



<p>Bu minvalde, Bakanlığımız tarafındanradyoaktif maddelerin yasal ticaretini kontrol altında tutmak ve yasa dışı hareketlerini önlemek amacıyla kara sınır kapılarında, limanlarda ve havalimanlarında araçların ve eşyanın radyoaktif salınım yapıp yapmadığını kontrol amacıyla Nükleer Denetleme Kurumu arasında yapılan protokol kapsamında Radyasyon İzleme Sistemi kurulmuştur. Sistemden alınan alarmlar, Komuta Kontrol Merkezi tarafından ilgili idare ile eş zamanlı olarak izlenebilmekte ve kurulu bulunan portal dedektörlerden gelen veriler takip edilmektedir.<a href="#_ftn13" id="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a></p>



<p><strong>SONUÇ</strong></p>



<p>Kaçakçılık, suç örgütlerinin faaliyetlerine finansal kaynak sağlamakta, ülkelerin güvenliğini ve düzenini tehdit etmekte, küresel boyutta tüm ülkeler için ciddi bir tehdit unsuru oluşturmaktadır. Ülkemiz için de sorun teşkil eden kaçakçılık faaliyetleri alınan önlemlerle engellenmeye çalışılmaktadır.</p>



<p>Kaçakçılıkla mücadelede en verimli ve etkin çalışma yöntemlerinin belirlenmesi ve kullanılması; ülkemizin ekonomik yönden zarara uğramasını engellemek adına da önem arz etmektedir.&nbsp; Bu düşünceden hareketle, Bakanlığımız son yıllarda taşra idareleri ve merkezde fiziki ve teknik altyapının geliştirilmesi amacına yönelik olarak önemli yatırımlarda bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir. Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Komuta Kontrol Merkezi bu yatırımlara gösterilebilecek en iyi örneklerdendir.</p>



<p>Komuta Kontrol Merkezi’nin izleme, yönlendirme ve takip fonksiyonları ile yarattığı caydırıcılık etkisi, kaçakçılığın önlenmesine büyük katkı sağlamaktadır.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> Bu bağlamda, Komuta Kontrol Merkezi’ne yönelik olarak gerçekleştirilen yenilenme, fiziki-teknik altyapı çalışmaları kaçakçılıkla mücadele faaliyetleri noktasında önem arz etmektedir.</p>



<p>Komuta Kontrol Merkezi gerek yurt içi gerekse yurt dışından gelen heyetler tarafından ziyaret edilmekte, böylelikle gümrük idarelerinin modernizasyonu çalışmaları kapsamında bir örnek model teşkil etmektedir.</p>



<p>Komuta Kontrol Merkezi’nin güncel ihtiyaç ve yeni trendlerle paralel olarak sürekli gelişim göstermesi, dünya gümrüklerinde kullanılan sistem ya da programların analiz edilerek uygulanabilir olanların söz konusu Merkez bünyesinde kullanımına başlanılması; ayrıca, günümüzde özellikle yapay zeka uygulamalarının Bakanlığımızca da kullanılmaya başlanması ile birlikte kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerinde bu teknolojinin getireceği faydalardan maksimum düzeyde Komuta Kontrol Merkezi için de istifade edilmesi yararlı olacaktır.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi</p>



<p>07.10.2009 tarihli ve 27369 (Mükerrer)&nbsp; sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği</p>



<p>24.07.2012 tarihli ve 28363 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejim) (Seri No:3)</p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Faaliyet Raporu</p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Faaliyet Raporu</p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Faaliyet Raporu</p>



<p>T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2023 Yılı Faaliyet Raporu</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li></li>
</ol>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 95</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 71</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 75</p>



<p><a href="#_ftnref4" id="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> 2016 Yılı GMGM Birim Faaliyet Raporu, ss. 22</p>



<p><a href="#_ftnref5" id="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> 20.12.2024 Tarihi itibariyle</p>



<p><a href="#_ftnref6" id="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> GMGM 2023 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 70</p>



<p><a href="#_ftnref7" id="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> GMGM 2023 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 70</p>



<p><a href="#_ftnref8" id="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> GMGM 2015 Faaliyet Raporu, ss. 42</p>



<p><a href="#_ftnref9" id="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> GMGM 2017 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 100</p>



<p><a href="#_ftnref10" id="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> GMGM 2023 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 71</p>



<p><a href="#_ftnref11" id="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> GMGM 2021 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 102</p>



<p><a href="#_ftnref12" id="_ftn12"><sup>[12]</sup></a> GMGM 2023 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 72</p>



<p><a href="#_ftnref13" id="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> GMGM 2021 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 77</p>



<p><a href="#_ftnref14" id="_ftn14"><sup>[14]</sup></a> GMGM 2017 Yılı Faaliyet Raporu, ss. 96</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-Ticaretin Dönüşümü ve Gümrükler</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/e-ticaretin-donusumu-ve-gumrukler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aykanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Cross Border E-Commerce]]></category>
		<category><![CDATA[Customs]]></category>
		<category><![CDATA[Digitalization]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrükler]]></category>
		<category><![CDATA[Logistics]]></category>
		<category><![CDATA[Lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[Optimization]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Ötesi E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Supply Chain]]></category>
		<category><![CDATA[Tedarik Zinciri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7647</guid>

