<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adnan Üzer &amp; Nurhan Verda Ecim &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<atom:link href="https://tiud.org.tr/author/uzerecim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<description>Ticaret Uzmanları Derneği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jan 2026 14:13:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/cropped-tiud_logo_icon-32x32.png</url>
	<title>Adnan Üzer &amp; Nurhan Verda Ecim &#8211; TİUD &#8211; Ticaret Uzmanları Derneği</title>
	<link>https://tiud.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Küresel Jeo-ekonomik Dönüşüm Üzerinden Euro ve Modernize Edilmiş Avrupa Birliği (AB) Taslak Gümrük Kanunu Hakkında Değerlendirme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2026/01/26/kuresel-jeo-ekonomik-donusum-uzerinden-euro-ve-modernize-edilmis-avrupa-birligi-ab-taslak-gumruk-kanunu-hakkinda-degerlendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 19:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 68]]></category>
		<category><![CDATA[Euro]]></category>
		<category><![CDATA[Geoeconomics]]></category>
		<category><![CDATA[Güven ve Kontrol Et Operatörü]]></category>
		<category><![CDATA[Jeo-ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Menşe]]></category>
		<category><![CDATA[Modernised Union Customs Code]]></category>
		<category><![CDATA[Modernize Edilmiş Birlik Gümrük Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Origin of Goods]]></category>
		<category><![CDATA[Trust and Check Operator]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=8454</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazıda, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde tarafından yapılan bir konuşmadan yola çıkılarak, revizyonist devletlerin sayısının ve kararlılığının arttığı günümüzde, Euro’nun geleceği konusundaki olası inisiyatiflerin hangi şartlarda olumlu sonuçlar doğuracağı konusunda ve mevcut jeopolitik kaymalar temelinde, öncü bir tartışma açılmaya çalışılacaktır. Küresel para sisteminin, küresel üretim ve ticaret sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğu dikkate alındığında, daha güvenli, hızlı, etkin ve sağlam jeopolitik uzlaşılara dayanan yeni veya güçlendirilmiş uzun mesafe taşıma hatlarının ortaya çıkması durumunda, küresel para sisteminin de bu yeni duruma göre yeniden şekilleneceğini beklemek mümkündür. İşte Avrupa Birliği (AB)’nin yavaş yavaş şekillendirmekte ve hayata geçirmekte olduğu Gümrük Reformu’nun arka planını bu tablo inşa etmektedir. Daha net ifade etmek gerekirse, AB Gümrük Reformu, arada sırada yapılan idari bir gözden geçirme değil, bilakis 21. yüzyıl devasa jeopolitik kaymasına uyumda buzdağının su üstünde görünen kısmıdır. Bu yazı, yazarları tarafından ‘Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde’ yayımlanan bir seri yazının bir sonraki halkası olarak tasarlanmıştır. Bu çerçevede, söz konusu jeopolitik kayma, özellikle uzun mesafe taşımacılık hatlarındaki tarihsel ve güncel jeopolitik değişimler açısından daha önceki yazılarımızda incelendiği için, bu sefer küresel para mimarisindeki derin dönüşüm hem AB ile ilişkilerimizdeki olası etkileri hem de AB Gümrük Reformu açısından değerlendirilecektir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde tarafından yapılan bir konuşmadan yola çıkılarak, revizyonist devletlerin sayısının ve kararlılığının arttığı günümüzde, Euro’nun geleceği konusundaki olası inisiyatiflerin hangi şartlarda olumlu sonuçlar doğuracağı konusunda ve mevcut jeopolitik kaymalar temelinde, öncü bir tartışma açılmaya çalışılacaktır. Küresel para sisteminin, küresel üretim ve ticaret sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğu dikkate alındığında, daha güvenli, hızlı, etkin ve sağlam jeopolitik uzlaşılara dayanan yeni veya güçlendirilmiş uzun mesafe taşıma hatlarının ortaya çıkması durumunda, küresel para sisteminin de bu yeni duruma göre yeniden şekilleneceğini beklemek mümkündür. İşte Avrupa Birliği (AB)’nin yavaş yavaş şekillendirmekte ve hayata geçirmekte olduğu Gümrük Reformu’nun arka planını bu tablo inşa etmektedir. Daha net ifade etmek gerekirse, AB Gümrük Reformu, arada sırada yapılan idari bir gözden geçirme değil, bilakis 21. yüzyıl devasa jeopolitik kaymasına uyumda buzdağının su üstünde görünen kısmıdır. Bu yazı, yazarları tarafından ‘Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde’ yayımlanan bir seri yazının bir sonraki halkası olarak tasarlanmıştır. Bu çerçevede, söz konusu jeopolitik kayma, özellikle uzun mesafe taşımacılık hatlarındaki tarihsel ve güncel jeopolitik değişimler açısından daha önceki yazılarımızda incelendiği için, bu sefer küresel para mimarisindeki derin dönüşüm hem AB ile ilişkilerimizdeki olası etkileri hem de AB Gümrük Reformu açısından değerlendirilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Euro, Modernize Edilmiş Birlik Gümrük Kanunu, Jeo-ekonomi, Menşe, Güven ve Kontrol Et Operatörü</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">This article starts from a speech by European Central Bank President Christine Lagarde, who discusses the potential future of the Euro in the global stage. Given that the global monetary system is an integral part of the global trade and investment system, we claim that this potential can come true if the emergence of new or strengthened long-distance trade routes based on robust geopolitical consensus can be reached. We also claim that this framework is one the reasons of the Customs Reform that the European Union is gradually shaping and implementing. To be more precise, the EU Customs Reform is not a next administrative overhaul, but rather a radical paradigm shift in customs administration to adapt to the massive geopolitical shifts of the 21st century. This article is designed as the next stage in a series published by its authors in the &#8220;Journal of Expert Opinion in Trade.&#8221; The previous four articles have examined historical and current geopolitical changes in long-distance transportation lines from the geopolitical point of view.&nbsp; This time Lagarde’s speech which implies a profound transformation in the global monetary architecture will be evaluated in terms of both its possible effects on our relations with the European Union and the European Union Customs Reform itself.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Euro, Modernised Union Customs Code, Geoeconomics, Origin of Goods, Trust and Check Operator,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ, METODOLOJİ VE KURAMSAL YAPI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazı aslında ‘Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde yayımlanan bir seri yazının beşincisidir<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>. Kıymetli okuyucudan, bu yazıyı önceki dört yazının devamı olarak değerlendirmelerini rica ediyoruz. Önceki yazılarımız, genelden özele olarak tanımlayabileceğimiz bir yapıda sunulmuştu. Önceki yazılarımızda kuramsal ve mevcut küresel durum bir arada değerlendirilerek ortaya bir çerçeve konulmuş, daha sonra bu çerçeve içinde Avrupa ve Türkiye’nin durumu hakkında öngörülerde bulunulmuş ve en sonunda Bakanlığımızın faaliyetleri konusunda bazı önerilerde bulunulmuştu. Bu yazıda da benzer bir yöntem uygulanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önceki yazılarımızda, organik jeopolitik teoriler ile Coase’ın ‘transaction costs’ (daha geniş anlamda ticaret maliyetleri) kavramları üzerinde durularak, OECD ve Dünya Bankası Raporları ile AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve ABD Başkan Yardımcısı Vance’in konuşmalarından alıntılar yapılmış ve bu alıntılar yorumlanmıştı. Bu yazı da diğerlerinin üzerine inşa edildiği için, jeopolitik teoriler ve ticaret maliyetleri kavramları üzerinde durulmayacak. Bu yazıda, henüz ortaya çıkmaya başlayan ve güven inşası kavramı etrafında şekillenmekte olan NeoKeynesyen yaklaşım (teori diyemiyoruz, çünkü bu yaklaşım henüz yeteri olgunluğa ulaşmış durumda değil) üzerinden Avrupa Birliği Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın konuşmaları yorumlanarak, Türkiye’nin dönüşen büyük (grand) stratejisinin mevcut küresel durum içindeki konumu konusunda değerlendirmelerde bulunulacaktır. Bunun için de önce <em>para nedir diye sorulacak,</em> daha sonra, önce Keynesyen daha sonra neokeynesyen teoriler ile jeopolitik teoriler bir arada değerlendirilerek ve uluslararası ‘güven’ inşasının geçmişte nasıl gerçekleştirildiği incelenerek, geleceğe yönelik tahmin ve öneriler sunulacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, yukarıda değinilen daha önceki yazılarda olduğu gibi, küresel güvenlik mimarisindeki derin değişimin getirdiği hem küresel hem de bölgesel tehditlerin, Avrasya ve hatta Afro-Avrasya’da işbirliğinin artırılması yoluyla barış ve refaha dönüştürülmesinin mümkün olduğu ve bu sürecin nasıl işleyebileceği ana hatları ile bir kez daha işlenecektir. Bu kez, AB’nin üzerinde uzun zamandır çalışmakta olduğu AB Gümrük Kanunu ve Gümrük Birliği daha detaylı ve kavramlar üzerinden incelenecektir. Zira, <strong>her derin dönüşüm yeni kavramlar üretir </strong>ve AB Gümrük Kanunu’nun özellikle dijitalleşmeye dayanan bu kapsamlı dönüşümünün, neden öncekilerden önemli ölçüde farklı olacağı ortaya konulacaktır. Bu yeni dönemde Türkiye, 19. yüzyıl İngiltere’si gibi orta büyüklükte ama sıra dışı stratejik özelliklere sahip bir ülke olarak, hem ciddi tehditlerle hem de ciddi fırsatlarla karşı karşıyadır. Bu yazının temel amacı, dünyadaki gelişmeleri ve geniş ve kapsamlı bir şekilde değerlendirerek, <strong>Bakanlığımızın faaliyet alanı içinde yapabilecekler konusunda bir öneri sunmaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu öneri için en iyi başlangıç noktası, ironik bir şekilde, nispeten yakın zamanda Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde tarafından yapılan konuşma serisinden alıntı yapılacaktır. Zira, Trump’ın başkan seçilmesi ile başlayan süreçte, AB’nin tepkisinin nasıl şekilleneceğini en iyi anlatan örneğin bu konuşma serisi olduğunu düşünüyoruz. Gümrük vergileri bir artar bir iner, sonuçta bu kadar oynak bir ortamda ileriye dönük tahminlerde bulunmak mümkün olmayabilir. Ama küresel para birimi için güven inşası uzun soluklu ve kapsamlı bir süreçtir ve doğru parametrelere bakılırsa, başından işin sonunu tahmin etmek daha kolay olabilir. <strong>Biz bu sürecin Türkiye – AB ilişkilerini daha da derinleştireceğini öne süreceğiz.</strong> Bir önceki yazımızda, Trump ile başlayan dönemin AB’sinde ‘subsidiarite ilkesini<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>’&nbsp; nispeten zayıflatarak, daha fazla ‘birlik’ olmuş bir AB’nin ortaya çıkmakta olduğunu öne sürmüştük. Bu yazı, bu iddiayı devam ettirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. AVRUPA MERKEZ BANKASI BAŞKANI LAGARDE’IN KONUŞMASINDAN KESİTLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın konuşmasının oturduğu perspektifi daha iyi anlamak için önce Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in yakın zamanda yaptığı bir konuşmaya bakmak faydalı olabilir<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;<em>Dünya tanınmayacak kadar değişti. &#8230; Bildiğimiz şekliyle küresel ekonomi, kalıcı bir değişime doğru yol alıyor. Mesele şu ki, dünya politikalarımızdan daha hızlı değişiyor. Kurumlarımız, hızla değişen dünyaya ayak uydurmak için düşünme biçimlerini, politika oluşturma biçimlerini ve karar alma biçimlerini dönüştürmelidir. &#8230; (5:00) Ancak hepimiz ölçekle ilgili bir sorunumuz olduğunu biliyoruz. Girişimlerimiz büyüdükçe, risk sermayesinin sınırlı erişilebilirliği onları sıklıkla yabancı yatırımcılara yönelmeye zorluyor. Bu, servet ve egemenliğin başka bir yere gitmesi anlamına geliyor. Ancak bu yatırımın Avrupa&#8217;yı seçmesini istiyoruz. &#8230;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(9:20) Daha karmaşık bir şeye doğru bir kayma görüyoruz. Bu şey yeni jeoekonomi. Ekonomi, günümüz dünyasında güç araçlarının merkezi haline geldi. Ekonomik kaldıraçları kontrol edenler, başkaları üzerinde de kontrol uygulayabilenlerdir. … (13:20) Avrupa için bu, her zamanki gibi iş yapmanın artık bir seçenek olmadığı anlamına geliyor.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(19:40) [Değişen politikalarımızın] Avrupa&#8217;nın geleneksel temkinli tavrından bir sapma olduğunu biliyorum. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz dünya, tereddütü değil hızı ödüllendiriyor. Çünkü günümüz dünyası affetmez. Ve küresel ekonomiler, birkaç yıl öncesine göre bile tamamen farklı. Avrupa artık işleri aynı şekilde yapamaz. Bu dersi enerji konusunda acı bir şekilde öğrendik, ancak kritik hammaddelerde tekrarlamayacağız. … Bugün çizdiğim tablo kasvetli ve küresel ekonominin parçalanma hızı alarm zillerini çaldırmalı. … Jeoekonomik istikrar çağında, … Avrupa jeoekonomik ağırlığını kendi avantajına kullanmalıdır</em>.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Peki tam olarak nasıl Avrupa jeoekonomik ağırlığını kendi avantajına kullanabilir?</strong> Avrupa Merkez Bankası başkanı Lagarde’a göre, bu sorunun cevabı, diğerlerinin yanında, Euro üzerinden de geçmektedir<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Euro, Avrupa&#8217;nın en büyük varlıklarından biridir. Ancak günümüzün jeoekonomi dünyasında, daha büyük ve daha çeşitli ekonomik şokların yaşanma olasılığının çevremizin değişmez bir parçası olarak kalması bekleniyor. Bu durum, bu yeni küresel ortamda önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Euro dünya sahnesinde nasıl bir rol oynamalı? …</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(7:20) On yıllardır ABD doları baskın küresel para birimi olmuştur. … Ancak dünya bir geçiş sürecinde. Jeopolitik değişimler ve artan politika belirsizliği, hiçbir para biriminin küresel konumunun garanti olmadığını, kazanılması gerektiğini hatırlatıyor. Bu değişen ortamda, Euro&#8217;nun küresel sahnedeki rolünü güçlendirmek için koşullar yaratmak için eşsiz bir fırsat var. … Euro&#8217;nun küresel konumunun yükseltilmesi somut faydalar sağlayacaktır. Örneğin<u>, ticaret faturalandırmasında Euro&#8217;nun</u> daha fazla kullanılması, ihracatçılar için işlem maliyetlerini düşürecek ve Euro bölgesindeki fiyatları döviz kuru oynaklığından koruyacaktır. Dahası, Euro cinsinden varlıklara yönelik artan yabancı talep, hane halkları, işletmeler ve hükümetler için borçlanma maliyetlerini düşürecektir. Amerika Birleşik Devletleri bağlamında, bu durum sıklıkla fahiş ayrıcalık</em><a href="#_ftn5" id="_ftnref5"><em><strong>[5]</strong></em></a><em> (exorbitant privilage) olarak nitelendirildi. Doğru politikaları benimsemediğimiz sürece, Avro&#8217;nun daha güçlü bir uluslararası rolünün tüm faydalarından yararlanamayacağız. Riskleri göze alırken faydaları da elde etmek için Avrupa&#8217;nın ödevini yapması ve temellerini güçlendirmesi gerekiyor. Üç ana temelden bahsedeyim. Ekonomik açıdan bakıldığında, &#8230; Tasarruf ve Yatırım Birliği&#8217;ni tamamlamalıyız. &#8230; İkinci olarak, kurumsal düzeyde, yatırımcıların para birimimizin temelini oluşturan kurum ve politikalara olan güvenini sağlamalıyız. Üçüncü olarak, jeopolitik açıdan, açık ticaret taahhüdümüzü sürdürmeli ve küresel ortaklarla yeni anlaşmalar yapmalıyız. Aynı zamanda, Avrupa giderek belirsizleşen bir dünyada yolunu bulabilmek için güvenliğine yatırım yapmalıdır. &#8230; Dijital bir Euro üzerinde çalışıyor ve gelecekte uluslararası sınır ötesi işlemleri kolaylaştırabilecek Euro ile sınır ötesi ödemeleri artırma girişimlerini sürdürüyoruz. &#8230; Euro, bir kıtanın para birimi ve birliğin simgesi olmaktan daha fazlası olabilir. Küresel güvenin dayanağı haline gelebilir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. ULUSLARARARASI GÜVEN İNŞASI VE KÜRESEL PARA SİSTEMİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Para Nedir? Paranın ilk nasıl ortaya çıktığını anlamak, ne olduğunu anlamamız açısından faydalı olabilir. Neoklasik ekonomi kuramına dayanan günümüz baskın anlayışı, paranın birbiri ile takas yapan insan ve insan topluluklarının, birebir takas şeklinin verimsiz ve her zaman geçerli olmaması nedeniyle, bozulmayan, saklanabilen ve herkes tarafından talep edilen bir madde veya ürünün para olarak kullanılmaya başlandığı düşüncesine dayanmaktadır. Bu tarz bir açıklama, neo-klasik ekonomi düşüncesinin kendisini politik ekonomiden titizlikle ayrıştırmasına başarıyla hizmet etmektedir. Eğer paranın tarihsel anlamda ortaya çıkması, nihayetinde ‘bırakınız yapsınlar’ kavramı ile de uyumluysa, o halde zaten (hegemon dışındaki) politik duruş ve hedeflere gerek bulunmamaktadır. Ancak, bu düşünceye karşı çıkan yaklaşımlar günümüzde güç kazanmaktadır. Evet tarihte deniz kabukları bir süre mübadele aracı olarak kullanılmış olabilir, ancak bu kullanım dar tarihsel zaman ve mekân aralıklarında gerçekleşmiştir. Nüfusun büyük kısmının kendine yeterli üretim birimlerinden çıkarak, bildiğimiz anlamda uzmanlaşmış üretim ve değişim ekonomisine geçmesi arttıkça, siyasi egemenlik ve uzlaşıya dayanan para birimlerinin ortaya çıkması da zorunluluk arz etmiştir<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a>. Egemenlik tesis etmeden para basmak tarihte çok sık görülen bir durum değildir. Elbette altın ve gümüşün siyasi bir otorite olmadan da ortak bir para birimi olması mümkündür ve olmuştur da. Ancak, şu hususu vurgulamak faydalı olabilir: herhangi bir altın veya gümüş parçasının saflığını tespit etmek çok zahmetli ve masraflı bir iştir. Sonuçta, altın ve gümüşün yaygın şekilde ve nispeten küçük alışverişlerde dahi para olarak kullanılabilmesi için, taraflar arasında daha fazla güvenin tesis edilmesi gerekir ki, bunun için siyasi otoritenin varlığı önemli ölçüde işleri kolaylaştırmaktadır. Siyasi otoritenin yetkilendirdiği darphaneler, değerli metale belirli bir form vererek ve üzerine belirli bir şekil basarak, o paranın içinde egemenin ilan ettiği miktarda değerli metal olduğunu kanıtlamaktadırlar. Dikkat edilirse burada siyasi egemenin sözünün piyasada bir değerinin olmasıdır. Dikkat edilirse burada değerli metalin para olma işlevinin yerine kısmen de olsa halkın hükümdara duyduğu güven<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a> geçmektedir. Modern ulus devlet, halk – egemen arasındaki ilişkilerin daha fazla güven tesis edilmesi yönünde yeniden düzenleyerek, değerli metale duyulan ihtiyacı neredeyse tamamen kaldırmış ve kâğıt paranın daha önceki dönemlerin aksine kalıcı olarak ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paranın ne olduğunu daha iyi anlamak için klasik ekonomi ile Keynesyen ekonomi arasındaki farkı daha iyi anlamak önem arz etmektedir. Klasik ekonomi anlayışı, herhangi bir dengesizlik durumunda, eğer piyasalara minimum devlet müdahalesi varsa, kendiliğinden makul bir sürede düzeleceğini varsaymaktadır. Keynes ise, bu yazının da yakın durduğu görüş olarak, ‘GÜVEN’ kavramına vurgu yapmakta ve güveni devamlı olarak izlenmesi ve inşa edilmesi gereken bir şey olarak ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, klasik ekonomi anlayışının güveni zaten ortada olan ve her zaman ortada olacak bir şey olarak algıladığını, Keynesyen ekonomi anlayışının ise bu varsayıma sahip olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Neo-klasik ekonomi anlayışı ise, ekonomi ile matematik arasında gereğinden fazla sıkı bir bağ kurarak, II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Bretton Woods sistemi ile Washington Mutabakatının küresel meşruluğunun temelini hazırlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güven, inşa edilmesi gereken bir husustur. Eğer elinizde kâğıt veya madeni para varsa, bununla ihtiyacınız olanları satın almak istersiniz. Eğer alamıyorsunuz, elinizdeki mübadele aracının (ister kâğıt, isterse altın veya sanal olsun) değeri pek yoktur. Dolayısıyla, elinizdeki aracı para olarak kabul edebilmeniz için ihtiyaç duyduğunuz, sizde olmayan ve gelecekte de olması mümkün bulunmayan ürünleri, başkasının üretme kapasitesinin olması gerekir. Ayrıca, bu kişilerin elinizdeki para karşılığında size bu ürünleri vereceklerine güveniniz tam olmalıdır. İş burada da bitmemektedir. Eğer bu kişiler ile aranızda mesafe varsa, bu ürünleri güvenle taşıma imkanına da sahip olmanız gerekir. Eğer böyle bir imkânınız yoksa, bu taşıma işini paranızın bir miktarı karşılığında bir başkasının güvenle yapmasını istersiniz. Eğer ne kendiniz ne de başkası bu işi güvenle yapamıyorsa, bu durumda elinizdeki paranın yine hiçbir kıymeti yoktur. Dolayısıyla “ben bir para birimi kabul ettirmek istiyorum veya kendi para birimimi küresel para birimi olarak kabul ettirmek istiyorum” dendiği zaman, üretim kapasitesi ile taşımacılık hatları üzerindeki kontrol, “olmazsa olmaz” olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, başkasının gücüne güvenerek, “kendi para birimimi uluslararası kullanımda daha fazla yaygınlaştırmak istiyorum” demek ciddiye alınacak bir tutum değildir. Çünkü, ABD ile AB arasındaki anlaşmazlık konuları gittikçe artarken, tedarik zincirlerindeki aktörlerin ve nihai tüketici toplumların önümüzdeki yıllarda AB’yi daha ne kadar güvenilir ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri partneri olarak görecekleri sorusu her geçen gün güçlenmektedir. <em>Diğer bir ifadeyle, taşıma LPG gibi pahalı veya güneş, rüzgar gibi stabil olmayan enerji kaynaklarına gittikçe daha fazla dayanmak zorunda kalan ve önümüzdeki on yılda Rusya tehdidinin yanında Afrika veya Ortadoğu kökenli nüfus tarafından da istila tehlikesi altında olan AB, daha ne kadar güvenilir ve sürdürülebilir bir ticaret partneri olabilir? </em>Daha da vahimi, ABD ile arasındaki anlaşmazlıkların artması durumunda, ABD daha ne kadar Avrupa yükü taşıyan gemilerin güvenliğini sağlamayı garanti edebilir? ABD’nin açık denizlerdeki kontrolünün gittikçe azalması, Çin yüzünden Pasifik’teki gücünü artırmaya başlaması ve Çin ile ABD arasındaki gemi inşa etme kapasitesi arasındaki farkın önemli ölçüde artmaya başladığı günümüzde, ABD neden Euro üzerinden ticareti yapılan ürünlerin güvenliğini taşımayı finanse etmeye devam etsin? Daha net bir ifadeyle, genelde AB’nin özelde Almanya’nın B planı ne olabilir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Komisyon’un Ocak 2024 tarihinde Parlamento ve Konsey’e gönderdiği bir Rapor’da<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a> AB’nin ekonomik güvenlik açısından karşı karşıya kalabileceği unsurlar şu şekilde belirtilmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Ekonomik güvenlik zorluklarımıza yönelik risklerin, daha geniş jeopolitik ve jeoekonomik kapsamda zaman içinde değiştiğinin bilincinde olan strateji, öncelikli olarak ele alınması gereken dört risk kategorisi belirlemiştir: tedarik zincirlerinin dayanıklılığına yönelik riskler; kritik altyapıların fiziksel ve siber güvenliğine yönelik riskler; teknoloji güvenliği ve teknoloji sızıntısı riski; ve ekonomik bağımlılıkların veya ekonomik zorlamanın silah haline getirilmesi riski.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu riskleri ele almak için Strateji üç temel üzerine yapılandırılmıştır:</em></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>AB&#8217;nin rekabet gücünü ve büyümesini teşvik etmek, Tek Pazar&#8217;ı güçlendirmek, güçlü ve dayanıklı bir ekonomiyi desteklemek ve AB&#8217;nin bilimsel, teknolojik ve endüstriyel temellerini güçlendirmek.</em></li>



<li><em>Gerektiğinde hedeflenen yeni araçlar da dahil olmak üzere bir dizi politika ve araç aracılığıyla AB&#8217;nin ekonomik güvenliğini korumak.</em></li>



