<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 64 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus/ticarette-uzman-gorus-64/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Jul 2025 10:18:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 64 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yayın Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/yayin-kurulundan-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Yayın Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:35:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6937</guid>

					<description><![CDATA[Kıymetli okurlarımız,

Yeni elektronik sayısıyla Ticarette Uzman Görüş dergisini bir kez daha siz değerli okurlarımızla buluşturduğumuz için mutlu olduğumuzu söylemek isteriz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kıymetli okurlarımız,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni elektronik sayısıyla Ticarette Uzman Görüş dergisini bir kez daha siz değerli okurlarımızla buluşturduğumuz için mutlu olduğumuzu söylemek isteriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sayımızda, güncel teknolojik gelişmeler konusunda ilginizi çekeceğinden emin olduğumuz dünyada yapay zekâ düzenlemeleri perspektifinde Hollanda Gümrük İdaresi yapay zeka uygulamaları ile birlikte dünden bugüne dünya ticaretinin tarihsel değişimini inceleyeceğimiz makalelere bu sayımızda yer verdik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizin ihracat vizyonu politikası çerçevesinde en uzak ve yakın rotaları olan Avusturalya ile Irak pazarları hakkında merak ettiğiniz konuları bu sayımızda bulacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif istatistiklerini ele aldığımız bu sayımızda ayrıca, hekim-hasta ilişkisinin tüketici işlemi kapsamında değerlendirilmesi yazımızı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman olduğu gibi işin mutfağından gelen bilgi ve deneyimleri, dergimizin adı ve felsefesinin temelinde yer alan “Uzman Görüş” düsturu ile sizlerle buluşturuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, dergimizin bir sonraki sayısı için yapılan&nbsp;<a href="https://tiud.org.tr/ticarette-uzman-gorus-dergisi-makale-cagrisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">makale çağrısını</a>&nbsp;incelemenizi önerir, çalışmalarınızı heyecan ile beklediğimizi belirtmek isteriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dergimizi keyifle okumanızı umarız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ticarette Uzman Görüş Dergisi</strong>&nbsp;<strong>Yayın Kurulu</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdari Kayıtlarla Kooperatif İstatistikleri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/idari-kayitlarla-kooperatif-istatistikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Polattimur &#38; Melih Toprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[İdari Kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[KOOPBİS]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif İstatistikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6924</guid>

					<description><![CDATA[Bu çalışmada, uluslararası istatistik standartlarına uygun ve diğer ülkelerin istatistikleriyle karşılaştırılabilir kooperatif istatistikleri oluşturmak için idari kayıtların ve dijital bürokratik hizmetlerin kullanımı anlatılmaktadır. Metodolojik olarak idari kayıtların istatistik üretiminde kullanılmasının beraberinde getirdiği genel sorunlara değinildiği gibi spesifik olarak kooperatif istatistikleri üretme arayışımız sırasında karşılaşılan zorluklar, geliştirilen çözümler ve keşfedilen fırsatlar ifade edilmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, uluslararası istatistik standartlarına uygun ve diğer ülkelerin istatistikleriyle karşılaştırılabilir kooperatif istatistikleri oluşturmak için idari kayıtların ve dijital bürokratik hizmetlerin kullanımı anlatılmaktadır. Metodolojik olarak idari kayıtların istatistik üretiminde kullanılmasının beraberinde getirdiği genel sorunlara değinildiği gibi spesifik olarak kooperatif istatistikleri üretme arayışımız sırasında karşılaşılan zorluklar, geliştirilen çözümler ve keşfedilen fırsatlar ifade edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Kooperatif İstatistikleri, İdari Kayıt, Dijital Bürokrasi, KOOPBİS.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2012-2016 yılları arasında Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı&#8217;nın uygulanmasından bu yana kooperatif istatistikleri alanına büyük önem verilmiştir. 2015-2017 yılları arasında, Ticaret Bakanlığı tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile birlikte ortak bir çalışma grubu aracılığıyla çalışmalar yürütülmüştür. Ayrıca Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü&#8217;nün (ILO) kooperatif istatistikleri konusundaki girişimine aktif olarak katılmış ve ILO&#8217;nun Kooperatif İstatistiklerine İlişkin Rehberi’ni değerlendirmek ve uygulamak üzere bir Ulusal Danışma Komitesi kurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çabaların temel amaçlarından biri, uluslararası istatistik standartlarına uygun ve diğer ülkelerin istatistikleriyle karşılaştırılabilir kooperatif istatistikleri oluşturmak olmuştur. Ulusal çabaların odağında kooperatiflere ilişkin idari veri setlerinin merkezi bir veri tabanında toplanması yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. İDARİ KAYITLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.1. İdari Kayıt Nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geleneksel olarak, idari kaynaklar veya idari veriler olarak da adlandırılan idari kayıtlar, kamu tarafından saklanan ve öncelikli olarak istatistiksel amaçlarla oluşturulmayan veri kümeleri olarak nitelendirilmektedir. Bu veri kümeleri, vergiler, yardımlar veya hizmetler gibi çeşitli işlevleri yönetmek amacıyla toplanır ve kullanılır. İdari kayıtlara yönelik modern yaklaşımlar, kamu tarafından tutulan veri setlerinin ötesine geçerek özel sektörün faaliyetlerinden kaynaklanan verileri de içerecek şekilde kavramı genişletmiştir. Böylece, kredi kuruluşları, kamu hizmeti sunan özel teşebbüsler ve diğer şirketlerden elde edilen veriler de kapsama dahil olmuştur.<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İdari kayıtların iki temel özelliği, istatistiksel amaçlar için faydalarını artırmaktadır: İlk olarak, bazı idari kayıtlar bir nüfus sayımına yaklaşma potansiyeline sahiptir, yani tüm nüfus evrenini (n=tüm) kapsayabilirler. Bu özellik, bazı idari kayıtları anket örneklem çerçeveleri için temel oluşturmaya uygun hale getirmektedir. İkincil olarak, idari kayıtlar genellikle yüksek düzeyde istikrara sahip veri içermektedir. Bu kayıtlar, içerdikleri değişkenlerin en azından bazıları için nispeten daha iyi veri kalitesine sahip olma eğilimindedir. Anketler daha detaylı bilgi toplayabilirken, örnekleme hatası, kapsam hatası, cevapsızlık ve ölçüm hatasından kaynaklanan hatalara açık olabilmektedir.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İdari kayıtların istatistiksel amaçlarla kullanılması kendi zorluklarını da beraberinde getirmektedir. Başlıca zorluklardan biri idari verilerin öncelikli olarak istatistiksel amaçlarla toplanmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun sonucu olarak idari kayıtların içeriği, kapsamı ve veri toplama prosedürleri gibi önemli yönleri istatistiksel gereklilikleri karşılamak üzere özel olarak tasarlanmamış olabilmektedir.<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, idari kayıtlar veri giriş hataları, tutarsız veri formatları veya eksik raporlama gibi etkenler nedeniyle yapısal hatalar veya sınırlamalar içerebilmektedir. Bu sorunlar nihai sonuçlarda önemli yanlışlıklara yol açabilmekte ve idari kayıtlara dayalı istatistiksel analizlerin güvenilirliğini etkileyebilmektedir. Bu nedenle, idari kayıtlar istatistiksel amaçlarla kullanılırken dikkatli bir değerlendirme ve uygun veri doğrulama tekniklerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu zorlukların aşılması, idari kayıtlardan elde edilen istatistiksel çıkarımların güvenilirliğini, temsil gücünü ve geçerliliğini sağlamak için oldukça önemlidir.<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesi, büyük miktarda idari kayıt üretilmesine yol açmaktadır. Dijital hizmetlerin işleyişinden doğal olarak ortaya çıkan bu veri kümeleri, veri eksikliklerinin giderilmesinde ve ilgili sosyal politikaların üretilmesini kolaylaştırmada çok önemli bir rol oynama potansiyeline sahiptir. <a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Etkin bir şekilde kullanılan ve analiz edilen idari kayıtların kooperatiflerin çeşitli yönlerine ilişkin değerli bilgiler sağlayabileceğini düşünüyoruz. Makamlar bu veri setlerinin gücünden yararlanarak daha bilinçli kararlar alabilir, kanıta dayalı politikalar geliştirebilir ve sosyal programları toplulukların ve kooperatif hareketinin ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak şekilde uyarlayabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.2. Türkiye&#8217;de Kooperatiflere İlişkin İdari Kayıtlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;de kooperatiflere ilişkin idari kayıtlar, kuruluştan terkine kadar, işletmelerin yaşam döngüsü boyunca çeşitli kamu kurumları tarafından tutulmaktadır. Diğer şirket türlerinde olduğu gibi tescil, vergi ve sosyal güvenlik odaklı kayıtların yanı sıra kooperatifler için özel mevzuat hükümleri kaynaklı detaylı bürokratik süreçlerin öngörülmüş olması, başka idari kayıtların oluşumuna da imkan sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1163 sayılı Kooperatifler Kanunu&#8217;nun 3 üncü maddesine göre, kooperatiflerin kuruluşu ilgili bakanlığın iznine tabidir. Bu izin, kuruluş sürecinin ve en önemlisi ana sözleşmenin kooperatifler kanunu ve yönetmeliklerine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığının doğrulanmasını içermektedir. Kuruluş izni ile birlikte kooperatifin türüne göre kanunda belirtilen ilgili bakanlık nezdinde idari kayıt oluşturulmaktadır. İzin sürecini, tüzel kişiliğin doğduğu ticaret siciline tescil ve ilan takip etmektedir. Tüzel kişilik kazanan kooperatiflerin ticari faaliyetlerini yürütebilmeleri için bir vergi numarasına sahip olmaları da gerekmektedir. Günümüzde ticaret sicili işlemlerinin elektronik ortamda yürütülmesi nedeniyle tüzel kişilik tescil ve ilan edilmeden önce sistemler arası entegrasyon ile potansiyel bir vergi numarası üretilebilmektedir. Tescil işlemi tamamlandıktan sonra potansiyel vergi numarası gerçek vergi numarasına dönüşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuruluş aşamasından sonra kooperatifler, kooperatif mevzuatından kaynaklanan yıllık ve işlem bazlı yükümlülüklerine istinaden ilgili Bakanlıklara veya Kooperatif Bilgi Sistemi&#8217;ne (KOOPBİS) bildirim yapmakla yükümlüdür. Kooperatiflerin her yıl yapmaları gereken zorunlu genel kurul toplantıları, yıllık bildirimlerin ana odağını oluşturmaktadır. Kooperatifler, genel kurul toplantılarından en az 15 gün önce ilgili bakanlıkların il müdürlüklerine toplantı tarihi ve yeri gibi bilgileri iletmekte ve bakanlık temsilcisi bulundurulmasını talep etmektedir. Benzer şekilde, genel kurul tarihinden en az 15 gün önce bilanço, gelir tablosu, yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetçi raporu ile kooperatifin gayrimenkul ve iştiraklerine ilişkin beyannameler KOOPBİS’e iletilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatifler Kanunu&#8217;nda 26 Ekim 2021 tarihinde yapılan değişiklikle, ortakların kimlik, pay ve iletişim bilgilerinin kanunda merkezi veri tabanı olarak tanımlanan KOOPBİS’e kaydedilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Geçiş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte 2024 yılının ikinci çeyreğinin sonuna kadar, başta kimlik bilgileri olmak üzere kooperatif ortaklarına ilişkin verilerin nüfus kayıtları ile doğrulanmış olarak KOOPBİS’de yer alması öngörülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatif tüzel kişiliği adına işlem yapabilmeleri için ticaret siciline tescil ve ilan edilmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda, KOOPBİS’de işlem yapmaya yetkili yönetim kurulu üyelerinin bilgileri, ticaret sicili ile entegrasyon sağlanarak elektronik ortamda KOOPBİS’e iletilmektedir. Bu entegrasyon, yönetim kurulu üyelerinin gecikmeksizin ticari tescilinin sağlanmasını da teşvik etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatiflerin yaşam döngüsü boyunca kamu kurumları ile muhatap oldukları ve idari kayıtlar oluşturdukları, kooperatif mevzuatı ile doğrudan ilgili olmayan işlemler de bulunmaktadır. Kooperatifler çalışan istihdam ettiklerinde sosyal güvenlik kurumu ile etkileşime geçmekte, hibe/destek programları için ilgili kamu kurumlarına başvurmakta ve çeşitli idari kayıtlar oluşturulmaktadır. Kooperatifler ayrıca vergi düzenlemeleri nedeniyle gelir idaresine mali faaliyetlerine ilişkin beyan ve bildirimlerde bulunmakta, bu da idari veri oluşturmaktadır. Bu kayıtlar, veri eşleştirme çalışmaları ile istatistiksel ve idari amaçlarla kullanılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE ÇÖZÜMLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.1. İnsan Kaynakları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Veri birleştirme, analiz ve yorumlama açısından, istatistik alanında nitelikli insan kaynaklarının önemi tartışılmazdır. İşbirliğine dayalı istatistik çalışmalarımız boyunca veri biliminin temel ilkelerinin ne kadar önemli olduğunu gözlemledik. İlk görevimiz idari veri setlerinin analizini ve ardından bunların merkezi bir veri tabanında birleştirilmesini içeriyordu. Verilerin analizi, çalışmalarımızın her alanında kritik bir faktör olarak ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ILO Kooperatif İstatistiklerine İlşkin Rehberi&#8217;nde belirtildiği üzere, ilk yapılması gerekenlerden biri mevcut veri setleri içinde kooperatif verilerinin tanımlanmasıdır.&nbsp; Bu, kooperatifleri idari veri setlerinde bulunan diğer kuruluş ve girişimlerden ayırmak için bir yöntem bulunmasını gerektirmektedir.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a> Kooperatifler başarılı bir şekilde filtrelendikten sonra, çoklu sayım ve diğer veri yanlışlıklarını önlemek için daha fazla kontrol yapılması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu prosedürleri ele almanın ve ilgili zorlukların üstesinden gelmenin, çeşitli veri depolama ve işleme yazılımlarını kullanmada belirli bir düzeyde yeterlilik gerektirdiği açıktır.<br>Bu görevlere etkili bir şekilde yaklaşmak ciddi uzmanlık gerektirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki, Türkiye&#8217;de ve muhtemelen diğer birçok ülkede kooperatifler konusunda uzmanlaşmış kişiler veri analizi konusunda gerekli deneyim ve niteliklerden yoksundur. Bu, çalışmalarımızın çeşitli yönlerinde karşılaştığımız ortak bir zorluktu. Etkili bir veri analizi için gereken uzmanlık ve beceri seti hazırda mevcut değildi. Yüklenicilerle yakın çalışarak bu sorunun üstesinden gelmiş olsak da, bu açığı kapatmak ve kooperatifçilik alanındaki profesyonelleri gerekli veri analizi becerileriyle donatmak için kapasite geliştirme çabalarına ve özel eğitim programlarının geliştirilmesine hala ihtiyaç var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, belirli ekonomik alanlarda ve birçok kooperatifin faaliyet gösterdiği kırsal bölgelerde, internet kullanımı ve bilgisayar okuryazarlığı ile ilgili temel becerilerde eksikliklerle de karşılaşılabilmektedir. Bu durum, kooperatiflerin KOOPBİS aracılığıyla veri sağlamaya olan yoğun bağımlılığı göz önünde bulundurulduğunda, veri iletimi ve toplanması için çevrimiçi prosedürlerin etkin bir şekilde kullanılmasında önemli bir zorluk teşkil etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle kapasite geliştirme girişimlerinin yalnızca veri analizi becerileriyle sınırlı kalmaması gerektiği sonucuna vardık. Kooperatif yöneticilerinin ve çalışanlarının veri raporlama yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için gerekli temel bilgi ve becerileri sağlamak amacıyla temel internet ve bilgisayar okuryazarlığı da dahil olmak üzere çeşitli yönlerden kapasitelerinin geliştirilmesine odaklanmak önemliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif yöneticileri ve denetçileri için 2021 yılında yapılan değişiklikle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu&#8217;nda öngörülen zorunlu eğitim programının başlatılması, eğitim programının KOOPBİS prosedürleriyle ilgili konuları içermesi nedeniyle kooperatif sektöründeki kapasite geliştirme ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olumlu bir adımdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.2. Veri Kaynağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstatistik üretmek için idari verileri kullanmanın çeşitli zorluklar içerdiğine değinilmişti. Kooperatif istatistikleri çalışmasında da ilk olarak, idari verilerin biçimi, kalitesi ve tutarlılığı farklı kaynaklar arasında değişiklik gösterdiğini gözlemledik. Her idari sistemin kendi veri toplama yöntemleri ve standartları vardı, bu da istatistiksel analiz için veri kümelerini birleştirirken tutarsızlıklara ve çelişkilere yol açıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci olarak, idari veriler öncelikle istatistiksel analizden ziyade idari amaçlar için toplanmıştı. Sonuç olarak, istatistiksel bakış açısı için gerekli olan önemli değişkenler idari kayıtlarda eksik veya tamamlanmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, yasal bir çerçeve ve uygun teşviklerin yokluğunda, idari kuruluşlar veri açlığı peşinde koşarken genellikle aşırı miktarda veri biriktirmiş, bu da aşırı bol ve kafa karıştırıcı veri kümeleri ile sonuçlanmıştı. Verilerin bu şekilde aşırı toplanması sadece yorumlama yanlışlıklarına yol açmakla kalmamış, aynı zamanda idari veriler kullanılarak yapılan analizlerin güvenilirliğini de zayıflatmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlıkların kooperatiflerle ilgili kayıtlarının incelenmesi sırasında, özellikle ticaret sicili kayıtlarıyla ilgili veri giriş hatalarından kaynaklanan tutarsızlıklar ve farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, ilgili bakanlıkların idari işlemleri için çok önemli olmayan ancak ekonomik faaliyetin ölçülmesi için gerekli olan kooperatiflerin vergi numarası veri alanının ilgili bakanlıkların idari kayıtlarında tamlığının ve doğruluğunun düşük olduğu görülmüştür. Bir diğer sorun ise vergi, sosyal güvenlik ve ticaret sicil müdürlüklerinin kooperatifleri kooperatif türü veya şirket türü olarak sınıflandırmaya dikkat etmeden sadece kendi yetki alanlarıyla ilgili olarak kayıt altına almasıdır. Ayrıca, farklı kurumlardan gelen kayıtların karşılaştırılması ihtiyacını karşılayabilecek ortak ve benzersiz bir kimlik numarasının (mersis veya vergi numarası gibi) olmaması da önemli bir zorluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu zorlukların üstesinden gelmek ve idari kayıtlara dayalı kooperatif istatistikleri üretmek için veri bilimi ve veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Öncelikle, ilgili bakanlıklardan alınan idari kayıtlar ve ticaret sicili kayıtları üzerinde veri temizleme ve veri güncelleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ticaret sicil kayıtları ile eşleştirme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kooperatif kayıtlarındaki eksik vergi numaralarının tamamlanması için idari yöntemler kullanılmıştır. Ayrıca, veri tutarlılığını sağlamak amacıyla yeni kurulan kooperatiflerin kayıtları ticaret sicili veri tabanından elektronik ortamda KOOPBİS’e aktarılarak insan hatasından kaynaklanan yanlış ve mükerrer giriş gibi hatalar ortadan kaldırılmaktadır. Bu aktarım süreci veri doğruluğunun korunmasına yardımcı olmakta ve bu tür sorunları azaltmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek ve tüzel kişilere ait kooperatif ortak kayıtları, Kooperatifler Kanunu&#8217;nda belirtilen geçiş dönemi sonuna kadar kooperatif yöneticileri tarafından sisteme aktarılmaktadır. Geçiş döneminden sonra kooperatif ortağının sisteme giriş veya çıkış tarihini takip eden 15 gün içinde güncel verilerin KOOPBİS’e işlenmesi zorunlu olacaktır. Veri girişi sırasında, bireysel ortakların kayıtları nüfus kayıtları ile çapraz kontrol edilirken, tüzel kişilikler için ticaret sicil kayıtlarına başvurulmaktadır. Bu yöntem güvenilir bir veri akışı sağlamaktadır. Ortak kayıtlarının sisteme işlenmesi zorunluluğu kooperatifler için ek bir yük gibi görünse de kayıtların merkezi bir veri tabanında tutulması ve ortak verilerine sistem üzerinden erişilmesi, kooperatifler ile ortakları arasındaki iletişimi kolaylaştıracak ve ortakların bağlı oldukları kooperatifler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalarını sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3.3. Mevzuat ve Bürokrasi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bürokratik prosedürler zaman ve kaynak tüketimi olarak algılansa da, kooperatiflerle ilgili bürokrasinin dijitalleştirilmesi ve böylece maliyetlerin azaltılması amaçlanmaktadır. KOOPBİS’in uygulanması, süreçleri kolaylaştırmak ve kooperatif hizmetlerinde verimliliği artırmak için fırsatlar sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KOOPBİS’in kooperatif ortaklarına sağladığı erişilebilirlik önemli bir avantaj olarak öne çıkmaktadır. Sistem sayesinde ortaklar, bilançolar, gelir ve gider tabloları, yönetim kurulu faaliyet raporları ve denetim kurulu raporları gibi önemli belgelere kolayca erişebileceklerdir. Bu artan şeffaflık ve bilgi erişilebilirliğinin, kooperatiflerin hesap verebilirliğini ve güvenilirliğini artıracağı öngörülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KOOPBİS’e güncel veri akışını sağlayarak kooperatiflerin dönüşümünü teşvik etmek için dijital bürokratik prosedürlere dayalı bir süreç oluşturulmaktadır. Kooperatif ortak kayıtları ve genel kurul toplantılarına ilişkin veri akışına odaklanan bu süreç, sistemdeki doğrulanmış ve güncel bilgiler aracılığıyla kooperatifler ve ortakları arasındaki iletişimi kolaylaştırmaktadır. Kooperatif ortaklarının kooperatiflerini kolayca takip edebilmelerini ve izleyebilmelerini sağlayarak daha iyi gözetim ve denetim ortamı mümkün kılınmaktadır. Bu gelişmiş iletişim ve şeffaflık sayesinde kooperatifler, ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirebilir, güveni artırabilir ve kooperatif faaliyetlerine aktif katılımı teşvik edebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bürokratik süreçlerin dijitalleşebilmesi, uluslararası standartlarla uyumlu ve kapsamlı kooperatif istatistiklerinin oluşturulması için gereken ek verilerin toplanması için de bir fırsat sunmaktadır. Örneğin “Kooperatif İstatistiklerine İlişkin Rehber” de özellikle, kooperatif ortaklarının görevleri karşılığında ücret alıp almadıklarına ilişkin bilgilerin toplanmasının önemi vurgulanmaktadır ki bu da istihdam istatistiklerinin doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için hayati önem taşımaktadır. Ancak, mevcut idari kayıt sistemleri bu hususu içermediğinden konuyla ilgili bilgi eksikliği bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, dijital bürokrasiyi destekleyen bir yasal çerçevenin oluşturulması, bu hayati verilerin toplanması için çeşitli çözümler sunabilmektedir. Sahadaki deneyimlerimiz, yalnızca veri sağlama yükümlülüklerini zorunlu kılmanın yetersiz kalabildiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle veri akışının hem yaptırım hem de mevcut bürokratik süreçlerin kolaylaştırıldığı bir teşvik mekanizmasıyla desteklenmesi gerektiği kanaatindeyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KOOPBİS örneğinde ayrıca ortakların kendileri de kooperatifleri hakkındaki bilgilere e-devlet platformları aracılığıyla erişmek için artan bir talep dile getirmektedir. Ortaklar kooperatifleri hakkında daha fazla şeffaflık ve bilgiye erişim talep ettikçe, yöneticiler de verilerin düzenli olarak sunulmasını sağlayarak bu beklentileri karşılamak zorunda kalmaktadır. Ayrıca, ortaklar kooperatif yöneticileri tarafından sağlanan verilerin doğruluğunu ve tutarlılığını sağlamada doğrulama aracıları olarak çok önemli bir rol oynamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düzenleyici tedbirler, teşvikleri ve ortakların talepleri bir araya geldiğinde dijitalleşmenin potansiyelini kullanılarak veri eksikliklerinin üstesinden gelinebileceği ve kooperatif istatistiklerinin güncel uluslararası standartlara uyumunun artırılabileceği açıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, KOOPBİS için yönetmeliklerin ve bürokrasinin uygulanmasının getirdiği zorluklar da mevcuttur. Kooperatiflerle ilgili parçalı bir idari yapının varlığı, kooperatif prosedürlerinin dijitalleştirilmesi ve merkezi bir veri tabanının oluşturulmasında önemli bir zorluk teşkil etmektedir. Kooperatiflere yönelik tek tip olmayan çeşitli mikro düzenleme ve uygulamalar, her bir özel durum için sistemde özelleştirilmiş değişiklikler yapılmasını gerektirmektedir. Bu da dijital bir iş akışına ulaşmada önemli bir engel teşkil etmektedir. Bu sorunu ele almak için, yaklaşımımız dijital prosedürleri basitleştirmeye ve birleşik düzenlemeleri geliştirmeye odaklanmıştır. Karmaşık idari süreçleri kolaylaştırarak ve kooperatifleri düzenleyen yönetmelikleri uyumlu hale getirerek, dijitalleşme için daha standart ve uyumlu bir çerçeve oluşturulabileceğini düşünüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin kooperatif istatistikleri konusundaki ulusal çabalarının odak noktası, idari veri setlerinin dijital bürokrasi ile merkezi bir veri tabanında birleştirilmesi olup, bu durum hem fırsatlar hem de zorluklar sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, Türkiye&#8217;nin kooperatif istatistikleri alanında yürüttüğü çalışmalar, kooperatiflere ilişkin daha iyi veri toplama, analiz ve ölçüm yapma konusunda bir deneyim yaratmıştır. Sosyal ekonominin ölçülmesine yönelik talep arttıkça, kooperatiflerin sosyo-ekonomik öneminin kapsamlı bir şekilde anlaşılması için daha fazla metodolojik çalışma yapılması önem kazanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Asian Development Bank, Key Indicators for Asia and the Pacific 2022: Part IV Harnessing Administrative Data for a More Resilient Data and Statistical System, Ağustos 2022: <a href="https://www.adb.org/sites/default/files/publication/812946/part4-nsss.pdf">https://www.adb.org/sites/default/files/publication/812946/part4-nsss.pdf</a> Erişim tarihi: 21/11/2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Christian Flora Mae Soco et al.; Preparing a Road Map on the Use of Administrative Data for Compiling Employment Statistics, Haziran 2021, Asian Development Bank:  <a href="https://www.adb.org/sites/default/files/publication/705846/adb-brief-179-administrative-data-employment-statistics.pdf">https://www.adb.org/sites/default/files/publication/705846/adb-brief-179-administrative-data-employment-statistics.pdf</a> Erişim tarihi: 21/11/2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">International Labour Organization (ILO); Measuring Cooperatives: An information guide on the ILO Guidelines concerning Statistics of Cooperatives, Ekim 2022: <a href="https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_emp/---emp_ent/---coop/documents/publication/wcms_858833.pdf">https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/&#8212;ed_emp/&#8212;emp_ent/&#8212;coop/documents/publication/wcms_858833.pdf</a> Erişim tarihi: 21/11/2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mark Prell et al.; “Profiles in Success of Statistical Uses of Administrative Data,” Nisan 2009: <a href="https://nces.ed.gov/fcsm/pdf/StatisticalUsesofARData.pdf">https://nces.ed.gov/fcsm/pdf/StatisticalUsesofARData.pdf</a> Erişim tarihi: 21/11/2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">United Nations Economic Commission for Europe(UNECE); Using Administrative and Secondary Sources for Official Statistics: A Handbook of Principles and Practices, 2011: <a href="https://unece.org/DAM/stats/publications/Using_Administrative_Sources_Final_for_web.pdf">https://unece.org/DAM/stats/publications/Using_Administrative_Sources_Final_for_web.pdf</a> Erişim tarihi: 21/11/2023</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> United Nations Economic Commission for Europe(UNECE), Using Administrative and Secondary Sources for Official Statistics: A Handbook of Principles and Practices, 2011, s.1-3: <a href="https://unece.org/DAM/stats/publications/Using_Administrative_Sources_Final_for_web.pdf">https://unece.org/DAM/stats/publications/Using_Administrative_Sources_Final_for_web.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn2" href="#_ftnref2">[2]</a> Mark Prell et al., “Profiles in Success of Statistical Uses of Administrative Data,” Nisan 2009, s. 3-4: <a href="https://nces.ed.gov/fcsm/pdf/StatisticalUsesofARData.pdf">https://nces.ed.gov/fcsm/pdf/StatisticalUsesofARData.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn3" href="#_ftnref3">[3]</a> Christian Flora Mae Soco et al., Preparing a Road Map on the Use of Administrative Data for Compiling Employment Statistics, Haziran 2021, Asian Development Bank, s. 7:  <a href="https://www.adb.org/sites/default/files/publication/705846/adb-brief-179-administrative-data-employment-statistics.pdf">https://www.adb.org/sites/default/files/publication/705846/adb-brief-179-administrative-data-employment-statistics.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn4" href="#_ftnref4">[4]</a> Asian Development Bank, Key Indicators for Asia and the Pacific 2022: Part IV Harnessing Administrative Data for a More Resilient Data and Statistical System, Ağustos 2022, s. 297: <a href="https://www.adb.org/sites/default/files/publication/812946/part4-nsss.pdf">https://www.adb.org/sites/default/files/publication/812946/part4-nsss.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Asian Development Bank, s. 314-315.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn6" href="#_ftnref6">[6]</a> International Labour Organization (ILO), Measuring Cooperatives: An information guide on the ILO Guidelines concerning Statistics of Cooperatives, Ekim 2022, s. 17-18: <a href="https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_emp/---emp_ent/---coop/documents/publication/wcms_858833.pdf">https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/&#8212;ed_emp/&#8212;emp_ent/&#8212;coop/documents/publication/wcms_858833.pdf</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim-Hasta İlişkisinin Tüketici İşlemi Kapsamında Değerlendirilmesi ve Avrupa Birliği Bakış Açısı</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/hekim-hasta-iliskisinin-tuketici-islemi-kapsaminda-degerlendirilmesi-ve-avrupa-birligi-bakis-acisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra Ünal Yeşilyurt &#38; Burcu Köse]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:25:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6926</guid>