					<description><![CDATA[E-ticaret, teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin etkisiyle son yıllarda hızlı bir ivme kazanmıştır. Sınır ötesi e-ticaret pazarının 2028 yılına kadar 3,4 trilyon dolara çıkması öngörülmektedir. Ancak bu büyüme, gümrük mevzuatındaki karmaşıklıklar, dolandırıcılık riski ve lojistik sorunlar gibi zorlukları da beraberinde getirmektedir. Gümrükler, süreçleri basitleştirerek, dijital çözümler ve işbirlikleri ile bu zorlukları aşmayı hedeflemektedir. Teknolojinin rolü, süreçlerin hızlandırılmasında ve şeffaflığın artırılmasında kritik öneme sahiptir. Gelecek, düzenlemelerin uyumlaştırılması, sürdürülebilirlik ve tüketici beklentileri doğrultusunda şekillenecektir. Gümrük otoriteleri de bu değişen ortama uyum sağlayarak, e-ticaretin gelişimini desteklemek için çeşitli stratejiler geliştirmeye devam etmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>E-ticaret, teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin etkisiyle son yıllarda hızlı bir ivme kazanmıştır. Sınır ötesi e-ticaret pazarının 2028 yılına kadar 3,4 trilyon dolara çıkması öngörülmektedir. Ancak bu büyüme, gümrük mevzuatındaki karmaşıklıklar, dolandırıcılık riski ve lojistik sorunlar gibi zorlukları da beraberinde getirmektedir. Gümrükler, süreçleri basitleştirerek, dijital çözümler ve işbirlikleri ile bu zorlukları aşmayı hedeflemektedir. Teknolojinin rolü, süreçlerin hızlandırılmasında ve şeffaflığın artırılmasında kritik öneme sahiptir. Gelecek, düzenlemelerin uyumlaştırılması, sürdürülebilirlik ve tüketici beklentileri doğrultusunda şekillenecektir. Gümrük otoriteleri de bu değişen ortama uyum sağlayarak, e-ticaretin gelişimini desteklemek için çeşitli stratejiler geliştirmeye devam etmektedir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Sınır Ötesi E-Ticaret, Dijitalleşme, Gümrükler, Tedarik Zinciri, Lojistik, Optimizasyon</p>



<p><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p>E-commerce has gained rapid momentum in recent years with the influence of technological developments and digitalization. The cross-border e-commerce market is projected to grow to 3.4 trillion dollars by 2028. However, this growth also brings challenges such as complexities in customs legislation, fraud risk and logistical problems. Customs authorities aim to overcome these challenges by simplifying processes and using digital solutions and collaborations. The role of technology is critical in speeding up processes and increasing transparency. The future will be shaped in line with the harmonization of regulations, sustainability and consumer expectations. Customs agencies continue to develop various strategies to support the development of e-commerce by adapting to this changing environment.</p>



<p><strong>Keywords:</strong> Cross Border E-Commerce, Digitalization, Customs, Supply Chain, Logistics, Optimization</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, son yıllarda e-ticaretin katlanarak büyümesine katkı sağlamıştır. Covid-19 salgını tüketici davranışlarını önemli ölçüde değiştirmiş, dijital çözümlerin benimsenmesini ve dolayısıyla e-ticaretin büyümesini hızlandırmıştır. İnternet üzerinden e-ticaret, çok sayıda satıcının çeşitli ürünler sattığı web siteleri veya pazaryerlerinde tüketicilere sadece birkaç tıklamayla uygun bir şekilde ürün sipariş etme fırsatı sunmuştur.</p>



<p>Küresel perakende e-ticaret 2014&#8217;te 1,3 trilyon ABD doları seviyesindeyken, bu rakamın 2023’te üç kattan fazla (%330) artarak 5,8 trilyon ABD dolarına yükseldiği tahmin edilmektedir (E-kaynak: <a href="http://www.statista.com">www.statista.com</a> Erişim Tarihi: 09.10.2024). Önümüzdeki birkaç yılda ise toplam küresel perakende e-ticaret satışlarının %39&#8217;luk bir büyüme ile 2027 yılında 8 trilyon ABD doları aşması beklenmektedir. Keza, 2023 yılında 1,6 trilyon ABD doları olan sınır ötesi e-ticaret pazar büyüklüğünün, tahminin %108 oranında çok daha hızlı büyüyüp 2028 yılına kadar 3,4 trilyon ABD dolarına ulaşması beklenmektedir (E-kaynak: <a href="http://www.juniperresearch.com">www.juniperresearch.com</a> Erişim Tarihi: 23.09.2024). Geçtiğimiz yıl yapılan bir ankete göre, çevrimiçi alışveriş yapanların %24&#8217;ü en son sınır ötesi alışverişlerini Amazon üzerinden yapmış, bunu %16 ile Alibaba/AliExpress izlemiştir. Anket, en büyük yedi çevrimiçi perakendecinin yurt dışından yapılan e-ticaret satın alımlarının %70&#8217;ini karşıladığını göstermektedir (E-kaynak: <a href="http://www.statista.com">www.statista.com</a> Erişim Tarihi: 07.10.2024).</p>



<p>Amazon ve Alibaba/AliExpress gibi büyük çevrimiçi perakendeciler, ürünlerin depolanması ve dağıtımı için düzenli olarak depolama tesislerini ve sipariş karşılama merkezlerini kullanmaktadır. Örneğin, Amazon küresel lojistik, müşterilerine optimize edilmiş toplu depolama için Amazon Depolama ve Dağıtım (AWD) olanakları ile ABD&#8217;de 110 aktif sipariş karşılama merkezi ve dünya genelinde 185 merkezle (optimize edilmiş toplama, paketleme ve teslimat için) Amazon Lojistik (Fulfilment By Amazon) programı sunmaktadır (E-kaynak: <a href="https://fbahelp">https://fbahelp</a> Erişim Tarihi: 23.09.2024). Diğer büyük çevrimiçi perakendeciler de benzer depolama ve sipariş karşılama merkezleri hizmetleri sunmaktadır.</p>