<li><strong><em>Endişelerimizi paylaşan ve ortak ekonomik güvenlik çıkarlarına sahip olduğumuz dünya çapındaki ülkelerle ortaklık kurmak ve iş birliğini daha da güçlendirmek</em></strong>.”</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. AB MERKEZ BANKASI BAŞKANI LAGARDE’IN KONUŞMASININ ÖZET TARİHİ ARKA PLANI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Üniversitede İktisat Tarihi dersinde sıklıkla söylenen bir söz vardı. Bugünkü küresel düzeni anlamak için İkinci Dünya Savaşı’nı çok iyi anlamınız gerekir. Bunun için de İkinci Dünya Savaşı sırasında Atlantik Okyanusu’nda yaşanan uzun U-Bot savaşını hatırlamak faydalı olacaktır<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a>. O dönemde Almanya neredeyse bütün Avrupa’yı işgal etmişti. ABD yardımı olmadan Avrupa’nın bu işgali durdurması mümkün görünmüyordu. Sovyetler Birliği bile Almanya’nın ilerleyişi karşısında zorlanıyordu. Ancak, ABD savaş makinesinin (savaş tedariki üretim kapasitesi) hızla ayağa kalkması, bu ihtiyacının karşılanmasını garanti etmiyordu, çünkü ortada devasa bir okyanus vardı. ABD ve İngiltere ‘ticaret gemileri’ devamlı yük taşıyordu, ancak bu gemiler gittikçe daha fazla Alman denizaltılarının hedefi haline gelmeye başlamıştı. Okyanusta denizaltılar saldırı açısından silahlı da olsa gemilere karşı büyük bir üstünlüğe sahiptir, çünkü teknik nedenlerle bugün bile tespit edilmeleri çok zordur. Ani bir saldırı ile bir gemiyi kısa sürede batırabilirler. Almanya, denizaltıların bu özelliğini çok iyi kullanarak, Müttefiklerin ABD savaş makinesinden beslenmesini bir süre durdurabildi. Ancak, Müttefikler bir şey yaptılar: Alman denizaltı filosunun küresel haberleşme sisteminin kodunu kırdılar ve savaşın seyri bir anda Müttefiklerin lehine gelişmeye başladı. (Bu durumun farklı bir versiyonunu Napolyon da yaşamıştı. İngiltere’nin güçlü donanması sayesinde Fransız ordusunun denizaşırı bölgelerden beslenmesini engellemesi, Napolyon’un savaşı kaybetmesindeki en önemli nedenlerden birisi idi.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tarihi altyapı ışığında şu soruyu soralım: Önümüzdeki beş yıl içinde, Avro üzerinden satışı yapılmış Alman ihraç ürünlerini taşıyan gemilerin başına bir seri ‘talihsiz olay’gelme olasılığı nedir? Bu sorunun cevabı yakın zamana kadar ABD ile iyi geçinmesine bağlı idi. Peki ABD kendi artan tehdit algısına karşın (yani Çin’e karşı), AB’nin Çin ile ticarete devam etmesinden rahatsız olursa ve bu rahatsızlık da Avro üzerinden satışı yapılmış AB ihraç ürünlerini taşıyan gemilerin başına bir seri talihsiz olay gelme olasılığında artış olarak ortaya çıkarsa, AB başta savunma ve sermaye birliği olmak üzere mevcut stratejisini daha ne kadar sürdürebilir? Peki Avro üzerinden satışı yapılmış AB ihraç ürünleri gemi ile değil de trenle taşınırsa ne olacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güven, belirsizliği sevmez.Güvenin aşındığı yerde de sadece ticaret azalmaz, ‘toplumsal sözleşmeler’ de aşınmaya başlar.Ve hatta<em> AB bile dağılabilir</em>. Küresel alanda belirsizliklerin arttığı ve güvenin azaldığı bir ortamda AB ancak daha fazla güven inşa ederek ayakta kalabilir. Hele ki, ABD dolarının gittikçe aşındığı bir ortamı kendi para birimi için bir fırsat olarak gören AB’nin; küçük, şirin ve dünyadan kısmen kopuk bir şekilde hep aynı şeylerin bıktırıcı bir şekilde tekrarlandığı semt kafesinden çıkması, ilk şart olarak ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. DEV KÜRESEL FİRMALAR VE AVRUPA BİRLİĞİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevimli semt café’sinden çıkmış Avrupa Birliği’ni bir başka unsur daha beklemektedir. Chatam House’ın ifadesiyle:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>NATO&#8217;nun Avrupalı ​​üyeleri, savunma ve güvenlikte uzun süredir ABD kontrolündeki altyapıya güvenmekteydiler. Ancak bu Avrupa ülkeleri şimdi ciddi bir gerçekle karşı karşıya kalmıştır: Askeri kabiliyetleri, siyasi durumu öngörülemeyen ve yasal ve ticari çerçeveleri Avrupa çıkarlarıyla uyuşmayan bir ülkeye bağlı durumdadır. … ABD&#8217;ye bağımlılık, bazıları gerçek, bazıları ise endişe verici riskler yaratmaktadır ve bu riskler Avrupa&#8217;nın kolektif güvenliğe nasıl yaklaştığını etkilemektedir. Olası bir diğer endişe ise, ulusal güvenlik ve ABD&#8217;li büyük teknoloji şirketlerinin iç içe geçmesidir. ABD bulut sağlayıcıları, birçok Avrupalı ​​NATO üyesinin güvenlik ve savunmasının altyapısını oluşturmaktadır. İHA&#8217;lar gibi birçok gelişmiş silah sistemi, çalışmak için ABD şirketleri tarafından sağlanan bulut hizmetlerine bağımlı gibi durmaktadır. Benzer şekilde, Ukrayna&#8217;da savaş alanı iletişimi için Starlink&#8217;e güvenilmesi, özel ticari aktörler ve liderler tarafından alınan kararların, potansiyel olarak Avrupa güvenlik öncelikleriyle uyuşmayan askeri operasyonları nasıl etkileyebileceğini göstermiştir</em>.”<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında dijital hale geçmeye hazırlanan para sistemi açısından bakıldığında, ortada çok daha derin bir sorun bulunmaktadır. Bu sorun Avrupa kültürü ile ABD kültürü arasındaki çok daha derin bir ayrıma dayanmaktadır. Bu ayrımı <em>silah taşıma serbestisi</em> üzerinden anlamaya çalışmak faydalı olabilir. ABD kollektif bilinçaltında, bireyi devlete karşı koruma kavramı vardır. Avrupa kollektif bilinçaltında ise, bireyi devlet sayesinde koruma vardır. Bu iki farklı çıkış noktası doğal olarak farklı sonuçlar üretmektedir. Dolayısıyla ABD’de bireyler sadece diğer bireylerden gelecek tehditlere karşı değil, kamu otoritelerine karşı da silah taşıma ‘özgürlüğüne’ sahip olma düşüncesini taşırlar. Bu durum, ABD para sisteminin tarihsel gelişiminde de gözlemlenebilir. Para gibi olabilecek en kamusal unsurda bile, ABD henüz tam anlamıyla kamusal otoritesini bugün bile inşa edememiştir. Bu durum, Trump’ın FED (ABD Merkez Bankası)’in başkanına alışılmadık derecedeki sert ifadelerinin arkasında yatmaktadır. Merkez Bankaları’nın özerkliği günümüzde hala tartışılan bir konudur, çünkü Washington Mutabakatının akademik yansımasının sonucu olarak, üniversiteler Merkez Bankaları’nın tam özerkliği konusunda neredeyse tam mutabakata sahiptir, ancak, gerçek hayat bu semt kafesi tadındaki mutabakatı da zorlamaktadır. Zira, para nihayetinde güvenin somutlaşmış halidir. Güven, genelde belirli bir bedel ödenerek kazanılan bir şeydir. Ve bu bedel de genelde kamusal birtakım fedakarlıklara dayanılarak kazanılır ve bu fedakarlıklardan kaynaklanan senyoraj hakkının özelleştirilmesi genelde çöküş ile sonuçlanır. Bu durum bir IMF makalesinde şu şekilde vurgulanmaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Teknoloji, uluslararası para ve finans sistemini sarsmaya hazırlanmaktadır. Bunun nasıl gerçekleşeceği, teknolojilerin kamu sektörü tarafından mı şekillendirildiğine yoksa özel sektörün önce standartları mı belirlediğine bağlı durumdadır. &#8230; Bu yeni teknolojiler, … devlet gelirlerini tehdit edebilir ve bizi, uluslararası finans sistemini parçalayıp istikrarsızlaştıracak şekilde, özel para ihraççılarının senyoraj için rekabet ettiği 19. yüzyıl dünyasına geri götürebilirler. &#8230;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Özel sektör tarafından ihraç edilen stabil kripto paralar, geleneksel finans sistemi ve kripto ekosistemi arasında köprü kurmaktadırlar. Esas olarak ABD Hazine Bonoları gibi likit varlıkları tutarak itibari paralara göre istikrarlı bir değer vaat ederler ve blok zincirleri üzerinde çalışırlar. &#8230; Hemen hemen tüm stablecoin&#8217;ler ABD dolarına sabitlenmiştir, ancak işlemlerin çoğu ABD dışında gerçekleşir. … ABD doları stablecoin&#8217;leri, ana paraları olan en önemli uluslararası para biriminin bazı özelliklerini miras alır. Baskın hesap birimine bağlı olduklarında, dolar ekosisteminin ağ dışsallıklarından ve güvenilirliğinden faydalanabilirler ve dolayısıyla dünya çapında önemli bir değişim aracı olma, işlemleri ve havaleleri kolaylaştırma potansiyeline sahiptirler. Muhabir bankacılık ve SWIFT gibi mesajlaşma sistemlerinin yerini alarak, sınır ötesi işlemleri hızlandırabilir ve maliyetlerini düşürebilir, böylece verimliliği artırabilirler. … Avrupa da dahil olmak üzere dünyanın geri kalanı için, ödeme amaçlı ABD doları stablecoin&#8217;lerinin yaygın olarak benimsenmesi, küresel aktörler tarafından senyorajın özelleştirilmesine eşdeğer olacaktır. Vergi kaçakçılığıyla bağlantılı daha kolay akışların yanı sıra, mali hesaplar da etkilenebilir. Varlık tarafında, stablecoin&#8217;lerin desteklenmesi ve dolara sabitlenenlerin uluslararası alanda daha fazla benimsenmesinin, ABD dışındaki devlet tahvillerine olan talebi azaltabileceği ve ABD Hazine Bonolarına olan talebi artırabileceği anlamına gelmektedir. &#8230; Küresel senyorajın özelleştirilmesine yol açan artan ABD doları sabit kripto para akışlarının bir diğer sonucu, ağ dışsallıklarının gücü göz önüne alındığında, muhtemelen birkaç şirket ve birey tarafından önemli bir servet birikiminin sağlanmasıdır. Siyasal ekonomi perspektifinden bakıldığında, bu durum uluslararası sermaye akışlarının düzenlenmesinin kaldırılması ve şeffaflığın azaltılması için artan lobi faaliyetlerine yol açacaktır. Böyle bir sonuç, uluslararası para sisteminin kamu yararı boyutuna meydan okuyacaktır. &#8230; Tarih bize özel paraların, güvenilirlik eksikliğiyle bağlantılı tüm geleneksel nedenlerle istikrarsız olduğunu göstermektedir. İyi düzenlenmediklerinde ve sözleşmeleri vergilendirebilen ve uygulayabilen bir egemen tarafından desteklenmediklerinde, özel paralar genellikle [finansal kurumlara] akınlara yol açar. Egemen para birimlerinin kendileri, kurumlarının -özellikle mali kurumlarının- güvenilirliği sorgulandığında istikrarsız olabilir. Aşırı parçalanmayı ve finansal kırılganlığı önlemek için uluslararası politika iş birliği ve düzenlemesi şarttır.</em>”<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, burada gelecekteki dijital paranın senyoraj (exorbitant privilage) hakkının nasıl dağıtılacağı konusu vurgulanmalıdır. Atlantik’in Batı yakası bu hakkın mevcut durumda olduğu gibi özelleşmesine yakın dururken, doğu yakası ise kamusal bir hak olarak kullanılması gerektiğini öne sürmeye hazırlanmaktadır. AB Merkez Bankası başkanı Lagarde’ın konuşması bu açıdan da değerlendirilmektedir. Karşılığı Euro ile ödenmiş Alman ürünlerinin gemi yerine tren ile taşınması durumunda, Almanya neden küresel para biriminin sağladığı senyoraj rantını ABD özel firmalarına aktarmaya devam etsin ki? Aslında soruyu daha da genişletebiliriz: Karşılığı Euro ile ödenmiş diğer ülke ürünlerinin gene diğer ülkelere tren ile taşınması durumunda (Lagarde bu duruma ‘Invoicing Money’ demektedir), neden senyoraj hakkı ABD firmalarına akmaya devam etsin? Ama bunun için öncelikle, karşılığı Euro ile ödenmiş ürünleri taşıyan trenlerin geçtiği uzun mesafe hatlarının güvenliği sağlanmalıdır ki, bu senyoraj rantı dev özel sektör firmalarının kontrolünden çıksın ve AB’nin savunma başta olmak üzere tüm masraflı projelerinin finansmanında kullanılabilsin. İşte şimdi meselenin özüne gelmiş bulunmaktayız. Dolayısıyla çatışma sadece uluslararası siyasi aktörler arasında değildir. Aynı zamanda dev küresel firmalar ile savunma ve ikiz dönüşümler başta olmak üzere pek çok konuda devasa finansman ihtiyacı olan ve buna karşılık halkları gittikçe refah kaybına uğrayan Avrupa üye devletleri arasında sessizce devam eden var olma mücadelesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunların Ukrayna – Rusya savaşı ile güçlü bir bağlantısı bulunmaktadır. Nasıl ki İspanya İç Savaşı İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak değerlendirilebilirse, benzer şekilde Ukrayna–Rusya savaşı da olası bir üçüncü dünya savaşının provası olarak değerlendirilebilir. Ukrayna–Rusya savaşı insansız hava ve deniz araçlarının savaşı haline evrilmiştir. <em>Bu nedenle ‘Fortress Europe’, drone’lar ile inşa edilecektir. Yukarıda belirtilen Chatam House makalesi de, drone üretmenin meselenin sadece bir kısmını oluşturduğunu göstermektedir. Konu mekânsal konumlandırmadan, komuta koordinasyon ve iletişim dayanıklılığına kadar pek çok alana uzanmaktadır. Ve Avrupa’nın tüm bunlar için çok para, çok nadir toprak elementi ve çok veriye ihtiyacı bulunmaktadır<u>.</u></em> İlkini yukarıda uzun uzun anlattık. Nadir toprak elementleri konusunu artık meraklı ortaokul öğrencileri bile iyi bilmektedir. Dolayısıyla burada veri ihtiyacı ve blokzincir teknolojisinin özellikleri üzerinde biraz durmak faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİ, JEOEKONOMİ VE KARŞILIKLI BAĞIMLILIK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Blockzincir (blockchain) teknolojisi aslında bir çeşit veri merkezleri ağı altyapısı üzerinde çalışmaktadır. Blokzincir’in güvenli olabilmesi için verinin mümkün olan çok sayıda veri merkezi arasında bölünmesi gerekmektedir. Şöyle anlatalım: A kişisi B kişisine X kadar para göndersin. Bu işlemin de 100 byte bilgi ürettiğini varsayalım. Bu 100 byte bilgi tek bir veri merkezinde saklanmamaktadır, örneğin, 10 parçaya bölünüp 10 ayrı merkezde saklanmaktadır. Aslında 100 byte bilgi 10 defa kopyalanmakta, her bir kopya örneğin, 10 parçaya bölünmekte ve her biri mümkün olduğu kadar değişik veri merkezleri arasında dağıtılmaktadır. Bir veri merkezindeki verilerin hepsi yangın, deprem veya siber saldırı nedeniyle yok olsa bile diğer veri merkezlerindeki veriler birleştirilerek bu bilginin yeniden üretilmesi mümkün bulunmaktadır. Hatta birden fazla veri merkezindeki veriye müdahalede bulunulsa bile, %51 kuralı işletilerek diğer veri merkezlerindeki veriler karşılaştırılarak, en çok sayıda hangi veri merkezindeki veri uyumlu ise o veri geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla bir veri coğrafi anlamda ne kadar dağıtılırsa o kadar güvenli kabul edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır: bu durum, ticaret veya borçlanma araçları ile sağlanan bağımlılığın getirdiği küresel barış ortamına yeni bir barış üretici veya teşvik edici unsurun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunu şöyle düşünelim: iki kişi var. Her ikisinin de elinde birer tane banknot var. Bu kişiler ellerindeki banknotları yırtıyorlar ve banknotlarının birer yarısını karşı tarafa veriyorlar. Bu durumda, bu banknotları kullanabilmek için barış içinde bir araya gelebilmeleri gerekmektedirler. Bunu her gün yaptıklarını düşünelim. Bu durum iki kişinin çatışmasını önemli ölçüde engellerdi. Aynı şeyi blokzincir teknolojileri de yapabilir. Ancak, bunun için önce veri değişim protokollerinin iyi hazırlanması gerekmektedir. İşte bu nokta blokzincir protokollerinin sadece teknik mesele değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesele de olabileceğine işaret etmektedir. Dünyada veri adaları oluşması yerine küresel bir veri ağı inşa edilebilirse, bu durumda ABD’nin azalmakta olan gücü nedeniyle aşınmakta olan küresel güven mimarisinin de eskisinden daha güçlü hale getirilmesine katkı sağlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte tam bu noktada Avrupa Gümrük Reformu’na giriş yapıyoruz. ‘Yeni dünya düzeni kurulur, Avrupa da yerini alır’ döneminde Avrupa daha öncekilerden çok farklı bir Gümrük Kanunu hazırlamaktadır. Biz taslak Gümrük Kanunu’nu inceledik ve meselenin (yaşı uygun olanlar hatırlar) MS DOS’tan Windows’a geçişe benzediğini gördük. MS DOS bisiklet ise, Windows uçak idi. Windows kullanıcıların önüne bambaşka dünyalar ve imkanlar sundu. Nasıl ki biz eskiler yeni nesillere MS DOS’un nasıl bir eziyet olduğunu anlatamazsak, on yıl sonraki gümrük çalışanları da bugünkü iş yapış biçimlerine bakarak ‘teknoloji zaten varmış, neden işleri bu kadar zorlaştırmışlar’ diye soracaklar. Tabi o zaman gümrük işlemleri gümrük işleminden çıkıp, daha sıkı örülmüş yönetişim sistemlerinin önem arz eden bir parçası haline gelecektir. Hatta gümrük işlemi kavramının kendisi bile bir noktadan sonra, neredeyse küçük ve piyasaya yeni girmiş firmaların kullandığı bir kulvar haline gelebilir. Örnek olarak, artık bankaya gitmiyoruz, banka şubeleri küçüldü ve sayıları azaldı, çünkü cep telefonları ve bilgisayarlar ile aynı işleri daha hızlı ve etkin bir şekilde kendimiz yapabiliyoruz. Banka önündeki kuyruklar, emekli amca ve teyzelere özgü hale geldi, çünkü onların hemen yeni yöntemlere alışmasını beklemek yanlış olabilir. Alışverişe gitmek bile artık sosyal bir aktivite olmaya başladı, çünkü aynı ürünleri evimize sipariş edebiliyoruz. İşte artık sıra gümrük işlemlerine geldi. Sonuç olarak, gümrük işlemlerinde konunun bildiğimiz ve alıştığımız anlamda gümrük işlemlerinden ziyade veri toplama ve işleme üzerinden çok daha güçlü inşa edilecek <strong>karşılıklı güven</strong> üzerinden yürüyeceğini gördük.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, dijitalleşme olarak da tanımlanabilecek veri toplama ve işleme kapasitesindeki artış ile <strong>gümrük işlemlerinin ürün bazlı olmaktan çıkararak, üretime dayanan bir alana çekileceğini </strong>ve bu durumun menşe tespitinden başlayarak, ürünlerin karbon yüküne göre değerlendirilmesine kadar giden çok geniş bir yelpazede değişikliklerin gümrük işlemlerini önemli ölçüde dönüştüreceğini gördük. Daha net ifade etmek gerekirse, gümrük idareleri bildiğimiz ve alıştığımız anlamda gümrük idaresi olmaktan çıkarak, bir başka çeşit kamusal yapıya doğru evrilecektir. Bu yeni ortamda, güvenilen uluslararası aktör, kurum ve şirketlerin daha kolay uluslararası sistemin bir parçası olacağı, veri biriktirme ve değerlendirme süreçleri sonunda düşük güven endeksine sahip firma ve kurumların ise uluslararası sistemde hareket kabiliyetinin azalacağını söylemek mümkün bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki yazımızda jeoekonominin Ricardo’nun şarap – tekstil örneğini yanlışlayan bir yaklaşım olduğunu belirtmiştik. Ricardo, Portekiz’in şarap, İngiltere’nin ise tekstil konusunda uzmanlaşması ve bu iki ürünün ticaretini yapmaları durumunda, her iki ülkenin de refahının artacağını öne sürmüştür. Jeoekonomik yaklaşım ise, tekstil üretenin buharlı makine teknolojisine de yatırım yapması nedeniyle, uzun vadede güçlü bir donanma inşa edebileceği ve Portekiz’i siyasi olarak kontrol altına alabileceğini söylemektedirler. Tarih jeoekonomiyi haklı çıkarmıştır, çünkü Cebelitarık Boğazı’nda İngiliz etkisi yüksektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijitalleşme, bu bahsettiğimiz Ricardo – jeoekonomi arasındaki farklılığı jeoekonomi lehine derinleştirecektir. Bu durumu daha iyi anlamak için Marks’ın sermaye tanımını dijital bilgiye de uygulamak faydalı olabilir<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a>. Marks’a göre bildiğimiz türden tüm mal veya ürünler kullanıldıkça ortadan kalkar veya özünü yitirir. Örnek olarak, bir elbise kullanıldıkça eskir ve bir süre sonra hala var olsa da kullanılamaz duruma gelir. Üretimde kullanılan bir makine de kullanıldıkça eskir ve en sonunda hurda olur. Ancak, sermaye kullanıldıkça kendini büyütür. Marks, kenarda duran ve kullanılmayan paranın sermaye olmayacağını, çünkü paranın sermaye olması için devamlı kullanılması, dönüşmesi gerektiğini, bunun için de devamlı büyümesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla Marks’a göre servet ve sermaye farklıdır, çünkü ikincisi devamlı dönüşür ve büyür. Büyük sermaye, küçük sermayeden daha hızlı büyür, çünkü ölçek ekonomilerinden daha fazla faydalanır. Bu da eninde sonunda tekelleşmeye neden olur. Bazıları bu durumu dışsallıklar üzerinden açıklamaktadır, bazıları senyoraj hakkı demektedir, AB Merkez Bankası başkanı Lagarde ise ‘exorbitant privilage’ kavramını vurgulamaktadır. Adı ne olursa olsun, <strong>jeoekonomik anlamda sermaye ve bilgiyi en iyi şekilde kullanabilmek için, en büyük şekilde kullanmak gerekmektedir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Veri de benzer bir durumdadır, verinin değer kazanması için devamlı olarak kullanılması ve büyümesi gerekmektedir. AB büyükçe bir veri adasıdır, ama Afro-Avrasya daha büyük bir veri adasıdır. Afro-Avrasya veri adasının mümkün olduğunca büyük bir kısmının verisini kontrol etmek, aynı zamanda drone, otonom sürüşlü arabalar, cep telefonları, perakende sektörü gibi veriye dayalı pek ürün ve sektörde, bu sektörlere girdi ve hizmet sağlayan sektörlerde ana oyuncu olmak için bir çeşit ön şart haline gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha net bir ifadeyle, dünyada halihazırda devasa miktarda veri üretilmektedir, ancak, bunların kullanımı sınırlıdır, çünkü veri, veri adacıkları halinde tutulduğu sürece kullanım alanı sınırlanır, ancak belirli bir formatta veri bir araya getirilirse (temiz veri haline gelirse) kullanım alanı genişler. Dolayısıyla, hangi uluslararası aktör standartların belirlenmesi yoluyla veri kullanım alanı ve imkanını en hızlı şekilde genişletirse, o aktörün parası daha baskın hale gelecektir. Örnek olarak, Ukrayna–Rusya savaşının nihayetinde drone ve insansız deniz araçlarına evrildiğini ve bunların savaşta avantaj yaratacak şekilde kullanılabilmesi için coğrafi veriler başta olmak üzere çok büyük bir veri setinin en iyi şekilde analiz edilmesi gerektiğini söylemiştik. AB şu anda Ukrayna–Rusya savaşının ortaya çıkardığı devasa veriyi analiz etmek ve buradan gelecekteki olası bir Rus çatışması için dersler çıkarmak ile meşguldür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer konu ise sürücüsüz araçlar ile ilgilidir. Bu konuda da öne çıkabilmek için mümkün olduğunca veri toplamak ve bu verileri analiz etme konusunda yetenek geliştirmek gerekmektedir. Dolayısıyla veri kullanıldıkça kullanım değeri artan bir şey olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, AB her ne kadar ‘endüstri politikaları’ kavramını her geçen gün yüksek sesle dile getirse de, aslında bu durum AB’nin tam anlamıyla otarşik bir yapıya döndüğü anlamına gelmemektedir. Örnek olarak Çin ile ilişkilerinde ana hedefin riskin azaltılması (derisking) olduğunu dile getirmektedir. Dolayısıyla, artık ticarette menşe kavramı sadece gümrük vergisinin doğru tespiti için kullanılmamakta, aynı zamanda ülkelerin yaşadığı jeopolitik kaymaya en doğru tepkiyi verebilmeyi de sağlayan bir araç haline de gelmektedir. Daha net bir ifadeyle, daha önce tedarik hatları ağırlıklı olarak piyasa koşullarına göre oluşturulurken, yaptırım kelimesinin gittikçe daha fazla kullanıldığı bir dünyada ise, tedarik hatlarının haritası ve dolayısıyla menşe kavramı da daha fazla öne çıkmaktadır. Burada AB’nin gümrük konularında daha farklı bir yaklaşıma kaydığını gözlemlemek mümkün bulunmaktadır. Daha önce, bu eşyayı neden ithal etmeyeyim bakışı ağırlıktaydı, şimdi ise neden ithal edeyim bakışına doğru bir eğilim gözlemlenmektedir. İthal edebilirim, çünkü siyasi açıdan uygun bir tedarik hattından gelmektedir veya çünkü çalışma koşulları ve çevresel açıdan benim kontrolümde olan üretim süreçlerinden geçmiştir. Ve tüm bunlar da veri demektir; bir ülke üretim açısından ne kadar temiz veri üretebilirse, uluslararası sistemde de o kadar güçlü bir yere sahip olacaktır. İşte bu temiz veri üretim konusunda gümrük idareleri hareket kontrol noktaları olarak özellikle menşe konusunda çok önemli bir yere sahip olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB mevcut menşe sistemini önemli ölçüde dönüştürmeye hazırlanmaktadır. Eski (veya halen uygulanmakta olan) sistem kâğıt bazlıdır. Ayrıca, tedarik hatlarının siyasi ve güvenlik yönü, çalışan hakları ile çevresel unsurları çok fazla dikkate almayan bir yapıya sahiptir. Örnek olarak, AB Rusya aleyhine yaptırım paketi üzerine yaptırım paketi açıklamaktadır, ancak bu durum Rusya’yı pek etkilememektedir; çünkü menşe sistemi hala üretime değil, ürüne dayalı bir sistemdir. (Rusya ancak Avrupa bankalarındaki paralarına el konulacağı açıklandığı zaman tepki vermiştir.) Dolayısıyla, mevcut menşe sistemi 21. Yüzyıl jeoekonomik ve jeopolitik gerçekleri ile uyumlu değildir. İşte AB’nin üzerinde çalışmakta olduğu Gümrük Kanunu tüm bu gerçekleri dikkate alarak, gümrüklerde yöntem değişikliğine gitmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB’ye eşya satmak, sadece Avrupa Birliği’ne eşya satmaktan ibaret değildir. AB’ye eşya satabilen bir üreticinin üçüncü ülke pazarlarına girebilmesi kolaylaşmakta, çünkü ithalatçılar gözünde daha kolay güven inşa edebilmektedir. Bu işin bir yönü. Bir başka yönü ise finansman ile ilgilidir. Çok az firma %100 öz sermaye ile yatırım ve üretim yapabilmektedir. Firmalar bir şekilde borçlanmak durumundadırlar. Dünya finansman yapısı sessizce derin bir dönüşüme hazırlanmaktadır. Temiz veri toplanması, işlenmesi ve belgelendirme imkanlarının artması sayesinde, finansman ihtiyacı içinde olan firmaların çevre, çalışma koşulları vb. pek çok konuyu içeren borçlanma şartlarında önemli değişikliklerin gündeme gelmesi beklenmektedir. Örnek olarak, bir firmaya bir banka sana borç veremiyoruz çünkü sen yeşil elektrik kullanmıyorsun veya işçilerin çalışma koşulları kötü veya üretimde kullandığın X ürünü üreten firma Y ülkeden ithalat yapıyor diyebilir. Bu durumda, firma ya borç bulamayabilir ya da yüksek faiz ödemek zorunda kalabilir. Diyebiliriz ki, ne önemi var bunun, Türk firması da Türk bankalarından borçlanır. Ama Türk bankaları da özel sektöre dağıtacağı kredilerin büyük kısmını yurtdışından borçlanmaktadır. Ve bu borçların da gelecekte belirli şartlara bağlanması beklenmektedir. Hangi ülke daha temiz, kullanılabilir ve onaylanabilir veri üretebilirse, o ülkenin üreticileri hem ithalatçılar hem de finansman açısından daha iyi bir pozisyonda olacaklardır, dolayısıyla <strong>tedarik zincirleri haritasında daha iyi bir yer edinebilme şansını yakalayacaktır. Burada transit ticaretten bahsetmiyoruz, tedarik zincirlerinden yani üretim ve katma değerden bahsetmekteyiz. Bir de tabi Avrupa Birliği’nin inşa etmekte olduğu veri tabanlarına ulaşabilme imkanından</strong><em>. </em>Ukrayna savaşında Rusya’nın zorlanmasının ana nedenlerinden birisi, Ukrayna’nın ABD tarafından sunulan coğrafi veriler başta olmak üzere pek çok veri alanına ulaşma imkanına sahip olmasıdır. Aynı durum ticaret için de geçerli olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Veride ölçek ekonomisi geçerlidir, büyüdükçe ve kullanıldıkça değeri ve ürettiği katma değer artar. Bu durum Türkiye için olduğu kadar, AB için de geçerlidir. AB elbette büyük bir pazardır ve nispeten yüksek bir nüfusa sahiptir; ancak nihayetinde sınırlı bir veri adasından ibaret kalabilir. Mevcut gidişatta ABD, özel şirketler ve stablecoin’ler üzerinden sadece daha fazla ABD borçlanma aracı satmakla kalmayacak, ayrıca daha fazla temiz veri üretebilecek, kendi jeopolitik ve jeoekonomik çıkarlarına göre kullanacaktır. Eskiden bu jeopolitik ve jeoekonomik çıkarlar, Avrupa ülkeleri ile önemli derecede paraleldi, ancak 21. Yüzyılda ABD’nin AB üzerindeki güvenlik şemsiyesini kapatmaya hazırlandığı bir dönemde, bu paralellik yerini üstü kapalı bir çatışmaya çevirmeye başlamış olabilir. Bu durumda ABbir çeşit veri adası olmaktan çıkıp daha etkin olabileceği bir çeşit küresel veri ağı inşa etmeye başladığında, Euro bazı stablecoin’lerin de kullanım alanı genişleyecektir. <strong>Bu durumda AB’nin kazançları dışsallıklar</strong><em>, </em><strong>senyoraj rantı veya ağ etkisi olarak tanımlanabilir, ancak her durumda Türkiye’yi yanında güvenli bir müttefik olarak tutması gerekmektedir.Çünkü sömürgecilik bagajı dolu bir Avrupa’nın Çin veya ABD karşısında güven tesis edebilmesi için Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağları ile coğrafi konumuna ihtiyacı yüksek olacaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın konuşmalarına geri dönersek, Euro’nun rezerv parası veya fatura para birimi olarak daha fazla kullanılabilmesi için, AB’nin jeopolitik ve jeoekonomik açıdan dayanıklı bir çeşit etki alanı inşa etmesi gerekmektedir. Bu etki alanını I. ve II. Dünya Savaşları’nda Almanya demiryolları ile inşa etmeye çalıştı ve sonu hüsran oldu. Mevcut durumda Euro’nun Afro-Avrasya ölçeğine erişebilmesinin semt café’si müdavimi bir AB’nin zihinsel kapasitesinin ötesinde olduğu tespitini yapabiliriz. Ancak, hazırlanmakta olan taslak Gümrük Kanunu’nun da gösterdiği gibi AB pek çok alanda <strong>yöntem değişikliğine</strong> gitmektedir. Bu yeni yöntemde de <strong>Türkiye’den çok fazla şey istemeye</strong> hazırlanmaktadır. Bu yazıda da, işbirliğinin artarak devamı vurgulanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>6. MENŞE VE DÖNÜŞEN KÜRESEL SİSTEM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump sonrası dönemde ABD’nin Avrupa’nın güvenliğini sağlamada maliyet paylaşımını talep etmesi, Avrupa açısında şu şekilde bir tehdidin ortaya çıkmakta olduğunu göstermektedir: Çin – ABD çatışması olarak tanımlayabileceğiz Soğuk Savaş 2.0.’ın Pasifik Okyanusu’nda serbest dolaşımı tehlikeye sokması sadece zaman meselesidir ve bu durumun Atlantik Okyanusu’na yansımayacağının garantisi bulunmamaktadır. Bu durumda ABD Avrupa’nın güvenliği için daha az kaynak ayırmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa’nın tedarik hatlarının güvenliğini sağlama konusunda da eskisi kadar istekli olamayacaktır. Dolayısıyla tedarik hatlarının yönetimi konusu AB’nin gündemine her geçen gün daha fazla girmektedir. Daha önce ABD sayesinde Avrupa’nın ‘hayat sahası – Lebensraum’ bütün dünya iken, Soğuk Savaş 2.0.’da işlerin değişmesi sadece zaman sorunu hale gelmeye başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik hatlarının yönetimi konusu önem kazanınca ve AB’nin gelecekte düşük riskli kullanabileceği tedarik hatları sayısı azalırken, AB bir başka sorunla daha fazla yüz yüze gelmeye başlamıştır: menşe konusu. 2003 yılında Komisyon tarafından hazırlanan bir raporda, tercihli ticaret sisteminin etkinliği incelenirken, menşe konusunda da sorunlar olabileceğine işaret edilmişti<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“İhracatta Tercihli Menşe Doğrulaması: Sahte Bir Güvenlik Hissi</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ürünlerin menşe statüsünün belgelendirilmesine yönelik mevcut sistem, sertifika düzenlenirken ihracatçı ülke yetkilileri tarafından doğrudan doğrulama ilkesine dayanmaktadır. Aslında, ticaretin gerekleri, yetkililerin her ihracat işlemini malların tercihli menşei açısından kapsamlı bir şekilde kontrol etmesini imkânsız kılmaktadır. Mallar hakkında beyan edilen diğer bilgilerin çoğunda olduğu gibi, menşe esasen olaydan sonra ve hatta sistematik olarak değil, rastgele veya hedefli bir şekilde kontrol edilmektedir. Bu nedenle, yetkililerin ilk belgelendirme aşamasındaki müdahalesi hem ithalatçı ülkeye hem de ithalatçıya sahte bir güvenlik hissi vermektedir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">O dönemde AB çok farklı ve birbirinin alternatifi olabilecek tedarik zincirlerine ulaşabildiği ve kağıda dayanan menşe sistemine fazla da müdahale de bulunamayacağı için konunun üzerine yoğun bir şekilde gidilmedi. Ancak o günden bu yana değişen şey, dijitalleşmedir. Eski (veya mevcut) sistem kâğıda dayanan menşe sistemine dayanmaktadır. Elektronik menşe ise bizi çok farklı bir yönteme sürüklemektedir. Bu yeni yöntem Türkiye için henüz tam ortaya çıkmamış bazı önemli <strong>tehditler</strong> barındırmaktadır. Bu tehditlere geçmeden önce kâğıda dayanan menşe ve fatura ile dijitale dayanan versiyonları arasındaki yöntem farklılığına Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ)’nün 2008 tarihli bir Raporu üzerinden bakmamız faydalı olacaktır<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a>:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“<strong>Küresel Ağ Bağlantılı Gümrükler</strong>: 21. yüzyılın yeni zorlukları, gümrükler arası iş birliğinde yeni bir konsept gerektirmektedir. [Ayrıca] gümrük idareleri ile işletmeler arasında, yasal ticareti kolaylaştırmak ve gümrük kontrollerini gerçekleştirmek için daha yakın ve gerçek zamanlı iş birliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni gereklilik, kamu ve özel sektör paydaşları arasında, uluslararası ticaret sistemini destekleyen küresel bir gümrük ağının oluşturulmasıdır. Bu ağın vizyonu, kesintisiz, gerçek zamanlı ve kağıtsız bilgi ve bağlantı akışlarını sağlayacak uluslararası bir &#8220;e-Gümrük&#8221; ağının oluşturulmasını öngörmektedir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karşılıklı tanıma önemli bir kolaylaştırıcıdır. Bu, gümrük kontrollerinin ve Yetkilendirilmiş Yükümlü (AEO) Statülerinin karşılıklı tanınmasını da içerir. Ağ bağlantılı Gümrük kavramı, 21. yüzyılın kesintisiz uçtan uca uluslararası tedarik zincirlerini yönetme modeli için kritik öneme sahiptir. Uçtan uca tedarik zinciri yönetimi, risklerin daha derinlemesine değerlendirilmesini ve gerektiğinde daha erken yönetilmesini sağlar. Varış limanında mallara müdahale etme ihtiyacını azaltır ve malların tedarik zincirleri boyunca takip ve izlenmesine olanak tanır. Temel işleyiş, ihracat idaresinden başlayarak tedarik zincirindeki işletme ile Gümrük ve Gümrük idareleri arasında güvenli ve gerçek zamanlı bilgi alışverişine dayanır.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bilgi akışına menşe açısından bakarsak, şunu en baştan belirtmemiz faydalı olacaktır: <strong>Menşe aslında ‘doğrulanmış faturadır’</strong>. Uluslararası ticaretin başlangıcı, faturadır. Fatura, A adresindeki üreticinin ben, X miktar ve cinsindeki bu ürünü Y fiyata B kişisine Z tarihinde sattım demesidir. Menşe ise, nihayetinde tedarik zincirindeki faturaların yan yana getirilmesidir. Kâğıt ortamındaki fatura (kopya veya aslı) elden ele dolaşır. Çeşitli kişi ve kurumların kontrolüne açıktır. Hepsi de aynı bilgiyi görürler. Ne eksik ne fazla. Dijital ortamda ise, kimin hangi bilgiyi ne kadar görebileceği kontrol altında tutulabilir. Örnek olarak, alıcı belirli bir miktarda bilgi görebilirken, kamu kurumları daha fazla görebilir. Dolayısıyla dijital faturaya daha fazla bilgi yüklenebilir<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a>. Faturalara sadece üretici, miktar veya fiyatın yanında karbon yükünün de eklendiğini varsayalım. Veya ürünün üretilmesinde kullanılan çeliğin ambargo uygulanan ülkeden gelip gelmediğini de içerdiğini varsayalım. Bu durum her ne kadar ilk başta önemsiz gibi görünse de, yakın gelecekte Avrupa’ya düşük karbon yüküne sahip (tabi ambargo uygulanmayan ülkelerden gelen) çelik ile üretilmiş çamaşır makinesi ihraç etmemiz gerekecektir. Elbette, Avrupa Birliği ile 1995 yılında uygulanmaya başlanan Gümrük Birliği ile gümrük vergileri sıfır olacaktır ama diğer ödemeler yüksek olduktan sonra, gümrük vergilerinin sıfır olmasının bir anlamı olmayacaktır. AB bu ‘diğer vergileri’ GATT Anlaşması’nın 20. ve 21. maddeleri<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a> veya çeşitli korunma araçları kapsamında çoktan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde savunmaya başlamıştır. Aynı argümanları Türkiye’ye için de gündeme getirmesi beklenmelidir ve gelmektedir de. Bu ödemelerden kaçınabilmek için de sadece tedarik zincirindeki ürünlerin hangi ülkeden üretildiği değil, hangi tesiste hangi üretim yöntemi kullanılarak üretildiğinin de ‘fatura’da olması gerekecektir. Tüm bu bilgilerin faturada olması yetmeyecek, bunların kontrol edilmesi onaylanması da gerekecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kontrol etme ve onaylama süreci, 21. yüzyılda sadece gümrük idarelerinin yapabileceği bir iş olmaktan yavaş yavaş çıkmaktadır. Bu duruma benzer bir örnek olarak CE işareti konusuna bakmak faydalı olabilir. CE işareti kapsamı ürünün AB’ye satılabilmesi için sadece fatura konusu bilgiler yeterli değildir. Bu ürünün başta sağlık ve güvenlik olmak üzere bazı gereklilikleri de yerine getirmesi gerekmektedir. Üretici firmanın sadece bu gereklilikleri yerine getirdiği beyan etmesi de yeterli değildir, bunun onaylanması, diğer bir değişle belgelendirilmesi de gerekmektedir. Bu belgelendirmeyi her zaman kamu kurumlarının yapması gerekli değildir, özel belgelendirme kuruluşları da bu işi yapabilir. Ancak, bu firmaların veya kurumların akredite edilmesi, diğer bir değişle, yeterliliğinin uygun görülmesi gerekmektedir. Bunun için ülkemizde TÜRKAK kurulmuştur. TÜRKAK ise EA (European Accreditation<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a>) üyesidir, EA tarafından AB üyesi ülkelerdeki akreditasyon kuruluşları gibi TÜRKAK da denetim altındadır. TÜRKAK veya EA üyesi diğer Avrupa ülkelerindeki akreditasyon kuruluşları tarafından yeterliliği onaylanan ve ilgili kamu kuruluşu tarafından yetkilendirilen belgelendirme kuruluşları tarafından verilen CE belgeleri kullanarak, ülkemizdeki üretici firmalar AB’ye ihracat yapabilmektedir. 1/95 AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı sayesinde, ülkemizde de belirli şartları sağlayan kurumlar tarafından CE işareti verilebilmektedir. Sonuç olarak, CE işareti konusunda çok katmanlı bir yapı söz konusudur, bu yapının nihai amacı iyi çalışan bir sistem inşa ederek yüksek derecede güven tesis etmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CE işareti aslında her ne kadar Avrupa pazarına yönelik bir belgelendirme işlemi olsa da, gerçekte üçüncü ülkelere yaptığımız ihracat artışında da büyük faydası olmaktadır. Ticari görüşmelerde masaya taraflardan önce CE işareti oturmakta, alıcı satıcı için belirli bir dereceye kadar güvene sahip olmakta, bu durum da sadece ülkemiz ihracatçısının eşya satışını kolaylaştırmamakta, aynı zamanda CE işareti olmayan diğer ülke satıcıları ile karşılaştırıldığında daha fazla rekabet gücüne sahip olmasına katkı sağlamaktadır. Jeoekonomik teorilerin de sıklıkla vurguladığı üzere, üretim başladıktan ve belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra tedarik zincirleri güçlenmekte ve hatta inovasyon başta olmak üzere pek &nbsp;çok imkân da daha yüksek satış hacmine sahip firmanın önüne çıkmaktadır. Dolayısıyla, imzalanmasından 30 yıl sonra AB Gümrük Birliği konusunda şunu ifade edebiliriz ki, 1/95 Ortaklık Konseyi Kararı <strong>gümrük vergi indiriminden çok daha fazlasıdır ve sadece üçüncü ülkelere ihracat artışına katkı sağlamakla kalmamış, aynı zamanda Türkiye’yi gelmekte olan yeni ticaret yöntemine de hazırlamıştır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Menşe ve fatura konusunda geri dönelim. Artık uluslararası ticarette faturada (muhtemelen dijital ürün pasaport gibi başka bir ismi olacak) karbon yükü başta olmak üzere pek çok bilgi olacağı için gümrük işlemleri için gereken belgelerin hepsinin gümrükler tarafından kontrol edilmesinin mümkün olmayabileceğini ifade etmiştik. AB’nin tedarik alternatiflerinin sayısının azalması durumunda, mevcut tedarik hatlarının daha iyi çalışmasına yönelmesi kaçınılmaz olacaktır. Mesela AB’ye ihraç edilen bir üründe, Rusya menşeli demir çelik ürünün olmadığını kanıtlamak için, CE işareti sisteminde olduğu gibi, kendisi tarafından onaylanan ve ihracatçı devlet tarafından atanan kuruluşun (bu kamu kuruluşu veya STK de olabilir) belgelendirmesine ihtiyaç duyulabilir. Burada mevcut sistemden farklı olan şey, menşe konusunda belgelendirme onayını yapacak kurumun sadece ihracatçı ülke kamu kurumları değil, akreditasyon kapsamında AB denetimine de tabi olmasıdır. Menşe sisteminin bu şekilde yeniden inşası durumunda, AB tedarik hatlarına daha fazla güvenebilir. Bunun anlamı da aslında barışçıl bir şekilde ‘Lebensraum’ inşasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, menşe konusu yavaş yavaş küresel ticaret sisteminin zayıf noktası gelmeye başlamıştır. Menşe artık sıradan bir ticari konu değildir, aynı zamanda ülkelerin jeoekonomik çıkarlarına doğrudan hizmet eden bir unsur haline dönüşmeye başlamıştır. Bunun için de mevcut kâğıda dayanan menşe yerine dijital ve akreditasyon sistemi çerçevesinde belgelendirilmiş ve miktar veya fiyatın yanında elektriğin yeşilini kullanıp kullanmadığından, üretim tesisinin koordinatlarına, bu tesisisin ISO 9000 belgesini nereden aldığından, çocuk çalışan olup olmadığına kadar pek çok bilgiyi de dolaylı veya dolaysız bir şekilde içerecektir. Belirlenen bu tip şartlara uymayan firmalar ve hatta ülkeler tedarik zincirleri içinde kendilerine yer bulamayacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7. LEBENSRAUM VE MENŞE KÜMÜLASYONU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1990’ların ilk yarısına geri gidelim. 1980’lerin liberalizasyon hamleleri sonucunda ithalat ve ihracat konusunda önemli bir deneyim birikimi olmuştu. Sıra satılan ürünlerin kalitelisini yükseltme konusuna gelmişti.1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı sadece gümrük vergilerinin indirilmesi değil, teknik mevzuat uyumundan rekabete kadar pek çok konuyu kapsamaktadır. Dolayısıyla o zamanlar Avrupa Toplulukları ile (henüz Avrupa Birliği kurulmamıştı) yapılan müzakerelerde, Türkiye 1980’lerin dışa açılma sürecinin sonuna, bir sonraki aşamaya hazır hale gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir eşyayı kaliteli üretmek demek, sadece bir firmanın yapabileceği bir iş değildir. Ulusal kalite sistemi olmadan bir eşyayı kaliteli üretmeye çalışmak hem daha maliyetli hem de daha zordur. Diğer bir ifadeyle, bir çeşit ulusal kalite ekosistemi gerekir. Ulusal kalite sistemi ise belgelendirme, kalibrasyon zincirleri, akreditasyon, teknik mevzuat, piyasa gözetimi gibi pek çok unsurdan oluşur. Bugüne geldiğimizde şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye ulusal kalite sistemini kurma konusunda çok iyi bir noktaya gelmiştir. Şimdi ise bir sonraki aşamaya hazırdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sistemler genelde belirli ölçeklerde çalışırlar. Örnek olarak, ulusal kalite sistemini sağlıklı ve etkin bir şekilde kurabilmek için, ulusal üretimin en az belirli bir ölçekte olması gerekir. Türkiye orta büyüklükte bir ülke olarak, 1990’larda bu ölçeği yakalamıştı. Şimdi ise ulusal inovasyon sisteminin kurulması gerekmektedir. Türkiye’nin halihazırda sorun yaşadığı nokta şudur: Türkiye’nin üretim ölçeği ulusal inovasyon sistemi kurmak için yeterli değildir. Ayrıca bu ölçek 21. Yüzyılda bu ölçek o kadar büyümüştür ki, tek başına Almanya bile bu ölçeği karşılayamamaktadır. Bazı durumlarda bu ölçek AB’yi aşmakta, küresel işbirliği gerekmektedir. (Mesela bkz: ITER, iter.org) Savaşların artık asker sayısından teknolojik üstünlüğe dönüştüğü bir küresel ortamda, tam bağımsızlığın teknolojide belirli bir seviyeye bağlı olduğu her geçen gün ortaya çıkmaktadır. Ukrayna savaşı bu konuda derslerle doludur. Nadir toprak elementleri veya çip teknolojisi gibi konular üzerinden gidildiğinde, teknolojinin nasıl bir jeopolitik boyuta evrildiğini hepimiz her gün uzun uzun okuyor inceliyor ve tartışıyoruz. Bu konu ev hanımlarının günlerinde bile konu olabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1/95 Ortaklık Konseyi Kararı Türkiye’yi önemli ölçüde dönüştürmüştür. AB dışında üçüncü ülkelere yaptığımız ihracat artışının arkasında da ulusal kalite sisteminin olduğunu, bu sistemin ise dolaylı ve zaman zaman kısmen de olsa, AB üye devletlerde uygulanan şartlara yakınlaşmış olmasından kaynaklandığını tespit etmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla imzalanmasından yaklaşık 30 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda, hem Avrupa hem de Türkiye’nin 1/95 ile ilgili konularda sözünde durmak için ciddi bir çaba harcadığını kabul etmemiz gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye otarşik yapıya dönemez</strong>. Trakya ve Anadolu’da (mevcut nadir toprak elementleri hariç olmak üzere) ciddi miktarda maden, kereste bulunmamaktadır. Suyumuz bile sınırlıdır. Verimli topraklarımız bile nüfusumuzu ancak doyurmaktadır. Ekonomi güçlü ve etkin devlet geleneği, on yıllarca desteklenen ve önem verilen eğitim ve sağlık hizmetlerinin ortaya çıkardığı sağlıklı çalışkan nüfus ile dinamik girişimci grubu sayesinde belirli bir seviyeye ulaşmaktadır. Elinde İstanbul, Fırat Dicle, uygun iklim kuşağındaki bazı verimli ovalar vb. başta olmak üzere çok kıymetli mücevherler bulunmaktadır. Bunları korumak zor ve maliyetlidir. Türkiye bir yüzyıla yakın bir süredir bu mücevherleri sadece korumakla kalmamış, aynı zamanda önemli ölçüde geliştirmiştir. Ancak, tüm bunları da büyük bedeller ödeyerek yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelecek yüzyılda bu mücevherleri korumak daha da zor olacaktır. Küresel güvenlik mimarisi dönüşürken, Türkiye’nin karşısına sadece yeni fırsatlar değil, yeni tehditler de gelecektir ve gelmeye de başlamıştır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Ukrayna savaşı Türkiye için artık savaşların nasıl olacağı konusunda önemli dersler içermektedir. Türkiye’nin işbirliği yapacağı dostlara ihtiyacı bulunmaktadır. 30 yıla yakın bir süredir yürütülen AB Gümrük Birliği süreci önemli dersler içermektedir. AB’nin Türkiye’ye olan stratejik ihtiyacının artmakta olduğunu anlattık, burada vurgulamak istediğimiz konu, ciddi sorun alanlarına rağmen Türkiye’nin de AB’nin stratejik dostluğuna olan ihtiyacının da artmakta olduğudur. Trump sonrası dönemde Avrupa Birliği’nin kendi sevimli semt kafesi dışında da bir dünya olduğunu fark etmeye başlaması, Türkiye için iyi bir gelişmedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Peki bu aşamada Türkiye ne yapmalıdır?</strong> Aslında Türkiye çok uzun yıllardır önemli çabalarda bulunmaktadır. Örnek olarak, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kurulması önemli bir aşamayı ve iradeyi göstermektedir. Türkiye bu aşamada halihazırda kurulmakta olan Avrupa Savunma Birliği, Avrupa Sermaye ve Yatırım Birliği ile Avrupa inovasyon sistemini daha yakından takip ederek, bu sistemlerle nasıl bir ilişki kurulacağı, iş birliği yapılacağı konusunda şimdiden çalışmaya ve fikir üretmeye hazırlanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer bir nokta, önceki yazılarımızda da belirtildiği üzere, Türkiye Afro-Avrasya karasal uzun mesafe taşımacılığının geliştirilmesi konusunda önemli adımlar atmaya devam etmelidir. Bu noktaya daha önceki iki yazımızda kapsamlı bir şekilde değindiğimiz için burada tekrarlayamayacağız. Bu bölümde ise menşe kümülasyonu alanlarının Türkiye açısından jeopolitik değerlendirmesini yapmaya çalışacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada tedarik zincirlerinin ayrışması (fragmentation), Türkiye açısından bazı fırsatlar getirmektedir. Konuya sadece Türkiye’nin ihracatı açısından bakarsak, resmin önemli bir kısmını görememiş, kaçırmış oluruz. Trump’ın başkan seçilmesi hatta COVID öncesinde, tedarik zincirleri açık denizler üzerinden yapılan taşımacılığa, dolara ve ABD’nin küresel jandarma rolüne doğrudan bağlıydı. ABD artık küresel jandarma rolünü taşıma sorumluluğundan geri adım atmaya başlamıştır ve durumun sürekli olacağı her geçen gün daha fazla ortaya çıkmaktadır. Açık denizler üzerinden yapılan uzun mesafe taşımacılığın güvenliğinin nasıl sağlanacağı sorusunun gündeme gelmesi artık sadece zaman sorunudur. Doların egemenliğinin hangi derecede ne kadar devam edeceği konusunda da gene önemli soru işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere ‘Lebensraum’ Almanca kökenli bir kelimedir, 19. Yüzyıl sonu ve 20. yüzyılda Almanya’nın hızlı sanayileşmesi döneminde, hammadde ve yarı mamul ihtiyacını güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde karşılamak için etrafındaki bazı ülkelerin Alman etki alanında tutulması, bu ülkelerden gelecek hammadde ve yarı mamulün garanti altına alınması stratejisine verilen isimdir. II. Dünya Savaşı’nda Alman stratejisi bu kavram kapsamında daha iyi anlaşılabilir. Almanya’nın bu stratejisi esas olarak, Amerikan savaş makinesinin ‘Lebensraum’u daha sürdürülebilir olduğu için kaybetmiştir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya yoğun ABD etkisi altına girmeyi, ‘Lebensraum’ bütün dünya olarak sunulduğu için kabul etmiştir. (Aynı durum Japonya için de geçerlidir). Başka bir ifadeyle, küresel gizli bir gündem aranacaksa, bu gizli gündem ‘Lebensraum’ kavramı üzerinden daha iyi anlaşılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı durum Çin için de geçerlidir. Çin ve ABD arasında, resmi olup olmadığını bilmediğimiz bir anlaşma üzerinden, bütün dünya Çin’e ‘Lebensraum’ olarak sunuldu. (Çin DTÖ üyeliği 2001 yılında gerçekleşmiştir) Elbette karşısında bazı tavizler alındı. Ancak, Almanya, Japonya ve Çin, ABD elitlerinin tahmininden çok daha yetkin, hızlı ve çalışkan çıktılar. ABD Almanya’yı, Fransa ve İngiltere’nin yardımıyla Avrupa Birliği üzerinden daha kontrol edilebilir bir seviyede tuttu. Buna karşılık iki Almanya’nın birleşmesine izin verildi. Japonya ise Plaza Accord ile bitmeyen bir resesyona itildi. Ama ABD’nin stratejileri Çin’e karşı çalışmamaktadır. O nedenle, ABD de masayı devirdi. İşin özeti budur. Tedarik zincirlerinin parçalanmasının arkasında da gerçekte bu resim bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki yazımızda, ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın bir konuşmasından alıntı yaparak, inovasyon sisteminin ancak belirli bir üretim ölçeğinde çalıştığını vurgulamıştık. İşte Avrupa Birliği bu ölçeğe ulaşmak için Avrupa Birliği’nin kendisinden daha büyük bir Lebensraum’a ihtiyaç duymaktadır. Tedarik zincirleri de beyne veya kalbe kan taşıyan damarlar vazifesi görecektir. Avrupa Birliği’nin bu ihtiyacı esas olarak ABD’nin artık masayı devirmiş olması, diğer bir ifadeyle, bütün dünyayı artık ‘Lebensraum’ olarak sunma stratejisinden vazgeçmesinden kaynaklanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa bu ‘Lebensraum’un daha iyi işlemesini sağlamak için ağırlıklı olarak üç unsura ihtiyaç duyacaktır. Birincisi karasal uzun mesafe hatlarının güvenliğin sağlanması. İkincisi ‘Lebensraum’ senyoraj hakkını daha iyi alabilmek için bu alanda Euro’nun ağırlıklı olarak kullanılmasını sağlamak. Birincisini önceki iki yazımızda uzun uzun değerlendirdik. Bu yazının ilk kısmında ise ikincisi üzerinde analiz yaptık. Üçüncüsü ise, menşe alanlarının kurulması ve işlemesini sağlamak olması nedeniyle, bu üçüncüsü üzerinde biraz daha duralım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1980’lerde dünyada yaygın olarak güçlü bir liberalleşme ve serbestleşme dalgası esmiştir. Bu küresel politik ekonomi ortamında, pek çok ülke sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini (ve eş etkili vergileri) önemli ölçüde indirmiştir. DTÖ Uruguay Turu görüşmeleri sonunda imzalanan bir dizi anlaşma ve verilen bir dizi taahhüt ile de bu durum önemli ölçüde geriye dönülmeyecek şekilde sabitlenmiştir. Tarım ürünlerinde gümrük ve eş etkili vergiler ise uzun on yıllar boyunca hem (Doha Turu görüşmeleri kapsamında) hem DTÖ hem de AB gibi uluslararası aktörlerin uluslararası müzakere gündemini meşgul etmiş, ancak bazı küçük tavizler dışında önemli sonuçlar elde edilememiştir. Geldiğimiz noktada artık şunu açıkça belirtebiliriz ki, gümrük ve eş etkili vergilerin liberalizasyonu üzerinden yapılabileceklerin neredeyse sonuna gelinmiştir. Bu nedenle bu konuyu gündemimizden düşürelim. Dolasıyla, Avrupa Birliği de ‘Lebensraum’unu gümrük vergi indirimleri üzerinden hayata geçirmeyecektir, çünkü hareket alanı çok dardır. Sanayi ve tarım ürünlerinde yapılabileceklerin neredeyse tamamına yakını yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada ‘ticaretin önündeki engeller’ den bahsedildiğinde artık gümrükler ve eş etkili vergilerden daha az bahsedilmeye başlanmıştır. Ticaretin kolaylaştırılması (trade facilitation) veya teknik düzenlemelerde (technical regulation) uyum gibi konuların yanı sıra, AB’nin ikiz dönüşüm adını verdiği yeşil ve dijital dönüşümlere ek olarak çalışan hakları gibi konuların da gelecekte ticarette daha önemli olacağı ortaya çıkmaktadır. Bunlara ek olarak ‘menşe kümülasyonu’ olarak bilinen bir husus, küresel ticaret ve tedarik zincirleri konusunun tam göbeğinde durmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut kâğıda dayanan menşe sistemi aslında zımnen şöyle bir varsayıma dayanmaktadır: ithal edilen ürünlerdeki katma değerin önemli bir kısmı tek bir ihracatçı ülkede gerçekleşmektedir. Yani mevcut sistem gri alanlara imkân tanımamakta, büyük ölçüde ‘evet veya hayır, tek seçenek’ demektedir. Ancak tedarik zinciri kavramının kendisi bu anlayışa uymamaktadır. Adı üstünde zincir olan tedarik hatlarında üretim aşamaları farklı ülkelerde gerçekleşmektedir ve tek bir ülkenin menşe ülkesi olarak belirlenmesi mümkün olmayabilmektedir. Bir de üstüne bir üretim tesisi farklı ülkelerden gelen hammadde ve yarı mamul ile çalışıyorsa, bu durumda işler oldukça zorlaşabilmektedir. İşte Türkiye – AB Gümrük Birliği bu soruna toptancı bir yaklaşımla, Türkiye’ye ithal edilen ve üretilen tüm ürünlerin AB vergi ve teknik düzenlemelerine uyumlu olması şartını getirerek, başından konuyu halletmeye çalışmıştır. Ancak Türkiye’nin AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı ülkelerden hammadde ve yarı mamul ithal ederek ürettiği ürünlerden elde edilen mamul ürünler, AB’ye satıldığı ve menşe Türkiye olarak tescil edilemediği zaman, Türkiye’deki üreticinin Avrupa Birliği’ndeki üretici karşısında rekabet şansı azalmaktadır. Çünkü AB’deki üretici aynı sorunu yaşamamaktadır. (Avrupa Birliği, 70’in üzerinde ülke ve bölgeyle 40’ın üzerinde serbest ticaret anlaşması imzalamıştır. 20’den fazla anlaşmanın görüşmeleri veya onay süreçleri devam etmektedir) AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı ülkeler açısından bakıldığında ise durum daha da karmaşıklaşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte menşe kümülasyonu bu sorunu çözmektedir. Pan Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyonu Alanı sayesinde, tedarik zincirleri bu alanın dışındaki ülkelere göre daha sağlam kurulabilmekte, bu da bu ülkelerdeki üreticilere avantaj sağlamaktadır. Bu düzenleme sayesinde, esaslı dönüşüm veya katma değerin önemli kısmının bir ülkede olması şartı önemli ölçüde gevşetilerek, bu ürün kümülasyon alanı içindeki tedarik zincirleri içinde kaldığı sürece, menşe birikmekte çeşitli şekillerde ve şartlarda tavizlerden faydalanabilmektedirler. Bu da Lebensraum inşasının önemli aşamalarından birisidir. Örnek olarak, bu menşe kümülasyonu ve onun getirdiği tedarik zincirleri konusu İngiltere gibi ülke için bile oldukça çekici olabilmektedir. (İngiltere Pan Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyonu Alanı içinde yer almak için başvurmuş ve başvuru şimdilik bloke edilmiştir<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a>) Şimdi şu soruyu sormak istiyoruz: İngiltere Cebeli Tarık, Malta ve Güney Kıbrıs’taki etkisi sayesinde kendisini bir Akdeniz devleti sayıyorsa, örnek olarak Özbekistan veya Kazakistan, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki etkileri sayesinde neden Pan Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyonu’nun parçası olmasın? Bu durumda Orta Asya da ‘kan ve demir’ ile değil, ‘menşe ve blokzincir’ ile küresel sisteme entegre olur. Sonuçta hayat iyidir, saha da iyidir, dijital de iyidir; dijital hayat sahası çok daha iyidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijitalleşme sayesinde bu entegrasyonun, Türkiye – A B tarzı topyekûn bir yaklaşım çerçevesinde olması da zorunluluk durumunda çıkmaktadır. Yukarıda incelediğimiz taslak Avrupa Birliği Gümrük Kanunu, tamamen farklı bir yöntem ışığında yazılmıştır. Mevcut yöntemde, Avrupa şu şekilde düşünmektedir: bana (AB’ye) bir ürünü hangi firmanın ihraç ettiği (bazı durumlar haricinde) <strong>AB kamu otoriteleri açısından önemli değildir. Önemli olan ürünün kendisi ve hangi ülkeden geldiğidir</strong>. Şimdi ise ürünü kimin nasıl, nerede ve hangi hammadde ve yarı mamuller ile üretildiğini artık bizzat ben (AB belgelendirme kuruluşları vasıtasıyla) kontrol edeceğim. Benim tasarladığım kontrol süreçlerinden geçmiş ihraç partileri sorunsuz ve hızlı bir şekilde, benim gümrük idarelerime bile uğramadan benim ülkeme girip tüketilebilecek. Ancak benim bu tasarlamakta olduğum sistemin dışında kalan ürünlerin ihracatında ise, arada serbest ticaret anlaşması veya gümrük birliği olsun olmasın, karbon vergisi, sınır kapılarında bekleme süreleri, daha sık denetim vb. pek sorunla uğraşmaya devam edilecektir. Bu durumda benim hayat sahamdaki tedarik zincirlerinde yer almak isteyen AB dışı üreticiler, benim yetkilendirdiğim kuruluşlar vasıtasıyla kontrol altında olmaya devam edecekler. Elbette bu firmalar hakkında yerleşik oldukları ülke kamu otoritelerinden çok daha fazla şey bileceğim. Bu durum gelecekte bu ülke kamu otoriteleri açısından bazı tatsız durumlar ortaya çıkarabilir. Ancak yaratılan katma değer ve istihdam sayesinde fazla da seslerini çıkaramayacaklar. Bu da nihayetinde onların sorunu olur. İşte, diğer nedenlerin yanında, bu nedenle de Türkiye, taslak AB Gümrük Kanunu ile tasarlanmakta olan yeni nesil AB gümrük anlayışının başından itibaren bir parçası olmaya çalışmalıdır. Sonuçta ihracatımızın yaklaşık yüzden kırkı AB ülkelerine yapılmaktadır. Ayrıca, üçüncü ülkelere yaptığımız ihracatta Avrupa pazarında yer almış olmamızdan kaynaklanan güçlü referans da büyük rol oynamaktadır. Mesele gümrük boyutundan çıkıp, egemenlik konusuna girmeye başlayabilir. Bu nedenle, <strong>Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kurulması çok önemli bir</strong> adımdır, çünkü bu Başkanlığın faaliyetleri, yeni nesil AB gümrük anlayışında başından itibaren yer almamızı ve hatta ‘menşe kümülasyonu-İngiltere’ örneğini Asya’nın içlerine taşımamıza katkı sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, dijitalleşme ile menşe kümülasyonun birleşmesi, artık Avrupa Birliği’nin topyekûn bir yaklaşım olan Gümrük Birliği tarzı yaklaşımlara ihtiyacını azaltmaktadır. (Çünkü dijitalleşme sayesinde, her bir firma için üretilecek devasa bilgi yığınları ile başa çıkmak mümkün olacaktır.) <strong>Örnek olarak, 1/95 sayılı AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı, ürünlerdeki karbon yükü ve buna bağlı ödemeler ile ilgili bir hüküm içermemektedir,</strong> dolayısıyla, ETS’nin (Emisyon Ticaret Sistemi) kurulması bu yeni döneme hazırlık açısından önemlidir. Karbon yükü her firma için ayrı ayrı hesaplanmakta, ülke bazında topyekûn (ulusal şebekeden alınan elektriğin karbon yükü vb. dışında) bir yaklaşım bulunmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz bu tip şeyler için çok erken ama yeri gelmişken <strong>şu soruyu da sormadan duramayacağız</strong>: Avrupa, ülkemizde kurulan ETS sistemini karşılıklı tanımayı kabul ederse, o zaman Asya’nın derinliklerine uzanan tedarik zincirlerindeki firmaların ETS ödemelerini Avrupa yerine Türkiye’ye yapmaları için bir yol bulunabilir mi? (Türkiye ile Avrupa akreditasyon sistemlerinin karşılıklı tanınması konusunda halihazırda önemli yol alınmış ve bunun gelecekte daha da gelişeceğini düşünmek mümkündür). Çünkü amaç üzüm yemek veya karbon emisyonunu azaltmak ise, bu konuda bir engel çıkmaması gerekir. Türkiye de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleri ile mutabakat halinde, bu parayı yeşil uzun mesafe taşımacılığı için gereken altyapı yatırımları için kullanabilir. Yeşilin tonu ile ilgili standartların belirlenmesinde Avrupa çok aktif olacağı için, Avrupalı firmalar ile işbirliği konusunda geniş bir alan açılır. Sonuçta hayat sahasının yeşili çok daha iyi olabilir ve tarihte görülmemiş büyüklükte kazan-kazan senaryoları için şartlar sağlanmış olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>8. AVRUPA BİRLİĞİ 2025 YILI GENİŞLEME RAPORU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">4 Kasım 2025 tarihinde yayımlanan ve bütün aday ülkeleri kapsayan ana raporun giriş cümlesinde şu ifadeler yer almaktadır<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[19]</a>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Jeopolitik zorluklar, Avrupa&#8217;nın amaç birliğini güçlendirdi. Avrupalıların kendi güvenliklerini ve refahlarını korumak için çok daha fazlasını yapmaları gerektiği yönündeki inancı kıta genelinde pekiştirdi. Bu aynı zamanda Avrupa&#8217;nın demokratik değerlerini savunmak ve yeni küresel güvenlik zorluklarıyla mücadele etmek anlamına da gelmektedir. Bunu, ancak ortak demokratik değerlere dayalı güçlü, istikrarlı, güvenli ve birleşik bir Avrupa yaratmak için komşularımızla el ele çalışarak başarıyla gerçekleştirilebiliriz. Günümüz dünyasında, genişleme politikası ortak güvenliğimize, refahımıza ve güvenliğimize katkıda bulunan önemli bir jeopolitik araçtır.</em>’ Türkiye konusunda ise bağlantısallık konusunda daha güçlü bir vurgu dışında, önceki Rapor’lardan daha önemli bir farklılık bulunmamaktadır. “<em>AB&#8217;nin, Orta Asya&#8217;yı Güney Kafkasya&#8217;ya ve oradan da AB&#8217;ye bağlayan dayanıklı ve verimli ulaşım, enerji ve dijital bağlantılar geliştirme konusunda stratejik çıkarı bulunmaktadır.</em>”<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki Avrupa Parlamentosu üyeleri, Türkiye’nin üyeliği için tam olarak ne düşünmektedir? Hepsine gidip tek tek soramayız, ama sondaj yapabiliriz. Genişleme paketinin açıklandığı gün, Avrupa Birliği konuya ilişkin olarak bir zirve düzenlemiştir. Zirvede, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı David McAllister<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a> ‘<em>mevcut durumda bunun mümkün olmadığını</em>’<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a> söylemiştir. Diğer Milletvekili Mark Botenga<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[23]</a> ise ‘<em>bunu ne Avrupa Birliği ne de Türkiye’nin talep ettiğini’</em> söylemiştir. Söz konusu zirvenin açılış konuşmasında ise Euronews başkanı Pedro Vargas David tarafından ise aşağıdaki tespitler yapılmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Avrupa Birliği bir yol ayrımında. &#8230; Vicdanımız ve jeostratejik çıkarlarımız, Avrupa&#8217;nın bu on yılın sonuna kadar büyük bir genişleme yapması gerektiği anlamına gelmelidir. Buna karşı çıkanlar, iki tekrarlayan ifadede ısrar edecekler. Ya &#8220;hazır değiliz&#8221; diyecekler ya da &#8220;hazır değiller&#8221; diyecekler. Bence ikisi de doğru değil. &#8220;Hazır değiliz&#8221; argümanına kendimizden başlayalım. &#8230; Sorun Avrupa Projesi veya kurumları değil. Sorun geçmişte yaptığımız ve bugün de yapmaya devam ettiğimiz hatalardır. Sorun kurumlar veya antlaşmalar değil, insanlardır.&nbsp; Vizyon ve strateji eksikliği ile günlük meselelere aşırı odaklanmadır. Bu nedenle, bugün açıkça oybirliğiyle desteklenmeyen antlaşmaları değiştirme ihtiyacına dayanarak, herhangi bir genişlemeyi bir kez daha ertelemek adil değildir. Sonra da &#8220;hazır değiller&#8221; ifadesini duyacağız. Gerçek şu ki, hiç kimse Avrupa Birliği&#8217;ne katılmaya hazır değil. Aday ülkeler yarışta kendilerini koşucu gibi hissediyorlar. Bitiş çizgisine her ulaştıklarında, çizginin çok uzak bir noktaya itildiğini görüyorlar. Açık sözlü olmalı ve kendimize &#8220;ülkelerimiz katılmaya hazır mıydı?&#8221; diye sormalıyız. Portekizli olduğum için, [o zamanlar] katılmaya hazır olmadığımızı söyleyebilirim. (Gülüşme ve alkışlar, AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da dahil) Batı Avrupa&#8217;da demokrasiyi pekiştirmek için jeopolitik bir kararla katıldık. Ve bu büyük bir başarıydı.</em><a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[24]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu genişleme paketine daha yakından bakalım. Her zamanki tespit ve önerileri bir kenara bırakalım. Görünen o ki, paketin içinde üç dört küçük Balkan ülkesi ile fiilen daha küçük bir Ukrayna bulunmaktadır. Türkiye küçük bir ülke değildir, ayrıca, ‘fiilen’ ile başlayacak bir cümlenin öznesi olmayı da kabul edemez. Kitabın ortasından konuşmak gerekirse ve Rapor’da da açık bir şekilde belirtildiği üzere, Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakereleri, daha çok <strong>jeopolitik bir temele dayanacaktır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB açısından durumu daha net tespit edebilmek için ‘AB&#8217;nin Karadeniz Bölgesine Yönelik Stratejik Yaklaşımı’<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[25]</a> belgesinde şu ifadeye bakmak faydalı olacaktır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Karadeniz, [Avrupa Birliği’nin yakın çevresinde olmasının ötesinde] küresel bir öneme sahiptir. Avrupa, Güney Kafkasya, Orta Asya ve Doğu Akdeniz arasında kritik bir bağlantı noktası olan Karadeniz bölgesi, Avrupa ve genel küresel güvenlik, uluslararası ticaret, enerji ve gıda güvenliği (özellikle tahıl) açısından stratejik bir rol oynamaktadır. … AB&#8217;nin stratejisi, Karadeniz&#8217;i Avrupa&#8217;yı Güney Kafkasya, Orta Asya ve ötesine bağlayan önemli bir geçit olarak kabul etmektedir; bu strateji, bağlantıyı ve ticareti artırmak için ulaşım, enerji ve dijital altyapıya yönelik hedefli yatırımlarla desteklemektedir.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve tüm bunlar Karadeniz’e giriş ve çıkışları kontrol altında tutan ve en uzun kıyısına sahip Türkiye olmadan olacak, öyle mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuya Türkiye açısından baktığımızda ise, daha ciddi bir sorun bulunmaktadır. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen daha iki yıl öncesine kadar dünyanın yanlış okunduğunu her fırsatta belirterek, AB’nin bir çeşit uykudan uyanmakta olduğunu vurgulamaktadır. Bu durumda, Türkiye AB’nin tam olarak uyandığını nasıl varsayabilir? Başka bir ifadeyle, Ortadoğu politikalarında tutarlılık sorunu bulunan, Rusya ile ilişkilerinde ise pek bir işe yaramayan yaptırım paketlerine güvenen ve Rusya’nın varlıklarına el koyulması planına Belçika’nın bile itiraz ettiği Brüksel, <strong>Türkiye’nin dış politikasını nasıl yürütebilir</strong>? AB, elbette birkaç küçük Balkan devletinin dış politikasını yürütebilir. Eski bir komedyenden daha iyi iş çıkaracağını da varsayabiliriz. Ama Türk dış politikası, maharet ve derin bir jeopolitik anlayış ister. Bunun da yakın zamana kadar Brüksel’de olmadığını AB başkanı Ursula von der Leyen bile belirtmektedir. İşte Türkiye’nin adaylık statüsünün önündeki en temel soru, AB’nin jeopolitik algılamasında artan derinliğin ne kadar derin olduğu, bunun başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere tüm kesimler tarafından paylaşılıp paylaşılmayacağıdır. Gidişat, orta vadede önemli gelişmeler olabileceğine işaret etmektedir. O zamana kadar Türkiye, ev ödevlerini yapmaya devam etmelidir. Türk hariciye geleneği, on yıllar ve hatta yüzyıl boyunca çalışabilecek sıra dışı çözümler üretme konusundaki maharetini bugüne kadar defalarca göstermiştir. Bir sonrakinin de vadesini beklemektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="205" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/toyota_iki-2-1024x205.jpg" alt="" class="wp-image-8590" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/toyota_iki-2-1024x205.jpg 1024w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/toyota_iki-2-300x60.jpg 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/toyota_iki-2-768x154.jpg 768w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/toyota_iki-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9. </strong><strong>MODERNİZE EDİLMİŞ TASLAK BİRLİK GÜMRÜK KANUNU</strong><a href="#_ftn26" id="_ftnref26"><strong>[26]</strong></a><strong><sup>,</sup></strong><a href="#_ftn27" id="_ftnref27"><strong>[27]</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslak Avrupa Birliği Gümrük Kanunu, <strong>herhangi bir yasal düzenlemeden çok daha fazlası haline gelmiştir.</strong> Yukarıda uzun uzadıya anlattığımız jeopolitik ve jeoekonomik yöntem değişikliğinin, halihazırda somutlaşmış halidir. Diğer bir ifadeyle, bilgisayar işletim sistemi olarak MS DOS kullanırken, birden Windows’a geçtiğimiz günleri hatırlayalım. İşte taslak AB Gümrük Kanunu da, gümrük işlemlerinin neredeyse tamamen kağıt ortamından dijital ortama geçmesi; denetimin ürün bazlı olmaktan çıkarak üretim bazlı olmaya başlaması; gümrük işlemlerine ilişkin bilgileri, üye devletlerden alarak AB Veri Merkezleri inşası yoluyla merkezileştirmesi; ‘güven ve kontrol et’ prensibi kapsamında tedarik zincirlerini ön plana geçirmesi, diğer ülkelerdeki firmaların sadece ithalatçı nezdinde değil aynı zamanda Avrupa Birliği kurumları nezdinde de güven inşa etme ihtiyacının artması gibi nedenlerle, önemli bir yöntem değişikliğini barındırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.1. AB GÜMRÜK İDARESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslak Gümrük Kanunu’na göre, AB Gümrük İdaresi (EU Customs Administration, EUCA), üye Devletler arasındaki işbirliğini, ulusal gümrük idareleri ve diğer idareler arasında koordinasyonu, mevzuatların tek tip uygulanmasını sağlayan, gümrük programlarını yöneten ve kaynaklarını bir araya getiren AB düzeyinde kendi tüzel kişiliği olan bir kurum olacak. AB Gümrük İdaresinin, Birliğin genel bütçesinden ve Üye Devletlerden sağlanan gelirlerden oluşan özerk bir bütçesi olacaktır (MUCC mad. 205 &#8211; 244). (MUCC: Modernised Union&nbsp;Customs&nbsp;Code – taslak<sup>24</sup>)</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük İdaresini Yönetim Kurulu temsil edecektir. Yönetim Kurulu, her Üye Devletten bir temsilci ve Komisyon&#8217;un oy hakkına sahip iki temsilcisinden oluşacaktır (MUCC mad. 212).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amacı, gümrük birliğinin operasyonel yönetimine yardımcı olmak; gümrük idareleri arasındaki iş birliğini sağlamak, koordine etmek, denetlemek; teknik uzmanlık sağlamak, bir araya getirmek; MUCC &#8216;de belirtilen işlemleri uygulamak için bilgi teknolojileri geliştirmek, işletmek ve sürdürmek; gümrük gözetimi, denetimi ve risk yönetimi amaçları için mevcut bilgileri en iyi şekilde kullanmak; özellikle gümrük denetimlerini ve risk yönetimini uyumlu hale getirerek gümrük idarelerinin gümrük mevzuatı ve diğer ilgili mevzuatın tek tip uygulamasını sağlamak, uygulamada birliğin sağlanmasına yardımcı olmak (MUCC mad. 207/2) olarak belirtilebilir. EUCA ayrıca, üye devletler arasında gümrük hukukunun (Gümrük Bölgesine ithal veya ihraç edilen eşyalar ile taşıt araçlarının gümrük işlemlerine uygulanan hukuk) uygulanmasında daha yüksek düzeyde bir uyum sağlanmasını sağlamaktan da sorumlu olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük İdaresi, ulusal gümrük idarelerine denetim önerileri yayımlayacak, öneriler, AB çapında ortak bir risk analizi kontrol önerilerinin temelini oluşturacak ve ortak bir risk yönetimi uygulamaya konulacaktır. Bu, üye devletlerin gümrük idareleri tarafından gümrük denetimlerinin daha uyumlu bir şekilde uygulanmasını ve AB Gümrük İdaresi tarafından denetlenmesini sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük İdaresinin önerileri, üye devletlerin gümrük idarelerine karşı resmen öneri niteliği taşısa da, uygulamada gümrük idarelerinin bu önerileri bağlayıcı olarak değerlendirmesi zorunlu değildir. Örneğin, ulusal bir gümrük idaresi, bir gümrük işleminin yapılmasının, Birlik üreticilerinin yararlarını olumsuz etkileyeceğini tesbit etmesi halinde, AB Gümrük İdaresinin önerisini dikkate almayabilir ve bu duruma ilişkin kararlarının gerekçelerini sunmak zorundadır (MUCC mad. 102/5), 208/3-h).</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük İdaresi ayrıca AB genelinde gümrük idarelerini koordine edecek ve Gümrük Birliği&#8217;nin işleyişi için siyasi öncelikleri uygulayacaktır. AB Gümrük İdaresi, AB Kolluk Kuvvetleri İş Birliği Ajansı (EUROPOL), Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (FRONTEX) veya Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA) gibi diğer kurumlar, organlar ve ağlarla AB düzeyinde işbirliği yapacaktır. Bu koordine, AB Gümrük Veri Merkezi (EU Customs Data Hub, EUCDH) tarafından kolaylaştırılacaktır. Örneğin, herhangi bir üye devlette tespit edilen uyumsuz tedarik zincirleri, ortak risk analizinin yapılmasında dikkate alınacak, tüm üye devletlerin denetim kararları için istihbaratı iyileştirebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük İdaresi, üçüncü ülkelerin ilgili kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ile bağlayıcı olmayan işbirliği yapabilir (MUCC mad. 243). Birliğin uluslararası bir anlaşması, gümrük mevzuatı, ortak ticaret politikası veya ortak güvenlik ve dış politikası alanındaki Birlik mevzuatı kapsamında, gümrük işbirliği amacıyla üçüncü ülkelerin gümrük idareleri ve diğer idareler ile bilgi alışverişinde bulunabilir, paylaşabilir. Gümrük idareleri tarafından uygulanan Birlik diğer mevzuatının yanı sıra, bu tür bir değişimi öngörür, kişisel bilgilerin aktarımının sırasıyla (AB) 2018/1725 sayılı Yönetmeliğin V. Bölümü veya (AB) 2016/679 sayılı Yönetmeliğin V. Bölümü hükümlerine uygun olmasını sağlar (MUCC mad. 244)<a href="#_ftn28" id="_ftnref28"><sup>[28]</sup></a><sup> <a href="#_ftn29" id="_ftnref29">[29]</a>, <a href="#_ftn30" id="_ftnref30">[30]</a>, <a href="#_ftn31" id="_ftnref31">[31]</a>, <a href="#_ftn32" id="_ftnref32">[32]</a>, <a href="#_ftn33" id="_ftnref33">[33]</a>, <a href="#_ftn34" id="_ftnref34">[34]</a>, <a href="#_ftn35" id="_ftnref35">[35]</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük İdaresi, 2026 yılı itibarıyla kurulacak ve 1 Ocak 2028 tarihinde görevine başlayacaktır (MUCC mad. 238/1, 265/1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.2. AB GÜMRÜK VERİ MERKEZİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslak, kişisel bilgiler de dahil tüm bilgilerin gümrük işlemlerinde kullanması için güvenli, siber dirençli bir dizi elektronik hizmet ve sistem sağlayacak, üye Devletlerdeki bilgi teknolojileri (BT) altyapısının yerini alacak, AB Gümrük Veri Merkezi&#8217;nin kurulmasını önermektedir (MUCC mad. 29). İşletmeler, ürünleri ve tedarik zincirleri hakkındaki tüm bilgileri tek bir çevrimiçi ortama yani, yeni AB Gümrük Veri Merkezi’ne kaydedecek ve Devletler aynı anda Veri Merkezindeki güncel verilere ulaşabileceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Veri Merkezi, &#8216;AB Gümrük İdaresi&#8217; tarafından yönetilecektir (Başlık XII, mad. 205-mad. 238). Gümrük idareleri, rastgele denetimler yerine, usulsüzlükleri ve riskleri belirlemek için büyük veri ve yapay zeka kullanarak, hedefli kontrolleri, daha akıllı risk yönetimini gerçekleştirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük Veri Merkezinin (EU Customs Data Hub, EUCDH) amacı ve işlevleri MUCC&#8217;nin 29.-40. maddelerinde “…gümrük işlemlerinde kullanılması için kişisel bilgiler de dahil tüm bilgileri güvenli ve siber dirençli bir dizi elektronik hizmet ve sisteme kaydetmek, gümrük mevzuatının elektronik ortamda uygulanmasına izin vermek, [AB Yapay Zeka Yasası 2021/0106 (COD) ] yapay zeka sistemlerinin kullanımı da dahil olmak üzere risk analizi, ekonomik analiz ve veri analizini mümkün kılmak, elektronik sistemler, platformlar veya ortamlarla birlikte çalışabilirliğini sağlamak, AB 2022/2399 sayılı Tüzüğün 4. maddesi ile kurulan Avrupa Birliği Tek Pencere Sertifikaları Değişim Sistemini entegre etmek&#8230; ” şeklinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Gümrük Veri Merkezine 1 Mart 2028 tarihinden itibaren, mesafeli satışlara ilişkin bilgiler (mad. 59/2), mesafeli satışların basitleştirilmiş tarife uygulamasına dair hükümler (mad. 145/5), Birliğin gümrük bölgesinde yerleşik olmayan, dolaylı bir temsilci tarafından temsil edilen ithalatçıya ilişkin bilgiler (mad. 20/3-e), kişisel ve ticari açıdan hassas, önemli bilgiler, tercihli olmayan menşe ispatına ve eşyaların tercihli menşeine ilişkin bilgiler (mad. 149, 150), ithalatçının veya ihracatçının yerleşik bulunduğu, kayıtlı olduğu yerdeki görevli gümrük idaresi tarafından eşyaların bir gümrük rejimine tabi tutulmasına ilişkin ithalatçı veya ihracatçı tarafından sağlanan bilgiler (mad. 60), serbest dolaşıma giriş işlemine ilişkin bilgiler, gümrük vergi ve resimleri ile ilgili diğer bilgiler (mad. 159/2, 181/5) kaydedilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bilgiler, sahtecilik ve uyumsuzluğun tespiti amacıyla veri analizi için kullanılacak, Avrupa Dolandırıcılıkla Mücadele Bürosu (OLAF) gibi farklı kurumların yanı sıra diğer ilgili birimlerin kullanımına da sunulabilecektir. <em>AB Gümrük İdaresi</em> ayrıca, anlaşma imzalanan üçüncü ülkelerle veri alışverişinde bulunabilecektir (MUCC mad. 243-244).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Komisyon bu bilgilere dayanarak &#8216;tedarik zinciri tabanlı risk stratejisi&#8217; açısından <strong>çapraz denetim</strong> yapacaktır. Gümrük beyannamesi muhteviyatı eşyalara ilişkin nakliye, antrepo, gümrük rejimine tabi tutulması vb. bilgilerin sisteme birden fazla birim tarafından kaydedilmesi nedeniyle de bu bilgilerin değiştirilmesi ve/veya geçersiz kılınmasının önüne geçilmiş, mümkün olduğunca kaçakçılık, usulsüzlük önlenmiş olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Risk analizi ve risk yönetimi beyan yerine, bilgi odaklı olacaktır. Tedarik zincirlerinin istikrarlı olduğu durumlarda, değişmediği takdirde aynı bilgiler birden fazla işlem ve sevkiyat için kullanılabilecek; bu da tek bir portal kullanıldığında, birden fazla işlem ve sevkiyat için bilgilerin yalnızca bir kez beyan etmelerinin yeterli olacağı anlamına gelir. Bu bağlamda, tek pencere ilkesi, ithalatçıların ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların çok sayıda bilgi teknoloji (BT) ortamıyla işlem yapmak zorunda kalmayacaklarını ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslağa göre, Veri Merkezinin 2026 yılında kurulması ve 2028 yılından itibaren faaliyete geçmesi, 2028 yılında e-ticaret gönderileri için açılması planlanmaktadır. Veri Merkezi daha sonra 2032 yılında diğer tüm işletmelere açılacak ve bu da söz konusu şirketler için anında faydalar, basitleştirmeler ve tasarruflar sağlayacak. AB Gümrük Veri Merkezi&#8217;nin işlevleri 31 Aralık 2037 tarihine kadar tam olarak faaliyete geçecektir. AB Gümrük Veri Merkezi&#8217;ndeki kişisel bilgiler, işlendiği tarihten itibaren en fazla 10 yıl süreyle saklanabilecektir (MUCC mad. 33/1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.3. GÜVEN VE KONTROL ET OPERATÖRÜ- (TRUST AND CHECK TRADER, T&amp;C)</strong><a href="#_ftn36" id="_ftnref36">[36]</a> <a href="#_ftn37" id="_ftnref37">[37]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, mevcut AB Yetkili Ekonomik Operatörü statüsünü (AEO) geliştiren ve güçlendiren bir programdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçiş döneminde Birlik gümrük kanunu (UCC) kapsamındaki AEO statüsü, 31 Aralık 2037 tarihine kadar yürürlükte kalacak ve bu tarihe kadar AEO’ler T&amp;C statüsü için başvuru yapabilecekler. Gümrük idareleri, AEO&#8217;ların başvurularını en geç 31 Aralık 2037 tarihine kadar kendilerine Güven ve Çek Operatörü (&#8220;T&amp;C&#8221;) statüsü verilip verilemeyeceğini değerlendirecektir. Değerlendirmenin sonunda T&amp;C statü talebi verilmeden iptal edilecek, ya da AEO statüsü iptal edilip yeni T&amp;C statüsüyle değiştirilecektir (MUCC mad. 26/3).</p>