					<description><![CDATA[Bu makale, Türkiye'deki hekim-hasta ilişkisinin tüketici işlemi niteliğine odaklanmaktadır. Özellikle, 2014 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un hekimlik sözleşmesine getirdiği yeni boyut, bu ilişkiyi tüketici işlemi kavramı kapsamına almaktadır. Avrupa Birliği uygulamalarında, hekim-hasta ilişkilerine yönelik bakış açısı, hizmet sunma özgürlüğü ve tek pazar hedefinden türetilmiş olup hastayı tüketici, hekimi hizmet sağlayıcısı olarak değerlendirmektedir. Makalede, özellikle Türk hukukunda bağımsız çalışan hekim ile hasta ilişkisinin sözleşmesel boyutu hukuki dayanaklarıyla kapsamlı bir şekilde ele alınırken, konuya ilişkin AB perspektifi incelenmektedir. Sonuç olarak, hekim ile hasta ilişkisine tüketici hukuku perspektifinden bakılmasına ilişkin doktrinsel görüşlere yer verilerek konunun avantajlı ve dezavantajlı noktaları irdelenmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu makale, Türkiye&#8217;deki hekim-hasta ilişkisinin tüketici işlemi niteliğine odaklanmaktadır. Özellikle, 2014 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun&#8217;un hekimlik sözleşmesine getirdiği yeni boyut, bu ilişkiyi tüketici işlemi kavramı kapsamına almaktadır. Avrupa Birliği uygulamalarında, hekim-hasta ilişkilerine yönelik bakış açısı, hizmet sunma özgürlüğü ve tek pazar hedefinden türetilmiş olup hastayı tüketici, hekimi hizmet sağlayıcısı olarak değerlendirmektedir. Makalede, özellikle Türk hukukunda bağımsız çalışan hekim ile hasta ilişkisinin sözleşmesel boyutu hukuki dayanaklarıyla kapsamlı bir şekilde ele alınırken, konuya ilişkin AB perspektifi incelenmektedir. Sonuç olarak, hekim ile hasta ilişkisine tüketici hukuku perspektifinden bakılmasına ilişkin doktrinsel görüşlere yer verilerek konunun avantajlı ve dezavantajlı noktaları irdelenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Hekim, Hasta, Tüketici, Avrupa Birliği, Tek Pazar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">This article focuses on the consumer transaction nature of the physician-patient relationship in Turkey. Specifically, the new dimension introduced by Law No. 6502 on the Protection of Consumers, which came into effect in 2014, encompasses this relationship within the concept of a consumer transaction. In the European Union practices, the perspective on physician-patient relationships is derived from the freedom to provide services and the goal of a single market, considering the patient as a consumer and the physician as a service provider. The article extensively examines the contractual dimension of the relationship between an independent practicing physician and a patient in Turkish law, along with its legal foundations, while also delving into the EU perspective on the matter. In conclusion, doctrinal opinions regarding viewing the physician-patient relationship from a consumer law perspective are presented, and the advantages and disadvantages of this approach are discussed.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Physician, Patient, Consumer, European Union, Single Market.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bireylerin en temel insan hakları arasında yer alan “Sağlıklı yaşam hakkı” başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi&#8217;nin 3. maddesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi&#8217;nin 12. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin 2. maddesi olmak üzere çeşitli uluslararası belgelerde koruma altına alınmıştır. Ülkemizde yer alan düzenlemeler yönünden ise Anayasa’nın 17. maddesi ve 56. maddesi hükümleri ile kişilerin sağlıklı yaşam hakkı anayasal güvence ile teminat altına alınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu gibi yasal düzenlemeler yanında Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve Hasta Hakları Yönetmeliği gibi ülkemizde tıbbi faaliyetlerle ilgili çeşitli mevzuat düzenlemeleri bulunmasına rağmen, söz konusu düzenlemelerde hekim-hasta ilişkisi yönünden hekimlerin sorumluluğu gibi asli düzenlemelerin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>. Bu kapsamda hekim ve hasta arasındaki ilişkisinin hukuki niteliğinin esas olarak doktrin ve yargı içtihatları çerçevesinde belirlendiği gözlemlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel anlamda hekim kavramı, “hukuk düzeni tarafından kendisine tıp mesleğini icra etme yetkisi tanınmış kişiler”<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> olarak ifade edilmekte olup, hasta kavramı ise “Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimse”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> şeklinde tanımlanmaktadır. Hekim ile hasta ilişkisinin çeşitli hukuk disiplinlerine temas eden noktalarının bulunduğu doktrinde kabul edilmektedir<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a>. Hekim ile hasta arasındaki ilişki, 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a> ile yeni bir boyut kazanarak tüketici işlemleri kapsamında değerlendirilmeye başlanmış ve hekim-hasta ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu ve tüketici hukuku esaslarının gündeme geldiği bir dönem başlamıştır. Bu çerçevede, çalışmada Türk Hukukunda hekim-hasta ilişkisinin sözleşmeye dayalı tüketici işlemi kısmı ele alınmış olup, tüketici işlemi kapsamına girmediğinden haksız fiilden kaynaklı sorumluluk boyutu ele alınmamaktadır<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a>. Ayrıca, hekimlerin suç niteliği arz eden fiil ve davranışları bakımından ceza hukuku ve kamu hastaneleri bünyesinde yer alan hekim-hasta ilişkileri yönünden idare hukuku boyutu kapsam dışında bırakılmaktadır. Diğer taraftan, Avrupa Birliği’nin konuya ilişkin özel bir düzenlemesi bulunmaması nedeniyle genel olarak bakış açısı ortaya konulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nde Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları ve Avrupa Birliği organları, Avrupa Birliği&#8217;nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın &#8220;Birlik içinde hizmet sunma özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların yasaklanmasını&#8221; öngören 56. maddesinden ve Avrupa’nın tek pazar olması amacından yola çıkarak hekim-hasta ilişkilerine konu hususu tüketici perspektifinden ele almakta, hastanın bir tüketici, hekimin bir servis sağlayıcısı, kullanılan veya satın alınan sağlık ürünlerini ise tüketici ürünü olarak değerlendirmektedir. Bu bakış açısı da farklı yönleriyle doktrinde ve tıp camiasında eleştirilere yol açmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede söz konusu çalışmanın ilk bölümünde hekim-hasta ilişkisinin hukuki niteliği, ikinci bölümde bu ilişkinin tüketici işlemi olarak değerlendirilmesi hususu ele alınmakta olup, üçüncü bölümde de konuyla bağlantılı Avrupa Birliği uygulamaları ve bakış açısı değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. HEKİM &#8211; HASTA İLİŞKİSİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin belirlenmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespiti, hekimin sorumluluğunun kaynağı, uyuşmazlıkların çözümlenmesi gibi konular bakımından önem arz etmektedir. Özel hastanelerde çalışan hekimler yönünden doktrin ve Yargıtay kararları çerçevesinde özel hastane ve hasta arasında sözleşmesel bir ilişki mevcut iken hekim ile hasta arasında sözleşmesel bir ilişkinin bulunmadığı kabul edilmekte olup,<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a> yalnızca bağımsız çalışan hekim ve hasta ilişkisinde sözleşmesel sorumluluk bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yakın tarihli bir kararında da<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a> ; <em>“Öte yandan Devlet, üniversite, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait hastaneler ile doktorlar arasındaki ilişki kamusal bir ilişki olduğundan hasta ile doktor arasında sözleşme ilişkisi söz konusu değildir.” </em>açıklamasına yer verilerek yalnızca bağımsız çalışan hekimler yönünden hasta ile sözleşmesel bir ilişkinin söz konusu olabileceği ifade edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hekim ile hasta arasındaki sözleşme ilişkisi “tedavi sözleşmesi” ya da “hekimlik sözleşmesi” olarak isimlendirilmektedir. İlgili sözleşmesinin taraflarını hekim ve hasta oluşturmaktadır. Hekimin, hukuken tıp mesleğini yürütmeye haiz olması ve ayrıca serbest çalışan bağımsız bir hekim olması gereklidir<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a>. Hekim ve hasta arasında tıbbi müdahaleye ilişkin açık veya zımni bir sözleşme olması halinde hekimin hukuki sorumluluğunun kaynağını sözleşme oluşturmaktadır<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a>. Anılan sözleşme kapsamında hekim gerekli teşhisi koymak ve bu teşhise uygun tedaviyi seçerek uygulamak, hasta ise ücret ödemeyi kabul etmek yükümlülüğündedir<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doktrinde hekim ile hasta arasındaki sözleşmesel ilişkinin hukuki niteliğinin, vekalet sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi, kendine özgü sözleşme olduğu yönünde görüşler bulunmakla birlikte<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a> baskın görüş bağımsız çalışan hekim ve hasta arasındaki hekimlik sözleşmesinin “vekalet sözleşmesi” olarak kabul edildiği yönündedir<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a>. İçtihatlar yönünden konu değerlendirildiğinde; Yargıtay’ın hekimlik sözleşmesini vekâlet sözleşmesi olarak nitelendiren kararlarının istikrar kazandığı tespit edilebilmektedir<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a>. Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yakın tarihli bir kararında<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a> hekimin mesleki faaliyetlerini serbest olarak icra etmesi durumunda hekimle hasta arasında bir sözleşmenin söz konusu olduğu, hekimin bu sözleşme ile bir sonuç borcunu değil özenli iş görme borcu altına girdiğinden bu sözleşmenin Türk hukukunda genel olarak vekâlet sözleşmesi olarak kabul edildiği ifade edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Borçlar Kanunu’nun<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a> 502. ve devamı maddelerinde vekalet sözleşmesi düzenlenmektedir. Mezkur Kanun’da vekalet sözleşmesi; vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Vekâlet sözleşmesinin konusu, bir işin görülmesi ya da bir işlemin yapılmasıdır. Hekim de hastaya karşı tıbbi müdahalelerde bulunarak örneğin teşhis, tedavi, iyileştirme çabası gibi eylemlerle iş görme edimini yerine getirmektedir. Vekalet sözleşmesinde iş görme borcu, zaman sınırlaması olmadan ve sonucun elde edilmesi garantilenmeden taahhüt edilmektedir. Vekil yüklendiği işi özenle yerine getirmekle yükümlü olup, sonucun gerçekleşmemesinden sorumlu değildir. Hekimle hasta arasındaki hekimlik sözleşmesinde, hekimin hastayı iyileştirmeyi garanti etmemesi ve bir sonuç taahhüt etmemesi vekalet sözleşmesi olarak kabul edilmesini sağlayan en önemli özelliğidir. Vekalet sözleşmesinde süre unsuru bulunmamaktadır. Hekimlik sözleşmesinde de bu anlamda hekim ve hasta arasında, tıbbi faaliyetler için belirli bir süre kararlaştırılmamaktadır. Hekim hastanın durumuna ve hastalığın türüne göre, hastaya karşı belirsiz bir süre için iş görme borcu altına girmektedir. Vekalet sözleşmesine ilişkin düzenlemeler uyarınca vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Aynı yükümlülük, hekimin hastasına karşı olan davranışları için de bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hekim hastaya karşı yükümlülüklerini yerine getirirken ona bağımlı olarak hareket etmez. Hekim ve hasta arasında “nisbi bağımsızlık” ilişkisi bulunmaktadır. Bu unsur da vekalet sözleşmesinin belirleyici unsurlarındandır. Vekalet sözleşmesinde vekalet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür. Bu açıdan hastaya yüklenen sorumluluk bilgi ve belge verme, hekimin verdiği talimatlara uyma ve ücret ödeme sorumluluklarıdır<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a>. Yer verilen açıklamalar neticesinde; hekimlik sözleşmesi yönünden vekâlet sözleşmesi hükümlerinin geçerli olacağı kanaatine varılmakla birlikte, sonucun garanti edilebildiği durumlarda ise eser sözleşmesi söz konusu olabilmektedir<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eser sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Mezkur Kanun’da eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme, şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesinin konusu, ücret karşılığında bir eserin oraya çıkarılmasıdır. Başka bir ifadeyle eser sözleşmesinin asli unsuru maddi veya maddi bir varlığı olmayan bir sonucun taahhüt edilmesidir. Eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilen hekim-hasta ilişkisi, bir sonucun taahhüt edildiği çoğunlukla diş hekimi ve hasta arasında ortaya çıkan tıbbi müdahaleler ve estetik amaçlı yapılan cerrahi müdahalelerdir<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[19]</a>. Yargıtay, estetik amaçlı ameliyatların bir sonucu garantilemesi unsuru ağır bastığından bu ameliyatlar nedeniyle oluşan hukuki ilişkiye eser sözleşmesi hükümlerini uygulamaktadır<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a>. Yine Yargıtay’a göre, diş tedavisinde, hasta ile hekim arasındaki hukukî ilişki vekâlet sözleşmesiyken diş protezinde ise, eser sözleşmesidir.<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a> Yer verilen tüm bu açıklamalar çerçevesinde; bağımsız hekim ve hasta arasındaki sözleşme kaynaklı ilişkinin “vekâlet sözleşmesi” ya da “eser sözleşmesi” şeklinde karşımıza çıkabildiği değerlendirilmektedir<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. HEKİM &#8211; HASTA İLİŞKİSİNİN TÜKETİCİ İŞLEMİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek şeklinde düzenlenmektedir. İlgili düzenlemede tüketicilerin sağlığının korunması hususunun açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mezkur Kanun’un kapsamını ise her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar oluşturmaktadır. Bu çerçevede anılan Kanun’da tüketici; “<em>Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi</em>” şeklinde tanımlanırken tüketici işlemi ise; “<em>Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem</em>” şeklinde tanımlanmaktadır.&nbsp; Bu çerçeve önceki bölümde belirtildiği üzere hekim ve hasta arasında sözleşme kaynaklı ilişki vekalet veya eser sözleşmesi şeklinde vuku bulduğundan 6502 sayılı Kanun kapsamında bir tarafını ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen tüketicinin(hastanın) oluşturduğu diğer tarafını ise bağımsız faaliyet gösteren hekimin oluşturduğu sözleşme ilişkisinde bir tüketici işlemi söz konusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6502 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yer alan tüketici işlemi tanımında açıkça vekalet ve eser sözleşmesinin zikredilmesi dolayısıyla doktrin ve içtihatlar yönünden de aynı kabulün söz konusu olduğu görülmektedir<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[23]</a>. Örneğin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/23304 E. ve&nbsp; 2019/11117 K. sayılı kararında; “<em>Somut olayda, davacılar ile davalı doktor &#8230; arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir ve dairemizin öteden beri değişmeyen uygulaması da bu yöndedir. Vekalet akdi ise 28.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasa kapsamına alınmış olup, 28.5.2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir.”</em> gerekçeleri ile hekim ve hasta arasındaki vekalet sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun kapsamında olduğu ifade edilmektedir. Benzer şekilde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/28586 E.&nbsp; ve 2020/2243 K sayılı kararında da; “<em>davacı ile davalı doktor arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir ve Dairemizin öteden beri değişmeyen uygulaması da bu yöndedir. Vekalet akdi ise 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa kapsamına alınmış olup, 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir.”</em> denilmektedir. Diğer taraftan daha önce de belirtildiği üzere yargı içtihatlarında kamu hastanelerinde görevli hekim ve hasta ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun kapsamında bir tüketici işleminin söz konusu olmadığı kabul edilmektedir<a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[24]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4077 sayılı mülga Kanun döneminde verilen Yargıtay kararlarında kanun ile getirilen amaç ve tüketici işlemi tanımı çerçevesinde hekim ve hasta ilişkisini içerir vekalet veya eser sözleşmelerinde uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde genel mahkemede görülmesi gerektiği yönünde kararlar tesis edilmekteydi<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[25]</a>. İlgili durum ise 4077 sayılı Kanun’un mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı hükmüne yer verilmesi, anılan Kanunun 3/e maddesinde tüketicinin; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlanması, Kanunda dar kapsamlı mal ve hizmet ilişkilerinin tüketici işlemi kapsamına alınması,&nbsp; bu çerçevede bir hukuki işlemin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerektiği kabulünden kaynaklanmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un da yer alan kanuni düzenlemede ise tüketici işlemi kavramının kapsamını daha geniş tutularak önceki dönemde kapsam dışında kalan bazı sözleşme türleri ve hukuki işlemler açıkça sayılarak tüketici işlemi tanımında yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, 6502 sayılı Kanun’un 8. maddesinde ayıplı mal kavramı, 13. maddesinde ayıplı hizmet tanımlanmış olup, ayıplı maldan sorumluluk kapsamında tüketicinin seçimlik hakları 11. madde ve ayıplı hizmetten sorumluluk kapsamında seçimlik hakların kullanımı 14. maddede düzenlenmektedir. Bu çerçevede doktorun hastasını yanlış tedavisi, taraflar arasında kararlaştırılandan farklı sonuç doğuran estetik ya da lazer operasyonları da tüketici işlemi tanımında kaynaklı olarak ayıplı hizmet kapsamında değerlendirilmekte, tüketicinin kullandığı tıbbi ilaçlar gibi ürünler de ayıplı mal kavramı altında uyuşmazlığa konu olabilmektedir. Benzer bir şekilde, hasta ve hekim arasındaki sözleşme dolayısıyla haksız şart hükümleri, 6502 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen temel ilkeler gibi hükümlerin uygulama alanı bulması da gündeme gelebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu itibarla, sözleşme kaynaklı hekim-hasta ilişkisinin tüketici işlemi olarak değerlendirilmesi doğrultusunda tüketici hakem heyetleri veya tüketici mahkemelerine başvurulabilmektedir. Zira 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinde bu Kanun’un uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını düzenlenmektedir. Ayrıca anılan Kanun’da belirtilen miktarlar çerçevesinde tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunluluğu söz konusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. HEKİM &#8211; HASTA İLİŞKİSİNİN TÜKETİCİ İŞLEMİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİNDE AVRUPA BİRLİĞİ BAKIŞ AÇISI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel olarak, sağlık hizmetlerine ilişkin AB düzeyinde çok az düzenleme bulunmaktadır, ulusal sağlık sistemleri içerisinde bu tür hizmetlerin organizasyonu ve sunumu ulusal hukukun konusudur. Bu kapsamda, AB hukukunun kapsamı sınırlıdır ve profesyonel bakım etiğine, hasta koruma ve güvenliğine veya kamu hizmeti sunumuna dayalı ulusal yaklaşımlar yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) ve diğer Avrupa Birliği kurumları sağlık hizmetlerini bir tüketici hizmeti olarak kavramsallaştırmaktadır<a href="#_ftn26" id="_ftnref26">[26]</a>. AB hukuku, sosyal ilişkileri ekonomik sistemin içine gömülü olarak görmekte, bunun tersini düşünmemekte ve sonuç olarak toplumdaki ilişkileri esasen sözleşmeye dayalı olarak görmektedir. ABAD bunu yaparken hastaları bir pazar veya pazarlar içerisinde sağlık hizmetlerinin tüketicileri olarak yeniden çerçevelendirmiştir. Sağlık sistemlerini ve sağlık hizmetlerini, bir hizmetin (örneğin tıbbi tedavi, tıbbi tavsiye) veya bir ürünün (örneğin ilaçlar, tıbbi cihazlar) tüketicisi ile bu hizmetin veya ürünün sağlayıcısı arasındaki ilişki merceğinden kavramsallaştırmaktadır. Bu durum, AB&#8217;nin tek pazarı içerisinde serbest ticaretin faydalarına ilişkin AB iç pazar hukuku fikriyle bağdaşır. Konuya ilişkin varsayım, sağlık ürün ve hizmetlerinin esasen AB içinde tüketicilere yasal olarak sunulan diğer mal ve hizmetlerle aynı şekilde muamele görmesi gerektiğidir. Bununla birlikte, tüketimci çerçeve sınırsız ticaret özgürlüğüne ya da sözleşme özgürlüğüne dayanmamaktadır, zira sözleşmenin bir tarafının (tüketici) diğer tarafa göre daha güçsüz bir konumda olduğu (örneğin, bir ürün ya da hizmetten kaynaklanan riskler ve faydalar konusunda daha az bilgiye sahip olması nedeniyle) fikrini de içermektedir<a href="#_ftn27" id="_ftnref27">[27]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (ABİHA) &#8220;Birlik içinde hizmet sunma özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların yasaklanmasını&#8221; öngören 56. maddesi konunun yasal başlangıç noktasıdır<a href="#_ftn28" id="_ftnref28">[28]</a>. ABAD bu hükmü, bireylerin hizmet almak için başka bir üye devlete seyahat etmelerine yönelik tüketici temelli bir hak tesis edecek şekilde yorumlamıştır. Bir &#8216;hizmet&#8217; ücret karşılığında sunulmalıdır ve özel olarak ücretlendirilen sağlık hizmetleri, Antlaşma&#8217;nın hizmet sunma özgürlüğüne ilişkin hükümleri kapsamına girmektedir. Ancak, ücretin doğrudan hizmet alıcısından gelmesi gerekmemektedir. Hastanın kendisi sağlık profesyonelleriyle kurabileceği ilişkiyi, &#8216;doktor en iyisini bilir&#8217; türünden bir ilişkiden, hastanın kendisinin kendi sağlık gereksinimleri konusunda uzman olduğu bir konuma doğru yeniden şekillendirmektedir<a href="#_ftn29" id="_ftnref29">[29]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB serbest dolaşım hukukunun temelinde yatan düşünce, nihai olarak tüketicilerin tek bir Avrupa pazarı yaratmanın doğasında var olan daha büyük ölçek ekonomilerinden faydalanması gerektiğidir. Ticari aktörlerin (ilaç endüstrisi gibi) AB hukukuna dayalı taleplerde bulunduğu durumlarda, bu talepler nihai tüketicisinin çıkarları tarafından desteklenmektedir. AB hukuku temelinde açılan bu tür davalar, aslında pazar içindeki tüketici ilişkileri açısından kurgulanmaktadır. Sağlık hizmetleri elektronik iletişimle giderek daha fazla desteklendiğinden, AB sağlık hukukunun bu alanı da gelişmektedir ve daha da gelişme potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte, ayıplı ürünlerin tüketicilere verdiği zararlar için kusursuz sorumluluk getiren Ürün Sorumluluğu Direktifi<a href="#_ftn30" id="_ftnref30">[30]</a> de üye devletlere, ürünün dolaşıma girdiği tarihteki bilimsel ve teknik bilgi durumunun kusuru tespit etmek için yetersiz olduğu hallere istisna getirebileceği düzenlenmiştir. Bu durumun nedeninin, tüketicinin korunması ile endüstride yenilikçilik arasında bir denge sağlamak olduğu savunulmaktadır<a href="#_ftn31" id="_ftnref31">[31]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB iç pazar hukukunun hastalar ve sağlık sistemleri arasındaki ilişkilerin &#8216;tüketicileştirilmesine&#8217; ilişkin bazı etkileri, AB&#8217;nin bu alandaki en son yasal müdahalesi olan 2011/24/EU sayılı Sınır Ötesi Sağlık Hizmetlerinde Hasta Hakları Direktifi<a href="#_ftn32" id="_ftnref32">[32]</a> ile yumuşatılmıştır. Bu Direktifin ikili yasal dayanağı ABİHA&#8217;nın 114. maddesi (iç pazar) ve ABİHA&#8217;nın 168’inci maddesi (kamu sağlığı) olup, bir hizmetin alıcılarından ziyade hastalar ve sağlık hizmetleriyle ilgili bir kavramsallaştırmaya işaret etmektedir. Sağlık hizmetlerinin iç pazardaki hizmetlere ilişkin 2006/123/EC sayılı Genel Direktif&#8217;in<a href="#_ftn33" id="_ftnref33">[33]</a> dışında bırakılması da bu durumla tutarlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hastaları tüketici olarak tanımlayan ilk kişiler 1930&#8217;larda Amerikalı tıbbi ekonomistler olmuştur<a href="#_ftn34" id="_ftnref34">[34]</a>. Ancak bu kavramın Birleşik Krallık&#8217;ta yaygınlık kazanması 1960&#8217;ları bulmuştur. 1962&#8217;de kurulan Hastalar Derneği gibi hasta örgütleri ve 1956&#8217;da kurulan Tüketiciler Derneği gibi tüketici grupları, hastaların kendi tedavilerinde ve daha geniş anlamda sağlık hizmetleriyle ilgili kararlarda daha büyük bir rol oynamaları için lobi yapmak üzere tüketici ideolojisinden yararlandılar. Bu tür kuruluşların ilk amaçlarının başında hastalar için daha fazla özerklik geliyordu. 1960&#8217;larda hastalara hastalıkları ve hastalığın tedavisi hakkında çok az şey söylenmesi alışılmadık bir durum değildi. Uluslararası araştırma kılavuzlarının gelişimi ve biyoetiğin yükselişi, hasta özerkliği ilkesini yerleştirmek için katkıda bulundu. Hastaların daha fazla tüketici gibi davranması için, hasta grupları ve diğerleri de hastaların bilgiye daha iyi erişmesi gerektiğini kabul etti. Geçmişte, bireysel seçim genellikle daha fazla özerklik, şikayet edebilme, daha fazla bilgi alma ve hasta hakları gibi diğer önemli konulara göre ikincil bir endişe kaynağı olmuştur<a href="#_ftn35" id="_ftnref35">[35]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hekimler bir bütün olarak tıbbi tüketicilik yaklaşımından hoşlanmamakta ve birçok akademisyen de bu konuda şüpheci davranmaktadır. Tüketicilik, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki ilk günlerinden itibaren tıp dünyasında istenmeyen bir husus olmuştur. Hasta merkezli ve kişiselleştirilmiş bakım tıp mesleğinin onayını kazanmıştır, ancak tüketiciler olarak hastalar bu kadar olumlu karşılanmamaktadır. Doktrinde de bu konu farklı eleştirilere yol açmıştır. Hastaların hekim otoritesine meydan okumaları, hasta ve hekim arasındaki ilişkileri kötüleştirebileceği, uzun süreli çatışmalara yol açabileceği, hastaların tedavilere uyumunu azaltabileceği, odaklanılan hizmetin ticareti yapılabilen bir meta olamayacağı öne sürülmektedir<a href="#_ftn36" id="_ftnref36">[36]</a>. Ayrıca, hasta haklarının esasen tüketici hakları haline gelmesi durumunda, AB sağlık hukukunda sağlık haklarının insan hakları olarak tanınmasının azaldığı, AB Temel Haklar Şartları’nda da yer alan kolektif “sağlık hizmeti hakkı”nı da zayıflattığı ileri sürülmektedir. Çünkü bu hak kapsamında bireylerin sağlık kaynaklarına erişimi bir bireysel hak olarak yer alırken, bu perspektifin bunu zayıflattığı savunulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketicilerin isteklerinin onların en çok yararına olacağına dair tüketimci argümanları tıp uzmanlarının kabul etmesi zordur. Tüketici teriminin sağlık hizmetlerindeki değişiklikleri anlamada sınırlı bir değere sahip olduğunu, karşılıklı beklentilerin özgürce iletilmesine olanak tanıyan olumlu, uzun vadeli, saygılı klinik ilişkiler arzusu da dahil olmak üzere tüketiciler (hastalar) ve sağlayıcılar (profesyoneller) arasındaki güveni sarstığı ileri sürülmektedir. Politika yapıcılar hastaların seçimini savunduklarını iddia ederken, bazı sağlık profesyonelleri Google veya diğer internet aramaları ile yanlış bilgilendirilen hasta-tüketicinin &#8220;yanlış&#8221; şeyler talep ettiğinden şikayet etmektedir<a href="#_ftn37" id="_ftnref37">[37]</a>. Sağlık politikalarını belirleyenler, daha geniş bir nüfusun ihtiyaçlarını dengelerken bireysel hasta-tüketicilerin isteklerini karşılama zorluğuyla karşı karşıyadır. Hekimleri tetikte tutmak için daha fazla dava sorumluluğuyla karşı karşıya bırakılmalarını önermenin, hekim/hasta ilişkisini baltalayacıyı bir girişim olduğu, tıbbi çalışmaların çoğunun hassas ve gizli doğası, kamu sırrının ve mesleki itibarının önemi nedeniyle böyle bir eylemin, hekimleri görevlerini yerine getirmede zorlaştıracağı öne sürülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar doktrinde eleştirilerse de akademisyenler tarafından tıbbi tüketiciliğin avantajlarına değinilen görüşler olduğu da görülmektedir<a href="#_ftn38" id="_ftnref38">[38]</a>. Sağlık hizmetlerinde tüketicilik sürecinde hastaların profesyonel otoritenin bazı yönlerine meydan okumaya başladığı, tüketicilerin genellikle seçeneklere sahip olduğu ve maliyetlerin kontrol altına alınmasına olanak sağladığı, bakım kalitesinin iyileştirilmesine, klinik araştırma ve savunuculuk faaliyetlerine katılınmasını arttırdığı ve sağlık hizmetlerinin verimliliğini artırmaya teşvik edildiği ileri sürülmektedir. Özel tıbbın hızla genişlemesi hususunun tüketici seçimini teşvik ediyor olduğu, hekimleri tarafından daha iyi hizmet verildiği ve rekabetçi standartları koruduğu da savunulmaktadır<a href="#_ftn39" id="_ftnref39">[39]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada, hekim-hasta ilişkileri tüketici işlemi olarak incelenerek hem Türk hukuku hem de Avrupa Birliği perspektifinden irdelenmiştir. Türk hukukunda, hekim ile hasta arasındaki ilişkinin mahiyeti ve bu ilişkiye dair sözleşmesel yükümlülükler, genellikle bağımsız çalışan hekimlerle sınırlı olarak vekâlet sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde, özellikle bağımsız çalışan hekimler arasındaki hekim-hasta ilişkisi, genellikle vekalet sözleşmesi olarak kabul edilse de özellikle estetik amaçlı yapılan cerrahi müdahalelerde eser sözleşmesi hükümleri uygulanabilmektedir. Diğer taraftan, hekim-hasta ilişkisinin tüketici işlemi olarak değerlendirilmesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında mümkündür. Dolayısıyla, tüketici hakem heyetleri veya tüketici mahkemelerine başvuru yapma hakkı söz konusu olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği perspektifinde, AB hukuku hastaları tüketiciler olarak değerlendirmekte ve sağlık hizmetlerini bir tüketici hizmeti olarak kavramsallaştırmaktadır. AB iç pazar hukuku, hastaların sağlık hizmetlerinden sınırsızca faydalanma haklarını güvence altına almaktadır. Ancak, tüketicilik kavramının hastalar üzerinde olumlu bir etkisi olup olmadığı, bu yaklaşımın hekim-hasta ilişkisi üzerindeki etkileri, tartışmalı bir konu olarak durmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, 1960’lı yıllardan itibaren ortaya çıkan sağlık hizmetlerine tüketici perspektifinden bakılması, hastaların tedavilerinde gerekli bilgiye sahip olabilmeleri, özerkliklerinin arttırılması ve hak ettikleri hizmetleri alabilmeleri ile bunun savunuculuğunu yapabilmeleri amacıyla ortaya çıkmıştır. Günümüzde bu durumun tüketici bakış açısıyla ele alınmasının da gerek sağlık hizmetleri gerekse de tüketici konumundaki hastaların korunması açısından birçok avantajı bulunmaktadır. Hastaların tüketici kapsamında değerlendirilmesi ve özel tıp hizmetlerinin gelişmesiyle birlikte, bu bakış açısının rekabeti arttırıcı, kaliteli hizmetin sunulmasına teşvik edici yönleri sağlık sistemlerinin daha iyi hale gelmesine yol açmaktadır. Diğer taraftan, mahkemelere başvurmanın masraflı olması, uzun süren yargı süreçleri gibi olumsuzluklar hekim-hasta ilişkilerinin tüketici işlemi sayılmasıyla birlikte tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinde uyuşmazlığın çözüm yoluna hızlı, masrafsız ve kolay bir şekilde erişimin sağlanması ile bir nebze de olsa giderilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, konunun tüketici boyutuyla ele alınmasının güvene dayalı hekim-hasta ilişkisini temelden sarsacağı, hekimlerin mesleklerine yerine getirirken hareket etme alanlarını sınırlandıracağı, hekimlerin yanlış bilgi sahibi hastalarca yanlış tedavi talepleriyle karşılaşmaları ve sağlığa erişim hakkının insan hakkı boyutundan uzaklaşılması sonucunu doğurabileceği tartışmalarını da göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu bağlamda, hekim ile hasta ilişkisinin tüketici işlemi olarak kabulüne kıyasla ilgili alanın daha bilimsel ve karmaşık yapısından ve hasta ile hekim ilişkisinin metalaştırılamaz doğasından dolayı hekimlik sözleşmesinin kendine özgü bir sözleşme olarak yeniden kavramlaştırılması ve hekim-hasta ilişkisine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün tıp alanında uzmanlaşmış “Tıp İhtisas Mahkemesi” gibi özel nitelikli mahkemelerce sağlanmasının daha uygun olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ARSLAN, Firdevs. (2020), “Hekimin Sorumluluğunun Belirlenmesi Bakımından Hekim ile Hasta Arasındaki İlişkinin Hukuki Mahiyeti”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi. Cilt 26, Sayı 1, s.400-422.</p>



<p class="wp-block-paragraph">HERVEY, Tamara K., MCHALE, Jean V. (2015) “European Union Health Law&nbsp;<em>Themes and Implications</em>”, Cambridge University Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İPEKYÜZ YAVUZ, Filiz. (2015). “Hekimin Tazminat Sorumluluğu”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 20, Sayı 33, s.19-61.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KÖK, Ahmet Nezih. (2015). “Hekim &#8211; Hasta İlişkisi Tüketici Hukuku Anlayışı İle Bağdaşır Mı?”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi. Cilt 1, Sayı 5, s.605-616.</p>



<p class="wp-block-paragraph">LLIFFE, Steve, MANTHORPE, Jill (2020). “Medical Consumerism in the UK, From ‘Citizen’s Challenge’ To The ‘Managed Consumer’—A Symbol Without Meaning?”, Health Expect. S.24, s. 182–187.</p>



<p class="wp-block-paragraph">LLOYD, Peter, LUPTON, Deborah, DONALDSON, Cam (1991). “Consumerism in the Health Care Setting: An Exploratory Study of Factors Underlying The Selection And Evaluation Of Primary Medical Services” Australian and New Zealand Journal of Public Health, C.15, S.3, s.194-201.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MAARTEN, Hajer, LAWS, David (2006). “Ordering Through Discourse’ in Moran”, Oxford Handbook of Public Policy, Oxford University Press.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MOLD, Alex (2015). “Making British Patients İnto Consumers”, The Art Of Medicine, C.385, S.9975, s.1286-1287.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÖZMUMCU, Seda. (2015). “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Hükümleri ve Yargıtay Kararları Çerçevesinde Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanına Giren Uyuşmazlıklara Genel Bir Bakış”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 16, s. 831-871.</p>



<p class="wp-block-paragraph">PETEK, Hasan. (2014). “Tıbbî Müdahalelerden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Uygulanması”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. Cilt 15, Özel S., s.969-1017.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YÖRDEM, Yılmaz. (2019). “Hekimin Hatalı Tıbbi Uygulamaya Bağlı Hukuki Sorumluluğu”, TAAD, Yıl 11, Sayı 39, s.129-155.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.olcuhukuk.com.tr/hasta-ile-hekim-arasindaki-hukuki-iliskinin-mahiyeti">https://www.olcuhukuk.com.tr/hasta-ile-hekim-arasindaki-hukuki-iliskinin-mahiyeti</a> Erişim Tarihi: 01/11/2023</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.corpus.com.tr/">https://www.corpus.com.tr/</a> Erişim tarihi: 01/11/2023</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> YÖRDEM, 2019: s.132.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a>&nbsp; AYAN, 199: s. 5. Akt. İPEKYÜZ, 2015 s. 19.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Hasta Hakları Yönetmeliği, Resmî Gazete Tarihi: 01.08.1998 Resmî Gazete Sayısı: 23420.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn4" href="#_ftnref4">[4]</a> ARSLAN,2020: s.400-401. <a href="http://www.olcuhukuk.com.tr">www.olcuhukuk.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Resmî Gazete Tarihi: 28.11.2013, Resmî Gazete Sayısı: 28835.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> ÖZMUMCU, 2015: s.867. PETEK, 2014: s.972. İPEKYÜZ, 2015: s.24.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn7" href="#_ftnref7">[7]</a> KÖK, 2015: s. 610. <a href="http://www.olcuhukuk.com.tr">www.olcuhukuk.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023. İPEKYÜZ, 2015: s. 24. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2002/13-1011, K. 2002/1047 T. 11.12.2002; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/13-669 K. 2020/346 T. 4.6.202025. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn8" href="#_ftnref8">[8]</a> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/592 K. 2022/356 T. 22.03.2022.  <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> ARSLAN, 2020: s. 403.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> ARSLAN, 2020: s. 403.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> YÖRDEM, 2019: s.133.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn12" href="#_ftnref12">[12]</a> <a href="http://www.olcuhukuk.com.tr">www.olcuhukuk.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a>ARSLAN, 2020: s. 404. YÖRDEM, 2019: s.135.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn14" href="#_ftnref14">[14]</a> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/(13)3-849 K. 2021/1385 T.11.11.2021. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 1991/8375 K. 1991/14336 T. 18/11/1991, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/5920 K.  2016/9175 T.17.10.2016. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn15" href="#_ftnref15">[15]</a> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2020/592 K. 2022/356 T.22.03.2022. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a> Resmî Gazete Tarihi: 04.02.2011, Resmî Gazete Sayısı: 27836.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> YÖRDEM, 2019: s. 135. ARSLAN, 2020: s. 410. KÖK, 2015: s. 610.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> PETEK, 2014: s.990.; KÖK, 2015: s.610.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a> ARSLAN, 2020: s. 412- 413.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> YÖRDEM, 2019: s. 135.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn21" href="#_ftnref21">[21]</a> Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2006/4800 K.2007/5945 T.03.10.2007. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> KÖK, 2015: s. 609.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn23" href="#_ftnref23">[23]</a> ÖZMUMCU, 2015: s. 863. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi   E. 2016/23304 K. 2019/11117 K., Yargıtay 13. Hukuk Dairesi   E.2016/31244 K. 2019/12793. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn24" href="#_ftnref24">[24]</a> Yargıtay 11.Hukuk Dairesi E. 2018/4358 K. 2018/6839 T.07.11.2018. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn25" href="#_ftnref25">[25]</a> Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2013/1177 K.2013/9534 T.15.04.2013. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi T.24.01.2013 E. 2021/22501 K. 2013/1065. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E. 2005/ 7314 K. 2005/ 9444 T. 08.07.2005. <a href="http://www.corpus.com.tr">www.corpus.com.tr</a> Erişim tarihi: 01/11/2023.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[26]</a> Hajer ve Laws, 2008: s.251-268.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[27]</a> Hervey ve McHale, 2015: s.74.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref28" id="_ftn28">[28]</a> Treaty on the Functioning of the European Union (TFEU), 1957.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref29" id="_ftn29">[29]</a> Hervey ve McHale, 2015: s.81.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref30" id="_ftn30">[30]</a> 85/374/AET sayılı Direktif, RG. L 210/29.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref31" id="_ftn31">[31]</a> Hervey ve McHale, 2015: s.99.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref32" id="_ftn32">[32]</a> 2011/24/EU sayılı Direktif, RG. L 88/45.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref33" id="_ftn33">[33]</a> 2006/123/AT sayılı&nbsp;Direktif, RG. L 376/36</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref34" id="_ftn34">[34]</a> Mold, 2015: s. 1286.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref35" id="_ftn35">[35]</a> Mold, 2015: s. 1286.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref36" id="_ftn36">[36]</a> Iliffe ve Manthorpe, 2020: s.183.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref37" id="_ftn37">[37]</a> Mold, 2015: s. 1286.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref38" id="_ftn38">[38]</a> Haug ve Lavin, 1983.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref39" id="_ftn39">[39]</a> Llyod, Lupton ve Donaldson, 1991: s.194.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Projelerinin Kurumsal Altyapısı: Hollanda Gümrük İdaresi Üzerine Bir İnceleme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/yapay-zeka-projelerinin-kurumsal-altyapisi-hollanda-gumruk-idaresi-uzerine-bir-inceleme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gül Öztürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:20:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Tespit Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda Gümrük İdaresi]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Görüntü Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji Uygulama Çerçevesi]]></category>
		<category><![CDATA[X-Ray]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6928</guid>