<p><strong>E-TİCARETİN YÜKSELİŞİNDE FIRSATLAR VE ZORLUKLAR</strong></p>



<p>E-ticarette ürün satışları genellikle nispeten düşük değere sahip küçük sevkiyatların hareketini içermektedir. Sınır ötesi e-ticaretin yükselişine katkıda bulunan bazı faktörler şunlardır:</p>



<p><strong>Küresel Bağlantı:</strong><em> </em>Teknoloji ve internetteki ilerlemeler, tüketicilerin dünyanın her yerinden ürünlere erişmesini kolaylaştırmıştır.</p>



<p><strong>Tüketici Talebi:</strong> Alışveriş yapanlar giderek daha fazla benzersiz ürünler, rekabetçi fiyatlar ve kolaylık arayışına girmiş ve bu da onları çoğunlukla uluslararası satıcılara yönlendirmiştir.</p>



<p><strong>Pazaryerleri/Platformlar:<em> </em></strong>Amazon, eBay ve Alibaba gibi web siteleri, satış ve satın alma süreçlerini kolaylaştırarak kullanıcı dostu ve erişilebilir hale getirmiştir.</p>



<p>E-ticaretin büyümesi önemli fırsatlar sunarken, aynı zamanda çeşitli zorlukları da beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, sınır ötesi e-ticarette ürünlerin hızlı ve verimli teslimatı için, nakliye ve lojistiğin organizasyonunun yanı sıra çok sayıda paketin gümrük işlemleriyle ilgili zorlukların da ele alınması gerekmektedir:</p>



<p><strong>Mevzuatın Karmaşıklığı:</strong> Farklı ülkelerin farklı gümrük düzenlemeleri, tarifeleri ve ithalat vergileri vardır. Bu düzenlemeleri yürütmek firmalar için karmaşık olabilmektedir.</p>



<p><strong>Dolandırıcılık ve Uyum Sorunu:</strong> Yerel yasalar ve düzenlemelere uygunluğun sağlanması kritik öneme sahiptir. Firmalar sahte ürünler ve vergi kaçakçılığıyla ilgili risklerle karşı karşıyadır.</p>



<p><strong>Lojistik ve Teslimat:</strong> Verimli nakliye ve teslimat süreçleri çok önemlidir. Gümrük işlemlerinde yaşanan gecikmeler müşterilerin hayal kırıklığına uğramasına ve maliyetlerin artmasına neden olabilmektedir.</p>



<p><strong>GELİŞEN GÜMRÜK UYGULAMALARI</strong></p>



<p>Sınır ötesi e-ticaretin değişen ortamına uyum sağlamak için dünya çapında gümrükler çeşitli stratejiler uygulamaktadır:</p>



<p><strong>Kolaylaştırılmış Süreçler:</strong> Birçok ülke, düşük değerli gönderiler için gümrük prosedürlerini basitleştirmeye çalışmaktadır. Örneğin, “de minimis” eşiği, bazı küçük değerli ürünlerin gümrük vergisi ödemeden ithal edilmesine olanak tanımaktadır.</p>



<p><strong>Dijitalleşme:<em> </em></strong>Dijital araç ve platformların benimsenmesi gümrük süreçlerini dönüştürmektedir. Elektronik gümrük beyannameleri ve otomatik sistemler gümrükleme sürelerinin hızlandırılmasına ve verimliliğin artırılmasına yardımcı olmaktadır.</p>



<p><strong>Gelişmiş İşbirliği:</strong> Gümrük idareleri, verileri paylaşmak ve uyumluluğu artırmak için e-ticaret platformları ve lojistik sağlayıcılarla giderek daha fazla işbirliği yapmaktadır. Bu ortaklığın amacı; potansiyel riskleri tespit etmek ve ürün akışını kolaylaştırmaktır.</p>



<p><a></a>Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ), sınır ötesi e-ticaretin hem kolaylaştırma hem de kontrol perspektiflerinden nasıl etkili bir şekilde yönetileceği konusunda gümrük idarelerine rehberlik sağlayarak e-ticaret konuları üzerinde aktif olarak çalışmaktadır. Geliştirilen enstrüman, araç ve belgeler arasında DGÖ Sınır Ötesi E-Ticaret Standartlar Çerçevesi, Standartlar Çerçevesinin uygulanmasına yönelik Teknik Şartnameler, AEO kavramının sınır ötesi e-ticarete genişletilmesine yönelik Sekreterlik Notu ve E-Ticaret konusunda Örnek Olay İncelemeleri Özeti de yer almaktadır (E-kaynak: <a href="http://www.wcoomd.org">www.wcoomd.org</a> Erişim Tarihi: 24.09.2024).</p>



<p>Gümrük açısından bakıldığında, sınır ötesi e-ticarete ilişkin temel konular, gelişmiş elektronik verilerin kullanılabilirliği ve risk yönetimi; güvenlik ve emniyet, sınır ötesi e-ticaret gönderilerinin gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve basitleştirilmesi, adil ve verimli gelir tahsilatı ve e-ticaret faaliyetlerinde yer alan paydaşlarla ortaklık programlarını içermektedir. Gümrük vergilerinden muafiyet için “de minimis” eşiğinin düzenlenmesi ve uygulanmasına, basitleştirilmiş beyannamenin kullanılmasına, uygulanabildiği durumlarda vergi ve harçların elektronik olarak ödenmesine yönelik etkin ve esnek yöntemlerin geliştirilmesine, yasa dışı ticaretin ve fikri mülkiyet hakkı ihlallerinin önlenmesine ve ürünlerin iadesinin kolaylaştırılmasına özel önem verilmektedir.</p>