<p class="wp-block-paragraph">T&amp;C bazen &#8220;AEO + artı&#8221; olarak da anılır: Bu statünün verilmesi için gereken koşullar AEO ile hemen hemen aynıdır, ancak buna ek olarak, T&amp;C başvurusunda bulunan kişinin en az üç yıldan beri düzenli olarak gümrük işlemleri yapmış olması, yani ülkeye döviz kazandırıcı faaliyette bulunması (MUCC mad. 25/1) ve gümrük idarelerine (a) eşyaların hareketi (örneğin gümrük kayıtları, muhasebe sistemi, ticari ve taşıma kayıtları, gümrük idareleri tarafından uygulanan diğer mevzuat uyarınca verilen lisanslar ve yetkilendirmeler dahil), (b) bu eşyalara ilişkin tüm gerekliliklere uyum (MUCC mad. 25/3-f) ile ilgili tüm bilgileri gerçek zamanlı olarak sağlayan, kullanıma sunan bir elektronik sisteme sahip olması gerekecektir. T&amp;C başvurusunda bulunan operatörün ayrıca, uyumluluğu değerlendirmek için yetkili gümrük idaresine, son üç yıla ait ilgili bilgilerine erişim izni vermesi gerekecektir (MUCC mad. 25/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">T&amp;C statüsünün faydaları, MUCC mad. 25/7-9&#8217;da belirtilmiştir. T&amp;C&#8217;ler, dahili bilgilerine gümrük idarelerinin gerçek zamanlı erişimini ve <em>tedarik zincirinin eksiksiz elektronik takibini her zaman sağlaması</em> şartıyla, basitleştirilmiş usulde beyanda bulunacaklar, eşyaların gümrük muayene ve tespit işlemlerini kendi tesislerinde yapacak, özel antrepolarına koyacak (MUCC mad. 25/7-b), serbest dolaşıma girmesini sağlayacak, daha sonra da tamamlayıcı beyanda bulunacaklardır (MUCC mad. 25/7-a). Burada önemli husus, T&amp;C’lerin ticaret unvanı, yasal adresi, vergi kimlik numarası, ticaret sicili kayıt numarası, banka hesap ve ödeme talimatı bilgileri, imza örnekleri gibi dahili bilgileri ile üretim zincirlerinin kayıtlı olduğu gümrük idaresinin denetimine izin vermesi, denetimin yapılmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idareleri serbest dolaşıma giren ve ihracata ilişkin eşyaların toplam ithalat veya ihracat vergisi tutarına karşılık gelen gümrük borcunun hesaplamasına ve beyanda bulunmasına, 31 takvim gününü aşmayacak bir süre verebilecek, T&amp;C’ler, daha sonra her bir özel eşya sevkiyatına ilişkin tutarların bir dökümünü gümrük idarelerine beyanda bulunabileceklerdir. (MUCC mad. 181/4), yani serbest dolaşıma giren veya ihraç edilen eşyaların 14 gün içinde ödenmesi gereken gümrük vergilerini 31 güne kadar erteleyebilecekler, sürenin son günü beyanda bulunarak ödeme yapabileceklerdir (MUCC mad. 25/7-e, mad. 188). Dahilde işleme, hariçte işleme, geçici kabul nihai kullanım işlemi, antrepo işletme işlemleri için izinlerin alınması şartıyla, faaliyetlerin uygun şekilde yürütüldüğüne dair gerekli teminatı sağlamış sayılacaklardır (MUCC mad. 25/7-c).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güven ve Çek Operatörleri, verilen izne göre gümrük denetimleri ile ilgili olarak, daha az fiziksel belgeye dayalı inceleme de dahil, diğer ekonomik operatörlerin yararlandığı kolaylıkların daha fazlasından yararlanacaktır. Durumları, gümrük risk yönetimi amaçları için olumlu olarak dikkate alınacaktır (MUCC mad. 25/8).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yetkilendirmelerin T&amp;C&#8217;ler için başlıca faydalarından biri de; birlik içinde eşyaların ithal edildiği veya gönderildiği üye devletten bağımsız olarak, yalnızca tek bir gümrük idaresinin, yani kuruldukları yerde başvuru kaydını yaptırdıkları gümrük idaresinin görevli olacak olmasıdır. Yani AB genelinde faaliyet gösteren T&amp;C&#8217;ler, farklı gümrük uygulamalarına sahip 27 üye ülke gümrük idareleri yerine, gümrük vergileri ve diğer ücretlerin ödenmesinden, kuruluş yerinin bulunduğu Üye Devlet gümrük idaresine karşı sorumlu olacak olmalarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine diğer fayda ise, T&amp;C&#8217;lerin eşyaları işyerlerine getirmek için transit geçiş yapma yükümlülüğü olmaksızın nihai varış yerlerine kadar gümrük gözetimi altında kalacak, yani, eşya AB Gümrük Bölgesine girdikten sonra transit rejimine tabi tutulmadan varış gümrük idaresine sunmaksızın, ithalatta yerinde gümrükleme izni kapsamı tesislerde teslim almaya ve işlemlerini bu yerlerde tamamlamaya, ihracata tabi eşyayı, hareket gümrük idaresine sunmaksızın ve transit rejimine tabi tutmaksızın sevk etmeye yetkilendirilmiş olacaklarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Komisyon&#8217;un görüşüne göre<a href="#_ftn38" id="_ftnref38">[38]</a>, bu kolaylaştırma ve basitleştirmelerin anahtarı <em>şeffaflıktır.</em> Komisyon&#8217;un bu konuya ilişkin vizyonu, şeffaf ticaret akışlarının, gümrük müdahalesi olmadan, idari yüklerden uzak bir şekilde &#8216;yeşil hat&#8217; üzerinden ilerleyebilmesi, gümrük idarelerinin yalnızca gerekli olması halinde müdahale etmesi ve denetim yapmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, elbette arzulanan bir sonuçtur. Nitekim birçok işletme, reformda sağlanan basitleştirme ve kolaylaştırmaları, örneğin ilgili operatör tarafından serbest dolaşıma giren tüm eşyalara ilişkin toplam ithalat veya ihracat vergisi tutarına karşılık gelen gümrük borcunun periyodik olarak belirlenmesi, ödenmesi veya belirli denetimler gerçekleştirilerek eşyaların işyerlerinde serbest dolaşıma sokulması gibi, işlemin kurallarını değiştiren bir unsur olarak görmektedir. Ancak, bu faydaların çoğu yeni BT sisteminin/sistemlerinin uygulanmasına bağlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idareleri en az 3 yılda bir, Güven ve Kontrol Operatörünün faaliyetlerini ve dahili bilgilerini denetleyecek, yani sonradan kontrol yapacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güven ve Çek Operatörü, kurumsal yapısındaki, mülkiyetindeki, ödeme gücü durumundaki, ticaret modellerindeki herhangi bir değişikliği, durum ve faaliyetlerindeki diğer önemli değişiklikleri gümrük idarelerine bildirecektir. Bu değişikliklerden herhangi birinin Güven ve Çek durumu üzerinde önemli bir etkisi olması durumunda, gümrük idareleri, Güven ve Çek Operatörünün statüsünü yeniden değerlendirecek, yeniden değerlendirmeye ilişkin bir karar alınıncaya kadar bu yetkiyi askıya alabilecektir (MUCC mad. 25/4). Gümrük idaresi, T&amp;C’nin sertifikası için gerekli koşullara veya kriterlere uymadığını ya da gümrük kurallarını ihlaliyle ilgili ceza mahkemelerinde görülen bir davasını tespit edilmesi etmesi halinde, sertifikanın askıya alınmasına karar verebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük temsilcileri, T&amp;C reformu kapsamında hem doğrudan hem de dolaylı temsil şeklinde mümkün olmaya devam edecektir. Herhangi bir kişi bir gümrük temsilcisi atayabilir. Temsilci, doğrudan temsil durumunda başkasının adına ve hesabına hareket eder. Dolaylı temsil durumunda kendi adına, ancak başkasının hesabına hareket eder. Temsilci, temsil edilen kişi namına hareket ettiğini, temsilin doğrudan veya dolaylı olduğunu, sahip olduğu temsil yetki belgesini gümrük idarelerine beyan etmek zorundadır. Bir başka kişi adına veya hesabına hareket ettiğini beyan etmeyen ya da bir temsil yetkisine sahip olmadığı halde, başka bir kişi adına ya da hesabına hareket ettiğini beyan eden kişi, ithalatçı veya ihracatçı olarak kabul edilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güven ve Çek taciri statüsüne sahip bir gümrük temsilcisi, sadece dolaylı temsilci olarak hareket ettiğinde Güven ve Çek taciri olarak tanınacaktır. Doğrudan temsilci olarak hareket ettiğinde ve adına hareket ettiği kişiye bu statü verilmişse, gümrük temsilcisi Güven ve Çek taciri olarak tanınabilecektir (MUCC mad. 27).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde Ticaret Bakanlığı tarafından verilen, uluslararası geçerliliği olan sertifikaya sahip yetkilendirilmiş yükümlü statüsü,(AEO), T&amp;C statüsünü alabilmesi ve MUCC mad. 25/7-9&#8217;da belirtilen kolaylık ve faydalardan yararlanabilmesi için, MUCC’da yer alan hükümlerin 4458 sayılıGümrük Kanunu’ndaa da yer alması, düzenlemelerin yapılması gerekecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.4. DAHA BASİT ve DAHA ŞEFFAF E-TİCARET İTHALAT İŞLEMLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB dışı çevrimiçi ürünlere gümrük vergilerinin uygulanması açısından, AB tüketicileri/alıcıları şu anda ithalatçı olarak kabul edilmektedir. MUCC’nin yürürlüğe girmesinden sonra, AB&#8217;ye eşya/ürün satan çevrimiçi platformlar &#8216;kabul edilen ithalatçı&#8217;<a> </a>olarak kabul edilecek (internet üzerinde faaliyet gösteren çevrimiçi pazar yerleri, <strong>web sitesi veya uygulama</strong> sahipleri vb.), gümrük vergilerinin satın alma sırasında tahsilinden, gümrük idarelerine ödenmesinden, ürün güvenliğinden vb. sorumlu&nbsp; olacaktır (MUCC mad. 5/13). AB tüketicileri, kargoları ulaştığında artık gizli ücretlerle karşılaşmayacak, teslimat sırasında gümrük vergilerin ödenmesinden sorumlu olmayacaktır. Ayrıca, üçüncü ülkelerden online sipariş ettikleri ürünlerin ithalatçısı olarak da kabul edilmeyecekler. Kabul edilen ithalatçı, MUCC&#8217;nin 20/3 maddesinde sayılan istisnalardan biri uygulanmadığı sürece, gümrük bölgesinde yerleşik olmaları gerekmeyecek, şartı aranmayacaktır (MUCC mad. 20/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesafeli satışlar ve kabul edilen ithalatçı taraf için, basitleştirilmiş tarife uygulamasına ilişkin hükümlerin 1 Mart 2028 tarihinden itibaren uygulanmasına başlanacak, bu tarihten itibaren ithalatçılar, ithal e-ticaret eşyaları için ödenmesi gereken gümrük vergilerinin hesaplanmasında basitleştirilmiş tarife uygulamasının kullanımını tercih edebilecek, AB&#8217;deki tüketicilere satılan ve üçüncü bir bölgeden veya üçüncü bir ülkeden gönderilen eşyalarla ilgili işlemler hakkında AB Gümrük Veri Merkezi&#8217;ne bilgileri kaydetmeye başlayacaktır.<em> G</em>ümrük idareleri, AB&#8217;deki tüketicilere çevrimiçi olarak satılan üçüncü ülke menşeli eşyaların bilgilerini anında görebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevkiyat başına toplam değeri 150 Avro&#8217;ya kadar olan eşyaların ithalatı için vergi muafiyeti 1 Temmuz&nbsp;<strong>2026&#8217;dan</strong>&nbsp;itibaren itibaren kaldırılacak,AB&#8217;ye internet üzerinden satılan her ürüne (bazı istisnalar hariç) ilgili ad valorem vergi oranlarına sahip 5 kademeli bir Liste Sistemi gümrük vergisi uygulanacaktır<a href="#_ftn39" id="_ftnref39">[39]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">150 avroyu aşması halinde eşyanın ithali basitleştirilmiş usule göre değil, normal usule göre ithal işlemi yapılacaktır. Listeleme sisteminde, mevcut geleneksel vergi oranları referans alınacak, eşyaların menşe kuralları dikkate alınmayacaktır. Ancak, &#8216;kabul edilen ithalatçı (deemed importer)’ eşyaların menşe durumunu belgeleyerek tercihli tarife oranlarından yararlanmak isterse, normal ithal işlemine göre gümrük beyannamesi verecek, gümrük beyannamesine menşe belgesini ekleyecek, ithalat işlemini yapabilecektir. Benzer şekilde, geleneksel veya uygulanabilir daha düşük otonom vergi oranlarından yararlanmak isterse, ithalatçı standart işlemleri uygulayarak bunu yapabilecektir. Kabul edilen ithalatçılar, kuruluşlarının bulunduğu Üye Devlet gümrük idareleri tarafından denetlenecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mesafeli satışlar için basitleştirilmiş tarife uygulaması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesafeli satışlar için basitleştirilmiş tarife uygulaması, beş kademeli bir liste (bölüm) sistemine dayanmaktadır. Her liste, bir vergi oranı ve ilgili vergi oranının uygulanacağı GTİP’nun ilgili bölümlerine ilişkin bir referans içerir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Liste A: Gümrük kıymeti üzerinden g</strong><strong>ümrük vergisi oranı </strong><strong>%0 olan örnek eşyalar</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>GTİP</strong> <strong>Bölüm</strong></td><td><strong>Tanım</strong></td></tr><tr><td><strong>14.04</strong><strong></strong></td><td>Bitkisel örgü malzemeleri; Tarifenin aşka yerinde belirtilmeyen veya dahil edilmeyen bitkisel ürünler</td></tr><tr><td><strong>49.01</strong><strong></strong></td><td>Basılı kitaplar, gazeteler, resimler ve basım endüstrisinin diğer ürünleri; El yazmaları, daktilo yazıları ve planlar</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Liste B: Gümrük kıymeti üzerinden g</strong><strong>ümrük vergisi oranı </strong><strong>%5 olan örnek eşyalar</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>GTİP</strong> <strong>Bölüm</strong></td><td><strong>Tanım</strong></td></tr><tr><td><strong>05.01</strong><strong></strong></td><td>Başka yerde belirtilmeyen veya yer almayan hayvansal kökenli ürünler</td></tr><tr><td><strong>34.01</strong><strong></strong></td><td>Sabun, organik yüzey aktif maddeler, yıkama müstahzarları, yağlama müstahzarları, yapay mumlar, hazırlanmış mumlar, parlatma veya temizleme müstahzarları, mumlar ve benzeri maddeler, modelleme macunları, &#8216;diş mumları&#8217; ve alçı esaslı diş müstahzarları</td></tr><tr><td><strong>71.01</strong><strong></strong></td><td>Doğal veya kültür incileri, kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, kıymetli metallerle kaplanmış metaller ve bunlardan mamul ürünler; <em>Taklit mücevherler; Madeni para</em> (Natural or cultured pearls, precious or semi-precious stones, precious metals, metals clad with precious metal, and articles thereof; Imitation jewellery; Coin)</td></tr><tr><td><strong>85.47 </strong><strong></strong></td><td>Elektrikli makine ve ekipmanlar ile bunların parçaları; ses kaydediciler ve çoğaltıcılar, televizyon görüntü ve ses kaydediciler ve çoğaltıcılar ve bu tür eşyaların parça ve aksesuarları</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph">71.01 bölümde, belirli miktar ve kıymetteki taklit mücevher ve madeni paranın ithal edilebileceği belirtilmiş, fakat ülkemizde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 197’nci maddesinde “Parada sahtecilik, (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, <em>ülkeye sokan</em>, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” hükmü ile miktar ve kıymetine bakılmaksızın ülkeye sokan kişinin cezalandırılacağını belirtmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parada sahtecilik suçu, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde TCK md.197’de düzenlenmiştir. Suçun maddi konusu paradır. Paranın kâğıt veya madeni para, milli veya yabancı para olmasının sahtecilik suçu açısından hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, sahte TL’nin Türkiye’deki kanunlara göre, sahte dövizin (dolar, euro, sterlin vb.) ise kendi ülkesindeki kanunlara göre tedavülde (dolaşımda) olmasıdır. TCK md.197 suçun unsurları ve cezası açısından yabancı para ile milli para arasında fark gözetmemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Liste C: Gümrük kıymeti üzerinden g</strong><strong>ümrük vergisi oranı </strong><strong>%8 olan örnek eşyalar</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>GTİP</strong> <strong>Bölüm</strong></td><td><strong>Tanım</strong></td></tr><tr><td><strong>28.46</strong><strong></strong></td><td>İnorganik kimyasallar; Değerli metallerin, nadir toprak metallerinin, radyoaktif elementlerin veya izotopların organik veya inorganik bileşikleri</td></tr><tr><td><strong>30.06</strong><strong></strong></td><td>İlaç ürünleri</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Liste D: Gümrük kıymeti üzerinden g</strong><strong>ümrük vergisi oranı </strong><strong>%12 olan örnek eşyalar</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>GTİP</strong> <strong>Bölüm</strong></td><td><strong>Tanım</strong></td></tr><tr><td><strong>18.01</strong><strong></strong></td><td>Kakao ve kakao preparatları</td></tr><tr><td><strong>42.01</strong><strong></strong></td><td>Deri eşyalar; Eyer ve koşum takımları, Seyahat eşyaları, el çantaları ve benzeri kaplar; Hayvan bağırsağından yapılmış eşyalar (ipek böceği bağırsağı hariç)</td></tr><tr><td><strong>61.02</strong><strong></strong></td><td>Giyim eşyaları ve giyim aksesuarları, örme ya da tığ işi</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Liste E: Gümrük kıymeti üzerinden g</strong><strong>ümrük vergisi oranı </strong><strong>%17 olan örnek eşyalar</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>GTİP</strong> <strong>Bölüm</strong></td><td><strong>Tanım</strong></td></tr><tr><td><strong>09.01</strong><strong></strong></td><td>Kahve, çay, mate ve baharatlar</td></tr><tr><td><strong>64.06</strong><strong></strong></td><td>Ayakkabılar, tozluklar ve benzerleri; bu tür eşyaların parçaları</td></tr><tr><td><strong>70.13</strong><strong></strong></td><td>Cam ve cam eşyalar</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Veri kaynağı Mesafeli eşya satışlarında basitleştirilmiş tarife uygulamasının getirilmesine ilişkin 2658/87 sayılı Tüzükte ve gümrük vergisi muafiyeti eşiğinin kaldırılmasına ilişkin olarak 1186/2009 sayılı Tüzükte değişiklik yapılmasına ilişkin Yönetmelik<a href="#_ftn40" id="_ftnref40">[40]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ülkemizdeki Uygulama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.4.1. Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği</strong><a href="#_ftn41" id="_ftnref41">[41]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan, 30 Ekim 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanan ve 1 Nisan 2025 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik, internet üzerinden yapılan alışverişlerde şeffaflık ve ürün güvenliğini sağlamayı, tüketicilerin haklarını korumayı, piyasaya arz edilen ürünlerin daha güvenli ve mevzuata uygun olmasını, tüketicilerin güvenli ürünlere kolayca ulaşmasını, internet, mobil uygulamalar, televizyon, radyo gibi araçlar üzerinden yapılan alışveriş işleminin daha şeffaf ve kolay denetlenebilir hale gelmesini amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satıcılar, ürünlerine ilişkin güvenlik bilgilerini açık ve anlaşılır şekilde sunmakla yükümlü olacak. İlanlarda üretici veya ithalatçı bilgileri, iletişim adresi ve ürün güvenliğine dair detaylar yer alacak. Böylece tüketiciler, satın almadan önce ürün hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilecek, internetten alışveriş yaparken, fiziki bir mağazada olduğu gibi ürünü inceleyecek, gerekli işaretleri taşıdığını görebilecektir. Denetim hızlanacak, ürün güvenliği güçlenecek, uygunsuz ürün platformlardan kaldırılacak, sanal pazaryerleri ürünlere dair güvenlik bilgilerini sistemlerinde bulunduracak ve uygun olmayan ürünler tespit edildiğinde, bu ürünlere ait ilanlar 24 saat içinde yayından kaldıracak. Bu sayede tüketicilere standardına uygun ve daha güvenli bir alışveriş ortamı sunulacak, ürün güvenliği konusunda tüketicilerin başvuru yapabileceği bir temas noktası oluşturacak. Bu noktalar üzerinden ürünlerin güvenliği ile ilgili şikâyet, bildirim ve bilgi talepleri iletilebilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yurt dışından ülkemize ürün satan firmalar, ülkemizde yerel bir temsilci atamakla yükümlü olacak. Bu temsilci, satıcının tüm ticari faaliyetlerinden sorumlu olacak ve denetim makamlarıyla iletişim köprüsü kuracak. Bu şartı yerine getirmeyen firmaların Türkiye’ye satış yapması mümkün olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;9.4.2. Posta ve Hızlı Kargo Yoluyla Taşınan Eşyanın Gümrük İşlemlerine İlişkin Tebliğ</strong><a href="#_ftn42" id="_ftnref42">[42]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">22.04.2022 tarihli 31817 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Posta ve Hızlı Kargo Yoluyla Taşınan Eşyanın Gümrük İşlemlerine İlişkin Tebliğe (Seri No: 1/2022) göre, hava ve kara yolu ile hızlı kargo taşımacılığı kapsamındaki yurda ve yurtdışına yapılacak gönderilerin gümrük beyanı dahil tüm gümrük işlemlerini 4458 sayılı Gümrük Kanununun 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dolaylı temsil yoluyla yapmak için işletmelerin Hava yolu ile hızlı kargo taşımacılığı için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce “hava kargo acentesi”, Kara yolu ile hızlı kargo taşımacılığı için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından, yapacakları faaliyetlere uygun uluslararası kara yolu taşımacılık belgesi ile yetkilendirilmiş olması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hava yolu ve kara yolu ile hızlı kargo taşımacılığı kapsamında taşınacak (belirli miktar ve kıymetteki, tek ve maktu vergiye tabi) eşyanın konulacağı geçici depolama yerlerinin olması, gümrük işlemlerini alıcı adına yapması, takibi ve sonuçlandırılması için firma bünyesinde gümrük müşaviri istihdam etmesi veya gümrük müşaviri ya da gümrük müşavirliği şirketiyle sözleşme yapmış olması, gümrük müşavirinin gönderileri gümrük müdürlüğüne basitleştirilmiş gümrük beyannamesi veya normal usulde detaylı beyan ile beyan etmesi, zorunludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşletmeler, yetki kapsamındaki işlemlerin yapılmasında alıcıyı/göndericiyi ayrıca başka bir işleme gerek kalmadan temsil eder. İşletmeler gümrük işlemlerini yaparken vekâletname ibrazı aranmaz. Gönderilerin teslim ve tesellümüne ilişkin belgelerin alıcı/gönderici tarafından imzalanması bu yetkinin kendileri hesabına kullanıldığının kabul edildiği anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşya için Türkiye’deki giriş liman veya yerine kadar yapılan nakliye giderleri, eşyanın kıymetine ilave edilir, gönderilerin tahakkuk ettirilen gümrük vergileri taşıyıcı firmalar tarafından eşyanın alıcısına teslimi ile tahsil edilir ve alıcı adına gümrük idaresine ödenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Basitleştirilmiş gümrük beyannamesi kapsamında yurtdışına gönderilmiş (ihraç edilmiş) eşyanın tamamen veya kısmen geri gelmesi halinde, gümrük vergilerinden muaf olarak serbest dolaşıma girebilmesi için, yurtdışına gönderilmesi nedeniyle yararlanılan hak ve menfaat varsa bunların iade edilmesi, iade edildiğini gösteren makbuz veya belgenin gümrük müdürlüğüne ibrazı gerekir. İhracat nedeniyle katma değer vergisi (KDV) ve özel tüketim vergisi (ÖTV) iadesinden veya istisnasından yararlanan eşyanın KDV ve ÖTV’si tahsil edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’ye gelen eşyanın mahrece iadesinin talep edilmesi halinde, serbest dolaşıma girişinde maktu vergi tahsil edilmişse, tahsil edilen maktu verginin iadesi için bu eşyanın muayeneye tabi tutulması, ayniyatının tespit edilmesi ve serbest dolaşıma giriş beyannamesindeki ilgili taşıma senedinin iptali gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen çek ve nakit para, posta idaresi ya da hızlı kargo firması tarafından basitleştirilmiş gümrük beyannamesine konu edilemez. Gelen nakit paranın Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34) hükümleri kapsamında bankalar aracılığıyla transfer edilmesi gereken nitelikte olup olmadığının tespiti yapılır. Bu kapsamda yurda getirilen nakit para için alıcıdan açıklama talep edilir ve “Nakit Açıklama Tutanağı” elektronik ortamda düzenlenir, alıcısına teslim edilir. Gümrük idaresince açıklama istenildiği halde, herhangi bir açıklama yapılmaması veya yanlış ya da yanıltıcı açıklama yapıldığının anlaşılması halinde, Nakit Açıklama Tutanağı düzenlenir. Nakit Açıklama Tutanağı en az iki memur ile açıklamada bulunan yolcu tarafından imzalanır. Tutanakların bir örneği Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’na gönderilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca gümrük idaresi tarafından 5549 sayılı 18.10.2006 tarihli Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 16 ncı maddesi gereğince; açıklanmayan miktarın %10’u tutarında idari para cezası uygulanarak yolcu beraberindeki tüm nakit muhafaza altına alınır. 1567 sayılı 25.2.1930 tarihli Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cumhuriyet Savcılığına bildirilir ve alınacak talimata göre hareket edilir. 3.000 TL’ye kadar olan farklar için bu fıkra hükmü uygulanmaz (“Nakit Kontrolleri” hakkındaki 18. 05. 2016 tarihli ve 2016/1 sayılı Genelge 1. 2. numaralı bölüm mad. 4)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla yurda getirilen çek sözlü beyan düzenlenerek alıcısına teslim edilir<a href="#_ftn43" id="_ftnref43">[43]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü ile Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından, bazı e-ticaret platformlarında satılan farklı ürün gruplarına yönelik yapılan denetimler ve laboratuvar analizleri sonucunda; 148 ürünün özellikle ayakkabılar, oyuncaklar ve saraciye ürünlerinde, (gerçek ve suni deriden yapılmış çanta ve bavullar) yasal sınırların çok üzerinde fitalat, kurşun, kadmiyum ve PAHs gibi toksik maddelerin olduğu tespit edilmiş, mevzuata aykırı ve güvensiz olması nedeniyle 20 Ekim 2025 tarihli ve 2025/11 sayılı Genelge ile insan sağlığını ve tüketicilerimizi korumak amacıyla posta ve hızlı kargo yoluyla ülkemize ithaline kısıtlama getirilmiştir<a href="#_ftn44" id="_ftnref44">[44]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5. MUCC’DE MEVCUT ve YENİ BAZI TANIMLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.1. &#8216;Gümrük idareleri&#8221;,</strong> Üye Devletlerin, gümrük mevzuatını uygulamakla sorumlu gümrük idareleri ve ulusal hukuk uyarınca belirli gümrük mevzuatını uygulama yetkisine sahip diğer idareler anlamına gelir (MUCC mad. 5/1)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.2. Gümrük vergileri,</strong> ilgili mevzuatlar gereğince gümrük idareleri tarafından ithalat ve ihracatta tahsil edilen gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergileri, mali yükleri ifade eder (gümrük vergisi, özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, anti-damping vergisi gibi) (MUCC mad. 5/57, 59, 60).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.3. İthalatçı, </strong>UCC&#8217;de &#8216;ithalatçı&#8217; tanımı yapılmamıştır. MUCC&#8217; 5/12 maddesinde &#8220;İthalatçı&#8221;, üçüncü bir ülkeden Birlik gümrük bölgesine eşya getirme yetkisine sahip olan herhangi bir kişi olarak tanımlanmaktadır. İthalatçı, gümrük idaresine gümrük beyannamesini sunan veya adına ve hesabına gümrük beyannamesi sunulan kişidir. MUCC&#8217;nin 20/3 maddesinde sayılan istisnalardan biri uygulanmadığı sürece ithalatçı, ithalat ve ihracatta tek sorumlu kişidir ve gümrük bölgesinde yerleşik olmalıdır (MUCC mad. 20/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçının yükümlülükleri, eşyaların serbest dolaşıma girmesinden önce gümrük idarelerine gerekli tüm bilgi ve belgeleri sunmak, saklamak; gümrük vergilerinin ve diğer ücretlerin doğru hesaplanmasını, ödenmesini; Birliğin gümrük bölgesine giren veya bölgeden çıkan eşyaların gümrük idarelerinde uygulanan ilgili diğer mevzuata uygun olmasını sağlamaktır. (MUCC mad. 88/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.4. Kabul edilen ithalatçı, </strong>Taslakta “kabul edilen ithalatçı” da yeni bir tanımdır. Bu, &#8216;Üçüncü ülkelerden Birliğin gümrük bölgesine ithal edilecek eşyaların mesafeli satışında yer alan ve 2006/112/EC Direktifi&#8217;nin XII. Başlığı, 6. Bölümü, 4. Kısmında belirtilen özel düzenlemeyi kullanma yetkisine sahip olan herhangi bir kişi&#8217; anlamına gelir. Başka bir ifadeyle, üçüncü bir ülkedeki işletmeden tüketiciye (B2C) çevrimiçi satış yapan, <em>“mesafeli satışlar</em>” rejimine tabi olan kişidir (MUCC mad. 5/13).</p>



<p class="wp-block-paragraph">MUCC, &#8216;e-ticaret için özel olarak tasarlanmış bir gümrük rejimi&#8217; getirmektedir. Eşyaların mesafeli satışlarına ilişkin bilgileri en geç ödemenin kabul edildiği tarihi takip eden gün veya eşyaların serbest dolaşıma girmesinden önce sağlamak ve gümrük idaresine beyanda bulunmak zorundadır. Tüm gümrük işlemleri ve ödemelerinden, kabul edilen ithalatçılar sorumlu olacak (MUCC mad. 159/3), vergiler satış anında tahsil edilecek, kabul edilen ithalatçı tarafından ilgili üye devlet gümrük idaresine ödenecektir (MUCC mad. 21/1).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.5. </strong><strong>İhracatçı</strong>, eşyaları Birlik gümrük bölgesi dışına çıkaran kişiyi ifade eder. İhracatçı, Birlik’ de kurulur ve tescil edilir (MUCC mad. 5/14).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.6. Ön kargo bilgileri, </strong>Eşyalar, Birliğin gümrük bölgesine ancak taşıyıcının veya diğer kişilerin 80’inci maddede belirtilen ön kargo bilgilerini yetkili gümrük idarelerine vermiş veya sunmuş olması halinde girebilir (MUCC mad. 79).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlik gümrük bölgesine eşyayı getiren taşıyıcılar, her sevkiyat için ilk girişin yapıldığı gümrük idaresine beyanda bulunmak üzere, belirtilen zaman sınırları içinde önceden kargo bilgilerini sağlayacak ve hazır bulunduracaktır. Ön kargo bilgileri, eşyalar Birlik gümrük bölgesine getirilmeden önce temin edilecektir (MUCC mad. 80/1, 83/1). Gümrük idaresine beyan edilen bilgiler, AB Gümrük Veri Merkezine aktarılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ön kargo bilgileri, eşyalardan sorumlu kabul edilen ithalatçıyı, göndericiyi, alıcıyı, gönderinin referans numarasını, eşyanın tanımını, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunu (GTİP), kıymetini, miktarını, eşyaları getiren taşıma aracının niteliğini ve taşıma ücretlerini içerecektir (MUCC mad. 80/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı, belirlenen süreler içerisinde ön kargo bilgilerinin bir kısmını temin edebilir. İthalatçı gerekli ön kargo bilgilerini zaten sağlamış veya bir kısmını kullanıma sunmuş ise, taşıyıcı kendi ek bilgilerini ithalatçının bilgilerine ekleyecek ve ithalatçı bilgilendirecektir (MUCC mad. 80/3-4). Madde 265 /3 &#8216;te yer alan 31 Aralık 2037 tarihine kadar giriş özet beyanı, ön kargo bilgisi olarak kabul edilecektir. Ön kargo bilgileri UCC kapsamında Giriş Özet Beyanlarının (the entry summary declaration) yerini alacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.7. Taşıyıcı,</strong> a) &#8220;giriş hükmünde eşyaları Birliğin gümrük bölgesine getiren veya eşyaların taşınmasından sorumlu olan kişidir. Kombine taşımacılıkta &#8216;taşıyıcı&#8217;, Birliğin gümrük bölgesine getirildikten sonra bir taşıma işlemini yapan kişi anlamına gelir; (ii) bir gemi paylaşımı veya sözleşme düzenlemesi kapsamındaki deniz veya hava trafiğinde &#8216;taşıyıcı&#8217;, eşyaların Birliğin gümrük bölgesine taşınması için bir sözleşme imzalayan ve bir konşimento veya hava konşimentosu düzenleyen kişi, b) Çıkış hükmünde, eşyaları Birlik gümrük bölgesi dışına çıkaran veya eşyaların taşınmasından sorumlu olan kişi anlamına gelir (MUCC mad. 5/25).</p>



<p class="wp-block-paragraph">MUCC uyarınca, gümrük idaresine beyan edilen bilgilerin mümkün olduğunca önceden doğrulanabilmesi için, ihracatçı, taşıyıcı ve ithalatçı arasında gelişmiş bir bilgi ağı olmalıdır. Bu bilgiler yalnızca gümrük bilgileriyle sınırlı olmayıp, daha geniş anlamda eşyaların Birliğe girişi için diğer gerekli bilgileri de kapsamaktadır. MUCC, piyasa gözetimi, genel ürün güvenliği, emniyet ve güvenlik, çevre mevzuatı gibi konularda önemli bir düzenleme olarak da görünmektedir. MUCC&#8217;nin bu yeni rolü, Tek Pencere Sistemine geçişi hızlandıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>9.5.8. Gümrük borcu ve borcun doğması, </strong>Gümrük borcu&#8221;, bir kişinin gümrük mevzuatı uyarınca gümrük işlemine tabi tutulan eşyalara uygulanan ithalat veya ihracat vergisi tutarını ödeme yükümlülüğü anlamına gelir. İthalatta gümrük borcu, eşyaların serbest dolaşıma girmesi, nihai kullanım işlemi, kısmi vergi muafiyeti, geçici kabul işlemi veya elektronik ticarette (MUCC md. 159/1) mesafeli satış bedelinin kabul edilmesi halinde (MUCC mad. 159/3) ve ithalatçı bir T&amp;C olmadığı sürece, gümrük <em>beyannamesinin tescil edildiği yerde değil, ithalatçının kayıtlı olduğu yerde doğar.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İthalatçı, borçlu olacaktır. Dolaylı temsil durumunda, ithalatçı ve ithalatçının adına hareket eden kişi hem borçlu olacak hem de gümrük borcunun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır (MUCC mad. 159/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">İhracat ve hariçte işleme rejimi kapsamında ihracat vergisine tabi eşyaların teslim edildiği, yani filli ihraç tarihinde, gümrük borcu doğacaktır. İhracatçı ve dolaylı temsil halinde, ihracatçı adına hareket eden kişi gümrük borcunun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır (MUCC mad. 163/1-2).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>10. BİRLİK GÜMRÜK İHLALLERİ, CEZAİ ve CEZAİ OLMAYAN YAPTIRIMLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslakta, gümrük ihlallerinin kısmen veya tamamen üye Devletin gümrük bölgesinde işlenmesi halinde, o Devletin ulusal mevzuata uygun olarak yargı yetkisini kullanacağı belirtilmiştir (MUCC mad. 250).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cezai nitelikte olan fiil ve ihmaller MUCC&#8217;nin 252. maddesinin, (a) Gümrük mevzuatının uygulanmasına ilişkin bir kararın, bu karardan kaynaklanan yükümlülüklere ilgilinin uymaması ve idare tarafından bir kararın alınmasından sonra ortaya çıkan, kararı etkileyen herhangi bir değişikliği gecikmeksizin gümrük idarelerine bildirmemesi; (b) gümrük beyannamesi verilmemesi, gümrüğe bilgi verme yükümlülüğüne uyulmaması; (c) eksik, yanlış, geçersiz, gerçek dışı, yanlış veya tahrif edilmiş bilgi ya da belgelerin gümrüğe verilmesi; (d) gümrük işlemlerinin yerine getirilmesi ile ilgili belge ve bilgilerin saklanmaması (e) Eşyaların gümrük denetiminden çıkarılması, (f) sorumlu kişinin gümrük işlemleriyle ilgili yükümlülüklere uymaması; (g) İthalat veya ihracat vergilerinin, süresi içinde ödemekle yükümlü kişi tarafından ödenmemesi”,</p>



<p class="wp-block-paragraph">246’ncı maddesinde, “252’nci maddede belirtilen bir fiil veya ihmali teşvik etme, yardım ve yataklık etmenin, fiil veya ihmalde bulunmaya teşebbüsün gümrük ihlalini teşkil edeceği, bu fiil ve ihmallerin kasıtlımı veya açık ihmal ya da açık hata ile mi işlendiğini üye Devletlerin belirleyeceği, Yazım hataları veya küçük hataların, gümrük idaresi tarafından kasten veya açık ihmal veya belirgin hata sonucu işlendiğinin ispat edilemediği sürece gümrük ihlali oluşturmayacağı”,</p>



<p class="wp-block-paragraph">247. maddesinde, “Bir gümrük ihlaline yol açan bir fiil veya ihmalden sorumlu olan kişinin, iyi niyetle hareket ettiğine dair kanıt sunması halinde, 254 üncü maddede düzenlenen para cezalarının uygulanmasında, &#8220;iyi niyet&#8221; gibi hafifletici sebeplerin dikkate alınacağı”,</p>



<p class="wp-block-paragraph">248. maddesinde, “Gümrük ihlalleri nedeniyle 254 üncü maddede belirtilen yaptırımın ağırlaştırılmasında, gümrük ihlalini yapan kişinin daha önce ihlali nedeniyle yaptırıma tabi tutulmuş olması veya sürekli ve tekrarlanan gümrük ihlalleri gerçekleştirmiş olmasının dikkate alınacağı”,</p>



<p class="wp-block-paragraph">249. maddesinde, “252’nci maddede belirtilen gümrük ihlaline ilişkin cezaların zamanaşımı süresinin, gümrük ihlalini oluşturan fiil veya ihmalin sona erdiği günden itibaren işlemeye başlayacağı, bu sürenin 5 ila 10 yıl arasında belirlenebileceği”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Gümrük Kanunumuza göre gümrük vergileri alacakları, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zaman aşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacaklar Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil edilir. (4458 mad 197/4)”.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">253.-254., maddelerinde, “Gümrük ihlalinin kasıtlı olarak işlenmesi halinde para cezasının, kaçırılan gümrük vergileri ve diğer masrafların %100 ila % 200&#8242; üne eşit bir tutarı içereceği, diğer durumlarda, para cezasının, gümrük vergileri ve kaçırılan diğer masrafların %30 ila %100&#8217;üne eşit bir tutarı içerecek şekilde hesaplanacağı, ilgili kişi için verilen gümrük kararlarının iptal edilebileceği, askıya alınabileceği veya gümrük kararlarının değiştirilebileceği, eşya ve taşıma araçlarının müsadere edilebileceği” düzenlemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>11. GÜMRÜK UYGULAMALARINI ETKİLEYEBİLECEK KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">MUCC de, gümrük uygulamalarını etkileyebilecek daha küçük değişiklikler de söz konusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MUCC mad. 60/3, 4 hükümlerine göre “Gümrük idareleri, beyan edilen bilgilerin doğru olmadığını, eşyaların bir gümrük rejimine tabi tutulmasına ilişkin koşulların yerine getirilmediğini, diğer ilgili mevzuata uymadığını, insan, hayvan, bitki sağlığı ve yaşamı, çevre veya mali güvenliği, herhangi bir kamu yararı için ciddi bir risk oluşturduğunu tespit etmesi ve diğer idareler tarafından talep edilmesi halinde, eşyanın teslimine izin vermeyecektir. Teslim ayrıca askıya alınabilir. Doğru bilgilerin sunulması, eşyaların gümrük antreposuna alınması için de zorunluluk haline gelecektir. Bu bilgiler ithalatçı veya taşıyıcı tarafından beyan edilmişse, antrepo işleticisi de kendi ek bilgilerini bu asgari bilgilerle ilişkilendirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MUCC’nin 62/1. maddesi uyarınca, İthalatçı ve ihracatçı, kayıtlarında ilgili bilgilerin değiştiğini öğrendiklerinde, bilgilerin doğruluğu, eksikliği ile ilgili bir sorun olduğunu gümrük idaresine önceden bildirmeleri halinde, eşyaların gümrük rejimine tabi tutulması için verilen bilgilerin bir veya daha fazlasını değiştirebilecekler, yani beyannamede düzeltme yapabileceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idarelerinin, eşyaları muayene etmek istediklerini bildirmeleri veya verilen bilgilerin yanlış olduğunu tespit etmeleri halinde bu hüküm uygulanmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, ithalatçı ve ihracatçı, eşyaların Birlik gümrük bölgesine getirilmeyeceğini veya gümrük bölgesinden çıkarılmayacağını öğrendikleri anda, Birliğin gümrük bölgesine sokamayacak veya bu bölgeden çıkaramayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlik gümrük bölgesinden eşyayı çıkarmak isteyen ihracatçılar, Birlik gümrük bölgesinden çıkarılmasından önce belirli bir süre içinde kalkış öncesi minimum bilgileri yetkili gümrük idarelerine sunması halinde çıkabilecektir (MUCC mad. 94-95). 31 Aralık 2037&#8217;ye&nbsp;kadar&nbsp;çıkış özet beyanı, ihracat beyannamesi, yeniden ihracat beyannamesi ve yeniden ihracat bildirimi, çıkış öncesi bilgiler olarak kabul edilecektir. Taşıyıcı, Birlik gümrük bölgesinden çıkarılacak eşyayı, çıkış gümrük idaresine ibraz edecek, bölgeden çıkardıktan sonra çıkışı teyit edecektir (MUCC mad. 98). Taşıyıcılar ayrıca Ön Kargo Bilgilerini de beyan etmek zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birliğin gümrük bölgesine eşya getiren taşıyıcılar, her sevkiyata ilişkin ön kargo bilgilerini, belirlenen süreler içinde ilk giriş gümrük idaresine verecek veya hazır bulunduracaktır. Ön kargo bilgileri, eşyalardan sorumlu ithalatçıyı,&nbsp;sevkiyat için benzersiz referans numarasını, göndericiyi, alıcıyı, eşyaların tanımını,&nbsp;tarife istatistik pozisyonu,&nbsp;değerini,&nbsp;güzergaha ilişkin bilgileri, eşyaları&nbsp;getiren taşıma araçlarının niteliğini ve tanımını içerecektir. Ön kargo bilgileri, eşyalar Birliğin gümrük bölgesine getirilmeden önce sağlanacaktır. 31 Aralık 2037 tarihine kadar Giriş Özet Beyannamesi bu amaçla kullanılacaktır (MUCC mad. 80);</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslakta, Birlik dışı eşyalar, taşıyıcının gümrük bölgesine varışlarını bildirdiği andan, gümrük rejimine tabi tutuluncaya kadar geçici depolamada tutulacak, varış bildiriminden sonra en geç 3 gün içinde veya yetkili bir alıcı olması durumunda, en geç 6 gün içinde bir gümrük rejimine tabi tutulacaktır. İstisnai durumlarda, bu süre uzatılabilecektir (MUCC mad. 86). Ülkemiz gümrük kanununa göre, özet beyan kapsamındaki eşyaya ilişkin gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulma işlemleri, denizyolu ile gelen eşya, özet beyan verildiği tarihten itibaren kırkbeş gün, diğer bir yolla gelen eşya için, özet beyanın verildiği tarihten itibaren yirmi gün, içinde tamamlanır (4458 mad. 46). Geçici depolamada eşyanın kalabileceği süre, kırk beş ve yirmi gündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşyaların serbest dolaşıma girebilmesi için, yalnızca gümrük mevzuatına değil, aynı zamanda MUCC 5/3 maddesinde yer alan hükme göre gümrük idareleri tarafından uygulanan ilgili diğer mevzuata da uygun olması gerekir. Aksi halde 88/2 maddesi uyarınca, serbest dolaşıma giriş, gümrük idarelerince uygulanan ilgili diğer mevzuata uygunluğun kanıtı olarak kabul edilmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>12. REFORMUN ZAMAN ÇİZELGESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslağa göre, Modernize Edilmiş Birlik Gümrük Kanunu&#8217;nun (MUCC) bazı bölümlerinin birkaç aşamada yürürlüğe girmesi planlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak, AB Gümrük İdaresi2026 yılında kurulacak, 1 Ocak 2028 tarihinde göreve başlayacaktır (MUCC mad. 238/1).</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;AB Gümrük Veri Merkezi 1 Mart 2028 tarihinde göreve başlayacak, verileri kullanıma senkronize edilecek ve kademeli olarak genişletilecektir. Gümrük kıymeti düşük gönderi muafiyeti 1 Mart 2028 tarihi itibarıyla kaldırılacak ve &#8220;kabul edilen ithalatçı&#8221; ve bu tür satışlar için tarife uygulamasını içeren &#8220;mesafeli satışlar&#8221; rejimi yürürlüğe girecektir (MUCC mad. 265/2).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomik operatörler MUCC kapsamındaki raporlama yükümlülüklerini, 1 Mart 2032&#8217;den itibaren AB Gümrük Veri Merkezini kullanarak yerine getirmeye başlayabilecekler (MUCC mad. 265/4).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>13. SONUÇ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">II. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin dünyadaki yeri, savunma alanında NATO’nun kanat ülkesi, ekonomik anlamda ise yarı-çevrede konumlanmış bir ülke olarak kurgulanmıştı. Kuzeyindeki Rusya’nın devasa savaş makinesinin hiç durmaması, bazı konuları Türkiye’nin inisiyatifinden çıkarmıştı. Ayrıca, Anadolu’da kömür, petrol ve demir sınırlıdır ve sanayileşmenin bu üç temel unsuru için uluslararası sisteme bağlı idi. Bu durum da, kronik dış ticaret açıkları vermesine, işler iyice kötüleştiği zaman ise (mesela küresel faiz oranları arttığı zaman) 70 cent’e muhtaç hale gelinmesine neden oluyordu. Ülkemizde 90’ların popüler politik ekonomi literatürü, Güney Kore’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den çok daha fakirken, Türkiye’yi nasıl geçtiği konusunda sayısız yazı ile doluydu. 2000’lerde ise bu yeri uzun uzun İrlanda kapladı. İrlanda’nın özelleştirme ve liberalizasyon sayesinde nasıl büyük bir atılım yaptığı sayısız istatistiki tablo eşliğinde anlatılarak, Türkiye’nin de aynı şeyi yapması konusunda uzun uzun söylevler verildi. (İrlanda 2008 krizinden çok ciddi derecede etkilenmiş ve bir daha kendisini toparlayamamıştır.) Halbuki o dönemlerdeki yazarların hiçbiri Türkiye’nin ayakkabılarını giymeyi denemedi bile. Türkiye’nin toprakları madenler açısından önemli ölçüde fakirdir (nadir toprak elementleri gibi bazıları hariç), yukarıda bahsettiğimiz mücevherleri (İstanbul vb.) korumak çok maliyetli bir iştir ve bu işin neredeyse bir yüzyıl boyunca taşınması gerekmiştir. Türkiye’de toplumun içinde huzursuzluk yaratmak uzun on yıllar boyunca bazı ülkelerin dış politika aracı olmuştur ve bunun için kaynak da ayırmışlardır. Türkiye ise bu çabalara karşı sosyal devlet, eğitim ve sağlık hizmetleri ile güçlü bir cevap vermiştir. Ancak, bu cevabın kesintisiz olması gerekmektedir, bu da maliyetli bir şeydir. Sözün kısası, Türkiye zor bir yüzyıl yaşamıştır ve bu yüzyılı dirayeti sayesinde atlatabilmiştir. İlk güçlü rüzgârda çöken İrlanda, nüfusunun önemli bir kısmı Hıristiyan olan Güney Kore veya finans sektörü üzerinden on yıllar boyunca resesyona itilen ve bu konuda bir şey söyleyemeyen Japonya’nın, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu şartları yaşamaları durumunda dayanıp dayanamayacakları konusunda kuşku duymakta haklı olabiliriz. Washington Konsensusu etkisi altında mankurtlaştırılmış iktisat ve uluslararası ilişkiler alanındaki küresel üniversite ağı bu konuda herhangi bir değerlendirme ortaya çıkaramasa da tarih gelecekte Türkiye’nin bu güçlü dirayetini mutlaka takdir edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama geleceğe bakalım. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistem dönüşmektedir. Burada “çökmekte olan” kavramı, bilerek kullanılmamıştır, sistem dönüşmektedir. Sistemler dönüşürken, bazı parçaları zayıflar hatta ortadan kalkar, bazı parçaları ise güçlenir. <strong>Türkiye geleceği iyi okumalıdır.</strong> Türkiye geleceği okurken falanca yabancı siyasetçi şunu dedi, öteki şöyle cevap verdi üzerinden değil, küresel yapıyı çok iyi anlayarak yapmalıdır. Ticarette Uzman Dergisi’nde yayınladığımız makaleler ile bu makale bunu amaçlamaktadır. Geldiğimiz nokta şudur: her ne kadar ciddi anlaşmazlık alanları olsa da, küresel sistemdeki yapısal dönüşüm Türkiye ve AB’yi birbirine yakınlaştırmaktadır. Dolayısıyla Türkiye – AB ilişkilerini mevcut durum üzerinden okumaya çalışmak, eksik sonuçlar üretebilir. İlaveten bu yazıda, Lebensraum kavramı üzerinden bu denklemin kademeli ve değişen yoğunluklarda başka ülkeler açısından okunabileceğini de ortaya koymaya çalıştık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği tarafından hazırlanmakta olan taslak Gümrük Birliği Kanunu, tüm bu tespitlerimizi onaylar şekilde, mevcut durumdan çok daha farklı bir vizyon ile geliştirilmektedir. <strong>Şunu diyemeyiz: Ne yapalım Avrupa Birliği ne yaparsa yapsın, günü geldiğinde önümüze konur, biz de gereğini yaparız.</strong> Biz de, bu yazının yazarları olarak, şunu soruyoruz: ya günü geldiğinde pek çok tren kaçmış olursa? Örnek olarak, Avrupa Birliği Veri Merkezlerinde, Türkiye’de yerleşik firmalar hakkında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahip olduğu <strong>veriden daha fazla kullanılabilir </strong>temiz veri olursa? 21. Yüzyılda veri, güçtür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada şu tespiti yapmamız, durumu net bir şekilde ortaya koyabilmemiz açısından zorunluk arz etmektedir: Türkiye uzun zamandır Avrupa Birliği’nin Platon’un mağarasından çıkmasını beklemektedir. Halihazırda Avrupa mağaranın eşiğinde durmaktadır ve gördüklerini sindirmeye çalışmaktadır. Bu aşamada, Türkiye teknik düzeyde çalışmalarına aralıksız devam etmeli, günü geldiğinde ‘hadi’ dendiğinde her şey yerli yerinde hazır olmalıdır. Türkiye’nin bu konuda uzun yıllardır çaba gösterdiğini ve belirli bir ölçüde yol aldığını söylememiz gerekmektedir. Türkiye’yi yavaşlatanın bürokrasi ataleti olmadığını, bilakis Avrupa Birliği tarafının bu yeni yöntemde yönünü bulma konusunda yavaş kalması olduğunu söylemek durumundayız. Avrupa Birliği’nin henüz mağaranın eşiğinde duruyor olması, nihayetinde Türkiye’deki bürokrasiyi de yavaşlatmaktadır. Bu yavaşlatmanın ana nedeninin ise, yapılması gerekenler için ciddi sermaye gerekmesi ve sermayenin de Avrupa Birliği ile senkronize çalışmayı tercih etmesi olduğu söyleyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin, karşılıklı bağımlılığı artıcı bir yönde ilerleyeceğini, bunun sadece iki taraf açısından değil, tüm Avrasya kıtası açısından önemli sonuçları olacağını belirtebiliriz. Mevcut durumda, küresel ticari ve güvenlik mimarisi, karşılıklı bağımlılıklar yaratarak, dünya savaşlarını önleme konusunda başarılı olmuştur. Ancak, dünyanın hızla ayrışmaya başladığı bir dünyada, pek çok engele rağmen Türkiye bölgesel sahiplenme politikalarını başarılı bir şekilde uygulamaktadır. Şu anda yaşadığımız dönem bir bakımdan iki savaş arası döneme benzemektedir. Belirsizlikler hızla artmaktadır, o zamanın egemen gücü İngiltere yavaş yavaş zayıflamakta ama yerini kimin alacağı konusunda belirsizlikler devam etmekteydi. Türkiye o dönemde etrafındaki ülkelerde barış ve sükunu temin etmeye çalışarak ve Montrö’yü hayata geçirerek, kendi güvenliğini artırmaya çalışmıştır. Bu çabalar da meyvelerini stratejik anlamda İkinci Dünya Savaşı’nda bol bol vermiştir. O dönemde Türkiye bu çabalarına Avrupa’yı ortak edememiştir. Ancak, bu sefer Platon’un mağarasından çıkan bir Avrupa Birliği’nin tehdit algısı yükselmektedir ve Pasifik’te yoğunlaşan çatışma ortamının ortak paylaştığımız coğrafyayı mümkün olduğunca az etkilemesi için çaba gösterilmelidir. I. ve II. Dünya Savaşları temelde Lebensraum savaşları idi. Soğuk Savaş ise sonuçta Atlantik Şartı’nın tüm dünyaya kabul ettirilmesi idi. Önümüzdeki Soğuk Savaş 2.0. ise genç ve yaşlı aslanın kaçınılmaz bir şekilde sürünün liderliği için Pasifik’te kapışması olacak, söz konusu çatışma Avrasya’nın batısına gelmediği ve nükleer çatışma yaşanmadığı sürece bir sorun da teşkil etmeyecektir. Avrasya’nın batısında ticari ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi güvenliğe ve barışa da katkı sağlamaya devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrasya’nın batısında barış inşa sürecinde, blokzincir teknolojisinin daha önce değindiğimiz risk dağıtımı özelliğine dayanan bir çeşit veri ağı inşası da rol oynayacak olup, Türkiye depozitör ülke olma yönünde çaba göstermelidir. Ayrıca, Montrö’nün çalışma prensiplerinin (savaş ve barış durumları, ticari malların geçiş serbestliği, savaş gemi ve araçlarının ise sınırlandırılması vb.) Avrasya’nın içlerine genişletecek yönde kıtasal veya kıtalararası (alt kıtalar da dahil olmak üzere) mutabakat inşası yönünde de çaba gösterilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taslak Avrupa Gümrük Kanunu’nun AB dışı firmaları da içerecek şekilde güven inşasına dayanan yeni yaklaşımına Türkiye olumlu bakmalı, ancak, veri depolanması gibi çekince yaratacak bazı konulara da ‘çareler tükenmez’ mantığı ile yaklaşılmalıdır. Sonuçta masalar ve dijital iletişim, pek çok sıra dışı çözümü barındırıyor olabilir. Bu yoğun ve kesintisiz diyalog ve çaba, nihayetinde diğer ülkelere de çok güçlü bir örnek sunarak, Avrupa’nın sömürgeci ve çatışmacı geçmişinin neden olabileceği olumsuz etkinin Türkiye üzerinden hafifleyerek, barışın ve diyaloğun en azından Batı Avrasya’da ve hatta Ortadoğu ve Afrika’da güçlenmesini sağlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan ÜZER, Nurhan Verda ECİM, ‘Avrupa Birliğinden Birlikler Avrupası’na: Gümrük Birliği Örneği’, Ticarette Uzman Görüş Dergisi, 8 Temmuz 2025, <a href="https://tiud.org.tr/2025/07/08/avrupa-birliginden-birlikler-avrupasina-gumruk-birligi-ornegi/">https://tiud.org.tr/2025/07/08/avrupa-birliginden-birlikler-avrupasina-gumruk-birligi-ornegi/</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>Adnan ÜZER, Nurhan Verda ECİM, ‘21. Yüzyılda Türk (Dış) Ticaret Politikası: Gümrükler ve Dijitalleşme’, Ticarette Uzman Görüş Dergisi, 29 Aralık 2024, <a href="https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-dijitallesme/">https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-dijitallesme/</a>(E. t. 01.11.2025)  <br>Adnan ÜZER, Nurhan Verda ECİM, ‘Orta Koridor, Bağlantısallık, Dönüşen Küresel Konnektum ve Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu’, Ticarette Uzman Görüş Dergisi, 28 Haziran 2024, <a href="https://tiud.org.tr/2024/06/28/orta-koridor-baglantisallik-donusen-kuresel-konnektum-ve-gumruk-birliginin-modernizasyonu/">https://tiud.org.tr/2024/06/28/orta-koridor-baglantisallik-donusen-kuresel-konnektum-ve-gumruk-birliginin-modernizasyonu/</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>Adnan ÜZER, ‘AB Yeşil Mutabakatı, CBAM (Karbon Vergisi) ve Gümrük İşlemleri, Ticarette Uzman Görüş, 24 Aralık 2023, <a href="https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/">https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>Ursula von der Leyen, ‘An Era of Geoeconomics: President vo der Leyen at the Berlin Global Dialogue’, 25 Ekim 2025, Youtube, European Commission, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=excepbV3ndk">https://www.youtube.com/watch?v=excepbV3ndk</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>‘State of the European Union 2025: Enhanced Version’, Youtube, European Commission, 10 Eylül 2025, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=rVqU4F49x_I">https://www.youtube.com/watch?v=rVqU4F49x_I</a> (E. t. 01.11.2025)  <br> ‘Christine Lagarde: The Euro Must Become A Global Anchor of Trust! Now is the Time for Straong Refomrs’, 7 Ekim 2025, Youtube, EU Debates, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=O5TMqT8aVC0">https://www.youtube.com/watch?v=O5TMqT8aVC0</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  Christine Lagarde, ‘Europe’s Global Moment’, 17 Haziran 2025, Avrupa Merkez Bankası, <a href="https://www.ecb.europa.eu/press/blog/date/2025/html/ecb.blog20250617~7de14a39c3.en.html?utm_source=blog_newsletter&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20250708_Trading_with_dictators%3F&amp;utm_content=Europe%E2%80%99s_%E2%80%9Cglobal_euro%E2%80%9D">Europe’s “global euro” moment</a> (E. t. 01.11.2025)<br>   ‘Communication from the Comission to the European Parliament and the Council: Advancing European Economic Security: An Introduction to Five New Initiatives’, European Commission, 24.1.2024, COM (2024) 22 final, s 1, <a href="https://commission.europa.eu/system/files/2024-01/Communication%20on%20European%20economic%20security.pdf">https://commission.europa.eu/system/files/2024-01/Communication%20on%20European%20economic%20security.pdf</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘Joint Communication to the Parliament and the Council: An International Digital Strategy for the European Union’, High Representative of the Union for Foreign Affairs and Security Policy, European Commission, 5.6.2025, JOIN (2025) 140 final, <a href="https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/joint-communication-international-digital-strategy-eu">https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/joint-communication-international-digital-strategy-eu</a> (E. t. 01.11.2025)<br>   <a href="https://www.britannica.com/technology/U-boat">https://www.britannica.com/technology/U-boat</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>Georgia Cole, Isabella Wilkinson, “For NATO’s Collective Defence, Europe Must Lead on Data Sharing” Chatham House, 24 June 2025, <a href="https://www.chathamhouse.org/2025/06/natos-collective-defence-europe-must-lead-data-sharing">https://www.chathamhouse.org/2025/06/natos-collective-defence-europe-must-lead-data-sharing</a> (E. t. 01.11.2025)<br> <br>Hélène Rey, ‘Stablecoins, Tokens, and Global Dominace’, F&amp;D, IMF, Eylül 2025, s 24-27, <a href="https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/stablecoins-tokens-global-dominance-helene-rey">https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/stablecoins-tokens-global-dominance-helene-rey</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>Philip R. Lane, ‘Why Europe Needs a Digital Euro’, F&amp;D, IMF, Eylül 2025, s 10-11, <a href="https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/point-of-view-why-europe-needs-a-digital-euro-philip-lane">https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/point-of-view-why-europe-needs-a-digital-euro-philip-lane</a> (E. t. 01.11.2025)  <br>Creon Butler, ‘The UK Must Guard Against New Risks to Financial Stability Coming From the US’, Chatam House, 17 Eylül 2025, <a href="https://www.chathamhouse.org/2025/09/uk-must-guard-against-new-risks-financial-stability-coming-us?utm_source=Chatham%20House&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=15179003_CH%20-%20Content%20Newsletter%20-%2023.09.2025&amp;utm_content=Uk-financial-risks-cta&amp;dm_i=1S3M,91C6Z,AC9ITM,11RLZI,1">The UK must guard against new risks to financial stability coming from the US | Chatham House – International Affairs Think Tank</a>(E. t. 01.11.2025)<br>  Karl Marks, <em>Kapital 3</em>, Eriş Yayınları, 3. Baskı, Çev: Alaattin Bilgi, 2004, <a href="https://www.marxists.org/turkce/m-e/kapital/kapital3.pdf">https://www.marxists.org/turkce/m-e/kapital/kapital3.pdf</a>  (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘Green Paper: On the Future of Rules of Origin in Preferential Trade Arrangements’, Commission of The Communities, 18.12.2003, COM (2003) 787 final, <a href="https://www.ab.gov.tr/files/ardb/evt/1_avrupa_birligi/1_6_raporlar/1_2_green_papers/com2003_green_paper_on_future_of_rules_of_originin_preferential_trade.pdf">https://www.ab.gov.tr/files/ardb/evt/1_avrupa_birligi/1_6_raporlar/1_2_green_papers/com2003_green_paper_on_future_of_rules_of_originin_preferential_trade.pdf</a>(E. t. 01.11.2025)<br>  ‘Customs in the 21st Century, Enhancing Growth and Develeopment through Trade Facilitation and Border Security’, <a href="https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/key-issues/customs-in-the-21st-century/annexes/annex_ii_en.pdf?la=en">https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/key-issues/customs-in-the-21st-century/annexes/annex_ii_en.pdf?la=en</a>, (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘Detailed Report on the Adoption Artificial Intelligence and Machine Learning in Customs’ Mart 2025, World Customs Organization, <a href="https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/activities-and-programmes/smart-customs/public-version_detailed-report-on-the-adoption-of-ai-and-ml-in-customs.pdf">https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/activities-and-programmes/smart-customs/public-version_detailed-report-on-the-adoption-of-ai-and-ml-in-customs.pdf</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘Guidance on Non-Preferential Rules of Origin’, European Commission, Mart 2022, <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/document/download/2fddb411-361d-4b25-9286-a9318125ee2a_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/document/download/2fddb411-361d-4b25-9286-a9318125ee2a_en</a><br><a href="https://european-accreditation.org/">https://european-accreditation.org/</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘EU Trade Chief Says It ‘Could Consider’ UK Joining Pan-Europe Customs Deal’, The Guardian, 23 Ekim 2025, <a href="https://www.theguardian.com/business/2025/jan/23/eu-uk-europe-trade-deal-pan-euro-mediterranean-convention">https://www.theguardian.com/business/2025/jan/23/eu-uk-europe-trade-deal-pan-euro-mediterranean-convention</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘EU is ‘Blocking Britain’s Bid to Join Mediterranean Trade Zone’ Despite Keir Starmer’s Rest with Brussels’, 2 Haziran 2025, <a href="https://www.dailymail.co.uk/news/article-14868535/EU-blocking-Britains-bid-join-Mediterranean-trade-zone-despite-Keir-Starmers-reset-Brussels.html">https://www.dailymail.co.uk/news/article-14868535/EU-blocking-Britains-bid-join-Mediterranean-trade-zone-despite-Keir-Starmers-reset-Brussels.html</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/international-affairs/origin-goods_en">Origin of the Goods &#8211; Taxation and Customs Union &#8211; European Commission</a><br><a href="https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33112867_en">https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33112867_en</a>(E. t. 01.11.2025)<br><a href="https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33092518_en">https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33092518_en</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  ‘Communication on EU Enlargement Policy &#8211; 2025’, 04.11.2025, COM (2025) 690 final, <a href="https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/eb69a890-40d6-4696-801e-612d51709fdd_en?filename=2025%20Communication%20on%20EU%20Enlargement%20Policy.pdf">https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/eb69a890-40d6-4696-801e-612d51709fdd_en?filename=2025%20Communication%20on%20EU%20Enlargement%20Policy.pdf</a>(E. t. 01.11.2025)<br><br><a href="https://www.europarl.europa.eu/meps/en/124806/DAVID_MCALLISTER/home">https://www.europarl.europa.eu/meps/en/124806/DAVID_MCALLISTER/home</a> (E. t. 01.11.2025)<br>   ‘Watch Live: Euronews EU Enlargement Summit’, 4 Kasım 2025, Youtube, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=G7j043MyCBo">https://www.youtube.com/watch?v=G7j043MyCBo</a>, 2:58:00 (E. t. 01.11.2025)<br>  <a href="https://www.europarl.europa.eu/meps/en/187917/MARC_BOTENGA/home">https://www.europarl.europa.eu/meps/en/187917/MARC_BOTENGA/home</a> (E. t. 01.11.2025)<br>  Pedro Vargas David, Euronews Chairman, ‘Watch Live: Euronews EU Enlargement Summit’, 4 Kasım 2025, Youtube, 10:40(E. t. 01.11.2025)  <br> ‘The European Union&#8217;s Strategic Approach to the Black Sea Region’,  Avrupa Komisyonu, 28.05.2025, JOIN (2025) 135 final <a href="https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/170d9b3a-d45f-4169-80fa-9adb753c0921_en?filename=EU%20Strategic%20Approach%20Black%20Sea%20Strategy.pdf">https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/170d9b3a-d45f-4169-80fa-9adb753c0921_en?filename=EU%20Strategic%20Approach%20Black%20Sea%20Strategy.pdf</a>, (E. t. 01.11.2025)<br> ‘Proposal for a Regulation of the European Parliament and of the Council Establishing the Union Customs Code and the European Union Customs Authority, and repealing Regulation (EU) No 952/2013’, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A52023PC0258&amp;qid=1684913361276">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A52023PC0258&amp;qid=1684913361276</a><br><a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/eu-customs-reform_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/eu-customs-reform_en</a>(E. t. 01.11.2025)<br> <br><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:52023PC0258">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:52023PC0258</a> (E. t. 15.7.2025)<br><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A01993R2454-20080101">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A01993R2454-20080101</a> (E. t. 15.7.2025)<br><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02013R0952-20221212">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02013R0952-20221212</a> (E. t. 15.7.2025)<br><a href="https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859">https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859</a> (E. t. 15.7.2025)<br><a href="https://www.gateway.nl/en/blog/the-role-of-the-eu-customs-authority-after-the-customs-reform/">https://www.gateway.nl/en/blog/the-role-of-the-eu-customs-authority-after-the-customs-reform/</a> (E. t. 20.8.2025)<br><a href="https://www.pubaffairsbruxelles.eu/eu-institution-news/eu-customs-council-agrees-position-on-key-features-for-a-more-modern-efficient-and-secure-framework/">https://www.pubaffairsbruxelles.eu/eu-institution-news/eu-customs-council-agrees-position-on-key-features-for-a-more-modern-efficient-and-secure-framework/</a> (E. t. 08.9.2025)<br><a href="https://www.globalcompliancenews.com/2023/05/23/https-www-internationaltradecomplianceupdate-com-2023-05-17-eu-proposals-envisioning-most-ambitious-and-comprehensive-reform-of-eu-customs-union-since-1968-published-_05122023/">https://www.globalcompliancenews.com/2023/05/23/https-www-internationaltradecomplianceupdate-com-2023-05-17-eu-proposals-envisioning-most-ambitious-and-comprehensive-reform-of-eu-customs-union-since-1968-published-_05122023/</a> (E. t. 23.9.2025)<br><a href="https://www.meijburg.com/news/union-customs-code-reform">https://www.meijburg.com/news/union-customs-code-reform</a> (E. t. 25.9.2025)<br><a href="https://customseasy.com/trust-and-check-trader/">https://customseasy.com/trust-and-check-trader/</a> (E. t. 30.9.2025)<br><a href="https://www.doganasostenibile.it/2025/07/01/aeo-trusted-and-checked-trader-and-eu-customs-code-reform-some-considerations-and-the-risks-management-approach/">https://www.doganasostenibile.it/2025/07/01/aeo-trusted-and-checked-trader-and-eu-customs-code-reform-some-considerations-and-the-risks-management-approach/</a> (E. t. 01.10.2025)<br><a href="https://eur-lex.europa.eu/resource.html?uri=cellar:320a289b-f4c3-11ed-a05c-01aa75ed71a1.0001.02/DOC_2&amp;format=PDF">https://eur-lex.europa.eu/resource.html?uri=cellar:320a289b-f4c3-11ed-a05c-01aa75ed71a1.0001.02/DOC_2&amp;format=PDF</a> (E. t. 01.10.2025)<br><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241030-2.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241030-2.htm</a> (E. t. 02.10.2025)<br><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/04/20220422-5.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/04/20220422-5.htm</a> (E. t. 04.10.2025)<br><a href="https://ticaret.gov.tr/data/61d2b98e13b8761d788ed370/Posta%20ve%20H%C4%B1zl%C4%B1%20Kargo%20Ta%C5%9F%C4%B1mac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-G%C3%BCmr%C3%BCk%20%C4%B0%C5%9Flemleri%202022-9%20Say%C4%B1l%C4%B1%20Genelge.pdf">https://ticaret.gov.tr/data/61d2b98e13b8761d788ed370/Posta%20ve%20H%C4%B1zl%C4%B1%20Kargo%20Ta%C5%9F%C4%B1mac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-G%C3%BCmr%C3%BCk%20%C4%B0%C5%9Flemleri%202022-9%20Say%C4%B1l%C4%B1%20Genelge.pdf</a> (E. t. 05.10.2025)<br><a href="https://www.ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakanligi-yapilan-denetimler-ve-laboratuvar-incelemeleri-sonucunda-zararli-ve-guvensiz-urunlere-karsi-insan-sagligini-ve-tuketicilerimizi-korumak-amaciyla-uc-urun-grubunun-daha-posta-ve-hizli-kargo-yoluyla-ulkemize-girisine-kisitlama-getirdi">Ticaret Bakanlığı, Yapılan Denetimler Ve Laboratuvar İncelemeleri Sonucunda, Zararlı Ve Güvensiz Ürünlere Karşı, İnsan Sağlığını Ve Tüketicilerimizi Korumak Amacıyla, Üç Ürün Grubunun Daha Posta Ve Hızlı Kargo Yoluyla Ülkemize Girişine Kısıtlama Getirdi</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Adnan ÜZER, Nurhan Verda ECİM, ‘Avrupa Birliğinden Birlikler Avrupası’na: Gümrük Birliği Örneği’, Ticarette Uzman Görüş Dergisi, 8 Temmuz 2025, <a href="https://tiud.org.tr/2025/07/08/avrupa-birliginden-birlikler-avrupasina-gumruk-birligi-ornegi/">https://tiud.org.tr/2025/07/08/avrupa-birliginden-birlikler-avrupasina-gumruk-birligi-ornegi/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan ÜZER, Nurhan Verda ECİM, ‘21. Yüzyılda Türk (Dış) Ticaret Politikası: Gümrükler ve Dijitalleşme’, Ticarette Uzman Görüş Dergisi, 29 Aralık 2024, <a href="https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-dijitallesme/">https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-dijitallesme/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan ÜZER, Nurhan Verda ECİM, ‘Orta Koridor, Bağlantısallık, Dönüşen Küresel Konnektum ve Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu’, Ticarette Uzman Görüş Dergisi, 28 Haziran 2024, <a href="https://tiud.org.tr/2024/06/28/orta-koridor-baglantisallik-donusen-kuresel-konnektum-ve-gumruk-birliginin-modernizasyonu/">https://tiud.org.tr/2024/06/28/orta-koridor-baglantisallik-donusen-kuresel-konnektum-ve-gumruk-birliginin-modernizasyonu/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan ÜZER, ‘AB Yeşil Mutabakatı, CBAM (Karbon Vergisi) ve Gümrük İşlemleri, Ticarette Uzman Görüş, 24 Aralık 2023, <a href="https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/">https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Subsidiarite ilkesi,&nbsp;parlamentolar, hükümetler ve diğer yetkililer tarafından alınacak kararların yurttaşlara olabildiğince yakın olarak alınacağı anlamına gelmektedir. Ancak iyi bir neden varsa, kararlar daha yüksek düzeylerde alınacaktır. Subsidiarite, yalnızca yasama güçlerine uygulanamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Ursula von der Leyen, ‘An Era of Geoeconomics: President vo der Leyen at the Berlin Global Dialogue’, 25 Ekim 2025, Youtube, European Commission, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=excepbV3ndk">https://www.youtube.com/watch?v=excepbV3ndk</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha fazlası için: ‘State of the European Union 2025: Enhanced Version’, Youtube, European Commission, 10 Eylül 2025, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=rVqU4F49x_I">https://www.youtube.com/watch?v=rVqU4F49x_I</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> ‘Christine Lagarde: The Euro Must Become A Global Anchor of Trust! Now is the Time for Straong Refomrs’, 7 Ekim 2025, Youtube, EU Debates, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=O5TMqT8aVC0">https://www.youtube.com/watch?v=O5TMqT8aVC0</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha fazlası için: Christine Lagarde, ‘Europe’s Global Moment’, 17 Haziran 2025, Avrupa Merkez Bankası, <a href="https://www.ecb.europa.eu/press/blog/date/2025/html/ecb.blog20250617~7de14a39c3.en.html?utm_source=blog_newsletter&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20250708_Trading_with_dictators%3F&amp;utm_content=Europe%E2%80%99s_%E2%80%9Cglobal_euro%E2%80%9D">Europe’s “global euro” moment</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Fahiş ayrıcalık terimi, dünyanın güvenli varlık tedarikçisi olan Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin, kendi para biriminin uluslararası rezerv para birimi olmasından elde ettiği faydaları ifade eder. Bu güvenli varlıklar, özellikle devlet borçları, genellikle diğer devletlerin borçlarından daha yüksek fiyatlara satılır. Kaynak: Wikipedia. (Aslında senyoraj hakkı olarak da çevrilebilir)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> Çünkü kendi kendine yeterli üretim birimlerine dayanan bir hayattan, piyasa ekonomisine geçmek bazı riskler barındırır. Örnek olarak piyasada ekmek yoksa ne olacak? Piyasa ekonomisi nihayetinde bir egemen, onun risk azaltma ve basılan parayı kabul ettirme becerisi ile piyasaya bağımlılık aynı bütünün parçalarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Piyasaların işlemesinde güven kavramının ne kadar önemli olduğu günümüzde gittikçe önem kazanmaktadır ve bu durum da neoklasik ekonomi düşüncesine alternatif olarak NeoneoKeynesyen düşüncenin güçlenmesine neden olmaktadır. (NeoKeynesyen ekonomi kavramı yoğun olarak 1970’lerde çalışılmıştır. Bu nedenle NeuneoKeynesyen kavramını kullanıyoruz)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> ‘Communication from the Comission to the European Parliament and the Council: Advancing European Economic Security: An Introduction to Five New Initiatives’, European Commission, 24.1.2024, COM (2024) 22 final, s 1, <a href="https://commission.europa.eu/system/files/2024-01/Communication%20on%20European%20economic%20security.pdf">https://commission.europa.eu/system/files/2024-01/Communication%20on%20European%20economic%20security.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Konunun dijital kısmı hakkında daha fazla bilgi için bakınız: ‘Joint Communication to the Parliament and the Council: An International Digital Strategy for the European Union’, High Representative of the Union for Foreign Affairs and Security Policy, European Commission, 5.6.2025, JOIN (2025) 140 final, <a href="https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/joint-communication-international-digital-strategy-eu">https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/joint-communication-international-digital-strategy-eu</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> <a href="https://www.britannica.com/technology/U-boat">https://www.britannica.com/technology/U-boat</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> Georgia Cole, Isabella Wilkinson, “For NATO’s Collective Defence, Europe Must Lead on Data Sharing” Chatham House, 24 June 2025, <a href="https://www.chathamhouse.org/2025/06/natos-collective-defence-europe-must-lead-data-sharing">https://www.chathamhouse.org/2025/06/natos-collective-defence-europe-must-lead-data-sharing</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Hélène Rey, ‘Stablecoins, Tokens, and Global Dominace’, F&amp;D, IMF, Eylül 2025, s 24-27, <a href="https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/stablecoins-tokens-global-dominance-helene-rey">https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/stablecoins-tokens-global-dominance-helene-rey</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca bakınız: Philip R. Lane, ‘Why Europe Needs a Digital Euro’, F&amp;D, IMF, Eylül 2025, s 10-11, <a href="https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/point-of-view-why-europe-needs-a-digital-euro-philip-lane">https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2025/09/point-of-view-why-europe-needs-a-digital-euro-philip-lane</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca bakınız: Creon Butler, ‘The UK Must Guard Against New Risks to Financial Stability Coming From the US’, Chatam House, 17 Eylül 2025, <a href="https://www.chathamhouse.org/2025/09/uk-must-guard-against-new-risks-financial-stability-coming-us?utm_source=Chatham%20House&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=15179003_CH%20-%20Content%20Newsletter%20-%2023.09.2025&amp;utm_content=Uk-financial-risks-cta&amp;dm_i=1S3M,91C6Z,AC9ITM,11RLZI,1">The UK must guard against new risks to financial stability coming from the US | Chatham House – International Affairs Think Tank</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> Karl Marks,&nbsp;<em>Kapital 3</em>, Eriş Yayınları, 3. Baskı, Çev: Alaattin Bilgi, 2004, ttps://www.marxists.org/turkce/m-e/kapital/kapital3.pdf, s 310 ve 313</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> ‘Green Paper: On the Future of Rules of Origin in Preferential Trade Arrangements’, Commission of The Communities, 18.12.2003, COM (2003) 787 final, <a href="https://www.ab.gov.tr/files/ardb/evt/1_avrupa_birligi/1_6_raporlar/1_2_green_papers/com2003_green_paper_on_future_of_rules_of_originin_preferential_trade.pdf">https://www.ab.gov.tr/files/ardb/evt/1_avrupa_birligi/1_6_raporlar/1_2_green_papers/com2003_green_paper_on_future_of_rules_of_originin_preferential_trade.pdf</a>, s. 9</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> ‘Customs in the 21st Century, Enhancing Growth and Develeopment through Trade Facilitation and Border Security’, <a href="https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/key-issues/customs-in-the-21st-century/annexes/annex_ii_en.pdf?la=en">https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/key-issues/customs-in-the-21st-century/annexes/annex_ii_en.pdf?la=en</a>, s 6</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca bakınız: ‘Detailed Report on the Adoption Artificial Intelligence and Machine Learning in Customs’ Mart 2025, World Customs Organization, <a href="https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/activities-and-programmes/smart-customs/public-version_detailed-report-on-the-adoption-of-ai-and-ml-in-customs.pdf">https://www.wcoomd.org/-/media/wco/public/global/pdf/topics/facilitation/activities-and-programmes/smart-customs/public-version_detailed-report-on-the-adoption-of-ai-and-ml-in-customs.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca bakınız: ‘Guidance on Non-Preferential Rules of Origin’, European Commission, Mart 2022, <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/document/download/2fddb411-361d-4b25-9286-a9318125ee2a_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/document/download/2fddb411-361d-4b25-9286-a9318125ee2a_en</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> Dijital ürün pasaportunu hatırlayalım</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a> https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc071/kanuntbmmc071/kanuntbmmc07103447.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> <a href="https://european-accreditation.org/">https://european-accreditation.org/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> ‘EU Trade Chief Says It ‘Could Consider’ UK Joining Pan-Europe Customs Deal’, The Guardian, 23 Ekim 2025, <a href="https://www.theguardian.com/business/2025/jan/23/eu-uk-europe-trade-deal-pan-euro-mediterranean-convention">https://www.theguardian.com/business/2025/jan/23/eu-uk-europe-trade-deal-pan-euro-mediterranean-convention</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘EU is ‘Blocking Britain’s Bid to Join Mediterranean Trade Zone’ Despite Keir Starmer’s Rest with Brussels’, 2 Haziran 2025, <a href="https://www.dailymail.co.uk/news/article-14868535/EU-blocking-Britains-bid-join-Mediterranean-trade-zone-despite-Keir-Starmers-reset-Brussels.html">https://www.dailymail.co.uk/news/article-14868535/EU-blocking-Britains-bid-join-Mediterranean-trade-zone-despite-Keir-Starmers-reset-Brussels.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, Avrupa Birliği’nin ‘Have Your Say’ kapsamında ve menşe konusunda danışma amacıyla başlattığı girişim ve Türkiye’den cevaplar için bakınız:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/international-affairs/origin-goods_en">Origin of the Goods &#8211; Taxation and Customs Union &#8211; European Commission</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33112867_en">https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33112867_en</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33092518_en">https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/14426-EU-rules-of-origin-evaluation/F33092518_en</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a>&nbsp; ‘Communication on EU Enlargement Policy &#8211; 2025’, 04.11.2025, COM (2025) 690 final, <a href="https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/eb69a890-40d6-4696-801e-612d51709fdd_en?filename=2025%20Communication%20on%20EU%20Enlargement%20Policy.pdf">https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/eb69a890-40d6-4696-801e-612d51709fdd_en?filename=2025%20Communication%20on%20EU%20Enlargement%20Policy.pdf</a>, s 1</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> A.g.e., s 6</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[21]</a> <a href="https://www.europarl.europa.eu/meps/en/124806/DAVID_MCALLISTER/home">https://www.europarl.europa.eu/meps/en/124806/DAVID_MCALLISTER/home</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> ‘Watch Live: Euronews EU Enlargement Summit’, 4 Kasım 2025, Youtube, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=G7j043MyCBo">https://www.youtube.com/watch?v=G7j043MyCBo</a>, 2:58:00</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[23]</a> <a href="https://www.europarl.europa.eu/meps/en/187917/MARC_BOTENGA/home">https://www.europarl.europa.eu/meps/en/187917/MARC_BOTENGA/home</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref24" id="_ftn24">[24]</a> Pedro Vargas David, Euronews Chairman, ‘Watch Live: Euronews EU Enlargement Summit’, 4 Kasım 2025, Youtube, 10:40</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref25" id="_ftn25">[25]</a>&nbsp; ‘The European Union&#8217;s Strategic Approach to the Black Sea Region’,&nbsp; Avrupa Komisyonu, 28.05.2025, JOIN (2025) 135 final, <a href="https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/170d9b3a-d45f-4169-80fa-9adb753c0921_en?filename=EU%20Strategic%20Approach%20Black%20Sea%20Strategy.pdf">https://enlargement.ec.europa.eu/document/download/170d9b3a-d45f-4169-80fa-9adb753c0921_en?filename=EU%20Strategic%20Approach%20Black%20Sea%20Strategy.pdf</a>, s 1</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[26]</a> ‘Proposal for a Regulation of the European Parliament and of the Council Establishing the Union Customs Code and the European Union Customs Authority, and repealing Regulation (EU) No 952/2013’, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A52023PC0258&amp;qid=1684913361276">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A52023PC0258&amp;qid=1684913361276</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[27]</a> <a href="https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/eu-customs-reform_en">https://taxation-customs.ec.europa.eu/customs/eu-customs-reform_en</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref28" id="_ftn28">[28]</a> <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:52023PC0258">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:52023PC0258</a> (E. t. 15.7.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref29" id="_ftn29">[29]</a> <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A01993R2454-20080101">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A01993R2454-20080101</a> (E. t. 15.7.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref30" id="_ftn30">[30]</a> <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02013R0952-20221212">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02013R0952-20221212</a> (E. t. 15.7.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref31" id="_ftn31">[31]</a> <a href="https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859">https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859</a> (E. t. 15.7.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref32" id="_ftn32">[32]</a> <a href="https://www.gateway.nl/en/blog/the-role-of-the-eu-customs-authority-after-the-customs-reform/">https://www.gateway.nl/en/blog/the-role-of-the-eu-customs-authority-after-the-customs-reform/</a> (E. t. 20.8.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref33" id="_ftn33">[33]</a> <a href="https://www.pubaffairsbruxelles.eu/eu-institution-news/eu-customs-council-agrees-position-on-key-features-for-a-more-modern-efficient-and-secure-framework/">https://www.pubaffairsbruxelles.eu/eu-institution-news/eu-customs-council-agrees-position-on-key-features-for-a-more-modern-efficient-and-secure-framework/</a> (E. t. 08.9.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref34" id="_ftn34">[34]</a> <a href="https://www.globalcompliancenews.com/2023/05/23/https-www-internationaltradecomplianceupdate-com-2023-05-17-eu-proposals-envisioning-most-ambitious-and-comprehensive-reform-of-eu-customs-union-since-1968-published-_05122023/">https://www.globalcompliancenews.com/2023/05/23/https-www-internationaltradecomplianceupdate-com-2023-05-17-eu-proposals-envisioning-most-ambitious-and-comprehensive-reform-of-eu-customs-union-since-1968-published-_05122023/</a> (E. t. 23.9.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref35" id="_ftn35">[35]</a> <a href="https://www.meijburg.com/news/union-customs-code-reform">https://www.meijburg.com/news/union-customs-code-reform</a> (E. t. 25.9.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref36" id="_ftn36">[36]</a> <a href="https://customseasy.com/trust-and-check-trader/">https://customseasy.com/trust-and-check-trader/</a> (E. t. 30.9.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref37" id="_ftn37">[37]</a> <a href="https://www.doganasostenibile.it/2025/07/01/aeo-trusted-and-checked-trader-and-eu-customs-code-reform-some-considerations-and-the-risks-management-approach/">https://www.doganasostenibile.it/2025/07/01/aeo-trusted-and-checked-trader-and-eu-customs-code-reform-some-considerations-and-the-risks-management-approach/</a> (E. t. 01.10.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref38" id="_ftn38">[38]</a> <a href="https://www.doganasostenibile.it/2025/07/01/aeo-trusted-and-checked-trader-and-eu-customs-code-reform-some-considerations-and-the-risks-management-approach/">https://www.doganasostenibile.it/2025/07/01/aeo-trusted-and-checked-trader-and-eu-customs-code-reform-some-considerations-and-the-risks-management-approach/</a> (E. t. 01.10.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref39" id="_ftn39">[39]</a> <a href="https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/12/customs-council-agrees-to-levy-customs-duty-on-small-parcels-as-of-1-july-2026/">Gümrük: Konsey, 1 Temmuz 2026 itibarıyla küçük parsellere gümrük vergisi koymayı kabul etti &#8211; Consilium</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref40" id="_ftn40">[40]</a><a href="https://eur-lex.europa.eu/resource.html?uri=cellar:320a289b-f4c3-11ed-a05c-01aa75ed71a1.0001.02/DOC_2&amp;format=PDF">https://eur-lex.europa.eu/resource.html?uri=cellar:320a289b-f4c3-11ed-a05c-01aa75ed71a1.0001.02/DOC_2&amp;format=PDF</a> (E. t. 01.10.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref41" id="_ftn41">[41]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241030-2.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241030-2.htm</a> (E. t. 02.10.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref42" id="_ftn42">[42]</a> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/04/20220422-5.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/04/20220422-5.htm</a> (E. t. 04.10.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref43" id="_ftn43">[43]</a> <a href="https://ticaret.gov.tr/data/61d2b98e13b8761d788ed370/Posta%20ve%20H%C4%B1zl%C4%B1%20Kargo%20Ta%C5%9F%C4%B1mac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-G%C3%BCmr%C3%BCk%20%C4%B0%C5%9Flemleri%202022-9%20Say%C4%B1l%C4%B1%20Genelge.pdf">https://ticaret.gov.tr/data/61d2b98e13b8761d788ed370/Posta%20ve%20H%C4%B1zl%C4%B1%20Kargo%20Ta%C5%9F%C4%B1mac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-G%C3%BCmr%C3%BCk%20%C4%B0%C5%9Flemleri%202022-9%20Say%C4%B1l%C4%B1%20Genelge.pdf</a> (E. t. 05.10.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref44" id="_ftn44">[44]</a> <a href="https://www.ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakanligi-yapilan-denetimler-ve-laboratuvar-incelemeleri-sonucunda-zararli-ve-guvensiz-urunlere-karsi-insan-sagligini-ve-tuketicilerimizi-korumak-amaciyla-uc-urun-grubunun-daha-posta-ve-hizli-kargo-yoluyla-ulkemize-girisine-kisitlama-getirdi">Ticaret Bakanlığı, Yapılan Denetimler Ve Laboratuvar İncelemeleri Sonucunda, Zararlı Ve Güvensiz Ürünlere Karşı, İnsan Sağlığını Ve Tüketicilerimizi Korumak Amacıyla, Üç Ürün Grubunun Daha Posta Ve Hızlı Kargo Yoluyla Ülkemize Girişine Kısıtlama Getirdi</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliğinden Birlikler Avrupası’na: Gümrük Birliği Örneği</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2025/07/08/avrupa-birliginden-birlikler-avrupasina-gumruk-birligi-ornegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 67]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Model Yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[Customs Procedures]]></category>
		<category><![CDATA[DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Geopolitics and Subsidiarity]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[International Paperless Trade]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik ve Yetki İkame İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kağıtsız Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[United Nations Model Laws]]></category>
		<category><![CDATA[WTO Electronic Commerce Agreement]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7992</guid>

