<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 62 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/category/ticarette-uzman-gorus/ticarette-uzman-gorus-62/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Jul 2025 09:06:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Ticarette Uzman Görüş 62 &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yayın Kurulundan</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/yayin-kurulundan-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş Yayın Kurulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:55:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5905</guid>

					<description><![CDATA[Kıymetli okurlarımız,

Ticarette Uzman Görüşün yeni elektronik sayısı ile sizlerle birlikteyiz.

Bu sayımızda ağırlıklı olarak, Bakanlığımızca gerçekleştirilen ve nihai tüketiciyi doğrudan etkileyen bir takım mevzuat değişikliklerine ilişkin analizlere yer veriyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kıymetli okurlarımız,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticarette Uzman Görüşün yeni elektronik sayısı ile sizlerle birlikteyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sayımızda ağırlıklı olarak, Bakanlığımızca gerçekleştirilen ve nihai tüketiciyi doğrudan etkileyen bir takım mevzuat değişikliklerine ilişkin analizlere yer veriyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Uzmanları olarak ticari spektrumun tüm renklerinde birikim ve literatür üretmeye, deneyimlerimizi paylaşmaya ve ticarette uzman görüşü ihtiyacı olan herkese ve her alana ulaştırmaya devam ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Değerli yazarlarımızdan gelen ve sizleri bekleyen diğer makalelere kısaca bir göz atmak gerekirse:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sayımızda,</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>AB İthalat Kontrol Sisteminin (Import Control System ICS-2) taşımacılık sektörüne etkilerini,</li>



<li>Alışveriş merkezlerinin tarihçesini ve esnaf ve sanatkârlara yönelik etkilerini,</li>



<li>Sürdürülebilir tüketim açısından Avrupa Yeşil Mutabakatını,</li>



<li>Yolcu beraberi cep telefonu muafiyetine ilişkin gümrük uygulamalarının ve IMEI kayıt sürecini,&nbsp;</li>



<li>Tüketici Hakem Heyetlerine ilişkin yapılan mevzuat değişikliklerini,</li>



<li>İhracat bedellerinin yurda getirilmesi hususunda yapılan son mevzuat düzenlemelerini,</li>



<li>Kooperatifler Kanunu’nda yapılan son değişiklikler ışığında dış denetim ve tarım satış kooperatiflerinin denetimini,</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">ayrıntılı şekilde ele alıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dergimizin gümrük ve ticaret ile doğrudan veya dolaylı ilgisi bulunan her konuya ve paylaşacak sözü olan herkese açık olduğunu bir kere daha belirtmek isteriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Keyifle okumanız dileğiyle.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ticarette Uzman Görüş Dergisi</strong> <strong>Yayın Kurulu</strong><br><br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB İthalat Kontrol Sisteminin (Import Control System ICS2) Taşımacılık Sektörüne Etkileri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/ab-ithalat-kontrol-sisteminin-import-control-system-ics2-tasimacilik-sektorune-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kelleci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:54:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[ICS2]]></category>
		<category><![CDATA[Import Control System]]></category>
		<category><![CDATA[ithalat kontrol sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ortak risk analizi]]></category>
		<category><![CDATA[PLACI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5855</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde uluslararası ticaretin kolaylaştırılması ve hızlandırılması konusunun önemi giderek artmaktadır. Uluslararası ticaretin kolaylaştırılması uygulamalarında da gümrük idarelerine önemli bir rol düşmektedir. Bu kapsamda, ulusal gümrük idareleri yeni gümrük sistemleri geliştirip uygulamaya koysa da bu alandaki önemli aktörlerden biri olan Avrupa Komisyonu, yeni sistemler oluşturmanın yanında bu sistemleri 27 üye ülke arasında koordineli olarak uygulamaya çalışmakta, “Birlik Felsefesi”ni gümrük alanında da ileri bir noktaya taşımaktadır. Bu çalışmada,  bir AB elektronik gümrük sistemi olan ICS2’nin ne olduğu, işlevi ve yapısı ortaya konularak birçok ülke tarafından ortak kullanılan bir elektronik gümrük sisteminin ulusal sistemlerden ayrıştığı yönler gösterilecek, diğer taraftan ICS2’nin ilerleyen dönmelerde devreye alınacak yeni aşamalarının ülkemiz taşıyıcılarına ve taşıma işleri organizatörlerine olası etkileri değerlendirilecektir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Günümüzde uluslararası ticaretin kolaylaştırılması ve hızlandırılması konusunun önemi giderek artmaktadır. Uluslararası ticaretin kolaylaştırılması uygulamalarında da gümrük idarelerine önemli bir rol düşmektedir. Bu kapsamda, ulusal gümrük idareleri yeni gümrük sistemleri geliştirip uygulamaya koysa da bu alandaki önemli aktörlerden biri olan Avrupa Komisyonu, yeni sistemler oluşturmanın yanında bu sistemleri 27 üye ülke arasında koordineli olarak uygulamaya çalışmakta, “Birlik Felsefesi”ni gümrük alanında da ileri bir noktaya taşımaktadır. Bu çalışmada,  bir AB elektronik gümrük sistemi olan ICS2’nin ne olduğu, işlevi ve yapısı ortaya konularak birçok ülke tarafından ortak kullanılan bir elektronik gümrük sisteminin ulusal sistemlerden ayrıştığı yönler gösterilecek, diğer taraftan ICS2’nin ilerleyen dönemlerde devreye alınacak yeni aşamalarının ülkemiz taşıyıcılarına ve taşıma işleri organizatörlerine olası etkileri değerlendirilecektir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler</strong>: ICS2, Import Control System, ithalat kontrol sistemi, PLACI, ortak risk analizi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalat Kontrol Sistemini (Import Control System-ICS2) anlayabilmek için öncelikle Avrupa Birliğini (AB) böyle bir sistemi oluşturup kullanmaya iten nedenleri anlamak gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB’nin en büyük önceliklerinden biri, Birlik üyesi ülke vatandaşlarının güvenliği ile AB tek pazarının emniyetini ve güvenliğini sağlamaktır. Söz konusu güvenlik, ancak AB’ye giren eşyaların güvenilir olmasıyla mümkündür. Zira, her yıl AB’ye trilyon Euro değerinde eşya girmekte ve dünya eşya ticaretinin %15’i AB’den geçmektedir. Bu nedenle AB, vatandaşlarının ve pazarının güvenliğini sağlayabilmek için eşyaların varışı öncesi bir emniyet ve güvenlik programı uygulamaktadır. (TAXUD, 2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu program, tüm eşyaların AB’ye varışı öncesinde ekonomik operatörlerin (gümrük mevzuatı kapsamındaki faaliyetlerle ilgili kişi) özet beyan yoluyla emniyet ve güvenlik verisini elektronik bir gümrük sistemi olan ICS2 ile beyan etmelerini zorunlu tutmaktadır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ICS2, özet beyan verisini aldıktan sonra verileri AB Ortak Risk Yönetimi Çerçevesi kapsamında emniyet ve güvenlik risk analizine tabi tutarak tehditleri tespit etmekte ve bu suretle gümrük idarelerine arz zincirinin en uygun noktasında müdahale etme şansı tanımaktadır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emniyet ve güvenlik kapsamındaki riskleri; hava kargodaki patlayıcılar, narkotikler, prekürsörler, tehlikeli sahte ilaçlar, tehlikeli oyuncaklar veya elektronikler, kontamine gıdalar, silahlar ve her türlü organize kaçakçılık olarak sayabiliriz. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İTHALAT KONTROL SİSTEMİ (ICS2) NEDİR?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ICS2 aslında 1 Ocak 2011 tarihinde uygulamaya giren ICS1’in yeni bir versiyonudur. 1 Mayıs 2016 tarihinde yürürlüğe giren Birlik Gümrük Kodu (Union Customs Code-UCC) ile uygulamaya giren yeni düzenlemeler ve diğer elektronik gümrük sistemlerindeki dönüşüm ICS1’in dönüşümünü de beraberinde getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar sistemin adında “ithalat” kelimesi geçse de sistem, serbest dolaşıma giriş rejimi ile ilgili bir kontrolü kapsamamaktadır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ICS, bir üye ülkede başlayan ithalat işlemlerinin, giriş özet beyan (ENS) tekrar sunulmadan başka bir üye ülkede tamamlanabilmesini sağlamaktadır. ENS, daha sonra risk değerlendirmesine girmekte ve emniyet ve güvenlik verisi diğer üye ülkeye iletilmektedir. (www.revenue.ie)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, İsviçre ve Norveç, ICS2&#8217;nin bir parçası olmak da dahil olmak üzere AB&#8217;de yürürlükte olan aynı emniyet ve güvenlik önlemlerini uygulamayı kabul ettiğinden, bu ülkeler ile AB arasındaki ticaret, giriş ve çıkış özet beyanları sunma zorunluluğundan muaf tutulmaktadır. (TAXUD, 2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda da bahsedildiği üzere ICS2 elektronik gümrük sistemi, ekonomik operatörlerin özet beyan bilgilerini sunduğu ve bu bilgilerin emniyet ve güvenlik amaçlı gümrük risk analizine tabi tutulduğu bir sistemdir. Taşıyıcı tarafından, sisteme entegre bir ülke gümrük idaresine özet beyan verildikten sonra, söz konusu bilgiler taşıtın uğrayacağı diğer ülke gümrük idarelerine de iletilmekte bu suretle sisteme entegre diğer ülke gümrük idarelerine tekrar özet beyan verme gereği ortadan kalkmaktadır. Emniyet ve güvenlik açısından AB gümrük bölgesi tek bir birim gibi hareket ettiğinden özet beyan, sisteme üye ülkelerce kendi risk kriterleri yerine AB ortak risk kriterlerine göre risk analizine tabi tutulmaktadır. Ancak sistem, üye ülkelerce ilave risk analizi yapılmasını da engellememektedir. Bununla birlikte, ilave risk analizi sonuçlarının sisteme kaydedilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşyaların AB&#8217;ye girişi, 5 aşamalı bir süreçten oluşmaktadır. ICS2, bu aşamalardan ilk üçünü kapsamaktadır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">1) Giriş özet beyanın (entry summary declaration-ENS) sunulması (ICS2 kapsamında)</p>



<p class="wp-block-paragraph">2) Taşıma araçlarının varış bildirimi (ICS2 kapsamında)</p>



<p class="wp-block-paragraph">3) Eşyaların gümrüğe sunulması (ICS2 kapsamında)</p>



<p class="wp-block-paragraph">4) Eşyaların geçici olarak depolanması</p>



<p class="wp-block-paragraph">5) Eşyaların bir gümrük rejimine tabi tutulması</p>



<p class="wp-block-paragraph">ICS2’de özet beyan verilmesinden sonra özet beyanın AB Ortak Risk Yönetimi Çerçevesi kapsamında emniyet ve güvenlik risk analizine tabi tutulduğunu ifade etmiştik. ICS2’nin en önemli noktalarından biri AB Ortak Risk Yönetimi Çerçevesi olduğundan bu konuya ayrıca değinmek gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AB ORTAK RİSK YÖNETİMİ ÇERÇEVESİ (CRMF) NEDİR?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1992 tarihli UCC’de 2005 yılında yapılan değişiklikle (648/2005 sayılı Konsey Tüzüğü) Birlik gümrük bölgesine giren ve çıkan eşya için Birlik genelinde eşit düzeyde bir gümrük kontrolünün sağlanması amacıyla üzerinde uzlaşılan ortak standartlar ve risk kriterlerinin benimsenmesi, bu nedenle Komisyonun ve üye ülkelerin birlik geneli risk yönetim çerçevesi oluşturması gerekliliği getirilmiştir. 2006 yılında yapılan değişiklik ile de Birlik düzeyindeki risk yönetiminin elektronik veri alışverişine dayalı olarak nasıl yapılacağı detaylı bir şekilde açıklanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer bir ifadeyle, AB Ortak Risk Yönetimi Çerçevesiherhangi bir AB üyesi ülkeye giren bir araç ve eşya için özet beyan verildiğinde AB ortak risk analizi sistemi kapsamında ortak risk kriterleri uygulanmasını belirtmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ICS2 AŞAMALI OLARAK UYGULAMAYA GİRECEKTİR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>I. Aşama: 15 Mart 2021</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hızlı kargo firmaları, posta operatörleri (Avrupa merkezli ve Avrupa&#8217;ya gönderi yapan üçüncü ülke posta operatörleri) – Minimum ENS veri setini kullanarak Yükleme Öncesi Kargo Bilgilerini (Pre-loading Advance Cargo Information- PLACI) ileteceklerdir. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Avrupa Birliği&#8217;nde yerleşik ekspres taşıyıcılar ve posta operatörleri, AB gümrük bölgesine getirmekten sorumlu oldukları tüm eşyalar için ICS2&#8217;ye Elektronik Giriş Özet Beyan (ENS) formatında minimum ön elektronik veri setini sağlayacaklardır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik Giriş Özet Beyanı (ENS), Birlik gümrük bölgesine girecek tüm ekspres ve posta gönderileri için zorunlu olacaktır. ICS2, mevcut sivil havacılık güvenlik gereksinimlerine ekstra bir güvenlik katmanı sağlamayı amaçlamaktadır. PLACI, ENS&#8217;nin bir alt kümesi olarak, AB gümrük makamları tarafından hava kargo ve posta güvenliği risk değerlendirmeleri yapmak için kullanılacaktır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ICS2, PLACI verisini de aldığından PLACI’nın ne olduğu konusunu açıklamak faydalı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">PLACI, eşyaların üçüncü bir ülkede uçağa yüklenmesinden önce mümkün olan en kısa sürede doldurulması gereken zorunlu minimum veri seti (7+1) olan bir kısmi ENS dosyalama türünü ifade eder. Yalnızca hava trafiği ile sınırlıdır ve tüm eşyaları (yani genel kargo, ekspres gönderiler ve posta gönderileri) kapsar. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Gümrük Örgütü tarafından yayınlanan SAFE Standartlar Çerçevesi’nin 2021 yılı versiyonunda da, Pillar 1- Customs-to-Customs ayağının 2.1 Standart no.lu “Entegre Arz Zinciri Yönetimi” başlığında, gümrük idaresinin ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği içerisinde taşıyıcıdan, freight forwarderdan, entegratörden, posta idaresi veya onların acentesinden Ek-III’de yer alan yükleme öncesi veri seti sunulmasını talep ederek hava kargosu ve posta gönderisi için ek bir güvenlik risk değerlendirme katmanı uygulayabileceği belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ek-III’de 7+1 veri seti, gönderici adı, gönderici adresi, alıcı adı, alıcı adresi, gönderi sayısı, toplam bürüt ağırlık, kısa kargo açıklaması, + hava ara/ana konşimento bilgisini kapsamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>II. Aşama</strong>: <strong>1 Mart 2023</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hızlı kargo firmaları ve posta operatörlerine ilave olarak havayolu taşıyıcıları ve freight forwarderlar hava taşımacılığındaki tüm eşyalar için full ENS veri setini tamamlamalıdırlar. Posta, ekspres ve genel kargo gönderilerinde hava yoluyla taşınan tüm eşyalar, yükleme öncesi veri gereksinimlerine ek olarak, varış öncesi ENS veri gereksinimlerini de tamamlamak zorunda olacaktır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer bir ifadeyle söz konusu tarihte sadece yükleme öncesi değil varış öncesi bilgiler de özet beyan üzerinden ICS2’ye iletilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>III. Aşama</strong>: <strong>1 Mart 2024</strong>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Posta ve ekspres gönderi taşıyıcıları da dahil olmak üzere deniz ve iç su yollarında, karayollarında ve demiryollarında mal taşıyan operatörler tüm eşyalar için full ENS veri setini tamamlamak zorundadır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ICS2’NİN TÜRK TAŞIMACILIK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, toplam ihracatımızın yaklaşık % 40’ını, ithalatımızın da yaklaşık % 30’unu AB üyesi ülkeler ile yaptığımız dikkate alındığında, ICS2’nin aşamalı olarak devreye alınmasının taşımacılarımızı ve dolayısıyla ihracatçılarımızı önemli derecede etkilemesi beklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tablo 1: Türkiye AB İthalat-İhracat İstatistikleri</em></p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td>&nbsp;</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">2019</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">2020</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">2021</td></tr><tr><td>AB’den İthalat &nbsp;</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; 67.976.333</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; 73.419.429</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; 85.508.858</td></tr><tr><td>AB’nin TR’nin toplam ithalatındaki payı</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; % 32</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; % 33</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; % 31</td></tr><tr><td>AB’ye İhracat</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; 78.048.751</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; 70.896.437</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; 94.333.033</td></tr><tr><td>AB’nin TR’nin toplam ihracatındaki payı</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; % 43</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; % 41</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">&nbsp; % 41</td></tr></tbody></table><figcaption class="wp-element-caption"><em><em>Kaynak: Trade Map</em></em></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sistemin etkilerinden ilki ICS2’ye entegrasyonda teknik gerekliliklerin sağlanması ile yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesidir. Söz konusu yükümlülükler kapsamında ICS2’nin birinci faz aşamasında taşıyıcılar (posta ve hızlı kargo eşyası için) eşyayı uçağa yüklemeden önce PLACI verilerini özet beyan aracılığıyla ICS2’ye sunacaklardır. Daha sonra bu veriler üzerinden yükleme öncesi risk analizi çalıştırılacak, eğer risk analizi sonucu olumlu ise taşıyıcıya risk analizinin tamamlandığı bilgisi, şayet olumsuzsa eşyanın uçağa yüklenmemesi yönünde bildirim iletilecektir. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Gümrük Örgütü tarafından yayınlanan SAFE Standartlar Çerçevesi’nin 2021 yılı versiyonunda da, Pillar 1- Customs-to-Customs ayağının 2.1 Standart nolu “Entegre Arz Zinciri Yönetimi” başlığında da, havacılık güvenliğine yönelik riski azaltmak için, gümrük idaresinin, sivil havacılık makamları ve diğer uygun kuruluşlarla işbirliği içinde, yüksek riski zamanında değerlendirebilmek ve yüksek risk taşıyan gönderilerin tespiti halinde eşyanın uçağa yüklenmemesi için “Yükleme (Do Not Load)” mesajını iletebilen bir sistem oluşturulması gerekliliğinden bahsedilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yönleriyle ICS2, SAFE Standartlar Çerçevesi’nde yer verilen hava kargo güvenliği gerekliliklerini de karşılamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe girecek ikinci faz aşamasında ise havayolu genel kargo eşyası, ICS2 üzerinden sunulan özet beyan bilgileri üzerinden hem yükleme öncesi hem de varış öncesi risk analizine tabi tutulacaktır. (TAXUD, 2022)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taşımacıları etkileyen diğer bir husus ise özet beyanı doldurmakla kimlerin yükümlü olduğudur. Özet beyan genelde taşıyıcılar tarafından doldurulup verilmektedir. Ancak taşıyıcının tüm özet beyan bilgilerine sahip olmaması durumunda freight forwarder ya da ithalatçı tarafından da kısmen doldurulabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, ICS2’de özet beyan verileri üzerinden iki aşamalı risk analizi yapılacaktır. Taşımacılarımızın özellikle ikinci faz aşamasına geçilmeden önce sistemi tanımaları, anlamaları, entegre olmaları ilerde yaşanabilecek muhtemel sorunların önüne geçilmesinde yardımcı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlardan ayrı olarak ICS2, merkezi özet beyan sistemi ve ortak risk analizi uygulaması nedeniyle gümrük işlemlerinin daha hızlı ve kolay bir şekilde yapılmasını da sağlayacaktır. Örneğin, İtalya’ya gelen bir uçak, özet beyan verdikten ve risk analizine tabi tutulduktan sonra özet beyan verileri ve risk analizi sonuçları merkezi olarak sistemde yer aldığından Almanya’ya uçuşunda tekrar özet beyan vermek zorunda kalmayacaktır. Diğer bir ifadeyle, eşya Birliğe girdikten sonra AB ülkeleri ile sisteme dahil diğer ülkeler arasındaki taşımalarda özet beyan verilmesine ihtiyaç duyulmamaktadır. Bu yönüyle sistem, emniyet ve güvenlik bağlamında AB’yi tek bir alan olarak kabul etmekte, bunun yanında verilerin tekrar tekrar verilmesine ihtiyaç bulunmadığından gümrük işlemlerini hızlandırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ICS2 esas itibariyle AB üyesi ülkeler için oluşturulmuş ve kullanılmakta olan bir sistemdir. Merkezi özet beyan sistemi ve ortak ve tek bir risk analizi sistemiyle AB bölgesel entegrasyonunu gümrük alanında daha ileri bir aşamaya taşımada katkı sağlamaktadır. Diğer taraftan, İsviçre ve Norveç AB üyesi olmamakla birlikte kısaca “gümrük güvenlik bölgesi” anlaşmaları olarak da adlandırılan anlaşmalar (gümrük güvenlik önlemleri ile eşyaların taşınması ilişkin kontrollerin ve formalitelerin basitleştirilmesine ilişkin anlaşmalar) ile sisteme dahil olmuşlardır. Anlaşmalar temel başlıklar itibariyle, akit tarafların eşyaların gümrük bölgesine girişte gümrük emniyet ve güvenlik kontrollerinin uygulanması, özet beyana ilişkin hükümler, ortak risk analizi sisteminin çalışması, ICS2 sistemi entegrasyonu, yetkilendirilmiş yükümlülere ilişkin hükümleri içermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizin ICS2’ye entegre olmak istemesi durumunda AB üyesi olmadığı için öncelikle İsviçre ve Norveç gibi AB Komisyonu ile gümrük güvenlik bölgesi anlaşması yapması gerekmektedir. Bu kapsamda, ICS2’ye entegrasyon sadece IT entegrasyonu olmayıp öncelikle karşılıklı gümrük formalitelerinin uyumlaştırılması ve AB ortak risk kriterlerinin benimsenmesi konusunda anlaşmaya varılması ve bu anlaşmanın metne dönüştürülmesini gerektirmektedir. IT entegrasyonu söz konusu anlaşmanın imzalanmasından sonra ve anlaşmadaki hükümler doğrultusunda gerçekleştirilebilecek bir aşamadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Türkiye’nin ICS2’ye entegrasyonu, AB’nin en önemli ticari partnerimiz olduğu da dikkate alındığında, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması yönüyle büyük katkı sağlayacaktır. Zira, Türkiye’nin AB elektronik gümrük sistemlerine entegrasyon konusunda, NCTS ve REX’de olduğu gibi, yeterli tecrübesi bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, Import Control System 2 (ICS2), 16 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, Import Control System 2 (ICS2) FAQ, 16 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/faq_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/faq_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, Import Control System 2-Release 1, 18 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/import-control-system-2-release-1_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/import-control-system-2-release-1_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">World Customs Organization (2021), SAFE Framework of Standards, 4 Kasım 2022 tarihinde <a href="http://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/instruments-and-tools/tools/safe-package/safe-framework-of-standards.pdf?la=en">http://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/instruments-and-tools/tools/safe-package/safe-framework-of-standards.pdf?la=en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, Import Control System 2-Release 2, 18 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/import-control-system-2-release-2_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/import-control-system-2-release-2_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, Customs security, 27 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/customs-security_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/customs-security_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, ICS2 Operational guidance for member states, 23/02/2021, 24 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://carina.gov.hr/UserDocsImages/dokumenti/e-Carina/ICS2/ICS2%20Release%201%20Operational%20Guidance%20for%20MS-(2021-02-23)-v0.20.pdf">https://carina.gov.hr/UserDocsImages//dokumenti/e-Carina/ICS2//ICS2%20Release%201%20Operational%20Guidance%20for%20MS-(2021-02-23)-v0.20.pdf</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, Import Control System 2-Release 3, 26 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/import-control-system-2-release-3_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs-4/customs-security/import-control-system-2-ics2-0/import-control-system-2-release-3_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Agreement between the European Community and the Swiss Confederation on the simplification of inspections and formalities in respect of the carriage of goods and on customs security measures, consolidated text, 15.03.2021, 02009A0731(01), 28 Ekim 2022 tarihinde <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02009A0731%2801%29-20210315">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02009A0731%2801%29-20210315</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Import Control System (ICS), 13 Kasım 2022 tarihinde, <a href="https://www.revenue.ie/en/customs/businesses/electronic-systems/import-control-system.aspx">https://www.revenue.ie/en/customs/businesses/electronic-systems/import-control-system.aspx</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">European Commission, DG TAXUD, New customs agreements with Switzerland and Norway, 13 Kasım 2022 tarihinde <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/news/amendment-customs-security-agreements-switzerland-and-norway-2021-03-15_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/news/amendment-customs-security-agreements-switzerland-and-norway-2021-03-15_en</a> adresinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Commission Implementing Decision (EU) 2019/2151, Official Journal of the European Union, 16.12.2019, L 325/168</p>