<p>E-ticaret faaliyetlerinin iş perspektifinden organize edilme şekli de gümrük otoritelerinin e-ticaret gönderilerinin gümrük işlemlerine katılımını etkileyebilmektedir.</p>



<p><strong>TEKNOLOJİNİN ROLÜ</strong></p>



<p>Teknoloji, e-ticaretin ve gümrüklerin dönüşümünü kolaylaştırmada çok önemli bir rol oynamaktadır:</p>



<p><strong>Blockchain Teknolojisi:<em> </em></strong>Tedarik zincirinde şeffaflığı ve izlenebilirliği artırarak gümrük idarelerinin ürünlerin orijinalliğini doğrulamasına yardımcı olmaktadır.</p>



<p><strong>Yapay Zekâ ve Makine Öğrenimi:<em> </em></strong>Bu teknolojiler olası risklerin hesaplanması ve yönetilmesini, potansiyel sahte gönderilerin belirlenmesini ve gümrük süreçlerinin otomatikleştirilmesini mümkün kılmaktadır.</p>



<p><strong>Veri Analitiği:</strong> Sınır ötesi e-ticaret işlemlerinden elde edilen verilerin analizi, gümrük idarelerinin eğilimleri anlamasına, operasyonları optimize etmesine ve uyumluluk önlemleri geliştirmesine olanak sağlamaktadır.</p>



<p><strong>E-TİCARET MEVZUATINDA YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER</strong></p>



<p>Ülkemiz de etkin ve sürdürülebilir bir rekabet ortamını tesis etmek üzere; artan sınır ötesi e-ticaret hacminin yerel firmalar üzerinde yaratacağı baskı ve vergi gelirlerinin aşınması gibi negatif dışsallıklara karşı tedbirler geliştirmek, aynı zamanda yasal ve güvenli e-ticareti destekleyerek sınır ötesi e-ticarete konu eşyanın beyanını basitleştirmek için sürekli güncellenen uluslararası standartlara hızlı bir şekilde uyum sağlamıştır. Bu kapsamda yapılan değişikliklerden bazıları aşağıda sıralanmıştır:</p>



<p>İhracatta basitleştirilmiş gümrük beyannamesine (BGB) eklenmesi gereken faturanın eklenmediği gümrük beyanının, beyan için gerekli asgari bilgileri içeren e-irsaliyenin beyannameye eklenmesi suretiyle yapılabilmesine yönelik Gümrük Yönetmeliğinde düzenleme yapılmıştır.</p>



<p>E-İhracat Destekleri Hakkında Karar çerçevesinde yararlanıcıların desteklerden faydalanabilmesi için yapılan ihracatın e-ihracat kapsamında olup olmadığı önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, ithalatı veya ihracatı başlatılan eşyanın gümrük işlemlerinin takibini sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan GET-APP uygulamasına e-ihracat kapsamında yapılan gümrük işlemlerine ilişkin verilerin de aktarılması sağlanmış olup, yararlanıcılar kendi firmalarının yapmış oldukları BGB kapsamı e-ihracat verilerine GET-APP üzerinden hızlı ve doğru bir şekilde erişebilmesi mümkün hale getirilmiştir.</p>



<p>06.08.2024 tarihli ve 32624 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile halihazırda yurtdışından posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla ülkemize gelen ve posta idaresi ile Ticaret Bakanlığınca yetkilendirilen hızlı kargo şirketlerince basitleştirilmiş usulde gümrük beyanı yapılan, tek ve maktu vergiye tabi eşya için geçerli olan 150 Avro kıymet limiti 30 Avro olarak güncellenmiştir. Ayrıca bu kapsamda gelen eşya ile yolcu beraberinde gelen eşyaya uygulanacak tek ve maktu vergi oranları, Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelenler için ve diğer ülkelerden gelenler için sırasıyla %30 ve %60 olarak uygulanmaya başlamıştır. Buna paralel olarak, posta idaresi ile Bakanlıkça yetkilendirilen hızlı kargo şirketlerince normal usulde beyan edilen eşya için geçerli olan 150 Avro kıymet limiti de 30 Avro olarak belirlenmiştir. Söz konusu değişiklikler, gerekli sistemsel düzenlemelerin gerçekleştirilmesini müteakip Kararın yayımından 15 gün sonra (21.08.2024 tarihinde) uygulamaya alınmıştır.</p>



<p>24.10.2024 tarihli ve 7529 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, tüketicilerin daha etkin korunması sağlanmış ve tüketici kredisi ile konut kredisi sözleşmelerinin mesafeli usulle de kurulabilmesi imkânı getirilmiştir. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun&#8217;da değişiklik yapılarak e-ihracatı teşvik eden yeni düzenlemeler kabul edilmiş; firmaların, esnafın, üreticinin ve e-ticaret pazaryerlerinin hem rekabet gücünün hem kârlılıklarının artırılması, iş gücü piyasasında kayıplar olmaması ve sınır ötesi e-ihracatın teşvik edilmesi açısından önemli bir gelişme olmuştur (E-kaynak: <a href="http://www.ticaret.gov.tr">www.ticaret.gov.tr</a> Erişim Tarihi: 04.11.2024).</p>



<p>Son olarak, tüketicilere güvenli ürün ulaştırılmasını teminen Ticaret Bakanlığınca hazırlanan uzaktan iletişim araçları vasıtasıyla satılan ürünlerin ürün güvenliği denetimlerine ilişkin &#8220;Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği&#8221; 30.10.2024 tarihli ve 32707 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır (E-kaynak: <a href="http://www.ticaret.gov.tr">www.ticaret.gov.tr</a> Erişim Tarihi: 04.11.2024).</p>