					<description><![CDATA[Soğuk Savaş sonrasında yaşanan tek kutuplu dünya düzeni ile ülkemizin grand stratejisi arasındaki gerilimin günümüzde yavaş yavaş azalmasının, Avrupa Birliği ile ülkemiz arasındaki ilişkiler üzerinde etkili olması kaçınılmaz olacaktır. Dünyada yaşanmakta olan büyük jeopolitik kayma, Avrupa Birliği’ni bir arada tutan nedenler üzerinde de büyük bir baskı oluşturmaktadır. Ölçek ekonomilerinin ulus devlet boyutlarını çoktan aştığı 21. Yüzyılda, Avrupa Birliği bu duruma daha fazla ‘birlik’ olarak tepki vermeye hazırlanmaktadır. Bu hazırlığın temel taşlarından birisi de dijitalleşmenin de katkısıyla AB ölçeğinde bir çeşit gümrük idaresi kurulmasıdır. Bu yeni yapılanmanın temel ilkelerinin ise 20. Yüzyılın ortalarından itibaren Birleşmiş Milletler kapsamında tanımlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu yazıda, bu jeopolitik kayma ile ülkemiz grand stratejisi ele alınarak, AB’nin kendi Gümrük Birliğini derinleşme çalışmalarında ülkemizin yer almasının taşıdığı önem vurgulanmıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Soğuk Savaş sonrasında yaşanan tek kutuplu dünya düzeni ile ülkemizin grand stratejisi arasındaki gerilimin günümüzde yavaş yavaş azalmasının, Avrupa Birliği ile ülkemiz arasındaki ilişkiler üzerinde etkili olması kaçınılmaz olacaktır. Dünyada yaşanmakta olan büyük jeopolitik kayma, Avrupa Birliği’ni bir arada tutan nedenler üzerinde de büyük bir baskı oluşturmaktadır. Ölçek ekonomilerinin ulus devlet boyutlarını çoktan aştığı 21. Yüzyılda, Avrupa Birliği bu duruma daha fazla ‘birlik’ olarak tepki vermeye hazırlanmaktadır. Bu hazırlığın temel taşlarından birisi de dijitalleşmenin de katkısıyla AB ölçeğinde bir çeşit gümrük idaresi kurulmasıdır. Bu yeni yapılanmanın temel ilkelerinin ise 20. Yüzyılın ortalarından itibaren Birleşmiş Milletler kapsamında tanımlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu yazıda, bu jeopolitik kayma ile ülkemiz grand stratejisi ele alınarak, AB’nin kendi Gümrük Birliğini derinleşme çalışmalarında ülkemizin yer almasının taşıdığı önem vurgulanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler:</strong> Jeopolitik ve Yetki İkame İlkesi, Birleşmiş Milletler Model Yasaları, DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi, Uluslararası Kağıtsız Ticaret, Gümrük İşlemleri</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">The declining tension between the unipolar world order experienced after the Cold War and Türkiye’s grand strategy will inevitably have an impact on the relations between the European Union and Türkiye. Moreover, the current tectonic geopolitical shift also creates great pressure on the reasons that hold the European Union together. In the 21st century, when economies of scale have long surpassed the average size of a nation state, the European Union is preparing to respond to this situation as a being more &#8216;united&#8217;. One of the cornerstones of this preparation is the establishment of a customs administration on an EU scale with the contribution of digitalization. It would not be wrong to say that the basic principles of this new structure have been defined within the scope of the United Nations since the mid-20th century. In this article, this geopolitical shift and our country&#8217;s grand strategy are discussed and the importance of our country&#8217;s participation in the EU&#8217;s efforts is also emphasized.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Geopolitics and Subsidiarity, United Nations Model Laws, WTO Electronic Commerce Agreement, International Paperless Trade, Customs Procedures</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasından:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Rusya&#8217;nın enerji şantajının da gösterdiği gibi tedarik zinciri bağımlılıklarımız bize karşı silah haline getirilmiş, pandemi gibi küresel şokların da uyarı vermeden ortaya çıkması zafiyet haline dönüşmüştür. Ayrıca, bizleri bir araya getiren deniz altı veri kablosu gibi pek çok unsur, Baltık Denizi&#8217;nden Tayvan Boğazı&#8217;na kadar hedef haline gelmiştir. 25 yıl önce hayal ettiğimiz iş birliğine dayanan dünya düzeni gerçeğe dönüşmemiş, fakat bunun yerine sert jeostratejik rekabetin olduğu yeni bir döneme girmiştir. Dünyanın büyük ekonomileri ham maddelere, yeni teknolojilere ve küresel ticaret yollarına erişim için yarışmaktadır. &#8230; Ancak küresel ekonomideki bağları koparmak kimsenin çıkarına değildir. Bunun yerine kuralları modernize etmemiz gerekmektedir. &#8230; Dünya değişiyor, biz de değişmeliyiz. Son 25 yıldır Avrupa, büyüme eğilimini devam ettirebilmek için küresel ticaretteki artış dalgasına güvendi, Rusya&#8217;dan gelen ucuz enerjiye güvendi ve kendi güvenliğini çok fazla dışarıya bağımlı hale getirdi (outsource). <u>Ancak o günler geride kaldı</u></em>.&#8221;<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa tarihi konusunda herhangi bir çalışma yapmış birisi iyi bilir ki, I. ve II. Dünya Savaşlarında insanlık tarihinin en korkunç katliamlarına sahne olmuş bu kıtadaki politik aktörlerin bir arada bulunmamaları için çok fazla neden vardır. Avrupa Birliği tarihi aslında bir yerde bu nedenlerin üstesinden neden ve nasıl gelindiği tarihidir. Avrupa Birliği varlığını II. Dünya Savaşı sonrası küresel güvenlik ve ticaret mimarisine borçlu olduğu kadar, ‘subsidiarity<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>’ ilkesine de borçludur. Bu ilke, alınan Birlik düzeyinde kararların vatandaşa mümkün olan en yakın idari aşama tarafından (ulus devlet, yerel yönetimler vs) hayata geçirilmesini amaçlamakta olup, bu durum Avrupa Birliği düzeyinde kabul edilen hukukun uygulanmasının fiilen ulus devletlere bırakılması anlamına gelmektedir. Her ne kadar Avrupa Birliği liderleri politik hassasiyetler nedeniyle açık bir şekilde belirtmekten kaçınsalar da, yaşamakta olduğumuz küresel jeopolitik depreme AB’nin cevabı bu ilkeyi zayıflatarak, AB’yi sadece hukuk oluşturmakta değil, uygulamada da ‘Birlik’ haline getirme şeklinde olacak gibi durmaktadır. ‘Subsidiarity’ ilkesinin AB’nin tutkalı olarak artık bu şekilde daha az kullanılmasının ülkemizin AB ile ilişkileri açısından da önemli sonuçları olacaktır. Bu yazıda bu sonuçlardan Ticaret Bakanlığını kısa vadede en çok etkileyecek olan ‘Gümrük Birliği’ reformu tartışılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye üç kıtanın geçiş yolları üzerinde, tarihi ve kültürel bağlarının haritası oldukça büyük olan ve ‘küresel düşünen, yerel hareket eden’ orta büyüklükte bir ülkedir. Yakın zamana kadar Avrupa Birliği, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in girişteki ifadesinde de belirttiği üzere, güvenliğini taşerona vermişti (outsource). Bu yüzden Avrupa Birliği yerel düşünen ve&nbsp; (ekonomik anlamda) küresel hareket eden bir devdi. Şimdi AB bunun tam tersini yapmaya hazırlanmaktadır. Kısalan tedarik zincirleri ve artık denizaltı kablosu gibi hepimizi bir araya getiren (kızım ben denizaltı kablosu diyorum gelinim sen Kuzey Akım II anla) unsurların artık daha riskli hale gelmesiyle, Avrupa Birliği de küresel düşünen bir uluslararası aktör haline gelmektedir. İşte bu yeni dönemde AB – Türkiye ilişkilerini ‘Gümrük Birliği modernizasyonu’ kavramı içine sığdırmaya çalışmak artık mümkün değildir. Değişen Avrupa Birliği’dir, değişen dünyadır. Türkiye ise bu yeni dünyadaki yerini zaten önceden büyük bir isabet ve öngörüyle tanımlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1990’ların jeopolitik koşulları yakın zamana kadar büyük ölçüde değişmeden kalmıştır. Ancak yakın zamanda yaşanan jeopolitik depremlerin Çin’in yükselişinin geri döndürülemezliği nedeniyle kalıcı olacağı konusunda genel bir mutabakat bulunmaktadır. Dolayısıyla 1990’ların jeopolitik ortamına uygun bir düzenleme olan Türkiye – AB Gümrük Birliği’nin modernizasyonu yerine bambaşka bir müzakere sürecine hazırlanmak faydalı olacaktır. Bu yeni paradigmanın nedensellik zincirini sağlam bir şekilde kurabilmek için temel varsayımlarımızı ve kabullerimizi baştan gözden geçirmek faydalı olabilir. Bu yazıda önce bahsettiğimiz jeopolitik deprem, MacKinder ve Mahan’ın jeopolitik teorileri hem tarihsel hem de günümüz açısından değerlendirilecektir. Daha sonra AB tarafından kendi içinde yürütülmekte olan ve üzerinde halen çalışılan Gümrük Reformu konusunda bilgi verilecektir. Takiben bu Gümrük Reformu’nun ana prensiplerinin daha iyi anlaşılması amacıyla Birleşmiş Milletler bünyesinde 1960’lardan bu yana yürütülmekte olan çalışmalar ve bu çalışmaların önemli ölçüde somut çıktısı olarak kabul edilebilecek dijital ticaret ile ilgili Model Kanunlar (Model Laws) hakkında bilgi verilecektir. Bu sayede okuyucunun devam eden sürecin doğası hakkında daha derinlemesine bir sezgi sahibi olması amaçlanmaktadır. Ümidimiz tüm bu amaçları bu yazıda yerine getirebilmemiz halinde, yakın zamanda yaşanan ve halen yaşanmakta olan jeopolitik depremden sonra, Türkiye – AB ilişkilerinin ‘Gümrük Birliği modernizasyonunun’ çok ötesinde bir başka paradigmaya doğru evrilmekte olduğunu açık bir şekilde gösterebilmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>JEOPOLİTİĞİ YENİDEN DÜŞÜNMEK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeopolitik nedir? Jeopolitik, Mahan, MacKinder ve Spykman açısından bakıldığında, Kuzey Amerika demiryolu ağının denizlere hakim olacak bir donanma üretme kabiliyetinin, her ne pahasına olursa olsun kalpgahı saracak bir demiryolu ağının donanma üretme kabiliyetini engelleme kararlılığına verilen isimdir. Pasifik’te Çin’in yükselişi Kuşak Yol üzerinden bu kararlılığının tehlikede olabileceği konusunda güçlü sinyaller göndermiş ve ABD’nin pozisyonundaki bu güçlü savrulma Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın her yerinde yine güçlü pozisyon kaymalarına neden olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11.Mart.2025 tarihinde Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı von der Leyen tarafından Avrupa Birliği Parlamentosu’nda yapılan konuşma, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel güvenlik mimarisinin temel ilkelerini bilenler açısından güçlü ifadeler içeren tarihi bir konuşmadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Bu, güç yoluyla barış için bir zamandır. Bu, ortak savunma çabası için bir zamandır. Avrupa Konseyi&#8217;nde Avrupa savunması konusunda sadece eşi benzeri görülmemiş değil, aynı zamanda sadece birkaç hafta önce tamamen düşünülemez olan bir fikir birliği gördüm. Farklı düşünmemiz ve buna göre hareket etmemiz gerektiği konusunda yeni bir anlayış var. … Avrupa güvenlik düzeni sarsılıyor ve yanılsamalarımızın çoğu paramparça oluyor. … <u>Barış temettüsünün tadını çıkardığımızı düşünüyorduk ama gerçekte sadece bir güvenlik açığı veriyorduk. <strong>Yanılsamaların (illusions) zamanı artık bitti</strong></u>”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki o zaman güç nedir? Günümüz küresel güç mimarisinin temeli II. Dünya Savaşı’nda atılmıştır. Kısaca hatırlatmak gerekirse, İkinci Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren, devasa Amerikan savaş makinesinin harekete geçirilebilmesiydi. Bu makine ordu ve donanmadan daha fazlasıdır. Muazzam üretim gücüyle Rusya’nın Almanya karşısında uzun zaman dayanmasını sağlayan ve bu şekilde Alman ordusunu farklı cephelerde yıpranmaya zorlayarak Normandiya Çıkartmasına zemin hazırlanmasını sağlayan bu muazzam üretim gücünün kısa sürede harekete geçirilebilmesi olmuştur.&nbsp;&nbsp; Paul Krugman’ın da belirttiği gibi savaşı son kuruş kimde kaldıysa o kazanmış olur. Ve İkinci Dünya Savaşı’nda son kuruştan çok daha fazlası ABD’de kalmıştı. İşte o kuruş şimdi eriyor çünkü (Henry Kissenger’ın deyimiyle) son yirmi yüzyılın on sekizinde dünyanın en büyük ekonomik gücü olan Çin’in yükselişi, ABD’yi o son kuruşu harcamaya zorlamaktadır. İşte ABD’nin son zamanlardaki bu sert savrulmasının arkasındaki neden budur. ABD kuruşlarını artık Avrupa için harcamak istemiyor çünkü son kuruşa oldukça yaklaşmış durumda. Bir dahaki sefere II. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi o muazzam savaş makinesini harekete geçirip geçiremeyeceği şu an için belirsiz ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursala von der Leyen’in yukarıdaki sözlerinin arkasında bu gerçek bulunmaktadır. Yanılsama ifadesini de “ABD’nin son kuruşa yaklaştığını yeni anlamaya başladık” olarak okumak faydalı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulus devletlerin ortaya çıkışı ile düzenli orduların ortaya çıkışı arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Düzenli orduların ‘düzenli’ halde tutulabilmesi için ‘düzenli’ bir gelir gerekmekteydi, bunun için maliye sistemleri modernleştirildi, ‘düzenli’ maliye için gelir tabanının genişletilmesi gerekmekteydi, düzenli ordunun kullanacağı her türlü araç ve ekipmanın modernleştirilmesi ve en son teknolojiye uygun hale getirilmesi ve bunun için de güçlü bir sanayi gerekiyordu, bir süre sonra tüm bu unsurlar birbirini besler hale geldi, güçlü sanayi iş imkanları ve tüketimin de artmasını sağladı, bu sayede nüfus arttı vb. Ulus devletlerin bu kadar büyük üretim gücü ortaya çıkarma kapasitesi ‘savaş makinesi’ kavramını da ortaya çıkarttı. Her ne kadar uluslararası ilişkilerde savaş makinesi kavramı özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra gözden düşmüş olsa da, bugünü anlamak için tarihi, tarihi anlamak için de özellikle sanayileşme çağından sonra da savaş makinesi kavramını anlamak önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın kaybetmesinin nedeni, İngiliz ve Fransızların ve hatta belki Rusların çok iyi savaşmaları değildi. ‘Blitzkrieg’ başlarda önemli başarılar elde etmiş ve tüm Avrupa’yı neredeyse kontrol etmeye başlamıştı. Romanya’da yeteri kadar petrol olmadığının anlaşılması ve Rus direnişi nedeniyle, Asya’nın kaynaklarına ulaşılamamasına ek olarak Atlantik’teki Alman ve İngiliz&nbsp; ABD donanmaları arasındaki savaş, Almanya’nın direnme gücünü kırmıştır ve Alman savaş makinesini bir süre sonra etkisiz hale getirmiştir. Benzer bir durumu Napolyon da yaşamıştır. İngiliz donanmasının faaliyetleri nedeniyle, Fransa kolonilerinden beslenememiş ve savaş makinesinin etkinliği bir süre sonra zayıflamaya başlamıştır. Benzer durum, Japonya’nın da başına gelmiştir. ABD donanmasının ablukası başladıktan sonra, petrol başta olmak üzere değerli kaynaklara ulaşım sıkıntıya girmiş ve Japon savaş makinesi bir süre sonra teklemeye başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin çöküşü de benzer bir yol izlemiştir. Sovyetler Birliği’nin devasa büyüklüğü her ne kadar bu süreci yavaşlatsa da, “containment politikası” bu sürecin çalışmasına katkı sağlamıştır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel düzenin temel taşlarından birisi de, Alman ve Japon savaş makinelerinin harekete geçmesini engellemek, Sovyet savaş makinesini de boğmaktı. Bu nedenle pek çok kişi bu dönemdeki küresel düzeni satranç oyunundan ziyade, “go oyununa” benzetmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yavaş yavaş seslendirilmeye başlayan gerçekler bulunmaktadır: Çin, kendi savaş makinesini inşa ediyor, Çin’in geniş bir arka bahçesi var, ABD bu arka bahçeye ulaşamamakta ve ABD’nin ‘iki buçuk savaş’<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a> kavramı geçerliliğini yitirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği yetkilileri bugünlerde Avrupa Savunma Birliği konusunu sıklıkla gündeme getirmektedirler. Bu konuşmalarda ortak bir ordu kurulmasına daha az değinilmekte, esas ağırlık noktası AB çapında güçlü bir savunma sanayi kurmak olarak ortaya çıkmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir: Avrupa kendi savaş makinesini inşa etmelidir. Bunun için başlangıçta 800 milyar Euro gibi çok büyük bir miktar telaffuz edilmektedir. Peki neyin güvenliği? Doğal kaynak fiyatlarında hatırı sayılır bir artış ve küresel go oyununda ticaret açısından daha avantajlı pozisyon üzerinde barışçıl bir mutabakat artık mümkünken, Ukrayna karşısında bu kadar zorlanan ve nüfusunu yaşlanma nedeniyle yavaş yavaş kaybetmekte olan Rusya, neden Avrupa’yı işgal etmek istesin? Avrupa’yı işgal etmek demek genç erkek nüfusunun en verimli kısmını cepheye sürmek demektir, ki Rusya’nın böyle bir lükse sahip olmadığını anlamak önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin güvenlik kaygısını daha iyi anlamak için, 20. Yüzyıl başına ABD grand stratejisinin önemli jeopolitik yazarlarından Alfred Mahan’a bakmak gerekmektedir. 19. Yüzyılın sonlarında iç savaştan yeni çıkmış ABD, demiryolu başta olmak üzere iç ulaşım hatları ve sanayi inşası ile meşguldü. Donanması o zamanın koşullarında zayıftı, çünkü Kuzey Amerika’nın bir başka güç tarafından işgal edilmesi beklenen bir durum değildi ve bu yüzden de güçlü bir donanmaya ihtiyaç duymamaktaydı. Mahan, işgal ihtimali bu kadar zayıf olmasına rağmen ABD’nin yine de güçlü bir donanma sahibi olmasının önemine dikkat çekmiştir. Mahan’a göre, Amerikan sanayisi güçlenmekte olup, ABD’li üreticiler sadece iç pazara değil, dış pazarlara da ulaşma konusunda önemli atılımlar yapmaktaydılar. Mahan, ABD menşeli yük taşıyan ticaret gemilerinin güvenliğinin sağlanmasının, İngiltere donanması tarafından sağlandığı, ancak bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, ABD menşeli yük taşıyan gemilerin korunması için bir donanma inşasına başlanması gerektiğini öne sürmüştür. Daha açık bir ifadeyle, ticaret güvenlikten bağımsız değildir, Kuzey Amerika gibi yüksek üretim gücüne sahip bir dev dünya sahnesine çıkmaktadır ve bu sürecin doğru yönetilebilmesi için okyanuslardaki taşımacılığın güvenliğinin artık bizzat ABD tarafından sağlanması gerekmektedir. Elbette bu güvenliği sağlamak maliyetli bir iştir ve maliyeti güvenlik tedariği hizmeti olarak diğer devletlerden tahsil edilmesi için pek çok yol bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD donanması açık denizlerde güvenliği sağlamasından kaynaklanan senyoraj hakkını ABD doları ve tamamının uzun vadede geri ödenmesi kuşkulu borçlanma araçları üzerinden geri alabilmiştir. Avrupa ülkeleri dünyanın her yerine ürünlerini güvenle taşıyabilmişlerdir ve bunun için de görünüşte yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalmamışlardır. Görünüşte ABD donanması sadece ve sadece dünya barışı ve insanlığın yükselişine katkı sağlamak için bu kadar maliyetli bir hizmeti on yıllarca devam ettirmiştir. Gerçekte ise Japonya başta olmak üzere ülkenin üretim fazlasını borçlanma, sigorta ve nakliye maliyetleri, diplomatik sessizlik, askeri donukluk vb yöntemlerle geri almıştır. Bu durum gerçekten de küreselleşmeyi hızlandırarak, tüm insanlığın bir şekilde birbiriyle daha fazla diyalog kurmasına ve küresel refahın artmasına neden olmuştur. Ancak, hiçbir şey sonsuza kadar devam etmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin donanmasının gittikçe güçlenmesi ve Çin’in de ABD gibi işgal edilemeyecek bir ülke olmasına ek olarak, Çin’in üretim gücünün bu kadar kısa zamanda bu noktalara geleceğinin tahmin edilememiş olması, uzun mesafe taşımacılığın açık denizlere bu kadar bağımlı olduğu bir dünyada işlerin önemli ölçüde değişmekte olduğuna işaret etmektedir. Soru esas olarak şudur: Çin, savaş makinesini harekete geçirir mi? Türkiye bu sorunun cevabını bulmaya çalışırken, İkinci Dünya Savaşı stratejistlerinin gündeminde olmayan iki noktanın daha dikkate alınması gerekmektedir. Nükleer silahlar, oyunu çoktan değiştirmiştir ve Çin dahil dünya nüfusu yaşlanmaktadır. Bu iki husus şuna işaret etmektedir: Karşı tarafın savaş makinesini durdurmak mümkün olmuyorsa, yavaşlatmak için ordular dışında başka yollar da bulunmaktadır: savaş makinelerinin beslenmesini engellemek. II. Dünya Savaşı sonuna kadar ABD Japonya’yı işgal etmemiştir, petrolün ulaşımını engellemesi ile nükleer iki bomba (ki bugünkü nükleer kapasiteler ile karşılaştırıldığında bu bombalar çata pat gibi kalırdı) bu hedefi biraz zaman alsa da gerçekleştirmiştir. Zamanı, müttefik olarak yanına çekmek iyi bir stratejidir. (Kendi enerjini harcama, bırak karşı tarafın yıkıcı iç enerjileri, senin için bu işi yapsın. Bunun için de karşı tarafın beslendiği kaynakları zayıflat.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">II. Dünya Savaşı’nda Japonya’nın arka bahçesi yoktu, işte bu yüzden II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ile anlaşmak ve boyun eğmek zorunda kaldı. Ancak, Çin’in arka bahçesi bulunmaktadır. Peki aynı durum Avrupa Birliği için de geçerli midir? İşte Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı’nın konuşmasındaki tehdit algısını yorumlamak için bu jeopolitik arka plana ihtiyaç duymaktayız. Avrupa Birliği bugüne kadar II. Dünya Savaşı Japonya’sı gibi bir arka bahçeye ihtiyaç duymamıştı çünkü, Mahan’ın işaret ettiği üzere ticaret gemilerinin güvenliği ABD donanması tarafından sağlanıyordu, SSCB tehlikesi, büyük ölçüde ABD nükleer şemsiyesi tarafından gideriliyordu ve Batı Avrupa devletlerinin yapması gereken tek şey, çeşitli yollarla (uzun mesafe taşımacılık sigorta primi, yüksek petrol faturası, geri ödenmesi zamana bırakılmış ABD Hazine kağıtları alma gibi üstü kapalı şekilde) bunun ücretini düzenli olarak ödemekteydi. Sorun yoktu. Ama artık var. Çünkü ABD Çin yüzünden bu üstü kapalı sözleşmeyi feshediyor. Küreselleşmede yeni bir dönem başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeopolitik, aslında uzun mesafe taşımacılık hatlarının güvenliği ile yakından ilişkilidir. Bu konuyu daha anlamak için yine Mahan’a dönmemiz faydalı olacaktır. Mahan denizde stratejik olarak önem arz eden bir kıyı bölgesini kontrol edebilmek için bu bölgeye güç yığmanın anlamlı olmadığını, bunun yerine çevik, hızlı hareket edebilen ve etkili ateş gücüne sahip bir deniz gücü yoluyla daha az maliyet ve kaynak kullanımıyla bu bölgenin daha rahat kontrol edilebileceğini ifade etmekteydi. Dolayısıyla açık denizler kontrol edilebildiği sürece, karaları kontrol edebilmek daha kolaylaşabilir. ABD küresel askeri stratejisi buna göre oluşturulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak uzun mesafe taşımacılık hatlarının güvenliğini sağlamanın bir başka yolu daha bulunmaktadır, bunun en iyi örneği Montrö’dür. Pek sık bahsi geçmese de, Montrö Sözleşmesi küresel güvenlik mimarisinin önemli taşlarından birisidir. Montrö bugüne kadar biri sıcak diğeri soğuk, iki dünya savaşını ve 90’ların tek kutuplu dünyasını başarıyla atlatmıştır. Montrö’nün başarısındaki kilit unsur, grand stratejilerin inşasında fayda zarar hesaplamalarını barışın tesisi lehine yapılmasını sağlamaktır. Bunu şöyle düşünelim. Bir futbol maçı var. Ama sahamız düz değil, bir tarafın kalesine doğru eğimli. Bu durumda yüksekte kalan kaleyi koruyan takım avantajlı olur, çünkü karşı takım hücuma geçtiğinde daha fazla efor harcaması germektedir, ancak yüksekteki kaleye sahip takım hücuma geçtiğinde çok daha kolay karşı takımın kalesine ulaşır, attığı şutlar daha uzun mesafe gidebilir vs. İşte Montrö küresel güvenlik mimarisinde barışa daha fazla şans tanımaktadır. Çünkü Rus jeopolitiği açısından ticaret gemilerinin güvenliğini bir dereceye kadar garanti ederek barışın kalesini yükseltmekte ve Türkiye gibi barış destekçisi ülkelerin şutlarının daha uzun mesafeye ulaşmasını sağlamaktadır. Montrö’deki dehayı Asya’nın geri kalanına yaymalıyız. İşte bu yeni küresel paradigmada AB – Türkiye ilişkilerinin temeline bu dehayı mutlaka koymalıyız. Bu yazının konusu bu tespit olup, bu uzun girişin de gelmek istediği nokta burasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YENİ PARADİGMADA JEOPOLİTİK VE GÜMRÜKLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret gemilerinin sorunsuz şekilde limanlar arasında hareket edebilmesi örneğine geri dönelim. Gemilerin güvenliğinin sağlanması toplam maliyetleri etkileyen etkenlerden sadece bir tanesidir. Ticaret doğası gereği sürekli olmalıdır, gemilere yapılacak saldırılar kadar fırtınalar, güçlü akıntılar vb. unsurlar toplam maliyeti artırır. Benzer şekilde, gümrüklerde sık yaşanan sorunlar da ticaret üzerinde benzer bir etki gösterir, ama fırtınaları ve akıntıları durdurmak veya devasa buz kitlelerini kırmak çoğunlukla mümkün değilken, uluslararası iş birliği ile gümrük sorunlarını ve ticaret maliyetlerini azaltmak mümkündür. Bu iş karada yapıldığında ise büyük donanmalara ihtiyaç yoktur. Çünkü açık denizlerin sahibi yok iken, karaların (çok küçük alanlar haricinde) sahibi vardır. İşte bu ulusal egemenler arasındaki işbirliği, tek bir küresel donanma ihtiyacını ortadan kaldırır ve dolayısıyla da küresel ticaretin kesintisiz ve düşük maliyetle devamı için gerekli ortamı hazırlayabilir. Yaşlanan bir dünyada ulus devletlerin çok, sürekli ve fazla da emek gerekmeyen paraya ihtiyacı olacaktır, hatta bu durum yavaş yavaş yaşanmaktadır. Rusya II. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi, 10 milyondan fazla genç çalışma yaşındaki erkeği kaybetme lüksünü göze alamaz. Çünkü en iyimser nüfus projeksiyonları bile Rus demografik yapısındaki bu eğilimin geri döndürülemeyeceğini göstermektedir. Evet Rusya, ABD jeopolitik sözleşmesini feshetmekte olduğu için AB ülkelerinin tamamını bir süreliğine işgal edebilir, ama bunun bedelini nüfus anlamında çok ağır öder. Fakat kara uzun mesafe hatlarının güvenliğine katkı sağladığı (veya hiçbir şey yapmayacağı) için kazanç sağladığı sürdürülebilir bir dengeyi tercih edeceğini beklemek anlamlı olacaktır<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a>. Sonuç olarak, AB’nin güvenliği meselesini kavramak için Rusya’dan daha fazlasına bakmak gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı Trump’ın seçilmesiyle başlayan süreci doğru okumak, Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceği hakkında doğru öngörülerin yapılabilmesi açısından önem arz etmektedir. Daha açık söylemek gerekirse, yakın zamanda AB’nin artan güvenlik söylemlerinin ne anlama geldiğini, hatta daha da açık söylemek gerekirse, AB yetkililerinin dilinin altında ne olduğunu net bir şekilde anlamak, Türkiye’nin ticaret ve güvenlik stratejilerinin taktik düzeyde şekillendirilmesi açısından önem arz etmektedir. Türkiye kendi güvenlik ve ticaret politikalarını grand strateji düzeyinde çoktan şekillendirmiş ve seçimlerini yapmıştır. Bu grand strateji Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine gömülü durumdadır, sadece bu durumun aynı zamanda Ebedi Barış’a da hizmet edeceğini insanlık kollektif bilincinin anlaması gerekmektedir. İşte Avrupa Birliği’nin Hegel’in kavramlarıyla ‘an sich’ durumundan ‘für sich’ durumuna geçmeye başlamasının da katkısıyla, Türkiye’nin temellerine gömülü durumdaki bu grand stratejinin hayata geçmesi sayesinde, insanlığın tarihi yolculuğunda önemli bir aşamanın da geçilmesine katkı sağlama olasılığı bulunmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada esas soruyu sormanın vakti geldi: ABD’nin bu kadar hızlı ve radikal bir şekilde savrulmasının nedeni nedir? Elbette konu sadece Cumhuriyetçilerin Demokratları sevmemesi değildir. Konunun ekonomik temellerini anlamadan, ABD’nin neden son kuruşa yaklaşmakta olduğunu hissettiğini kavramak mümkün olmayabilir. Bu sorunun cevabı Başkan Yardımcısı J.D. Vance tarafından 18 Mart 2025 tarihinde ‘American Dynamism Summit’de yaptığı konuşmada net bir şekilde verilmiştir<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Küreselleşmeye konusunda, ABD’de yönetici sınıfının iki kibirli düşüncesi vardı. Birincisi, ürünlerin yapımını ürünlerin tasarımından ayırabileceğimizi varsaymaktı. Zengin ülkelerin değer zincirinde zamanla daha yukarılara çıkacağı, fakir ülkelerin ise daha basit ürünler yapacağı bir çeşit küreselleşme fikri bulunmaktaydı. …. Ancak, zamanla üretim yapan yerlerin genellikle ürün tasarımında daha iyi oldukları ortaya çıkmaktadır. Hepinizin çok iyi anladığı gibi ağ etkileri (network effects) bulunmaktadır. Ürünleri tasarlayan firmalar, doğal olarak üretim yapan firmalarla çalışmaktadırlar. Fikri mülkiyeti paylaşırlar, en iyi uygulamaları paylaşırlar ve hatta bazen kritik çalışanları paylaşırlar. Diğer ulusların değer zincirinde her zaman arkamızdan geleceğini varsayıyoruz ama, bu ülkelerin değer zincirinin alt kısımlarında daha iyi hale geldikçe, üst kısımlara da ulaşmaya başladıkları ortaya çıkmaktadır. Yani her iki uçtan da sıkıştırılıyoruz. Bu, küreselleşmenin bahsettiğim ilk kibirli düşüncesidir.&nbsp; İkinci kibirli düşünce ise, ucuz işgücünün temelde yeniliği engelleyen bir krize neden olduğu, hatta çok sayıda Amerikan firmasının bağımlı olduğu bir uyuşturucu haline gelmesi ile ilgilidir. Bir ürünü daha ucuza üretebilirsiniz, bunu yapmak yenilik yapmaktan çok daha kolaydır. Fabrikaları ucuz işgücü ekonomilerine taşımamız veya göç sistemi aracılığıyla ucuz işgücü ithal etmemiz Batı ekonomilerini bu uyuşturucuya bağımlı hale getirmiştir. Kanada&#8217;dan İngiltere&#8217;ye kadar büyük miktarda ucuz işgücü ithal eden ülkelere bakarsanız, hemen hemen hepsinde üretkenliğin durgunlaştığını görürsünüz</em>.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomi kuramları açısından bakıldığında, bu konuşma, Ricardo’yu yanlışlamakta, jeoekonomik teorileri ise doğrulamaktadır. Ricardo kendi döneminin İngiltere’sinin tekstil, Portekiz’inin ise şarap üretimi yapması ve bu iki ürünün değişimi durumunda her iki tarafın refahının en üst düzeye çıkacağını öne sürmüştür. Jeoekonomik teoriler ise tekstil üretimi ile şarap üretiminin aynı olmadığı, tekstil üretiminin (o zamanın koşullarında) sınai know how’ın daha hızlı ilerlemesi yanında, buhar ve makine teknolojisindeki hızlı ilerlemeler nedeniyle askeri gücün de zamanla daha hızlı artacağını, bu nedenle tekstil üreten ülkenin askeri gücünün daha hızlı artması nedeniyle şarap üreten ülkeyi eninde sonunda bir şekilde egemenliği altına alacağını öne sürmektedir. Tarih ve Sayın Vance jeoekonomiyi haklı çıkarmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla ABD’nin bu hızlı ve radikal savrulmasının arkasında ABD entelijansiyasının Ricardo’dan jeoekonomiye geçmiş olduğunun su yüzüne çıkmış olması yatmaktadır. II Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ABD küresel hegemon olduğu için, şarap mı yoksa tekstil üreteceğine kendisi karar verebiliyordu, bu nedenle dünyaya Ricardo temelli neoklasik düşünceyi küresel üniversite ağı üzerindeki etkisi sayesinde rahatça kabul ettirebildi. Ancak, küresel hegemonyasının Çin’in güçlenişi nedeniyle nispi olarak azalmakta olması nedeniyle, artık şarap üretmeye zorlanabileceğini hissetmeye başladı. II Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel güvenlik mimarisindeki bu sarsıntı, kendini ilk olarak küresel para sisteminde ABD hegemonyasının zayıflaması nedeniyle göstermeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki ABD’nin manevra alanı tam olarak ne kadar daralmış durumdadır? Atlantik Konseyi’nin bir raporunda aşağıdaki tespitler yapılmaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>1985&#8217;te Fransa, Almanya, Japonya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nden maliye bakanları, New York Şehri&#8217;ndeki Plaza Oteli&#8217;nde ABD dolarını kasıtlı olarak devalüe etmek için bir anlaşmaya vardılar. Plaza Anlaşması&#8217;ndan önceki beş yılda, ABD dolar değerini iki katına çıkararak küresel ticareti altüst etme ve uluslararası finans sistemini istikrarsızlaştırma tehdidinde bulundu. Bugün, Washington bir kez daha bir para birimi anlaşması olasılığı hakkında konuşmaktadır. Bu sefer, mekan Trump&#8217;ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi&#8217;nin yeni başkanı Stephen Miran&#8217;ın &#8220;Mar-a-Lago Anlaşması&#8221; olarak tanımladığı şey için güneye taşınabilir. Miran, Eylül ayındaki bir raporda, ABD dolarının aşırı değerlenmesinin &#8220;ekonomik hoşnutsuzluğun köklerinden&#8221; sorumlu olduğunu ilan etti. &#8230; <u>Elbette sorun, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin en yüksek ticaret açığına sahip olduğu ülkelerin artık bu güvenlik şemsiyesine bağımlı müttefikler olmamasıdır.</u> Amerika Birleşik Devletleri, 1985&#8217;te Fransa, Almanya, Japonya ve Birleşik Krallık için güvenlik garantisi sağladı. Plaza Anlaşması&#8217;nın bu imzacıları, 80&#8217;lerde tüm denizaşırı ABD askeri üslerinin neredeyse dörtte birine ev sahipliği yapıyordu. 2025&#8217;te ne Çin, ne Meksika ne de Vietnam ABD ordusuna güvenmiyor. Paylaşılan güvenlik teşviği olmadan, sadece tarifeler müttefik olmayanları bir para birimi anlaşmasına itmek için yeterli midir? Çin için yeterli görünmemektedir. Direnişin önemli bir nedeni, Pekin&#8217;in Plaza Anlaşması&#8217;ndan sonra Japonya&#8217;nın deneyimini uyarıcı bir hikaye olarak görmesidir.”<a href="#_ftn7" id="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a> </em>(Japon ekonomisi bu Anlaşmadan sonra günümüze kadar yavaşladı ve kendini bir daha toparlayamadı).</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin dünya ekonomisindeki pozisyonu sadece uzun mesafe ticaret hatlarının güvenliğini sağlaması ile sınırlı değildir. Ticaret yapmak için az veya çok karşılıklı güven gerekir, koskoca bir dünyada herkesin birbirini tanıması mümkün değildir, o yüzden ödemelerin ve teslimatların zamana yayıldığı durumlarda para, kredi ve bankacılık mekanizması bu boşluğu doldurur. ABD’nin üretim ve savaş gücü, tüm insanlığa mevcut düzenin bir şekilde devam edeceğinin garantisini verdiği için doların bahse konu güven boşluğunu bir dereceye doldurulmasına katkı sağlamıştır. Sonuçta elinizde dolar varsa eninde sonunda bir şeyler alabileceğini bilirsiniz, çünkü ABD dünyanın neresinde olursanız olun sizin ihtiyaç duyacağınız şeyleri üretme ve kapınıza teslim etme kabiliyetine sahiptir, en fazla biraz daha pahalı olur. Ama şimdi Çin artan üretim ve innovasyon kabiliyetine ek olarak ile Kuşak Yol İnisiyatifi ile aynı taahhüdü yerine getirmeye başlamıştır. Ancak, ABD açısından tek sorun yeni bir rakibin ortaya çıkması değildir, bir başka sorun daha bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi&#8217;nin yeni başkanı Miran ABD’nin bu diğer sorununu Triffin paradoksu üzerinden açıklamaktadır: “(Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra) <em>büyük jeopolitik rakipleri olmayan ABD liderleri, azalan endüstriyel tesislerin önemini en aza indirebileceklerine inanıyorlardı. Ancak Çin ve Rusya&#8217;nın sadece ticaret değil, güvenlik tehditleri olması nedeniyle, sağlam ve iyi çeşitlendirilmiş bir üretim sektörüne sahip olmak yenilenmiş bir gerekliliktir. Silah ve savunma sistemleri üretebileceğiniz bir tedarik zinciriniz yoksa, ulusal güvenliğiniz de yoktur. Başkan Trump&#8217;ın iddia ettiği gibi, &#8220;çeliğiniz yoksa, bir ülkeniz de yoktur.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Triffin dünyasında, rezerv varlık </em>(para, hazine tahvili vb)<em> üreticisi, rezerv varlıklarını ihraç etmenin diğer yüzü olarak sürekli cari hesap açıkları vermelidir. ABD Hazine menkul kıymetleri, küresel ticaret sistemini besleyen ihraç edilen ürünler haline gelmiştir. Bunları ihraç ederek, Amerika daha sonra genellikle ithal mallara harcanan dövizi temin etmektedir. Amerika, çok fazla ithalat yaptığı için değil, rezerv varlıkları sağlamak ve küresel büyümeyi kolaylaştırmak için Hazine menkul değerleri ihraç etmek zorunda olduğu için çok fazla ithalat yapmaktadır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>ABD ekonomisi küresel GSYİH&#8217;ye oranla küçüldükçe, küresel ticareti ve tasarruf havuzlarını finanse etmek için yönetmesi gereken cari hesap veya mali açık, yerel ekonomiye oranla büyümektedir. Bu nedenle, dünyanın geri kalanı büyüdükçe, kendi ihracat sektörlerimiz için sonuçlar (ithalatı teşvik eden aşırı değerli dolar) katlanılması daha zor hale gelir ve ekonominin o kısmına verilen açık artar. … Sonunda (teoride), bu tür açıkların rezerv varlığında kredi riskini tetikleyecek kadar büyüdüğü bir Triffin &#8220;eşik noktasına&#8221; ulaşılır. Rezerv ülke rezerv statüsünü kaybedebilir ve küresel istikrarsızlık dalgasına yol açabilir ve buna Triffin &#8220;ikilemi&#8221; denir. Gerçekten de, rezerv para birimi olmanın paradoksu, kalıcı ikiz açıklara yol açmasıdır ve bu da zamanla kamu ve dış borcun sürdürülemez bir şekilde birikmesine yol açar ve bu da sonunda böyle büyük bir borçlu ekonomisinin güvenliğini ve rezerv para birimi statüsünü zayıflatır.”<a href="#_ftn8" id="_ftnref8"><strong>[8]</strong></a></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında dahası da var. Doların değerinin diğer para birimleri karşısında düşürülmesinin tek etkisi, ihracatın daha rekabetçi olması değildir. Para piyasalarında devletlerin hazine birimleri tarafından kutsal kâseden daha iyi saklanan sır, enflasyona ek olarak paranın (eğer faizlerde hızlı bir artış olmazsa) değer kaybetmesinin toplam borcu zamanla eritmesidir. Paranız diğer paralar karşısında değer kaybederse, borcunuzu geri ödemek için daha çok çaba harcamanız gerekir. Daha net konuşmak gerekirse, ABD’nin gelecek yıllardaki sadece borçları değil, toplam yükümlülükleri de hesaba katılırsa finansal durumu kötüleşmektedir. Daha da kesin ve gerçekçi konuşmak gerekirse, mevcut haliyle devam etseydi, 2050’lerde ABD’de emekli olmak kötü bir fikir olabilirdi, çünkü sermaye ve hisse piyasalarındaki para çoktan başka kıtalara taşınmış olabilir. Bu durumda da, devlet tarafından yürütülen bir emeklilik sisteminin büyük ölçüde olmadığı ABD’de, mevcut özel ve yarı kamusal emeklilik sistemi, tarihin gördüğü en büyük finansal kusurlu taahhüt olarak ortaya çıkabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Doları’nın küresel rezerv para birimi olma durumunu kaybetme tehlikesi henüz tam anlamıyla ortaya çıkmamış olsa da, Triffin eşik noktası yaklaşmaktadır ve ABD ilk adım olarak tarifeler yoluyla rezerv para birimi olma maliyetini düşürmeye çalışmaktadır. Burada sorun ikinci adımı atıp atamayacağıdır. Çünkü Çin donanması, ABD donanması ile karşılaştırılabilir duruma gelmektedir ve Plaza Anlaşması 2.0’ın yeniden hayata geçirilmesi mümkün olmayabilir, çünkü küresel güvenlik ile ticaret arasındaki bağ şekil değiştirmektedir. ABD Triffin eşik noktasından kaçınmak ve çifte açıkları (ticaret ve bütçe açıkları) azaltmak için diğer ülkeleri tarifler üzerinden zorlamaya başladı, çünkü artık dünya ne 1980’lerin dünyası ne de ABD 1980’lerin ABD’sidir. İkinci bir Plaza Anlaşmasının da mümkün olmayabileceği ortaya çıkmaktadır. Bu durum da, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ifadesiyle, Avrupa Birliği’nin derin bir yanılsamadan uyanmasına neden olmuştur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Rusya (veya Afrika veya Ortadoğu’dan hızlı ve beklenmedik bir göç dalgasına ek olarak tedarik hatlarında ani ve beklenmedik kesintiler gibi) herhangi bir güvenlik tehdidine karşı koyabilmek için Avrupa Birliği’nin savaş makinesini çalıştırmaya başlaması gerekmektedir, bunun için de çok ama çok girdiye ve güçlü tedarik hatlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak, eğer ABD donanması artık açık denizlerin güvenliğini eskisi kadar sağlayamamaya başlarsa, o zaman karasal tedarik hatları daha güvenilir ve sürdürülebilir bir hale gelebilir. Nihayetinde, Napolyon Fransa’sı, Weimar ve Hitler Almanyaları ile Sovyetler Birliği gibi pek çok örnek karşısında, ABD donanması Pasifiğe taşınmaya hazırlanırken ve ABD’nin iki buçuk savaş konsepti çökerken, Türkiye olarak, Avrupa Birliğinin sağlıklı bir tarihsel ve jeopolitik okuma yapacağını varsaymak durumundayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuyu daha da açmak gerekirse, daha önce açık denizlere dayanan tedarik hatlarını kullanabilmek için sadece ABD’yi memnun etmek yeterliydi, bunun için de tamamının faiziyle birlikte uzun vadede geri ödenmesi kuşkulu olan ABD Hazine tahvilleri almak ve ‘yerel düşünüp (ABD küresel hedefleri doğrultusunda) küresel davranmak’ iyi bir stratejik seçimdi. (Çin de bu durumdan uzun on yıllar boyunca faydalanmış, Dünya Ticaret Örgütü’ne üyelik bunun somutlaşmış adımı olmuştur). Ancak tedarik hatlarının güvenliği havucu riske girmiş durumdadır ve Avrupa Birliği’nin algıladığı esas tehdit de budur. Avrupa Birliği’nin bu riski azaltmak için yapabileceği tek şey, tedarik hatlarını çeşitlendirmektir. ‘Yumurtaları aynı sepete koymamak’ olarak adlandırabileceğimiz bu strateji, Türkiye gibi kıtaların kavşak noktasında olan ve uzun geçmişe sahip devlet ve ordu geleneğine sahip bir ülke de, farklı sepet imkanları sunma konusunda mükemmel bir konumda olabilir. Türkiye ise bu yeni durum sayesinde ‘yurtta barış dünyada barış’ ilkesini hayata daha fazla geçirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AVRUPA BİRLİĞİNDEN BİRLİKLER AVRUPASINA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliğinin ‘subsidiarity’ ilkesi (yetki ikamesi ilkesi), uygulamayı büyük ölçüde ulus devletlerin inisiyatifine bırakarak ve Avrupa Birliği’nin inşasında bir çeşit etkin bir şekilde çalışan kısa yol oluşturarak, Birliğin dağılmasına neden olabilecek güçlerin etkisinin azalmasına katkı sağlamıştır. Bu ilke sayesinde, mevcut gerilimler AB Komisyonu, Konseyi ve Parlamentosu’na ek olarak Üye Devletler Hükümet Başkanları arasındaki günlük işleyiş ve pazarlıkların içinde önemli ölçüde eritilebilmiş ve bu gerilimlere rağmen ‘Birlik’ inşası süreci çeşitli zorlukların etrafından dolaşarak bugüne kadar devam edebilmiştir. Ancak özellikle AB Komisyon Başkanı Von der Leyen başta olmak üzere AB liderleri ile AB sanayisi temsilcilerinin açıklamalarından anlaşılan, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Avrupa savunmasını ikram etmekten vazgeçmesini yüksek sesle söylemesi nedenleriyle, artık Birliğin bir arada kalmak için iktisadi refahtan çok daha güçlü nedenlere sahip olduğunun yavaş yavaş anlaşılmasıdır. Avrupa Birliğinin bu duruma daha çok ‘birlik’ olarak cevap vermeye hazırlanmaktadır. Bu durum da, açık bir şekilde belirtilmese de, sadece Avrupa Birliğinin ‘birlik olarak’ artık yavaş yavaş hukuk inşası aşamasından, yürütme ve hatta yargı aşamalarını da güçlendirmeye başladığı / başlayacağı anlamına gelmektedir. Ancak, bu süreç aynı zamanda Avrupa Birliği’nin ihtiyaç duyacağı esnekliğin azalacağı anlamına gelecektir. Bu konuda liderlerden henüz net bir açıklama gelmese de, bu sorunun Avrupa Birliği’nden tekrar Avrupa Birliklerine geçiş ile çözüleceği yönünde bir tahminde bulunmak mümkün olabilir. Üye devletler uygun gördükleri Birliğe hemen üye olabilirler, diğerleri için ise müzakereler zamana yayılabilir. Bu şekilde Avrupa Birliği, hem mevcut küresel tektonik değişimler karşısında hızlı hareket edebilir, hem de varlığı açısından elzem olan esneklik bir ölçüde korumuş olabilir. Avrupa Birliği (Birlikleri) matriksini de yatay kolonda Birliklerin ismi, dikey kolunda Üye devletleri ismi olduğu bir çeşit matrikse dönüşebilir. Bu durumda da, dış politika konusunda coğrafi ve tarihi nedenlerle haklı, farklı ve ciddi kaygıları olan AB ve Türkiye gibi iki uluslararası aktörün, daha esnek ve yapıcı bir zeminde daha derin, kapsamlı ve sürdürülebilir bir işbirliğine girmesine imkan sağlayabilir. Sonuçta Türkiye, Avrupa Birliklerinden bazılarına girmiş olur, Avrupa da bu iş birliğinden sağlayabileceği faydaları, üye devletlerden gelecek bazı itirazları en aza indirerek hayata geçirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’ndeki çeşitli gelişmelerin takip edilmesinden, kurulması veya güçlendirilmesi konuşulan ‘Birliklerin’ sayısının her geçen gün arttığını görmektedirler. Bazılarını saymak gerekirse, ‘<em>Savunma Birliği’, ‘Yatırım ve Tasarruf Birliği’, ‘Enerji Birliği’, ‘İstihbarat Birliği’, ‘İstihdam Birliği’ ‘Gümrük Birliği’, ‘Yetenekler Birliği (Skills Union), ‘İnovasyon Birliği’ vb</em> (bazılarının adı zamanla değişebilir). Bilindiği üzere, mevcut durumda Avrupa Birliği, Avrupa Para Sistemi ve Schengen ülke kümeleri tam örtüşmemekte, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen ülkenin (Norveç, İzlanda, İsviçre gibi) durumunu bildikten sonra karmaşık bir durum ortaya çıkmamaktadır. Ancak, Birliklerin sayısı arttıkça bu durum karmaşık bir hal alabilir. İşte ortaya çıkmakta olan bu desen veya matriks, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu müzakere esnekliği için gerekli yapısal koşulları oluşturacak olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihin akışının Türkiye ile Avrupa Birliğini yeniden sözleşmeye hazırlandığı bu dönemde, Gümrük Birliği modernizasyonu yerine, ortaya çıkmakta olan bu matrikste Türkiye’nin yerini belirlemeye çalışmak daha iyi bir hazırlık stratejisi olacaktır. Gelişmeler baş döndürücü hızla gitmekte ve gelecek pek çok belirsizlik taşımaktadır. Ancak bu aşamada şunu söyleyebiliriz ki, şekillenmekte olan sözkonusu matrikste AB tarafından kurulmakta olan ‘Gümrük Birliği’, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde en kısa sürede ve en kapsamlı şekilde yol alınabilecek işbirliği ve bütünleşme alanıdır. Bu alan, ayrıca, diğer alanların işleyişi için de ‘spill over’ (yayılma) etkisini de devam ettirecektir<a href="#_ftn9" id="_ftnref9">[9]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin kurmaya hazırlandığı ve önemli ölçüde yol aldığı ‘Gümrük Birliği’ ile geçmiş ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’ (AET) kapsamında hayata geçirilen bütünleşme uygulamaları karıştırılmamalıdır. Bu ikisi arasındaki fark en iyi yukarıda değinilen ‘subsidiarity’ ilkesi üzerinden anlaşılabilir. Konuyu basit bir şekilde şöyle anlatalım. Bir ürünü AB’ye ithal etmek istiyoruz. Bu ürüne uygulanacak vergi oranı ile istenecek sağlık belgeleri vs ile ilgili düzenlemeler topluluk düzeyinde belirlenmektedir. Ancak, mal gümrüğe geldikten sonra bu vergi oranının uygulanması, menşe tespitlerinin yapılması, sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanıp sağlanmadığının kontrolü vs ulusal gümrük idarelerince yapılmaktadır. Bu durum, ‘subsidiarity’ ilkesine iyi bir örnek oluşturmaktadır. Ancak, hayata geçmekte olan ‘AB Gümrük Birliği’ ile ilk giriş gümrük idaresinin yetkileri artırılmakta, bir ülkede kurulan bir firmanın başka bir ülkede de ithalat ihracat yapabilmesinin önü daha fazla açılmakta ve kayıtların Birlik içinde tek bir yerde ve mümkün olduğunca dijital olarak tutulması için gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Daha net bir ifadeyle, gümrük işlemlerinin fiilen yürütülmesi, vatandaşa en yakın birimden, yavaş yavaş AB düzeyindeki kurumlara aktarılması yönünde çalışmalar devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BARIŞIN KALESİNİ YÜKSELTMEK: ELEKTRONİK TİCARET VE GÜMRÜK REFORMU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kant’ın Ebedi Barış’ı mümkün müdür? Eskilerin güzel bir sözü vardır: ‘Taşıma suyla değirmen dönmez, içinden kaynamalı’. Bu yüzden uluslararası ilişkiler üzerinde yazılan kütüphaneler dolusu çalışmanın bir kısmı şu sorunun cevabını aramaktadır: Eğer tek tek ulus devletlerin üzerinde, bu ulus devletlerin alacakları dış politika kararlarını etkileyen bir yapı (veya sistem) varsa bu durumda, öncelikle bu sistem anlaşılmalı ondan sonra ulus devletlerin tek tek davranışları mercek altına alınmalıdır. İki kutuplu, tek kutuplu, küresel düzen vb tartışmaların temelinde de bu durum vardır. Bu tartışmalar çoğunlukla uluslararası taşımacılık hatlarının kontrolü konusuna çok fazla değinmezler, çünkü bu sorunun basit ve anlaşılabilir cevabı bulunmaktadır. Küresel uzun mesafe taşımacılık hatları denizler üzerinden yapılmakta, karasal uzun mesafe taşımacılığa ise diğer hegemonun (SSCB – Rusya) toprakları üzerinde yapıldığı sürece izin verilmekteydi. Ancak, Çin ile ABD arasında yavaş yavaş şekillenen ikinci Soğuk Savaş’da denizlerin güvenliği birincisinde olduğu kadar rahat sağlanamayabilir. Çin, coğrafi açıdan Rusya’ya kıyasla çok daha avantajlı bir konumdadır. Bu durum ise, son derece ironik bir şekilde, Ebedi Barış gemisinin sadece denizlerde değil, karalarda da yüzdürülmesine alan açmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebedi Barış’ın yaşlanma ve sürdürülebilir kazanç paylaşımı üzerinden yeniden inşa edilmesi ve zamanın denizinde yüzdürülmesinin mümkün olduğunu düşünmemiz için çok fazla neden bulunmaktadır. Her geminin bir omurgası olması gerekir, işte Ebedi Barış’ın omurgası da Orta Koridor olacaktır. (Aslında Orta Koridoru sadece uzun bir tren hattı olarak değil de, MacKinder tarzı bir çeşit ağ olarak düşünmek faydalı olacaktır.) Bu omurga ne kadar sağlam inşa edilirse, o kadar güçlü fırtınalara dayanabilir. Bu inşa da sadece basitçe ray döşemek değildir, uluslararası iş birliğinin de iyi tanımlanması gerekmektedir. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek bulunmamaktadır, elimizde bir tane yapılmışı vardır: Montrö Sözleşmesi. Türkiye Asya’nın Montrö’süne giden yolu açmak için çaba gösterilmelidir. Ayrıca Montrö Sözleşmesi’nde (doğal olarak) olmayan dijital gümrük işlemleri üzerinde çalışılmalıdır. Bunun için de yine Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek bulunmamaktadır, çünkü yine yapılmışları bulunmaktadır: konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Model Yasaları. Bir de yapılmakta olanı vardır: AB Gümrük Birliği ve Gümrük Reformu. Yazının geri kalanında bu iki konu hakkında bilgi verilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AVRUPA BİRLİĞİNİN GÜMRÜK BİRLİĞİ VE GÜMRÜK REFORMU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir bakış açısıyla, Avrupa Birliği yetkililerinin II Dünya Savaşından kurulan küresel düzenin çatırdamakta olduğunu Trump gelmeden çok önceden sezdiklerini söylemek mümkündür. ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın yukarıda globalizasyon ile ilgili söylediği iki algılama değişikliğine Avrupa Birliği’nin tarifeler yerine farklı bir yaklaşımı çok önceden uygulamaya başladığını belirtebiliriz. Vance, üretim ile innovasyonun aslında birbirine sımsıkı bağlı olduğunu ve ucuz işgücü tuzağının innovasyonun en güçlü düşmanlarından birisi olabileceğini vurgulamıştı. ABD bu yeni algılamaya, gümrük vergilerini yükselterek cevap vermeye hazırlanmaktadır. Avrupa Birliği ise çok daha erken, daha 2019 yılında, bu geçişi daha yumuşak bir şekilde yapmaya başlamıştı. 2019 yılında açıklanan Green Deal ile (Yeşil Mutabakat) Avrupa Birliği tarafından sadece ürün bazında değil, üretim yöntemlerini de dikkate alan gümrük engelleri inşa edilmeye başlanmıştı. Başta Dünya Ticaret Örgütü olmak üzere, uluslararası ticaretin kuralları ürün bazlıdır, Avrupa Birliği ise 2019 yılında açıkladığı Yeşil Mutabakat ile bu kuralları üretim bazlı yapmaya hazırlandığını, doğal olarak pek vurgulamaktan kaçınsa da, açıklamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeşil Mutabakat ile hazırlanmakta olan yeni gümrük engelleri o kadar karmaşıktır ki, alışageldiğimiz gümrük idarelerinin bu karmaşıklıkla başa çıkması mümkün bulunmamaktadır. Örnek vermek gerekirse, bir kilo falanca ürünün gümrük vergisi ya değer üzerinden yüzde şu kadar, ya ağırlık üzerinden yüzde bu kadar, ya da falanca ülkeden gelince yüzde şu kadar, ama anlaşma yaptığım diğer ülkeden gelince bu kadar vb konular etrafında şekilleniyordu. Öncelikle AB’nin kurmakta olduğu yeni sistemde bu ilave yeni vergilere gümrük vergisi demeyeceğiz, karbon vergisi diyeceğiz. Ayrıca, hayata geçmesi takvime bağlanan bu yeni duruma göre ya karbon vergisi ödeyeceğiz ya da pahalı ama yeşil enerji ile ürettiğimiz ürünleri ihraç edeceğiz. (Tabi üretim araçlarının yeşil olanını Avrupa Birliğinden alacağız). İleriki aşamada da yeşil gemi, tren, TIR veya kamyonlarla yeşil limanlar (deniz kıyısında veya kuru) üzerinden taşınan ve yeşil finansman ile üretilmiş bu ürünleri yeşil dükkânlardan yeşil satıcıların önerileri doğrultusunda alacağız. Ancak, ürünlerin yeşilinin tonunu hesaplamak için (yani ihracatçı ülkenin mümkün olduğunca kafasını karıştırarak itiraz tazyikini azaltmak için) ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin kamu idareleri arasında bir kapasite asimetrisi yaratılmalıdır. Diğer bir değişle, ihracatçı ülkelerin kamu idarelerini karmaşık hesaplamalar içine sokarak, detaylar içinde uzun müzakereler yoluyla itirazların enerjisinin uzun vadede sönümlenmesini sağlamak da bir çeşit dış ticaret politikası aracı olarak karşımıza çıkacaktır ve çıkmaktadır. Bunun için Avrupa’da devasa veri merkezlerinin inşa edilmesi ve bu merkezler üzerinden çalışacak ve karmaşık veri yığınları ve kurallarla başa çıkacak bir çeşit bilgi işleme sisteminin hazırlanması gerekmektedir. Avrupa Birliği içindeki üreticilerin dijitalleşme yoluyla daha kolay iş yapabilmesi de, dışarıdaki üreticilerin sahip olmadığı fazladan bir avantaj tesis edilmesine katkı sağlayacaktır. Avrupa Birliği, Nobel Ekonomi Ödüllü Donald R. Coase’ın ifadesiyle işlem maliyetleri, OECD’nin ifadesiyle ise ticaret maliyetlerini dışarıda artırırken, içeride azaltma yolunda ilerlemektedir. Sonuç olarak, yumurta kapıya dayandığında ABD züccaciye dükkanındaki fil gibi davranırken, Avrupa Birliği minare kılıfını çoktan dikmeye başlamıştı. Bu kılıfın devasa veri yığınları ve bilgi işleme ihtiyaçlarıyla olabilecek en seri bir şekilde başa çıkması gerekmektedir, ki Avrupa Birliği buna Gümrük Birliği reformu adını vermektedir. Ayrıca, kolayca tahmin edileceği gibi, Birlik düzeyindeki innovasyon sisteminin güçlendirilmesi Yeşil Mutabakatın en kritik unsurlarından birisi olup, çok kısa zamanda nükleer silah üretebilecek bir Almanya’nın ürkütücü ve yaşlanan Rusya tehlikesi karşısında aynı zamanda güçlü bir innovasyon katalizörü olacak Avrupa Savunma Birliği’ni inşa etmeye başlaması da, innovasyon sistemi ile üretim hacmi arasındaki ABD Başkan Yardımcısı Vance tarafından vurgulanan bağın daha da işler hale getirilmesine katkı sağlayacaktır. Daha net bir ifadeyle, Avrupa Birliğine mal ve hizmet ihraç etmek isteyen ihracatçılar ya yüksek (gümrük) vergisi ödeyecekler ya da innovasyon duvarlarına çarpacaklardır (yani çevresel teknoloji konusunda Avrupa Birliği’ne bağımlı olacaklardır). Avrupa Birliği her zamanki gibi bilimsel olarak kanıtlanması şartıyla eşdeğer teknoloji gibi kavramları da hayata geçirecektir, ancak, kendi innovasyon sistemi sağlıklı ve etkin bir şekilde çalıştığı sürece, neye eş değer sorusu her yıl değişecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 16 Temmuz 2019&#8217;da yayımlanan Komisyon siyasi görev metninde &#8220;<em>Gümrük Birliği&#8217;ni bir sonraki seviyeye taşımanın, vatandaşlarımızı ve tek pazarımızı daha iyi korumamızı sağlayacak daha güçlü bir çerçeveyle donatmanın zamanı geldi</em>&#8221; ifadesini kullanmıştır. Komisyonun &#8220;<em>gümrük risk yönetimini güçlendirmek ve Üye Devletler tarafından etkili kontrolleri desteklemek için entegre bir Avrupa yaklaşımı</em>&#8221; önereceğini belirtmiştir<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a>. Bu çerçevede, yayımlanan Aksiyon Planında, gümrük kuralları ve işlemlerine ilişkin modernleştirilmiş bir yasal çerçevenin 2016 yılından bu yana yürürlükte olduğu, <em>Gümrük Birliği&#8217;ni modern, birbirine bağlı ve tamamen kâğıtsız bir ortam haline getirmek üzere tasarlanan elektronik sistemlerin güncellenmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların en geç 2025 yılı sonunda AB genelinde tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.</em> Komisyon tarafından 2018 yılında hazırlanan “<strong>AB’de 2040&#8217;ta Gümrüklerin Geleceği</strong>” adlı proje kapsamında, gümrükler için mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek zorluklarla başa çıkma yolları konusunda ortak ve stratejik bir anlayış oluşturmak ve AB gümrüklerinin 2040&#8242; vizyonunu inşa etme hedefleri belirlenmiştir.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> Bu vizyon kapsamında AB Gümrük Birliğinin hayata geçirilebilmesi için aşağıdaki hedefler belirlenmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Meşru ticaretin etkili bir şekilde kolaylaştırılması ve tedarik zincirlerinin akıllı, risk tabanlı denetimi yoluyla toplumu, çevreyi ve AB ekonomisini korumak;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Paydaşlarla sorunsuz bir şekilde çalışarak proaktif olmak, inovasyon ve sürdürülebilirliğe bağlı olmak ve dünya çapında gümrükler için referans olmak;</p>