<p class="wp-block-paragraph">Regulation (EC) No 648/2005 Of The European Parliament And Of The Council, 4.5.2005, L 117/13</p>



<p class="wp-block-paragraph">Commission Regulation (EC) No 1875/2006, 19.12.2006, L 360/64</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alışveriş Merkezleri ve Esnaf ve Sanatkârlara Yönelik Etkileri</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/alisveris-merkezleri-ve-esnaf-ve-sanatkarlara-yonelik-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kamuran Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[Alışveriş Merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[AVM]]></category>
		<category><![CDATA[Esnaf ve Sanatkâr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5873</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda teknolojik gelişmelerin de etkisiyle dünyamızda yaşanan değişimlerin hızı baş döndürücü bir seviyeye ulaşmıştır. Ekonomik yapı ve ticari ilişkiler de bu değişimden payını alan unsurların başında gelmektedir. Üretimden, tedarik süreçlerine, pazarlamadan satış sonrası hizmetlere kadar ticari faaliyetlerin neredeyse tüm aşamaları son yıllarda yeniden kurgulanmaktadır. Bu bağlamda, ülkemiz ekonomik yapısı içerisinde geleneksel yapıyı büyük oranda teşkil eden esnaf ve sanatkarlarımızın üretimleri ve istihdama sağladıkları katkı giderek azalan bir seyir izlese de, ekonomik ve kültürel olarak halen önemini korumaktadırlar. Ancak yukarıda çizilen çerçeve içerisinde, esnaf ve sanatkarlarımızın yaşanan değişimlere başarılı bir şekilde uyum sağlayabildiklerini söylemek maalesef mümkün değildir. Gerek yapılan çalışmalardan gerekse Bakanlığımıza çeşitli kanallardan intikal eden başvurulardan bu durumu tespit etmek mümkündür.
Esnaf ve sanatkarlarımızın günümüzde sayıları 2 milyonu aşmış olup, aileleri de hesaba katıldığında yaklaşık 10 milyon kişilik bir toplumsal kesime tekabül ettikleri değerlendirilmektedir. Dolayısıyla böylesi büyük bir kitlenin, günün koşullarına uyum sağlamalarına yardımcı olmak amacıyla desteklenmeleri hem ülke ekonomisi için hem de toplumsal yapının selameti için elzemdir.
Bu çerçevede makalede, öncelikle esnaf ve sanatkarların rekabet etmekte dezavantajlı bir konuma düştükleri, perakende sektörünün en önemli oyuncularından biri olan alışveriş merkezlerinin (AVM) ülkemizdeki ve dünyadaki tanımlarına, geçmişten günümüze gelişim süreçlerine ve onları rekabette öne çıkaran niteliklerine yer verildikten sonra, esnaf ve sanatkarların bu durum karşısında alabilecekleri aksiyonlara ilişkin önerilere yer verilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Son yıllarda teknolojik gelişmelerin de etkisiyle dünyamızda yaşanan değişimlerin hızı baş döndürücü bir seviyeye ulaşmıştır. Ekonomik yapı ve ticari ilişkiler de bu değişimden payını alan unsurların başında gelmektedir. Üretimden, tedarik süreçlerine, pazarlamadan satış sonrası hizmetlere kadar ticari faaliyetlerin neredeyse tüm aşamaları son yıllarda yeniden kurgulanmaktadır. Bu bağlamda, ülkemiz ekonomik yapısı içerisinde geleneksel yapıyı büyük oranda teşkil eden esnaf ve sanatkarlarımızın üretimleri ve istihdama sağladıkları katkı giderek azalan bir seyir izlese de, ekonomik ve kültürel olarak halen önemini korumaktadırlar. Ancak yukarıda çizilen çerçeve içerisinde, esnaf ve sanatkarlarımızın yaşanan değişimlere başarılı bir şekilde uyum sağlayabildiklerini söylemek maalesef mümkün değildir. Gerek yapılan çalışmalardan gerekse Bakanlığımıza çeşitli kanallardan intikal eden başvurulardan bu durumu tespit etmek mümkündür.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Esnaf ve sanatkarlarımızın günümüzde sayıları 2 milyonu aşmış olup, aileleri de hesaba katıldığında yaklaşık 10 milyon kişilik bir toplumsal kesime tekabül ettikleri değerlendirilmektedir. Dolayısıyla böylesi büyük bir kitlenin, günün koşullarına uyum sağlamalarına yardımcı olmak amacıyla desteklenmeleri hem ülke ekonomisi için hem de toplumsal yapının selameti için elzemdir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu çerçevede makalede, öncelikle esnaf ve sanatkarların rekabet etmekte dezavantajlı bir konuma düştükleri, perakende sektörünün en önemli oyuncularından biri olan alışveriş merkezlerinin (AVM) ülkemizdeki ve dünyadaki tanımlarına, geçmişten günümüze gelişim süreçlerine ve onları rekabette öne çıkaran niteliklerine yer verildikten sonra, esnaf ve sanatkarların bu durum karşısında alabilecekleri aksiyonlara ilişkin önerilere yer verilmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler</strong>: Alışveriş Merkezleri, AVM, Esnaf ve Sanatkâr</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNİN TANIMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışveriş merkezleri (AVM) günümüzde, tekstil ürünlerinden, kırtasiye ürünlerine, küçük ev aletlerinden yeme-içmeye kadar pek çok ihtiyacın tek bir merkezden karşılanmasına imkân tanıyan ve bu özellikleri ile müşterilerine zaman kazandıran mekânlardır. Kentleşmeyle birlikte insanlığın alışveriş ihtiyacını karşılamak üzere ortaya konulan bedesten, çarşı ve pazaryeri gibi yapılar, zamanla değişip gelişerek 20. yy başlarına gelindiğinde daha da organize mekanlar olan alışveriş merkezlerine dönüşmüştür. Bu tarihten itibaren AVM’ler, zaman içerisinde gelişimlerini sürdürmüş ve bünyelerinde sosyal aktivite mekânlarını da barındırarak sadece alışveriş için gidilen yerler olmaktan çıkıp, şehirlerde birer buluşma noktası olma hüviyeti kazanmışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışveriş dendiği zaman günümüzde akla ilk gelen mekânlar arasında olan alışveriş merkezleri perakende sektörünün en önemli oyuncularından biri haline gelmişlerdir. Bu merkezlerle ilgili yazarlar ve kuruluşlar tarafından geçmişten günümüze çok farklı tanımlamalar ile farklı birer AVM modeli ortaya koyulsa da içerik olarak bu tanımların birbirlerinden çok farklılaştıklarını söylemek mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışveriş merkezleri, diğer ticari müesseseler ile birlikte bir grup perakendecinin tek bir mülkiyet olarak planlanması, geliştirilmesi, sahiplendirilmesi ve yönetilmesidir. (Hasty &amp;Reardon,1997:232) Modern alışveriş merkezleri, bireylerin ve ailelerin gereksinimlerini tek seferde karşılamaları amacıyla, özel mülk sahiplerince, çok çeşitli dükkânların bir araya getirilerek koordineli ve sistemli bir şekilde yönetilmesidir. Ayrıca bu merkezler, tüketicilerin alışveriş gereksinimleri yanında, hem sosyal (eğlence, dinlence) hem de kültürel gereksinimlerini de karşılamaya yönelik hizmetler vermektedir. (M. Pride &amp;Ferrell, 1983:275) Ayrıca bu merkezler müşterilerine otopark imkânı sağlarlar. Merkezin büyüklüğü, yönelimi ve konumlanması genellikle merkezin hizmet ettiği ticari alanın pazar karakteristiklerince belirlenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada zaman içinde yaşanmış olan ve yaşanmaya devam eden sosyal, kültürel, ekonomik, teknolojik gelişmeler ve buna ilaveten şehirleşmeyle birlikte sanayileşmenin getirmiş olduğu toplumsal değişimler, tüketimle ilgili kalıplarda ve alışkanlıklarda da değişimlere sebep olmuştur ve bu değişim bugün de devam etmektedir. Yoğun olarak ithal ürünlerin satışa sunulduğu, ihtiyaç dışında tüketime teşvik eden bu merkezler kredi kartıyla yapılan alışverişler nedeniyle bireysel borçlandırmayı artırıcı bir etkiye sahip oldukları gibi bulundukları kentlerin tarihi ve kültürel dokusuna da zarar verebilmektedir. Bu yönüyle AVM’ler, günümüz modern yaşamında tüketici tercihlerinin şekillenmesinde, tüketim kalıplarının değişmesinde ve dolayısıyla tüketici davranışları üzerinde oldukça etkili olmaktadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DÜNYADA ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışveriş merkezlerinin dünyada, yukarıdaki tanımlarda da vurgulandığı üzere, planlanmış ve organize birer yapı bütünü olarak ortaya çıkmaları 20. yüzyıla tekabül etmektedir. Bu anlamda ilk alışveriş merkezlerine de Amerika Birleşik Devletleri’nde rastlanmaktadır. Amerika’daki alışveriş merkezlerinin gelişimi süreci, 1900’lü yıllardan itibaren oluşmaya başlamıştır. 1920’lerde faaliyete başlayan süpermarketler oluşturdukları zincirlerle olgunluğa ulaşmış ve ilk kez “mall” olarak tabir edilen alışveriş merkezi konseptinin oluşmasını sağlamıştır. 1920’lerin ikinci yarısından itibaren, büyük şehirlerin eteklerine küçük şeritler halinde alışveriş merkezleri inşa edilmeye başlanmıştır. Şehir merkezlerinde yer alan mağaza ve süpermarketlerin çevresinde oluşan araç yoğunluğu ve yeterli park alanı bulunmaması insanları bu gibi şehrin dışında yer alan alışveriş merkezlerine yönelmeye itmiştir. Bu nedenle 1945 yılında Amerika’da sadece 8 alışveriş merkezi bulunmaktayken, 1960’lı yıllara gelindiğinde inanılması güç bir artışla bu sayı 3840’a ulaşmıştır. (Walsh, 1994:7) 1960’lı ve 1970’li yıllar birçok yeni alışveriş merkezi türlerinin geliştirildiği yıllar olmuştur. Bu süreçte hızlı bir şekilde yaygınlaşmaya devam eden AVM’lerin sayısı 1980’lerde yalnızca ABD’de 16.000’den fazla alışveriş merkezinin açılışı ile birlikte daha önce görülmemiş bir büyüme dönemine girmiştir. (ICSC, 2006a) Bu dönemde, süper bölgesel alışveriş merkezleri tüketiciler tarafından giderek artan bir yoğunlukta popüler hale getirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AVM’lerin Avrupa ülkelerindeki gelişimine bakıldığı zaman ABD’dekine paralel bir gelişim gözlense de ABD’deki kadar hızlı bir seyir izlemediği görülmektedir. Kıta genelinde alışveriş merkezlerinin ilk örnekleri Fransa’nın başkenti Paris’te açılmış, daha sonra İngiltere’nin başkenti Londra’da bu yapılar denenmiş ve oradan da diğer Avrupa şehirlerine yayılmıştır. (Omilanowska, 2004:14)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa’da AVM’ler son 20 yılda büyük bir artış göstermiştir. Brüt kiralanabilir alan dağılımlarına bakıldığında son 10 yıl boyunca her yıl yaklaşık olarak 5 milyon m²’lik artış olduğunu söylemek mümkündür. Bu artışlar daha çok Batı Avrupa ülkeleri kaynaklı olmuştur. Ancak son yıllarda bu artışların çoğunluğunun başta Rusya, Ukrayna, Türkiye ve Romanya gibi Doğu Avrupa ülkeleri kaynaklı olduğu görülmektedir. (Cushman &amp; Wakefield Research Publication, 2014)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKİYE’DE ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de de sayıları son yıllarda hızla artan alışveriş merkezleri (AVM) kent yaşamının önemli bir parçası haline gelmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin alışveriş merkezleri ile tanışıklıkları yetmiş yıldan uzun bir süreyi kapsıyor olsa da Türkiye için alışveriş merkezlerinin geçmişi ancak otuz beş yıllık bir sürece dayanmaktadır. Türkiye’de ilk alışveriş merkezinin 1988 yılında açılmasından günümüze kadar geçen bu süreç, Türkiye’nin yalnızca büyük kentlerini değil, göreceli olarak daha küçük kentlerini ve hatta yerleşim birimlerini bile AVM’ler ve beraberinde getirdiği farklı bir tüketim kültürü ile tanıştırmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin alışveriş merkezleri tarihini ise Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen bedesten ve kapalı çarşılara kadar götürmek mümkündür. Söz konusu bedesten ve kapalı çarşılar günümüze kadar mevcudiyetini sürdürmüş ve bulundukları şehrin veya bölgenin önemli ticaret merkezleri haline gelmesinde önemli roller üstlenmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çarşılardan en önemlisi ve bir anlamda ülkemizdeki ilk alışveriş merkezi de diyebileceğimiz İstanbul Kapalıçarşı’nın temeli 1461 yılında atılmıştır. Kapalıçarşı 110 bin 868 m²’lik bir alana yayılmış, 42 bin m² kapalı alana, 62 sokak üzerinde 2486 dükkân ve 18 hana sahiptir. Günümüzde de turistlerin büyük ilgisini çeken Kapalıçarşı’yı her gün mevsimine göre 250.000–400.000 kişinin ziyaret ettiği belirtilmektedir. (<a href="http://kapalicarsiyonetim.com/gunumuzde-kapalicarsi-grandbazaar/">http://kapalicarsiyonetim.com/gunumuzde-kapalicarsi-grandbazaar/</a> Erişim Tarihi 10.11.2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde bugünkü anlamıyla perakende yapıların yaygınlaşması ise 1950’li yıllarda başlamaktadır. 1954 yılında Et ve Balık Kurumu, İstanbul Belediyesi ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin özel sektörle ortaklığı ile ülkemizde ilk zincir mağaza açılmıştır. (Tuzcuoğlu,1999:33) Türkiye’de ilk AVM’nin açılışı ise dünyadaki örneklerinden biraz daha gecikmeli olarak 1980’lerin sonlarına tekabül etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin Houston şehrindeki bir alışveriş merkezinin örnek alınmasıyla, İstanbul’da Türkiye’deki ilk AVM açılmıştır. Ardından bir diğer büyük organize alışveriş merkezi 1989 yılında Ankara’da hizmete girmiştir. (Bardakçı, 2008:193)</p>



<p class="wp-block-paragraph">1980’lerin sonlarında başlayan bu furyayı başka AVM’ler izlemiştir. İlk on yıl görece daha yavaş bir gelişme yaşanmış, 1997 yılına gelindiğinde ülkedeki modern AVM sayısı 11’e ulaşmıştır. Türkiye’nin 3 büyük kenti olan İstanbul, İzmir ve Ankara’da sayılarını arttıran alışveriş merkezi yatırımları 1990’lı yılların sonuna doğru başta Adana olmak üzere yerel ve yabancı perakendecilerin katılımıyla Anadolu’ya yayılması süreci başlamıştır. Alışveriş Yatırımcıları Derneği verilerine göre ülkemizde 2014 yılında 338 olan AVM sayısı, 2015 sonunda 361’e, 2016 sonunda ise faal olan AVM sayısı 377’ye ulaşmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESNAF VE SANATKÂR İŞLETMELERİ İLE AVM’LERE YÖNELİK TÜKETİCİ ALGISI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de toplam işletme sayısı ve istihdama yaptıkları katkı itibariyle büyük önem taşıyan, ekonominin kılcal damarları olarak tanımlanan esnaf ve sanatkâr işletmeleri (küçük işletmeler) AVM’ler ile rekabet edemeyerek ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Bilgi Sistemi (ESBİS)’ten alınan verilere göre güncel sayıları iki (2) milyonu aşan esnaf ve sanatkârlar, gelir dağılımında adaletin sağlanması, rekabetin tabana yayılması, sosyal barışın tesis edilmesi, ekonomide denge ve istikrarın sağlanması gibi hayati meselelerde büyük öneme sahiptir. 1980’lerden başlayarak günümüze dek uzanan zaman diliminde “tüketim toplumu” adı verilen bir toplum çeşidi ortaya çıkmıştır. Tüketicilerin gelirlerinin artmasına paralel olarak istek ve ihtiyaçları da değişime uğrayarak artış kaydetmiş ve yeni bir olguya dönüşmüştür. Bu olgu gün geçtikçe güçlenmektedir. Buna ek olarak, bireylerin binek araç sahibi olma oranının artması, ulusal ve uluslararası ölçeklerde hareketliliğin artması, internet ve cep telefonu kullanımın yaygınlaşması gibi ulusal ve uluslararası bilgi alışverişini hızlandıran faktörler, yaşam tarzı kavramının önem kazanmasına neden olmuştur. Bütün bu gelişmeler tüketim toplumunu daha da büyütmüş ve bugünkü alışveriş merkezlerinin ortaya çıkarak hızla gelişmelerine zemin sağlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışveriş merkezlerinin ortaya çıkmasını ve yaygınlaşmasını sağlayan sosyo-ekonomik faktörlerin yanında, tüketiciler nezdinde buraları cazip kılan ve kalıcılaşmasına neden olan bazı özelliklerini de irdelemek gerekmektedir. Alışveriş merkezleri, her şeyden önce tüketicilere macera, tüketici rolü, değer ve yaşam tarzı, sosyal statü gibi alışveriş motivasyonları içeren, tatmine yönelik birtakım hazlar sunmaktadır. Alışveriş merkezlerinin tüketicilere yönelik sağladıkları kolaylıklardan birisi de tek seferde toplu alışveriş yapma olanağı sunmalarıdır. Çünkü günümüzde tüketiciler, yoğun çalışma temposu içinde alışverişe fazla zaman harcamak istememektedir. Sergi, imza günleri, konserler gibi alışveriş merkezlerinde ücretsiz olarak faydalanılabilen sosyal ve kültürel etkinliklerin varlığı, tüketicilerin buralarda alışverişin dışında eğlenceli zaman geçirmelerini de sağladıkları için cazibeyi artıran etkenlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü ile Üniversiteler iş birliğinde gerçekleştirilen Esnaf ve Sanatkârlar Özelinde Sektör Analizleri projesi kapsamında yapılan anket çalışmalarıyla, tüketicilerin hem esnaf ve sanatkâr işletmelerine hem AVM’lere yönelik algıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tüketicilerin AVM’leri tercih nedenlerinin başında ürün çeşitliliği, yakınlık, ekonomiklik, alışveriş ortamının rahatlığı, kampanya ve promosyonlar, otopark alanının olması ve müşteri servisi imkânı gibi faktörlerin geldiği görülmüştür. Tüketicilerin esnaf ve sanatkâr işletmeleriyle ilgili olarak ise, bu işletmelerin AVM’lerin tüketicilere sunduğu alışveriş imkânlarını büyük ölçüde sunamadıklarını düşündükleri görülmüştür. Ayrıca, tüketicilerin esnaf ve sanatkârlara duydukları önemli bir güvensizlik olduğu ortaya konulmuştur. Fiyat, vitrin düzeni, aldatılmamak, ürün kalitesi, satış sonrası hizmet vb. gibi birçok faktörde esnaf ve sanatkârların tüketicilerin beklentilerini yeterince karşılayamadıkları gözlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı çalışmada, tüketiciler için esnafın öne çıktığı alanların ucuzluk, müşteriye güven verme, müşteriye gösterilen ilgi, yakınlık ve pazarlık yapabilme olanağı olduğu belirtilmektedir. Esnaf ve sanatkâr işletmelerinin rekabette kötü durumda olmalarının nedenleri ile ilgi olarak ise AVMlerin yaygınlaşması, teknolojik gelişmelere ayak uyduramama, tüketici hakları konusunda geride kalma, ürün çeşitliliğinin az olması gibi etkenleri en başta yer aldığı görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda çizilen çerçeve içerisinde, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin hem ekonomik hem kültürel değerleri itibariyle ülkemiz ekonomisi için taşıdıkları önem ve buna karşın son yıllarda özellikle alışveriş merkezlerinin hızlı gelişimleri karşısında rekabette düştükleri dezavantajlı durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu yeni durum karşısında esnaf işletmelerinin günün değişen koşullarıyla uyum içinde varlıklarını geleceğe taşımaları için bu rekabette onları geriye düşüren ve başta alışveriş merkezleri olmak üzere rakiplerini öne çıkaran etkenler göz önünde bulundurularak önlemler alınması gerektiği değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu önlemlerden ilki, yapılacak yasal düzenlemelerle dünyada da benzerleri olduğu üzere alışveriş merkezlerinin faaliyetlerine ilişkin bazı sınırlamalar getirmek olabilir. Örneğin bazı gelişmiş ülkelerde AVM’ler hafta sonu bir gün kapalı tutularken diğer birçoğunda ülkemizde 22:00 olarak uygulanan kapanış saati 18:00 veya 19:00 olarak uygulanabilmektedir. Yeni yapılacak alışveriş merkezlerine ruhsat verilirken de bölgenin nüfusu, diğer AVM sayısı vb. kriterler dikkate alınarak kısıtlayıcı hükümler uygulanabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer önlem ise esnaf ve sanatkâr işletmelerine meslek kuruluşları aracılığıyla, tüketici nazarında olumsuz görülen raf düzeni, fiyat etiketi ve barkod sisteminin yeterli düzeyde olmaması, satış sonrası hizmetlerdeki eksiklikler, tüketici memnuniyeti ve haklarının gözetilmesi, ödeme sisteminde teknoloji kullanımını özendirme gibi konularda farkındalık eğitimleri sağlamak olabilir. Aynı şekilde, yerel yönetimlerin de desteğiyle esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ortak hareket ederek (çarşılar kurarak ya da cadde-sokak dayanışması sağlanarak) otopark, güvenlik vb. fiziksel koşullarının iyileştirilmesi sağlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rekabette esnaf ve sanatkârlar işletmelerini öne çıkarabilecek noktalardan bir diğeri de günümüzde büyük miktarlarda üretim yapılan zincir mağazalarda birbirine çok benzer ürünlerin satıldığı, insanların tek tip giyinip birbirinin aynı ürünleri kullanmaya başladığı günümüzde kişiye özgü üretim yapılmasıdır. Tüketim dünyasının insanlara tek-tipliliği ve tekdüzeliği dayattığı günümüzde bireyselliğin, farklılaşmanın ve kişiliğini ifade eden tüketim pratiklerinin öne çıkmaya başladığı görülmektedir. Esnaf ve sanatkârların müşterileri ile birebir ilişki kurarak çalışıyor olmaları (kişiye özel iş yapabilme imkânları), müşterilerin ihtiyaçlarını anlama ve ona göre ürün ve hizmetlerinde gerekli değişiklikleri yapma konusunda avantaj sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, esnaf ve sanatkârlar ürün ve hizmetlerini satmaya çalıştıkları toplumun ve insanların içinde yaşamakta, pek çok sosyal ve kültürel pratiklerini paylaşmaktadırlar. Bu ortam esnaf için çok elverişli bir alan yaratmaktadır. Dolayısıyla esnaf ve sanatkârların, tüketicilerle yakınlığın getirdiği bu avantajı tüketicinin beklentilerinde yaşanan değişim trendi ve kaliteyle birleştirdiği takdirde kişiye özel üretim sayesinde çok önemli bir iş hacmine kavuşabilecekleri değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Remzi ALTUNIŞIK ve Kazım Mert, Tüketicilerin Alışveriş Merkezlerini Tercih Nedenleri&amp;Satın Alma Davranışları Değişiyor Mu? 9. Ulusal Bölge Bilimi/Bölge Planlama Kongresi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı &#8211; Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkârlar Özelinde Sektör Analizleri Projesi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Małgorzata Omilanowska, The temples of Commerce, Warsaw commercial architecture at the Metropolitan times, Instytut Sztuki PAN(Institute of Art at the Polish Academy of Sciences), Warsaw, 2004, s.14</p>