<p><strong>SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p>Sınır ötesi e-ticaretin kazandığı ivme, küresel ticareti dönüştürerek işletmelerin ve tüketicilerin daha önce hiç olmadığı şekilde bağlantı kurmasına olanak tanımıştır. Hızla gelişen bu ticaret ortamı, ticaret hacmindeki benzeri görülmemiş büyümeyi yönetmek ve ilgili sınır risklerini ele almak için gümrükler de dahil olmak üzere tüm paydaşların kapsamlı ve iyi düşünülmüş çözümlerini gerektirmektedir. Bu çerçevede, çevrimiçi alışveriş küreselleştikçe gümrük idareleri de bu değişime uyum sağlayacak şekilde gelişmektedir. İzlenecek temel trendler şunları içermektedir:</p>



<p><strong>Düzenlemelerin Uyumlaştırılması:</strong> Ülkeler arasında gümrük düzenlemelerini standartlaştırma çabaları hem firmalar hem de tüketiciler için süreci basitleştirebilecektir.</p>



<p><strong>Sürdürülebilirlik:</strong> Sürdürülebilir uygulamalara daha fazla odaklanılması, sınır ötesi taşımacılığın çevresel etkilerine ilişkin yeni düzenlemelere yol açabilecektir.</p>



<p><strong>Tüketici Beklentileri:</strong> Tüketiciler daha hızlı ve daha güvenilir teslimat talep ettikçe, gümrük yetkililerinin verimliliği uyumluluk ve güvenlikle dengelemesi gerekecektir.</p>



<p>Özellikle e-ticaret tedarik zinciri, yeni satıcıların ve operatörlerin sisteme tanıtılmasıyla karakterize edilmektedir. Gümrüklerin ve bu yeni aktörlerin, yasal sınır ötesi e-ticaretin kolaylaştırılması, adil ve verimli gelir tahsilatı ve toplumun korunmasını sağlamak için birlikte çalışarak potansiyel faydaların gerçekleşmesini sağlaması elzemdir.</p>



<p>Bu amaçla gümrük idareleri, e-ticaret tedarik zincirindeki rollerini ve işlettikleri farklı iş modellerini anlamak için e-ticaret paydaşlarıyla işbirliği yapmalı; bu işbirliği, AEO güvenlik standartlarının geliştirilmesinin yanı sıra e-ticaret kuruluşlarının AEO programına katılarak elde edeceği faydaları da içerecek şekilde genişletilmelidir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>Dünya Gümrük Örgütü (World Customs Organization) “E-Ticaret Paketi (E-Commerce Package)” <em>(</em><a href="https://www.wcoomd.org/en/topics/facilitation/instrument-and-tools/frameworks-of-standards/ecommerce.aspx"><em>https://www.wcoomd.org/en/topics/facilitation/instrument-and-tools/frameworks-of-standards/ecommerce.aspx</em></a><em>)</em></p>



<p>FBA (2023) “Sipariş Karşılama Merkezleri – Amazon” <em>(</em><a href="https://fba.help/list-of-amazon-fulfillment-centers"><em>https://fba.help/list-of-amazon-fulfillment-centers</em></a><em>)</em></p>



<p>Juniper Research Ltd. (2023) “Sınır Ötesi E-Ticaret: Ana Trendler, Bölgesel Analiz ve Pazar Tahminleri 2023-2028” <em>(</em><a href="https://www.juniperresearch.com/research/fintech-payments/ecommerce/cross-border-ecommerce-research-report/"><em>https://www.juniperresearch.com/research/fintech-payments/ecommerce/cross-border-ecommerce-research-report/</em></a><em>)</em></p>



<p>Statista (2024) “Küresel Çapta Alışveriş Yapanların 2023’te En Çok Sipariş Verdiği Çevrimiçi Perakendeciler” <em>(</em><a href="https://www.statista.com/statistics/878623/digital-retailers-digital-buyers-cross-border-digital-purchases/"><em>https://www.statista.com/statistics/878623/digital-retailers-digital-buyers-cross-border-digital-purchases/</em></a><em>)</em></p>



<p>Statista (2023) “Küresel Perakende E-Ticaret Satışları 2024-2027” <em>(</em><a href="https://www.statista.com/statistics/379046/worldwide-retail-e-commerce-sales/"><em>https://www.statista.com/statistics/379046/worldwide-retail-e-commerce-sales/</em></a><em>)</em></p>



<p>Ticaret Bakanlığı (2024) “Ticaret Bakanı Bolat E-Ticaret ve Perakende Zirvesinde Konuştu” <em>(</em><a href="https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakani-bolat-e-ticaret-ve-perakende-zirvesinde-konustu"><em>https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakani-bolat-e-ticaret-ve-perakende-zirvesinde-konustu</em></a><em>)</em></p>



<p>Ticaret Bakanlığı (2024) “Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği” <em>(</em><a href="https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakanliginin-uzaktan-iletisim-araclariyla-satilan-urunlerin-denetimine-iliskin-duzenlemesi-resmi-gazetede-yayimlandi"><em>https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakanliginin-uzaktan-iletisim-araclariyla-satilan-urunlerin-denetimine-iliskin-duzenlemesi-resmi-gazetede-yayimlandi</em></a><em>)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Çağda Orta Sınıf</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/dijital-cagda-orta-sinif/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil Korhan Kolcu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Orta sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Otomasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7643</guid>