<p class="wp-block-paragraph">• Bir ve bütün olarak hareket edildiğinin ortaya konulması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, 2020 tarihli Aksiyon Planında temel dört eylem başlığı aşağıda belirlenmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">a) Üye devletlerin gümrük makamları, ortak risk kriterleri ve standartları, risk bilgilerinin değişimine yönelik önlemler ve elektronik risk analizinin gerçekleştirilmesinden oluşan AB çapında ortak bir risk yönetimi çerçevesi kapsamında ortak risk yönetimini zaten gerçekleştirmektedirler. Merkezi ilke ise iki unsur etrafında ifade edilmiştir: (i) önceden değerlendirme ve (ii) malların AB gümrük bölgesine gelmeden önce veya sonra ne zaman ve nerede kontrol edilmesi ile ilgili değerlendirme. Ancak, risk yönetimi ilkelerinin tüm Üye Devletlerde aynı şekilde uygulanmadığı konusunda endişeler de bulunmaktadır. Aksiyon Planında ayrıca, Üye Devletlerin risk değerlendirme sistemleri, bilgilerin Üye Devletler arasında toplanmaması veya paylaşılmaması veya Üye Devletlerin kendi ulusal verilerini yorumlamalarına olanak sağlayacak Birlik çapında karşılaştırmalı verilere sahip olmaması nedeniyle önemli bilgileri kapsamayabilir. AB düzeyinde veri analizinin, uluslararası gümrük iş birliği de dahil olmak üzere tüm kaynaklardan gelen verilerin daha iyi ve daha kapsamlı bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve risk yönetimi, gümrük kontrolleri ve dolandırıcılığa karşı eylemlerdeki bağlantıları kolaylaştırmak için gerekli olduğu da belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">b) E-ticareti İyi Yönetmek. E-ticaret, özellikle KOBİ&#8217;ler ve tüketiciler olmak üzere işletmelere sağladığı faydalar nedeniyle olumlu karşılanmaktadır. Ayrıca, bu faaliyeti kolaylaştırmak Dijital Tek Pazar Stratejisinin temel taşıdır. Ancak, Vergi ve Gümrük Makamları çevrimiçi satın alınan malların vergi ve gümrük uyumluluğunu sağlamada ciddi zorluklar da yaşamaktadırlar. Gümrük makamlarının, AB güvenliği, emniyeti, fikri mülkiyet hakları ve diğer standartlar dahil olmak üzere çok çeşitli finansal olmayan amaçlar için malları kontrol etme ek yükümlülüğü de bulunmaktadır.&nbsp; Üye devletlerin gümrük idarelerinin bu ithalat kapsamı eşyayı etkili bir şekilde kontrol edebilmesini sağlamak için uluslararası iş birliği de dahil olmak üzere ek eylemlere ihtiyacı bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">c) Uyumluluğun teşvik edilmesi. Gümrük idarelerinin şüpheli mal hareketlerine odaklanmasını sağlamak için, uyumluluğun güçlendirilmesi ve kolaylaştırılması önem taşımaktadır. AB gümrük mevzuatında belirtilen kriterlere uymaları durumunda güvenilir firmalara daha kolaylaştırıcı imkanlar halen sağlanmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır, ancak kötüye kullanımı önlemek için daha iyi yönetilmesi gerekmektedir. Üçüncü ülkelerle AB&#8217;nin mevcut tercihli düzenlemelerinin uygulanmasını izlerken ve kurallarını uygularken, ikili ve çok taraflı düzeyde kilit uluslararası ortaklarla iş birliğini geliştirmeye devam etmek, uyumluluğun bir diğer önemli unsurudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">d) Gümrük makamlarının tek bir birim olarak hareket etmesi. Üye Devletler halihazırda birçok alanda birbirleriyle iş birliği yaparken, gümrüklerin temel önceliklerinin yerine getirilmesini sağlamak için gümrük makamları arasında tematik veya coğrafi bir temelde daha geniş ve daha operasyonel bir iş birliği olmalıdır. Gümrük makamları ile diğer ulusal makamlar arasındaki iş birliği de iyileştirilmeli ve AB uluslararası düzeyde gümrük konularında tek bir birim olarak hareket etmelidir. Özellikle tüm Üye Devletlerin yeterli ve eğitimli insan kaynaklarına ve modern ve güvenilir gümrük kontrol ekipmanlarına sahip olmasını sağlayarak gümrük kontrollerinde Üye Devletler arasındaki dengesizliklerin giderilmesi gerekmektedir. Gümrük işlemlerinin ve görevlerinin performansı doğru bir şekilde ölçülerek, Birlik ilk giriş sınır kapılarında kontrolleri yürütmenin sonuçlarının eşdeğerliği de sağlanmalıdır. Her şeyden önce, son Covid-19 salgını gibi krizlerin nasıl ele alınacağı; gümrük elektronik sistemlerinin maliyetlerinin nasıl yönetileceği; gümrük araçlarının, eğitim ve yöntemlerinin ve örgütsel yapıların yeterli ve uygun olmasının nasıl sağlanacağı ile gümrüklerin toplumdaki rolünün ve görünürlüğünün nasıl temin edileceği ve gümrükte çalışmak üzere yetenekli ve motive olmuş kişilerin nasıl çekileceği gibi daha temel soruların ele alınması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER MODEL YASALARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Küreselleşme ve uluslararası ticaret hacminin her geçen gün daha da büyümesi, kullanıcı kolaylığı için elektronik hizmetlerin sunulması, bilgi teknolojilerinin yaygın kullanımı ve e-ticaretin artması, ülkelerde bunlara ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmasını gerektirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilgi teknolojilerinin daha fazla kullanılmasıyla uluslararası ticarette kullanılan kâğıt ortamındaki belgeler elektronik ortamda düzenlenebilir, gümrük işlemleri daha basitleştirilir, hızlandırılır, gümrük idarelerinin kontrol kapasitesi en üst düzeye çıkarılabilir ve böylece firmalar için maliyetler daha düşürülebilir hale gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası alanda ortak bilgisayarlı işlemlerin kullanımı, yasal düzenlemelerinin uyumlaştırılması, ülkeler arasında bilgi alışverişini, firmalar için eşdeğer yükümlülükleri ve işlemi, uluslararası ticaretin sorunsuz veya daha az sorunlu bir şekilde işlemesini sağlar. Bu nedenle uluslararası kağıtsız ticaret sistemlerini kurarken hangi yasal ve teknik hususlara dikkat edilmesi gerektiği konusunda Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL) tarafından, ülkelere yasa hazırlamalarında örnek olmak üzere üç model yasa hazırlanmıştır; a) 12.06.1996&nbsp; tarihli Elektronik Ticaret Model Yasası (MLEC); elektronik bilgilerin&nbsp; ve sözleşmelerin hukuken tanınmasına ilişkin hükümler içermektedir, b) 12.12.2001 tarihli Elektronik İmzalara İlişkin Model Yasası (MLES) elektronik imzalarla ilgili genel esasları belirlemektedir, c) 07.12.2017 tarihli&nbsp; Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasası<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a><sup>, </sup><a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a><sup>,</sup><a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a><sup>,</sup><a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UNCITRAL Elektronik Ticaret Model Yasasına dayanan veya Model Yasa&#8217;dan uyarlanan mevzuat 87 Eyalette ve toplam 170 yargı bölgesinde, Elektronik İmzalara İlişkin Model Yasasına dayanan veya Model Yasasından uyarlanan mevzuat 40 Eyalette ve toplam 42 yargı bölgesinde, Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasasına dayanan veya Model Yasasına dayanan mevzuat 10 Eyalette ve toplam 10 yargı alanında kabul edilmiştir <a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a><sup>,<a href="#_ftn17" id="_ftnref17">[17]</a>,<a href="#_ftn18" id="_ftnref18">[18]</a>,<a href="#_ftn19" id="_ftnref19">[19]</a>,<a href="#_ftn20" id="_ftnref20">[20]</a></sup>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Ticaret Örgütü, UNCITRAL Elektronik Ticarete İlişkin Model Yasası ve Elektronik Aktarılabilir Kayıtlar Model Yasası ile uyumlu yasaları benimsemeye çalışmayı kabul etmiş, Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşmasını düzenlemiş 22.02.2017 tarihinde yürürlüğe girmiş, 26.07.2024 tarihinde 164 üyeden 82’ si, elektronik ticarete ilişkin <strong>elektronik ticaret sözleşmesini kabul etmiştir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemiz ise elektronik ticaret, elektronik imza ve elektronik aktarılabilir kayıtlara ilişkin ulusal yasal düzenlemeler sözkonusu iken uluslararası düzenlemeler henüz sözkonusu değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Model Yasalar ve DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi, jeopolitik konumu ile uluslararası ticaret ve uluslararası taşımacılıkta önemli bir yeri olan ülkemiz için önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1. UNCITRAL Elektronik Ticarete İlişkin Model Yasası (MLEC) 1996</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Model kanunlar, uluslararası hukuk kurallarının iç hukuka aktarılarak elektronik ticaret belgelerinin kullanımının hukuki yapısını oluşturabilecekleri bir çerçeve (legislative template) niteliği taşımaktadır<a href="#_ftn21" id="_ftnref21">[21]</a>. Model yasalar ile ticari faaliyetlerde kullanılan elektronik belge ve bilgilerin geçerliliği, tanınması, kabulü ve hukuki sonuçları düzenlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Model Yasası (MLEC), ulusal yasa koyuculara yasal engelleri kaldırmayı, elektronik ticaret için elektronik araçlar kullanılarak yürütülen ticareti mümkün kılmayı ve kolaylaştırmayı, ülkeler arasında tam bir uyum yaratmayı amaçlamaktadır. Özellikle, kağıt şeklinde düzenlenen ticari belgelerin hukukiliğini, elektronik muadillerine de tanımak, uluslararası ticarette kolaylığı sağlamak için gereklidir. Kağıt şeklindeki ticari belgeler kaldırılmamakta, elektronik olarak düzenlenen belgelerin de aynı hukuki değere sahip olduğu, geçerliliği hüküm altına alınarak kullanılması sağlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu Yasa önerileri, uluslararası ticaretle ilgili faaliyetlerde kullanılan her türlü bilgi ve belge, tüketicinin korunmasına yönelik hukuk kuralı için de geçerlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Elektronik ticaret belgesi&#8221;, kağıt ticari belge kriterlerine sahip olan, eşyaların ticaretinde, taşınmasında, ticaret veya taşımanın finansmanında kullanılan bir belgeyi ifade eder. Model yasalarında örnek olarak fatura, konşimento, döviz alım belgesi, depo makbuzu ve deniz sigortası poliçesi gibi eşyaların sevkiyatı, sigortası için yaygın olarak kullanılan belgeler verilmiştir. Ancak uluslararası ticarette kullanılan belgelerin çeşitleri dikkate alındığında, model yasasında belirtilenlerin örneklerle sınırlı olmadığı daha başka belgelerin de olduğu görülür<a href="#_ftn22" id="_ftnref22">[22]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Ticari&#8221; deyimi, sözleşmeyle ilgili olsun veya olmasın, ticari nitelikteki tüm ilişkilerden doğan işlemleri kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır. Ticari nitelikteki ilişkiler, bu sayılanlar ile sınırlı olmamak üzere aşağıdaki işlemleri içermektedir: mal veya hizmetlerin tedariki veya değişimi için herhangi bir ticari işlem; dağıtım anlaşması; ticari temsilcilik veya acentelik; faktöring; finansal kiralama; danışmanlık; mühendislik; lisanslama; yatırım; finansman; bankacılık; sigorta; işletme sözleşmesi veya imtiyazlar; ortak girişim ve diğer endüstriyel veya ticari işbirliği biçimleri; malların veya yolcuların hava, deniz, demiryolu veya karayolu ile taşınmasını ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik sözleşmeler, kağıt kalem şekli yerine, elektronik biçimde yapılan sözleşmelerdir. Elektronik sözleşmede yer alan bilgiler geçerli olacak ve kabul edilecektir. E-sözleşmeler, e-ticaretin kalbidir. Sözleşme olmadan ticaretten söz edilemez.&nbsp; Bu nedenle, veri mesajlarının alış verişi yoluyla ve veri mesajları şeklinde yapılan sözleşmelerin yasal geçerliliği ve uygulanabilirliği, geleneksel kağıt sözleşmelerle eşit geçerliliğe ve uygulanabilirliğe sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İmza”: kişiyi tanımlamak ve bu kişinin bilgi mesajında yer alan bilgileri onayladığını belirtmek için kullanılan bir yöntem, <em>özel bir kod sistemi,</em> işaretin tasviridir. K<em>ullanıldığı belgelere resmiyet kazandırır ve kimliğin doğrulanmasını sağlar.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">MLEC ayrıca, büyük ticaret ülkelerinde (ABD, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan gibi) ve büyük coğrafi etki dağılımına sahip gelişmekte olan ülkelerde model alınmış, yasal düzenlemeler yapılmıştır.<a href="#_ftn23" id="_ftnref23">[23]</a><sup>,<a href="#_ftn24" id="_ftnref24">[24]</a>,<a href="#_ftn25" id="_ftnref25">[25]</a>,<a href="#_ftn26" id="_ftnref26">[26]</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2. UNCITRAL Elektronik İmzaya İlişkin Model Yasası (MLES) 2001</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2001 yılında kabul edilen Elektronik İmza Model Yasası (MLES), elektronik ve el yazısı imzalar arasındaki eşdeğerlik için teknik güvenilirlik kriterleri belirleyerek elektronik imzaların kullanımını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Elektronik imza&#8221;, belgeyi imzalayan kişiyi tanımlamak, kişinin belgenin içeriğini onayladığını belirtmek ve el yazısı imzaya eş değer bir elektronik biçimdeki bilgiyi ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;İmza Sahibi”, belge konusuna ilişkin bilgi sahibi olan, kendi adına veya temsil ettiği tüzel kişi / diğer kişiler adına hareket eden kişi anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Ayrımcılık Yapmama İlkesi”:</strong> kağıt üzerinde sağlanan bilgiler ile elektronik olarak iletilen veya saklanan bilgiler arasında ayrımcılık yapılmaması, el yazısıyla yazılmış muadiliyle aynı hukuki statüye sahip olduğu, kabul edileceği ilkesini ifade eder. Model Kanun, genellikle &#8220;teknoloji tarafsızlığı&#8221; olarak adlandırılan bu ilke ile, elektronik olarak bilgi iletmek veya arşivlemek için kullanılabilecek çeşitli teknikler arasında ayrım yapılmaması gerektiği ilkesini de aynı şekilde ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Yasal Tanıma ilkesi”:</strong> söz konusu kişinin tanımlanması, kişinin veri mesajında yer alan bilgileri onayladığını belirtmek için bir yöntem kullanması, <em>&nbsp;</em>bu yöntemin güvenilir olması, bir Devlet otoritesi, özel bir akredite kuruluş veya tarafların kendileri tarafından Model Yasası&#8217;nda belirtilen teknik güvenilirlik kriterlerini karşıladığı kabul edilebilecek elektronik imza yöntemlerini tasarlanması bu tür bir tanımanın avantajı, bu tür elektronik imza tekniklerinin kullanıcılarına, elektronik imza tekniğini fiilen kullanmadan önce kesinlik kazandırmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Sertifika&#8221;, imza sahibi ile imza oluşturma verileri arasındaki bağlantıyı onaylayan bir veri mesajı veya başka bir kaydı ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Veri mesajı&#8221;, elektronik veri değişimi (EDI), elektronik posta, telgraf, teleks veya tele-fotokopi dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere elektronik, optik veya benzer yollarla oluşturulan, gönderilen, alınan veya saklanan bilgiler anlamına gelir. A<em>lıcının elektronik kaydı yazdırma, saklama ve kayıt etmesine izin verilmesi, </em>&nbsp;<em>değiştirmesinin engellenilmesi gerekir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Sertifikasyon hizmeti sağlayıcısı&#8221;, elektronik imzalarla ilgili sertifikalar veren ve diğer hizmetleri sağlayabilen kişiyi ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Bağlı Olan Taraf&#8221;, bir sertifikaya veya elektronik imzaya dayanarak hareket edebilen bir kişi anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3. UNCITRAL Elektronik Devredilebilir Kayıtlara İlişkin Model Yasası (MLETR) 2017</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">13 Temmuz 2017 tarihinde kabul edilen Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasası, elektronik devredilebilir belgelerin yurt içinde ve uluslararası alanda yasal olarak kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. MLETR, devredilebilir belgelere işlevsel olarak eşdeğer olan elektronik devredilebilir belgeler için geçerlidir. Devredilebilir belgeler, sahibine edimin ifasını istemesini sağlayan ve belgenin mülkiyetini devretmesine izin veren kağıt tabanlı belgelerdir. Devredilebilir belgeler genel olarak konşimentoları, döviz senetlerini, senetleri ve depo makbuzlarını içerir. Fakat bunlar ile sınırlı değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik devredilebilir belgeler, özellikle ulaşım, lojistik, finans (&#8220;fintech&#8221;) gibi belirli iş alanları ile krediye erişimi kolaylaştırmak ve elektronik depo makbuzları için de geçerli olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik devredilebilir belgeler, ticaretin kolaylaştırılmasına önemli bir fayda sağlayan kağıtsız bir ticaretin temel bir unsurudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MLETR, elektronik ticaretle ilgili tüm UNCITRAL metinlerini destekleyen elektronik belgelerin kullanımına karşı ayrımcılık yapmama, işlevsel eşdeğerlik ve teknoloji tarafsızlığı ilkelerine dayanmaktadır. Bu nedenle, tüm teknolojilerin belirteçler,&nbsp; defter ve kayıtlar, belgeler gibi tüm hususların kullanımını karşılayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MLETR, doğası gereği kağıt tabanlı devredilebilir bir belgeye veya araca dahil edilemeyen bilgilerin elektronik devredilebilir bir kayda, belgeye dahil edilmesini sağlar. MLETR ayrıca, diğer belgelerin yanı sıra elektronik aktarılabilir bir kaydı yönetmek için kullanılan yöntemin güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve ortam değişikliği (elektronikten kağıda ve tam tersi) konusunda rehberlik sağlamaktadır. MLETR, yabancı belgeye karşı ayrımcılık yapmama veya elektronik devredilebilir bir belgenin yurtdışında kullanımını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm Devletlerin, elektronik aktarılabilir belgeler ile ilgili mevzuatı gözden geçirirken veya kabul ederken, Elektronik Aktarılabilir Kayıtlara İlişkin UNCITRAL Model Yasasını olumlu bir şekilde dikkate almalarını tavsiye ve Model Yasayı kullanan Devletleri Komisyona bu konuda tavsiyede bulunmaya davet eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;<em>Elektronik kayıt</em>&#8220;, eş zamanlı olarak oluşturulmuş olsun ya da olmasın, elektronik yollarla oluşturulan, iletilen, alınan veya saklanan bilgileri,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;<em>Devredilebilir belge veya araç</em>&#8220;, sahibine belge veya araçta belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmesini, eşyanın teslimini, edimin ifasını talep etme hakkını veren, kağıt üzerinde düzenlenen bir belge veya araçları ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4. DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi <a href="#_ftn27" id="_ftnref27"><strong>[27]</strong></a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), devlet tedarikleri, devlet otoritesindeki hizmetler ve bir tarafça tutulan belirli bilgiler hariç, elektronik olarak yürütülen ticaret için geçerli olan Elektronik Ticaret Anlaşması&#8217;nı 26 Temmuz 2024&#8217;te kabul etti<a href="#_ftn28" id="_ftnref28">[28]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E-Ticaret Anlaşması (AEC) &nbsp;sekiz bölümden, 38 maddeden oluşmaktadır. Madde hükümlerini ise e-imzalar, e-sözleşmeler, e-fatura, e-ödemeler, kağıtsız ticaret ve bilgi gönderimi için tek pencere, <strong>elektronik ticaret ortamındaki güveni artırmak amacıyla siber güvenlik, çevrimiçi tüketicinin korunması, istenmeyen ticari elektronik mesajlar (</strong><em>spam</em><strong>) ve kişisel verilerin korunmasına yönelik hükümler, elektronik uçurumun kapatılmasına yardımcı olmak amacıyla az gelişmiş ülkelere geçiş dönemleri sağlanması gibi </strong>çerçeveler oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarafların, e-ticaret kullanıcılarının kişisel verilerini korumak için önlemler almaları ve çözümler ve kurumsal uyumluluk için rehberlik de dahil olmak üzere bu korumalar hakkında bilgi yayınlamaları gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik ticarete ilişkin çok taraflı DTÖ Anlaşmanın temel hükümleri arasında katılımcıların şu taahhütleri yer almaktadır<a href="#_ftn29" id="_ftnref29">[29]</a>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">i) Elektronik iletilere gümrük vergisi uygulanmaması taahhüdü,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ii) UNCITRAL Elektronik Ticaret Model Yasası ve Elektronik Devredilebilir Kayıtlar Model Yasası ile tutarlı yasaların kabulü</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">iii) Elektronik imzaların kullanılmasına ve özel tarafların işlemleri için uygun elektronik kimlik doğrulama veya imza biçimini belirlemelerine olanak sağlamak;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>iv) Gümrük formlarının elektronik olarak kullanılabilirliği</strong> ve elektronik olarak sunulmasının kabulü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">v) Kamuya açık hükümet verilerinin daha az kısıtlamayla daha erişilebilir ve kullanılabilir olmasını sağlamak;</p>



<p class="wp-block-paragraph">vi) Elektronik ticarette yanıltıcı ve aldatıcı davranışları önlemek de dahil olmak üzere tüketici koruma önlemlerini benimsemek;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>vii) Spam veya istenmeyen ticari elektronik mesajların düzenlenmesi</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>viii) Kullanıcıların kişisel verilerini korumaya yönelik önlemler</strong><strong>in alınması</strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili önerileri daha önceki makalemizde ele aldığımız için, bu makalede fiziki ticaret için düzenlenen belgelere, kayıt ve imzalara ilişkin hususları ele alacağız <a href="#_ftn30" id="_ftnref30">[30]</a>.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">DTÖ Elektronik Ticaret Sözleşmesi, UNCITRAL Model Yasaları ile Dünya Ticaret Örgütü Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması esas alınarak hazırlandığından, “Kanunlar lafzı ve ruhuyla hüküm ifade eder” ilkesi uyarınca bu Yasaları özet olarak inceliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Ticaret Örgütü 22 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe giren Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması<a href="#_ftn31" id="_ftnref31">[31]</a> ile Üyelere eşyaların sınır gümrük idarelerinde gümrük kontrollerini, ithalatı, ihracatı ve transit geçişi ile ilgili işlemlerinde idarelerin birbirleriyle işbirliği yapmasını, ticareti kolaylaştırmak için faaliyetlerini koordine etmesini Tek Pencere Sistemi, gümrük idarelerince tahsil edilen vergi, resim ve harçların elektronik ortamda ödenmesine imkan veren Elektronik Ödeme&nbsp; Sistemi, ithalat, ihracat, ve transit işlemleri için gerekli olan belgelerin matbu veya elektronik kopyalarını kabul etmeyi amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her Üye, uygun olduğu ölçüde, bu tür belgelerin varış öncesi işleme konulması için belgelerin elektronik formatta önceden teslim edilmesini sağlayacaktır.&nbsp; Böyle bir düzenleme, ancak Üyelerin makamlarının/idarelerinin elektronik yollarla birbirine bağlı olması durumunda mümkündür. Bir Üye, Tek Pencere Sistemini faaliyete geçirdiğinde, ilgili DTÖ Komitesi bu pencereden haberdar edilecektir.&nbsp; Ticaret merkezleri, ticaret portalları ve liman topluluk sistemleri, Tek Pencere konseptinin bir parçası olarak işletmeler arası etkileşime izin veren tesislere örnektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sözleşmenin ana noktaları:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>A) Elektronik İşlemlerin Çerçevesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Üye ülkeler, elektronik ve kağıt tabanlı bilgi ve belgeler arasında eşit muameleyi kabul eden Elektronik Ticaret Model Yasası ilkeleriyle uyumlu yasal çerçeveleri sürdürmeyi kabul edecektir. Ülkeler elektronik yollarla yapılan sözleşmelerin veya belgelerin&nbsp; yasal geçerliliğini veya uygulanabilirliğini tanımayı kabul edecek ve geleneksel formatlarda yürütülenlere eşdeğer yasal etkilerine güvence sağlayacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkeler, e-ticaret düzenlemesinde sürekli iyileştirmeyi teşvik etmeyi, elektronik devredilebilir belgelerin tanınmasını, kabul edilmesini, kimlik doğrulama ve elektronik imza gibi temel kavramların tanımlanmasını, farklı yargı makamları arasında elektronik imzaların birlikte çalışabilirliğini ve tanınmasının teşvik edilmesini taahhüt edeceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B) Elektronik Kimlik Doğrulama ve Elektronik İmzalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&#8220;Elektronik kimlik doğrulama&#8221;, elektronik iletişim veya işlemin taraflarından birinin kimliğini doğrulama, bir elektronik iletişimin bütünlüğünü sağlama işlemi veya eylemi anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Elektronik imza&#8221;, elektronik işlem ile ilgili olarak imza sahibini tanımlamak ve imza sahibinin bilgede yer alan bilgileri onayladığını belirtmek için kullanılabilecek elektronik şeklindeki bilgileri ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraflardan biri, kanun veya yönetmeliklerinde aksi belirtilmedikçe, bir elektronik imzanın yasal etkisini, geçerliliğini veya yasal işlemlerde delil olarak kabul edilebilirliğini kabul edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C) Elektronik Sözleşmeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasalarında veya yönetmeliklerinde aksi belirtilmedikçe, Taraflardan biri, sözleşmenin elektronik yollarla yapılması halinde, sözleşmenin yasal etkisini, yasal geçerliliğini veya uygulanabilirliğini ret etmeyecek, kabul edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>D) Elektronik Faturalandırma</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Elektronik faturalama&#8221;, faturanın elektronik formatta düzenlenerek satıcı ve alıcı arasında kabul edilmesi, verilmesi ve alınmasını ifade eder. Kağıt olarak düzenlenen fatura, elektronik ortama da yüklenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Kanun veya yönetmeliklerinde aksi belirtilmedikçe, Taraflardan biri, faturanın sadece elektronik olarak düzenlenmesi nedeniyle, faturanın yasal kovuşturmasında kanıt olarak yasal etkisini veya kabul edilebilirliğini kabul edecek, ret etmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E) Kağıtsız Ticaret</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Gümrük makamı&#8221;, gümrük, kambiyo, dış ticaret, kaçakçılık ve sair mevzuatı uygulayan her bir Tarafın makamı anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&#8220;Destekleyici belgeler&#8221;, eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için bir Tarafın gümrük idaresine sunulan bilgileri desteklemek için gerekli olan herhangi bir belge anlamına gelir. Destekleyici belgelere faturalar, uluslararası taşımacılıkta kullanılan CMR Belgesi, TIR Karnesi, Konşimento, çeki listeleri ve para transferlerine ilişkin belgeler örnek olarak gösterilebilir ve bu örnekler çoğaltılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Elektronik format&#8221;, elektronik yollarla oluşturulan, iletilen, alınan veya saklanan görüntüleri ve formları içerir. Kağıt veya fiziksel belgeler gibi geleneksel formatların aksine, elektronik formatlar daha fazla esneklik, erişilebilirlik ve paylaşım kolaylığı sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mal ticareti için kağıtsız bir ticaret ortamı yaratmak amacıyla, Taraflardan her biri, eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için gerekli olan kağıt form ve belgelerin ortadan kaldırılmasını kabul etmektedir. Bu amaçla, Taraflar, uygun olduğu şekilde, kağıt formları ve belgeleri ortadan kaldırmaya, formları ve belgeleri bilgi tabanlı formatlarda kullanmaya geçmeye teşvik edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Taraflardan her biri, kendi ülkesinden eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için gümrük idaresi tarafından düzenlenen veya kontrol edilen herhangi bir formu elektronik formatta ilgililere açık hale getirecektir. Gümrük idaresi dışında herhangi bir devlet idaresi tarafından eşyaların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi için düzenlenen veya kontrol edilen bir formu, belgeyi elektronik formatta ilgililere açık hale getirmeye ve bu formların kağıt şekline yasal eşdeğeri olarak kabul etmeye gayret edilecektir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>F) Tek Pencere Bilgi Değişimi ve Sistem Birlikte Çalışabilirliği</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulusal Tek Pencere sisteminin odak noktası, gümrük idaresi ile diğer ilgili idareler arasındaki iş birliği, işlemlerin hızlandırılması ve kolaylaştırılmasıdır.&nbsp; Uluslararası Tek Pencere ise, ticaret işlemlerini ve uluslararası bilgi akışlarını daha da basitleştirmek için&nbsp; hükümetler arasındaki bir işbirliğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası ticaret işlemine ilişkin bilgiler, ithalatın, ihracatın yapıldığı ülkededir. Ülkeler kara sınırlarında işbirliği yaptığında eşyanın varış ülkesine nakliyesi için transit ülkelerden geçerken, yapılan denetimleri daha hızlı ve kolaylaştırır, kara sınırını paylaşan ülkelerin uluslararası anlaşmalarla bir &#8216;<em>tek duraklı sınır idaresini&#8217;</em> oluşturabilirler.&nbsp; Bu anlaşmalar, sınırın her iki tarafındaki gümrük idareleri arasında yakın işbirliğini sağlar, böylece ithalat, ihracat veya transit geçiş ile ilgili işlemler tekrarlanmaz, fazla zaman almaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafın tek penceresi, eşyaların kendi gümrük bölgesine geldiğinde serbest dolaşıma giriş işlemlerini hızlandırmak amacıyla, eşyaların gelmesinden önce işlemlere başlanılması için belgelerin veya bilgilerin önceden elektronik olarak sunulmasına izin verir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük idareleri, Gümrük Konularında Gümrük İşbirliği ve Karşılıklı İdari Yardım Anlaşmaları aracılığıyla hassas bilgileri paylaşmak için halihazırda birbirleriyle işbirliği yapmaktadır. Anlaşma, büyük ölçüde kaçakçılık da dahil, uluslararası suçlarla mücadeleyle de ilgilenir.&nbsp; Bununla birlikte, özellikle eşyaların uluslararası transit geçişi hakkında bilgi alışverişi açısından başka iş birliği alanları da vardır: Hareket gümrük idaresi, eşyaların sorunsuz bir şekilde transit edildiğine dair varış gümrük idaresinden onay alır ve bu onay uyarınca kayıtlarını kapatır.&nbsp; Ülkeler arasında işbirliği gerektiren başka alanlar da vardır.&nbsp; Örneğin, bir ülkede verilen lisanslar, sertifikalar ve izinlerin, başka bir ülkede kullanılması gerekebilir. Bunların kullanılması da Tek Pencerenin uluslararası veya bölgesel boyutu olarak adlandırılır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Tek Pencere Sistemi gümrük idareleri tarafından tahsil edilen vergi, resim, harç ve ek mali yükümlülüklerin tam ve doğru olarak tahsilini, koordineli risk yönetimini, paylaşılan operasyonel kontrolleri ve kurumlar arası işlemlerinin ve iş akışlarının düzenlenmesini de içerir.&nbsp; Tek Pencereye yerleştirilmiş &#8216;akıllı zeka&#8217;, taraflara işlemlerine entegre bir genel bakış sağlamayı mümkün kılar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>G) Elektronik Ödemeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Elektronik ödemeler, uluslararası ticarette satıcı tarafından kabul edilebilen ve elektronik yollarla yapılan, parasal bir alacağın ödenmesini veya devrini ifade eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taraflar, malların ithalatı, ihracatı veya transit geçişi ile ilgili olarak gümrük idareleri tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harçların elektronik olarak ödenmesi seçeneğine izin vermek için &#8216;uygulanabilir olduğu ölçüde&#8217; işlemleri kabul etmeleri ve sürdürmeleri gerekmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma, firmaların yurt içinde ve uluslararası alanda elektronik ödemelerinin düzenlenmesini sağlar. Düzenlemelerin geliştirilmesi için bir temel oluşturur, şeffaflığı kolaylaştırır ve uluslararası standartların benimsenmesini teşvik eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5. Ülkemizde Genel Durum</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde elektronik ticaretin yapılmasına ilişkin kurallar, 23.10.2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Yasası ve 26.8.2015 tarihli ve 29457 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. E- ticaret yapan firmaların&nbsp; kayıt altına alınması, elektronik bilgilerin toplanması ve denetlenmesi amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından 11.08.2017 tarihli Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi ve Bildirim Yükümlülükleri Hakkında Tebliğ hazırlanmış ve yürürlüğe konmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E</strong><strong>-fatura sistemi</strong> 05.03.2010 tarihinde, 397 sıra no.lu <strong>Vergi Usul Kanunu Tebliği</strong> ile uygulamaya girmiştir. Geleneksel kağıt faturalar ile aynı hukuki geçerliliğe sahiptir. Alıcı ve satıcı arasındaki fatura gönderim işlemi elektronik ortamda gerçekleşmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri gereği bir faturada yer alması gereken bilgileri içeren, satıcı ve alıcı arasındaki iletiminin merkezi bir platform (GİB) üzerinden gerçekleştirildiği elektronik bir belgedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E-imza kullanımı, 23.01.2004 tarihli ve 25355 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile düzenlenmiştir. İmzalanan belgelerin bütünlüğünü, doğruluğunu, kimlik doğrulamasını ve dijital belgelerin ıslak imzalı kağıt belgelerle eşdeğer hale gelmesini sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://ticaret.gov.tr/uygulamalar">https://ticaret.gov.tr/uygulamalar</a> adresinden de yine tüm işlemler yapılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">UNCITRAL Model Yasaları ile ilgili Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde uygulanan Tekdüzen Elektronik İşlemler Yasası (UETA) ve Küresel ve Ulusal Ticarette Elektronik İmzalar Yasası (ESIGN Yasası), AB, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan gibi birçok ülke stratejik adımını attı/atıyorlar<a href="#_ftn32" id="_ftnref32">[32]</a>, <a href="#_ftn33" id="_ftnref33">[33]</a> <a href="#_ftn34" id="_ftnref34">[34]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde de Model Yasalar dikkate alınarak hukuki çalışmaların başlatılması, hukuki düzenlemelerini yapan ülkeler ile ticaretimiz açısından, önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana, kıtasal uzun mesafe hatlarının geçiş ve kesişim hatları üzerinde olan, kendi nüfusuna ek olarak karşılıklı gönül bağlarının da genişlettiği ilişki coğrafi alanlarını da dikkate alması sıklıkla gündeme gelen, buna karşılık kaynakları sınırlı ve çatışmalarla dolu bir sorunlu bir coğrafyada ilkeli dış politika yürütmeye çalışan bir ülke olmuştur. Uluslararası sistemde orta büyüklükte bir oyuncudur, her işbirliğini kendi şartlarına göre inşa edemez. Bütün orta büyüklükteki ülkeler gibi ikinci en iyi tercihinin hayata geçmesini başarı olarak kabul etmek durumundadır. İşte bu koşullarda Türkiye’nin yeniden şekillenmekte olan dünyada Avrupa Birliği ile ilişkilerini derinleştirmesi en iyi seçenek olacaktır. Ancak Avrupa Birliği konusunda Türkiye en başından bu yana şöyle bir sorun yaşamaktadır: Türkiye yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı küresel düşünüp yerel davranmak zorunda olan bir ülkedir. Avrupa Birliği ise yerel düşünüp küresel davranan bir yapıydı. Yakın zamanda yaşanan hızlı küresel değişim Avrupa’yı daha küresel düşünmeye zorlamaya başladı. İşte bu noktada her iki taraf da birbirine yakınlaşmaya başladı. İşte bu yakınlaşmadan sağlıklı sonuçlar çıkarabilmek için dünyada tam olarak ne olup bittiğinin doğru anlaşılması, bunun için de kök nedenlerin net bir şekilde ortaya koyulması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, ABD Başkan Yardımcısı Vance’ın bir konuşmasında değindiği hususların kök nedenlerin tanımlanmasında doğru hareket noktası olduğu öne sürülmüştür. Vance dolaylı bir şekilde kısaca Ricardo’nun artık geçersiz, jeoekonominin ise geçerli olduğunu ilan etmiştir. Dolaysız ve uzunca bir şekilde ise mevcut küreselleşme düşüncesinin iki temel varsayımının yanlış olduğunu ilan etmiştir. Birincisi küreselleşme düşüncesi açıkça olmasa da imalat ile innovasyon arasında güçlü bir bağın olduğunu inkar etmektedir. Daha net bir ifadeyle, yakın zamana kadar geçerli olan küreselleşme düşüncesine göre ulusal innovasyon sistemi inşası ve yürütülmesinde davul ABD’de tokmak ise başka bir ülkelerde olabilir ve bu durum sorun teşkil etmez. Vance ise imalat ve innovasyon arasında kuvvetli bir bağın olduğunu, imalat yoksa bir süre sonra ulusal innovasyon sisteminin de çökeceğini ilan etmiştir. Küreselleşmenin yanlışlanan ikinci varsayımı ise üretimin ucuz işgücü peşinde dünyaya yayılmasının veyahut ucuz işgücünün bizzat ABD’ye yayılmasının, ulusal innovasyon sistemine zarar vermeyeceği düşüncesidir. Kendisinin ifadesiyle ucuz işgücü bir çeşit uyuşturucudur ve bu uyuşturucu ABD’nin innovasyon kabiliyetini köreltmektedir. İşte küresel tedarik hatlarının kısalmasına neden olan şey, beş yıl önce olmuş bitmiş pandemi veya yaşlanmakta olan Rusya tehlikesi değil, dünya ekonomik sistemine içkin olan özelliklerin yavaş yavaş küresel hegemon açısından da sorun olmaya başladığının gün yüzüne çıkmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel ekonomik sisteme içkin olan bu sorunlara Avrupa Birliği; Yeşil Mutabakat, Draghi Raporu, Savunma Birliği inşası ve ‘subsidiarity’ ilkesinin zayıflatılması ile cevap vermeye hazırlanmaktadır. 1996 yılında hayata geçirilen AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği, 1995 yılındaki küresel şartlara göre inşa edilmişti. 2026 yılında Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yeni bir yapı kurulacak olsaydı 2025 yılı şartlarına göre inşa edilirdi. 2025 yılında da Avrupa Birliği’nin ‘Drang nach Osten’ politikasını artık bu sefer barışçıl yöntemlerle hayata geçirmeyi düşünmekte olduğu konusunda elimizde çok güçlü işaretler bulunmaktadır. Barışçıl karakterdeki bu yaklaşım, Avrupa Birliğinin kollektif grand stratejisini, Türkiye’nin temelleri yüzyıl önce atılmış ve Cumhuriyete içkin grand stratejisi ile yakınlaştırmaktadır. Bu yeni paradigmada orta ölçekli bir ülke olan Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca yaptığı gibi ehemi mühime tercih etme dış politika ilkesinden vazgeçmemelidir<a href="#_ftn35" id="_ftnref35">[35]</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yeni küresel paradigma, Avrupa Birliğinin Türkiye ile ilişkilerinin geliştirilmesinde Türkiye lehine iki açıdan avantaj ortaya çıkarmaktadır. Türkiye dünyada çok özel koşullara sahip bir ülkedir. Coğrafyası, tarihi, kültürü, tehditleri, fırsatları, imkânları ve kısıtları Avrupa Birliği ülkelerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Avrupa Birliği’nin ‘subsidiarity’ ilkesini sessiz bir şekilde zayıflatarak bunun yerine Birlikler Avrupa’sına geçmeye başlaması, Türkiye’nin kendi özel ihtiyaçlarına göre daha esnek ama daha güçlü ve sürdürülebilir bir ilişki kurma potansiyelini artırmaktadır. Bu yeni veya güçlendirilmekte olan Birliklerin Avrupa Birliğini katı bir yapı olmaktan çıkararak, daha esnek, daha hızlı hareket edebilen ancak buna karşın daha güçlü ve etkin bir yapıya dönüştürmesi beklenebilir. İşte Avrupa Birliğindeki bu köklü yapısal dönüşüm sayesinde başta Kıbrıs olmak üzere sorunlu alanların daha kolay yönetebilmesini ve işbirliği yapılabilecek alanlarda ise daha hızlı ve çözüm odaklı hareket edilebilmesini sağlayacaktır. İkinci avantaj ise, Avrupa Birliği sanayisini besleyen uzun mesafe tedarik hatlarının Asya’nın içlerine uzanması, Türkiye’nin grand stratejisine önemli ölçüde enerji ve manevra alanı kazandıracak olmasıdır. Türk Devletleri Teşkilatı ve bu çatı altında özellikle Rusya ve Çin açısından barışçıl bir şekilde hayata geçirilen çalışmalar, dünyanın çok uzun zamandır ne kadar doğru okunduğu ve gelişmelerin ne kadar isabetli bir şekilde çok önceden tahmin edilebildiğini açık bir şekilde göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toparlamak gerekirse, dış politika iki konuda uzun vadeli çalışma gerektirir: Birincisi sadece karşı tarafın nasıl hareket edeceğini değil, aynı zamanda karşı tarafın alacağı kararları belirleyen koşulları şekillendirme kabiliyetini inşa etmeye de vurgu yapmaktadır. Karşı taraf karar alırken dikkate alacağı koşulları genelde Türkiye gibi orta büyüklükte ülkeler şekillendiremez, ancak, bazı durum ve koşullarda bunu kısmen de olsa yapabilme imkanına sahip olabilirler. İşte buna jeopolitik önem adı verilmektedir. İkinci unsur ise, ikinci en iyi seçenekler sanatını başarıyla yürütebilmektir. Her ülkenin en çok istediği senaryolar vardır, ancak bunlar genelde gerçekleşmez. Özellikle küreselleşme, yaşlanma ve nükleer silahlar nedeniyle günümüzde hiçbir ülke en çok istediği seçeneği hayata geçiremez. Günümüzde uluslararası barış, ikinci en iyi seçeneklerin uyumunu temin edebilme başarısına bağlıdır. Bu da aslında iyi bir şeydir. Küresel bağlantısallığın artması, ikinci en iyi seçeneklerin uyumu konusunda Türkiye’nin manevra alanını artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda Asya’daki uzun mesafe karasal taşımacılık hatları üzerinde yer alan ülkelerin de Avrupa Birliği Gümrük Reformu’na uyum sağlamaları, Türkiye’nin grand stratejisi açısından önemlidir. Bu sürecin başlatılması ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için de, Avrupa Birliği Gümrük Reformu’nun, Birleşmiş Milletler Model Yasaları ile uyumlu olması önem arz etmektedir. Ayrıntıların gümrük konularında ne kadar önemli olduğu dikkate alındığında, Avrupa Birliği’nin yükselmekte olan yeşil gümrük duvarlarını Avrupa Birliği dışına taşıyabilmek için Birleşmiş Milletler Model Yasalarının ortak norm inşa etme gücünden faydalanılması önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada ülkemiz açısından en önemli yapısal sorun, inovasyon sisteminin ihtiyaç duyduğu üretim ölçeklerinin artık ulus devlet büyüklüğünü çoktan aşmış olmasıdır. İnovasyon sistemi, tarımsal, sınai ve hizmet üretimine ek olarak üniversiteler, çeşitli start-up’lar, melek sermaye, çok çeşitli STK’lar, kuluçka merkezleri, çeşitli kamu alım politikaları, ulusal savunma politikası ihtiyaçları vb gibi pek çok unsuru kapsamakta olup, bunların uyumlu bir şekilde çalışabilmeleri için sistemin belirli bir ölçeğe ulaşmış olması gerekmektedir. Türkiye’nin sınai, tarımsal ve hizmet üretim kapasitesi bu ölçeğin çok altında kalmaktadır. Türkiye, sadece ticaret ve güvenlik gibi klasik alanlarda değil, innovasyon ve dijital yönetişim alanlarında da Avrupa Birliği ile ilişkilerini derinleştirmelidir. Türkiye’nin etrafı istikrarsızdır, bu nedenle de Avrupa Birliği ikinci en iyi seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Çin’in düşünülenden çok daha hızlı ve büyük ölçekli harekete geçmeye başladığı, Rusya’nın bitmek tükenmez jeopolitik sorunlarla boğuştuğu ve ABD’nin izolasyonist politikaların bir türüne evrildiği bir dünyada, Türkiye ile Birlikler Avrupa’sının grand stratejilerini yakınlaştırmaya çalışmak iyi bir seçenek olarak çıkmaktadır. Bu durumdan her iki taraf da fayda sağlayacaktır. Türkiye siyasi yapısını bozmadan belirli ölçeklere ulaşabilecek, Avrupa Birliği ise gittikçe istikrarsızlaşan uzun mesafe deniz taşımacılığına güçlü bir alternatifi Türkiye stratejik ortaklığı sayesinde inşa edebilecektir. Müzakere masasında alternatifi olan güçlüdür, bu durum da Avrupa’yı bir süre sonra dünyanın geri kalanına karşı daha fazla peşin satan pozisyonuna koyabilecektir. Türkiye ile kuracağı yeni stratejik ortaklık kapsamında üstleneceği yükümlülükler de ikinci en iyi seçenek bedeli olarak ortaya çıkabilecektir. İşte Türkiye bu yükümlülükleri tanımlama konusunda fikir çalışması yapmaya şimdiden başlamalıdır, ki temel ilke ve yönelimler Cumhuriyetimizin köklerinde zaten bulunmaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> ‘Special Adress by Ursula von der Leyen |World Economic Forum Annual Meeting 2025”, (21 Ocak 2025), Davos, İsviçre, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=hMx0DJXyV3Q">https://www.youtube.com/watch?v=hMx0DJXyV3Q</a>, İsviçre, (dak: 5:30 – 22.30)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> <a href="https://eur-lex.europa.eu/EN/legal-content/glossary/principle-of-subsidiarity.html">https://eur-lex.europa.eu/EN/legal-content/glossary/principle-of-subsidiarity.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> Ursula von der Leyen, ‘Unity and Security: President von der Leyen’s Remarks During the Eurpean Parliament Plenary’, 11 Mart 2025, Youtube, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=XYmS_8GEU8Y">https://www.youtube.com/watch?v=XYmS_8GEU8Y</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">(<em>This is a moment for peace through strength. This is the moment for common defense effort. At the European Council I saw level of concensus on European defense which is not just unprecented bu completely unthinkible only a few weeks ago. There is a new understanding that we must think diffently and act accordingly. … The European security order is being shaken and so many of our illusions are being shattered. … We thought we are enjoying the peace dividend but in reality we were just running a security deficit. The time of illusions are over now.)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> İki buçuk savaş kavramı: ABD askeri gücünün üst sınırı aynı anda iki buçuk ülke ile savaş yürütmek olarak belirtilmiştir ama Çin’in ormanda on bir kaplan gücünde olmaya başladığı her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> Bu yılki Antalya Diploması Forumunda Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’a ‘AB’nin Hazar Geçişli Koridor’a 10 milyar dolar yatırmaya hazırlandığı, bunun Rusya’nın kuzey güney ve doğu batı hatlarına zarar verip vermeyeceği’ konusunda ne düşündüğü soruldu. Kendisi, bölgesel veya küresel bağlantısallığı artıran herhangi bir koridorun tehdit olarak algılanmadığı, bu tip projeleri hiçbir zaman bloke etmeyi çalışmadıkları, sadece Kuzey Akım gibi kendi projelerinin sabote edilmesine karşı olduklarını, daha fazla seçeneğin her zaman daha iyi olacağını düşündükleri, ancak hız ve etkinlik açısından kendi kuzey güney koridorlarının daha ilerlemiş bir aşamada olduğu, Hint Okyanusuna daha iyi ulaşım için Kazakistan, Hindistan ve İran ile çalıştıkları ve bu hattın halihazırda işler durumda olduğu, diğer hatların da geliştirilmesine destek verilmesi ve gerçek bir rekabete zemin hazırlanması gerektiğini vurgulamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Full Speech in English: Putin Aide Lavrov Shocks Trump With BRICS Payment Move Despite US Threats’, Youtube, Hindustan Times, (10:50), <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Lx8Uz9zWfs8">https://www.youtube.com/watch?v=Lx8Uz9zWfs8</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> ‘Vance criticizes failed globalization experiment: ‘Cheap labour became the drug of Western economies’, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın ‘American Dynamism Summit’de yaptığı konuşmadan, YouTube, New York Post, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=U1bd-D1PIZg">https://www.youtube.com/watch?v=U1bd-D1PIZg</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Josh Lipsky, Jessie Yin, ‘Meeting in Mar-a-Lago: Is a new currency deal plausible?’ Econographics, Atlantic Council, 13 Mart 2025, 7. ve 8.paragraflar, <a href="https://www.atlanticcouncil.org/blogs/econographics/meeting-in-mar-a-lago-is-a-new-currency-deal-plausible/">https://www.atlanticcouncil.org/blogs/econographics/meeting-in-mar-a-lago-is-a-new-currency-deal-plausible/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> Stephen Milan, ‘A User’s Guide to Restructuring the Global Trading System’, Hudson Bay Capital, Kasım 2024, sayfa 6 ve 7, <a href="https://www.hudsonbaycapital.com/documents/FG/hudsonbay/research/638199_A_Users_Guide_to_Restructuring_the_Global_Trading_System.pdf">https://www.hudsonbaycapital.com/documents/FG/hudsonbay/research/638199_A_Users_Guide_to_Restructuring_the_Global_Trading_System.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Yatırım ve Tasarruf Birliği, İnovasyon Birliği ve Yetenekler (Skills) Birliği de orta vadede düşünülebilecek konular olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> ‘Communication from The Commission to the European Parliament, the Council And the European Economic And Soiıal Committee Taking the Customs Union To The Next Level: A Plan For Action’, Com/2020/581 Final, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=COM:2020:581:FIN">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=COM:2020:581:FIN</a> (eng, pdf, sayfa 2)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Ghiran, A., Hakami, A., Bontoux, L. Scapolo, F., ‘The Future of Customs in the EU 2040, 12.09.2020, <a href="https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859">https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC121859</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> <a href="https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/19-04970_ebook.pdf">https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/19-04970_ebook.pdf</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> <a href="https://advocatetanmoy.com/model-law-on-electronic-commerce-adopted-by-the-un-commission-on-international-trade-law-1996/">https://advocatetanmoy.com/model-law-on-electronic-commerce-adopted-by-the-un-commission-on-international-trade-law-1996/</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> <a href="https://unece.org/fileadmin/DAM/cefact/forum_grps/tbg/tbg15/project_docs/UNCITRAL_e-signature_model_law.pdf">https://unece.org/fileadmin/DAM/cefact/forum_grps/tbg/tbg15/project_docs/UNCITRAL_e-signature_model_law.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> <a href="https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/mletr_ebook_e.pdf">https://uncitral.un.org/sites/uncitral.un.org/files/media-documents/uncitral/en/mletr_ebook_e.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a><a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17">[17]</a> <a href="https://www.uncitral.org/clout/index.jspx">https://www.uncitral.org/clout/index.jspx</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18">[18]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_signatures/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_signatures/status</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19">[19]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_transferable_records/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_transferable_records/status</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20">[20]</a> <a href="https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf">https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21">[21]</a> <a href="https://www.sullivanlaw.com/viewpoints/a-game-changer-for-the-trade-and-trade-finance-industry-the-short-and-simple-electronic-trade-documents-act-2023">https://www.sullivanlaw.com/viewpoints/a-game-changer-for-the-trade-and-trade-finance-industry-the-short-and-simple-electronic-trade-documents-act-2023</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22">[22]</a> <a href="https://ticaret.gov.tr/gumruk-islemleri/dijital-gumruk-uygulamalari/edi-xml-referans-mesajlari/istenen-dokuman-kodlari">https://ticaret.gov.tr/gumruk-islemleri/elektronik -gumruk-uygulamalari/edi-xml-referans-mesajlari/istenen-dokuman-kodlari</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref23" id="_ftn23">[23]</a><a href="https://edisciplinas.usp.br/pluginfile.php/1742961/mod_resource/content/1/UNCITRAL_%28model_law_ecommerce%29_may_23%5B1%5D.pdf">https://edisciplinas.usp.br/pluginfile.php/1742961/mod_resource/content/1/UNCITRAL_%28model_law_ecommerce%29_may_23%5B1%5D.pdf</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref24" id="_ftn24">[24]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status</a>(er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref25" id="_ftn25">[25]</a> <a href="https://www.uncitral.org/clout/index.jspx">https://www.uncitral.org/clout/index.jspx</a><sup> </sup>(er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26">[26]</a> <a href="https://brooklynworks.brooklaw.edu/bjil/vol34/iss3/4/">https://brooklynworks.brooklaw.edu/bjil/vol34/iss3/4/</a> (er t: 22.01.2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27">[27]</a> <a href="https://www.bilaterals.org/IMG/pdf/jsi_e-commerce_text_28_june_2024.pdf">https://www.bilaterals.org/IMG/pdf/jsi_e-commerce_text_28_june_2024.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref28" id="_ftn28">[28]</a> <a href="https://natlawreview.com/article/80-wto-members-reach-initial-agreement-e-commerce-negotiations">https://natlawreview.com/article/80-wto-members-reach-initial-agreement-e-commerce-negotiations</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref29" id="_ftn29">[29]</a> <a href="https://www.wfw.com/articles/proposed-e-commerce-agreement-text-released-at-the-wto-key-provisions-and-next-steps/">https://www.wfw.com/articles/proposed-e-commerce-agreement-text-released-at-the-wto-key-provisions-and-next-steps/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref30" id="_ftn30">[30]</a> <a href="https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-elektroniklesme/">https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-elektroniklesme/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref31" id="_ftn31">[31]</a> <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/WT/L/940.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/WT/L/940.pdf&amp;Open=True</a> &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref32" id="_ftn32">[32]</a> <a href="https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status">https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce/status</a>)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref33" id="_ftn33">[33]</a> <a href="https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf">https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf</a><a href="https://www.dsi.iccwbo.org/_files/ugd/8e49a6_c49ba4c876854604b7ac5758529fc148.pdf"></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref34" id="_ftn34">[34]</a> <a href="https://www.digitalizetrade.org/mletr">https://www.digitalizetrade.org/mletr</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref35" id="_ftn35"></a>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. Yüzyılda Türk Dış (Ticaret) Politikası: Gümrükler ve Dijitalleşme</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/12/29/21-yuzyilda-turk-dis-ticaret-politikasi-gumrukler-ve-dijitallesme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 08:15:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 66]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlantısallık]]></category>
		<category><![CDATA[Connectivity]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[DTÖ Elektronik İletimler Moratoryumu]]></category>
		<category><![CDATA[GümrüklerDigital Trade]]></category>
		<category><![CDATA[İşlem Maliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Trade State]]></category>
		<category><![CDATA[Transaction Cost]]></category>
		<category><![CDATA[WTO Moratorium]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7663</guid>