<p class="wp-block-paragraph">Selen KONYALIOĞLU, Tüketicilerin Alışveriş Merkezi (AVM) Tercihlerinde AVM Yönetiminin Önemi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi</p>



<p class="wp-block-paragraph">BARDAKÇI, A. (2008) Emek Yoğun Sektörlerde Sürdürülebilirlik Arayışları Üzerine Marka ve Organize Perakendecilik Bağlamında Bir Değerlendirme, TİSK Akademi, Sayı 2008/1, s.193</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmet Kemal Çelebi vd. , Avrupa Birliği Yolunda Esnaf ve Sanatkârlar, Manisa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (MESOB) Yayınları</p>



<p class="wp-block-paragraph">Selçuk TUZCUOĞLU, Perakende Piyasalarında Dayanıksız Tüketim Ürünleri İle İlgili Gelişmeler- Bireysel Markalı Ürünlerde Satın Alma Davranışı, İstanbul Teknik Üniversitesi, S.B.E., 1999, s. 33</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Alışveriş Merkezleri Derneği, <a href="https://www.icsc.org">https://www.icsc.org</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ronald W. Hasty ve James Reardon, Retail Management, McGraw-Hill</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Alışveriş Merkezi Geliştirme Raporu, Cushman &amp; Wakefield Research Publication, Nisan 2014, <a href="http://www.cushmanwakefield.com.tr/tr-tr/research-and-insight/2014/european-shopping-centre-development-report-april-2014/">http://www.cushmanwakefield.com.tr/tr-tr/research-and-insight/2014/european-shopping-centre-development-report-april-2014/</a> Erişim Tarihi 05.07.2017</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barry R. Berman ve Joel R. Evans, Retail Management: A Strategic Approach, Pearson</p>



<p class="wp-block-paragraph">William M. Pride ve O. C. Ferrell, Marketing: Basic Concepts and Decisions, Houghton Mifflin</p>



<p class="wp-block-paragraph">Walsh, M., The Organization of American Consumption, Thompson, G. (Ed.), Markets: The United States in the Twentieth Century</p>



<p class="wp-block-paragraph">Małgorzata Omilanowska, The temples of Commerce, Warsaw commercial architecture at the Metropolitan times, Instytut Sztuki PAN(Institute of Art at the Polish Academy of Sciences)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anna S. Mattila Ve Jochen Wirtz, Consumer Responses To Compensatıon, Speed Of Recovery And Apology After A Servıce Faılure, Internatıonal Journal Of Servıce Industry Management</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Kapalıçarşı, <a href="http://kapalicarsi.com.tr/tr/">http://kapalicarsi.com.tr/tr/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Soysal Alışveriş Merkezleri Kataloğu www. soysal.com.tr</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Tüketim Perspektifinden Avrupa Yeşil Mutabakatına Yönelik Bir Okuma</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/surdurulebilir-tuketim-perspektifinden-avrupa-yesil-mutabakatina-yonelik-bir-okuma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hazal Oğuz Sarıkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:52:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yeşil Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[Döngüsel Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Teori]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5968</guid>

					<description><![CDATA[Ekonomik büyümenin artık sadece finansal verilerle ölçülmediği göz ardı edilemez bir gerçektir. Bugün, başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir stratejilerin; bir diğer deyişle karbon ayak izi daha az olan yatırımların önem kazandığı görülmektedir. Bu anlamda iklim krizine karşı daha yaşanabilir bir dünya inşa etmek, sistemi insancıl bir şekilde dönüştürme amacıyla ortaya konmuş ve üzerinde uzlaşı sağlanmış yol haritalarından biri de Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal)’dır. Bu çalışmada sürdürülebilir tüketim ve döngüsel ekonomi perspektifinden Avrupa Yeşil Mutabakatına dair bir okuma yapılacak, Mutabakat’ın Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri ve Ticaret Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı tartışılacaktır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ekonomik büyümenin artık sadece finansal verilerle ölçülmediği göz ardı edilemez bir gerçektir. Bugün, başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir stratejilerin; bir diğer deyişle karbon ayak izi daha az olan yatırımların önem kazandığı görülmektedir. Bu anlamda iklim krizine karşı daha yaşanabilir bir dünya inşa etmek, sistemi insancıl bir şekilde dönüştürme amacıyla ortaya konmuş ve üzerinde uzlaşı sağlanmış yol haritalarından biri de Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal)’dır. Bu çalışmada sürdürülebilir tüketim ve döngüsel ekonomi perspektifinden Avrupa Yeşil Mutabakatına dair bir okuma yapılacak, Mutabakat’ın Türkiye &#8211; Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri ve Ticaret Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı tartışılacaktır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Sürdürülebilirlik, Tüketim, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Yeşil Teori, Döngüsel Ekonomi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sürdürülebilir bir dünya için küresel çapta çabaların tüm paydaşlar tarafından her seviyede artırılması ihtiyacı, küresel ısınma ve çevre sorunlarının giderek artan sosyal ve ekonomik krizlere yol açması gerçeği ile daha da pekişmiştir. Artan nüfus ve sınırlı sayıdaki kaynaklara bağlı olarak yeşil dönüşüm konusunun uluslararası toplumun en kritik gündem maddelerinden biri olduğunu kabul etmek gerekir. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın temel kavramlarından sürdürülebilirlik, özelde de sürdürülebilir tüketim ile döngüsel ekonomi konuları bu çalışmanın üzerine yoğunlaşacağı ana temalar olup, Mutabakat’ın Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine yansımaları ve Ticaret Bakanlığı’nın öncü girişimleri ile hazırlanan Eylem Planı tartışmanın temel akslarını oluşturacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya ekonomisinin, pandeminin beraberinde getirdiği güçlüklerin yanı sıra birçok alanda artık daha zor bir dönemden geçtiği açıktır. 2020 yılında küresel ekonomide yüzde 3,3’lük tarihsel bir daralma yaşanırken, dünya mal ticaretinde yüzde 5,3’lük küçülme meydana geldiğini hatırlatmak gerekir (TCCB Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2021). 21. yüzyılın dijital ve yeşil dönüşümü küresel gündemin merkezine taşıdığı düşünüldüğünde bir yandan dünyada iklim değişikliği ile mücadele politikaları hız kazanırken, diğer yandan iklim değişikliğinin ticaret politikalarıyla bağlantısı giderek güçlenmiştir. Bu anlamda iklim krizine karşı daha yaşanabilir bir dünya inşa etmek, sistemi insancıl bir şekilde dönüştürmek için çeşitli yol haritaları bulunmakta olup bunlardan biri de Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) olarak sayılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu tarafından 2019 yılı sonunda ortaya konulan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa Birliği&#8217;nin (AB) uzun zamandır beklenen nihai iklim eylem planı olarak, Avrupa&#8217;nın 2050 yılına kadar karbondan arındırılmasını amaçlamakta; bu amaçla da ekonomide köklü bir dönüşümü ve Avrupa kıtasında iklim nötrlüğüne (zararsızlık) ulaşılmasını öngörmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya çapında yaşanmakta olan iklim krizinin etkilerini en aza indirmeyi amaçlayan politika, Avrupa Birliği’nin hazırda var olan hedeflerini daha geniş ve etkili bir biçimde hayata geçirmesine odaklanırken; söz konusu AB taahhütleri için politikanın işaret ettiği yıl 2050’dir. Mutabakat, hedef yıla ulaşana kadar Avrupa’nın iklimsel düzeyini iyileştirmeyi esas alan dönüştürücü politikaları kapsar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil Mutabakat Planının esaslarına bakıldığında politikanın temelinde doğa ve çevreye ait kaynakların kullanımının daha ölçülü bir duruma getirilmesi olduğu ifade edilebilir. AB’nin hedeflediği eylem planı sayesinde iklim krizine neden olan şiddetli salınımların minimuma inmesinin yanı sıra çevresel kirliliği azaltma stratejisi öngörülmektedir. Yeşil Mutabakat Eylem Planında döngüsel ve temiz bir ekonomi çerçevesinde kaynakların daha verimli kullanımının amaçlanmasının yanı sıra biyolojik çeşitliliği eski haline getirerek çevre kirliliğini azaltma hedefi de yer almaktadır. Söz konusu planın bağlı olduğu politika esasları şu şekilde sıralanabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sürdürülebilir hareketlilik (Sürdürülebilir ulaşım araçları),</li>



<li>Biyoçeşitlilik (Dengesiz ekosistemi daha sağlam hale getirecek öneriler),</li>



<li>Kirliliği ortadan kaldırmak,</li>



<li>Sürdürülebilir sanayi (Çevre ve doğaya zarar vermeyen üretim döngüleri),</li>



<li>İnşaat ve renovasyon (Yeşil ve temiz bir inşaat sektörü),</li>



<li>Tarladan sofraya (Sürdürülebilir gıda stratejisi).</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Burada üzerinde durulması gereken hususlardan biri böylesine geniş ve derin bir dönüşüm hedefi doğrultusunda Birliğin, üye ülkeler ve bölgeler arasında riskleri ve fırsatları makul bir dengeye oturtması gerektiğidir (Catuti, Kustova ve Egenhofer, 2020). Yeşil Mutabakat’ın, AB’nin yeni büyüme stratejisi olarak, yalnızca bireylerin refahını iyileştirmek üzere tasarlandığını söylemek yetersiz kalacaktır. Bu anlamda yeni büyüme stratejisinin bir parçası olarak Avrupa’yı iklim açısından nötr hale getirmek ve doğal yaşam alanlarını korumak sadece insanlara değil, diğer canlılara, ekonomiye ve toplamda gezegene olumlu yansımakla kalmayacak, onların refahlarını da sürdürülebilir kılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede AB, 2050 yılına kadar iklim açısından nötr olmayı; kirliliği azaltarak insan hayatını, hayvanları ve bitkileri korumayı; şirketlerin temiz ürün ve teknolojiler konusunda dünya lideri olmalarına yardımcı olmayı ve adil ve kapsayıcı bir geçişin sağlanmasını hedeflemektedir (European Commission, 2019).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil Mutabakat çerçevesinde düzenlenen iklim krizi mücadele politikaları yalnızca Avrupa Birliğini ve Avrupa kıtası ülkelerini bağlar nitelikte olmayıp, bu ülkeler ile ticari ve ekonomik ilişkilerinin devamını dileyen diğer tüm ülkeleri de bağlayıcı bir gelişmedir. 2020 yılı Mart ayından itibaren tüm dünyayı saran ve ülke ekonomileri üzerinde yıkıcı etkilere neden olan Covid-19 salgını sonrası birçok ülke salgınla mücadele ve ekonomik toparlanmayı ilk sıraya almış, yeşil ekonomi ajandalarında alt sıralara gerilemiştir. Avrupa Birliği Komisyonu ise pandemi ile mücadelede Yeşil Mutabakatı ekonomik iyileşmenin merkezinde konumlandırmış; Yeni Nesil AB Paketi (NextGenerationEU) ile de orta/uzun vadeli karbon nötr olma hedeflerinden, kısa vadede de “yeşil iyileşme” vizyon ve yol haritasından taviz vermemiştir (Keleş, 2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AVRUPA YEŞİL MUTABAKATININ TÜRKİYE &#8211; AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ : SÜRDÜRÜLEBİLİR YEŞİL EKONOMİK BÜYÜME FIRSATI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yeşilleşme”nin önemli bir ayağı ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin kritik bir parçası olan Mutabakat aslında bir paradigma değişikliği olarak kabul edilebilir. Mutabakat yalnızca bir çevre politikası değil, bünyesinde birçok stratejinin yer aldığı bir vizyondur. Bunu bir örnekle açıklamamız gerekirse ürünlerin ithalat ve ihracatında karbon ayak izi ve su ayak izini görmemizin gerekeceği bir döneme girmekteyiz. Dolayısıyla ticaret aslında Mutabakatın en kritik ayaklarından biri olacaktır. Diğer yandan sanayi sektörüne baktığımızda, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi stratejisinin bugün yeşil anlayışla dizayn edildiği gözlemlenmektedir. Bununla birlikte, ulaştırma alanının da sürdürülebilir, akıllı ve ‘temiz’ bir sektör olmasına yönelik adımlar atılmaktadır (Ecer, Güner &amp; Çetin, 2021). Benzer biçimde enerji başlığında ise AB’nin enerji sistemi entegrasyon stratejisi, hidrojen stratejisi, yenileme dalgası stratejisi, metal stratejisi, açık deniz yenilebilir enerji stratejisi gibi dikkat çeken stratejiler (Keskin, 2006) kabul ettiği görülmektedir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde kapsamlı bir vizyon ortaya konduğunu söylemek gerekir. Bu durum, AB’ye üyelik yolunda aday ülke ve Gümrük Birliği’ne taraf olan ülke olarak bu stratejiyi yakından izlememiz gerektiğine işaret etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olası olumsuz etkileri bertaraf edebilmek ve ülkemizin sağlayacağı uyum ile hedeflenen politika değişikliklerini ülkemiz için fırsata çevirmek amacıyla Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında öne çıkan ve ülkemizi etkileyebilecek başlıca hususların titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile AB politikalarında öngörülen kapsamlı değişikliklerin yanı sıra, uluslararası ekonomi ve ticarette meydana gelen dönüşüm karşısında, ülkemiz kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde sürdürülebilir, kaynak-etkin ve yeşil bir ekonomiye geçişi destekleyecek dönüşümün sağlanması, Türkiye’nin 1980 sonrası ihracata dayalı büyüme stratejisi ile küresel ekonomiyle sağladığı bütünleşmenin korunması bakımından büyük önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YEŞİL MUTABAKAT EYLEM PLANI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki bölümde açıkladığımız tüm gerekçeler ışığında hedeflenen politika değişikliklerinin, ülkemiz dış ticareti ile bağlantılı bir şekilde sanayi, tarım, enerji ve ulaştırma politikaları üzerindeki etkilerinin bütünsel olarak ele alınması ve ülkemizin Gümrük Birliği ilişkisi dikkate alınarak, uyumunu sağlayacak bir yol haritası oluşturulması ihtiyacı hasıl olmuş ve bu konunun ilk göze çarpan boyutlarından biri ticaret olduğu için Ticaret Bakanlığı kamu bürokrasisinde bu yol haritasının oluşturulmasına öncülük yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu itibarla, ilgili tüm politika alanlarında yeşil dönüşümün desteklenmesini hedefleyen bir strateji niteliğindeki Eylem Planına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 16 Temmuz 2021 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. Bu adımı, 9 ana başlığı, 32 hedefi ve 81 eylemi bulunan ve hem kamunun hem de özel sektörün sahiplendiği bir plan olarak tarif edebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bahse konu 9 başlığı vurgulamak gerekirse:</p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li>Sınırda Karbon Düzenlemeleri,</li>



<li>Yeşil ve Döngüsel Bir Ekonomi,</li>



<li>Yeşil Finansman,</li>



<li>Temiz, Ekonomik ve Güvenli Enerji Arzı,</li>



<li>Sürdürülebilir Tarım,</li>



<li>Sürdürülebilir Akıllı Ulaşım,</li>



<li>İklim Değişikliği ile Mücadele,</li>



<li>Diplomasi ve</li>



<li>Avrupa Yeşil Mutabakatı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri başlıkları altında belirlenen hedeflere ulaşılması amacıyla hayata geçirilecek eylemlere yer verildiği görülmektedir (Ticaret Bakanlığı, 2021).</li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok ülkenin bugün karbon veya hidrokarbona bağlı olması sebebiyle yeşil finansmanın çok önemli olduğunu hatırlatmamız gerekir çünkü dönüşüm sancılı olabilecektir. Bugün baktığımızda hala petrol, doğalgaz ve kömür alışkanlık/zorunluluklarımız olduğu aşikârdır. Avrupa Birliğinin güncel karbon fiyatı ile yapılan senaryo çalışmalarında, Yeşil Mutabakatın ülkemiz ticaretine yıllık yaklaşık 1 milyar dolar ek vergi yaratacağı öngörülmektedir. Bu çerçevede, bu finansal kaynağın vergi olarak ödenmesi yerine, maliyet optimizasyonu süreçlerinde kullanılması, doğru adımların atılması ile de ülkemiz ve Avrupa Birliği arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin arttırılması mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan, Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu&#8217;nda onaylanan gelecek 7 yıllık bütçenin kabul edildiğini duyurarak 2021-2027 bütçesinin boyutunun 1 trilyon 74 milyar avro olacağını öngörmektedir. Yanı sıra 750 milyar avro gibi bir miktarı da Yeni Kuşak Avrupa adı verilen pandemi sonrası toparlanma fonuna ayırdığı düşünülünce yaklaşık 1.8 milyar avroluk bir bütçe söz konusudur. Burada sözü edilen AB’nin genel bütçesi olup, üye ülkelerin bütçesi kastedilmemektedir. Bu bütçenin en az yüzde 30’unun doğrudan iklim değişikliği – yeşil dönüşüm finansmanında kullanılacağı ilan edilmiştir. Yanı sıra 750 milyar avroluk yeni nesil AB fonunun da en az yüzde 20’sinin dijitalleşme için kullanılması öngörülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu rakamlar ve AB’nin kendi üye ülkeler için ne kadar kaynak ayırdığı düşünüldüğünde dönüşüm için finansmanın ciddi bir konu olduğu yorumunu yapabiliyoruz. Yanı sıra, Türkiye’nin Paris Anlaşmasına<a href="#_edn1" id="_ednref1">[i]</a> katılım konusunda dikkate aldığı önemli konulardan birinin de yeşil finansman ve buna erişim olduğunu vurgulamak gerekir. Temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı, su kaynaklarının aşırı şekilde kullanılmaması zorunluluğu, su ayak izi gibi konular yeni vizyonun önemli parçası haline gelmiştir. Çevre uzmanları bu konuyu tek bir gerçekle çarpıcı bir şekilde özetlemektedir: “Dünya kuruyor”. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Yeşil Mutabakat yalnızca bir çevre politikası değil, her alanı ilgilendiren bütünlükçü bir vizyondur. Bu bölümde özetlenen Eylem Planı ve Ticaret Bakanlığı’nın adımları bir aday ülke olarak üyelik yolundaki süreçler ve aynı zamanda gümrük birliğine taraf ülke olarak bu stratejiyi yakından izlememiz gerektiğinin birer işareti olarak kabul edilebilecektir. Nitekim Eylem Planı’nın Resmi Gazete’de yayınlanmasından önceki süreçte de Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, 4 Şubat 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın katılımıyla Bakan Yardımcısı düzeyinde bir Çalışma Grubu oluşturulmuş, bu kapsamda Çalışma Grubu üyesi kurumlar ile teknik düzeyde gerçekleştirilen toplantıların yanı sıra, özel sektör temsilcilerinin katılımı ile sektör bazında istişareler gerçekleştirilmiştir. İstişarelerde, AB ile Gümrük Birliği kapsamında tesis edilen yakın ticari ve ekonomik entegrasyon da dikkate alınarak, açıklanan iklim hedeflerinin ülkemiz bakımdan getirmekte olduğu değişim ve dönüşüm ihtiyacı mümkün olan en geniş perspektif ile değerlendirildiği gözlemlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin en önemli dış ticaret ortağı konumunda olan Avrupa Birliğinin düşük karbonlu ekonomiye geçişinin ülkemiz sanayi ve ticaretini önemli ölçüde etkilemesi kaçınılmazdır. Özellikle karbon emisyonunun yüksek olduğu sektörlerde, yenilenebilir enerji kullanımını öne çıkaran çevre dostu üretim stratejilerinin benimsenmesi gerekecektir. Türkiye’nin bu durumu yeşil ve sürdürülebilir bir ekonomiye geçiş için bir katalizör olarak değerlendirmesi, farklı sektörlerin farklı adaptasyon süreçlerinin devlet ve özel sektör iş birliği ile doğru yönetilmesi durumunda, Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkilerinde rekabet gücünü koruması, hatta arttırması mümkün olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SÜRDÜRÜLEBİLİR TÜKETİM PERSPEKTİFİNDEN KONUNUN ELE ALINIŞI: DÖNGÜSEL EKONOMİ VE SORUMLU TÜKETİCİ KAVRAMLARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünün gerçeği göstermektedir ki mal ve hizmetlerin çeşitliliği, reklamlar, marka, tüketicinin gelir seviyesi, alışkanlıkları, tasarruf eğilimi vb. etkenler tüketicileri ihtiyaçları dışında harcamaya yöneltmektedir. Üretimin ve buna paralel olarak tüketimin hızla artması sürdürülebilirlik kavramını gündeme getirmektedir. Bu çalışmanın ilk bölümünden bu yana sürdürülebilirlik ele alınmış olsa da “sürdürülebilir tüketim” konusunun detayına girilmemiştir. Sürdürülebilir yaşam ve gelişim süreci büyük ölçüde bilinçli tüketim davranışlarına odaklanmaktadır. Bireylerin bilinçli tüketim davranışı kazanmasında önemli bir yeri olan tüketici eğitimi, toplumdaki her bireyin bilinçli bir tüketici hatta vatandaş olabilmesi için hazırlanan eğitim programlarını ve araçlarını kapsamakta ve bireyin ekonomik faaliyetlerini yönlendirme, ihtiyaçlarını giderme, kaynaklarını rasyonel kullanma, temel haklarını öğrenme, pazarı etkileme gücünü artırmayı hedef alan eğitim ve bilgilendirme yatırımı olarak tanımlanmaktadır (Bayazıt-Hayta, 2009).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın iki önemli uzantısından biri olan döngüsel ekonomi kaynak verimliliği ile doğrudan ilişkili bir kavramdır. Doğrusal ekonomi sürdürülebilir mal ve hizmet üretimi ile sürdürülebilir tüketim anlayışının aksi bir anlayışa sahip olduğundan Avrupa Yeşil Mutabakatı ile çelişmektedir. Bu nedenle Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ekonomik yönünü temsil eden döngüsel ekonomi anlayışı hem AB ülkeleri hem de onlarla ticari ilişkileri bulunan ülkeler için rehberlik etmektedir (Kakışım, 2022, s.14).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş tüketim anlayışının tam anlamıyla değişmesi ve bu değişime adapte olan üretim sektörünün bu geçişe katkı sağlaması ile mümkün görünmektedir. Bu konuda tüketicinin bilinçlendirmesi için dürtme stratejisinin kullanılmasının geçiş sürecini hızlandıracağı düşünülmektedir. Sürdürülebilir tüketim anlayışını içeren mesajların üreticiler aracılığı ile tüketiciye ulaştırılması döngüsel ekonominin içselleştirilmesi için faydalı olacaktır. Ayrıca döngüsel ekonomiyi destekleyici politika ve kampanyalar ile ürünlerin de sürdürülebilir bir strateji ile üretilmesi, atıkların değerlendirilmesi ile kaynak israfının önleyecektir. Nitekim 9 başlık altında gerçekleştirilmesi planlanan eylemlerin sıralandığı Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planında ayrıca sürdürülebilir üretim ve sürdürülebilir tüketim kavramlarının önemine vurgu yapılarak devlet, üretici ve tüketicilerin iş birliği içinde olmasının gerekliliği belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada hem özel sektörün örnek teşkil edebilecek ve politika yapım sürecinde fayda sağlayabilecek birkaç adımına hem de kamunun bu konuda attığı somut adımlar iyi uygulama örnekleri olarak yer vermekte fayda görülmektedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Stockholm merkezli uluslararası perakende giyim markası H&amp;M’in dünyanın pek çok yerindeki mağazalarında geri dönüşüm kutuları bulunmaktadır. Firma, markası ve durumu fark etmeksizin tüm tekstil ürünlerini kabul ederek tüketicilerin artık istemedikleri tekstil ürünlerini mağazalarında genellikle kasa yanında duran kıyafet toplama kutusuna koymaları karşılığında onlara bir indirim çeki verme uygulaması ile sürdürülebilir tüketime katkı sağlamaktadır.</li>