					<description><![CDATA[Bu çalışma, dünyada gümrük alanında iyi uygulama örneklerinden biri olarak bilinen Hollanda Gümrük İdaresi’nin (HGİ) yapay zekâ (YZ) projelerinin kurumsal altyapısını, kurumun X-Ray imajlarında otomatik anomali tespiti pilot projesinden hareketle incelemektedir. Söz konusu inceleme, kamu sektöründe bilgi sistemleri projeleri ile gelen kurumsal değişimi açıklamak için geliştirilen Teknoloji Uygulama Çerçevesi’ni (Technology Enactment Framework) (Fountain, 2001) kuramsal çerçeve olarak kullanmaktadır. Bu kapsamda, HGİ’deki YZ projelerinin tasarım ve uygulama aşamalarını kolaylaştıran politika ve yaklaşımlar, kurumsal yapılar ve personel yönetimi stratejileri gibi konular ele alınmıştır. Çalışmanın temel hedefi, halihazırda oldukça kısıtlı olan kamu sektöründe YZ girişimleri akademik literatürüne katkıda bulunmak ve YZ projelerinin tasarım ve uygulama aşamalarında kamu kurumlarının faydalanabileceği politika önerileri sunabilmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışma, dünyada gümrük alanında iyi uygulama örneklerinden biri olarak bilinen Hollanda Gümrük İdaresi’nin (HGİ) yapay zekâ (YZ) projelerinin kurumsal altyapısını, kurumun X-Ray imajlarında otomatik anomali tespiti pilot projesinden hareketle incelemektedir. Söz konusu inceleme, kamu sektöründe bilgi sistemleri projeleri ile gelen kurumsal değişimi açıklamak için geliştirilen Teknoloji Uygulama Çerçevesi’ni <em>(Technology Enactment Framework)</em> (Fountain, 2001) kuramsal çerçeve olarak kullanmaktadır. Bu kapsamda, HGİ’deki YZ projelerinin tasarım ve uygulama aşamalarını kolaylaştıran politika ve yaklaşımlar, kurumsal yapılar ve personel yönetimi stratejileri gibi konular ele alınmıştır. Çalışmanın temel hedefi, halihazırda oldukça kısıtlı olan kamu sektöründe YZ girişimleri akademik literatürüne katkıda bulunmak ve YZ projelerinin tasarım ve uygulama aşamalarında kamu kurumlarının faydalanabileceği politika önerileri sunabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Yapay Zekâ, Gümrük Tespit Teknolojileri, X-Ray, Otomatik Görüntü Analizi, Hollanda Gümrük İdaresi, Teknoloji Uygulama Çerçevesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapay zekâ (YZ), gerek vatandaşlara ve paydaşlara yüksek kaliteli hizmetler sunmak gerekse hızla değişen operasyonel süreçlere daha çabuk yanıt vermek için kamu kurumları tarafından son yıllarda üzerinde yoğun olarak çalışılan alanlardan biridir (Mikalef vd., 2023). Her ne kadar özel sektör YZ uygulamalarını iş süreçlerine dahil etme noktasında kamu sektöründen bir adım daha önde olsa da, kamu kurumları da bu alanda gelişme kaydetmeye başlamıştır (Berryhill vd., 2019).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu sektöründe teknolojiyi yoğun olarak kullanan ve YZ uygulamalarını hayata geçiren kurumlardan biri de gümrük idareleridir. Bugün, önceki dönemlere göre artan hareketlilikle tanımlanan bir dünyada yaşamamız ve eşya, hizmetler ve bireylerin ulusal sınırları aşan hızlı hareketi, sınırların gözetim ve kontrolü açısından yeni zorlukları da beraberinde getirmiştir (Rahman, 2021). Günümüzde küresel ticaret hacmi, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması&#8217;nın erken yıllarında gözlemlenen miktarın yaklaşık 45 katı olup 1950&#8217;den 2022&#8217;ye kadar %4500 kadar artış göstermiştir (WTO, 2022). Bu büyük artış aynı zamanda sınır geçiş noktalarını potansiyel yasadışı faaliyetlerin odak noktası haline getirmiştir. Küresel ekonomiye yıllık 2 trilyon doları aşan bir kayıp yaşatan ve bu ekonominin tahmini %3&#8217;ünü tüketen yasadışı ticaret, küresel kalkınma gündemini de sekteye uğratmaktadır (UNCTAD, 2020). Öte yandan, terörizmi de içeren sınır ötesi organize suçlar, özellikle de 11 Eylül saldırıları, “gümrük tedarik zinciri güvenliği paradigmaları” konseptinin gelişimine vesile olan bir dönüm noktası olmuş ve uluslararası ticaretin güvenli akışı için, gümrükler tarafından fiziki müdahalesiz kontrol teknolojilerinin kullanımını da içeren, ek politika ve standartlarının geliştirilmesinin yolunu açmıştır (Ireland, 2009). Özetle, zaman içerisinde gümrüklerin vergi toplama, kamu sağlığı ve güvenliğini koruma gibi tarihi rollerine yasal ticareti kolaylaştırma, küresel tedarik zincirlerine destek olma, yasadışı ticareti önleme ve salgınlar veya doğal afetlere zamanında yanıt verme gibi sorumluluklar da eklenmiştir (Matsudaira ve Koh, 2022). Bu noktada gümrük tespit teknolojileri, gümrük idarelerinin, suç faaliyetlerini tespit ederken ticaret akışını da sürdürmesinde oldukça önemli bir rol oynamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. GÜMRÜKLERDE YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük ve sınır kontrollerinde YZ’nin kullanılması birçok fayda sağlamaktadır. YZ; veri işleme, patern tespiti ve risk tahmini konularında insanlardan daha kısa sürede ve daha yüksek doğrulukla sonuç verebilmektedir. Gümrük kontrolleri özelinde YZ’nin başlıca faydaları arasında; daha iyi risk yönetimi, profil oluşturma, gümrük denetimlerini kolaylaştırma, anomali tespiti, gelecekteki trendleri tahmin etme, X-Ray imajlarında kaçak eşya tespiti sayılabilir (WTO ve WCO, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">En genel hatlarıyla; risk analizi, tarama ve fiziki kontrol olarak sınıflandırabileceğimiz üç aşamalı gümrük kontrol sürecinin X-Ray taraması aşamasında, görüntü analizi operatörünün rolü kritik olup uyuşturucu, silah, sigara gibi yasaklı maddeleri tespit etme yeteneği hala büyük ölçüde operatörlerin beceri ve uzmanlığına dayanmaktadır (Michel vd., 2014). Öte yandan, yukarıda da bahsedildiği üzere, gümrük idarelerinin artan ve kapsamı genişleyen iş yükü göz önüne alındığında, son birkaç yılda makine öğrenmesi (MÖ) temelli YZ’nin görüntü analiz sürecinin bir parçası haline gelmesi için gümrük idareleri bir dizi proje hayata geçirmektedir. YZ algoritmaları ile yasaklı maddenin görüntüdeki yerinin ve türünün, bazen de başarım oranının (örneğin, görüntüde %80 olasılıkla uyuşturucu olduğu) otomatik olarak tespit edilmesi hedeflenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ’nin görece yeni bir alan olması ve sonuçlarının hızlıca görülmesine imkân olmaması, kamu kurumlarının YZ’ye karşı tutumları ve YZ’yi uygulama motivasyonlarında farklılıklara sebep olmaktadır. Gümrük idareleri, gümrük kontrollerinde risk tespiti konusundaki ortak zorluklara ve YZ teknolojisini uygulamaya genel anlamda istekli olmalarına rağmen, bu teknolojinin benimsenme düzeyi bir idareden diğerine farklılık göstermektedir. Örneğin, Yıkıcı Teknolojiler Üzerine Çalışma Raporu’na (WTO ve WCO, 2022) göre, gümrük idarelerinin %44&#8217;ü halihazırda veri analitiği, YZ/MÖ veya her ikisini de kullanırken, %23’ünün bu teknolojileri kullanma niyeti bulunmamaktadır. Kalan %33’lük kısım ise bu teknolojilerin kullanımını önümüzdeki dönem için planlamalarına dahil etmektedir. Aynı raporda yer verilen ve 94 gümrük idaresinin katıldığı bir anket ise, YZ projelerinin uygulanmasındaki temel zorlukların; uzmanlık eksikliği, iyi uygulamaların azlığı, mevcut eski sistemlerle entegrasyonun zorluğu, başkaları tarafından kullanılan sistemlere karşı ilgi ve takip eksikliği, [yapay zekâyı destekleyen] hükümet stratejileri ve diğer yasal düzenlemelerin eksikliği ile yüksek maliyetler olduğunu göstermiştir (Şekil-1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil-1: Gümrüklerde Büyük Veri, Veri Analitiği, Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesinin Benimsenmesinin Önündeki Başlıca Engellere İlişkin Anket Sonuçları</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="945" height="572" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_1.png" alt="" class="wp-image-6963" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_1.png 945w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_1-300x182.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_1-768x465.png 768w" sizes="(max-width: 945px) 100vw, 945px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak:WTO &amp; WCO, Yıkıcı Teknolojiler Üzerine Çalışma Raporu, 2022, s.73.</em></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2.1 X-RAY GÖRÜNTÜLERİNDE OTOMATİK ANOMALİ TESPİTİNE GENEL BİR BAKIŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idarelerinin YZ’den yararlandığı alanlardan biri de otomatik görüntü analizi modellerinin geliştirilerek tarama aşamasında etkinliğin artırılmasıdır. Çalışmanın amacına binaen, HGİ’nin YZ’yi destekleyen kurumsal alt yapısına geçmeden önce X-Ray imajlarının otomatik analizinin teknik arka planına kısaca değinmekte fayda görülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türüne göre değişmekle birlikte, bir tarama sistemi tipik olarak saatte yaklaşık 35 ila 60 konteyner tarayabilirken, bir sonraki aşama olan tarama görüntülerinin analizi, deneyimli operatörler için bile zorlu bir iştir. Bu aşamada, operatörün analiz süresi birçok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Örneğin, özellikle eşyanın çeşitlilik gösterdiği konteynerlerde görüntünün üst üste binen eşyadan ve farklı tonlardan oluşması analiz sürecini karmaşıklaştırmaktadır. Bu karmaşıklık göz önüne alındığında, operatörün göz yorgunluğu ile daha da güçleşen bazı insani faktörler nedeniyle yasadışı kargonun tespit edilememe olasılığı artabilmektedir (Matsudaira ve Koh, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ destekli görüntü analizi yeni bir çözüm olsa da, X-Ray operatörlerinin performansı ve karar verme davranışlarını etkileyen bilişsel süreçler üzerine yapılan akademik çalışmalar 1988 yılına kadar uzanmaktadır. Söz konusu çalışmalar öncelikle havacılık güvenliği sektöründe başlamış, daha sonra gümrük alanında da yapılmaya başlanmıştır. Havacılık sektörü üzerine yapılan bu ilk araştırmalar, insanların tekrarlanan görevlerde zamanla zorlanmaya başladığını ve X-Ray operatörlerinin performansının sadece 10 dakika sonra bile azalabildiğini göstermiştir. &nbsp;Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) yaptığı bir araştırma, araştırmaya katılan operatörlerin kısa bir süre sonra %22&#8217;sinin el bagajlarına yerleştirilen silahları tespit etmede başarısız olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmalar sonucunda, tekrarlama, kayıtsızlık, yetersiz eğitim, düşük ücret ve yorgunluk gibi faktörlerin insan hatalarına yol açabildiği görüldüğünden analiz süreçlerinin olabildiğince otomize edilmesini sağlayacak teknolojik çözümler geliştirilmeye başlanmıştır. Bu alanda son zamanlarda yapılan çalışmalar ise, modellerin başarısına ek olarak, operatörlerin YZ modeli tarafından verilen kararlara güvenip güvenmediğine odaklanmış ve açıklanabilir YZ modellerine daha fazla güvenme eğiliminde olduklarını göstermiştir (Vukadinovic ve Anderson, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Otomatik algılama, taranan görüntülerin daha hızlı ve hassas bir şekilde analiz edilmesini sağlayarak görüntü analiz sürecini kolaylaştırma potansiyeline sahip bir teknolojidir. Halihazırda otomatik tespitten, bir karar destek mekanizması olarak, <strong>“destekli görüntü seçimi”</strong> <em>(assisted selection)</em> ve <strong>“destekli görüntü analizi”</strong> <em>(assisted inspection)</em> için yararlanılmaktadır (Şekil-2). Destekli görüntü seçiminde, otomatik görüntü analizi risk değerlendirmesinin bir türü olarak faaliyet gösterir. Tüm kargoların taranması sonucunda, kontrol edilecek riskli kargolar model tarafından tespit edilir ve böylece operatörler üzerindeki iş yükü azalır. Destekli görüntü analizinde ise, riskli olarak seçilen kargonun taranmasından sonra, görüntü analiz aşamasında, modelin riskli bölgeyi işaretleyip tehdidin türüne ilişkin de operatöre bilgi vererek, analiz sürecini daha verimli hale getirmesi sağlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil-2: Otomatik Görüntü Analizinin Kullanıldığı İki Ana Alan</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="444" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_2-1024x444.png" alt="" class="wp-image-6964" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_2-1024x444.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_2-300x130.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_2-768x333.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_2.png 1158w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak:</em><strong> </strong><em>Rogers vd.., 2016, p.4.</em></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bu şekil aynı zamanda otomatik tespitin teknik bileşenleri olan görüntü ön işleme ve görüntü anlamayı da açıklamaktadır. Görüntü ön işleme, hem operatörlerin hem de algoritmaların görüntüyü anlamasına yardımcı olmak için görüntü manipülasyonu, düzeltme, gürültüden arındırma, malzeme ayrımı, segmentasyon ve risk projeksiyonu gibi tekniklerin görüntüye uygulanmasını kapsar. Görüntü anlama ise, görüntünün içeriğine dayalı karar verme süreçleriyle ilgilidir ve otomatik tehdit algılama <em>(automated threat detection)</em> ve otomatik içerik doğrulama <em>(automated content verification)</em> alt bölümlerine ayrılır (Rogers vd., 2016).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Destekli seçim, tüm paketlerin/konteynerlerin taranmasını gerektirmektedir. Gümrük kontrolleri bakımından, otomatik görüntü analizi araştırmaları ise daha çok destekli analiz üzerine odaklanmıştır (Rogers vd., 2016). Destekli analiz modelleri, imaj üzerindeki ilgi bölgelerini <em>(region of interest, RoI)</em> otomatik olarak oluşturarak operatöre güvenlik veya gümrük açısından riskli unsurları göstermektedir. Böyle bir model geliştirme süreci üç ana adımdan oluşmaktadır: Görüntü toplama, görüntülerin özelliklerini tanımaya yönelik öğrenme süreci, şüpheli özelliklerin otomatik olarak tespit edilmesi ve analizin hedefi olarak işaretlenmesi. Bununla birlikte, taranan görüntü veri tabanlarında, tehdit oluşturmayan görüntülere kıyasla tehdit oluşturan görüntülerin sayıca azlığı, makine öğrenmesi sürecini sekteye uğratarak otomatik tespit algoritmalarının doğruluğunu olumsuz etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır (Matsudaira ve Koh, 2022). &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. KAMU SEKTÖRÜNDE YAPAY ZEKÂ GİRİŞİMLERİ LİTERATÜRÜ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Akademik araştırma perspektifinden bakıldığında, kamu kurumlarının YZ gibi kilit teknolojileri etkin bir şekilde kullanma kapasitesini nasıl geliştirdiği ve iç ve dış faktörlerin bu kapasiteleri nasıl şekillendirdiği konusunda hala teori eksikliği bulunmaktadır (Schaefer vd., 2021; Mikalef, 2022). Öte yandan, uygulama odaklı bir perspektiften bakıldığında, kamu kurumları, yeni dijital teknolojilerin kullanımı yoluyla verimliliği ve hizmet kalitesini artırmak için sürekli artan bir baskı altındadır (Urbach ve Röglinger, 2018).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu sektörü için görece yeni bir kavram olan YZ’ye ilişkin literatürün kısıtlı olması ve YZ uygulamalarını mevcut iş süreçlerine entegre etmenin, sistemlerin teknik başarısından çok daha fazlasını kapsaması, kamu kurumlarının bu uygulamaları hayata geçirmesini güçleştirebilmektedir. Bu anlamda YZ; uygulamaların yasal dayanağı, YZ uygulamasını hayata geçirecek kurumsal yapılar ve personel yönetimi gibi alanları içerecek şekilde çok yönlü ele alınması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ uygulamalarını farklı perspektiflerden inceleyen literatür çalışmalarını üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; YZ’nin tüm bileşenlerini bir ekosistem olarak gören makro seviye (sistem yaklaşımı), kurumların YZ kapasitelerini çalışan mezo seviye (organizasyonel yaklaşım) ve YZ’nin personel yönetimine ve kurumun alt birimlerine getireceği değişiklikleri ele alan mikro seviye yaklaşımlardır (Öztürk, 2023). Bu çalışma, dünyada gümrük alanında iyi uygulama örneklerinden olan Hollanda Gümrük İdaresi’nin (HGİ) otomatik tespit projelerinden hareketle, YZ’yi iş süreçlerine nasıl dahil ettiğini <strong>mezo/kurumsal seviyede bir analiz yaparak</strong> açıklamaya çalışmaktadır. Bununla birlikte, kurumsal düzeydeki çalışmalar, makro ve mikro seviyede yapılan çalışmaların etkilerini de, ara seviye bir çalışma alanı olması sebebiyle, bünyesinde barındırmakta olup bu seviyeleri kalın çizgilerle ayırmak pek mümkün olmamaktadır. Örneğin, makro seviye çalışmaların konusu olan ulusal bir YZ stratejisinin varlığı veya mikro seviye çalışmaların konusu olan personelin YZ uygulamalarını benimseyip benimsememesi, kurumsal düzeydeki yapıları da etkilemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. ÇALIŞMANIN KURAMSAL ÇERÇEVESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışma, Jane Fountain’ın (2001) kamu sektöründe yürütülen bilgi teknolojileri projelerini açıklamak için geliştirdiği <strong>Teknoloji Uygulama Çerçevesi’ni</strong> (TUÇ) kuramsal çerçeve olarak kullanmaktadır. Kurumların istikrarına ve eylem üzerindeki sınırlayıcı gücüne odaklandıkları için mevcut kurumsal teorilere eleştirel yaklaşan Fountain (2001), kurumsal <em>devamlılığın</em> yerine kurumsal <em>değişimi </em>açıklama gayesiyle Teknoloji Uygulama Çerçevesi’ni (TUÇ) geliştirmiştir (Şekil-3). Fountain’in temel katkısı, “uygulanan teknoloji” terimini geliştirilerek “nesnel” ve “uygulanan” teknoloji arasındaki farkı belirtmesidir. Nesnel teknoloji, teknolojinin kendisi ve somut bileşenlerini (internet, donanım ve yazılım gibi) ifade ederken daha geniş bir kapsama sahip olan uygulanan teknoloji, kullanıcıların nesnel teknolojiye yönelik algılarını içerir (Fountain, 2004). Uygulanan teknoloji kayramı ile, nesnel teknolojinin kurumlar tarafından nasıl “algılandığı, tasarlandığı, uygulandığı ve kullanıldığı” incelenmektedir (Fountain, 2001). Bu çalışma açısından, YZ nesnel teknolojiyi, HGİ’nin bu teknolojiyi hangi idari düzenlemeler ve kurumsal yapılara dayanarak tasarladığı ve uyguladığı ise uygulanan teknolojiyi ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TUÇ’un kurumsal yapılar (örgütsel biçimler), kurumsal düzenlemeler ve sonuçlar olmak üzere üç temel bileşeni vardır. İlk bileşen olan kurumsal yapılarla ilgili olarak Fountain (2001) iki tür örgütlenme biçiminden bahsetmektedir: Geleneksel bürokratik yapılar ve daha esnek olan ağ yapıları <em>(networks)</em>. Birçok kamu kurumu hala hiyerarşi ve standardizasyon gibi ilkelerin hâkim olduğu tek bir kurum olarak örgütlenmesine rağmen, farklı kurumlar arasında iş birliği de kurulan ağlar aracılığıyla yaygınlaşabilmektedir. İkinci bileşen; yasal, resmi, kültürel, bilişsel normlar gibi kurumsal düzenlemelerdir. Üçüncü olarak, TUÇ’un son aşaması proje sonuçlarıdır. Bir teknolojinin iş süreçlerine dahil edilmesinin sonuçlarının belirgin hale gelmesi, yani projenin meyvelerinin alınması, uzun zaman alabilmektedir. Ek olarak, teknoloji projeleri, belirsiz, çoklu ve beklenmedik olmak üzere çeşitli sonuçlar doğurabilmektedir. Projenin çıktıları; kurumsal düzenlemeler, yapılar, nesnel ve uygulanan teknoloji gibi TUÇ’un diğer unsurları üzerinde de etkili olabilmektedir (Fountain, 2001). Böylelikle TUÇ, salt sonuç odaklı olmaktan ziyade bileşenler arasındaki karşılıklı etkileşimi açığa çıkaran dinamik bir süreci göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil-3: Teknoloji Uygulama Çerçevesi</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="924" height="497" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_3.png" alt="" class="wp-image-6962" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_3.png 924w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_3-300x161.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_3-768x413.png 768w" sizes="(max-width: 924px) 100vw, 924px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak:</em> <em>Fountain, 2001, s.91.</em></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. TEKNOLOJİ UYGULAMA ÇERÇEVESİ EKSENİNDE HOLLANDA GÜMRÜK İDARESİ İNCELEMESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmanın HGİ’deki YZ projelerini ele alması tesadüfi değildir. HGİ, lojistik alanındaki uluslararası değerlendirmelerde sürekli olarak ilk üçte ve gümrük işlemlerinde ilk beşte yer alarak dünya genelinde iyi uygulama örneği gümrük idarelerinden biri olarak ün kazanmıştır (World Bank, 2023). Ayrıca, hem AB hem de DGÖ seviyesinde teknik uzman gruplarında ve araştırma projelerinde öncü bir rol üstlenmektedir (WCO, 2019; PEN-CP, 2021). Örneğin, otomatik tehdit tanımlama konusundaki ilk projelerden olan ACXIS<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> projesine katılan idarelerden biri Hollanda’dır (European Commission, 2015). Aynı zamanda, AB&#8217;deki en yoğun trafik hacmine sahip limanı olan Rotterdam Limanı Hollanda’da bulunmaktadır (Dutch Customs, 2022) ve burada otomatik anomali tespitinin gümrük kontrollerini önemli ölçüde dönüştürmesi beklenmektedir. TUÇ kapsamında yapılan incelemede, idarenin YZ’ye ilişkin kurumsal altyapısının, pilot projelerin tasarım ve uygulama aşamalarını ve mevcut proje çıktılarını nasıl etkilediği ele alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5.1 Hollanda Gümrük İdaresi’ndeki İdari Düzenlemeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hollanda Gümrük İdaresi’nin YZ projelerine zemin hazırlayan politika belgeleri, üst düzey ve ikincil politika belgeleri olarak iki grupta toplanabilir. Üst düzey politika belgeleri, idarenin temel vizyon ve hedeflerini ortaya koyarken, ikincil belgeler daha detaylı olarak teknoloji ve inovasyona özel hedeflere yer vermektedir. Bu kapsamda, İdarenin <strong>Çok Yıllı Stratejik Planı</strong> <strong>(2020-2025)</strong> başlıca politika belgesi olup “veri odaklı bir kurum olma”yı <em>(Becoming a Data-Driven Organization; </em><em>Data-Gedreven Organisatie) </em>kurumun ana hedeflerinden biri olarak belirlemiştir (Dutch Customs, 2021, s.16). “İnovasyonun DNA&#8217;larında olduğu”nu vurgulayan idare, inovasyonu uzun vadeli bir çaba olarak görmektedir (Dutch Customs, 2022, s.5). Ayrıca <strong>“Sınırları Zorlama Vizyonu”</strong> <em>(Pushing Boundaries Vision-Visie Grensverleggend)</em> ve <strong>“Katmanlı Kanun Uygulama Yaklaşımı”</strong> <em>(Layered Enforcement Approach-Gelaagde Handhaving)</em>, ticareti kolaylaştırmanın tehditleri tespit etmek kadar önemli olduğunu vurgulayarak YZ tabanlı otomatik tespiti kurumun önceliklerinden biri haline getirmiştir (Dutch Customs, 2021, ss.11-12; Dutch Customs, 2022, s.15; Dutch Customs, t.y.). Bu iki yaklaşım, bürokratik engellerin ve tacirlerin kontrolünün asgari düzeyde tutulması ilkesini benimsemektedir (Dutch Customs, 2021, s.12; Dutch Customs, 2022, s.15). Bu nedenle, kontroller en güvenilir şirketlerden başlayarak en az güvenilire doğru, sırasıyla yeşil hattan mavi hatta doğru, kademeli olarak artırılmaktadır (Dutch Customs, 2022). Bu noktada, YZ ile otomatik risk tespiti projeleri, gümrük kontrol sürecini hızlandırmak için bir çözüm olarak sunulmaktadır. HGİ’nin YZ alanında; (i) yapılandırılmış verilerin daha iyi filtrelenmesi, (ii) harici verilerin kullanılması ve (iii) X-Ray görüntülerinin otomatik olarak yorumlanması olmak üzere üç çalışması olup (Dutch Customs, 2022, s.17) bu çalışma daha çok son projeye odaklanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda bahsi geçen strateji ve vizyon belgelerinin haricinde, teknoloji-spesifik ikincil politika belgeleri olarak adlandırdığımız <strong>İnovasyon Üçgeni Yaklaşımı</strong> <em>(Triangle Approach to Innovation)</em>, <strong>İnovasyon Temaları</strong> <em>(Innovation Themes)</em> ve <strong>İnovasyon Gündemi</strong> <em>(Innovation Agenda) </em>YZ başta olmak üzere kurumun yeni teknolojilere ilişkin tüm çalışmalarının çerçevesini çizmektedir. İlk olarak, İnovasyon Üçgeni Yaklaşımı, “strateji” ve “teknik inovasyon”u “sosyal inovasyon”la birleştirerek, kurumun nitelikli personeliyle birlikte yeni teknolojilere yanıt verme konusunda kapasitesini geliştirmeyi ve esnekliğini artırmayı hedeflemektedir (PEN-CP, 2021, s.79). İnovasyon Temaları; inovasyon projelerinin türlerini belirleyen yapay zekâ, blok zincir, nesnelerin interneti gibi toplamda sekiz tematik önceliği ifade ederken, İnovasyon Gündemi, idarenin İnovasyon Koordinasyon Grubu tarafından uygulanmasına karar verilen somut projelerini içerir (PEN-CP, 2021, ss.77-79; Dutch Customs, n,d.). Bir proje, etki değerlendirmelerinin <em>(impact assessments)</em> ve kavram kanıtlarının <em>(proof-of-concepts)</em> tamamlanmasının ardından İnovasyon Gündemi&#8217;nin bir parçası haline gelmektedir (PEN-CP, 2021). Kurum seviyesindeki bu düzenlemelerin ötesinde, AB Yönetmelikleri, örneğin; Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ve AB Yapay Zekâ Kanunu (AI Act), idarenin yapay zekâ girişimlerini etkilemekte, özellikle de idareye yapay zekâ girişimlerini şeffaf <em>(transparent AI)</em>, açıklanabilir <em>(explainable AI)</em> ve güvenilir <em>(trustworthy AI)</em> olarak tasarlama konularında bir sorumluluk yüklemektedir (Öztürk, 2023).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5.2 Hollanda Gümrük İdaresi’ndeki Kurumsal Yapı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">TUÇ’un bir diğer araştırma alanı da teknoloji projelerini destekleyen, bürokrasi ve ağlar <em>(networks)</em> şeklinde örgütlenen, kurumsal yapılardır. TUÇ’a göre bürokratik yapılar, kurum <em>içinde</em> YZ projelerinden sorumlu birimleri ifade ederken; ağlar, kurumlar <em>arası </em>iş birliği mekanizmalarını temsil eder. HGİ’deki YZ projelerinin uygulanmasını destekleyen başlıca kurumsal yapı <strong>Veri Bilimi Birimi</strong> olup hem proje tasarımı hem de uygulaması aşamalarında aktif olan Veri Bilimi Birimi’nin varlığı, YZ modellerinin idarenin kendi personeli tarafından ve idarenin ihtiyaçlarına göre geliştirilmesine olanak tanımaktadır (Öztürk, 2023). &nbsp;İkinci olarak, farklı departmanların uzmanlarından oluşan (bilgi teknolojileri, muhafaza, satın alma gibi) ve hangi inovasyon projelerinin önceliklendirileceğine karar veren <strong>İnovasyon Koordinasyon Grubu</strong> ise projelerin gündeme alınmasından, yani projelerin tasarım aşamasından, sorumlu olan başlıca birimdir (PEN-CP, 2021). İnovasyon Koordinasyon Grubu, hem proje kararlarının katılımcı bir şekilde alınmasını sağlamakta hem de gerekli ön değerlendirmeleri yaparak proje başarısızlığı riskini ve proje sonuçlarının tahmin edilemezliğini azaltmaktadır. Tasarım aşamasını takip eden proje uygulama aşaması, <strong>Proje Uygulama Grubu</strong> koordinasyonunda ilgili departmanların ortak çalışması olarak yürütülür. Gümrük Laboratuvarı, Veri Bilimi Birimi, Saha Birimleri, İş Operasyonları ve Bilgi Teknolojileri Departmanı, otomatik tespit projelerinin uygulama aşamasında görev alan birimlerden bazılarıdır (WCO, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">HGİ’nin kurumsal yapılarında YZ projeleri ile meydana gelen değişim, proje uygulama aşamasındaki teknik adımları yerine getiren birimlerin rolleri açıklanarak daha iyi anlaşılabilir. Bu kapsamda, görüntü veri tabanının oluşturulması için veri toplanmasından X-Ray operatörleri sorumlu idi. Projenin devamında operatörler, modelden alınan uyarıların doğruluğuna ilişkin geri bildirim mekanizmasında da aktif rol üstlenmişlerdir. Bununla birlikte, projenin tasarımı ve model geliştirme aşamasında geri bildirim görevi, modelin kullanıma alınmadan önce en yüksek başarım oranını sağlayabilmesi için, Gümrük Laboratuvarı tarafından yerine getirilmiştir. YZ modeli ise Veri Bilimi Birimi tarafından geliştirilmiştir. Geliştirilen model, İş Operasyonları Departmanı koordinasyonunda, X-Ray tedarikçileri tarafından X-Ray ekipmanına uygulamıştır. Son olarak, Bilgi Teknolojileri Departmanı, pilot aşamadan operasyonel aşamaya geçiş için gerekli BT altyapısını oluşturmuştur (WCO, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurum içi yapılara ek olarak kurumlar arası iş birliği mekanizmaları da HGİ’nin YZ kapasitesinin gelişmesinde etkili olmuştur. Fountain’ın ağlar olarak nitelendirdiği bu yapıları, ulusal ve uluslararası iş birliği ağları olarak sınıflandırmak mümkündür. <strong>Akademi, özel sektör ve uluslararası teknik uzman gruplarıyla</strong> <strong>kurulan iş birlikleri</strong>, YZ projelerinin karmaşıklığının üstesinden gelmek için kuruma çok sayıda fayda sağlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak, son on yılda, HGİ ile araştırma enstitüleri ve üniversiteler gibi akademik kurumlar arasında artan iş birliği önemli bir gelişme olarak karşımıza çıkmıştır. Akademi ile ortaklıklar, geliştirilmesi planlanan YZ çözümünün fizibilitesinin yapılmasına katkıda bulunduğu gibi HGİ’de, çağımız gümrük personelin, kanun uygulama ve mevzuat bilgisinin ötesinde ileri seviye teknolojik bilgiye de sahip olması gerektiği konusunda bir farkındalık oluşmasını sağlamıştır (PEN-CP, 2021). HGİ’nin, doğal ortaklar olarak nitelendirdiği bir başka iş birliği modeli ise X-Ray tedarikçileriyle kurulmaktadır; çünkü YZ modeli HGİ’nin kendi veri bilimcileri tarafından geliştirilse de sistemlerin yazılımına X-Ray tedarikçileri tarafından entegre edilmektedir. Öte yandan, Veri Bilimi Birimi ihtiyaca yönelik ürün geliştirse de, piyasadan hazır ürün satın almak da dahil olmak üzere, inovasyon projeleri için farklı ortaklık modelleri hala mevcuttur. Bu noktada HGİ’nin genel yaklaşımı, piyasada rafta hazır ürün mevcut olmadıkça veya bunu satın almak daha verimli olmadıkça, programları kurum içinde Veri Bilimi Birimi tarafından geliştirmektir. Örneğin, özel sektör, ateşli silahlara ilişkin bir veri tabanı oluşturabileceği için otomatik ateşli silah tespit algoritmalarını hazır olarak satın almak seçeneği değerlendirilebilir; ancak uyuşturucu için durum böyle olmayacaktır. Bunun için geliştiricinin yeterli sayıda ve çeşitlilikte uyuşturucu yakalama görüntüsüne sahip olması gerekir ki bu durumda görüntüler gümrük idareleri tarafından geliştiricilere sağlanacak veya modelin doğrudan gümrük tarafından geliştirilmesi seçeneği tercih edilecektir (Öztürk, 2023).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurumlar arası iş birliğinin bir diğer kategorisi olan uluslararası ağlar, çoğunlukla DGÖ ve AB uzman grupları ağları ve diğer gümrük idareleri ile iş birliği şeklinde karşımıza çıkmaktadır. AB&#8217;de yeni geliştirilen bir sınır güvenliği teknolojisi, faydalı sayılabilmek için, &#8220;Güvenli, Ölçülebilir, Otomatik, Risk Yönetimine Dayalı ve Teknoloji Odaklı&#8221; olmayı vurgulayan Akıllı Sınırlar (Smart Borders) konseptini desteklemelidir (European Commission, 2021, s.87). Bu amaçtan hareketle, AB araştırma projeleri ve uzman ağları, ülkeler arası çeşitli iş birliklerinin geliştirilmesine öncülük eden platformların başında gelmektedir. Üye devletlerin kamu kurumları, araştırma enstitüleri ve özel sektör temsilcileri arasında iş birliği kuran AB araştırma ve inovasyon finansman programları, hem AB içerisinde bütçeyi birleştirmek hem de ihtiyaca özel ürünler geliştirmek konusunda etkili olmuştur. Bu ağların en önemlileri ACXIS, Gümrük Tespit Teknolojileri Proje Grubu (CDTPG), PROFILE ve Pan-Avrupa Gümrük Uygulayıcıları Ağı (PEN-CP) Projesi olarak örneklendirilebilir (Avrupa Komisyonu, 2021). Bu iş birlikleri yoluyla, gümrüklerin YZ teknolojisinin zorluklarıyla daha iyi başa çıkmasına yardımcı olacak akademik çalışmalar da yapılmaktadır. Örneğin, PEN-CP tarafından hazırlan, “AB YZ Yasası &amp; Gümrüklerin YZ ile Yapabilecekleri ve Yapamayacakları&#8221; konulu uzman raporu (Harison, 2023) gümrük idarelerine YZ projeleri konusunda yol göstermektedir. Ayrıca, AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği ve AB YZ Yasası ise, üye ülkelere YZ konusunda ortak bir mevzuat ve uygulama zemini sağlamaktadır. AB’ye ek olarak, DGÖ TEG-NII uzman grubu tarafından çeşitli paydaşlar bir araya getirilerek tespit teknolojileri konusunda iyi uygulamalar, sorunlar ve olası çözüm yolları hakkında fikir alışverişinde bulunulmaktadır (WCO, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka iş birliği kategorisi ise, YZ modeli geliştirmek için gereken görüntü yetersizliği sorununun üstesinden gelmek için diğer gümrük idareleri ile geliştirilen iş birliğidir. Hem görüntü sayısı hem de görüntülerdeki anomalilerin çeşitliliği, örneğin konteynerin farklı bölgelerindeki anomalileri ve farklı gizleme yöntemlerini gösteren görüntüler, yüksek hassasiyet oranlarına sahip algoritmaların geliştirilmesi için gereklidir. Bunun için HGİ, Avustralya, Belçika ve Brezilya Gümrükleri de dahil olmak üzere yakalama görüntülerini elde etmek için diğer gümrük idareleriyle iş birliği yoluna giderek veri tabanını zenginleştirmiştir (WCO, 2022).</p>



<p class="wp-block-paragraph">İdari düzenlemelere ve kurumsal yapılara ek olarak HGİ’de inovasyon sürecini etkileyen başka faktörler de mevcuttur. Bunlardan en önemlisi yeterli bütçenin varlığıdır. Hollanda küçük bir ülke olmasına rağmen Avrupa&#8217;nın en işlek limanı olan Rotterdam Limanı aracılığıyla AB ticaretinde kilit bir rol oynamaktadır (Dutch Customs, 2022).&nbsp; Proje uygulama bütçesinin yanı sıra HGİ, projenin tasarım aşamasında etki değerlendirmeleri ve kavramların kanıtlanması için küçük bir bütçe ayırarak YZ projelerinin en büyük sorunlarından olan proje sonuçlarının öngörülemezliğini azaltmayı hedeflemiştir (PEN-CP, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5.3 Yapay Zekâ Projelerinin Personel Yönetimine Etkisi ve Sosyal İnovasyon Yaklaşımı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda da bahsedildiği üzere, mezo seviyede yapılan incelemeler, mikro seviye çalışmalardan büyük ölçüde etkilenmektedir. Bu anlamda kamuda YZ uygulamaları, bu çalışma özelinde ise otomatik tespit projeleri, HGİ’de üç iş kategorisinin önemini daha da ortaya çıkarmıştır. Bunlar; <strong>yöneticiler, veri bilimciler ve X-Ray operatörleridir</strong>. İlk olarak, inovasyon projelerinin başarısı yöneticilerin tutumlarından etkilenmektedir. HGİ, memurların genel eğiliminin, <em>inovasyon</em> yerine mevcut prosedürleri <em>optimize etmek</em> yönünde olduğunu, bu sebeple de, inovasyonu tasarlama sorumluluğunun yönetim tarafından üstlenilmesi gerektiğini öne sürmektedir (PEN-CP, 2021). Bu misyondan hareketle, HGİ’nin hedefi, yeni teknolojilerin kapasiteleri ve kısıtları konusunda yöneticiler arasında farkındalık oluşturmak ve onları teknolojik değişimin liderleri haline getirmektir (Dutch Customs, 2021). Bu nedenle, üst düzey personelin eğitimi artık bilgi teknolojileri, iş süreçlerinin haritasını çıkarma gibi konuları da içermektedir (PEN-CP, 2021).&nbsp; İkinci kritik rol ise veri bilimciler tarafından üstlenilmektedir. Veri bilimciler, sadece rafta hazır ürün almak yerine idarenin ihtiyaçlarına özel teknolojik çözümler geliştirebilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, idarenin ihtiyaçlarını müzakere edebilecek teknik donanıma sahip olduklarından pazarda hazır bulunan en verimli teknolojik çözümü tespit ederek kuruma kazandırabilmektedirler (Öztürk, 2023).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncü olarak, X-Ray operatörleri projelerin başarısında etkin rol oynamaktadırlar. Bilindiği üzere, MÖ algoritmaları doğru verilerle beslendiklerinde daha iyi performans göstermektedir. Model, operatörlerin modelin doğru ve yanlış alarm oranları hakkındaki geri bildirimlerine dayalı olarak revize edilmektedir. “Güdümlü/denetimli eğitim ve test” olarak adlandırılan bu aşamada operatör, modelin alarm vermesi halinde kargoyu fiziksel olarak kontrol ederek algoritmanın başarılı çalışıp çalışmadığı hakkında doğru geri bildirimde bulunmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Operatörlerin bir diğer görevi, alarmları ayırt edebilmek, yani alarmın hangi tehdit için tetiklendiğini doğru bir şekilde kaydetmektir; çünkü sistemden bir alarm almak, sistemin her zaman gerektiği gibi çalıştığı anlamına gelmemektedir. HGİ’den bir yönetici bu durumu bir mülakatta şöyle örneklendirmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Operatörler bir alarm aldıktan sonra paketi açarlar ve kokain bulurlar. Size programın çalıştığını söyleyebilirler ama program doğru çalışmamaktadır; çünkü aslında aldıkları kokain değil hap alarmıdır” (Öztürk, 2023, s.33)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">HGİ’de, personelin teknolojik dönüşümdeki rolüne vurgu yapan yaklaşım, kurumun <strong>sosyal inovasyon yaklaşımı</strong>dır. Bu kavrama, hem İnovasyon Üçgeni Yaklaşımı&#8217;nda hem de İnovasyon Temaları’nda yer verilmektedir (PEN-CP, 2021). Sosyal inovasyon, bir kurumun, personelini teknolojik dönüşüm sürecine dahil ederek ve inovasyon projeleri için gerekli bilgi ve yetenekleri onlara kazandırarak mevcut iş prosedürlerini değiştirebilme potansiyelini ifade eder. PEN-CP Mazagin tarafından yapılan bir röportajda HGİ’den bir yönetici sosyal inovasyonun önemine şöyle dikkat çekmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;“En iyi fikirleri, en zekice fikirleri ortaya koyabilirsiniz, ancak insanlar bunları kabul etmediklerinde, bunlara inanmadıklarında, o zaman asla işe yaramazlar.” (PEN-CP, 2021, s.78).</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal inovasyon yaklaşımının çıktıları, proje pilot uygulaması boyunca, operatörlerin YZ teknolojisini benimsemeye istekli olup olmaması ile YZ modelinin başarısı arasındaki ilişkide kendini göstermektedir. Operatörler, teknoloji hakkında daha fazla bilgi sahibi olduklarında, modelin başarısını artırmak için geri bildirim aşamasında daha fazla çaba harcamaktadırlar. Aynı mantıkla, modelin düşük başarım oranları, operatörlerin yeni sistemi kullanmaya istekli olmamasından kaynaklanabilecektir. Bu durum da, en nihayetinde, operatörlerin başarısız gördükleri bir modeli kullanma isteklerini azaltabilir ve sadece klasik usül ile analiz yönetimine devam etmelerine sebep olabilir. Bu kısır döngü sonucunda ortaya çıkan düşük başarım oranları, gümrük personelini, kendisi ile YZ modeli arasında bir karşılaştırma yapmaya yönlendirebilir. Bu kapsamda, HGİ’den bir yetkili, sistemi kullanacak personeli pilot projelere dahil ederek gerekli bilgilendirmelerin yapılmasının önemini şu şekilde ifade eder:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Eski ekol gümrük personeli anomalileri neredeyse koklayarak anlayan kişiydi. Modern gümrük personeli ise teknolojik araçlarla çalışabilen, onlara iyi bir geri bildirim sağlayabilen ve YZ algoritmasının gerçekten iyi olmasını sağlayabilen kişidir. Ve eğer modelleri uygun beslemezseniz, bunlar zamanla daha kötü hale gelebilir. Dolayısıyla size sistemin gerçekten çalışmasını ve beslenmesini isteyen bir ekip gereklidir, bu modellerin yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışan değil.” (Öztürk, 2023, s.35).</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu evrilen zihniyetle, HGİ, personelin yeni teknolojilere uyum sağlayabilmesi için Stratejik İstihdam Programı’nı hayata geçirmiştir (Dutch Customs, 2022, s.20). Bu program, öğrenme döngüsünün sürdürülerek mevcut personelin yeni teknolojileri kullanma konusunda hizmet içi eğitim alması, ayrıca yeni personelin seçiminde temel analitik yeteneklere sahip olmalarının göz önünde bulundurulması gibi ilkelere dayanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmanın teorik eksenini oluşturan TUÇ kapsamında, HGİ’nin YZ projelerinin dayandığı politika belgeleri ve kurumsal yapı incelenerek, projelerin tasarım ve uygulama aşamalarını gösteren, <a>“Hollanda Gümrük İdaresi’nin YZ Teknolojisi Uygulama Akış Şeması</a>” hazırlanmıştır (Şekil-4). Yeşil ile gösterilerin Proje Tasarım ve Uygulama aşamalarını etkileyen ve her biri farklı renk ile gösterilen kurumsal düzenlemeler, bürokratik ve ağ tipi kurumsal yapılar, dışsal faktörler ve proje uygulama süreçlerinin alt aşamaları/birimleri arasındaki ilişki, söz konusu akış şeması ile özetlenmeye çalışılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şekil-4: Hollanda Gümrük İdaresi’nin YZ Teknolojisi Uygulama Akış Şeması</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="646" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_4-1024x646.png" alt="" class="wp-image-6961" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_4-1024x646.png 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_4-300x189.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_4-768x485.png 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2023/12/yapay_zeka_projeleri_sekil_4.png 1195w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><em>Kaynak: Öztürk, G., 2023, s. 38.</em></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6. SONUÇ VE ÖNERİLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YZ, yasadışı ticaretin daha hızlı ve kesin bir şekilde tespit edilmesi için gümrüklerde umut vadeden bir teknolojik çözüm haline gelmektedir. Çalışma, HGİ’nin aşağıda yer verilen uygulamalarını, <strong>YZ projelerinin başarısını artıran iyi uygulama örnekleri</strong> olarak tespit etmiştir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Veri Bilimi Birimi’nin kurulması ve veri bilimcilerin istihdam edilmesi</li>