					<description><![CDATA[Türk dış ticaret politikası, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana sabit kalmamıştır. Dünyada değişen koşullara uyumlu olarak, gerektiğinde radikal ve köklü değişimler geçirmiş, bugüne kadar hem Türk bürokrasisi hem de kamu ve özel sektörü bu değişimleri önemli ölçüde başarıyla destekleyebilmiş ve tamamlayabilmişlerdir. Küresel güvenlik ve ticaret mimarisinde yeni bir dönemin yaklaşmakta olduğu bilinmektedir. Bu yazıda söz konusu dönüşüm çerçevesinde, Coase’in işlem maliyetleri kavramı ve organik jeopolitik teoriler temel alınarak, bağlantısallık ve dijitalleşme kapsamında grand strateji değişimi ile DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili öneriler ortaya konulmuş, ayrıca, tüm bu kavram ve süreçlerin aslında birbirini tamamladıkları ve besledikleri öne sürülmüştür.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk dış ticaret politikası, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana sabit kalmamıştır. Dünyada değişen koşullara uyumlu olarak, gerektiğinde radikal ve köklü değişimler geçirmiş, bugüne kadar hem Türk bürokrasisi hem de kamu ve özel sektörü bu değişimleri önemli ölçüde başarıyla destekleyebilmiş ve tamamlayabilmişlerdir. Küresel güvenlik ve ticaret mimarisinde yeni bir dönemin yaklaşmakta olduğu bilinmektedir. Bu yazıda söz konusu dönüşüm çerçevesinde, Coase’in işlem maliyetleri kavramı ve organik jeopolitik teoriler temel alınarak, bağlantısallık ve dijitalleşme kapsamında grand strateji değişimi ile DTÖ Elektronik İletiler Moratoryumu ve veri lokalizasyonu alanlarında Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili öneriler ortaya konulmuş, ayrıca, tüm bu kavram ve süreçlerin aslında birbirini tamamladıkları ve besledikleri öne sürülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler</strong>: Dijital Ticaret, İşlem Maliyeti, Bağlantısallık, DTÖ Elektronik İletimler Moratoryumu, Ticaret Devleti, Gümrükler</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABSTRACT</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’s foreign trade policy has not remained constant since foundation of the Republic. In line with the changing conditions in the world, it has undergone radical and fundamental changes when necessary. To date, both Turkish bureaucracy and public and private sectors have been able to support and complete these changes. A new era is coming for the global security and trade architecture. In this article, based on organic geopolitical theories and Coase&#8217;s theory of transaction costs, recommendations have been put forward on regarding Türkiye’s grand strategy change taking into account not only connectivity and digitalization but also Türkiye’s stance in the field of data localization and the WTO Moratorium on Electronic Tranmissions. It has been also argued that all these concepts and processes actually power and complete each other.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Keywords:</strong> Digital Trade, Transaction Cost, Connectivity, WTO Moratorium, Trade State, Customs</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">21. Yüzyılın dünyası bir önceki yüzyıldan çok daha farklı olacaktır. Değişen dünya koşullarına zaman kaybetmeden ulusal çıkarlar doğrultusunda uyum sağlamak, her zaman Türk dış politikasının temel unsuru olmuştur. Çin’in grand stratejisinin 2013 yılında bir kez daha önemli dönüşüm geçirmesi (Tek Kuşak-Tek Yol) ve Çin’in bu yeni stratejisini bugüne kadar taviz vermeden uygulamaya devam etmesi; Dünya Bankası ve OECD gibi kurumların Orta Koridor ile ilgili olarak yakın zamanda ardı ardına çıkardıkları yayınlar; özelde Almanya’nın genelde ise Avrupa ülkelerinin rekabet güçlerini kaybetmekte olduklarını, her gün geçen daha fazla açıklamaları; ABD donanmasının Çin gibi büyük güçler karşısında okyanuslarda güç kaybetmekte ve Dünya Ticaret Örgütü’nde Uruguay Round’dan bu yana ciddi kararlar alınamıyor olması<a href="#_ftn3" id="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> gibi gelişmeler, hem küresel güvenlik mimarisinin hem de küresel ticaret mimarisinin fiili olarak değişmekte olduğuna işaret etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, Avrupa Birliği üyeleri, Rusya ve Çin gibi ülkelerdeki çeşitli kesimler tarafından gittikçe daha güçlü bir sesle ve artan sıklıkla küresel liberalizasyonun yavaş yavaş sınırlarına gelindiği (iki dünya savaşı arasındaki dönemde olduğu kadar olmasa da) ve seçici ve temkinli bir şekilde endüstri politikalarının uygulanmaya başlanacağı belirtilmektedir. Bu değişimin etkileri halihazırda yavaş yavaş hissedilmeye başlanmış, Türkiye’nin de fiilen çalışacak çözümler üzerinde yoğunlaşması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada uzun mesafe taşımacılığının %85-90’ı, denizler üzerinden yapılmaktadır. Denebilir ki, uzun mesafe taşımacılığın kayda değer bir kısmının karalara taşınması durumunda, Türkiye sadece güvenlik anlamında ‘kanat ülke’ olmaktan çıkarak, uzun mesafe taşımacılığı açısından da merkez ülke olma olasılığını artırabilecektir. Malakka Boğazı’nda asılı duran görünmez Demokles’in kılıcı ile Süveyş Kanalının ne zaman çalışıp ne zaman tıkanacağı konusundaki belirsizlikler, kara hatlarının barış ve istikrar şartı altında sorunsuz çalışma potansiyelini daha görünür kılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Denize kıyısı olmayan ülkelerin uzun mesafe taşımacılık maliyetlerinin düşürülmesi için gerekli reformları hayata geçirmesi ve Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi bağlantısallık yatırımlarının tamamlanması durumunda, bu ülkelerin dış ticaret maliyetleri düşecektir. Daha net bir ifadeyle, bağlantısallığın sadece fiziki yatırımlar yoluyla değil, uluslararası idari işbirliği yoluyla da geliştirilmesi, denize kıyısı olmayan ülkeler ile yapılan ticarette toplam maliyetlerin düşmesi anlamına gelecektir, ki fiilen bu durum liberalizasyondur. Türkiye’nin doğusundaki ülkeler ile Orta Asya ve hatta Çin’in doğusunun (ve Kalkınma Yolu ile Türkiye’nin güneyinin) bu kapsamda olduğu düşünüldüğünde, bağlantısallık artışı ve verimliliğinin getirdiği maliyet kazançları üzerinden bu uygulamalar liberalizasyondan daha fazla sonuç verebilir. Avrupa Birliği ile gerçekleştirdiğimiz Gümrük Birliği nedeniyle bu ülkelerle ticareti artırmak için önemli açılımlar yapamayacağımız dikkate alındığında, dijitalleşme ve bağlantısallık üzerinden güçlendirilmiş işbirliğine dayanan inisiyatifler daha fazla sonuç üretebilir. Ayrıca, bu işbirliğinin yine dijitalleşmeden güç alan bölgesel ve kıtasal menşe kümülasyonları ile desteklenmiş ve küresel değer zincirlerine entegre üretim kapasitelerini mümkün kılması ve artırması durumunda, liberalleşme ile gelebilecek ticaret artışının olası faydasının cüceleşmesi olasılık dahilindedir. Tüm bu gelişmeler ancak uzun mesafe taşımacılık hatlarının karalar üzerinden yapılması durumunda mümkün olabilir. İşte bu durumda Türkiye, benzersiz stratejik konumu ile tarihi ve kültürel geçmişine ek olarak, AB Gümrük Birliği ile desteklenmiş olan küresel değer zincirlerine entegrasyon tecrübesiyle sağlam bir ticaret devleti pozisyonunu yakalayabilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bu yazıda, Türkiye’nin Afro-Avrasya’da dijitalleşmenin de katkısıyla karasal uzun mesafe taşımacılık ağındaki beklenen gelişmeler nedeniyle grand strateji değişikliğine gitmekte olduğu ve bu gelişmenin Türkiye’yi dışarıda bir çeşit ticaret devleti olarak davranmaya zorlayacağı öne sürülmüştür. Değişen küresel konnektom ve multipolar dünya düzeni ile gelen yeni globalizasyon ve uluslararası ilişkiler çerçevesi, toprağa dayanan devlet anlayışının (territorial state) yanında devletlerin ve firmaların ilişki ve etki ağlarını daha fazla öne çıkarmaya başlamıştır. Diğer bir ifadeyle, devletler gerek ikili ve çok taraflı anlaşmalarla ve gerekse finans, taşımacılık sektörlerindeki etkinlerine ek olarak dış yatırım (yabancı yatırım) konularındaki faaliyetleriyle kendi etki alanlarını sert güçten ziyade, mevcut etki ağlarının içinde daha fazla yer alarak veya kendi ağlarını kurarak büyütme çabası içine girmişlerdir. Akademik literatürde bu durumu en iyi Rosecrance’in ‘territorial state – trading state’ kavramları karşılamaktadır. Bu kapsamda, 21. Yüzyılın geri kalanında Türkiye’nin dış ilişkilerinde kendini daha fazla ‘trade state – ticaret devleti’ olarak konumlandırmasının gündeme gelmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektrik, en az dirençle karşılaştığı yolu tercih eder. Benzer şekilde ticaret de en az sorun yaşadığı yolu tercih eder. Yol gibi fiziksel altyapılar ile birlikte çalışan dijitalleşme, çok iyi bir sorun çözücü ve ticaret dostudur. Nükleer dehşet yüzünden büyük güçlerin bir kez daha büyük bir dünya savaşına mesafeli olduklarına pek çok durumda şahit olduk. Çok az bölge hariç, çeşitli ülkelerde nüfusun yavaş da olsa azalmaya başlaması ve yaşlanma, vekalet savaşları dışında bildiğimiz anlamda sıcak çatışmaların çok da tercih edilmemesinin nedenlerini yeterli bir şekilde açıklamaktadır. Sun Tzu’nun dediği gibi, karşı tarafa doğrudan saldırmak en son tercih edilmesi gereken bir stratejidir, akıllı bir hükümdar öncelikle karşı tarafın stratejisine saldırır. En az dirençli uzun mesafe taşımacılık hatlarının Orta Koridor ve Kalkınma Yolu olarak ortaya çıkması, Türkiye’ye diğer ülkelerin dış politikada karar alma sınırlamaları ve hedefleri üzerinde kısmen de olsa söz sahibi olma imkanı sağlayacaktır. Dijitalleşme de en az dirençli ticaret yollarının ortaya çıkmasına büyük katkı sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">OECD ve Dünya Bankası, Orta Koridor’da ticaretin artmasının önündeki en önemli&nbsp; engelin altyapı sorunlarından daha çok, idari sorunlar olduğunun altını çizmektedir. Bu idari sorunların çözümünün ise AB mevzuatı ile uyumlu dijitalleşme hamlesi olduğu belirtilmektedir. Her inisiyatifin sağlam bir kuramsal altyapısı bulunmalıdır. Bu inisiyatifin altı organik jeopolitik teoriler ile Coase’in işlem maliyeti kavramı ile doldurulabilir. Jeopolitik ile ilgili bölümü daha önce değindiğimiz için<a href="#_ftn4" id="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a>, bu yazıda işlem maliyetleri kavramına yoğunlaşacağız. Coase’in tanımladığı anlamda Afro-Avrasya’da işlem maliyetlerini azaltmak, hem Türk Dış Politikasının hem de Türk Dış Ticaret Politikasının ana hedeflerinden birisi olmalıdır. Bunun için de öncelikle Bakanlığımızın her üç bölümü de (iç ticaret, dış ticaret ve gümrükler) dijitalleşmeye yaklaşımını mevcut amaçların çok ötesine taşıyarak, 21. Yüzyıl Türk Büyük Stratejisinin (grand strategy) inşasında olmazsa olmaz bir unsur olarak ortaya koymalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İŞLEM MALİYETLERİ VE JEOPOLİTİK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektrik akımının en az dirençle karşılaştığı yoldan akmayı tercih etmesi gibi, ticaret de en az direncin yani toplam maliyetin ve belirsizliğin en az olduğu yolu tercih eder. Bunun için de sadece taşımacılık maliyetlerinin değil, ticaretin tüm aşamalarının incelenmesi gerekmektedir<a href="#_ftn5" id="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a>. Ancak, daha geniş bir bakış açısına sahip olabilmek için, ticaret maliyetlerinin yanı sıra işlem maliyetlerine de kısa bakış tutmak faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşlem maliyetleri kavramı ilk olarak R.H. Coase tarafından 1937 yılında yayımlanan ve Nobel ödülü alan ‘the Nature of the Firm’ makalesi ile gündeme gelmiştir. Coase bu makalesinde, ‘neden firmaların var olduğu ve neden her şeyin piyasa fiyat mekanizması ile çözülmediği’ sorusunu sormaktadır. Verdiği cevap ise, fiyat mekanizmasını kullanmanın da bir maliyetinin olduğudur<a href="#_ftn6" id="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a>. Piyasada fiyatların araştırılması, her bir işlemin müzakere edilmesi ve sözleşmeye bağlanması ile anlaşmazlıkların hallinin de maliyet oluşturması piyasa mekanizmasının maliyetleri arasındadır. Ayrıca “<em>belirsizlik (uncertainty) olmadan da bir firmanın ortaya çıkması pek olası görünmemektedir</em>”<a href="#_ftn7" id="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a>. Ancak, dünyadaki tüm işlerin de neden tek dev bir firma tarafından gerçekleştirilmediği sorusunu da, ‘organizasyon becerisinin’ azalan getiriler yasasına uygun çalıştığını belirterek cevaplamaktadır<a href="#_ftn8" id="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a>. (Ana organizatör veya koordinatör olan girişimci(ler)in de bir sınırı vardır). Sonuç olarak, firmaların ortaya çıkması işlem maliyetleri ile ilgilidir ve bir işi firma içinde yapmanın maliyeti, firma dışında yapmanın maliyetinden daha düşük olduğu sürece, firma genişleme eğiliminde olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte dijitalleşme, işlem maliyetlerini hem firma içinde hem de firma dışında düşürme eğiliminde olacaktır. Örnek olarak, bir perakende alışveriş platformunda fiyat karşılaştırması yapmak daha kolaydır, satıcılara verilen puanlar üzerinden güvenilirlik değerlendirmesi yapmak daha hızlıdır, ayrıca, üründe sorun olması durumunda sorunu çözmek daha kolaydır. Sonuçta işlem maliyetleri daha düşüktür. Ancak, dijitalleşme, daha iyi ve hızlı stok yönetimi gibi konularda çözümler sunabildiği için, firma içi maliyetlerin de düşmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, firma içinde “<em><u>yapılan işlemler arasındaki fiziksel uzaklık arttıkça, işlemler birbirinden farklılaştıkça</u>, fiyat farklılığı olasılıkları arttıkça, hatalardan kaynaklanan kayıplar ve organizasyon maliyetleri de artar<a href="#_ftn9" id="_ftnref9"><sup><strong><sup>[9]</sup></strong></sup></a>.</em>” İşte dijitalleşme bunları da azaltır, özellikle de, uluslararası ticarette dijitalleşme olduğu zaman. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nda artması beklenen ticaretin digital yöntemlerle gerçekleştirilmesi halinde, işlem maliyetleri (veya ticaret maliyetleri de) düşecektir. Bu durumda da ticaret, belirsizliğin ve işlem maliyetleri ile ticaret maliyetlerinin en düşük olduğu yolu doğal olarak tercih etme eğiliminde olacaktır. Bu durum da, Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ticaretin daha fazla tercih edilmesine katkı sağlayacaktır. Yine bu durum da, Türkiye’yi 1. Dünya Savaşı’na kadar görülen İngiltere örneğine yakınlaştırarak, ülkenin yumuşak güç etki alanının artmasını sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KÜRESEL BAĞLANTISALLIK VE DİJİTALLEŞME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“</strong><em>Orta Asya, ihracat artışı ve küresel değer zincirlerine entegrasyonu ve uluslararası pazarlara ulaşımı sınırlandıran taşımacılık sorunlarından önemli ölçüde muzdariptir. Önemli küresel ulaşım ağlarından coğrafi uzaklık, yerel üreticilere mesafe ve ulaşım maliyetleri yüklemekte ve bölgeden geçen ulaşım rotalarının çekiciliğini azaltmaktadır.&nbsp; Ayrıca mesafe ve taşımacılık maliyeti, 2019&#8217;da Orta Asya&#8217;nın bağlantı sorunlarının yaklaşık üçte birini oluşturdu.&nbsp; Dünya GSYİH&#8217;sinin %20&#8217;sine eşdeğer pazar talebine erişmenin tahmini maliyeti, Kazakistan için ton başına 300 ABD doları iken, dünyanın en iyi bağlantı imkanlarına sahip ekonomilerinden ikisi olan Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri için ton başına 50 ABD dolarıdır. Dahası, bir Kazak üreticinin küresel GSYİH&#8217;nin %20&#8217;sine eşdeğer pazarlara ulaşması için ortalama mesafe 4000 km&#8217;dir ve bu, bir Alman veya ABD üreticisinin iki katıdır</em>”.<a href="#_ftn10" id="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin ile ABD arasındaki gerilimin artması durumunda, ABD Çin’e giden ve Çin’den gelen ürün ve mal akışını, özellikle Malakka Boğazı üzerinden keserek Çin’in hem savaş hem de rekabet gücünü sınırlandırmayı seçebilir. Çin’in kuşak stratejisinin (bir kısmını Orta Koridor oluşturmaktadır) hedeflerinden birisi bu tehlikeyi kısmen bertaraf edebilmektedir. Ayrıca, Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;ya açtığı savaşın neden olduğu küresel ticaretteki kesintiler, hem Orta Asya hem de Kafkasya&#8217;nın küresel tedarik ve değer zincirlerinde daha büyük bir rol oynaması için bir fırsat olarak görülebilir. Bu sayede, bölgesel ekonomik entegrasyonun derinleşmesiyle birlikte maliyet ve verimlilik kazanımları, bölgesel üretim için artan pazar büyüklüğünün bölgesel talep yaratması ve Orta Koridor gelişimine özel sektör katılımını teşvik etmesi beklenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">OECD tarafından hazırlanan bir rapora göre, transit ve ticaret süreçlerindeki sorunlar, sınır noktası tıkanıklıkları ile tutarsız ve öngörülemeyen transit ve geçiş sürelerine neden olarak hattın çekiciliğini azaltmaktadır. Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan ve Türkiye&#8217;deki ticareti kolaylaştırma reformlarına rağmen, hattın geliştirilmesine yönelik bütünsel bölgesel bir yaklaşım hala eksik durumdadır. Orta Koridorun özel sektör için çekiciliği, çok sayıda birbiri ile uyumlu olmayan lisans ve izin gereksinimlerinin üst üste gelmesinden zarar görmekte, bu durum da transit sürelerini ve maliyetlerini artırmaktadır. Sınır gümrük idarelerinin kapasitesinin yetersizliği ve rota boyunca gümrük acenteleri arasındaki iş birliğinin eksikliği de tekrarlayan denetimlere ve gecikmelere yol açarak, trafik arttığında, tıkanıklığa neden olmaktadır.<a href="#_ftn11" id="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Sözkonusu raporda ayrıca, rotanın batı ucundaki Türkiye’nin, kıtaların kavşağındaki lojistik merkezi olarak gelişme ve küresel pazarlara entegrasyonu teşvik etme konusunda güçlü bir deneyime sahip olduğu, doğu ucunda ise Çin&#8217;in, bölgeye olan ilgisi arttığı ve bu durumun da yeni ticaret fırsatlarını artırabileceği belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, Çin siyasi istikrarı ve Çin Komünist Partisi’nin sürdürülebilir geleceği için yalnızca kıyı kesimlerinin değil, iç kesimlerinin de daha yüksek büyüme oranlarına çıkması ihtiyacında, Malakka Boğazı’nın ABD liderliğindeki bir ittifak tarafından bloke edilmesi durumunda ciddi bir iç kargaşa riskini taşımaktadır. Orta Koridor, Çin’in bu yapısal zayıflığına iyi bir cevap oluşturmaktadır, zira (MacKinder’in muhtemelen kalpgah olarak tanımlamak konusunda sıkıntı çekmeyeceği) pazarların yanı sıra değer zincirlerinin de güçlenmesinden sadece bölge ülkeleri değil, Çin’in doğu eyaletleri de olumlu bir şekilde etkilenerek, Çin siyasi istikrarına ve hatta Çin siyasi elitlerinin ve torunlarının sağlıklı ve huzurlu gelecek planları yapmalarına büyük katkı sağlayacaktır. Bu değer zincirlerinin oluşturulmasında fiziksel altyapının yanı sıra dijitalleşmenin de katkısının büyük olacağı dikkate alındığında, Türkiye’nin eli dijitalleşme sayesinde sadece hat açısından değil, Çin karşısında da zannedildiğinden daha güçlü olabileceği ortaya çıkabilecektir<a href="#_ftn12" id="_ftnref12"><sup>[12]</sup></a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından ise, doğusunda bu tip bir üretken ekonomik entegrasyonun ortaya çıkması; sorunlu Orta Doğu pazarı, hala önemli ölçüde ulaşılamayan denizaşırı ülkeler, jeopolitik hassas dengeler yürütmek zorunda olduğumuz Rusya ile satın alım gücü düşük Balkan ülkelerine karşılık; regülasyon yığınları altında sadece kendi firmalarını değil, aynı zamanda ihracatçı firmaları da ezmeye başlayan Avrupa Birliği pazarına; aynı satın alma gücünde olmasa da, sağlam ve sürdürülebilir bir alternatif oluşturabilmemiz açısından önem arz edebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DTÖ ELEKTRONİK İLETİM (Electronic Tranmissions) MORATORYUMU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital teknolojiler, küresel ekonomik büyümeyi ve performansı iyileştirirken aynı zamanda yaşam standartlarını da yükselmektedir. 21. yüzyılın yeni zorlukları, sınırlar arasında engelsiz veri akışı ile ortak standartlar kapsamında yeni teknolojilerin uygulanmasını gerektirmiştir. Küresel ticaret kuralları, hem küçük hem de büyük firmalar için ticaret fırsatlarını artırmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital çağda rekabetçi olabilmek için gelişmekte olan ülkelerin dijital altyapılarını ve dijital yeteneklerini geliştirmeleri gerekmektedir. Gelişmiş ülkeler robotik, yapay zeka, büyük veri analitiği ve 3D baskı gibi dijital teknolojilere büyük miktarlarda yatırım yaparken, gelişmekte olan ülkeler hala bilgi ve iletişim teknolojisi altyapılarını oluşturmak ve internet penetrasyonlarını artırmak için mücadele etmektedirler. Bu büyüyen dijital uçurumun tezahürleri, dijital hizmetlerin kattığı değer ve dijital teknolojilerin kullanımı açısından dijital içeriğin gelişmiş ülkelerde, gelişmekte olan ülkelere kıyasla çok daha hızlı arttığı imalat üretiminde görülebilir (UNCTAD, 2017).<a href="#_ftn13" id="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişmekte olan ülkelerin, uluslararası ticaretin hızla değiştiğinin farkındalığına sahip olmaları gerekmektedir. Robotik gibi dijital teknolojiler üretim hızını artırırken, 3D baskı üretimin doğasını değiştirmektedir. Elektronik yayınlar ve e-ticaret, büyük veri analitiği ile desteklenen ürünlerin pazarlanmasına yardımcı olmaktadır. Bunlar, gelişmekte olan dünyanın henüz yetişemediği ve rekabet gücünü geliştiremediği alanlardır. Bu nedenle, elektronik iletim ticaretini, gelişmekte olan ülkelere, yerli üreticilere eşit bir oyun alanı sağlamanın yanı sıra bebek dijital hizmet sağlayıcılarını korumak için, düzenleyici politika alanı sağlayacak şekilde düzenlemek, son derece önemli hale gelmektedir. <strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere, 1929 yılında Dünya Ekonomik Buhranı ve İkinci Dünya Savaşından sonra bazı gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler ticaret hacminin canlandırılması ve geliştirilmesi için Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) imzalamış, mal ithal ve ihracında önemli gelir elde etmiş, ekonomik kalkınmayı sağlamışlardır. Daha sonra ülkeler hizmetler sektöründen de gelir elde etmek amacıyla, Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) imzalamışlardır. Uluslararası ticarete konu malların sınıflandırılmasında birliği sağlamak amacıyla hazırlanan Armonize Sistem Nomanklatürüne benzer, hizmet ticareti için de Hizmetler Sektörel Sınıflandırma Listesi hazırlanmış, taraf ülkelere sunulmuştur. Her ne kadar hizmetlerin dış ticareti üzerinden bir gümrük vergisi tahsil edilmiyorsa da, Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Konferansı 25.05.1998 tarihinde, küresel e-ticaretin büyüdüğünü, yeni fırsatlar yarattığını, bazı hizmetlerin, elektronik iletimlerin vergilendirilebileceğini kabul etmiş, 49 HS 6 haneli tarife satırını elektronik iletim olarak belirlemiştir. Ancak, üye ülkelerin itirazları nedeniyle, elektronik iletimler üzerine gümrük vergisi koymayı ertelemiş, fakat vergilendirme hususu Bakanlar Konferansı toplantısında her iki yılda yeniden gözden geçirilmektedir. Ayrıca, elektronik iletimler üzerindeki moratoryumun kaldırılması halinde, ülkemizde tarifeler üzerinden uygulanacak vergi ve işlemlere ilişkin mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. 1998&#8217;den beri, DTÖ Üyeleri düzenli olarak elektronik iletimlerde gümrük vergileri uygulanmasına ilişkin söz konusu Moratoryumu uzattılar. Elektronik Ticaret Çalışma Programı&#8217;nın da oluşturulduğu orijinal Bakanlık Beyannamesi, e-ticaret Moratoryumu olarak bilinen basit bir taahhüt içeriyordu: Üyeler, elektronik iletimlerde gümrük vergisi uygulamama konusundaki mevcut uygulamalarını sürdürecekler.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14"><sup>[14]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümrük Vergisi Moratoryumu, Dünya Ticaret Örgütü&#8217;nün üye ülkelerin elektronik iletimler üzerine gümrük vergisi koymasını yasaklamasıdır. Moratoryum, ülkelerin internet üzerinden sınırlar arasında gerçekleşen firmadan firmaya ve firmadan tüketiciye yapılan hizmet sunumlarına, gümrük vergisi (diğer vergiler hariç) uygulamamasıdır. Bu nedenle moratoryum, yazılım, filmler, müzik ve video oyunları, çevrimiçi hukuk, bankacılık, sağlık veya iş danışmanlığı hizmetleri de dahil olmak üzere bir dizi dijital ürün ve hizmette sınır ötesi ticareti kapsamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital ürünlerin çoğunu, Amazon, Apple, Netflix, Nintendo (Japonya), Rockstar (Amerika Birleşik Devletleri) gibi dijital devler olan büyük ihracatçılar ile film, müzik, basılı materyal ve video oyunları oluşturmuştur. Amazon ve Ebay gibi büyük e- ticaret siteleri yaklaşık 5,5 milyon tüketiciye ulaşmıştır. Apple, 2023 yılında bir önceki yıla göre % 2 artışla 119,6 milyar dolar gelir elde etmiş, ayrıca bir önceki yıla göre yüzde 13 artışla 33,9 milyar dolar net kar elde ettiğini bildirmiştir. Bu ise, Brezilya ve Kanada gibi ülkeler de dahil olmak üzere dünyadaki ülkelerin % 82&#8217;sinin gayri safi yurtiçi hasılasından (GSYİH) daha yüksek olarak gerçekleşmiştir. Ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde bulunan tekstil, giyim, ayakkabı, metal ve mineral gibi fiziksel ürünlerin küçük ihracatçıları, hem dahili&nbsp; vergilerle hem de gümrük vergisiyle karşı karşıya kalırken, büyük dijital ihracatçılar DTÖ&#8217;nün elektronik iletimler üzerindeki gümrük vergisine ilişkin Moratoryumu nedeniyle, gümrük vergisinden muaf tutulmuş, yüksek gelir elde etmişlerdir. Moratoryum, yalnızca gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerin gümrük vergi gelirleri elde etmelerini engellemekle kalmamakta, aynı zamanda dijital platformların sürekli artan karlarına katkıda bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DTÖ, e-ticareti &#8220;<em>mal ve hizmetlerin elektronik yollarla üretimi, dağıtımı, pazarlanması, satışı veya teslimi</em>&#8221; olarak tanımlamaktadır. OECD, sırayla, bunu &#8220;&#8230;metin<em>, ses ve görsel görüntüler de dahil olmak üzere dijitalleştirilmiş verilerin işlenmesine ve iletilmesine dayanan, hem kuruluş hem de kişiler de dahil olmak üzere ticari faaliyetlerle ilgili tüm işlem biçimleri&#8230;&#8221; </em>olarak tanımlıyor. Yani i<em>nternet gibi açık, tescilli olmayan ağlar üzerinde gerçekleşen iş, ilgili altyapıyı içermektedir<a href="#_ftn15" id="_ftnref15"><sup><strong><sup>[15]</sup></strong></sup></a>.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, dijital ticaret, dijital olarak sipariş edilen, dijital olarak kolaylaştırılan veya dijital olarak teslim edilen ticaret olarak tanımlanabilir. Dijital veya fiziksel olarak sağlanabilecek mal ve hizmet ticaretinin dijital olarak etkinleştirilmiş işlemleridir. OECD ve DTÖ <em>Dijital Ticaret el kitabı, </em>bunu basitçe &#8220;<em>dijital olarak sipariş edilen ve/veya dijital olarak teslim edilen tüm ticaret&#8221; </em>olarak tanımlar<a href="#_ftn16" id="_ftnref16"><sup>[16]</sup></a>. <em></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital veri, internette toplanan ve depolanan her türlü veriyi ifade eder. Bu nedenle dijital veriler ticaret verilerini de içerir. Örneğin, bir firmanın başka bir ülkedeki başka bir firmaya belirli bir malın ne kadarını ihraç ettiği, ticareti yapılan malların maliyeti ve ticaretin maliyeti, ne kadar sürdüğü ve işlemler sırasında alınan diğer masraflar ve kararlar gibi. Ticaret hizmetler ise, dijital ticaret ve e-ticaretin önemli bir yönüdür, çünkü birçok hizmet herhangi bir sorun olmadan çevrimiçi veya dijital olarak gerçekleştirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Moratoryumun Uygulamada Çevrimdışı ve Çevrimiçi İşleyişi:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çevrimdışı olarak:</strong> A ülkesindeki film satıcısının (ihracatçısının) B ülkesindeki müşteriye (ithalatçıya) CD, DVD veya disk gibi ortamlarda sattığı filmin ithalatına gümrük vergisi uygulanabilir. Yine A ülkesindeki yedek parça üretici firmadan B ülkesindeki ithalatçının (müşterinin) makine parçalarının ithalatına, B ülkesi gümrük vergisi koyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çevrimiçi olarak:</strong> A ülkesindeki film satıcısının (ihracatçısının) B ülkesindeki müşteriye (ithalatçıya) elektronik ortamlarda sattığı filmin ithalatına, müşteri tarafından bilgisayarına indirilmesine, satın alınmasına Moratoryum nedeniyle gümrük vergisi uygulanamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">A ülkesinde bulunan satıcı (ihracatçı) tarafından B ülkesindeki müşteriye (ithalatçıya) elektronik iletim yoluyla (dijital teslimat) elektronik devre ve baskı şemaları, baskı ve matbaa şemaları, tasarım ve çizim programları ihraç etmesi, satması, ithalatçının bilgisayarına indirmesine, satın almasına Moratoryum nedeniyle gümrük vergisi uygulanamaz. Burada tasarım çevrimiçi olarak teslim edilmekte ve fabrika sahibi tarafından B ülkesinde 3 boyutlu olarak basılmakta, ama Moratoryum nedeniyle işlem için gümrük vergisi uygulanmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital ürünlerin fiziksel ithalatına gümrük vergisi uygulanırken, ülkelerin elektronik yayınlara gümrük vergisi uygulamasını yasaklayan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) e-ticaret Moratoryumu nedeniyle, çevrimiçi ithalatları gümrük vergisinden istisna tutulmaktadır, yani gümrük vergisi tahsil edilmemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital imkanlar ortaya çıktıkça daha fazla ürünler, hem fiziksel ortamda (çevrimdışı) ve hem de dijital ortamda (çevrimiçi) alınıp satılmaya başlamıştır. Örneğin, filmler ve müzikler CD&#8217;ler, CD-ROM&#8217;lar veya DVD&#8217;ler yerine dijital olarak, yine benzer şekilde kitaplar, e-kitap olarak alınıp satılmakta ve video oyunları çevrimiçi olarak indirilip oynanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), gümrük vergisi moratoryumunun mali etkilerini belirtmek için, üye devletlerin talebi üzerine hazırlanan DTÖ Notu&#8217;na&nbsp; göre elektronik ticareti, sinematograf filmi; kitaplar, broşürler ve haritalar; gazeteler, dergiler ve süreli yayınlar; kartpostallar, kişisel tebrik mesajları veya duyuru kartları; diğer basılı malzemeler; video oyunları; bilgisayar yazılımı; müzik kayıtları, kasetler ve diğer ses veya benzeri kayıtlar; ve diğer kayıtlı medya, bu açıklamaları ve elektronik iletim ile ilgili daha önceki literatürü kullanarak, 49 HS 6 haneli tarife satırını elektronik iletim olarak belirlemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dijitalleştirilebilir Ürünler Listesi</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>Sıra No</strong></td><td><strong>HS</strong> <strong>KOMBİNE &#8211; Açıklama</strong></td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Fotoğrafik ve Sinematografik Filmler</strong></td></tr><tr><td>1</td><td>370510 &#8212; (-2016) &#8211; Ofset çoğaltma için</td></tr><tr><td>2</td><td>370520 &#8212; (-2006) &#8211; Mikrofilmler</td></tr><tr><td>3</td><td>370590 &#8212; (-2016) &#8211; Diğer</td></tr><tr><td>4</td><td>370610 &#8212; &#8211; 35 mm veya daha fazla genişlikte</td></tr><tr><td>5</td><td>370690 &#8212; &#8211; Diğer</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Basılı Malzeme</strong></td></tr><tr><td>6</td><td>482110 &#8212; &#8211; Baskılı</td></tr><tr><td>7</td><td>490110 &#8212; &#8211; Katlanmış olsun ya da olmasın, tek yaprak halinde</td></tr><tr><td>8</td><td>490191 &#8212; &#8212; Sözlükler ve ansiklopediler ve bunların seri taksitleri</td></tr><tr><td>9</td><td>490199 &#8212; &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>10</td><td>490210 &#8212; &#8211; Haftada en az dört kez görünmek</td></tr><tr><td>11</td><td>490290 &#8212; &#8211; Diğer</td></tr><tr><td>12</td><td>490300 &#8212; Çocuk resim, çizim veya boyama kitapları</td></tr><tr><td>13</td><td>490400 &#8212; Ciltli veya resimli olsun ya da olmasın, basılı veya el yazması müzikler</td></tr><tr><td>14</td><td>490510 &#8212; &#8211; Küreler</td></tr><tr><td>15</td><td>490591 &#8212; &#8212; Kitap şeklinde</td></tr><tr><td>16</td><td>490599 &#8212; &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>17</td><td>490600 &#8212; Mimari, mühendislik, endüstriyel, ticari, topoğrafik veya benzeri amaçlara yönelik, orijinalleri elle çizilmiş plan ve çizimler; el yazısı metinler; Hassaslaştırılmış kağıt üzerine fotoğraf reprodüksiyonları ve yukarıdakilerin karbon kopyaları</td></tr><tr><td>18</td><td>490700 &#8212; Tanınmış bir nominal değere sahip oldukları veya olacakları ülkede mevcut veya yeni basımlara ait kullanılmamış posta pulları, gelir pulları; damgalı kağıt; Banknot; çek formları; hisse senedi, hisse veya tahvil sertifikaları ve benzeri tapu belgeleri</td></tr><tr><td>19</td><td>490810 &#8212; &#8211; Transferler (decalcomanias),&nbsp; vitrifiye edilebilir</td></tr><tr><td>20</td><td>490890 &#8212; &#8211; Diğer</td></tr><tr><td>21</td><td>490900 &#8212; Basılı veya resimli kartpostallar; Resimli olsun ya da olmasın, zarflı veya süslü olsun ya da olmasın, kişisel tebrikler, mesajlar veya duyurular içeren basılı kartlar</td></tr><tr><td>22</td><td>491000 &#8212; Takvim blokları da dahil olmak üzere her türlü basılı takvim</td></tr><tr><td>23</td><td>491110 &#8212; &#8211; Ticari reklam malzemeleri, ticari kataloglar ve benzerleri</td></tr><tr><td>24</td><td>491191 &#8212; &#8212; Resimler, tasarımlar ve fotoğraflar</td></tr><tr><td>25</td><td>491199 &#8212; &#8212; Diğer</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Ses ve Medya</strong></td></tr><tr><td>26</td><td>852349 &#8212; (2012-) &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>27</td><td>852380 &#8212; (2007-) &#8211; Diskler, bantlar, katı hal uçucu olmayan depolama aygıtları, &#8220;akıllı kartlar&#8221; ve sesin/diğer fenomenlerin kaydedilmesi için diğer ortamlar, kaydedilmiş olsun veya olmasın, disk üretimi için matrisler ve kalıplar dahil, ancak Bölüm 37., diğer başka yerde sınıflandırılmamış ürünler hariç.</td></tr><tr><td>28</td><td>852410 &#8212; (-2006) &#8211; Gramofon kayıtları</td></tr><tr><td>29</td><td>852421 &#8212; (-1995) Genişliği 4 mm&#8217;yi geçmeyen ses veya benzer şekilde kaydedilmiş diğer olaylar için kayıtlar, kasetler ve diğer kaydedilmiş ortamlar</td></tr><tr><td>30</td><td>852422 &#8212; (-1995) Genişliği 4 mm&#8217;yi aşan ancak 6,5 mm&#8217;yi aşmayan ses veya benzeri şekilde kaydedilmiş diğer olaylara ilişkin plaklar, kasetler ve diğer kayıtlı ortamlar</td></tr><tr><td>31</td><td>852432 &#8212; (1996-2006) &#8212; Yalnızca ses üretmek için</td></tr><tr><td>32</td><td>852439 &#8212; (1996-2006) &#8212; Diğer</td></tr><tr><td>33</td><td>852451 &#8212; (1996-2006) &#8212; Genişliği 4 mm&#8217;yi geçmeyen</td></tr><tr><td>34</td><td>852452 &#8212; (1996-2006) &#8212; Genişliği 4 mm&#8217;yi aşan ancak 6,5 mm&#8217;yi geçmeyen</td></tr><tr><td>35</td><td>852453 &#8212; (1996-2006) &#8212; Genişliği 6,5 mm&#8217;yi aşan</td></tr><tr><td>36</td><td>852460 &#8212; (1996-2006) &#8211; Manyetik şerit içeren kartlar</td></tr><tr><td>37</td><td>852499 &#8212; (1996-2006) &#8212; Diğer</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Yazılım</strong></td></tr><tr><td rowspan="2">38</td><td>852431 &#8212; (1996-2006) &#8212; CD Romlarda Veri İşleme Yazılımı&nbsp;</td></tr><tr><td>Ses veya Görüntü Dışındaki Olayların Çoğaltılması</td></tr><tr><td>39</td><td>852440 &#8212; (1996-2006) &#8211; Bilgisayar Yazılımı, Ses veya görüntü dışındaki olayları yeniden üretmek için manyetik bantlar</td></tr><tr><td>40</td><td>852351 &#8212; (2007-) &#8212; flash bellek kartları veya flash elektronik depolama kartları, Yarı iletken ortam, katı hal uçucu olmayan depolama aygıtları, sesin/diğer olayların kaydedilmesi için, ancak Bölüm 37&#8217;deki ürünler hariç.</td></tr><tr><td>41</td><td>852352 &#8212; (2007-) &#8212; &#8216;Akıllı kartlar&#8217;</td></tr><tr><td>42</td><td>852359 &#8212; (2007-) &#8212; &#8220;Akıllı Kartlar&#8221; ve Katı Hal Uçucu Olmayan Depolama Aygıtları, Yakınlık Kartları ve Etiketler&nbsp; dışında, sesin / diğer olayların kaydedilmesi için kullanılan diğer yarı iletken ortamlar</td></tr><tr><td>43</td><td>852491 &#8212; (1996-2006) &#8212; Ses veya görüntü dışındaki olayları yeniden üretmek için</td></tr><tr><td>44</td><td>854212 &#8212; (1996-2001) &#8212; Elektronik entegre devre içeren kartlar (&#8220;akıllı&#8221; kartlar)</td></tr><tr><td colspan="2"><strong>Video Oyunları</strong></td></tr><tr><td>45</td><td>950450 &#8212; (2012-) &#8211; 950430 alt pozisyonunda yer alanlar dışındaki video oyun konsolları ve makineleri</td></tr><tr><td>46</td><td>950430 &#8212; Oyunlar; Bilardo ürünleri ve aksesuarları ve otomatik bowling salonu ekipmanları dışında madeni paralar, banknotlar, banka kartları, jetonlar veya diğer ödeme araçlarıyla işletilir</td></tr><tr><td>47</td><td>950440 &#8212; Oyunlar; iskambil kağıtları</td></tr><tr><td>48</td><td>950490 &#8212; Oyunlar; 9504 pozisyonunda yer alan pintable&#8217;lar, kumarhane oyunları için özel masalar, otomatik bowling salonu ekipmanları da dahil olmak üzere lunapark, masa veya salon oyunlarına ilişkin eşyalar</td></tr><tr><td>49</td><td>950410 &#8212; (-2011) &#8211; Televizyon alıcısıyla kullanılan bir tür video oyunu</td></tr></tbody></table><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: <a href="https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf</a></figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, dijital olarak teslim edilen ürünlerin DTÖ Moratoryumu kapsamında olduğu konusunda teamüle dayalı bir uzlaşma yavaş yavaş yerleşmektedir. Bu durumun uluslararası alanda kabul edilmiş olduğunu söylemek için henüz erken olsa da, gidişatın bu yönde olduğu konusunda geniş kapsamlı bir uzlaşı olduğunu söylemek mümkün bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, uluslararası hukuk kurallarının oluşması konusunda bazı yöntemler bulunmaktadır. İlk yöntem, elbette ki, devletlerin bir araya gelip karar almaları ve bir anlaşma imzalamalarıdır. DTÖ Moratoryumunun kapsamı konusunda somut bir uzlaşı olmadığı dikkate alındığında, diğer yollara bakmak faydalı olacaktır. Üzerinde uzlaşı sağlanmış bir karar olmaması durumunda uluslararası teamüller, diğer bir ifadeyle o güne kadar uygulamanın nasıl olduğuna, bu duruma itiraz eden taraf olup olmadığı ve söz konusu uygulamanın ne kadar süredir devam ettiği gibi hususlara bakılmasıdır. İşte DTÖ Moratoryumu dijital olarak teslim edilen ürünlerde bu doğrultuda ilerlerken, fiziksel olarak teslim edilen ürünlerde ise, siparişin dijital olarak yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın, gümrük vergisi uygulanması yönüne gidilmektedir. Dijital olarak sipariş edilmiş ancak fiziksel olarak teslim edilen ürünlerde, de minimis (belirli değerin altındaki ürünlerde gümrük vergisi alınmaması) bu uygulamanın istisnası olarak görülse de, dünyada de minimis sınırlarının düşürülmesi (daha fazla siparişin gümrük vergisi kapsamında alınması) yönünde bir eğilim görülmekte, ülkelerin gittikçe daha fazla korumacı politikalar uygulama yönünde hareket dikkate alındığında, öngörülebilir gelecekte de minimis sınırlarının yükseltilmeyeceğini beklemek anlamlı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Moratoryum ile İlgili Genel Değerlendirme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">DTÖ Moratoryumu hakkında şu noktaların altının çizilmesi faydalı olacaktır. Moratoryum ‘electronic transmissions – elektronik iletimler’ kapsamakta, bu kavram ile ne kastedildiği tam olarak tanımlanmamıştır. OECD raporlarında, bu durumun dijital ticaretin yayılması ve genel kabul görmesi açısından aslında olumlu bir durum olduğunu, zira bir çeşit esneklik sağladığı ifade edilmektedir. Çeşitli uluslararası kurumlar tarafından hazırlanan raporlarda elektronik iletimler kavramının tam tanımı yapılmamış olsa da, yerleşmekte olan teamüller kapsamında, bu kavramın dijital siparişleri kapsamadığı konusunda genel kabul görmüş bir anlayışın olduğunu söylemenin mümkün olduğu belirtilmektedir. Her ne kadar dijitalize edilebilir ürünler kavramını andığımızda ilk aklımıza gelen kitap, CD vb. gibi ürünler olsa da, gelecekte yaşanması olası yapay zeka, büyük veri, dijital işbirlikleri, iletişim teknolojilerinde vb. alanlardaki büyük sıçramanın, bir ürünün ne kadarının fiziksel ne kadarının dijital olduğunun belirlenmesini zor hale getirebileceği belirtilmektedir. Örnek olarak satın aldığımız&nbsp; biraz ısırılmış meyve markalı cep telefonu bedelinin ne kadarını cihazın kendisine, ne kadarını ‘hey siri’ hizmetine ödediğimiz veya güvenlik konusunda daha fazla koruma sözünün nasıl satış faturasına yansıdığını belirlemek oldukça zordur. Bu nedenle, bu ürün için gümrük vergisi veya ÖTV alınırken, aslında bu vergilerin bir kısmı hizmet tedariki için de alınmış olmaktadır. Bir başka ifadeyle, şimdilik küçük ve ihmal edilebilir miktarlarda da olsa, hizmet ticareti fiilen gümrüklerde vergilendirilmektedir. Otonom sürücülü araçlar gibi GPS veya bulut hizmetlerini yoğun olarak kullanan ürünler hayatımıza daha fazla girdikçe, bu konunun önemi de artacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, her ne kadar, çeşitli çalışmalarda elektronik iletimlerden alınmayan vergilerin toplam gümrük ve eş etkili vergiler içerisinde küçük bir oran tuttuğu ısrarla belirtilse de, gelecekte otonom araçlar gibi yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkması veya mevcut ürünlerin daha fazla dijitalize edilmesi durumunda bu oranın yükselmesini beklemek olasılık dahilindedir. Bu nedenle, söz konusu Moratoryumun halihazırda etkisi küçük olabilir, ancak bu etki de kaçınılmaz olarak artacaktır. Diğer taraftan, yukarıda da anlatıldığı üzere, uluslararası hukuk yapımı tekniği açısından, eğer bir konuda uluslararası hukuk yoksa, o konudaki teamüllere bakılır. Eğer o konuda yerleşmiş teamüller varsa, bunlar uluslararası hukuk oluşturulmasında göz önüne alınır. Eğer bu konuda uluslararası teamül de yoksa o zaman yakın konulardaki teamüller yol gösterici ve örnek teşkil edici olabilir. Bu nedenle, bahse konu Moratoryumun kabul edilmesi durumunda, bu durumun gelecekte daha yaygın olarak ve farklı ancak benzer konular da uygulanma olasılığı göz ardı edilmemelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, dijital olarak teslim edilen ürünler ile fiziksel olarak teslim edilen ürünler arasında ciddi bir fark bulunmaktadır. Örnek olarak, fiziksel ürünler bir kere teslim alındıktan ve tüketildikten sonra, bir daha üretilmeleri ve/veya temin edilmeleri gerekir ve bu durum maliyetlidir. Her seferinde yeniden üretilmeleri ve KDV veya gümrük vergisi gibi işlemlere yeniden tabi tutulmaları gerekmektedir. Dijital ürünlerde ise böyle bir ihtiyaç yoktur. Mesela, sinemaya gittiğimizde bilet alırız, filmi bir kere izleriz ve çıkarız. Kapıda ve sinema salonunda birileri giriş çıkışları kontrol eder. Ama evimizin salonunda birileri internet altyapısında bir filmi kaç defa izledik diye hesabını tutmaz. Gümrük de sinema salonu gibidir, çoğunlukla satın alınınca ve tüketilince yeniden alınması gereken ürünler için çalışabilir çözümler üretir, ama dijital dünyada işler böyle yürümez. Dijital ürünleri takip etmek ve vergilendirmek çok zordur. Bu nedenle, dijital teslimatlar gümrük idarelerinin değil, maliye ile ilgili kurumların konusu olmalıdır. Gelecek dijital olacaksa, o zaman dijital içerik üreten firmalar küresel düzeyde uygulanacak kurumlar vergisi ile vergilendirilmelidir. Diğer bir değişle, bu ürünleri doğrudan vergilendirmek yerine, bu ürünlerden elde edilen gelirin veya şirket karının vergilendirilmesi mali açıdan çok daha verimli ve sonuç verici bir seçenek olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, Moratoryumun devam etmesi ve özellikle Temmuz 2024 tarihli Deklarasyon’un 11.3 maddesinin kabulünün, ancak bu ürünleri üreten ve/veya dağıtımını yapan çok uluslu firmaların küresel bir düzenleme kapsamında vergilendirilmesi şartına bağlanması anlamlı olacaktır. ‘Küresel Minimum Kurumlar Vergisi’ olarak da bilinen ve uzun bir süredir OECD<a href="#_ftn17" id="_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> tarafından üzerinde çalışılan ve çok uluslu şirketlerden alınması teklif edilen bu vergiden elde edilen gelirin bir kısmının denize çıkışı olmayan gelişmekte olan ülkelerin (land-locked countries) bağlantısallık artışı ve dijitalleşmeleri için harcanması şartıyla, elektronik iletimlerde gümrük vergisi uygulanmamasının kabul edilmesi uygun olacaktır. Ülkemiz söz konusu Deklarasyonun ilk sayfasında bulunan dip notta<a href="#_ftn18" id="_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> da belirtildiği üzere henüz katılmamış, bu şartı Dünya Ticaret Örgütü’nde devam etmekte olan tartışmalarda gündeme getirmesi faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temmuz 2024 tarihli Elektronik Ticaret Deklarasyon ile ilgili olarak bir hususu da ele almak istiyoruz. Söz konusu Deklarasyonun ‘Yerli Halklar’ başlıklı 26. maddesinde<a href="#_ftn19" id="_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> yerli halklara ayrımcı muamelede bulunulmaması hükme bağlanmaktadır. Bu maddenin sadece iç işlerimiz açısından değil, Orta Koridor ve Kalkınma Koridoru da dahil olmak üzere Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ulaşım hatları açısından da değerlendirilmesi faydalı olacağını düşünüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, kuruluş ilkeleri kapsamında iç işlerinde hiçbir şekilde ayrımcı muamele yapmamayı benimsemiş ve bu ilkeyi de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana kararlılıkla uygulayan bir ülkedir. Ayrıca, uzun yıllardır Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi çeşitli platformlarda olabilecek en geniş kapsamda tanımlanmış şekliyle insan hakları, kültürel haklar vb. konularda her zaman mercek altındadır. Ve hatta denebilir ki, Türkiye’yi mercek altına alan ülkelerin aynı kriterleri kendilerine (özellikle dış politikalarında) uygulayıp uygulamadıklarının sorgulanması mümkün bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kadar geniş kapsamlı tanımlar altında bile on yıllardır her alanda ve her türlü uluslararası platformda hesap verebilen bir ülke açısından bu hüküm herhangi bir olumsuzluğa neden olmayacaktır.&nbsp; Ancak, kara bağlantısallığının artması durumunda, DTÖ kapsamındaki bu hüküm, Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağlarını daha etkin olarak kullanması konusunda araç kitini güçlendirmeye yardımcı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, (diğer teknik hükümler ile ilgili konunun uzmanlarının görüşleri saklı kalmak kaydıyla) söz konusu Deklarasyona küresel minimum kurumlar vergisinden denize çıkışı olmayan ülkelerin bağlantısallık ve dijitalleşmeleri için pay ayrılması ve (aşağıda açıklanan nedenlerle) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması şartlarıyla katılımın uygun görülmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Veri Lokalizasyonu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital ticaret konusunda tartışılan, önem arz eden diğer konu ise, veri lokalizasyonudur. Veri lokalizasyonu “gelecekte yapay zekayı kim kontrol edecek” sorusuna dolaylı bir cevap vermektedir. Veri lokalizasyonu sorusu, çeşitli şekillerde toplanan verilerin hangi ülkede toplanacağı, dolayısıyla hangi mevzuata tabi olacağı, daha net ifadeyle hangi uluslararası gücün bu verileri kontrol edeceği ile ilgilidir. Görüldüğü üzere, 21. Yüzyılın en ileri düşünenleri bile, egemenlik, toprak ile bağlantılı olma ve güvenlik kavramlarından vazgeçememektedirler. Bu durum aslında yapay zeka ile ilgili teknik bir durumdan kaynaklanmaktadır. Yapay zeka verileri değerlendiren ileri düzey bir programdır. Nasıl ki program yoksa yapay zeka da olmaz ise, benzer şekilde veri yoksa yine yapay zeka yoktur. Dolayısıyla ne kadar iyi bilgisayarlara, ne kadar iyi programcılara sahip olunursa olunsun, veri merkezleri kontrol edilmiyorsa, yapay zekanın hiçbir anlamı olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda da bahsettiğimiz şekilde, artık ürün ile hizmet arasındaki sınır gittikçe bulanıklaşmaktadır. Ürün satmak, küresel marka yaratmak için bu ürünle ilgili hizmetlerin de sunulması gerekmektedir. Bu hizmetler çoğunlukla büyük veri ve bulut işlemleri sayesinde yetkinleştirilmektedir ve bu nedenle büyük veriye sahip olmayan ve işleyemeyen işletmelerin gelecekte tedarik zincirleri içinde düşük katma değer üreten şekilde konumlanması kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla, gelecekte (ve hatta daha şimdiden) rekabetçiliğin kilitlerinden birisi de, büyük verinin hangi ülkelerde depolanacağı ile ilgili olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada blok zincir (blockchain) teknolojilerinden bahsetmek de faydalı olacaktır. Bu teknolojinin (aslında sistemin) nasıl çalıştığına yakından bakıldığında, verinin tek bir yerde depolanmadığı, farklı pek çok lokasyonda dağınık bir şekilde depolandığı, bu nedenle ulus devletler de dahil etmek üzere herhangi bir gücün bu veriye müdahale etme imkanının olmadığı, bu nedenle de blok zincirin bir sonraki küresel para birimi ile bu para birimi üzerinden yapılacak her tür işlemin güvenliği açısından en iyi teknoloji olduğu belirtilmektedir. Konu hakkında teknik bilgi verenler %51 kuralından bahsetmektedirler. Bu kişiler blok zincir teknolojisinin kesinlikle güvenli olduğunu, çünkü veriye belirli bir veri depolama merkezinde müdahale edilse bile, bütün veri depolama merkezlerinde müdahale etmenin %51 kuralı nedeniyle mümkün olamayacağını öne sürmektedirler. Diğer bir değişle, bir veri hakkında anlaşmazlık ve kuşku olması halinde, dünyaya tekrar edecek şekilde dağıtılmış verilerin %51’i hangi değeri veriyorsa, o değer doğru kabul edecektir. Dolayısıyla, blockchain teknolojisine teknik açıdan yaklaşanlar, sistemde kayıtlı belirli bir verinin en az %51’ini değiştirmenin pratikte mümkün olmaması nedeniyle, blokchain kapsamında depolanan ve işlenen verilerin kesinlikle güvenilir olacağını ısrarla ve büyük bir özgüvenle belirtmektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kişilere 1956 Süveyş Kanalı krizini hatırlatmak faydalı olacaktır. Soğuk Savaşın en yoğun ve tehlikeli olduğu bu dönemde, İngiltere ve Fransa Süveyş Kanalı’nın kontrolü için harekete geçmişler ve SSCB ile ABD’nin ortak hareket etmesi ile durdurulabilmişlerdi. Devletler zannedildiğinden daha fazla ortak hareket etmeye meyilli olabilirler. Daha net bir ifadeyle, büyük güçler çatışma içinde olabilirler, ama kendi belirledikleri çerçeve ve yapı içinde çatışma içinde olurlar. İşte bu iki nedenden, veri lokalizasyonu küresel siyasi bir konudur. Ayrıca, veri depolama ve işleme maliyetli bir işlemdir ve tek tek her ulus devletin bunu yapmasını beklemek anlamlı değildir. Bu nedenle ‘depositör devletler’ üzerinden bu konunun çözüme kavuşturulması en iyi çözüm olacaktır. Sonuç olarak, veri depolama ile küresel güç dengesi kavramlarını birbirinden ayırmak kulağa hoş gelse de, uygulamada anlamlı değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın tek kutuplu dünyadan çıkarak, çok kutuplu veya daha iyi bir ifadeyle entegrasyonların entegrasyonuna doğru ilerledikçe, veri lokalizasyonu sorununun da bu yeni fiili duruma göre çözülmesi gerekmektedir. Fiili durumun kurumsallaşması için de öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapmak gerekecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin her türlü dijitalleşme ile ilgili görüşmelerde, öncelikle BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması şartını öne sürmesi yönünde bir politika benimsenmesi faydalı olacaktır. Türkiye zaten uzun yıllardır bu konuyu gündemde tutmaktadır, ancak bu haklı talebin normlara dayanan argümanlar yerine rekabetçilik ve parasal konulara dayanan veri lokalizasyonu gibi bir itici güç tarafından da desteklenmesi, konunun daha hızlı ve adil bir şekilde sonuçlanmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye tarihi ve kültürel nedenlerle pek çok devletin güvenini sağlayabilecek bir konumda olduğu için, depositör ülke olarak hem rekabetçilik hem de yumuşak güç inşası açısından önemli avantajlar sağlayabilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bölgesel ve İkili Ticaret Anlaşmalarındaki Dijital Ticaret Hükümleri<a href="#_ftn20" id="_ftnref20"><sup><strong><sup>[20]</sup></strong></sup></a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölgesel ve ikili ticaret anlaşmalarındaki (BİTA) elektronik iletimlere gümrük vergisi uygulanmamasıyla ilgili mevcut hükümlerin &#8211; NICDET hükümleri (non-imposition of customs duties on electronic transmissions) incelenmesinden Moratoryumun olası potansiyel kapsamı ve elektronik iletimlerin tanımı hakkında daha fazla fikir sahibi olmak mümkün olabilir. Bu hükümler konusunda OECD tarafından hazırlanan ve Haziran 2023 tarihinde yayımlanan bir çalışmada şu hususlar belirtilmektedir<a href="#_ftn21" id="_ftnref21"><sup>[21]</sup></a>:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>BİTA’lardaki mevcut dijital ticaret bölümlerin neredeyse tamamı (%95&#8217;i &#8211; toplam 102 ülke) bir NICDET hükmü içermektedir. 33 gelişmekte olan ülkeyi içeren bu taahhütlerin %85&#8217;i, Moratoryum sona erince de yürürlükte kalacaktır.</li>