<li>Dönüşüm projelerine 1,7 milyar dolar bütçe ayıran Ikea, sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda, 2020 yılı itibarı ile sadece yenilenebilir ve dönüştürülebilir materyallerle üretim kararı almış (Kottoasova, 2018) ve 2021 yılında gerçekleştirdiği Buy Back Friday kampanyası ile tüketicilerde sürdürülebilir tüketime dayalı yaşam tarzı hakkında hem farkındalık hem de harekete geçirici bir etki yaratmayı amaçlamıştır (Genel, 2022). Firma markasını Black Friday’e karşı direnç göstererek konumlandırırken kampanya sürecinde tamir edilerek yeniden satışa sunulan 47.000 parça mobilya düşünüldüğünde Buy Back Friday inisiyatifi tüketicileri, sürdürülebilir tüketim konusunda düşündürerek küresel çevre sorunları adına harekete geçirmiştir.</li>



<li>2010 yılında yapılan bir düzenleme ile küresel kahve zinciri Starbucks karton bardak sarfiyatının önüne geçmek için tüketicilerin kendi bardakları ve termosları ile mağazalara gelme çağrısı yapmış, bu çağrıya uyanlara %10 indirim vaat etmiştir. Pandemi döneminde sağlık ve hijyen hassasiyeti nedeniyle kısmi ara verilmişse de 5 Haziran 2022 Dünya Çevre Günü’nde başlayan uygulaması ile yine kendi bardağını getiren ziyaretçilere özel ayrıcalıklar sunacağını açıklamıştır. 2025 yılına kadar “yeniden kullanılabilir ürünlere yönelik kültürel bir hareket yaratmayı” planlayan firma mobil uygulamada +1 Yıldız veya 50 kuruş indirim uygulayacağının haberini vermiştir.</li>



<li>Dolap, Gardrops, Modacruz ve Letgo gibi ikinci el moda, yaşam ve teknoloji siteleri ile tüketiciler kullanmadıkları ürünleri diğer tüketicilere satabilmekte, ilk kez ihtiyaç duyacakları ürünlere de daha uygun fiyatlı biçimde bu mecralar üzerinden ulaşabilmektedir. Böylece sorumlu tüketim güdüsüyle – fiyat avantajının da yardımıyla – sürdürülebilirliğe katkıda bulunulmaktadır.</li>



<li>Cep telefonu ve tablet gibi ikinci el piyasada sıklıkla alışverişe konu olan teknolojik ürünlerin belirli bir standartta yenilenmesi; sertifikalı ve garantili bir şekilde tekrar satışa sunulmasına yönelik uygulama usul ve esaslarını düzenlemek Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik” 22.08.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenleme ile tüketicilerin kullanılmış ikinci el ürünleri alırken veya satarken güvenli bir şekilde alışveriş yapmalarının sağlanması, satın alınan ürüne ilişkin karşılaşılan ekonomik, maddi ve hukuki sorunlarda hem garantiden hem de ayıplı maldan kaynaklı haklarını kullanabilmeleri ve ithal girdi kalemlerinde sağlanacak tasarruf ile cari açığın azaltılması ile ekonomik ömrü dolmayan ürünlerin yeniden ekonomiye katkısının sağlanması amaçlanmaktadır</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim konusu bugün dünyada “iklim değişikliği” olarak müstakil bir konu şeklinde ele alınmaktadır, dahası çevrenin veya tarımın üzerinde bir konu olarak düşünülmektedir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, kuraklığa, kasırgalara, su baskınlarına, buzulların erimesine, deniz seviyelerinin yükselmesine ve tarımsal kirlenme gibi ciddi ve geri dönülmez boyutta pek çok çevre sorununa neden olmaktadır. Gezegenimizin geleceğini tehdit eden bu sorunların yalnızca bir kıta veya ülke grubuyla sınırlı kalmaması, diğer bir deyişle iklim krizinin ve çevre sorunlarının küreselleşmesi, iklim, çevre ve güvenlik kavramları arasındaki ilişkiyi somutlaştırmış, çevre sorunları uluslararası ilişkilerin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde Avrupa Birliği, geliştirdiği çevre, iklim ve enerji politikaları ile yeşil teorinin temel özelliklerine uygun bir perspektif ortaya koymaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından sunulan Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB ekonomisini sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüştürmek için yeni bir büyüme stratejisi ve küresel iklim değişikliğine karşı verilen bir yanıt olarak değerlendirilebilecektir. Bu yeni büyüme stratejisi ile AB, 2050 yılında net sera gazı emisyonlarının olmadığı ve ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırıldığı; gelişmiş, kaynakları verimli kullanan ve rekabetçi bir ekonomiye sahip ve adil bir topluma dönüşmeyi amaçlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda Türkiye olarak AB Yeşil Mutabakatı’na uyumumuz ve Gümrük Birliği güncellemesinin yeşil ve sürdürülebilir bir anlayışla yeniden ele alınması oldukça önemli bir duruma gelmiştir. Konunun temel ve kritik bileşenlerinden biri ticaret olduğundan Ticaret Bakanlığı tarafından öncülük edilen Avrupa Yeşil Mutabakatı Eylem Planına başta AB Başkanlığı olmak üzere pek çok kamu otoritesi de destek vermektedir. Kurumsal düzeydeki bu gelişmelerin yanında ülkemizdeki tüketicilerde sürdürülebilir tüketim kavramını oluşturmak (ve zamanla yerleştirmek) ve sorumlu tüketici profilimizi kazanmak için atılabilecek yenilikçi adımları takip etmek gerekmektedir. Dünyada ve Türkiye’de gerek özel sektörün bu konudaki girişimleri gerekse kanun koyucunun çizdiği somut çerçeve umut verici olmakla birlikte tüketici-üretici/satıcı ilişkisinde bu anlayışın yerleşmesi biraz zaman alacaktır. Yine de bu olumlu çabalar sayesinde daha yeşil ve daha dijital bir Türkiye ve Avrupa’yı gelecek nesillere aktarabileceğimizi ifade etmek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">BAYAZIT-HAYTA, A. (2009). Sürdürülebilir Tüketim Davranışının Kazanılmasında Tüketici Eğitiminin Rolü. <em>Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 10</em>(3), 143-151.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CATUTI, M., KUSTOVA, I., &amp; EGENHOFER, C. (2020). <em>Delivering the European Green Deal for southeast Europe</em>. Brussels: CEPS.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ECER, K., GÜNER, O., &amp; ÇETİN, M. (2021). Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye Ekonomisinin Uyum Politikaları. <em>İşletme ve İktisat Çalışmaları Dergisi, 9</em>(2), 125-144.</p>



<p class="wp-block-paragraph">EUROPEAN COMMISSION. (2019). <em>What is the European Green Deal. European Commission. </em>Erişim Tarihi 20 Temmuz 2021, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/api/files/attachment/859152/What_is_the_European_Green_Deal_en.pdf.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph">GENEL, Z. (2022). Sürdürülebilir Tüketim, Anti Tüketim Akımları ve IKEA Buy Back Friday Hareketi. <em>Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi, Özel Sayı,</em> 240-260.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KAKIŞIM, C. (2022). Avrupa Yeşil Mutabakatı: Yeşil Teori Perspektifinden Bir Analiz. <em>Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. 6</em>(1), 1-16.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KELEŞ, S. (2021). Avrupa Yeşil Mutabakatı. Erişim Tarihi 4 Temmuz 2022, https://api.izto.org.tr/storage/Documents/original/XqMKcb6iZrvhi22m.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph">KESKİN, H. (2006). Stratejik Açıdan Avrupa Birliği Enerji Politikası ve Uluslararası Güvenlik Sistemine Etkisi. <em>Yayımlanmamış Doktora Tezi</em>. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KOTTASOVA, I. (2018, 7 Haziran). IKEA bans all single use plastic from its stores and restaurants. CNN Money. Erişim Tarihi 26 Ekim 2021, https://money.cnn.com/2018/06/07/news/ikea-bans-single-use-plastic/index.html</p>



<p class="wp-block-paragraph">TCCB STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI. (2021). <em>Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Bülteni 2021 / 1 (Ocak-Mart). </em>Erişim Tarihi21 Eylül 2021, https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2021/06/Dunya-Ekonomisinde-Son-Gelismeler-2021-Yili-1-Ceyrek.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph">TİCARET BAKANLIĞI. (2021). <em>Yeşil Mutabakat Eylem Planı. </em>Erişim Tarihi 15 Eylül 2022, https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/MUTABAKAT%20YE%C5%9E%C4%B0L.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik. Elde edilen yer https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/08/20200822-6.htm</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil Mutabakat Eylem Planı Genelge. (2021, Temmuz 16). Resmi Gazete (Sayı: 31543). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/07/20210716-8.pdf adresinden alındı</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref1" id="_edn1">[i]</a> Paris Anlaşması, Aralık 2015&#8217;te Paris&#8217;teki COP21&#8217;de imzalanırken, 4 Kasım 2016 itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anlaşmanın 197 imzacısı bulunmasına rağmen, onaylayan 191 ülke bulunmaktaydı. Türkiye&#8217;nin de anlaşmayı 6 Ekim 2021 tarihinde onaylamasıyla bu sayı 192&#8217;ye çıkmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolcu Beraberi Cep Telefonu Muafiyetine İlişkin Gümrük Uygulamaları ve IMEI Kayıt Süreci</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/yolcu-beraberi-cep-telefonu-muafiyetine-iliskin-gumruk-uygulamalari-ve-imei-kayit-sureci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:51:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[IMEI Kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Eşya Muafiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik Takip]]></category>
		<category><![CDATA[Yolcu Beraberi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5887</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde cep telefonlarının yolcu beraberinde, gümrük vergilerinden muaf olarak getirilmesinin koşulları, 29/9/2009 tarihli ve 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Bu doğrultuda, yolcu beraberi kişisel eşya muafiyeti kapsamında yer alan cep telefonlarının, üç takvim yılında bir adet ve ancak yolcu adına kayıtlı hatlarla kullanılmak koşuluyla ülkeye getirilmesi mümkündür. Söz konusu muafiyet hakkı, ticari miktar ve mahiyet arz etmemek kaydıyla, meri mevzuat hükümlerince tanımlanan yolcu sıfatını haiz kişiler tarafından, kişinin kendi kullanımı için getirilmesi halinde tanınmaktadır. 

Bu kapsamda, yurt dışından yolcu beraberinde ülkeye getirilen cep telefonları, gümrük vergilerinden muaf tutulmakla birlikte, getirilen her bir cep telefonu için belirlenen maktu tutarda bandrol ücreti alınmaktadır. Diğer taraftan, söz konusu cep telefonlarının ülkede kalıcı  olarak kullanıma açılması için, yolcunun, ülkeye girişinden itibaren 120 gün içerisinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenen şartları gözeterek, IMEI (International Mobile Equipment Identity: Uluslararası Taşınabilir Cihaz Kimliği) kayıt işlemi gerçekleştirmesi gerekmektedir. 

Yolcu beraberi cep telefonu muafiyetine ilişkin gümrük uygulamalarında etkili bir denetim sağlamak amacıyla, Ticaret Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yürütülen teknik çalışma kapsamında, Muhafaza Entegrasyon Sistemi oluşturulmuş olup,  söz konusu sistem, 1/11/2022 tarihi itibariyle tüm gümrük kapılarında kullanılmaya başlanmıştır.  Muhafaza Entegrasyon Sistemi marifetiyle ülkeye gelen yolcunun muafiyet hakkının bulunup bulunmadığı sorgulanırken, yolcu ve yolcu beraberi yurt dışından ülkeye getirilen cep telefonu bilgileri programa kaydedilmektedir. Böylelikle yolcu beraberi muafiyet hakkı suiistimalinin ve muhtemel kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi hedeflenmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ülkemizde cep telefonlarının yolcu beraberinde, gümrük vergilerinden muaf olarak getirilmesinin koşulları, 29/9/2009 tarihli ve 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Bu doğrultuda, yolcu beraberi kişisel eşya muafiyeti kapsamında yer alan cep telefonlarının, üç takvim yılında bir adet ve ancak yolcu adına kayıtlı hatlarla kullanılmak koşuluyla ülkeye getirilmesi mümkündür. Söz konusu muafiyet hakkı, ticari miktar ve mahiyet arz etmemek kaydıyla, meri mevzuat hükümlerince tanımlanan yolcu sıfatını haiz kişiler tarafından, kişinin kendi kullanımı için getirilmesi halinde tanınmaktadır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu kapsamda, yurt dışından yolcu beraberinde ülkeye getirilen cep telefonları, gümrük vergilerinden muaf tutulmakla birlikte, getirilen her bir cep telefonu için belirlenen maktu tutarda bandrol ücreti alınmaktadır. Diğer taraftan, söz konusu cep telefonlarının ülkede kalıcı&nbsp; olarak kullanıma açılması için, yolcunun, ülkeye girişinden itibaren 120 gün içerisinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenen şartları gözeterek, IMEI (International Mobile Equipment Identity: Uluslararası Taşınabilir Cihaz Kimliği) kayıt işlemi gerçekleştirmesi gerekmektedir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yolcu beraberi cep telefonu muafiyetine ilişkin gümrük uygulamalarında etkili bir denetim sağlamak amacıyla, Ticaret Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yürütülen teknik çalışma kapsamında, Muhafaza Entegrasyon Sistemi oluşturulmuş olup,&nbsp; söz konusu sistem, 1/11/2022 tarihi itibariyle tüm gümrük kapılarında kullanılmaya başlanmıştır.&nbsp; Muhafaza Entegrasyon Sistemi marifetiyle ülkeye gelen yolcunun muafiyet hakkının bulunup bulunmadığı sorgulanırken, yolcu ve yolcu beraberi yurt dışından ülkeye getirilen cep telefonu bilgileri programa kaydedilmektedir. Böylelikle yolcu beraberi muafiyet hakkı suiistimalinin ve muhtemel kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi hedeflenmektedir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Sözcükler:</strong> Yolcu Beraberi, Kişisel Eşya Muafiyeti, Cep Telefonu, Gümrük Kontrolü, Teknik Takip, IMEI Kayıt</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde yaşanan uluslararası yolcu hareketliliği, farklılaşan vergi politikaları ve değişen ürün fiyatlarına bağlı olarak, yurt dışından yolcu beraberinde ülkeye getirilen eşya türünde ve miktarında artış gözlenmiştir. Bu durum, muafiyet kapsamında yolcu kavramının net bir şekilde ortaya konulmasını, eşya türünün ve miktarının belirlenmesini ve her türlü suiistimali önleyecek yeni tedbirler alınmasını gerekli kılmıştır.&nbsp; (Demiral, Gümrük Kapılarında Yolcu Beraberi Eşya Uygulaması, <a href="https://ulk.ist/media/kitap/IV-UKODTLK/gumruk-kapilarinda-yolcu-beraberi-esya%20uygulamasi.pdf">https://ulk.ist/media/kitap/IV-UKODTLK/gumruk-kapilarinda-yolcu-beraberi-esya uygulamasi.pdf</a>, 20/11/2022.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu doğrultuda yolcu, 2009/15481 sayılı Karar’ın 3’üncü maddesinde, “<a></a><em>Ticaret, memuriyet, tahsil, ziyaret, tedavi veya turizm gibi herhangi bir amaçla kısa veya uzun bir süre kalmak üzere, yabancı bir ülkeden karayolu, demiryolu, deniz veya hava yollarından biriyle Türkiye Gümrük Bölgesine gelen yabancı bir ülkede oturan Türkler ve yabancılar ile herhangi bir amaç ile gittikleri yabancı ülkeden kesin veya geçici olarak dönen, Türkiye&#8217;de oturan Türkler ve yabancılar ile Türkiye&#8217;den aynı amaçlarla ve aynı yollarla yabancı bir ülkeye giden benzeri Türk ve yabancılar</em>” olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu hüküm ile Türk ve yabancı uyruklu kişiler yolcu kapsamında değerlendirilirken; transit yolcular, muafiyet hakkından istisna tutulmuştur. (2019/15481 sayılı 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar, 2009: madde 3)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim, yolcu beraberi eşya muafiyeti; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun “Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna” başlıklı 167/5 maddesi kapsamında ve 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 58/1 ve 59/1 maddeleri gereğince, transit yolcular hariç olmak üzere, yolcu beraberinde getirilip serbest dolaşıma sokulan, ticari miktar ve mahiyette olmayan, kişisel ve hediyelik eşyaya tanınmaktadır. (2019/15481 sayılı 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar, 2009: madde 3)</p>



<p class="wp-block-paragraph">2009/15481 sayılı Karar’ın ‘Yolcu Beraberi Kişisel Eşya Listesi’ başlıklı Ek-9’u kapsamı eşya için muafiyet, eşyanın kıymetine bakılmaksızın, karşısında belirtilen miktar ile sınırlı bir şekilde uygulanmaktadır. Söz konusu listede yer almayan eşya için ise, mezkûr Karar’ın 61/1 maddesi gereğince, eşyanın toplam kıymetinin 430 Avro’yu geçmemesi koşuluyla tanınmaktadır. Bu miktar, 15 yaşından küçük yolcular için 150 Avro olarak uygulanmaktadır. (2019/15481 sayılı 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar, 2009: madde 61/1) Bu noktada, yolcu beraberi eşya değeri, ibraz edilen fatura veya diğer belgelere göre belirlenmektedir. Belge ibraz edilmemesi ya da sunulan belgedeki değerin düşük değerlendirilmesi durumunda, eşyanın değeri gümrük idaresince tespit edilmektedir. (Hacıköylü, 2014: sayfa. 29)</p>