<li>İnovasyon Koordinasyon Grubu’nun oluşturulması</li>



<li>Teknoloji-spesifik politika belgelerinin (İnovasyon Gündemi, İnovasyon Temaları gibi) hazırlanması</li>



<li>Proje yönetiminde ürün ‘tedarik’ anlayışından ürün ‘geliştirme’ anlayışına geçiş</li>



<li>Sosyal İnovasyon Yaklaşımı’nın benimsenmesi</li>



<li>Ulusal ve uluslararası seviyede kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, kamu kurumlarının YZ projelerinin başarısı için teknik unsurların yanı sıra çok sayıda çevresel unsuru da dikkate alması önem arz etmektedir. Bunlar arasında; projenin mevcut operasyonel süreçler üzerindeki yansımaları, çeşitli rollerdeki personelin sorumluluklarına getireceği potansiyel değişiklikler, kurumun diğer stratejik teknolojik yatırımlarıyla uyumu, ulusal YZ stratejilerine ve uluslararası kuruluşların tavsiyelerine uyumu sayılabilir. Bu tür hususlar, bir YZ projesi hayata geçirilmeden önce kapsamlı bir şekilde ele alınarak ve projenin uygulama döngüsüyle paralel olarak çözüme kavuşturulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Berryhill, J., Heang, K., Clogher, R., McBride, K. (2019). Hello, World:&nbsp;Artificial intelligence and its use in the public sector. <em>OECD Working Papers on Public Governance</em>, 36. Paris: OECD Publishing.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dutch Customs. (2021). <em>Multi-Year Strategic Plan of Dutch Customs (2020-2025).</em> <em>Strategisch Meerjarenplan Douane (2020-2025</em>) <a href="https://open.overheid.nl/documenten/ronl-9c52bf23-637b-49e3-9fe0-181243a4d28e/pdf">https://open.overheid.nl/documenten/ronl-9c52bf23-637b-49e3-9fe0-181243a4d28e/pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dutch Customs. (2022). <em>Dutch Customs in 2021.</em> <a href="https://www.government.nl/documents/annual-reports/2022/06/30/dutch-customs-in-2021">https://www.government.nl/documents/annual-reports/2022/06/30/dutch-customs-in-2021</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dutch Customs. (2022, October 4). <em>Smarter Supervision with the Help of AI Models and Autodetection.</em> <a href="https://www.aboutnetherlandscustoms.nl/latest/articles/customs-articles/2022/smarter-supervision-with-the-help-of-ai-models-and-autodetection"><em>https://www.aboutnetherlandscustoms.nl/latest/articles/customs-articles/2022/smarter-supervision-with-the-help-of-ai-models-and-autodetection</em></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dutch Customs. (t.y.). <em>Pushing</em><a><em> </em></a><em>Boundaries</em><a>. </a><a href="https://www.belastingdienst.nl/wps/wcm/connect/bldcontenten/belastingdienst/customs/about-us/how-we-work/pushing-boundaries/">https://www.belastingdienst.nl/wps/wcm/connect/bldcontenten/belastingdienst/customs/about-us/how-we-work/pushing-boundaries/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission. (2015). <em>Automated Comparison of X-Ray Images for Cargo Scanning</em>. <a href="https://cordis.europa.eu/project/id/312998">https://cordis.europa.eu/project/id/312998</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission. (2021). <em>Third Progress Report on the Implementation of the EU Strategy and Action Plan for Customs Risk Management.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Fountain, J. E. (2001). <em>Building the Virtual State &#8211; Information Technology and Institutional Change</em>. Washington: The Brookings Institution.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fountain, J. E. (2004). <em>Prospects of the Virtual State</em>. University of Tokyo 21st Century COE Program: Invention of Policy Systems in Advanced Countries.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Harison, E. (2023). <em>EU Artificial Intelligence (AI) Act &amp; What Customs Can And Cannot Do With AI.</em> PEN-CP-2022-ER6 Expert Report.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ireland, R. (2009). The WCO SAFE Framework of Standards: Avoiding Excess in Global Supply Chain Security Policy, <em>Global Trade and Customs Journal,4(</em>11-12).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Matsudaira, T. &amp; Koh, J. (2022). Customs Administration and Digitalization. In P. Azcárraga, A. Azael, T. Matsudaira, G. Montagnat-Rentier, J. Nagy, and R. J. Clark (Ed.). <em>Customs Matters: Strengthening Customs Administration in a Changing World</em>. (pp.203-234). Washington, DC: International Monetary Fund.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Michel, S., Mendes, M., Ruiter, J., Koomen, G.C.M., Schwaninger, A. (2014). Increasing X-Ray image interpretation competency of cargo security screeners. <em>International Journal of Industrial Ergonomics</em>,&nbsp; <em>44</em>(4), pp. 551-560.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikalef, P., Lemmer, K., Schaefer, C., Ylinen, M., Fjørtoft, S.O., Torvatn, H.Y., Gupta, M., and Niehaves, B. (2022). &#8220;Enabling AI Capabilities in Government Agencies: A Study of Determinants for European Municipalities,&#8221; <em>Government Information Quarterly, 39</em>(4).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikalef, P., Lemmer, K., Schaefer, C., Ylinen, M., Fjørtoft, S.O., Torvatn, H.Y., Gupta, M., and Niehaves, B. (2023). Examining how AI capabilities can foster organizational performance in public organizations. <em>Government Information Quarterly, 40</em>(2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öztürk, G. (2023). <em>Unravelling the Complexities of AI Implementation in Customs Controls: A Technology Enactment Framework Analysis of Automated Detection Projects.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Pan-European Network of Customs Practitioners (PEN-CP). (2021). Pushing boundaries &#8211; How Dutch Customs reforms innovation to pursue an ambitious vision. <em>PEN-CP Magazine, Magazine 11 Special Issue</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rahman, M.M. (2021). Border Control Technologies of Western Nations: Legal, Ethical and Financial Issues. <em>International Journal of Science, Technology and Society,</em> <em>9</em>(6), Issue, 256-262.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rogers,&nbsp; T.&nbsp; W Jaccard, N., Morton, E.J., Griffin, L.D. (2016). Automated X- Ray Image Analysis for Cargo Security: Critical Review and Future Promise. <em>Journal of X- Ray Science and Technology</em> (August), 33-56.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Schaefer, C., Lemmer, K., Samy Kret, K., Ylinen, M., Mikalef, P., &amp; Niehaves, B. (2021). <em>Truth or dare?–How can we influence the adoption of artificial intelligence in municipalities?</em> 54th Hawaii international conference on system sciences.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UNCTAD. (2020, January&nbsp; 28). <em>Global actors gather to forge a common front against illicit trade.</em> <a href="https://unctad.org/news/global-actors-gather-forge-common-front-against-illicit-trade">https://unctad.org/news/global-actors-gather-forge-common-front-against-illicit-trade</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Urbach, N. &amp; Röglinger, M. (2018). <em>Digitalization Cases &#8211; How Organizations Rethink Their Business for the Digital Age.</em> Cham: Springer International Publishing.<a></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Vukadinovic, D. &amp; Anderson, D. (2022). <em>X-Ray baggage screening and AI</em>. EUR 31123 EN, Publications Office of the European Union. Luxembourg.</p>



<p class="wp-block-paragraph">WCO. (2019, March 7). <em>WCO Members engage in a Pilot project to test the Unified File Format Development</em>. <a href="https://www.wcoomd.org/en/media/newsroom/2019/march/wco-members-engage-in-a-pilot-project-to-test-the-unified-file-format-development.aspx">https://www.wcoomd.org/en/media/newsroom/2019/march/wco-members-engage-in-a-pilot-project-to-test-the-unified-file-format-development.aspx</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">WCO. (2021, November 9). <em>The WCO TEG-NII discusses how to enhance the Customs control efficiency. </em><a href="https://www.wcoomd.org/en/media/newsroom/2021/november/the-wco-teg-nii-discusses-how-to-enhance-the-customs-control-efficiency.aspx"><em>https://www.wcoomd.org/en/media/newsroom/2021/november/the-wco-teg-nii-discusses-how-to-enhance-the-customs-control-efficiency.aspx</em></a><em></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">WCO. (2022, October 12). <em>Automated detection: Dutch Customs shares its experience. Disruptive Technologies. </em><a href="https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-99-issue-3-2022/automated-detection-dutch-customs/">https://mag.wcoomd.org/magazine/wco-news-99-issue-3-2022/automated-detection-dutch-customs/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">WCO &amp; WTO. (2022). <em>Study Report on Disruptive Technologies.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">WTO. (2022). <em>Evolution of trade under the WTO: handy statistics. </em><a href="https://www.wto.org/english/res_e/statis_e/trade_evolution_e/evolution_trade_wto_e.htm">https://www.wto.org/english/res_e/statis_e/trade_evolution_e/evolution_trade_wto_e.htm</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">World Bank. (2023). <em>Connecting to Compete: Trade Logistics in the Global Economy, The Logistics Performance Index and Its Indicators</em>. World Bank Group. <a href="https://lpi.worldbank.org/">https://lpi.worldbank.org/</a>.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> “Automated Comparison of X-Ray Images for Cargo Scanning” (Kargo Tarama için X-Ray Görüntülerinin Otomatik Karşılaştırılması) Projesi hakkında detaylı bilgi için: <a href="https://cordis.europa.eu/project/id/312998">Automated Comparison of X-ray Images for cargo Scanning | ACXIS | Project | Fact sheet | FP7 | CORDIS | European Commission (europa.eu)</a><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticaret Yollarından Tedarik Zincirlerine Tarihsel Dönüşüm</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/ticaret-yollarindan-tedarik-zincirlerine-tarihsel-donusum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Can Duman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:15:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[Export]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat]]></category>
		<category><![CDATA[İkiz Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Supply Chains]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sustainability]]></category>
		<category><![CDATA[Tedarik Zincirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Rotaları]]></category>
		<category><![CDATA[Trade Routes]]></category>
		<category><![CDATA[Twin Transformation]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6931</guid>

					<description><![CDATA[Tedarik zincirlerinin evriminin değerlendirildiği bu çalışmada tarihsel ticaret rotalarından günümüzdeki modern yapıya dönüşümü ortaya konmaktadır. Tarihte Coğrafi Keşifler ve Sanayi Devrimi ile birlikte küresel ticarette önce yeni rotaların keşfi, daha sonrasında ise üretim süreçlerindeki mekanizasyon ve standardizasyon tedarik zincirlerinin uluslararası boyutta dönüşümünü ve entegrasyonunu hızlandırmıştır. Günümüze yaklaştığımızda ise Kovid-19 salgınıyla birlikte küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığı ve bağımlılığı ortaya çıkmış, salgın sonrasındaki yeni normal süreçte üretimde ve tedarikte yerelleşme eğilimleri, sürdürülebilir biz vizyon ile dijitalleşmenin daha etkin kullanımı dikkat çekmiştir. Çalışmanın tedarik zincirlerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bölümünde ise yapay zekâ, otomasyon ve akıllı uygulamaların dönüşümde daha etkin rol alacağı ve veri analitiğinin tedarik zincirlerindeki öneminin artacağı değerlendirilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye’nin söz konusu dönüşüm sürecindeki yeri ve önemine değinilerek teknolojiye odaklı yatırım vizyonu, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm unsurları, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir odaklı politikaların benimsenmesinin Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki entegrasyonunu güçlendireceği değerlendirilmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik zincirlerinin evriminin değerlendirildiği bu çalışmada tarihsel ticaret rotalarından günümüzdeki modern yapıya dönüşümü ortaya konmaktadır. Tarihte Coğrafi Keşifler ve Sanayi Devrimi ile birlikte küresel ticarette önce yeni rotaların keşfi, daha sonrasında ise üretim süreçlerindeki mekanizasyon ve standardizasyon tedarik zincirlerinin uluslararası boyutta dönüşümünü ve entegrasyonunu hızlandırmıştır. Günümüze yaklaştığımızda ise Kovid-19 salgınıyla birlikte küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığı ve bağımlılığı ortaya çıkmış, salgın sonrasındaki yeni normal süreçte üretimde ve tedarikte yerelleşme eğilimleri, sürdürülebilir biz vizyon ile dijitalleşmenin daha etkin kullanımı dikkat çekmiştir. Çalışmanın tedarik zincirlerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bölümünde ise yapay zekâ, otomasyon ve akıllı uygulamaların dönüşümde daha etkin rol alacağı ve veri analitiğinin tedarik zincirlerindeki öneminin artacağı değerlendirilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye’nin söz konusu dönüşüm sürecindeki yeri ve önemine değinilerek teknolojiye odaklı yatırım vizyonu, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm unsurları, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir odaklı politikaların benimsenmesinin Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki entegrasyonunu güçlendireceği değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Tedarik Zincirleri, Ticaret Rotaları, İhracat, İkiz Dönüşüm, Sürdürülebilirlik</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HISTORICAL TRANSFORMATION FROM TRADE ROUTES TO SUPPLY CHAINS</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">In this study, where the evolution of supply chains is evaluated, the transformation from historical trade routes to today&#8217;s modern structure is revealed. With the Geographical Discoveries and the Industrial Revolution, first the discovery of new routes in global trade, and then the mechanization and standardization in production processes accelerated the transformation and integration of supply chains on an international scale. As we approach today, the fragility and dependency of global supply chains have emerged with the Covid-19 pandemic, and in the new normal process after the pandemic, localization trends in production and supply, a sustainable vision and more effective use of digitalization have attracted attention. In the section of the study where evaluations are made regarding the future of supply chains, it is evaluated that artificial intelligence, automation and smart technologies will play a more active role in the transformation and the importance of data analytics in supply chains will increase. In the last part of the study, Turkiye’s role and importance in this transformation process is touched upon and it is evaluated that technology-oriented investment vision, digitalization, and green transformation elements, strengthening of logistics infrastructure and adoption of sustainable-oriented policies will strengthen Turkiye’s integration in supply chains.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Supply Chains, Trade Routes, Export, Twin Transformation, Sustainability</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlık tarihinde ticaretin var oluşuyla beraber ilk çağlardan itibaren materyallerin ve bilgi birikiminin alışverişine konu olan ticaret yolları aynı zamanda taraflar arasındaki ikili veya çoklu diplomatik ilişkilerin kurulmasına, tarafların sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel olarak da birbirlerinden istifade etmesine imkân sağlamıştır. Uzak coğrafyalardaki farklı medeniyetlerin bir araya gelebilmesinin en kolay ve etkin yollarından birisi olan ticaret, siyasi gelişmeler ışığında farklı rotalar itibarıyla gerçekleşmeye ve gelişmeye devam etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en eski ve belki de ticaret yolları dediğimizde akla gelen ilk örneği İpek Yolu. Çin’den başlayan ve Batı Roma İmparatorluğu’nda sonlanan İpek Yolu, farklı dönemlerde ticarete konu farklı ürünlerle dönüşüm geçirmiştir. Başlarda Doğu’nun ipeğini, kağıdını, değerli taşlarını Batı’ya taşıyan ve oradaki üretime konu eden İpek Yolu, 16. yüzyılda Avrupalı soyluların lüks eşya ve sanat eserleri tedarikinde, 19. Yüzyıl sonrasında petrol ile birlikte enerji tedarikinde, 21. yüzyılda ise yeni adıyla Kuşak-Yol Projesi ile teknoloji ürünleri başta olmak üzere farklı ürün gamlarının temininin ve tedarikinin sağlandığı bir yapıya dönüşmüş durumdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İpek Yolu, Baharat Yolu, Amber Yolu, Kral Yolu, Çay Yolu, At Yolu… Örnekler çoğaltılabilir elbette. Doğu ile Batı arasında ticarete konu ürünlerin değiş tokuşunu sağlayan ticaret yolları aynı zamanda fikirlerin de değiş tokuşunu mümkün hale getirmiş, farklı coğrafyalar arasında kültürel alışverişi teşvik etmiş ve bilim, sanat ve felsefe gibi alanlarda da etkileşimi artırmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlık tarihi boyunca kaynaklara daha etkin erişimi tesis etmek, ürünlerin takasını sağlamak ve kültürel etkileşimi güçlendirmek hedefiyle kullanılan ticaret rotaları aynı zamanda günümüz tedarik zinciri kavramının da kökenini oluşturmaktadır. Tedarik zinciri temel olarak hammaddelerin üreticiden nihai kullanıcıya kadar olan tüm süreçlerdeki akışını ifade eder. Bu yönüyle, ticaret yolları yalnızca ürün değiş tokuşu değil, ilerleyen duraklardaki ihtiyaçların bir önceki duraklar tarafından karşılanmasını da mümkün kıldığı için tedarik zinciri kavramına da zemin oluşturmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Antik çağlarda hammaddelerin önemli üretim merkezlerinden tüketim bölgelerine taşınması olarak şekillenen ticaret yolları yol üzerinde taşıma, depolama ve dağıtım gibi unsurları da içinde barındırarak aslında bütün bu yönleriyle de birer tedarik zinciri olarak şekillenmiştir. Takvimler Orta Çağ ve Yeni Çağ’ı gösterdiğinde ise Coğrafi Keşiflerle birlikte hem ticaret yolları genişlemiş hem de tedarik zincirleri daha karmaşık hale gelmiştir. Bu dönemde deniz ticareti, kıtalar arası ticaretin ana omurgasını oluşturmuş ve tedarik zinciri, deniz taşımacılığı, liman işlemleri ve depolama gibi unsurları içeren daha karmaşık bir yapıya evrilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18. yüzyıla gelindiğinde ise buhar gücünün üretimde kullanılmasıyla kıvılcımı yanan ve daha sonra büyük bir aleve dönüşecek olan Sanayi Devrimi, İngiltere’den başlayan bir rüzgâr ile kısa zamanda tüm dünyayı hükmü altına almıştır. Buhar gücü ve makineleşme gibi yenilikler, üretim süreçlerinde devrim yaratmış ve fabrika sistemlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Coğrafi Keşifler ile yapısında gelişim gözlemlenen tedarik zincirleri ise bu dönemde daha hızlı ve köklü bir değişim ve dönüşüm sürecinin tam ortasında yer alarak çok daha büyük ölçekli ve karmaşık bir yapıya dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayi Devrimi ile birlikte ticaret yolları daha da gelişmiş ve tedarik zinciri, demiryolları, buharlı gemiler ve daha sonraları kamyon ve konteyner taşımacılığı gibi modern ulaşım ve lojistik sistemleriyle şekillenmiştir. Bu dönemde tedarik zinciri, üretimden tüketicilere kadar olan süreçte önemli bir optimize edilme ve hızlanma sağlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayi Devrimi, tarihin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir ve üretim süreçlerinde köklü değişikliklere yol açmıştır. Bu dönemde, teknolojik ilerlemeler ve seri üretim kavramı, tedarik zinciri yönetimini ve ticaret yollarını tamamen dönüştürmüştür. Sanayi Devrimi&#8217;nin, 18. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın başlarına kadar olan süreçte gerçekleştiği düşünülür ve bu dönemdeki değişiklikler modern ekonomik ve endüstriyel yapıyı oluşturmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç şüphe yok ki, Sanayi Devrimi dendiğinde akıllara gelen ilk kavram olan seri üretim kavramı, üretim süreçlerinin bir yerden başka bir yere hızlı ve köklü bir şekilde yol almasının da ilk adımı olarak kabul edilebilir. Sanayi Devrimi ile birlikte seri üretim yöntemlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, üretimde artık makine gücünün kullanılmasıyla birlikte endüstrinin başkalaşması, zaten bütün bu gelişmelerin de isminin verildiği üzere birer devrim niteliğindedir. Seri üretim ile beraber birçok üründe standartlaşma ve tekrarlanma mümkün hale gelerek üretim süreçlerinin bu unsurlar etrafında yeniden şekillenmesi, bunun sonucunda da daha hızlı ve verimli yapıya bürünmesi sağlanmıştır. Üretimin hızlanması hammadde ihtiyacının artmasını, hammadde ihtiyacının artması ise üreticiden nihai kullanıcıya kadar geçen yolu ifade eden tedarik zincirlerinin de temelinden yeniden biçimlenmesi gereğini beraberinde getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerekler sonuçları doğurur sözünü doğrularcasına Sanayi Devrimi ile birlikte dönüşüm ihtiyacı içerisinde olan tedarik zinciri yönetimi artık lojistik süreçleri de yanına alarak üretim, tedarik, iletim kavramlarını yeniden şekillendirmiştir. Endüstri Devrimi ile beraber gelen üretim süreçlerindeki standartlaşma, hammaddenin tedarikinden ürünün nihai tüketiciye ulaşmasına kadar olan süreçlerde daha etkin ve verimli lojistik süreçlerin geliştirilmesine imkân sağlamıştır. Bununla birlikte, bu dönemde demiryolu ağlarının gelişimi, limanların modernizasyonu ve depolama sistemlerindeki ilerlemeler de tedarik zincirinin daha hızlı ve daha etkin işlemesini sağlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarih sahnesinin tanıştığı seri üretim kavramı, etkin ve hızlı tedarik ve lojistik süreçleri ile doğduğu topraklar olan Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’dan kısa zamanda dünyanın kalan kısmına yayılmış ve dünyanın farklı bölgelerinde küresel ticaretin yeniden şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bahsi geçen süreçlerin hızlanması, tedarik zincirinin yavaş yavaş küresel bir vizyon kazanmasıyla birlikte hammaddelerin ve ürünlerin daha hızlı ve geniş ölçekte taşınması mümkün hale gelmiş; bu durum küresel ticaret ağlarının oluşumuna zemin hazırlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">20. yüzyılın ikinci yarısı ise teknolojinin gelişimiyle birlikte elektrik ve bilgisayar teknolojilerinin üretim faktörü olarak kendilerine yer bulmasını ve tıpkı buhar gücünün üretimde kullanılmaya başlandığı dönemde olduğu gibi üretim süreçlerinin hızlı ve köklü değişim ve dönüşümünü sağlamıştır. Birbirini besleyen faktörler olan sanayileşme ve teknolojik gelişmeler üretim süreçlerinin daha fazla otomasyon ve verimlilik ile gerçekleşmesine imkân sağlamıştır. Coğrafi Keşifler’den başlayan tedarik zinciri yönetiminin süregelen köklü değişim ve dönüşüm süreci kendini bu dönemde de sürdürmüş; tedarik zincirleri daha karmaşık ve bütünleşmiş bir yapıya bürünmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayi Devrimi’nin seri üretim armağanıyla başlayan süreç elektrifikasyon ve teknolojik ilerlemelerle birlikte küresel ticaret ağlarının oluşumuna, tedarik zincirlerinin karmaşık ve entegre yapılarının dünyanın her bir ülkesinin üretim süreçlerinin bir aşamasına dahil olduğu küresel bir zincire dönüşmesine; böylece modern ekonomik ve endüstriyel düzenin temellerinin atılmasına vesile olmuştur. Bahsini geçirdiğimiz dönemdeki hızlı değişiklikler ve gelişmeler, günümüz tedarik zinciri yönetimi ve üretim süreçlerinin de temelini oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TEKNOLOJİK GELİŞMELERLE BİRLİKTE TEDARİK ZİNCİRLERİNDE YENİ DÖNEM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğiyle beraber hızlanan teknolojik ilerlemeler ticaret yollarının ağlara dönüşmesine, tedarik zincirlerinin giderek daha küresel bir hal almasına ve karmaşıklaşan söz konusu unsurların ticaretteki yeri ve öneminin giderek daha da artmasına vesile olmuştur. 21. yüzyıl ile beraber hayatımıza giren büyük veri analitiği, yapay zekâ, bulut bilişim, otomasyon gibi kavramlar, yeni teknolojilerin tedarik zincirlerinde ve lojistik süreçlerinde kullanılmasıyla birlikte söz konusu süreçlerin verimliliğinin, esnekliğinin ve hızının önemli bir derece artmasını sağlamıştır. Coğrafi Keşifler ile birlikte denizyolu taşımacılığının, Sanayi Devrimi ile birlikte ise demiryolu taşımacılığının ticaretteki rolünün artmasıyla hızlanan tedarik süreçleri, teknolojinin nimetlerinden yararlandığımız günümüzde IoT (Nesnelerin İnterneti) teknolojisi ile birlikte anbean takip edilen, gerçek zamanlı analizi yapılan bir hale dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teknolojik gelişmeler tedarik zincirleri kavramında yeni bir sayfayı sonuna kadar açmıştır. Hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte hayatın her alanında olduğu gibi ticarette ve tedarik zincirlerinde de hızlı dijitalleşme ve optimizasyon kavramları önemli role sahip duruma gelmiştir. Öyle ki, günümüzün lojistik süreçleri iletişimden taşımacılığa, depolamadan süreç yönetimine, veri analizinden geri bildirimlere kadar her bir aşamasının detaylı ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilip incelenebildiği bir hale dönüşmüştür. Bununla birlikte, antik çağlarda hammaddelerin kaynağından muhatabına taşınmasından ibaret olan tedarik zinciri kavramı zamanla birlikte yavaş yavaş bir zincir haline dönüşmüş, hızlı gelişmeler ışığında ise küresel ticaretin ve üretimin kökünden değişerek modern tedarik zincirleri haline evrilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada, teknolojik gelişmeler ışığında tedarik zinciri kavramındaki gelişim ve dönüşümü incelediğimizde öne çıkan teknolojik unsurların ortaya çıkardığı değişim ve dönüşüm hususlarından bahsetmek gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bilgi teknolojilerinin gelişimiyle birlikte bilgisayarların, yazılım sistemlerinin ve özellikle internetin üretim ve tedarik süreçlerinde daha yoğun kullanılması, tedarik zincirlerinin daha verimli yönetilmesine ve karar alma süreçlerinin daha hızlı hale gelmesine vesile olmuştur. Böylece tedarik zinciri yönetiminde tedarik ve talep dengesi daha etkin (efficient) bir şekilde yönetilebilmektedir.</li>



<li>Otomasyon ve robotik teknolojilerin gelişmesi, üretim ve depolama süreçlerinde büyük bir değişim yaratmıştır. Otomasyon sayesinde, üretim süreçleri daha hızlı, daha verimli ve daha hatasız hale gelmiştir. Ayrıca, robotlar depolama ve paketleme süreçlerinde insan gücünü tamamlayıcı bir rol oynamış ve tedarik zincirinin daha verimli işlemesine olanak sağlamıştır.</li>



<li>Veri analitiği ve yapay zekâ, tedarik zincirinin yönetiminde ve planlamasında önemli bir rol oynamıştır. Büyük veri analizi sayesinde, tedarik zinciri yöneticileri, stok yönetimi, talep tahmini ve lojistik planlamasında daha doğru ve etkili kararlar alabilmektedirler. Yapay zekâ, karmaşık tedarik zinciri sorunlarını çözmekte ve süreçlerin otomatik olarak optimize edilmesine yardımcı olmaktadır.</li>



<li>Gelişmiş ulaşım teknolojileri ve küresel lojistik ağları, tedarik zincirlerinin dünya çapında daha hızlı ve daha etkin işlemesine imkân sağlamıştır. Hava kargo, deniz yolu taşımacılığı ve yüksek hızlı trenler gibi gelişmiş taşıma sistemleri, tedarik zincirinin daha hızlı ve daha güvenilir bir şekilde küresel ölçekte yönetilmesini sağlamıştır.</li>



<li>E-ticaret ve dijital ticaret platformları, tedarik zincirinin perakende ve tüketici aşamalarında büyük değişimlere yol açmıştır. Bu platformlar, tedarik zinciri yöneticilerine müşteri taleplerini daha iyi anlama ve bu taleplere hızlı bir şekilde yanıt verme imkânı sunmuştur. Ayrıca, bu platformlar, tedarik zincirinin daha esnek ve müşteri odaklı olmasını sağlamıştır. 2022 yılı sonu itibarıyla küresel çapta 5,5 trilyon dolar hacme ulaşan e-ticaret sektörünün önümüzdeki dönemdeki hızlı büyümesinin devam etmesi beklenmektedir. Öyle ki tahminler, söz konusu hacmin 2023 yılı sonu itibarıyla 7 trilyon dolara yaklaşacağını öngörmektedir (World E-Commerce Forum, 2022).</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, 20. yüzyılın son çeyreğinden günümüze teknolojideki hızlı gelişmeler, tedarik zinciri yönetiminin temelinde köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Bu dönüşüm, tedarik zincirinin daha hızlı, daha verimli, daha esnek ve daha müşteri odaklı bir yapıya evrilmesini sağlamıştır. Teknolojideki ilerlemelerin devam etmesiyle birlikte, tedarik zinciri yönetiminin daha da optimize edilmesi ve geliştirilmesi beklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TEDARİK ZİNCİRLERİNİN HIZLI DÖNÜŞÜMÜNE SALGIN KESİNTİSİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2019 yılının sonlarında Çin’den gelen haberler ile sarsılan dünya, önünde bekleyen tehlikenin henüz farkına varamamıştı. Çin’de bilinmeyen bir sebepten dolayı ortaya çıkan hastalık sebebiyle insanlar hızla hayatlarını kaybediyor, hastalığın bulaşıcılık hızına dikkat çeken uzmanlar kötümser senaryolar çiziyordu. Korkulan oldu ve 2020 yılıyla birlikte Avrupa’ya hızla taşınan Kovid-19 hastalığı bir pandemiye (dünyada birden fazla ülkede veya kıtada, çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel isim; çalışmanın devamında salgın olarak anılacaktır) dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üretim kapasitesindeki hızlı ve güçlü büyüme sebebiyle küresel tedarik zincirinin ilk halkası Çin’de bulunuyordu. Uzunca bir süredir küresel ticaret için mucizevi bir rol biçilen küresel tedarik zincirleri, Çin’de salgın sebebiyle yaşanan kapatmalar yüzünden daha ilk halkadan kopmaya başlamıştı. Kovid-19 ile birlikte insanlığın uzun bir süredir inşa ettiği modern tedarik zincirlerindeki kırılganlık derin bir şekilde gözler önüne serilmiş oldu. Salgın, uluslararası tedarik zincirlerinde kesintilere, mal ve hizmet temininde aksamalara ve talep değişikliklerine neden olurken özellikle Asya ülkelerinden yapılan ithalatın durmasıyla birlikte Batı’daki birçok endüstride birçok endüstride üretim durma noktasına gelerek büyük krizleri beraberinde getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik zincirlerinin antik çağlarda ticaret yollarıyla başlayan, daha sonra Coğrafi Keşifler ve Endüstri Devrimi ile başka bir faza geçen, takip eden dönemde ise hızlı teknolojik gelişmeler ile birlikte köklü bir dönüşüm sürecine giren hikayesinde, Kovid-19 salgını küresel tedarik zincirlerinin büyülü yapısına da sekte vurmuştur. Salgın ile küresel tedarik zincirlerine duyulan güven kökünden sarsılmış ve söz konusu süreçler bu sefer de başka bir yöne doğru değişim ve dönüşüm geçirmeye başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu değişim unsurlarından belki de en önemlisi, kendisine duyulan güvenin temelinden sarsıldığı küresel tedarik zincirlerinin yerini giderek daha da yerelleşen zincirlerin alması olmuştur. Kovid-19 salgını, tedarik zincirlerinde stratejik değişikliklerin hızlanmasına ve alternatif tedarik kaynaklarının araştırılmasına neden olmuştur. Birçok şirket, tedarik zincirlerini krizlere karşı daha dirençli hale getirmek için daha esnek ve yerel tedarik zinciri modellerine geçiş yapmıştır. Aynı zamanda, dijitalleşme ve otomasyonun hızlandırılması, tedarik zincirlerinin daha hızlı uyum sağlamasına olanak tanımıştır. Çok kullanılan haliyle ‘yeni normal’ dönemde ülkeler ve firmalar tedarik zincirlerini hızlı bir şekilde gözden geçirerek daha yerelleştirilmiş tedarik zinciri modellerine yönelmiştir. Salgın, tedarik zincirlerinin zayıflıklarını ve kırılganlıklarını net bir şekilde göstermiş ve küresel ekonominin dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, Kovid-19 salgını, küresel tedarik zincirlerinin tek bir kaynağa ya da bölgeye bağımlılığının yarattığı riskleri açıkça ortaya koymuştur. Ülkeler ve firmalar, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve farklı bölgelerde üretim yapılarak riskin dağıtılması konusunda daha duyarlı hale gelmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ek olarak, daha önce hayali bile kurulamayan kapatmaların üretim ve tedarik süreçlerinde ne denli büyük sorunlara sebep olabileceği de tecrübeyle sabit hale gelmiştir. Salgın döneminde, lojistik ve ulaşım alanında yaşanan zorluklar tedarik zincirlerinin zayıflıklarını ortaya çıkarmıştır. Sınır kapanmaları, lojistik ağlardaki aksamalar, artan taşıma maliyetleri ve ulaşım zorlukları, tedarik zincirlerinin kırılganlığını artırmış ve firmaları alternatif tedarik modelleri üzerine düşünmeye yöneltmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Salgın döneminde talebin durma noktasına gelmesi, kademeli normalleşme dönemiyle birlikte ise talepte yaşanan patlama (boom) etkisi, daha önceleri gereken önemin verilmediği stok yönetimi ve talep analizi konularına olan önemin de artmasına vesile olmuştur. Salgın sırası ve sonrasındaki dönemlerde yaşanan ani talep değişiklikleri ve stok sıkıntıları, tedarik zincirlerinin esnekliğini sınırlamış ve bu durum firmaların stok yönetimi ve talep tahmini süreçlerini gözden geçirmelerine neden olmuştur. Bununla birlikte salgın dijital dönüşümün hızlanması ve tedarik zincirlerinin daha esnek ve adapte edilebilir hale getirilmesi gerekliliğini göstermiştir. Daha fazla dijitalleşme ve veri analitiği ile birlikte tedarik zincirlerinin risk analizi ve yönetimini daha başarılı gerçekleştiren, krizlere ilişkin esnekliğin ve adaptasyonunun yükseldiği bir yapıya bürünmesi önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hoyweghen vd. (2021), De Marchi ve Alford (2022), Gereffi vd. (2022), Awan vd. (2022) ve Feyaerts vd. (2019) küresel tedarik zincirlerine olan yerel entegrasyonun farklı coğrafyalardaki örneklerini değerlendirirken yerel tedarik zincirlerindeki rekabetçiliğin artmasıyla birlikte pozitif yayılma etkisiyle birlikte yatırım, teknik altyapı, kurumsal gelişmişlik gibi unsurlarda da tedarik zincirlerindeki dönüşüm ile beraber gelen gelişimin etkilerinin görülebileceğini ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kökeni binlerce yıla dayanan tedarik zincirleri kavramının gelişiminde Kovid-19 salgınının da yeri bir hayli büyüktür. Kovid-19 salgını, tedarik zincirlerinin dönüşüm sürecinde zayıf noktalarını ve kırılganlıklarını net bir şekilde göstermiştir. Bu süreç, tedarik zinciri yönetiminin daha esnek, çevik ve krizlere daha dirençli bir yapıya evrilmesi için firmaları ve ülkeleri yeni stratejiler geliştirmeye ve değişime yönlendirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YENİ NORMAL TEDARİK ZİNCİRLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlığın Kovid-19 salgınından çıkardığı birçok dersten birisi de önceki dönemlerde kendisine mucizevi bir rol biçilen küresel tedarik zincirlerinin aslında krizlere hazırlıksızlığının ve kırılganlığının gözler önüne serilmesi ve bunun yerine yerelleştirilmiş tedarik zincirlerinin alması olmuştur. Yerel tedarik zincirleri, sürdürülebilirlik, hızlı teslimat süreleri ve krizlere karşı daha dirençli olma gibi bir dizi avantaj sunmaktadır. Bu tedarik zincirleri, bölgesel ekonomilere katkıda bulunurken, yerel üreticilere destek olmaktadır. Ayrıca, karbon ayak izini azaltma ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir rol oynayarak insanlığın iklim değişikliğiyle mücadelesine katkı sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada şunun altını çizmek gerekir ki; tıpkı salgın öncesi dönemde olduğu gibi bir kavrama tam bağımlılık, krizlere dayanıksızlığı ve kırılganlığı da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, yeni normal olarak adlandırabileceğimiz salgın sonrasındaki dönemde, edinilen tecrübelerden de hareketle tedarik zincirlerinin küresel ve yerel vizyonu arasında da optimum bir denge sağlanması büyük önemi haizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel ve küresel tedarik zincirleri arasında denge kurmak, işletmelerin krizlere karşı daha dirençli olmalarını sağlamanın yanı sıra, küresel pazarda rekabet avantajı elde etmelerine olanak tanır. Bu denge, tedarik zincirlerinin maliyet etkinliğini korurken, yerel topluluklara ve çevreye de katkıda bulunmayı hedeflemelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kovid-19 salgını, küresel tedarik zincirlerinde derin ve köklü bir dönüşüm sürecini tetiklemiştir. Bu süreçte, pek çok firma ve ülke, stratejik vizyonlarını ve adımlarını gözden geçirmiş ve tedarik zinciri kavramının yeniden şekillenmesine odaklanmıştır. Yeni normalde, tedarik zincirlerinin daha esnek, daha sürdürülebilir ve daha dirençli olması hedeflenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, günümüz teknolojilerine en iyi şekilde ayak uyduran ülkelerin ve firmaların tedarik zincirlerini şekillendirmede daha fazla dijitalleşme ve akıllı sistemlere odaklandığı gözlemlenmektedir. Bu noktada, büyük veri analitiği, yapay zeka ve otomasyon gibi teknolojik yenilikler, tedarik zincirlerinin daha etkin ve verimli yönetilmesine olanak sağlarken süreçlerin daha çevik ve esnek olmasına da vesile olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Risk yönetiminin en temel unsurlarından birisi olan riskin dağıtılması hususu da küresel ticarette ve tedarik zincirlerinin dönüşümünde ülke ve firmaların yerelleştirme ve çeşitlendirme stratejileri vesilesiyle karşımıza çıkmaktadır. Ülkelerin ve firmaların yürüttüğü üretim ve tedarik kaynaklarının farklı bölgelere dağıtılması stratejisi, riskin dağıtılması ve tedarik zincirlerinin daha dirençli hale getirilmesine yardımcı olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YENİ DÖNEMİN BİR OLMAZSA OLMAZI DAHA: YEŞİL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni normal dönemde tedarik zincirlerinin yerelleştirilmesi ve riskin dağıtılması kadar söz konusu zincirlerin sürdürülebilirlik vizyonuyla çevre dostu hale dönüşmesi de büyük öneme sahiptir. İklim değişikliği ve çevresel sınamaların etkilerinin artmasıyla, şirketler ve kuruluşlar tedarik zincirlerini çevre dostu ve sürdürülebilir hale getirme konusunda ciddi adımlar atmaya başlamışlardır. Bu dönüşüm, çevresel etkileri azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda işletmelerin maliyetleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik zincirlerinin yeşil ve sürdürülebilir hale dönüşmesinde birkaç anahtar faktör bulunmaktadır. Bunlar arasında;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><u>Sürdürülebilir Malzeme Seçimi</u></strong><strong>:</strong> Tedarik zincirlerinin sürdürülebilir hale gelmesi için malzeme seçimi oldukça kritiktir. Doğal kaynakları koruyan, geri dönüştürülebilir veya yenilenebilir malzemelerin kullanımı, çevresel etkiyi azaltmak için önemli bir adımdır.</li>