<li>Bu anlaşmalarda, Moratoryumun (ayrımcılık yapmayacak şekilde) iç vergilendirmeye uygulanmadığı ve gümrük vergileri konusunda dar taahhütler içerdiği konusunda yaygın bir anlayış vardır (GATS veya diğer BİTA taahhütleri ve esneklikleri devam etmektedir).</li>



<li>Moratoryumun potansiyel mali etkilerine ilişkin tahminler, &#8216;dijitalleştirilebilir mallar&#8217; ticaretinin dijital eşdeğerleriyle değiştirilmesi de dahil olmak üzere potansiyel gümrük geliri kayıplarının küçük olacağını ve KDV ve GST (GST: satın alımda ödenen vergiler, goods and services tax on purchases) geliriyle telafi edilebileceğini göstermektedir. Ancak, özellikle daha düşük gelişmişlik seviyelerinde olan birçok ülke için &#8216;dijitalleştirilebilir mallar&#8217; ithalatı artmış, tarife geliri üretmeye devam etmektedir.</li>



<li>Moratoryumun sona ermesi durumunda gümrük vergisine tabi olacak eşyanın, dijitalleştirilebilir mal ithalatına oranının ortalamada %67 civarında olacağı düşünülmektedir (ülkelerin gelir seviyeleri bakımından farklılıklar olabilir).</li>



<li>Moratoryum kaldırılsa bile, BİTA’lardaki NICDET hükümleri ve gümrük değerleme uygulamaları dahil olmak üzere mevcut taahhüt ve uygulamalar kapsamında, ülkelerin dijitalleştirilebilir mallar ve elektronik iletimler üzerinde tarife koyma durumu devam edecektir.</li>



<li>Moratoryumun toplam genel gelir etkisi küçüktür. Moratoryuma atfedilebilecek potansiyel kaybedilen gümrük geliri dünyada toplam 1,3 milyar ABD doları civarındadır. Bu, toplam gümrük gelirinin ortalama %0,68&#8217;ini veya genel kamu gelirinin yaklaşık %0,1&#8217;ini temsil etmektedir.</li>



<li>Verisi bulunan 106 ülkeden 77&#8217;si için, potansiyel kaybedilen gelir, &#8216;dijital olarak doğan&#8217; hizmet ithalatlarından elde edilen KDV/GST&#8217;den gelen artan gelirle tamamen telafi edilebilecektir.</li>



<li>BİTA’larda elektronik iletimlerin tanımı etrafındaki esneklik, ilk etapta Moratoryumun benimsenmesini sağlamada önemli bir rol oynamıştır. Bu esneklik, elektronik iletimlerin mal olarak mı yoksa hizmet olarak mı ele alınması gerektiği gibi bir dizi zor soruyu da önlemiştir; bu konu günümüzde de tartışmalıdır. İronik şekilde bu durum, dijital ticaretin gelişmesini sağlayan istikrarlı ve gümrüksüz bir ortamı korumuş olmasına rağmen, Moratoryumun hangi dereceye kadar uygulandığı konusunda da belirsizliklere neden olmuştur</li>



<li>NICDET hükümleri, elektronik iletimlerde gümrük vergisi uygulanmamasını her zaman teyit ederken, birçok farklı biçim almaktadır. Bazıları açıkça &#8216;dijital ürünlere&#8217;, diğerleri ise hizmetlere atıfta bulunmaktadır. Bazıları DTÖ taahhütlerini aktarırken, diğerleri hükme neyin dahil edilebileceği veya hariç tutulabileceği konusunda daha fazla netlik sağlamaktadır (örneğin, iç vergilendirme).<a href="#_ftn22" id="_ftnref22"><sup>[22]</sup></a></li>



<li>Anlaşmaların çoğunluğu (100&#8217;den 88&#8217;i) NICDET hükümlerini DTÖ E-ticaret Çalışma Programı&#8217;nın sonucuna bağlamamaktadır. Söz konusu hükümleri açıkça DTÖ e-ticaret çalışma Programı&#8217;na bağlama durumu yalnızca 12 anlaşma için geçerlidir. <a href="#_ftn23" id="_ftnref23"><sup>[23]</sup></a></li>



<li>Dahili vergilendirmenin NICDET hükümlerinin kapsamı dışında olduğu kabul edilmektedir.<a href="#_ftn24" id="_ftnref24"><sup>[24]</sup></a></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="604" height="323" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim4.png" alt="" class="wp-image-7664" style="width:840px;height:auto" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim4.png 604w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/Resim4-300x160.png 300w" sizes="(max-width: 604px) 100vw, 604px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 15</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkate alınması gereken bir diğer önemli unsur ise Moratoryumun sağladığı istikrardır. Dijital işlemlerin farklı ülkeler tarafından nasıl sınıflandırılırsa sınıflandırılsın tarife uygulanmayacağına dair garanti, olası ticaret politikası sorunlarını pandora kutusu içinde tutmaya yardımcı olmuştur. Bu şekilde bakıldığında, ironik bir şekilde, elektronik iletim kavramının üzerinde anlaşılmış bir tanımının olmaması, hem sorunlar hem de fırsatlar yaratmaktadır. Diğer bir deyişle, bir yandan kesin kapsamı hakkında sorunlar ortaya çıkarırken, diğer yandan çeşitli görüşlerin bir arada var olmasını sağlamaktadır.<a href="#_ftn25" id="_ftnref25"><sup>[25]</sup></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak elbette ki, bu durumun daha ne kadar sürdürülebileceği konusunda ciddi soru işaretleri de bulunmaktadır. Türkiye kendini,&nbsp; uzun mesafe kara taşımacılığının Afro-Avrasya’da güçlenmesi durumunda, dijitalleşme konusundaki gelişmelere daha fazla kayıtsız kalamayacak bir durumda bulabilir ve bulacaktır da. Bu nedenle, şimdiden fikirsel ön hazırlık çalışmaları yapmak önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ülkemizde Genel Durum</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde elektronik ticaretin yapılmasına ilişkin kurallar, 23.10.2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun ve 26.8.2015 tarihli ve 29457 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. E- ticaret yapan firmaların&nbsp; kayıt altına alınması, elektronik verilerinin toplanması ve denetlenmesi amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından 11.08.2017 tarihli Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi ve Bildirim Yükümlülükleri Hakkında Tebliğ hazırlanmış ve yürürlüğe konmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E-ticarette bulunacak firmalar e-devlet üzerinden ETBİS’e kayıt edilir, e-ticaret ortamında sunduğu hizmetlerin türünü, ödeme yöntemlerini, ödeme ve elektronik para kuruluşlarından alınan hizmetlere ilişkin bilgileri, kişisel verilerin ve müşteri bilgilerinin tutulduğu veri tabanlarının bulunduğu ülke ve adres bilgileri,&nbsp; internet üzerinden yapılan sözleşme ve verilen siparişlere ilişkin Bakanlıkça detayları belirlenen ve anonim hale getirilmiş istatistiki bilgileri aylık dönemler halinde bildirir. Bir aya ait bilgiler, takip eden ayın son günü saat 24:00’e kadar iletilir. Hizmet sağlayıcıların sanal pos bilgileri Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi üzerinden sistem aracılığıyla teyit edilir. E-ticaret üzerinden sağlanan hizmete ilişkin gümrük vergisinin tahsil edilmesinin gündeme gelmesi halinde, hizmet sağlayıcıları tarifeler üzerinden ödedikleri vergileri, Bakanlıkça belirlenen şekilde gümrük idarelerine beyanda bulunacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek kişiler tarafından yapılacak beyanlar, kendileri veya yetkili temsilcileri, tüzel kişiler tarafından yapılacak beyanlar ise yetkili temsilcileri, gümrük müşavirleri tarafından e-Devlet kapısı üzerinden ETBİS’e yapılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SONUÇ ve ÖNERİLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dijital ticareti sadece A ve B kişileri (bunlar gerçek veya tüzel kişiler de olabilir) arasındaki alım satım işlemi olarak tanımlamak yanlış olacaktır. Coase’ın işlem maliyetleri (transaction costs) kavramından etkilenen ticaret maliyetleri (trade costs) kavramı, müzakere ve anlaşmazlıkların halli gibi aşama ve süreçleri kapsayarak, dijital ticarete daha geniş bir bakış açısı getirmektedir. Bu maliyetlerin azaltılmasının, ürün maliyeti azaltılmasa bile, ticareti artırıcı etkisi göz önüne alındığında, bu gelişmelerin de liberalizyona eşdeğer sonuçlar üretebileceği söylenebilir. Benzer şekilde, gümrüklerde beklemenin azaltılması sadece firma maliyetlerini değil, firmaların karşı karşıya kalabilecekleri belirsizlikleri de azaltacağı için, gene liberalizayona eşdeğer bir etki göstereceği düşünülebilir. Dolayısıyla, Türkiye’nin daha geniş bir ufuktan bakarak, gümrük vergileri vb. alanlarda liberalizasyon yerine işlem maliyetlerinin veya ticaret maliyetlerinin azaltılması yönünde çaba göstermesi yerinde olacaktır. Türkiye’nin uluslararası ticarete bu yaklaşımındaki değişim, dış politikanın da güçlü sürükleyici güçlerinden birisi olacaktır. Elektrik akımın en az dirençle karşılaştığı yoldan akması gibi, ticaret de en az engelle karşılaştığı yolu kullanma eğilimindedir. Bu nedenle, dijital ticaret konusunda Türkiye “ehemi mühime” tercih ederek, gerçekleşmesi en yüksek küresel senaryoya göre ticaret politikası üretmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı, Türkiye ikiz dönüşüm olarak tanımlanan küresel yapısal dönüşümün yeşil kısmından daha çok dijital kısmına yoğunlaşmalıdır. Çünkü bu konuda pek çok doğal avantajı bulunmaktadır<a href="#_ftn26" id="_ftnref26"><sup>[26]</sup></a><sup>, <a href="#_ftn27" id="_ftnref27"><sup>[27]</sup></a></sup>. Dolayısıyla, her türlü dijitalleşme ile ilgili görüşmede Türkiye, lütfen tabirimizi bağışlayın, “etten önce tencerede olmalı”, gelişmelerin kendi grand strateji hedeflerinden uzaklaşmaması yönünde çaba göstermeli ve görüşmelerde ittifak tesisi yoluna gitme yönünde çaba göstermelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Türkiye, Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ticaret hatlarının tam merkezinde bir ülke olmanın olası faydalarını hayata geçirebilmek için, dijitalleşmede küresel standardizasyonu desteklemelidir.</em> Bu nedenle, Dünya Bankası dokümanlarında belirtildiği gibi sadece ortaya çıkmakta olan dijitalleşme ile ilgili AB mevzuatı ve standartlarını değil, tüm Afro-Avrasya’da harmonize edilmiş mevzuat ve standartların uygulanması yönünde çaba göstermelidir. Bunun için de Dünya Ticaret Örgütü gibi platformlardaki gelişmeleri çok yakından takip etmeli ve dışında kalmamalıdır. Bu nedenle, DTÖ platformunda Temmuz 2024 yayınlanan belgeyi, bu yazıda belirtilen ve aşağıda tekrarlanan şartlar dahilinde kabul edeceğini beyan etmeli ve bu şartları da güçlü bir şekilde vurgulamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moratoryumdaki ‘elektronik iletim’ kavramının kapsamı konusunda net bir uzlaşı olmasa da, Moratoryum kapsamında vazgeçilen vergilerin küresel toplamının düşük olduğu belirtilmektedir. Ancak, sürücüsüz araçlar gibi yeni ürün ve hizmetlerin hayatımıza gittikçe daha fazla girmesiyle, bu oranın artmasının olasılık dahilinde olduğu düşünülebilir. Dolayısıyla, Türkiye Moratoryum konusunda ‘geçmiş geleceği yansıtmaz’ düşüncesiyle hareket etmelidir. Ayrıca, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nda hub (merkez) olma olasılığı hem dijital hizmet sunucu olma hem de olası menşe kümülasyonu anlaşmaları kapsamında küresel tedarik zincirlerine daha güçlü entegre olma olasılıkları nedeniyle, Moratoryumun etkisinin kendi ekonomisi ve etki alanında yüksek olabileceğini de dikkate almalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moratoryumun genel olarak kabul edilmesinin etkisinin sadece dijital teslimatlar ile sınırlı olacağını düşünmek hatalı olabilir. Uluslararası hukuk yapımı teknikleri açısından, belirli bir alanda uygulanan hükümlerin, eğer daha önce belirlenen hükümler ve açıkça karşı çıkılacak nedenler de yoksa benzer alanlarda da uygulanması yönünde bir teamül bulunmaktadır. Fiziksel ürünlerde dijital girdinin artması yönündeki eğilimin nasıl yorumlanacağı konusunda henüz bir anlaşmaya varılmış değildir. Temmuz 2024 sayılı DTÖ platformunda sunulan belgenin 11.3 maddesinin kabul edilmesi durumunda, bu durum fiziksel ürünlerin dijital içerikleri konusunda da gündeme gelebilir. Dijitalleşen dünyada fiziksel ürünlerin de dijital kısımları bulunmasının gittikçe sıklıkla rastlanabilecek bir durum olabileceği (cep telefonları veya otonom arabalar gibi) ve fiziksel ürünlerin dijital faydalarının önemli bir rekabet unsuru hale gelmekte olduğu dikkate alındığında, dijital teslimatta uygulanmayan gümrük vergisi konusunun, fiziksel ürünleri de henüz netlik kazanmayan bir şekilde etkilemesinin olasılık dahilinde olabileceği düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası hizmet ticaretini gümrüklerde vergilendirmek çok zordur ve anlamlı da değildir. Bunun yerine daha küresel ve çalışabilir çözümlerin üretilmesi yönünde görüş oluşturmak faydalı olabilir. Bu yazıda, DTÖ platformunda sunulan Temmuz 2024 tarihli teklifin 11.3 maddesinde yer alan Moratoryumun kalıcı hale getirilmesi ile ilgili maddesi ile OECD gibi kurumlar bünyesinde halihazırda çalışılmakta olan ‘Küresel Minimum Kurumlar Vergisi’ arasında bir bağlantı kurulması teklif edilmiştir. Bu maddenin uluslararası hukukun bir parçası olabilmesini sağlayacak adil bir çözümün, bahse konu küresel kurumlar vergisinden elde edilecek gelirin bir kısmının denize erişimi olmayan ülkelerin (land-locked countries) bağlantısallık ve dijitalleşme konularında yapacakları harcamaların finansmanında kullanılması durumunda gerçekleşebileceği yönünde çeşitli platformlarda görüş bildirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, Temmuz 2024 tarihli belgenin Yerli Halklar ile ilgili 26 maddesi kapsamında ise, Türkiye’nin gerçekte bu konuda herhangi bir sorunu olmadığı vurgulanarak, bu maddenin Türkiye’nin ticari diploması alanında araç kitini güçlendirmesini sağlayabileceği belirtilmiştir. Benzer şekilde, veri lokalizasyonu konusunda da, depozitör ülke kavramının en iyi sonucu üretebileceği, ancak, bu konuda uluslararası hukuk yapım sürecinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi reformu yapıldıktan sonra tamamlanmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, bu yazıda Türk dış ticaret politikasına (genel olarak Türk dış politikasına) işlem maliyetleri ve ticaret devleti olma hedeflerinin daha fazla entegre edilmesinin ve hatta bu politikaların bu iki kavram kapsamında yeniden tasarlanmasının, sadece yurtta sulh için değil, dünyada da sulh için gerekli olacağı vurgulanmıştır. Uzun mesafe taşımacılık hatlarının oluşturulması, inşası, işletilmesi ve kontrolü önemli bir güç çarpanıdır ve Türkiye bu güç çarpanının barışçıl amaçlarla kullanacak bir ülkedir. Dünya Bankası ve OECD raporlarında da belirtildiği üzere, sorun sadece bu hatların yapımı değildir, esas mesele bu hatların ölçek ekonomisinde işletilmesidir. Elektrik akımın en az dirençli yolu seçmesi gibi, uluslararası ticaret ve küresel değer zincirleri de en az işlem maliyetlerini üreten yolu seçme eğilimindedir. Dolayısıyla, Afro-Avrasya’da karasal uzun mesafe ticarette Coase’ın temelini attığı şekilde işlem maliyetlerini azaltmak, Türk dış politikasının ana hedeflerinden birisi olmalıdır. Bunun için de Türkiye kendini dış ilişkilerinde ağ kurucu ve sürdürücü bir ticaret devleti olarak görmelidir. Jeopolitik konumuna ek olarak, Afro-Avrasya’da sahip olduğu tarihi ve kültürel bağlar ile tarih boyunca sergilediği ciddi, kararlı ve sözünü her zaman yerine getiren devlet geleneği bu yolda her aşamada Türkiye’ye eşlik edecektir. Dijital ticaret konusundaki gelişmeler de, zamana ek olarak, Türkiye’nin en güvenilir dostlarından birisi olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YARARLANILAN KAYNAKLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“3D printing market size worldwide from 2013 to 2021’, statista,&nbsp; <a href="https://www.statista.com/statistics/796237/worldwide-forecast-growth-3d-printing-market">https://www.statista.com/statistics/796237/worldwide-forecast-growth-3d-printing-market</a> (03.09.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Üzer, Nurhan Verda Ecim, ‘Orta Koridor, Bağalntısallık, Dönüşen Küresel Konnektum ve Gümrük Birliği’nin Modenizasyonu’, Ticarette Uzman Bakış Dergisi, Haziran 2024, <a href="https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/">https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, ‘Understanding The Potential Scope, Definition and Impact of The DTÖ E-Commerce Moratorium’, OECD Trade Policy Paper, Ekim 2023, No: 275, s 4 (17.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.oecd.org/content/dam/oecd/en/publications/reports/2023/10/understanding-the-potential-scope-definition-and-impact-of-the-wto-e-commerce-moratorium_1a15ea94/59ceace9-en.pdf">https://www.oecd.org/content/dam/oecd/en/publications/reports/2023/10/understanding-the-potential-scope-definition-and-impact-of-the-wto-e-commerce-moratorium_1a15ea94/59ceace9-en.pdf</a> (17.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Andrenelli, A. and J. López González (2019-11-13), “Electronic transmissions and international trade &#8211; shedding new light on the moratorium debate”, OECD Trade Policy Papers, No. 233, OECD Publishing, Paris. <a href="http://dx.doi.org/10.1787/57b50a4b-en">http://dx.doi.org/10.1787/57b50a4b-en</a> (17.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cheng, Wallace; Brandi, Clara ‘<a href="https://www.econstor.eu/bitstream/10419/199841/1/die-bp-2019-06.pdf">Governing digital trade – a new role for the WTO</a>’, Econstor, Briefing Paper No. 6/2019, <a href="https://www.econstor.eu/handle/10419/199841">https://www.econstor.eu/handle/10419/199841</a> (17.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Declaration on Global Electronic Commerce Adopted on 20 May 1998’, DTÖ, WT/MIN(98)/DEC/2 25.05.1998, WT/MIN(98)/DEC/2, <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True</a> (17.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Dijital Trade for Development’, IMF, Dünya Bankası, BM, DTÖ Ortak Yayını, 2023, <a href="https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf</a>&nbsp; (17.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Digitalization in Customs’, Lojistik Bilimi, 31.10.2021, <a href="https://lojistikbilimi.com/digitalization-in-customs/?ysclid=m2nk1sa7q1148894657">https://lojistikbilimi.com/digitalization-in-customs/?ysclid=m2nk1sa7q1148894657</a> (24.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evdokia Moïsé, Florian Le Bris, ‘Trade Costs – What We Have Learned?’, OECD Trade Policiy Paper, No 150, 2013,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/5k47x2hjfn48-en.pdf?expires=1731154047&amp;id=id&amp;accname=guest&amp;checksum=A144B110DC55B1B4E4609ABF0809BE3E">https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/5k47x2hjfn48-en.pdf?expires=1731154047&amp;id=id&amp;accname=guest&amp;checksum=A144B110DC55B1B4E4609ABF0809BE3E</a>&nbsp; (24.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Global Minumum Tax, OECD, <a href="https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html">https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html</a> (27.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://ecipe.org/person/hosuk-lee-makiyama/">Hosuk Lee-Makiyama</a>, <a href="https://ecipe.org/person/badri-narayanan-gopalakrishnan/">Badri Narayanan Gopalakrishnan</a>, ‘The Economic Losses from Ending the WTO Moratorium on Electronic Transmissions’, ECIPE European Centre for International Political Economy, Ağustos 2019, <a href="https://ecipe.org/publications/moratorium">https://ecipe.org/publications/moratorium</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Joint Statement Initıative on Electronic Commerce’, 26 July 2024, INF/ECOM/87, <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/INF/ECOM/87.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/INF/ECOM/87.pdf&amp;Open=True</a>&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mira Burri, Thomas Cottier, ‘Trade Governance in the Digital Age’, World Trade Forum, Cambridge University Forum, 2012, New York, ABD</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Music streaming revenue worldwide from 2005 to 2023’, statista, <a href="https://www.statista.com/statistics/587216/music-streaming-revenue/">https://www.statista.com/statistics/587216/music-streaming-revenue/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">R.H. Coase, The Nature of the Firm, Economica, Kasım 1937, s. 390, <a href="https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1468-0335.1937.tb00002.x">https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1468-0335.1937.tb00002.x</a>&nbsp;&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rashmi Banga, ‘Should digitally delivered products be exempted from customs duties?’, 16 Temmuz 2020, UNCTAD, <a href="https://unctad.org/news/should-digitally-delivered-products-be-exempted-customs-duties">https://unctad.org/news/should-digitally-delivered-products-be-exempted-customs-duties</a>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rashmi Banga, ‘Growing Trade in Electronic Transmissions: Implications fort he Sounth’, UNCTAD Research Paper No: 29, Şubat 2019, <a href="https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf</a>&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Realising the Potential of the Middle Corridor’, OECD (2023, OECD Publishing, Paris, <a href="https://www.oecd-ilibrary.org/trade/realising-the-potential-of-the-middle-corridor_635ad854-en">https://www.oecd-ilibrary.org/trade/realising-the-potential-of-the-middle-corridor_635ad854-en</a>&nbsp; (27.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Report on Turkic Economies: Digital Trade and Investment 2023’, Turkic Network of Official Economic Policy Centers (ERCNET)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Richard Baldwin, ‘The Great Convergence: Information Technology and the New Globalization’, Harvard Iniversity Press, İngiltere, 2016</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Secretariat hold negotiations on the draft “Digital Economy Partnership Agreement between the Members of the Organization of Turkic States’, Türk Devletleri Teşkilatı, 25.06.2024, </p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.turkicstates.org/en/haberler/secretariat-hold-negotiations-on-the-draft-digital-economy-partnership-agreement-between-the-members-of-the-organization-of-turkic-states_3342">https://www.turkicstates.org/en/haberler/secretariat-hold-negotiations-on-the-draft-digital-economy-partnership-agreement-between-the-members-of-the-organization-of-turkic-states_3342</a>, (son erişim 16.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna ile Serbest Ticaret Anlaşması, 4 Ekim 2024 sayılı ve 32682 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241004M1-1.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241004M1-1.pdf</a> (son erişim 16.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/FE_Search/FE_S_S009-DP.aspx?CatalogueIdList=4814,34856,20308&amp;CurrentCatalogueIdIndex=1">https://docs.DTÖ.org/dol2fe/Pages/FE_Search/FE_S_S009-DP.aspx?CatalogueIdList=4814,34856,20308&amp;CurrentCatalogueIdIndex=1</a>&nbsp; (son erişim 16.09.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.wto.org/english/tratop_e/ecom_e/ecom_e.htm">https://www.DTÖ.org/english/tratop_e/ecom_e/ecom_e.htm</a> (son erişim 16.10.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://globaldataalliance.org">https://globaldataalliance.org</a>&nbsp; (son erişim 05.11.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.citizen.org/article/fact-sheet-wto-moratorium-on-customs-duties-on-electronic-transmissions/">https://www.citizen.org/article/fact-sheet-wto-moratorium-on-customs-duties-on-electronic-transmissions/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtsr_2023_e.htm">https://www.wto.org/english/res_e/publications_e/wtsr_2023_e.htm</a> (son erişim 10.11.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://cjil.uchicago.edu/print-archive/role-digital-products-under-DT%C3%96-new-framework-gatt-and-gats-classification">https://cjil.uchicago.edu/print-archive/role-digital-products-under-DTÖ-new-framework-gatt-and-gats-classification</a> (son erişim 10.11.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://digital-downloads.com/best-selling-digital-products">https://digital-downloads.com/best-selling-digital-products</a> &nbsp;(son erişim 10.11.2024)</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Ticaret Başmüfettişi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Ticaret Uzmanı</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Ticareti Kolaylaştırma Anlaşması aslında 21 Yüzyılda ortaya çıkmakta olan yapıyla oldukça uyumludur, ancak örnek olarak, tarım konusundaki görüşmeler 21. Yüzyıl ruhuyla artık uyumlu değildir</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Bu konuyla ilgili yazarlar daha önce gene Ticarette Uzman Görüş Dergisi’nde bir makale yayımlamıştı. Bkz: <a href="https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/">https://tiud.org.tr/tag/gumruk-birligi-modernizasyonu/</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Ticaret maliyetleri hakkında daha fazla bilgi için bkz: Evdokia Moïsé, Florian Le BrisTrade Costs – What We Have Learned?, OECD Trade Policiy Paper, No 150, 2013</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> The Nature of the Firm, R.H. Coase, Economica, Kasım 1937, s. 390</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Coase, age, s. 392</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Coase, age, s. 395</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Coase, age, s. 397</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> OECD (2023), Realising the Potential of the Middle Corridor</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> OECD (2023), age, s 12</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Güvercin donunda Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş Veli’den yüzyıllar sonra, ticaret devleti olarak bilgi taşıyan güvercin donunda dijital geri dönüş.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> https://unctad.org/system/files/official-document/ser-rp-2019d1_en.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14"><sup>[14]</sup></a> “Küresel elektronik ticaretin büyüdüğünü ve ticaret için yeni fırsatlar yarattığını kabul ederek,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunları beyan ederiz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Konsey, özel oturumdaki bir sonraki toplantısında, Üyeler tarafından belirlenen konular da dahil olmak üzere küresel elektronik ticaretle ilgili tüm ticaretle ilgili konuları incelemek üzere kapsamlı bir çalışma programı oluşturacaktır. Çalışma programı, ilgili Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) organlarını içerecek, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik, finansal ve kalkınma ihtiyaçlarını dikkate alacak ve diğer uluslararası forumlarda da çalışmaların yürütüldüğünü kabul edecektir. Genel Konsey, çalışma programının ilerlemesi ve üçüncü oturumumuzda sunulacak eylem önerileri hakkında bir rapor hazırlamalıdır. Çalışma programının sonucuna veya Üyelerin DTÖ Anlaşmaları kapsamındaki hak ve yükümlülüklerine halel gelmeksizin, <strong><u>Üyelerin elektronik iletimlere gümrük vergisi koymama konusundaki mevcut uygulamalarını sürdüreceklerini de beyan ederiz</u></strong>. Genel Konsey, üçüncü oturumumuza rapor verirken bu beyanı inceleyecek ve bu beyanın uzatılması, çalışma programının ilerlemesi dikkate alınarak konsensüsle kararlaştırılacaktır.” 25.05.1998, WT/MIN(98)/DEC/2, <a href="https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True">https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=Q:/WT/MIN98/DEC2.pdf&amp;Open=True</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15"><sup>[15]</sup></a> <a href="https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html">https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://medium.com/@digitaldrive360/understanding-the-concept-of-e-commerce-an-overview-of-its-varied-types-f208b31f2138">https://medium.com/@digitaldrive360/understanding-the-concept-of-e-commerce-an-overview-of-its-varied-types-f208b31f2138</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf">https://unctad.org/system/files/official-document/dtd2023_e.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16"><sup>[16]</sup></a> <a href="https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html">https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html">https://www.oecd.org/en/topics/digital-trade.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17" id="_ftn17"><sup>[17]</sup></a> <a href="https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html">https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax.html</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18" id="_ftn18"><sup>[18]</sup></a> Sözkonusu dip not: “Yurt içinde devam eden istişareler ve değerlendirmeler nedeniyle, bu bildiri Brezilya, Kolombiya, El Salvador, Guatemala, Endonezya, Paraguay, Tayvan Ayrı Gümrük Bölgesi, Penghu, Kinmen ve Matsu, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri hariç olmak üzere Ortak Beyan Girişimi katılımcıları adına dağıtılmaktadır.” 26 July 2024, INF/ECOM/87, sayfa 1</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19" id="_ftn19"><sup>[19]</sup></a> “Madde 26: Yerli Halklar</p>



<p class="wp-block-paragraph">26.1 Bu tür önlemlerin, diğer Tarafın kişilerine karşı keyfi veya haksız ayrımcılık aracı olarak veya elektronik yollarla ticarete yönelik gizli bir kısıtlama olarak kullanılmaması kaydıyla, bu Anlaşmadaki hiçbir hüküm, bir Tarafın, bu Anlaşma kapsamındaki konularda, bu Yerli Halklarla olan yasal, anayasal veya antlaşma düzenlemeleri kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi de dahil olmak üzere, topraklarındaki Yerli Halklara daha elverişli muamele sağlamak için gerekli gördüğü önlemleri benimsemesini veya sürdürmesini engellemeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">26.2 Bir Tarafın, topraklarındaki Yerli Halklarla olan yasal, anayasal veya antlaşma düzenlemelerinin, bu tür düzenlemeler kapsamında doğan hak ve yükümlülüklerin niteliği de dahil olmak üzere yorumlanması, Madde 27 uyarınca uyuşmazlık çözümüne tabi olmayacaktır. Aksi takdirde, Madde 27 bu Madde için geçerli olacaktır”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20" id="_ftn20"><sup>[20]</sup></a> Bu konuda ülkemizin en güncel yaklaşımını takip etmek için 4 Ekim 2024 tarih ve 32682 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olan Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması’nın VI. Nolu ‘Elektronik Ticaret’ başlığının incelenmesi faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21" id="_ftn21"><sup>[21]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, ‘Understanding The Potential Scope, Definition and Impact of The DTÖ E-Commerce Moratorium’, OECD Trade Policy Paper, Ekim 2023, No: 275, s 4</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22" id="_ftn22"><sup>[22]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 9</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref23" id="_ftn23"><sup>[23]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 10</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref24" id="_ftn24"><sup>[24]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 11</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref25" id="_ftn25"><sup>[25]</sup></a> Andrea Andrenelli and Javier Lopez-Gonzalez, age, s 16</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26" id="_ftn26"><sup>[26]</sup></a> Yazarlar, dünyada yeşil dönüşümün hedeflendiği şekliyle gerçeklemesinin ancak, füzyon enerjisinin yaygın ve uygun fiyatla kullanabilmesi durumunda olabileceğini düşünmektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27" id="_ftn27"><sup>[27]</sup></a> Yeşil dönüşümün yeni endüstri politikalarının bir parçası olup olmayacağı konusunu dikkatle izlemek faydalı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orta Koridor, Bağlantısallık, Dönüşen Küresel Konnektum ve Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu</title>
		<link>https://tiud.org.tr/2024/06/28/orta-koridor-baglantisallik-donusen-kuresel-konnektum-ve-gumruk-birliginin-modernizasyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Üzer &#38; Nurhan Verda Ecim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2024 08:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticarette Uzman Görüş 65]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlantısallık]]></category>
		<category><![CDATA[Basitleştirilmiş Gümrük Hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük Birliği Modernizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Koridor]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tiud.org.tr/?p=7194</guid>