<p class="wp-block-paragraph">2009/15481 sayılı Karar’ın Ek-9’u kapsamında yer alan ve sıklıkla suiistimallere konu edildiği anlaşılan cep telefonlarına ilişkin, ülkemizde gümrük kontrolünü arttırmaya yönelik bir dizi önlemler alınmıştır. Ancak yapılan araştırmalarda, yolcu beraberi cep telefonu muafiyetine ilişkin gümrük uygulamalarını içeren kaynakların sınırlı olduğu ya da birçok kaynağın ise meri mevzuat hükümleri ve mevcut uygulamalar karşısında güncelliğini yitirdiği gözlemlenmiştir. Ne var ki gümrük personeli tarafından yapılan yolcu kontrollerinde, muafiyet limiti fazlası cep telefonu tespiti halinde, muafiyete ilişkin yasal düzenlemelerin bilinmemesi veya eksik ya da yanlış bilinmesi hali, yolcuya adli ya da idari yaptırım uygulanması açısından engel teşkil etmemektedir. Dolayısıyla, bu çalışma kapsamında, yolcu beraberi cep telefonu muafiyetine ilişkin yasal gerekliliklere ve gümrük kontrolünde getirilen yeni uygulamalara ilişkin farkındalık yaratılması amaçlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, yolcu beraberinde yurt dışından ülkeye getirilen cep telefonlarının, yolcunun ülkeye girişi itibariyle yüz yirmi(120) gün içerisinde, e-Devlet üzerinden, belirlenen maktu harç bedeli ödenmek suretiyle, IMEI kayıt işleminin yapılması gerekmektedir. Aksi halde söz konusu cep telefonları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanıma kapatılmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmanın son başlığında IMEI kayıt sürecine ilişkin genel bilgilere yer verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YOLCU BERABERİ CEP TELEFONU MUAFİYETİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“8517.13.00.00.00- Akıllı Telefonlar” ile “8517.14.00.00.19- Diğerleri” Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlarında yer alan cep telefonu cinsi eşya, 2009/15481 sayılı Karar’ın Ek-9’unda ‘Diğer Eşya’ başlıklı B/b/8 maddesinde yer almakta olup, yalnızca kişisel eşya kapsamında ve yabancı misyon mensupları hariç olmak üzere, üç takvim yılında bir adet ve ancak yolcu adına kayıtlı hatlarla kullanılmak koşuluyla gümrük vergilerinden muaf olarak ülkeye getirilebilmektedir. (1111 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 15/5/2019 tarihli ve 30775 sayılı Resmî Gazete)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünce yayımlanan, 29/4/2022 tarihli, 2022/9 sayılı ‘Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı-Gümrük İşlemleri’ konulu Genelge kapsamında, cep telefonlarının posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla muafen veya vergileri ödenerek, hiçbir surette getirilmesi mümkün değildir. Bu durumun tek istisnası, IMEI numarası Türkiye’de kayıtlı olan cep telefonlarının yurt dışında kalması ve 2009/15481 sayılı Kararın 58/2 maddesinde belirtildiği şekilde 3 ay içerisinde posta ve hızlı kargo taşımacılığıyla ülkeye geri gönderilmesidir. Ancak, söz konusu cep telefonlarının IMEI’lerinin kayıtlı olduğunun <a href="http://www.mcks.gov.tr/">http://www.mcks.gov.tr</a> adresinden onaylanması gerekmektedir. (2022/9 sayılı ‘Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı- Gümrük İşlemleri’ konulu Genelge, 2022: madde 11)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Diğer taraftan, yolcu beraberi getirilen cep telefonları gümrük vergilerinden muaf tutulmakla birlikte,&nbsp; 23/12/2020 tarihli ve 31343 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3324 sayılı ‘<em>Ticari İthalat Maksadı Dışında Yurt Dışından Getirilecek Televizyon, Radyo, Video ve Birleşik Cihazlar ile Görsel ve/veya İşitsel Yayınları Alabilen Diğer Cihazlardan 2021 Yılında Alınacak Maktu Ücretlerin, 23/12/2019 Tarihli ve 1841 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararında Yer Aldığı Şekilde Tespit Edilmesi Hakkında Karar</em>’ gereğince, yurt dışından muafiyet dahilinde getirilen her bir cep telefon için, her yıl belirlenen maktu tutarda bandrol ücreti (2022 için 20 Euro) alınmaktadır. (3324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 23/12/2020 tarihli ve 31343 sayılı Resmî Gazete) Yolcu beraberi muafiyet limiti fazlasında getirilen cep telefonları için ise söz konusu ücret, uygulanan idari yaptırım kapsamında tahsil edilmektedir. (Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 70577457 sayılı ve TRT Bandrol Ücreti- GK 235 konulu tasarruflu yazısı, 2021)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YOLCU BERABERİ GETİRİLEN CEP TELEFONLARINA İLİŞKİN GÜMRÜK KONTROLLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde ülkemizde uygulanan vergi politikaları ve bu doğrultuda artan cep telefonları fiyatlarına bağlı olarak, yolcu beraberi cep telefonu muafiyetinin suiistimaline ilişkin karşılaşılan olay sayıları artış göstermektedir. Bu durum, gümrük kapılarında denetim ve kontrollerin arttırılması ve yolcu muafiyet hakkının sorgulanabildiği, getirilen cihaz ile yolcu bilgilerinin kaydedilebildiği teknik bir sistem kurulması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, yolcu beraberi cep telefonu muafiyet limitinin takibini mümkün kılmak amacıyla, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yürütülen teknik çalışma kapsamında, Muhafaza Entegrasyon Sistemi oluşturularak, 1/11/2022 tarihi itibariyle kullanılmaya başlanmıştır. Gümrük kapılarında kullanılan sistem ile yolcuya ait TCKN/YKN üzerinden yolcunun cep telefonu muafiyet hakkı bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol sağlanmaktadır. Ayrıca söz konusu kontrol aşamasında yolcuya ait TCKN/YKN, İsim-Soyisim, IMEI No, Pasaport No (TCKN veya YKN sahibi olmayan yabancı ülke pasaport sahipleri için) ve Telefon Marka/Modeli bilgilerinin kaydedilmektedir.&nbsp; Muhafaza Entegrasyon Sistemi ile 2009/15481 sayılı Karar gereğince yolcu beraberi cep telefonu muafiyetine ilişkin yürütülmekte olan uygulamaların takibi ve olası suiistimallerin önlenmesi amaçlanmaktadır. (Yolcu Beraberi Cep Telefonu Muafiyet Limitinin Takibi İçin Entegrasyon Programı Hazırlandı, <a href="https://www.gumruktv.com.tr/yolcu-beraberi-cep-telefonu-muafiyet-limitinin-takibi-icin-entegrasyon-programi-hazirlandi">https://www.gumruktv.com.tr/yolcu-beraberi-cep-telefonu-muafiyet-limitinin-takibi-icin-entegrasyon-programi-hazirlandi</a>, 20/11/2022.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yolcunun muafiyet kapsamında yurt dışından telefon getirme hakkının bulunup bulunmadığı e-Devlet sistemi üzerinden <a href="https://www.turkiye.gov.tr/btk-imei-kayit-hakki-sorgulama">https://www.turkiye.gov.tr/btk-imei-kayit-hakki-sorgulama</a> adresinden kontrol edilebilmektedir. Dolayısıyla yolcunun muafiyete ilişkin yasal düzenlemeleri ve kullanım hakkı bulunup bulunmadığını bilmemesi, suiistimal durumunda yolcuya yönelik adli/idari yaptırım tesisi için engel değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından, 16/1/2014 tarihinde yayımlanan, Gümrük Kanunu Md.235/3 konulu ve 2014/2 sayılı Genelge çerçevesinde, gümrük kapılarında, yolcu beraberi muafiyet fazlası cep telefonu tespitinde yolcuya ilişkin uygulanacak adli/idari işlemlerde; yolcunun “Gümrüğe tabi eşyam yoktur” anlamına gelen yeşil hattan ya da gümrük beyanında bulunmak üzere kırmızı hattan geçmiş olması önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim gümrük personeli tarafından yapılan kontrolde, yeşil hattan geçen yolcunun üzerinde ya da eşyası içerisinde beyanına aykırı olarak, muafiyet kapsamı dışında cep telefonu olduğu tespit edilirse ve eşyanın ticari miktar ve mahiyet arz ettiğinin değerlendirilmesi halinde, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 6’ncı maddesi gereğince, ilgili Kanunun 3’üncü maddesinde yer alan kaçakçılık suçları ve yaptırımları çerçevesinde adli işlem tahsis edilmektedir. Ticari miktar ve mahiyette olmadığına kanaat getirilen muafiyet limiti fazlası cep telefonları için ise, Gümrük Kanunu’nun 235/3 maddesinde yer alan “<em>Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan ya da başkasına ait olduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır ve eşya</em> <em>sahibine teslim edilir. Gümrük vergileri ödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terk edilmiş sayılır.”</em> hüküm gereğince idari yaptırım uygulanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, 4458 sayılı Kanunun 235/3 maddesi ile Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerine dağıtımlı, 3/2/2017 tarihli ve 22386408 sayılı yazısı gereğince, yolcudan iki kat gümrük vergisi tahsil edilerek cep telefonları yolcuya tekrar teslim edilmektedir. Ayrıca bahsi geçen tasarruflu yazı gereğince söz konusu cep telefonlara ait IMEI’ler, ulusal ağa tanıtılmaması amacıyla BTK’ya iletilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yolcunun kırmızı hattan geçmesi durumunda ve eşyanın ticari nitelikte olduğu belirlenmesi halinde, beyanın doğru olması koşuluyla ithalat rejimi hükümleri çerçevesinde işlem yapılabilmektedir. Ticari miktar ya da mahiyet arz etmesi ancak beyan farklılığı tespitinde ise Gümrük Kanunu’nun 235/1 maddesi gereğince işlem başlatılmaktadır.  Kırmızı hattan geçen yolcuya ait, ticari miktar ve mahiyette olmayan, muafiyet limiti fazlası cep telefonları için ise, yolcunun talebine göre ithalat rejimi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekte ya da söz konusu cep telefonları, Gümrük Kanunu’nun 48 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 3 aylık süreyle ambara alınmakta ve 3 ay içerisinde yolcunun ülkeden çıkış gerçekleştirilmesi durumunda yolcuya tekrar teslim edilmektedir. (Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2014/2 sayılı ve Gümrük Kanunu Md.235/3 konulu Genelgesi, 2014: madde 1, 2)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YOLCU BERABERİ GETİRİLEN CEP TELEFONLARINA İLİŞKİN IMEI KAYIT SÜRECİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yurt dışından yolcu beraberinde ve kişisel kullanım kapsamında ülkeye getirilen cep telefonlarının, ülkede kalıcı suretle kullanıma açılması amacıyla, yolcu tarafından söz konusu cep telefonlarına ait IMEI’lerinin kaydedilmesi gerekmektedir.&nbsp; Bu kayıt sürecinde yapılması gereken işlemler, Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik’in ‘<em>Yolcu beraberinde getirilen cihazlara ait IMEI numaralarının kayıt altına alınması</em>’ başlıklı 14’üncü maddesinde belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mezkur Yönetmeliğin 14’üncü maddesi gereğince, yolcu beraberinde getirilen cihazların kayıt altına alınması başvuruları, yolcunun yurda giriş tarihinden itibaren üç yüz altmış beş gün içerisinde yapılabilmektedir.  Ancak bu süre, kurum kayıtlarında olmadığı halde haberleşme hizmeti sunulan cihazların yüz yirmi(120) günlük kullanım süresini değiştirmemektedir. Diğer bir ifadeyle son bir yıl içerisinde ülkeye giriş yapmış, yolcu sıfatını haiz kişiler tarafından, yurda giriş tarihinden itibaren 120 gün içerisinde kayıt işlemi yapılması öngörülmektedir. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Bu doğrultuda, ‘Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Tebliğ’de belirtilen bilgi ve belgeleri tamamlanarak e-Devlet sistemi üzerinden başvuru yapılmaktadır. e-Devlet üzerinden başvuru yapamayan Yabancı Misyon Kimlik Kartı hamili kişiler ise, gerekli bilgi ve belgelerle birlikte işletmeci abone kayıt merkezine başvurarak, cep telefonlarının adlarına kayıtlı belirli bir hat üzerinden kullanıma açılmasını sağlayabilmektedir. (Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Tebliğ, 12/07/2014 tarihli ve 29058 sayılı Resmî Gazete)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu Yönetmelik çerçevesinde, cihaza ait IMEI numaralarının üç takvim yılı süreyle eşleştirilmiş beyaz listeye alındığı hüküm altına alınmış olup, bu doğrultuda, cep telefonun ülkede kayıt işlemi gerçekleştirilmesinden itibaren 3 yıl süreyle başka hat ile kullanımı veyahut satış işlemi öngörülmemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde, ülkemizde cep telefonuna ilişkin piyasa fiyatları, yurt dışından yolcu beraberi muafiyet dâhilinde cep telefonu getirilmesini avantajlı kılarken, diğer ülkelere nazaran büyüyen fiyat farklılığı, ticari kazanç amacı taşıyan kişiler tarafından muafiyet uygulamasının suiistimal edilmesine ve ülkeye kaçak yollarla cep telefonu getirme girişimlerde bulunulmasına yol açmaktadır. Bu durum, gümrük kapılarında görevli personel marifetiyle gerçekleştirilen denetimlerin artırılmasını ve yolcu muafiyet haklarına dair teknik takipte bulunulmasını gerekli kılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük kapılarında yapılan kontrollerde, yolcu beraberi muafiyet limiti fazlası cep telefonu tespitlerinde; yolcuya uygulanacak yaptırımın türünü, yolcu tarafından beyanda bulunup bulunulmadığı, eşyanın ticari miktar arz edip etmediği ve yolcunun muafiyet hakkına sahip olup olmadığı şeklindeki hususlar belirlemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Yolcu beraberinde kişisel eşya muafiyeti kapsamına giren cep telefonlarına ilişkin muafiyet süresi, miktarı ve ülkeye girişte uygulanması gereken diğer koşullar, meri mevzuat hükümleri kapsamında belirtilmiştir. Bu çerçevede, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda yolcu olarak tanımlanan, Türk veya yabancı uyruklu kişiler tarafından ancak üç takvim yılında 1 adet olmak üzere gümrük vergilerinden muaf olarak ülkeye cep telefonu getirilmesi mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muafiyet limiti fazlası cep telefonlarının ülkeye girişinde beyan edilmemesi halinde uygulanacak gümrük işlem süreci farklılaşacaktır. Beyan edilen muafiyet limiti fazlası cep telefonlarına ilişkin uygulanacak yaptırım ise, cep telefonlarının ticari miktar ve mahiyet arz edip etmediğinin değerlendirilmesi üzerine belirlenecektir. Dolayısıyla, yolcu tarafından cep telefonu muafiyetine ilişkin gümrük uygulamalarının bilinmesi, kasıtlı eylemde bulunmayan iyi niyetli kişilerin yaptırıma tabi tutularak maddi kayıplar yaşamasını önleyecektir. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li>Gümrük Kanunu. (1999). T.C. Resmi Gazete, 23866, 4 Kasım 1999.</li>



<li>Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 2007,&nbsp; T.C. Resmi Gazete, 26479, 21 Mart 2007.</li>



<li>2009/15481 sayılı 4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar, 2009, T.C. Resmi Gazete, 27369,07 Ekim 2009.</li>



<li>29/5/2019 tarihli ve 1111 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, T.C. Resmi Gazete, 30775, 15 Mayıs 2019.</li>



<li>3324 sayılı ‘<em>Ticari İthalat Maksadı Dışında Yurt Dışından Getirilecek Televizyon, Radyo, Video ve Birleşik Cihazlar ile Görsel ve/veya İşitsel Yayınları Alabilen Diğer Cihazlardan 2021 Yılında Alınacak Maktu Ücretlerin, 23/12/2019 Tarihli ve 1841 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararında Yer Aldığı Şekilde Tespit Edilmesi Hakkında Karar</em>’, T.C. Resmi Gazete, 31343, 23 Aralık 2020.</li>



<li>Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik, T.C. Resmi Gazete, 31599, 15 Eylül 2021.</li>



<li>Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Tebliğ, T.C. Resmi Gazete, 29058, 12 Temmuz 2014.</li>



<li>Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan, Gümrük Kanunu Md.235/3 konulu ve 2014/2 sayılı Genelge, 16 Ocak 2014.</li>



<li>9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2022/9 sayılı Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı- Gümrük İşlemleri konulu Genelge, 29 Nisan 2022.</li>



<li>10.&nbsp; Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğünün tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerine dağıtımlı, 70577457 sayılı ve TRT Bandrol Ücreti- GK 235 konulu tasarruflu yazısı, 31 Aralık 2021. (<a href="https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/tasarruflu_yazilar/31.12.2021_70577457_yolcu_beraberi_muafiyet_fazlasi_esyada_para_ceza_uygulanirken_trt_bandrol_ucretlerinin_de_dahil_edilmesi.htm#secili">https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/tasarruflu_yazilar/31.12.2021_70577457_yolcu_beraberi_muafiyet_fazlasi_esyada_para_ceza_uygulanirken_trt_bandrol_ucretlerinin_de_dahil_edilmesi.htm#secili</a>, 24/11/2022)</li>



<li>&nbsp;Gümrükler Genel Müdürlüğünün tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerine dağıtımlı, 22386408 sayılı ve Gümrük Kanununun Md.235/3 konulu tasarruflu yazısı, 3 Şubat 2017. (<a href="https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/tasarruflu_yazilar/03.02.2017_22386408_yolcu_beraberi_birden_fazla_cep_telefonu_getirildiginde_ime_numarasi_uzerinden_baskasina_kayit_yaptirilmamasi_icin_bildirim.htm#secili">https://www.gumrukkulliyati.com/index.php?id=docs/gumruk_mevzuati/dosyalar/tasarruflu_yazilar/03.02.2017_22386408_yolcu_beraberi_birden_fazla_cep_telefonu_getirildiginde_ime_numarasi_uzerinden_baskasina_kayit_yaptirilmamasi_icin_bildirim.htm#secili</a>, 22/11/2022.)</li>



<li>Yolcu Beraberi Cep Telefonu Muafiyet Limitinin Takibi İçin Entegrasyon Programı Hazırlandı, <a href="https://www.gumruktv.com.tr/yolcu-beraberi-cep-telefonu-muafiyet-limitinin-takibi-icin-entegrasyon-programi-hazirlandi">https://www.gumruktv.com.tr/yolcu-beraberi-cep-telefonu-muafiyet-limitinin-takibi-icin-entegrasyon-programi-hazirlandi</a>, 20/11/2022.</li>



<li>DEMİRAL Baycan, Gümrük Kapılarında Yolcu Beraberi Eşya Uygulaması, <a href="https://ulk.ist/media/kitap/IV-UKODTLK/gumruk-kapilarinda-yolcu-beraberi-esya-uygulamasi.pdf">https://ulk.ist/media/kitap/IV-UKODTLK/gumruk-kapilarinda-yolcu-beraberi-esya-uygulamasi.pdf</a>, 20/11/2022.</li>



<li>HACIKÖYLÜ Canatay, İthalat Sırasında Ödenen Vergiler ve Diğer Mali Yükümlülükler: Türkiye ve Cep Telefonu İthalatı, Aksaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:7, Sayfa: 29.)</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketici Hakem Heyetlerine İlişkin Yapılan Mevzuat Değişiklikleri Üzerine Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/tuketici-hakem-heyetlerine-iliskin-yapilan-mevzuat-degisiklikleri-uzerine-bir-degerlendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğba Hazal Sayalgı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:50:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Hakem Heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5893</guid>

					<description><![CDATA[24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un bazı hükümlerinde düzenlemeler yapılmıştır. 1/4/2022 tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren hükümlerden “tüketici hakem heyetlerine” ilişkin hükümlerin yürürlük tarihi 1/10/2022 tarihi olarak belirlenmiştir.

Bu kapsamda diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına nazaran; tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı, basit ve en düşük kaynakla çözümü için kolay ulaşılabilir yargı dışı karar merci olarak kurulan tüketici hakem heyetlerinde etkinlik ve verimliliği artıracak ve daha fazla tüketici işlemini kapsayacak düzenlemeler yapılmıştır. Nitekim bu düzenlemelerden en önemlisi şüphesiz; il ve ilçe tüketici hakem heyetleri arasındaki görev sınırını belirleyen parasal sınırın ortadan kaldırılması ve tek bir parasal limitin belirlenmiş olmasıdır.

Hayata geçirilen düzenlemelere ek olarak, tüketici hakem heyetlerine elektronik ortamda başvuru yapılırken ve de tüketici hakem heyetleri tarafından iş ve işlemlerin yürütülürken kullanılan Tüketici Bilgi Sisteminin (TÜBİS) kamu kaynaklarının daha etkin kullanımı amacıyla diğer kurumların alt yapısı ile entegrasyonu güçlendirilerek teknik altyapısı iyileştirilmiş, aynı zamanda tüketici hakem heyetlerinin kurumsal alt yapısının da ele alınarak yenilenme yolunda adımlar atıldığı görülmüştür.

Diğer taraftan 6502 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ile sistemsel geliştirmelerin Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğine aktarılması ve uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü amaçlarıyla 27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği yerine yeni bir Yönetmelik hazırlanmış ve yeni Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği 21/9/2022 tarihinde yayımlanarak, 6502 sayılı Kanun’da getirilen düzenlemelerle eş zamanlı olarak 1/10/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un bazı hükümlerinde düzenlemeler yapılmıştır. 1/4/2022 tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren hükümlerden “tüketici hakem heyetlerine” ilişkin hükümlerin yürürlük tarihi 1/10/2022 tarihi olarak belirlenmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu kapsamda diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına nazaran; </em><em>tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı, basit ve en düşük kaynakla çözümü için kolay ulaşılabilir yargı dışı karar merci olarak kurulan tüketici hakem heyetlerinde etkinlik ve verimliliği artıracak ve daha fazla tüketici işlemini kapsayacak düzenlemeler yapılmıştır. Nitekim bu düzenlemelerden en önemlisi şüphesiz; il ve ilçe tüketici hakem heyetleri arasındaki görev sınırını belirleyen parasal sınırın ortadan kaldırılması ve tek bir parasal limitin belirlenmiş olmasıdır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Hayata geçirilen düzenlemelere ek olarak, tüketici hakem heyetlerine elektronik ortamda başvuru yapılırken ve de tüketici hakem heyetleri tarafından iş ve işlemlerin yürütülürken kullanılan Tüketici Bilgi Sisteminin (TÜBİS) kamu kaynaklarının daha etkin kullanımı amacıyla diğer kurumların alt yapısı ile entegrasyonu güçlendirilerek teknik altyapısı iyileştirilmiş, aynı zamanda tüketici hakem heyetlerinin kurumsal alt yapısının da ele alınarak yenilenme yolunda adımlar atıldığı görülmüştür.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Diğer taraftan 6502 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ile sistemsel geliştirmelerin Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğine aktarılması ve uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü amaçlarıyla 27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği yerine yeni bir Yönetmelik hazırlanmış ve yeni Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği 21/9/2022 tarihinde yayımlanarak, 6502 sayılı Kanun’da getirilen düzenlemelerle eş zamanlı olarak 1/10/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Tüketici, Tüketici Hakem Heyeti, Mevzuat Değişikliği, Kanun, Yönetmelik</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜKETİCİ HAKEM HEYETLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketici Hakem Heyetleri ilk kez 8 Eylül 1995 tarihinde (mülga) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile “Tüketici Sorunları Hakem Heyeti” adı altında kurulmuş ve yargı dışı kendine özgü karma nitelikli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak geçmişten günümüze yaklaşık 27 yıldır varlığını sürdüren bir kurumdur. Anayasa Mahkemesi 31.05.2007 tarih ve E.2007/53. K.2007/61 sayılı kararında tüketici hakem heyetlerinin mahkeme niteliğinde olmadığını belirtmiş ise de hukuki niteliği ve yapısal özelliği bakımından bir açıklamaya yer vermemiştir. Nitekim doktrinde tüketici hakem heyetlerinin yapısı bir nevi “mecburi tahkim/zorunlu tahkim” olarak değerlendirilmiştir.<a href="#_edn1" id="_ednref1"><sup>[1]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mülga 4077 sayılı Kanun’un ilk halinde tüketici hakem heyetleri daha pasif bir yapıya sahipti. Sadece tüketiciler ile satıcılar arasındaki uyuşmazlıkları çözmek amacıyla kurulmuştu ve yalnızca delil niteliğinde karar verilebiliyordu.<a href="#_edn2" id="_ednref2"><sup>[2]</sup></a> Bu delil ise kesin delil değil takdiri delil kategorisinde yer almaktaydı.<a href="#_edn3" id="_ednref3"><sup>[3]</sup></a> Buradan yola çıkarak hakim ve taraflar açısından bağlayıcı olmayacağı açıktı. 6502 Sayılı Kanun’da ise “tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek” uyuşmazlıkları inceleyebilmekte ve tarafları bağlayıcı nitelikte karar alabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun doğrultusunda tüketicilerin ekonomik çıkarlarını koruyucu tedbirleri almak ve bu hususta gerekli düzenlemeleri yapmak üzere; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla tüketici hakem heyetleri oluşturma görevi Ticaret Bakanlığı’na verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1995 yılından beri faaliyetlerine devam eden tüketici hakem heyetleri bu 27 yıllık sürecin uzun bir kısmı sonunda tüketici hakem heyeti sayısı 1011 adede kadar ulaşmış, ancak gelinen noktada yapılan ihtiyaç değerlendirmesi ve elektronik ortamdaki başvuruların artması (tüm başvuruların yaklaşık %60’ı) sonucunda, 1/8/2018 tarihinden geçerli olmak üzere 211 adet tüketici hakem heyeti oluşturulmasının yeterli olacağına kanaat getirilmiş ve tüketici hakem heyeti oluşturulmayan tüm ilçelerde, Kaymakamlıklarda bulunan irtibat personeli aracılığıyla tüketicilerin başvurularının alınmasına imkan sağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son 5 yılda tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuru sayıları incelendiğinde;</p>