<li><strong><u>Düşük Karbon Ayak İzi Taşımacılık</u></strong><strong>:</strong> Taşımacılık, tedarik zincirlerindeki en önemli unsurlardan biridir. Düşük karbon ayak izine sahip taşımacılık yöntemlerinin tercih edilmesi, sera gazı emisyonlarını azaltarak çevresel etkileri minimize etmeye yardımcı olabilir.</li>



<li><strong><u>Yeşil Enerji Kullanımı</u></strong><strong>:</strong> Üretim tesislerinde ve lojistik ağlarında yeşil enerji kullanımı, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, çevresel etkilerin azaltılmasına ve enerji maliyetlerinin düşürülmesine yardımcı olabilir.</li>



<li><strong><u>Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi Uygulamaları</u></strong><strong>:</strong> Atıkların azaltılması, geri dönüşümün teşvik edilmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarının benimsenmesi, tedarik zincirlerinin yeşil ve sürdürülebilir bir hale gelmesine katkı sağlayabilir.</li>



<li><strong><u>Tedarik Zinciri Şeffaflığı ve İzlenebilirlik</u></strong><strong>: </strong>Tedarik zincirlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi için şeffaflık ve izlenebilirlik kritik öneme sahiptir. Hammaddelerin kaynağının izlenmesi, çevresel ve sosyal standartlara uygunluğun sağlanması, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği için önemli bir adımdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu faktörlerin dikkate alınması, şirketlerin sürdürülebilir bir tedarik zinciri yönetimine geçiş yapmasına ve iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol almasına yardımcı olabilir. Bu adımlar hem çevresel sürdürülebilirliği sağlamak hem de şirketlerin uzun vadeli büyüme ve başarılarını desteklemek için önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKİYE&#8217;NİN TEDARİK ZİNCİRİ DÖNÜŞÜMÜNDEKİ ROLÜ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, jeostratejik konumu, gelişmiş lojistik altyapısı ve üretim potansiyeliyle küresel tedarik zincirlerinde kritik bir role sahiptir. Ülkemizin dijital dönüşüm, teknoloji yatırımları ve eğitim konusundaki atılımları, küresel tedarik zincirlerinde rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve çevresel koruma konusundaki stratejik adımlar, Türkiye&#8217;nin uluslararası alanda liderlik rolü üstlenmesine katkıda bulunacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kovid-19 salgını sonrasında, Türkiye tedarik zinciri dönüşümünde kritik bir rol oynamaya adaydır. Türkiye&#8217;nin stratejik coğrafi konumu, gelişmiş lojistik altyapısı, genç ve dinamik nüfusu, çeşitlendirilebilir üretim kapasitesi ve güçlü sanayi altyapısı, tedarik zinciri yönetiminde öne çıkmasını sağlayan önemli faktörlerdir. Öyle ki, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda en kapsayıcı ve kararlı politika metinlerinin başında gelen Avrupa Yeşil Mutabakatınca da Avrupa Birliği’nin daha yerel tedarik merkezleriyle iş birliği yapmasının altı çizilmektedir. Bu noktada, hem geçmişe dayanan güçlü ticaret bağları hem de coğrafi konumu sebebiyle Türkiye’nin Avrupa kıtası için yeni dönemin üretim ve tedarik merkezi olma potansiyeli bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, Türkiye&#8217;nin sahip olduğu güç ve potansiyel, yeni tedarik zinciri yaklaşımları ve beklentiler ışığında önümüzdeki dönemde şu noktalara odaklanabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><u>Lojistik ve Ulaşım Altyapısının Geliştirilmesi</u></strong><strong>:</strong> Türkiye&#8217;nin gelişmiş lojistik ve ulaşım altyapısı, bölgesel ve küresel tedarik zincirlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Önümüzdeki dönemde, lojistik altyapının daha da geliştirilmesi ve modernize edilmesi, Türkiye&#8217;nin tedarik zinciri yönetimindeki rolünü daha da güçlendirecektir. Dünya Bankası’nın hazırladığı Lojistik Performans Endeksi’nin 2023 Raporu sonuçlarına göre Türkiye 2018 yılına kıyasla 9 sıra yükselerek 38. sırada yer almış; endeksi oluşturan alt kırılımlar bazında ise 26 ila 47. sıralar arasında kendisine yer bulmuştur. 2023 Raporu’nda Türkiye’nin 9 sıra yükselmesinin belirleyicileri arasında uluslararası sevkiyatlar ve zamanlılık konularındaki başarısı dikkat çekmektedir. Öte yandan ülkelerin lojistik performansları ile rekabetçilik arasındaki pozitif yönlü doğrusal ilişki de giderek daha çetin bir hale gelen küresel ticarette ülkelerin neden lojistik altyapılarını geliştirmeyi amaçlaması gerektiğinin de bir göstergesidir (Duman, 2023).&nbsp;</li>



<li><strong><u>Yerelleştirme ve Üretim Çeşitliliğinin Artırılması</u></strong><strong>:</strong> Türkiye, üretim çeşitliliği ve esneklik açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Önümüzdeki dönemde, üretimde çeşitliliğin artırılması ve yerelleştirme stratejilerinin benimsenmesi, Türkiye&#8217;nin tedarik zinciri yönetimindeki rolünü güçlendirecek ve krizlere karşı daha dirençli bir yapı oluşturacaktır.</li>



<li><strong><u>Teknolojik İnovasyon ve Dijital Dönüşüm</u></strong><strong>: </strong>Türkiye&#8217;nin teknolojik inovasyon ve dijital dönüşüm alanındaki potansiyeli, tedarik zinciri yönetiminde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Önümüzdeki dönemde, dijital tedarik zinciri yönetimi ve akıllı lojistik sistemleri gibi teknolojik yeniliklerin benimsenmesi, Türkiye&#8217;nin tedarik zinciri alanında rekabet gücünü artıracaktır. Türkiye’nin AR-GE harcamalarının milli gelire oranına bakıldığında son 20 yılda %0,53’ten %1,4 seviyesine çıkmasıyla birlikte özellikle ihracatın temelini oluşturan imalat sanayiinde teknolojik kompozisyonun iyileşmesi mümkün hale gelmiştir (TÜİK, 2023). Bununla birlikte Orta Vadeli Program 2024-2026 Belgesi’nde de sanayide ve stratejik sektörlerde AR-GE kapasitesinin, yenilikçilik ve tasarım alanlarının artırılarak üretimde ve ihracatta teknolojik dönüşümün hızlanmasına yönelik politikaların hayata geçirileceği ifade edilmektedir (SBB, 2023).</li>



<li><strong><u>Sürdürülebilirlik ve Yeşil Tedarik Zinciri Modelleri</u></strong><strong>:</strong> Türkiye&#8217;nin sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim konusundaki potansiyeli, tedarik zinciri yönetiminde önemli bir fırsat sunmaktadır. Önümüzdeki dönemde, sürdürülebilir üretim modellerinin benimsenmesi ve yeşil tedarik zinciri stratejilerinin uygulanması, Türkiye&#8217;nin çevresel etkiyi azaltan ve sürdürülebilir tedarik zinciri modelleri oluşturmasını sağlayacaktır.</li>



<li><strong><u>Stratejik İş Birlikleri ve Pazar Erişimi</u></strong><strong>:</strong> Türkiye&#8217;nin küresel ticaret ağlarına entegre olması ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmesi, tedarik zinciri yönetimindeki rolünü daha da güçlendirecektir. Önümüzdeki dönemde, Türkiye&#8217;nin uluslararası pazarlara erişimi ve küresel iş birliklerini artırması, tedarik zinciri yönetimindeki etkinliğini ve rekabet gücünü artıracaktır. Türkiye’nin küresel ihracattan aldığı pay 2002 yılında %0,55 seviyesinde iken bu oran 2023 yılı itibarıyla %1,04 seviyesine yükselmiştir. Küresel pazarlarla entegrasyonunu güçlendiren ihracatımız aynı zamanda teknolojik dönüşümünü de hızlandırarak ihracatın katma değerinde de yükseliş sağlamıştır. Önümüzdeki dönem için Orta Vadeli Program 2024-2026 Belgesi’nde de ifade edildiği gibi mal ve hizmet ihracatının küresel gelişmelere uyumlu olarak artırılmasına yönelik politikaların izlenmesi, öncelikli sektörler ve pazarlar başta olmak üzere katma değeri yüksek sektörlere yönelik yatırımların desteklenmesi, dış ticarette güvenli ve hızlı ticaret işlemlerinin gelişimiyle birlikte ikili veya çoklu stratejik iş birliklerinin geliştirilmesi Türkiye’nin tedarik zinciri yönetimindeki yerini ve rolünü daha da güçlendirecektir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin yeni tedarik zinciri yaklaşımı, sahip olduğu güçlü altyapı, üretim kapasitesi, teknolojik potansiyel ve coğrafi konumuyla önümüzdeki dönemde küresel tedarik zincirlerinde önemli bir aktör olmasını sağlayacaktır. Türkiye&#8217;nin bu alanlardaki potansiyelini daha da geliştirmesi, tedarik zinciri yönetimindeki etkinliğini ve rekabet gücünü artıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ YERİNE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik zincirlerinin tarihsel evrimi, antik çağlardan günümüze kadar sürekli değişen ve dönüşen bir süreç olmuştur. Coğrafi keşifler, Sanayi Devrimi ve teknolojik ilerlemelerin hızıyla birlikte, tedarik zincirleri köklü bir dönüşüm yaşamış ve bu süreçte kritik öneme sahip olmuştur. Bugün ise, ikiz dönüşüm olarak adlandırılan yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm kavramları, tedarik zincirlerinin geleceğini şekillendirecek belirleyici unsurlar haline gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ikiz dönüşüm gerçeği altında, tedarik zincirlerinin önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği noktaları belirlemek kritik bir adım haline gelmektedir. Dijitalleşme, veri analitiği ve yapay zekâ gibi teknolojik gelişmeler, tedarik zincirlerinin daha verimli, esnek ve hızlı olmasını sağlayacaktır. Yeşil dönüşüm ise, çevresel sürdürülebilirliği sağlayarak doğal kaynakların korunmasına ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya ajandasında tedarik zincirlerinin bu dönüşümünü sağlamak için öncelikli olarak aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><u>Kapsayıcı İş Birliği ve Ortaklık</u></strong><strong>:</strong> Uluslararası platformlarda iş birliği ve ortaklık kurularak, küresel tedarik zinciri ağlarının sürdürülebilir ve etkili bir şekilde yönetilmesi sağlanmalıdır.</li>



<li><strong><u>Teknolojik Altyapının Güçlendirilmesi</u></strong><strong>:</strong> Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojik altyapıların geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin daha verimli ve hızlı işlemesini sağlayacaktır.</li>



<li><strong><u>Sürdürülebilirlik Standartlarının Belirlenmesi</u></strong><strong>:</strong> Uluslararası çapta sürdürülebilirlik standartlarının belirlenmesi ve bu standartlara uyumun teşvik edilmesi, çevresel etkilerin azaltılmasına yardımcı olacaktır.</li>



<li><strong><u>Eğitim ve Farkındalık Oluşturma</u></strong><strong>:</strong> Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi konusunda eğitim programları ve farkındalık kampanyaları yoluyla toplumun bilinçlendirilmesi ve bilinç düzeyinin artırılması gerekmektedir.</li>



<li><strong><u>Yenilikçi Politikaların Teşviki</u></strong><strong>: </strong>Hükümetlerin, sürdürülebilirlik üzerine odaklanan teşvik ve politikalarla şirketleri yeşil dönüşüme teşvik etmesi ve desteklemesi gerekmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik zincirleri ticaretin tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte farklı coğrafyaların bir araya gelebildiği, söz konusu coğrafyaların üretim kapasiteleri doğrultusunda hammadde temini ile nihai ürün üretimi arasındaki sürecin ticaret yollarıyla gerçekleştirildiği bir yapıdan zaman içerisinde karmaşık, çok taraflı ve entegre bir şekle evrilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Antras ve Chor (2022) yakın dönemde giderek daha karmaşıklaşan üretim ve tedarik süreçlerinden hareketle tedarik zincirlerinin küresel büyüme ve kalkınmaya sunabileceği katkıları ampirik çalışmalarla ortaya koymuştur. Öte yandan, Kovid-19 salgınıyla birlikte dünyada ezberlerin bozulması, önceleri bir mucize gibi aksettirilen küresel tedarik zincirlerine olan güveni sarsmış; bunun yerine firmalar ve ülkeler daha yerel ve erişilebilir bir tedarik yönetimine doğru yol almaya başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, stratejik coğrafi konumu ve dinamik iş gücüyle tedarik zinciri yönetimi sürecinin dönüşümünde önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye&#8217;nin, yenilikçi politikalarla ve uluslararası iş birlikleriyle sürdürülebilir ve yeşil bir tedarik zinciri ağı oluşturmak için çaba göstermesi ve bu alanda liderlik rolü üstlenmesi kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca, sürdürülebilirlik bilincinin toplumda artırılması ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi yoluyla Türkiye&#8217;nin üzerine düşen ödevleri yerine getirmesi, tedarik zincirlerinin geleceği için kritik bir faktör olacaktır. Bu kapsamlı dönüşüm sürecinde, Türkiye&#8217;nin sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi alanında liderlik rolünü üstlenmesi ve yenilikçi çözümler sunması hem ulusal ekonomisine hem de tedarik zinciri ağlarına olumlu katkılar sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Antras, P. ve Chor D. (2022). Global Value Chains, Handbook of International Economics, Volume 5, 297-376.</li>



<li>Awan, U. Sroufe, R., Bozan, K. (2022). Designing Value Chains for Industry 4.0 and a Circular Economy: A Review of the Literature, Sustainability, 14 (12), 7084.</li>



<li>De Marchi, V. ve Alford M. (2022). State policies and upgrading in global value chains: A systematic literature review, Journal of International Business Policy, 5, 888 – 111.</li>



<li>Duman, M. C. (2023). Ekonomilerin Yaşam Kaynakları, Ticari Hayat Gazetesi, (Erişim: <a href="https://www.ticarihayat.com/ekonomilerin-yasam-kaynaklari">https://www.ticarihayat.com/ekonomilerin-yasam-kaynaklari</a>, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2023).</li>



<li>Feyaerts, H. Van den Broeck, G. Maertens, M. (2019). Global and local food value chains in Africa: A review, Agricultural Economics, 51 (1), 143-157.</li>



<li>Gereffi, G., Pananond, P., Pedersen, T. (2022) Resilience Decoded: The Role of Firms, Global Value Chains, and the State in COVID-19 Medical Supplies, California Management Review, 64 (2).</li>



<li>Hoywehghen, K. V., Fabry, A., Feyaerts, H., Wade, I. Maertens, M. (2021). Resilience of global and local value chains to the Covid-19 pandemic: Survey evidence from vegetable value chains in Senegal, Agricultural Economics, Volume 52 (3), 423-440.</li>



<li>T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (2023). Orta Vadeli Program 2024-2026, (Erişim: <a href="https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/09/Orta-Vadeli-Program_2024-2026.pdf">https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/09/Orta-Vadeli-Program_2024-2026.pdf</a>, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2023).</li>



<li>TÜİK (2023). Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması 2021, (Erişim: <a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Arastirma-Gelistirme-Faaliyetleri-Arastirmasi-2021-45501">https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Arastirma-Gelistirme-Faaliyetleri-Arastirmasi-2021-45501</a>, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2023).</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB Yeşil Mutabakatı (CBAM), Karbon Vergisi ve Gümrük İşlemleri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM)]]></category>
		<category><![CDATA[CBAM sertifikası]]></category>
		<category><![CDATA[Cezalar]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Karbon Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yetkili CBAM Makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Yetkili ithalatçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6977</guid>