					<description><![CDATA[21. yüzyılda dijitalleşme ve teknolojinin hızlı gelişimi, iş gücü ve ekonomik yapılar üzerinde önemli dönüşümler yaratmaktadır. 1. ve 2. Sanayi Devrimlerinden günümüze kadar orta sınıfın geçirdiği evrim, dijitalleşmenin etkisiyle benzer bir süreçten geçiyor. Otomasyon, yapay zekâ ve dijitalleşmenin artan etkisiyle bazı mesleklerin teknolojilerle yer değiştirmesi, orta sınıfın geleceğini tehdit edebilirken, yüksek beceri gerektiren işlerde değişim ihtimali daha düşük olmuştur. Ayrıca, otomasyonun iş saatlerini kısaltarak mikro kariyerlere yol açabileceği ve yapay zekâ okuryazarlığının önemli bir yetkinlik haline geleceği bu çalışmada değerlendirilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="has-text-align-left">21. yüzyılda dijitalleşme ve teknolojinin hızlı gelişimi, iş gücü ve ekonomik yapılar üzerinde önemli dönüşümler yaratmaktadır. 1. ve 2. Sanayi Devrimlerinden günümüze kadar orta sınıfın geçirdiği evrim, dijitalleşmenin etkisiyle benzer bir süreçten geçiyor. Otomasyon, yapay zekâ ve dijitalleşmenin artan etkisiyle bazı mesleklerin teknolojilerle yer değiştirmesi, orta sınıfın geleceğini tehdit edebilirken, yüksek beceri gerektiren işlerde değişim ihtimali daha düşük olmuştur. Ayrıca, otomasyonun iş saatlerini kısaltarak mikro kariyerlere yol açabileceği ve yapay zekâ okuryazarlığının önemli bir yetkinlik haline geleceği bu çalışmada değerlendirilmiştir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Orta sınıf, Otomasyon, Yapay zekâ, Dijitalleşme, İşgücü profili</p>



<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p>21. yüzyılın ilk çeyreğini bitirirken ekonominin ve günlük yaşantımızın hızlı bir şekilde dijitalleşmesine şahit olduk. Peki, bundan sonraki dönemde 1950’li yıllardan beri bize vaat edilen geleceğe kavuşabilecek miyiz? Bunun cevabı nereden baktığınıza bağlı olmakla birlikte, 1. ve 2. Sanayi Devrimlerinde orta sınıfın geçirdiği sürece benzer bir dönemin başlangıcında olabiliriz.</p>



<p><strong>19. VE 20. YÜZYILIN ÇOK KISA BİR ÖZETİ</strong></p>



<p>Hepimizin bildiği üzere, İngiltere’de 1760’lı yıllarda başlayıp 1830’lara kadar devam eden 1. Sanayi Devrimi’nin genel özelliği, icat edilen makinelerin doğrudan emek tasarrufu sağlamış olmasıydı. Bu dönemde ev tipi üretimden fabrika üretimine geçiş oldu. Kurulan fabrikalarda işçiler çalışıyor olsa da çok daha fazla zanaatkâr işsiz kaldı. Kaldı ki, o dönemin makinelerinin vasıflı işgücü gerektirmeyen makineler olması sebebiyle özellikle tekstil sektöründeki işgücünün yaklaşık yarısı, kömür madenciliğinde ise yaklaşık üçte biri, pazarlık gücü neredeyse hiç olmayan çocuklar ve kadınlardan oluşmaktaydı. (Carl Benedikt Frey, 2019) Bu süreçte, orta sınıf azaldı, çok zor koşullarda ve çok az ücretle çalışan işçi sınıfı ortaya çıktı ve sermaye sahipleri hızla zenginleşti.</p>



<p>1870’leri ve 1910’ları içeren 2. Sanayi Devrimi’nde ise, içten yanmalı motorlar, elektriğin kullanımının yaygınlaşması, radyo ve telgraf gibi çığır açan yenilikler, üretimde ciddi verimlilik ve artışlar sağlamakla beraber, aynı zamanda vasıflı işçiler ile operatörlere ve muhasebe, pazarlama gibi yeni ortaya çıkmaya başlayan mesleklere gerek duyulmasını sağladı. Bu dönemde neredeyse yok olan orta sınıf tekrar ortaya çıkmaya başladı. Gelir dağılımı 1. Sanayi Devrimi’ne oranla düzelmeye başladı.</p>



<p>1. Sanayi Devrimi’nde işsizliğe neden olan teknoloji karşıtlığı toplum nezdinde oldukça yüksek iken (Ludizm), 2. Sanayi Devrimi’nde ludizm etkisi hissedilmeyecek kadar azaldı. 1910’lu yıllardan sonra ise teknolojik gelişmelerin hız kazanmasının yanında ücret artışlarının devam etmesiyle toplumların teknolojiye bakış açısı tamamen olumlu yönde oldu.</p>



<p>20. yüzyılda tüm ekonomiler teknolojiye paralel olarak gelişti ve yeni meslekler ortaya çıktı. 1950’li yıllarda özellikle Amerika ve İngiltere’nin bazı bölgelerinde sıradan fabrika işçileri bile orta sınıf olarak kabul edilebiliyordu. Yeni üretim sistemleri ve teknolojiler becerikli ve eğitimli çalışana ihtiyaç duyuyordu. Bu yüzden, becerikli ve eğitimli personeli işletmelerde tutmaya devam etmek için onlara yatırım yapılıyor, eğitimlerine ve refah düzeylerine önem veriliyordu.</p>