<p class="wp-block-paragraph">2018 yılında 561.576,</p>



<p class="wp-block-paragraph">2019 yılında 547.235,</p>



<p class="wp-block-paragraph">2020 yılında 594.270,</p>



<p class="wp-block-paragraph">2021 yılında 538.090,</p>



<p class="wp-block-paragraph">2022 yılında 1 Ocak’tan 5 Ekim’e kadar ise yaklaşık 459.056<a href="#_edn4" id="_ednref4"><sup>[4]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">adet başvuru yapılmıştır. Yapılan başvuruların neredeyse %95’inin 5.000 TL altında kalması ve heyetlerin iş yükünü fazla zorlamayacağına ilişkin yapılan ön değerlendirmeyle; enflasyonist ortamdaki piyasa fiyatlarının kabarık görünümü sebebiyle tüketici hakem heyetinin muhatap olduğu mevcut ürün gruplarını koruyabilmek adına başvuru parasal sınırında her yıl yapılan yeniden değerleme oranındaki artıştan önce, yasal değişiklikle, yaklaşık %100’lük bir oranda artırıma gidilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2022 yılı itibariyle ilçe tüketici hakem heyetleri 10.280 TL’ye kadar, il tüketici hakem heyetleri ise 15.430 TL&#8217;ye kadar olan uyuşmazlıklarda tarafları bağlayıcı nitelikte karar vermekte iken 1/10/2022 tarihinden itibaren il ve ilçe tüketici hakem heyetlerinin görev sınırını belirleyen parasal sınırlar ortadan kaldırılmış, tüketici hakem heyetlerinin görev sınırı 30.000 TL’ye çıkarılmıştır. Buna göre 29.999 TL tutarındaki uyuşmazlık için tüketici hakem heyetlerine başvurulması zorunlu iken, 30.000 TL tutarındaki başvuru için tüketici mahkemelerine başvurulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başvuruların masrafsız olması ve herhangi bir yargılama gideri ya da harç alınmaması tüketici hakem heyetlerine başvuruyu cazip hale getirmektedir. Nitekim Avrupa Birliği 2013/11 Sayılı Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Direktifinin ikinci bölümünde yer alan “Etkililik” başlığı altında düzenlenen 8/c maddesinde; <em>“AUÇ prosedürünün tüketiciler için ücretsiz ya da sembolik bir ücret karşılığında” </em>olması gerektiği ifade edilmiştir.<a href="#_edn5" id="_ednref5"><sup>[5]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">6502 sayılı Kanun’un “Tüketici mahkemeleri” başlıklı 73 üncü maddesinde;<em>“…(2)Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır.”</em> hükmü yer almaktadır. Anlaşılan odur ki tüketici hakem heyeti kararlarına itiraz eden “ticari veya mesleki amaçla hareket eden” taraf ise yani satıcı veya sağlayıcı (Kanundaki diğer tanımları kapsadığını varsayarak imalatçı, ithalatçı vs…) ise ilgili harçları ödeyecektir. Ancak, tüketici hakem heyeti kararına tüketici mahkemesinde itiraz eden hangi taraf olursa olsun davacı tarafından dava açılırken “gider avansı” yatırılması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜKETİCİ MAHKEMELERİ VE ARABULUCULUK KURUMU PERSPEKTİFİNDEN</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde tüketici hakem heyetlerinin oluşturulmasının başlıca amacı; mahkemelere başvurmaktan çeşitli nedenlerle çekinen tüketicilerin, haklarına, özellikle değeri düşük uyuşmazlıklar bakımından hızlı, basit, masrafsız bir yoldan ulaşmalarını sağlamaktır.<a href="#_edn6" id="_ednref6"><sup>[6]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir o kadar önemli amaçlardan biri de yargının iş yükünü azaltmaktır. Keza bu amaçla; 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi ile 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi olarak “Dava şartı olarak arabuluculuk” mekanizması getirilmiş ve doğrudan tüketici mahkemelerine açılacak davalardan önce tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk yoluna başvurmak dava şartı olarak kabul edilmiştir.<a href="#_edn7" id="_ednref7"><sup>[7]</sup></a> Dava şartı arabuluculuk, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması ve arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olmasının, zorunlu olması anlamındadır. İş ve ticari uyuşmazlıklardan sonra tüketici uyuşmazlıklarında da dava yoluna gidilmeden önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi ve bu süreçte taraflar arasında anlaşma sağlanamaması halinde yargı yoluna gidilmesi öngörülmüştür. Dava açıldığı esnada arabuluculuk yolunun tüketilmemiş olduğunun anlaşılması halinde açılan dava “dava şartı yokluğundan” yani “usulden” reddedilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim T.C. Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan “2021 yılı Adalet İstatistikleri” başlıklı yıllık Raporda; tüketici mahkemelerinde meydana gelen dava sayılarındaki azalışın sebebi, 31/12/2017 tarihli ve 30287 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 68 inci ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddelerinde yer alan parasal sınırların artırılmasına ilişkin tebliğ ile parasal sınırların yeniden düzenlenmesi<a href="#_edn8" id="_ednref8"><sup>[8]</sup></a> olarak ifade edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anılan İstatistikte; 2021 yılı içerisinde, tüketici hakem heyeti kararına yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesine gelen dosyalar ile parasal limiti aşması sebebiyle doğrudan tüketici mahkemesine yapılan itiraz sayısı “Gelen Dava” başlığı altında 69.963 olarak ifade edilmiştir. Tüketici Mahkemelerinde 2021 yılında toplam 148.036 dava bulunmakta olup, 74.659’u geçen yıldan devredilmiştir. Karara bağlanan dava sayısı ise 78.141’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine anılan Rapora göre; 2021 yılında tüketici mahkemelerinde; satıcı tarafından açılan tüketici davalarının sayısı 25.661 iken, tüketici tarafından açılan davaların sayısı 45.255’dir. Tüketiciler tarafından açılan davaların yaklaşık %15’i, satıcılar tarafından açılan davaların ise yaklaşık %36’sı sübut bulmadığı (ispatlanamadığı)&nbsp; için reddedilmiştir. Anılan Raporda sayısal olarak devirlerde oluşan tutarsızlıkların, adli sistemde yapılan geriye dönük veri güncellemelerinden kaynaklandığı ifade edilmiş ise de genel olarak bir değerlendirme yapılmasına elverişli veriler barındırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüketici hakem heyetlerine 2021 yılında yoğun bir şekilde başvuru yapıldığı görülmektedir. Yerine getirdiği önemli hizmetler nedeniyle tüketici haklarının korunması konusunda lokomotif görevi üstlenmiş olan tüketici hakem heyetlerine 2021 yılında toplam 537.479 adet başvuru yapılmış olup, bir önceki yıldan devreden başvurular dahil toplamda 630.852 adet karar verilmiştir. Tüketici hakem heyetleri tarafından 2021 yılında görülen uyuşmazlıkların yaklaşık %52’si tüketiciler lehine sonuçlanmıştır.<a href="#_edn9" id="_ednref9"><sup>[9]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Adana, Denizli, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya, Konya, Mersin, Kayseri, Samsun, Çorum, Trabzon, Malatya, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır<a href="#_edn10" id="_ednref10"><sup>[10]</sup></a> olmak üzere toplam 20 ilimizde ihtisas mahkemesi olan “Tüketici Mahkemesi” kurulmuş olup, bunların dışında kalan illerimizde Asliye Hukuk Mahkemesi “tüketici mahkemesi sıfatıyla” davalara bakmaktadır. 2021 yılında “Tüketici Mahkemesinde Açılan Dava Sayısı” ile “Asliye Hukukta Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla Açılan Dava Sayısı” toplamı 99.115 olup, bunların 18.737 tanesi satıcının hakem kurulu kararına itirazı, 9.115 tanesi ise tüketicinin hakem kurulu kararına itirazı iledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlara ek olarak Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk İstatistikleri (28.07.2020 &#8211; 04.05.2022) başlıklı Raporunda ise; Türkiye geneli 2020 yılının Temmuz ayından itibaren Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk uygulamasına ilişkin; arabulucu görevlendirilmesi yapılan dosya sayısının 150.297 adet olduğu, gelen tutanaklardan karara bağlanan dosyaların %52&#8217;sinde (69.820 adet) anlaşma ile sonlandığı, %48&#8217;inde (63.339 adet) ise anlaşmama olarak sonlandığı ifade edilmiştir.<a href="#_edn11" id="_ednref11"><sup>[11]</sup></a> Yaklaşık 2 yıllık süreçte 150 bin küsur dosya arabuluculuk sürecinde görüşülmüşken, aynı dönemde 1 milyondan fazla başvuru çok daha az personel ile tüketici hakem heyetlerinde çözüme bağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GETİRİLEN YENİ DÜZENLEMELER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">6502 sayılı Kanun’un 1 Ekim 2022 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren tüketici hakem heyetlerine ilişkin hükümleri ve yine anılan Kanun’la eş zamanlı olarak yürürlüğe giren yeni Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler kapsamında; tüketicilerin tüketici hakem heyetlerinde yargı öncesi hak arama yolları genişletilmiş ve kolaylaştırılmıştır. Yeni Yönetmelik ile tüketici hakem heyetlerinde başvuruların alınması, incelenmesi, toplantı yapılması, karara bağlanması ve karar sonrası yapılması gereken işlemler ile ilgili süreçlere ilişkin yeni düzenlemeler yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılan yeni düzenlemeler aşağıdaki şekilde özetlenebilir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Başvuru parasal limiti 15.430 TL’den 30.000 Türk Lirasına yükseltilmiştir. Bu sayede tek bir parasal sınır bulunması sebebiyle görev konusunda tüketiciler açısından hangi heyete başvuracağı noktasında karmaşa yaşanmaması amaçlanmıştır. Buna göre 29.999 TL tutarındaki uyuşmazlık için tüketici hakem heyetlerine başvurulması zorunlu iken, 30.000 TL tutarındaki uyuşmazlık için tüketici mahkemelerine başvurulmalıdır.</li>



<li>6502 sayılı Kanun’un 66 ncı, 68 inci ve 73 üncü maddeleri gereğince tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular ile mahkemelerde açılmış olan davalar için söz konusu başvuruların yapıldığı ve davaların açıldığı tarihte yürürlükte bulunan görev ve yetkiye ilişkin hükümler uygulanır. Buna göre örneğin 20.09.2022 tarihinde 17.000 TL’lik uyuşmazlık için tüketici mahkemesine doğrudan dava açıldığında, 01.10.2022 tarihinde tüketici mahkemesi “görevsizlik” kararı vermeyecek, davaya bakmaya devam edecektir.</li>



<li>İl ve İlçe parasal sınır ayrımı kaldırılmıştır. Dolayısıyla tüketicilerin, tercihlerine bağlı olarak başvuru yapabilecekleri yetki çevreleri genişletilmiştir. Tüketici; yerleşim yeri il veya ilçe THH’si ya da işlemin yapıldığı yer il veya ilçe THH’sinden dilediğine başvurabilecektir.</li>



<li>Tüketici hakem heyetinin bulunmaması durumunda yetkili tüketici hakem heyetine iletilmek üzere (irtibat personeli aracılığıyla) o yer kaymakamlıklarına başvuru yapılmaktadır.</li>



<li>Tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine ilaveten tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde itiraz edilebileceği kaleme alınmıştır.</li>



<li>Başvuruların geçerli olabilmesi için başvuru formunun (ya da dilekçenin) eksiksiz ve tutarlı olarak doldurulması gerekmektedir. Dolayısıyla başvuru esnasında zorunlu bilgiler artırılmıştır.</li>



<li>Tüketici hakem heyetlerinin hangi hukuki durumlarda (konusuz kalma, derdestlik, kesinleşen karar veya kesin hükmün varlığı gibi) ne karar vereceği konusu netleştirilmiştir.</li>



<li>Savunma hakkının kullanılması konusundaki “tüketici uyuşmazlığı konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belge taraflardan istenir” hükmü “emredici” nitelikte kaleme alınmış ve takdire bağlılığı ortadan kaldırılmıştır.</li>



<li>Tüketici hakem heyetlerinin kurumsal alt yapısı iyileştirilmiş, bu doğrultuda heyete üye olabilmenin koşulları yeniden düzenlenmiştir (lisans mezunu üye bulunamadığı takdirde en az lise mezunu olma şartı getirilmiş ve üyelerin mazeretsiz olarak 4 toplantıya katılmama durumu iki toplantıya düşürülmüştür)</li>



<li>Tüketici hakem heyetlerinin teknik alt yapısı iyileştirilmiş, bu doğrultuda elektronik ortamda yazışma ve tebligat sistemleri güçlendirilmiştir (TÜBİS, UYAP, KATP, KETSİS, UETS) Ancak halen avukatların kullandığı UYAP altyapısında vekalet ile tüketici hakem heyetine müvekkili adına başvuru yapabilmesine imkan bulunmamaktadır.Tüketici hakem heyeti tarafından tebliği gereken evrakın taraflara veya vekillerine 213 sayılı Kanunun 107/A maddesi hükümlerine göre elektronik ortamda tebliği yapılmakta, bu kapsamda elektronik ortamda tebligat yapılamadığı durumlarda&nbsp;11/2/1959&nbsp;tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.</li>



<li>Raportör kadrolarının artırılmasına ağırlık verilmiştir. Tüketici hakem heyetlerinde hali hazırda bulunan kadrolu raportörlere son dönemde alınan raportörler de eklenince yaklaşık 500 adet kadrolu raportör mevcut olup, alımlar daha çok hukuk ve adalet meslek yüksek okulu kökenli kişiler arasından tercih edilerek sürece katkı sağlamaları hedeflenmiştir.</li>



<li>Başvuruda bulunması gereken zorunlu bilgilerde eksiklik ya da tutarsızlık bulunması durumunda, tüketici hakem heyeti tarafından başvurular hakkında ret kararı verilmeden önce yedi gün süre verilmek suretiyle başvuru sahibinden ek bilgi veya belge istenmesi zorunluluğu getirilerek tüketicilere, tüketici hakem heyetinden faydalanabilmeleri adına ikinci bir şans tanınmıştır. Aksi takdirde tüketiciler verilen bu ret kararına karşı sadece mahkemeye itiraz yolunu kullanabileceklerdir.</li>



<li>Taraflardan her biri, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde, ilk başvurusunda yer alan talepleriyle ilgili olarak tüketici hakem heyetince karar verilmeyen hususlarda, kararın tamamlanmasını isteyebileceği yönündeki “Tamamlama Kararı” kurumuyla yargı öncesi çözüm olanakları artırılmıştır. Nitekim benzer şekilde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305/A maddesinde “Hükmün tamamlanması” olarak yer alan hükümden esinlenen Yönetmelik maddesinin yürürlük tarihi 1/1/2023 olarak belirlenmiştir. Bu hüküm ile amaçlanan tüketici hakem heyetlerinin tüketicinin taleplerinden; “görevi kapsamındaki” ve “hukuken değerlendirilebilir nitelikteki” her birini değerlendirerek karara çıkması, unutulan veya değerlendirilmeyen taleplerle ilgili olarak tüketicilerin karara itiraz yoluyla mahkemeye gitmek zorunda kalmamaları hedeflenmiştir.</li>



<li>Mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bilgi veya belgenin itiraz aşamasında tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyecektir. Söz konusu hüküm tüketici mahkemesi hakimleri tarafından uygulamada esas alınan hususlardan olması sebebiyle yapılan düzenlemelerle yasalaşmış ve tüketici hakem heyetlerinde yapılan incelemeler esnasında bilerek bilgi veya belge sunmayan sorumluların yargılama giderlerine katlanması öngörülmüştür.</li>



<li>Mağduriyetlerin daha hızlı çözümlenmesi adına tüketici hakem heyetlerinin karar alma süresi kısaltılarak tüketici hakem heyetlerinin toplam inceleme süresi hızlandırılmıştır. Önceki mevzuat döneminde 6 AY (inceleme süresi) + 6 AY (ilave süre) yerine yeni Yönetmelik’te 6 AY (inceleme süresi) +3 AY (ilave süre) olarak benimsenmiştir.</li>



<li>Tebligat ve bilirkişi ücretlerinin tahsiliyle ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre söz konusu ücretler; tüketici aleyhine karar verilmesi halinde Bakanlıkça karşılanırken kararın tüketici lehine sonuçlanması durumunda, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde karşı tarafça ilgili vergi dairesi müdürlüğüne ödenir. Uyuşmazlığın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi durumunda ise, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde feragat veya kabul beyanında bulunan tarafça ilgili vergi dairesi müdürlüğüne ödenir. Bu noktada uyuşmazlığın konusuz kalmasına tüketici sebep olduysa bu ücretler yine Bakanlıkça karşılanacaktır. Tamamlama ve düzeltme kararlarına ilişkin yazışmalara ilişkin tebligatlar ise yine Bakanlık tarafından karşılanır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tablo 1: Tüketici Hakem Heyetleri Başvuru, Karar ve Süreleri</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="577" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2022/12/tuketici_-hakem_heyetlerine_iliskin_-yapilan_mevzuat_degisiklikleri_uzerine_bir_degerlendirme_tablo-1024x577.jpg" alt="" class="wp-image-5897" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2022/12/tuketici_-hakem_heyetlerine_iliskin_-yapilan_mevzuat_degisiklikleri_uzerine_bir_degerlendirme_tablo-1024x577.jpg 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2022/12/tuketici_-hakem_heyetlerine_iliskin_-yapilan_mevzuat_degisiklikleri_uzerine_bir_degerlendirme_tablo-300x169.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2022/12/tuketici_-hakem_heyetlerine_iliskin_-yapilan_mevzuat_degisiklikleri_uzerine_bir_degerlendirme_tablo-768x433.jpg 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2022/12/tuketici_-hakem_heyetlerine_iliskin_-yapilan_mevzuat_degisiklikleri_uzerine_bir_degerlendirme_tablo-570x320.jpg 570w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2022/12/tuketici_-hakem_heyetlerine_iliskin_-yapilan_mevzuat_degisiklikleri_uzerine_bir_degerlendirme_tablo.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>Tüketici hakem heyetlerinin iş ve işlemlerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler neticesinde; heyetler arasında farklı uygulamaların görülmesi, yapılan başvuruların dengeli dağılmaması, görevlendirilen raportörlerin sık sık değişmesi nedeniyle raportörlerin yeterince etkin olamaması, heyetlerin ortalama karar sürelerinde artış yaşanması, aynı uyuşmazlığa ilişkin verilen kararlarda yeknesaklık olmaması gibi daha sayılabilecek birçok sebepten ötürü 211 tüketici hakem heyetinin dağılım ve teşkilat yapısının gözden geçirilerek günün gelişen ve değişen şartlarına uygun bir şekilde yeniden yapılandırılması ihtiyaç ve gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu yapılandırma tüketici hakem heyetlerinin yetki çevrelerini değiştirmeye/kaydırmaya/ birleştirmeye yönelik olabileceği gibi heyetlerin farklı konularda ihtisaslaşması veya ürün grupları bazında heyetler arasında dağılıma gidilmesi gibi çözümler de tüketici hakem heyetlerinin etkinliğinin artırılması ile hizmetin kalitesi ve devamlılığı açısından değerlendirilebilecek farklı yapılandırma yöntemlerinden bazılarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan 27 yıllık geçmişi olan tüketici hakem heyetleri ile 2,5 yıllık geçmişe sahip olan tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk kurumu birbiriyle yarışacak nitelikte alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olmayıp, birlikte mahkemelerin iş yükü hafifletmenin yanı sıra tüketicileri ve satıcı/sağlayıcıları uzun soluklu bir mahkeme maratonundan da kurtaracak şekilde ortak hareketle sürece katkı sağlamalıdır. Keza ülkemizde tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin olarak yer alan diğer alternatif uyuşmazlık yollarının başvuru ağırlığı terazinin bir kefesine konsa diğer kefede tüketici hakem heyetlerinin ağırlığı yadsınamaz derecede baskın gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer taraftan 1/10/2022 tarihinden itibaren 30.000 TL’ye yükseltilen başvuru parasal sınırının, 1/1/2023 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni değerinin belirlenebilmesine esas alınacak veriler 3 Kasım 2022 tarihinde TÜİK tarafından açıklanmış<a href="#_edn12" id="_ednref12"><sup>[12]</sup></a> ve buna göre 2023 yılı vergi, harç ve cezalara uygulanmak üzere 2022 yılına ilişkin yeniden değerleme oranına esas olan veri % 122,93 oranında artış olarak gerçekleşmiştir. Buna göre Cumhurbaşkanı, Vergi Usul Kanunu kaynaklı %50 artırma veya %50 azaltma yetkisini kullanmazsa yeni yılda tüketici hakem heyetlerine zorunlu olarak başvuru parasal sınırının en az 66.000 TL olması beklenmektedir. %50 azaltma yetkisini kullandığı varsayılır ise tüketici hakem heyetlerine başvuru sınırının en az 48.000 TL civarında olacağı değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başvuru parasal sınırının 15.430 TL’den 30.000 TL’ye artırılması ilçe tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuru sayısını kritik düzeyde etkilememiş, ancak bazı büyükşehir il tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular 4-5 katına ulaşmıştır.<a id="_ednref13" href="#_edn13"><sup>[13]</sup></a> Tüketici tercihlerinin il tüketici hakem heyetlerine kaymasına ilişkin sebepler ile söz konusu başvuru parasal sınırının yeni yıldan itibaren 48.000-66.000 TL bandına yükselmesi neticesinde il tüketici hakem heyetlerinde meydana gelebilecek kapasite sorunu ve öngörülemeyen diğer tüm açmazlar uzun vadede değerlendirilebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref1" id="_edn1"><sup>[1]</sup></a> TUTUMLU, M. Akif, Türk Hukuk Sisteminde Tüketici Hakem Heyetleri, (Ocak 2019), Seçkin Yayınevi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref2" id="_edn2"><sup>[2]</sup></a> Prof. Dr. ZEVKLİLER, Aydın, (Kasım 2016), Tüketicinin Korunması Hukuku, Seçkin Yayıncılık</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref3" id="_edn3"><sup>[3]</sup></a> TUTUMLU, M. Akif, Türk Hukuk Sisteminde Tüketici Hakem Heyetleri, (Ocak 2019), Seçkin Yayınevi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_edn4" href="#_ednref4"><sup>[4]</sup></a> SAYALGI, Tuğba Hazal, Son Değişikliklerle 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği Sunumu, Türkiye Barolar Birliği Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Uygulamaya Etkileri Sempozyumu, <a href="https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanunda-yapilan-degisiklikler-ve-uygulamaya-etkileri-sempozyumu-83075">https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanunda-yapilan-degisiklikler-ve-uygulamaya-etkileri-sempozyumu-83075#</a>, 08/10/2022</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref5" id="_edn5"><sup>[5]</sup></a> (E-kaynak: <a href="https://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2013:165:0063:0079:EN:PDF">https://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2013:165:0063:0079:EN:PDF</a> , 14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref6" id="_edn6"><sup>[6]</sup></a> Prof. Dr. ÇABRİ, Sezai, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Şerhi (2021), Adalet Yayınevi, s.1133</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref7" id="_edn7"><sup>[7]</sup></a> (E-kaynak: <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/07/20200728-14.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/07/20200728-14.htm</a> , 14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref8" id="_edn8"><sup>[8]</sup></a> (E-kaynak: <a href="https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9092022143819adalet_ist-2021.pdf">https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9092022143819adalet_ist-2021.pdf</a> ,14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref9" id="_edn9"><sup>[9]</sup></a> (E-kaynak: <a href="https://tuketici.ticaret.gov.tr/haberler/tuketici-hakem-heyetlerinin-2021-yili-istatistiklerine-iliskin-basin-duyurusu">https://tuketici.ticaret.gov.tr/haberler/tuketici-hakem-heyetlerinin-2021-yili-istatistiklerine-iliskin-basin-duyurusu</a>, 14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref10" id="_edn10"><sup>[10]</sup></a> (E-kaynak: <a href="https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9092022143819adalet_ist-2021.pdf">https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9092022143819adalet_ist-2021.pdf</a>,14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a id="_edn11" href="#_ednref11"><sup>[11]</sup></a> (E-kaynak: <a href="https://adb.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9052022162408t%C3%BCketici%20%2004.05.2022.pdf">https://adb.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/9052022162408t%C3%BCketici%20%2004.05.2022.pdf</a>, 14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref12" id="_edn12"><sup>[12]</sup></a>(E-kaynak: &nbsp;<a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yurt-Ici-Uretici-Fiyat-Endeksi-Ekim-2022-45859">https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yurt-Ici-Uretici-Fiyat-Endeksi-Ekim-2022-45859</a>, 14/11/2022)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ednref13" id="_edn13"><sup>[13]</sup></a> UZUNOĞLAN, Bayram, Türkiye Barolar Birliği Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Uygulamaya Etkileri Sempozyumu, <a href="https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanunda-yapilan-degisiklikler-ve-uygulamaya-etkileri-sempozyumu-83075">https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanunda-yapilan-degisiklikler-ve-uygulamaya-etkileri-sempozyumu-83075#</a>, 08/10/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son Düzenlemeler Çerçevesinde İhracat Bedellerinin Yurda Getirilmesi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/son-duzenlemeler-cercevesinde-ihracat-bedellerinin-yurda-getirilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Özkoç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:49:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[Döviz]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat Bedelinin Yurda Getirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat Bedelleri]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat Bedellerinin Tahsili]]></category>
		<category><![CDATA[İhracat Bedellerinin Tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[Kambiyo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5883</guid>