					<description><![CDATA[Küresel ticaret sistemi, başarılı ve istikrarlı çalışmaları sayesinde büyümüş ve çalışma alanları çeşitlenmiş büyük bir aileye benzemektedir. Bu aile, kendi başarısı ve içinde bulunduğu koşulların hızlı bir şekilde değişmesi nedenleriyle daha büyük ve daha işlevsel bir eve ihtiyaç duymakta ve mevcut evini de kapsayacak şekilde yeni bir ev inşa etme planları yapmaktadır. Bu planların önemli bir kısmının fikirsel hazırlık aşaması tamamlanmış olup, Şubat 2023’de yayımlanan Avrupa Birliği CBAM Tüzüğü, bu evin inşasında ilk kazmanın vurulması olarak değerlendirilebilir. Küresel ticaret sisteminde önümüzdeki yıllarda yaşanması beklenen köklü değişiklikleri aktarmak için bir makale yeterli olmayacaktır, ancak CBAM Tüzüğünün ve CBAM sertifika bedelinin (karbon vergisinin) detaylı bir anlatımı, gelişmelerin hangi yönde devam edeceğinin anlaşılması açısından katkı sağlayacaktır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel ticaret sistemi, başarılı ve istikrarlı çalışmaları sayesinde büyümüş ve çalışma alanları çeşitlenmiş büyük bir aileye benzemektedir. Bu aile, kendi başarısı ve içinde bulunduğu koşulların hızlı bir şekilde değişmesi nedenleriyle daha büyük ve daha işlevsel bir eve ihtiyaç duymakta ve mevcut evini de kapsayacak şekilde yeni bir ev inşa etme planları yapmaktadır. Bu planların önemli bir kısmının fikirsel hazırlık aşaması tamamlanmış olup, Şubat 2023’de yayımlanan Avrupa Birliği CBAM Tüzüğü, bu evin inşasında ilk kazmanın vurulması olarak değerlendirilebilir. Küresel ticaret sisteminde önümüzdeki yıllarda yaşanması beklenen köklü değişiklikleri aktarmak için bir makale yeterli olmayacaktır, ancak CBAM Tüzüğünün ve CBAM sertifika bedelinin (karbon vergisinin) detaylı bir anlatımı, gelişmelerin hangi yönde devam edeceğinin anlaşılması açısından katkı sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler:</strong> AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), Yetkili CBAM Makamı, CBAM sertifikası, Karbon Vergisi, Yetkili ithalatçı, Gümrük İşlemleri, Cezalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>I. GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel ticaret sistemi halihazırda yeniden tasarlanmakta ve bu sürecin önem arz eden nedenleri arasında iklim değişikliği; dijitalleşme, yapay zeka ve büyük verinin her geçen gün daha fazla kullanılmaya başlanması; orta koridor ve arktik hattı gibi yeni uzun mesafe taşımacılık hatlarının ortaya çıkmaya başlaması; Çin’in yükselişi ve bu süreçte Rusya gibi ülkelerin işbirliğini kazanması ile COVID ve muhtemel yeşil vergiler nedenleriyle küresel katma değer zincirlerinin kısalmakta oluşu vb. sayılabilir. Bu yazıda, iklim değişikliğinin uygarlığımız üzerindeki etkisinin nasıl ve neden olacağı tartışılmayacaktır. Zira bu konu farklı disiplinlerin konusu olup, bu yazıda tasarımı çoktan yapılmış ve kısa bir zaman önce ilk kazması vurulmuş (veya gemi inşa diliyle ilk sac kesimi yapılmış) yeni küresel ticaret mimarisi hakkında bir bakış açısı sunmak amaçlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel çevre sorunları ile mücadele konusunda bugüne kadar çok fazla yol alındığı söylenmesi mümkün bulunmamaktadır. Ozon tabakasını incelten maddelerin kullanımının azaltılmasına ilişkin Montreal Protokolü hariç tutulursa, çevre alanında uluslararası işbirliği anlamında bugüne kadar çok fazla yol alındığını söylemek zordur. Ancak, artık işlerin değiştiğini ve küresel anlamda çevre koruma önlemlerinin uluslararası gündemin üst sıralarına çıktığını söylemek mümkündür. Örnek olarak, ABD’nin bütçe sorunları nedeniyle erken ayrılmak zorunda kaldığı Japonya’da 20 Mayıs 2023 tarihinde yapılan G-7 toplantısı sonuç bildirgesinde (41 sayfa), küresel çevre konusuna verilen önem ele alınabilir<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>. Söz konusu Bildirge’nin aşağı yukarı yarısı küresel çevre sorunları ile dijitalleşmeye ayrılmış olup, İklim Kulübü<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> yaklaşımı nedeniyle bu inisiyatifin etkilerinin uzun erimli olacağını söylemek mümkün bulunmaktadır. Zira, örnek olarak, GATT Anlaşması’nın İkinci Dünya Savaşından sonra sınırlı sayıda ülke katılımı ile başladığını, ancak, zamanla, özellikle de Rusya ve Çin’in katılımıyla küresel bir boyut kazandığını hatırlamakta fayda bulunmaktadır. Benzer şekilde, ülkemiz başından bu yana Avrupa Birliği üyelik sürecine sıcak bakmış, ancak henüz üyelik gerçekleşmemiş olsa da, bu süreç ülkemizin 21. yüzyılda dünyada saygın bir ülke haline gelmesine katkı sağlayacak iç dinamiklerin güçlenmesine büyük katkı sağlamıştır. Bu çerçevede, Avrupa Birliği tarafından 2019 yılında ilan edilen Yeşil Mutabakatın, gerekli önlemlerin alınması halinde ülkemiz açısından bir sonraki kaldıraç olacağı söylenebilir. Ayrıca, ülkemizin bu konuda edineceği tecrübelerin, yürümekte olan Türk Devletleri Teşkilatı’nın kuruluş sürecinin baştan itibaren küresel gelişmelere uygun bir şekilde ilerlemesine büyük katkı sağlama potansiyeli de dikkate alınmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz sadece ihracat ve ithalat rakamlarının karşılaştırılmasına sıkıştırılmamalıdır. Bilimsel araştırma projelerine katılım veya dijitalleşme süreçlerine uyum gibi imkanları sadece parasal değerlere sıkıştırmak yanlış olacaktır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkisi pek çok kaldıraç imkânı yaratabilecek özelliklere sahiptir. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat ile ilgili kaynakları incelendiğinde, dijitalleşme ve Ar-Ge çalışmalarının, bu sürecin en önemli ayaklarından ikisini oluşturduğunu söylemek mümkündür<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a>. Bu iki unsur, aynı zamanda, ülkemizi 21. Yüzyıla hazırlayacak önemli unsurlardır. Mevcut sorunlarda çatışma yönetimi stratejileri uygulanması şartıyla, işbirlikleri her zaman kazandıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, Yeşil Mutabakatın ülkemiz tarafından hemen hemen ilk olarak etkisinin hissedilecek aşaması olan ve Şubat 2023’de AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmış Sınırda Karbon Düzenlemesi Tüzüğü ile diğer ilgili mevzuat ve uygulamalar değerlendirilecektir. TÜRKAK’ın kurulmuş ve işlerlik kazanmış ve CE işareti başta olmak üzere teknik mevzuat uyumu kapsamında ülkemizde diğer kurumsal yapılanmaları başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş olması, Yeşil Mutabakata uyum konusunda ülkemize avantaj sağlayacak hususlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>II. AVRUPA BİRLİĞİ EMİSYON TİCARET SİSTEMİ (ETS) VE SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI (CBAM)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere, Paris Anlaşması, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_%C4%B0klim_De%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi_%C3%87er%C3%A7eve_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi">Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi</a> kapsamında küresel ısınmanın azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı için 2016 yılında yürürlüğe giren uluslararası bir anlaşma olup, küresel ortalama sıcaklıktaki artışı sanayi devrimi öncesi seviyelerin 2 °C&#8217;nin çok altında tutma ve sıcaklık artışını sanayi devrimi öncesi seviyelerin 1,5 °C üzerinde sınırlama çabalarını sürdürme hedefine ulaşmayı hedeflemektedir. Avrupa Birliği, Paris Anlaşması doğrultusunda 2050 yılına kadar iklim nötr bir AB hedefine ulaşmak için, sera gazı (GHG) emisyonlarını 1990 yılındaki seviyelere kıyasla önemli ölçüde azaltmayı hedeflemiştir.&nbsp; Bu çerçevede iklim, enerji, arazi kullanımı, ulaşım ve vergilendirme politikalarının 2030 yılına kadar 1990 yılındaki seviyesine kıyasla %55 emisyon azaltımı sağlanacak şekilde gözden geçirilmesi için, “Fit for 55 (55’e Uyum)” mevzuat değişikliği paketi Avrupa Komisyonu’nca 14 Temmuz 2021’de yayımlanmıştır. Paketin uluslararası ticareti etkileyecek en önemli düzenlemelerinden biri, dünyada ilk defa uygulamaya konulacak olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasıdır (Carbon Border Adjustment Mechanism &#8211; CBAM). Avrupa Komisyonu 14 Temmuz 2021 tarihinde Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kurma önerisini kabul etmiş, karar onaylanmış, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi&#8217;ne iletilmiş ve uluslararası alanda bağlayıcı hale getirilmiştir. Komisyon ayrıca, AB Eylem Planı ile, hava, su ve toprak için Sıfır Kirliliğe Doğru, “kirleten öder” ilkesini daha iyi uygulamak için ilgili araçların ve teşviklerin teşvik edilmesini ve böylece karbonsuzlaştırma ile sıfır kirlilik mücadelesi arasındaki sinerjiyi en üst düzeye çıkarmak amacıyla “ücretsiz kirliliğin” aşamalı olarak kaldırılmasını tamamladığını açıklamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması CBAM, başlangıçta yalnızca AB ülkelerine ithal edilecek demir &#8211; çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen üretimi emisyonlarına ilişkin ek bir tarife olacaktır. Bu, AB&#8217;ye ihracat yapan firmalar için&nbsp; ek tarife, mali yük anlamına gelir. Bu nedenle, AB CBAM&#8217;ın ihracatçılar üzerindeki pazar etkisi, AB&#8217;ye eşya ihracatlarını azaltabilir ve bunun yerine AB üyesi olmayan ülkelere satışları artırabilir veya ihracatçıların CBAM&#8217;dan etkilenmemesi için kendi ETS sistemini kurabilir ve AB ile uyumlaştırabilir. Ülkemizde ETS’nin kurulması halinde, AB ile Türkiye arasında ithalat ve ihracatta alınan ek mali yükümlülükler uygulamadan kaldırılır veya ithalatçı, ithal edilen maldaki gömülü emisyonlar için ülkemizde ödenen CBAM sertifikalarının düşüm yapılmasını talep edebilir. Üretim aşamalarında emisyon oranlarını düşürme seçeneği de olabilir ki bu da, en düşük emisyon aynı zamanda en düşük karbon bedeli olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023-2025 yılları geçiş dönemi olacak ve bu aşamada bu ürünleri ithal eden AB’deki ithalatçılar herhangi bir ödeme yapmayacak, sadece ithal edilen söz konusu malların üretimi aşamasında salınan karbon emisyonları ile malların üretiminde tüketilen elektriğin üretiminden kaynaklı (dolaylı) emisyonların raporlamasını yapacaktır. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayacak asıl uygulamada ise, ithalatçılar, yetkili CBAM ulusal idarelerine kayıt olacak, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’ndeki piyasa mekanizması kapsamında haftalık belirlenen karbon bedellerini ödeyerek ithalat yapmaya başlayacaklardır. Sertifikaların fiyatı, salınan CO<sub>2</sub> € / ton cinsinden hesaplanacaktır. İthalatçılar, ETS sistemi kurulu olan üçüncü ülke üreticilerinden gelen doğrulanmış bilgilere dayanarak, ithal edilen malların üretimi sırasında zaten bir karbon fiyatının ödendiğini belgelendirebilirse, karşılık gelen miktarı sertifika miktarından düşecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1) CBAM Amacı, Kapsamı Mal ve Sera Gazları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç,ithalatçıların ithal ettiği AB ETS kapsamındaki mallardan CBAM sertifika ücreti tahsil edilerek yerli üreticilerle aynı karbon fiyatını ödemelerini sağlamak, AB’de faaliyette bulunan firmalar ile ithalatçılara eşit muamele yapılarak karbon sızıntısını önlemektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;nin Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) Yönetmeliği geçiş aşamasına 1 Ekim 2023&#8217;te girdi. İlk aşamada, AB gümrük bölgesine ithal edilecek üçüncü ülke menşeli çimento, elektrik, gübre, demir-çelik ve alüminyum ile dahilde işleme rejimi sonunda elde edilen ürünleri kapsayacaktır.&nbsp; İthalatçılar CBAM mallarının üretimi sırasında yayılan sera gazları hakkında bilgi toplamak ve raporlamak zorundadır. Ayrıca&nbsp; emisyon bilgilerini AB üyesi olmayan ülkelerdeki üretici, ihracatçı firmalardan da toplanması gerektiğinden, üretici ve ihracatçıların da emisyon bilgilerini raporlama, saklama ve ithalatçıya vermekle yükümlüdür. Tedarik zincirlerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, bu zincirler ithalatçı ve üçüncü ülke tesisleri arasında birden fazla aktörü içerebilir. Bu nedenle mallarınızı AB Üye ülkelerdeki ithalatçılara ihraç ediyorsanız, bu durumda CBAM sizi etkileyecektir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hükümetler, eşdeğer miktarda emisyon azaltımını sağlayacak mali ve diğer önlemleri alırsa, belirli küçük tesisler bu sistemin dışında tutulabilecektir. Mevcut Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)’nin sıkılaştırılması, yeni sektörlere genişletilmesi, havacılık sektöründeki serbest tahsisatların kademeli olarak kaldırılması ve emisyon azaltımında istenen seviyede artış sağlanamayan karayolu taşımacılığı ile binalar için yeni bir ETS tesis edilmesi öngörülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Otomobiller ve Kamyonetler için CO2 Emisyon Standartlarını Belirleyen Yönetmelik”te değişiklik yapmayı amaçlayan taslak yönetmelik ile, otomobil ve kamyonetler için emisyon standartlarının güçlendirilmesi ve yeni araçların karbon salımının 2030 yılında %55, 2035 yılında %100 oranında azaltılması hedeflenmektedir. Böylece, 2035 yılı itibarıyla tüm araçların “sıfır-emisyonlu araç” olarak kaydedilmesi sağlanacaktır. “Alternatif Yakıtlar Altyapı Tüzüğü”nün yenilenmesi ile, sıfır emisyonlu araçların ihtiyaç duyacağı araç şarj kapasitesinin sağlanması amaçlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“ReFuelEU Havacılık Girişim” ve “FuelEU Denizcilik Girişimi” ile havayolu ve denizyolu taşımacılığında kullanılan temiz yakıt miktarının artırılması hedeflenmektedir. Havacılık sektöründe 31 Aralık 2023 tarihine kadar AB ETS, sadece Avrupa Ekonomik Bölge (EEA) içerisinde yer alan havaalanları arasındaki uçuşlara uygulanacaktır</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Enerji Vergilendirmesi Direktifi”nin yenilenmesi ile enerji ürünlerinin vergilendirilmesinin AB’nin enerji ve iklim politikaları ile uyumlu hale getirilmesi, temiz teknolojilerin desteklenmesi hedeflenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM’a tabi mal kapsamı, 2030 yılına kadar halihazırda Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında olan tüm sektörleri kapsayacak şekilde genişletilecektir. CBAM tüzüğü Ek I&#8217;de her bir mal, HS (harmonize sistem) kodu ile listelenmiş ve tanımlanmıştır. CBAM Tüzüğü kapsamındaki gazlar karbondioksit, azot oksit ve perflorokarbon emisyonu olup, bu çerçevede, sadece karbon dioksit salınımını değil, bu gazların salınımını yapan üretim aşamaları da CBAM kapsamında değerlendirilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CBAM’a tabi malların istinası ise,</strong> maksimum 150 avro değere sahip ürünler ile askeri faaliyetler bağlamında kullanılacak mallar için uygulanmayacaktır. Ancak AB Gümrük Reformu kapsamında yapılan çalışmada, 150 € altında kalan eşyalara sağlanan muafiyetin kaldırılması planlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2) CBAM’a Tabi Ülkeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM, AB ülkeleri ile Avrupa Birliğinin bir parçası olan İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre gibi AB ETS&#8217; ne katılmayan ve kendi emisyon ticaret sistemini uygulayan ülkelerden yapılan ithalatlar için geçerli olmayacak, AB dışındaki tüm ülkelerden ithal edilen kapsam dahilindeki eşyalar için uygulanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada 28 ülkede ETS programı uygulanmaktadır ve ülkemiz dahil 9 ülke de değerlendirme aşamasındadır<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a>. ETS olan ve karbon vergisi uygulayan ülkeler; Avrupa Birliği, Arjantin, Kanada, Şili, Çin, Kolombiya, Danimarka, Japonya, Kazakistan, Güney Kore, Meksika, Yeni Zelanda, Norveç, Singapur, Güney Afrika, İsveç, İngiltere ve Ukrayna’dır. ETS ve karbon vergisi uygulamasını değerlendirme aşamasında olan ülkeler; Brezilya, Brunei, Endonezya, Pakistan, Rusya, Sırbistan, Tayland, Türkiye ve Vietnam’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3) CBAM Tanımları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beyan sahibi:</strong> Kendi adına bir gümrük beyanında bulunan veya adına beyanda bulunulan kişiyi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yetkili İthalatçı:</strong> CBAM makamı tarafından ithalata izin verilen kişiyi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ekonomik İşletmeciler Kayıt ve Kimlik Numarası (EORI numarası):</strong> Gümrük idaresi tarafından gümrük işlemleri için yapılan mükellef kayıt işlemini ve verilen numarayı (şifreyi),</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AB gümrük bölgesi:</strong> AB üyesi 27 ülkenin siyasi sınırları, karasuları, iç suları ve hava sahasını,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ton CO2e</strong>: Bir metrik ton karbondioksit (&#8216;CO2&#8217;) veya CO2&#8217;nin eşdeğer küresel ısınma potansiyeline göre ayarlanmış CBAM Tüzüğü Ek I&#8217;de listelenen diğer sera gazı miktarını,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Doğrudan emisyonlar:</strong> Üretim sırasında tüketilen ısıtma ve soğutma üretiminden kaynaklanan emisyonlar ile, malların üretim aşamalarında yapılan emisyonları,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dolaylı emisyonlar:</strong> Malların üretimi sırasında tüketilen elektrik üretiminden kaynaklanan emisyonları,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gömülü emisyonlar:</strong> Bir ürünün üretimi sırasında salınan doğrudan emisyonlar ile tüketilen elektrik üretiminden kaynaklanan (salınan) dolaylı emisyonların toplamını,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CBAM sertifikası:</strong> Mallardaki gömülü emisyonların bir ton CO<sub>2</sub>&#8216;sine karşılık gelen bedelin ödenmesine ilişkin elektronik formattaki bir sertifikayı,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karbon fiyatı:</strong> Üçüncü ülkede, bir karbon emisyonu azaltma programı kapsamında sera gazları üzerinden hesaplanan vergi, resim, harç veya ek mali yükümlülükler şeklinde tahsil edilen tutarı,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Operatör:</strong> Üçüncü ülkede bir tesisi işleten veya kontrol eden herhangi bir kişiyi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karbon Sızıntısı:</strong> İklim politikalarıyla ilgili maliyetler nedeniyle emisyon kısıtlamalarına tabi işletmelerin üretimlerini üçüncü ülkelere kaydırmaları durumunda ortaya çıkabilecek durumu ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4) Yetkili Makamlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her AB üyesi ülke, CBAM tüzüğünde belirtilen görevleri yerine getirmek için CBAM yetkili makamını ve gümrük idarelerini belirleyecek, bu hususu AB Komisyonuna bildirecektir. AB Komisyonu, yetkili makamlara yardımcı olacak ve ulusal CBAM kayıtlarını kontrol etmek, CBAM sertifika fiyatını belirlemek ve hangi üçüncü ülkelerin ve bölgelerin CBAM muafiyetlerine tabi olduğuna karar vermek gibi temel iş akışlarından sorumlu olmaya devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idareleri, yetkili ithalatçılar dışındaki kişiler tarafından sözkonusu malın ithal edilmemesini de sağlamakla görevlendirildikleri için, izleme sürecine de dahil edilecektir. Ayrıca, gümrük idareleri, malların GTİP’nu, miktarlarını ve menşe ülkeleri açısından inceleyecek, gümrük mevzuatına göre işlemi tekemmül ettirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde İklim Yasası taslağında ETS’ni kurmaya yetkili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#8217;nın belirtilmesi nedeniyle, CBAM makamı olarak da sözkonusu Bakanlık görevlendirilebilir. Bu durumda ithalatçının CBAM konusu malların ithali için Bakanlığa başvurması, sertifika ile ilgili işlemlerin yapılması, gümrük idarelerinin Tek Pencere Sisteminden kontrolünü ve ithal işlemini yapması, ülkemizin CBAM yetkili makamı ve gümrük idareleri yönüyle de ETS’ye uyumu konusunda hazır olduğunu göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB ile teknik mevzuat uyumu kapsamında, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite etmek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyette bulunmalarını ve bu suretle uygunluk değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenen belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek amacıyla 27.10.1999 tarihinde 4457 sayılı kanunla TÜRKAK (Türk Akreditasyon Kurumu) kurulmuş ve AB’nin ilgili kurumları tarafından karşılıklı tanınma gerçekleşmiştir. CE işareti ve yeni yaklaşımın öngördüğü idari sistemin başarıyla çalışıyor olması, ülkemizde bir emisyon ticaret sisteminin kurulmasını kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Bu sistemin varlığı durumunda, karbon vergisinin sadece daha düşük olması veya hiç olmaması yanında, toplanacak verginin AB bütçesi yerine ülkemiz bütçesine yönlendirilmesi mümkün olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5) Firma Kaydı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlik gümrük bölgesinde kurulan firmalar, gümrük işlemlerini yapabilmek için kuruldukları yerdeki gümrük idarelerine kayıt yaptırırlar. Birlik gümrük bölgesinde yerleşik olmayan firmalar da, gümrük işlemlerini yapacakları yerdeki gümrük idarelerine kayıt yaptırırlar. Ekonomik Operatörler Kayıt ve Kimlik numarası (EORI) kendilerine verilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kayıt; Beyan sahibinin adı, adresi ve iletişim bilgileri,&nbsp; Ekonomik Operatör Kayıt ve Kimlik numarası (EORI), CBAM hesap numarası, her bir ithalatçı için CBAM sertifikalarının kimlik numarası, satış fiyatı, satış tarihi ve teslim tarihi, geri satın alınması veya iptal tarihi ile CBAM kayıt defterinin ayrı bir bölümünde, üçüncü ülkelerdeki operatörler ve tesisler hakkındaki bilgileri içerecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde gümrük işlemlerini yapmak isteyen gerçek/tüzel kişiler, Ticaret Bakanlığı <a href="https://ticaret.gov.tr/uygulamalar">https://ticaret.gov.tr/uygulamalar</a>&nbsp; web sayfasında yer alan Gümrük Eşya Takip ve Analitik Performans Programı (GET-APP) üzerinden başvuruda bulunmaktadır. Firma adına başvuruyu, Yükümlü Kayıt ve Takip Sisteminde kayıtlı, firmayı doğrudan temsile yetkili kişi yapmaktadır. Başvuru sahibinin şirketi temsile yetkili olup olmadığı sistem tarafından Yükümlü Kayıt ve Takip Sisteminden kontrol edildikten sonra, otomatik olarak bir kullanıcı kodu tanımlanmaktadır. Belirlenen kullanıcı kodu, Yükümlü Kayıt ve Takip Sisteminde kayıtlı firma e-posta adresine iletilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı Tek Pencere Sistemi yetkisi için, Ticaret Bakanlığı e-işlemler menüsünden Tek Pencere Sistemi hizmetine ilişkin şifre başvurusunda bulunur.&nbsp; Başvuruları uygun bulunan ithalatçılara sistem tarafından 1004 (TPS-Gümrük Statü Belgesi) kodlu e-belge ile bu belgeye ait 23 haneli numara verilir. İthalatçılar&nbsp; ilgili bakanlıklara e-devlet üzerinde tek pencere sistemi vasıtasıyla müracaatını yapar, gerekli izinleri alır ve alınan izin ve belgeler beyannamenin detaylı BİLGE II programı Beyan Bölümünde ekli belgeler kısmında görülür. Emisyon Ticaret Sistemi uygulanmaya başladığında, ithalatçı veya gümrük müşaviri Tek Pencere Sisteminden malın ithali için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına müracaatını yapar, aldığı sertifika sayı ve tarihini gümrük beyannamesinin 44 no’lu “Ek Belge”&nbsp; hanesine yazar, gümrük memuru da ithalata yetkili olduğunu gördükten sonra ithale izin verir. Bu nedenle gümrüklerde beklemeler olmaz ve bir takım aksamalar da meydana gelmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6) CBAM Sicilindeki Bilgilerin Gizliliği ve İfşası</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yetkili makam veya Komisyon tarafından görevlerin yapılması nedeniyle edinilen, doğası gereği gizli olan veya sır olarak verilen tüm bilgiler mesleki sır yükümlülüğü kapsamındadır. Bu bilgiler, yetkili makam veya Komisyon tarafından, onu sağlayan kişi veya makamın önceden açık izni olmaksızın veya Birlik ulusal yasaları gereğince açıklanmayacaktır. Bir operatör, adını, adresini ve iletişim bilgilerini halka açık hale getirmemeyi tercih edebilir. Yetkili idareler ve Komisyon, bu kişilerin Tüzük kapsamındaki yükümlülüklerine uymalarını ve gümrük mevzuatının uygulanmasını sağlamak amacıyla bu bilgileri birbirleriyle, gümrük idareleriyle, idari veya adli cezaları uygulayacak idarelerle, Avrupa Kamu Savcılığı Ofisiyle paylaşabilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde firmaların bilgilerinin gizliliği sözkonusudur ve gümrük idarelerinde yetkili memur ancak ilgili makam tarafından istenilen bilgiyi vermek için o firmanın vergi numarası ile Karar Destek Sistemine girmekte ve bilgiyi aldıktan sonra girme nedenini sitemde belirtmektedir. Aksi halde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili madde hükümlerine göre cezalandırılması sözkonusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7) İthal İzni Başvurusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB üyesi ülkede yerleşik ithalatçı malın ithal izni için önce yetkili CBAM makamına başvuracaktır. Başvuruyu gümrük temsilcisi veya müşaviri vasıtasıyla da yapabilecektir. Üçüncü bir ülkenin firması Avrupa Birliği gümrük bölgesine mal ithal etmek isterse ne olur? İthalatçının AB’de yerleşik olmaması halinde, başvurusunu gümrük temsilcisi vasıtasıyla yapacak ve yine gümrük işlemlerini de gümrük temsilcisi ile gerçekleştirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı CBAM kaydı için yetkili makama başvurduğunda, makam CBAM sertifikaları ile ilgili bilgilerine ilişkin bir elektronik veri tabanı CBAM kaydını oluşturacak, kendisine benzersiz bir CBAM hesap numarası (şifresi) ile ithalat yetkisi verecek ve bilgilendirecektir. CBAM şifresi ile CBAM sertifikası alınabilecek, düşümünü ve iadesi yapılabilecektir. Ekonomik faaliyetini durdurması veya yetkisinin iptal edilmesi halinde, Komisyon hesabını kapatacaktır. CBAM makamı sicildeki bilgileri otomatik ve eş zamanlı olarak gümrük idareleri ile diğer yetkili idarelere bildirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merkezi AB’de olan firmanın üçüncü ülkedeki şubesinden ithal etmesi halinde durum değişmeyecek, yine CBAM sertifika bedeli ödenecektir. Aradaki ilişki sadece GATT Anlaşması’nın VII. maddesine göre gümrük kıymetini etkileyip etkilemediği bakımından önem arz edecektir. CO2/ton üzerinden alınacağı için malın kıymeti değil, ağırlığı önemli olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM makamı, izin başvurusunda bulunan ithalatçıya, başvurunun yapıldığı üye ülkede kurulmuş ve EORİ numarası almış olması (firma kaydının yapılmış olması), gümrük mevzuatı, vergi mevzuatı ile piyasa suiistimali (emniyet ve güvenilirlik koşulu) kurallarının ciddi bir ihlaline veya mükerrer ihlallerine karışmamış ve başvurudan önceki beş yıl içinde ekonomik faaliyetiyle ilgili ciddi suç kaydı olmaması durumunda yetki verecektir. CBAM mevzuatı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek için malın cinsini, GTİP’ni ve operasyonel kapasitesini de beyan edecektir. Başvurusunu istediği zaman geri çekebilecek ve yetkinin verilmesinden sonra yetkiyi etkileyebilecek bir değişikliği, CBAM hesabı aracılığıyla yetkili makama gecikmeksizin bildirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yetkili makam, belirtilen koşulların yerine getirilmediğini, sahte belgelerin verildiğini tesbit etmesi, istenilen bilgi ve belgelerin süresinde verilmemesi, beyan sahibinin başvurunun iptalini talep etmesi halinde, yetki talebi ret edilecektir. Ret etme kararında ret sebebi belirtilecektir. İthalatçı, ret kararına karşı ilgili idareye itiraz edebilecek ve yargı yoluna gidebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>8) CBAM Sertifikalarının Satışı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM makamı, üye ülkede yerleşik yetkili ithalatçılara sertifikaları satacaktır.&nbsp; CBAM sertifikasını benzersiz bir birim kimlik kodu ile oluşturacak satış fiyatını ve satış tarihini, onu satın alan ithalatçının hesabına ulusal sicile kaydedecektir. CBAM ile ithalatçıların AB ETS kapsamındaki yerli üreticilerle aynı karbon fiyatını ödemeleri sağlanacak, AB&#8217;de üretilen ürünler ile başka ülkelerden yapılan ithalatlara eşit muamele yapılacak ve karbon sızıntısı önlenecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıl için kotası dolan ithalatçılar ithalatlarını azaltabilecekleri&nbsp; gibi, fazlası olanlardan ek ödenekler de satın alabileceklerdir. Örnek olarak A ve C ithalatçıları, her ikisi de yılda 200 ton mal ithal edeceğini tahmin ediyor. AB&#8217;nin tahsis aşaması kapsamında her birine 200 CBAM sertifikası veriliyor. A ithalatçısı yıl sonunda 180 metrik ton emisyon içeren mal ithal etmiştir. 20 CBAM fazla sertifikası vardır ve bu fazla ödeneklerini satmakta serbesttir. C ithalatçısının ise, 20 Mt CO2 içeren daha fazla mal ithaline ihtiyacı vardır ve C, A’dan ödenekleri satın alabilecektir. Net etki, karbon azaltımına yapılan yatırımın en ucuz yerde gerçekleşmesi ve CO2 emisyonlarının her iki tesise de verilen 400 ödenekle sınırlı olmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9) CBAM Sertifikalarının Fiyatı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Komisyon, CBAM sertifikalarının fiyatını, açık artırma ile satılan haftalık sertifika ücretlerinin ortalaması olarak belirleyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;CBAM sertifikalarının fiyatının, açık artırma ile satılan haftalık sertifika ücretlerinin ortalaması olarak belirlenmesi, mevzuatımıza uygun olmasa da, bu konuda özel bir&nbsp; düzenleme yapılabilir. Bu düzenleme fiyat dalgalanmalarını önler, sertifika ücretlerinin hesaplanmasında idari açıdan ve ithalatçı için bir kolaylık sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>10) CBAM Sertifikalarının Teslimi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçılar veya gümrük müşavirleri, her yıl 31 Mayıs’a kadar bir önceki yılda ithal edilen mallardaki gömülü doğrudan ve dolaylı emisyonları, var ise yurtdışında ödenen herhangi bir karbon vergisini CBAM beyannamesi ile CBAM makamına beyanda bulunacak, emisyonlara karşılık gelen CBAM sertifikalarının CBAM hesabından düşümünü yapacaktır. İthalatçı, her ithalatı için hesabında gerekli sayıda CBAM sertifikasının mevcut olmasını sağlayacak ve gümrük idaresi de yeterli sertifikanın olup olmadığını bedelinin ödenip ödenmediği kontrol edilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>11) CBAM Sertifikalarının Yeniden Satın Alınması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı, CBAM sertifikalarını her yıl 31 Mayıs’a kadar teslim ettikten sonra 30 Haziran’a kadar geri alım talebinde bulunabilecek, CBAM sertifikalarını tekrar satın alabilecektir. Geri alıma tabi sertifikaların sayısı, bir önceki yılda ithalatçı tarafından satın alınan toplam CBAM sertifikalarının üçte biri ile sınırlı olacaktır. Her bir CBAM sertifikası için geri satın alma fiyatı, satın alma sırasında o sertifika için yetkili ithalatçı tarafından ödenen fiyat olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>12) CBAM Sertifikalarının İptali</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM makamı her yıl 1 Temmuz’da, bir önceki yıldan önceki yıl içinde satın alınan ve ithalatçının CBAM hesabında kalan tüm CBAM sertifikalarını herhangi bir iade ödeme yapmaksızın iptal edecektir. Örneğin içinde bulunan 2024 yılından bir önceki yılın önceki yılı olan 2022 yılının kalan tüm sertifikaları, geri iade yapılmaksızın iptal edilecektir. İptal edilecek CBAM sertifikalarının miktarına ilişkin bir itirazın olması halinde, itiraz sonuçlanıncaya kadar CBAM makamı sertifikalarının iptalini bekletecektir. Bu hususa göre CBAM sertifikalarının geçerlilik süresi iki yıldır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>13) Gümrük İdaresince Yapılacak İşlemler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM’a tabi malların gümrük işlemleri, AB gümrük mevzuatı kapsamında yapılacaktır. Ülkemizde de CBAM’a tabi malların Serbest Dolaşıma Giriş Rejimi, Dâhilde İşleme Rejimi, Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi ve Nihai Kullanıma tabi tutulması halinde, ithalatçılar gümrük beyannameleri ile gümrük tarife pozisyonları (GTİP), kıymeti, menşei ülkesi,&nbsp; malın ton cinsinden miktarını beyan eder. Yetkili Bakanlığın Tek Pencere Sistemi üzerinden elektronik olarak düzenleyeceği CBAM&nbsp; sertifikasını gümrük idareleri kontrol eder ve iznin olması halinde işlemini gümrük mevzuatına göre yapar. Sertifika bedelinin gümrük idaresince tahsil edilmemesi halinde, KDV matrahına dahil edilmez. CBAM sertifikasını vermeye yetkili Bakanlık ile gümrük idareleri tek pencere sistemini kullandıkları için, CBAM’a yetkili bakanlık ithalatçının mükellef numarasını, CBAM hesap numarasını, ithal edilen malın GTİP’nu, miktarını, menşe ülkesini, gümrük beyannamesinin tarih ve sayısını aynı anda görür ve takibini yapar, ithalatın sonunda CBAM hesabından sertifika miktarının düşümünü yapar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>14) Gömülü Emisyonların Doğrulanması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı, gömülü emisyonların raporlanması için 31 Mart&#8217;a kadar ulusal akredite doğrulayıcı kuruluşa müracaat edecek, akreditasyon kuruluşu Ek VI’ da belirtilen esaslara göre, yerleşik gömülü emisyonları ton-kWh olarak tesbit ettikten sonra, düzenlediği belgeyi ithalatçıya verecek ve belge CBAM beyannamesine eklenecektir. Üçüncü ülkedeki tesislerde üretilen mallardaki gömülü emisyonlar için ithalatçı, kendisine ihracatçı tarafından rapor edilen doğrulanmış bilgileri kullanmayı da seçebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde 17.05.2014 tarihli ve 30258 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Tüzük” kapsamında toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yarısını teşkil eden sera gazı emisyonları, tesis seviyesinde izlenmektedir. Doğrulama iş ve işlemlerinde teknik ve idari hususlar ile uyulması gereken genel kurallar, 02.12.2017 tarihli ve 29068 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Akreditasyonu Tebliği” ile belirlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>15) İthalatçının Yükümlülüğü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı veya gümrük müşaviri her yıl 31 Mayıs’a kadar bir önceki yılda ithal edilen malların GTİP ve ton cinsinden miktarını, menşei ülkesini, malların üretimi için kullanılan teknolojiyi gösterir üretim yollarını ve (dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen mallar dahil) toplam gömülü emisyonları, megavat-saat elektrik başına ton CO2 emisyonu, ithal edilen mallara gömülü emisyonlar için menşe ülkede ödenen karbon fiyatı bilgilerini&nbsp; beyan edecek, akredite doğrulayıcılar tarafından düzenlenen doğrulama raporlarının nüshasını beyannameye ekleyecektir. Beyanname ile, emisyonlara karşılık gelen CBAM sertifikalarını teslim edecek, sertifika bedelini ödeyecektir. Hariçte işleme rejimi kapsamında işlenmiş ürünler olması halinde, sadece Birliğin gümrük bölgesi dışında gerçekleştirilen işleme faaliyetinin emisyon raporlarını beyan edecektir. Hariçte işleme faaliyeti yapılan ülkede CBAM sertifikası ödendiğinden, yurda girişte ayrıca ödenmeyecektir.&nbsp; İthal edilen malların mahrece iade edilmesi halinde, bu mallara ilişkin toplam gömülü emisyonları ‘sıfır’&nbsp; olarak beyan edecek ve ödediği sertifika bedeli hesabına iade edilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, AB’ de yerleşik ithalatçı veya gümrük müşaviri 2023 yılında 1.000 ton CBAM sertifikasına tabi mal ithal ettiğinde, 31 Mayıs 2024 tarihine kadar yukarıda belirtilen bilgileri yetkili makama beyan edecek ve doğrulayıcılar tarafından düzenlenen doğrulama raporlarının nüshasını beyannameye ekleyecektir. Avrupa Birliği’nin Emisyon Ticareti Programı’nda (ETS) işlem gören emisyon ödeneklerinin fiyatı, Şubat 2023’te metrik ton CO2 başına 15,7 € olduğu dikkate alındığında, ithalatçının ödeyeceği 1000 ton x 15.7 € = 15.700 € olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>16) Üretici ve İhracatçının Yükümlülüğü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB’deki ithalatçının&nbsp; emisyon bilgilerini AB üyesi olmayan ülkelerdeki üretici, ihracatçı firmalardan da toplaması ülkelerdeki tesislerde üretilen mallardaki gömülü emisyonlar için akredite kuruluş tarafından verilen raporu kullanabilmesi ve ihracatçı tarafından ödenen sertifika bedelinin düşüm yapılmasını talep edebilmesi için, üretici ve ihracatçıların da emisyon bilgilerini raporlama, saklama ve ithalatçıya vermesi gerekecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>17) Gömülü Emisyonların Hesaplanması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gömülü emisyonlar, bir malın üretimi sırasında ortaya çıkan karbon emisyonlarının toplamıdır.&nbsp; Ek I listede belirtilen mallardan çimento, gübre ve elektrik için gömülü emisyonlar, Ek II’de listede yer alan demir-çelik, Alüminyum ve hidrojen için de doğrudan emisyonlar Ek IV’te belirtilen yöntemlere göre hesaplanacaktır. Ek I de listelenen elektrik dışındaki mallardaki gömülü emisyonlar, Ek IV’ün 2. Ve 3. Maddelerinde belirtilen yöntemlere uygun olarak fiili emisyonlara dayalı olarak hesaplanacaktır. Dolaylı emisyonların yanı sıra gerçek emisyonların yeterince belirlenemediği durumlarda, gizli emisyonlar, Ek IV’ün 4.1 maddesinde belirtilen yöntemlere uygun olarak varsayılan değerlere göre belirlenecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolaylı emisyonlar, malların üretimi sırasında tüketilen elektrik üretiminden kaynaklanan emisyonlar anlamına gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Spesifik gömülü emisyonlar, bir ton malın gömülü emisyonları anlamına gelir ve bir ton mal başına ton CO2 e emisyonu olarak ifade edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gömülü emisyon hesaplamasında, malların “basit mal” veya “karmaşık mal” olmasına göre hesaplama unsurları da değişecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Basit mallar: Yalnızca sıfır gömülü̈ emisyona sahip girdi malzemeleri ve enerjiler (örneğin rüzgar, güneş enerjisi gibi) ile üretilen mallar anlamına gelir. Bu tür mallara örnek olarak yiyecek, içecek, tütün ve fosil yakıtlar, maden cevherleri veya hurda metal ile biyokütle yakıtları verilebilir. Basit malların spesifik fiili gömülü emisyonlarının hesaplanmasında, doğrudan ve dolaylı emisyonlar hesaba katılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karmaşık Mallar: Üretim sürecinde girdi olarak kullanılan basit mallar ile hammadde olarak kullanılan endüstriyel mallardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karmaşık mallar için hesaplama: malın üretim aşamasında tüketilen malzemelerin gömülü emisyonları ile diğer üreticilerden alınan CBAM kapsamındaki girdilerin üretiminde salınan sera gazlarının toplamı üzerinden hesaplanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>18) Üçüncü Ülkede Ödenen Karbon Bedeli</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthal edilen maldaki gömülü emisyonlar için menşe ülkede ihracatçı tarafından sertifika bedelinin ödenmesi halinde, ithalatçı CBAM sertifikalarının düşüm yapılmasını talep edebilecektir. Sertifika bedelinin düşümünün yapılabilmesi için, ihracatçının bulunduğu ülkede Emisyon Ticaret Sisteminin kurulması ve AB ile aralarında ETS’lerini bağlayan bir anlaşmanın olması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı, beyan edilen gizli emisyonların, malların menşe ülkesinde fiilen ödenmiş bir karbon fiyatına tabi olduğunu göstermek için gereken bilgilerin kayıtlarını tutacak ve beyanın sunulduğu yıldan sonra dördüncü yılın sonuna kadar saklayacaktır. Bu belgelerde yer alan bilgiler, ithalatçıdan ve menşe ülke idarelerinden bağımsız bir kuruluş tarafından onaylanacaktır. Bu bağımsız kuruluşun adı ve iletişim bilgileri belgelerde yer alacaktır. Ayrıca karbon fiyatının fiilen ödendiğine dair belgeleri de saklayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>19) Üçüncü Ülkelerdeki Operatörlerin Tescili</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Komisyonu, üçüncü bir ülkede bulunan bir üretici firma sahibi veya temsilcisinin talebi halinde CBAM siciline kaydını yapacak, kendisine bildirecektir. Kayıt, tesisi işletene tebliğ tarihinden itibaren beş yıllık bir süre için geçerli olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Operatör, firmada üretilen eşyanın cinsine göre, Ek IV&#8217;te belirtilen yöntemlere göre hesaplanan gömülü emisyonları belirlemek, gömülü emisyonların, akredite edilmiş bir doğrulayıcı tarafından Ek VI&#8217;da belirtilen doğrulama ilkelerine uygun olarak doğrulanmasını sağlamak, doğrulama raporunun bir nüshasını ve ayrıca Ek V&#8217;te belirtilen gerekliliklere uygun olarak mallardaki gömülü emisyonları hesaplamak için gereken bilgilerin kayıtlarını, doğrulamanın gerçekleştirilmesinden sonra dört yıllık bir süre boyunca saklamak hakkına sahip olacaktır. Gömülü emisyonların doğrulanmasına ilişkin bilgileri ithalatçıya verebilecek, ithalatçı da yükümlülüğünü yerine getirmek için kendisine verilen bilgileri kullanabilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Operatör, istediği zaman CBAM sicilinden kaydının silinmesini isteyebilir. Komisyon, bu tür bir talep üzerine bu operatöre ve kurulumuna ilişkin bilgileri CBAM kayıt defterinden siler. Komisyon, söz konusu işletmecinin verdiği bilgilerin doğru olmadığını tespit etmesi halinde de, işletmeciye (operatöre) dinlenilme imkanı verir, ilgili makamların da görüşünü aldıktan sonra kaydını siler. Komisyon, kayıt silme işlemlerini CBAM makamına ve gümrük idaresine bildirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>20) Kayda Bağlı İhracat</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet tarafından planlamasının yapılabilmesi amacıyla, söz konusu malların ihracatı yapılmadan önce İhracatçılar Birliğine kayıt ettirilmesi, ihracı kayda bağlı ihracatın yapılması anlamındadır. Elektronik ortamda yürüyen bu işlem, Gümrük Beyannamesi Birlik Onayı aşamasında yapılır ve her hangi bir ilave iş yükü getirmez. Şu anda gübre, çimento kayda bağlı ihracat listesindedir. CBAM kapsamı diğer mallar da listeye alınabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>21) Serbest Bölgeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CBAM, AB dışındaki ülkelerden AB gümrük bölgesine ithal edilen kapsam dahilindeki ürünler için geçerli olacaktır. Avrupa Birliğinin gümrük bölgesi, 27 üye ülkenin siyasi sınırları, karasuları, iç suları ve hava sahasını kapsar. Serbest bölgeler milli sınırlar içinde olmakla birlikte, gümrük işlemlerinin uygulanması bakımından yurt dışı sayılan hallerden sayılmaktadır. Üçüncü ülkelerden AB serbest bölgelerine yapılan ithalat, ihracat CBAM kapsamına girmez, CBAM hükümleri uygulanmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>22) Cezalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki yılda ithal edilen mallara gömülü emisyonlara karşılık gelen CBAM sertifikalarının her yıl 31 Mayıs&#8217;a kadar teslim edilmemesi halinde ithalatçı, her bir ton fazla emisyon için ortalama 110 € emisyon cezası ile cezalandırılacaktır. Ceza ile sertifika bedelini de ödeyecektir. Örnek olarak 30 ton X 110 = 3.300 avro emisyon cezası ve 30 tona tekabül eden sertifika bedeli tahsil edilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalata yetkisi olmayan kişi tarafından ve CBAM tüzüğünde belirtilen yükümlülüklere uymadan AB gümrük bölgesine mal ithal veya ithale teşebbüs edilmesi halinde, bu kişi yukarıda belirtilen cezanın üç ila beş katı arasında bir tutar ile cezalandırılacaktır. Cezaya karşı idareye itiraz edilebilecek ve yargı yoluna gidilebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>III. CBAM SERTİFİKASININ HUKUKİ YÖNÜ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir mal veya hizmetin verginin konusu olabilmesi yani vergilendirilebilmesi için, standartlaştırılması, standardizasyona tabi tutulması ve sertifika (bir hakkı belirten resmi belge) verilmesi gerekir. Sera Gazları da ISO (Uluslararası Standardizasyon Örgütü) tarafından standartlaştırılmış, 14064-3 2019 ile Sera Gazı Beyanlarının Doğrulanması ve Onaylanması Standardı belirlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB’nin iç piyasasını düzenleyen “Emisyon Ticaret Sisteminin” tamamlayıcı parçası olan CBAM sertifikası, ek bir mali yük olsa da vergi olarak tanımlanmamıştır. Fakat CBAM Tüzüğü 4. Bütçe Uygulamaları<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a>&nbsp; bölümünde yer alan CBAM idareleri tarafından elde edilen gelirlerin çoğunun AB bütçesine aktarılacağı hususu dikkate alındığında, CBAM sertifikasının vergi olarak adlandırılmamasına rağmen, bütçeye gelir kaydedilmesi nedeniyle, bir amme alacağı, kamu geliri olduğu söylenebilir. Adının vergi, resim, harç veya sertifika olması, kamu geliri olması niteliğini değiştirmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dış ticarette herhangi bir mali yükümlülük vergi olarak isimlendirildiği takdirde, Dünya Ticaret Örgütü’nün sınırlamalarına tabi olmaktadır ve bu nedenle Avrupa Birliği de CBAM sistemi vergi veya ek mali yükümlülük olarak tanımlamaktan kaçınıp, “ayarlama/uyarlama” kavramlarını tercih etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>IV. ÜLKEMİZDE ETS İLGİLİ DÜZENLEME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan İklim Kanunu taslağının&nbsp; 7/(2) maddesinde &#8220;Emisyon Ticareti Sistemi kapsamında yer alan işletmelerin, sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetlerini yürütebilmesi için İklim Değişikliği Başkanlığından&nbsp; sera gazı emisyon izni alması zorunludur&#8221; hususu ile salındığı kabul edilen karbonun piyasasının&nbsp; düzenlemesi ve tahsisatların tanımı ve fiyatının belirlenmesinde kullanılacak yöntemlere ilişkin 8/1 Maddesinde &#8221; Tahsisatlar; farklılaştırılmamış nitelikte, devredilebilen, kaydi olarak ihraç edilen ve belirli bir süre boyunca bir ton karbondioksit eşdeğerinde emisyon izni sağlayan 6362 sayılı Kanun 3 üncü maddesinde belirtilen anlamda sermaye piyasası araçlarıdır&#8221; hususları yer almış, CBAM’a tabi mallar, malların ithali, ithal izni, ithale yetkili ithalatçı, CBAM sertifikası, alımı, satışı, iadesi, düşümü, gümrük idarelerince yapılacak işlemlere ilişkin hususlar yer almamıştır. CBAM konusu malların ithalinin de sertifikaya tabi olması vb. düzenlemelerin yapılması, AB’ ETS ile uyumlaştırılması gerekir ki AB ve ülkemizdeki ithalatçılar ödeyecekleri sertifikadan indirim yapılmasını karşılıklı olarak talep edebilmeliler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>V. SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil Dönüşüm dijitalleşme ile birlikte düşünüldüğünde, büyük miktarda hammadde (özellikle nadir toprak elementleri) ve enerjiye gereksinim duyulacaktır. Bu dönüşümün, her ne kadar açık bir şekilde söylenmese de, sadece güneş veya rüzgâr gibi enerji kaynaklarıyla hayata geçirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Kesintisiz bir şekilde ve yüksek düzeyde enerjiye ihtiyaç duyan demir-çelik fabrikalarını veya veri merkezlerini doğanın keyfine kalacak şekilde sadece güneş ve rüzgâr enerjisiyle ayakta tutmayı planlamak akılcı değildir. Bırakın demir çelik fabrikasını, aklı başında bir aile reisi bile kışın soğuğu geldiğinde evindeki bebeğin kaderini güneşin rüzgarın keyfine bırakamaz. Kaldı ki, yenilebilir enerjinin depolanması konusunda önemli sıkıntıların olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenlerle, AB’nin füzyon nükleer enerji araştırma projesi olan ITER, TOKAMAK veya Asya ülkelerinde yapılan füzyon nükleer enerji araştırmalarının somut sonuçları ortaya çıkmadan, ne yakın zamanda Japonya&#8217;da gerçekleştirilen G7 Bildirgesi&#8217;nde vurgulanan iddialı hedefler, ne de AB Yeşil Mutabakatının iyi tasarlanmış zaman çizelgesi ve hedeflerini hayata geçirmek mümkün bulunmamaktadır. Basından takip edildiğinde, bu çalışmaların belirli bir aşamaya geldiği, ancak insanlığın bir sonraki enerji tabanım oluşturma konusunda zamana ihtiyacı olduğu görülecektir. İşte tam bu noktada Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yarım yüzyıldan daha uzun bir zamandır yaptığı yatırım ve ülkemizin kurulduğu tarihten bu yana güvenilir ciddi bir ülke olmasının olumlu sonuçlarının bir kez daha alınabileceği bir aşamayı yaşamaktayız. Çerçeve Programları gibi Birlik programlarına aktif katılım sağlayarak bu teknolojilere ülkemizin katılımcı olarak ulaşımını sağlamak, 21. yüzyılda dünyadaki hızlı değişime bir kez daha başarılı bir şekilde uyum sağlamış Türkiye olarak ortaya çıkmanın önem arz eden koşullarından birisidir. Bu konu sadece devletin yapacağı bir iş değildir; akademi, özel sektör ve üniversitelerin başarılı işbirlikleri gerçekleşmeleri halinde, yeşil dönüşümün alt yapısının kurulması ve firmalarımızın hızlı ve düşük maliyetli bir şekilde kendilerini uyarlayarak, Türkiye&#8217;nin 10-15 yıl içinde ortaya çıkması öngörülen İklim Kulübü içinde yer almasını sağlamaları mümkün bulunmaktadır. Bu durum sadece Türkiye&#8217;nin değil, etrafımızdaki kardeş halklar ve Türki Cumhuriyetler için de önemli avantajlar sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toparlamak gerekirse denebilir ki, CBAM süreci gibi süreçler için zor olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurmak değildir, Tek Pencere Sistemini uygulamak da değildir, zira Türkiye bu konularda önemli tecrübe sahibi olup, bu sistemleri kolayca kurabilecek beşeri sermaye ve donanıma da sahiptir. Önemli olan yeni yüzyılın ihtiyaç duyulan teknolojilerine milli bir şekilde ulaşım sağlayabilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizin Gümrük Birliği&#8217;ne girişi toplumsal mutabakatın temin edilmesi açısından zorlu bir süreç olmuştu. O günlerde bu sürecin ülkemize olumlu katkıları konusunda kuşku duyanlara hak vermemek mümkün değildi, çünkü süreç pek çok belirsizlik taşıyordu. Ancak artık ülkemiz çok daha deneyimlidir ve pek çok küresel gelişmeyi kendi lehine kaldıraç olarak kullanabilecek konum ve beceriye sahiptir. Bu nedenle, bu sefer benzer tartışmalar yaşanmadan, her kesim bir an önce ülkemizde hâlihazırda yapılmakta olan çalışmalara nasıl katkı sağlayabilirim çabası içinde olması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, AB ile Gümrük Birliğimiz CBAM konusunda bir muafiyet sağlamamaktadır. Bu nedenle, yeşil enerji ve üretime uyum konusunda yukarıda belirtilenlere ek olarak, aşağıdaki hususların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; AB’nin ETS’si ile uyumlu bir Emisyon Ticaret Sisteminin kurulması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; AB ile ETS&#8217;yi bağlayan bir anlaşmanın yapılması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; CBAM konusu malların ithalinde de ülkemizde CBAM sertifikasının tahsil edilmesi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Uluslararası doğrulayıcı kuruluşlar tarafından emisyon oranlarının raporlanmasının sağlanması ve bu sürecin mümkün olduğu kadar yerel kuruluşlar tarafından yapılması yönünde çaba gösterilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda AB&#8217;deki ithalatçı, karbon fiyatının menşe ülkede fiilen ödenen karbon vergisinin veya sertifikasının indirimini talep edebilecek ve &#8220;kirleten öder” ilkesi gereğince de bu ek mali yükümlülüğü ihracatçıya yansıtmayacaktır. Ülkemizin oluşturacağı etkili bir CBAM ve emisyon salınımını kontrol sisteminin AB&#8217;nin oluşturduğu sistem ile eşleşmesi ve bu durumun AB tarafından tanınması durumunda, ihracatçılarımız CBAM&#8217;ın getirdiği ek mali yükümlülüklerden indirim talep edilebilecek veya ödemeyeceklerdir. Ülkemizin en büyük ticaret ilişkisi olan AB&#8217;nin CBAM ile uyumlu çevre ve karbon fiyatlama politikaları izlemesi ve aynı politikayı izleyen ülkeler ile ticaretini geliştirme yönünde bir dış ticaret politikası izlemesi ülkemizin lehine olacaktır. Ayrıca, CBAM sertifikası ödemesinin AB&#8217;ye yapılmaması, ülkemiz bütçesine gelir kaydedilmesi ve böylece yeşil ve dijital dönüşüm projelerinin finansmanında kullanılması, yeşil ve dijital dönüşümün hızını artırırken daha az sıkıntılı bir süreç yaşanmasına katkı sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Carbon Border Adjustment Mechanism: Questions and Answers’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_21_3661">https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_21_3661</a>, son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘International Carbon Market’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://climate.ec.europa.eu/eu-action/eu-emissions-trading-system-eu-ets/international-carbon-market_en">https://climate.ec.europa.eu/eu-action/eu-emissions-trading-system-eu-ets/international-carbon-market_en</a>, son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Regulation (EU) 2023/956 Of The European Parliament and of the Council Of 10 May 2023 Establishing A Carbon Border Adjustment Mechanism’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:32023R0956">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:32023R0956</a>, son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Regulation (EU) No 952/2013 of the European Parliament and of the Council of 9 October 2013 Laying Down the Union Customs Code’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex%3A32013R0952">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex%3A32013R0952</a>, son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Commission Implementing Regulation (EU) 2018/2067 of 19 December 2018 on the Verification of Data and on the Accreditation of Verifiers Pursuant To Directive 2003/87/EC of the European Parliament and of the Council’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://eur-lex.europa.eu/eli/reg_impl/2018/2067/oj,">https://eur-lex.europa.eu/eli/reg_impl/2018/2067/oj,</a> son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52021PC0564&amp;rid=9">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52021PC0564&amp;rid=9</a>&nbsp; son ulaşım: 10.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘CBAM Certificates’, Glowacki Law Firm, <a href="https://emissions-euets.com/cbam-certificates">https://emissions-euets.com/cbam-certificates</a>&nbsp; son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Which Countries Have a Carbon Emissions Trading System?, 2020’, Our World in Data, <a href="https://ourworldindata.org/grapher/carbon-emissions-trading-system">https://ourworldindata.org/grapher/carbon-emissions-trading-system</a>, son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Timothé Beaufils, Hauke Ward, Michael Jakob, Leonie Wenz, ‘Assessing Different European Carbon Border Adjustment Mechanism Implementations and Their Impact on Trade Partners’, <a href="https://www.nature.com/articles/s43247-023-00788-4">https://www.nature.com/articles/s43247-023-00788-4</a>&nbsp; son ulaşım: 19.06.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sigit Perdana, Marc Vielle, ‘Making the EU Carbon Border Adjustment Mechanism Acceptable and Climate Friendly for Least Developed Countries’ <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0301421522004645">https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0301421522004645</a>&nbsp; son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">David E. Bond, James Killick, Sara Nordin, William De Catelle, Guillermo Giralda Fustes, William Grazebrook, Matt Solomon, ‘The EU Agreement on a Carbon Border Adjustment Mechanism’, <a href="https://www.whitecase.com/insight-alert/eu-agreement-carbon-border-adjustment-mechanism#:~:text=Reporting">https://www.whitecase.com/insight-alert/eu-agreement-carbon-border-adjustment-mechanism#:~:text=Reporting</a> obligations during transition period,the end of each quarter, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Greenhouse Gases — Part 3: Specification with Guidance for the Verification and Validation of Greenhouse Gas Statements’,&nbsp; International Organization for Standardization</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.iso.org/obp/ui/#iso:std:iso:14064:-3:ed-2:v1:en">https://www.iso.org/obp/ui/#iso:std:iso:14064:-3:ed-2:v1:en</a> son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘ISO 14064-3 2019 Standardı Nedir Sera Gazı Beyanlarının Doğrulanması ve Onaylanması Standardı’, AURA Belgelendirme Doğrulama Muayene Eğitim <a href="https://www.seragazidogrulama.com/iso-14064-3-standardi-nedir-sera-gazi-beyanlarinin-dogrulanmasi-ve-onaylanmasi-standardi">https://www.seragazidogrulama.com/iso-14064-3-standardi-nedir-sera-gazi-beyanlarinin-dogrulanmasi-ve-onaylanmasi-standardi</a>, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Customs Formalities for Low Value Consignments’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-procedures-import-and-export-0/customs-procedures/customs-formalities-low-value-consignments_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-procedures-import-and-export-0/customs-procedures/customs-formalities-low-value-consignments_en</a>, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Consolidated text: Commission Implementing Regulation (EU) 2018/2067 of 19 December 2018 on the Verification of Data and on the Accreditation of Verifiers pursuant to Directive 2003/87/EC of the European Parliament and of the Council’, Avrupa Birliği Web Sayfası, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02018R2067-20210101">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02018R2067-20210101</a>, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Emissions Reporting for the EU Emissions Trading System and Information on Release of Verified Emissions Data and Compliance Information for 2019’, Avrupa Birliği Web Sayfası <a href="https://climate.ec.europa.eu/news-your-voice/news/emissions-reporting-eu-emissions-trading-system-and-information-release-verified-emissions-data-and-2020-03-26_en">https://climate.ec.europa.eu/news-your-voice/news/emissions-reporting-eu-emissions-trading-system-and-information-release-verified-emissions-data-and-2020-03-26_en</a>, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Average Closing Spot Prices of European Emission Allowances (EUA) from 2010 to 2022, <a href="https://www.statista.com/statistics/1329581/spot-prices-european-union-emission-trading-system-allowances/">https://www.statista.com/statistics/1329581/spot-prices-european-union-emission-trading-system-allowances/</a>, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘European Union: “FIT FOR 55”- Carbon Border Adjustment Mechanism Regulation Signed’, <a href="https://www.globalcompliancenews.com/2023/05/18/https-insightplus-bakermckenzie-com-bm-tax-european-union-fit-for-55-european-union-carbon-border-adjustment-mechanism-regulation-signed_05112023/">https://www.globalcompliancenews.com/2023/05/18/https-insightplus-bakermckenzie-com-bm-tax-european-union-fit-for-55-european-union-carbon-border-adjustment-mechanism-regulation-signed_05112023/</a>, son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Chrıstiana Jansen, ‘3 Leading Countries in Climate Policy’, <a href="https://earth.org/countries-climate-policy/#:~:text=In%20order%20to%20alleviate%20the,leading%20countries%20in%20climate%20action">https://earth.org/countries-climate-policy/#:~:text=In%20order%20to%20alleviate%20the,leading%20countries%20in%20climate%20action</a>. son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmet Atıl Aşıcı, ‘Türkiye’nin Yeşil Ekonomi Yolculuğu ve İklim Hedefleri’, <a href="https://www.ilkeanaliz.net/2023/06/05/turkiyenin-yesil-ekonomi-yolculugu/?utm_source=yesilbuyume.beehiiv.com&amp;utm_medium=newsletter&amp;utm_campaign=yesil-buyume-">https://www.ilkeanaliz.net/2023/06/05/turkiyenin-yesil-ekonomi-yolculugu/?utm_source=yesilbuyume.beehiiv.com&amp;utm_medium=newsletter&amp;utm_campaign=yesil-buyume-</a> , son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘G7 Hiroshima Leaders’ Communiqué May 20, 2023’, European Council, <a href="https://www.consilium.europa.eu/media/64497/g7-2023-hiroshima-leaders-communiqu%C3%A9.pdf&nbsp; ">https://www.consilium.europa.eu/media/64497/g7-2023-hiroshima-leaders-communiqu%C3%A9.pdf&nbsp; </a>son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Research and Innovation for the European Green Deal, AB Komisyonu, <a href="https://research-and-innovation.ec.europa.eu/strategy/strategy-2020-2024/environment-and-climate/european-green-deal_en">https://research-and-innovation.ec.europa.eu/strategy/strategy-2020-2024/environment-and-climate/european-green-deal_en</a>&nbsp; son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">ETS ve Karbon Fiyatlandırma Uygulayan Ülkeler, International Carbon Action Partnership, <a href="https://icapcarbonaction.com/en/ets">https://icapcarbonaction.com/en/ets</a>&nbsp; son ulaşım: 14.10.2023</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘G7 Climate Club’,  Avrupa Parlamentosu,<a href="https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2023/739385/EPRS_ATA(2023)739385_EN.pdf">https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2023/739385/EPRS_ATA(2023)739385_EN.pdf</a>  son ulaşım: 14.10.2023</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> <a href="https://www.consilium.europa.eu/media/64497/g7-2023-hiroshima-leaders-communiqu%C3%A9.pdf">https://www.consilium.europa.eu/media/64497/g7-2023-hiroshima-leaders-communiqu%C3%A9.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn2" href="#_ftnref2">[2]</a> Bir iklim kulübünün ardındaki fikrin kökleri, ilk olarak 1965&#8217;te Buchanan tarafından önerilen kulüp teorisine dayanmaktadır. Kulüp teorisi, uluslararası anlaşmalardaki bedavacılık (free riding) eğiliminin üstesinden gelmek için bir &#8220;kulüpler&#8221; mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu varsayar. 2015 yılında, Nobel Ödülü sahibi William Nordhaus ise hedef karbon fiyatları ile ticari yaptırımları birleştiren iklim kulüpleri önererek çevre politikası bağlamında sözkonusu konsepti daha da geliştirmiştir. 2021&#8217;de, dönemin Almanya maliye bakanı Olaf Scholz, uluslararası toplumun iklim dostu bir dönüşüme yönelik ortak adımlar atmasına yardımcı olacak bir uluslararası iklim kulübü oluşturma fikrini destekledi. Haziran 2022&#8217;de Almanya Schloss Elmau&#8217;daki zirvesinde G7, yeni bir uluslararası iklim formatı &#8211; bir iklim kulübü &#8211; keşfetme niyetini açıklamış ve bu konuda bir bildiri kabul etmiştir. <a href="https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2023/739385/EPRS_ATA(2023)739385_EN.pdf">https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2023/739385/EPRS_ATA(2023)739385_EN.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn3" href="#_ftnref3">[3]</a> <a href="https://research-and-innovation.ec.europa.eu/strategy/strategy-2020-2024/environment-and-climate/european-green-deal_en">https://research-and-innovation.ec.europa.eu/strategy/strategy-2020-2024/environment-and-climate/european-green-deal_en</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn4" href="#_ftnref4">[4]</a> <a href="https://icapcarbonaction.com/en/ets">https://icapcarbonaction.com/en/ets</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn5" href="#_ftnref5">[5]</a> <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52021PC0564&amp;rid=9">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52021PC0564&amp;rid=9</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin Lojistik Potansiyelinin Türkiye Irak Mikro İhracat Özelinde Swot Analizi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/turkiyenin-lojistik-potansiyelinin-turkiye-irak-mikro-ihracat-ozelinde-swot-analizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Reha Bilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Irak Mikro İhracat]]></category>
		<category><![CDATA[Lojistik Potansiyel]]></category>
		<category><![CDATA[Mikro İhracat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6935</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin lojistik potansiyelinin mikro ihracat kapsamında sınır ülkelerinde oluşan e-ticaret pazarı içerisine hızlı bir şekilde ulaştırmasının ihracat hedeflerimize katkısının oldukça önemli bir yeri vardır.
Ülkemiz ticareti açısından gün geçtikçe gelişmekte olan mikro ihracat kavramının lojistik altyapımız ile birlikte ülkemizin ekonomisine katkısı günümüz ticaret anlayışının özellikle pandemi sonrası e-ticaret üzerine kaymasından dolayı gittikçe önem kazandığını söyleyebiliriz.
2022 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin ülkelere göre yıllık ihracatının toplam içindeki paylarını incelediğimiz de ilk sırada %8,3 oran ile Almanya, ikinci sırada %6,6 ABD, üçüncü sırada ise %5,4 Irak olduğu TÜİK verilerinden anlaşılmaktadır.
En çok ihracat yaptığımız ülke sıralamasında 3.sırada yer alan Irak jeopolitik konum olarak Türkiye'nin güneyinde bir Ortadoğu ülkesidir. Irak’ın hem Türkiye’nin ihracatı için oldukça önemli bir yere sahip olması hem de Lojistik potansiyelimizin güçlü olduğu bir konumda olmasından dolayı makalemizde Türkiye’nin Irak’a ihracatı veriler ışığında incelenmiş, Mikro ihracat kapsamında Irak’a yapılacak İhracatın SWOT analizi yöntemiyle güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş, gelecekteki fırsat ve tehditler ortaya konulmuştur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin lojistik potansiyelinin mikro ihracat kapsamında sınır ülkelerinde oluşan e-ticaret pazarı içerisine hızlı bir şekilde ulaştırmasının ihracat hedeflerimize katkısının oldukça önemli bir yeri vardır.<br>Ülkemiz ticareti açısından gün geçtikçe gelişmekte olan mikro ihracat kavramının lojistik altyapımız ile birlikte ülkemizin ekonomisine katkısı günümüz ticaret anlayışının özellikle pandemi sonrası e-ticaret üzerine kaymasından dolayı gittikçe önem kazandığını söyleyebiliriz.<br>2022 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin ülkelere göre yıllık ihracatının toplam içindeki paylarını incelediğimiz de ilk sırada %8,3 oran ile Almanya, ikinci sırada %6,6 ABD, üçüncü sırada ise %5,4 Irak olduğu TÜİK verilerinden anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En çok ihracat yaptığımız ülke sıralamasında 3.sırada yer alan Irak jeopolitik konum olarak Türkiye’nin güneyinde bir Ortadoğu ülkesidir. Irak’ın hem Türkiye’nin ihracatı için oldukça önemli bir yere sahip olması hem de Lojistik potansiyelimizin güçlü olduğu bir konumda olmasından dolayı makalemizde Türkiye’nin Irak’a ihracatı veriler ışığında incelenmiş, Mikro ihracat kapsamında Irak’a yapılacak İhracatın SWOT analizi yöntemiyle güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş, gelecekteki fırsat ve tehditler ortaya konulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> E-Ticaret, Irak Mikro İhracat, Lojistik Potansiyel, Mikro İhracat</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin aynı anda Balkan, Avrupa, Asya, Kafkas, Ortadoğu, Akdeniz ve Karadeniz ülkelerine komşu olması sahip olduğu coğrafi avantajın ne derece güçlü olduğunun göstergesidir. Türkiye’nin bu haliyle jeostratejik konuma sahip olması lojistik sektörü için de büyük avantajlar sergilemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde lojistik altyapının gelişmesi teknolojinin gelişmesi ile paralel olarak ilerlemekte ve ulaştırma modlarına duyulan ihtiyaçta bu noktada uluslararası ticaretin gün geçtikçe artması ile doğru orantılı olarak ilerlemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya genelinde lojistikte taşıma şekli olarak çoğunlukla denizyolu taşımacılığı tercih edilse de ülkeler sınırlarına komşu olan ülkelerle yaptıkları ticarette lojistik potansiyelleri çerçevesinde karayolu taşımacılığını da kullanmaktadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karayolu taşımacılığının etkili ve verimli bir uluslararası entegre lojistik sisteminin gelişmesiyle birlikte kullanımıyla son yıllarda Mikro İhracat kapsamında ülkeler arası ticarette önemli gelişmeler yaşanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Makalemizin birinci bölümünde lojistik kavramına ait literatür filtrelenerek Lojistik ve Lojistik potansiyel tanımı yapılarak Türkiye’nin lojistik potansiyeli anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümünde Türkiye’de mikro ihracat ve ETGB (Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı) mevzuatımızda tanımları ve hızlı kargo taşımacılığı hakkında önemli noktalara kısaca değinilmiştir. Üçüncü bölümde TİM, ÜTİKAD, DEİK, Ticaret Bakanlığı gibi kurumların hazırlamış olduğu Türkiye’nin İhracat ve lojistik faaliyet raporları ile Türkiye Irak özelinde gerçekleşen ihracat verilerinden yararlanılmış Türkiye-Irak mikro ihracatta ki mevcut durum belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmamızın dördüncü bölümünde SWOT analizi yöntemiyle Türkiye Irak ülkesi arasında mikro ihracatın güçlü yanları, zayıf yanları ve fırsatları ortaya konulmuştur. Son bölümde ise sonuçlar ve önerilerle birlikte Türkiye’nin lojistik potansiyelinin Türkiye ile Irak arasında yapılan mikro ihracata katkısına farkındalık yaratılmak hedeflenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. LOJİSTİK, LOJİSTİK POTANSİYEL KAVRAMSAL ÇERÇEVE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir geçmişe dayanan lojistik kavramı ile ilgili literatürü incelediğimizde hem terminoloji de birbirinin benzeri olan birden fazla tanıma rastlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistik müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, ham maddenin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki malzemelerin, servis hizmetlerinin ve bilgi akışının etkili ve verimli bir şekilde, her iki yöne doğru taşınmasının, depolanmasının, planlanması uygulanması ve kontrol edilmesidir<a href="#_ftn1" id="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistiğin bir diğer tanımı ise, Avrupa Lojistik Birliği (ELA – European Logistics Association) tarafından yapılmıştır. ELA’ya göre lojistik; insanların ve/veya malzemelerin faaliyet ve yerleştirilmelerinin ve bu tip faaliyet ve yerleştirmelerle ilgili destek etkinliklerin, belirli amaçlara ulaşmak üzere organize olmuş bir sistem dahilinde planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesidir.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Lojistiğe ait tanımlar genel olarak malların ve malzemelerin üretim kaynaklarından tüketim kaynaklarına akışını ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistik Potansiyel kavramına ait yapılan çalışmaların ise mevcut olduğu ancak sayılarının oldukça az olduğu literatür taramasında görülmektedir. <strong>&nbsp;</strong>Lojistik Potansiyel kavramına ait değerlendirme ülkelerin sahip olduğu lojistik altyapılarının diğer bir deyişle lojistik kaynaklarını göz önünde bulundurarak elde edebileceği maksimum düzeyde sağlayacağı fayda olarak tanımlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ülkelerin sahip oldukları fiziki alanlar, bu alanlara ait ticaretleri ile doğru orantılı olan yük kapasiteleri ve intermodal taşıma olanaklarına (karayolu, havayolu, demiryolu, denizyolu ve varsa iç su yolları) yakınlıkları lojistik potansiyelleri için önemli veri durumundadır. Lojistik Potansiyeli yüksek olan ülkelerin bulundukları bölgelerdeki dış ticaret rakamlarının büyüklüğü, lojistik faaliyetleri sonucu gerçekleştirdikleri yük miktarlarından oluşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistik Potansiyel birden çok faaliyeti içinde bulunduran bir durumdur. Kısaca ürünlerin üretiminden tüketiciye ulaşana kadar ki faaliyetlerin bütünüdür. Bu lojistik faaliyetleri<a href="#_ftn3" id="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Müşteri Hizmetleri,</li>