					<description><![CDATA[21. Yüzyılda çevresel konular ve dijitalleşmenin yanında bağlantısallık (connectivity) kavramı da öne çıkmaktadır. Bu yeni kavramlar bireylerden devletlere kadar her aktörün hayatını etkilemekte ve Türkiye’nin yakın ve uzak gelecekte çeşitli platformlarda yürüteceği müzakere stratejilerinde büyük değişikliklere neden olması beklenmektedir. Bu yazıda, dijitalleşme ve karasal uzun mesafe taşımacılık kavramları kapsamında yeniden şekillenen bağlantısallık ve küresel konnektum  üzerinden, Türkiye’nin gelecekte hangi stratejik ve yapısal güç unsurlarını inşa edebileceği konusunda düşünce egzersizi yapılmaya çalışılmıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">21. Yüzyılda çevresel konular ve dijitalleşmenin yanında bağlantısallık (connectivity) kavramı da öne çıkmaktadır. Bu yeni kavramlar bireylerden devletlere kadar her aktörün hayatını etkilemekte ve Türkiye’nin yakın ve uzak gelecekte çeşitli platformlarda yürüteceği müzakere stratejilerinde büyük değişikliklere neden olması beklenmektedir. Bu yazıda, dijitalleşme ve karasal uzun mesafe taşımacılık kavramları kapsamında yeniden şekillenen bağlantısallık ve küresel konnektum<a href="#_ftn1" id="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a> üzerinden, Türkiye’nin gelecekte hangi stratejik ve yapısal güç unsurlarını inşa edebileceği konusunda düşünce egzersizi yapılmaya çalışılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anahtar kelimeler: </strong>Orta Koridor, Bağlantısallık, Gümrük Birliği Modernizasyonu, Kalkınma Yolu, Basitleştirilmiş Gümrük Hattı, Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>I &#8211; GİRİŞ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her on yılda bir Türkiye’nin etrafındaki ülkelerin bir grubunun ya kendisi, ya adı ya da rejimi değişmektedir. Bu kadar çalkantılı bir coğrafyada yer alan bir ülkenin vatandaşlarının bu çalkantılardan minumum düzeyde etkilenmesi ve on yıllardır dünya ortalaması ile karşılaştırıldığında makul düzeyde sağlık, eğitim, emeklilik ve diğer sosyal hizmet ve katkıların sağlanabiliyor olmasının arkasındaki temel nedenlerden birisi de, ülkemizin sahip olduğu sürdürülebilir ve kalıcı uluslararası anlaşma yapma becerisidir. Örnek olarak, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan Lozan hariç anlaşmaların hiç birisi günümüze ulaşamamıştır. Benzer şekilde, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce imzalanan Montrö Anlaşması da, Soğuk Savaş, tek kutuplu dünyanın zaman zaman ayarsız baskıları, Gürcistan ve Ukrayna Savaşı gibi jeopolitik sarsıntılara dayanmış ve halen de Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlamaya devam etmektedir. Benzer şekilde, Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması da (daha doğru bir ifadeyle 1/95 Ortaklık Konseyi Kararı), Kıbrıs meselesi başta olmak üzere pek çok sorun alanına rağmen devam etmekte ve her iki taraf da ilişkileri en azından geriletmeme konusunda irade sahibi olduğunu sıklıkla dile getirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamusal sır olarak iyi bilinen şu hususu en başta ifade etmemiz gerekir ki, küresel sistem çok büyük değişikliklere hazırlanmakta olup, Türkiye bu değişikliklerin istese de istemese de yine tam ortasında kalacaktır. &nbsp;Türkiye için bu değişiklikler tehlikeli değildir, esas tehlike, özellikle yüksek strateji (grand strategy) konusunda gerekli zihinsel ve stratejik tutum değişikliği konusunda çalışmalar yapmadan, ülkenin birdenbire kendisini fırtınanın ortasında bulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihi incelendiğinde, iyi tasarlanmış olan yüksek (grand) stratejimizin ülkemize şu veya bu şekilde sağlam bir barınak sağlamış olduğu görülecektir. Bu durumun da devam etmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüksek strateji ile askeri strateji arasındaki farka değinmek faydalı olacaktır. Ekonomik güç, askeri güç ve toplumsal uyum birbirini besleyen unsurlardır. Birindeki zayıflık, diğerlerinde ne kadar iyi olunursa olunsun sonunda bunların da zayıflamasına neden olacaktır. İşte bu üç gücün uyumlu bir şekilde kullanılmasına yüksek (grand) strateji adı verilmektedir. Ülkenin uluslararası konumu ve taraf olduğu uluslararası anlaşmaları, yüksek stratejinin ayrılmaz unsurlarıdır. Örnek olarak, Avrupa Birliği ile hayata geçirilen Gümrük Birliği Anlaşmasının, yapısında bazı sorunlar taşısa da, 28 yılın sonunda ekonomik kalkınma ve dönüşüm konusunda ülkeye ne kadar katkı sağladığı görülebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkelerin yüksek stratejileri ile küresel taşımacılık koridorları arasındaki bağlantıyı anlamak, 21. Yüzyılda tam olarak neyin değişmekte olduğunu anlama açısından önem arz etmektedir. Tarih, imparatorlukların yükselmesinin sadece kaynakların kontrolü ile değil, kaynakların taşındığı taşımacılık hatlarının da kontrolü veya en azından güvenli bir şekilde bu hatları kullanabilme kabiliyetine bağlı olduğunu göstermiştir. Daha net bir ifadeyle, güçlü ve sürdürülebilir bir altyapıya sahip olmayan imparatorlukların uzun süre devam etmesi mümkün bulunmamaktadır. Orta büyüklükte bir ada devleti olan İngiltere’nin dünya imparatorluğunun sırrı, donanması vasıtası ile okyanuslara hükmedebilmesiydi. 1970’lerden sonraki dönemde ABD dolarını küresel gücüne kavuşturan, petrol üreten ülkelerin ihracatlarının hatırı sayılı bir kısmını dolar ile yapmaya ikna etmesiydi ve bunda elbette donanmasının ve sigorta şirketlerinin küresel boyuttaki işbirliğinin büyük katkısı vardı. Osmanlı’nın son zamanlarına damga vurmuş ‘Doğu Sorunu’nun ‘sorun’ olmasının nedenlerinden birisi de, Spykman’ın ‘deniz otobanı dediği’, tarihçilerin ise İngilizlerin en kârlı İmparatorluk toprağı olarak tanımladığı Hindistan’a ulaşım yollarının en kritik noktasında olmasıydı. Dolayısıyla, sanayileşmenin sonucu olarak, uzun mesafe taşımacılık hatlarının kontrolü, küresel hegemonların ortaya çıkması ile doğrudan ilgilidir. Ayrıca, finansal sermayenin uzun mesafe taşımacılık hatlarını kontrol edebilen güçlere karşı güçlü bir sempatisi bulunmakta olup, bu sempati hegemonların hegemon konumunu korumaları için elzemdir. Tüm bunların anlatılmasının nedeni, Orta Koridor sadece uzunca bir tren yolu olmayacaktır, küresel konnektumun ve dolayısıyla güç yapısının yeniden şekillenmesine neden olabilecek bir insiyatiftir ve Türkiye yine kopmaya başlayan fırtınanın tam ortasındadır. Dış politika, en geniş anlatımıyla, diğer aktörlerin karar almalarında etkili olan faktörleri şekillendirebilme becerisidir. Orta Koridor &nbsp;da bu konuda Türkiye’ye önemli fırsatlar sunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda, tüm bu gelişmeler Bakanlığımız faaliyet alanı kapsamında değerlendirilmiştir. Orta Koridor’u uzunca bir tren hattından çıkararak bir çeşit medeniyet projesi haline getirebilmek mümkündür ve bu konuda Bakanlığımıza büyük görevler düşmektedir. Konuya ilişkin olarak Dünya Bankası tarafından hazırlanan Raporların, -bazı çekinceler koysak da-, uygulama düzeyinde iyi bir altyapı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Örnek olarak, Avrupa Birliği tarafından yoğun olarak üzerinde çalışılan gümrük reformu ile getirilecek yeniliklerin dikkate alınması, hattın işletilmesinde özel sektöre geniş bir alan açılması, yine hattın işletilmesi ile ilgili uluslarüstü bir yapının kurulması ve hatta kritik geçiş noktalarında ortak gümrük idarelerinin daha modernize edilmesi gibi tekliflerin, ülkemiz tarafından dikkate alınması faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Detaylarda kaybolmadan, şu hususun altını kalın bir şekilde çizmek istiyoruz. Son zamanlarda ‘koridor’ kelimesi uluslararası ilişkilerde sıklıkla gündeme gelmektedir. Şu sorunun net ve anlaşılır cevabının verilmesi, Orta Koridoru neden uzunca bir tren hattından bir çeşit medeniyet projesine dönüştürebileceğimizi de açıklayacaktır: Madem uluslararası taşımacılık hatları bu kadar önemliydi, neden koridor kavramı uluslararası ilişkiler literatüründe çok fazla yer bulamamıştır? Bunun ana nedeni uzun mesafe taşımacılığın yaklaşık % 80-90’ının denizler üzerinden yapılmakta olmasıdır. Açık denizlerde, en azından teorik olarak, koridora ihtiyaç bulunmamaktadır, serbest geçiş ilkesi yeterlidir. Çanakkale, İstanbul, Malakka gibi boğazlar ile Panama ve Süveyş gibi kanallar ise ‘darboğaz’ olarak, noktasal tanımlanmaktaydılar. Koridor kavramına en yakın olan kavram ise Spykman’ın deniz otobanı kavramı olmuştur, ki bu kavram uluslararası ilişkiler literatürüne Kenar Kuşak Teorisi olarak girmiştir. Ancak, Dünya Bankası’nın çalışmaları da göstermektedir ki, uzun mesafe taşımacılığı karalar, iç su yolları ile iç denizlere taşındıkça, koridor kavramı ortaya çıkmaya başlamıştır. Koridor kavramı ise, uluslararası ilişkilerde ve yüksek (grand) strateji tasarımlarında bir çeşit zihin devrimine işaret etmektedir. Güçlü bir donanma ve borçlu devletlerle ilişkisi olan finansal sistemin kontrolü, deniz taşımacılığının güvenliği konusunda gerekli geri besleme mekanizmalarını çalıştırmaya yeterliydi. Ancak karalarda ‘serbest geçiş’ bambaşka koşullar altında sağlanabilir, çünkü denizlerin önemli bir kısmının sahibi yok iken, karalarda bu durum bazı istisnalar haricinde geçerli değildir. Daha net bir ifadeyle, karalarda koridorların tam kapasite çalışabilmesi için barış ve uyum gereklidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, şunu iddia edebiliriz ki, Malakka Boğazı sorununa ek olarak Kültür Devrimi’nin olumsuz sonuçlarını yaşamış siyasi elitlerin çocuklarının yönettiği ve ılımlı derecede refah sözüyle ayakta kalabilen Çin Halk Partisinin; bitmez tükenmez jeopolitik sorunları ve yaşlanmakta olan nüfusu nedeniyle Rusya’nın; yüksek dağlar yoluyla Çin istilasından korunan ve büyük, yoksul ve iç gerginlikleri yüksek nüfusa sahip Hindistan’ın; denize çıkışı olmayan ama Avrasya uzun mesafe taşımacılık hatlarının tam ortasında olan Orta Asya ülkeleri ile Pakistan ve Afganistan’ın bu koridora (aslında ağ tanımı daha uygun olabilir ancak daha iyisi bulunana kadar bu kavramı tercih edeceğiz) ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak, Orta Asya’da Türkiye, Avrupa ve ABD çok uzak, Çin ve Rusya çok yakın ve silahlar çok tehlikelidir. İşte tam da bu yüzden Orta Koridor bir medeniyet projesidir, çünkü medeniyet zaman ve mekanın hızlandığı ve sıkıştığı durumlarda birarada yaşayabilme kabiliyeti anlamına gelmektedir. Ve Orta Koridor en geniş anlamıyla Avrasya’da tam olarak da bu kabiliyetin çarpanı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>II- YAKIN ZAMAN JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;24 Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı sadece bu ülkeleri değil, diğer dünya ülkelerini, küresel ekonomiyi ve finans piyasalarını derinden etkilemiş, halen de etkilemektedir. Avrupa Birliği Rusya’ya baskı ve yaptırımlar uygulamaya başlamış, Rusya’dan boru hatları dışında petrol ithalatını % 92 azaltmayı, ham ve rafine petrol ürünleri ithalatını 6 ile 8 ay arasında durdurmayı planlamıştır. ABD ve İngiltere Mart 2022 ayında Rusya’dan enerji ithalatının yasaklandığını ve ABD Rusya’ya destek olacak ülkeye de yaptırım uygulanacağını duyurmuştur. Avrupa Birliği elektrik üretiminin % 39’ unu fosil yakıtlardan sağlamaktadır. Çin ise başta kömür olmak üzere doğalgaz ve petrol gibi fosil enerji kaynaklarının üretimini ve arzını artırmayı sürdürmektedir. Savaş, gıda piyasalarını da etkilemiştir. Rusya-Ukrayna savaşının uzun bir zamana yayılacağı tahmin edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaş enerji, gıda ve finansmanda dışa bağımlılığın maliyetlerini ve alternatif enerji kaynaklarına sahip olmanın önemini yeniden gündeme getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">07 Ekim 2023’de başlayan İsrail-Filistin savaşı nedeniyle Yemen&#8217;deki Husilerin Kızıldeniz&#8217;de Babu&#8217;l Mendep Boğazı&#8217;nda İsrail ile bağlantılı ticari gemilere yönelik başlattığı saldırılar sonrası denizcilik şirketleri rotalarını Ümit Burnu&#8217;na çevirmiş, bu durum gemilerin sürelerinin 10 ila 14 güne uzamasına, maliyetlerin ve navlun fiyatlarının artmasına neden olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin&#8217;den Kazakistan ve kısmen Özbekistan, Türkmenistan, Hazar Denizi, Azerbaycan,&nbsp; Gürcistan&#8217;dan Türkiye’ye uzanan Orta Koridorun, buradan Avrupa’ya ulaşım sağlayacağı belirtilmektedir. Rusya- Ukrayna savaşı, uygulanan yaptırımlar ve Rusya üzerinden ulaşım rotasının engellenmesi, Kızıldeniz’in güvenli olmaması nedeniyle, Orta Koridor önemli hale gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Basra körfezinde inşaatı devam eden El Faw limanından başlayıp, Irak ve Türkiye üzerinden modern karayolları ve demiryolları ile Avrupa’ya 20-25 gün daha erken ulaşması hedeflenen ve orta koridor ile de birleşecek Kalkınma Yolunun 2029’da faaliyete geçmesi planlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişmelerin önemi ve potansiyel getirisi dikkate alınarak ülkemiz ile Türk Devletleri Teşkilatı Hükümetleri Arasında Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Kurulmasına İlişkin Anlaşma imzalanmış, Özbekistan ile e-permit uygulamasına başlanmış, Azerbaycan ile de başlatılması üzerine mutabık kalınmış, bu konuda sınır Gümrük Müdürlüklerinin bilgilendirilmesi sağlanmış, ülkemize/ülkemizden diğer ülkelere taşıma yapan yabancı plakalı taşıtlara ilişkin geçiş şartları, ilgili ülkeler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı U-Net otomasyon sistemine&nbsp; tanımlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>III- ORTA KORİDOR, ZENGEZUR KORİDORU, KALKINMA YOLU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a) Orta koridor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridor Çin&#8217;den başlayıp, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, buradan Hazar geçişi (Hazar Geçişinde kombine taşımacılık) kullanılarak Azerbaycan, Gürcistan ve ülkemiz üzerinden Avrupa&#8217;ya uzanan yol, yaklaşık 4.250 km demiryolu hattı ve yaklaşık 500 km denizyolundan oluşmaktadır. Rusya- Ukrayna savaşı, uygulanan yaptırımlar ve Rusya üzerinden ulaşım rotasının engellenmesi, Kalkınma Yolunun Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanacak olması, enerji arzı-talebi Orta Koridoru giderek daha önemli hale getirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridor, merkezi konumda bulunan ülkemize liman bağlantıları ile Asya, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesine yapılan ticaret hacminin artırılmasını da sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’dan Almanya’ya Baltık Denizi altından geçen ve Batı Avrupa’ya doğalgaz sağlayacak Kuzey Akım boru hatlarının dördünden üçü, sabotaj ile imha edildi. Savaş, Avrupa ülkelerinin alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi sonucunu doğurdu. Bu durum Azeri ve İran gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ileten hatları, Avrupa’nın enerji ithalatının artırılmasını gündeme getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye üzerinden Avrupa&#8217;ya transit geçmesi planlanan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Azerbaycan doğalgazı boru hattı projesi, Türkiye’nin jeopolitik önemine ve ekonomik gelirlerine çok ciddi katkılar sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b) Zengezur Koridoru, Nahçıvan-Kars Demir Yolu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zengezur Koridoru (Nahçıvan Koridoru), 2020 yılı Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ Savaşı&#8217;nın Azerbaycan tarafından kazanılmasından sonra, Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ateşkes antlaşmasının 9. maddesi gereğince Azerbaycan ile Azerbaycan’ın eksklav parçası olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında kara ve demiryolu ile bağlantıyı kuracak olan koridordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardan beri Azerbaycan ile Nahçıvan arasında İran toprakları üzerinden yapılan ulaşım, bundan sonra Ermenistan sınırı üzerinden her iki yönde engelsiz yapılacak, aynı zamanda Türk dünyasını birbirine bağlayacaktır. Azerbaycan ve Türk Devletlerine İran üzerinden daha zor, uzun ve masraflı yapılan ulaşım, Zengezur üzerinden daha kısa, kolay ve az masraflı olacaktır. Bu durum, sadece Türkiye ve Azerbaycan’ın değil, Rusya, İran, tüm Türk Dünyası&#8217;nın ticari, lojistik ve siyasi bağları da güçlendirecek, aynı zamanda Orta Asya ve Avrupa arasında Türkiye üzerinden geçecek bir güzergah da hayata geçirilmiş olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>c) Kalkınma Yolu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kalkınma Yolu, Irak’ın Basra körfezinde inşaatı devam eden El Fav limanından başlayıp Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak olan modern karayolları ve demiryollarını ifade etmektedir. Bu kapsamda Basra körfezine ilk geminin 2025 yılında yanaşması planlanmaktadır. Üç aşamada bitirilmesi planlanan limanın ikinci aşaması tamamlanmak üzere ve sadece bu aşama için 2,7 milyar dolarlık bir bütçe ayrılmış durumdadır. Üçüncü aşamada limanın kapasitesinin daha da büyütülmesi öngörülmektedir. Liman bittiğinde Süveyş Kanalına alternatif olması ve gelen yüklerin Avrupa’ya 20-25 gün daha erken ulaşması hedeflenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2029 yılına kadar faaliyete geçmesi beklenen projenin sadece Irak’a yıllık getirisinin 4 milyar dolar olması beklenmektedir. Ulaşımın sanayi üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, muhakkak ki üretime ve ihracata da büyük fayda sağlayıp, sanayileşmenin önünü de açacağı söylenebilir. Bu, Kalkınma Yolu’nun uzun vadede ekonomik faydasının çok daha fazla olacağı anlamına gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Projenin Türkiye’ye diğer bir faydası da Kalkınma Yolunun Irak, Ürdün, Kuveyt ve Basra körfezinin karşı kıyısındaki ülkelere karayolu ve demiryolu vasıtasıyla ihracatının kolaylaşacak olmasıdır. Türk ihracatçılar her ne kadar Irak’a karayolu ile ihracat yapsalar da güneydeki ülkelere sadece denizyolu ve görece daha pahalı olan havayoluyla ulaşabilmektedirler. Kalkınma Yolu Basra körfezine komşu ülkelerle ticareti de kolaylaştıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;d) Kızıldeniz ve Gemi Seferlerinin Durması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;İsrail-Filistin savaşı nedeniyle, Yemen&#8217;deki Husilerin Kızıldeniz&#8217;de Babu&#8217;l Mendep Boğazı&#8217;nda İsrail ile bağlantılı ticari gemilere yönelik başlattığı saldırılar ve gerilim ABD&#8217;yi fazla etkilememiş ancak Avrupalı ithalatçıları daha çok etkilemiştir. Kızıldeniz&#8217;e bir çözüm bulununcaya kadar kriz bir süre daha devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gemilerin Afrika ve Ümit Burnu&#8217;nu dolaşması nedeniyle güney ve kuzey Avrupa&#8217;daki limanlara varışları gecikmekte, Hamburg ve Bremerhaven&#8217;in yanı sıra Rotterdam ve Antwerp&#8217;te, Ocak 2024 itibarıyla 2023 ortalamasına göre yüzde 25 daha az gemi yanaştığı belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>IV- ÖNEM ARZ EDEN BAZI TİCARİ VE EKONOMİK ANLAŞMALAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridor, Zengezur Koridoru, Kalkınma Yolunun sağlayacağı ulaşımın kolaylaşması nedeniyle, ticaret hacmi ve işbirliğinin artırılması için 29 Mart 2022 tarihinde Özbekistan ile Tercihli Ticaret Anlaşması, 12 Ağustos 2022 tarihinde Pakistan ile Mal Ticareti Anlaşması, 09 Eylül 2022 tarihinde Gürcistan ile Serbest Ticaret Anlaşması, 11 Kasım 2022 tarihinde Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)Hükümetleri Arasında Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Kurulmasına İlişkin Anlaşma, TDT Üye Ülkeleri Arasında Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması gibi önemli anlaşma ve protokoller ile 03 Mart 2023 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri ile Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11 Kasım 2022’deki TDT’nin Semerkant’ta düzenlenen 9. Zirvesi’nde ‘TDT Hükümetleri Arasında Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru Kurulmasına İlişkin Anlaşma’ ile TDT’ye üye ülkelerin gümrük idareleri arasında eşya ve taşıtların takibine ilişkin bilgi alışverişi sağlanacak, belirlenen temel eşyaların gümrük işlemleri basitleştirilecektir.<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bu çalışmaların esas amacı, Doğu-Batı bağlantı koridorlarındaki altyapı sorunlarının giderilmesi, uygulama birliğinin oluşturulması ve bu suretle bölge ülkeleri arasındaki ticari, ekonomik ve siyasi ilişkilerin daha da geliştirilmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1) TDT Üye Ülkeler ile Basitleştirilmiş Gümrük Hattı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşmiş Milletler ve Dünya Gümrük Örgütü’nün standartları ve tavsiyeleri ile uluslararası bilgi alışverişi uygulamaları dikkate alınarak, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye arasında dolaşımda bulunan eşya ve taşıtların gümrük kontrolüne ilişkin gümrük işlemlerinin azaltılması ve basitleştirilmesi ile tedarik zinciri sürecinde eşyanın dolaşımını desteklemek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı Hükümetleri Arasında Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Kurulmasına İlişkin Anlaşma imzalanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözkonusu ülkeler ile ithalat, ihracat işlemlerinde eşyaların gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi ve taşıtların gümrük kontrollerinin kolaylaştırılması, öncelik sağlanması ticaretimizin geliştirilmesi açısından çok önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Basitleştirilmiş Gümrük Hattı: </strong>eşya ve taşıtların Gümrük Bölgesine gelmeden önce belirlenen sürelerde veri işleme tekniği yoluyla, ithalat gümrük idaresine bildirimde bulunmayı, giriş (sınır) gümrük idaresinde risk unsurları dışında muayenesinin yapılmamasını, yapılacak ise öncelikle yapılmasını, üye devletlerin ithalat gümrük müdürlüklerinde kendi ulusal mevzuatlarına göre gümrük işlemlerinin kolaylaştırılmasını, işlemde öncelikle ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasını ve hususun tüm taşıma şekillerine uygulanmasını,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ticaret Erbabı:</strong> Eşya ve taşıma araçları ile ilgili ithalat ve ihracat gümrük idaresine beyanda bulunan ve gümrük işlemlerini tamamlayan kişiyi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bilgi alış verişi :</strong> İthal ve ihraç edilen eşya ile taşıt araçlarına ilişkin üye devlet gümrük idareleri arasında bilgi alış verişini,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">07 Nisan 2024 tarihli 32513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ülkemiz ile Azerbaycan ve Gürcistan arasında Bakü, Tiflis, Kars Demiryolu Projesi Kapsamındaki Gümrük Transit İşlemlerinin Kolaylaştırılmasına Yönelik Ön Veri Değişimine İlişkin Anlaşma ile hızla taşınması elzem olan çabuk bozulabilen eşya, kümes hayvanları ve diğer eşyanın sınır geçişlerinde kolaylık sağlanması ve geçişlerin sorunsuz olması hususlarıyla özel olarak ilgilenmeye ve öncelikli muayene olanağı sunmaya çaba gösterileceği,&nbsp; ulusal mevzuatlardaki risk analizi sistemlerine göre aksi belirtilmedikçe uluslararası transitteki eşyanın ilke olarak fiziksel muayeneye tabi tutulmayacağı,&nbsp; eşyanın demiryolu sınır geçişlerinin sorunsuz sağlanması için birbirlerine yardımcı olacağı ve birbirleriyle işbirliği yapacakları,&nbsp; demiryolu gümrük sınır geçişlerindeki gümrük memurlarının birbirleriyle işbirliği yapacağı,&nbsp; taraf Devletlerin gümrük mühürlerinin karşılıklı olarak tanınacağı ve zorunlu olmadıkça gümrük kontrolünün yapılmayacağı, ilave gümrük kontrolü gerekirse o gümrük idaresinin kendi gümrük mühürlerini tatbik edeceği, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu taşımacılığı kapsamında&nbsp; transit edilen tüm eşyaya ilişkin kesintisiz ön elektronik bilgi değişimini düzenleyip yürütecekleri, veri güvenliği gereksinimlerinin yanı sıra bilgi değişimine ve veri işleme ile aktarımı teknolojilerine ilişkin teknik şartname belgelerini hazırlayıp kabul edecekleri&nbsp; kararlaştırılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB gümrük reformu hazırlığı nedeniyle 27 üye ülke arasında uygulanması planlanan Tek Pencere Sisteminde olduğu gibi, sözkonusu anlaşma ile gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve basitleştirilmesi için ülkemiz ile Azerbaycan ve Gürcistan arasında Tek Pencere Sistemi uygulanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TDT’nin 12 Kasım 2021’de düzenlenen 8. Zirvesi sonrasında yayımlanan deklarasyonda TDT bünyesinde dijital sistemlerin tanıtılması ve sınır ötesi hareketlerde elektronik ön bildirim sisteminin kurulması yoluyla gümrük ve diğer ilgili kurumlar tarafından verilen izin belgelerine ilişkin gümrük prosedürlerinin basitleştirilmesi ve üye devletler arasındaki modern gümrük mekanizmalarının ve gelişmiş bilgi alışverişi sisteminin kullanımının geliştirilmesi (md. 47.1) kararlaştırılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2) Ülkemiz ile Türk Devletleri Arasında Yük Taşımacılığının Kolaylaştırılmasına İlişkin Sözleşmeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a) 11 Kasım 2022 tarihinde Semerkant’ta imzalanan Türk Devletleri Teşkilatına Üye Ülkeler Arasındaki Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Anlaşma ile Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye arasındaki uluslararası kombine yük taşımacılığı işlemlerinde, taraf devletlerin topraklarını birbirine bağlayan demiryolu hatlarında özellikle uluslararası blok konteyner treni, &#8216;RO-LA’ (platform vagonlarda karayolu taşıtlarının taşınması), &#8216;RO-RO&#8217; (karayolu araçlarının gemi ile taşınması), feeder ve Tren Feri operasyonları için bağlantı ve transit hizmetlerinin, trenlerin gümrük işlemlerini hızlandırmak için ön bilgi alış verişinin, trenlerin sınır ötesi hareketinde karşılıklı işletilebilirlik koşullarını hızlandırmak için de devlet sınır geçiş noktalarında yeterli tesisler ve ilgili teçhizatının sağlanması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kombine taşımacılığı kolaylaştırmak ve teşvik etmek amacıyla, Hazar Denizi&#8217;nden kombine taşımacılık yapan karayolu araçlarına Ortak Komite tarafından belirlenecek esas ve koşullarda özel transit geçiş belgesi verilebilmesi, Hazar Denizi üzerinden kombine taşımacılığın tarafların karayolu taşıtları tarafından kullanılması halinde, uluslararası gümrük transit işlemlerini hızlandırmak ve kolaylaştırmak için çaba gösterilmesi, üye devletler uluslararası kombine taşımacılık faaliyetlerinde bulunan araçların sürücülerine vize verilmesini kolaylaştırmak için, devletlerin ulusal mevzuatlarına uygun olarak kolaylaştırılmış çok girişli vize verilmesini gerçekleştirmesi, yükün taşınması ile ilgili olarak dijital teknolojilerin kullanılmasını teşvik etmesi ve bu yönde tedbirler alması kolaylıklar sağlanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b) Geçiş Belgesi Kontrolleri ve Elektronik Geçiş Belgesi (e-permit)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ülkemiz sınır gümrük idarelerinden giriş/çıkış yapan yerli veya yabancı taşıtlara, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde özel izin düzenlenebilmekte ve bu özel izinler, taşıt plakaları da belirtilmek suretiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı U-Net Otomasyon Sistemine işlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yabancı plakalı taşıtların gerçekleştirdikleri taşıma türüne göre geçiş belgesine tabi olmaları durumunda, firma tarafından ilgili geçiş belgesi (ikili geçiş belgeleri, çok taraflı TRACECA, KEİ Belgeleri veya UBAK izin belgesi) ibraz edilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TIR Karnesi ya da NCTS sistemi (Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi) üzerinden çıkış yapacak araçların U-NET Otomasyon Sistemi kayıt ve kontrol işlemleri hareket gümrük idaresinde tamamlanacak ve işlemleri tamamlanmayan araçların hareketine izin verilmeyecektir. Kara sınır kapılarında ibraz edilen uluslararası taşımacılığa ilişkin Geçiş Belgesi gibi bilgi ve belgeler, hareket gümrük idaresine ibraz edilmektedir. Hareket ve sınır gümrük müdürlükleri tarafından geçiş belgeleri ile UBAK İzin belgelerinin kontrolleri/veri giriş kayıtları belge asılları görülerek işlem yapılmakta, Özbekistan plakalı taşıtlarca elektronik geçiş belgesi kapsamında gerçekleştirilecek taşımalarda ise e-geçiş belge numarasının girilmesi yeterli olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü ve Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından 2022 yılında hazırlanan “Elektronik Geçiş Belgesi Pilot Projesi” ile; Ülkemiz ve Özbekistan arasında e-permit uygulamasına başlamıştır. Bu proje kısaca bu iki ülke sınırlıklardaki geçişlerin elektronik ortamda yapılmasını sağlayarak gümrük işlemlerini basitleştirmeyi ve verimliliğini artırmayı amaçlamaktadır. Azerbaycan ile de başlatılması üzerine mutabık kalınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçiş Belgesi Başvurusu, (e-GEBOS / e-PERMIT) <a href="https://www.turkiye.gov.tr/ulastirma-ve-altyapi-gecis-belgesi-on-basvurusu-gebos-tuzel-kisi">https://www.turkiye.gov.tr/ulastirma-ve-altyapi-gecis-belgesi-on-basvurusu-gebos-tuzel-kisi</a>” adresinden yapılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3) İklim Değişikliği ve Yeşil Mutabakat</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliği ve çevresel önlemler, Orta Koridor’un tasarlanması, yapılandırılması ve işletilmesinde önem arz edecektir. Bu konuda en önemli husus, demiryolu taşımacılığına verilecek önemdir. Karbon emisyonu açısından kara taşımacılığında demiryolu, karayoluna göre daha avantajlıdır. Burada öne çıkan kavram kombine taşımacılık olup, (ilgili Avrupa Birliği mevzuatına benzer şekilde<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> ülkemizin Kombine Taşımacılık Yönetmeliği’nde<a href="#_ftn4" id="_ftnref4">[4]</a> de benimsendiği gibi) mesafe örnek olarak 150 km’den fazla ise, TIR gibi tek bir taşımacılık yöntemi yerine deniz yolu / içsu / demiryolu taşımacılığından bir veya bir kaçının kullanılması ve modlar arasındaki değişime imkan veren altyapının oluşturulması yönünde uzun vadeli bir stratejinin gündeme gelecektir. Bu nedenle, Orta Koridor’daki uzun mesafe taşımacılığın boru hatlarına ek olarak demiryolunu da önceliklendirilmesi beklenmektedir. Bu nedenle, Orta Koridor’daki gümrük işlemleri ile ilgili her türlü yenilik ve düzenleme, tren taşımacılığı ile Hazar denizine ilişkin kombine taşımacılığını da kapsayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevresel konularda önem arz eden bir diğer nokta ise, taşımacılıkta hangi yakıtın kullanılacağı ile ilgilidir. Orta Koridor’da ilk başta fosil yakıtların tercih edilmesi beklense de, uzun vadede yeşil hidrojen veya elektriğe doğru bir kaymanın öngörülmesi mümkün bulunmaktadır<a href="#_ftn5" id="_ftnref5">[5]</a>. Avrupa Birliği’nde her ne kadar halihazırda uzun mesafe kara taşımacılığı Yeşil Mutabakat kapsamına alınmamışsa da, uzun vadede bu geçiş olasılık dahilindedir. Bu çerçevede, Kombine Yük Taşımacılığı Yönetmeliği’nde yer alan yeşil lojistik faaliyetler ve yeşil lojistik belge gibi uygulamalar, Orta Koridor için uzun vadede olumlu anlamda önem arz etmektedir<a href="#_ftn6" id="_ftnref6">[6]</a>. Dünyada gümrük vergilerinden karbon vergilerine olan eğilimlere ek olarak, Avrupa’nın yeni bir korumacılık dönemine girmekte olduğunun ön işaretleri verilmektedir. Bu politikalar Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticaretin uzun vadede artarak devam etmesini ve hatta Türkiye’nin denizaşırı ülkelere göre avantaj kazanmasını sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada bir başka noktanın daha altını çizmek istiyoruz. Türkiye, yukarıda anlatılan nedenler ve gelecek öngörüleri çerçevesinde, (güçlü bir stand still şartı<a href="#_ftn7" id="_ftnref7">[7]</a> ile birlikte) Ortak Gümrük Tarifesinden vazgeçebilir ve ağırlığı karbon vergileri ile menşe kümülasyonu alanlarının bütünleşmesine verebilir. Ortak gümrük tarifesinin uzun vadede (20 yıl gibi) uygulamadan kaldırılması zannedildiği gibi Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden vazgeçmesi anlamına gelmemektedir. Bilakis Türkiye’nin hem Avrupa Birliği’nin uzun vadeli politikaları hem de doğusundaki yeni jeopolitik ve ekonomik gelişmelere daha iyi uyum sağlamasını sağlayacaktır. Bunu da Yeşil Mutabakat ve Pan Avrupa Menşe Kümülasyonu yapılandırması ile uyumlu bir şekilde gerçekleştirmesi önem arz etmektedir. Dünya Bankası çalışmaları, Kazakistan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerinde artan üretim ve dış ticaretin, Orta Koridorun fizibıl bir şekilde çalışması açısından öneminin altını çizmektedir. Bu çerçeçevede, düşük karbon yüküne sahip üretim ve taşımacılığın en baştan hattın çalışmasına entegre edilmesi ve güçlü bir standstill şartı ile birlikte ortak gümrük tarifesinin kaldırılması, Türkiye açısından sağlıklı ve uzun vadede olumlu sonuçları olacak bir yüksek (grand) strateji hamlesi olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>V – ORTA KORİDOR İLE İLGİLİ DÜNYA BANKASI RAPORLARI</strong></p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Şekil 1: Çin ve Avrupa&#8217;yı Birbirine Bağlayacak Trans-Kafkasya Transit Koridoru ve Alternatif Güzergahlar</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="840" height="440" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image1.png" alt="" class="wp-image-7195" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image1.png 840w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image1-300x157.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image1-768x402.png 768w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: Dünya Bankası Raporu (2020), s. 6</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Bankası’nın aşağıda belirtilen Raporları incelendiğinde, küresel ticaret sisteminde koridor kavramının gittikçe önem kazandığı görülecektir. Bu çerçevede, Dünya Bankası’nın bu yeni koridor yaklaşımı ve aşağıda görüldüğü üzere ardı ardına yaptığı yayınlar, hazırladığı araç kitleri ve eğitimler, küresel sistemdeki bu yeni ortaya çıkmakta olan yaklaşımın bir sonucu olarak görülmelidir. Bu çerçevede, Kasım 2023 ayında yayınlanmış “<em>Orta Ticaret ve Ulaştırma Koridoru:2030&#8217;a Kadar Nakliye Hacimlerini Üç Kat Artıracak ve Seyahat Süresini Yarıya İndirecek Politikalar ve Yatırımlar</em>” isimli Raporunda şu ifadeler yer almaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgali, ticaret yollarını çeşitlendirmek ve ekonomik dayanıklılık oluşturmak, Rusya üzerinden koridorlara bağımlılığı azaltmak için alternatif bir koridor olarak Orta Kordidoru yeni bir perspektif getirdi. Orta Koridordaki konteyner trafiği 2022&#8217;de 2021&#8217;e kıyasla yüzde 33 arttı. Ancak Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgalinin hemen ardından nakliyatçılar benzeri görülmemiş hacimleri Orta Koridora kaydırdıkça, Koridorun sınırları hızla ortaya çıktı. Orta Koridorun teknik operasyonel kapasitesine ulaşılamamışken, sınır geçişleri, aktarma ve koordinasyon sorunları, çok yüksek taşımacılık gecikmelerine ve alternatif koridorlara geri dönüşe yol açmıştır</em>.”<a href="#_ftn8" id="_ftnref8">[8]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tespitin net ifadesi şudur: Rusya’nın bitmek bilmez jeopolitik sorunları, Orta Koridor’u öne çıkarmaktadır, ancak, teknik sorunlardan önce hattın işletilmesindeki sorunlar nedeniyle bu hat öyle fazla da öne çıkamamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, 2020 yılında Dünya Bankası tarafından yayınlanan ‘<em>Trans-Kafkasya Transit Koridorunun Yük Transiti ve Lojistik Performansının İyileştirilmes</em>i’ isimli çalışmada ise (Ukrayna savaşı, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz geçiş sorunlarından önce) geçiş süreleri ve ortalama maliyetleri aşağıdaki şekilde karşılaştırılmıştır:</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Tablo 1: AB-Çin Koridorları için Maliyet ve Zaman Tahminleri (40 ft&#8217;lik konteyner başına &#8211; 2020 İtibariyle)</p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td>Koridor</td><td>Maliyet Aralığı (Çin/ Chengdu’dan kalkış) ABD doları</td><td>Ortalama Süre (gün)</td><td>Kuzey Avrupa’ya (gün)</td><td>Orta Avrupa’ya (gün)</td><td>Balkanlara (gün)</td></tr><tr><td>Kuzey &nbsp;</td><td>2800 &#8211; 3200</td><td>14 &#8211; 18</td><td>16</td><td>15- 16</td><td>20</td></tr><tr><td>Trans-Kafkasya Transit Koridoru</td><td>3500 &#8211; 4500</td><td>16 – 20</td><td>18</td><td>17</td><td>14</td></tr><tr><td>Deniz ulaşımı &nbsp;</td><td>1500 &#8211; 2000</td><td>28 &#8211; 40</td><td>28 &#8211; 40</td><td>28 &#8211; 40</td><td>28 &#8211; 40</td></tr></tbody></table><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: Dünya Bankası Raporu (2020), s. 5</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki tablonun incelenmesinden de görüleceği üzere, kuzeydeki hat ile Trans-Kafkaya transit koridoru arasında zaman bakımından çok büyük bir fark bulunmamakta, deniz ulaşımı ile karşılaştırıldığında ise önemli derecede avantaja sahip bulunmaktadırlar. Diğer taraftan, Ukrayna savaşı nedeniyle Kuzey koridorun jeopolitik riskinin artması nedeniyle, sözkonusu tablonun Trans – Kafkasya lehine değiştirilmesi gerekli olacaktır. Maliyet bakımından ise sözkonusu tablo, yine Süveyş ve Kızıldeniz’deki mevcut sorunları yansıtmamakta, deniz ulaşımında maliyetler önemli derecede dalgalanmakla birlikte, tabloda belirtilen maliyetlerin geçmişte kalmış olabileceği söylenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2020 tarihli Rapor’da esas olarak aşağıdaki hususlar önerilmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1. Hattın işletilmesinin şeffaf olması (geçiş ücretlerinin herkese açık olması gibi), herkesin ulaşımına açık ve serbest piyasa koşullarında rekabetçi olması (bazı ihracatçıların, ithalatçıların veya işletmecilerin hattı kullanması önünde engeller bulunmaması gibi),</p>



<p class="wp-block-paragraph">2. Geçiş ülkeleri arasındaki işbirliği ve bilgi paylaşımının kurumsal düzenlemeler ve anlaşmalar kapsamında sağlanması (uluslararası anlaşmalar, ulusüstü kurumlar gibi),</p>



<p class="wp-block-paragraph">3. Geçiş ülkelerinin uygulayacağı mevzuatın, mevcut gümrük reformu çalışmaları da dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumlu olmasının sağlanması (AB Gümrük Birliği tarafı olan Türkiye’nin yanısıra komşu ülkeler ile Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ülkelerinin de gümrük mevzuatlarını AB mevzuatına uyumlu hale getirmesi, işlemlerin kolaylaştırılması ve basitleştirilmesi),</p>



<p class="wp-block-paragraph">4. Geçiş ülkeleri arasında taşıma modlarının ticari ve operasyonel konsolidasyonunun sağlanması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">5. Konteyner taşımacılığına özel önem verilmesi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">6. Koridor Yönetim Bilgi Sisteminin (CMIS – Corridor Management Information System) kurulması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda belirtilen önerilerden ikincisi ve altıncısı Bakanlığımızı yakından ilgilendirmektedir. Bahsekonu Rapor’da bu husus şu şekilde açıklanmaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ticari, operasyonel ve finansal amaçlara yönelik Tek Bir Pencere sunmak için bir CMIS oluşturulması gerekmektedir. CMIS, müşterilere (nakliyeciler, nakliye komisyoncuları gibi), taşımacılık operatörlerine (limanlar, nakliye hatları, tren operatörleri, konteyner terminali operatörleri gibi) ve düzenleyici kurumlara&nbsp; web tabanlı erişim (ilgili inceleme ve yetkilendirme prosedürleriyle birlikte) sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. Ayrıca CMIS, verinin biraraya getirilmesi ile tarifeler ve geçiş süreleri, mevcut kapasite ve rezervasyon, siparişler ve faturalama; gerçek zamanlı işlemler (gemi, tren, konteynır konumları gibi); operasyonel konulara ilişkin online bilgiler, çeşitli uyarılar (hava durumu, kazalar gibi) ve istatistik ve veri işleme yürütülmesi için tasarlanmalıdır. Sistem aynı zamanda ödemelerin işlenmesini ve diğer gelişmiş özellikleri de bünyesinde barındırabilir. Çin ve Avrupa&#8217;daki diğer benzer uluslararası lojistik sistemlerine entegre edilebilir.”<a href="#_ftn9" id="_ftnref9"><strong>[9]</strong></a></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda belirtilen sistem, Türk Gümrük İdaresi açısından büyük bir devrime işaret etmektedir. Rapor’da belirtilen hattın işletilmesinin özel sektörü mümkün olduğunca içerecek şekilde yapılması önerisinin bu makalede uygun bulunmasının nedeni, hattın en verimli şekilde işlemesi için ‘geçiş ülkeleri – sermaye – özel girişimler’ işbirliğinin en kısa zamanda en etkin sonuç üretme olasılığının yüksek olmasıdır. Bu yazının giriş kısmında da belirtildiği üzere, Orta Koridorun Türkiye için pozitif dışsallıkları (faydaları) çok yüksektir ve alternatiflerinin hiç de zayıf olmadığı bir hattın işletilmesinden elde edilecek gelire gereğinden fazla odaklanılması, sözkonusu dışsallıkların en iyi ihtimalle ertelenmesine neden olacaktır. Dünya bu kadar hızlı değişirken, Türkiye’nin zaman kaybetme lüksü bulunmamaktadır. Ancak, sözkonusu Dünya Bankası raporunda belirtilen bu hususun 50 yıl gibi bir süreyle sınırlandırılması da, imzalanacak anlaşma veya sözleşmelerde yer almalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözkonusu Raporların Dünya Bankası tarafından hazırlanması ve finansal sermayenin bu kurumun çalışmalarını yakından izlemesi; Çin’in Malakka Boğazı’nın jeopolitik nedenlerle rakip güçler tarafından kapatılmasından kaynaklanabilecek büyüme oranlarında gerileme ve hatta ciddi bir düşüşe karşı sosyal ve jeopolitik anlamda hassas bir durumda olması; Avrupa Birliği’nin gümrük reformu konusunda uzun zamandır çalışma yapması ve belirli bir derecede yol katetmiş olması; Türkiye’nin Gümrük Birliği ve yoğun ticari ilişkiler nedeniyle Avrupa Birliği gümrük mevzuatını bizzat uyguluyor olması gibi nedenlerle, Türkiye’nin Orta Koridor’da Çin’in de uyum sağlayacağı ve büyük ölçüde halen hazırlanmakta olan Avrupa Birliği Gümrük Birliği<a href="#_ftn10" id="_ftnref10">[10]</a> (AB’nin Türkiye ile imzaladığı Gümrük Birliği ile karıştırılmamalıdır) kural ve süreçler bütünün uygulanması yönünde hareket etmesi uygun olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, Dünya Bankası’nın Kasım 2023 tarihli Raporu’nda “<em>mevcut çalışmanın coğrafi kapsamı Azerbaycan, Gürcistan ve Kazakistan&#8217;a odaklanmaktadır. Bir takip çalışması, Türkiye&#8217;yi kapsayacak ve alternatif koridorlar ve modlar arasındaki rekabeti değerlendirecektir. Diğer tamamlayıcı çalışmalar arasında bir koridor dijitalleştirme raporu ve koridor boyunca ana limanların daha derinlemesine bir değerlendirmesi yer almaktadır</em>.”<a href="#_ftn11" id="_ftnref11">[11]</a> ifadesi yer almaktadır. Bakanlığımızın ilgili birimlerince bu çalışmaların yakından takip edilmesi önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Bankası’nın 2023 yılı Raporu belirli varsayımlar altında değerlendirme yaptığından, Orta Koridor için çok da parlak bir gelecek öngörüsüne sahip değildir: “<em>İyi performans gösteren bir koridor varsayımı altında bile, çoğunlukla bölgesel bir koridor olarak kalacak ve 2030 yılına kadar kıtalararası ticaret hacminin yüzde 40&#8217;ından azını temsil edecektir. … &nbsp;Bunun nedeni, kıtalararası ticaret için farklı bağlantı seçeneklerinin mevcut olması, özellikle de Asya ile Avrupa arasındaki derin deniz taşımacılığı seçeneğidir. … Çin ile Avrupa arasındaki ticaret, 2030 yılına kadar koridor kullanımındaki en büyük artışı oluşturacak, ancak bu, toplam ticaretin küçük bir kısmını (AB-Çin ticaretinin yaklaşık yüzde 1&#8217;i) teşkil edecektir.</em>”<a href="#_ftn12" id="_ftnref12">[12]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridorun yatırım yapılabilir olup olmadığı konusunda önem arz eden yukarıdaki paragrafın analizinin yapılabilmesi için, aşağıdaki hususların dikkate alınması gerekir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Öncelikle, yukarıda da belirttiğimiz gibi Orta Koridorun önemi, sadece hattın geçtiği ülkelerden kaynaklanmamaktadır. Orta Koridor, ABD’nin Malakka Boğazından geçişleri donanması ile kısıtlaması durumunda, Çin açısından (Hindistan, Pakistan ve Afganistan bağlantıları ile birlikte) güçlü bir alternatif olacaktır. Dolayısıyla Orta Koridoru ‘koridor’ olarak değil, bir çeşit kıtasal ağ (network) olarak düşünmek faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Sözkonusu tespitler ‘ceteris paribus’ – ‘diğer her şey aynı kabul edildiğinde’ varsayımı altında yapılmaktadır. Ama şunu biliyoruz ki ‘diğer her şey’ aynı kalmayacak. Avrupa Birliği’nin Stratejik Hammaddeler ve Küresel Geçit (Global Gateway) insiyatiflerinden, AB ve Rusya’da nüfusun yaşlanmasına; ABD halkının küresel hegemonluğun maliyetleri konusunda her geçen gün daha fazla gönülsüz olmasından, kendi altyapılarını yenilemek için gerekli finansmanı bile bulamadıklarını farketmelerine; Çin’in artık eski Çin olmamasından, AB’nin de artık ucuz Rus gazı ve doymak bilmez gibi görünen Çin pazarının kendi refahları için önemini yüksek enflasyon dalgası ile yeniden keşfetmelerine kadar bir dizi gelişme, ‘diğer her şeyi’ aynı kabul edemeyeceğimizi göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Hat boyunda bulunan ülkelerdeki üretim ve ticaret artışı tespitinin önemi, sadece bu ülkelerde gelir artışı ile sınırlı kalmayacak, Türk Devletleri Teşkilatı vasıtasıyla Türk dünyasının küresel meselelerde bir blok olarak hareket etmesini de sağlayacaktır. Bu durum, çarpan etkisi yaratarak pek çok alanda işbirliğinin de kapısını aralayacak ve bu durum da, hattın istikrarı ve sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Daha net bir ifadeyle, burada bir çeşit sarmal durumu ortaya çıkacaktır. Hat sorunsuz bir şekilde çalıştıkça, daha da sorunsuz ve istikrarlı bir şekilde çalışması için çeşitli mekanizmaların devreye alınmasını kolaylaştıracak ve bu mekanizmalar da hattın daha da sorunsuz, hızlı ve istikrarlı çalışmasına imkan verecektir. Bu sarmal bir kez başladıktan ve kritik bir aşamayı geçtikten sonra, kendi kendini besleyen ve güçlendiren bir mekanizmaya dönüşecektir. Dünya Bankası’nın sözkonusu Raporu’nda doğrusal (lineer) bir yaklaşım sergilenmekte ve bu yaklaşım da, analizin geleceği öngörme gücünü zayıflatmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, Rapor’da yer alan aşağıdaki ifade, yukarıda öne sürülen ve hem ulusal ve hem de küresel ticaretin artırılması için ticaret liberalizasyonun etkinliğinin yavaş yavaş azaldığı, buna karşılık, bağlantısallığın öne çıktığına dair tezimizi desteklemekte ve açıklamaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>En büyük ticaret potansiyeli fırsatları, ulaşım bağlantılarının olmaması ve yüksek ticaret maliyetleri nedeniyle </em>(Orta Asya ülkelerinin) <em>neredeyse erişemediği yeni pazarlara yönelik ihracatın artırılmasında yatmaktadır. Lojistik kümelenmelerindeki iyileşme ve uzmanlaşmış faaliyetlerin yoğunlaşması, … entegre lojistik çözümler sunmalarını sağlayacaktır. Bu toplanma merkezleri </em>(hubs)<em>, daha yüksek katma değerli malların geliştirilmesini teşvik etmeye yardımcı olacaktır</em>”<a href="#_ftn13" id="_ftnref13">[13]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bakış açısı sadece bu ülkeler açısından değerlendirilmemeli, bu ülkelere ticari ve ekonomik açıdan daha fazla ulaşmak isteyen Türkiye gibi ülkelere de önemli bir ivme kazandırabileceği dikkate alınmalıdır. Benzer şekilde, Balkan ve hatta Afrika ve Ortadoğu ülkeleri açısından da daha geniş pazarlara ulaşımın mümkün olabileceği gibi dağıtım merkezlerinin (hubs) Türkiye’de olması durumunda, hizmet üretimi ve ihracatımızda da artış kaydedilerek döviz kazandırıcı faaliyetlerin genişlemesi sağlanabilecektir. Ayrıca, ihracatçı ülkeler ile ülkemiz arasındaki ilişkilerde de pozitif bir ivme sağlanabilmesine katkı sağlayarak, bu şekilde oluşacak sarmallar (geri besleme mekanizmaları) ülkemizin yumuşak güç inşa etme kapasitesinde artışa da neden olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda bakıldığında, hem Avrupa Birliği hem de Türkiye açısından, pratikte her geçen gün aşınan ortak gümrük tarifesindeki bu eğilimin devam etmesi ve Orta Koridor’un tam anlamıyla hayata geçmesi muhtemel 2040’larda da tamamen kaldırılması yönünde bir uzun vadeli strateji belirlenmesi anlamlı olacaktır. Zira ortak gümrük tarifesi, kağıt menşe belgeleri ile DTÖ Uruguay Round ruhunun hüküm sürdüğü küresel ticari zeitgeist’da hayata geçirilmişti. 2040’lara doğru dijital menşe belgeleri, yaygınlaşmış yetkili ihracatçı, ithalatçı ve nakliyeci uygulamaları ile kamera kaydı ve araç izleme sistemleri gibi her türlü büyük veri transferi ve depolamasının mümkün olduğu bir ortamda, ortak gümrük tarifesine daha ne kadar ihtiyaç bulunacaktır? Avrupa Birliği ile uygulamakta olduğumuz ortak gümrük tarifesinin 2040’larda kaldırılması ve bunun yerine başka mekanizmaların hayata geçirilmesi Türkiye’nin elini rahatlatacak ve Yeniden Asya Girişimi gibi pek çok insiyatifin de daha etkin şekilde uygulanabilmesini sağlayacaktır. Avrupa ile ilişkilerimize zaten başka boyutlar ekleneceği için de bu değişikliğin olumsuz etkisi toplamda sınırlı kalacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözkonusu Dünya Bankası Raporlarının temel mesajı, Orta Koridorun hayata geçirilebilmesi ve etkin bir şekilde çalıştırılabilmesi için, dağınık bir yapıda olmaması, tek bir çatı kuruluş veya işletici tarafından işletilmesi, bilgi işleyen sistemlerin gene tek bir çatı altında kurulması ve yürütülmesi ve tüm bunlar için de özel sektör ile işbirliği yapılmasının gerekli olduğudur. Bu durum, ilk başta ulusal egemenlik haklarının sınırlı da olsa aşınması ve hatta gelir kaybı anlamına gelse de, kapsamlı ve uzun vadeli bir fayda maliyet analizi Türkiye’nin ve diğer ilgili ülkelerin kazançlarının çok daha fazla ve geniş bir alanı kapsayacak şekilde artabileceğini göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bahsekonu raporların ülkemiz açısından temel mesajı şudur: Orta Koridorda taşınacak yükün önemli bir kısmının kaynağı ve/veya varış noktası, yine Orta Koridor ülkelerinin kendileri (Kazakistan ağırlıklı ve Türkiye dahil) ve özellikle Çin ile Kazakistan arasındaki yük taşımacılığı olacaktır. Çin ve Avrupa arasındaki transit ticaret, Koridor’da taşınacak yükün sınırlı bir kısmını oluşturacaktır. Rapora göre, bu durumdan en çok tarım ürünleri, çelik ve kimya sektörleri faydalanacaktır.<a href="#_ftn14" id="_ftnref14">[14]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şekil 2: 2021 ve 2030 yılları arasında Trans-Kafkasya Transit (Orta) Koridoru boyunca kargo akışı</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="848" height="342" src="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image2.png" alt="" class="wp-image-7196" srcset="https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image2.png 848w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image2-300x121.png 300w, https://tiud.org.tr/wp-content/uploads/2024/06/orta_koridor_ve_kalkinma_yolu_image2-768x310.png 768w" sizes="(max-width: 848px) 100vw, 848px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: Dünya Bankası Raporu (2023), s. 8</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">2023 tarihli Dünya Bankası Raporu’nda açıklığa kavuşturulmayan husus, eğer Orta Koridor’daki ticaretin büyük bir kısmını Çin ile Kazakistan arasındaki ticaret oluşturucaksa, bu durumda, Hazar, Kafkasya ve Türkiye geçişlerine büyük yatırımlar yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Rapor’da açık bir şekilde belirtilmeyen şey (ki bu durum çok büyük olasılıkla Dünya Bankası’nın bir Bretton Woods kuruluşu olmasından kaynaklanmaktadır) Orta Koridorun sadece uzunca tren hattı olmamasıdır. Aynı zamanda 21. Yüzyılda Çin ve Avrupa Birliği’nin kendi yüksek (grand) stratejileri kapsamında risk yönetimi için şiddetle ihtiyaç duydukları bir insiyatiftir. Unutulmamalıdır ki, müzakere sanatının altın kuralı, müzakere masasına oturulduğunda, karşı tarafın kendisine bir veya daha fazla alternatifinin olduğunun farkında olmasının mutlaka sağlanması gerektiğidir. Alternatife de görünmeyen bir sandalye vermek, müzakerenin akışını her zaman istenen yöne çevirir. İşte Orta Koridor, üçüncü veya dördüncü taraflarla müzakerelerde hem Çin hem de Avrupa Birliği için görünmeyen sandalyedeki dost olacaktır. Türk Devletleri Teşkilatının her türlü müzakere masasında bu şekilde görünmeyen sandalyeye sahip olması, Türkiye için de önemli bir müzakere kaldıracı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda doğusunda büyük bir ekonomik alan oluşturarak, kendi yüksek stratejisinde risk yönetimi yapmasını ve pek çok pozitif geri besleme mekanizmasını da hayata geçirmesini sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, Dünya Bankası’nın yakın zamanda yayınladığı ‘Türkiye İçin Ülke İşbirliği Çerçevesi’nde (Country Partnership Framework), üç nolu hedef olarak ‘Lojistik ve Bağlantı Altyapısının Teşvik Edilmesi’ belirlenmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Daha iyi bağlantı ve lojistik performans, karbon salımının azaltılmasını sağlarken gelecekte ekonomik rekabet gücünün güvence altına alınması için gereklidir. Türkiye&#8217;nin, Doğu Asya, Orta Asya ve Avrupa arasında yük taşımacılığı amaçlı Orta Koridor&#8217;un batı ucundaki konumu, hem ülke hem de bölge için ticaret ve büyüme beklentileri açısından önem taşımakta ve lojistiği stratejik hedeflerinin ön sırasına koymaktadır</em>.”<a href="#_ftn15" id="_ftnref15">[15]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Ulaştırma hizmetlerindeki iyileştirmeler girdilerin, ürünlerin ve hizmetlerin nihai maliyetlerini önemli ölçüde etkilemektedir. … IBRD </em>(Dünya Bankası’nın alt birimi)<em>, baskın kamyona dayalı taşımacılık sistemi karşısında demiryolu sektörünü ve demiryolu sektörünün yurtiçi ve uluslararası lojistikteki rolünü desteklemeye devam edecektir.&nbsp; IFC, </em>(Dünya Bankası’nın özel sektör ile işbirliği yapan birimi)<em> sektörün rekabetçiliğini ve yeşil dönüşümü artırmayı amaçlayan liman ve lojistik projelerine yatırım yapmaya devam edecektir. IFC, ulaştırma sistemlerinin elektrifikasyonu, demiryolu taşımacılığında pazarların oluşturulması ve intermodal taşımacılık bağlantısı ve nakliye hatlarının/liman terminallerinin karbonsuzlaştırılmasını da içeren ulaştırma sektöründeki stratejik taahhütleri konusunda IBRD ile iyi bir uyum içinde olmaya devam edecektir</em>.”<a href="#_ftn16" id="_ftnref16">[16]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>VI. SONUÇ VE ÖNERİLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada elde edilen ilk sonuç, orta koridorun hayata geçmesinin Türkiye’nin 21 Yüzyıl yüksek stratejisi ile önemli derecede uyumlu olduğu, dış politika hedeflerine ulaşmada büyük katkı sağlayacağı ve sadece ekonomik ve ticari olarak değil, jeopolitik anlamda da Türkiye’nin elini güçlendireceği ile ilgilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci önemli sonuç, AfroAvrasya’da karasal uzun mesafe taşımacılık hatlarını etkin kılmanın önemli ölçüde ölçek ekonomisi ile ilgili bir konu olması nedeniyle, bu gelişmeyi bir çeşit ekonomik koridora&nbsp; çevirmek Türkiye’nin üst sıralarda yer alan bir dış politika hedefi haline gelmelidir. Daha net bir ifadeyle, Friedrich List’in bir buçuk yüzyıl önce başarıyla işaret ettiği gibi hızlı ve düşük maliyetli taşımacılık, ekonomik alanlar inşa eder, ekonomik alanlar da milletleri ve politik aktörleri inşa ederler. Bu hatta, sadece mallar dolaşmayacak: problemler ve çözümleri, insanlar ve hayalleri, çeşitli işbirlikleri ve güven de bu hat ve bu hattın yarattığı ekonomik ve insani alanda dolaşacaktır. İşte bu hedef için ayakları yere sağlam basan bir strateji ve planlarımız olmalıdır. Bu yazıda, bu hattın etkin ve verimli çalışması için işbirliği, kapsayıcılık ve şeffaflık kavramlarının altı kalın çizgilerle çizilerek, Dünya Bankası’nın hazırladığı ve hazırlayacağı raporların sözkonusu strateji ve planlarda dikkate alınmasının faydalı olacağı belirtilmiştir. Çünkü hattın uzun mesafe deniz taşımacılığı ve kuzey hattı gibi güçlü rakipleri bulunmakta ve uzun vadeli, geniş kapsamlı bir bakış açısının, Türkiye’nin&nbsp; yüksek stratejisi açısından gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer bir sonuç ise, Dünya Bankası raporları ile uyumlu bir şekilde, hattın işletilmesi ile ilgili uygulanacak kural, anlaşma ve mevzuat ile kullanılacak sistemlerin Avrupa Birliği’nin hazırlamakta olduğu gümrük reformu ile uyumlu olması konusundaki önerinin hayata geçirilmesidir. Bu konuda veri güvenliği gibi hususlar teknik konular olup, Türkiye’nin bu konuda etkin ve sürdürülebilir bir şekilde çözüm üretebilecek insan kaynağına sahip olduğunu düşünüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridor’un ve bu insiyatifin hayata geçirilmesinden kaynaklanabilecek dışsallıklardan bahsettik sonra, ülkemizin proaktif bir yaklaşımla gerçekleştirebileceği hususlar aşağıda sunulmaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Avrupa Birliği, dijitalleşme konusunda devasa bir çalışmanın tam ortasında olup, veri güvenliği ve veri paylaşımı ile ilgili hususlar, bu çalışmaların temelini oluşturmaktadır. Türkiye’nin vakit geldiğinde hazır olması için, bu konuda net bir ulusal politika oluşturması önem arz etmektedir. Bu konudaki çalışmaların hızlanarak devam etmesi faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; AB – Türkiye ticari ilişkilerinin ana unsurlarından birisi Koridor Yönetim Bilgi Sisteminin (CMIS – Corridor Management Information System) kurulması olacaktır. Bu sistemin kurulması ve işletilmesinde mümkün olduğunca çok söz sahibi olma konusu, Türkiye – AB ilişkilerinde belirleyici unsurlardan birisi olarak kabul edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Ayrıca, Koridor Yönetimi Bilgi Sistemi’nin kurulması çalışmalarına aktif olarak katılınması ve mümkün olması durumunda, bu çalışmaların sekretaryalığının ülkemiz tarafından yapılması yönünde çaba gösterilmesi yararlı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Avrupa Birliği gümrük reformu ile paralel bir şekilde, CMIS veri merkezlerinin ülkemizde kurulması yönünde çaba gösterilmesi, sistemin kontrolünün getirebileceği jeopolitik dışsallıklar açısından da önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Sistemin daha iyi çalışabilmesi için, Dünya Bankası Raporu’nda Gürcistan – Azerbaycan geçişinde her iki ülke tarafından ortak gümrük kurulması önerisine benzer şekilde, Türkiye – Avrupa Birliği geçişinde sınırda bulunan veya bulunacak gümrük idaresinin Avrupa Birliği ve Türkiye arasında ortak işletilecek bir gümrük idaresi olarak tasarlanması hususunun değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Bu durum, bu sınır kapısı veya kapılarının bir tarafının zaten Avrupa Birliği olması ve başka bir ülkeye ancak AB üzerinden transit olarak gidilebileceği için, ulusal egemenliğimizi önemli bir derecede sınırlayacak bir unsur olarak görülmemelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Gürcistan – Türkiye Orta Koridor geçişindeki gümrük idaresi için de benzer bir yaklaşım benimsenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Ticari ilişkilerde güçlü ve kapsamlı bir stand still şartı (mevcut durumun korunması) AB – Türkiye ilişkilerinin temelini oluşturmalıdır. AB’nin yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarında bulunan bu şart, GATT ve DTÖ görüşmelerinin en önemli yapısal parçasıdır. Çok özel durumlar haricinde geri dönüş yapılmaması ve görüşmelerin mevcut durum noktasında başlaması konusunda tahhütte bulunulması anlamına gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Orta Koridor’un hayata geçmesi, dijitalleşme ve AB gümrük reformuna uyum sağlanması ile birlikte, menşe tespiti konusunda farklı ve çok daha etkin yöntemlerin uygulanmaya başlanması mümkün olup, bu durumda ortak gümrük tarifesine duyulan ihtiyaç da azalacaktır. Dolayısıyla AB – Türkiye ortak gümrük bölgesi kavramı yerine, güçlü bir stand still şartı ile birlikte ortak menşe bölgesi veya ortak üretim bölgesi gibi kavramlar üzerinde çalışılması faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Orta Koridor’un işletilmesinde Türk – Avrupa firmalarının ortaklığı ve işbirliği konusu müzakere unsurlarından birisi olmalıdır. Bunun için Türk işletici şirketlerin kurulması ve deneyim kazanması konusunda gerekli çalışmalar yapılmaya başlanmalıdır. Örnek olarak Hazar denizinde konteyner taşımacılığı pazarına Türk firmalarının yönlendirilmesi ve liman hizmetlerinde Türk firmalarının daha fazla yer alması faydalı olacaktır. Türk firmalarının artan deneyimi, AB – Türkiye ilişkilerinin genişletilmesi, derinleştirilmesi ve güncellenmesi sürecinde Türkiye’nin elini güçlendirecektir. Çünkü müzakere, bir alıp verme dengesidir ve bu dengenin oluşması çoğunlukla yapısal şartlara bağlıdır. Müzakereler başlamadan yapısal şartları kendi lehine oluşturmak faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Pan Avrupa Menşe Kümülasyonu Sözleşmesi’nin Orta Koridor ülkelerini de içerecek şekilde genişletilmesi veya bu sözleşme ile entegre bir başka Sözleşme’nin (Orta Koridor Menşe Sözleşmesi gibi) hayata geçirilmesi, Bakanlığımızın uzun vadeli hedefleri arasında olmalıdır. Bir başka bir ifadeyle, Bakanlığımızın Gümrük Birliğinden yavaş yavaş menşe kümülasyonu alanlarına geçme konusunda hazırlıklar yapmaya başlaması, ülkemiz açısından faydalı olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YARARLANILAN KAYNAKLAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Woldemar Walter, ‘Challenges and Opportunities of the Middle Corridor’, German Economic Team,&nbsp; <a href="https://www.german-economic-team.com/en/newsletter/challenges-and-opportunities-of-the-middle-corridor/">https://www.german-economic-team.com/en/newsletter/challenges-and-opportunities-of-the-middle-corridor/ </a>(son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Küresel Ekonomiye ve Türkiye’ye Etkileri’, SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı), 2022, <a href="https://setav.org/assets/uploads/2022/07/R199.pdf">https://setav.org/assets/uploads/2022/07/R199.pdf</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Think Tank Reports on the Invasion of Ukraine’, European Council, <a href="https://www.consilium.europa.eu/en/documents-publications/library/library-blog/posts/think-tank-reports-on-the-invasion-of-ukraine/?utm_source=dsms-auto&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=Think+Tank+reports+on+the+invasion+of+Ukraine">https://www.consilium.europa.eu/en/documents-publications/library/library-blog/posts/think-tank-reports-on-the-invasion-of-ukraine/?utm_source=dsms-auto&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=Think+Tank+reports+on+the+invasion+of+Ukraine</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Kalkinma Yolu pProjesini Bölgemizin Yeni İpek Yolu Haline Dönüştüreceğiz’, T.C. Cumhurbaşkanlığı internet sitesi,  <a href="https://tccb.gov.tr/haberler/410/144353/-kalkinma-yolu-projesi-ni-bolgemizin-yeni-ipek-yolu-h-line-donusturecegiz">https://tccb.gov.tr/haberler/410/144353/-kalkinma-yolu-projesi-ni-bolgemizin-yeni-ipek-yolu-h-line-donusturecegiz</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">İbrahim Karataş, ‘Irak’ın Kalkınma Yolu Projesi: Riskler ve Avantajlar’, ORDAF (Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Derneği), <a href="https://ordaf.org/irakin-kalkinma-yolu-projesi-riskler-ve-avantajlar/">https://ordaf.org/irakin-kalkinma-yolu-projesi-riskler-ve-avantajlar/</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Kızıldeniz Seferlerinin Durması Ticari Darbe’, Deniz Ticaret Gazetesi, 17.12.2023, <a href="https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kizldeniz-seferlerinin-durmasi-ticari-darbe-19447">https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kizldeniz-seferlerinin-durmasi-ticari-darbe-19447</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russel Bentley, ‘US Escalation in the Red Sea A Lose/Lose Proposition’, 19.12.2023, Sputnik International, <a href="https://sputnikglobe.com/20231219/us-escalation-in-the-red-sea--a-loselose-proposition--1115679933.html?ysclid%20lslnq0e55a933416543">https://sputnikglobe.com/20231219/us-escalation-in-the-red-sea&#8211;a-loselose-proposition&#8211;1115679933.html?ysclid lslnq0e55a933416543</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Red Sea Crisis: UN Security Council Demands Immediate End to Houthi Attacks’, The Guardian, 11.12.2024, <a href="https://www.theguardian.com/world/2024/jan/11/red-sea-shipping-crisis-un-security-council-yemen-youthi-rebels-attacks">https://www.theguardian.com/world/2024/jan/11/red-sea-shipping-crisis-un-security-council-yemen-youthi-rebels-attacks</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nurhan Verda Ecim (2020), ‘Jeopolitik Teoriler Işığında 1991 Sonrası Çin’in Orta Asya Politikası’, Yayımlanmamış Doktora&nbsp; Tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası&nbsp; İlişkiler&nbsp; Anabilim Dalı, Kocaeli</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘The Energy Leap: How EU Countries Weathered a Russia Induced Crises and Are Reshaping Energy Supply’, European Council, <a href="https://www.consilium.europa.eu/en/energy-leap-how-eu-countries-russia-crisis-supply/?utm_source=dsms&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20240305-energy-crisis-feature-story">https://www.consilium.europa.eu/en/energy-leap-how-eu-countries-russia-crisis-supply/?utm_source=dsms&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=20240305-energy-crisis-feature-story</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Energy Prices and Security of Supply’, European Council, <a href="https://www.consilium.europa.eu/en/policies/energy-prices-and-security-of-supply">https://www.consilium.europa.eu/en/policies/energy-prices-and-security-of-supply</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Timeline – Energy Prices and Security of Supply’, European Council, <a href="https://www.consilium.europa.eu/en/policies/energy-prices-and-security-of-supply/timeline-energy-prices-and-security-of-supply">https://www.consilium.europa.eu/en/policies/energy-prices-and-security-of-supply/timeline-energy-prices-and-security-of-supply</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Transport, Communications and Energy Council, Main Results’, European Council, 4 Mart 2024, <a href="https://www.consilium.europa.eu/en/meetings/tte/2024/03/04/?utm_source=dsms-auto&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=Transport%2c+Telecommunications+and+Energy+Council+">https://www.consilium.europa.eu/en/meetings/tte/2024/03/04/?utm_source=dsms-auto&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=Transport%2c+Telecommunications+and+Energy+Council+</a>(Energy) (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Elektronik Geniş Belgesi ve Kontrolleri’, Gümrük TV, 25.10.2023, <a href="https://cms.gumruktv.com.tr/editor/file/2023/Ekim/25.10.2023/Geçiş%20Belgesi%20Kontrolleri%20ve%20Elektronik%20Geçiş%20Belgesi.pdf">https://cms.gumruktv.com.tr/editor/file/2023/Ekim/25.10.2023/Geçiş%20Belgesi%20Kontrolleri%20ve%20Elektronik%20Geçiş%20Belgesi.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Türk Devletleri Teşkilatı Hükümetleri Arasında Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Kurulmasına İlişkin Anlaşma’, 09.05.2023 tarih ve 32185 sayılı Resmi Gazete, <a href="https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/05/20230509-1.pdf">https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/05/20230509-1.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar’, 31.12.2023 tarih ve 32146 sayılı (3. Mükerrer) Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231231M3-1.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231231M3-1.pdf</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması’, 12.05.2023 tarih ve 32188 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/05/20230512M1-3.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/05/20230512M1-3.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Arasında Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’, 27.04.2023 tarih ve 32173 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230427M1-1.pdf">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230427M1-1.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Basitleştirilmiş Gümrük Hattına İlişkin Anlaşma’, 07.01.2022 tarih ve 31712 sayılı Resmi Gazete, <a href="https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/01/20220107-2.pdf">https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/01/20220107-2.pdf</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">ÜZER Adnan (2023), AB Yeşil Mutabakatı (CBAM), Karbon Vergisi ve Gümrük İşlemleri, <a href="https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri">https://tiud.org.tr/2023/12/24/ab-yesil-mutabakati-cbam-karbon-vergisi-ve-gumruk-islemleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">World Bank Group, ‘Improving Freight Transit and Logistics Performance of the Trans-Caucasus Transit Corridor’, 13 Mayıs 2020, <a href="https://documents1.worldbank.org/curated/en/701831585898113781/pdf/Improving-Freight-Transit-and-Logistics-Performance-of-the-Trans-Caucasus-Transit-Corridor-Strategy-and-Action-Plan.pdf">https://documents1.worldbank.org/curated/en/701831585898113781/pdf/Improving-Freight-Transit-and-Logistics-Performance-of-the-Trans-Caucasus-Transit-Corridor-Strategy-and-Action-Plan.pdf</a> (son ulaşım: 12.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">World Bank (2023), “Middle Trade and Transport Corridor: Policies and Investments to Triple Freight Volumes and Halve Travel Time by 2030”. Washington, DC: World Bank, <a href="https://thedocs.worldbank.org/en/doc/6248f697aed4be0f770d319dcaa4ca52-0080062023/original/Middle-Trade-and-Transport-Corridor-World-Bank-FINAL.pdf">https://thedocs.worldbank.org/en/doc/6248f697aed4be0f770d319dcaa4ca52-0080062023/original/Middle-Trade-and-Transport-Corridor-World-Bank-FINAL.pdf</a>, (son ulaşım 19.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Development of the Trans-Caspian International Transport Route, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Avrasya Araştırma Enstitüsü, haftalık e-bülten 06.10.2015, No:36, <a href="https://eurasian-research.org/wp-content/uploads/2020/06/Weekly-e-bulletin-05-09-2015-12-10-2015-No-36.pdf">https://eurasian-research.org/wp-content/uploads/2020/06/Weekly-e-bulletin-05-09-2015-12-10-2015-No-36.pdf</a> , (son ulaşım: 19.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kunaka, Charles, and Robin Carruthers. 2014. Trade and&nbsp; Transport Corridor Management&nbsp; Toolkit. Washington, DC: World Bank. doi: 10.1596 /978-1-4648-0143-3. License: Creative Commons Attribution CC&nbsp;BY 3.0 IGO, <a href="https://documents1.worldbank.org/curated/en/719971468325781473/pdf/Trade-and-transport-corridor-management-toolkit.pdf">https://documents1.worldbank.org/curated/en/719971468325781473/pdf/Trade-and-transport-corridor-management-toolkit.pdf</a> (son ulaşım: 21.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Parlemantosu’nun 13 Eylül 2023 tarihli Türkiye Kararı (C/2024/1760), 22.03.2024 tarihli AB Resmi Gazetesi, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=OJ:C_202401760">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=OJ:C_202401760</a>, (son ulaşım: 29.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Borell Raporu’, Joint Communication To The European Councill State of Play of EU Türkiye Political, Economic and Trade Relations, JOIN(2023) 50 final <a href="https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_23_6157">https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_23_6157</a> (son ulaşım: 29.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kombine Taşımacılık Yönetmeliği, 27.05.2022 tarih ve 31848 sayılı Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/05/20220527-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/05/20220527-1.htm</a> (son ulaşım 29.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Review of the Measures Taken to Promote Multimodal Transport Between Asia and Europe, Permanent Secretariat of the Intergovernmental Commission TRACECA, 2022, <a href="https://traceca.uab.gov.tr/uploads/pages/yayinlar/review-on-measures-eng.pdf">https://traceca.uab.gov.tr/uploads/pages/yayinlar/review-on-measures-eng.pdf</a> (son ulaşım: 29.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Council Directive 92/106/EEC Of 7 December 1992 on the Establishment of Common Rules for Certain Types Of Combined Transport of Goods Between Member States, 17.12.1992 tarih ve L368/38 sayılı AT Resmi Gazetesi, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:31992L0106">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:31992L0106</a> (son ulaşım: 29.03.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Richard White, Railroaded: The Transcontinentals and the Making of Modern America, W.W. Norton&amp;Company, New York, 2012</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fridrich List, The National System of Political Economy, (Printed in Poland by Amazon Fulfillment), (Orijinal Basım: 1841)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türk Devletleri Teşkilatı Dokuzuncu Zirvesi Semerkant&#8217;ta gerçekleştirildi”, Türk Devletleri Teşkilatı sitesi, <a href="https://turkicstates.org/tr/haberler/turk-devletleri-teskilati-dokuzuncu-zirvesi-semerkantta-gerceklestirildi_2678">https://turkicstates.org/tr/haberler/turk-devletleri-teskilati-dokuzuncu-zirvesi-semerkantta-gerceklestirildi_2678</a>, son ulaşım 16.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Council Directive 92/106/EEC of 7 December 1992 on the Establishment of Common Rules for Certain Types of Combined Transport of Goods Between Member States’, 17.12.1992 tarih ve L 368/38 sayılı Avrupa Topluluğu Resmi Gazetesi, <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:31992L0106">https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:31992L0106</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Kombine Taşımacılık Yönetmeliği’, 27.05.2022 tarih ve 31848 sayılı Resmi Gazete, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/05/20220527-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/05/20220527-1.htm</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">‘The Customs Union in Action’, Avrupa Birliği, <a href="https://european-union.europa.eu/priorities-and-actions/actions-topic/customs_en">https://european-union.europa.eu/priorities-and-actions/actions-topic/customs_en</a> (son ulaşım 17.04.2024)</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Country Partnership Framework For The Republic of Türkıye FY24-28’, 12 Mart 2023, Dünya Bankası, <a href="https://documents1.worldbank.org/curated/en/099031824111097800/pdf/BOSIB1c51810200bb1b42411382658e7899.pdf">https://documents1.worldbank.org/curated/en/099031824111097800/pdf/BOSIB1c51810200bb1b42411382658e7899.pdf</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Konnektum kavramı, yeni nesil beyin çalışmalarından ödünç alınan bir kavram olup, beyindeki sinir bağlantılarının kapsamlı bir haritası olarak düşünülebilir. İnsan bilişinin temelinin, konnektom tarafından şekillendirilen dinamik etkileşim modelinde yatmakta olduğu her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır. Benzer şekilde, dünyada uzun mesafe yük taşımacılığı da küresel güç ilişkilerinin şekillenmesinde önemli ölçüde etkilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> “Türk Devletleri Teşkilatı Dokuzuncu Zirvesi Semerkant&#8217;ta Gerçekleştirildi”, Türk Devletleri Teşkilatı sitesi<a href="https://turkicstates.org/tr/haberler/turk-devletleri-teskilati-dokuzuncu-zirvesi-semerkantta-gerceklestirildi_2678"></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> 7 Aralık 1992 tarih ve 92/106/EEC sayılı AT Direktifi, Madde 1</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4" id="_ftn4">[4]</a> Kombine Taşımacılık Yönetmeliği, Madde 6.ç</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5" id="_ftn5">[5]</a> AB’nin deniz taşımacılığı ile ilgili düzenlemelerinde olduğu gibi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6" id="_ftn6">[6]</a> Kombine Taşımacılık Yönetmeliği, İkinci Bölüm</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7" id="_ftn7">[7]</a> Stand still şartı (mevcut durumun korunması): AB – Türkiye ilişkilerinin temelini oluşturmalıdır. AB’nin serbest ticaret anlaşmaları ile 1/95 OKK’da bulunan bu şart, GATT ve DTÖ görüşmelerinin en önemli yapısal parçasıdır. Çok özel durumlar haricinde geri dönüş yapılmaması ve görüşmelerin mevcut durum noktasında başlaması konusunda tahhütte bulunulması anlamına gelmektedir. Bu çerçevede, AB ve Türkiye arasındaki ticarette, her iki&nbsp; tarafın birbirine uyguladığı tarifelerde geri dönüş olmayacağı baştan taahhüt edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8" id="_ftn8">[8]</a> Dünya Bankası (2023), s. 5</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9" id="_ftn9">[9]</a> Dünya Bankası raporu (2020), s. 12</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10" id="_ftn10">[10]</a> https://european-union.europa.eu/priorities-and-actions/actions-topic/customs_en</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11" id="_ftn11">[11]</a> Dünya Bankası raporu (2023), s. 6</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12" id="_ftn12">[12]</a> Dünya Bankası Raporu (2023), s. 7</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13" id="_ftn13">[13]</a> Dünya Bankası Raporu (2023), s. 8</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14" id="_ftn14">[14]</a> Dünya Bankası Raporu (2023), s. 22-24, 33</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15" id="_ftn15">[15]</a> Türkiye İçin Ülke İşbirliği Çerçevesi, Dünya Bankası, (2024), s. 14</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16" id="_ftn16">[16]</a> Türkiye İçin Ülke İşbirliği Çerçevesi, Dünya Bankası, (2024), s. 15</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