					<description><![CDATA[1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara istinaden hazırlanan, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48) ile 4 Eylül 2018 tarihinden itibaren ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek; altı ay süresince ihracat bedellerinin yurda getirilme süresi eşyanın fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemeyecek ve söz konusu bedellerin ise en az % 80’inin bankalara satılması zorunlu hale getirilmiş idi. Tebliğ’in “Yürürlük” maddesinde yer alan 6 ay süresince geçerlidir hükmü veya süresi 3 Mart 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/53) ile 4 Eylül 2019 tarihine (1 yıl süresince geçerlidir); 31 Ağustos 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/55) ile de 4 Mart 2020 tarihine (18 ay geçerlidir) kadar uzatıldı. 31 Aralık 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/56) ile yeniden bir düzenleme yapılarak; Tebliğ hükümlerinin uygulama veya yürürlük süresine ilişkin süre şartı kaldırılarak, Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilmesi veya getirilmesi ile yurda getirilme süresi yine fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçmemekle birlikte, bu bedellerin en az % 80’inin bir bankaya satılması zorunluluğu kaldırıldı. Ancak daha sonra Merkez Bankası tarafından İhracat Genelgesi ve Uygulama Talimatı yürürlüğe girerek; ihracat bedellerinin tasarrufunun serbest bırakıldığı ülkeler (ihracat bedellerinin yurda getirilmesinde istisna tanınan ülkeler) ve durumlar hariç olmak üzere, fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içerisinde ihracat bedeli dövizin % 40’ının (18.04.2022 tarihine kadar bu oran % 25 idi) Merkez Bankasına satılmak üzere bankalara satılması zorunluluğu getirildi. Bu çalışmada; konuya ilişkin yapılan son ve yeni düzenlemeler üzerinde durulmuştur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara istinaden hazırlanan, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48) ile <strong>4 Eylül 2018 tarihinden itibaren</strong> ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek; <strong>altı ay süresince</strong> ihracat bedellerinin yurda getirilme süresi eşyanın <strong>fiili ihraç tarihinden</strong> itibaren 180 günü geçemeyecek ve söz konusu bedellerin ise en az % 80’inin bankalara satılması zorunlu hale getirilmiş idi. Tebliğ’in “Yürürlük” maddesinde yer alan <strong>6 ay süresince geçerlidir</strong> hükmü veya süresi 3 Mart 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/53) ile 4 Eylül 2019 tarihine (1 yıl süresince geçerlidir); 31 Ağustos 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/55) ile de 4 Mart 2020 tarihine (18 ay geçerlidir) kadar uzatıldı. 31 Aralık 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/56) ile yeniden bir düzenleme yapılarak; Tebliğ hükümlerinin uygulama veya yürürlük süresine ilişkin süre şartı kaldırılarak, Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin <strong>bedellerin </strong>ihracata aracılık eden bankaya transfer edilmesi veya getirilmesi ile yurda getirilme süresi yine <strong>fiili ihraç tarihinden</strong> itibaren 180 günü geçmemekle birlikte, bu bedellerin<strong> en az % 80’inin bir bankaya satılması zorunluluğu kaldırıldı.</strong> Ancak daha sonra Merkez Bankası tarafından İhracat Genelgesi ve Uygulama Talimatı yürürlüğe girerek; ihracat bedellerinin tasarrufunun serbest bırakıldığı ülkeler (ihracat bedellerinin yurda getirilmesinde istisna tanınan ülkeler) ve durumlar hariç olmak üzere, <strong>fiili ihraç tarihinden</strong> itibaren <strong>180 gün içerisinde</strong> ihracat bedeli dövizin <strong>% 40’ının</strong> (18.04.2022 tarihine kadar bu oran <strong>% 25 </strong>idi) Merkez Bankasına satılmak üzere bankalara satılması zorunluluğu getirildi. Bu çalışmada; konuya ilişkin yapılan son ve yeni düzenlemeler üzerinde durulmuştur.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Döviz, İhracat, İhracat Bedelleri, İhracat Bedellerinin Tasarrufu, İhracat Bedelinin Yurda Getirilmesi, İhracat Bedellerinin Tahsili, Kambiyo, Kambiyo Takibatı</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>JEL Sınıflandırması:</strong> F31</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere kambiyo mevzuatı veya işlemleri; 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve bu Karara dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası tarafından çıkarılan tebliğ, genelge ve tasarruflu yazılar çerçevesinde yürütülmektedir. Burada kambiyo mevzuatı içerisinde yer alan ihracat bedellerinin ülkemize getirilmesi veya tasarrufu konusunda yapılan son ve yeni düzenlemeler çerçevesinde bazı değerlendirmeler yapılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun gereğince, Türk parasının kıymetinin korunması konusunda kararlar alınmasında Cumhurbaşkanı yetkilidir. Cumhurbaşkanı bu yetkisini Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ile kullanarak, kambiyo mevzuatının temel esaslarını belirlemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kambiyo mevzuatında, ihracat bedellerinin yurda getirilmesi zorunluluğu ve tahsili ile diğer benzer hususlarda 7/8/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve bu Karara dayanılarak çıkarılan tebliğ ve genelgelerde, son dönemlerde ekonomik ve ticari sebeplerden ötürü bazı radikal değişiklikler yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve bu Karara ilişkin tebliğ ve genelgeler, bugüne kadar birçok değişikliğe uğramış ve bundan önceki en son esaslı ve temel değişiklik ise 8 Şubat 2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair 2008/13186 sayılı Karar idi. Bu Karar ile kambiyo mevzuatında köklü bir değişiklik yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’ın 2008/13186 sayılı Karar ile değişik <strong>“<em>İhracat</em>”</strong> kenar başlıklı 8’inci maddesinde;<strong> “<em>(1) İhracat bedellerinin tasarrufu serbesttir.</em></strong><em> <strong>Bakanlık ihtiyaç duyulması halinde ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.</strong></em><strong>”</strong> hükmü yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">28/02/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’a ilişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in <strong>“<em>Transit ticaret</em>” </strong>kenar başlıklı 7’nci maddesinde; “<strong><em>(1)</em></strong><em> <strong>Transit ticaret satış bedellerinin tasarrufu serbesttir.</strong></em><strong>”</strong> hükmü yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenlemeler ile Türk parası kıymetini koruma mevzuatına ilişkin transit ticaret ve ihracat hesaplarının kapatılması yükümlülüğü de sona ermiş idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8 Şubat 2008 tarihinden önce, ihracat bedellerinin yurda getirilmesi belli bir süre ve şarta bağlanmış ve zamanında getirilmemesi halinde ilgililer hakkında kambiyo suçu gereği takibat yapılıyordu. 8 Şubat 2008 tarihinde yapılan düzenleme ile; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’da değişiklik yapılarak, ihracat bedeli dövizlerin yurda getirilmesi mecburiyetine son verilmiş; 08/02/2008 tarihinden itibaren ihracattaki kambiyo takibatı kaldırılmış ve ihracatçılar ihracat bedellerini diledikleri tarihlerde ve miktarlarda yurda getirebileceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11/08/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 8’inci maddesine istinaden hazırlanan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan 4 Eylül 2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48) ile ihracat bedellerinin tasarrufuna ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenmiş ve buna göre; ihracat bedellerinin Türkiye’ye getirilmesi zorunluluğu yeniden yürürlüğe girerek, ihracat bedellerinin ihraç tarihinden itibaren 6 ay içinde yurda getirilmesi gerekmekte idi. İhracat bedellerinin yurda getirilme süresi eşyanın <strong>fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemeyecek ve söz konusu bedellerin ise en az % 80’inin bankalara satılması zorunlu hale getirilmişti.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 31/12/2019 tarihli ve 30995 (5. mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/56) ile yeni bir düzenleme yapılarak; ihracat bedellerinin yurda getirilmesinin esas olduğu, Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin <strong>bedellerin </strong>ihracata aracılık eden bankaya transfer edilmesi veya getirilmesi ile yurda getirilme süresi yine <strong>fiili ihraç tarihinden</strong> itibaren 180 günü geçmemekte, ancak gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin <strong>bedellerin ise en az % 80’inin bir bankaya satılması zorunluluğu kaldırıldı.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuya ilişkin; 7/8/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve 4/9/2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’e dayanılarak hazırlanan 16 Ocak 2020 tarihli Merkez Bankası İhracat Genelgesi ve buna ilişkin Uygulama Talimatı ile yeni değişiklikler ve düzenlemeler yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KONUYLA İLGİLİ MEVZUAT DÜZENLEMESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">31/12/2019 tarihli ve 30995 (5. mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/56) ile değişik 4 Eylül 2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’de; ihracat bedellerinin yurda getirilmesi, ihracat işlemlerinde sorumluluk, hesap kapatma, ihbar ve ek sürelere ilişkin çeşitli hükümler yer almaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">7/8/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve 4/9/2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’e dayanılarak hazırlanan ve ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esasların yeniden düzenlendiği 16 Ocak 2020 tarihli Merkez Bankası İhracat Genelgesi’nde; ihracat bedellerinin yurda getirilmesi, ihracat bedellerinin tahsil şekilleri, peşin döviz, özelliği olan ihracat, ihracat bedelinin tahsili ve kabulü, ihracat bedelinin tespiti, efektif olarak getirilen ihracat bedelleri, ihracatçının serbest kullanımına bırakılan dövizler, ihracat hesabının kapatılması, ihracat hesabının kapatılmasında ibrazı zorunlu belgeler, ihracat bedelinin tahsilinde ve ihracat hesabının kapatılmasında sorumluluk ve İhracat Bedeli Kabul Belgesine ilişkin çeşitli hükümler yer almakla birlikte;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“<em>İhracat Bedellerinin Merkez Bankasına Satışı</em>” kenar başlıklı <em>Ek Madde 1</em>’de;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“(1) Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren İBKB’ye veya DAB’a bağlanan <strong>ihracat bedellerinin %40&#8217;ı</strong> İBKB’yi veya DAB’ı düzenleyen bankaya satılır. Bu bedeller bankaca Merkez Bankası tarafından ilan edilen ve işlem günü için geçerli döviz alış kuru üzerinden aynı gün Merkez Bankasına satılır ve Merkez Bankasının banka nezdindeki hesabına aktarılır. Söz konusu tutarın tam karşılığı banka tarafından ihracatçıya Türk parası olarak ödenir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“<a></a>Döviz olarak beyan edilen ihracat bedellerinin Türk Lirası olarak kabulü” kenar başlıklı Geçici Madde 1’de;</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“(1) Ukrayna ve Rusya&#8217;ya gerçekleştirilmiş veya gerçekleştirilecek ihracat işlemleriyle ilgili olarak ihracat bedellerinin döviz cinsinden beyan edilmiş olsa dahi Türk Lirası olarak da kabulü mümkündür.”</em> hükümleri yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48) ile Merkez Bankasının 16 Ocak 2020 tarihli İhracat Genelgesine istinaden hazırlananve<strong> 3 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe giren </strong><em>“İhracat Genelgesinin Ek 1’inci Maddesi Kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına Yapılacak Döviz Satışına İlişkin Uygulama Talimatı”</em>nda da; ihracat bedeli dövizin Merkez Bankasına satılması, işleme esas döviz cinsleri ve yürürlüğe giriş tarihi konusunda çeşitli &nbsp;hükümler yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KONUYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda uzun zamandır sorun yaşamayan ihracatçıları kısmen de olsa rahatsız edebilecek ve aynı zamanda rekabet güçlerini de azaltabilecek olan bu yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. Buna göre; ihracat bedellerinin tamamının ve/veya bir kısmının tasarrufunun serbest bırakıldığı ülkeler (ihracat bedellerinin yurda getirilmesinde istisna tanınan ülkeler) ve durumlar hariç olmak üzere; <strong>dolar</strong>, <strong>euro</strong> ve <strong>sterlin</strong> cinsi ihracat bedellerinin tamamının fiili ihraç tarihinden itibaren yurda getirilmesi ve bir kısmının da Türk lirasına çevrilmesi zorunlu hale getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuya ilişkin yapılan en radikal değişiklik; fiili ihracatı gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin ihracat bedeli dövizin <strong>% 40</strong>’ının (18.04.2022 tarihine kadar bu oran <strong>% 25 </strong>idi), düzenlendiği tarihteki işlem kuru üzerinden Merkez Bankasına satılmak veya aktarılmak üzere bir bankaya satılması veya bozdurulmasıdır. Bu düzenlemelerle; fiili ihracatı gerçekleştirilen işlemlere ilişkin ihracat bedellerinin yurda getirilme süresinin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemeyeceği ve fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içerisinde ihracat bedeli dövizin bir kısmının ihracat bedellerinin süresi içerisinde yurda getirildiğini tevsik eden <strong>ihracat bedeli kabul belgesini</strong> veya ihracatçının dövizi bankaya sattığını gösteren ve belgelendiren <strong>döviz alım belgesini</strong> düzenleyen bir bankaya satılması veya bozdurulması zorunluluğu getirilmiştir. 18 Nisan 2022 tarihinden itibaren ihracat bedeli kabul belgesi veya döviz alım belgesine bağlanan ihracat bedeli dövizin <strong>% 40’ı</strong>, ihracat bedeli kabul belgesi veya döviz alım belgesinin düzenlendiği tarihteki işlem kuru üzerinden Merkez Bankasına satılmak üzere ihracat bedeli kabul belgesi veya döviz alım belgesini düzenleyen aracı bankaya satılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat bedellerinin tahsilinden, süresinde yurda getirilmesinden ve ihracat hesabının süresinde kapatılmasından ihracatçıların sorumlu olduğu; ihracata aracılık eden bankaların ise ihracat bedellerinin yurda getirilmesini ve kabulünü izlemekle yükümlü veya sorumlu tutuldukları, ayrıca bedellerin süresi içerisinde yurda getirildiğine dair ihracat bedeli kabul belgesini düzenledikleri ve ihracat ile ilgili hesapların da gümrük beyannamesi örneği veya gümrük beyannamesi bilgileri ve satış faturası gibi belgelerin ibraz edilmesi halinde de aracı bankalar nezdinde kapatıldığı görülmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat işlemlerine ilişkin bedellerin; akreditifli ödeme, vesaik mukabili ödeme, mal mukabili ödeme, kabul kredili akreditifli ödeme, kabul kredili vesaik mukabili ödeme, kabul kredili mal mukabili ödeme ve peşin ödeme şekillerinden birine göre yurda getirilebileceği ve işleme esas alınacak döviz cinsleri olarak; ABD doları, euro ve İngiliz sterlini cinsinden ihracat bedeli kabul belgesi veya döviz alım belgesine bağlanan ihracat bedeli dövizlerin bu uygulama kapsamına alındığı hüküm altına alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat bedellerinin beyan edilen Türk parası veya döviz üzerinden yurda getirilmesinin esas olduğu, ancak döviz üzerinden yapılacağı beyan edilen ihracat karşılığında farklı bir döviz cinsinin ve/veya Türk parası üzerinden yapılacağı beyan edilen ihracat karşılığında yurda döviz getirilmesinin de mümkün olduğu görülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yolcu beraberinde efektif olarak getirilen ihracat bedelinin yurt dışından getirildiğinin tespiti gümrük idarelerince onaylı nakit beyan formu ile yapılacağı ve fiilen gerçekleştirilen mal ihracı kapsamında yolcu beraberinde efektif olarak getirilen ve nakit beyan formu ile gümrük idarelerine beyan edilmesi zorunlu olan ihracat bedelleri için de ihracat bedeli kabul belgesi düzenlendiği anda söz konusu tutarın % 40’ının Merkez Bankasına satılmak üzere aracı bankaya satılması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özelliği olan ihracat kapsamında; yurt dışına müteahhit firmalarca yapılacak ihracatın bedelinin 365 gün içinde; konsinye yoluyla yapılacak ihracatta bedellerin 180 gün içinde; geçici ihracat ve finansal kiralama durumunda ise 90 gün içinde yurda getirilmesi ve peşin bedelli döviz karşılığındaki ihracatın da ek süreler saklı kalmak kaydıyla 24 ay içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat bedellerine ilişkin tasarruf serbestisinin kapsamı genişletilerek; hizmet ihracatı, transit ticaret, Türkiye&#8217;de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satış, Türkiye&#8217;de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satış, mikro ihracat ve serbest bölge işlem formu kapsamında gerçekleştirilen 5.000 ABD doları veya karşılığı döviz ya da Türk lirasını geçmeyen tutardaki ihracat işlemlerinde bedellerin tamamı ihracatçının serbest kullanımına bırakılan ve bu uygulamanın dışında tutulan işlemlerdir. Dolayısıyla, bu kapsamdaki ihracatların bedellerinin yurda getirilme zorunluğu bulunmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muafiyet kapsamında yer alan yani ihracat bedellerinin yurda getirilmesinde ayrıcalık veya istisna tanınan; Afganistan, İran, Suriye ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkelere yapılan ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin tamamı ihracatçının serbest kullanımına bırakılmışlardır. İhracat işlemlerinde ihracat bedelinin yurda getirilmesinde gümrük beyannamesinde yer alan tutarın yüzde ellisinin ihracatçının tasarrufunda serbest bırakılan ülkeler ise; Azerbaycan, Cezayir, Fas, Mısır, Yemen, Tunus ve Ukrayna gibi ülkelerdir. Ayrıca; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketleri tarafından yapılan ihracat işlemleri de muafiyet kapsamına alınarak (ihracatı serbest kullanıma bırakılan), bu şirketler tarafından yapılan ihracatlara ilişkin bedellerinin de yurda getirilme zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna ve Rusya&#8217;ya gerçekleştirilmiş veya gerçekleştirilecek ihracat işlemleriyle ilgili olarak ihracat bedelleri döviz cinsinden beyan edilmiş olsa dahi Türk Lirası olarak da kabulü mümkün hale getirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat bedellerinin süresi içerisinde yurda getirilmemesi veya yurda getirilmesi ancak bankalara satılmaması durumunda uygulanacak yaptırım veya müeyyide ile ilgili olarak 2018-32/48 sayılı Tebliğ ve İhracat Genelgesi’nde özel bir hüküm olmamakla birlikte, söz konusu Genelge ve Tebliğin dayanakları; 11/08/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve bu Karar’ın da dayanağı olan 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında Kanun olduğu için; 32 sayılı Karar ve bu Kararın uygulanması amacıyla Bakanlıkça yayımlanacak tebliğlere muhalefet 1567 sayılı Kanun ve bu Kanuna ek ve tadillerine de muhalefet sayıldığından, ihracat bedellerinin yurda getirilmemesi, yurda getirilmesi ancak bankalara satılmaması veya hesapların süresi içerisinde kapatılmaması halinde, yaptırım veya müeyyide olarak 1567 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde yer alan idari para cezaları uygulanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat bedellerine ilişkin yapısal düzenleme; 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve 07/08/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karardır. 32 sayılı Karar uyarınca; <strong>1989 yılından 2008 yılına kadar ihracat bedellerinin yurda getirilmesi zorunlu idi.</strong> 8 Şubat 2008 tarihinde Karar’da yapılan değişiklik ile ihracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakılarak, <strong>ihracat bedelleri üzerindeki kambiyo takibatı kaldırıldı. </strong>Söz konusu bu serbestlik 04.09.2018 tarihine kadar da devam etti. 4 Eylül 2018 tarihli Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48) ile <strong>ihracatta kambiyo takibatı başlangıçta süreli olarak daha sonra ise süre şartı olmadan tekrar geri getirildi.</strong> Buna göre; ihracat işlemlerine ilişkin bedeller fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirilerek en az % 80’inin bir bankaya satılması zorunlu idi. 31 Aralık 2019 tarihli Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/56) ile ihracat <strong>bedellerinin en az % 80’inin bir bankaya satılması zorunluluğu kaldırıldı.</strong> Ancak daha sonra Merkez Bankası döviz rezervlerinin de desteklenmesi ve/veya arttırılması amacıyla Merkez Bankası tarafından ihracat genelgesi ve uygulama talimatı yürürlüğe girerek; <strong>fiili ihraç tarihinden</strong> itibaren <strong>180 gün içerisinde</strong> ihracat bedeli dövizin yurda getirilmesi ve <strong>% 40’ının</strong> (18.04.2022 tarihine kadar bu oran <strong>% 25 </strong>idi) da Merkez Bankasına satılmak üzere aracı bankalara satılması zorunluluğu getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, yani döviz olarak bankaya transfer edilen veya yurda getirilen ihracat bedellerinin bir kısmının döviz alım belgesine bağlanması yani Türk lirasına çevrilmesi zorunluluğu, ihracatçılar açısından önce Türk lirasına çevirme ve daha sonra ihtiyaç olduğunda ise tekrar döviz alınması gibi bir maliyet yaratmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanı sıra; döviz ve sermaye kontrolü ve/veya son dönemlerde yükselen döviz kuru nedeniyle alınan tedbirler kapsamında; ihracat bedellerinin serbestçe tasarrufunu kısmen de olsa kaldıran bu düzenlemeler veya talimatların uygulamada yaratacağı olumlu veya olumsuz etkileri zamanla ortaya çıkacaktır. Öte yandan, küresel veya global ekonomilerde uzun süredir yaşanan pandemi veya salgın, ambargolar, enerji, petrol ve gıda fiyatlarında yaşanan artışlar veya yüksek enflasyon ile birlikte komşularımızda başlayan savaş ve/veya yaşanan kriz sürecinin yarattığı olumsuz ekonomik etkiler karşısında; ihracat bedellerinin yurda getirilmesi ve bir kısmının da satılması uygulamasının serbest döviz piyasasına olan etkisini, ihracatı ithalata bağlı olan bir yapıda yani ithalata bağımlı bir sektörde oluşacak kur farklarından kaynaklı olası zararları, ihracatı zorlaştırıp zorlaştırmayacağını, dünya pazarlarına giriş ile uyum sağlanması açısından rekabet gücümüzü ne kadar etkileyeceğini ise gelecek zaman gösterecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong> KAYNAKÇA</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>20/02/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun</li>