<li>Sipariş Yönetimi,</li>



<li>Malzeme ve Envanter Yönetimi,</li>



<li>Ambalajlama/Paketleme,</li>



<li>Satış Sonrası Hizmetler,</li>



<li>Taşımacılık ve Dağıtım,</li>



<li>Depolama,</li>



<li>Elleçleme Faaliyetleri</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><br>olarak sıralayabiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya genelinde Genel olarak ülkelerin uluslararası lojistik faaliyetleri çerçevesinde, taşıma, depolama, dağıtım ve elleçleme gibi lojistik faaliyetlerinin tümü lojistik potansiyel kavramı ile eşdeğer olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde lojistik faaliyetlerin gelişmesi ile dünyanın bir ucundan verilen sipariş neredeyse ertesi gün elimize ulaşabilecek düzeye gelmiştir. Artık firmalar da lojistik faaliyetleri sayesinde üretim yerlerini seçebilmektedirler. Mesela, Çin’de iş gücünün ucuz olmasından dolayı ülkeler Çin’e tesisler açarak üretimini burada yapmaktadırlar. Dağıtım ağı kurarak piyasaya açılmaktadırlar. Lojistik faaliyetler sayesinde Çin’in nerede olduğunun ve uzaklığının kaç kilometre olduğunun bir önemi kalmamaktadır.<a href="#_ftn4" id="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistik faaliyetlerde avantajlı olmak, ülkenin bulunduğu coğrafya ve fiziki çevre ile yakından alakalıdır. İklim şartları düzgün, coğrafyası ve stratejik konumu güzel olan bölgeler her zaman avantajlıdır. Örneğin denize kıyısı olmayan bir ülke, denize veya okyanusa kıyısı olan bir ülkeden lojistik faaliyetleri sağlama açısından daha avantajsızdır. Ya da fiziki yapısı engebeli olan ve yol yapımının zor olduğu yerler ulaşımı engellemekte veya ulaşım maliyetini artırmaktadır. Aynı şekilde çok soğuk ya da tam tersi çok sıcak olan bölgelerde taşıma maliyeti normalden daha fazla olmaktadır.<a id="_ftnref5" href="#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye’nin Lojistik Potansiyeli Üzerine Değerlendirme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye jeopolitik konumu itibariyle lojistik sektöründe önemli bir rol oynayan ülkelerin başında gelmektedir. Kara, hava, demir ve denizyolu taşımacılıklarının her birinde ayrı ehemmiyete sahiptir. Asya, Avrupa ve Ortadoğu’nun geçiş koridorunda yer alan Türkiye, lojistik sektöründe ayrıca oldukça avantajlı bir ülke konumundadır.<a href="#_ftn6" id="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin bu özel konumu uluslararası transit ticaret merkezi olma yolunda lojistik potansiyeli açısından da önemli bir konuma getirmektedir. Bu haliyle Türkiye Batı ile Doğu’yu buluşturan güçlü bir aktör rolü üstlenmesine neden olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistik faaliyetler dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda gelişme göstermeye başlamıştır. Ülkemizdeki, lojistik sektörüne yıllar itibariyle baktığımızda, devamlı bir ilerlemenin söz konusu olduğu lojistik taşıma şekillerinden en çok karayolu taşımacılığını ön planda tutulduğu görülecektir.<a href="#_ftn7" id="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kadar önemli bir konuma sahip olan ülkemizde karayolu taşımacılığındaki ilerlemeler, özellikle son yıllarda dikkat çeker nitelikte artış göstermektedir. Avrupa’nın en geniş tır filolarından birine sahip olan ülkemizde Dünya Ekonomik Forumu dünya genelinde en hızlı yükselen 39 pazarı karşılaştırılmış ve ülkelerin lojistik çekiciliğini değerlendiren bir endeks yayınlamıştır. Yayınlanan endekse göre lojistik alanında Türkiye dünyanın en hızlı gelişen 10 ülkesi arasında gösterilmesinin nedeni coğrafi konumunun üretim ve tüketim merkezlerine yakınlığı olarak belirtilmiştir.<a href="#_ftn8" id="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Bankası Grubu tarafından hazırlanan Lojistik Performans Endeksinde (LPI) ise ülkelerin küresel ticarette öne çıkmak için lojistiğe gittikçe daha fazla önem verdiği görülmekle birlikte Türkiye bir önceki endeks olan 2018 yılında hazırlanan LPI’da 47. sırada bulunurken, 139 ülkenin bulunduğu LPI 2023’te 42. sırada yer almıştır.<a href="#_ftn9" id="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Türkiye jeopolitik açıdan taşıdığı özellikler itibariyle ve uluslararası seviyede yayınlanan lojistik üzerine yapılan çalışmalardan da anlaşılacağı üzere dünya genelinde ağırlığını her geçen gün artırması lojistik potansiyelinin de gelişmesi ile doğru orantılıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pandemi sonrası özellikle internet üzerinden online iletişimin gelişmesi lojistik sektöründeki gelişmelerle birlikte süreci hızlandırmakta ve ekonomik değer yaratmaktadır.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Bu açıdan dünyada rekabet edebilen ve güçlü ekonomiye sahip ülkeler arasına girebilmek için, üretmek ve üretilen mal veya hizmetleri iç pazar dışında global pazarlarda da satabilmek oldukça önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye lojistik potansiyelinin güçlü yanlarını kullanarak özellikle sınır komşu ülkelerine dijitalleşmenin sağladığı avantajları kullanarak, e-ihracat modelini etkin şekilde kullanarak sınırların ortadan kalkmasına ve bu sayede sınır komşu ülkelerinde yaşayan insanların/firmaların taleplerini karşılayabilecek satış yapabilmesine imkân sağlamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. TÜRKİYE’DE MİKRO İHRACAT, ETGB (ELEKTRONİK TİCARET GÜMRÜK BEYANI), HIZLI KARGO TAŞIMACILIĞINA MEVZUATSAL BAKIŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik ticaretin yaşantımıza girmesi ve günden güne satın alma tercihlerimizin elektronik ortama kayması, beraberinde başka değişiklikleri de gündeme getirmiştir. Türkiye Gümrük idareleri de bu değişime ayak uydurmuş, gelişen çağın tercihi doğrultusunda sistemlerini ve kontrol yöntemlerini değiştirmiştir.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda elektronik ticaret ile gümrüğün buluştuğu yer olan Hızlı Kargo Taşımacılığı ile ilgili gelişmeler yaşanmakta ve mevzuatsal olarak değişiklikler hayata geçirilmektedir. Ticaretin basitleştirilmesine yönelik yapılan çalışmaların amacı hem mikro ihracatın gelişmesine katkıda bulunmak hem de e-ticaretin Türkiye&#8217;de yaygınlaşmasına katkıda sağlamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de Mikro İhracat kısaca;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;<em>Posta ve Hızlı Kargo Yoluyla Taşınan Eşyanın Gümrük İşlemlerine İlişkin Tebliğ (Seri No: 1)</em> ve <em>29.04.2022 tarihli ve 2022/9 sayılı Genelge</em> hükümleri ve <em>2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 126. Maddesi</em> ve <em>Gümrük Genel Tebliği (Posta Ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4)’Nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin (Seri No: 6)</em> <em>kapsamında </em>miktarı brüt 300 kilogramı ve değeri 15.000 Avro’yu (€) geçmeyen ihracat rejimine konu eşyaları kapsayan ve tebliğ hükümleri çevresinde operatör firmalar tarafından yapılan bir ihracat türüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı (ETGB) ise;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hızlı kargo işlemlerini yapmaya yetkili operatör firmalar tarafından Gümrük Genel Tebliği, Seri No: 4 kapsamı&nbsp; Belge,&nbsp; Değeri olmayan eşya, Numune eşya,&nbsp; Yolcu beraberinde gelen eşya, Bilimsel araştırma ve eğitim amacıyla gönderilen kitap veya bilimsel yayın, Brüt 300 kilogramı ve 15000 €’yu geçmeyen ve ithalat rejimine tabi olacak eşyanın ithalatı ve ihracatı için “Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi” (ETGB) tescil edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikro ihracat kategorisine giren eşyaların yurt dışına yalnızca Elektronik Ticaret Gümrük Beyanı (ETGB) ile çıkartılabilir. ETGB (Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi) bu haliyle hızlı kargo firmalarının kullandığı bir beyan türüdür. Birçok farklı göndericiye ait gönderiyi, toplu şekilde ama taşıma senedi bazında ayrı ayrı, basitleştirilmiş usulde beyan vererek taşımaya imkân sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Posta ve hızlı kargo taşımacılığı kapsamında yapılan ihracat ve ithalat gönderilerinin gümrük prosedürlerinin daha basit ve kısa sürede yapılabilmesi için başvurulan yollardan olma özelliği olan ETGB) sayesinde Mikro İhracatta operatörler tarafından hava yolu ve/veya kara yolu ile hızlı kargo taşımacılığı kapsamındaki gönderilerin gümrük beyanı dahil tüm gümrük işlemlerini dolaylı temsil yoluyla elektronik ortamda gümrük müşavirlerine ihtiyaç duyulmadan sadece yetkilendirilmiş hızlı kargo firmaları tarafından kullanılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada önemli olan husus yetki kapsamında işlem yapmak isteyen operatörlerin eşyanın konulacağı geçici depolama yerlerinde, gönderilerin gümrük müdürlüğünce muayene ve kontrolünü kolaylaştırmak üzere teknik özellikleri Bakanlıkça belirlenecek X-ray cihazı, otomatik barkod okuyucu, eşya tasnif işlemini otomatik olarak yapmaya uygun yürüyen bant sistemi ve kamera sistemi bulundurulması ve Bakanlıkça gerekli görülecek diğer altyapının kurulmuş olması Posta ve Hızlı Kargo Yoluyla Taşınan Eşyanın Gümrük İşlemlerine İlişkin Tebliğ (Seri No: 4) kapsamının şartlardandır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde ETGB ihracat aşamasında, ticarete konu taraflar açısından sayısız avantaj sağlamaktadır. Bu avantajlardan bazıları, vergi avantajı, bürokratik işlemlerde kolaylık ve muafiyet, beyan kolaylığı, gümrükleme maliyetlerinde tasarruf ve buna bağlı dış ticarette rekabet avantajı, vekâlet verme zorunluluğunun ortadan kalkması, zaman tasarrufu olarak sıralanabilir. Birçok bürokratik işlem gerekliliklerini ve gümrükleme maliyetlerini ortadan kaldırması sebebiyle, işlemleri kolaylaştırıp hızlandırdığı için ihracatı teşvik eden bir unsur olarak da kabul edilmektedir.<a href="#_ftn12" id="_ftnref12"><sup>[12]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikro ihracat kapsamında eşyaların brüt 300 kilogramı ve 15.000 €’yu geçmeyen fatura değerinde olması günümüz e-ticaret pazarında oldukça sirkülasyonu olacak bir ticaret trafiğine neden olacaktır ve gümrük işlemlerinin yetkili operatör firmalarca ETGB ile hızlı bir şekilde yapılması ihracatçı firmalar için bir avantaj oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de ilk başlarda 5 firmanın yetkilendirilmesiyle başlayan bu sistem, 2020 yılında 19 taşıyıcı operatör firmanın yetkilendirildiği günümüzde ise yetki alan firmaların sayısının arttığı ve faydalandığı bir noktaya gelmiştir<a href="#_ftn13" id="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a>. Küresel Ticarette Lojistik potansiyelin artması ile birlikte işlem hızının daha da önem kazanmasıyla firma sayıları artmaya devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. TÜRKİYE LOJİSTİK VE İHRACAT RAPORLARI VERİLERİ IŞIĞINDA IRAK ÜLKESİNE MİKRO İHRACAT DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Türkiye ve Dünyadaki lojistik yapılanmanın ve tedarik zincirinin kurgulanması ve optimize edilmesine yönelik faaliyetleri sürdürmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UTİKAD Sektörel İlişkiler Departmanınca hazırlanan 2022 yılı Lojistik Sektörü Raporu<a href="#_ftn14" id="_ftnref14"><sup>[14]</sup></a>’nda Türkiye’nin lojistik sektörü son yıllarda hızla gelişmekte ve büyümekte olduğu Türkiye’nin, Asya ile Avrupa arasında stratejik bir konumda olduğu için lojistik sektöründe önemli bir geçiş ülkesi olarak kabul edilmekte olduğu vurgulanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;de bilindiği kara yolu, demir yolu, deniz yolu ve hava yolu gibi farklı taşımacılık modları kullanılmaktadır. Türkiye’de en çok tercih edilen taşıma modu olarak uluslararası karayolu yük taşımacılığı değer ve ağırlık bazında uluslararası denizyolu yük taşımacılığının ardından ikinci sıradadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’den karayolu ile yapılan ihracat taşımalarında Irak, Almanya, Romanya ve Bulgaristan hem taşınan yükün değeri hem de ağırlığı bakımından ilk 5’te yer alan ülkelerdir. İhracatta taşınan yükün değeri bakımından Irak ve Bulgaristan Türkiye’nin sınır komşusu olması lojistik anlamda daha hızlı bir sevkiyata neden olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak her yıl düzenli olarak hazırlanan ihracat raporları<a href="#_ftn15" id="_ftnref15"><sup>[15]</sup></a>’ndan 2023 İhracat raporu incelendiğinde;</p>



<p class="wp-block-paragraph">2022 yılında Türkiye önemli bir başarı yakalayarak yüzde 5,6’lık bir büyüme rakamına ulaşmıştır. Dünya ekonomisi 2022 yılında yüzde 3,4, Euro Bölgesi yüzde 3,5 ve G20 ülkeleri yüzde 2,7’lik bir büyüme gösterirken Türkiye ekonomisinin bu ortalamaların üzerinde bir performans sergilediği görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye 2022 yılında 21,14 milyar dolar ile en fazla ihracatı geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Almanya’ya gerçekleştirmiştir. Almanya’yı 16,89 milyar dolar ile ABD, 13,75 milyar dolar ile Irak izlemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak bu veriler ışığında ihracatımız için önemli bir ülke konumunda olduğu, ihracatımızın yüksek olmasının nedenlerinden karayolu bağlantımızın sınır komşu ülkemiz olmasından dolayı etken olduğunu söyleyebiliriz. Irak ülkesi özelinde dış ticaret ilişkilerimiz ve ürün bazlı yapmış olduğumuz ihracatlara değinmemiz makalemizin Irak ülkesi mikro ihracat avantajları araştırmamıza da yön verecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından hazırlanan Irak Bilgi Notu (2023)<a href="#_ftn16" id="_ftnref16"><sup>[16]</sup></a>’nda 2021 verilerine göre Irak’ın dünyadan olan ithalatında BAE ve Türkiye öne çıkmaktadır. Türkiye, Irak ile olan ticaretinde net ihracatçı konumundadır. 2022 yılında Türkiye’nin Irak’a ihracatı bir önceki yıla göre %24 artarak 13,8 milyar USD olurken Ürün bazında bakıldığında ise, Türkiye’nin Irak’a ihracatının %15’ini altın ve mücevher, %6’sını değirmencilik ürünleri ve %5’ini plastikler oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Irak Ülke Profili<a href="#_ftn17" id="_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> incelendiğinde İkili ticaret Türkiye lehine fazla vermekte olduğu, Toplam ihracatımızdaki payı %5,4 olup 3. Sırada olduğu Irak, sanayi malları üretimi çok kısıtlı bir ülke olduğundan, ihtiyaçlarını ithalat yoluyla karşıladığı belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mikro ihracat tebliğ hükümleri çerçevesinde belirlenen eşyaların e-ticaret pazarında ihracat yapılmasının ana hedefi ülkemize komşu ülkelerin Türk ürünlerin ve markalarının sunulduğu en iyi e-ticaret pazaryeri ve güçlü Lojistik altyapımız ve potansiyelimizle birlikte ihracatımıza katkısının sağlanması olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde Ticaret Bakanlığınca operatör olarak yetkilendirilen firmalardan Türkiye’den komşu ülkemiz Irak’a Mikro İhracat kapsamında aynı zamanda online pazaryeri Wezzomart<a href="#_ftn18" id="_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> adlı tek firmanın olduğu görülmüştür. Firmaca Türkiye’nin Mikro İhracat vizyonuna katkı sağlayacak Türk marka ve ürünlerinin Irak’a perakende olarak ulaştırılması için güçlü ve pratik olarak bir altyapı sundukları belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Irak arasında ihracat verilerine göre, Türkiye’nin ihracatında Irak önemli ihracat partneri olduğunu ve bu pozitif durumun özellikle lojistik potansiyelimizle mikro ihracat kapsamında değerlendirilmesi orta ve uzun vadede Türk ürün ve markalarının uluslararası alanda daha hızlı taşınabilirliğini artıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. TÜRKİYE-IRAK MİKRO İHRACAT SWOT ANALİZİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SWOT, İngiliz dilindeki Strengths (üstünlükler), Weaknesses (zayıflıklar), Opportunities (fırsatlar) ve Threats (tehditler) kelimelerinin ilk harflerinden üretilmiştir. SWOT’un yanı sıra TOWS kısaltmasının da kullanıldığı görülmektedir. Bunun Türkçe karşılığı olarak FÜTZ (fırsatlar, üstünlükler, tehditler, zayıflıklar) ile birlikte GZFT (güçlü ve zayıf yönler, fırsat ve tehditler) kullanılmıştır<a href="#_ftn19" id="_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> Açılımından da anlaşılacağı üzere SWOT analizi tekniği ile incelenen durumun güçlü ve zayıf yönlerini belirlenerek, dış çevreden kaynaklanan fırsat ve tehditler tespit edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Güçlü Yönler (Strengts)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türkiye’nin Irak ülkesine coğrafi yakınlığı</li>



<li>Türkiye de lojistik sektörünün dinamik ve gelecek vadetmesi</li>



<li>Türkiye’de Avrupa’nın en büyük tır filolarından birisi ve gelişmiş karayolu taşımacılık sektörü bulunması</li>



<li>Lojistik hizmeti veren şirketlerin varlığı</li>



<li>Türkiye’nin gelişmiş karayolu ağı ile güçlü bir ulaşım altyapısına sahip, erişilebilirliği yüksek bir konumda olması</li>



<li>Türk Marka ve Ürünlerinin Mikro İhracat kapsamında hızlı şekilde ulaşması konusunda e-ticaretin gelişmiş olması</li>



<li>Çok sayıda ara konşimentoyu aynı ETGB’ye bağlama imkanı verdiğinden yetkili operatörlere hem kırtasiye hem de zaman avantajı sağlayarak firmaların evrak yoğunluğunu ve iş yükünü hafifletmektedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Zayıf Yönler (Weakness)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Irak mikro ihracat konusunda nitelikli firmaların eksikliği</li>



<li>Irak ülkesinde E-ticaretin tam olarak gelişmemesi</li>



<li>Irak Türkiye mikro ihracat konusunda mevcut e-ticaret firmalarının azlığı</li>



<li>Sektörde yeterli sayıda firmanın olmaması, depolama ve sınıflama tesislerinin azlığı</li>