<p>Aşağıda, ekonomist Simon Kuznets’e (1955) ait, Kuznets eğrisi olarak bilinen grafik yer almaktadır. Bilindiği üzere gini katsayısı 0 ile 1 arasında değer alıp, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımının adaletsizleştiğini ve gelirin büyük bir kısmına, toplumun küçük bir kesiminin sahip olmaya başladığı anlamına gelmektedir. Kuznets’e göre; bir ekonomi&nbsp;<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Economic_development">geliştikçe</a>,&nbsp;<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Market_forces">piyasa güçleri önce&nbsp;</a><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Economic_inequality">ekonomik eşitsizliği</a>&nbsp;artırır ve sonra azaltır. Geçmiş dönemlerde birçok ülke ekonomilerinde gerçekleşen süreç Kuznets eğrisi ile tutarlıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="295" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1.png" alt="" class="wp-image-7644" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1.png 600w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim1-300x148.png 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><figcaption class="wp-element-caption"><br>Kaynak: Simon Kuznets, 1955: &#8220;Economic Growth and Income Inequality&#8221; ,1955</figcaption></figure>



<p><strong>21. YÜZYIL</strong></p>



<p>Günümüzde bilgisayarların ve yapay zekânın gelişmesi, otomasyonun artması, ticaretin büyük bir kısmının sanal ortamlarda yapılması gibi sebeplerle işgücünde ciddi bir dönüşümün gerçekleştiği görülmektedir. 1. Sanayi Devrimi’ne benzer bir şekilde ciddi bir emek tasarrufu sağlayan bir sürecin yaşandığı bu dönemde, orta sınıfın kaderi de 1. Sanayi Devrimi’ne benzeyecek mi? Birçok mesleğin, başta yapay zekâ olmak üzere bilgisayarlara ve makinelere devredileceği öngörülen bu dönemde bazı becerikli ve eğitimli çalışanların da olumsuz yönde etkileneceği tahmin edilmektedir.</p>



<p>Aşağıda, Carl Benedikt Frey ve Michael Osborne (2019) tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmada ABD’de yer alan başlıca meslek kategorilerine göre otomasyon riski altındaki işlerin payını gösteren grafik yer almaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="601" height="292" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2.png" alt="" class="wp-image-7645" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2.png 601w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim2-300x146.png 300w" sizes="(max-width: 601px) 100vw, 601px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak:</strong> Carl Benedikt Frey, The Technology Trap: Capital, Labor, and Power in the Age of Automation, 2019</figcaption></figure>



<p>Eğitim, idarecilik, toplum/sosyal hizmetler, sanat/tasarım/medya/spor ve hukuk gibi karmaşık sosyal ilişkiler gerektiren mesleklerin teknoloji tarafından ikame edilme riski az olmakla birlikte, grafikten de anlaşılacağı üzere, gelecekte teknoloji ile ikame edilebilir olabilecekleri tahmin edilmektedir. &nbsp;Bilim, bilgisayar/matematik, mühendislik ve kurulum/onarım gibi yüksek beceri gerektiren mesleklerde de benzer ihtimal söz konusudur.</p>



<p>Zeki makinelerin üretimdeki varlıklarının ve otomasyonun artmaya devam etmesinin işsizliğe neden olacağına, ücretlerin düşeceğine ve bu yolla insanların hayatlarının mahvolacağına yönelik görüşler bulunmakla beraber, teknolojinin daha fazla gelişmesiyle insanların daha çok boş vakte sahip olacağı ve daha az çalışarak eğlence ve tatmin dolu bir hayat sürecekleri yönünde görüşler de mevcuttur. Bu distopik ve ütopik inançlar çok uzun zamandan beri vardır, ancak her iki düşüncenin de şimdiye kadar yanlış olduğu ve abartıldığı ortaya çıkmıştır.</p>



<p>Bununla beraber, farklı dönemlerde ve birçok ülkede yapılan araştırmalarda, çalışan insanların çalışmayanlara göre daha mutlu oldukları gösterilmiştir. (Bruno S. Frey, 2008) İnsanların çalışmayı, çalışmamaya tercih edecekleri yönündeki bu göstergenin, 21. Yüzyılın ikinci çeyreğinde gerçekleşeceği düşünülen otomasyon sürecinde dikkate alınması gerekmektedir.</p>



<p><strong>21. YÜZYILIN 2. ÇEYREĞİNDE ORTA SINIF</strong></p>



<p>Bazı ülkelerin geçtiğimiz yıllarda mesai saatlerini düşürmesi, otomasyonun giderek hız kazanmaya başladığının göstergesidir. Belçika, İrlanda, İngiltere ve İspanya gibi ülkelerin yer aldığı bu uygulamanın şu ana kadar olumlu sonuçlar verdiği yönünde açıklamalar mevcuttur.</p>



<p>Yazar ve araştırmacı Brett King (2016), mesai saatlerinin düşmesiyle insanların boş vakitlerini ikinci bir işte çalışarak değerlendireceğini, hatta birçok insanın iki veya daha çok işte çalışacağını belirterek, mikro kariyerlere sahip bir istihdam görünümünün olacağını tahmin etmektedir. Brett King’in tahmini gerçekleşirse üretimde ciddi artışlar yaşanabilir. Örneğin, Türkiye’de büyükşehirler dışında çalışanların bir kesiminin emekli olduklarında ya da boş zamanlarında, hobi olarak tarımsal üretime yöneldikleri bilinmektedir. Otomasyon sonucunda daha fazla boş vakit elde edilmesiyle mesai saatlerinin düşürülmesi durumunda, Türkiye’de çalışan nüfusun eğlenceye vakit ayırmak yerine, aralarında tarım da olmak üzere çeşitli alanlarda ikinci bir kariyere sahip olma ihtimali oldukça yüksektir.</p>