<li>07/08/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar</li>



<li>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’a İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)</li>



<li>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)</li>



<li>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/53)</li>



<li>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/55)</li>



<li>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2019-32/56)</li>



<li>Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No:2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2020-32/58)</li>



<li>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 16 Ocak 2020 tarihli İhracat Genelgesi</li>



<li>İhracat Genelgesinin Ek 1’inci Maddesi Kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına Yapılacak Döviz Satışına İlişkin Uygulama Talimatı</li>



<li><a href="https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Banka">https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Banka</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kooperatifler Kanunu Değişiklikleri Sonrası Dış Denetim ve Tarım Satış Kooperatiflerinin Denetimi</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2022/12/22/kooperatifler-kanunu-degisiklikleri-sonrasi-dis-denetim-ve-tarim-satis-kooperatiflerinin-denetimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selçuk Mert]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 06:48:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 62]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatifler Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım satış kooperatifleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=5890</guid>

					<description><![CDATA[2021 yılında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda yapılan değişiklikler, kooperatifler için yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Yapılan değişikliklerden belki de en önemlisi Ticaret Bakanlığınca belirlenen kriterlere uyan kooperatifler için getirilen dış denetim sistemidir. Dış denetime ilişkin usul ve esaslar ile denetçiler ve denetime dair detaylar ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Ticaret Bakanlığınca çıkarılan bir yönetmelikle düzenlenmiştir. Söz konusu yeni sistem Bakanlıkça belirlenen kriterlere uyan kooperatifler ve birlikler için dış denetimi zorunlu kılarken, diğer kooperatiflerden farklı olarak hali hazırda denetim organı olmayan tarım satış kooperatifleri ile bunların bağımsız denetime tabi olmayan birlikleri için hem dış denetim hem de denetim organı işlevi görecek şekilde tasarlanmıştır. 
Tasarlanan dış denetim sistemi 31/12/2022 tarihinden sonra yürürlüğe girecek olup Ticaret Bakanlığınca konuya ilişkin olarak ikincil mevzuat çalışmaları ile geçiş için gerekli diğer hazırlıklar yürütülmektedir. Yapılan değişiklikler ışığında yakın gelecekte gerek tarım satış kooperatifleri gerekse diğer kooperatifler ve birlikler için denetim niteliğinin gözle görülür derecede artması beklenmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a><em>2021 yılında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda yapılan değişiklikler, kooperatifler için yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Yapılan değişikliklerden belki de en önemlisi Ticaret Bakanlığınca belirlenen kriterlere uyan kooperatifler için getirilen dış denetim sistemidir. Dış denetime ilişkin usul ve esaslar ile denetçiler ve denetime dair detaylar ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Ticaret Bakanlığınca çıkarılan bir yönetmelikle düzenlenmiştir. Söz konusu yeni sistem Bakanlıkça belirlenen kriterlere uyan kooperatifler ve birlikler için dış denetimi zorunlu kılarken, diğer kooperatiflerden farklı olarak hali hazırda denetim organı olmayan tarım satış kooperatifleri ile bunların bağımsız denetime tabi olmayan birlikleri için hem dış denetim hem de denetim organı işlevi görecek şekilde tasarlanmıştır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tasarlanan dış denetim sistemi 31/12/2022 tarihinden sonra yürürlüğe girecek olup Ticaret Bakanlığınca konuya ilişkin olarak ikincil mevzuat çalışmaları ile geçiş için gerekli diğer hazırlıklar yürütülmektedir. Yapılan değişiklikler ışığında yakın gelecekte gerek tarım satış kooperatifleri gerekse diğer kooperatifler ve birlikler için denetim niteliğinin gözle görülür derecede artması beklenmektedir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler: </strong>Dış Denetim, Tarım satış kooperatifleri, Kooperatifler Kanunu</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatırlanacağı üzere 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunda 2013 yılında yapılan değişiklikler sonrası, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinde etkin çalışmayan denetim kurulları kaldırılmış, yerine Bakanlıkça belirlenen kriterler doğrultusunda belirli ekonomik büyüklüğe sahip olan birlikler için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümlerine göre bağımsız denetim sistemi getirilmiş; kooperatiflerin denetiminin ise Türk Ticaret Kanunun 397/5 inci maddesi uyarınca çıkarılacak Yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştı. O tarihten bugüne kadar geçen süre zarfında öncelikle Ticaret Bakanlığınca 2013 yılında, “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Tarım Satış Kooperatif Birliklerinin Belirlenmesine Dair Tebliğ” yayımlanarak gerekli kriterler belirlenmiş ve 13 birlikten büyük çoğunluğu bağımsız denetime tabi hale gelmişti. Bu doğrultuda ilgili birlikler o tarihten itibaren her yıl Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen denetçiler eliyle bağımsız denetim yaptırmakta olup bağımsız denetime tabi birliklerde denetimin etkinliğinin daha önceki denetim kurullarının denetimlerine kıyasla çok ciddi ölçüde arttığını söylemek mümkün hale gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kooperatifler için TTK 397/5 kapsamında çıkarılması gereken, anonim şirketleri de kapsayacak olan yönetmelik hiçbir zaman çıkarılamamış ve bunun neticesinde tarım satış kooperatiflerinde uzun yıllar sürecek bir denetim boşluğu oluşmuş; bilançoların kesinleşmesi,&nbsp; finansal tabloların onaylanması gibi denetimlerin gerçekleştirilmesine bağlı işlemler yapılamamış, bu işlemlerin neticelendirilmesi bir süre ötelenmiş; ancak sürecin uzaması ve denetimsizliğin getirdiği sorunların çözüme ulaştırılması için Ticaret Bakanlığınca inisiyatif alınarak çıkarılan bir Genelgeyle, kooperatiflerin genel kurul kararıyla dışarıdan (serbest muhasebeci, mali müşavir, yeminli mali müşavir veya bağımsız denetçi) denetim hizmeti alması ya da üst birlik bünyesinde muhasebe ve kooperatifçilik konularında uzman kişilerden oluşturulacak bir komisyon tarafından denetlenmesine olanak sağlanarak söz konusu denetim sorunu geçici olarak çözülmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nihayet 26/10/2021 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7339 sayılı kanunun 21 inci maddesi ile 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümle olarak, <em>“Bağımsız denetim kapsamı dışında kalan birlikler ile kooperatifler 1163 sayılı Kanunun 69 uncu maddesi hükümlerine göre denetlenir.”</em>hükmü getirilerek ve TTK 397/5. maddesinin birinci cümlesinde yer alan <em>“ile 4572 sayılı Kanun kapsamındaki kooperatifler ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan üst kuruluşları”</em> ibaresi madde metninden çıkarılarak tarım satış kooperatiflerinde uzun yıllardır devam eden, kooperatiflerin denetimi ile bağımsız denetim dışında kalan birliklerin denetim hususu kesin ve yeni bir düzenlemeye bağlanmıştır. Bu amaçla 1163 sayılı Kanunun 69’uncu maddesi ve buna dayanılarak yürürlüğe konulan ikincil düzenlemelere yakından bakmak faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada Kooperatifler Kanunu ile Türk Kooperatifçilik mevzuatına ilk kez giren dış denetim sistemi hakkında bilgi verilerek yeni düzenleme sonrası tarım satış kooperatifleri ile bunların bağımsız denetime tabi olmayan birliklerinin denetiminin nasıl olacağı ele alınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DIŞ DENETİM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda anıldığı gibi, geçtiğimiz yıl içerisinde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda tüm ülke kooperatifçiliğini etkileyen ve halen geçiş süreci devam eden çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişikliklerden belki de en önemlisi Kanunun 69’uncu maddesi ile Türk kooperatifçilik mevzuatında ilk defa düzenlenen, tarım satış kooperatiflerinin denetim sorununu da çözen “dış denetim” müessesidir. Yeni düzenlemeyle Ticaret Bakanlığı tarafından çalışma konusu, ortak sayısı ve ciro gibi kıstaslar dikkate alınarak belirlenen kooperatif ve üst kuruluşlarının dış denetime tabi olacağı hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede kooperatiflerin dış denetiminin genel kurulca alınan karar doğrultusunda üç farklı kesim tarafından yapılabileceği düzenlenmiş olup bunlar;</p>



<p class="wp-block-paragraph">a) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen bağımsız denetçiler,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>b)&nbsp;1/6/1989&nbsp;tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa tabi meslek mensupları,</p>



<p class="wp-block-paragraph">c) İlgili Bakanlıkça dış denetimle yetkilendirilen, bağlı olunan merkez birlikleri veya merkez birliği kurulamamışsa bağlı olunan birlikler olarak hükme bağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca ilgili Bakanlıkça dış denetimle yetkilendirilen birlik ve merkez birlikleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümlerine göre bağımsız denetime tabi hale gelmiştir. Bu husus denetimle yetkilendirilen kooperatif üst kuruluşlarının nitelikli, objektif ve etkin bir şekilde denetlenebilmesi açısından kritik öneme sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine değişiklikle tıpkı kooperatifin içsel kontrolünü sağlayan denetim kurulu raporlarında olduğu gibi dış denetçi raporu genel kurula sunulmayan kooperatiflerde; finansal tablolar, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve ibra hakkında alınan kararların geçersiz olacağı hükme bağlanmış; böylece dış denetimin yasal zorunluluğu ortaya konulmuştur. Dış denetime ilişkin diğer detayların ise Ticaret Bakanlığınca çıkarılan bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KOOPERATİF VE ÜST KURULUŞLARININ DENETİMİNE DAİR YÖNETMELİK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1163 sayılı Kooperatifler Kanununun dış denetime ilişkin 69’uncu maddesinin altıncı fıkrasında, hem dış denetime hem de 65’inci madde kapsamında yapılan denetime (denetim organının denetimine) ilişkin usul ve esaslar ile denetçiler ve denetime dair diğer detayların ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüş olup bu kapsamda hazırlanan “Kooperatif ve Üst Kuruluşlarının Denetimine Dair Yönetmelik” 01.02.2022 tarih ve 31737 sayılı resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dış denetimin detaylarını düzenleyen söz konusu yönetmeliğin 15’inci maddesi çerçevesinde dış denetime tabi olan kooperatifler belirlenmiş olup buna göre;</p>



<p class="wp-block-paragraph">a) Tarım satış, tarım kredi, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet, pancar ekicileri kooperatifleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">b) Yapı ruhsatı alınmış ve ortak sayısı 100 veya daha fazla olan yapı, turizm geliştirme ve gayrimenkul işletme konularında faaliyet gösteren kooperatifler,</p>



<p class="wp-block-paragraph">c) Faaliyet konusuna bakılmaksızın 30 milyon Türk lirası ve üstü net satış&nbsp;hasılatı&nbsp;olan kooperatifler (varsa bağlı ortaklıkların ve iştirakleri dâhil art arda iki hesap döneminde bu şartı sağlayanlar),</p>



<p class="wp-block-paragraph">ç) Faaliyet konusuna bakılmaksızın 2.000 ve daha fazla ortağı bulunan kooperatifler dış denetime tabi olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüldüğü gibi tarım satış, esnaf ve sanatkârlar, kredi ve kefalet ile pancar ekicileri kooperatifleri doğrudan dış denetime tabi hale gelmişken diğer kooperatiflerde bu durum ortak sayısı ve ekonomik büyüklüğe göre değerlendirilecektir. Diğer taraftan anılan madde uyarınca kanuni yükümlülükleri nedeniyle 6102 sayılı Kanunun ilgili hükümleri kapsamında bağımsız denetim yaptıran kooperatiflerin, bu Yönetmelik uyarınca yaptırmaları gereken dış denetimden muaf olacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda örneğin; denetimle yetkilendirilen bir birlik, 1163 sayılı Kanunun 69/3’üncü maddesi gereği bağımsız denetime tabi olarak zaten daha üst kriterlerde bir denetimi yaptıracağından tekrar dış denetim yaptırmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu yönetmeliğin içsel denetimle diğer bir ifadeyle denetim organı olan denetçilerin denetimiyle ilgili bölümleri (denetleme organının nitelikleri, görev, sorumlulukları, denetim raporunun içeriği vb.) yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup dış denetime ilişkin olan 13-18 ve 20-39 uncu maddeleri ise 1/1/2023 tarihinde yürürlüğe girecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DIŞ DENETİMİN KONUSU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1163 sayılı Kanunun 69’uncu maddesi ve buna dayanılarak çıkarılan denetim yönetmeliği kapsamında dış denetim finansal tabloların denetimi olup kooperatiflerin finansal tablolarının (yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu içerisinde yer alan finansal bilgiler dahil), kooperatiflerin tabi olduğu 1163 sayılı Kanun, 6102 sayılı Kanun, 213 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatına göre hazırlanıp hazırlanmadığı, gelir ve giderlerinin dayanağını oluşturan belgelerin ilgili mevzuata uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, gelir ve gider hesapları ile bilanço hesaplarının defter, kayıt ve belgelerle uyumlu olup olmadığı hususları dış denetimin konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından bağımsız denetçi olarak yetkilendirilenler, ilgili Bakanlıkça dış denetimle yetkilendirilen birlik veya merkez birlikleri nezdinde gerçekleştirdikleri denetimler dışındaki denetim faaliyetlerini, diğer bir ifadeyle bağımsız denetim faaliyeti dışındaki denetimlerini bu Yönetmelik kapsamında yürüteceklerdir. Diğer taraftan dış denetçinin çalışma yönetimi ve görevleri anılan Yönetmeliğin 21’inci maddesinde kapsamlı olarak düzenlenmiş olup bu çalışmada bu detaylara girilmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DIŞ DENETÇİNİN EĞİTİMİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak 1163 sayılı Kanunun 69’uncu maddesi kapsamındaki dış denetimi gerçekleştirecek olan denetçiler için anılan Kanun ve Yönetmelik uyarınca bir eğitim ve sertifikasyon süreci öngörülmüştür. Bu kapsamda Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen bağımsız denetçiler hariç olmak üzere, Yönetmelik kapsamında dış denetim yapacak dış denetçilere, Bakanlık (Ticaret Bakanlığı) veya Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları veya üniversitelerce eğitim verileceği düzenlenmiş olup eğitim programını tamamlayanlara 5 yıl geçerli olmak üzere bir katılım belgesi almaları zorunlu kılınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuya ilişkin olarak Ticaret Bakanlığınca “Kooperatif ve Üst Kuruluşlarında Dış Denetim Yapacakların Eğitimine İlişkin Usul ve Esaslar” yayımlanmış olup uygulamaya ilişkin çalışmalar devam etmektedir. Söz konusu usul ve esaslar uyarınca denetçilere, kooperatifçilik mevzuatı, kooperatiflerde vergilendirme, temel muhasebe ve muhasebe standartları, denetim standartları ve sınırlı bağımsız denetim standardı 2400, dış denetimde raporlama, bankacılık ve sigortacılık mevzuatı, kurumsal yönetim ilkeleri, finansal yönetim ve finansal raporlama ve etik kurallara ilişkin olarak Bakanlıkça protokol imzalanacak eğitim sağlayıcılar tarafından kapsamlı bir eğitim programı düzenlenecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YENİ MEVZUAT ÇERÇEVESİNDE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİNİN DENETİMİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelinen noktada Ticaret Bakanlığınca belirlenen ekonomik büyüklük kriterlerine göre bağımsız denetime tabi olan birlikler bağımsız denetim yaptırmaya devam edecek; bağımsız denetime tabi olmayan birlikler ile kooperatiflerin denetimi ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 69’uncu maddesi ile Kooperatif ve Üst Kuruluşlarının Denetimine Dair Yönetmelikte ifade olunan ve kooperatif genel kurulunca seçilecek dış denetçi tarafından yapılacaktır. Fakat esasen 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 69’uncu maddesi ile ilgili yönetmelikte tarif edilen dış denetim, yukarıda bahsi geçen ve şartları sağlayan diğer kooperatifler için denetim organının yapacağı denetime ilave yeni bir denetimi ifade ederken, 4572 sayılı Kanuna tabi kooperatifler ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan birlikleri için asli denetim sistemini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle kanun değişikliğiyle gelen dış denetim tarım satış kooperatifleri ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan üst kuruluşları için denetim organı işlevi de üstlenen iç ve dış denetimin bir bileşimini oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim anılan Yönetmeliğin 22’nci maddesinde “<em>Tarım satış kooperatiflerinde ve bağımsız denetime tabi olmayan tarım satış kooperatifleri birliklerinde denetim yapacak dış denetçi 21 inci maddedeki görevlerin yanı sıra 8&#8217;inci maddede belirtilen görevleri de yerine getirmekle yükümlüdür</em>” denilerek 8’inci maddede düzenlenen ve diğer kooperatiflerin denetleme organı üyelerini ilgilendiren görev ve yetkiler, tarım satış kooperatiflerinin dış denetçisine yüklenmiştir. Özetle dış denetçi, tarım satış kooperatiflerinde aynı zamanda denetleme organı gibi çalışacaktır. Bu durumda denetçilerin bu kapasiteye sahip olması, kooperatif işletmeler ve kooperatifçilik mevzuatı hakkında yeterli bilgiye sahip olması büyük önem arz etmektedir. Bakanlıkça bu konuda çeşitli protokoller yapılarak sağlanacak eğitimde bu hususa özellikle dikkat edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1163 sayılı Kooperatifler Kanununda yapılan ve belirli kriterleri sağlayan kooperatifler için getirilen dış denetim sistemi yakın gelecekte Türk kooperatifçiliğini etkileyen en önemli değişiklik olarak karşımızda bulunmaktadır. Söz konusu Yönetmeliğin hem dış denetimin usul ve esaslarının belirlenmesi, hem de 1163 sayılı Kanuna tabi kooperatifler açısından denetim organının denetime dair hususları da ele alması yönüyle bir bütün olarak Türkiye’de kooperatiflerin denetiminin etkinliğini bir üst noktaya taşımayı amaçladığı, bu konuda da iddialı olduğu ortadadır. Bu yönüyle değişikliğin yaratacağı olumlu etkilerin önümüzdeki yıllarda hissedileceği kanaatindeyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada denetimi yapacak olan kişilerin yeterliliği büyük önem taşımaktadır. Bu hususta yetkili denetçiler arasında Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen denetçiler ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa tabi meslek mensuplarının yanında, kooperatif birlikleri ve merkez birliklerine -ilgili Bakanlıkça yetkilendirilmesi halinde- kooperatiflerin dış denetimini yapma yetkisi verilecek olması dikkat çekmektedir. Kanaatimce birliklerin bu konuda deneyimli personelinin yapacağı denetimin kullanışlı ve ihtiyaca uygun olacağını düşünmekle birlikte, bu kişilerin yapacağı denetimle ilk iki seçenekte yer alan kişilerin yapacağı denetim arasında bir nitelik farkı olup olmayacağı (dış denetimden beklenen standartlarda denetim yapıp yapamayacakları) merak konusudur. Bu husus elbette ki yakın gelecekte oluşturulacak olan denetim raporlarının içeriğinden ve niteliğinden anlaşılabilecektir. Öte yandan bu kişilerin kooperatifçiliği yakından tanıyor olması yukarıda anılan ve tarım satış kooperatifleri açısından, denetim organına yüklenen görevleri yerine getirme noktasında diğerlerinden daha avantajlı olabileceklerini de akla getirmektedir. Yine de Bakanlıkça organize edilecek olan eğitim ve sertifikasyon süreci bu noktada kritik bir öneme sahip olacaktır. Bu nedenle söz konusu eğitimlerin çok titiz ve etkin bir şekilde sağlanması gerekmektedir. Son olarak, dış denetimin uygulamaya girmesinin ardından Ticaret Bakanlığınca, yapılan denetimlerin etkinliğinin ölçülmesine yönelik çalışmalar yapılması ve buna göre gerektiğinde sistemi geliştirecek müdahalelerde bulunulması büyük önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">24/4/1969 Tarihli ve 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu</p>



<p class="wp-block-paragraph">1/6/2000 Tarihli ve 4572 Sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun</p>



<p class="wp-block-paragraph">13/1/2011&nbsp;Tarihli ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif ve Üst Kuruluşlarının Denetimine Dair Yönetmelik</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif ve Üst Kuruluşlarında Dış Denetim Yapacakların Eğitimine İlişkin Usul ve Esaslar</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