<li>Nakliye ücretinin artması</li>



<li>Tutundurma ve tanınma sorunları</li>



<li>Ticaret Bakanlığı yetkili operatörlerle sürekli etkileşim içinde olmalı, uygulamadaki zayıflıkları tespit etmeli ve gerekli iyileştirmeler yaparak süreci güncellemelidir.&nbsp;</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fırsatlar (Opportunities)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türkiye Irak Mikro İhracat yetkili operatör olarak Wezzomart adlı tek firmanın oluşu</li>



<li>Yeni pazarlara ulaşma imkânı</li>



<li>Rekabetçi fiyatlarla talebin desteklenmesi</li>



<li>Komşu diğer ülkelerinde mikro ihracat kapsamında Türkiye’den ürün talep etmesi</li>



<li>ETGB sürecinde birçok gönderinin tek bir beyanla işlem yapılmasına olanak sağlanmaktadır. Bu durum özellikle numune ve döküman türü gönderilerde kullanıcılara büyük katkı sağlamaktadır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tehditler (Threats)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alışverişlerde pazarlık yapılması anlamında direkt bir etkileşimin olmamasından dolayı geleneksel alışverişi tercih eden müşterilerin olması</li>



<li>Bilişim teknolojisindeki maliyet artışları</li>



<li>Ürün İadeleri konusunda lojistik maliyetin artması</li>



<li>Girişimci eksikliği</li>



<li>Yurtdışına gönderilen ihracat işlemi yapılan bir eşyanın Türkiye’ye geri gelmesinde ayniyat tespitinin yapılmasının mümkün olmaması durumu sistem için bir tehdittir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. SONUÇ VE ÖNERİLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Lojistik, ülkemizde gelişme gösteren ve hızla büyüyen sektörlerden birisidir. Avrupa’nın en büyük filosuna sahip olan ülkemizde lojistik günden güne büyümektedir. Lojistik potansiyelimizin güçlü olmasının ihracat verilerimize de pozitif katkısı olması anlamına gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye jeopolitik açıdan taşıdığı özellikler itibariyle bölgesinde ki ağırlığını her geçen gün artırması lojistik potansiyeli ile uyum içinde ilerletmesi ile doğru orantılı şekilde ilerlemektedir ve lojistik potansiyelin gelişiminde İnternet üzerinden online iletişimin gelişmesi lojistik sektöründeki gelişmelerle süreci hızlandırmakta ve ekonomik değer yaratmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat verilerimizden aldığımız sonuç lojistik taşıma araçlarından özellikle karayolu ulaşımımızın da olduğu Irak Ülkesi öne çıkmaktadır. Irak ülke profili incelendiğinde Mikro ihracat kapsamında Irak ile e-ticaretin gelişmesi Türkiye’den Türk ürün ve markalarının e-ticaret kapsamında ve özellikle Türkiye’nin güçlü lojistik altyapısı sayesinde mikro ihracatta önemli bir yer edineceği düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ACER, A. &amp; Yügünt, C. (2021). Küresel E-Ticaret Sisteminde Kullanılan Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesinin Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığına Etkileri . OPUS International Journal of Society Researches , Yönetim ve Organizasyon Özel Sayısı , 1573-1595 . DOI: 10.26466/opus.861576</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAMYACI, Muhammed, Modern Lojistik Yönetim: Organize Lojistik Bölgeler İçin Bir Yer Seçim Modeli, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü,2008</p>



<p class="wp-block-paragraph">BOZTEPE, Hamit, Lojistik Performans Endeksi 2023 (LPI 2023),Ticarette Uzman Görüş Dergisi,2023, sayı:63</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÇANCI, M., Erdal, M. (2003). Lojistik yönetimi. İstanbul: Utikad Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DUMLU, H. &amp; Wolff, A. (2021). Türkiye’deki Lojistik Köylerin Potansiyel Etkinliklerine Göre Değerlendirilmesi: Moora Yöntemi İle Bir Uygulama . Kafkas Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , 12 (24) , 1000-1026 . DOI: 10.36543/kauiibfd.2021.041</p>



<p class="wp-block-paragraph">ELMALI, Savaş,E- Ticaretin Gümrük Boyutu Sorunlar Ve Çözüm Önerileri, Okan Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi,2018</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://tasam.org/trTR/Icerik/313/turkiyenin_bulundugu_bolge_itibariyle_lojistik_us_olma_potansiyeli ">https://tasam.org/trTR/Icerik/313/turkiyenin_bulundugu_bolge_itibariyle_lojistik_us_olma_potansiyeli </a>15.07.2023 tarihinde erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph">KESKİN, H. (2015). Kavramlar, Prensipler, Uygulamalar Lojistik El Kitabı Küresel Aktörlerin Lojistik Pratikleri, 2. Baskı, Nobel Yayıncılık, İstanbul</p>



<p class="wp-block-paragraph">MÜSİAD,Lojistik Sektör Raporu 2013,</p>



<p class="wp-block-paragraph">OĞUZ, Halil, Uluslararası İşletme ve Ekonomi Çalışmaları Dergisi, Yıl: 2019, Cilt: 1, Sayı: 2, ss.65-74</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÖNDER Bulut. Türkiye’de Taşımacılık Sektörünün Lojistik Olgusu İçerisinde İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi,2007</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÖZMEN, Aykut, Bir Şehrin Stratejik Konumunun Ve Lojistik Potansiyelinin Bölge Ekonomisine Etkisi; Manavgat Örneği, Akdeniz Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi,2019</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) İhracat 2023 Raporu, <a href="https://tim.org.tr/tr/yillik-ihracat-raporu">https://tim.org.tr/tr/yillik-ihracat-raporu</a> 08.07.2023 tarihinde erişildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2022, <a href="https://www.utikad.org.tr/UTIKAD-Raporlari">https://www.utikad.org.tr/UTIKAD-Raporlari</a> 10.07.2023 tarihinde erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph">YILDIZ, D. &amp; Wolff, R. A. (2018). TÜRKİYE’DE LOJİSTİK YÖNETİMİNDEKİ GELİŞMELER: STRATEJİK BİR BAKIŞ AÇISI . Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi , 7 (3) , 187-198 . Retrieved from <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ssrj/issue/38851/461412">https://dergipark.org.tr/tr/pub/ssrj/issue/38851/461412</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Irak Bilgi Notu, <a href="https://www.deik.org.tr/ulke-bultenleri-irak-bilgi-notu-mart-2023">https://www.deik.org.tr/ulke-bultenleri-irak-bilgi-notu-mart-2023</a> 01.07.2023 tarihinde erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph">28.01.2010 tarih, 27476 sayılı R.G Gümrük Genel Tebliği, Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı Tebliği (Seri No:4)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/orta-dogu-ve-korfez/irak/ulke-profili">https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/orta-dogu-ve-korfez/irak/ulke-profili</a> 20.07.2023 tarihinde erişildi</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> ÖNDER Bulut. Türkiye’de Taşımacılık Sektörünün Lojistik Olgusu İçerisinde İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi,2007</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> BAMYACI, Muhammed, Modern Lojistik Yönetim: Organize Lojistik Bölgeler İçin Bir Yer Seçim Modeli, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü,2008</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a><a href="#_ftnref3" id="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Çancı, M., Erdal, M. (2003). Lojistik yönetimi. İstanbul: Utikad Yayınları.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> ÖZMEN, Aykut, Bir Şehrin Stratejik Konumunun Ve Lojistik Potansiyelinin Bölge Ekonomisine Etkisi; Manavgat Örneği, Akdeniz Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi,2019</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Keskin, H. (2015). Kavramlar, Prensipler, Uygulamalar Lojistik El Kitabı Küresel Aktörlerin Lojistik Pratikleri, 2. Baskı, Nobel Yayıncılık, İstanbul, s. 215.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Oğuz, Halil, Uluslararası İşletme ve Ekonomi Çalışmaları Dergisi, Yıl: 2019, Cilt: 1, Sayı: 2, s.67.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn7" href="#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> <a href="https://tasam.org/tr-TR/Icerik/313/turkiyenin_bulundugu_bolge_itibariyle_lojistik_us_olma_potansiyeli">https://tasam.org/tr-TR/Icerik/313/turkiyenin_bulundugu_bolge_itibariyle_lojistik_us_olma_potansiyeli</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> MÜSİAD,Lojistik Sektör Raporu 2013,S.67</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> BOZTEPE,Hamit, Lojistik Performans Endeksi 2023 (LPI 2023),Ticarette Uzman Görüş Dergisi,2023, sayı:63</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn10" href="#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Yıldız, D. &amp; Wolff, R. A. (2018). TÜRKİYE’DE LOJİSTİK YÖNETİMİNDEKİ GELİŞMELER: STRATEJİK BİR BAKIŞ AÇISI . Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi , 7 (3) , 187-198 . Retrieved from <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ssrj/issue/38851/461412">https://dergipark.org.tr/tr/pub/ssrj/issue/38851/461412</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn11" href="#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> ELMALI, Savaş,E- Ticaretin Gümrük Boyutu Sorunlar ve Çözüm Önerileri,Okan Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi,2018</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn12" href="#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> ELMALI, Savaş,E- Ticaretin Gümrük Boyutu Sorunlar ve Çözüm Önerileri,Okan Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi,2018</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> Acer, A. &amp; Yügünt, C. (2021). Küresel E-Ticaret Sisteminde Kullanılan Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesinin Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığına Etkileri . OPUS International Journal of Society Researches , Yönetim ve Organizasyon Özel Sayısı , 1573-1595 . DOI: 10.26466/opus.861576</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn14" href="#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2022, <a href="https://www.utikad.org.tr/UTIKAD-Raporlari">https://www.utikad.org.tr/UTIKAD-Raporlari</a> 10.07.2023 tarihinde erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn15" href="#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> Türkiye İhracatçılar Meclisi İhracat 2023 Raporu, <a href="https://tim.org.tr/tr/yillik-ihracat-raporu">https://tim.org.tr/tr/yillik-ihracat-raporu</a> 08.07.2023 tarihinde erişildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn16" href="#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Irak Bilgi Notu, <a href="https://www.deik.org.tr/ulke-bultenleri-irak-bilgi-notu-mart-2023">https://www.deik.org.tr/ulke-bultenleri-irak-bilgi-notu-mart-2023</a> 01.07.2023 tarihinde erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17"><sup>[17]</sup></a> <a href="https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/orta-dogu-ve-korfez/irak/ulke-profili%2020.07.2023">https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/orta-dogu-ve-korfez/irak/ulke-profili 20.07.2023</a> tarihinde erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn18" href="#_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> <a href="https://partner.wezzomart.com/">https://partner.wezzomart.com/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19"><sup>[19]</sup></a> Ülgen, H., &amp; Mirze, S. K. (2013), İşletmelerde Stratejik Yönetim (6. b.), İstanbul: Beta.s.160.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhracat Vizyonumuzda En Uzak Rota: Avustralya</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2023/12/24/ihracat-vizyonumuzda-en-uzak-rota-avustralya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hazal Oğuz Sarıkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2023 14:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 64]]></category>
		<category><![CDATA[Anzacs]]></category>
		<category><![CDATA[Anzaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Australia]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Commercial Diplomacy]]></category>
		<category><![CDATA[Export]]></category>
		<category><![CDATA[Far Countries Strategy]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat]]></category>
		<category><![CDATA[Ticari Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak Ülkeler Stratejisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=6933</guid>

					<description><![CDATA[Yaklaşık 15 bin kilometre uzaklık, 8 saat zaman farkı ve Güney Yarımküre’de konumlanması sebebiyle Türkiye’ye dünya üzerinde belki de en uzak rotalardan biri olan Avustralya kültürel, ticari ve siyasal ilişkilerimiz bağlamında aslında bu mesafeden çok daha yakın kabul edilebilir. 2022 yılı verilerine göre iki ülke arasındaki toplam dış ticaret hacmi 2 milyar Doları geçmiştir. Ülkemiz ile Avustralya arasındaki ticari çerçevede demir-çelik ürünleri, inşaat malzemeleri, kuru meyveler ve hazır giyim-tekstil gibi öne çıkan ve ihracatta potansiyel taşıyan farklı alanlar mevcuttur. Bununla birlikte, geçmişten gelen ve iki ülke arasında yadsınamayacak bir bağ oluşturan I. Dünya Savaşı koşulları uzun soluklu ikili ilişkilerin başlangıcı ve filizlenmesine de ön ayak olmuştur. Cumhuriyetimizin 100. Yılında son beş yılın en yüksek oranı yakalanmış olup elbette istenilen düzeye henüz ulaşılmamıştır. Bu bağlamda Ticaret Bakanlığı’nın girişimleri ile başlatılan Uzak Ülkeler Stratejisi geniş açılımlara imza atarak ticari diplomaside farklı kapıların aralanmasını sağlayan çok paydaşlı bir eylem planını ihtiva etmektedir. Bu çalışmada Türkiye-Avustralya kültürel ve tarihsel ilişkileri bağlamında iki ülke arasındaki dış ticaretin genel fotoğrafı çekilerek ticari diplomasi fırsatlarına değinilecek olup orta ve uzun vadede ne tür girişimlerde bulunulabileceği tartışılacaktır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>İHRACAT VİZYONUMUZDA EN UZAK ROTA: AVUSTRALYA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık 15 bin kilometre uzaklık, 8 saat zaman farkı ve Güney Yarımküre’de konumlanması sebebiyle Türkiye’ye dünya üzerinde belki de en uzak rotalardan biri olan Avustralya kültürel, ticari ve siyasal ilişkilerimiz bağlamında aslında bu mesafeden çok daha yakın kabul edilebilir. 2022 yılı verilerine göre iki ülke arasındaki toplam dış ticaret hacmi 2 milyar Doları geçmiştir. Ülkemiz ile Avustralya arasındaki ticari çerçevede demir-çelik ürünleri, inşaat malzemeleri, kuru meyveler ve hazır giyim-tekstil gibi öne çıkan ve ihracatta potansiyel taşıyan farklı alanlar mevcuttur. Bununla birlikte, geçmişten gelen ve iki ülke arasında yadsınamayacak bir bağ oluşturan I. Dünya Savaşı koşulları uzun soluklu ikili ilişkilerin başlangıcı ve filizlenmesine de ön ayak olmuştur. Cumhuriyetimizin 100. Yılında son beş yılın en yüksek oranı yakalanmış olup elbette istenilen düzeye henüz ulaşılmamıştır. Bu bağlamda Ticaret Bakanlığı’nın girişimleri ile başlatılan Uzak Ülkeler Stratejisi geniş açılımlara imza atarak ticari diplomaside farklı kapıların aralanmasını sağlayan çok paydaşlı bir eylem planını ihtiva etmektedir. Bu çalışmada Türkiye-Avustralya kültürel ve tarihsel ilişkileri bağlamında iki ülke arasındaki dış ticaretin genel fotoğrafı çekilerek ticari diplomasi fırsatlarına değinilecek olup orta ve uzun vadede ne tür girişimlerde bulunulabileceği tartışılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Avustralya, İhracat, Uzak Ülkeler Stratejisi, Anzaklar, Ticari Diplomasi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>THE FARTHEST ROUTE IN OUR EXPORT VISION: AUSTRALIA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Due to approximately 15 thousand kilometres distance, 8 hours time difference and being located at Southern Hemisphere, Australia which is probably one of the most distant destinations in the world to Turkey, can actually be considered much closer than this distance, in terms of our cultural, commercial and political relations. According to 2022 data, total foreign trade volume between two countries has exceeded 2 billion Dollars. In the frame of trade between our country and Australia, there are different areas such as iron and steel products, construction materials, dried fruits and ready-to-wear clothing-textiles that stand out and have potential in exports. In addition, the conditions of World War I, which have created an undeniable bond between two countries from the past, paved the way for the beginning and blossoming of long-term bilateral relations. In the 100th anniversary of our Republic, the highest rate of the last five years has been achieved, but of course the desired level has not yet been reached. In this context, the Far Countries Strategy, launched with the initiatives of the Ministry of Trade, includes a multi-stakeholder action plan that opens different doors in commercial diplomacy by signing wide openings. In this study, in the context of Turkey-Australia cultural and historical relations, via taking a general picture of foreign trade between two countries the opportunities will be elaborated and what kind of initiatives can be taken in the medium-long term will be discussed.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Australia, Export, Far Countries Strategy, Anzacs, Commercial Diplomacy</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya kültürel, ticari ve siyasal ilişkilerimiz bağlamında ülkemizde esasında göründüğünden daha yakın bir coğrafyadır. I. Dünya Savaşı çetin koşulları iki ülkenin insanları arasında tarihsel ve duygusal bir bağ oluşumunun zeminini hazırlamıştır. Buna karşın ticaret, turizm ve kültürel etkileşim halen umut edilen düzeyde değildir. Yine de son yıllarda ülkemiz ile Avustralya arasındaki toplam dış ticaret hacmi 2 milyar Doları geçmiştir. İthalat ve ihracat bakımından dengeli bir ticaretimi olan Avustralya ile ülkemiz arasındaki demir-çelik ürünleri, inşaat malzemeleri, kuru meyveler ve hazır giyim-tekstil gibi ürünler öne çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KISA TARİHÇE VE TÜRKİYE-AVUSTRALYA İLİŞKİLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en büyük ada ve kıta ülkesi olan Avustralya’ya ilk yerleşenler 50.000 yıl önce Güneydoğu Asya’dan göç ederek adaya çıkan ve kısaca “Aborjin” adı verilen yerlilerdir. İlk kez 1606 yılında Hollandalı kâşif Williem Janszoon tarafından keşfedilen Avustralya kıtasının kıyı haritasını, daha sonraki yüzyılda Avrupa tacir ve kâşifleri çizmeye devam etmişlerdir. 1770 yılında İngiliz Donanması’ndan James Cook’un, Krallık adına kıtanın doğu kıyılarına çıkması ve o bölgeye “New South Wales” adını vermesiyle Avustralya tanınmaya başlanmıştır. İngiltere 1835’te “sahipsiz toprak” olarak tanımladığı Avustralya’yı başlangıçta bir ceza kolonisi olarak kullanmış ve yarısı mahkumlardan oluşan yaklaşık 1500 kişiyi taşıyan 11 gemilik bir filo Sidney Limanına 26 Ocak 1788’de gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya başlangıçta kürek mahkumları ile İngiltere’de istenmeyen diğer suçluların gönderildiği bir yerken, daha sonra 1850 ve 1860 yıllarında altın madenlerinin keşfedilmesi, yün sanayisinin gelişmesiyle İngiltere, ABD ve Çin’den önemli oranda göç almış ve böylelikle ilk koloniler oluşmaya başlamıştır. İngiltere ve İrlanda’dan devam eden göçün neticesinde başta New South Wales, Tasmania, Batı Avustralya ve Queensland’de olmak üzere koloniler kurulmuş, bu koloniler 1901 yılında tek bir anayasa altında birleşerek ‘Commonwealth of Australia’yı oluşturmuştur. Böylece Avustralya ilk kez 1901 yılında, İngiliz Milletler Topluluğu’nun (Commonwealth) bir üyesi olarak Dünya Devletlerine katılmıştır. Yeni kurulan bu federatif devlet, ilk dönemlerinde katı bir göçmen politikası ve korumacı bir tarife sistemi uygulamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1900’lü yılların başına kadar özellikle kömür ağırlıklı olmak üzere enerji, koyun yünü, büyükbaş hayvancılık ve tarım gibi alanlarda hızla yol alan Avustralya’nın sahip olduğu yer altı zenginliğini, ülkenin geleceğini de etkileyen ana faktörlerden biri olarak nitelemek mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1914-1918 yılları arasına gelindiğinde 400.000 Avustralyalının ANZAK ordusu ile Birinci Dünya Savaşı’na katıldığını hatırlatmak gerekir. Avustralya’nın ilk büyük muharebesi olan Gelibolu Savaşı’nda yaklaşık 9.000 kayıp vererek mağlup olmalarına rağmen Gelibolu Avustralya ulusal kimliğinin ortaya çıkışında tarihi bir rol oynamıştır. 1919 yılında imzalanan Versay Barış Anlaşması ise Avustralya’nın imzaladığı ilk uluslararası anlaşma olarak tarihe geçmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkenin çok zengin doğal kaynakları, tarım ve imalat sanayilerinin hızla geliştirilmesinde bir lokomotif olarak kullanılmış, bu yolla ayrıca İngiltere Krallığı’na I. ve II. Dünya Savaş’ları boyunca önemli destekler sağlanmıştır. İşgücünün azlığı, kıtanın büyüklüğü, çiftçilik, madencilik ve ticaret alanındaki imkanlar Avustralya’yı bir fırsatlar ülkesi haline getirmiştir. 1788’den 1970’lere kadar göçmenlerin çoğunluğu Avrupa kıtasından gelmişse de günümüzde Avustralya başta Asya olmak üzere her kıtadan göçmen almaktadır ve ulusal göçmenlik istatistiklerine göre Afrika ve Orta Doğu’dan alınan göçmen sayısı 1996 yılından bugüne yaklaşık iki kat artmıştır. Özetle, bugün Avustralya işgücü azlığını göç yolu ile karşılamakta, göçmen konusunda belli kriterlere dayandırdığı, ayrımcılık gözetmeyen bir politika izlemekte, çok çeşitli ülkelerden gelen çok milliyetli ve çok kültürlü bir ülke konumunda bulunmaktadır. Ülkenin uzun vadeli endişeleri arasında; kirlilik, ozon tabakasının zamanla yok oluşu, çevrenin ve bitki örtüsünün korunması ve sınırların uzunluğu dolayısıyla kıyı bölgelerinin idaresi ve korunmasındaki güçlükler gelmektedir (İnan, 2012).</p>



<p class="wp-block-paragraph">I. Dünya Savaşının Türkiye ile Avustralya arasındaki tarihsel ilişkiler bakımından rolü kritiktir. Savaş sırasında Britanya yönetimi tarafından Avustralya ve Yeni Zelanda’dan getirilen Anzaklar, Çanakkale dışında Libya gibi farklı cephelerde görevlendirilmiştir. Ancak Çanakkale Savaşı’nın farklı bir anlamı ve önemi vardır çünkü bu savaş, yukarıda değinildiği üzere Avustralya’nın bağımsız bir ülke olmasını takiben katıldığı ilk savaştır. Diğer yandan savaşın önemine kıyasla savaş sonrasında yaşananlar ve benimsenen yaklaşımlar, iki ülke arasındaki dostluk bağının kuvvetlenmesi açısından daha önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda, savaş sonrasında Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylenen “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır” sözleri, Türkiye’nin ve Türk vatandaşlarının Avustralya nezdinde farklı ve önemli bir konuma taşımasının ötesinde tarih boyunca sorunsuz devam eden ilişkilerin de temelini oluşturmuştur. Başkent Kanberra’daki Atatürk Anıtı’nda yer alan bu ifadenin yanı sıra Atatürk’ün konuyla ilgili söylediği daha az bilinen önemli bir söz de vardır. Melburn’de yayımlanan Star gazetesine iletilerek gazetenin 25 Nisan 1934 tarihli sayısında “Türkiye, Eski Düşman, Hatırlıyor” (Turkey, Old Foe, Remembers) manşetiyle yayımlanan bu sözleri şu şekildedir: “25 Nisan 1915 Gelibolu ihraç (çıkarma) hareketi ve bu Yarımada’da cereyan eden bütün muharebeler, dünyaya orada kanlarını dökenlerin kahramanlığı ile beraber, bu mücadelenin sebep olduğu zayiatın milletleri için ne kadar elemli olduğunu göstermiştir” (Türkiye Cumhuriyeti Melburn Başkonsolosluğu 2019).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ile Avustralya arasındaki bağların kuvvetli olmasını sağlayan faktörlerden biri de göçtür. Bu anlamda iki ülke arasındaki resmî göç süreci, yeni bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Avustralya’nın 1960’lı yıllarda uyguladığı göç politikası, “Beyaz Avustralya Politikası” olarak adlandırılıyordu ve bu politika doğrultusunda ülkeye sadece Avrupa’dan gelen göçmenler kabul edilebiliyordu. Avustralya hükûmeti bu noktada, Türkiye’yi Asya ülkeleri kategorisinden çıkartıp Avrupa kategorisine koymuş ve Türkiye’den resmî göç sürecinin önünü açmıştır (Tezcan, 1988).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya’ya ilk yıllarda göç eden Türklerin büyük bölümünün belirli maddi kazanç elde ettikten sonra anavatana geri dönmeyi amaçlaması, Avustralya’daki sosyal hayata katılımlarını da erteleyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak Avustralya’ya göç eden Türklerin ilerleyen yıllarda ülkeye tamamen yerleşmeye karar vermesi ve buna bağlı olarak çocuklarını Türkiye’deki yakınlarının yanına göndermek yerine Avustralya’daki okullarda okutmaya başlaması gibi faktörler Avustralya’daki Türk toplumunun varlığını güçlendirmeye başlamıştır (Young, 2023). İlk zamanlarda Avustralya’ya yerleşen vatandaşlarımız daha ziyade emek yoğun sektörlerde çalışmış olmalarına karşın, günümüzde Türk toplumu Avustralya ekonomisinde esnaf, iş insanı ve sanayici olarak çok çeşitli alanlara yayılan etkin bir rol almaktadır. Avustralyalı Türk iş insanları esas olarak, MÜSİAD Sidney, Avustralya Türk İş Konseyi (Melburn merkezli), Avustralya Türk Sanayiciler ve İşadamları Derneği (Melburn merkezli) adı altında üç ayrı grup halinde örgütlenmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÜLKEMİZ İLE DIŞ TİCARET VE ÖNE ÇIKAN ÜRÜNLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya, ihracatının yaklaşık üçte birini Çin’e yapmaktadır. Çin, Avustralya’nın, başta madencilik ürünleri olmak üzere, en büyük ihracat pazarıdır. Avustralya’nın Çin’e ihracatında kömür ihracatı önemli yer tutmaktadır. Diğer yandan, Çin ekonomisindeki büyümenin yavaşlaması ve AB ekonomisindeki zayıflama, Asya bölgesi ve Avustralya ekonomisindeki gelişimi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yönde yeni pazarlar arayan Avustralya’nın yönü daha farklı ülkelere kayma eğilimindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan, ülkemizin son yıllarda komşu ülkelerin yansıra yeni pazarlar bulma çabası, Avustralya ile olan ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. İthalatının %70’ini imalat sanayi ürünlerinin, ihracatının ise yine %70’lik bölümünü hammadde ve tarımsal ürünlerin oluşturduğu Avustralya’nın, son yıllarda etkin ikili ve çok taraflı bir ticaret politikası izlemesi ve her iki ülke ekonomilerinin birbirlerini tamamlayıcı bir nitelik taşıması, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi açısından uygun bir ortam yaratmaktadır. Ancak ikili ticaret rakamlarımıza bakıldığında, iki ülkenin de bu fırsatlarından verimli şekilde yararlanamadığı görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, Avustralya’ya ihracatımız, 2020 yılında bir önceki yıla göre %2,3 artışla 782 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2021 yılında ise ihracatımız bir önceki yıla göre %26,2 artışla 987 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2022 yılında kaydedilen ihracat ise 661 milyon dolardır. 2022 yılına gelindiğinde ise Avustralya’ya ihracatımız bir önceki yıla göre %6,8 artış göstererek 1 milyar 54 milyon dolara ulaşmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya’dan ithalatımız ise, 2020 yılında bir önceki yıla göre %19,2 azalarak 275 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2021 yılında ise ithalatımız bir önceki yıla göre %216,5 artışla 871 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2022 yılına gelindiğinde ise ithalatımız bir önceki yıla göre %17 artış göstererek 1 milyar 54 milyon dolara ulaşmıştır. Geçmiş yıllara bakıldığında ise 2018 yılında Avustralya’dan ithalatımızda yaklaşık %51’lik azalmanın altın alımlarımızdaki büyük düşüşten kaynaklandığı görülmektedir. Ülkemiz tarafından 2017 yılında bir önceki yıla yıla göre %549 artışla 1,5 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirmişken; 2018 yılında %75 düşüşle 388 milyon dolar; 2019 yılında ise altın ithalatımız 300 milyon dolar düzeyine inmiştir. Diğer yandan, 2020 yılında ise kömür ithalatımızda %82’lik bir azalma gerçekleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başlıca ihraç ürünlerimiz: İnşaat malzemeleri, kuru gıda, doğal taş, ticari taşıtlar, mücevher, elektrikli ev eşyaları, halı ve hazır giyim ürünleri olarak sayılabilirken başlıca ithal ürünlerimiz Taş kömürü, pamuk, ilaç, kuru meyve, demir, kağıt, makina, altın, ısıtıcı ve soğutucu cihazlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, iki ülke arasında yürürlükte olan anlaşma ve protokoller aşağıdaki tabloda listelenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tablo 1:</strong> Yürürlükteki Anlaşmalar</p>



<figure class="wp-block-table"><table><thead><tr><td><strong>Anlaşma Adı</strong></td><td><strong>İmza Tarihi</strong></td><td><strong>RG Tarih ve No’su</strong></td></tr></thead><tbody><tr><td>Ticaret, Ekonomik ve Teknik İş birliği Anlaşması</td><td>21/11/1988, Ankara</td><td>16 Ocak 1989-20051</td></tr><tr><td>Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması</td><td>16/06/2005, Kanberra</td><td>29 Haziran 2009- 27263</td></tr><tr><td>Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması</td><td>28/04/2010, Ankara</td><td>31 Ocak 2013-28545</td></tr><tr><td>Türkiye-Avustralya 5. Dönem KEK Protokolü</td><td>15/11/2005, Ankara</td><td>&nbsp;</td></tr><tr><td>Türkiye-Avustralya 6. Dönem KEK Protokolü</td><td>23/02/2009, Kanberra</td><td>10 Temmuz 2009-27284</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph">İki ülke yatırım ilişkilerinin yasal altyapısını oluşturan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması 2005 yılında imzalanmış, 29 Haziran 2009’da yürürlüğe girmiştir. TCMB istatistiklerine göre, Avustralyalı firmaların ülkemizde 2021 yılı sonu itibarıyla 7 milyon ABD Doları düzeyinde doğrudan yatırımları bulunmaktadır. Ülkemizden ise muhtelif firmalar açtıkları şubeler, temsilcilikler ve mağazalar ile Avustralya’da faaliyet göstermektedir. Ayrıca, Avustralya’da yerleşik Türk vatandaşlarının inşaat malzemeleri, doğal taş ve gıda başta olmak üzere muhtelif sektörlerde orta ve büyük ölçekte işletmeleri ve hizmet sektöründe küçük ölçekli birçok işletmesi bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya’nın ülkemizden 2022 yılında ürün bazında ithalatı incelendiğinde, ülkemizin bu dönemde Avustralya’ya gerçekleştirdiği 1 milyar 54 milyon $’lık ihracatın yaklaşık yarısını oluşturan ilk on üründen, demir-çelikten eşya (gizli/açıklanmayan ürünler), taze meyveler, inşaat malzemeleri, mücevherat, giyim eşyası ve demir, çelik, alüminyum yapılar ihracatımızın arttığı buna karşın, ticari taşıtlar, elektrikli ve elektriksiz ev eşyası ile halılar ve yer kaplamaları ihracatımızda ise düşüş yaşandığı görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya’nın 2022 yılında ülkemize yönelik ihracatında, en önemli kalemi oluşturan taş kömürü ihracatının bu dönemde de artış gösterdiği, ayrıca pamuk, meyve, makineler, kağıt ve kartonlar ile deri kösele ve kırpıntıları ihracatında da artış görüldüğü, buna karşılık altın ve ilaç ihracatında gerileme yaşandığı, diğer yandan 2021 yılında ülkemize yönelik herhangi bir ihracat yapılmamakla birlikte 2022 yılında demir cevheri ile demir çelik yassı hadde mamulleri alanında ihracat gerçekleştirildiği görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>UZAK ÜLKELER STRATEJİSİ BAĞLAMINDA EN UZAK ROTA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracatımızın arttırılması, ticaretimizde pazar çeşitliliğinin sağlanması ve farklı ülkelere yönelik ticaretimizin geliştirilmesini teminen geleneksel pazarların dışında kalan uzak ülkelerle ticaretin geliştirilmesine yönelik olarak Ticaret Bakanlığımızca 2022 yılında uygulamaya konulan Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında yer alan 18 ülke arasında bulunmaktadır. Bu çerçevede, ülkemizde yerleşik ihracatçı firmalarımıza sağlanan ihracatta ve e-ihracatta devlet yardımları, Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında Avustralya’ya yönelik olarak arttırılmış oranlarda uygulanmaktadır. Aynı zamanda, strateji kapsamında oluşturulan eylem planı doğrultusunda, Avustralya ile ikili ticaret ve yatırım ilişkilerimizin kalıcı şekilde güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir faaliyet takvimi yürütülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, özellikle Avustralya’da birçok sektörde alıcı firmaların ve nihai tüketicilerin ürün satıcılarının ülkede yerleşik olması yönündeki beklentisi göz önüne alındığında, ihracatçı firmalarımızın, başta mağaza/showroom/ofis/depo kiralama yoluyla olmak üzere, Avustralya’ya dönük faaliyetlerini ülke içinde sürdürmelerinin, ülkeye ihracatımızın artışında önemli bir rol oynayabileceği değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracatçılarımız Avustralya pazarına doğrudan girebilecekleri gibi, Avustralya’da yaygın olarak görülen acente ve distribütör kullanımı, lisans/teknoloji transferi anlaşmaları, franchise anlaşmaları, ortak yatırım, şube veya ofis açma yöntemlerinden birini pazara giriş yöntemi olarak kullanılabilirler. Bu bağlamda, Türkiye için önemli bir avantajı Avustralya’da yaşayan ve ticaretle uğraşan Türk asıllı vatandaşlar oluşturmaktadır. Avustralya’daki Türk ticaret odaları ile irtibata geçilmesi, firmalarımızın pazara girişlerinde ve pazarda kalıcı olmalarında yardımcı bir unsuru oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’den Avustralya’ya doğrudan deniz ulaşımı bulunmamaktadır. Genellikle ürünlerin nakliyesi Pire, İskenderiye veya Singapur limanları kanalıyla yabancı firmalarla aktarmalı geldiği için ulaşım ve nakliye maliyetleri ve süresi uzadığından rekabet avantajı elde edilememektedir. Ayrıca, yabancı ülke menşeli taşıma şirketleri tarafından zaman zaman Türk firmalarına, ürünlerinin miktarı, nakliye zamanı ve ücreti konusunda sıkıntı yaratılabilmektedir. Bundan hareketle, Türk ihraç ürünlerinin Asya Pasifik bölgesine taşınmasında Türk deniz taşımacılığı firmalarının devreye girmesinin bahse konu sorunların aşılmasında ve bölgeye olan ihracatımızın artırılmasında önemli bir rol oynayacağı düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avustralya ile Türkiye arasında karşılıklı ticari ilişkilerinin devamını veya iş hayatını etkileyecek siyasi veya ticari herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Ancak Türkiye’nin Avustralya’ya ihracatının daha fazla arttırılmasının önündeki en büyük engel, zaman farkı, uzaklık ve Avustralya’nın Çin, Vietnam, Tayland, Hindistan gibi ucuz mal üreten ülkelere yakın olması ve bölge ülkeleri ile ticarete ağırlık vermesi olduğu düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyetimizin 100. yılına yönelik konulan 300 milyar dolar hedefe ulaşılabilmesi için Türkiye’nin Avustralya gibi kültürel ve tarihsel bağı olan, vatandaşlarının birbirine sempati duyduğu bir coğrafyadaki fırsatları çok verimli bir şekilde değerlendirmesi kritik önem taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İNAN, M. (2012). Çok-kültürlülük Tartışmaları Bağlamında Avustralya’da Yaşayan Türklerin Kimlik Algısı. <em>Yüksek Lisans Tezi</em>. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MELBURN BAŞKOLONSOLUĞU, “Atatürk’ün Anzak Annelerine Hitabı”. Erişim Tarihi 25 Kasım 2022, <a href="http://melburn.bk.mfa. gov.tr/Mission/ShowInfoNote/218747">http://melburn.bk.mfa. gov.tr/Mission/ShowInfoNote/218747</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. TİCARET BAKANLIĞI. (2022). İki Ülke Arasında Ticaretin Altyapısını Oluşturan Anlaşmalar ve Protokoller. Erişim Tarihi 18 Aralık 2022, <a href="https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/ avusturalya/avustralya/ikili-anlasmalar/iki-ulke-arasinda-ticaretin-altyapisini-olusturan-anlasmalar-ve-protokoller">https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/ avusturalya/avustralya/ikili-anlasmalar/iki-ulke-arasinda-ticaretin-altyapisini-olusturan-anlasmalar-ve-protokoller</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">T.C. TİCARET BAKANLIĞI. (2022). Avustralya Ülke Profili 2022. Erişim Tarihi 30 Kasım 2022, <a href="https://ticaret.gov.tr/data/5ebeecbe13b876cbbc36550e/AVUSTRALYA-Ülke%20Profili_2022.pdf">https://ticaret.gov.tr/data/5ebeecbe13b876cbbc36550e/AVUSTRALYA-Ülke%20Profili_2022.pdf</a>, 12 Aralık 2022’de erişildi</p>



<p class="wp-block-paragraph">TEZCAN, M. (1988). Avustralya’daki Türkler ve Kültürel Kimlikleri Üzerine Bir Araştırma. Ankara University Journal of Faculty of Educational Sciences (JFES), 21 (1) , 299-321 . DOI: 10.1501/Egifak_0000000989</p>



<p class="wp-block-paragraph">YOUNG, S. (2023). <em>Türkiye’de Avustralya Çalışmaları-I. içinde Türkiye Ve Avustralya Arasında Daha Fazla İş Birliği Mümkün Mü?.</em> Ankara Üniversitesi Asya-Pasifik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yayınları: Ankara.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