<p>Bu durumda orta sınıfın kaderinin ne olacağına yönelik tahminde bulunmak çok zor, iş-finans yönetimi, ofis yönetimi gibi orta sınıfa dâhil olan bazı mesleklerin dijitalleşme, akıllı makineler ve yapay zekâ tarafından yerine getirilmesi halinde, çalışanların mikro kariyerlere yöneleceğini varsayarsak gelirlerinde bir düşüş yaşanmayabilir. Ancak, böyle olsa bile bir adaptasyon/geçiş süreci gerekebilir ve orta sınıfın azaldığı bir dönemin yaşanma ihtimali olabilir.</p>



<p><strong>YAPAY ZEKÂ VE ÇALIŞAN PROFİLİ</strong></p>



<p>Yapay zekâya kolay ulaşabilmenin bir sonucu da uzmanlaşmayı gereksiz hale getirebilme ihtimalidir. Yakın zamana kadar yapay zekâya veya gelişmiş bilgisayarlara büyük şirketler ulaşabiliyorken günümüzde artık herkesin ulaşabileceği bir teknoloji haline gelmiştir.</p>



<p>Bu doğrultuda, son zamanlarda yapay zekâ okuryazarlığı adında bir kavram ortaya çıkmıştır. Buna göre yapay zekâ okuryazarlığı çok iyi olan kişilerin karşılarına iş dünyasında daha çok fırsat çıkacağına ve daha iyi işlerde çalışacağına yönelik fikirler oluşmuştur. Bu düşünce kısmen doğru olsa da bazı yönlerden eksikleri vardır.</p>



<p>Doğru yönlendirme ve talimatlarla yapay zekânın bize sonsuz seçenek sunduğunu ve özellikle işlerin teknik kısmını üstlenmede büyük rol oynadığını son birkaç yılda hepimiz öğrendik. İşte tam olarak bu sebeple uzmanlaşmaya artık gerek kalmayabilir; bunun yerine deyim yerindeyse her şeyden anlayan ama hiçbir şeyin uzmanı olmayan çok yönlü insanlara ihtiyaç duyulabilir. Merak duygusu yüksek, farklı türlerde kitaplar okuyan, her türlü dizileri, filmleri izleyen, trendleri takip edip haberdar olan, birçok konuyu merak edip araştırmalar yapan, estetik anlayışı oldukça yüksek ve kendini geliştirmiş canlı bir zihne sahip çok yönlü kişilerin yapay zekâyı gerek meslekleri için gerekse kişisel işleri için kullanmada oldukça becerikli olacakları yönünde tahminler oldukça fazladır.</p>



<p><strong>SONUÇ</strong></p>



<p>Geçmişte dünyayı değiştiren ve insanlığın düşünsel sıçrama yaşamasını sağlayanların büyük bir kısmı filozoflardı. Günümüzde ise bu görevi, yine filozoflarla birlikte teorik fizikçiler, matematikçiler, kimyagerler ve biyologlar gibi bilim adamları ile onlardan ilham alan, onların bulgularını hayatımıza taşıyan mucitler ve bazı sıra dışı iş adamları üstlenmiştir.</p>



<p>Sanayi devrimine kadar tarımdan imara ulaşımdan savaşlara neredeyse her alanda insan gücü – kas gücü gerekliydi. Sanayi devrimiyle bu durum ortadan kalkmaya başladı ve günümüzde ise bilgisayar ve yapay zekâ devrimi ile neredeyse artık aklımızı kullanmayı bırakmakla karşı karşıyayız. Aslında olumsuz olabilecek bu durumu toplumsal ve bireysel anlamda ciddi altyapısal dönüşümlerle oldukça olumlu bir duruma çevirmek bizim elimizdedir. Günümüz teknolojisi artık bizim ikinci beynimiz olabilir. Çünkü günlük hayatımızda zihnimizi meşgul eden milyonlarca konuyu, olayı ve işlerimizi yapay zekâ üstlenmektedir. Bize kalan ise, estetik ve sanat gibi insanın ve toplumun gelişmesinde önemli roller oynayan düşünsel ve ruhsal olgulardır. (Gaia Vince, 2019) Nihayetinde filozofların birçoğu herhangi bir işle meşgul olmayan aristokratlardı ve yine bilim adamları da günlük hayatın zihni meşgul eden birçok ayrıntısından ve yükünden kendilerini soyutlayarak, araştırdıkları konu üzerine odaklanabilmektedirler.</p>



<p>Ancak bu olgu, söylendiği kadar kolay değildir ve düşünme sürecini gerçek anlamda öğrenmeyi gerektirmektedir. Örnek vermek gerekirse, yaklaşık 2500 yıl önce maddenin yapısı ve özü üzerine tezler öne süren filozoflar arasında Demokritos, günümüzdeki teknolojiye ve laboratuvarlara sahip olmamasına rağmen adeta nokta atışıyla atom kavramını ilk kez öne sürmüş ve haklılığı yüzlerce yıl sonra, 19. Yüzyılda kanıtlanmıştır. Derin düşünmenin mükemmel bir örneği olan bu olay, 21. Yüzyılın ikinci çeyreğinde daha da önemli hale gelecektir. Kim bilir belki ondan sonra “Jetgiller” deki gibi bir hayatımız olabilir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>Carl Benedikt Frey, The Technology Trap: Capital, Labor, and Power in the Age of Automation, 2019</p>



<p>Bruno S. Frey, Happiness: A Revolution in Economics 2008</p>



<p>Brett King, Augmented: Life in The Smart Lane. 2016</p>



<p>Gaia Vince, Transcendence: How Humans Evolved Through Fire, Language, Beauty, and Time, 2019</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
